Ovi Suite 2.1 Beta Güncellendi

Nokia etiketini taşıyan mobil cihazların, bilgisayarlar ile iletişim kurmasını sağlayan, senkronizasyon olanağı tanıyan ve cep telefonlarında bilgisayarlar üzerinden onlarca fonksiyonel işlemi yapabilen yazılım Ovi Suite’in yenilenme sürecine girdiğini bir süre önce burada yer alan yazımızda duyurmuştuk. Yenilikler ve daha fonksiyonel bir arayüz olarak hedeflerini belirleyen Ovi Suite geliştiricileri, 2.1 sürümünün yeni betasıyla çıktı kullanıcıların karşısına. İşte yeni versiyon ile gelen yenilikler:

– Ovi Suite artık Thunderbird 3.0 desteğine sahip. Böylece telefonunuzda yer alan kişi bilgilerini Thunderbird 3.0 ile senkronize edebileceksiniz.

– Haritalar ve ajanda ekranında yaşanan çökmelere sebep olan sorunlar artık gözlenmiyor.

– Kullanıcılar tarafından raporlanan birçok hata düzeltilmiş ve senkronizasyon işleminde tüm cihazlar ile optimum başarı sağlanmış durumda.

– ovi.com üzerinden senkronizasyon işlemindeki sorunlar giderilmiş

– Yazılım güncelleme işlemindeki USB sorunları en aza indirilmiş.

– Sis dosyalarının kurulumu esnasında yazılımın yanıtsız kalması problemi giderilmiş.

– Arayüzde ve dil dosyalarında küçük düzenlemeler yapılmış.

Nokia Ovi Suite yazılımını hemen burada yer alan resmi sayfalardan indirebilirsiniz.

:: Güncelleme sonrasında karşılaştığınız olumlu ve olumsuz durumları SDN forumlarında paylaşın.

Devlerin Dünyasına Hoş Geldiniz

Tim Berners-Lee, yirmi yıl önce Cenevre’de bugünün Web teknolojisinin standartlarını herkese açıklıyordu. Tim, o zaman internetin yaratıcılarıyla birlikte, bugünün internet milyarderlerine sistemin TCP/IP veri transfer protokolünü kullanan yapısını ve açık olan standardını anlatıyordu.

Bu yeni oluşum herkese açıktı. Bedavaydı ve genişletilebilir imkanlara sahipti. İnternet dediğimiz uygulama kendi içine kapalı bir veritabanına sahip değildi. WWW teknolojisine sahip olmak için işletim sistemine veya herhangi bir yazılım üreticisinin yazılımına ihtiyaç duyulmuyordu. Bu teknoloji o zamanlarda herkes için kullanıma açıktı.

Google ve Facebook herkese açık olan ve gizlisi saklısı olmayan bu teknoloji sayesinde dev şirketler haline geldi. Fakat aynı şirketler şimdi de açık olan okyanusu, adalar kurarak sınırlandırmak istiyor. Buna en güzel örnek geçen hafta Amazon’un oluşturduğu ve Apple Store‘a  (Apple’da Keyifler Yerinde!) benzeyen yeni servis.

 

İnternet herkese açık. Fakat inanlar kısıtlı olan servis ve hizmetlere ilgi duyuyor. 

 

Amazon Apple Store Modelini Benimsedi

Elektronik kitap okuyucusu Kindle’in uygulamalarının yer alacağı bu servisteki uygulamalara tamamen Amazon karar verecek. Firma bu serviste yer alan uygulamalardan %30’luk bir kar payı alacak (Sony, Amazon’a Özendi).

Birçok şirket Apple Store’un bu modelini benimsenmiş durumda. Herkese açık olan okyanusun içindeki ada birçok kurallara sahip. Bu ada kesinlikle herkese açık değil. İşin trajikomik yanı ise, insanların herkese açık olmayan bu tür servislere daha çok ilgi göstermeleri ve bunları kuran şirketlerin, internetin kuruluş amacını hiçe saymasına göz yummaları.

Bu alanda birçok araştırma var fakat Gartner’inki, gelecekte internetin çok değişeceğini öngörüyor. Üç yıl içinde internete giren mobil cihazlar bilgisayarları geçecek. Mobil Web geleceğin yeni trendi olacak. Bu da bildiğimiz WWW teknolojisini tamamen değiştirecek. Amazon, Google, Facebook ve Apple daha çok adacıklar kuracak. Bazı insanları kısıtlayacak bazılarına da izin verecekler. İnsanlar da buna ses çıkarmayacak.

