Depremi Fark Eden Yazılım

İnsanoğlu teknolojide ne kadar ileri giderse gitsin, deprem gibi güçlü doğal felaketlere karşı hiçbir zaman şansı olmuyor. Bu konudaki mevcut bilimsel çalışmalar ise bu denli büyük tehlikelere karşı sadece ufacık bir koruma vaat ediyor. Şu anki teknolojimizle depremi ve büyük felaketleri önceden belirlememiz imkânsız.

Ancak, bir yazılım sayesinde deprem anı çok geç olmadan fark edilebiliyor. Stanford üniversitesinin Quake-Catcher Network (deprem yakalama ağı) tarafından geliştirilen bu özel program aslında 2008 yılından beri kullanıma açık.

Şimdiye kadar, fazla önemsenmeyen bu program son haftalarda artan deprem faaliyetleriyle birlikte Kaliforniya halkı tarafından ilgi görmeye başladı.

Şu anda 450 milyon kişi tarafından kullanılan yazılım yüklü olduğu dizüstü bilgisayarların sarsılmalarını kaydediyor. Bilgisayar belirli bir şiddetin üzerinde sarsıntı yaşarsa, program bu verileri deprem network’üne yolluyor.

Network ise, o anda kaç kişinin bilgisayarının aynı verileri yolladığını gözden geçirip otomatik olarak bölgedeki depremi belirliyor. Sadece birkaç salisede yaşanan bu olay belki, program kullanıcılarının hayatını o an için kurtarmıyor. Ancak, enkaz altında kalındığı durumlarda, sistem kişilerin bulunduğu yerlerin kaydını tutuyor ve yetkililere iletiyor.

:: Sizce teknoloji depremi önceden bildirecek kadar gelişecek mi?

Dünyanın En Değerli Markası Hangisi?

Dünyanın önde gelen bağımsız marka değerlendirme kuruluşlarından Brand Finance tarafından her yıl hazırlanan en değerli 500 marka sıralamasında Vodafone, 28,9 milyar dolarlık marka değeri ile 2010 yılında telekomünikasyon sektörünün en değerli markası oldu.

Tüm sektörlerin dahil edildiği genel sıralamada geçtiğimiz seneye göre bir üst sıraya çıkan Vodafone, 500 dünya markası arasında en değerli 7. marka olarak yerini aldı (Vodafone Geleceğinize Şekil Veriyor!).

 

Sektör bazında yapılan değerlemeler sonucunda Vodafone, telekomünikasyon sektöründe dünyanın en değerli markası olarak belirlendi.

 

Listenin ilk sırasını 41,3 milyar dolarlık marka değeriyle ünlü perakende zinciri Walmart aldı. 36,1 milyar dolar marka değeri ile Google ikinci, 34,8 milyar dolarla Coca Cola ise üçüncü sırada yer aldı.

Bu yılki değerlendirmede Bankacılık, Telekomünikasyon ve Gıda sektörlerinde marka değerlerinde büyük artış kaydedildi. Telekomünikasyon sektöründeki artış 97 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti (Vodafone, Android Telefon Çıkaracak).

Perakende sektöründe ise marka değerlerinde gerileme görüldü. Perakende sektörü marka değerlerinde ise toplam 42 milyar dolarlık bir düşüş görüldü.

:: Sizce dünyanın en değerli markası hangisi?

2009’da Kaç Adet USB Bellek Satıldı

Santa Clara Consulting Group‘un yaptığı açıklamaya göre 2009 yılında %2’lik bir artış ile 184 milyon USB bellek satıldı. Satılan bu belleklerin başını %21 ile Sandisk ve %20 ile Kingston çekiyor. En çok satılan üçüncü marka %9 ile Transcend.

Belleklerin kapasitelerine baktığımızda %33 ile 8 GByte’lık belleklerin birinci oldukları, %29 oranı ile 4 Gbyte belleklerin ikinci olduklarını söyleyebiliriz.

Burada ilginç olan bir durum %23′lük bir Pazar payına sahip olan 16 GByte belleklerin yükselişte olmaları (CeBIT 2010: Belleklerin İddialı İsmi).

 

 

183 989 000 adet USB bellek 2009 yılında satıldı.

 

2013 yılında USB belleklerde 235 milyon adetlik bir satış bekleniyor. 2015 yılında bu sayı 569 milyon‘a çıkacağı tahmin ediliyor (ADATA’dan Class 10 SD Kartlar).

