Google Play Ücretli Uygulamalar Açıldı

Akıllı telefonların en büyük artılarından birisi her gün binlerce yeni uygulamanın eklendiği sanal uygulama mağazaları. Ancak ne yazık ki bilindiği üzere Türkiye’den ücretli Android uygulamaları indirilemiyordu.

Eric Schmidt’in Türkiye’ye yaptığı ziyarette bu konuda adımlar atılmış gibi görünüyor, zira artık paralı uygulamalar Google Play’den indirilebiliyor.

      

Google Play’de kullandığınız Google hesabınıza bağlı kredi kartı bilgileriniz bulunuyorsa Google Play’e girdikten sonra uygulamanın ücretine tıkladığınız anda para hesabınızdan çekiliyor ve siz de anında uygulamayı indirmeye başlıyorsunuz.

Android severlerin uzun süredir beklediği bu müjdeli haber bizim de yüzümüzü güldürdü. Umarız bu gelişme Türkiye’den daha fazla geliştirici çıkmasına da ön ayak olacaktır.

:: Ücretli uygulamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Instagram Android için Yerinizi Ayırtın

iOS ve Windows Phone platformlarında oldukça popüler olan fakat Android platformuna gelmekte geciken foto edit uygulaması Instagram, nihayet Android platformuna geliyor.

2 hafta önce Instagram CEO’su tarafından yapılan röportaj ile onaylanan Android uygulaması, kısa bir sürede piyasada olacak. Instagram‘ın sitesinde ilk defa Android ile ilgili bir bölüm oluşturuldu ve bu bölümden Instagram‘ın Android uygulamasından haberdar olmanız için bir kayıt sayfası açıldı. Eğer buraya kayıt olursanız uygulama ile ilgili haberleri takip edebilir, uygulamayi ilk deneyenler arasında olabilirsiniz. Mail adresinizi buraya yazabilirsiniz.

Android için Instagram alternatifi bir uygulama olan Pixlr-o-matic uygulamasının incelemesine ve indirme dosyasına buradan ulaşabilirsiniz.

:: Android telefonlarına Instagram bekleyenlerden misiniz?

 

Sony Ericsson txt Video İnceleme

Kısa bir süre sonra ismindeki Ericsson kelimesini atacak olan Sony Ericsson, üst düzey akıllı telefonlarının yanı sıra İngilizce’de ‘feature phone’ modelleri de bulunuyor. ‘özellikli telefon’ olarak tanımlayabileceğimiz bu modeller fabrika çıkışı hazır fonksiyonlara sahipler.

 

İşte böyle bir telefon olan txt, QWERTY klavyesi, küçük ekranı ile hafif ve sempatik bir ürün. Cihaz birçok teknolojiyi destekliyor. GSM 850, 900, 1800 ve 1900 teknolojilerini destekliyor. Sadece 95 gram ağırlığındaki telefon farklı renk seçenekleri ile (Lacivert, Pembe, Beyaz ve Siyah) farklı zevklere de hitap ediyor.

Çok fazla mesaj gönderenler için cihazdaki Q klavye çok faydalı oluyor. Özellikle hızlı yazı yazmak isteyenlerin fiziksel klavye dışında bir seçeneği olmadığını belirtelim. Cihazdaki klavye ile hızlı mesaj yazabiliyorsunuz.

ShiftDelete.Net farkıyla Sony Ericsson txt video inceleme

#video_6167#

{pagebreak::2}

Cihazda bazı uygulamalar yüklü olarak geliyor. Bu da ürünün özellikli telefon fonksiyonlarından biri. Bu uygulamalar arasında, Facebook, GTalk ve Twitter bulunuyor ki günümüzde en fazla tercih edilen sosyal ağ ve yazılımlar da bunlar.

Yine Sony Ericsson ürünlerinde görmeye alıştığımız kullanışlı medya çalar da telefonda bulunuyor. Telefon artık neredeyse standart haline gelen microUSB bağlantısına sahip. Hem bilgisayar hem şarj için bu bağlantı kullanılıyor.

Sony Ericsson txt hem küçük hem şirin hem de uygun fiyatlı bir telefon. Cep telefonuna servet ödemek istemiyor, ‘benim için belli işlevleri olsun yeter’ diyorsanız tam size göre bir model.

