İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Sinema Dizi Akıllı Ev Motosiklet Mikromobilite Kripto Para Sağlık Teknolojileri Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. SDN Forum
  3. Haberler
  4. Genel Haberler
Genel Haberler

Kiliseler Birliğinin Hz.Muhammed Kararı

Konu bilgisi

8cevap
1.605görüntüleme
09.02.2010açıldı
09.02.2010son cevap

#1
Kiliseler Birliğinin Hz.Muhammed kararı

Tarihi belge bulundu.

"Bu toplantıda Kuran'ın Allah Kelâmı ve Hz. Muhammed'in ise Hz. İbrahim'den beri gelen Peygamberler zincirinin bir halka sı olduğunu ve asla sahte peygamber olamayacağını itiraf ettik"

İnanılması güç ama bu ifadeler Avrupa Kiliseler Birliği üyesi Hıristiyan Dünyasının önde gelen saygın isimleninin altına imza attığı bir toplantıda alınmış ortak karar.

TARİHİ İTİRAF

Avrupa Kiliseler Birliği'nin 5 -10 Mart 1984 tarihleri arasında Avusturya'nın Pölten Şehri'nde gerçekleştirdikleri konferansta Hz. Muhammed'in Hak Peygamber olduğunu ve Kuran'ın Allah Kelamı olduğunu kabul ve tastik ettikleri ortaya çıktı.

Avrupa Kiliseler Birliği Konferansı'nın Pölten'de gerçekleştirdiği konferansta aldıkları kararlar, 1985 yılında Cenova'da basılan "Seküler Avrupa'da Allah'a Şehadet" adlı kitapçıkta yayınlandı.

Kitapçığın orijinal metni, toplantıya hangi isimlerin katıldığı ve tamamının Türkçe çevirisi, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz'ün yayına hazırladığı, Popüler Kitaplar etiketiyle neşredilen Çan'dan Minare'ye Büyük İtiraf adlı kitapta yayınlandı.

Kitapta yer alan bilgilere göre, "Avusturya'dan 3 papaz; Belçika'dan 2; Kıbrıs Ortodoks Kilisesinden 1; Rusya'dan 2;Danimarka'dan 2; Finlandiya'dan 1; Fransa'dan 2, Alman Kiliselerinden 7; ingiltere'den 7; Yunanistan'dan 1; Macaristan'dan 1; italya'dan 1; Hollanda'dan 2; Norvei'den 1; Polonya'dan 1; Portekiz'den 1; Romanya'dan 1; İspanya'dan 1; İsviçre'den 2; Rus Ortodoks Kilisesinden 1; Katoliklerden Thomas Michel ve 3 papaz daha; Amerikan İncil Cemiyeti'nden bir temsilci; Luter Dünya Federasyonundan bir temsilci; Ortadoğu Kiliseler Konseyi'nden bir temsilci; Dünya Kiliseler Birliği'den bir temsilci; Bazı Müslüman ülke temsilcileri ve Genel Sekreter Drs. Jan Slop'un katıldığı toplantıda, alınan "Bu toplantıda Kuran'ın Allah Kelâmı ve Hz. Muhammed'in ise Hz. İbrahim'den beri gelen Peygamberler zincirinin bir halka sı olduğunu ve asla sahte peygamber olamayacağını itiraf ettik" kararına itiraz edenler de vardı.

MÜSLÜMAN ÜLKELERDEN GELEN HIRİSTİYAN TEMSİLCİLER İTİRAZ ETTİLER

Bu kararlara özellikle Müslüman ülkelerden gelen temsilci lerin, "Eğer bu kararları dünyaya ilân edersek, İslam dünyasında Hristiyan kalmaz ve hepsi Müslüman olurlar" diye itiraz ettikleri görülüyor.

KARARLARA KİLİSELER BİRLİĞİNİN WEB SAYFASINDA YER VERİLMEDİ

Kiliseler Birliği'nin 1959 yılından beri yaptıkları toplantılar ve konuların yer aldığı web sitesinde 1984 yılında yapılan toplantı ve konusuna yer verilmiyordu.

1984 tarihli konferansın yer verilmediği liste şu şekilde

1959 Nyborg, Denmark: "European Christianity in Todays Secularized World = Seküler Dünyada Avrupa Hristiyanlığı."

1960 Nyborg, Denmark: "The Service of the Church in a Changing World = Değişen Dünyada Kilisenin Rolü."

1962 Nyborg, Denmark: "The Church in Europe and the Crisis of Modern Man = Avrupa'da Kilise ve Modern İnsanın Krizi."

1964 m.v. Bornholm (at sea): "Living Together as Continents and Generations = Kıtalar ve Nesiller Olarak Birlikte Yaşama."

