Oyun dünyasında sabırlar tükendi! Black Myth: Wukong için beklenen gün nihayet geldi. Bugün PS5, Steam ve WeGame platformlarında oyun için ön indirme ve yükleme süreci başladı. İndirmeyi yapan oyuncular için geriye sadece 20 Ağustos sabahı saat 10:00’da oyunu başlatmak kalıyor. Bu tarihten itibaren, Çin mitolojisinin derinliklerine inen ve aksiyon dolu RPG oyununu oynayabileceksiniz. Peki nasıl indirilir? İşte detaylar…
Black Myth: Wukong ön indirme başladı! Büyük gün 20 Ağustos
Black Myth: Wukong, Çin mitolojisinin en popüler hikayelerinden biri olan Batıya Yolculuk’tan ilham alıyor. Oyunda, oyuncular “kaderin insanı” rolünü üstleniyor. Eski efsanelerin ardındaki gerçeği keşfetmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkıyorlar.
Oyunun fiziksel sürümü, 10 Haziran 2024 tarihinde tam ödeme ile ön satışa sunuldu ve şimdiden büyük bir ilgiyle karşılandı. Steam’in Türkiye bölgesinde standart sürümün fiyatı 59,99 dolar, Digital Deluxe Edition sürüm ise 69,99 dolar olarak belirlenmiş. Bu fiyatlar, oyunun kalitesi ve sunduğu içerik göz önüne alındığında, aslında oldukça cazip.
Black Myth: Wukong, PlayStation 5 için geri sayımı başladı. PlayStation Çin, gerçek Boss savaşı oynanış videosunu yayınladı.
Tabii ki, bu kadar büyük bir oyun piyasaya çıkmadan önce, dünya genelindeki medya kuruluşları da incelemelerini paylaştı. İncelemeler, oyunun beklentileri fazlasıyla karşıladığını gösteriyor. IGN Çin, oyuna tam puan olan 10 puan vererek, oyunun mükemmelliğini vurguladı. IGN Global ise oyunu 8 puanla değerlendirdi. Şu an itibariyle, oyunun Metacritic puanı 82 olarak kaydedilmiş durumda, bu da oyunun genel olarak olumlu geri dönüşler aldığını gösteriyor.
Dev oyun için start verilmesine son iki gün kaldı. 20 Ağustos sabahı saat 10:00’da oyun kilidi açılacak ve oyuncular oyunagirecek. Steam ön yükleme haberine buradan ulaşabilirsiniz. Peki, siz bu oyun hakkında ne düşünüyorsunuz? Black Myth: Wukong’u denemeyi düşünüyor musunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
İQualcomm tarafından yılın son çeyreğinde resmi olarak piyasaya duyurulması beklenen Snapdragon 8 Gen 4 yonga seti ile ilgili yeni raporlar ortaya çıkmaya devam ediyor. Daha önceki raporlarda yeni amiral gemisi işlemcinin Apple A17 Pro’dan daha güçlü bir performans ortaya koyabileceği gibi beklentileri artıran bazı detaylar ortaya çıkmıştı. Fakat gelen son haberler, Snapdragon 8 Gen 4 çipine sahip cihazların oyunseverler adına kullanıcı deneyimin artıran bir faktör olmaktan ziyade “pil düşmanı” bir hale gelebileceğine işaret ediyor.
Snapdragon 8 Gen 4 pil sorunuyla oyuncuların canını sıkabilir
Öne sürülen iddialara göre Snapdragon 8 Gen 4’te yer alacak DLSS teknolojisi daha düşük kare hızlarında görüntülerde birtakım aksaklıklara neden oluyor. Zira bu özellikte kullanılan yapay zeka, birçok Android oyunu gibi en az 60 veya 90 fps’de çalışacak şekilde optimize edilmemiş oyunlarda daha belirgin hatalar ortaya çıkarabiliyor.
Dolayısıyla ne yazık ki bu noktada DLSS’in beklenen sonuçları veremeyebileceği söyleniyor. Bu durumun Snapdragon 8 Gen 4’ün daha fazla enerji harcamasına sebep olacağı söyelniyor. Bu çipe sahip olan akıllı telefonların tam şarj ile tüm gün boyunca hareket edebilmeleri için en az 6.000 mAh’lik bir bataryaya ihtiyaç duyacağı öne sürülüyor.
Qualcomm, bugün yeni işlemcisi Snapdragon 8 Gen 4'ü Geekbench'te sergiledi. İşte bilinen tüm detaylarıyla Snapdragon 8 Gen 4.