{pagebreak::Devler Ligine Ayak Uydurmak}

İnsanlar şunu anlamış durumda; ister müzik, kitap ya da uygulama satın alın, internette alışveriş yapmak için büyük oyuncuları göz ardı edemiyorsunuz. Piyasada artık oturmuş ve yerini kimseye kaptırmayan firmalar mevcut.

Apple iTunes’a kimse yaklaşamıyor. Amazon, kitap satışında Amerika’da açık ara birinci ve bu şirket gözünü Avrupa’ya dikmiş durumda. Cep telefonu uygulamaları indirmek için üreticilerin Apple Store benzeri servisleri tercih etmek gerekiyor. Kullanıcılar cep telefonu uygulamalarını başka bir yerden indiremiyor.

WWW teknolojisi ilk çıktığında böyle bir şey kimsenin aklına gelmezdi. Yazılım geliştiricilerin, kitap yayıncılarının ve müzik endüstrisinin, kârın bir bölümünü satıcıya kira olarak ödemesi herkese abes gelirdi. Neticede herkes sınırsız bir alana sahipti.

Müşterilerin dikkatini dağıtırsanız, her şeyi yaparsınız. Müşteriyi yönlendiren, onu kendine bağlayan ve ona çok basit çözümler sunanlar musluğun başına geçer. Örneğin Apple (Apple Mobil Sektörü Bırakmıyor).

 

Microsoft’u hep tekel ile suçladık. Fakat esas tekeli bize Facebook, Apple, Google ve Amazon gibi internet devleri gösterecek.

 

Tekelcilerle Tanışın

Apple, Apple Store’da sadece iPhone’da kullanılan uygulamalara yer veriyor. Rakip telefonların uygulamaları bu servislerde yer almıyor. Bu servislerde yayınlanan her uygulama ilk olarak Apple tarafından inceleniyor.

Apple’ın servislerine farklı bir alternatif sunan uygulamalara kesinlikle izin verilmiyor. Apple Store’da Apple’a rakip olabilecek hiçbir uygulama yer almıyor.

Benzer bir durum Google için de geçerli. Google Android işletim sistemi için Android Market adlı bir servis oluşturdu. Cep telefonu üreticileri Android işletim sistemini kendilerine göre değiştirebiliyor. Ayrıca Android Market’te yer alan uygulamalar, Apple’daki gibi kontrol edilmiyor. Google buna karşın, Android (Geleceğin Mobil İşletim Sistemi Android) işletim sistemini kullanan cihazlarda istediği uygulamayı bloke edebiliyor.

İşin komik tarafı ise, insanların yıllardır Microsoft’u bu tür konularda eleştirmesi. Windows işletim sistemi için program yazan kişiler, bu firma ile çok uğraşmışlardı. Microsoft için tekelci denildi. Bu bir taraftan da doğru. Çünkü Microsoft piyasada tek olması yüzünden Internet Explorer ve Office uygulamalarında inanılmaz bir avantaj sağladı.

Fakat Microsoft, üçüncü parti yazılım yazan kişileri Google ve Apple gibi baştan kısıtlamadı. Geliştiriciler kendi yazılımlarını Microsoft’un ürünlerinde rahatlıkla çalıştırabildiler.

 

{pagebreak:: Sosyal Ağlar Daha da Güçlenecek }

 

Bilgileri toparlamak, konsantrasyonu sağlamak ve bu bilgileri tek bir parça halinde kullanıcılara aktarmak… Sosyal ağlar, kullanıcıları bedava çalıştırarak topladığı verileri tek bir alanda birleştirip para kazanıyor. Facebook, bu bedava işgücünden para kazanmasını da biliyor. Aldığı reklamlar cep telefonun da işin içine girmesi ile birlikte inanılmaz bir seviyeye ulaşmış durumda.

Bir düşünün; taşınabilir bir internet cihazına sahipsiniz. İstediğiniz anda internete girebiliyorsunuz. Sosyal medyalara istediğiniz yorumları yapabiliyorsunuz. İnsanlarla tanışıyorsunuz ve yayınlanan resimlere düşüncelerinizi yazıyorsunuz. İnsanın doğasında olan düşüncelerini söyleme işlemi cep telefonları yardımıyla daha da artacak.