1967 Pörtschach, Austria: "To Serve and Reconcile: the Task of the European Churches Today = Avrupa Kiliseleri'nin Birleştirici Rolü."

1971 Nyborg, Denmark: "Servants of God, Servants of Men? = "Allah'ın Kulları veya İnsanların Köleleri"

1974 Engelberg, Switzerland: "Act on the Message - Unity m Christ and Peace in the World = "Dünyada İsa'da Birlik ve Banş."

1979 Chania, Crete: "Alive to the World in the Power of the Holy Spirit = Kutsal Ruhun Gücüyle Dünyayı İhya."

1986 Stirling, Scotland: "Glory to God and Peace on Earth = Allah'ı Teşbih ve Yeryüzünde Barış"

1992 Prague, former CSFR: "God Unites - in Christ a New Creation."

1997 Graz, Austria: "Reconciliation, Gift of God and Source of New Life = Allah'ın Hediyesi ve Yeni Bir Hayatın Kaynağı"

2003 Trondheım, Nonvay: "Jesus Christ Heals and Reconciles: Our Witness in Europe = Hz. Isa Manen Tedavi Eder ve Bizi Birleştirir"

PROF. AKGÜNDÜZ KAYIP HALKAYA ULAŞMAYI BAŞARDI

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, yaptığı araştırmalar ve kurduğu temaslar sonucucu söz konusu konfaransın içeriğinin yer aldığı kitapçığa zor da olsa ulaşmayı başardığını belirtiyor.

Prof. Akgündüz, "7 yıldır Hollanda'da İslâm Üniversitesi'nin rektörlüğü nü yapıyorum ve Hz. Muhammed'in (sav) verdiği müjde nin gerçekleşeceği günleri bekliyorum. Bütün sıkıntılara rağ men beni orada tutan sebep, Hz. Peygamber'in verdiği müjde ve Bediüzzaman'ın ısrarla bu müjdenin gerçekleşeceğine dair tespitleridir. Ancak yeni Papanın olumsuz beyanları, Avrupa Devletleri'nin menfî yaklaşımları, Danimarka'daki karikatür olayları, Hollanda'da Wilders gibilerin olumsuz hareketleri, Batıda ve Amerika'da artarak devam eden "Islâmofobi parano-yaklığı" bu ümitlerimizi kırıyordu. Ancak Hollandalı bir araştırmacı ve papazın bana ve de ğerli meslektaşlarıma yaptığı bir sitem bizi uykudan uyandır dı. Bu uzun yıllar papazlık yapmış olan insan, daha sonra bu kararları değerlendiren bir makale yazmış ve adını şöyle koy muş: "Hristiyanların Hz. Muhammed'i Tanımasıyla Alâkalı Tartışmalar." Bu meslektaşımız şunu haykırıyordu: "Siz Avrupalılara ve Hristiyanlara sitem ederken, kendi ku surlarınızı görmüyorsunuz. Rotterdam İslâm Üniversitesi gerçek manada diyalogun ve Peygamberinizin verdiği müjdeyi gerçek leştirecek bir adım. Daha ötesi var. Ben size Müslümanların ma alesef değerlendiremediği ve sonra da ortadan kaldırılmaya ça lışılan Kiliseler Birliği'nin tarihî bir kararından bahsedeceğim" diye özetliyor bu tarihi belgeyle kendisini buluşturan olayları.

HZ. MUHAMMED'İN HADİSİ ŞERİFİ IŞIĞINDA YAPILAN YORUM

Akgündüz, kitapla ilgili olarak konuk olduğu Ülke TV'nin Sıradışı programında Turgay Güler'in sorularını yanıtlarken, bu eserin ne anlama geldiğini açıkladı ve Avrupa'dan bir İslami devlet doğacağını söyledi.

Akgündüz'un bu öngörüsünün dayanağı, Ahmed İbn-i Hanbel'in "Müsned" adlı Hadis kitabında, Ebu Davud, İbn-i Mace ve İbn-i Hibban'ın "Sünen" adlı eserlerin de ahirzaman ile alâkalı olarak kaydettikleri çok önemli bir hadis: "Bir gün gelecek Hristiyanlarla (Rum ile) tam bir emni yet içinde barış yapacaksınız. Siz ve onlar yani Müslümanlar ve Hristiyanlar, kendilerinin dışında müşterek bir düşman ile bir likte savaşacaksınız. Galip gelecek ve çok kazanımlar elde ede ceksiniz. Sonra tepeli bir çayıra konaklayacaksınız."