Teknik Özellikler

Renk Seçenekleri: Lacivert, Pembe, Beyaz ve Siyah renk seçeneği

Ağırlık: 95 gram ağırlık

Ekran: 320×240 piksel ekran 256 Renk desteği

Bellek: 120 MB dahili bellek (100 MB kullanılabiliyor)

RAM: 64 MB RAM

Şebeke: GSM 850, 900, 1800 ve 1900 desteği

Kamera: 3.2 Megapiksel

Ek özellik: FM Radyo, Wi-Fi özelliği, Bluetooth teknolojisi, Facebook, GTalk, Twitter uygulaması, QWERTY klavye

:: Bugüne kadar hiç Sony Ericsson marka cep telefonu kullandınız mı?

 

iPad 2’nin Fiyatında İndirim

Bazılarının beğendiği, bazılarının ise ‘çok yenilik getirmiyor‘ diye eleştirdiği Apple’ın üçüncü nesil tablet bilgisayarı Yeni iPad (iPad 3) ülkemizde henüz resmi olarak satışa sunulmadı. Halen Paralel İthalat (ya da Grey Market) yöntemi ile Türkiye’de satılan Yeni iPad‘in en düşük fiyatı 1400 TL’den başlıyor.

   

Her ne kadar bu ürün ülkemizde satışa sunulmuş olmasa da önceki nesil modelin fiyatında indirime gidilmesine sebep oldu. Buna göre halen ülkemizde resmi olarak satılan ve Bilkom tarafından getirilen iPad2‘nin fiyatında yaklaşık 200 liralık indirim yapıldı ve 16 GB’lık sadece Wi-Fi’lı modelin fiyatı KDV dahil 1065 TL oldu.

Apple ürünlerinde geleneksel olarak yeni model satışa sunulduğunda eski modelin fiyatı düşüyor. iPad‘te de benzer durum olmuş üçüncü nesil piyasaya 499 Dolar fiyat etiketiyle satışa sunulunca bir önceki nesil olan iPad 2‘nin başlangıç fiyatı da 399 dolara (ABD’de) düşmüştü. Şimdi bu indirim Türkiye pazarına da yansıyor.

Yeni iPad hakkında merak ettiğiniz herşey bu haberimizde.

:: Tablet bilgisayar kullanıyor musunuz?

 

Android için Toyshop Adventures

Google Play‘in en iyi geliştiricilerinden Glu Mobile‘ın Toyshop Adventures adlı oyunu çocuklara ve çocukca hissedenlere hitap ediyor. Çocukların hayal dünyasını yansıtan Toyshop Adventures, bir oyuncakçıda geçiyor.   

Öncelikle bilmenizde fayda var; oyun 100 mb‘lık bir ek dosya indirmenizi istiyor. Ortalama 110 mb boyutundaki Toyshop Adventures‘ı indirmek istiyorsanz iyi düşünmelisiniz. Oynayabileceğiniz dört bölümün olduğu yapımda ilk bölümden başlıyoruz oynamaya.

{pagebreak::iki}

Oynayabileceğiniz bir kaç farklı oyuncak bulunuyor. Diğerleri kilitli ya da satın almanız gerekiyor.

{pagebreak::uc}

Oynanışı oldukça basit olan yapım, renkli dünyası ile dikkat çekiyor.

{pagebreak::bes}

İndirmek için tıklayın

İndirmek için taratın.

 

:: Toyshop Adventures’ı beğendiniz mi?

 

Facebook Fotoğraflarınız Şimdi Daha Büyük

Sanal sosyalliğin bel kemiği Facebook site bünyesindeki güncelleme çalışmalarına devam ediyor. Son olarak markalar için zaman tünelli sayfaları hayata geçiren yetkililer bu sefer de fotoğraf konusuna el attı.

Şubat ayında değiştirilen ve siyah zemin üzerine açılır pencere (lightbox) şeklinde tasarlanan yeni arayüz günümüzde halen aktif olarak kullanılıyor. Yorum kısmının sağ tarafta yer aldığı sistemde şimdi de kalite iyileştirmesi yapıldı.

Şirket adına açıklamada bulunan Facebook mühendislerinden Ryan Mack, geçtiğimiz günlerde siteye yüklediği bir fotoğrafın oldukça düşük kalitede görüntülendiğini ve bundan rahatsızlık duyarak konuyu gündeme getirdiğini belirtti.

Böylece kişilerin Facebook’a yüklediği fotoğrafların kalite ve boyutunda iyileştirmeye giden M. Zuckerberg ve ekibi, görsellerin 4 kat daha büyük ve tam ekran görüntülenmesi sağladı.

