Rehber: iTunes’un Esiri Olmayın, Kurtulun!

Her ne kadar kişisel görüşüm iTunes’un son derece başarılı bir uygulama olduğu yönünde olsa da iTunes‘a olan zorunlu bağımlılığın iOS kullanıcılarını engellediği durumlar da oldukça sık olarak karşımıza çıkıyor.

iOS cihazınız,ı bir tek iTunes ile eşzamanlama zorunluluğu, iTunes olmaksızın iOS cihaza dosya atarken yaşanan sıkıntılar, kullanıcılar alternatif yazılımlara itiyor.

Hatta sadece tek bir bilgisayarda cihazınızı senkronize etseniz bile bilgisayarınıza format atmanız durumunda benzer sıkıntılar yaşayabiliyorsunuz.

Bu yazımızda ise bu sorunlarınızı büyük ölçüde çözebileceğiniz 3 adet yazılımı sizler için inceledik. İsterseniz sözü daha fazla uzatmayalım ve bu yazılımlara ve neler yapabileceğinize geçelim.

{pagebreak::2}

iFunBox

Hem Windows hem de Mac’e uyumlu olan iFunBox, incelememizdeki diğer uygulamalara göre biraz daha karmaşık bir arayüze sahip. JailBreak yapmadığınız cihazlarınız da kullanabileceğiniz bu uygulamayı ilk açtığınızda sizi “Find More Apps” sekmesi karşılıyor. Bu sekmede en çok indirilen paralı ve ücretsiz uygulamaları görebilmenin dışında fiyatı düşen ya da kısa süreliğine ücretsiz olan uygulamaları da görebilirsiniz.

Uygulama genel olarak 4 sekme üzerine kurulmuş. Bunlardan ilk program açıldığında karşımıza çıkan “Find More Apps” sekmesi. “iFunBox Classic” sekmesinde ise telefonunuzun içeriğini aynen bilgisayarınıza bağlı bir diskmiş gibi görebiliyorsunuz. Bu sekmede telefonunuzun Raw dosya sistemini görebilir, dosya araması yapabilir, kamera ve iBooks verilerine kolayca ulaşabilirsiniz. Ayrıca uygulama dosyalarını da görebileceğiniz bu sekme de isterseniz bir uygulamadan hoşunuza giden bir görseli ya da ses dosyasını kaydedebilir ve eğer cihazınıza JailBreak yaptıysanız bu sekmeden uygulamaların içeriğinde bir takım değişiklikler de yapabilirsiniz.

“Managing App Data” sekmesinde ise iTunes üzerinde “Dosya Paylaşma” bölümünde yer alan uygulamalara dosya atabiliyorsunuz. Ayrıca iFunBox‘ın iFileExpress uygulamasını iTunes üzerinden indirirseniz yine bu bölümden uygulamaya dosya atabilirsiniz. iFileExpress‘in tanıtımında Full HD filmi 60 saniyede atabileceğiniz belirtilmiş ama ben 985 MB’lık bir video dosyasını USB 3.0 bağlantısı ve Lightning kablo ile 38.5 saniyede atabildim. Bu açıdan çok da gerçekliği olmadığını belirtelim. Ayrıca bu uygulama avi ve mkv desteği de olmadığı için bu konuda çok da kullanışlı değil.

En kullanışlı olan “Quick Toolbox” sekmesinde ise tam ihtiyacınız olan işleri kolayca yapmanız için ayarlamalar yapılmış. Kameranız ile çektiğiniz veya fotoğraf kütüphanenizdeki fotoğrafları, cihazınızdaki müzik ve videoları kolayca bilgisayarınıza aktarabileceğniz bu kısımda ayrıca JailBreak‘li cihazlar için SSH bağlantısı kurmaya yardımcı araçlar da yer alıyor.

iFunBox ile tüm bu işlemlerin dışında uygulamaları da iTunes kullanmadan yüklemeniz mümkün. Hatta cihazınız JailBreak yapılmış ise cracklenmiş ipa dosyalarını da bu uygulama ile kolayca yükleyebilirsiniz ve en önemlisi iFunBox ile ilgilil bahsettiğimiz tüm bu özellikleri kablosuz bağlantı üzerinden yapmanız da mümkün.

{pagebreak::3}

iExplorer

iExplorer görsellik açısından iFunBox‘a göre göze daha hoş gelen bir program ama ne yazık ki tamamen ücretsiz değil. İlk çıktığı yıllarda ücretsiz olan bu uygulama fonksiyonları artmaya başladıktan sonra ücretli hale geldi.iExplorer da iFunBox gibi hem Mac hem Windows uyumlu.

Oldukça başarılı bir görsel ile bizleri karşılayan iExplorer, karşımıza çıkan ilk sayfasında yer alan butonlar ile doğrudan kullanmak istediğimiz bölüme gitmemizde bize kolaylık sağlıyor. Müzik video ve zil sesi gibi medyaların aktarımında oldukça başarılı bir arayüze sahip olan uygulama bilgisayarımızdaki iTunes ile kendini eşleyerek bilgisayarımızda bulunmayan şarkıları saptayıp sadece onları aktarabiliyor. Tüm müzik kütüphanenizi olduğu sadece seçtiğiniz parçaları da bilgisayara aktarabileceğiniz bu uygulamanın “Otomatik Transfer” özelliğini kullanmak isterseniz 34.99 Dolar değerindeki lisansı satın almanız gerektiğini hatırlatalım.