"Bu hadisi belli yerlerde Bediüzzaman da kullanmakta dır" diyor Akgündüz ve ekliyor, bir kısım İslam alimleri bu Hadis'in, Hıristiyan alemi tarafından "Har-Magedon" veya "Armageddon" adıyla bilinen ve hayır ile şerri birbirinden ayıracak ve dünyanın sonunu getirecek savaş olduğunu açıkladıkları kıyamet alameti olaya işaret ettiğini zikretmektedirler. Bazıları ise Avrupa ve Amerika ile Müslüman Alemi arasında çıkacak büyük bir savaşa işaret ettiğini izah ediyorlar. Ancak biz buna katılmıyoruz. Bediüzzaman'a göre bu ortak düşmün dinsizlik cereyanıdır. Doğru yorumun Bediüzzaman tarafından yapıldığına inanıyoruz"

"Meşrutiyet yıllarında Ezher şeyhlerinden Şeyh Bahit, Bediüzzaman Said Nursi’ye sorar: Avrupa ve Osmanlı konusundaki görüşün nedir?” Bediüzzaman şu cevabı verir: “- Avrupa bir İslâm Devletine, Osmanlı Devleti de bir Avrupa devletine hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır." Aradan 10-15 sene geçmeden Osmanlı doğurur. Avrupa henüz doğumunu yapabilmiş değildir. Ancak doğum sancıları çoktan başladı. Bu belge bunun en önemli kanıtıdır diyor" Prof. Dr. Ahmet Akgündüz.
Cevaplar
#2
Selamlar.

Hem ilginç, hem de çok şaşılası bir durum değil aslında. Gönülsüzce kabul edenler varlığı şaşılacak bir şeyken, gönül ehli insanların sadece müslümanlar arasından çıkmaması şaşılacak bir şey değildir. Zira Allah müslümanları bu anlamda kayırmıyor, "bizim için cihad edenleri yollarımıza sevk ederiz" buyuruyor ayetinde. Peygamberse büyük cihadın nefisle yapılan cihad olduğunu söyler. Böylece, Allah'a gönülden bağlı olanlar, mutlaka yaratılışın kaynağından gelen ilmi nerede olsa tanırlar; hristiyan da olsa, yahudi da olsa.

Örneğin Kerbela faciası vuku bulup peygamberimizin torunlarının şehit edilip gelinlerinin esir alındığı zaman, Yezid'in mel'un askerleri bir hristiyan kervansarayında konaklarlar. Orada bir papaz Hz. Hüseyin'in mızrak ucuna takılı olan kesik başını görünce, hemen askerlerin yanına koşar ve "bu kimin başıdır, bu başta ilahi bir nur görüyorum, bu ömrümde biriktirdiğim yarım çuval altın var, hepsini alın da bu kesik başı bir gece benim yanımda bırakın" der. Tabi ki mel'unlar seve seve kabul ederler. (Elmacik der ki: Papaz'ın ilahi nuru görebiliyor olması, gerçekte onun kalbinin da nurlu olduğunun nişanesidir.) Sonra papaz Hz. Hüseyin'in kesik başını yanlış hatırlamıyorsam gül suyuyla yıkar, temizler. Sabah olduğunda gelip askerlere bela okur ve der ki; "yazıklar olsun size, ben İsa peygamber buralarda gezmiş diye ondan bir nişane arayıp dururken siz peygamberinizin oğlunu öldürmüşsünüz ve bizlere (hristiyanlara) benzemişsiniz; oysa bu kesik baş bana bütün gece Kur'an okudu".

Tarihte bunun gibi hikmetli olaylar çoktur. Tabi gerçekte hikmet ehli olanlar hikmete tabi olurlar; yani bu şekilde gerçekten kalbi nurlu olup da bu hikmete mazhar olanlar tabi ki resulullahın dinine, yani islam'a tabi oluyorlar.

Bütün bunlarla birlikte, hadislerin temsili anlamlarına pek dikkat edilmiyor İslam aleminde, aşırı derecede zahirde kalıyor her şey. Halbuki peygamberin sözlerinde çok daha derin anlamlar ve hikmetler (sebepler) var.