Bununla alakalı en büyük problem ise şu anda piyasada mevcut olan pek çok akıllı telefon 5.000 mAh’den daha düşük pile sahip olmaları olarak gösteriliyor. Bazı istisnaların 5.500 mAh ya da daha yüksek pille donatıldığı ifade edilirken; bu durumun ne yazık ki kullanıcılar adına büyük bir hayal kırıklığı yaratacağı kullanıcıların pil ömrü konusunda ciddi bir sıkıntıya düşeceği öne sürülüyor.
Hava yolu markaları arasında sürekli artan bir rekabet sektör gündemine oturmuş vaziyette. Her geçen gün markalar müşteriler yeni ayrıcalıklar sunmaya devam ediyor. Tabi bununla birlikte sektör dinamikleri de sürekli değişiyor. Son günlerdeyse THY ve Qatar Airways dünya gündemine damga vurdu. Business class savaşları ve detayları haberimizde…
Hava yolu markaları arasında business class savaşları kızışıyor!
Dünya genelinde neredeyse her ülkenin bayrak taşıyıcı bir hava yolu şirketi ve onun yanında hizmet veren “low cost” denilen düşük bütçeli hava yolu markaları var. Türkiye gibi birçok ülke bayrak taşıyıcı hava yolu markasına büyük önem vermekte zira dünya genelinde iyi bir hava yolu şirketine sahip olmak o ülke için bir prestij meselesi haline geliyor.
Qatar Airways NextGen
Tabi bu durum beraberinde büyük bir rekabeti de getiriyor. Örneğin Air India ocak ayında yeni süit benzeri koltuklarını tanıttı, Cathay Pacific Airways mart ayında yükseltilmiş “Aria” business sınıfını tanıttı ve Lufthansa’da nisan ayında çok yönlü Allegris paketini duyurdu.
Wizz Air tek bilet fiyatına sınırsız bilet hakkı satmaya başladı! Peki sistem nasıl işliyor? İşte konuyla ilgili detaylar...
Bunun yanında sektörün büyük oyuncuları Korean Air, Qatar Airways ve Türk Hava Yolları’da premium uzun mesafe pazarındaki konumlarını güçlendirmek için bu trendi takip ediyor. Üç marka da Temmuz ayında Farnborough Uluslararası Fuarı’nda yeni business koltuklarını tanıttı.
Qatar Airways özellikle genişlik üzerine odaklanılmış bir business class düzeni tanıttı. NextGen adını verdiği yeni düzende yolcular çok daha geniş yataklara, ekranlara ve masalara sahip oluyor. Bunun yanında uçuş kitlerinde de dünyanın en iyi markalarıyla çalışarak çıtayı daha da yükseltmeye çalışıyor.
Türk Hava Yoları Business Class
Türk Hava Yolları’da bu rekabet karşısında yerli tasarıma sahip yeni bir business class düzenine geçti. İlk olarak THY business class sınıfında orta koltuğu kaldırdı. Böylece eksilen bir koltuk ile birlikte yolculara daha geniş bir alan sunuldu. Tüm koltukların pencerelere bakması sağlandı ve pencere manzarası olmayan koltukları business class sınıfında kaldırmış oldu.
Bunun yanında marka mahremiyet arttırmak adına business class koltuklarına sürgülü kapıyı getirdi. Genişleyen alanla birlikte daha konforlu koltuklar ve yataklar da eklenmiş oldu. Alan içerisinde mermer gibi ufak detaylara da yer veren firma rekabete ortak olmaya kararlı.
Peki sizce kim bu yarışın kazananı olacak? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.
Ford, bu kez hem teknoloji, hem de otomotiv sektörünü şaşırtan bir adım attı. Şirket, ABD’de, Ford marka pikaplara entegre edilecek yeni bir drone iniş-kalkış platformunun (pistinin) patentini aldı. Peki, Ford’un bu enteresan hamlesi, otomobil endüstrisinde yeni bir sayfa açar mı? Detaylar haberimizde…
Ford’un yeni inovasyonu: Pikaplar için drone uçuş platformu geliyor
Ford’un yeni patentine göre, gelecekteki pikap modellerinde entegre bir drone iniş platformu göreceğiz. Zaten drone’lar, artık sadece havada süzülen oyuncaklar ibaret değil; aynı zamanda pratik kullanım alanları olan, ciddi teknolojik cihazlar haline geldi. Ford da bunu fark etmiş olacak ki, pikaplarına drone iniş ve kalkış platformu entegre etmeye karar verdi. Peki, nasıl çalışıyor?
Sistem, sürücünün aracın tavanında yer alan bir açıklıktan drone havalandırmasına izin veriyor. Drone, görevini tamamladıktan sonra pikap kasasına geri dönüyor ve burada bulunan yumuşak bir platforma iniş yapıyor. Bu platform, hareket halindeki bir aracın üzerine bile güvenli bir şekilde drone inebilmesini sağlayacak.
