Xiaomi’nin amiral gemisi ligindeki en yeni canavarı Xiaomi 17 Ultra ile bir önceki neslin kralı Xiaomi 15 Ultra’yı karşı karşıya getiriyoruz. İki cihaz arasındaki teknolojik uçurumun ne kadar derinleştiğini ve yeni neslin bize neler vaat ettiğini detaylarıyla inceliyoruz. Özellikle tasarım ve donanım tarafındaki yeniliklerin günlük kullanımda ne gibi farklar yarattığına bu videoda yakından bakacağız.
Performans tarafında Xiaomi 17 Ultra, yeni nesil Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemcisiyle çıtayı bambaşka bir noktaya taşıyor. Xiaomi 15 Ultra’da gördüğümüz yüksek performans, yerini çok daha verimli ve yapay zeka odaklı bir güce bırakmış durumda. Ayrıca batarya kapasitesindeki 5.500 mAh’den 6.800 mAh seviyesine çıkan devasa artış, kullanım sürelerinde 17 Ultra’yı rakipsiz bir konuma getiriyor.
Kamera yetenekleri ise her iki cihazın da kalbini oluşturuyor ancak 17 Ultra’nın sunduğu 200 MP periskop telefoto sensör ve Leica ile geliştirilen yeni optik sistem, fotoğrafçılık deneyimini bir üst seviyeye çıkarıyor. Özellikle Leica Edition modelinde karşımıza çıkan fiziksel zoom halkası, profesyonel kamera hissini akıllı telefon dünyasına entegre etmeyi başarmış. 15 Ultra hala çok güçlü bir kamera paketine sahip olsa da, düşük ışık performansı ve yakınlaştırma netliği konusunda 17 Ultra farkını hissettiriyor.
Xiaomi 17 Ultra vs Xiaomi 15 Ultra
https://youtu.be/pmfPNh9ZZcY
Ekran tarafında da ciddi bir büyüme söz konusu; 6.73 inçten 6.9 inçe çıkan ekran boyutu ve 3.500 nite ulaşan parlaklık değeri, multimedya deneyimini çok daha etkileyici kılıyor. HyperOS 3.0 ile gelen yeni yazılım özellikleri ve gelişmiş uydu iletişimi desteği gibi detaylar, Xiaomi 17 Ultra’nın sadece bir donanım güncellemesi değil, tam bir deneyim değişikliği olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak Xiaomi 17 Ultra, özellikle pil ömrü ve kamera kontrolü konularında takıntılı olan kullanıcılar için vazgeçilmez bir seçenek haline gelmiş. Xiaomi 15 Ultra sahiplerinin geçiş yapıp yapmaması gerektiğine dair tüm görüşlerimizi ve teknik detayların gerçek hayattaki karşılıklarını videomuzda bulabilirsiniz. Keyifli seyirler.
Teknoloji dünyasında taşları yerinden oynatan 100 milyar dolarlık yatırım planı beklenmedik bir engele takıldı. Nvidia şirketinin en yeni yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak amacıyla OpenAI platformuna yapmayı planladığı devasa yatırım, çip devinin içindeki bazı isimlerin dile getirdiği şüpheler nedeniyle sekteye uğradı.
Nvidia Ve OpenAI Arasındaki Dev Yatırım Neden Durduruldu
Çip üreticisi Nvidia, geçtiğimiz Eylül ayında ChatGPT yaratıcısına hem gelişmiş çipler sağlamak hem de nakit desteği sunmak için kilit bir plan duyurmuştu. Ancak son gelen raporlar, şirketlerin bu ortaklığın geleceğini ciddi şekilde yeniden düşünmeye başladığını gösteriyor. Başlangıçta hedeflenen 100 milyar dolarlık rakam yerine, çok daha düşük seviyeli öz sermaye yatırımlarının masada olduğu konuşuluyor.
Jensen Huang Şirket İçindeki Disiplin Sorununa İşaret Etti
Sektördeki son görüşmelerde Nvidia CEO’su Jensen Huang, orijinal anlaşmanın bağlayıcı olmadığını ve henüz kesinleşmediğini meslektaşlarına sık sık hatırlatıyor. Huang’ın kapalı kapılar ardında OpenAI tarafındaki iş disiplini eksikliğini eleştirdiği ve özellikle Google ile Anthropic gibi güçlü rakiplerin yükselişinden endişe duyduğu ifade ediliyor. Nvidia her ne kadar iş birliğine devam etmek istediğini resmi kanallardan bildirse de iç taraftaki güvenin sarsıldığı görülüyor.
OpenAI, GPT-4o ve GPT-5 dahil birçok modeli kapatma kararı aldı. 13 Şubat'ta erişime kapanacak modellerin detayları haberimizde.
Amazon 50 Milyar Dolarlık Teklifle Yarışa Dahil Oluyor
Yapay zeka yarışında sadece Nvidia değil, diğer teknoloji devleri de agresif adımlar atıyor. Veri merkezlerine büyük yatırımlar yapan OpenAI, şu anda Amazon ve SoftBank gibi isimlerle de yakın temas halinde. Özellikle Amazon’un 50 milyar dolara kadar çıkabilecek dev bir yatırım paketi üzerinde çalıştığı iddiaları pazarın dinamiklerini tamamen değiştirebilir. OpenAI toplamda 100 milyar dolarlık bir fon toplayarak değerini 830 milyar dolar seviyesine taşımayı hedeflerken, Nvidia tarafındaki belirsizlik bu hedefin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor.
Peki, Nvidia şirketinin bu yatırımdan çekilme ihtimali hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Game of Thrones dizisinin final yapmasının ardından HBO, Westeros evrenini genişletmek için genellikle büyük bütçeli ve devasa prodüksiyonlara odaklanmıştı. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, kanalın bu stratejisinde önemli bir değişikliğe gidebileceğini gösteriyor. Özellikle Knight of the Seven Kingdoms dizisinin yakaladığı başarı, HBO yöneticilerinin gelecekteki projelere bakış açısını yeniden şekillendiriyor. Bu yapım, büyük savaşlar ve ejderhalar yerine daha samimi ve karakter odaklı bir hikaye sunarak izleyicilerin beğenisini kazandı.