Kitabı okumak isterim, ama açıkçası "büyük itiraf" gibi bir isim, bir kitaba, hele ki bu konuda çalışmalar yapan bir akademisyene hiç yakışmamış. Sanki adamların gözünün içine sokarcasına "al işte bakın biz doğru taraftayız, sizin adamlarınız bile itiraf etti" diyerek adeta onları daha çok dışlayan, İslam'ı kendine sahiplenici ve onları İslam'dan daha çok soğutucu bir tavır. Kısacası müslümanların vicdanlarını rahatlatıp gururlarını okşamak yerine daha anlamlı ve daha güzel bir amacı olacak şekilde çalışılabilirdi. Bu haliyle müslümanların amaçsız bir şekilde gururları okşanırken hristiyanları hiddetlendirmek ve dalga geçmeye itmekten başka bir sonuca ulaştırmaz gibi.
#3
Allah razı olsun konuyu actıgın ve bılgılendırdıgın ıcın
#4
Evet alametlerde Avrupa müslümanlaşacak denirdi yoksa gerçekleşiyormu?
#5
Güzel haber teşekkürler Alia :)
#6
Yazar Ülke TV'ye konuk olmuş.Video'yu izlemek isteyenler için TIKLAYIN

Sevgili elmacık seni forumda görmek güzel oluyor.Yorumlarını bizlerden esirgememen dileğiyle.:)
#7
ALLAH nurunu tamamlıyacaktır Herkes Müslüman olacaktır.
#8
Belgesel izlemiştim kısa süre sonra avrupa müslümanlaşacak diye.Doğruymuş demek ki.Yavaştan potansiyel görüyorum avrupalılarda.Teşekkürler Konu için.
#9
Bütün varlıklar kendi haline mahsus bir surette Allah'ı zikrederler. Yalnız onların bu halleri birbirinden farklıdır. En alt derecede cemâdâttır. Yani taş, toprak, su, madenler v.s gibi cansızlar alemidir

muhiddin-i arabi hazretleri böyle buyurmuş
bu konuda Efendimiz[sav] dünyaya gelmiş geçmiş tüm varlıkların Allah[cc]ın varlığını birliğini kendisininde onun kulu ve resulü olduğunu bildiğini ve tesbih ettiklerini bildirir
yine değişik ayetlerde bunlar bize bildirilmiştir

Enbiya sûresi, âyet 79'da:

"Kuşları ve tesbîh eden dağları da Davud'a boyun eğdirdik. (Bunları) yapan da biziz" buyurulur.

bunlara kabul ettirmek kolayda bizimkilere ettirmek deveye hendek atlatmaktan zor tabiri caizse nuh derler peygamber demezler
insanın ayıp araştırması gerekirse kendi ayıbı bir ömür yeter
daha düne kadar Allah[cc]diye zikreden Hu[cc] çekti'''diye hapse atılıyordu şimdide ...udan atılıyor
demekki fark yok
Elmacik dedi: ↑
Selamlar.

Örneğin Kerbela faciası vuku bulup peygamberimizin torunlarının şehit edilip gelinlerinin esir alındığı zaman, Yezid'in mel'un askerleri bir hristiyan kervansarayında konaklarlar. Orada bir papaz Hz. Hüseyin'in mızrak ucuna takılı olan kesik başını görünce, hemen askerlerin yanına koşar ve "bu kimin başıdır, bu başta ilahi bir nur görüyorum, bu ömrümde biriktirdiğim yarım çuval altın var, hepsini alın da bu kesik başı bir gece benim yanımda bırakın" der. Tabi ki mel'unlar seve seve kabul ederler. (Elmacik der ki: Papaz'ın ilahi nuru görebiliyor olması, gerçekte onun kalbinin da nurlu olduğunun nişanesidir.) Sonra papaz Hz. Hüseyin'in kesik başını yanlış hatırlamıyorsam gül suyuyla yıkar, temizler. Sabah olduğunda gelip askerlere bela okur ve der ki; "yazıklar olsun size, ben İsa peygamber buralarda gezmiş diye ondan bir nişane arayıp dururken siz peygamberinizin oğlunu öldürmüşsünüz ve bizlere (hristiyanlara) benzemişsiniz; oysa bu kesik baş bana bütün gece Kur'an okudu".

.
şimdi elmacık kardeşim bize Reyhan[ra]lardan birini hatırlattı şefaatı biiznillah üstümüze olsun
gerek bu olaya gerek firavunun gerek dakyanusun ve diğer zalimlerin leheblerin cehillerin kıssalarına baktığımızda bunların sanki bir soy ağacından bir sülaleden türediği hissine kapılıyor insan
ama şuna kaniyimki bizim yerli yezidlerimiz firavunlarımız cehillerimiz leheblerimiz onlara tabiri caizse beş çeker
bu konuya ne yazıkki şerh koyuyorum
müslümanlar haklarını avrupada arıyorlar bu ayıp bize yeter artar

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.

Reklam