Redmi K90 Ultra Fan ile Geliyor

Xiaomi’nin alt markası Redmi’den oyunun kurallarını değiştirecek yeni bir modelin haberi geldi. Sızdırılan bilgilere göre, merakla beklenen Redmi K90 Ultra özellikleri, özellikle performans tutkunlarını ve mobil oyuncuları heyecanlandıracak cinsten. Cihazın en dikkat çeken yenilikleri arasında MediaTek’in en yeni işlemcisi, devasa bir batarya ve sektörde bir ilk olabilecek dahili soğutma fanı yer alıyor. Bu sızıntılar, K90 Ultra’nın sadece bir amiral gemisi katili olmakla kalmayıp, aynı zamanda mobil oyunculuk deneyimini de yeni bir seviyeye taşıyabileceğini gösteriyor.

Honor Magic 8 Pro Türkiye’ye Geliyor

Honor Magic 8 Pro Türkiye’ye Geliyor

Honor Magic 8 Pro Türkiye pazarına 3 Şubat'ta giriyor. Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemcisi, 200 MP kamerası ve dev bataryasıyla dikkat çeken telefonun tüm detayları burada.

Redmi K90 Ultra Özellikleri Neler Olacak?

Teknoloji dünyasının güvenilir sızıntı kaynaklarından gelen bilgilere göre Redmi K90 Ultra, gücünü MediaTek’in henüz duyurulmamış olan Dimensity 9500 yonga setinden alacak. Önceki nesillerde genellikle işlemcilerin daha yüksek saat hızlarına sahip “Plus” versiyonlarını görmeye alışkındık. Ancak son iddialar, MediaTek’in bu yıl Dimensity 9500+ modelini iptal ettiği yönünde.

Bu durum, Redmi K90 Ultra’nın standart Dimensity 9500 yongası ile piyasaya sürüleceği anlamına geliyor. Yine de bu işlemcinin, Snapdragon’un en güçlü modelleriyle başa baş bir performans sunması bekleniyor. Bu hamle, cihazın fiyat-performans dengesini koruma stratejisinin bir parçası olabilir.

Redmi K90 Ultra sızdırılan temel özellikler

Bununla birlikte, standart modelin kullanılması performans konusunda bir eksiklik yaratmayacaktır. Dimensity 9000 serisi, amiral gemisi segmentinde kendini kanıtlamış bir seri ve 9500’ün de bu başarıyı sürdürmesi, yapay zeka ve işlem gücü konusunda önemli iyileştirmelerle gelmesi öngörülüyor. Redmi’nin bu güçlü işlemciyi etkili bir şekilde soğutarak maksimum potansiyeline ulaştırması, cihazın başarısındaki kilit faktörlerden biri olacak.

Sektörde Bir İlk: Dahili Soğutma Fanı ve Dev Batarya

Redmi K90 Ultra ile ilgili en heyecan verici sızıntı, şüphesiz bir Xiaomi telefonda ilk kez kullanılacak olan dahili soğutma fanı. Mobil oyunculuk ve yüksek performans gerektiren uygulamalar, telefonların en büyük düşmanı olan ısınma sorununu (thermal throttling) beraberinde getiriyor. Bu sorun, işlemcinin aşırı ısınmasını önlemek için performansını düşürmesine neden olur. Redmi, K90 Ultra’ya entegre edeceği bu minyatür fan ile ısıyı aktif olarak dışarı atarak telefonun uzun süreli yoğun kullanımda bile performansını korumasını hedefliyor. Bu, özellikle rekabetçi mobil oyuncular için oyunun kurallarını değiştiren bir yenilik olabilir.

Performansın yanı sıra güç tüketimi de günümüz telefonlarının en önemli kriterlerinden biri. Redmi K90 Ultra, bu konuda da iddialı görünüyor. Sızıntılara göre cihaz, yaklaşık 8,500mAh kapasiteli dev bir batarya ile gelecek. Bu kapasite, standart amiral gemisi telefonların neredeyse iki katı anlamına geliyor ve normal kullanımda iki günü rahatlıkla çıkarabilecek bir pil ömrü vadediyor. Ayrıca, bu devasa bataryanın 100W hızlı şarj desteği sunacağı belirtiliyor. Bu sayede, telefonun kısa sürede tamamen şarj olması mümkün olacak. Hem yüksek performans hem de uzun pil ömrü sunma hedefi, K90 Ultra’yı rakiplerinden ayıran en önemli özelliklerden biri haline getirebilir.

Tasarım, Ekran ve Diğer Beklentiler

Redmi K90 Ultra’nın diğer özellikleri de amiral gemisi seviyesinde olacak. Cihazın, kullanıcılarına sürükleyici bir görsel deneyim sunması bekleniyor. Önceki sızıntılar, telefonun sahip olacağı ekran ve diğer donanım özelliklerine dair önemli ipuçları veriyor. İşte beklenen diğer özellikler:

  • Ekran: 6.8 inç boyutunda, 1.5K çözünürlüğe sahip ve 165Hz gibi ultra yüksek bir yenileme hızı sunan OLED panel. Bu ekran, hem akıcı bir kullanım hem de canlı renkler vaat ediyor.
  • Güvenlik: Ekrana gömülü ultrasonik parmak izi sensörü. Bu teknoloji, optik sensörlere göre daha hızlı ve güvenli bir biyometrik kimlik doğrulama sağlıyor.
  • Yapı: Cihazın metal bir orta çerçeveye ve toza-suya karşı dayanıklılık için IP68/69 sertifikasına sahip olacağı söyleniyor. Bu da premium bir hissiyat ve dayanıklılık anlamına geliyor.
  • Yazılım: Kutudan Android 16 işletim sistemi ve Xiaomi’nin en güncel arayüzü olan HyperOS 3 ile çıkması bekleniyor.
  • Ses: Stereo ses deneyimi için çift hoparlör kurulumu.

Tüm bu özellikler bir araya geldiğinde, Redmi K90 Ultra’nın sadece Çin pazarına özel kalmayabileceği düşünülüyor. Geçmiş yıllardaki stratejilere bakıldığında, bu modelin üzerinde yapılacak bazı değişikliklerle küresel pazarda Xiaomi 17T Pro adıyla satışa sunulması güçlü bir ihtimal olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bu gerçekleşirse, global kullanıcılar da bu performans canavarına sahip olma fırsatı bulacak.

Peki, Redmi K90 Ultra hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Bellek Devleri Harekete Geçti!

Teknoloji dünyasının en rekabetçi ve kârlı alanlarından biri olan bellek sektöründe, üç büyük üretici şaşırtıcı bir dayanışma örneği sergiliyor. Samsung, SK Hynix ve Micron, müşterilerinin bellek stokçuluğu yapmasını engellemek amacıyla ortak bir inceleme süreci başlattı. Nikkei Asia’nın raporuna göre bu dev şirketler, müşterilerinden sipariş hacimlerini ve kendi müşteri listelerini şeffaf bir şekilde açıklamalarını talep ediyor. Buradaki temel amaç, ihtiyacından fazla ürün alarak piyasadaki arz sorunlarını derinleştiren ve bellek kıtlığına yol açan firmaları tespit etmek.

Bellek Savaşları Başladı: iPhone 17 Maliyeti Artıyor

Bellek Savaşları Başladı: iPhone 17 Maliyeti Artıyor

Apple ve Google gibi devler bellek tedariki için Kore'de kamp kurdu. Fiyatlar 0 arttı, iPhone 17 ve PC maliyetleri hızla yükseliyor.

Samsung, SK Hynix ve Micron’dan Stokçuluğa Karşı Tarihi İttifak

Bu hamlenin tüketici elektroniği pazarına hızlı ve doğrudan bir etkisi olması bekleniyor. Eğer şirketler şu an daha ucuz fiyattan bellek depolayamazsa, bu durum cihaz fiyatlarındaki artışın hızlanmasına neden olabilir. Ancak üreticiler, piyasadaki gerçek talebi net bir şekilde görerek üretim kapasitelerini artırma konusunda daha cesur ve güvenli adımlar atabilir. Bu durum aynı zamanda, dev rakiplerinin stokçuluğu yüzünden ürün bulamayan küçük ölçekli firmaların da rekabete adil şartlarda dahil olmasını sağlayabilir.

Samsung, SK Hynix, Micron, bellek stokçuluğu, bellek fiyatları, çip krizi, teknoloji üretimi, NAND flash, DRAM

Bellek üreticileri geçmişte yaşanan senaryoların birebir tekrarlanmasından endişe duyuyor. Hatırlanacağı üzere pandemi döneminde evden çalışma düzenine geçişle birlikte talep patlaması yaşanmış, üreticiler yatırımlarını artırmış ancak talep düşünce firmalar ellerindeki şişkin stoklarla kalmıştı. 2025 yılında bellek talebinin yeniden artmasıyla birlikte markalar, bulabildikleri her ürünü alarak panik alımlarına yöneldi. Ancak yeni üretim hatlarının devreye girmesi yıllar süren ve devasa yatırımlar gerektiren bir süreç olduğu için üreticiler artık çok daha temkinli davranıyor.