HBO’dan Yeni Strateji: Game of Thrones Evreninde Daha Küçük Hikayeler Dönemi
Ser Duncan the Tall karakterini merkezine alan dizi, krallığın karmaşık politik oyunlarından uzakta, sıradan insanların hayatlarına dokunuyor. HBO Başkanı Casey Bloys, bu daha “küçük” ölçekli hikayenin başarısından oldukça memnun. Bloys, dizinin savaşan hanedanlar yerine iki arkadaşın Westeros’taki yolculuğuna odaklanmasının, yaratıcı süreç açısından çok mantıklı bir temel oluşturduğunu belirtiyor. Bu yaklaşım, sadece hikaye anlatımını değil, yapım süreçlerini de doğrudan etkiliyor.
Bloys’un açıklamalarına göre, bu başarı gelecekteki tüm Game of Thrones yan dizilerinin (spinoff) küçük ölçekli olacağı anlamına gelmiyor. Asıl hedef, House of the Dragon gibi devasa prodüksiyonlar ile Knight of the Seven Kingdoms gibi daha odaklı projelerin bir arada var olabilmesi. Daha küçük ölçekli projeler, prodüksiyon sürelerini kısaltarak dizilerin yıllık periyotlarla yayınlanmasına olanak tanıyor. House of the Dragon’un yeni sezonları arasında yıllar süren boşluklar olurken, diğer dizinin her yıl izleyiciyle buluşması hedefleniyor.
HBO’nun 2028 yılına kadar uzanan geniş bir proje takvimi bulunuyor. Şu anda planlama aşamasında olan projeler arasında Jon Snow ve Arya Stark’a odaklanan devam serisi, Corlys Velaryon’un hayatını anlatan Nine Voyages animasyonu, Prenses Nymeria’yı konu alan 10,000 Ships ve Aegon Targaryen’in fethini işleyen bir dizi yer alıyor. Hangi projelerin devasa bütçelerle, hangilerinin ise daha minimal bir yaklaşımla ekrana geleceğini zaman gösterecek. Ancak Westeros’un geleceği hem büyük hem de küçük hikayelerle dolu görünüyor.
Turkcell TV+, yeni dönemde Apple TV ve HBO Max gibi özel yapımlarla izleyicilerin karşısına çıkıyor.
Game of Thrones evreninin genişlemesiyle birlikte farklı anlatım tarzları da ekranlara gelmeye başladı. Siz Westeros dünyasında görsel efekt ağırlıklı büyük savaşları mı, yoksa karakterlerin derinlemesine işlendiği daha sakin hikayeleri mi izlemeyi tercih ediyorsunuz?
Samsung’un bir sonraki amiral gemisi Galaxy S26 Ultra hakkında ortaya çıkan yeni sızıntılar, teknoloji dünyasında heyecan yarattı. Sızdırılan sistem kayıtlarına göre, Samsung’un yeni modeli, önceki versiyon olan Galaxy S25 Ultra’da bulunmayan ancak Android ekosistemi için oldukça kritik bir özellik olan Linux Terminal desteğine nihayet kavuşabilir. Bu gelişme, özellikle geliştiriciler ve ileri düzey kullanıcılar için telefonun yeteneklerini bambaşka bir seviyeye taşıyabilir.
Samsung S26 Ultra ile Linux Dönemi Başlıyor: Geliştiricilere Müjde
Ele geçirilen günlük (log) dosyaları incelendiğinde, cihazın Android Sanallaştırma Çerçevesi (AVF) için destek sunduğu açıkça görülüyor. Google’ın Linux Terminali özelliğinin çalışabilmesi için sistem seviyesindeki bu destek hayati bir öneme sahip. Hatırlanacağı üzere Galaxy S25 Ultra, donanım olarak bu özelliği kaldırabilecek güçte olmasına rağmen, yazılım tarafındaki bu eksiklik nedeniyle Pixel cihazların gerisinde kalmış ve bu özelliği kullanıcılarına sunamamıştı.
Sızıntılar, Galaxy S26 serisinin One UI 8.5 arayüzü ile piyasaya sürüleceğini ve bu sürümün Android 16 QPR2 altyapısına dayanacağını işaret ediyor. Google’ın Linux Terminal özelliğini tanıttığı ve geliştirdiği sürümün de tam olarak bu olması, S26 Ultra’nın gerekli tüm teknik altyapıya sahip olacağını doğruluyor. S25 Ultra sahiplerinin mahrum kaldığı bu özellik, S26 Ultra ile birlikte standart hale gelebilir.
Sızan Samsung Galaxy S26 görselleri, yerleşik manyetik şarjın olmayabileceğini gösteriyor. 25W kablosuz şarj desteği ve yeni tasarım detayları haberimizde.
Eğer bu özellik son kullanıcı sürümünde de yerini korursa, Galaxy S26 Ultra sadece bir akıllı telefon olmaktan çıkıp, gerçek bir geliştirme istasyonuna dönüşebilir. Kullanıcılar, bilgisayara ihtiyaç duymadan tam kapsamlı bir Linux ortamını çalıştırabilir, kodlama araçlarını kullanabilir ve çeşitli komut dosyalarını doğrudan telefon üzerinden yönetebilirler. Bu, Samsung telefonların bugüne kadar sunduğu esnekliğin çok ötesinde bir deneyim anlamına geliyor.
Elbette bu bilgilerin henüz geliştirme aşamasındaki ön sürüm log dosyalarına dayandığını unutmamak gerekiyor. Samsung, resmi lansman öncesinde planlarını değiştirebilir. Ancak S25 Ultra’daki hayal kırıklığından sonra, S26 Ultra’da bu desteğin izlerine rastlamak bile güç kullanıcıları için oldukça umut verici bir işaret.