Ford, bugün Mustang modeli için çarpıcı bir iddia ile karşımıza çıktı. Yakında dört kapılı Ford Mustang yollarda olabilir.
Yani drone, Ford pikabın tavanına iniş sırasında motorlarını kapatıyor ve serbest düşüşle yumuşak bir iniş gerçekleştiriyor. Ford’un bu inovasyonla neyi hedeflediğini düşündüğümüzde, akla ilk gelen şey kullanım kolaylığı oluyor. Off-road sürüşlerde, büyük arazilerde çalışırken veya geniş alanları gözetlemede drone kullanımı büyük avantajlar sunabilir.
Özellikle inşaat, tarım veya kurtarma operasyonlarında, bu tür bir teknoloji oldukça faydalı olacaktır. Pikaplar, zorlu arazilerde genellikle tercih edilen araçlar olduğundan, böyle bir sistemin getirilmesi gayet mantıklı.
Peki, bu teknoloji ne zaman hayata geçecek? Şu an için kesin bir tarih verilmemiş olsa da, Ford’un bu patent üzerinde ciddi çalışmalar yürüttüğünü ve bu yeniliği yakında piyasaya sürmeyi hedeflediğini söylemek mümkün.
Siz Ford’un drone entegrasyonu hakkında ne düşünüyorsunuz? Gelecekte araçlarla entegre drone sistemlerinin yaygınlaşması mümkün mü? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşmayı unutmayın.
iPhone modellerinde yer alan kaza algılama özelliğini pek çok kullanıcı henüz bilmiyor. Ancak siz onu bilmeseniz de o iPhone’unuzda sessiz sedasız görevini yapıyor. Apple iPhone modellerinde bulunan kaza algılama özelliği bu kez Türkiye’de hayat kurtardı. İşte konuyla ilgili detaylar…
Apple iPhone “kaza algılama” özelliği bu kez Türkiye’de hayat kurtardı!
iPhone 14 ve sonraki modellerde bulunan kaza algılama özelliğinden pek çok kullanıcı haberdar değil. Ancak siz ondan haberdar olmasanız bile o arka planda sizi korumak için görevini yapmaya devam ediyor. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde bir kullanıcı otomobili ile büyük bir kaza yapıyor. Kazayı algılayan iPhone sayesinde ise hayatı kurtuluyor diyebiliriz.
Bu araba Seat Tarraco Dostum bu arabanın içinden hafif sıyrıklarla çıktı çok şükür. Olayda ilginç bir şey öğrendim. Kazayı 112 acile Iphone telefonun yapay zekası haber vermiş. Polis arkadaşların anlatımını söylüyorum. "Koordinat verdi, sahibinin durumunu bildirdi" yer tespit… pic.twitter.com/Esk5NEmBPb
Kazayı algıladıktan sonra iPhone yapay zeka ve Apple kaza algılama özelliği sayesinde hemen kolluk kuvvetlerine ve acil sağlık ekiplerine haber veriyor. 112’ye yapılan çağrıda iPhone, sahibinin tam koordinatlarını ve sağlık durumunu bildirmiş. Ardından ekipler kazazedeyi bulana kadar da iPhone çağrıyı kapatmamış. Bu özellik sayesinde ekipler kaza yapan kişiyi hızlıca bulmuş ve kendisine müdahale etmiş.
Sağlık Bakanlığı "Maymun Çiçeği virüsü rehberi" yayınladı! Peki rehberde neler yer alıyor? İşte konuyla ilgili detaylar...
Konuyu X üzerinden kazazedenin arkadaşı Taner Baş paylaşıyor. Yaptığı paylaşımda iPhone’un nasıl arkadaşını kurtardığını anlatıyor. Paylaşımın sonunda ise “İleride bu telefonu almak için büyük bir tercih sebebi olacak benim için. Tekelci görünen sistemi yüzünden hiç sıcak bakmadığım bir telefona, bir hayatı kurtardığı için minnettar kaldım. Teşekkürler” ifadelerine yer verdi.
Apple iPhone “kaza algılama/trafik kazası algılama” özelliği nedir?
iPhone 14 ve sonraki modellerde bulunan bu özellik ciddi bir trafik kazası algladığında acil servise bağlanmanıza ve acil durum kişilerinize haber vermenize yardımcı olmakta.
Apple iPhone “kaza algılama/trafik kazası algılama” özelliği nasıl açılır?
Trafik Kazası Algılama otomatik olarak açık gelir. Ancak cihazınızda bu özelliğin açık olup olmadığını bilmiyorsanız Ayarlar > Acil SOS bölümüne gidin ve “Ağır Trafik Kazasından Sonra Ara” seçeneğinin aktif olup olmadığına bakın.