Ayrıca eğer uygulamayı lisanslı kullanırsanız, tüm rehberinizi, mesajlarınızı ve notlarınızı da dışarı aktarabilirsiniz. Hatta iExplorer bu konuda biraz ileri gitmiş ve uygulama ile arama ya da tarayıcı geçmişinizi bile dışarıya aktarmanız mümkün.

iExplorer bir diğer önemli özelliği ise bilgisayarınızda bulunan iTunes yedeklemelerine erişiminizi sağlaması. Bu sayede daha önceki cihaz yedeğinizden ihtiyacınız olan dosyalara erişmeniz mümkün oluyor. Cihazınızı tamamen yedekten senkronize etmek istemediğinizde kullanabileceğiniz bu özelliği ayrıca yeni bir cihaz aldığınızda eski cihazınızın yedeğinden sadece istediğiniz dosyaları almanız için de oldukça kullanışlı.

iFunBox gibi JailBreak‘li cihazlarda uygulama dosyalarında da değişiklik yapabileceğiniz iExplorer‘ın çoklu cihaz desteği ile doğrudan iki iOS cihazınız arasında aktarma yapmanıza da olanak sağladığını hatırlatalım.

{pagebreak::4}

iTools

iTools ise diğer uygulamalarda bulunmayan fonksiyonları ile iFunBox ve iExplorer’ın önünde gibi görünüyor. Son derece sade ve şık bir arayüzle bizleri karşılayan iTools ilk açıldığında cihazımız hakkında bir takım bilgiler veriyor. Ayrıca istersek bu bilgilerin hemen altında yer alan “…” butonuna bastığımızda cihazımızla ilgili hemen hemen her şeyi öğrenebileceğimiz bir pencere bizleri karşılıyor.

iFunBox‘da olduğu gibi kablosuz bağlantı ile de kullanılabilen iTools‘u kablosuz olarak kullanmak için yapmamız gereken tek şey ise “…” butonunun yanında yer alan butona tıklamak.

İlk karşımıza çıkan bu sayfanın altındaki 4 buton ise birçok kullanıcı için hayat kurtarıcı niteliğinde diyebiliriz. Bu butonlardan ilki bizi cihazımızda yer alan fotoğraflara bir diğeri ise müziklere yönlendirirken. Karşımıza çıkan bu sayfalarda içeri ya da dışarı dosya aktarımı yapabiliyoruz.

iTools’da yer alan en önemli özelliklerden biri olan “Zil Sesi Yapma” ise son derece başarılı bir özellik olmuş. iTools ile zil sesi yapmak için tek yapmanız gereken ilgili butona basıp açılan ekranda müzik dosyanızı seçmek. Bunun ardından süreyi ve başlangıç bitiş noktaların belirledikten sonra “Save and Import” dedikten sonra ise siz cihazınızın kilidini açıp zil sesi değiştirme ekranına gelene kadar yaptığınız zil sesini telefonunuza atmış oluyor.

iTools‘da da aynen iExplorer‘da olduğu gibi kişileriniz, mesajlarınız, notlarınız gibi kişisel dosyalarınız ile işlem yapmanız da mümkün ama bu özelliği kullanmak için iCloud‘u kapatmanız gerekiyor.

Tüm bu özelliklerin dışında iTools ile aynen iTunes‘da olduğu gibi cihazınızdaki uygulamaların dizilişini değiştirebildiğinizi de belirtelim. Ayrıca iTools ile cihazınızın ekranını canlı olarak bilgisayarınızdan görmeniz ve ekran görüntüsü ya da video kaydı yapmanız da mümkün. Özellikle iOS cihazlar ile ilgili rehber hazırlamak isteyenler için oldukça başarılı bir özellik diyebiliriz.

Ayrıca iTools’da bilgisayarınızda bulunan tüm uygulamaları görebiliyor ve bunlar üzerinde değişiklik yapıp güncelleme için iTunes‘u açabiliyorsunuz. Eğer cihazınızın JailBreak‘li ise ya da daha önce JailBreak yaptıysanız ve uygulama kütüphanenizde cracklenmiş uygulamalar var ise onlara yapılan güncellemeleri de bu uygulama ile görmeniz mümkün.

{pagebreak::5}

Sonuç

Yazımıza konu olan tüm uygulamalar minimum ihtiyaçlarınız için yeterli. Ama eğer para vermeyi düşünmüyor ve ücretsiz seçenekleri değerlendirmek istiyorum diyorsanız burada iExplorer seçeneklerin arasından çıkıyor.

3 uygulama da müzik kütüphanenizi dışarı aktarabiliyor ama bunlardan iFunBox ve iExplorer dosya isimlerini albüm adını içerecek şekilde düzenleyerek dışarı aktarırken. iTools ise dosyaları aynen bilgisayarınızda iTunes‘un düzenlediği şekilde dışarı aktarıyor.

Ayrıca iFunBox ve iExplorer kurulum gerektirirken, iTools indir-çalıştır olarak kullanabileceğiniz bir program olduğu için bulduğunuz her bilgisayarda kullanabileceğiniz bir program. Bu sayede kolaylıkla istediğiniz dosyayı arkadaşınızla paylaşabilir ya da arkadaşınızdan dosya alabilir iTunes kütüphanenize müzik atabilirsiniz.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda iTools biraz daha önde gibi görünüyor ama hangisini kullanırsanız kullanın işinizi kolaylıkla görecektir. Ayrıca bu uygulamala haricide birçok alternatifin bulunduğunu da belirtelim.

