Türkiye, Verilerinin %82’sini Kaybedebilir!

EMC’nin desteği ile uluslararası bağımsız araştırma şirketi Vanson Bourne*tarafından; aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fas‘ın bulunduğu beş ülkede; kamu, telekom, medya, finans, üretim, enerji, perakende ve sağlık sektörlerini temsilen, 250 ile 3000 çalışanlı, bin şirketin katılımı ile gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları bugün yapılan basın toplantısıyla açıklandı.

“Felaket Kurtarma Araştırması 2012: Ortadoğu, Türkiye ve Fas” başlıklı araştırma sonuçları, EMC Türkiye Genel Müdürü Önder Sönmez ev sahipliğinde; EMC Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgeleri, Veri Yedekleme ve Kurtarma Sistemleri Bölüm Başkanı Kelly Ferguson katılımıyla düzenlenen toplantıda paylaşıldı.

Araştırmaya göre, bölgeyi vuracak herhangi bir felakette; Ortadoğu, Türkiye ve Fas’daki kuruluşların %82’si bugünkü sistem ve altyapıları ile; kayıp veri ve sistemlerini kurtaramayabileceklerini ifade etti. Kuruluşların %64’ü de geçtiğimiz 12 ay içinde veri kaybı ya da sistem aksama süresi gibi sorunlar yaşadığını belirtti.

Ayrıca, araştırmaya katılan kuruluşların %37’si yeniden tam kapasiteyle çalışmaya başlamak için en az bir gün ve hatta daha fazlasına ihtiyaçları olduğunu belirtirken; aksama sürelerinin de ortalama iki gün sürdüğünü söyledi.

Avrupa ile bölge kıyaslandığında da; İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Rusya pazarlarını kapsayarak gerçekleşen araştırmada, Avrupa’da araştırmaya katılan kuruluşların %74’ü bugünkü sistem ve altyapıları ile; kayıp veri ve sistemlerini kurtaramayabileceklerini ifade etti. Kuruluşların %54’ü de, geçtiğimiz 12 ay içinde veri kaybı ya da sistem aksama süresi gibi sorunlar yaşadığını belirtti.

Türkiye’ye bakıldığında, araştırma, bölgeye paralel olarak Türk şirketlerinin %81’inin bir aksama süresi, kesinti ya da arıza sonrasında sistemlerini ya da verilerini tamamen kurtarabilecekleri konusunda çok emin olmadığını gösterdi. Ayrıca, ülkedeki işletmelerin %51’i son 12 ay içinde veri kaybı ya da sistem kesintisi gibi sorunlar yaşadıklarını bildirdi.

Bu işletmelerin %59’u bu soruna donanım arızasının sebep olduğunu belirtti. Araştırmaya katılan şirketlerin %46’sı veri kaybı ya da sistemlerde yaşanan kesintilerin sebep olduğu en önemli olumsuz etki olarak çalışanların verimliliğinin azalmasını gösterdi.

Türk işletmelerin%66’sı disk-tabanlı veri depolama çözümleri kullanırken, %53’ünün hala teyp kullandıkları ortaya çıktı. Ancak teyp kullanan işletmelerin %74’ü yedekleme için teyp kullanımından vazgeçip, başka sistemlere geçmek istediğini, bu işletmelerin %44’ü de bunun nedeninin daha hızlı yedekleme olduğunu belirtti.

Araştırmanın Türkiye sonuçları ilginç birkaç noktayı daha ortaya koydu; Türkiye’den araştırmaya katılan 250 kuruluşun %41’i BT bütçelerinin yüzde kaçını veri kurtarma ve yedeklemeye ayrıdıklarını bilmediklerini ifade ederken; sadece %4’ü bütçenin yüzde on ile on beşlik dilimini bu yatırıma ayırdığını belirtti. Bölgede ise bilmeyenlerin oranı %25, BT bütçelerinin yüzde on ile on beşlik dilimini bu yatırıma ayıranların oranı ise %9′larda.

Araştırmaya katılan Türk şirketlerin %29’u veri yedekleme ve felaket kurtarma konusundaki kanuni yükümlülükleri bilmedikleriniifade etti, ki bu rakam bölge ortalaması olan %16’nın oldukça üzerinde. Buna karşın Türkiye’de aylık bazda yedekleme yapan kuruluşların oranı bölge ortalaması olan %19’un çok daha üzerinde; %30’larda seyrediyor.