Peki siz Apple kaza algılama özelliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizimle yorumlar bölümünde paylaşmayı unutmayın. Daha fazla içerik için ShiftDelete.Net YouTube kanalına abone olabilir, ShiftDelete.Net sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.
Dünya üzerinde pek çok hava yolu şirketi haftalık, aylık, yıllık ve hatta ömür boyu şeklinde değişen uçuş abonelikleri planlıyor. Bunlardan bazıları hava yolu şirketlerine kâr elde ettirirken bazılarıysa zarara yol açıyor. Wizz Air markası da yeni bir konsept başlattı. Tek uçuş fiyatına yıllık uçuş hakkı! İşte detaylar…
Wizz Air 599 Euro karşılığında 1 yıllık sınırsız uçuş hakkı satıyor!
Macaristan’ın low cost yani düşük bütçeli hava yolu şirketi Wizz Air yepyeni bir kampanya duyurdu. Buna göre sadece 599 Euro karşılığında 1 yıl boyunca sınırsız şekilde uçuş hakkı elde edebileceksiniz. Normal şartlarda düşük bütçeli hava yolu markaları bu tarz paket satışlar yapmayı tercih etmezler. Ancak Wizz Air bir ilki gerçekleştiriyor.
599 Euro ödemeniz takdirinde satın alabileceğiniz 1 yıllık uçuş hakkı Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki destinasyonları kapsıyor. Avrupa ve Asya destinasyonlarını kapsıyor olması bileti oldukça cazip kılıyor. Zira dünyayı gezmek isteyen bir müşteri ulaşım maliyetini neredeyse tamamen sıfıra indirebiliyor.
Dünyanın en iyi savaş uçağı hangisi? İşte sizin için hazırladığımız dünyanın en iyi savaş uçakları listesi ve detayları...
Şirket bu abonelikten toplam da 100 bin adet satılacağını duyurdu. Ancak şu an satışta olan aboneliklere baktığımızda en çok tercih edilen destinasyonların olduğu paketlerin tükendiği görülüyor. Son olarak Wizz Air’in abonelik satın alan yolculara koltuk garantisi vermediğini, uçakta boş yer olmadığı takdirde başka bir uçuşu beklemek zorunda kalacaklarını da bildiriyor.
Peki siz Wizz Air tarafından sunulan bu uçuş paketi hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar bölümünde bizimle paylaşmayı unutmayın. Daha fazla içerik için ShiftDelete.Net YouTube kanalına abone olmayı, bildirimleri açmayı ve sosyal medya hesaplarını takip etmeyi unutmayın!
Tüm ülkeler savunma sanayi savaşlarının artık farkında. Herkes kendi gücü ve mühendislik becerilerine göre birtakım projeler geliştirmeye çalışıyor. Peki dünyanın en iyi savaş uçağı hangisi? İşte sizin için hazırladığımız listemiz…
Dünyanın en iyi savaş uçağı hangisi? Dünyanın en iyi savaş uçakları listesi!
AeroTime isimli haber sitesi 2023 yılının en iyi savaş uçaklarını açıkladı. Halihazırda aktif olarak kullanılan ve dünya ülkelerinin filolarında yer alan uçakları karşılaştırılmasıyla oluşturulan listede 10 adet uçak yer aldı. Bu uçaklar 1 en iyi 10 (listeye göre) en geride kalmış uçak olarak belirlendi.
10- SUKHOI SU-35S
Çokça eleştiri alan Sukhoi SU-35S özellikle bir dönem forumlarda “egzoz gazlı uçak” olarak biliniyordu. Bu kötü ünle birlikte listenin 10. sırasında yer alması da şaşırtıcı olmadı. Rus yapımı olan uçak SU ailesinin 4,5. nesle yükseltilmiş bir üyesi. Bu uçağın en can alıcı özelliği ise kanartlara bile ihtiyaç duymayan itme vektörlü motor nozülleri.
9- Eurofighter Typhoon
Adından da anlaşılacağı üzere Avrupa Birliği’nin savaş uçağı projesi olan Eurofighter’ın en çok eleştiri aldığı nokta biraz “imece usulü” bir uçak olmuş olması. Uçak temelde 4. nesil olarak üretildi ancak son dönemlerde 5. nesile uyarlanacağı yönünde modernizasyon projesi dedikoduları geliyor. Eurofighter’ın en can alıcı noktası ise şüphesiz 2020 yılında uçağa entegre edilen silah sistemleri.