Popüler anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, platformu sürekli olarak yeni özelliklerle güncelliyor. Son olarak, Android için yayınlanan yeni beta sürümü, özellikle içerik üreticileri ve topluluk yöneticileri için önemli bir yeniliği ortaya çıkardı. Geliştirilen yeni WhatsApp kanallar iletme sayısı özelliği sayesinde, kanal yöneticileri artık paylaşımlarının ne kadar popüler olduğunu ve ne kadar yayıldığını daha net bir şekilde görebilecek.
Ücretli WhatsApp premium abonelik planı ile kullanıcılara özel çıkartmalar, tema ve simge özelleştirme gibi yeni özellikler sunacak.
WhatsApp Kanallar İletme Sayısı Özelliği Nedir?
WhatsApp, Google Play Beta Programı aracılığıyla dağıtılan Android 2.26.4.11 sürümüyle birlikte, kanal yöneticilerine özel yeni bir analiz aracı sunuyor. Bu araç, bir kanal güncellemesinin kaç kez başka sohbetlere veya gruplara iletildiğini gösteren bir sayaç içeriyor. Bu istatistik, yöneticilerin içerik stratejilerini optimize etmelerine ve en çok etkileşim alan gönderileri belirlemelerine olanak tanıyacak.
Yeni özellik devreye girdiğinde, kanal içerisindeki bir güncellemenin yanında, takipçilerin kullandığı emoji tepkilerinin hemen bitişiğinde bir “iletme” simgesi ve yanında bir sayı belirecek. Bu sayı, o gönderinin toplam iletilme adedini gösterecek. Bu aracın, en azından şimdilik, yalnızca kanal yöneticileri tarafından görülebilir olması planlanıyor. Yani, normal takipçiler bu istatistiğe erişemeyecek.
Bu metrik, kanal yöneticileri için oldukça değerli veriler sunuyor. Bir içeriğin çok sayıda beğeni veya tepki almasından daha önemli olan şey, onun organik olarak yayılmasıdır. İletme sayısı, bir içeriğin mevcut takipçi kitlesinin dışına ne kadar taştığını ve potansiyel olarak yeni kitlelere ulaştığını gösteren en önemli göstergelerden biridir. Yöneticiler bu veriyi kullanarak, daha fazla paylaşım almaya teşvik edecek benzer içerikler üretebilir ve kanallarının büyümesini hızlandırabilir.
İletme Sayısı Nasıl Hesaplanıyor ve Güvenlik
WhatsApp, kullanıcı gizliliğine verdiği önemi bu özellikte de sürdürüyor. Bir kanal güncellemesi bir sohbete iletildiğinde, bu işlem uçtan uca şifreleme ile güvence altına alınıyor. Bu, WhatsApp’ın veya başka üçüncü partilerin, içeriği kimin kime ilettiğini göremediği anlamına gelir. Uygulama, mesajı ileten kişilerin kimliklerini kaydetmez.
Peki, sayı nasıl hesaplanıyor? Sistem, bir güncellemenin iletildiği toplam alıcı sayısını sayar. Örneğin, bir kullanıcı güncellemeyi 5 kişilik bir gruba iletirse, sayaç 5 artar. Aynı kullanıcı, aynı güncellemeyi aynı sohbete birden çok kez iletse bile bu sayı artmaya devam eder. Bu sayım sunucu tarafında toplanır ve ilgili kanal güncellemesinin toplam iletme sayısına eklenir. Bu yöntem, gizliliği korurken yöneticilere genel bir yayılım istatistiği sunar.
Bu özellik şu anda en son WhatsApp beta for Android sürümünü yükleyen sınırlı sayıda test kullanıcısı için aktif durumda. WhatsApp, özelliği daha geniş bir kitleye sunmadan önce performansını izleyerek hatasız bir deneyim sağlamayı hedefliyor. Test sürecinin tamamlanmasının ardından, özelliğin tüm kanal yöneticilerinin kullanımına açılması bekleniyor.
Teknoloji devi Apple, yapay zeka alanındaki yeteneklerini kaybetmeye devam ediyor. Bloomberg editörü Mark Gurman tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, Apple son haftalarda kilit bir Siri yöneticisini ve dört yapay zeka araştırmacısını kaybetti. Şirket içindeki bu yetenek kaybı, geçtiğimiz aylarda başlayan ayrılık dalgasının hala devam ettiğini gösteriyor.
Apple Mühendisleri OpenAI ve Google’a Transfer Oluyor
Şirketten ayrılan en dikkat çekici isimlerden biri olan Stuart Bowers, Google’ın DeepMind ekibine transfer oldu. Siri ekibinin en kıdemli yöneticilerinden biri olan Bowers, doğrudan Siri yöneticisi Mike Rockwell’e bağlı olarak çalışıyordu. Buna ek olarak Apple; Yinfei Yang, Haoxuan You, Bailin Wang ve Zirui Wang isimli dört önemli yapay zeka araştırmacısıyla da yollarını ayırdı.
Bu son gelişmeler, Aralık 2025’te yaşanan üst düzey istifaları takip ediyor. Hatırlanacağı üzere Apple’ın yapay zeka şefi John Giannandrea görevden ayrılmış ve yerine Microsoft’tan Amar Subramanya getirilmişti. Aynı dönemde Apple’ın arayüz tasarımı başkanı Alan Dye ise Meta tarafından transfer edilmişti. Ayrıca şirketin genel hukuk müşaviri Kat Adams ve çevre politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Lisa Jackson’ın da yakında ayrılacağı açıklanmıştı.
Apple hakkında şok edici detaylar ortaya çıktı. Mark Gurman, Apple'ın Siri için Anthropic ile anlaştığını ama fiyat yüzünden vazgeçtiğini açıkladı.
Cupertino merkezli devin çekirdek iPhone tasarım ekibi de kan kaybediyor. Çalışanlar, OpenAI tarafından satın alınan ve efsanevi tasarımcı Jony Ive tarafından kurulan io şirketine geçiş yapıyor. Rapora göre OpenAI, sadece son bir ay içinde yaklaşık 40 Apple mühendisini işe aldı. Bu isimler arasında üretim tasarımı uzmanı Matt Theobald ve insan arayüzü tasarımı lideri Cyrus Daniel Irani de bulunuyor.