EMC Türkiye Genel Müdürü Önder Sönmez araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Elde edilen bu sonuçlar, günümüzde miktarı hızla artan veriler ya da bu verilerin kullanımına yönelik beklentiler için uygun olmayan demode teknolojileri geride bırakıp, yedekleme sistemlerinde köklü bir değişime gidilme ihtiyacının altını çiziyor. Gelecek nesil yedekleme ve kurtarma çözümlerine geçiş doğal bir afet, kasıtlı, kötü niyetli bir saldırı ya da BT sistemlerinde rutin ya da sık görülen kesintiler durumunda işte sürekliliği garanti ediyor. Felaket Kurtarma Araştırması 2012: Ortadoğu, Türkiye ve Fas araştırması, bölgedeki yedekleme ve felaket kurtarma stratejilerinin yeterliğini inceleyerek, yedekleme sistemlerindeki köklü bir değişimin şirketlerin veri kaybını ve farklı sebeplere bağlı aksama sürelerini nasıl önleyebileceğini öngörüyor.”

EMC, EMEA Bölgesi Yedekleme ve Kurtarma Sistemleri, Pazarlama Direktörü Kelly Ferguson ise, araştırmanın sonuçlarının Ortadoğu, Türkiye ve Fas’ta yedekleme ve kurtarma konularına yönelik mevcut yaklaşımın yeniden gözden geçirilme gerekliliğini ortaya koyduğunu söyledi. Elektronik veriler ve bu verilerle ilgili sistemlerin başarı için son derece önemli olduğuna değinen Ferguson; araştırmanın, çoğunluk şirketin bir BT sistem arızası ya da daha aşırı durumlarda, sistemlerini ve verilerini kurtarma konusunda tam olarak hazırlıklı olmadığını gösterdiğini ifade etti. Ferguson; “EMC’nin tüm şirketlere tavsiyesi, bugün piyasada olan gelecek nesil çözümleri kullanan, her ayrıntısı iyi düşünülmüş, stratejik bir yedekleme ve kurtarma stratejilerini benimsemeleri. Bu onları günlük arıza ve kesintilere karşı koruyacak ve ayrıca daha ciddi olaylarda da teyp ya da CD-ROM gibi eski sayılabilecek teknolojilere kıyasla daha düşük sahip olma maliyetiyle koruyacaktır.” dedi.

Araştırma Sonuçları (Özet)

Aksamalar: Aksama süresi ve veri kaybı bir doğal afetten ziyade BT sistemindeki bir sorundan kaynaklanıyor.

Araştırma, veri kaybı ve sistemlerde yaşanan aksama sürelerinin ana nedenlerinin dahili BT sistemlerinin arıza yapmasından ve kasıtlı, kötü niyetli müdahalelerin neden olduğu kesintilerden kaynaklandığını gösteriyor. Veri kaybı ve aksama sürelerinin en sık görülen üç nedeni:

1. Donanım arızası: %55

2. Yazılım arızası: % 40

3. Güvenlik ihlali: % 36

Araştırmaya katılanların yalnızca %13’ü sistemlerindeki aksama süresine ya da veri kayıplarına doğal afetlerin neden olduğunu söyledi. Bu tür olaylara yönelik olarak güvenliğin sıkılaştırılması, araştırmaya katılan şirketler tarafından kilit önem yaşıyan bir önlem olarak görülüyor.

Buna istinaden güvenlik ihlallerinin veri kaybı ve aksama sürelerinin en sık görülen üçüncü sebebi olmasına rağmen, şirketlerin %44’ü fiziksel güvenlik önlemlerini, %43’ü de dijital güvenlik önlemlerini artırdığını söyledi. Araştırmaya katılanların %37’si bir olay sonrasında, BT sistemlerinin kullandığı yedekleme ve felaket kurtarma çözümlerine yönelik prosedürleri gözden geçirdiğini ve değiştirdiğini belirtti.

Ayrıca, şirketlerin %29’u yedekleme ve felaket kurtarma için yaptıkları harcamaları, tecrübe ettikleri bir aksama sonrasında artırdıklarını ifade etti. Araştırmaya katılan şirketlerin %34’ü ise yedekleme ve felaket kurtarma için yeteri kadar harcama yapmadıklarını belirtti. Araştırma, ortalama olarak bölgedeki işletmelerin yedekleme ve kurtarma için toplam BT bütçelerinin %7.48’ini harcadıklarını ortaya koydu.

Ekonomik olumsuzluklar: Sistemlerdeki aksama sürelerine bağlı gelir kayıpları

Araştırma sistemlerde meydana gelen aksama sürelerinin işe ölçülebilir olumsuz etkilerinin olabileceğini ortaya koydu. Katılımcıların en çok saydığı üç neden:

1. Çalışanların verimliliğinde düşüş: % 43

2. Müşteri güveni/sadakatinin yitirilmesi: % 37

3. Gelir kaybı : % 28 şeklinde belirdi.

2011 yılında; araştırmaya katılan her bir şirkette, sistemlerinde meydana gelen arızalar nedeniyle ortalama olarak yaklaşık iki iş günü kaybedildi. Günlük sekiz saatlik ortalama çalışma süresi göz önüne alındığında bu oran, 2bin çalışanı olan bir şirket için 32bin iş saati anlamına geliyor. Buna ek olarak, araştırmaya katılan her bir işletme, son 12 aylık dönem içinde ortalama olarak 133GB miktarında veri kaybetti. 1MB’ın yaklaşık 24 e-postaya denk geldiği düşünüldüğünde, bu miktardaki bir veri kaybı, 3 bin 325 milyon e-postanın kaybolması anlamına da gelebiliyor.