:: USB belleklerde hangi kapasiteyi tercih ediyorsunuz?

DiRT 3’ün Geliştirileceği Onaylandı

DirectX 11 teknolojisini hayatımıza sokan ilk oyun olma özelliğini taşıyan DiRT 2, aldığı olumlu eleştiriler ile yapımcılarının yüzünü güldürmüştü. Geçtiğimiz günlerde geliştirici Codemasters, F1 2010’u duyurmuş olmasına karşın, bir başka yapım için daha onay verdiğini açıkladı. Yarış oyunlarının deneyimli elleri, DiRT 3 geliştireceklerini açıkladı!

Henüz yapım ile ilgili detaylı bir veri bulunmuyor. Ne zaman satışa sunulacağı ve hangi platformlarda boy göstereceği gibi bilgilerin, önümüzdeki aylarda açıklanması bekleniyor. Yarış türünün müdavimleri şimdilik, PC, PS3 ve X360 için geliştirilmesi süren F1 2010’u beklemeye koyuldu.

:: Codemasters’ın yarış oyunlarını beğeniyor musunuz?

Akıllı Telefonlardaki Donanım

Son 10 yıl içerisinde insanların hayatında en hızlı giren ve yaygınlaşan cihazlar cep telefonları olsa gerek. İnsanların istedikleri hemen her yerden birbirleriyle iletişime geçmesini sağlayan bu mucizevi cihazlar, tüm dünyada büyük bir hızla yayıldılar. Öyle ki artık birçoğumuz “Cep telefonları olmadan nasıl yaşıyormuşuz?” sorunusun cevabını bulamaz olduk.

Cep telefonlarının evrimi de hayatımıza girişleri gibi hızlı oldu. Geçen on yıl içerisinde iki satırlık tek renkli ekranı olan, büyük ve ağır, sadece arama yapabilen ve mesaj atabilen cihazlardan, günümüzde incecik, dokunmatik ekranlı ve neredeyse bir bilgisayarın yapabildiği hemen her şeyi yapan telefonlara ulaştık.

Akıllı telefon denilince akla gelen ilk cihaz iPhone oluyor

Bilgisayar gibi

Artık, cep telefonları ile bilgisayarlar arasındaki çizgi iyice inceldi. Telefonlarla artık yüksek hızda internete girip, grafik kalitesi yüksek oyunlar oynayıp, yüksek çözünürlüklü videolar izleyebiliyoruz.

Bu özellikleri sağlayan telefonlara da zaten artık sadece cep telefonu demiyoruz, akıllı telefon diyoruz.

Peki, bu cebimize sığan cihazlar bunca şeyi nasıl yapabiliyor? Bu boyuttaki cihazların içine, yüksek çözünürlüklü video izletecek, yüksek hızla internete girecek ve oyun oynatacak donanım nasıl sığıyor.

En önemlisi bu donanımlar neler, beraber görelim.

{pagebreak::System on a Chip}

System on a Chip

Bilgisayarların yapabildiklerine yakın özellikler gösteren telefonlara akıllı telefon adını veriyoruz. Bu cihazlarda System-on-a-Chip adı verilen bir yonga bulunuyor.

Bu yonganın üzerinde hem merkezi işlemci, hem bellek, hem de modele göre grafik işlemci yer alıyor. Tüm bir sistemi tek bir yonga üzerinde birleştirmenin getirdiği üç avantaj var.

SoC ile hem güçten, hem de alandan tasarruf ediliyor

Her şeyden tasarruf

System-on-a-Chip’in avantajlarının ilki elbette alandan edilen tasarruf. Bunun dışında bu yongalar daha az güç harcamalarının yanı sıra daha ucuza mal ediliyorlar.

Bu da bir akıllı telefonda olması gereken özelliklerin en başta gelenlerini oluşturuyor.

Akıllı telefonların küçük bir alan içerisinde ve düşük güç harcayarak bu kadar çok şeyi yapmalarının temelinde işte bu System-on-a-Chip tasarımı yatıyor.

{pagebreak::İşlemciler}

İşlemciler

Akıllı telefonlarda işlemci denilince akla birkaç marka geliyor. Ancak bunların arasında bir tanesi gerçekten de pazarın önemli bir kısmına hakim konumda. ARM, bu pazarda çok önemli bir yere sahip.

iPhone dahil olmak üzere, piyasada bulunan birçok önemli akıllı telefonun kalbini ARM’nin işlemcileri oluşturuyor.