Çok yakında bu uygulamalar ile cihazınızdaki müzikleri nasıl başka bir bilgisayarın iTunes arşivine aktarabileceğinizi bir “Rehber Videosu” ile de anlatacağız. ShiftDelete.Net’i takip etmeye devam edin.

:: iTunes alternatifi uygulamaları nasıl buldunuz?

 

Sony Xperia Tablet Z Duyuruldu

Daha önce sizlerle “Sony Xperia Tablet Z Yakında Geliyor diyerek Sony Xpreia Tablet Z’nin çok yakında duyurulmasını beklenildiğini paylaşmıştık. Ancak Xperia Tablet Z beklenenden daha da erken tüketicilere tanıtıldı.

Uzun zamandır dedikoduları dolaşan ürün Japonya‘da günün erken saatlerinde duyuruldu. Beklenildiği gibi 10.1 inç boyutunda olan ve Xperia Z akıllı telefona benzer bir tasarıma sahip Xperia Tablet Z Android 4.1 ile kullanıcılara sunulacak.

4 Çekirdekli Qualcomm 1.5 GHz APQ8064 işlemci ve 2 GB RAM’den güç alan cihaz, depolama olarak 32 GB dahili hafıza ile bilrlikte gelecek ve istenilirse microSD kart ile bu hafızayı arttırmak mümkün.  Mobil Bravia Engine 2 teknolojisine sahip 10.1 inç ekranın çözünürlüğü ise 1920×1200 olarak belirtilmiş.

Arka tarafında 8.1 Megapiksel Exmor R kamera bulunan üründe NFC ve LTE bağlantıları bulunuyor. Sony’nin S-Force ses teknolojisine sahip Xperia Tablet Z  6.9 mm kalınlığında ve 495 g ağırlığında. Ve en önemli noktalardan birisi de aynen Sony Xperia Z gibi Xperia Tablet Z’de su ve toza karşı dayanıklı.

:: Xperia Tablet Z’yi nasıl buldunuz?

 

Temple Run 2 İnceleme

Temple Run ile ilk tanışmam pek de hoş olmamıştı aslında. Etrafımda iPhone sahibi olan herkesin çılgınlar gibi oynadığı Temple Run’dan bir süre uzak durmayı başarmış fakat eninde sonunda sıkıcı bir pazar günü hayatımın en büyük hatalarından birini gerçekleştirerek oyuna ilk adımımı atmıştım.

Ardından geçen haftalar abimin kız arkadaşı ile aramdaki skor yarışına dönmüş, WhatsApp üzerinden durmadan gönderilen ekran görüntüleri ile telefon hafızam dolma noktasına gelmişti.

Artık ne yazık ki ben de bir Temple Run bağımlısı haline gelmiştim. Her gün yeterli dozu almazsam oldukça sıkıntılı günler geçiriyordum. Bu bağımlılık uzun bir süre devam etti ve en nihayetinde her güzel şeyin bir sonu vardır sözüne uygun olarak Temple Run’da yapılabilecek hiçbir şey kalmadı, Temple Run ile olan birlikteliğimiz sona erdi.

İki geliyor iki

Fakat oyunun yapımcısı Imangi Studios ne yazık ki kara haberle kapımızı çaldı. Sessiz sedasız hazırlayıp Apple Store’a yüklediği Temple Run 2 ile hayatımızı karartmayı başardı. İlk oyunun orijinal yanlarına tamamen sadık kalınarak birçok eklenti yapılmış olan Temple Run 2 artık yeni bağımlılığımızın adı olarak göze çarpıyor.

Öncelikle Temple Run 2‘nin grafiksel gelişiminden bahsedelim. Gelişen akıllı telefon donanımları sayesinde artık konsol kalitesinde grafiklerle akıllı telefonlarımızda ve tabletlerimizde oyun oynayabiliyoruz.

Temple Run 2‘de bu modaya uymuş ve eski köşeli ve çirkin görünen grafikleri cilalayarak oldukça hoş görünen yeni grafikleriyle karşımıza çıkmış. Artık çevre tasarımları da “köşeli” olmaktan kurtulmuş durumda. Eğimli yollar var ve bu da koşma animasyonunun çok daha şık görünmesini sağlıyor.

{pagebreak::2}

Ayrıca artık arkamızda üç adet küçük maymun değil, bir adet goril bizi takip ediyor. Goril Abi olarak nitelendirebileceğimiz bu şahsiyetten kaçmak göze ve akla çok daha mantıklı geliyor diyebilirim. Zira oyunu oynadığınızda kendisinin ne kadar büyük olduğunu gördüğünüz anda telefonu atıp koşmaya başlayabilirsiniz.

Mekan tasarımlarından da bahsetmişken belirtmemiz gereken şey, oynanış dinamikleri konusunda birçok değişikliğe gidilmesi aslında. Artık su seviyesinde değil bulutların dahi üzerinde, oldukça yüksek yollarda koşuyoruz ve ilk oyun gibi tek yapabildiğimiz şey koşmak değil.

Madenlere girip maden arabaları sürüyor, asılmış olan halatlara tutunarak metrelerce kayabiliyoruz. Ayrıca bu halatın üzerindeyken telefonu ya da tableti sağa sola oynatarak kenara doğru uzanabiliyor ve altınları toplayabiliyoruz.

Bu kadar yüksekte koşmanın bir de getirisi olmuş, oyunda bulunan Green Gem‘ler sayesinde artık düştüğümüzde zamanı geri alarak kurtulabiliyor ve kaldığımız yerden kaçışımıza devam edebiliyoruz.