Araştırma, şirketlerin değerli müşteri verilerini korumadıklarını ve yalnızca %23’ünün Müşteri İlişkileri Yönetimi (Customer Relationship Management – CRM) uygulamaları için bir felaket kurtarma planına sahip olduğunu gösterdi. Müşteri güveninin yitirilmesinin, aksama sürelerine bağlı olumsuz etkiler arasında ikinci sırada olmasına karşın, felaket kurtarma planı olan şirketlerin yalnızca %22’si CRM uygulamalarının bir aksama yaşandıktan sonra hemen en kısa sürede çalışır duruma gelmesi gerektiğini söyledi.

Ortadoğu, Türkiye ve Fas’taki şirketlerin kapsamlı bir felaket kurtarma planının sağlayacağı sigorta primi avantajlarından yararlanmadıkları ortaya çıktı. Bölgedeki şirketlerin %44’ü sigorta poliçeleri ya da mevzuat gereği bir felaket kurtarma planına sahip olmakla yükümlü. Daha da önemlisi, araştırmaya katılan şirketlerin %25’ine çalıştıkları sigorta acenteleri tarafından BT sistemlerinin yedekleme/felaket kurtarma stratejilerinin gücüne göre daha düşük prim oranları sunuluyor.

Ancak, araştırmaya katılan şirketlerin %57’si sigorta acentelerinin bu şekilde daha düşük prim oranları sunduklarından haberdar olmadıklarını ya da haberleri olduysa da ilgilenmediklerini iletti. Bu da birçok işletme için kaçırılan önemli bir fırsat anlamına geliyor.

Günümüz şartlarına uymayan eski çözümler: Araştırmaya katılanların %52’si hala yedekleme ve kurtarma için teypli sistem kullanıyor, ancak çoğunluğu bu sistemden kurtulmak istiyor.

Şirketlerin %52’si yedekleme ve kurtarma konusunda hala teypli sistemi kullanıyor. Teyplerin yarattığı işletme maliyetlerine bakıldığında, bölgedeki şirketler ofis/tesis dışında bir felaket durumunda kurtarma için teyplerin ulaşımı, depolanması, test edilmesi ve değiştirilmesine yönelik yıllık 84.400 USD’nin üzerinde bir harcama yapıyor. Araştırma teyp kullanan şirketlerin %73’ünün teyp dışı alternatifler arayışı içinde olduğunu gösterdi.

Planlanan bu değişimin en çok sayılan üç nedeni:

1. Daha hızlı yedekleme : 55%

2. Daha fazla güvenlik: 39%

3. Veri kurtarma ve sistem geri yükleme hızı: 36%

Teyp dışında, araştırmaya katılan şirketlerin %48’i yedekleme depolama ve felaket kurtarma için eski ve günümüz şartlarına uymayan CD-ROM’ları kullanıyor. Şu anda, bölgedeki şirketlerin yalnızca %41’i modern, disk-tabanlı yedekleme ve kurtarma çözümleri kullanıyor.

Rutin kesintiler ya da daha önemli olaylar için hazırlıklı olmanın ilk adımı diski, veri tekilleştirme ve ağ tabanlı kopyalama teknolojileri ile kullanan gelecek nesil yedekleme yaklaşımı ile başlıyor. Araştırma bir kesinti ya da arıza sonrası yedekleme ve kurtarma için daha fazla harcama yapılmaya başlandığını, ancak kesinti sırasında ve kesinti uzadıkça müşteri sadakatinin zedelenmesine bağlı zaman ve para açısından uğranılan zararın geri dönülemez olduğunu gösterdi.

Şirketlerin en sık karşılaştığı sorunları ve bu sorunların yarattığı ekonomik sonuçları ortaya koyarak, şirketler proaktif biçimde yedekleme ve kurtarma stratejilerini gözden geçirebilir ve işlerinin gerektirdiği şartları yerine getirdiklerinden emin olabilir.

Sektörlere Yönelik Özet

Kamu Sektörü

Kamu sektöründeki kuruluşların %64’ü son 12 ay içinde veri kaybı ya da sistemde kesintiye bağlı aksama süresi gibi sorunlar yaşadıklarını bildirdi. Bu kuruluşların yalnıca %37’si verilerini güvenlik ihlali nedeniyle kaybederken, kuruluşların %59’u veri kaybı ve/veya aksama süresine bağlı olarak çalışanların verimliliğinde azalma gördüğünü belirtti. Ayrıca, veri kaybına bağlı olarak bu sektörde müşteri güveni ve sadakatinin yitirilmesi de çok olası ve kuruluşların %48’i de bu tür sonuçların olduğunu kabul etti.