Samsung Ram Fiyatlarına Yüzde 80 Zam Yolda!

Samsung Ram Fiyatlarına Yüzde 80 Zam Yolda!

Samsung bellek fiyatlarına yüzde 80 zam geleceği iddia edildi. Distribütör kaynaklı sızıntılar donanım pazarında endişe yarattı.

Şirketler, arz ve talep dengesinin aniden bozulup sektörün tekrar aşırı arz durumuna düşmesini istemiyor. Geçmişte yaşanan krizde, bellek satışları üçte bir oranında düşmüş ve gelirler çakılmıştı. Bu durum Samsung ve SK Hynix gibi devlerin üretimlerini kısmak zorunda kalmasına yol açmıştı. 2026 yılına geldiğimizde ise üreticiler, bu kısır döngüyü kırmak için stokçuluğun önüne geçmeyi bir zorunluluk olarak görüyor. Bu strateji, yapay zeka sektöründe olası bir balon patlaması yaşansa bile talebin belirli bir seviyede kalmasını garanti altına alabilir.

Samsung, SK Hynix, Micron, bellek stokçuluğu, bellek fiyatları, çip krizi, teknoloji üretimi, NAND flash, DRAM

Kısa vadede bu sıkı denetimler, bellek fiyatlarındaki parabolik yükselişleri frenleyebilir. Büyük müşterilerin gereksiz yere aşırı sipariş vermesi engellenirse, suni talep düşecek ve piyasa dengelenecektir. Ayrıca, aşırı siparişlerin engellenmesi, daha küçük müşterilerin adil fiyatlarla ürün bulmasını kolaylaştıracaktır. Bu durum, sektördeki rekabetin sağlıklı kalmasını ve küçük markaların pazardan silinmemesini sağlayarak uzun vadede tüketicinin lehine bir ortam oluşturabilir.

Yapay Zeka Yüzünden RAM Krizi Patladı! Bizi Neler Bekliyor?

Yapay Zeka Yüzünden RAM Krizi Patladı! Bizi Neler Bekliyor?

Yapay zeka yüzünden patlayan RAM krizi, fiyatları rekor seviyelere taşıyor. Veri merkezlerinin talebi tüketiciyi nasıl etkileyecek?

Üç büyük üretici, Micron, SK Hynix ve Samsung, yeni fabrikalar ve paketleme tesisleri için yatırım kararları aldıklarını duyurdu. Bu tesislerin tam kapasiteyle çalışması 2027 veya 2028 yılını bulacak olsa da, alınan önlemler o tarihe kadar piyasayı stabil tutmayı amaçlıyor. Sektör, bu zorlu süreci en az hasarla atlatmak ve gelecekteki kapasite artışına hazırlıklı olmak için şu anki “panik alımlarını” durdurmayı en etkili çözüm olarak görüyor.

Siz bu gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Elektronik cihaz satın alırken fiyatların sürekli artacağını öngörüp erkenden alışveriş yapanlardan mısınız, yoksa piyasanın dengelenmesini mi bekliyorsunuz?

Steam Çocukları Zaten Koruyor! Oyun Yasası Neyi Amaçlıyor?

Dijital oyun dünyası, günümüzde sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda milyonlarca gencin sosyalleştiği, öğrendiği ve vakit geçirdiği devasa bir ekosistem. Ancak bu ekosistem, beraberinde siber zorbalık, uygunsuz içerik ve kontrolsüz harcama gibi riskleri de getiriyor. Dünyanın en büyük dijital oyun platformu olan Steam, geçtiğimiz dönemde devreye aldığı kapsamlı “Aile Grupları” özelliğiyle ebeveynlere dijital dünyada “dizginleri ele alma” şansı tanıyor.

Oyunlar Türkiye’de Yasaklanıyor mu? Genelgede Neler Var?

Oyunlar Türkiye’de Yasaklanıyor mu? Genelgede Neler Var?

Dijital dünyada çocuklar için hazırlanan 2026-2030 eylem planı, güvenlik ve beceri odaklı yeni bir dönemi başlatıyor. Oyunlar yasaklanacak mı?

Bu yenilikçi adımlar, Türkiye’de de gündemde olan ve çocukların dijital dünyadaki güvenliğini merkeze alan “Oyun Yasası” hazırlıklarıyla paralel bir çizgide ilerliyor. İşte Steam’in koruma kalkanının detayları ve bu sistemin Türkiye’nin gelecek vizyonundaki yeri.

Steam Aile Yönetimi: Ebeveynler İçin Dijital Denetim Masası

Steam’in eski “Aile Görünümü” ve “Aile Paylaşımı” özelliklerini tek bir çatı altında birleştiren yeni sistemi, ebeveynlere çocuklarının oyun alışkanlıkları üzerinde tam yetki sağlıyor. Peki, bu sistem çocukları nasıl koruyor?

Erişim Kontrolü ve İçerik Filtreleme

Steam Aile Grupları sayesinde ebeveynler, çocuklarının kütüphanelerinde hangi oyunları görebileceğini ve oynayabileceğini belirleyebiliyor. Özellikle şiddet, korku veya yetişkinlere yönelik içerikler içeren oyunlar, ebeveyn onayı olmadan çocuk hesabı tarafından erişilemez hale getiriliyor. Bu, çocuğun gelişimine uygun olmayan içeriklerle karşılaşmasını engelleyen ilk ve en güçlü savunma hattı.

Zaman Yönetimi ve Oyun Süresi

Dijital bağımlılık, günümüzün en büyük problemlerinden biri. Steam’in yeni araçları, ebeveynlerin çocukları için günlük oyun süresi sınırları koymasına olanak tanıyor. Örneğin; bir çocuk hafta içi sadece 2 saat, hafta sonu ise 4 saat oyun oynayacak şekilde kısıtlanabiliyor. Süre dolduğunda oyun otomatik olarak kapanıyor ve çocuk, ebeveyninden ek süre talep etmek zorunda kalıyor.

Satın Alma Onay Sistemi: Sürpriz Fatura Devri Bitti

Çocukların ebeveynlerinin kredi kartlarıyla yanlışlıkla veya kontrolsüzce yaptığı harcamalar, pek çok ailenin kabusu olmuştu. Steam, bu sorunu “Satın Alma Talebi” özelliğiyle çözüyor. Çocuk bir oyun veya oyun içi içerik satın almak istediğinde, bu istek doğrudan ebeveynin mobil cihazına bildirim olarak düşüyor. Ebeveyn onay vermediği sürece herhangi bir işlem gerçekleşmiyor.

Türkiye’deki Oyun Yasası ve Dijital Güvenlik Reformu

Türkiye’de son dönemde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, bir “Oyun Yasası” ihtiyacını sık sık gündeme getiriyor. Bu yasa tasarısının temel odak noktaları ile Steam’in sunduğu çözümler şaşırtıcı derecede örtüşüyor.

Yerli Reyting ve Sınıflandırma Sistemi

Türkiye’nin gündemindeki yasal düzenlemelerden biri, oyunların Türkiye kültürüne ve çocuk gelişimine uygunluğunu denetleyecek bir ulusal sınıflandırma sistemi. Steam’in sunduğu aile filtresi, bu tür bir yasal altyapının teknik uygulayıcısı konumuna gelebilir. Yasayla belirlenen yaş sınırları, Steam üzerinden otomatik olarak uygulanabilir hale getirilerek ebeveynlerin yükü hafifletilebilir.

Dijital Okuryazarlık ve Ebeveyn Sorumluluğu

Taslak aşamasındaki düzenlemeler, sadece yasaklamayı değil, ebeveynlerin bilinçlendirilmesini de hedefliyor. Steam’in sunduğu şeffaf raporlama araçları (çocuğun hangi oyunda ne kadar vakit geçirdiği, kimlerle etkileşime girdiği), yasanın öngördüğü “bilinçli ebeveynlik” modelini destekliyor.

Siber Zorbalıkla Mücadele

Yasa çalışmaları, oyun içi sohbetlerdeki siber zorbalığı ve çocuk istismarını engellemeye yönelik ağır yaptırımlar içeriyor. Steam Aile Grupları, ebeveynlere çocuklarının sohbet özelliklerini kısıtlama veya tamamen kapatma yetkisi vererek, çocukları bu tür toksik ortamlardan yasal zemin oluşana kadar korumayı başarıyor.

