Sosyal medya kullanım yaşının son dönemde 10 yaş seviyesine kadar inmesi, hükümeti harekete geçirdi. Avrupa ve diğer ülkelerde çocukların dijital platformlara erişimini kısıtlamaya yönelik çalışmalar hızlanırken, Türkiye’de de bu yönde ilk adımlar atıldı ve hazırlıkların kısa süre içinde tamamlanması bekleniyor.
Çocukların erişimi kısıtlanacak
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Çocuk Hakları Alt Komisyonu ile yapılan görüşmede, çocukları dijital ortamların zararlarından korumak amacıyla sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirmeye hazırlandıklarını resmen açıkladı.
Yeni düzenlemeye göre, 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimi tamamen yasaklanıyor. Bu düzenleme taslağı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından ortaklaşa hazırlanıyor.
Taslağın içerdiği detaylara göre, 13 yaş altındaki kullanıcıların sosyal medyaya erişimi tamamen engellenirken, 13-16 yaş arasındaki kullanıcılar için ise ebeveyn izni ve denetimi zorunlu hale geliyor.
Sızdırılan iPhone 17e tasarımı, çentiğin yerini Dynamic Island'ın alacağını gösteriyor. İşte yeni modelin tüm detayları.
Yaş sınırı konusunda 15 ya da 16 yaş esnekliği olabileceği de belirtiliyor. Ebeveynlere yönelik özel bir dijital onay sistemi düşünülürken, sosyal medya platformlarına da etkin yaş doğrulama sistemleri kurma zorunluluğu getirilecek.
Bu yasağın teknik olarak nasıl uygulanacağı ise merak konusu oluyor. Uzmanlar, yaş doğrulama sürecinin teknik olarak zorlu olduğunu, ancak kimlik doğrulama gibi yöntemlerin bu süreçte gündeme gelebileceğini belirtiyor. Yeni düzenlemeye uymayan sosyal medya şirketlerine ise ciddi yaptırımlar ve büyük para cezaları uygulanması planlanıyor. Bu kapsamlı düzenlemenin 2026 yılının başlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması bekleniyor.
Euro Truck Simulator 2, 2012 yılında piyasaya sürülmesine ve aradan geçen 13 yıla rağmen popülerliğini kaybetmek bir yana, oyuncu sayısında yeni bir rekora imza attı. Simülasyon dünyasının en köklü yapımlarından biri olan oyun, yıllar içinde oluşturduğu sadık kitlesini genişleterek Steam üzerindeki eş zamanlı oyuncu sayısı rekorunu tazelemeyi başardı. Genellikle oyunların çıkış dönemlerinde gördüğümüz bu tarz zirveler, on yıllık bir yapım için oldukça nadir rastlanan bir başarı hikayesi.
Yeni DLC’ler Euro Truck Simulator 2’yi Steam’de zirveye taşıdı
SteamDB tarafından sağlanan verilere göre oyun, geçtiğimiz saatlerde 72.678 eş zamanlı oyuncu sayısına ulaşarak kendi tarihinin en yüksek seviyesini gördü. Sayılarda anlık dalgalanmalar yaşansa da, niş olarak kabul edilen bir tır simülasyonunun, güncel ve rekabetçi oyunların olduğu bir pazarda bu kadar yoğun bir ilgi görmesi dikkat çekici. Bu durum, oyunun eskimek yerine şarap gibi değerlendiğini kanıtlar nitelikte.
Bu ani ve büyük yükselişin arkasında yatan temel sebep ise aynı gün yayınlanan iki yeni indirilebilir içerik paketi (DLC) oldu. Oyuncuları İskandinavya’nın kuzeyine, zorlu ve manzaralı yollara götüren Nordic Horizons genişlemesi büyük bir heyecan yarattı. Buna ek olarak, Forest Machinery adlı eklenti ise ağaç öğütücüler ve malçlama makineleri gibi ağır ormancılık ekipmanlarını yük olarak taşımanıza olanak tanıyor. Bu makineleri bizzat kullanmıyorsunuz ancak onları açık yollarda bir noktadan diğerine nakletmek oyunun lojistik keyfini çeşitlendiriyor.