Finans Sektörü

Finans sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin %22’si yedekleme ve kurtarma için yeteri kadar harcama yapmadıklarını düşündüklerini belirtti. Sektördeki şirketlerin %69’u veri kaybı yaşadıklarını bildirirken, bu şirketler bununun nedeninin güvenlik ihlali olduğunu vurguladı. Finans sektörü ayrıca, sistemlerdeki arıza ve kesintilerin nedeni olarak en çok donanım arızasını gösterdi. Araştırmaya katılan sektördeki şirketlerin %68’i bu sorunu yaşadıklarını belirtti.

Araştırmada Kullanılan Metodoloji

EMC sponsorluğunda gerçekleştirilen “Felaket Kurtarma Araştırması 2012: Ortadoğu, Türkiye ve Fas” başlıklı araştırma için Vanson Bourne, BAE, Fas, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’da hem özel hem de kamu sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde BT bölümlerinde karar verme yetkisine sahip 1bin çalışanla görüştü.

Her bir kuruluşta çalışan sayısı 250 ila 3 bin arasındaydı ve kuruluşlar, imalat, perakende, finansal hizmetler, telekomünikasyon gibi farklı sektörleri temsil ediyordu. Araştırmayla ilgili ek kaynaklara bu adresten ve ayrıca buradan ulaşabilirsiniz.

:: EMC’nin yayınladığı araştırma sonuçlarına göre ülkemizdeki yaşanabilecek felaket senaryolarının olası sonuçları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Avea, Çeyreği Yine Boş Geçmedi

Avea bugün düzenlediği basın toplantısında açıkladığı yılın ilk çeyrek verilerinde gelirlerde büyüme elde ettiğini belirtti. ‘En yüksek faturalı müşteri’ oranına sahip şirket unvanını koruyan Avea, veri gelirleri ve modem satışlarında kayda değer bir artış elde ettiklerini açıkladı.

Avea, bağlı bulunduğu Türk Telekom Grubu’nun TTNet ortaklığı ile gerçekleştirdiği modem satışlarını, 2011 yılı ilk çeyreğine göre yüzde 218’lik bir artışla pazar payını yüzde 13 civarından yüzde 38’e çıkardığını belirtti.

Avea, aynı dönem içerisinde data gelirlerini 2011 ilk çeyrek dönemine göre yüzde 92 artırdığını açıkladı. Yılın ilk çeyrek döneminde büyümesini sürdüren Avea’nın CEO’su Erkan Akdemir, 2011 yılını konuşma süresi, faturalı müşteri oranı ve net müşteri kazanımında sektör lideri olarak kapattığını vurguladı.

Akdemir, Avea’nın birinci çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2011, Avea için hat-trick yılı olmuştu. Her sahada oynayıp kazanmıştık. 2012’ye bu rekorlarla oyun kurucu olarak başladık. 2012’ye daha çok çalışmalıyız diyerek girdik ve mottomuzu çok çalışmak olarak belirledik. Tüm Avea çalışanları adeta bir olarak, 7/24 şekilde toplam 61 bin 326 saat hiç durmadan çalıştı. Bunun karşılığını da finansal sonuçlarımızla aldık.” dedi.

2012’nin açıklanan ilk çeyrek dönemi verilerine göre Avea’nın gelirleri, gösterdiği faaliyet performansı ile 2011 yılı ilk çeyreğine kıyasla yüzde 12 artarak 787 milyon TL oldu. İlk çeyrek sonuçlarına göre EBITDA’sını da bir önceki yıla göre yüzde 12 artırarak 79 Milyon TL’ye çıkaran Avea, elde ettiği sonuçlarla, bağlı bulunduğu Türk Telekom Grubu’nun hedeflerine de önemli oranda katkı sağladı.

2012 yılı ilk çeyreğinde faturalı müşteri tabanını yüzde 14’lük artışla 5,7 milyona yükselten, toplam müşteri oranını ise yüzde 9 artışla 12,9 milyona çıkaran Avea, ulaştığı yüzde 44 faturalı müşteri oranıyla da sektörde en çok faturalı müşteriye sahip operatör unvanını korudu.

Avea, bir başka önemli artışı da konuşma sürelerini bir önceki yıla göre yüzde 14 artırarak 280 dakikadan 320 dakikaya çıkaran Avea; Türkiye’nin en çok konuşturan operatörü unvanını korurken, bu unvanına Avrupa’nın en çok konuşturan “operatörü” unvanını da ekledi.