Özellikle ARM 11 serisi işlemciler Nokia’dan Apple’a, HTC’den Samsung’a, dünya çapında birçok telefon markasının modellerine güç veriyorlar.

Birçok popüler akıllı telefonda ARM işlemcileri yer alıyor

ARM 11 ve Cortex

Ancak ARM 11 serisi artık günümüzde biraz eski kalıyor. Bu serinin yerini alacak modeller ise ARM Cortex’ler olacak. Bu seri günümzde hali hazırda bazı cihazlarda kullanılıyor. Örneğin Apple iPhone 3GS, Nokia N900, Palm Pre, Sony Ericsson Satio, Motorola Droid gibi dünya çapında bilinen ürünlerde ARM Cortex serisinde bulunan Cortex A8 modeli yer alıyor.

ARM’nin Cortex A8 modellerinin en önemli özelliği 1 GHz’in üzerinde frekansta çalışabilmeleri. Bu sayede akıllı telefon olarak adlandırılan cihazlar, üzerlerine yüklenen işlerin üstesinden gelebiliyorlar.

{pagebreak::Bir sonraki adım}

Bir sonraki adım

ARM’nin Cortex A8′den sonraki adımı ise Cortex A9 olacak. Bu işlemcinin akıllı telefon teknolojisinde büyük bir devrim yapacağı iddia ediliyor.

Bu iddianın sebebi ise Cortex A9′un aynı bilgisayarlarımzda kullandığımız işlemciler gibi birden fazla çekirdeğe sahip olacak olması.

ARM Cortex A9’un dört çekirdekli modelleri olacak

Dört çekridekliler yolda

Dört çekirdekli modellerinin piyasaya çıkacağı belirtilen Cortex A9 modellerinin, akıllı telefonlarda 2 GHz seviyesinde bir hıza ulaşabileceği belirtiliyor.

Bu işlemci hayata geçtiğinde, akıllı telefonların genelinde büyük bir eksiklik olan çoklu işlem yapma kapasitesinin olmaması sorunun aşılacağı belirtiliyor.

{pagebreak::Rakipler de var}

Rakipler de var

ARM, akıllı telefon piyasasına hakim gözükse de, tek başına değil. Yakında kendisine çok ciddi bir rakip geliyor. Bilgisayarlarda kullanılan işlemci pazarının açık ara lideri Intel, ARM’ye rakip iddialı bir ürün ile geliyor.

Moorestown kod adlı bu yeni platform, Intel’in netbook’larda kullandığı Atom işlemcileri taban alınarak tasarlanmış Lincroft kod adlı bir işlemciyi barındırıyor. CES 2010′da LG’nin tanıttığı bir üründe ilk kez görülen Moorestown, aynı anda çok sayıda işlem yapabilmeye olanak tanımasıyla dikkat çekiyor.

Intel, akıllı telefon pazarına Moorestown platformu ile girecek

Moorestown çok iddialı

Bu özelliğinin yanı sıra Moorestown, çok düşük güç tüketimi yaparak, pil ömrünü de uzatmayı hedefliyor. Hatta Intel’in iddiasına göre Moorestown platformu, kendinden öncekilerden 50 kata kadar daha düşük güç tüketimi yapıyor.

{pagebreak::Gelecek cebimizde olacak}

Gelecek cebimizde olacak

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde cebimizde taşıdığımız bir cihazın 2 GHz frekansta ve dört çekirdekli bir işlemciye sahip olacak olması fikri bile, teknolojinin geldiği noktayı gösteriyor.

Teknolojik cihazlar giderek küçülüyor

Mobil teknolojilerin öneminin çok üst düzeye çıkması, yakın gelecekte bu cihazların ve bu cihazlarda kullanılan donanımın, boyutlarının ve güç tüketiminin düşüp, gücünün büyük oranda artacağını söyleyebiliriz.

:: Cep telefonları yakın gelecekte bilgisayarların yerini alabilir mi?

Normal
0

21

false
false
false

TR
X-NONE
X-NONE

Son 10 yıl içerisinde insanların hayatında en hızlı giren ve
yaygınlaşan cihazlar cep telefonları olsa gerek. İnsanların istedikleri hemen
her yerden birbirleriyle iletişime geçmesini sağlayan bu mucizevi cihazlar, tüm
dünyada büyük bir hızla yayıldılar. Öyle ki artık birçoğumuz “Cep telefonları
olmadan nasıl yaşıyormuşuz?” sorunusun cevabını bulamaz olduk.