Yapılan araştırmalara göre cep telefonu ile internete giren kişilerin yarısı sosyal ağlara (Kanada, Facebook’a Kafayı Taktı) da giriyor. Arkadaş çevresinin sosyal ağlara girmesi kişileri de bu ağlara itiyor. Sosyal ağlar sadece bu kişilerle sürekli güncelleniyor ve popülerliğini otomatik olarak artırıyor.

 


  Kim demiş İnternet özgür bir platform diye. Google, Facebook ve Apple gibi firmalarla tanışmadığınız herhalde.

 

Eskiden insanlar web siteleri hazırlardı. Tasarım ile uğraşırlardı ve kaliteli içerik koymak için kafa patlatırdı. Ardından da ilgili kişilerin gelmesi için bekleyiş başlardı. Günümüzde ilgi çekmek çok daha kolay. Facebook’da bir sayfa aç, arkadaşlarınla paylaş ve kısa zaman içinde herkesin ilgisini çek.

Özellikle fan sayfaları burada çok etkili. Fan sayfasına üye olan kişiler, grupların daha da büyük olması için bir haberci gibi çalışıyor.

Bunlar çok masum görünen şeyler. Fakat özellikle Facebook’un bu sayfalarda elde ettiği veriler, piyasa araştırmacılarının ancak rüyalarında gördükleri bilgiler. Yaş, cinsiyet, yerleşim ve dil gibi özellikler, her piyasa araştırmacısının para ile almak istediği verilerin başında geliyor (Facebook’ta Kaç Arkadaşınız Var?).

Bu da daha etkili bir reklam yapmak için oldukça önemli bir çözüm. Facebook’da verilen bir reklam istenilen hedef grubuna aktarılabiliyor.

 

 {pagebreak::Cep Telefonundan Size Özel Reklam }

Facebook bu veri tabanı sayesinde bir reklamı sadece Türk kullanıcılara gösterebiliyor. İstese bu reklamı sadece İstanbul’da oturan kişilere ulaştırabiliyor. Daha da ileri giderek, bu reklamı İstanbul’da oturan ve Koç Holding’de çalışan kişilere, hatta bu kişiler arasında bir hafta içinde doğum günü olanlara bile gösterebiliyor.

Facebook bizim bildiğimiz reklamlardan para kazanıyor (Papa, Sosyal Ağlara Göz Dikti). Fakat sahip olduğu veri tabanı yayınladığı reklamlardan çok daha fazla para ediyor.

 

Cep telefonundan kaçış yok. Rahat etmek için onu kapatmanız yeterli.

 

Bu sizi korkuttu mu? Peki cep telefonu sayesinde yer tespiti ive reklam çalışması çin ne dersiniz. Yer tespiti sayesinde kişinin şehir dışına, hatta yurt dışına çıktığı rahatlıkla görülüyor. Kişilerin hangi semtlere takıldığını bulmak çok kolay. Bu kişilere, çok geziyorsa tatil planları veya Nişantaşı ya da Etiler’de çok bulunuyorsa dükkanların ürün fiyatlarını göndermek çok mu zor? Google neden cep telefonu işine girdi. Android’i neden bedavaya üreticilere dağıtıyor (Çin’den Tuhaf Açıklama).

İnternet yakın bir gelecekte inanılmaz bir değişime uğrayacak. Cep telefonlarımıza ilgi duyduğumuz ürünlerin reklamları gelecek. Sınırsız okyanuslar yerine kendi isteğimizle kapalı komitelere hapis olacağız. Microsoft’u hep tekel ile suçladık. Fakat esas tekeli bize Facebook, Apple, Google ve Amazon gibi internet devleri gösterecek.

:: Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimler paylaşın.

Xerox’tan 1,131 Yeni Patent

Xerox, dünyanın değişik bölgelerinde yaptığı AR-GE faaliyetleri sonucunda, 2009 yılında 1,131 yeni buluşun patentini alarak inovasyon çalışmalarındaki öncülüğünü sürdürüyor. Xerox, 2008 yılında toplam 940 adet yeni patent aldığını duyurmuştu.

 

Dünyada 12. Sırada

Xerox, bilim insanlarının geliştirdiği yeni buluş ve yaklaşımlarla, Uzak Doğu yapılanması Fuji Xerox ile beraber 2009 yılında ulaştığı toplam patent sayısı ise 1,131 oldu. Xerox (Xerox 2009 Yılına 350 Ödül Sığdırdı), dünyanın en çok patent sahibi şirketleri sıralamasında 12’inci sırada bulunuyor. Xerox, kuruluşundan bugüne aldığı toplam patent sayısı ise 55.000’in üzerinde.

 

Xerox bünyesinde 5.000 bilim insanı bulunduruyor.

 

Xerox’un 2009 yılında patentini aldığı ürünler arasında, Xerox ColorQube 9200‘de bulunuyor. 361’den fazla patent ve patent uygulamasına sahip olan Xerox’un yeni ürünü ColorQube 9200’ün kartuşsuz katı mürekkep teknolojisi, sayfa başına renkli baskı maliyetini yüzde 62’ye varan oranlarda düşürüyor ve yüzde 90 daha az atık oluşturuyor (Yazıcıların Ömrü Uzuyor).

Xerox ColorQube 9200, renkli baskıda bir devrim olarak nitelendiriliyor.

:: Dünyanın en çok patente sahip şirket hangisi?

Windows Mobile 7, Şubatta…

Yayın tarihi konusu tam anlamıyla yılan hakiyesine dönen Windows Mobile 7, biraz da gecikmenin verdiği avantajla fazlasıyla merak edilen bir konu haline geldi. Microsoft’un yeni sistemi 2010 Ocak’ta CES’te sergileyeceği düşünülürken, aksi bir hareketle firma, Ocak ayı içersinde Windows Mobile 6.5 güncellemelerini kullanıcılarla paylaşmakla yetinmişti. Windows Mobile meraklıları beklentilerini Şubat ayına ertelerken, güzel açıklama resmi bir ağızdan geldi.

Microsoft’un Finansal Direktörü Peter Klein, Amerika’da Fox Haberlerine yaptığı açıklamada, Windows Mobile’ın yeni jenerasyonunun Dünya Mobil Kongresinde duyurulacağını belirtti. Barcelona’da Windows Mobile 7 hakkında konuşacak çok şeyimiz olacak diyerek sözlerini devam ettiren Klein, “Windows Mobile’ın geleceğine ve Microsoft’un mobil adımlarına dair tüm bilgileri Barcelona’da öğrenebileceksiniz” demeyi de ihmal etmedi. Peter Klein ile yapılan röportajı burada yer alan bağlantıdan izleyebilirsiniz.

:: Windows Mobile 7’nin çok geciktiğini düşünüyor musunuz?

Samsung 3D Üretimine Başladı

Güney Koreli teknoloji devi Samsung, üç boyutlu görüntü desteği veren LED arka ışıklandırmalı LCD televizyonların seri üretimine başlayan ilk şirket oldu.

40 inç, 46 inç ve 55 inçlik full HD 3D TV’lerle beraber gözlük de verilecek. Bu yeni modeller, 240 Hz tazeleme oranına sahip olacaklar.

Samsung, 3D TV’lerde seri üretime geçen ilk marka oldu

Samsung’un 3D TV’leri RealD formatına destek verecekler. Aynı zamanda 2D görüntü de verecek olan yeni modeller yakın bir zaman içinde piyasada olacak.

:: 3D televizyon satın almayı düşünüyor musunuz?

İnternetin Geleceği Videolarda

Cisco Networkers Live 2010 toplantısında, Cisco yetkilileri internetin geleceğinin video teknolojilerinde olduğunu belirttiler. Cisco’un üst düzey yetkililerinden biri olan Marthin De Beer, 2013 yılında internet trafiğinin beş kat artmasını beklediklerini, 2019 yılında ise trafiğin %90′ının videolara ait olacağını düşündüklerini belirtti.

Cisco’nun sosyal ağ açılımları

Cisco’dan yılın güvenlik raporu

Bunun sadece video paylaşım ve benzeri siteler ile olmayacağını belirten De Beer, yüksek tanımlı görüntü transferi ve telekonferans teknolojileri sayesinde hem evde hem de iş yerlerinde, internet üzerinden video transferinin önemli bir yer edineceğini söyledi.

:: Cisco’nun tahminlerine katılıyor musunuz?

 

ShiftDelete.Net Teması İster misiniz?

Mozilla’nın Personas ile birlikte sunduğu Firefox‘a kolaylıkla tema yapma imkanı sayesinde, bıçkın ShiftDelete.Net üyelerinden OnLT de sitemize özel bir tema hazırlamayı kafasına koydu. Sonuçta ise ortaya bir değil, tam iki özel ShiftDelete.Net teması çıktı.


:: SDN Firefox temasının kurulumunu izleyin.

Firefox kullanıcısıysanız; hiçbir eklenti kurmaksızın özel SDN temalarına geçmenin yolunu anlatan videoyu izleyin. Firefox’a yeni geçiş yapacaksanız da daha önce hazırladığımız Firefox kurulumu videosundan faydalanabilirsiniz. Kendi tema çalışmalarınız varsa da yorumlarda belirtmeyi ihmal etmeyin.

:: SDN temalarını beğendiniz mi?

İnternetin Yarısı Unicode Dedi

Arapça’dan Çince‘ye kadar yüzlerce dili destekleyen Unicode karakter kodlama sistemi, geçtiğimiz bir buçuk yıllık dönemde internetteki yaygınlığını önemli ölçüde artırdı. 18 ay önce web sitelerinde en çok kullanılan kodlama yöntemi olarak %25’lik paydaya ulaşan Unicode, bugün %50’ye yaklaştı.


Unicode’un son 10 yıldaki yükselişi.

Diğer bir deyişle ASCII, Latin-1 ve Windows 1252 yerine web sitelerinin yarıya yakını artık Unicode(UTF-8) karakter kodlamayı kullanıyor. Google şimdiden Unicode’un %50’ye ulaştığı gün başlayacak bir partinin hazırlıklarına start verdi.

:: Web sitelerinin karakter kodlamalarında hiç sorun yaşadınız mı?

Sony, Amazon’a Özendi

Engadget’in bildirdiği habere göre, e-kitap okuyucu pazarında ilginç şeyler oluyor. iPad’ın ortaya çıkması ve e-kitap okuyucu olarak da kullanılacağını duyurmasından sonra, Amazon ve Sony, e-kitap okuyucu modellerini hatırlatma ihtiyacı duydular.

 

Amazon, Kindle satışlarının tıkırında gittiğini açıkladıktan birkaç saat sonra, Sony, e-kitap okuyucularının yüksek satışlarına ulaştığını ve özellikle dokunmatik modellerinin çok beğenildiğini bildirdi. Bu hamleler, “piyasada biz de varız, bizi unutmayın” cümlesinin diplomatik ifadeleri olarak nitelendirildi.

::En iyi e-kitap okuyucu hangisi?

 

Amazon, Paraya Para Demedi

Amazon ilginç açıklamalarıyla ve yükselen ekonomik gücüyle gündeme geliyor: “Kendilerinden alışveriş yapan 10 okuyucunun, 6’sının elektronik kitapları tercih ettiği” duyuran Amazon, i4u’nun haberine göre bunu karlara da yansıttı.

 

2008 yılının son çeyreğinde 1.36 milyar dolarlık satış yapan Amazon, 2009’un aynı çeyreğinde bunu yüzde 114 yükselterek 2.92 milyar dolara ulaştı. 2008 yılının toplam satışı 9.5 milyar dolar dolayındayken, karlar da yüzde 75 oranında arttı.

::Amazon’un satışlarını yükseltmesini hangi hamleye bağlıyorsunuz?

 

ATI Radeon HD 5670 İnceleme

ATI, ekran kartı piyasasında son yıllarda hiç yaşamadığı kadar rahat bir dönmeden geçiyor. Eylül ayında ilk DirectX 11 destekli ekran kartı olan HD 5870′i piyasaya çıkaran firma, o günden bugüne bu alanda pazarda tek olmayı sürdürüyor.

Alışageldiğimiz şekilde, ilk önce yüksek seviye modelleri piyasaya süren ATI, daha sonra yavaş yavaş orta ve giriş seviyesi modellerini de bizlerle buluşturmaya başladı.

Giriş seviyesine DX 11’i getiren HD 5670

En önemli segment

Herkes genelde yüksek seviye modellerin yapabildiklerinden bahsetse de, bu modellerin yüksek fiyatlara sahip olması nedeniyle kullanıcılar daha düşük özellikli kartlara yöneliyorlar.

Kısacası, firmalar her ne kadar üst seviye modellerini göz önünde tutsalar da, son kullanıcı tarafında asıl ilgi gören segment, giriş seviyesi. Firmalar, yüksek satış rakamlarına bu seviyedeki ürünler ile ulaşabiliyorlar.