Psikolojik ve Sosyal Açıdan Koruma: Sadece Yazılım Değil, Bir Güven Bağı

Uzmanlar, Türkiye’deki yeni yasal düzenlemelerin de iletişim odaklı yaklaşımı benimsemesi gerektiğini vurguluyor. Yasakların her zaman aşılabilen duvarlar olduğunu hatırlatan psikologlar, Steam gibi platformların sunduğu “denetimli serbestlik” modelinin, çocukların dijital özdenetim becerilerini geliştirmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.

Geleceğe Bakış: Güvenli Oyun Ekosistemi

Türkiye’nin üzerinde çalıştığı dijital oyun yasası yürürlüğe girdiğinde, Steam gibi küresel platformların bu yerel yasalara entegrasyonu kritik öneme sahip olacak. Steam’in mevcut Aile Yönetimi araçları, aslında devletlerin talep ettiği pek çok güvenlik kriterini hali hazırda sunuyor.

Steam Aile Grupları’na dahil olan 6 kişiye kadar aile üyesi, ortak bir oyun kütüphanesini paylaşırken kendi kayıt dosyalarına ve başarımlarına sahip olabiliyor. Bu, güvenliği sağlarken kullanıcı deneyiminden ödün verilmediğinin en büyük kanıtı.

Sonuç olarak; Steam’in teknolojik çözümleri ve Türkiye’nin yasal düzenleme vizyonu birleştiğinde, çocuklarımız için çok daha güvenli bir dijital gelecek inşa etmek mümkün. Dijital dünyada yasaklar yerine doğru araçlarla donatılmış ebeveynlik ve güçlü yasal altyapı, çocukları korumanın en etkili yolu olmaya devam edecek.

Sürücüsüz Taksiler Dünyaya Açılıyor!

Alphabet bünyesinde faaliyet gösteren otonom araç şirketi Waymo, sürücüsüz taksi filosunu uluslararası alanda genişletmek amacıyla devasa bir yatırım turunu tamamladı. Şirket, bu yıl içinde filosunu Londra ve Tokyo dahil olmak üzere bir düzineden fazla yeni şehre taşımayı planlarken toplamda 16 milyar dolarlık bir fon topladı. Bu hamle, şirketin küresel pazarda daha agresif bir büyüme stratejisi izleyeceğinin en net göstergesi oldu.

Nvidia 2027’de Robotaksi Hizmetini Başlatıyor

Nvidia 2027’de Robotaksi Hizmetini Başlatıyor

Nvidia, CES 2026’da 2027 yılına kadar kendi robotaksi hizmetini başlatacağını duyurdu. Otonom sürüş pazarında devlerin rekabeti kızışıyor.

Sürücüsüz Taksi Devi Waymo’nun Değeri 126 Milyar Dolara Ulaştı

Pazartesi günü yayınlanan blog yazısına göre, bu yatırım turu Dragoneer Investment Group, DST Global ve Sequoia Capital liderliğinde gerçekleşti. Bu yeni fonlama ile birlikte Waymo’nun piyasa değeri 126 milyar dolara ulaştı. Ana şirket Alphabet, çoğunluk yatırımcısı konumunu koruyarak tura destek verirken; Andreessen Horowitz, Mubadala Capital, Silver Lake, Tiger Global ve T. Rowe Price gibi dünyanın önde gelen yatırım şirketleri de sürece dahil oldu.

Waymo, Otonom Araç, Robotaksi, Sürücüsüz Taksi, Alphabet, Yatırım, Yapay Zeka

Waymo, elde edilen fonların son bir yılda hızlanan ve yavaşlama belirtisi göstermeyen büyüme sürecini desteklemek için kullanılacağını belirtti. Şirket yakın zamanda San Francisco Uluslararası Havalimanı’na yolculuk imkanı sağlamaya başladı ve hizmet ağını Kuzey Kaliforniya geneline yaydı. Ayrıca Los Angeles, Austin ve Miami gibi Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük metropol bölgelerinde de robotaksi hizmetlerini genişleterek kullanıcı tabanını artırdı.

Waymo robotaksi alanında zirvede!

Waymo robotaksi alanında zirvede!

Waymo firması, 20 milyon tam otonom yolculuk sayısına ulaşmayı başardı.

Yıllarca Google’ın sürücüsüz araç projesi olarak ilerleyen girişim, teknolojisini Silikon Vadisi’nde test ettikten sonra ilk büyük coğrafi adımını 2016 yılında Phoenix’te atmıştı. Ağustos 2023’te Kaliforniya’da ücretli yolculuk izni alarak gaza basan Waymo, San Francisco’da sınırlı bir hizmet başlattı. Uber ile yapılan ortaklık sayesinde 2025 yılında Austin ve Atlanta’da faaliyete geçen şirket, yıla Miami genişlemesiyle hızlı bir giriş yaptı.

Waymo, Otonom Araç, Robotaksi, Sürücüsüz Taksi, Alphabet, Yatırım, Yapay Zeka

Bu coğrafi genişleme, altı büyük ABD metropolünde her hafta 400.000 yolculuk yapılmasına olanak sağladı. Şirket, sadece 2025 yılında yıllık hacmini üç katına çıkararak 15 milyon yolculuğa ulaştı ve bugüne kadar toplamda 20 milyon yolculuk barajını aştı. Waymo yetkilileri, artık bir kavramı kanıtlamaya çalışmadıklarını, ticari bir gerçekliği ölçeklendirdiklerini belirterek; 2026 yılında Tokyo ve Londra dahil olmak üzere 20’den fazla ek şehirde faaliyete geçmek için zemin hazırladıklarını duyurdu.

Sürücüsüz Taksiden Cinayete Teşebbüs!

Sürücüsüz Taksiden Cinayete Teşebbüs!

Waymo’ya ait sürücüsüz bir robotaksi, okul bölgesinde yola fırlayan bir çocuğa çarptı. NHTSA olayla ilgili resmi soruşturma başlattı.

Ancak bu hızlı büyüme, artan incelemeleri ve eleştirileri de beraberinde getirdi. Özellikle okul bölgelerinde bazı tehlikeli davranışlar sergileyen robotaksiler, yetkililerin dikkatini çekti. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) ve Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB), Waymo araçlarının okul otobüsleri çevresindeki yasadışı davranışları nedeniyle soruşturma başlattı. Ayrıca geçen hafta bir okul yakınında bir çocuğa yaklaşık 10 km/s hızla çarpılması ve çocuğun hafif yaralanması sonucu NHTSA tarafından yeni bir inceleme daha başlatıldı.

Sürücüsüz araç teknolojilerinin bu denli hızlı yayılması ve aldığı devasa yatırımlar hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Güvenlik endişelerine rağmen geleceğin tamamen otonom araçlarda olduğuna inanıyor musunuz?

En Güçlü Android Telefonlar Açıklandı! İşte Tam Liste!

Merakla beklenen en güçlü Android telefonlar listesi, performans testleri otoritesi AnTuTu tarafından bir kez daha yayınlandı. Ocak 2026 verilerini kapsayan bu yeni sıralama, akıllı telefon pazarındaki güç dengelerini ve üreticiler arasındaki kıyasıya rekabeti gözler önüne seriyor. Listenin zirvesinde yine şaşırtıcı olmayan bir isim yer alırken, ilk 10’daki diğer modeller de sundukları ham güç ile dikkat çekiyor. Bu sıralama, yeni bir akıllı telefon almayı düşünen veya mobil teknolojinin sınırlarını merak eden kullanıcılar için önemli bir rehber niteliği taşıyor.

Honor Magic 8 Pro Türkiye’ye Geliyor

Honor Magic 8 Pro Türkiye’ye Geliyor

Honor Magic 8 Pro Türkiye pazarına 3 Şubat'ta giriyor. Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemcisi, 200 MP kamerası ve dev bataryasıyla dikkat çeken telefonun tüm detayları burada.

Ocak 2026’nın En Güçlü Android Telefonlar Listesi Belli Oldu

AnTuTu’nun sentetik benchmark testlerine dayanarak hazırladığı ve sektörde standart olarak kabul edilen listeye göre, Ocak 2026’nın performans şampiyonu bir kez daha Red Magic 11 Pro+ oldu. Özellikle mobil oyuncular için tasarlanan bu cihaz, sahip olduğu aktif soğutma sistemi sayesinde işlemcisini uzun süreler boyunca en yüksek performansta çalıştırarak rakiplerine fark atmayı başarıyor. Zirveyi zorlayan diğer modeller ise sırasıyla ikinci sırada yer alan Vivo X300 Pro ve üçüncü sıradaki Realme GT8 Pro oldu. Bu durum, hem oyun odaklı cihazların hem de amiral gemisi modellerin performans konusunda ne kadar iddialı olduğunu kanıtlıyor.