Şirket içindeki bir diğer önemli kayıp ise iPhone Air’in tasarımcısı olan ve şirketin yükselen yıldızı olarak görülen Abidur Chowdhury oldu. Chowdhury, ismi açıklanmayan bir yapay zeka girişiminde çalışmak üzere görevinden ayrıldı. Öte yandan Stuart Bowers’ın Google’a geçişi sektörde oldukça dikkat çekici bulunuyor. Çünkü Bowers’ın, önümüzdeki aylarda yenilenen Siri’ye güç vermesi beklenen Google Gemini modelleri üzerinde çalışacağı tahmin ediliyor.
Apple aktif cihaz sayısı rekor kırarak 2.5 milyara ulaştı. Bu devasa büyümenin arkasındaki nedenleri ve şirketin gelecek planları haberimizde.
Apple cephesinde art arda yaşanan bu üst düzey ve teknik kadro kayıpları, şirketin yapay zeka yarışındaki konumu hakkında yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Özellikle OpenAI ve Google gibi rakiplerin Apple çalışanlarını transfer etmesi rekabetin boyutunu gösteriyor. Siz Apple’ın yaşadığı bu beyin göçü ve yapay zeka stratejisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın.
Oyun dünyasının kalbi olan Steam, oyuncuları sevindiren hafta sonu kampanyalarıyla yine gündemde. Eğer yeni maceralar arıyorsanız, bu hafta sonu tam size göre! Steam, farklı türlerdeki beş popüler yapımı sınırlı bir süre için tamamen ücretsiz olarak erişime açtı. Bu kampanya, oyunculara normalde ücretli olan bu oyunları hiçbir bedel ödemeden deneme ve deneyimleme imkanı sunuyor. Ücretsiz Steam oyunları arayanlar için kaçırılmayacak bu fırsat, korkudan stratejiye, hayatta kalmadan takım çalışmasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Bu Hafta Sonu Deneyebileceğiniz Ücretsiz Steam Oyunları
Steam’in “Ücretsiz Hafta Sonu” etkinlikleri, oyuncu topluluğu tarafından her zaman büyük bir ilgiyle karşılanır. Bu etkinlikler sayesinde, satın almayı düşündüğünüz ancak emin olamadığınız oyunları risk almadan test edebilir veya daha önce hiç duymadığınız gizli kalmış cevherleri keşfedebilirsiniz. Bu haftaki seçkide yer alan oyunlar; Dead by Daylight, Deep Rock Galactic, Sker Ritual, Hotel Architect ve Grounded olarak açıklandı. Her biri kendi türünde öne çıkan bu yapımlar, hafta sonu boyunca kütüphanenize ücretsiz olarak eklenebilir ve sınırsızca oynanabilir.
Dead by Daylight: Adrenalin Dolu Bir Korku Deneyimi
Asimetrik korku türünün en popüler temsilcilerinden biri olan Dead by Daylight, bu haftanın öne çıkan oyunlarından. Dört kurtulanın, acımasız bir katilden kaçmaya çalıştığı bu çok oyunculu yapımda gerilim bir an olsun düşmüyor. Kurtulan olarak oynarken takım arkadaşlarınızla iş birliği yaparak jeneratörleri tamir etmeli ve çıkış kapılarını açmalısınız. Katil rolünü üstlendiğinizde ise eşsiz yeteneklerinizi kullanarak avınızı yakalamak zorundasınız. Sürekli güncellenen içeriği, farklı katil ve kurtulan karakterleriyle Dead by Daylight, arkadaşlarınızla oynayabileceğiniz en heyecanlı oyunlardan biri. Bu ücretsiz hafta sonu, korku ve gerilim dolu anlar yaşamak için mükemmel bir fırsat.
Deep Rock Galactic: Cücelerle Uzay Madenciliği
“Rock and Stone!” sloganıyla tanınan Deep Rock Galactic, 1-4 oyunculu bir kooperatif FPS oyunudur. Oyunda, galaksinin en tehlikeli mağara sistemlerinde madencilik yapan cesur uzay cücelerinden birini kontrol ediyorsunuz. Her biri farklı yeteneklere sahip dört cüce sınıfından birini seçerek, devasa uzaylı böcek sürülerine karşı savaşırken değerli mineralleri toplamaya çalışıyorsunuz. Prosedürel olarak oluşturulan mağaralar sayesinde her oyunun farklı bir deneyim sunması, Deep Rock Galactic’in en büyük artılarından. Takım çalışması ve stratejinin hayati önem taşıdığı bu oyunu, arkadaşlarınızla birlikte denemek için bu ücretsiz hafta sonundan daha iyi bir zaman olamaz.
Grounded: Arka Bahçede Hayatta Kalma Mücadelesi
Obsidian Entertainment tarafından geliştirilen Grounded, sizi bir karınca boyutuna küçülterek kendi arka bahçenizde devasa bir hayatta kalma mücadelesine sokuyor. Artık zararsız görünen böcekler devasa canavarlara, su damlaları ise değerli birer kaynağa dönüşüyor. Tek başınıza veya arkadaşlarınızla birlikte oynayabileceğiniz bu oyunda, hayatta kalmak için kaynak toplamalı, üsler inşa etmeli ve tehlikeli böceklere karşı kendinizi savunmalısınız. Keşfedilecek geniş bir dünya ve gizemli bir hikaye sunan Grounded, yaratıcılığınızı ve hayatta kalma içgüdülerinizi test edecek eşsiz bir yapım.
Sker Ritual: Kooperatif Zombi Vurma Aksiyonu
Eğer Left 4 Dead tarzı kooperatif aksiyon oyunlarını seviyorsanız, Sker Ritual tam size göre. Ödüllü korku oyunu Maid of Sker’in ruhani devamı niteliğindeki bu yapım, 1-4 oyunculu, round tabanlı bir hayatta kalma FPS’idir. Oyuncular, korkunç düşman dalgalarına karşı savaşırken hedefleri tamamlamaya ve güçlü silahlar ile yetenekler açmaya çalışır. Gotik ve karanlık atmosferiyle dikkat çeken Sker Ritual, yoğun aksiyon ve takım oyunu arayanlar için harika bir seçenek.