 Cep telefonlarının
evrimi de hayatımıza girişleri gibi hızlı oldu. Geçen on yıl içerisinde iki
satırlık tek renkli ekranı olan, büyük ve ağır, sadece arama yapabilen ve mesaj
atabilen cihazlardan, günümüzde incecik, dokunmatik ekranlı ve neredeyse bir
bilgisayarın yapabildiği hemen her şeyi yapan telefonlara ulaştık.

Artık, cep telefonları ile bilgisayarlar arasındaki çizgi
iyice inceldi. Telefonlarla artık yüksek hızda internete girip, grafik kalitesi
yüksek oyunlar oynayıp, yüksek çözünürlüklü videolar izleyebiliyoruz. Bu
özellikleri sağlayan telefonlara da zaten artık sadece cep telefonu demiyoruz,
akıllı telefon diyoruz.

Peki, bu cebimize sığan cihazlar bunca şeyi nasıl
yapabiliyor? Bu boyuttaki cihazların içine, yüksek çözünürlüklü video
izletecek, yüksek hızla internete girecek ve oyun oynatacak donanım nasıl
sığıyor. En önemlisi bu donanımlar neler, beraber görelim.

SYSTEM ON A CHIP

Bilgisayarların yapabildiklerine yakın özellikler gösteren
telefonlara akıllı telefon adını veriyoruz. Bu cihazlarda System-on-a-Chip adı
verilen bir yonga bulunuyor. Bu yonganın üzerinde hem merkezi işlemci, hem
bellek, hem de modele göre grafik işlemci yer alıyor. Tüm bir sistemi tek bir
yonga üzerinde birleştirmenin getirdiği üç avantaj var.

System-on-a-Chip’in avantajlarının ilki elbette alandan
edilen tasarruf. Bunun dışında bu yongalar daha az güç harcamalarının yanı sıra
daha ucuza mal ediliyorlar. Bu da bir akıllı telefonda olması gereken
özelliklerin en başta gelenlerini oluşturuyor.

Akıllı telefonların küçük bir alan içerisinde ve düşük güç
harcayarak bu kadar çok şeyi yapmalarının temelinde işte bu System-on-a-Chip
tasarımı yatıyor.

İŞLEMCİLER

Akıllı telefonlarda işlemci denilince akla birkaç marka
geliyor. Ancak bunların arasında bir tanesi gerçekten de pazarın önemli bir
kısmına hakim konumda. ARM, bu pazarda çok önemli bir yere sahip. iPhone dahil
olmak üzere, piyasada bulunan birçok önemli akıllı telefonun kalbini ARM’nin
işlemcileri oluşturuyor. Özellikle ARM 11 serisi işlemciler Nokia’dan Apple’a,
HTC’den Samsung’a, dünya çapında birçok telefon markasının modellerine güç
veriyorlar.

Ancak ARM 11 serisi artık günümüzde biraz eski kalıyor. Bu
serinin yerini alacak modeller ise ARM Cortex’ler olacak. Bu seri günümzde hali
hazırda bazı cihazlarda kullanılıyor. Örneğin Apple iPhone 3GS, Nokia N900,
Palm Pre, Sony Ericsson Satio, Motorola Droid gibi dünya çapında bilinen
ürünlerde ARM Cortex serisinde bulunan Cortex A8 modeli yer alıyor.

ARM’nin Cortex A8 modellerinin en önemli özelliği 1 GHz’in
üzerinde frekansta çalışabilmeleri. Bu sayede akıllı telefon olarak
adlandırılan cihazlar, üzerlerine yüklenen işlerin üstesinden gelebiliyorlar.

BİR SONRAKİ ADIM

ARM’nin Cortex A8’den sonraki adımı ise Cortex A9 olacak. Bu
işlemcinin akıllı telefon teknolojisinde büyük bir devrim yapacağı iddia
ediliyor. Bu iddianın sebebi ise Cortex A9’un aynı bilgisayarlarımzda
kullandığımız işlemciler gibi birden fazla çekirdeğe sahip olacak olması.

Dört çekirdekli modellerinin piyasaya çıkacağı belirtilen
Cortex A9 modellerinin, akıllı telefonlarda 2 GHz seviyesinde bir hıza
ulaşabileceği belirtiliyor. Bu işlemci hayata geçtiğinde, akıllı telefonların
genelinde büyük bir eksiklik olan çoklu işlem yapma kapasitesinin olmaması
sorunun aşılacağı belirtiliyor.