Avea, faturalı müşteri sayısı ve gelirlerdeki artışla abone başına aylık gelir rakamını (ARPU) ise bu dönemde geçen yıla göre yüzde 4’lük artışla 19.1 TL’den 19.9 TL’ye çıkardı.

Avea, data kullanıcı sayısını da bir önceki yıla göre yüzde 51 artırarak 4.1 milyona çıkardı. Data kullanımının artışına paralel olarak, data gelirlerinde de önemli artış sağlayan Avea, 2012 yılı ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92’lik bir artışla datadan 79 milyon TL gelir sağlamış oldu.

Avea, bağlı bulunduğu Türk Telekom Grubu’nun TTNet ortaklığı ile satışını gerçekleştirdiği modem satışlarını ise, 2011 yılı ilk çeyreğine göre yüzde 218’lik bir artışla bu alandaki pazar payını yüzde 13’lerden yüzde 38’e çıkardı.

Avea, 2012 yılı ilk çeyreğinde cihaz satışları da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artırırken, 2011 yılında gerçekleştirdiği cep telefonu kampanya adetinin tamamını da 2012 yılı ilk 3 ayına sığdırdı.

Satış ağında gerçekleştirilen yatırımlarla 2011 yılında adeta bir dönüşüme imza attıklarını ve bu dönüşümün de 2012 yılı ilk çeyreğinde kendisini daha da iyi hissettirdiğini söyleyen Akdemir, “Türkiye genelinde 625’e yakın bayiye yeni mağaza konseptini uygulayarak bayi sayımızı 913’e çıkardık. Bugün 14 binin üzerinde ulusal çapta zincir mağazada Avea markasını müşterilerle buluşturuyoruz.” açıklamasında bulundu ve 3G yatırımlarıyla ilgili şunları söyledi:

“Türkiye’yi kapsayan yeni nesil Avea Şebekesini daha da ilerletmek için çok çalıştık. Bunun için de 3G iletişim kule sayımızı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 67 artırdık. Bu süreçte 2G iletişim kulesi sayımızı da yüzde 12 yükselttik. Gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlarla Avea’nın 2G+3G yatırımları toplamda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 arttı.”

Akdemir konuşmasında 2012 yılının ilk çeyreğinde Avea Müşteri Hizmetleri’nin, Avealılardan gelen 7,5 milyon çağrının yüzde 80’inden fazlasını ilk 20 saniyede karşılayarak müşteri memnuniyetini artırdıklarını vurguladı.

Avea’nın yeni yatırım planlarıyla girdiği 2012’nin ilk çeyreğinde doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı istihdamın yaklaşık 6 bine ulaştığını belirten Akdemir, Avea ekosisteminin tamamı göz önüne alındığında bu sayının 45 bini geçtiğini ifade etti.

:: Avea’nın bu performansı hakkındaki düşüncelerinizi burada paylaşabilirsiniz.

Twitter, Bilgileri Vermemekte Kararlı

Twitter, daha önce benzerine pek rastlamadığımız bir direniş sergiliyor. Occupy Wall Street eylemleri yüzünden düzeni ve asayişi bozmak suçundan hakkında dava açılan Malcolm Harris, Twitter’dan beklemediği bir destek gördü.

Mahkeme, Twitter’a celp göndererek Harris’in tweetlerini istediğinde Twitter’dan olumsuz yanıt aldı. Amerikan Kişisel Özgürlükler Birliği (ACLU) tarafından da destek gören bu adımın sebebi ise Twitter’ın hizmet şartlarında gizli.

  

Kişilerin paylaştıkları tweet, görsel ve iletilerin, tüm haklarının paylaşan kişilerin olduğunu vurgulayan Twitter, arama emri olmadığı sürece sunucularındaki bilgileri mahkemeye vermemekte kararlı gibi görünüyor.

Görünen o ki Twitter, kullanıcılarının haklarını savunmakta baya bir kararlı. Benzer bir durumda birçok farklı sitenin istenen bilgileri mahkemeyle paylaştığını daha önce görmüştük. Bakalım Twitter bu bilgileri vermek zorunda kalacak mı yoksa bir süre daha bu direnişini sürdürebilecek mi?

:: Twitter sizce doğru bir tercihte mi bulundu?

En Hafif 4G Destekli Akıllı Telefon Tanıtıldı

Ekranı 4 inç üzeri olmayan üst seviye Android akıllı telefon almak isteyen ama piyasada böyle bir model bulamayanlar için sevindirici bir haberimiz var.

Sony, dünyanın en hafif 4G LTE destekli akıllı telefonu Xperia SX‘i duyurdu. Sony, Xperia SX‘de oldukça güçlü bir donanım kullanıyor.