Tabii bir oyun sırasında her düşüşünüzde istenen Gem sayısı katlanarak arttığından, ya bu Gem’leri gerçek para ödeyerek satın almalı ya da dikkatli olarak seviye atlamaya bakmalısınız. Imangi Studios oyundan para kazanmanın oldukça basit bir yolunu bulmuş gibi görünüyor diyebiliriz kısacası.

{pagebreak::3}

Gelelim son sözlere

Hatırlarsanız ilk oyun yalnızca gece vaktinde geçiyordu ve ikinci oyunla birlikte bu durum da değişmiş durumda. Gündüz gündüz, ferah ferah koşturabiliyorsunuz.

Dünyanın en minimal yapımlarından biri olan Temple Run‘a eklenebilecek çoğu yeni özelliği eklemeyi başarmışlar ve üçüncü oyunla birlikte ne yapacaklarını şimdiden merak etmeye başladım diyebilirim.

Tabii bu sürede yeni bağımlılığım Temple Run 2 ile Goril Abi’den kaçmaya devam ediyor olacağım. Normal hayatımı sekteye uğratan Temple Run 2 bari rüyalarımdan uzak dursa da, ben de rahat etsem goriller de…

9/10

Artılar: İlk oyuna oranla çok daha keyifli bir oynanışı var. Grafikler çok daha iyi görünüyor.

Eksiler: Pek ihtiyacınız olmasa da sesler pek iyi değil. Müzik namına bir şey bulunmuyor denebilir. Aşırı derecede bağımlılık yapıyor. (Gerçi bu artı mı eksi mi bilemedik, kararı siz verin)

:: Temple Run 2’yi oynadınız mı?

 

Windows Phone 7.8 Geliyor!

Windows Phone 7.5 kullanıcılarının Windows Phone 8‘e geçemediği için üzüldüğünü biliyoruz. Microsoft da bunun farkında olsa gerek ki, Windows Phone 7.8 güncellemesini bir an evvel kullanıcılarıyla buluşturmaya çalışıyor.

Windows Phone 7.5 ile büyük farklar içeren yeni sürüm mobil işletim sistemi görünüşe göre 31 Ocak tarihinden itibaren dağıtılmaya başlanacak.

Kesin tarih verilmese de bu güncellemenin 2013 yılının ilk çeyreğinde kullanıcılarla buluşacağını da daha önce sizlere bildirmiştik hatırlarsanız.

Yurtdışında birçok GSM operatöründen alınan bilgilere göre 31 Ocak tarihinde Zune aracılığıyla kullanıcılarla buluşacak olan Windows Phone 7.8‘in ilk olarak Lumia 800 modeli için dağıtılacağı ön görülüyor.

Yani eğer Windows Phone 7.8‘i bekliyorsanız, artık önünüzde bu bekleyiş için çok kısa bir süre kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

:: Windows Phone 7.8’i bekliyor musunuz?

Sony, ABD Binasını Satışa Çıkarıyor

Sony‘nin Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan merkez binasını kapatma kararı alması, ki bu karar aslında kapatma değil satış kararı olarak betimleniyor, teknoloji dünyasına bomba gibi düştü.

Sony gibi bir firmanın kemer sıkma politikası gibi gerekçelerle böyle bir işe kalkışmayacağını düşünen teknoloji meraklıları da bu kararın altındaki sebepleri aramaya başladı.

Firmadan gelen açıklama ise bu kararın neden verildiğini açıkca gözler önüne serdi diyebiliriz. Çünkü firma, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki merkez binasını satarak, yeniden kiralamayı düşünüyor.

New York’ta bulunan merkez binasını 1.1 milyar $ gibi oldukça yüksek bir rakam karşılığında satmaya karar veren firmanın bu geliri ne için harcayacağı ise şimdilik muallak diyebiliriz.

Aslına bakarsanız, Sony‘nin bu satış kararını neden aldığını tahmin etmek zaten hiç de güç değil. Zira firma 2012 yılını 200 milyon $’dan daha fazla bir zararla kapatmak üzereyken (ki bildiğiniz gibi 2012 finansal yılı 31 Mart 2013 tarihinde sona erecek), bunun önüne geçmek için ana binasını satışa çıkardığını söyleyebiliriz.

Firmanın 1.1 milyar dolarlık satışın ardından bina ile ilgili bazı borçları ödediğinde eline ortalama 650 milyon $ gibi bir rakamın geçeceğini ve bu rakamın finansal raporlarda net kâr olarak görüneceğini düşündüğümüzde satışın üzerindeki sır perdesi de tamamen aralanmış olacaktır.

:: Sony’nin bu kararı hakkında ne düşünüyorsunuz?

GoW: Ascension’dan Single Player Videosu

Mart ayında yalnızca PlayStation sahipleri ile (her zaman olduğu gibi) buluşacak olan God of War: Ascension‘ın çıkış tarihi yaklaştıkça hakkında gerçekleşen olaylar da hızlanmaya başladı.

Dün sizlere haberini ilettiğimiz gibi oyunun çoklu oyunculu modlarının demosu tüm PlayStation sahiplerine bir günlüğüne de olsa açılmış ve bu sayede oyuncular God of War: Ascension‘ın bu modlarını deneyimleme fırsatı bulmuştu.

Santa Monica Studios bununla yetinmeyerek yeni bir video daha yayımladı ve görünüşe göre oyunun tek kişilik modları için bir demonun oyunun çıkış tarihinden bir hafta önce indirilebilir hale geleceği ortaya çıktı.