RAKİPLER DE VAR

ARM akıllı telefon piyasasına hakim gözükse de, tek başına
değil. Yakında kendisine çok ciddi bir rakip geliyor. Bilgisayarlarda
kullanılan işlemci pazarının açık ara lideri Intel, ARM’ye rakip iddialı bir
ürün ile geliyor.

Moorestown kod adlı bu yeni platform, Intel’in netbook’larda
kullandığı Atom işlemcileri taban alınarak tasarlanmış Lincroft kod adlı bir
işlemciyi barındırıyor. CES 2010’da LG’nin tanıttığı bir üründe ilk kez görülen
Moorestown, aynı anda çok sayıda işlem yapabilmeye olanak tanımasıyla dikkat
çekiyor.

Bu özelliğinin yanı sıra Moorestown, çok düşük güç tüketimi
yaparak, pil ömrünü de uzatmayı hedefliyor. Hatta Intel’in iddiasına göre
Moorestown platformu, kendinden öncekilerden 50 kata kadar daha düşük güç
tüketimi yapıyor.

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde cebimizde taşıdığımız
bir cihazın 2 GHz frekansta ve dört çekirdekli bir işlemciye sahip olacak
olması fikri bile, teknolojinin geldiği noktayı gösteriyor.

Mobil teknolojilerin öneminin çok üst düzeye çıkması, yakın
gelecekte bu cihazların ve bu cihazlarda kullanılan donanımın, boyutlarının ve
güç tüketiminin düşüp, gücünün büyük oranda artacağını söyleyebiliriz.

HTC’den Touch Pro 3 mü Geliyor?

Akıllı telefon (Smartphone) sektöründe hatrı sayılır bir yere sahip olan HTC tarafında yeni dedikodular yükseliyor. Söylentilere göre HTC, 2010’un üçüncü çeyreğinde Touch Pro 3‘ü piyasaya sürecek.

İlk aşamada büyük merak uyandıran bu söylenti, biraz irdelendiğinde ilginç sonuçları da beraberinde getiriyor. Zira Touch Pro’nun yeni modeli, iddia edilen tarihte piyasaya sürülürse, Windows Phone 7 işletim sistemini kullanmayacak.

Geriye ise tek bir sonuç kalıyor. O da Windows Mobile 6.5 işletim sistemini kullanacak olması. Yeni piyasaya sürülecek bir telefonun, Windows Phone 7 işletim sistemi piyasaya sürülecekken, bir önceki versiyonu tercih edecek olması ise akılları karıştırıyor.

:: Sizce Touch Pro 3, eski versiyon işletim sistemini kullanır mı?

Silverlight 4, RC Versiyonu Yayınlandı!

Microsoft‘un multimedya ortamı Silverlight, dördüncü versiyonuyla kullanıcının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Uzun süredir beta sürümde bulunan Silverlight 4, beta sürümünün duyurulmasından dört ay sonra şimdi de  RC sürüme geçiyor.

Firma aynı zamanda RC sürümün de tahminlere göre 1 ay süreceğini iddia ediyor. Bu 1 ayın sonunda da Silverlight 4 final sürüm yayınlanmış olacak.

MIX 2010 konuşmasında açıklanan RC sürüm, webcam ve mikrofon desteğiyle birlikte geliyor. Bu da daha interaktif multimedya uygulamalarının kapıda olduğunun bir göstergesi denebilir.

Microsoft’un yayınladığı ekran görüntüsünde dünyanın en popüler online alışveriş ortamlarından biri olan eBay‘in Silverlight 4 uygulama demosu gözüküyor. Google Chrome tarayıcı desteğinin de yer alacağı versiyonun final versiyonu için bir ay daha beklememiz gerekiyor.

:: Silverlight teknolojisini kullanıyor musunuz?

Blackberry, Kullanıcılarını Kaçırıyor

Yapılan araştırmalara göre her beş Blackberry kullanıcısından ikisinin cihazlarından memnun olmadığı ortaya çıktı. Ayrıca bu kişiler Android işletim sistemine veya iPhone‘a yönelmeye karar verdiklerini de söyledi.

Blackberry‘nin daha çok iş kesimindeki insanlara göre olduğunu ancak iPhone’un hem iş hem de eğlence amaçlı kullanılabileceğini ifade eden Blackberry kullanıcılarının bu lafları üretici firma RIM‘i nasıl etkileyecek bilinmiyor.

