Sisteminiz Yeni Call of Duty’ye Yeter mi?

3

Call of Duty serisinin yeni oyunu Modern Warfare 2‘nin sistem gereksinimleri yayınlandı. Bilindiği üzere ertelenme ihtimali doğan yapımın, en geç Aralık (2009) ayında satışa sunulacağı açıklanmıştı. Fan’larını üzen bu gelişmenin ardından, yeni Call of Duty‘i PC’de oynayabilmek için gereken sistem özellikleri açıklandı.

Call of Duty: Modern Warfare 2’nin Sistem Gereksinimleri:

İşletim sistemi olarak Windows Vista ve XP gerektiren yapmın Windows 7’de de çalışacağı ön görülüyor. İşlemci olarak AMD 64 3200+ ya da Intel Pentium 4 3.0 GHz’e ihtiyacınız var. 16 GB boş disk alanına gerek duyan yapım, XP’de 512 MB, Vista’da ise 1 GB RAM ile çalışacak. Oyuncuların korkulu rüyası ekran kartı için ise en az Shader 3.0 destekli, 256 MB veya üstü donanım bileşeni gerekiyor. NVIDIA GeForce 6600 GT veya AMD-ATI 1600XT, Call of Duty: Modern Warfare 2’yi çalıştırabilecek minimum sistem gereksiniminde yer alıyor.

Infinity Ward tarafından geliştirilen yapım, eğer bir aksilik olmazsa 24 Kasım’da raflarda yer bulacak.

:: Sisteminiz Call of Duty: Modern Warfare 2’yi çalıştırabilecek mi?

Çocuklara Özel Ücretsiz Ofis!

En popüler açık kaynaklı yazılımlardan biri olan OpenOffice.org, ücretsiz ve başarılı bir ofis paketi. Yeni çıkan basitleştirilmiş OOo4Kids de aynı programın çocuklara hitap edeni. Ancak 7-12 yaş kitlesi düşünülerek hazırlanan OOo4Kids, özellikleriyle hem MS Office, hem de OpenOffice’e tercih edilebilecek bir paket.

:: OOo4Kids Windows sürümünü ücretsiz indirin.

Daha sade bir arayüz, OOo4Kids’in çok daha hızlı çalışmasını sağlarken, uygulamanın açılması ve yeni doküman oluşturma işlemleri Office 2008‘e nal toplatıyor. Temel ofis fonksiyonları için büyükçe düğmeler içeren OOo4Kids, bu yönüyle basit ofis yazılımları isteyen çocuklar kadar, ebeveynlere de ilaç gibi gelecek.

:: Siz hangi ofis yazılımını kullanıyorsunuz?

Osmanlı Savaş İster

Oyun severler için ilginç bir döneme giriyoruz. Turnuva haberlerine bir yenisi daha eklendi. Total War Türkiye tarafından düzenlenen organizasyon Ankara‘da gerçekleşecek. Serinin hayranları, Empire ve Medieval 2 Total War oynayıp, strateji üstünlüklerini bir birlerine kanıtlamaya çalışacaklar.


Modern Ankara Şavaşı’nı Kim Kazanacak?

1 Kasım’da yapılacak olan savaş gününde, dereceye girenler sadece üstünlüklerini kanıtlamayacak. Bir de turnuvanın sponsorlularının sunduğu hediyeleri de kazanacaklar. Hediyeler arasında, orijinal Empire: Total War özel versiyonu,  ekran kartı ve özel oyuncu kulaklığı da var.

:: Bu organizasyona katılmak istiyor musunuz?

Ovi Servisleri Büyümeye Devam Ediyor

Nokia, Ovi servisleri ile mobil cihazlar adına oldukça büyük bir platformun da sahibi haline geldi. Her ne kadar bu servisler, cep telefonlarına yönelik geliştirilmiş olsa da, Nokia her Ovi özelliğine bilgisayar ayağı da ekleyerek, mobil cihazların her ortama kolayca adapte olabilmesini sağlıyor. Bu da hiç şüphe yok ki Ovi’nin çok sevilmesindeki en önemli etkenlerden bir tanesi.