Aslında demo iddiaları şimdilik yalnızca dedikodu olarak kalmakla yetinecek zira firmadan konu ile ilgili herhangi bir açıklama gelmedi. Fakat firmaya yakın kaynaklar demonun Şubat ayının son haftasında ya da Mart ayının başında oyuncularla buluşacağını iddia ediyor.

God of War: Ascension, 13 Mart tarihinde Avrupa’da ve Türkiye’de raflardaki yerini alacak. İsterseniz sözü daha fazla uzatmadan sizleri God of War: Ascension için yayımlanan yeni video ile baş başa bırakalım. 

Not: Videoyu izlemeniz için Youtube’da oturum açmanız gerekebilir. 

#video_2163#

:: God of War: Ascension’ı bekliyor musunuz?

Apple İlk 100’e Giremedi!

Türkiye’deki çalışma şartları pek elverişli olmasa da, çalışanların maaşın ötesinde sosyal hakları, kültürel faaliyetleri ve birlikte çalışacakları insanları seçme şansı olduğu ülkelerde, “çalışmak için en iyi şirketler” Fortune tarafından listeleniyor. Her yıl yapılan listenin 2013 güncellemesinde, 38 milyar dolara yakın 2011 geliriyle Google yer alıyor.

Apple Listede Görünmüyor

Listede Google’ın ardından SAS, CHG Healthcare Services, The Boston Consulting Group ve Wegmans Food Markets ilk 5’i oluşturuyor. İlk 100’de yer alan teknoloji şirketleri ise Qualcomm (11), Cisco (42), Intel (68) ve Microsoft (72) olarak sıralanıyor. Listede Apple’ın yokluğu ise dikkat çekiyor. Anlaşılan Apple, tüketici tarafında yakaladığı memnuniyeti çalışan tarafında yakalayamıyor.

http://static.shiftdelete.net/img/article_new/android_google1347533067.png

Üç ayrı sağlık merkezinde çalışanlarına ücretsiz masaj hizmeti sunan Google’da ayrıca büyük bir spor kompleksi, basketbol kortları ve farklı spor oyunları için sahalar bulunuyor. Fortune’da yer alan bilgiye göre, Google sadece 2012 yılında çalışanlarına toplamda 100 bin saatin üzerinde masaj hizmeti sunmuş durumda. Listede yokluğu göze çarpan bir diğer şirket ise sosyal medya devi Facebook oldu.

:: Siz hangi teknoloji devinde çalışmak isterdiniz?

Avea Whitefest Eğlenceyi Zirveye Taşıyacak

Avea, 2 hafta sürecek Avea Whitefest’te gençleri coşturmaya hazırlanıyor. Uludağ’ın en güzel otellerinde, birbirinden renkli partiler, DJ performansları ve konserler eşliğinde düzenlenen Avea Whitefest; müzik, eğlence ve kayak tutkunlarını bir araya getiriyor.

Kayak tutkunlarını Türkiye’nin en güzel pistlerinde çeşitli oyun, aktivite ve sürprizlerle buluşturan Avea Whitefest’in festival coşkusunu doyasıya yaşamak isteyen Avealıları kaçırılmayacak aktiviteler bekliyor.

Her gün 15:00 – 17:00 saatlerinde yapılacak Avea Jet Tube yarışlarından, 17:00 – 19:00 saatleri arasında gerçekleşecek Avea Whitefest Afterski partilerine, her gece saat 22:00- 00:00 saatleri arasında düzenlenecek Avea Karaoke gecelerine bir çok ayrıcalık Avealıları bekliyor olacak. Avealılar gün boyu play station, jenga, langırt ve wii oyunlarının bulunduğu Avea Lounge’ın keyfini çıkarabilecekler.

Avea Whitefest konserlerle coşturacak

Birbirinden ünlü sanatçıları ağırlayacak Avea Whitefest’te, Serdar Ortaç, Hande Yener, Fatih Ürek, Gülşen ve Ozan Çolakoğlu hayranlarıyla buluşurken, Hüseyin Karadayı ve Suat Ateşdağlı DJ performanslarıyla sahne alacak.

Yalın ve Murat Dalkılıç ise Avea Whitefest Afterski Partileri kapsamında sahne alarak hayranlarını coşturacak.

Avea’nın sosyal medyadan yapacağı yarışmanın sonucunda belirlenecek 3 şansı çiftin Avea tarafından ağırlanacağı Whitefest’e katılan Avealılar ise özel konaklama ve ulaşımda yüzde 10 indirim imkanından faydalanacak. Avealılar ayrıca imzalı CD’lerin sahibi olurken, kayak kiralama hizmetlerinde yüzde 50 oranında indirim ve düzenlenecek etkinliklere özel davetiyeler kazanacak.

Avea Whitefest’in günlük programı Avealılarla her gün SMS olarak paylaşılacak. Festival boyunca çekilen fotoğraflar Avea instagram sayfasında yayınlanırken, isteyen Avealıların fotoğrafları MMS olarak anında kendilerine iletilecek.

:: Avea Whitefest’e katılmayı düşünüyor musunuz?

Yeni Tarayıcı: Opera Ice!

Mobil platform üzerinde en çok kullanılan internet tarayıcıları arasında yer alan Opera, bu alanda Opera Mini ve Opera Mobile ürünleriyle yoluna devam ediyor. Masaüstü içinde kendine güzel bir yer edinen Opera internet tarayıcısı için, firmadan yeni bir tarayıcı haberi geldi.