Ayrıca aynı araştırmaya göre iPhone ve Android kullananların yüzde 90’ı cihazlarından memnun olduklarını ve mevcut mobil aletlerini değiştirmeyi düşünmediklerini söyledi.

:: Blackberry hakkındaki yorumlarınızı SDN forumlarında paylaşın.

iPhone, Facebook’u İkiye Katladı

Mobil uygulamaları analiz eden bir firma olan Flurry tarafından yapılan bir araştırmada iPhone‘un Facebook‘u ikiye katladığı ortaya çıktı. Bu iki isim arasındaki tek ortak nokta olan “uygulamalar” alanında iPhone, sosyal paylaşım devine karşı ezici bir üstünlük kurmuş durumda.

iPhone’un App Store adı verilen uygulama mağazasında tam 140 bin adet uygulaması bulunurken; Facebook’un platformunda ise bu rakam sadece 60 bin.

400 milyon gibi bir kullanıcı sayısına ulaşan Facebook niçin uygulama sayısını daha da artırmıyor? Aslında cevap basit. Facebook, daha çok adı duyulan marka ve şahıslardan uygulama kabul ederken, App Store’da bu seçicilik daha gevşek bırakılmış olarak görünüyor.

:: Uygulama alanında sizce Facebook mu iPhone mu ilk sırada yer alıyor?

Apple, Şimdiden Rekor Kırdı

Apple’ın resmi sitesinde ön sipariş verilirse, “ballandıra ballandıra” 3 Nisan’da teslim edileceği söylenen iPad, bu talebini gerçekleştirmekte zorlanabilir çünkü şimdidençok fazla satış yaptı.

 

Apple’ın Tablet’i iPad, Amerika’da sadece hafta sonunda “120.000” kişi tarafından sipariş edildi. Pazartesi belli bir durgunluk olsa da, bu sayının 150.000’e çıktığı düşünülüyor. Bunun Apple’a getirisi 90 milyon dolardan daha fazla. Unutulmamalı ki, daha işin içine Avrupa ve diğer pazarlar da girmedi. Kamerası, Flash özelliği olmayan ve rakipler karşısında büyük üstünlüğü olmayan bir cihazın, böyle satış tepkisi görmesi, Apple’ın reklam dehasının ürünü olmalı.

:: iPad’i satın almayı düşünüyor musunuz?

Nintendo’dan Bir Devrim Daha

Nintendo, Wii projesi ile pek çok ilki başardı: Spor, hareket ve eğlenceyi tek potada eritti. Üstün olmayan grafiklerle de, çok keyifli yapımlar yaratılabileceğini ispatladı.

 

 

Sıra Nintendo DS’in 2. neslinde: Nintendo DS 2’de “Seamless LCD” yapısı bulunacak. Yani ivme ölçerle donatılmış çift ekran, tek ekran gibi kullanılabilecek. Her hareketiniz, gelişmiş dokunmatik yeteneklerle algılanacak. Bununla da kalınmayıp “HD” görüntü kalitesi, kullanıcılarla buluşacak. DS 2, 2010 sonlarında piyasada olacak.

:: Sony PSP mi yoksa Nintendo DS mi?

WP7S İçin Marketplace Duyuruldu

Mobil World Congress etkinliğinde duyurulduktan sonra epey yol kateden ve tüm detayları bir bir duyurulan Windows Phone 7 Series’e dair bu kez ortaya çıkan gelişme ise Marketplace. Daha önce WP7S’in geriye dönük uyumluluğa sahip olmayacağı ve bu bağlamda Windows Mobile 6.5 ile uyumlu uygulamaların Windows Phone 7 Series ile çalışmayacağı belirtilmişti. Buradan hareketle Marketplace’in WP7S’de farklı bir işleyiş içersinde olacağı aşikâr.

 

Bugün paylaşılan detaylara göre, Zune’dan ilham alan arayüz Marketplace ile de devam edecek gibi görünüyor. Her içeriğe dair derecelendirme, inceleme, ekran görüntüleri, fiyat gibi bilgiler tek bir ekranda görülebiliyor. Ödeme seçenekleri de oldukça zengin. Operatöre ve ülkeye göre farklılık göstermek kaydıyla, kredi kartı ile ödeme, operatör üzerinden faturalandırma gibi alternatifler kullanıcılara sunulacak.

:: Marketplace WP7S ile daha etkin bir yapıya kavuşur mu?