Hotel Architect: Hayallerinizdeki Oteli Yönetin
Listede aksiyondan biraz uzaklaşmak isteyenler için de bir seçenek var. Hotel Architect, kendi otel imparatorluğunuzu kurmanıza ve yönetmenize olanak tanıyan bir simülasyon oyunudur. En küçük detaydan başlayarak odaları tasarlayabilir, personeli işe alabilir, menüleri belirleyebilir ve müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmaya çalışabilirsiniz. Stratejik düşünme ve yönetim becerilerinizi test edecek bu oyun, daha sakin ve yaratıcı bir deneyim arayan oyuncular için ideal. Ücretsiz hafta sonu boyunca otelcilik dünyasına adım atarak hayalinizdeki tesisi yaratabilirsiniz.
Ücretsiz Oyunlara Nasıl Erişilir?
Bu oyunları hafta sonu boyunca ücretsiz oynamak oldukça basit. Tek yapmanız gereken Steam hesabınıza giriş yapmak ve ilgili oyunların mağaza sayfalarını ziyaret etmek. Sayfada göreceğiniz “Oyunu Oyna” butonuna tıklayarak oyunu kütüphanenize ekleyebilir ve kampanya süresi boyunca ücretsiz olarak oynayabilirsiniz. Unutmayın, bu kampanya oyunları kalıcı olarak kütüphanenize eklemez; yalnızca belirtilen süre boyunca ücretsiz erişim sağlar. Ancak oyunları beğenirseniz, kampanya süresince genellikle indirimli fiyatlardan kalıcı olarak satın alabilirsiniz.
OpenAI, yapay zeka dünyasında önemli bir dönemi kapatmaya hazırlanıyor. Şirket tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, GPT-4o, GPT-5, GPT-4.1, GPT-4.1 mini ve o4-mini gibi popüler modeller kullanımdan kaldırılıyor. Kullanıcıların bu modellere erişebileceği son tarih ise 13 Şubat Cuma olarak belirlendi. Teknoloji dünyasında eski modellerin emekliye ayrılması genellikle sıradan bir durum olsa da, özellikle GPT-4o’nun listede olması durumu değiştiriyor.
OpenAI Tarih Verdi: Popüler Yapay Zeka Modelleri Kapatılıyor
Birçok kullanıcı için GPT-4o, sunduğu deneyim nedeniyle hala favori model konumunda bulunuyor. Geçtiğimiz yıl GPT-5 piyasaya sürüldüğünde, OpenAI eski modeli seçenekler arasından kaldırmıştı. Ancak kullanıcılar, yeni modelin GPT-4o’ya kıyasla çok daha kısa ve mesafeli cevaplar vermesinden rahatsız olmuştu. Gelen yoğun tepkiler ve kullanıcıların eski modellerini geri istemesi üzerine şirket, o dönem kısa süre içinde geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Uzmanlara göre GPT-4o gibi modellerin aşırı samimiyeti, “yapay zeka dalkavukluğu” olarak adlandırılan bir soruna yol açabiliyor. Bu durum, modellerin kullanıcıların fikirlerini sürekli onaylayarak tehlikeli düşünceleri bile doğrulayabilecek birer “evet efendimci”ye dönüşmesi anlamına geliyor. OpenAI, yayınladığı detaylı blog yazısında bu zor kararı alırken çoğunluğun kullandığı güncel modellere odaklanmayı amaçladıklarını vurguladı.
Şirket verilerine göre, şu an aktif kullanıcıların sadece %0,1’lik bir kısmı düzenli olarak GPT-4o modelini kullanıyor. OpenAI’ın 2025 raporundaki 800 milyon haftalık aktif kullanıcı sayısı baz alındığında, bu oran yaklaşık 800.000 kişiye denk geliyor. Şirket, aradan geçen zamanın kullanıcı alışkanlıklarını değiştirdiğine ve yeni GPT-5.1 ile GPT-5.2 modellerinin kullanıcılar tarafından yeterince benimsendiğine inanıyor.
OpenAI, botları engellemek için biyometrik doğrulama ve yüz tanıma kullanan yeni bir sosyal medya platformu geliştiriyor. Detaylar haberimizde.
Bu değişiklik, yapay zeka ile kurulan etkileşim biçimlerini ve alışkanlıkları doğrudan etkileyecek gibi görünüyor. Peki, siz bu radikal karar hakkında ne düşünüyorsunuz; OpenAI’ın yeni nesil modellerinin performansından memnun musunuz yoksa eski modelleri aramaya devam mı edeceksiniz?
Apple’ın geleneksel lansman takvimini sarsan yeni iddialar teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere göre, standart iPhone 18 çıkış tarihi alıştığımız sonbahar döneminden 2027 yılının ilk aylarına ertelenebilir. Bu stratejik değişiklik, Apple’ın ürün yelpazesini ve pazarlama takvimini kökten değiştirebilir ve kullanıcıların yeni iPhone modellerine ulaşma şeklini yeniden tanımlayabilir. Şirketin bu adımı, hem pazar dinamiklerine uyum sağlama hem de tedarik zincirinde yaşanan zorlukları aşma amacı taşıyor olabilir.
Sızıntılar Güçleniyor: iPhone 18 Çıkış Tarihi Neden 2027 Olabilir?
Teknoloji dünyasının önde gelen yayınlarından Nikkei Asia’nın son raporu, daha önce The Information, Bloomberg ve ünlü analist Ming-Chi Kuo tarafından dile getirilen iddiaları bir kez daha doğruladı. Bu raporlara göre Apple, yıllardır sürdürdüğü eylül ayı lansman geleneğinde önemli bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Planlanan yeni takvime göre, 2026 sonbaharında sadece premium modeller olan iPhone 18 Pro ve iPhone 18 Pro Max tanıtılacak. Bu lansmanda ayrıca, uzun süredir beklenen ilk katlanabilir iPhone modelinin de sahneye çıkması bekleniyor.