Opera Ice, huzurlarınızda

Opera Ice adındaki bu yeni tarayıcı, gelişmiş özellikleri ile daha keyifli bir internet deneyimi sunmak için gelecek. Ancak Opera Ice’ın piyasaya çıkacak olmasının en büyük sebebi olarak, Android ve iOS için standart tarayıcıların dışında oyuna sonradan dahil olan Google Chrome‘un önemli etkisi var.

İlk videosu

Opera Ice hakkındaki ilk video, son derece kötü çekim kalitesi ile aşağıda.

#video_2162#

Mobil platforma sonradan katılmasına rağmen pastadan büyük bir dilim kapan Chrome, görüldüğü üzere Opera için büyük bir tehdit oluşturması bir yana, aynı zamanda bir ilham kaynağı da.

Opera kendi motorundan vazgeçti!

Opera Ice, Safari ve Chrome gibi tarayıcıların kullanmış olduğu WebKit motorunu tercih etti. Opera’nın kendisinin geliştirdiği, yüksek hız ve performans sunan Presto motoru ise Ice tarayıcısı ile rafa kaldırılmış olacak.

Opera Ice ile birlikte gelecek olan yeni özellikler arasında, sekmelerin buton şekline dönüştüğü görülüyor. Bu şekilde sadece parmak hareketi ile internet deneyimi yaşatmayı düşünen Opera, adres satırı kısmına ise arama seçeneğini getirmiş durumda.

Bu sayede kolay arama şeklini öne çıkarmış olacak olan Opera Ice, gezilen sayfalarda başka işlemler yapmak için sunduğu geri, ileri, ekle vb. gibi ufak ve kullanışlı butonlar ile kullanıcıya keyifli bir deneyim yaşatacak.

Ne zaman çıkıyor?

Önümüzdeki Şubat ayı ile iOS ve Android platformu için mobil dünyaya sunulacak olan Opera Ice için daha çok tabletlere yönelik olacağı söyleniyor. Aynı tarayıcının masaüstüne geleceği ve geliş tarihinin de Mart olduğu ise diğer bir söylenti.

:: Size göre Google Chrome’a karşı Opera Ice’ın şansı ne olabilir? Tıklayın, SDN Forum’da tartışalım.

Yazan: Mustafa Şevki Coşar

Birinci Dünya Uygulama Savaşı Başladı!

Sakince oturup, bu yazıyı okumaya başladığınıza göre biraz düşünelim. Geçmişte bir teknoloji meraklısına; “İyi bir işletim sistemi nasıl olmalı?” sorusunu yönelttiğimizde bizlere vereceği cevaplardan bazıları üst seviye kararlılık, az sistem kaynağı tüketmesi, disk sistemini iyi yönetmesi olacaktır.

Şimdilik geçmişi bir kenara itelim ve günümüze dönelim. Sıradan bir teknoloji sever arkadaşımın, hangi cihazları, nasıl kullandığına bir bakalım.

Mehmet adındaki teknoloji sever dostumuz, arkadaşlarının nerede oluğuna, telefonuna kurduğu Foursquare uygulamasından bakıyor. Ayrıca bulunduğu yerdeki mekanlardan hangisine gitmesi gerektiğini de bu uygulamadan buluyor.

Çektiği fotoğrafı doğrudan Instagram üzerinden düzenleyerek paylaşabilen Mehmet, sosyal ağların hepsini kontrol altında tutarak, özgür ve hızlı bir şekilde işlerini hallediyor.

Çeşitli haber sitelerini Pulse başta olmak üzere pek çok RSS uygulamasıyla takip eden Mehmet, sevdiği haberleri Pocket’a atıyor ve bunlara daha sonra bilgisayarından bakabiliyor. Kısaca Mehmet’in akıllı telefonu, onun her şeyi olmuş durumda.

Aklınızda Mehmet karakteri canlanmışken, düşünelim ki biz bu arkadaş için bir işletim sistemi hazırlıyoruz. İşletim sistemi, inanılmaz hızlı çalışıyor ve sistem kaynaklarını çok verimli bir şekilde kullanıyor. Arayüzü ve görselliği mükemmel. Fakat uygulama yok. O zaman Mehmet için bu ekosistemin bir önemi var mı? Cevap çok açık ve net “Yok”.

Artık uygulama desteği sunamıyorsanız, kullanıcılar sizin işletim sisteminizi tercih etmiyorlar. Bu kadar stratejik öneme sahip olan uygulamalar, konumuz olan savaşın başlamasına sebebiyet vermiş durumda.

Yazıda Neler Var?

1.Uygulama Dünya Savaşı

Devir, Uygulamadan ve Ekosistemden Para Kazanma Devri

Apple ve Microsoft Savaşı!

Sosyal Ağlarda Yaşanan, Twitter ve Facebook Savaşı

Bu Savaş Neden? Neden Sadece Para mı?

{pagebreak::2}

1. Uygulama Dünya Savaşı 

İşletim sistemi arenasına baktığımızda eskiden Microsoft tek başına Windows ile yolunda ilerlemeye devam ediyordu. Apple, Mac OS ile kısıtlı bir kitleye hitap ediyordu. Peki şimdi?

Google, Android ile Coştu!

 

Geçmişte arama ve Internet devi diye geçen Google da bir yazılım devi. Tıpkı tarayıcı pazarında olduğu Chrome ile gerilerden gelen firma, Android ile de mobil işletim sistemi pazarının liderliğini ele almış durumda.

Apple’ın iOS ile Tırmanan Popüleritesi

Geçmişte az bir kitleye seslenen Apple, iPod’ları ile başlayan yükselişini, devrim niteliğindeki işletim sistemi iOS ile birleştirdi ve mobil sektörde inanılmaz sağlam bir yer edindi.

Tablet ve akıllı telefon pazarında yerini sağlamlaştıran Apple, Mac OS X işletim sistemini de güncelleyerek, kendine bir ekosistem kurmayı başardı.

Yükselen firmalara baktığımızda hep ekosistemlerini oluşturabildiklerini görüyoruz. Bu bir tesadüf değil. Artık kullanıcıların beklentisi değişti.

Microsoft da Windows 8 ile Ekosistem Kurma Hedefinde

Yazılım devi Microsoft, bu yenilenen ekosisteme Windows 8 ve Windows Phone 8 ile ayak uydurmaya çalışıyor. RIM, BlackBerry 10 işletim sistemini hazırlıyor. Linux tabanlı geliştiriciler ise Tizen ve Firefox OS üzerinde çalışıyor. Kısaca herkes bu pastadan pay almak istiyor. Pazardan pay almanın tek şartı “uygulama”.

Bu pazarda var olmanın şartı uygulama ve uygulamaların etrafında inanılmaz bir savaş başlamış durumda.

{pagebreak::3}

Devir, Uygulamadan ve Ekosistemden Para Kazanma Devri

Değişen dengeler ile artık firmalar işletim sistemleri üzerinden satılan uygulamalardan para kazanır hale geldiler. Bu yüzden eskiden çok pahalı olan işletim sistemleri, günümüzde ucuzladı. Siz o sistemi kullanın ki, firma uygulamalardan para kazansın.

Uygulama marketi tanımını bizlere getiren Apple’dan örnek vermek gerekirse; geliştirici olarak App Store’a yüklediğiniz ücretli her uygulamada satışın yüzde 30’unu Apple’a pay olarak vermeniz gerekiyor. Ayrıca her geliştirici Mac tabanlı bir bilgisayar almak ve 100 Dolar kayıt parasını gözden çıkarmak zorunda.

Kısaca özetlemek gerekiyorsa Apple, hem size bir adet bilgisayar satıyor hem de uygulama geliştirebilmeniz için sizden 100 Dolar talep ediyor. Ayrıca sattığınız her uygulamadan yüzde 30 pay alıyor. Bu da devamlı bir gelir kapısı demek.

Uygulama içinden satın alım

Uygulama geliştiricileri, market sahibi şirketlere ödenen bu paraları azaltmak için, uygulama içerisinden satın alma (App in Purchase) adı verilen bir sistem geliştirdiler.

Marketten uygulamayı ücretsiz olarak indiriyorsunuz ama ek özellikler için ödeme yapmanız gerekiyor.

Apple zaman içinde gelişen bu duruma da el koydu ve uygulama içerisindeki satın almalarda da yüzde 30 pay alacağını, yoksa uygulamaları marketten kaldıracağını açıkladı.

{pagebreak::4}

Şavaş Şimdi Başlıyor…!

Apple, Microsoft’a ya para ver ya da hiç diyor!

Apple ile yıldızı bir türlü barışmayan Microsoft, iOS ve Mac OS platformları için ayrıca uygulama da geliştiriyor. Office yazılımları başta olmak üzere, Skype ve bulut hizmeti Skydrive ile marketlerdeki yerini almış durumda.

Microsoft’un bu uygulamaları ücretsiz yapıda. Çıkacak olan Office Mobile’ın da ücretsiz olacağı, Office 365 üyeliği ile beraber bazı işlemleri yapabileceğiniz biliniyor. Yani Microsoft, Apple’a para ödememek için, dışarıdan satın alma gerçekleştirecek.

Apple, Microsoft’un Skydrive uygulamasını AppStore’dan engelleyerek, bu duruma cevap verdi. Office Mobile’ın da böyle çıkması durumunda AppStore’da yer bulamayacağını belirtti. 

En yaygın ekosistemlerden birinde çalışmayan SkyDrive, büyük bir kullanıcı dilimi tarafından kullanılmayacak ve Apple’ın en büyük rakiplerinden Microsoft, zarar etmeye başlayacak.

Kısaca ya Microsoft, Apple’a yüzde 30 para ödeyerek rakibine para kazandıracak, ya da bu platformdan çıkacak.

İşletim sisteminin gelişmesini istemiyorsanız, uygulamaları engelleyin!

Internet devi Google, ayrıca işletim sistemi ve tarayıcı konusunda da oldukça iddialı. Mobil işletim sistemi olan Android ile mobil alanda en çok kullanılan isim olan Google, bu liderlik tahtını kimseye bırakmaya niyetli görünmüyor.

Google’dan Microsoft’a Çelme!

Pazara Windows Phone 8 ile iddialı bir giriş yapmak isteyen Microsoft’a en büyük darbe ise Google’dan geldi. Zaten uygulama marketi iOS ve Android’e göre kötü olan Windows Phone için, Google uygulama geliştirmeyeceğini açıkladı.

Belki Windows Phone, Android’ten iyi bir işletim sistemi. Fakat yazımın başında anlattığım Mehmet karakteri, Instagram başta olmak üzere Google uygulamalarının olmadığı bir işletim sistemi kullanmak istemiyor. Bu noktada bir işletim sistemi daha dizlerinin üzerinde duramadan, yere düşürülüyor.

Benzer bir hamleyi de Microsoft’un yaptığı iddia ediliyor. Piyasaya tekrardan hızlı bir giriş yapmak isteyen RIM, BlackBerry 10 işletim sistemiyle tamamen yeni bir deneyim kullanıcılara sunacak.