Sadece 95 gram ağırlığa sahip olan Xperia SX, 9.4mm kalınlığı ile de dikkat çekiyor. Xperia SX‘in donanımına baktığımızda ise Qualcomm‘un S4 ailesinden MSM8960 işlemciisnin kullanıldığını görüyoruz. Bu işlemci Cortex A15 mimarisinden esintiler içeriyor ve Adreno 225 GPU‘sunu kullanıyor.  1.5 GHz hızında çalışan çift çekirdekli işlemciye, 1GB RAM eşlik ediyor. 

Ekran olarak 3.7 inç büyüklüğünde ve 960 x 540 piksel çözünürlüğünde Mobil Bravia Engine destekli ekran kullanılıyor. Ekran PPI değerleri olarak iPhone‘a oldukça benzer yapıda olacak.

Sony‘nin Exmor R sensörünü kullanan 8 megapiksellik ana kameranın kullanıldığı Xperia SX, Full HD video kaydı yapabiliyor. Görüntülü görüşme için ön tarafta 1.3 megapiksellik kamera kullanılıyor.

8 GB dahili hafızanın kullanıldığı telefon Android 4.0 Ice Cream Sandwich ve Sony’nin TimeSpace arayüzü ile beraber gelecek. 

395 dolar civarında bir fiyat ile geleceği düşünülen akıllı telefonun beyaz ve siyah olmak üzere iki farklı renk seçeneği kullanılacak.

:: Üst seviye donanım ve 3.7 – 4 inç ekranlı Android telefonlar sizce gerekli mi?

 

ABD ve Çin Hacker’lara Karşı

ABD ve Çin’in birçok konuda zıt ülkeler olduğu bilinen bir gerçek. Hele bir de konu siber saldırılar olunca genellikle bu iki ülkenin de birbirini suçlamasına alışığız. Ancak yaşanan son gelişme, iki ülkenin bir işbirliğine gittiğini ortaya koyuyor.

Pazartesi günü ABD Savunma Sekreteri Leon Panetta ve Çin Ulusal Savunma Bakanı Liang Guanglie, Washington’da bir araya geldi. Söz konusu görüşmeden siber saldırılara karşı işbirliği kararı açıklandı.

Panetta, iki ulusun birlikte çalışmasının büyük krizleri önlemede önemli rol oynayacağına dikkat çekerek “ABD ve Çin, bu alanda teknolojik yeterliliklerini geliştirdiği için bu alanda yaşanabilecek bütün aksaklıklara karşı iki ülkenin birlikte çalışması son derece önemli.” açıklamasını yaptı.

Bilindiği üzere ABD’yi hedef alan siber saldırıların birçoğunda suçlu Çin olarak açıklanmış ve Çin hükümetine bu konuda bir yaptırım uygulamamasıyla ilgili ithamlar yöneltilmişti. Bakalım bu anlaşmadan sonra ne gibi değişiklikler olacak.

:: Bu işbirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Angry Birds Space Windows Phone’da

Mart ayında piyasaya Android ve iOS platformlarında çıkan Angry Birds Space, rekor indirme değerlerine ulaşarak Rovio‘yu memnun etmişti.

Microsoft‘un büyük bir çaba ile desteklediği Windows Phone platformunda Angry Birds Space‘in yer alıp almayacağı ise merakla beklenen konulardan. 

Rovio CEO‘su karışıklıkları giderdi ve Windows Phone kullanıcılarının gönlüne su serpti.

Nokia tarafından Lumia serisindeki yeni uygulama ortaklıklarını tanıtmak amacı ile yapılan basın açıklamasında Angry Birds Space’in Windows Phone için de yayınlanacağı duyuruldu.

Duyuruda Rovio CEO’su Mikael Hed’in açıklamaları da yer aldı. Hed,Nokia ile uzun zamanlı bir ortaklıkları olduğunu ve Windows Phone ile Lumia’nın da kendileri adına stratejik önemi olduğunu dile getirdi. CEO, Angry Birds Space’i Windows Phone’a taşımaktan ve bu platformdaki hayranlarını memnun etmekten dolayı mutluluk duyduklarını sözlerine ekledi.

Windows Phone için Angry Birds Space‘in ne zaman çıkacağı belli değil. Ayrıca Windows Phone destekli Lumia‘larda mı yoksa tüm Windows Phone‘larda mı çalışacak kesin bir bilgi yok.

Büyük ihtimalle Angry Birds Space, Nokia Lumia’ya özel ek bölümlerle ya da değişik içeriklerle gelebilir. Ayrıca BlackBerry Playbook için de Angry Birds Space‘in çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtelim.

:: Windows Phone için uygulama geç kalmadı mı?

 

Howard Carter Kimdir? Google Howard Carter’ı Unutmadı

9 Mayıs 1874’te doğan ve bu özel gün nedeniyle Google tarafından logo ile kutlanan Howard Carter, İngiliz bir arkeologdur. Holywood filmlerinin tanıtımında büyük katkısı bulunan Tutankhamon’un mezarı, Howard Carter tarafından 1922 yılında keşfedilmiştir.