Kısa bir süre önce burada duyurduğumuz Ovi Maps yeteneği ile haritalar üzerinde etiket atamanız mümkün hale geliyordu. Harika Şeyler olarak Türkçeleştirilen bu özellik sayesinde, gideceğiniz konum hakkında daha gerçekçi bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Bu servis henüz mobil cihazlarla entegre edilmemiş olsa da bu özellik için Nokia’nın kullanıcılarını çok da bekletmeyeceğini tahmin etmek güç değil. Finlandiya’lı mobil devi, Harika Şeyler servisi için yepyeni bir de video hazırlamış. İşte Harika Şeylerin o keyifli videosu…

#video_4988#

:: Ovi Maps’in bu özelliğini mobil cihazınızda etkin kullanmak ister misiniz?

Symbian’da HD Oyun Dönemi

Mobil oyunların kıyısından da olsa geçtiyseniz, Gameloft adını muhakkak ki duymuşsunuzdur. Özellikle N-Gage’e yönelik oyunlarıyla Symbian’da söz sahibi olan firmanın son yeniliği HD kalitesinde oyunlar.


An itibariyle HD desteğine sahip yalnızca iki farklı (Samsung i8910HD ve Sony Ericsson Satio) Symbian’lı akıllı telefon bulunduğundan, oyunların kullanılabileceği cihaz sayısı oldukça kısıtlı.

Buna göre dokunmatik ekran dostu, yüksek çözünürlüklü oyunlar, Symbian’lı akıllı telefonlarda boy göstermeye başlıyor. İlk etapta klasikleşmiş Gameloft uygulamalarının düzenlendiği, ilerleyen günlerdeyse HD nitelikli yeni oyunların indirilebilir hale geleceği belirtiliyor. Şu anda içersinde Asphalt 4, Ferrari GT gibi üst düzey ürünlerin bulunduğu 9 farklı oyun HD desteğine kavuşmuş durumda. Buradaki adresten uygulamaların bulunduğu Gameloft HD sayfasına ulaşabilirsiniz.

:: HD oyunlar hakkındaki fikirlerinizi SDN forumlarında paylaşın.

PES Turnuvaları Başlıyor

PES 2010‘un piyasaya çıkışının üzerinden kısa bir süre geçti. Ancak oyun şimdiden çok konuşulmaya başladı bile. Fanatikler olumlu ya da olumsuz tüm fikirlerini ortaya döküyor. Yeteneklerini herkese göstermek isteyenler için önümüzdeki haftalarda PES 2010 turnuvası düzenlenecek.


PS3’ü rakibiniz koltukaltına verin

Aral İthalat, Teknosa ve Elektro World‘un iş birliğinde yapılan organizasyon 7-8 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek. Turnuva katılmak için 2 Kasım’a kadar oyunu alıp fiş numaralarını Aral İthalat’a bildirmeniz gerekiyor. Maçlar sonucunda birinciye PlayStation 3 konsolu, ikinciye oyun ve PS3 kontrol cihazı üçüncüye ise PES hediye paketi verilecek.

:: Turnuvaya katılmayı düşünüyor musunuz?

Mobil Oyunların Geleceği iPhone’da

Apple’ın popüler cep telefonu iPhone, tüm cep telefonu sektörüne şekil vermeye devam ediyor. Dokunmatik ekranların mobil platformda iyice yaygınlaşmasını sağlayan iPhone, tasarımıyla da yeni telefonların esin kaynağı olmuştu. Şimdi de aynı şekilde, mobil oyunların iPhone üzerine şekilleneceği konuşuluyor. Cep telefonları sektörünü analiz eden uzmanlar, mobil oyun sektörünün artık iPhone ile kesişeceği ve artık sadece bu yönde ilerleyeceğini iddia etti.

Eğer iddia doğruysa, Sony ve Nintendo‘nun oyun konsolları PSP ve DS‘i zor günler bekliyor. Bu iki firma, analiz uzmanlarının öngörülerini ciddiye alıp kendilerine göre bir cevap verirler mi bilemiyoruz fakat, en geç 2014’e kadar ömür biçilen bu tür konsollar, varlıklarını sürdürmek için yeniliklere gitmek zorundalar gibi gözüküyor.

:: Sizce mobil oyunların geleceği iPhone üzerinde mi şekillenecek?

AMD Athlon II X3 435 İnceleme

Son dönemde tüm dünyada bilgisayar pazarı farklı eğilimlere girmeye başladı. Artık günümüzde bir sistemin gücünden belki de daha çok dikkat edilen şeyler taşınabilirlik, ergonomi, güç sarfiyatı ve boyutlar oldu. Bu sebeple standart kullanıcılar dizüstü segmentinde netbook’ları, masaüstünde ise nettop ya da all-in-one tipi modelleri tercih eder oldular.

AMD piyasaya sekiz yeni model sürdü

Bu gibi sistemlerin performans açısından iyi olduğu söylenemez fakat ilgi gördükleri için büyük donanım şirketleri de bu yönde ürünler hazırlıyorlar. Intel’in Atom serisi ile gösterdiği başarı ortada. Aynı şeyi AMD giriş-orta seviye masaüstü modellerde deniyor. Şirket bunun için Athlon II serisini hazırladı ve geçtiğimiz günlerde bu seriye sekiz yeni üye ekledi.

{pagebreak::Yeni modeller}

Yeni modeller

Athlon II serisinin en dikkat çeken özelliği düşük güç tüketmesi. Gerçekten de piyasaya sürülen yeni modellerin çoğunun TDP’si 45 Watt seviyesinde. Ancak iki model var ki bunlarda TDP 95 Watt olarak belirlenmiş. Bunların ikisinin bir diğer ortak özelliği de üç çekirdekli modeller olması.

Üç çekirdekli Athlon II’ler diğer modellerden daha fazla güç harcıyor

AMD bizleri daha önce üç çekirdekli işlemcilerle tanıştırmıştı. Şimdi ise Athlon II serisindeki ilk üç çekirdeklileri piyasaya çıkararak kullanıcılara daha fazla seçenek sunmaya gayret ediyor. Test merkezimizi ziyaret eden üç çekirdekli Athlon II ise X3 435 oldu. Athlon II X3 435, piyasaya çıkan yeni üç çekirdeklilerin en üst modeli olarak dikkat çekiyor.

{pagebreak::Üç mü, dört mü?}

Üç mü, dört mü?

Aslına bakılacak olursa üç çekirdekli olduğu söylenen bu işlemcilerde de dört adet çekirdek bulunuyor. Bunların biri kapatılınca ortaya üç çekirdekli bir işlemci çıkıyor. Athlon II X3′ler de aslında Propus kod adlı Athlon II X4′lerin bir çekirdeği kapatılmış hali. Rana kod adlı Athlon II X3′lerin bir diğer farkı ise L3 ön bellek bulundurmamaları. Bu işlemcilerin 45 nm olduğunu da söylemek gerek.

Dört çekirdeğin biri kapatılınca üç çekirdekli işlemciler ortaya çıkıyor

Testimize katılan Athlon II X3 435, 2,9 GHz’lik çok iyi bir frekansta çalışıyor. 1,5 MB L2 ön bellek barındıran Athlon II X3 435, AM3 sokete sahip. Giriş – Orta seviye bir işlemci olan Athlon II X3’ü üst seviye Intel Nehalem’lerle karşılaştırmak adaletsizlik olurdu. O yüzden bu işlemcinin seviyesini daha iyi anlayabilmek için onu Intel Core 2 Quad, Phenom II ve diğer Athlon II’lerle karşılaştırdık.

{pagebreak::Test sistemi}

Test sistemi

Anakart: Gigabyte GA-MA790XT-UD4P
Bellek: 4 GB Kingston DDR3 1600 MHz
Ekran Kartı: 512 MB PowerColor ATI Radeon HD 4870
Sabit disk: 1,5 TB 7200 RPM Seagate
Güç Kaynağı: Thermaltake 750 Watt
Soğutucu: Referans AMD

{pagebreak::PC Mark Vantage}

{GRAPH::318}

{GRAPH::319}

{GRAPH::320}

{GRAPH::321}

{GRAPH::322}

{GRAPH::323}

{GRAPH::324}

{GRAPH::325}

{pagebreak::3D Mark Vantage}

{GRAPH::336}

{pagebreak::WinRAR}

{GRAPH::326}

{pagebreak::Everest}

{GRAPH::327}

{GRAPH::328}

{GRAPH::329}

{pagebreak::7-zip}

{GRAPH::330}

{GRAPH::331}

{pagebreak::Cinebench}

{GRAPH::332}

{GRAPH::333}

{pagebreak::Call of Juarez}

{GRAPH::334}

{pagebreak::DivX dosya çevirme}

{GRAPH::335}

{pagebreak::Overclock olanakları}

Overclock olanakları

İşlemciler söz konusu olduğunda akla gelen şeylerden biri de overclock oluyor. Athlon II ailesinden olan işlemciler Black Edition serisine dahil olmadıkları için çarpan kilidine sahipler. Yani frekans çarpanını değiştirmek gibi bir imkanınız yok. Overclock yapmak için saat frekansını değiştirmek gerekiyor. Ancak Athlon II X3 435 için bu bir sorun değil. İşlemci overclock’a oldukça dayanıklı bir yapıya sahip ve kararlı bir şekilde çalışabiliyor. Ayrıca işlemcide L3 ön bellek olmadığından kuzey köprüsü frekansı da büyük ölçüde arttırılabiliyor.

Kapalı olan dördüncü çekirdeği çalıştırabilmek mümkün

Üç çekirdekli işlemcilerin aslında dört çekirdekli olduklarını daha önce söylemiştik. Bu yüzden potansiyel olarak, bu kullanılmayan çekirdeği açabilmek mümkün. Ancak bunu her anakart ile yapabilmek mümkün değil. BIOS’tan Advanced Clock Calibration ayarlarıyla dördüncü çekirdeği de açabilirsiniz. Tabi bunu ancak dördüncü çekirdeğe fiziksel bir zarar verilmediği sürece yapabilirsiniz. Athlon II X3 435 ile bu işlem yapılabiliyor. Ancak biraz şanslı olmanız gerek.

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç

AMD’nin üst seviyede Intel ile rekabet etmediğini kabul etmek gerek. Zaten bu yüzden şirket giriş ve orta seviyeye yoğunlaşmış durumda. Hem Phenom II, hem de Athlon II serilerinin bu segmentte iyi işler çıkardığını söylemek gerek. Intel Core 2 serisi için ciddi bir rakip olan Athlon II X3′ler uygun fiyatları ile de kullanıcıların beğenisini toplayacaktır. X3 435′in testlerde Core 2 Quad’larla başa baş olduğunu görebiliyoruz.

Athlon II X3 435, Intel Core 2 Quad’larla başabaş performans veriyor.

Ancak bu üç çekirdekli işlemcinin eksi yönleri de yok değil. Öncelikle Athlon II ailesinin geri kalanının aksine yüksek güç tüketmesi sorun teşkil edebilir. Ayrıca piyasaya yeni çıkan Lynnfield’ların (Core i5 750) bu işlemciden çok daha güçlü olduğunu söylemek gerek. Ancak Athlon II X3 435’in en büyük avantajlarından biri ise rakibinde aynı özelliklere sahip bir modelin olmaması. İki çekirdekten fazla çekirdeğe sahip olup da bu fiyat seviyesinde olan başka modeller yok. Bu da Athlon II X3′ü fiyat performans dengesi açısından eşiz bir noktaya getiriyor.

{pagebreak::Teknik özellikler}

Teknik özellikler

AMD Athlon II X3 435

İşlemci

Frekans: 2,9 GHz
Ön bellek: 1,5 MB L2
Soket: AM3
Mimari: 45 nm
Kod adı: Rana

Bilgi için: AMD Türkiye
Web: www.amd.com.tr
Fiyat: 87 $ (Yurtdışı)

:: Üç çekirdekli Athlon II’ler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Microsoft’un Apple’dan Esinlendikleri

Microsoft ve Apple. Bilişim dünyasının iki en önemli firması, 20 seneden fazla bir süredir (yaklaşık 25) tatlı bir rekabet içerisindeler. Bu süre zarfında birçok ürünü piyasaya sürdüler, birçok hayal kırıklığı yaşadılar. Fakat ne olursa olsun kazanan yine bu ikisi oldu. 2009’un bitmesine iki ay kadar bir süre kaldı ve bu iki firma arasındaki rekabet devam ediyor. Bu sıralar Apple’ın Mac OS X Snow Leopard‘ı ile birlikte, Microsoft’un Windows 7‘si kozlarını paylaşıyor.

Ne var ki iki firma da birbirinin bazı fikirlerinden esinlenip, kendi ürünlerine entegre edebiliyor. Apple’ın Microsoft’tan esinlendiği fikirler olduğu gibi, Microsoft’un da Apple’dan esinlendiği fikirler mevcut. Bu yazıda Microsoft’un Apple’dan esinlendiği özellikleri inceledik. Bir başka yazıda da Apple’ın Microsoft’tan esinlendiği fikirleri yazabiliriz.

{pagebreak::Yenilenen Görev Çubuğu}

Yenilenen Görev Çubuğu

Windows 7’nin görev çubuğu, görenleri etkilemeyi başarıyor. Şık bir tasarıma ve işlevsel özelliklere sahip. Görev çubuğunda bulunan simgeler büyük ve üzerlerinde herhangi bir isim yazmıyor. Vista’dan bildiğimiz bu tasarım, Windows 7’de farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Sadece uygulamalar değil, küçülttüğümüz pencereler de bu görev çubuğuna yerleşiyor.

Ayrıca herhangi bir uygulamanın çalıştırma dosyasını da görev çubuğuna sürükleyip bırakarak dilediğiniz şekilde ayarlama yapabiliyorsunuz. Apple, bu özelliği yıllardır Mac OS X işletim sistemlerinde kullanıyor. Ayrıca Windows 7’de, o anda çalışan bir uygulama varsa, bu uygulamanın simgesi, görev çubuğunda etrafında bir kutu beliriyor ve o uygulamanın çalıştırıldığını gösteriyor. Mac OS X’te de, çalıştırılan uygulamanın simgesinin altında nokta beliriyor ve o nokta, uygulamanın çalıştırıldığını gösteriyor.

{pagebreak::Geçiş Listeleri}

Geçiş Listeleri

Hem görev çubuğu(Windows) hem de Dock (Apple), kendi içinde menü sistemine sahip. fakat Windows 7‘nin bu menüleri, sadece Mac OS X 10.6 Snow Leopard’a değil, aynı zaman da bir önceki Mac OS X olan Leopard‘a da benziyor. Dosyalara ulaşmak için belli komutlar var. Geçiş listelerinde, adından da belli olacağı üzere birtakım listeler bulunuyor ve dosyalara bu menülerden ulaşabiliyoruz.

Mac ve Windows‘taki varsayılan internet tarayıcılarına sağ tıkladığımızda da birbirine benzeyen menü ortaya çıkıyor. Snow Leopard’tan önce, Leopard’ta da benzer menüler bulunduğundan, Microsoft’un bu menüler için Apple’dan etkilendiğini fark etmek zor değil.

{pagebreak::Aero Görünüm}

Aero Görünüm

Windows 7‘den bahsederken, öncelikle ne kadar şık bir tasarıma sahip olduğundan bahsediliyor. Bu, gerçekten de doğru bir söylem. Zira Windows7, arabirim konusunda belki de gelmiş geçmiş en şık tasarıma sahip. Peki görev çubuğu dışında Apple’dan esinlendiği yerler yok mu? Evet var. Vista’dan aşina olduğumuz ve Windows 7 ile iyice gelişmiş bir şekilde karşımıza çıkan Aero Görünüm, 2003 yılında Apple’ın piyasaya sürdüğü Mac OS X 1.3 Panther‘deki Exposé ile benzer özellikler içeriyor.

İşin ilginci, sadece özellik değil, işletim sistemine kattığı görsellik bakımından da birbirlerine benziyorlar. Panther piyasaya sürüldüğünde Exposé için “Çok şık bir makyaj gibi” deniliyordu. Aero için de farklı şeyler söylenmiyor. İki platformun versiyonları da, birbirlerinin yaptıklarını yapabiliyor. Aero Görünüm ve Exposé, birçok pencere açık olsa bile masaüstünü göstermeye ve yine eski düzene göre pencereleri göstermeye yarıyor. Aero Görünüm, pencereleri transparan hale getiriyor. Exposé da, benzer şekilde birbirleri arasında pencereleri kaydırıyor.

{pagebreak::Dosya Ön İzlemeleri}

Dosya Ön izlemeleri

Dosya ön izlemeleri, Vista’da da mevcuttu. Windows 7’de de bu özellik devam ediyor. Hem de daha işlevsel bir şekilde. Windows 7 ile birlikte, ön izleme paneli Windows Explorer’a da dahil oldu. Fakat Apple halihazırda bir adım öndeydi bu konuda. Ön izleme paneli, 2000 yılında Mac OS X 10.0 Cheetah‘da kolon görünümüyle kullanıcıların hizmetine sunulmuştu.

Cheetah’tan tam 9 sene sonra Windows 7, benzer özelliklere sahip bir ön izleme paneliyle kullanıcılarının hizmetine sunuldu. Hem de bu sefer gelişmiş özellikleri sayesinde, Mac OS X Snow Leopard‘ta olduğu gibi bir işlevselliğe sahip. Klasör içerisinde fotoğrafları ve videoları oynatabiliyor. Albümlerin kapakları da ön izleme panelinden görüntülenebiliyor.

{pagebreak::Widget}

Widget

Windows 7’de olan birçok şey, aslında Vista’da da vardı. Bunlardan biri de, Widget adı verilen kutucuklar. Tek bir işlevi olan uygulama parçacıkları olarak tanımlayabilirz bu Widget’ları. İçeriklerini internetten alarak, kullanıcıya masaüstünden pratik bilgiler veriyordu. Örneğin şehrin hava durumu, takip ettiği sitelerde yayınlanan haberler akla ilk gelen örnekler. Tahmin edersiniz ki, bunu Microsoft keşfetmiş değil.

Widget’lara ilk defa Mac OS X 10.4 Tiger’da rastlıyoruz. Hava durumundan, saate birçok Widget Tiger‘da mevcuttu. Microsoft, Vista’da Widget’lara yer vererek geç kalmış oldu bile denebilir. Windows’taki Widget’ların, Mac OS X Tiger’daki Widget’lardan bir farkı var: Tiger’dakiler, üzerine pencere geldiğinde inaktif olup, arkaplana geçerek silikleşirken, Windows‘takiler her koşul altında üstte olmayı başarıyor.

{pagebreak::Yapışkan Notlar}

Yapışkan Notlar

Kullanıcıların günlük ve pratik işlerini halletmesi amacıyla Windows 7’de yapışkan notlar bulunuyor. Vista’daki not kağıdına benzer şekilde, fakat daha farklı. Bu yapışkan notlardan birkaç tane açabiliyorsunuz. Yazdığınız notların font’ları da el yazısına benziyor. Evet doğru tahmin ettiniz, bu özellik Apple’da da mevcut. Hem de 15 yıldır. 1994 yılında piyasaya sürülen System 7.5 Mac İşletim Sistemi‘nde ilk defa kullanılan bu not kağıtları, Windows 7’dekinden farklı olarak kelime denetlemesi de yapıyor.

Windows 7’deki yapışkan notların el yazısı fontu da Apple’dakine benziyor. Bu kadar benzerlik pes dedirtiyor diyebilirsiniz, fakat yapışkan notlar bir şekilde işletim sisteminde olmalı. Biraz geç de olsa bunun farkına varan Microsoft, Mac kullanıp Windows’a geçen kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirmek istememiş olabilir.

{pagebreak::Kaydedilen Aramalar}

Kaydedilen Aramalar

Kaydedilen arama sonuçları, ilk defa Windows Vista‘da kullanılan, Windows 7’de de mevcut olan bir özellik. Bu yenilik sayesinde arama sonuçlarını sanal bir klasörde görüntüleyebiliyorsunuz. Kullanıcı açısından da son derece faydalı olduğu bir gerçek… Hatta bu yeniliğe alıştıktan sonra, nasıl önceki Windows sürümlerinde yapmamışlar bunu diye düşünmüş olabilirsiniz.

Tabii Mac kullanıcıları bu şekilde düşünmüyor. Zira 2005 yılındaki Mac OS X Tiger’dan beri aynı işleve sahip “Akıllı dosyalar” adlı özellik, Mac OS X’lerde kullanılıyor. Microsoft ve Apple, bu özelliği giderek birbirlerine yaklaştırdılar ve sonunda Windows 7ve Mac OS X Snow Leopard’ta bu özellikler birbirlerine çok benzeyen özellikler haline geldi.

{pagebreak::Ağ Paylaşımı}

Ağ Paylaşımı

Mac OS X 10.5 Leopard ile birlikte Apple, ağdaki dosya paylaşımını solda kenar çubuğunun içerisine konumlandırdı. Microsoft da bu fikri beğenmiş olmalı, zira Windows Vista’da bu özelliğe benzer bir özelliği ekledi ve Network Neighborhood (ağ komşuluğu) özelliğinden vazgeçti. Microsoft, bu hareketiyle şüphesiz Apple’ı taklit etmiş sayılmaz. Zira, gelişen ağ yapıları giderek daha komplike hale geliyorken, kullanıcıya bu işlemleri daha pratik bir şekilde yaptırabilmek önemli. Bu amaç doğrultusunda, Microsoft’un böyle bir çözüme gitmiş olması normal bir şey.

Burada önemli olan, Apple‘ın bunu Microsoft’tan önce düşünmüş olması. Dolayısıyla ağ paylaşımında pratiklik denilince akla Microsoft’un gelmemesi normal. Zira, ne kadar zor da olsa bazı işlemleri kullanıcıya yaptırabilmek, önemli bir artı.