Microsoft ile yakınlığı geliştiriciler tarafından bilinen WhatsApp, pek çok platformda bulunuyorken, BlackBerry 10 platformu için çıkmayacak. Bunun hala çok samimi bir karar olduğunu düşünüyor musunuz?

Aynı işletim sistemini kullanan iki ürün arasında bile uygulamalar öne çıkıyor

Windows Phone işletim sisteminin iki dev üreticisi Nokia ve HTC’ye bakacak olduğumuzda, Nokia’nın kendine özel pek çok uygulamayla, HTC’yi geride bıraktığını görüyoruz. Windows Phone Store’daki pek çok uygulamayı sadece Nokia cihazlardan yükleyebiliyorsunuz. Pek çok özelliği aynı olan cihazlardan, daha fazla uygulama desteği vereni seçiyoruz.

{pagebreak::5}

Savaş İnternet ve Sosyal Ağlara da Yansıdı:

Instagram’ı 1 Milyar Dolara satın alan Facebook, artık satın aldığı firmayı, rakibi Twitter’a karşı bir koz olarak kullanmaya başladı.

100 milyonu aşan kullanıcı sayısıyla dev bir platform halini alan Instagram, artık Twitter’a sadece link olarak fotoğraf yollamamıza imkan sunuyor.

Twitter, Facebook’un bu hamlesi karşısında ise kendi platformuna bir fotoğraf düzenleme yazılımı ekleyerek çözüm bulmuş durumda.

Sosyal ağlar ve interneti artık eko sistemlerden ayrı düşünemiyoruz. Bizim Mehmet diye anlattğımız karakterin sosyal medyasız ve internetsiz, teknolojik olarak bir hiç olduğunu unutmayın.

Hızlı bir büyüme ile yayılan Facebook, internetin yeni merkezi olmuş durumda. Üzerinde oyun oynayabiliyor, reklam verebiliyor kısacası içinde para olan pek çok şey yapabiliyorsunuz.

{pagebreak::6} 

Bu savaş niye? Sebebi Sadece Para Mı?

Facebook başta olmak üzere pek çok sosyal ağ platformlarına girdiğimiz bilgileri düşünün. Doğum tarihinizi, nerede olduğunuzu, hangi okulları bitirdiğinizi, neleri sevip neleri sevmediğinizi, kısacası her şeyi sosyal ağlara kendi isteğimizle yüklüyoruz. Bunları yüklerken kullandığımız işletim sistemleri de senkronizasyon ile bu bilgileri biliyor.

Biri sizden bu bilgileri istese kesinlikle vermezsiniz. Ama sosyal ağlarda ya da uygulamalarda kendinizle ilgili her türlü paylaşımı yapabiliyorsunuz.

Bu firmaların elinde parayla satın alınamayacak bir veritabanı bulunuyor. Devletler üstü bir platform olan sosyal ağlar ve uygulamalar, hiç bir istihbarat biriminin toplayamayacağı bilgiyi, hepimizden, kendi isteğimizle alıyor ve topluyor.

Mobil işletim sistemleri ve uygulamalarda da durum bu şekilde. Uygulama yüklediğiniz zaman, uygulamaların erişebildiği bilgileri gördüğünüzde durumun ne kadar vahim olduğunu anlıyorsunuz.

Kısacası uygulamalar ve platformlar bizim bilgilerimizi alıyor, ve bunları başta reklam gelirleri olarak pek çok yerden paraya dönüştürüyorlar.

Siz teknoloji sever bir insansanız, sizin kullandığınız cihazda teknoloji reklamları yer alacak. Artık sistemler bu ayrımı yapabiliyor ve ona göre reklam alınıyor. Kısacası sizin üzerinizden bir para kazanılıyor.

Teknolojinin yönünü her zaman olduğu gibi kullanıcılar belirliyor. Kullananlar şimdi hassas dokunmatiğe sahip ve kolay cihazlar istiyor. Bir zamanlar Symbian modayken, şimdi esamesi okunmuyor. Belki önümüzdeki yıllarda Android ve iOS’ta aynı duruma düşecek.

:: Uygulama savaşlarına bakışınız nedir? Uygulamalar artık cidden bu kadar önemli mi?

LG’nin 2012 Yılı Satış Rakamları Açıklandı

LG’nin akıllı telefon piyasasında sağlam bir yeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Firmanın amiral gemisi konumunda yer alan Android işletim sistemli akıllı telefonu Optimus G de bunu kanıtlar nitelikte satış rakamlarına erişmiş durumda.

Firmadan yapılan açıklamaya göre Optimus G, dünya çapında 1.000.000’luk satış rakamını aşmış durumda ve bu da LG’nin geleceğe daha umutla bakmasını sağlıyor.

Sektörün iki dev ismi Apple ve Samsung‘un modellerinin satış rakamlarıyla karşılaştırmak biraz haksızlık olacağından, LG‘nin kendi çapında eriştiği bu rakamı hiç de küçümsememek gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yine de satış rakamı, bu iki firmanın oldukça gerisinde ve LG‘nin 2012 yılında 55 milyondan fazla akıllı telefon satışı gerçekleştirdiği de gelen bilgiler arasında.

Firmanın 2013 hedeflerinde ise 2012 yılında 55 milyon olarak gerçekleşen satış rakamlarını 75 milyon seviyesine yükseltebilmek yer alıyor.

:: LG’nin satış rakamları konusunda ne düşünüyorsunuz?