Oyunun başarısı sadece yeni içeriklerle sınırlı değil; yıllardır koruduğu ve geliştirdiği gerçekçilik seviyesi de takdire şayan. Hatta bu gerçekçilik, oyunun geçmişte sürücü yorgunluğu üzerine yapılan akademik araştırmalarda rol oynamasını bile sağladı. Vites değiştirmekten veya teknik detaylardan anlamayanlar için bile, oyunun sunduğu manzara eşliğinde sürüş deneyimi, PowerWash Simulator gibi yapımlarda olduğu gibi hipnotik ve dinlendirici bir kaçış sunuyor.
Sevilen Euro Truck Simulator 2 oyunu, resmen konsollara geliyor. Bu gelişme, yapımın fanlarını oldukça sevindirdi.
Sanal otoyollarda saatler harcamak, günün yorgunluğunu atmak ve iş stresinden uzaklaşmak isteyenler için oyun, vazgeçilmez bir hobiye dönüşmüş durumda. Peki, siz bu rekor hakkında ne düşünüyorsunuz? Aranızda hala Euro Truck Simulator 2 direksiyonunu bırakmayan ve yeni gelen İskandinavya yollarını deneyimleyen var mı?
Denis Villeneuve’ün yönetmenliğini üstlendiği ve sinema dünyasında büyük beğeni toplayan Dune serisinin üçüncü filmi, duyurulan vizyon tarihinden daha erken izleyici karşısına çıkabilir. Daha önce 18 Aralık 2026 olarak belirlenen gösterim tarihi, sektörde güçlü bir rakiple aynı güne denk gelmesi nedeniyle değiştirilme ihtimali taşıyor.
Dune 3 ne zaman geliyor?
Filmin planlanan tarihte gösterime girecek rakibi ise merakla beklenen Avengers: Doomsday. Sektör kaynakları ve uzmanlar, Warner Bros.’un Dune 3’ü gişede böylesine büyük bir yapımla karşı karşıya getirmekten kaçınacağını ve bu nedenle vizyon tarihinin erkene alınacağını uzun süredir konuşuyor.
Bu ihtimali kuvvetlendiren önemli bir açıklama dün geldi. Venedik Film Festivali Direktörü Alberto Barbera, bizzat Denis Villeneuve ile görüştüğünü ve yeni Dune filmini festival programına eklemek istediğini duyurdu. Barbera, Dune 3’ün dünya prömiyerini Venedik’te yapabileceğini belirtti.
Venedik Film Festivali’nin geleneksel olarak eylül ayının başında düzenlenmesi, filmin bu tarihe yetiştirilme olasılığını ortaya koyuyor. Filmin eylül ayında hazır olması durumu, yapımcının eseri aylarca bekletip Aralık’ta Avengers’ın karşısına çıkarma ihtimalini daha da azaltıyor.
Bu gelişmeler ışığında, sektördeki yaygın beklenti filmin dünya prömiyerini Venedik’te yapıp, hemen ardından vizyona girmesi amacıyla tarihin Ekim veya Kasım 2026 aylarına çekilmesi yönünde.
Sızdırılan iPhone 17e tasarımı, çentiğin yerini Dynamic Island'ın alacağını gösteriyor. İşte yeni modelin tüm detayları.
Film, Frank Herbert’ın Dune: Messiah romanını temel alıyor ve hikâye, ilk kitaptan yaklaşık on iki yıl sonra, Paul Atreides’in İmparator olarak hüküm sürdüğü bir dönemde geçiyor. Villeneuve’ün romana ne kadar sadık kalacağı bilinmese de, uyarlandığı eser gibi Dune 3’ün de zamanda kayda değer bir sıçrama yapacağı kesinleşmiş durumda.
Oyuncu kadrosunda ise önceki filmlerdeki rollerine Timothée Chalamet, Zendaya, Florence Pugh, Rebecca Ferguson, Josh Brolin, Javier Bardem, Jason Momoa ve Anya Taylor-Joy geri dönüyor. Üçüncü filmin kadrosuna katılan en dikkat çekici yeni isim ise Robert Pattinson oluyor.
Apple’nin geçtiğimiz ay tanıttığı en yeni iPad Pro modeli, sadece tablet dünyası için değil, harici monitörler için de geleceğe yönelik önemli ipuçları taşıyor. M5 işlemcili iPad Pro, harici monitörlerde Adaptive Sync ile 120 Hz yenileme hızını destekleyerek donanım tarafında dikkat çekici bir değişikliğe imza attı. Bu yeni özellik, özellikle oyun oynama ve video düzenleme gibi yoğun iş akışlarında daha düşük gecikme süresi, daha akıcı hareketler ve çok daha az görsel bozulma sağlanması anlamına geliyor.
Yeni nesil Studio Display 2026’da Mini-LED ve 120 Hz ile gelebilir
Bir iPad modelinin harici bir monitöre 120 Hz görüntü çıkışı sağlaması, Apple ekosisteminde ilk kez karşılaşılan bir durum. Bu zamanlama, Apple’ın perde arkasında geliştirdiği yeni nesil Studio Display süreciyle de oldukça uyumlu görünüyor. Mac bilgisayarlar uzun süredir 120 Hz harici ekranları desteklese de, Apple henüz 60 Hz üzerinde yenileme hızına sahip bağımsız bir monitörü piyasaya sürmüş değil. Bu durum, iPad’in yeni yeteneğiyle değişebilir.
Farklı kaynaklardan gelen bilgiler, Apple’ın 2026’nın başlarında önemli bir Studio Display güncellemesi yapacağına işaret ediyor. MacRumors, Apple kodlarında J427 kod adıyla geçen ve güçlü A19 Pro çipini içerecek yeni bir harici monitöre dair referanslar tespit etti. Ekran endüstrisi analisti Ross Young ise Apple’ın mini-LED arka aydınlatmalı 27 inçlik bir monitör üzerinde çalıştığını belirtiyor.
Ray-Ban Meta 2, şık tasarımı ve 12 MP ultra geniş açılı kamerası ile giyilebilir teknoloji dünyasında fark yaratıyor.
Mini-LED teknolojisi, mevcut 27 inç 5K LCD panele kıyasla parlaklık, kontrast ve renk performansını ciddi oranda artıracaktır. Bu teknik özellikler, monitörü 2021’den beri mini-LED teknolojisini kullanan MacBook Pro modelleriyle aynı kalite seviyesine getirecektir. Studio Display’e eklenecek olası bir ProMotion 120 Hz yenileme hızı, cihazlar arasındaki bu uyumu tamamlayan en önemli parça olabilir.
Bloomberg’den Mark Gurman, Apple’ın yeni nesil Studio Display veya benzeri bir harici monitörü, M5 çipli yeni Mac modelleriyle birlikte gelecek yılın başlarında piyasaya sürmeyi planladığını aktarıyor. Apple, Mart 2022’de tanıttığı mevcut Studio Display modelinde 5K LCD ekran, 60 Hz yenileme hızı ve A13 Bionic çip gibi özelliklere yer vermişti. Ancak pazarın genelinde yüksek yenileme hızı standartlaşmaya başladığı için bu özellikler artık geride kalmaya başladı.
Apple iddialara göre 2026 yılı için M5 işlemcili MacBook'lar ve ucuz yeni MacBook modellerine hazırlanıyor.
M5 iPad Pro’daki yeni 120 Hz harici ekran desteği ve yaklaşan büyük Studio Display yenilemesi, Apple’ın beklenen monitörü için daha yüksek bir yenileme hızı hazırladığı fikrini oldukça güçlendiriyor. Henüz resmi bir doğrulama olmasa da, teknoloji devinin donanım tarafındaki bu hamleleri, profesyonel kullanıcıların beklentilerini karşılayacak üst düzey bir monitörün yolda olduğunu gösteriyor.
Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Günlük kullanımınızda veya profesyonel işlerinizde yüksek yenileme hızına sahip bir monitör kullanıyor musunuz, yoksa mevcut 60 Hz standartları sizin için hala yeterli mi?
TBMM’ye sunulan yeni yasa teklifi, iletişim sektöründe güvenlik odaklı köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor. Özellikle cep telefonu aboneliği süreçleri, dolandırıcılık ve “açık hat” risklerine karşı yeniden düzenleniyor. Bu yeni dönemde, kullanılmayan hatların kapatılma süresinden yabancılara hat tahsisine kadar birçok kritik yenilik hayatımıza giriyor.
Cep Telefonu Aboneliği Hakkında Yeni Tasarı Neler Getiriyor?