Buna karşılık, serinin standart modeli olan iPhone 18’in lansmanı ise 2027’nin ilk yarısına kaydırılacak. Bu durum, Apple’ın standart ve Pro modeller arasındaki ayrımı hem zamanlama hem de pazarlama açısından daha da belirgin hale getirme niyetinde olduğunu gösteriyor. Ayrıca, standart modelin yanında “iPhone 18e” adında yeni bir modelin de aynı dönemde piyasaya sürüleceği söylentiler arasında. Bu radikal takvim değişikliğinin arkasında yatan nedenler ise oldukça stratejik.
Apple’ın Yeni Lansman Stratejisinin Perde Arkası
Apple’ın standart iPhone modelinin çıkışını erteleme kararının ardında birkaç önemli faktör yatıyor. Bu faktörler, şirketin hem pazar rekabetinde avantaj elde etmesini hem de operasyonel verimliliğini artırmasını hedefliyor.
Tedarik Zinciri ve Bellek Krizi: Küresel teknoloji endüstrisi, özellikle bellek (DRAM ve NAND) bileşenlerinde zaman zaman tedarik sıkıntıları yaşıyor. Tüm yeni iPhone modellerini aynı anda piyasaya sürmek, bu bileşenlere olan talebi aniden artırarak hem maliyetleri yükseltiyor hem de üretimde darboğazlara neden oluyor. Lansmanları ayırmak, Apple’a parça tedariğini daha rahat yönetme ve olası bir bellek krizinin etkilerini en aza indirme esnekliği tanıyacaktır.
Pazar Hakimiyetini Yıl Boyunca Sürdürme: Geleneksel olarak Apple, eylül ayında büyük bir lansman yapar ve yılın geri kalanında bu ivmeyi sürdürmeye çalışırdı. Ancak bu durum, yılın ilk yarısında özellikle Samsung’un Galaxy S serisi gibi rakiplerine karşı bir boşluk yaratıyordu. 2027’nin başında yeni bir standart iPhone modeli sunmak, Apple’ın yılın her döneminde pazarda güncel ve güçlü bir amiral gemisiyle var olmasını sağlayacaktır.
Pro Modellere Odaklanma: Sonbahar etkinliğini sadece Pro serisi ve katlanabilir gibi yenilikçi ürünlere ayırmak, bu cihazların algısını daha da güçlendirebilir. Bu sayede Apple, en gelişmiş teknolojilerini ve tasarımlarını sergilediği bu etkinliği daha özel ve premium bir hale getirebilir.
Gelecek Takvimde Beklenen Diğer Modeller: iPhone 18e ve iPhone Air 2
Sızıntılar sadece standart modelin ertelenmesiyle sınırlı değil. Apple’ın ürün gamına yeni üyeler ekleyeceği de konuşuluyor. 2027’nin ilk yarısında standart iPhone 18 ile birlikte tanıtılması beklenen iPhone 18e modelinin ne anlama geldiği henüz belirsiz. ‘e’ takısının, daha uygun fiyatlı bir versiyonu veya belirli bir özelliğe odaklanan bir modeli (iPhone SE serisi gibi) işaret ediyor olabileceği tahmin ediliyor.
Bununla birlikte, bir diğer merak konusu olan ultra ince tasarıma sahip iPhone Air 2 modelinin akıbeti ise hala net değil. Bazı kaynaklar bu modelin 2026 sonbaharında Pro’larla birlikte, bazıları ise 2027’nin ilk çeyreğinde tanıtılacağını öne sürüyor. iPad Air ve yeni iPad Pro’daki incelik ve hafiflik trendinin iPhone’a da yansıyacağı beklentisi, bu modeli teknoloji meraklıları için oldukça heyecan verici kılıyor.
Sonuç olarak, Apple’ın iPhone lansman stratejisinde tarihi bir değişimin eşiğinde olduğu görülüyor. Standart iPhone 18’in çıkış tarihinin 2027’ye ertelenmesi, şirketin pazarlama ve üretim planlarında daha esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Bu hamle, hem rekabette Apple’a yeni avantajlar sunabilir hem de kullanıcıların yeni ürünlere erişim alışkanlıklarını değiştirebilir. Önümüzdeki dönemde bu iddiaların resmiyet kazanıp kazanmayacağını hep birlikte göreceğiz.
Yeni sızıntılar, Oppo Find X10 Pro ekran özellikleri hakkında heyecan verici detayları ortaya çıkardı. BT.2020 renk gamı ve 1.5K çözünürlük sizi bekliyor.
Peki, Apple’ın bu yeni iPhone lansman stratejisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Google’ın kullanıcı komutlarıyla etkileşimli sanal dünyalar oluşturabilen yeni yapay zeka aracı Project Genie’yi duyurmasının hemen ardından, video oyun sektörünün dev şirketleri borsada oldukça zorlu bir gün geçirdi. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre, Google’ın bu hamlesi yatırımcılar arasında endişe yarattı ve büyük oyun firmalarının hisse değerlerinde dikkat çekici düşüşler yaşandı.
Yapay Zeka Oyun Sektörünü Sarstı: Unity ve Roblox’ta Sert Düşüş
Cuma günü piyasaların kapanışında Take-Two Interactive hisseleri yüzde 7,93 düşüşle 220,30 dolara geriledi. Roblox cephesinde kayıp yüzde 13,17 seviyesinde gerçekleşirken hisse fiyatı 65,76 dolara indi. En büyük darbeyi ise yüzde 24,22 oranında değer kaybederek 29,10 dolara gerileyen Unity aldı.
Yapay zeka araçları, sanatçıların eserlerinin izinsiz kullanılması, telif hakkı ihlalleri ve enerji tüketimi gibi konularda halihazırda eleştirilerin odağında yer alıyor. Google DeepMind araştırmacıları tarafından yayınlanan bir raporda, ilk Genie modelinin 200.000 saatin üzerinde halka açık oyun videosu ile eğitildiği belirtilmişti. Google yetkilileri ise Genie 3 modelinin birincil olarak web üzerindeki halka açık verilerle geliştirildiğini ifade ediyor.
