gonulyareni
son görülme
Son mesajları
Bu yaşanmış öykü Dr. Ömer Musoğlu tarafından aktarılmaktadır. 1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi ş
Sahipsiz Kalan Diploma Üniversitede derslerin bitmesine az bir zaman kalmıştı. Birkaç ay sonra diplomasını alacak, öğretmen olacaktı. Hayalleri ve hedefleri vardı. Arkadaşlarına karşılık beklemeden yardım eder, herkes onu daha çok bu özell
Râbia-tül Adeviyye, babası İsmailin üç kızı vardı. Bir tane daha doğunca adını Râbia (dördüncü) koydu. Babası çok fakir olduğundan Rabia doğduğu gece evde ihtiyaç olan şeylerden hiçbiri yoktu. Bu duruma annesi çok ağlayıp mahzun oldu. Efen
İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkûmları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkûmların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkenc
Hayatın gayesi, yaratılışın manası silinmiş, yok olmuştu. Herşey manasız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü. Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu. O vahşet devrinde kâinat ufkundan bi
Bu hikayede iki arkadaşın çölde yürüdüğünü anlatır. Yolculuğun bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyen canı acır ama bir şey söylemeden kurma şöyle yazar: BU GÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİ TOKATLADI Bir v
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıy
Bir baba ile oğul oltalarını göl kenarına atıp otele döndüler. Bir saat sonra gittiklerinde oltaya dört beş balığın takıldığını gördüler. Çocuk: - Ben balıkların oltaya takılacaklarını biliyordum, dedi. Babası sordu: - Nereden biliyordu
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa: - Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırın
Bir zamanlar, halk arasında birisi nam salmıştı ve onun şöhreti: iyilik, büyüklük ve dindarlığıylaydı. Her yerde halk onun büyüklüğünden söz ediyordu. İmam Sadık (a.s)ın huzurunda tekrar o adamdan ve onun, halka olan samimiyet ve ihlasında
Günahkâr bir adamdı. Ayık gezmezdi. Bütün bir köy halkı yaka silkiyordu adamdan. Ölse de bir kurtulsak, diyorlardı Bir karısı vardı adamın, bir de kendisi. Hiç çocukları olmamıştı. Köy halkı böyle bir adamın zürriyetinin olmadığına m
Hz. Alinin ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına