Microsoft, oyun dünyasında şaşırtıcı adımlar atmaya devam ediyor. Kısa süre önce Forza Horizon 5’i PlayStation 5’e getireceğini duyuran şirket, şimdi de iki köklü RTS serisini PlayStation oyuncularıyla buluşturmaya hazırlanıyor. Buna göre Age of serisinden iki oyun, PlayStation 5 için oynanabilir olacak.
Age of Mythology Retold ve Age of Empires II: Definitive Edition PS5 yolunda
Fantastik öğelerle zenginleştirilmiş RTS klasiği Age of Mythology’nin günümüze uyarlanmış hali olan Age of Mythology: Retold; 4 Mart’ta PlayStation 5’e adım atacak. Geliştirici, oyunun Xbox Series X/S, PC ve Xbox Game Pass platformlarıyla çapraz platform desteğine sahip olacağını da açıkladı.
Bu özellik sayesinde farklı platformlardaki oyuncular aynı sunucularda bir araya gelerek rekabet edebilecek. Geliştirici ekip, çapraz oyunun Age of topluluğunu büyütme açısından önem taşıdığını söyledi.
Sektörde sızıntılarıyla bilinen Yogesh Brar, vivo X200 Pro Mini modelinin çok yakında globale geleceğini söyledi.
Bununla birlikte Age of Empires II: Definitive Edition da bu baharda PlayStation 5 için sunulacak. Kesin çıkış tarihi henüz belirtilmese de, yeni bir genişleme paketiyle birlikte yayınlanacağı açıklandı. Oyuncular, klasikleşmiş strateji yapımını nihayet PlayStation 5’te de deneyebilecek.
Oyun ayrıca geliştirici Forgotten Empires’tan bolca içerik güncellemesi de aldı. 14 Kasım’da çıkan Chronicles: Battle for Greece ile birlikte genişleme paketleri sayesinde altı yeni uygarlık eklenmiş oldu. 30 milyondan fazla oyuncuyla Age of serisi, strateji dünyasında hala yankı uyandırıyor.
ASELSAN, Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki varlığını genişletmek amacıyla Umman’ın başkenti Muskat’ta yeni bir ofis açtı. Açılış törenine Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türkiye’nin Muskat Büyükelçisi Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif Nacar ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci katıldı.
ASELSAN artık Umman’da!
ASELSAN daha önce Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’de açtığı ofislerle bölgedeki etkinliğini artırdı. Şimdi de Umman’da bir ofis açtı. ASELSAN bu genişleme ile ileri teknolojiye sahip savunma çözümlerini daha geniş bir pazara sunarak ihracat kapasitesini artırıyor.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Umman ofisinin açılışında yaptığı konuşmada, Muskat ofisinin pazarlama ve ticaret konularına odaklanacağını belirtti. ASELSAN teknolojilerinin geliştirilmesi, müşteri memnuniyeti ve satış sonrası destek sağlanmasıyla Umman’ın yanı sıra komşu ülkelerin güvenliğine ve teknolojik gelişimine katkıda bulunacaklarını ifade etti.
Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar Kalkan DİHA, kapsamlı test süreçlerinin ardından ilk seri üretim modeliyle gökyüzüyle buluştu.
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün açılış töreninde yaptığı konuşmada Türk savunma sanayiinin son yıllarda geliştirdiği teknolojiler ve artan ihracat kapasitesiyle küresel çapta önemli bir başarıya ulaştığını vurguladı. Görgün, ASELSAN’ın Muskat ofisinin Körfez bölgesiyle bağları güçlendireceğini ve Türkiye ile Umman arasındaki iş birliğini derinleştireceğini belirtti.
ASELSAN savunma sanayiinde uluslararası ölçekte önemli adımlar atarak geliştirdiği ileri teknoloji sistemleriyle küresel pazarda yer alıyor. Umman’daki yeni ofis şirketin ihracat odaklı büyüme faaliyetleri kapsamında bölgedeki pazarlama ve satış çalışmalarını yönetecek. ASELSAN’ın Umman’daki varlığı, bölgedeki askeri ve savunma sanayi sektörüne katkı sağlarken aynı zamanda iki ülke arasında stratejik iş birliklerinin gelişmesine olanak tanıyacak.
Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar Kalkan DİHA, kapsamlı test süreçlerinin ardından ilk seri üretim modeliyle gökyüzüyle buluştu. Türkiye’nin yerli ve milli teknolojilerine bir yenisini ekleyen bu insansız hava aracı dikey iniş kalkış kabiliyetiyle yeni bir sayfa açıyor.
Bayraktar Kalkan DİHA seri üretime geçti
Geliştirme sürecinde beş farklı prototip üretilen ve toplamda 225 saatlik uçuş süresiyle detaylı testlerden geçirilen Kalkan DİHA savunma sanayisindeki yeni görevlerine hazır hale geldi. Baykar’ın Keşan’da bulunan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşlarla tüm sistem ve performans testlerinden başarıyla geçen prototiplerden sonra nihayet seri üretim aşamasına ulaştı.
Bayraktar Kalkan DİHA hem tasarımı hem de teknik özellikleriyle dikkat çekiyor. Dikey iniş kalkış kabiliyeti sayesinde geleneksel İHA’ların kalkış için ihtiyaç duyduğu uzun pistlere gereksinim duymayan bu araç savaş gemileri, askeri üsler ya da cephedeki sınırlı alanlardan kolaylıkla kalkış yapabiliyor.
Kars’ta gerçekleştirilen Kış-2025 tatbikatında E-Modernizasyon projesi kapsamında geliştirilen elektrikli E-ARAZİ dikkatleri çekti.
Bu esneklik de operasyonel kullanım alanlarını genişletiyor. Araç, dört adet elektrikli motor ve dikey konumlanan pervaneleri ile kalkış ve iniş yaparken uçuş sırasında arkasında bulunan düşük tüketimli içten yanmalı benzinli motoru devreye giriyor. Bu sayede hem dikey hem de yatay uçuşta yüksek performans sunuyor.
Bayraktar Kalkan DİHA’nın teknik özellikleri de görev kabiliyetlerini destekler nitelikte. Araç 150 kilometrelik haberleşme menziline sahip ve 12 saate kadar havada kalabiliyor. Faydalı yük taşındığında bu süre yedi saat oluyor. Maksimum kalkış ağırlığı 50 kilogram olan aracın 5 kilogramlık faydalı yük kapasitesi bulunuyor.
Elektro-Optik (EO) ve Kızılötesi (IR) kamera modüllerinin yanı sıra lazer mesafe ölçer ve işaretleyici donanımları taşıyabilen Kalkan DİHA keşif ve istihbarat görevlerinde etkin bir şekilde kullanılmak üzere tasarlandı. Uçuş sırasında elde edilen görüntü ve veriler 150 kilometre içerisindeki komuta merkezlerine anlık olarak aktarılabiliyor.
Savunma sanayisine kazandırılan bu insansız hava aracı otomatik rota takibi, hedef takibi, çember atma ve eve dönüş gibi otonom kabiliyetlere sahip. Baykar tarafından geliştirilen BG-160 Elektro-Optik sistemiyle gelen araç, termal görüntüleme özelliği sayesinde gece ve gündüz keşif görevlerini başarıyla yerine getirebiliyor. 15 bin feet seviyesine kadar tırmanabilen Kalkan DİHA 80 knot seyir hızıyla uzun menzilli görevler için uygun bir çözüm sunuyor.
Bayraktar Kalkan DİHA teknik özellikleri
Haberleşme menzili: 150 km
Seyir ve en yüksek hız: 45-50 knot ile 80 knot
Operasyonel İrtifa ve tavanı: 9 bin feet ile 15 bin feet
Havada kalma süresi: 12 saat
Kanat açıklığı ve uzunluk: 5 m – 1.5 m
Faydalı yük kapasitesi: 5 kg
Azami kalkış ağırlığı: 50 kg
Dikey iniş kalkışlı tam otomatik uçuş sistemi
Sensör füzyonu yardımlı tam otonom
Otonom kalkış ve iniş sistemi ile yarı otonom uçuş modu
Hataya dayanıklı sistem mimarisi ve dijital veri ve video Link
Üç yedekli uçuş kontrol sistemi ve servo eyleyiciler
Elektro-Optik (EO) ve Kızılötesi (IR) Kamera Modülü
JustWatch tarafından açıklanan 2023 ve 2024 son çeyrek verileri, Türkiye’deki dijital yayın platformlarının pazar paylarındaki değişiklikleri net bir şekilde ortaya koydu. Veriler, 2024’te bazı platformların büyüme gösterdiğini, bazılarının ise gerilediğini işaret ediyor.
Küçülse de zirve hala blutv’de!
2023’ün son çeyreğinde (Q4 2023), blutv %38’lik pazar payıyla Türkiye’nin en büyük dijital yayın platformu konumundaydı. Ancak 2024’ün son çeyreğinde (Q4 2024), blutv’nin pazar payı %35’e düştü. Fakat hala en çok aboneye sahip platform konumunda.
Netflix ise 2023’te %27 olan pazar payını 2024’te %29’a yükseltti. Bu artış da platformun Türkiye’deki kullanıcı kitlesini genişlettiğini ortaya koydu. Benzer şekilde Prime Video ve Disney+ da 2023’ten 2024’e abone sayılarını artıran platformlar arasında yer aldı. Prime Video’nun pazar payı %19’dan %20’ye yükselirken Disney+ %7’den %8’e çıktı.
Samsung'un Galaxy Ring ile ilgili yeni bir patenti gün yüzüne çıktı. Buna göre diğer elektronik cihazlar kontrol edilebilecek.
MUBI ise her iki dönemde de %5’lik pazar payını koruyarak istikrarını sürdürdü. Ancak “Diğer” kategorisinde yer alan daha küçük platformların pazar payı %4’ten %3’e düştü. Bu durumda pazarın daha büyük oyunculara doğru kaydığını söyleyebiliriz.
Genel olarak bakıldığında ise 2024 yılı verilerine göre Netflix ve Prime Video gibi global platformların Türkiye’de kullanıcı tabanını artırması dikkat çekerken blutv’nin pazar payında yaşadığı kayıp yerel platformların uluslararası rakiplerle rekabet etmekte zorlanabileceğini gösterdi.
Bu veriler ayrıca Türkiye’de dijital yayın platformlarına olan ilginin arttığını ancak pazar dinamiklerinin sürekli değiştiğini gösteriyor. Netflix ve Disney+ gibi global markalar büyümeye devam ederken yerel platformlar bu rekabette farklı stratejiler geliştirme ihtiyacı duyabilir.
Elektrikli otomobil üreticileri kullanıcılarına daha geniş bir şarj ağı sunabilmek adına yeni iş birlikleri yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda Mercedes-Benz de Tesla’nın Supercharger (NACS) şarj istasyonlarına erişim sağlayan markalar arasına katıldı.
Mercedes de Tesla şarj sistemini (NACS) benimsedi!
Mercedes’in elektrikli araç kullanıcıları artık Tesla’nın hızlı şarj ağına bağlanabiliyor. Bu erişim Kuzey Amerika Şarj Standardı (NACS) adaptörü kullanılarak sağlanıyor. ABD’deki Mercedes elektrikli otomobil sahipleri ise bu adaptör sayesinde Tesla’nın Supercharger istasyonlarında araçlarını şarj edebilecek. Bu gelişmeyle birlikte Mercedes Tesla’nın Supercharger ağına dahil olan ilk Alman otomobil üreticisi oldu.
Şu an için bu erişim yalnızca ABD’de aktif durumda. Ancak yıl içinde Kanada’daki Tesla Supercharger istasyonlarının da Mercedes araçları için kullanılabilir hale gelmesi bekleniyor. Kullanıcılar şarj işlemlerini doğrudan Mercedes me uygulaması üzerinden başlatabiliyor.
Kars’ta gerçekleştirilen Kış-2025 tatbikatında E-Modernizasyon projesi kapsamında geliştirilen elektrikli E-ARAZİ dikkatleri çekti.
Çoğu marka Tesla uygulamasını kullanarak şarj sürecini yönetirken Mercedes sahipleri ek bir uygulamaya ihtiyaç duymadan işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Buna ek olarak Tesla’nın Supercharger noktaları Mercedes’in araç içi navigasyon sistemine de entegre edilecek ve sürücüler bu şarj istasyonlarını doğrudan araç ekranlarından bulabilecek.
Mevcut Mercedes elektrikli otomobil modellerinde doğrudan NACS şarj portu bulunmuyor. Bu nedenle Tesla Supercharger ağına bağlanmak için bir adaptör gerekiyor. Mercedes bayilerinde satışa sunulan bu adaptörün fiyatı 185 dolar olarak belirlenmiş durumda. Ancak yıl içinde doğrudan NACS bağlantı noktasına sahip yeni Mercedes modellerinin piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Tesla’nın Supercharger ağı, özellikle ABD’de elektrikli araç kullanıcıları için en yaygın ve güvenilir şarj çözümlerinden. Mercedes’in de bu sisteme katılması hem NACS standardının benimsenmesini hızlandırıyor hem de elektrikli araç kullanıcılarına daha geniş bir şarj ağı sunuyor.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşabilirsiniz.
Kars’ta gerçekleştirilen Kış-2025 Tatbikatı Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktayı gözler önüne seren bir etkinlik oldu. Tatbikatta sergilenen yerli ve milli savunma teknolojileri arasında en çok dikkat çekenlerden biri de Anzatsan’ın E-Modernizasyon projesi kapsamında geliştirilen ve tamamen elektrikli hale getirilen askeri arazi aracı E-ARAZİ oldu.
E-ARAZİ özellikleri
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) ile ortak olarak geliştirilen bu araç yüksek hareket kabiliyeti, düşük akustik izi ve termal gizliliği sayesinde rakiplerinden ayrışıyor. Elektrikli olması nedeniyle sessiz bir şekilde çalışarak düşman unsurlar tarafından tespit edilmesini zorlaştırıyor. Araç klasik içten yanmalı motor yerine tamamen elektrik motorları ve pil paketleri ile güçlendirilmiş bir yapıya sahip.
Tatbikatta basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Makine ve Kimya Endüstrisinde görevli mühendis Muhammed Furkan Dalkılınç, E-ARAZİ’nin dönüşüm sürecine ve teknik özelliklerine dair detayları paylaştı.
Darphane, UTTS çiplerinin 5,5 TL maliyetle üretildiği iddialarını yalanlayarak, gerçek maliyetin 16-18 dolar olduğunu açıkladı.
Açıklamalarına göre proje kapsamında geri dönüşümden alınan Land Rover 110 modeli içten yanmalı motor sisteminden arındırılarak ön ve arka akslara elektrik motorları yerleştirilmiş. Aracın güç kaynağını ise toplamda 107,5 kilovatsaatlik pil paketleri oluşturuyor.
Bu pil paketleri aracın ön ve arka kısımlarına konumlandırılarak dengeli bir ağırlık dağılımı sağlanmış. Elektrik motorları sayesinde araç 400 kilometrelik bir menzile sahip olup, maksimum 150 kilometre saat hıza ulaşabiliyor.
335 beygir gücü üreten sistem enerjik olarak 246 kilovatsaate kadar çıkabiliyor. Nominal olarak 252 volt gerilimle çalışan araç AC ve DC şarj girişlerine sahip olmasıyla çeşitli şarj istasyonlarından güç alabiliyor. Araçta yer alan 360 derece kamera sistemi sürücüye geniş bir görüş açısı sağlayarak arazide hareket ederken avantaj sunuyor.
Aracın boyutlarına bakıldığında 5.1 metre uzunluğa, 2 metre genişliğe ve 2 metre yüksekliğe sahip olduğu görülüyor. Savaş ağırlığı 4600 kilogram olan E-ARAZİ, 1250 kilogram faydalı yük taşıyabiliyor ve dört personel kapasitesine sahip.
Çalışma koşulları açısından -32 ile +49 derece arasındaki sıcaklıklarda operasyonel kalabiliyor. Askeri görevler için oldukça kritik olan hareket kabiliyetleri arasında aracın tüm tekerleklerden çekiş sistemine sahip olması, bağımsız süspansiyon sistemiyle desteklenmesi ve 73 beygir/ton güç oranına ulaşması öne çıkıyor.
Araç sıfırdan 50 kilometre hıza 8 saniyede ulaşarak hızlı ivmelenme sağlayabiliyor. %45 eğimli yüzeyleri tırmanabilen, %30 yan eğimde hareket edebilen ve 5.4 metrelik dönüş çapıyla dar alanlarda manevra yapabilen araç, arazi koşullarında her türlü engelin üstesinden gelebilecek şekilde tasarlanmış.
E-ARAZİ’nin sunduğu ek özellikler de modern askeri araçlarda bulunması gereken sistemleri içeriyor. GPS ve ataletsel navigasyon sistemi (INS) ile konumlandırma yapabiliyor, elektrikli ayarlanabilir koltuklara sahip olması sayesinde konforlu bir sürüş sunuyor.
Araç içerisinde ısıtma ve soğutma sistemleri mevcut olup, sıcak ve soğuk hava koşullarında personelin operasyonel verimliliğini artırıyor. Elektrikli motorlarının sağladığı en büyük avantajlardan biri ise düşük akustik ve termal iz değerleriyle çalışması.
Geleneksel içten yanmalı motorlara kıyasla çok daha sessiz bir sürüş sunarak düşman unsurların aracı ses yoluyla tespit etmesini zorlaştırıyor. Aynı zamanda termal izinin düşük olması, kızılötesi algılama sistemleri tarafından fark edilme riskini minimize ediyor.
Çevresel görüntüleme kameraları sayesinde sürücü ve mürettebat, çevresini detaylı şekilde görebiliyor ve zorlu arazilerde daha güvenli bir şekilde ilerleyebiliyor. Araç veri ekranı ise sürüş sırasında batarya durumu motor performansı ve menzil bilgilerini detaylı olarak göstererek operasyon esnasında mürettebatın araç durumunu sürekli kontrol etmesini sağlıyor.
Özellikle hibrit ve tam elektrikli askeri araçların kullanımının yaygınlaşmasıyla, Türkiye’nin savunma sanayisinde çevre dostu ve düşük maliyetli çözümler geliştirme konusundaki yetkinliği artarak devam edecek gibi görünüyor. Kış-2025 Tatbikatı’nda sahada test edilen E-ARAZİ’nin gelecekte sahada aktif olarak kullanılıp kullanılmayacağı ise önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.
vivo, ürün yelpazesini genişletmeye devam ediyor. Çinli marka, bu doğrultuda yakında V50 modelini kullanıcılarla buluşturmayı planlıyor. Şimdiye kadar ortaya çıkan raporlar, cihazın fiyat/performans odaklı olacağını gösteriyor. Son gelişmeler ise ürünün tanıtım tarihini gözler önüne seriyor. İşte konu ile ilgili ayrıntılar!
vivo V50 ne zaman tanıtılacak?
vivo tarafından resmi bir açıklama gelmese de, güvenilir sektör kaynaklarına göre vivo V50 modeli 17 Şubat’ta tanıtılacak. Ürünün genel satışına çıkması ise 24 Şubat’ı bulacak. Bu bilginin markayla bağlantılı bir perakende kaynağından geldiğini belirtelim.
Ürün, geçtiğimiz günlerdeV2427 model numarasıyla Geekbench veri tabanındaki yerini aldı. Telefon yapılan testlerden 4 bin 122 puan almayı başarırken, bazı teknik özellikleri ise dolaylı yoldan da olsa belli oldu.
Sektörde sızıntılarıyla bilinen Yogesh Brar, vivo X200 Pro Mini modelinin çok yakında globale geleceğini söyledi.
Geekbench veri tabanına göre telefonda kullanılacak yonga seti Snapdragon 7 Gen 3 olacak. 4 nm mimariyle üretilen yonga seti; 1x 2.63 GHz ARM Cortex-A715, 3x 2.4 GHz ARM Cortex-A715 ve 4x 1.8 GHz ARM Cortex-A510 çekirdeklerine ek olarak Adreno 720 grafik birimine ev sahipliği yapıyor.
Testlere sokulan prototipin 8 GB RAM’e sahip olduğunu belirtelim. Fakat, burada daha farklı bellek opsiyonlarının olma ihtimalini akıllardan çıkarmamak önemli. Bununla birlikte, kutudan çıkar çıkmaz Android 15 işletim sistemini çalıştıracak.
Son olarak, modelin kasımda vivo S20‘nin yeniden markalanmış versiyonu olacağı iddia ediliyor. Eğer bu iddia gerçeği yansıtıyorsa, iki modelin teknik özellikleri büyük oranda aynı olabilir.
V50’nin şimdiye kadar ortaya çıkan özellikleri;
Özellik
Detaylar
Ekran
6.78 inç AMOLED, 1.5K çözünürlük, 120Hz yenileme hızı, dört tarafı kavisli tasarım
Ön Kamera
50 MP, otomatik odaklama, 92° görüş açısı
Arka Kameralar
– 50 MP ana kamera (OIS destekli) – 50 MP ultra geniş açılı kamera (AF destekli) – ZEISS iş birliği ile geliştirildi – AuraLight LED flaş
Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte giyilebilir cihazlar da hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Galaxy Ring gibi yeni cihazlarla, akıllı gözlüklerden akıllı saatlere, sanal gerçeklik başlıklarına kadar birçok ürün, günlük yaşamı daha verimli hale getiriyor.
Günlük hayatı daha verimli hale getiren ürünlerden biri ise akıllı yüzük. Bu alanda önemli bir adım atan Samsung, MWC 2024 etkinliğinde Galaxy Ring adlı akıllı yüzüğünü tanıtmış ve kısa süre önce Türkiye’de de satışa sunmuştu. Bugün ise Samsung’un akıllı yüzük ile ilgili yeni bir patenti gün yüzüne çıktı.
Samsung, diğer cihazları kontrol edebilen Galaxy Ring için patent alıyor
Samsung, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde yeni bir akıllı yüzük patenti başvurusunda bulundu. Bu patent, yüzüğün kullanıcısına diğer elektronik cihazları kontrol etme imkanı sunuyor. Buna göre kullanıcıların yüzüğü kullanarak diğer cihazlarla kablosuz etkileşim kurarak veri paylaşabileceği görülüyor.
Samsung’un şu anda tek bir akıllı yüzük modeli bulunuyor. Dolayısıyla bu patentin Galaxy Ring 2’ye uygulanması bekleniyor. Zira zaten söz konusu modelin geliştirilme aşamasında olduğu biliniyor.
Samsung, Galaxy S26 Ultra için ön kamerayı gizleyen bir prototip test ediyor.
Markanın ilk Galaxy Ring’i, kalp atış hızı, uyku ve biyometrik verileri ölçerek sağlık özellikleri sunuyordu. Serinin ikinci modelininse sağlık takibi yapmaktan öteye geçmesi bekleniyor. Bunu piyasaya sürüldüğünde hep birlikte göreceğiz.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Samsung Galaxy Ring 2 modelinden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
OpenAI, yeniden markalaştığını duyurdu ve bu kapsamda logosu da dahil olmak üzere bazı görsel unsurlarında değişiklik yaptı. Ancak yapılan değişiklikler öylesine küçüktü ki, kısa süre içinde sosyal medyada gündem yarattı.
OpenAI logo değiştirdi
OpenAI tarafından paylaşılan yeni logosunun eskisiyle neredeyse aynı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat, yakından bakıldığında merkezde daha büyük alan ve daha temiz/orantılı çizgilerin tercih edildiği görülüyor.
Wallpaper tarafından paylaşılan rapora göre, orijinal logo OpenAI CEO’su Sam Altman ve kurucu ortak Ilya Sutskever tarafından tasarlandı. Yeni logo ise Veit Moeller ve Shannon Jager liderliğindeki şirket içi tasarım ekibi tarafından “daha organik ve daha insani” bir kimlik oluşturma amacıyla oluşturuldu.
Marka, yeniden markalaşmanın bir parçası olarak OpenAI sans adlı yeni bir yazı tipini sergiledi. Bu yazı tipinin ‘geometrik hassasiyeti ve işlevselliği yuvarlak, ulaşılabilir bir karakterle harmanlayan’ bir yapıda olduğu ifade edildi. Yine Wallpaper tarafından paylaşılan bilgiye göre, yeni yazı tipi ‘daha insani hissettirme’ amacıyla oluşturuldu.
Konuyla ilgili en büyük merak konusu, OpenAI’in bu tasarımları oluştururken ChatGPT gibi kendi yapay zeka araçlarını kullanıp kullanmadığı oldu. Şirketin açıklamasına göre, yalnızca yazı tipleriyle ilgili bazı detaylarda yapay zekadan destek alındı.
OpenAI’in değeri, 2023’te yaklaşık 29 milyar dolarken 2024’ün sonlarında 157 milyar dolara, 2025’in başlarında ise yaklaşık 340 milyar dolara yükseldi.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce şirketin ‘yeni’ logosu nasıl olmuş?
Bir akıllıtelefon satın alırken ekran performansı en önemli kriterlerden biri. Bu alanda özellikle iPhone’ların öne çıktığını söylemek mümkün. Peki, Şubat 2025 itibarıyla en iyi ekrana sahip iPhone modelleri hangileri?
En iyi ekrana sahip iPhone modelleri
DxOMark verilerine göre, Apple’ın en iyi ekrana sahip modelleri listesinin zirvesinde 2023’te tanıtılan iPhone 15 Pro ve 15 Pro Max bulunuyor. Bu modeller, toplamda 151 puan almayı başarmışken, hemen ardından 150 puanla iPhone 16 Pro ve 16 Pro Max, markanın mevcut amiral gemileri olarak karşımıza çıkıyor.
Elektrikli otomobil pazarı günden güne büyümeye ve hacim kazanmaya devam ediyor. Xiaomi de geçtiğimiz sene duyurduğu Xiaomi SU7 modeli ile bu pazardan pay kazanmaya çalışıyor. Xiaomi SU7 Ultra ile de yüksek performanslı elektrikli motoru ve bir nevi yarış aracı tasarımını birleştiren firma, şimdi de Çin’de 42 şehirde ve 112 mağazada aracı sergilediğini duyurdu. İşte detaylar.
Xiaomi SU7 Ultra, Mart ayında teslim edilmeye başlanacak
Ekim ayında ön siparişleri açılan ve açıldığı gibi büyük popülariteye sahip olmayı başaran Xiaomi SU7 Ultra, ilk 10 dakika içerisinde 3680 adet sipariş almıştı. Xiaomi’nin resmi Weibo hesabında yaptığı paylaşımla birlikte elektrikli yüksek hız otomobilinin Mart ayındaki teslimatlardan önce Çin’de 42 şehirde 112 mağazada sergilenmeye başladığı belirtildi.
Bugün itibariyle sergilenmeye başlayan araç, yoğun bir üretim sürecinden geçiyor. Fiyatına gelecek olursak 29 Ekim’de ön satış için 814 bin 900 yuan yani 113 bin 300 dolar fiyatı ile sipariş edilen araç tasarımı ve gücü ile kullanıcıları şaşkınlığa uğrattı. Aracın standart versiyonu 21-29 haftalık bekleme sürelerine rağmen hala büyük talep görürken, SU7 Ultra için bekleme süresi henüz belli değil.
Çin, Google için ülkenin rekabet yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle şirket hakkında soruşturma başlatmaya hazırlandığını duyurdu.
Sportif olması için tasarlanan ön tampon, ön spoyler, ve keskin hatları ile SU7 Ultra, rakiplerini de korkutuyor. Ayrıca 1526 beygir güce ve 1770 Nm torka ulaşabilen araç, Xiaomi’nin gelişmiş üçlü motor sistemi üzerinde çalışarak 0’dan 100’e yalnızca 1,98 saniyede ulaşabiliyor. Ayrıca 350 km/saat maksimum hız olarak belirtilse de geçtiğimiz aylarda yapılan testlerde aracın 359 km/saate ulaştığı kanıtlanmıştı.
Bu kadar güçlü bir aracın en büyük soru işaretlerinden olan frenlere bakacak olursak da teknoloji devi, yeni spor otomobilinde en büyük karbon seramik fren disklerini kullanıyor ve bu diskler 1.300 °C’nin üzerindeki sıcaklıklara dayanabiliyor. Yapılan açıklamalara göre ise 100km/s hızdan 0’a yavaşlaması 30,8 metrelik bir mesafeye sahip.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Aralık ayında otomotiv sektöründe dengeleri değiştirebilecek bir gelişme yaşandı. Nissan ve Honda düzenlenen ortak basın toplantısında iş birliği ve birleşme kararını resmen duyurdu. Fakat, yaşanan son gelişmeler işlerin pek de yolunda gitmediğini gösteriyor.
Nissan-Honda birleşme görüşmeleri sonlandırıldı
Nikkei gibi güvenilir kaynaklar tarafından paylaşılan bilgilere göre Honda, daha önce açıklandığı gibi yeni bir holding şirketi altında birleşmek yerine, Nissan’ı kendi yan kuruluşu yapmayı önerdi.
Honda’nın CEO’su o dönemde yaptığı açıklamadabununNissan için bir kurtarma operasyonu olmadığını söylese de son teklif bu durumun tam tersini kanıtlar nitelikte. Bilindiği gibi, Nissan geçtiğimiz yılın ilk yarısında net kârında yüzde 93’lük bir düşüş açıkladıktan sonra binlerce çalışanını işten çıkaracağını duyurmuştu. Yani, işler yolunda gitmiyordu.
Nissan, Honda ve Mitsubishi bugün düzenlenen ortak basın toplantısında işbirliği ve birleşme kararını resmen duyurdu.
Fakat, Honda’nın bu teklifi Nissan cephesinde tepkiyle karşılandı ve bir süredir devam eden birleşme görüşmeleri sonlandı. Hatırlanacağı üzere bu noktada ilk plan söz konusu şirketlerin bir holding şirketi altında birleşmesiydi. Bu hamleyle dünyanın üçüncü en büyük otomobil üreticisi olmayı planlanıyordu.
Birleşmenin iptal edildiğine yönelik haberlerin ortaya çıkmasının ardından Nissan hisseleri yüzde 4,8 oranında düştü. Honda hisselerinde ise yüzde 8,2 artış yaşandı.
Şu an için Honda ve Nissan’dan konuyla ilgili net bir açıklamanın gelmediğini belirtelim. Fakat, bu iddia doğruysa, önümüzdeki günlerde resmi açıklamanın yapılacağını ve akıllardaki soru işaretlerinin ortadan kaldırılacağını söyleyebiliriz.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!