AnTuTu Ocak 2026 en güçlü Android telefonlar listesi

Listenin tamamı, günümüz mobil teknolojisinin ulaştığı etkileyici seviyeyi gösteriyor. Neredeyse tüm modellerin en yeni nesil işlemciler ve yüksek kapasiteli RAM ile donatıldığı görülüyor. İşte AnTuTu tarafından yayınlanan Ocak 2026’nın en hızlı 10 Android telefonu:

  1. Red Magic 11 Pro+
  2. Vivo X300 Pro
  3. Realme GT8 Pro
  4. IQOO 15
  5. HONOR Magic8 Pro
  6. HONOR WIN
  7. HONOR Magic8
  8. OnePlus 15
  9. Redmi K90 Pro Max
  10. Vivo X300

Bu liste, özellikle Çinli üreticilerin performans odaklı akıllı telefon pazarındaki ezici üstünlüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. Honor’un listeye üç farklı modelle girmesi, markanın Ar-Ge’ye yaptığı yatırımın bir sonucu olarak değerlendirilebilir. OnePlus ve Redmi gibi markalar ise “amiral gemisi katili” unvanlarını performansla da desteklemeye devam ediyor.

Zirvenin Yıldızı: Red Magic 11 Pro+ Neden Bu Kadar Güçlü?

Red Magic serisinin AnTuTu listelerinde sürekli olarak zirvede yer almasının arkasında yatan en büyük sır, aktif soğutma teknolojisidir. Diğer birçok amiral gemisi telefon, ısıyı dağıtmak için pasif soğutma çözümleri (buhar odaları, grafit levhalar vb.) kullanırken, Red Magic 11 Pro+ içerisinde fiziksel bir fan barındırır. Bu minyatür fan, en yoğun oyun seanslarında veya performans testi sırasında bile işlemcinin aşırı ısınmasını ve buna bağlı olarak performansını düşürmesini (thermal throttling) engeller. Bu sayede cihaz, teorik maksimum gücünü çok daha uzun süre koruyabilir ve bu da sentetik test puanlarına doğrudan yansır.

Bununla birlikte, tek etken soğutma değildir. Cihazın en güncel ve en güçlü mobil işlemciye, ultra hızlı RAM modüllerine ve optimize edilmiş bir oyun arayüzüne sahip olması da bu başarıda kritik rol oynar. Kısacası Red Magic, tavizsiz bir performans canavarı olarak tasarlanmıştır ve AnTuTu sonuçları da bunu doğrulamaktadır.

AnTuTu Performans Testleri Neleri Ölçüyor?

Bir telefonun AnTuTu’dan aldığı yüksek puan, onun genel performans potansiyelini gösteren bir özet niteliğindedir. Ancak bu puan, tek bir bileşenin değil, birden fazla donanımın performansının birleşiminden oluşur. AnTuTu, bir akıllı telefonun gücünü ölçerken dört ana kategoriye odaklanır:

  • CPU (Merkezi İşlem Birimi): Telefonun beynidir. Uygulamaların ne kadar hızlı açıldığı, genel sistem akıcılığı ve çoklu görev performansı gibi temel işlemlerin hızını ölçer.
  • GPU (Grafik İşlem Birimi): Özellikle oyunlar, 3D grafikler ve yüksek çözünürlüklü videolar için kritik öneme sahiptir. GPU testi, telefonun grafiksel olarak ne kadar zorlu görevlerin üstesinden gelebildiğini belirler.
  • Bellek (MEM): Bu kategori, hem RAM’in hızını hem de dahili depolama biriminin okuma/yazma hızını test eder. Hızlı bellek, uygulamaların daha çabuk yüklenmesini ve dosyaların daha hızlı kopyalanmasını sağlar.
  • Kullanıcı Deneyimi (UX): Veri işleme, görüntü işleme ve arayüz akıcılığı gibi günlük kullanımı doğrudan etkileyen senaryoları simüle eder.

Bu dört kategoriden alınan puanların birleşimi, telefonun genel AnTuTu skorunu oluşturur. Bu nedenle, en güçlü Android telefonlar listesindeki bir cihazın sadece iyi bir işlemciye değil, aynı zamanda hızlı bir GPU’ya, geniş bant genişliğine sahip RAM’e ve hızlı bir depolama birimine sahip olduğu anlamına gelir. Yine de unutulmamalıdır ki, sentetik test puanları her şey demek değildir. İyi bir yazılım optimizasyonu ve stabil bir arayüz, en az yüksek donanım kadar önemlidir.

Peki, Ocak 2026’nın en güçlü telefonları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Yapay Zekalara Özel Sosyal Medya Felakete Neden Oldu!

Son günlerde teknoloji dünyasında, yapay zeka ajanlarının birbirleriyle iletişim kurduğu Reddit benzeri bir platform olan Moltbook sıkça konuşuluyor. İnsanların yapay zekanın bilinç kazandığını düşündüğü bu platform, aslında ciddi gizlilik ve güvenlik riskleri taşıyan, gelişigüzel inşa edilmiş bir yapı olarak dikkat çekiyor. Hacker Jameson O’Reilly, platformdaki her bir ajanın kimlik doğrulaması için kullanılan API anahtarlarının herkese açık bir veritabanında savunmasız bir şekilde durduğunu keşfetti. Bu kritik açık, veritabanına erişen herhangi birinin platformdaki tüm yapay zeka ajanlarını ele geçirip kontrol etmesine olanak tanıyor.

Yapay Zeka Kripto Hırsızlığına Başladı!

Yapay Zeka Kripto Hırsızlığına Başladı!

OpenClaw (eski adıyla Clawdbot) kullanıcılarını hedef alan 14 zararlı yazılım ClawHub'da tespit edildi. Kripto cüzdanlarınız tehlikede olabilir.

Yapay Zeka Bilinçlendi Sanılırken Veriler Çalındı: Moltbook Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Bu güvenlik zafiyeti, saldırganların herhangi bir ajanı taklit etmesi anlamına geliyor. Özellikle OpenAI kurucu ortağı Andrej Karpathy gibi tanınmış isimlerin dikkatini çeken platformda, yüksek profilli hesapların ele geçirilmesi büyük bir itibar kaybına yol açabilir. Saldırganlar, bu hesaplar üzerinden sahte güvenlik tavsiyeleri verebilir veya dolandırıcılık girişimlerinde bulunabilir. Daha da kötüsü, “prompt injection” adı verilen yöntemle ajanların güvenlik bariyerleri aşılabiliyor. Saldırganlar, bir ajanın geçmişine gizli komutlar yerleştirerek, ajanın kendi hafızasına güvenmesi prensibini bir saldırı vektörüne dönüştürebiliyor ve ajanları kötü niyetli davranışlara yönlendirebiliyor.

Moltbook, Yapay Zeka Güvenliği, API Anahtarı, Siber Güvenlik, OpenClaw, Prompt Injection, Veri Sızıntısı, AI Ajanları

Moltbook üzerinde şu an 1,5 milyondan fazla ajan bulunmasına rağmen, bunların sadece 16.000 civarı doğrulanmış hesaba sahip. Geriye kalan 1,47 milyon doğrulanmamış hesap, meşru sahipleri kurulumu tamamlamadan önce saldırganlar tarafından ele geçirilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Siber güvenlik firması Wiz, bu açığı doğrulayarak 30.000’den fazla kullanıcının e-posta adresinin ve ajanlar arasındaki 4.000’den fazla özel mesajın sızdırıldığını raporladı. Ayrıca platformdaki içeriklerin tamamının yapay zeka tarafından üretilmediği, insanların da GitHub projeleri aracılığıyla bot gibi davranarak paylaşım yapabildiği veya ajanları manipüle ettiği ortaya çıktı.

Moltbook, Yapay Zeka Güvenliği, API Anahtarı, Siber Güvenlik, OpenClaw, Prompt Injection, Veri Sızıntısı, AI Ajanları

Uzmanlar, dil modellerinin insan verileriyle eğitildiğini ve bu nedenle insan benzeri davranışlar sergilemelerinin “bilinç” değil, sadece taklit olduğunu hatırlatıyor. Platformun yaratıcısı Matt Schlicht, güvenlik açıklarını bildiren O’Reilly’e sorunu çözmek için yine yapay zekayı kullanacağını belirtti. Ancak maruz kalınan API anahtarlarının değiştirilip değiştirilmediği ve doğrulama sistemindeki temel hatanın giderilip giderilmediği belirsizliğini koruyor. Moltbook’un ilham kaynağı olan OpenClaw projesinde de benzer güvenlik endişeleri mevcut; yaratıcısı yazdığı kodu okumadığını belirtirken, OpenSourceMalware raporuna göre platforma çok sayıda kötü amaçlı “yetenek” yüklenmiş durumda.

Popüler Yapay Zeka Aracındaki Dev Risk!

Popüler Yapay Zeka Aracındaki Dev Risk!

GitHub'da rekor kıran yapay zeka ajanı Moltbot, 85 bin yıldıza ulaştı. Ancak uzmanlar güvenlik açıkları konusunda uyarıyor. Detaylar haberimizde.

Bu tür platformlar uzaktan izlemek için ilginç olsa da, kişisel verilerinizi ve güvenliğinizi riske atarak dahil olmak şu aşamada pek mantıklı görünmüyor. Peki siz bu tür deneysel yapay zeka sosyal ağlarına katılmayı güvenli buluyor musunuz, yoksa gelişmelerin uzaktan takip edilmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz?

Xiaomi HyperOS 3 Güncellemesi için Son Liste!

Xiaomi HyperOS 3 güncellemesi dağıtım maratonunda artık son viraja girildi. 2025 yılının Ekim ayında başlayan ve kademeli olarak onlarca cihaza ulaşan bu kapsamlı yazılım yenilemesi, şimdi son grup cihazlar için yayınlanarak tamamlanma aşamasına geldi. Xiaomi kullanıcıları için performans artışı, yeni özellikler ve daha akıcı bir arayüz vadeden bu güncelleme süreci, şirketin yazılım desteği konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Xiaomi HyperOS 3.1 Alacak Xiaomi, Redmi ve Poco Modelleri

Xiaomi HyperOS 3.1 Alacak Xiaomi, Redmi ve Poco Modelleri

Xiaomi'nin Android 16 tabanlı yeni arayüz Xiaomi HyperOS 3.1 güncellemesini alacak tüm Xiaomi, Redmi ve POCO modelleri burada.

Xiaomi HyperOS 3 Güncellemesi Dağıtım Sürecinde Sona Gelindi

Xiaomi, Android tabanlı işletim sistemi arayüzü olan MIUI’yi geride bırakarak “İnsan x Araba x Ev akıllı ekosistemi” vizyonuyla geliştirdiği HyperOS ile yeni bir döneme adım attı. HyperOS 3, bu vizyonun en güncel ve olgunlaşmış hali olarak kullanıcılara sunuldu. Aylardır devam eden dağıtım sürecinin sonuna gelinmesi, şirketin planlamasına ne kadar sadık kaldığını gösteriyor. Özellikle milyonlarca cihazı kapsayan böylesine büyük bir operasyonun sorunsuz bir şekilde ilerlemesi, Xiaomi’nin yazılım mühendisliği alanındaki başarısını kanıtlıyor. Bu süreç, kullanıcıların en son güvenlik yamalarına ve teknolojik yeniliklere hızla kavuşması açısından büyük önem taşıyor.

HyperOS, sadece bir arayüz değişikliği olmanın ötesinde, sistemin temelinden yeniden tasarlanmış bir yapı sunuyor. Daha düşük donanım kaynakları ile daha yüksek performans elde etmeyi amaçlayan bu sistem, özellikle eski model cihazlara bile yeni bir soluk getirme potansiyeli taşıyor. HyperOS 3 sürümüyle birlikte gelen optimizasyonlar, pil ömründe gözle görülür iyileşmeler ve uygulama açılış hızlarında artış sağlıyor. Bu nedenle, güncellemenin son dalgasının tamamlanması, listedeki cihazların sahipleri tarafından sabırsızlıkla bekleniyor.

Xiaomi HyperOS 3.0 güncelleme süreci

HyperOS 3 Bekleyen Son Cihazlar Hangileri?

Xiaomi, güncelleme dağıtımının son aşamasına geçtiğini duyururken, güncellemeyi henüz almamış olan cihazların listesi de netleşti. Bu liste, farklı segmentlerden birçok popüler modeli içeriyor. Eğer cihazınız bu listede yer alıyorsa, çok yakında HyperOS 3’ün getirdiği yeniliklere kavuşacaksınız demektir. İşte güncellemeyi alacak son parti Xiaomi, Redmi ve POCO cihazlarının tam listesi:

  • Xiaomi 13T
  • Redmi Note 15 Pro 4G
  • Redmi 14R
  • Redmi 15 (LTE & 5G)
  • Redmi 15C (LTE & 5G)
  • Redmi A4
  • POCO C85 (LTE & 4G)
  • POCO C75 5G
  • POCO M7 5G
  • POCO M7 Plus
  • Redmi Pad Pro
  • POCO Pad

Bu cihazlardan bazılarının belirli bölgelerde beta sürümlerini almaya başlamış olabileceği, ancak kararlı ve genel sürümün dağıtımının bu son dalga ile tamamlanacağı belirtiliyor. Xiaomi’nin hedefi, Şubat ayının sonuna kadar tüm uygun cihazları HyperOS 3’e geçirmek.

Gözler HyperOS 3.1 Sürümüne Çevrildi

Xiaomi’nin HyperOS 3 dağıtımını hızlandırmasının arkasındaki en önemli nedenlerden biri de bir sonraki büyük güncelleme olan HyperOS 3.1 için hazırlıkların başlamış olması. Teknoloji dünyasında sızıntılar ve beta programları, bir sonraki adımı her zaman önceden haber verir. Xiaomi, HyperOS 3.1 için ilk beta programını tamamladı ve hatta ikinci beta grubunu da test sürecine dahil etti. Bu durum, geliştirme sürecinin ne kadar hızlı ilerlediğini gösteriyor.

Bu nedenle, mevcut dağıtımın tamamlanmasıyla birlikte tüm dikkatler HyperOS 3.1’in getireceği yeniliklere çevrilecek. Yeni sürümün, yapay zeka özelliklerini daha da derinleştirmesi, ekosistem entegrasyonunu güçlendirmesi ve yeni kişiselleştirme seçenekleri sunması bekleniyor. Kararlı HyperOS 3.1 sürümünün ise Mart ayı gibi erken bir tarihte amiral gemisi modellerden başlayarak dağıtılmaya başlanması öngörülüyor. Bu durum, Xiaomi’nin yazılım alanında rakipleriyle ne kadar rekabetçi bir strateji izlediğini de ortaya koyuyor.

Peki, Xiaomi HyperOS 3 güncellemesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

SpaceX xAI’ı Satın Aldı! Dev Birleşme!

Teknoloji ve uzay endüstrilerinde dengeleri değiştirecek dev bir adım atıldı. Elon Musk’ın vizyoner projesi SpaceX xAI satın alması ile iki dev şirketi tek bir çatı altında birleştirdi. Bu hamle, sadece finansal büyüklüğüyle değil, aynı zamanda yapay zekânın geleceğini uzaya taşıma vizyonuyla da tarihe geçti. Toplamda 1 trilyon doları aşan bir değere ulaşan bu birleşme, hem teknoloji dünyasında hem de yatırımcılar arasında büyük bir heyecan yarattı.

TSMC’nin NVIDIA için Üretimi İkiye Katlaması Gerekiyor

TSMC’nin NVIDIA için Üretimi İkiye Katlaması Gerekiyor

NVIDIA CEO'su Jensen Huang, TSMC'nin sadece NVIDIA'nın talebini karşılamak için üretimi 0 artırması gerektiğini açıkladı. Detaylar burada.

SpaceX xAI Satın Alması ve Rekor Değerleme

Elon Musk tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, uzay taşımacılığı devi SpaceX, yapay zekâ girişimi xAI’ı bünyesine kattı. Bu stratejik birleşme, 250 milyar dolarlık rekor bir xAI değerlemesi üzerinden gerçekleşti. Anlaşma sonucunda ortaya çıkan yeni yapının toplam değerinin ise 1.25 trilyon dolara ulaştığı belirtiliyor. Bu rakamlar, söz konusu satın almayı teknoloji tarihinin en büyük anlaşmalarından biri haline getiriyor. Hatta 2000 yılında Vodafone’un Mannesmann’ı 203 milyar dolara satın alarak kırdığı rekoru geride bırakarak zirveye yerleşiyor.

Anlaşmanın finansal detaylarına göre, xAI yatırımcıları sahip oldukları her bir hisse karşılığında 0,1433 adet SpaceX hissesi alma hakkına sahip olacak. Bununla birlikte, bazı yöneticilere hisse başına 75,46 dolar nakit ödeme seçeneği de sunuldu. Bu devasa birleşme, Musk’ın farklı sektörlerdeki şirketlerini (Tesla, Neuralink, SpaceX, xAI) daha entegre bir ekosistem haline getirme stratejisinin en önemli parçalarından biri olarak görülüyor.