Buluşa ait video

#Howard_Carter.flv#

Howard Carter‘ın buluşuna ait en eski görüntüleri, bu videoda izleyebilirsiniz.

2 Mart 1939’da hayata gözlerini kapayan bilim adamının Thutmosis IV’ün Mezarı ve Tutankhamon’un Mezarı adında iki kitabı bulunuyor.

:: Google’ın bilim adamlarına verdiği değer için neler söylemek istersiniz? Tıklayın, SDN Forum’da tartışalım.

Apple, nano-SIM için Nokia’yı Bekliyor

Hatırlayacağınız üzere Mart ayı sonlarına doğru yeni nano-SIM kart standartlarıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü bu haberle sizlere duyurmuştuk. Ardından Apple’ın sunduğu yeni SIM tasarımının Nokia tarafından hoş görülmediğini ise bu haberle aktarmıştık.

Nokia, RIM ve Apple’ın da aralarında bulunduğu birçok şirket SIM kartların bir sonraki tasarımı olan nanao-SIM için kendi tasarımlarını sundular. Bu yeniliğin sebebi ise SIM kartları daha da küçük yaparak mobil cihazların içinde biraz daha boşluk kazanmak ve gerekirse başka bir teknolojiyle doldurmak.

Yeni SIM kartlarının standardını belirleyen ETSI’e tüm tasarımlar ulaştıktan sonra yapılacak oylamayla kimin nano-SIM tasarımı onaylanırsa yeni standart SIM kart seçilen şekilde yapılacak.

Nokia, Apple’ın tasarladığı nano-SIM kartı tasarım hataları olduğu gerekçesiyle kabul etmiyordu. Bunun başlıca sebebini ise nano-SIM yuvasına Micro SIM kartın yanlışlıkla oturtulabilmesi olarak açıklıyordu.

Oylamanın başladığı dün akşam saatlerinde netleşti ve Apple’ın tasarımında bazı değişiklikler yaparak sorunu giderdiği anlaşıldı.

Henüz kazanan belli değilse de SIM kart öncüsü şirket Giesecke & Devrient’in bugün başlayan Amerika’nın en önemli mobil fuarlarından CTIA’e sadece Apple tasarımını getirmesi, kazananın Apple olduğu fikrini güçlendiriyor.

Nokia’nın tasarımı daha küçük olmasına karşın micro-SIM ve mini-SIM’lerle geriye dönük uyumluluğa sahip olmadığı için seçimi zor bir seçenek oluşturuyor. Sonuçlar büyük ihtimalle bugün akşama dek açıklanacaktır.

Açıklandığında gelecek sim kart tasarımının nasıl bir hal aldığını ShiftDelete.net’ten bilgi alabilirsiniz.

:: Sizce SIM kartların tasarımı cep telefonlarını çok etkiler mi?


 


Sevgililere Özel Uygulama Android’de

Birçoğumuzun Facebook hesabında yüzlerce kişinin ekli olduğu düşünülecek olursa, her yaptığından anında haberdar olmak istediğiniz, sizin için özel olan o kişiyi sosyal medyada takip etmek biraz zor olabilir.

Pair adlı uygulama, sevgililerin birbirlerine kolaylıkla SMS, fotoğraf, video ve yer bilgilerini paylaşmasını sağlıyor. Daha basit bir tabirle Pair, sevgiliniz ve size özel bir ağ.

  

Mart ayında yayınlanan Pair, uzunca bir süre sadece iPhone’lu sevgilileri birbirine bağlayabilmişti. Ancak geçtiğimiz salı gününden itibaren artık Android işletim sistemli cihazlara sahip olan sevgililer de bu uygulamayı kullanabilecek.

“Thumb kiss” adlı sevgililerin aynı anda ekrana dokunmasıyla telefonu titreştiren özellikten birlikte bir yapılacaklar listesi oluşturmaya kadar birçok farklı özelliği barındıran uygulama, 200 binden fazla kullanıcıya sahipti.

:: Pair hakkında ne düşünüyorsunuz?

SDN Forum Kapatılıyor

Basılı yayınlardan istifa ederek dijital yayıncılığa emek harcayalı neredeyse 7 yıl oluyor. Bazen üniversitelerin bilgisayar kulüpleri tarafından aldığımız davetlerde öğrenci arkadaşlarımıza, Türkiye’de dijital yayıncılık konusunda yaptığımız ilklerden bahsediyoruz. İlk videolu inceleme, yurt dışından ilk canlı yayın, ilk yazılım eğitim videoları, ilk yazı işleri ekibi, vs.

Yerimizde durmuyoruz, başta SDN Magazin olmak üzere çok sayıda yeni ürün geliştirerek okurumuza her zaman yenilikler sunma peşinde tüm ekip arkadaşlarımla birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz.