Üstelik yapılan özel bir algoritma ve altyapı çalışmasıyla bahsi geçen yüksek çözünürlükteki içerikler kullanıcaya yönelik herhangi bir yavaşlamaya da sebep olmadan dinamik şekilde yansıtılıyor.

:: Facebook’a aktif olarak fotoğraf yüklüyor musunuz? Yeni boyutlardan memnun kaldınız mı?

 

Türkiye Twitter’da Ne Yapıyor?

Sosyal ağların en etkili isimlerinden Twitter -neredeyse- tüm dünyada aktif olarak kullanılıyor. Birçok dilde hizmet veren platform bu sayede milyonlarca kişiye ulaşma imkanı sağlıyor. Ayrıca gündem konularının tartışıldığı bir yapı halini alan site ülkemizde de en çok ziyaret edilen adreslerden birisi.

Hal böyleyken Türk Twitter kullanıcılarının bir analizini yapmak isteyen Monitera ve Webrazzi’nin çalışması ortaya ilginç sonuçlar çıkarıyor. Buna göre son 3 aydaki 150 milyon tweet’i incelemeye alan ekibin ulaştığı veriler şu şekilde:

Türkiye’den ayda 1,7 milyon tweet atılıyor ve her üyenin ortalama 151 takipçisi var.

Kullanıcıların %59’u siteye erişim için cep telefonunu kullanırken bu konudaki lider marka BlackBerry.

 İçerikler en çok 21-22 saatleri arasında giriliyor. Yani kişiler akşam televizyon yerine bilgisayar ya da mobil cihazları kullanmayı tercih ediyorlar.

Twitter’ı en fazla %58 ile İstanbul kullanırken onu %13 ile Ankara ve %11 ile İzmir takip ediyor.

Erkekler %53 oranla daha fazla tweet girerken en fazla mesaj Cuma günleri gönderiliyor.

:: Twitter’ı hangi amaçla kullanıyorsunuz? Günde kaç tweet giriyorsunuz?

 

Opel Junior, Yeni Motor ile Görüntülendi

General Motors‘a bağlı Opel / Wauxhall, yeni motor ailesini piyasaya 2013 yılında sürmeye hazırlanıyor. Çinli motor üreticisi SAIC ile beraber geliştirilen yeni motorlar, yakıt ekonomisi ve çeşitlilik açısından zengin olacak gibi.

1.0 ve 1.4 litre aralığındaki motorlar, 3 ve 4 silindirli yapıda olacaklar. Euro 6 normunu destekleyecek motorlar mevcut modellere göre daha fazla güç ve %15 daha az yakıt tüketimi sağlayacak.

Daha sonra GM 1.6 litrelik turbo benzinli ve turbo dizel iki yeni motor tanıtacak. Çift kavramalı şanzımanla geleceği konuşulan bu motorların tork seviyesi ise 250 Nm seviyesinde olacak.

Opel, kullandığı motorları güncelleyecek ve 2013 yılına Junior adında yeni bir modeli piyasaya sürecek. Opel’in 1980’li yıllarda ürettiği Junior / Allegra, uzun bir aradan sonra yeniden piyasada olacak. Alman Opel tarafından üretilecek ve Avrupa piyasasına sürülecek olan yeni aracın casus fotoğrafları da ortaya çıktı. Aracın fotoğraflarını sayfa değiştirerek görebilirsiniz.

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

{pagebreak::5}

{pagebreak::6}

{pagebreak::7}

{pagebreak::8}

:: Opel’in yeni minik modeli ve motorlarını beğendiniz mi?

 

Samsung’dan Yeni Galaxy Note Videosu

Samsung‘un amiral gemisi Galaxy Note, Android 4.0 Ice Cream Sandwich güncellemeleri ve yeni yazılımsal geliştirmeler ile kendini güncel tutmaya devam ediyor.

1.4 GHz’lik çift çekirdekli işlemcisi, 1GB RAM’i ve HD çözünürlükteki 5.3 inçlik ekranı ile donanım konusunda kendini kanıtlayan Galaxy Note, kullanıcılarını yazılım geliştirmeleri ile de memnun edecek. Daha önceki haberlerimizde bahsettiğimiz gibi yılın ikinci çeyreğinde gelecek Android 4.0 güncellemesi, cihazın tüm çehresini değiştirecek. 