{pagebreak::RSS Kaynakları}

RSS Kaynakları

Microsoft RSS kaynaklarını görüntüleyebilme imkanını, Internet Explorer 7 ile Windows Vista’da kullanıcıya tanıdı. Fakat internet tarayıcısına entegre bir RSS okuyucu Microsoft’un fikri değildi. Apple bunu ilk olarak Safari 2 ile Mac OS X 10.4 Tiger’da yaptı. Apple’ın eletronik posta servisi de RSS desteği veriyor. Dolayısıyla Internet Explorer 7 üzerinden Vista’da, Safari 2 üzerinden Apple’dan esinlenilmiş bir özellik daha bulunuyor.

{pagebreak::Windows Disc Image Burner}

Windows Disc Image Burner

Windows 7’den önce ISO imajlarını CD veya DVD‘lere yazmak için üçüncü parti yazılımlara ihtiyaç duyuyorduk. Windows 7’de ise ISO dosyasına çift tıklayarak Windows Disc Image Burner özelliğini aktif hale getirerek, imaj dosyasını CD veya DVD‘ye yazdırabiliyoruz. Bu çok güzel bir özellik ve kullanıcıya büyük bir kolaylık sağlıyor.

Windows kullanıcıları için ne kadar güzel bir özellik olsa da maalesef yine orijinal bir fikir değil. Mac’ın Disk Utility adı altında verdiği hizmet de aynı işlevi görüyordu. Üstelik bu özellik Mac OS X serisinden önce de vardı. Dolayısıyla Apple’ın Microsoft’tan bir adım önde olduğu bir başka konu da bu imaj dosyalarını işletim sistemine entegre bir yazılım ile yazdırmak.

:: Esinlenilen fikirler hakkındaki görüşlerinizi forumda paylaşın.

Google Chrome Şimdi Mac’te

Gecelik önsürümleri sevmiyor, fakat Google Chrome’u Mac bilgisayarınızda bir an önce denemek istiyorsanız, tarayıcının ilk resmi geliştirici sürümü nihayet yayınlandı. Apple’ın kendi tarayıcısı, yine Webkit tabanlı Safari ile yarışabilecek kadar hızlı olan Chrome, aynı zamanda sürekli artan bir tema kütüphanesine sahip.

Yakın gelecekte yeni eklentilerle de kullanıcıların karşısına çıkacak olan Chrome, diğer tarayıcılardan yer imleri ve ayarları aktarabilmesi ile Safari’den geçişi daha pürüzsüz hale getiriyor.

:: Google Chrome for Mac’i indirin.

:: Hangisi daha iyi; Chrome mu Safari mi?

Samsung Omnia II I8000 İnceleme

Sonunda Omnia II ile tanıştık. Ürünü kutudan çıkardığımızda ise oldukça şaşırdık. Çünkü Omnia II’yi sanki daha önce görmüştük. Kısa bir durgunluktan sonra Omnia II’nin, Samsung’un Jet ürününe birebir benzediğini fark ettik. Tasarım neredeyse aynı. Farkı ise, Omnia II’nin Jet’e göre çok daha büyük ve ağır olması.

118x60x120 mm boyutlarında olan bu telefona önden bakıldığında ilk olarak 3.7″ olan dokunmatik ekranı göze çarpıyor. Tıpkı Jet gibi, normal klavye yerine sanal klavye kullanan Omnia II, OLED ekranı ile 800 x 480 piksel çözünürlüğe sahip.

OLED ekran dokunmatik olmasına karşın, Multitouch (çoklu dokunma) özelliği ne yazık ki yok. Buna karşın Windows Mobile 6.1 işletim sistemi sayesinde farkını belli ediyor. 3.5mm kulaklık girişine ve Micro USB yuvasına sahip olan bu ürün, Quad Band GSM, UMTS, HSPA (7.2 MBit/sn), WLAN, GPS ve Bluetooth teknolojilerini de üzerinde barındırıyor.

 

#video_4986#

 

Telefonun üzerinde bulunan 8GB dahili kapasite fazlasıyla yeterli. Fakat daha fazlasını isteyen kullanıcılar, microSD kart aracılığıyla telefonun kapasitesini 32GB’a kadar yükseltebiliyor. Omnia II’de beğendiğimiz bir başka özellik de, Samsung tarafından geliştirilen ve oldukça kolay bir kullanım sunan TouchWiz 2.0 uygulamasının Windows 6.1’e başarılı bir şekilde entegre edilmesi oldu. Facebook, YouTube, hava durumu, takvim, mini medya oynatıcısı gibi Widget desteğinin olması da büyük bir avantaj.