8- Dassault Rafale
Rafale ve Eurofighter aslında kardeş diyebiliriz. Zira Rafale için “yasak aşk meyvesi” yakıştırılması yapılır. Avrupa birliğinin birlikte uçak üretme projesi devam ederken Fransa ekstra olarak gizli gizli farklı bir proje geliştirdi. Fransa’nın kendi ihtiyaçlarına göre üretilen Rafale temelde Eurofighter ile birçok ortak noktaya sahip. Ancak Rafale uçağının en can alıcı noktası uçak gemilerine inebiliyor oluşu ve nükleer silah taşıma sertifikası.
Çelik Kubbe'nin gözdesi GÖKDEMİR Hava Savunma Sistemi ilk atışını yaptı! İşte konuyla ilgili detaylar ve ürünün özellikleri...
7- Boeing F-15EX Eagle II
4. nesil uçaklar size çok eskiymiş gibi gelmeyebilir. Ancak F-15EX 2024 yılında 52. yaş gününü kutladı. Dünyadaki ilk 4. nesil uçaklardan biri olan F-15EX Eagle II, havadan-havaya 100’den fazla vuruş yapabilen ve havadan-havaya kayıp yaşamayan dünyadaki tek savaş uçağıdır. Eagle II versiyonu ile günümüze uyarlanmıştır.
6- Shenyang FC-31 GYRFALCON
Çin on yıldan biraz fazla bir süre önce Shenyang FC-31 Gyrfalcon projesini tanıttı. Proje artık ilk meyvelerini verdi diyebiliriz. FC-31 henüz resmi olara tanıtılmamış olsa da, farklı isimler altında, Çin’in yeni taşıyıcı tabanlı jeti olmak üzere.
5- SUKHOI SU-57
Listede yine bir Rus uçağı var. Rusya’nın ilk hayalet savaş uçağı olan SU-57 aslında çok daha erken tarihlerde üretilecekti. Fakat yaşadığı bir dizi teknik sorun uçağın az sayıda üretilmesine sebep oldu. SU35 gibi “egzoz gazlı uçak” komedisine maruz kalan SU-57, 5. nesil özellikleri ile birçok uçağa kafa tutuyor.
4- KAI KF-21 BORAMAE
Güney Kore ve Endonezya ortaklığıyla üretilen KAI KF-21 Boramae listenin 4. sırasının sahibi. Kore havacılık endüstrisi için çok büyük bir yere sahip olan KF-21 geçtiğimiz günlerde kameralara da yakalanmıştı. Uçak sahip olduğu AESA radarı sayesinde F-35’e kafa tutmakta. Şu anda 4,5 ve 5. nesil arasında gidip gelen uçağın tam olarak nereye konumlandırılacağı ise merak konusu.
3- Lockheed Martin F-22 RAPTOR
Muhtemelen birçok okuyucumuz F-22 RAPTOR’un kaçıncı sırada yer aldığını merak etti. Amerikalıların asla satmayız dedikleri F-22 RAPTOR listenin 3. sırasının sahibi. Hizmete giren ilk 5. nesil savaş uçağı olan F-22 itiş vektörlü motorları ve gelişmiş silah sistemleri ile yakın mesafe it dalaşında vazgeçilmez uçaklardan oluyor.
2- CHENGDU J-20 MIGHTY DRAGON
Adındaki “Dragon” kelimesinden anlaşılacağı üzere Çin yapımı bir uçak olan J-20 Mighty Çin’in 2017 yılında tanıtılan ilk 5’inci nesil savaş uçağı. SU-57 ve F-22 rakibi olarak tasarlanan uçağın şu an için pek çok özelliği gizli. Ancak tasarımına bakıldığında üst düzey bir uçak olduğu bildiriliyor.
1- Lockheed Martin F-35 LIGHTNING II
Amerikalılar tarafından geliştirilen F-35 listemizin 1. sırasının sahibi. Çok da şaşırtıcı olmayan bu durumda pek de söylenebilecek bir şey yok aslında. Uçak sahip olduğu özellikler sayesinde 5. nesil savaş uçağı olmanın hakkını veriyor. Dünya genelinde pek çok operatörü olan uçağı satın almak isteyen ülkeler sıraya girmiş vaziyette.
Üç varyasyondan oluşan uçak geleneksel kalkış-iniş özelliğin sahip F-35A, dikey kalkış-iniş özelliğin sahip F-35B ve uçak gemilerine inebilen F-35C varyasyonlarına sahip. Uçak için çıkartılan saldırı oranı ise F-35’in kaybettiği her 1 çatışma için 20 çatışma kazanabileceğini bildiriyor.
Avustralya’nın Batı eyaletinde başlatılan yeni bir lazer destekli proje, küresel iletişimi tamamen değiştirebilir. Bu proje, uzaydan dünyaya yapılan veri aktarımlarını bin kat artırmayı hedefliyor. Almanya’dan gönderilen lazer sinyallerini başarıyla alan iki optik yer istasyonu, gelecekteki uzay iletişimi için umut verici bir adım attı.
Yeni lazer teknolojisi iletişimde nasıl çağ atlatacak?
TeraNet projesi, Batı Avustralya Üniversitesi’nden astrofotonik bilimci Sascha Schediwy liderliğinde yürütülüyor ve Avustralya Uzay Ajansı tarafından fonlanıyor. Projenin ana amacı, uzay keşiflerinde Avustralya’nın bir sonraki nesil iletişim altyapısına katkıda bulunmak.
1957’deki Sputnik I’in fırlatılmasından bu yana, uydular radyo dalgaları aracılığıyla iletişim kuruyor. Ancak radyo dalgalarının düşük frekansları, veri aktarım kapasitesini sınırlıyor ve bu durum, son yıllarda talepleri karşılamada yetersiz kalmaya başladı.
Lazer teknolojisi ise bu soruna çözüm olabilir. Kızılötesi lazer ışınları kullanılarak iletişim sağlanması, mevcut radyo dalgalarına göre 1.000 kat daha fazla bant genişliği sunuyor. Teknoloji, uzaydan dünyaya daha hızlı veri aktarımlarını mümkün kılarak, ayda yapılan inişlerden 4K video çekimleri gibi yüksek kaliteli görüntülerin anında paylaşılmasına olanak tanıyacak.
Lazer iletişimi, radyo dalgalarına göre daha odaklanmış sinyaller sunarak, sinyal karışması ve parazit gibi sorunları ortadan kaldırıyor. Optik sinyaller, belirli bir kullanıcıya doğrudan odaklanabiliyor ve bu da özellikle büyük veri transferlerinde büyük bir avantaj sağlıyor. Ancak lazerlerin bir dezavantajı bulunuyor; bulutlar tarafından kolayca engellenebiliyorlar. Bu nedenle, hava koşullarının etkilerini minimize etmek için Batı Avustralya’da çeşitli yerlerde yer istasyonları kuruluyor.
Uzayda 1,6 milyon km/s hızla hareket eden gizemli bir cisim, amatör bilim insanları tarafından keşfedildi. Peki ne bu?
Perth ve Mingenew gibi farklı noktalarda yer alan bu istasyonlar, birinde bulutlanma olduğunda diğerinin devreye girmesini sağlıyor. Ayrıca, bu iki istasyonun da etkisiz kalması durumunda, projeye mobil bir yer istasyonu eklenmiş durumda. Yer istasyonu, gerektiğinde en uygun sinyali almak için farklı koordinatlara taşınabiliyor.
Bu lazer destekli iletişim ağı, sadece Batı Avustralya ile sınırlı kalmayacak. Ekip, Avustralya’nın doğu kıyıları ve Yeni Zelanda ile işbirliği yaparak daha geniş bir optik yer istasyonu ağı kurmayı hedefliyor.
Dünya çapında karbon siyahı tedarik eden Orion S.A., milyonlarca dolarlık bir dolandırıcılığın kurbanı oldu. Şirket, toplamda 60 milyon dolar tutarında hileli banka havaleleri gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu büyük dolandırıcılık olayında, bir çalışan hedef alınarak, çok sayıda sahte işlem gerçekleştirilmesi sağlandı. Şirketin ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) sunduğu 8-K formuyla bu olay kamuoyuna duyuruldu.
Orion S.A.’nın Karşılaştığı ve 60 milyon dolara mal olan büyük dolandırıcılık
Orion S.A. tarafından yapılan açıklamaya göre, dolandırıcılar, üst düzey yönetici olmayan bir çalışanı hedef alarak bir dizi hileli banka havalesi gerçekleştirdi. Çalışan, dolandırıcılar tarafından yönlendirilerek farklı hesaplara toplamda 60 milyon dolar transfer etti. Bu tür dolandırıcılıklar genellikle İş E-postası İhlali (BEC) olarak bilinen bir siber saldırı yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Bu yöntem, dolandırıcıların sahte bir kimlik oluşturarak çalışanları kandırmasına dayanıyor.
BEC saldırıları, dolandırıcıların genellikle bir yöneticinin e-posta hesabını ele geçirmesi veya bu e-postayı taklit etmesiyle başlıyor. Daha sonra şirket fonlarına erişimi olan bir çalışana ulaşarak, gizli bir satın alma veya benzeri acil bir işlem talep ediyorlar. Bu tür dolandırıcılıklar özellikle büyük şirketlerde etkili olabiliyor, çünkü birçok çalışan, yöneticileriyle doğrudan tanışmamış olabiliyor ve dolandırıcıların taleplerini gerçek sanabiliyor.
Orion S.A., bu büyük dolandırıcılık olayını öğrendikten sonra kapsamlı bir soruşturma başlattı. Şirket, başka herhangi bir hileli işlem veya hassas veri hırsızlığına rastlamadığını belirtti. Ayrıca, olayla ilgili olarak kolluk kuvvetlerine bilgi verildiği ve fonların geri alınması için sigorta kapsamı da dahil olmak üzere çeşitli yolların değerlendirildiği açıklandı.
Google, 2G ağının eski ve tehlikeli olduğunu, acilen kapatılması gerektiğini açıklayan bir uyarı yaptı. Peki 2g nasıl kapatılır?
Şirketin sigorta kapsamı, bu tür dolandırıcılık olaylarında kayıpların bir kısmının telafi edilmesi için kritik öneme sahip olabilir. Orion S.A.’nın bu süreçte sigortadan ne kadar faydalanacağı ise henüz netlik kazanmadı.
Marvel Sinematik Evreni’nde yıllardır cevabı aranan bir soru nihayet yanıt buldu: Stark’ın Avengers Kulesi’ni kim satın aldı? Avengers hayranlarının merakla beklediği bu gizem, sızdırılan Thunderbolts filmi senaryosu sayesinde çözüldü. Filmle ilgili ortaya çıkan yeni detaylar, bu gizemin yanı sıra Thunderbolts ekibinin karşı karşıya kalacağı büyük tehlikeleri de gözler önüne seriyor.
Thunderbolts sızıntısıyla birlikte Avengers Kulesi’nin sırrı açığa çıkıyor
Thunderbolts filmi, Marvel’ın anti-kahramanlardan oluşan bir ekip kurma planını anlatıyor. Filmde yer alan karakterler arasında Yelena Belova, US Agent, Ghost ve Bucky Barnes gibi tanıdık yüzler bulunuyor. Ancak, Thunderbolts ekibinin maceraları sırasında beklenmedik bir bilgi gün yüzüne çıkıyor:
Avengers Kulesi’nin yeni sahibi Valentina Allegra de Fontaine, yani kısa adıyla Val. Bu önemli detay, Avengers Kulesi’nin gizemini nihayet çözüyor ve Val’ın kötü planlarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Thunderbolts filmi, Val’in liderlik ettiği OXE isimli bir organizasyonun peşine düştüğü Bob karakteri etrafında şekilleniyor. Bob, aynı bedende iki kişiliği barındıran yeni bir süper kahraman (The Sentry) ve aynı zamanda bir süper kötü (The Void).
Val, Bob’u yeni bir süper asker yaratma projesi olarak kullanmış, ancak Bob’un karanlık tarafı, işler beklenmedik şekilde ters gitmeye başladığında tehlikeli bir tehdit haline geliyor. Bu sırada Thunderbolts ekibi, Bob’u ve kendilerini kurtarmak için zorlu bir mücadele vermek zorunda kalıyor.
Marvel, Comic-Con 2024'te yeni Avengers filmleri ve diğer heyecan verici projeleri duyurdu. Gelin hepsine bakalım!
Thunderbolts ekibindeki karakterler, daha önceki yaşamlarından kopmuş ve yeni bir amaç arayan anti-kahramanlar olarak karşımıza çıkıyor. Yelena, Red Guardian’dan yardım isterken, Bucky Barnes ise bir ABD kongre üyesi olarak hikayeye dahil oluyor ve filmin üçüncü perdesinde ekibe destek veriyor. Thunderbolts filmi, sadece bir anti-kahraman ekibinin maceralarını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Avengers evreninin derinliklerine inerek uzun süredir yanıt bekleyen bir soruyu da çözüyor: Stark’ın Avengers Kulesi’nin yeni sahibi Val.
Ünlü konsept tasarımcı Antonio De Rosa, bu hafta Apple şirketinin avukatlarından gelen beklenmedik bir e-posta alınca şok oldu. Apple, De Rosa’nın bazı konsept tasarımlarının aşırı gerçekçi olduğunu ve bu durumun tüketiciler arasında kafa karışıklığına yol açabileceğini iddia etti. İşte o tasarımlar…
Apple, aşırı gerçekçi iPhone görselleri yapan konsept tasarımcıyı kibarca uyardı
Apple’ın avukatları De Rosa’ya bir uyarı e-postası gönderdi. E-posta, De Rosa’nın sosyal medya hesaplarında paylaştığı bazı konsept tasarımların, gerçek Apple ürünleriyle karıştırılabilecek kadar gerçekçi olduğu uyarısını içeriyordu. Apple, konsept tasarımcı olan De Rosa’nın yaratıcılığını takdir ettiğini belirtmekle birlikte, bazı konseptlerin değiştirilmesi gerektiğini de ifade etti.