S-PEN deneyimini inanılmaz derecede geliştiren yeni yazılımlar, Angry Birds Space için Galaxy Note’a özel 30 yeni bölümden oluşan Danger Zone ve Android 4.0 güncellemesi ile iligli Samsung yeni bir video yayınladı. İlginç videoyu sizlerle aşağıda paylaşıyoruz. İyi seyirler.

#video_1338#

Galaxy Note kullanıcıları buradan özel Angry Birds Space sayfasına ulaşıp, oyunu indirebilir, son bilgilleri takip edebilirler.

:: Samsung’un yeni S-PEN yazılımları hakkında görüşleriniz?

 

TTNET, Bedük ile Yakaladığı Başarıyı Anlattı

TTNET, bu yıl 6.sı düzenlenen Marketing Power Conference’a katıldı. Konferansta konuşmacı olan TTNET Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı İlker Koçak, “Dijital Marketing” oturumunda “Yeni Trendler ve Yaratıcı Sosyal Medya Uygulamaları” konusunda TTNET’in deneyimlerini anlattı.

Aralık 2009’dan beri sosyal medyayı kurumsal olarak kullandıklarını söyleyen İlker Koçak, kendi bünyelerinde sosyal medya aktivitelerini yöneten bir de departmanları olduğunu belirtti. Koçak, TTNET’in sosyal medyadaki kampanyalarından bahsederken, Mart 2011’de ünlü şarkıcı Bedük için gerçekleştirdikleri başarılı kampanyayı anlattı.

TTNET Müzik olarak, Bedük için hazırladığımız kampanyanın süresini 4-5 gün olarak belirlemiştik. Ancak 24 saatten kısa bir sürede kampanyamız viral olarak yayıldı ve albümün ilk şarkısı olan ‘Full Animasyon’ 1 milyon 250 bin kişi tarafından dinlendi” diyen İlker Koçak, sosyal medyanın gücünün ve etkisinin önemini vurguladı.

Mart 2011’de gerçekleştirilen kampanya kapsamında; Bedük’ün albümünü herkesten önce dinlemek isteyenlerin, TTNET Müzik’in Facebook sayfasını “beğen”meleri yeterli oluyordu. Sayfayı “beğen”en her 100 kişi, albümün ilk şarkısı olan “Full Animasyon” şarkısının bir saniyesinin daha dinlenebilmesine fırsat veriyordu.

Sosyal medya üzerinden müşterilerine destek veren ilk şirketlerden biri olan TTNET, 2 milyondan fazla müşterisi ile birebir iletişim kurarak sosyal medyanın gücünü gözler önüne seriyor.

22 Mart 2012’de İstanbul Sheraton Maslak Otel’de düzenlenen Marketing Power Conference’ta, sürekli gelişim ve değişim içinde olan pazarlamanın; marka, ürün, müşteri, sosyal medya, mobil pazarlama, dijital pazarlama ve kurumsal iletişim alanlarından birçok isim bir araya geldi.

:: Bedük kampanyasına katılmış mıydınız?

 

AB: Space Windows Phone’a Geliyor

Kısa bir süre önce piyasaya sürülmesine rağmen bir anda patlama yapan Angry Birds‘ün devam oyunu Space‘in Android ve iOS platformlarında elde ettiği satış rakamları, Rovio’nun müşteri portföyünü genişletmek istemesine yol açtı.

Bloomberg’in Windows Phone tabanlı cihazlar için Angry Birds Space’in hazırlanmayacağı yönünde ortaya attığı iddialar bugün Reuters ajansının yaptığı haberle yalanlandı.

Rovio‘nun önemli isimlerinden Mikael Hed’in yaptığı açıklamaya yer verilen haberde, “Windows Phone için Angry Birds Space‘i hazırlamayı kesinlikle düşünüyoruz. Şu anda üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.” sözleri dikkat çekiyor.

Tam bir tarih vermemiş olsa da en azından Windows Phone sahiplerinin de Angry Birds Space‘ü kesin olarak oynayabilecekleri belli olmuş oldu diyebiliriz.

Geçtiğimiz günlerde videolu olarak yaptığımız Angry Birds Space incelemesine buradan göz atabilirsiniz.

Angry Birds Space’te yer alan altın yumurtalar nerede?

:: Angry Birds Space oynadınız mı?

Operation Raccoon City İnceleme

Yaklaşık bir buçuk ay önce ön inceleme sürümünü sizlere tanıttığımız Operation Raccoon City‘nin bu kez inceleme sürümü elimize ulaştı. Şahsım adına konuşmam gerekirse merakla beklediğim bir oyundu ama yapılan incelemelerde aldığı puanlar yüzünden hayal kırıklığı yaratacağını düşünmeye bile başlamıştım.

Bu düşüncemin yersiz olup olmadığını yazının ilerleyen bölümlerinde zaten anlayacağınızı düşündüğümden öncelikle incelemede Resident Evil serisine olan saygımdan arınacağımı belirtmek istiyorum. Yazının son sayfasında ise serinin bir hayranı olarak düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Raccoon City’de neler oluyor?

Aslına bakarsanız Operation Raccoon City‘de pek de iyi şeyler olmuyor. Çünkü William Birkin, G-Virus’u kendine enjekte ediyor ve T-Virus’de tüm şehre hızla yayılıyor. Alternatif bir evrende geçiyor olmasına rağmen Resident Evil 2 ve 3’te yaşanan bazı olayları da yeniden yaşama fırsatı sunduğundan serinin hayranlarının dikkatini çekecektir diye düşünüyorum.

Biz konuya ön inceleme sürümünde olduğu gibi USS Force olarak dahil oluyoruz ve G-Virus’ü elde edemeyişimizle birlikte olaylar daha da karışmaya başlıyor. Çünkü şehirde zombi saldırısı tam anlamıyla kontrolden çıkmış durumda. Bir de olaylara Nemesis, Birkin, Leon Kennedy ve askeri güçler ile şehrin polisleri eklendiğinde yaşanan kargaşayı tahmin edebilirsiniz.

{pagebreak::2}

Bizim amacımız Birkin’i durdurmak ve Raccoon City‘de yaşanan T-Virus faciasının duyulmasını önlemek. Zaten gözlerden uzak olan bir şehri bombalamanın problem olmayacağını zaten Resident Evil 3‘te de görmüştük hatırlarsanız. “Eh… İş başa düştü.” diyerek elimize silahımızı alıp yedi görev boyunca Leon Kennedy’nin ve Raccoon City’nin şehir arşivlerinin peşine düşüyoruz. Geride hiçbir kanıt bırakmamamız gerekiyor. Yaşanan kargaşa sırasında bu görevleri gerçekleştirmek de kolay değil haliyle.

Konudan bahsettiğimde eğer oyunu hiç oynamadıysanız, umut vaat eden bir yapım olarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor aslında. Fakat davulun sesinin uzaktan hoş geldiğini oyuna başladığınızda direkt olarak anlıyorsunuz. Operation Raccoon City tam olarak çoklu oyunculu oynanışa göre hazırlanmış bir oyun ve eğer tek başınıza oynamak zorundaysanız, yapay zeka diğer oyuncuların yerini dolduruyor.

Tabii doldurur doldurmaz sizi pişman etmeyi başarıyor. Çünkü ön inceleme sürümünde bahsettiğim yapay zeka saçmalıkları aynen korunmuş. Yanınızda savaşan yoldaşlarınız kelimenin tam anlamıyla hiçbir işe yaramıyor.

Sürekli savaş halinde olduğunuz düşman askerlerinin yapay zekalarının da bir zombiyle aynı zeka seviyesinde olduğunu görmek oldukça üzücü ama onlara ayrıca değineceğim. Önce yanımızdakilerin kimseyi vuramadıklarını ve neredeyse yedi bölüm boyunca toplamda 20-25 düşmanı öldürmeyi başarabildiklerini mi söylesem acaba? Tabii benim bu yedi bölüm boyunca binden (rakamla 1.000) fazla canlının yaşamına son verdiğimi de belirteyim.

Ayrıca sağlıkları tükendiğinde yere düşüp kaldırılmayı bekliyorlar. Yani ölüp gitmek gibi bir seçenekleri yok. Fakat nedense yere düşenleri sadece siz kaldırıyorsunuz. Gidip bir el atayım demiyorlar. Saçma sapan yerlere koşup düşmanların arasına giriyor ve üç santimden birbirlerini öldüremiyorlar. Boşa yumruklar atıp bir kutunun köşesine takıldıkları için yanarak ölüyorlar. Yani ölmeyi bayılmak zannediyorlar bir nevi.

{pagebreak::3}

Gelelim düşmanlarımıza. Zombiler oldukça başarılı. Çünkü özel bir zekaya ihtiyaç duymuyorlar. Gördükleri yerde canlılara saldırmak gibi bir işlevleri var. Zombilerin bana sürekli olarak kaplanları çağrıştırdığını da buradan cümle aleme duyurayım yeri gelmişken.

Fakat düşman askerlerinin yapay zekası da zombilerle tamamen aynı seviyede. Durum böyle olunca ortaya gerçekten komik görüntüler çıkabiliyor. Sizi diken üzerinde tutması gereken bir oyun için ne kadar büyük bir kötülük aslında değil mi? Kesinlikle öyle ve atmosferi baltalayan olaylar silsilesi yüzünden sürekli olarak koşup, herkesi öldürdüğünüz bir oyuna dönüşüyor Operation Raccoon City.

Arada Leon falan dinlemiyoruz. Spoiler olduğunu düşünenler için şaka yaptığımı belirteyim. Leon’a ne olduğunu söylemeyeceğim tabii ki. Yapımı oynadığınızda kendiniz zaten görürsünüz Leon’un başına neler geldiğini. Onun da yapay zekası pek iyi değil zaten.

Atmosferi ortadan ikiye ayıran bu olaylar silsilesinden biraz bahsedelim. Mesela normal şartlarda düşman askerleri aynı zamanda zombilerle de savaşmak durumundalar çünkü zombiler ağız tadı konusunda pek seçici değiller. Fakat bir odaya girdiğimizde zombilerle askerlerin bir arada mutlu mesut durduklarını görmek gerçekten etkileyiciydi. Tabii sonradan ne olduysa aralarındaki bu barış hali bozuldu. Artık birbirlerine ters mi baktılar bilemiyorum.

{pagebreak::4}

Bu gibi olayları yaşadığımızda haliyle oyundan kopuyoruz. Uzun zamandır bir oyunu, ihtiyaç halleri dışında durdurup sonra devam ettiğimi hatırlamıyorum. Operation Raccoon City‘de bu başıma geldi. Ara vererek oynadım çünkü gerçekten sinir bozucu durumlarla bolca karşılaştığımı söyleyebilirim.

Sonuç olarak yapay zekası olmayan bir oyun olmuş Operation Raccoon City. Saçma sapan hatalar sinir bozuyor. Bu yüzden oyunu kesinlikle online olarak arkadaşlarınızla ya da internet üzerinden rastgele insanlarla oynamanızı tavsiye ediyorum. Resident Evil 5’te de olduğu gibi çok daha etkileyici bir oyun deneyimi oluyor.

Gelelim görsel öğelere. Bu konuda da Operation Raccoon City‘nin tembel sanat yönetmenleri tarafından hazırlandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Resident Evil 2’yi oynadıysanız, birçok mekanı tekrar gördüğünüzde gösterilmeyen özene lanet edeceksiniz. Slant Six’in bölüm tasarımcılarını kovmalarını tavsiye ediyorum dersem, konunun vehameti ortaya çıkacaktır.

Tabii yiğide hakkını teslim etmemiz gereken yerler de var. Örneğin dış mekanlarda şehirde yaşanan kargaşayı ve zombilerin şehri ele geçirişine tanıklık etmenize yardımcı olan tasarımlar sayesinde atmosferden bir puan daha kazanıyor Operation Raccoon City.

Camları kapatılmış ya da kırılmış dükkanlar, parçalanmış insanlar, yanmış ya da ezilmiş araçlar ve zombilerin istilası gerçekten iyi anlatılmış. Keşke aynı şeyi iç mekanlar için de söyleyebilseydim. Resident Evil 2’de her girdiğimiz odanın kendine has bir alt metni vardı. Yani aslında her odanın hikayesi bile farklıydı. Operation Raccoon City‘de odalar ruhsuz ve boş. Tasarımcılar iş iç mekan tasarımına gelince pek de yetenekli değillermiş galiba. Belki de pek çalışmak istememişlerdir tabii bilemiyorum.

{pagebreak::5}

Karakterlerin tasarımları ise göreceli olarak güzel olarak adlandırılabilir. Zombiler ve düşman askerleri birbirinin kopyası. Zombiler için kullanılan birkaç tane ayrı tasarım sürekli olarak kombin şekilde karşımıza çıkıyor. Düşman askerleri ise özenle seçilmişler anlaşılan. Hepsinin boyu kilosu aynı. Allah’tan yüzleri kapalı. Akıllı tasarımcılar yüz tasarlamaktan yırtmanın en kolay yolunu seçmişler kısacası.