Google Maps, Gemini yapay zeka desteğini yürüyüş ve bisiklet navigasyonuna getirdi. iOS için yayınlanan yeni özelliğin detayları haberimizde.
Birçok oyun geliştiricisi, bu teknolojinin mevcut oyunları taklit ederek düşük kaliteli içerikler üretmesinden endişe duyuyor. Project Genie ile oluşturulan dünyalar görsel olarak Nintendo oyunlarına benzese de, orijinallerindeki eğlence ve oynanabilirlikten şimdilik yoksun görünüyor. Sektördeki işten çıkarma dalgaları sürerken, bu aracın test süreçleri ve konsept oluşturma gibi iş kollarını tehdit edebileceği düşünülüyor.
Google’ın sunduğu mevcut sürüm, sadece 60 saniyelik etkileşimli deneyimler sunabiliyor. Bu deneyimlerde herhangi bir puan sistemi, görev hedefi veya ses bulunmuyor. Ayrıca yolların aniden çimene dönüşmesi gibi tutarsız hatalar da görülebiliyor. Oluşturulan içerikler sadece video olarak indirilebiliyor ve Unreal Engine veya Unity gibi geleneksel oyun geliştirme araçlarına aktarılamıyor.
Google, Android kullanıcılarının verilerini izinsiz topladığı iddiasıyla 135 milyon dolar tazminat ödemeyi ve hizmet şartlarını değiştirmeyi kabul etti.
Tüm bu teknik sınırlamalara rağmen yatırımcıların ve yöneticilerin yapay zeka oyun araçlarına olan ilgisi artarak devam ediyor. Elon Musk, Tim Sweeney ve Mark Zuckerberg gibi teknoloji liderleri, yapay zekanın oyun dünyasını daha sürükleyici hale getireceğini ve üretim süreçlerini kökten değiştireceğini öngörüyor.
Sizce yapay zeka teknolojileri, gelecekte oyun geliştiricilerinin yerini alarak sektördeki insan gücünü tamamen değiştirebilir mi?
Merakla beklenen Samsung Galaxy S26 özellikleri ve tasarımı, 25 Şubat’taki resmi tanıtım öncesinde sızdırılan basın görselleriyle tamamen gün yüzüne çıktı. Teknoloji dünyasını heyecanlandıran bu önemli sızıntı, Galaxy S26, Galaxy S26 Plus ve serinin tepe modeli Galaxy S26 Ultra’nın kilit detaylarını ve tasarım dilini gözler önüne seriyor. Sızıntılar, Samsung’un yeni amiral gemisi serisinde hem tanıdık hem de yenilikçi adımlar attığını gösteriyor. Gelin, yeni ailenin bizlere neler sunacağına dair ortaya çıkan tüm bilgilere yakından bakalım.
Samsung Galaxy S26 Özellikleri ve Sızan Tasarım Detayları
Sızdırılan resmi basın görselleri, Samsung’un Galaxy S26 serisinde radikal bir tasarım değişikliğine gitmediğini, bunun yerine mevcut başarılı formülü daha da rafine ettiğini ortaya koyuyor. Her üç modelde de kullanıcıların beğenisini kazanan düz ekran yapısı ve oldukça ince ekran çerçeveleri dikkat çekiyor. Bu tasarım yaklaşımı, hem modern bir görünüm sunuyor hem de daha geniş bir kullanılabilir ekran alanı sağlıyor. Ön tarafta, artık bir standart haline gelen 12 megapiksellik selfie kamerası, ekranın üst orta kısmına delik çentik şeklinde konumlandırılmış durumda. Bu sayede kesintisiz bir izleme deneyimi hedefleniyor.
Görseller, Galaxy S26 ve S26 Plus modellerinin, bir önceki neslin tasarım izlerini taşıdığını, arka tarafta dikey olarak sıralanmış üçlü kamera kurulumunu koruduğunu gösteriyor. Galaxy S26 Ultra ise daha köşeli ve keskin hatlarıyla ailenin diğer üyelerinden ayrışmaya devam ediyor. Bu modelde S Pen yuvasının korunması, Ultra serisinin üretkenlik odaklı kimliğini pekiştiriyor. Genel olarak, yeni seri tasarımsal bir devrim vadetmese de, premium malzeme kalitesi ve kusursuz işçilikle amiral gemisi segmentindeki iddiasını sürdürmeyi amaçlıyor.
Standart Modeller: Galaxy S26 ve Galaxy S26 Plus
Samsung, serinin giriş ve orta seviye amiral gemisi modelleri olan Galaxy S26 ve S26 Plus’ta dengeli bir donanım sunmayı hedefliyor. Gelen bilgilere göre her iki model de gücünü Samsung’un kendi üretimi olan Exynos 2600 işlemcisinden alacak. Bu işlemcinin yapay zeka ve oyun performansında önemli iyileştirmeler sunması bekleniyor. İki model arasındaki temel farklar ise ekran boyutu ve batarya kapasitesinde ortaya çıkıyor.
İşte standart modellerin beklenen teknik özellikleri:
Samsung Galaxy S26:
Ekran: 6,3 inç, 120 Hz Dinamik AMOLED
İşlemci: Exynos 2600
Batarya: 4.300 mAh
Arka Kamera: 50 MP geniş açı, 12 MP ultra geniş açı, 10 MP telefoto
Samsung Galaxy S26 Plus:
Ekran: 6,7 inç, 120 Hz Dinamik AMOLED
İşlemci: Exynos 2600
Batarya: 4.900 mAh
Arka Kamera: 50 MP geniş açı, 12 MP ultra geniş açı, 10 MP telefoto
Görüldüğü üzere her iki telefon da aynı güçlü kamera sistemini paylaşıyor. 50 megapiksellik ana kamera, gün ışığında ve düşük ışık koşullarında etkileyici sonuçlar vaat ederken, ultra geniş açı ve telefoto lensler fotoğrafçılık esnekliğini artırıyor. Galaxy S26, daha kompakt bir amiral gemisi deneyimi arayanlar için idealken, S26 Plus daha büyük ekranı ve bataryasıyla multimedya tüketimine ve uzun süreli kullanıma odaklanan kullanıcılara hitap ediyor.