SpaceX ve xAI birleşmesi

Bu satın alma, sadece finansal bir birleşme değil, aynı zamanda iki farklı teknolojinin geleceğini bir araya getiren stratejik bir vizyonu temsil ediyor. SpaceX’in uzay teknolojisindeki liderliği ve xAI’nin yapay zekâ alanındaki potansiyeli, gelecekte insanlığın karşılaşacağı büyük zorluklara karşı yenilikçi çözümler sunma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, SpaceX’in bu yıl içinde planladığı ve değerlemesini 1,5 trilyon doların üzerine çıkarabileceği düşünülen halka arz öncesinde bu hamlenin gelmesi, şirketin piyasa değerini daha da güçlendirmeyi amaçladığını gösteriyor.

Uzay Tabanlı Yapay Zekâ Vizyonu

Birleşmenin arkasındaki en temel motivasyon, Elon Musk’ın uzun zamandır dile getirdiği “uzay tabanlı yapay zekâ” vizyonu. SpaceX tarafından yapılan açıklamada, günümüzdeki yapay zekâ sistemlerinin Dünya üzerinde kurulu, devasa enerji ve soğutma maliyetleri olan veri merkezlerine bağımlı olduğuna dikkat çekildi. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını savunan şirket, uzun vadede yapay zekâ operasyonlarını uzaya taşımanın “tek mantıklı çözüm” olduğunu vurguladı.

Peki, bu vizyon pratikte ne anlama geliyor? İşte potansiyel uygulama alanları:

  • Otonom Uzay Araçları: xAI tarafından geliştirilen gelişmiş yapay zekâ algoritmaları, SpaceX’in uzay araçlarının ve roketlerinin daha otonom bir şekilde hareket etmesini, anlık kararlar almasını ve karmaşık görevleri insan müdahalesi olmadan tamamlamasını sağlayabilir.
  • Veri Analizi: SpaceX’in Starlink uyduları ve diğer uzay görevleri aracılığıyla topladığı terabaytlarca veri, xAI’nin yapay zekâ modelleri tarafından analiz edilerek uzay hakkında daha önce görülmemiş içgörüler elde edilebilir.
  • Mars Kolonizasyonu: Musk’ın en büyük hayali olan Mars’ta kendi kendine yetebilen bir koloni kurma hedefi için yapay zekâ kritik bir rol oynayacaktır. Kaynak yönetimi, yaşam destek sistemlerinin optimizasyonu ve otonom inşaat gibi alanlarda xAI’nin teknolojisi kullanılabilir.
  • Enerji Verimliliği: Yapay zekâ sistemlerinin uzayda, Dünya’daki gibi büyük soğutma sistemlerine ihtiyaç duymadan çalıştırılması, hem enerji verimliliği sağlayacak hem de çevresel etkiyi azaltacaktır.

Piyasa Etkileri ve Olası Engeller

SpaceX ve xAI birleşmesi, teknoloji sektöründe rekabeti yeniden şekillendirecek bir gelişme. Özellikle OpenAI, Google ve Microsoft gibi yapay zekâ alanındaki diğer devler için ciddi bir rakip ortaya çıkmış oldu. SpaceX’in roket, uydu ve iletişim altyapısını yapay zekâ ile birleştirmesi, rakiplerinin kolay kolay ulaşamayacağı bir rekabet avantajı yaratıyor.

Bununla birlikte, bu devasa birleşmenin sorunsuz ilerleyeceğinin bir garantisi yok. Musk’ın şirketleri arasındaki bu iç içe geçmiş yapı, düzenleyici kurumların dikkatini çekebilir. Özellikle SpaceX’in NASA ve ABD Savunma Bakanlığı gibi devlet kurumlarıyla milyarlarca dolarlık anlaşmaları bulunuyor. Bu nedenle, birleşmenin tekelcilik endişeleri, çıkar çatışmaları ve ulusal güvenlik açısından detaylı bir incelemeye tabi tutulması bekleniyor. Rekabet kurullarının ve hükümet yetkililerinin bu birleşmeye nasıl yaklaşacağı, sürecin geleceği açısından belirleyici olacaktır.

Sonuç olarak, SpaceX’in xAI’ı satın alması, Elon Musk’ın geleceğe yönelik cesur vizyonunun en somut adımlarından biridir. Bu hamle, yapay zekânın sınırlarını yeryüzünden uzayın derinliklerine taşımayı hedeflerken, teknoloji dünyasında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Önümüzdeki yıllar, bu tarihi birleşmenin meyvelerini ve küresel teknoloji yarışındaki etkilerini gözlemleyeceğimiz heyecan verici bir dönem olacak.

Peki, bu dev satın alma hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Fallout Dizisi YouTube’da Ücretsiz Yayınlandı

Amazon Prime Video, son zamanların en çok konuşulan yapımlarından biri olan ve popüler video oyunu serisinden uyarlanan Fallout dizisi YouTube platformunda izleyicilerle buluşturdu. Şirket, dizinin tüm ilk sezonunu Prime Video Türkiye’nin resmi YouTube kanalı üzerinden tamamen ücretsiz olarak yayınladı. Bu stratejik hamle, dizinin yakaladığı büyük başarıyı daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve yakında final yapacak olan ikinci sezona olan ilgiyi artırmayı hedefliyor.

Stranger Things Efsanesi Geri Dönüyor!

Stranger Things Efsanesi Geri Dönüyor!

Stranger Things evreni genişliyor. Animasyon dizisi Tales From 85 için ilk fragman ve net yayın tarihi resmen belli oldu.

Fallout Dizisi YouTube Hamlesinin Arkasındaki Strateji Ne?

Prime Video’nun bu cömert adımı, dijital yayın platformları arasındaki rekabette dikkat çekici bir pazarlama taktiği olarak öne çıkıyor. Dizinin ilk sezonunu ücretsiz sunarak, hem Fallout evrenine yabancı olan potansiyel izleyicileri kazanmak hem de mevcut hayran kitlesini ikinci sezon için heyecanlandırmak amaçlanıyor. Kaynaklardan gelen bilgilere göre, birinci sezon bölümleri sınırlı bir süre için YouTube’da kalacak, bu da izleyicileri hızlı hareket etmeye teşvik ediyor. Bu yöntem, genellikle platforma yeni aboneler çekmek için etkili bir yol olarak kullanılıyor.

Dizi, eleştirmenlerden ve izleyicilerden tam not alarak son yılların en başarılı oyun uyarlamalarından biri olarak kabul ediliyor. Post-apokaliptik bir dünyada geçen hikayesi, derin karakterleri ve oyun serisinin ruhuna sadık kalmasıyla büyük beğeni topladı. Bu başarı, dizinin IMDb gibi platformlarda 8,3 gibi yüksek bir puana sahip olmasıyla da kanıtlanıyor.

Oyunlardan Ekranlara Post-Apokaliptik Bir Başyapıt

Fallout dizisi, nükleer bir felaketin ardından 200 yıl sonrasında geçen bir hikayeyi anlatıyor. Lüks yeraltı sığınaklarında (Vault) yaşayan insanların, atalarının geride bıraktığı cehennemvari ve tuhaf dünyayı keşfetmek için yüzeye çıkmak zorunda kalmalarını konu alıyor. Dizinin başrollerinde Ella Purnell, Walton Goggins ve Aaron Moten gibi yetenekli isimler yer alıyor. Yapım, yeraltı sığınaklarında büyüyen insanların dış dünyayla ilk karşılaşmasını, bu acımasız evrende güç, ihanet ve hayatta kalma mücadelesini etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor.

İlk Sezonun Tüm Bölümlerini Buradan İzleyin

Amazon Prime Video Türkiye, ilk sezonun sekiz bölümünün tamamını resmi YouTube kanalına yükledi. Aşağıdaki bağlantılardan bölümlere doğrudan ulaşabilirsiniz:

1. Sezon 1. Bölüm

1. Sezon 2. Bölüm

1. Sezon 3. Bölüm

1. Sezon 4. Bölüm

1. Sezon 5. Bölüm

1. Sezon 6. Bölüm

1. Sezon 7. Bölüm

1. Sezon 8. Bölüm

Peki, Fallout dizisinin YouTube’da yayınlanması hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

WhatsApp için Yeni Güncelleme

Popüler anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, kullanıcı deneyimini geliştirecek yeni özellikler üzerinde çalışmaya devam ediyor. Son sızıntılara göre, yakında hayata geçecek olan WhatsApp kanal yöneticisi profili özelliği, özellikle içerik üreticileri ve işletmeler için önemli bir yenilik sunacak. iOS için geliştirilen 26.4.10.73 beta sürümünde keşfedilen bu özellik, kanallardaki şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırmayı hedefliyor.