Çalışıyoruz çalışmasına da, bazen öyle şeyler oluyor ki, ne çalışma şevki kalıyor ne de ilk günden beri hiç kaybetmediğimiz heyecan.

Bu sabah forum sunucularımızı barındıran Data Center’dan arıyorlar; “Elimize mahkeme kararı ulaştı, forum sunucularınızı kapatmak zorundayız” diyorlar.

Şaka zannediyoruz ama iş ciddi. Nedenini soruyoruz.

Forumda YouTube üzerinden paylaşılan bir video klip yüzünden olduğunu söylüyorlar. Mahkemeye kapattırma talebinde bulunan kurum Mü-Yap.

Geçmiş yazışmalara bakıyoruz. Gerçekten de üyelerimizden birisi, YouTube‘da beğendiği bir video klibi paylaşmış. Altını çizerek söylüyorum: video, ShiftDelete.Net sunucularında değil, YouTube’da.

Peki biz ne yapmışız?

Asıl muhattap YouTube aslında ama biz yine de e-posta üzerinden 15 dakika geçmeden videonun embed kodlarını kaldırmışız.

Mart ayında gerçekleşen bu hadisenin üzerinden epey zaman geçiyor ve elimize bu mahkeme kararı ulaşıyor. Mü-Yap‘ı arıyorum, ilgili birimin yöneticisi “Kendi içlerinde teknik bir sorun olabileceğini, o nedenle ihbar e-postasına verilen yanıtı tekrar göndermemizi, durumu yeniden değerlendireceklerini” belirtiyor.

Dediğini de yapıyorum.

Sonuç olarak, günde 150 bine yakın tekil ziyaretçisi olan, 30’dan fazla moderatörü ile yasal içeriklerin yer aldığı bir bilgi kaynağı olması için yoğun çaba sarf ettiğimiz SDN Forum‘un YouTube üzerinden paylaşılan bir video yüzünden kapatılmaması için uğraşıyorum.

Bu arada nerede olduğumu ve bu yazıyı nerede yazdığımı da belirteyim; Anadolu Üniversitesi‘ndeki öğrenci arkadaşlara “Dijital Yayıncılık ve Fırsatları” konulu bir konferans vermek üzere üniversitenin kafeteryasındayım.

Genç arkadaşlara dijital yayıncılığı anlatırken, bu saçmalıkları aklımdan çıkartıp yine de iyi yönlerini belirtmeye çalışacağım.

Not: SDN Forum’un kapatılması durumunda, ilgili kurumlarla ola yazışmalarımızı da sizlerle paylaşacağım.

:: Konu hakkında söyleyecek birkaç kelimeniz varsa, forum kapatılana kadar tartışalım 🙂 Tıklayın.

Carmageddon: Reincarnation Geliyor

Stainless Games tarafından 1997 yılında piyasaya sürülen ve tüm dünyada içerdiği vahşet dolayısıyla büyük tartışmalara yol açan Carmageddon, Kickstarter sayesinde yeniden aramıza dönebilir.

Stainless Games yaptığı açıklama ile Kickstarter üzerinde bşalatackaları projenin sonucunda istedikleri geliri elde edebilirlerse, Carmageddeon: Reincarnation‘ı piyasaya sürebileceklerini belirtti.

Firmanın Kickstarter‘da belirlediği hedef 400.000 dolar olarak göze çarpıyor. Bu haber yazılırken 87.473 dolarlık bağış elde eden firmaya destek olmak istiyorsanız, bu linki kullanarak projenin Kickstarter sayfasına ulaşabilirsiniz.

Eğer 15 dolar ve üzerinde bir bağış yaparsanız, Carmageddon: Reincarnation‘ın dijital dağıtım kopyasına sahip olacağınız da hatırlatalım ve pamuk eller cebe diyelim. Carmageddon kadar yaratıcı fikirler her zaman ortaya çıkmıyor sonuçta.

:: Carmageddon’u oynadınız mı?

Diablo 3’ün Kısa Filmi Yayımlandı

Geçtiğimiz günlerde sizlere Diablo 3‘ün kısa filmi ile ilgili çalışmaların Blizzard tarafından yürütüldüğünü bildirmiştik hatırlarsanız. Eğer hatırlayamadıysanız üzülmeyin, bu linke tıklayarak o haberimize de göz atabilirsiniz.

Hatırlayanlarla devam edelim. Blizzard aradan geçen iki günün ardından kısa film çalışmalarının tamamlandığını açıkladı. Hatta açıklamakla kalmadı, filmi de YouTube üzerinden yayımladı.

Sözü hiç uzatmayalım ve sizleri Diablo 3’ün kısa filmi ile baş başa bırakalım.

İyi seyirler.

http://www.youtube.com/v/LEAPxgMCEA8?version=3&hl=en_US

:: Diablo 3’ün kısa filmini nasıl buldunuz?