Serinin Zirvesi: Galaxy S26 Ultra ve Donanım Farklılıkları
Her zaman olduğu gibi, serinin en güçlü ve en yetenekli modeli Galaxy S26 Ultra olacak. Samsung, bu modelde hiçbir masraftan kaçınmayarak mobil teknolojinin sınırlarını zorluyor. Ultra modelini diğerlerinden ayıran en önemli fark, işlemci tercihinde ortaya çıkıyor. Bu modelde Exynos yerine, Qualcomm’un en yeni ve en güçlü yongası olan Snapdragon 8 Elite Gen 5 kullanılacak. Bu stratejik hamle, S26 Ultra’yı performans konusunda rakipsiz kılmayı ve en zorlu oyunlar ile uygulamalarda dahi akıcı bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Kamera tarafında ise S26 Ultra, mobil fotoğrafçılıkta yeni bir standart belirlemeye hazırlanıyor. Telefonun arkasında dörtlü bir kamera kurulumu yer alıyor:
Ana Kamera: 200 megapiksel geniş açı
Ultra Geniş Açı: 50 megapiksel
Telefoto: 10 megapiksel
Periskop Telefoto: 50 megapiksel
200 MP’lik ana sensör, inanılmaz detay seviyeleri sunarken, 50 MP’lik periskop telefoto lens, kayıpsız optik yakınlaştırma yeteneklerini bir üst seviyeye taşıyacak. Ayrıca, 6,9 inçlik devasa 120 Hz AMOLED ekran, özel bir teknoloji sayesinde yandaki kişilerin ekranı görmesini engelleyerek gizliliğe önem veren kullanıcılar için önemli bir avantaj sunuyor. 5.000 mAh’lik batarya ve S Pen desteği de Ultra’nın diğer öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.
Sonuç olarak, sızdırılan bu bilgiler Samsung Galaxy S26 serisinin her kullanıcı profiline hitap eden güçlü seçenekler sunacağını gösteriyor. Standart modeller dengeli performans sunarken, Galaxy S26 Ultra, teknoloji ve inovasyonda zirveyi hedefleyenler için tasarlanmış gerçek bir güç merkezi olarak öne çıkıyor. Resmi tanıtım tarihi olan 25 Şubat’ta tüm bu detayların doğrulanması ve fiyat bilgilerinin açıklanması bekleniyor.
Teknoloji dünyasında kullanıcıların en büyük sorunlarından biri olan dolandırıcılık aramaları, yakında Samsung kullanıcıları için tarih olabilir. Google’ın Pixel telefonlarına özel sunduğu ve yapay zeka destekli güvenlik özelliklerini barındıran Dolandırıcılık Tespiti (Scam Detection) özelliği, görünüşe göre Samsung Galaxy S26 serisine gelmeye hazırlanıyor. Ortaya çıkan yeni teknik kanıtlar, Galaxy S26 Ultra’nın bu gelişmiş güvenlik duvarını kullanacak ilk Pixel olmayan Android telefonlardan biri olabileceğini gösteriyor.
Yeni Galaxy S26 Ultra özellikleri ve tasarımı sızdırıldı! Yenilenen kamera adası, güçlü işlemcisi ve renk seçenekleri hakkında tüm detaylar burada.
Galaxy S26 Serisi İçin Yapay Zeka Destekli Güvenlik Müjdesi
Bu özelliğin temelinde Android CallCore adı verilen bir altyapı uygulaması yatıyor. Google Play Store verilerine göre bu uygulama, telefon aramalarına dayalı özellikleri desteklemek için cihazlarda yüklü olarak geliyor ve son güncellemeyle birlikte dolandırıcılık aramalarını tanımlama yeteneği kazandı. Elde edilen Galaxy S26 Ultra günlük dosyaları (log files), Samsung’un yeni amiral gemisinin bu uygulamayı yüklemek için gerekli olan com.google.android.apps.callcore.SUPPORTED işaretine (flag) sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu teknik detay, Samsung’un Google’ın yapay zeka tabanlı koruma kalkanını cihazlarına entegre etmeye hazırlandığının en güçlü göstergesi olarak kabul ediliyor.
Konuyla ilgili daha önce yapılan incelemelerde de benzer ipuçlarına rastlanmıştı. Google Telefon uygulamasının kodlarında Galaxy S26 model numaraları, “Sharpie” kod adıyla birlikte görülmüştü. Sharpie, Google’ın Dolandırıcılık Tespiti özelliği için kullandığı gizli isim olarak biliniyor. Pixel 9 ve Pixel 10 serilerinde bu özellik, cihaz üzerindeki Gemini Nano yapay zeka modeli tarafından destekleniyor. Samsung’un model numaralarının bu yeni nesil Pixel cihazlarla yan yana anılması, Galaxy S26 serisinin de dolandırıcılık tespitini cihaz içi Gemini Nano ile gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.
Teknik tarafta yapılan testler, bu özelliğin sadece doğru yazılım işaretine sahip cihazlarda çalışabildiğini doğruluyor. Yapılan denemelerde, gerekli işarete sahip olmayan cihazlarda uygulamanın uyumsuzluk uyarısı verdiği, ancak bu işaret eklendiğinde engelin aşılabildiği gözlemlendi. Eğer Google bu özelliği Galaxy S26 serisine resmen getirirse, bu hamle Samsung ile sınırlı kalmayabilir ve diğer Android üreticileri için de kapıyı aralayabilir.
Merakla beklenen Galaxy S26 tanıtım tarihi sızdı. Evan Blass'ın paylaştığı poster, Unpacked etkinliğinin tarihini ortaya koyuyor.
Günümüzde artan telefon dolandırıcılığı vakalarına karşı yapay zeka destekli çözümlerin telefonlara entegre edilmesi güvenlik açısından büyük bir adım olabilir. Peki, siz artan dolandırıcılık aramaları hakkında ne düşünüyorsunuz; telefonunuzda böyle bir yapay zeka koruması olsaydı kendinizi daha güvende hisseder miydiniz?