WhatsApp’ın Yeni Özelliğini Çok Seveceksiniz

WhatsApp’ın Yeni Özelliğini Çok Seveceksiniz

WhatsApp iletilme sayısı özelliği artık iOS beta kullanıcıları için aktif! Kanal yöneticileri artık paylaşımlarının ne kadar yayıldığını görebilecek.

WhatsApp Kanal Yöneticisi Profili Nedir ve Nasıl Çalışacak?

WhatsApp, Android beta sürümünde bir süredir test ettiği kanal yöneticileri için kişisel profil oluşturma özelliğini şimdi de iOS platformuna taşıyor. Bu yeni işlevsellik, bir kanalda yetkili olan yöneticilerin, paylaştıkları gönderilerde kendi kimliklerini (isim ve profil fotoğrafı) sergilemelerine olanak tanıyacak. Böylece, bir kanalı takip eden kullanıcılar, yapılan her bir güncellemenin hangi yönetici tarafından paylaşıldığını net bir şekilde görebilecekler.

Bu özellik, özellikle birden fazla çalışanın yönettiği kurumsal veya ticari WhatsApp kanalları için büyük bir avantaj sağlıyor. Örneğin, bir markanın müşteri hizmetleri kanalında farklı çalışanlar, kendi kişisel yönetici profilleriyle yanıt vererek daha kişisel ve güvenilir bir iletişim ortamı yaratabilir. Bu durum, takipçilerle olan bağı güçlendirirken, aynı zamanda ekip içi sorumluluk dağılımını da netleştirir.

WhatsApp iOS beta sürümünde kanal yöneticisi profili oluşturma özelliği ekran görüntüsü

Özelliğin kullanımı oldukça basit olacak şekilde tasarlanıyor. Kanal yöneticileri, doğrudan kanal bilgi ekranı üzerinden kendilerine özel bir profil oluşturabilecekler. Bu profil, yöneticinin o andan itibaren paylaştığı tüm güncellemelere otomatik olarak eklenecek. Ancak unutulmamalıdır ki, bir yönetici profilinde yaptığı herhangi bir değişiklik (örneğin fotoğraf veya isim güncellemesi), yalnızca gelecekteki paylaşımlara yansıyacak; geçmiş gönderiler, paylaşıldıkları andaki profil bilgileriyle kalmaya devam edecektir.

Gizlilik ve Kontrol: Yöneticiler İçin Neler Değişiyor?

WhatsApp, bu yeni özelliği geliştirirken yönetici gizliliğini ön planda tutuyor. Oluşturulan yönetici profilleri oldukça sınırlı bilgi içerecek. Yöneticiler yalnızca bir profil fotoğrafı ve bir isim belirleyecekler. En önemlisi, yöneticinin telefon numarası veya kişisel WhatsApp hesabı gibi özel bilgiler asla takipçilerle paylaşılmayacak. Ayrıca, takipçilerin bir kanal yöneticisiyle, profili olsa bile, özel olarak iletişime geçmesi mümkün olmayacak. Bu, istenmeyen mesajların ve tacizin önüne geçmek için alınmış kritik bir önlemdir.

Yöneticiler, kişisel profilleri üzerinde tam kontrole sahip olacaklar. İstedikleri zaman profillerini düzenleyebilir veya tamamen silebilirler. Bir profilin silinmesi durumunda, yöneticinin gelecekteki paylaşımları yine anonim olarak, yani kanalın genel kimliği altında yapılacaktır. Bu esneklik, yöneticilerin tercihlerine göre gizlilik ayarlarını kolayca yönetebilmelerini sağlar.

Bununla birlikte, bu araç kanal yöneticileri için başka avantajlar da sunuyor. Belirli bir kanal güncellemesini kimin paylaştığını bilmek, katkıları izlemeyi kolaylaştırır. Ayrıca, hesap verebilirlik ve gelecekteki güncellemeleri planlamak için faydalı olabilecek net bir faaliyet kaydı sağlayacaktır. Birden fazla kanal yöneticisi olduğunda, her güncelleme onu yayınlayan belirli yöneticiye kadar izlenebildiğinden, sorumluluğun net bir şekilde atanmasına ve izlenmesine olanak tanır.

Şu anda geliştirme aşamasında olan kanal yöneticisi profili özelliğinin, test süreci tamamlandıktan sonra öncelikle beta kullanıcılarına, ardından da tüm kullanıcılara sunulması bekleniyor. Bu yenilik, WhatsApp Kanalları’nı daha profesyonel ve şeffaf bir iletişim aracına dönüştürme yolunda atılmış önemli bir adımdır.

Peki, WhatsApp kanal yöneticisi profili hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Popüler Uygulama Hacklendi! Milyonlarca Kullanıcı Risk Altında!

Açık kaynak dünyasının en sevilen ve yaygın olarak kullanılan metin editörlerinden biri olan Notepad++, benzeri görülmemiş bir siber saldırı ile sarsıldı. Milyonlarca geliştirici, yazar ve standart kullanıcının güvendiği bu araç, maalesef bir yıl boyunca kötü amaçlı yazılımlar için bir dağıtım kanalına dönüştü. Projenin baş geliştiricisi Don Ho tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, 2025 yılı boyunca yayınlanan tüm güncellemeler, kullanıcı verilerini çalmak üzere tasarlanmış sofistike bir casus yazılım içeriyordu. Bu durum, yazılım dünyasında büyük bir güvensizlik dalgasına neden oldu ve özellikle tedarik zinciri saldırılarının ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Apple iPhone X ve iPhone 8 için Güncelleme Yayınladı!

Apple iPhone X ve iPhone 8 için Güncelleme Yayınladı!

Apple, iPhone 8 ve iPhone X modellerindeki acil arama sorununu çözen iOS 16.7.14 güncellemesini yayınladı. Detaylar ve yükleme rehberi haberimizde.

Notepad++ Siber Saldırısı Nasıl Ortaya Çıktı?

Her şey, bazı dikkatli kullanıcıların ve güvenlik araştırmacılarının, Notepad++ uygulamasının normalden farklı ağ davranışları sergilediğini fark etmesiyle başladı. Uygulamanın, bilinmeyen ve şüpheli sunucularla iletişim kurduğuna dair raporlar artınca, geliştirici ekip derinlemesine bir soruşturma başlattı. Geliştirici Don Ho, pazartesi günü projenin resmi blogunda yayınladığı bir yazıda, acı gerçeği tüm şeffaflığıyla kamuoyuyla paylaştı. Ho, yaptığı açıklamada, saldırganların projenin derleme ve güncelleme sunucularına sızmayı başardığını ve Haziran 2025’ten itibaren yayınlanan tüm sürümlere zararlı bir kod parçacığı enjekte ettiğini doğruladı.

Don Ho, “Bu, Notepad++ projesinin tarihindeki en karanlık gün. Kullanıcılarımızın bize duyduğu güveni boşa çıkardığımız için derin bir üzüntü içerisindeyiz. Saldırganlar, altyapımıza sızarak bir yıl boyunca neredeyse fark edilmeden kalmayı başardılar. Bu saldırı, son derece organize ve profesyonel bir grup tarafından gerçekleştirilmiştir.” ifadelerini kullandı. İlk bulgular, saldırının arkasında Çin hükümetiyle bağlantılı olduğu düşünülen ‘Silent Dragon’ adlı bir hacker grubunun olabileceğine işaret ediyor. Bu durum, olayın basit bir siber suç eyleminden çok, uluslararası bir casusluk operasyonu olma ihtimalini güçlendiriyor.

Saldırının Teknik Detayları ve Hedefleri

Güvenlik uzmanlarının analizlerine göre, Notepad++ güncellemeleriyle yayılan zararlı yazılım, ‘CodeWhisper’ olarak adlandırılan yeni nesil bir casusluk aracı. Bu yazılım, bulaştığı sistemde oldukça sessiz bir şekilde çalışarak kendini gizliyor. Temel amacı ise hassas verileri, özellikle de yazılım projeleri, kurumsal belgeler ve kişisel kimlik bilgileri gibi değerli bilgileri sızdırmak. CodeWhisper, klavye vuruşlarını kaydedebiliyor, ekran görüntüleri alabiliyor ve sistemdeki dosyaları uzaktaki bir komuta-kontrol sunucusuna gönderebiliyor.

Bu tür bir saldırı, siber güvenlik literatüründe “tedarik zinciri saldırısı” (supply chain attack) olarak bilinir. Saldırganlar, doğrudan hedefledikleri kuruma saldırmak yerine, o kurumun kullandığı güvenilir bir yazılım sağlayıcısını hedef alırlar. Böylece, güvenilir bir kaynaktan geldiği düşünülen güncellemeler aracılığıyla binlerce, hatta milyonlarca sisteme aynı anda sızabilirler. Notepad++ gibi dünya çapında popüler bir aracın bu amaçla kullanılması, saldırının etki alanını devasa boyutlara taşıyor.