Ekranın dokunmatik teknolojisi zaman zaman yavaş kalabiliyor. Omnia II bu alanda piyasanın en hızlısı değil. Yaptığımız testlerde çok daha iyi ekran teknolojilerine sahip ürünler gördük. Tabii bu, Omnia II’nin dokunmatik ekranının kötü olduğu anlamına gelmiyor. Sadece bazı üreticilerin, bu alanda çok daha fazla zaman harcadıklarını söylemek isteriz.

{pagebreak::Fotoğraf ve Video Kalitesi}
Fotoğraf ve Video Kalitesi

Gelelim ürünün fotoğraf kalitesine. 5 Megapiksel kamera ilk başlarda oldukça çekici gelebilir. Fakat Omnia II’nin, beklentilerimizi karşılamadığını söylemeliyiz. Buna rağmen gelişmiş fotoğraf çekme ayarları hoşumuza gitti. Gülümserken çeken Smile Shot özelliği de oldukça başarılı. Ayrıca, üzerinde bulunan GPS sayesinde Omnia II, resimlerin özelliklerine koordinat bilgilerini de ekliyor. Fakat çekim kalitesi çok daha iyi olabilirdi.

 

#video_4987#

 

Benzer bir durum video çekimi için de geçerli. Özellikle karanlık ortamlarda Omnia II ile çekim yapmamak iyi bir seçenek. Buna karşın ses kaydı oldukça başarılı. DivX video gösterimi iyi düşünülmüş bir özellik. FM radyo ve medya oynatıcısı kusursuz çalışıyor.

Omnia II’nin pili, en fazla 2 gün dayanıyor. Telefon her fırsatta düşük güç tüketim moduna geçiyor. Bu, telefon üzerinde bir metin okurken büyük bir dezavantaj teşkil ediyor. Çünkü hem metni okumanız sürekli kesintiye uğruyor, hem de gözünüz yorulabiliyor.

Neticede tam donanımlı ve Windows Mobile işletim sistemli bir telefon arayan kişiler Omnia II ile iyi bir tercih yapacaklarını söyleyebiliriz. Tam donanımlı bir smartphone arayan ve Windows Mobile olmazsa da olur diyenlere tavsiyemiz ise, iPhone ya da Android işletim sistemli bir telefonu tercih etmeleri olacaktır.

{pagebreak::Teknik Özellikler}

Samsung OMNIA II
Cep Telefonu

Şebeke: 850/900/1800/1900
İşletim Sistemi: Microsoft Windows Mobile 6.1 Professional
Bekleme Süresi: Maksimum 430 Saat
Konuşma Süresi: Maksimum 10 Saat
Bağlantı Özellikleri: Bluetooth, Wi-Fi, GPRS, GPS, EDGE, 3G
Kamera: 5 MP
Telefon Hafızası: 2/8/16 GByte
Ekran Tipi: 3.7 inç AMOLED
Boyutlar: 118 x 59.6 x 11.9 mm
Ağırlık: 129 gr

:: Samsung Omna II hakkında ne düşünüyorsunuz

AMD Üç Çekirdeği Dizüstüne Getirecek

Bizleri üç çekirdekli işlemci konseptiyle tanıştıran AMD şimdi de bu modelleri dizüstü bilgisayarlara getirmeyi planlıyor. Dizüstü segmentine pek de başarılı olamayan AMD, bu yolla kullanıcıların dikkatini çekmek istiyor. 2010’un ikinci yarısında piyasaya çıkacak olan Danube platformunda bulunacak olan bu yeni modelin adı ise Phenom II X3 N820 olacak.

Bu model hakkında 35 Watt TDP’ye ve 1,5 MB önbelleğe sahip olması dışında fazla bir bilgi yok. N820′nin aynı dönemde piyasaya çıkacak olan dört çekirdekli N920′nin tek çekirdeği kaldırılmış hali olacağını söyleyebiliriz. Bu iki model de aynı özelliklere sahip, aralarındaki tek fark ise çekirdek sayıları. Saat hızları konusunda ise henüz bir bilgi yok.

:: Dizüstü bilgisayarlarda AMD’yi tercih ediyor musunuz?