Ekibimizin ve önemli karakterlerin grafikleri de oldukça güzel hazırlanmış. Fakat William Birkin’in ekran görüntülerinde görünen detayları kesinlikle PlayStation 3 sürümünde yok. Çok daha özensiz bir görünümü var ama bunun grafiksel kesintilerden kaynaklı mı olduğunu bilemiyorum. Belki PC sürümünde daha detaylı görünüyor olabilir, hakkını yemeyeyim.

Bu detay özellikle oyunda gözlerimizi Birkin’in saldırısıyla açtığımız için dikkatimi çekti aslında. Hazır konuyu buraya getirmişken hemen oynanış konusuna bağlayayım. Operation Raccoon City‘nin oynanışı oldukça kolay. Çünkü yapay zeka kötü ve haliyle rahatlıkla düşmanları öldürebiliyorsunuz. Zaten tek yapmanız gereken çoğu zaman üzerinize gelen zombi ve asker ordusunu öldürmek olduğundan zorlanacağınızı düşünmüyorum.

Kontroller konusunda da başarılı bir iş çıkarmış Slant Six. Hedef alma sistemi başarılı ve pistolle ateş ettiğinizde otomatik hedef alması oynanışı kolaylaştıran bir etken olmuş. Bunların haricinde Resident Evil serilerindeki gibi çözmeniz gereken bulmacaları falan hiç hayal etmeyin. Ediyorsanız da hayal dünyasından gerçek dünyaya dönmenizin vakti gelmiş demektir.

{pagebreak::6}

Zombilerden kendinize kalkan yapmak, tekme tokat dalmak, silahlarınızı kullanmak ve bombalar yağdırmak düşmanlarınıza sunacağınız çeşitli ölümler için seçenekleriniz ve bu eylemleri gerçekleştirerek sayısız yaratığı ve askeri öldürüyorsunuz. Zombilerden kalkan yapma fikri aslında biraz mide bulandırıcı. Pis pis kokuyordur yahu o zombi ne tutuyorsun. Yarandan falan bulaşacak mikrop. Zaten zombi saldırılarına karşı da pek akıllıca bir savunma şekli değil.

Zombi demişken zombi kardeşlerimizin de kan kokusunu almak konusunda oldukça başarılı olduklarını söylemem gerekiyor. Slant Six oyuna eklediği Infection ve Bleeding sistemleri ile birlikte yepyeni bir detayı da Resident Evil dünyasına kazandırmayı başarmış. Bu detay ne diye merak mı ediyorsunuz? Hemen söyleyeyim, koşan zombiler.

Normalde farklı farklı çeşit virüs bulaşmış yaratık bulunuyor Operation Raccoon City‘de. Fakat zombiler koşmak için programlanmış canlılar değiller biliyorsunuz. Aslında canlı değil de ölü mü demem gerekiyor karar veremedim bu arada. Konumuza geri dönersek, zombilerin siz Bleeding yani kanama sistemi sayesinde kan kaybetmeye başladığınız anda çılgınlar gibi üzerinize depar attığını görmek beni tam anlamıyla benden aldı diyebilirim.

Kanamayı durdurmanız için ise sprey kullanmanız gerekiyor. Oyunda farklı farklı spreyler var ve bunlardan biri First Aid Sprey. Tahmin edebileceğiniz gibi sağlığınızı artırıyor ama kanamanızı da durduruyor. Diğer bir sprey ise mavi renkteki Infection spreyi. Panzehir işlevi görüyor ve enfeksiyon kapmanız durumunda bunu düzeltmeye yarıyor.

{pagebreak::7}

Bu sistemlerin dışında bazı zombilerde nedense vurup patlatabildiğiniz bir boru ve ucunda hedef tahtası gibi duran bombastik şekilli bir şey var. Ne olduğunu tam olarak çözemedim ama zombiler toplu halde dururken tek mermiyle hepsini yok etme fırsatı sunduklarından oldukça sık kullandım. Gördüğüm ilkandan itibaren çok saçma bir fikir olduğunu düşünüyorum bu arada. O ne yahu öyle.

Genel olarak arkasına saklanacak bir siper bulup oradan karşımızdaki insanları ve zombileri vurduğumuz için bir de siper alma sistemimiz var. İlginçtir ki oyundaki karakterimiz diğer tüm oyunlarda olduğu gibi siperin sonuna geldiğimizde otomatik olarak durmuyor. Siperin ucundan yarınızı dışarıda bırakacak şekilde durabiliyorsunuz. Kazayla yaralanmalar da sürekli oluyor böyle olduğunda.