De Rosa, bu e-postayı aldığında ilk başta bunun bir şaka olduğunu düşündü. Ancak, daha sonra Apple avukatlarıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesi, işin ciddiyetini ortaya koydu. Avukatlar, De Rosa’dan belirli tasarımların daha az gerçekçi hale getirilmesini rica etti.
Phone Industry'nin Rabbit R1'den esinlenen iPhone 16S konsept tasarımı kare formuyla ve yapay zekalı olmasıyla dikkatleri çekti.
Apple’ın bağımsız bir konsept tasarımcı için böylesine ciddi bir adım atması oldukça ilginç karşılandı. De Rosa ise Apple’ın bu taleplerine olumlu yanıt vererek, tasarımlarını gözden geçireceğini belirtti. De Rosa, Apple’ın avukatlarının oldukça dostane bir tutum sergilediğini, hatta bu sürecin hiç de sert bir şekilde yönetilmediğini ifade etti.
Sektör uzmanları ise, Apple’ın bu yaklaşımının ardında, olası olumsuz medya tepkilerinden kaçınma stratejisinin yatabileceğini düşünüyor. Çünkü Apple gibi büyük şirketler, özellikle konsept tasarımcılara karşı uyguladıkları politikalar konusunda oldukça hassas. Aksi takdirde, bu durum kamuoyunda şirketin imajına zarar verebilir.
Şu an için, Apple’ın tam olarak hangi tasarımlar üzerinde değişiklik talep ettiği net değil. Ancak, De Rosa’nın özellikle katlanabilir iPhone Air ve iPhone 15 Pro Max gibi popüler konsept tasarımlarıyla tanındığını biliyoruz. Katlanabilir iPhone Air konsepti, zaten Apple’ın üzerinde çalıştığına dair söylentiler bulunan bir cihaz.
Siz Apple’ın bu tavrı hakkında ne düşünüyorsunuz? Şirketin bu kadar detaycı yaklaşması doğru mu? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşmayı unutmayın.
Elektrikli süper otomobil dünyasında devrim yaratan Rimac, yeni modeli Rimac Nevera R ile sınırları zorlamaya devam ediyor. Rimac, önceki modeli Nevera’nın performansını daha da artırarak bu yeni versiyonu tanıttı. Nevera R, 0 km/s’den 100 km/s hıza ulaşma süresini sadece 1,74 saniyeye düşürerek, dünyanın en hızlı seri üretim elektrikli aracı unvanını pekiştiriyor.
Rimac Nevera R ile performans zirveye taşınıyor
Rimac Nevera R, önceki modeline göre çok daha güçlü. 2.107 beygir gücü üreten bu süper otomobil, selefine göre yaklaşık 200 beygir daha fazla güç sunuyor. Ayrıca aerodinamik yapısı, downforce ve yol tutuşunda yapılan iyileştirmeler, aracın performansını üst seviyeye taşıyor. Rimac, Nevera R’nin İtalya’daki yüksek hızlı Nardo Ring pistinde, Nevera’nın tur zamanını 3,8 saniye iyileştirdiğini belirtiyor. Bu gelişmeler, aracın sadece hız değil, aynı zamanda yol tutuşu ve genel sürüş dinamikleri açısından da ne kadar ilerlediğini gösteriyor.
Rimac Nevera R, inanılmaz hızlara ulaşabilen bir araç olmasına rağmen bu hızı güvenli bir şekilde kullanmak için üretici denetimi gerektiriyor. Araç, bu denetim olmadan 217 mph hızla sınırlı, ancak tam potansiyelinde 256 mph hıza ulaşabiliyor. MotorTrend’e göre, aracın 108 kWh bataryası, Avrupa’nın WLTP döngüsüne göre yaklaşık 349 kilometre menzil sunabiliyor. Ancak bu menzil henüz resmi olarak onaylanmadı.
Rimac, bu performans canavarından sadece 40 adet üreteceğini duyurdu. Oldukça nadir olacak bu araçların fiyatı ise 2,5 milyon dolar olarak belirlenmiş. Şirketin aynı zamanda Hırvatistan’da geliştirdiği robotaksi projeleri de gündemde, ancak Nevera R gibi bir süper otomobile sahip olmak birçok otomobil tutkununun hayalini süslemeye devam edecek.
Tamamen elektrikli hiper otomobil Rimac Nevera, geri viteste dünyadaki en yüksek hıza çıkmayı başardı ve rekoru resmen kırdı.
Rimac Nevera R, sadece performansıyla değil, sınırlı üretimi ve yüksek fiyat etiketiyle de dikkat çekiyor. Peki, sizce Rimac Nevera R’nin bu etkileyici performansı geleceğin süper otomobillerine nasıl yön verecek?