{pagebreak::Giriş seviyesine DX 11}

Giriş seviyesine DX 11

Üst seviye modelleri ile beğeni kazanan HD 5000 serisinin orta ve giriş seviyesi modelleri de merakla bekleniyordu. ATI de, ilk HD 5000’den yaklaşık üç ay sonra, bu serinin giriş seviyesine dahil olan ilk kart olan Radeon HD 5670′i piyasaya sürdü.

Bu kartın en önemli özelliği, giriş seviyesine DirectX 11 desteği getirmesi. İnsanlar, bu yeni teknolojiye kavuşmak için üst seviye modellere artık mecbur değiller.

Firmalar için en önemli segment, giriş seviyesi

Düşük fiyatlı, düşük güç harcayan bir modelin DirectX 11 desteği vermesi, aynı segmentteki rakip modeller için bir sorun teşkil ediyor.

Giriş seviyesindeki modeller, yüksek performanstan ziyade, düşük fiyat ve düşük güç tüketimi arayanlara hitap ettiğinden, donanımsal özellikler bakımından çok etkileyici değiller.

{pagebreak::Redwood grafik işlemci}

Redwood grafik işlemci

Radeon HD 5670′te bulunan 40 nm’lik Redwood kod adlı grafik işlemci de, HD 5700’lerde kullanılan Juniper ve HD 5800’lerde kullanılan Cypress GPU’larına nazaran oldukça mütevazı bir yapıya sahip.

Redwood’un bünyesinde 400 adet stream işlemci yer alıyor. Bu sayı, HD 5770’in yarısı, HD 5870’in ise dörtte biri seviyesinde.

Grafik işlemcinin çekirdek frekansı ise 775 MHz olarak ayarlanmış. ROP (Render Output) sayısı açısından da HD 5670, HD 5770’in yarısını sunabiliyor. Kartta sadece 8 adet ROP yer alıyor.

HD 5670’teki grafik işlemcinin kod adı Redwood

GDDR5 bellek

AMD, Radeon HD 5670’i 512 MB ve 1 GB bellek seçenekleri ile piyasaya sürüyor. İki sürüm arasında çok büyük performans farkı olmadığını söylemek gerek.

Bellek konusunda bizleri sevindiren şey ise, ATI’nin bu kartta 128-bit’lik arayüze yer vermesi. HD 5700 serisinde de aynı bellek arayüzünü kullanan ATI, bir alt sınıfta da aynı seviyeye yer vermiş.

Bir diğer dikkate değer şey ise belleklerin GDDR5 olması. Daha önceleri, giriş seviyesi modellerin belleklerinin daha düşük bant genişliğine sahip olduğuna şahit olmuştuk. HD 5670’te yer alan GDDR5 bellekler 1 GHz ( 4 GHz etkin) frekansında çalışıyor.

{pagebreak::Güç tüketimi ve soğutma}

Güç tüketimi ve soğutma

Teknik özellikler açısından düşük özelliklere sahip olmanın getirisi ise güç sarfiyatında oluyor. HD 5670′in referans tasarımının üzerinde herhangi bir PCI güç bağlantısı yer almıyor.

ATI, kartın tek başına harcadığı en yüksek gücün 61 Watt olduğunu iddia ediyor. Benzer şekilde, kart boşta çalışırken harcanan gücün sadece 14 Watt olduğu belirtiliyor.

Kartın soğutma sistemi çok büyük değil

Isınma problemi var mı?

Düşük güç tüketimi, tek başına bir artı olmasının yanı sıra beraberinde başka avantajları da getiriyor. Bunların başında ise ısınma problemlerinin daha az olması geliyor.

Gerçekten de, üst seviye modellere kıyasla, giriş seviyesindeki modellerin ısınma sorunu yaşaması daha zor. ATI, HD 5000 serisinde, bu alanda yakaladığı genel başarıyı, HD 5670’te de tekrarlıyor.

Kartın üzerinde bulunan soğutma sistemi ise öyle çok da gelişmiş bir sistem değil. Küçük bir fana sahip olan sistem, sadece tek slotluk yer kaplıyor.

Çeşitli markaların yakın bir zaman içinde, pasif soğutmaya sahip olan modellerini de görebiliriz.