İnternette yapılan tüm incelemelere göz attığımda, yazılarda bir kelime çok dikkat çekiyor. Sıkıcı kelimesi incelemelerde o kadar çok kullanılmış ki, insan şaşırmadan edemiyor. Belki biraz abartı bir tabir çünkü en nihayetinde bir Resident Evil kendisi.

Gerçi ara vererek oynadığımı belirtmiştim az önce de. Yani biraz sıkıcılık söz konusu. Bunun sebebi de oynanışın oyuncuyu içine alan bir yapıya sahip olmaması ve atmosferdeki eksiklikler. Bu yazıda da fazla sayıda atmosfer kelimesinin kullanıldığı gözünüze çarpmıştır. Çünkü Operation Raccoon City‘i hazırlarken Slant Six’in yaptığı hatalar resmen kendi kafasına sıkmasına yol açmış.

Koş, ateş et, siper al, ateş et, bomba at, sağlığını düzelt. Oyunun özeti bu denebilir. Kendini çok tekrar eden bir yapısı olduğundan sürekli aynı şeyi yapıyor gibi hissediyoruz. Görevler birbirinden farklı ama özgün değil. Daha önce görmediğimiz ve bize “a-ah” dedirtecek hiçbir yenilik yok oynanış konusunda. Hatta direkt yıllar öncesinin SOCOM’u ile aynı bile denebilir. Ekstra olarak kıyafet satmak gibi para kazanma yolları eklenmiş hali gibi düşünün.

{pagebreak::8}

Son sözlere geldik. Artık yazısını okuduğunuz kişi saf bir Resident Evil hayranı. Kendimden böyle üçüncü tekil şahıs olarak bahsetmek de çok havalı oluyormuş.

Operation Raccoon City‘i beğendin mi?” diye soran birine vereceğim cevap aslında bu incelemenin ve oyun hakkındaki düşüncelerimin de özeti olacaktır. Cevap açık ve net. Beğenmedim. Fakat nefret de etmedim diyebilirim. Sıradan çerezlik bir TPS olmuş Operation Raccoon City.

Resident Evil dünyasından yalnızca karakterleri almışlar ama bunu yaparken serinin hayranlarının düşüncelerini hiç umursamamışlar. Hal böyle olunca da çığ gibi tepkiler almaya hazır olmaları gerekiyor. Zaten hazır olup olmamaları da hayranların pek umurunda değil açıkcası.

Slant Six firması Operation Raccoon City‘i hazırlarken içerisine binlerce düşmanı doldurup bir Left 4 Dead tadı yaratmak istemiş ama ortaya “eh işte” denebilecek bir yapım dahi çıkmamış. Sanki öylesine oturup bir oyun yapalım içerisinde Resident Evil’dan düşmanlar olsun denmiş ve hiç planlama yapılmadan oyun hazırlanmış.

Resident Evil serisi yanlış stratejilerle hazırlanan saçma sapan ara oyunlara sahip bir seri ve Outbreak kadar olmasa da yine kötü bir oyun bu halkaya eklenmiş oldu. Güzel fikirler Capcom’un yanlış stratejileri yüzünden etkileyicilikten çok uzak ve Resident Evil adını kirleten yapımlara dönüşüyor.

Para kazandıran serilerin devam oyunlarının çok kaliteli olmadıkça yapılması, o serinin gerçekten iyi oyunlarına saygısızlık etmekten başka bir şey değil. Capcom bunu sürekli olarak Resident Evil serisine uyguluyor. Para kazanıyor mu? Bu kez pek değil…

Şu sıralar piyasada çok fazla yeni oyun olmadığının farkındasınızdır. Daha doğrusu kaliteli seçenek sayısının çok az olduğunu söyleyebilirim. Eğer kaliteli seçenekleri tükettiyseniz ve canınız sıkılıyorsa alın Operation Raccoon City‘i oynayın. Fakat Resident Evil serisini sevmiyorsanız çok tahammül edebileceğinizden şüpheliyim.

Bol ateşli, zombili, savaşlı günler diliyorum. İyi oyunlar.

5/10

:: Operation Raccoon City’i oynamayı düşünüyor musunuz?

Artılar: Resident Evil dünyasında geçiyor olması. Sesleri başarılı hazırlanmış. Çok sayıda silah seçeneği var.

Eksiler: Oynanış kendini sürekli tekrar ediyor. Yapay zeka berbat. Çok kısa. Atmosferi başarısız.