Kullanıcılar Ne Yapmalı? Acil Güvenlik Önlemleri

Eğer 2025 yılı içinde Notepad++ uygulamasını indirdiyseniz veya güncellediyseniz, sisteminizin tehlike altında olma ihtimali oldukça yüksek. Geliştirici ekip ve güvenlik uzmanları, kullanıcıların acilen aşağıdaki adımları atmasını tavsiye ediyor:

Uygulamayı Derhal Kaldırın: Sisteminizden Notepad++’ın mevcut sürümünü tamamen kaldırın.

Güvenilir Bir Sürüm Yükleyin: Projenin web sitesinde yayınlanan ve saldırıdan etkilenmediği doğrulanan en son temiz sürümü (versiyon 9.8 ve sonrası olarak belirtildi) indirip kurun.

Kapsamlı Bir Virüs Taraması Yapın: Güncel bir antivirüs yazılımı ile bilgisayarınızda tam sistem taraması gerçekleştirin.

Şifrelerinizi Değiştirin: Özellikle saldırı süresince kullandığınız önemli hesapların (e-posta, bankacılık, sosyal medya) şifrelerini değiştirin.

Verilerinizi Kontrol Edin: Şüpheli bir veri sızıntısı olup olmadığını kontrol etmek için hesap hareketlerinizi ve önemli dosyalarınızı gözden geçirin.

Bu olay, açık kaynaklı yazılımların bile ne kadar ciddi güvenlik riskleri barındırabileceğini acı bir şekilde ortaya koymuştur. Güvendiğimiz araçların bile birer Truva Atı’na dönüşebileceği bu dijital çağda, hem geliştiricilerin hem de son kullanıcıların siber güvenlik konusunda çok daha dikkatli ve proaktif olması gerektiği bir kez daha kanıtlanmıştır. Notepad++ ekibi, altyapılarını tamamen yeniden yapılandırdıklarını ve gelecekte benzer olayların yaşanmaması için en üst düzey güvenlik önlemlerini aldıklarını belirtiyor.

Peki, bu Notepad++ siber saldırısı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

iPhone Fold Tasarımı Sızdı

Apple’ın katlanabilir akıllı telefon pazarına girişi, yeni sızıntılarla her zamankinden daha yakın görünüyor. Uzun süredir devam eden söylentiler, Apple’ın ilk katlanabilir cihazı olacak olan iPhone Fold tasarımı hakkında somut detayların ortaya çıkmasıyla yeni bir boyut kazandı. Çin’in popüler sosyal medya platformu Weibo üzerinden paylaşılan bilgilere göre, Apple sadece katlanan bir ekran sunmakla kalmayıp, aynı zamanda cihazın ergonomisi ve kullanım alışkanlıklarını kökten değiştirecek radikal tasarım kararları alıyor.

Apple iPhone X ve iPhone 8 için Güncelleme Yayınladı!

Apple iPhone X ve iPhone 8 için Güncelleme Yayınladı!

Apple, iPhone 8 ve iPhone X modellerindeki acil arama sorununu çözen iOS 16.7.14 güncellemesini yayınladı. Detaylar ve yükleme rehberi haberimizde.

iPhone Fold Tasarımı: Radikal Değişiklikler Kapıda

Sızıntıların merkezinde, iPhone Fold’un alışılmışın dışındaki düğme yerleşimi yer alıyor. Kaynaklara göre Apple, ses açma/kapama düğmelerini cihazın sağ üst kenarına konumlandıracak. Bu tasarım, mevcut iPhone modellerinden ziyade iPad mini’nin düzenini andırıyor. Bu stratejik kararın arkasındaki temel nedenin ise mühendislik odaklı olduğu belirtiliyor. Anakartın cihazın sağ tarafına yerleştirilmesi nedeniyle Apple, kabloları sol kenara uzatmanın yaratacağı karmaşıklıktan ve potansiyel arıza risklerinden kaçınmak istiyor. Bu durum, cihazın iç yapısının ne kadar verimli ve kompakt bir şekilde tasarlandığının da bir göstergesi.

Bununla birlikte, sağ kenarda sadece ses düğmeleri bulunmayacak. Güç düğmesi de bu kenara yerleştirilecek ve en dikkat çekici özelliklerden biri olarak entegre Touch ID sensörüne ev sahipliği yapacak. Apple’ın amiral gemisi iPhone’larda Face ID’ye odaklanmasının ardından, katlanabilir bir modelde Touch ID’ye geri dönmesi, hem maliyetleri düşürme hem de cihaz katlıyken veya açıkken daha pratik bir kilit açma deneyimi sunma amacı taşıyabilir. Aynı kenarda, fotoğraf ve video çekimini kolaylaştırmak için özel bir ‘Kamera Kontrol’ düğmesinin de bulunacağı iddia ediliyor. Bu tasarım sonucunda, iPhone Fold’un sol kenarı tamamen pürüzsüz ve düğmesiz bir yapıya sahip olacak.

Sızdırılan iPhone Fold tasarım şeması

Kamera ve Estetik Detaylar

Apple’ın tasarım felsefesi, kamera kurulumunda da kendini gösteriyor. Cihazın ön tarafında, selfie ve görüntülü görüşmeler için tek bir ‘punch-hole’ (ekran deliği) kamera yer alacak. Bu, Apple’ın Dynamic Island’dan farklı bir yaklaşım benimseyebileceğine işaret ediyor. Arka tarafta ise, ‘iPhone Air’ tarzı olarak tanımlanan bir kamera platosu içinde çift kamera kurulumu bulunacak. Bu modül, LED flaş ve bir mikrofonu da içerecek. ‘iPhone Air’ tanımı, muhtemelen daha ince ve minimalist bir kamera çıkıntısına işaret ediyor.

Estetik açıdan en çarpıcı detaylardan biri ise kamera modülünün rengi olacak. Sızıntıya göre, arka kamera modülü, cihazın gövde rengiyle uyumlu olmak yerine tamamen siyah bir kaplamaya sahip olacak. Bu, özellikle beyaz gibi açık renkli bir gövde seçeneğiyle güçlü bir kontrast yaratarak cihaza özgün bir kimlik kazandıracak. Söylentilere göre iPhone Fold, başlangıçta biri beyaz olmak üzere iki farklı renk seçeneğiyle piyasaya sürülecek.

iPhone Fold kamera ve gövde tasarımı konsepti

İç Donanım ve Batarya: Verimlilik Odaklı Yaklaşım

Katlanabilir telefonların en büyük zorluklarından biri, büyük ekranları besleyecek yeterli batarya kapasitesini sağlamaktır. Apple’ın bu soruna çözümü, ‘istiflenmiş’ (stacked) bir iç tasarım mimarisi kullanmak olacak. Bu yaklaşım, bileşenlerin üst üste yerleştirilerek iç hacimden maksimum düzeyde tasarruf edilmesini sağlar ve böylece daha büyük bir batarya için yer açar. Nitekim önceki sızıntılar, iPhone Fold’un şimdiye kadarki en büyük iPhone bataryasına sahip olabileceğini öne sürmüştü. Bu, Apple’ın kullanıcı deneyiminde batarya ömrüne ne kadar önem verdiğini gösteriyor.

Apple’ın katlanabilir telefon pazarına girişi, sektördeki dengeleri değiştirebilir. Samsung, Google ve diğer üreticilerin domine ettiği bu alanda Apple’ın kalite, yazılım entegrasyonu ve dayanıklılık konularında standartları yeniden belirlemesi bekleniyor. Özellikle ekran kırışıklığı ve menteşe mekanizmasının uzun ömürlülüğü gibi kronik sorunlara Apple’ın getireceği çözümler, tüm pazar için bir referans noktası olabilir. Cihazın, söylentilere göre bu yılın Eylül ayında iPhone 18 Pro serisi ile birlikte tanıtılması bekleniyor. Bu, Apple’ın katlanabilir modelini standart amiral gemisi serisinin bir parçası olarak konumlandıracağını düşündürüyor.

Sonuç olarak, ortaya çıkan bu yeni detaylar, Apple’ın sadece mevcut bir trendi takip etmekle kalmayıp, katlanabilir telefon konseptine kendi damgasını vurmaya hazırlandığını gösteriyor. Ergonomiden iç mühendisliğe, estetikten batarya ömrüne kadar her detayın titizlikle düşünüldüğü bir cihaz bizleri bekliyor olabilir.

Peki, iPhone Fold tasarımı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!