{pagebreak::Eyefinity ve Crossfire}

Eyefinity ve Crossfire

HD 5670′in üzerinde, DVI, DisplayPort ve HDMI olmak üzere üç farklı çıkış yer alıyor. HD 5000 serisine dahil olan tüm diğer modeller gibi, HD 5670 de ATI’nin Eyefinity teknolojisini destekliyor.

Kart, üzerinde bulunan üç çıkış sayesinde, aynı anda üç adet monitöre destek verebilse de, bundan çok büyük performans beklememek lazım.

Kartın üzerinde üç farkı çıkış yer alıyor

Kartın referans tasarımının üzerinde Crossfire köprüsü yer almıyor. Firmalar özel modellerinde bu özelliğe yer verebilseler de, bu kart ile Crossfire yapmanın çok fazla bir faydası olacağını düşünmüyoruz.

Şimdi HD 5670’in test sonuçlarını görelim.

{pagebreak::Test sonuçlar}

Test sistemi

Anakart: Asus P6T Deluxe
İşlemci: Intel Core i7 XE 965
Bellek: 2 x 2 GB Kingston 1333 MHz DDR3
Güç kaynağı: Thermaltake 750 watt
Sabit disk: Seagate Barracuda 1,5 TB
Optik Sürücü: LG 22X DVD yazıcı

{pagebreak::3DMark Vantage}

{GRAPH::460}

{GRAPH::461}

{GRAPH::462}

{GRAPH::463}

{pagebreak::3DMark06}

{GRAPH::464}

{GRAPH::465}

{pagebreak::Crysis}

{GRAPH::468}

{GRAPH::469}

{GRAPH::470}

{pagebreak::Call of Juarez}

{GRAPH::466}

{GRAPH::467}

{pagebreak::World in Conflict, FarCry 2}

{GRAPH::471}

{GRAPH::472}

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç

Giriş seviyesi kartları sadece performansı ile değerlendirmek haksızlık olabilir, fakat yine de insanların büyük ilgi gösterdiği bu segmentte yer alan ürünler ile bazı işlemleri sorunsuz yapabilmeliyiz.

HD 5670’ın şu an piyasadaki en büyük rakibi GeForce GT 240.  ATI, DirectX 11 desteği ile rakibinin bir adım önüne geçerken, performans açısından ise benzer sonuçlar elde ediyor.

HD 5670 rakipleri ile başabaş performans gösteriyordu

HD 5000 serisinde alışageldiğimiz, bir önceki nesildeki bir üst sınıf ile yakın sonuç verme geleneği ise HD 5670’te kısmi olarak tekrarlanıyor diyebiliriz.

Sonuç olarak, HD 5670 beklentilerin az da olsa altında kalan bir ekran kartı. Kartın rakipleriyle başabaş olmasından çok onların önüne geçmesini beklerdik. Ancak yine de giriş seviyesine DX 11 desteğini getirmesi çok önemli bir olay.

{pagebreak::Teknik özellikler}

Teknik özellikler

ATI Radeon HD 5670

Ekran kartı

Grafik işlemci: Redwood
Mimari: 40 nm
Bellek: 512 MB GDDR5
Bellek veriyolu: 128-bit
Bellek frekansı: 1000 MHz
İşlemci frekansı: 775MHz
Stream işlemci: 400 adet
Çıkışlar: 1 x DVI, 1 x DisplayPort, 1 x HDMI
Destek verdiği teknolojiler: DirectX 11, Shader Model 5.0

Bilgi için: AMD Türkiye
Web:
www.amd.com/tr
Fiyat: 
100 $ (Yurtdışı)

:: HD 5670’ın sunduğu performans beklentilerinizi karşıladı mı?

Turkcell’den Lost Hizmeti

Lost’un son sezonuna geri sayım başladı. Türkiye’nin önemli servis operatörlerinden Turkcell, akıllıca bir hamle yaparak Lost hayranlarını kalplerinden vurmayı amaçlıyor. Turkcell, uygulamayı basın bülteni ile de duyurdu.

 

Geçmiş sezonların 8:15 saniyelik özetini izlemek için Mobil TV üyesi olmak gerekiyor. Daha sonra, 2222’ye “Mobil TV” mesajı atıp, video menüsünden Lost ve 8:15 parametrelerini aramak şart.

::Turkcell’in uygulamasını nasıl buluyorsunuz?