Gündemdeki yasa teklifi, atıl durumdaki hatların yönetimini sıkılaştırıyor. Mevcut düzenlemede bir yıl boyunca sinyal alınamayan hatlar kapatılıyordu. Ancak yeni düzenleme ile bu süre 3 aya düşürülüyor. Yani, 3 ay boyunca aktif olmayan ve sinyal vermeyen numaralar otomatik olarak kullanıma kapatılacak. Bu hamleyle, kullanılmayan numaraların kötü niyetli kişilerce ele geçirilmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Yabancılara Özel Hat ve Kimlik Doğrulama Şartı
Türkiye’de yaşayan veya turist olarak bulunan yabancılar için de sistem değişiyor. Artık yabancı uyruklu kişilere, standart numaralar yerine “yabancılara özel” olarak tanımlanmış hatlar verilecek. Ayrıca operatörler, abonelik işlemleri sırasında elektronik kimlik doğrulaması yapmak zorunda olacak. Bu sayede sahte kimliklerle hat açılmasının engellenmesi amaçlanıyor.
Çoklu Hat Alımına Sınırlama ve MERNİS Kontrolü
Yeni düzenleme, bir kişinin adına açılabilecek hat sayısına da sınırlama getiriyor. Vatandaşlar, artık ihtiyaçları dışında onlarca hattı kendi üzerlerine alamayacak. Bununla birlikte GSM şirketleri, abonelerin hayatta olup olmadığını düzenli olarak kontrol edecek. Operatörler, MERNİS sistemi üzerinden yapacakları sorgulamalarla, vefat eden kişilerin hatlarının başkaları tarafından kullanılmasını engelleyecek.
Apple’ın uygun fiyatlı iPhone serisi için sızdırılan yeni bilgiler, teknoloji dünyasında heyecan yarattı. Ortaya çıkan son render görselleri, merakla beklenen iPhone 17e tasarımı konusunda radikal bir değişikliğe işaret ediyor. Şirket, bu yeni modelle birlikte eski nesil çentik görünümüne tamamen veda etmeye hazırlanıyor.
iPhone 17e tasarımı ve ekran özellikleri
Sızdırılan konsept görsellerine göre yeni cihaz, standart iPhone 17 modelinin tek kameralı versiyonunu andırıyor. En dikkat çekici yenilik ise ekran tarafında karşımıza çıkıyor. Apple, bu modelde “çentik” yapısını terk ederek Dynamic Island teknolojisine geçiş yapıyor. Böylece modern tasarım dili tüm ürün gamına yayılmış olacak.
Teknik detaylar ve performans
Cihazın ekranı modern bir görünüme kavuşsa da bazı teknik kısıtlamalar devam edecek gibi görünüyor. Telefonun 6,1 inçlik bir panelle gelmesi ve standart 60Hz yenileme hızını koruması bekleniyor. Güç tarafında ise yeni nesil A19 çipinin kullanılacağı, ancak bu çipin GPU çekirdeklerinin biraz daha kısıtlı olacağı konuşuluyor.
Kamera ve bağlantı yenilikleri
Kamera tarafında da önemli iyileştirmeler kullanıcıları bekliyor. Arka tarafta 48 megapiksellik tek bir geniş açı kamerası bulunacak. Ön tarafta ise Center Stage destekli 18 megapiksellik bir selfie kamerası yer alacak. Ayrıca cihazın Apple’ın kendi üretimi olan C1 modem ve N1 kablosuz çipi ile gelmesi, bağlantı verimliliğini artıracak.
Güney Koreli teknoloji devi, mobil dünyasında dengeleri değiştirecek bir hamleye hazırlanıyor. Sızdırılan son bilgilere göre merakla beklenen Samsung üçe katlanan telefon, rakibi Huawei’den çok daha rekabetçi bir fiyat etiketiyle kullanıcıların karşısına çıkacak. Şirket, bu stratejisiyle katlanabilir telefon pazarındaki liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor.
Samsung üçe katlanan telefon fiyatıyla şaşırtabilir
Koreli kaynaklardan gelen güvenilir sızıntılar, yeni cihazın kendi ana vatanında yaklaşık 3,6 milyon won başlangıç fiyatına sahip olacağını işaret ediyor. Bu rakam güncel kurlarla ortalama 2.447 dolara denk geliyor. Daha önceki tahminlerin 3.000 dolar seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, bu fiyatlandırma tüketiciler için oldukça sevindirici bir gelişme.
Huawei Mate XT ile doğrudan rekabet
Samsung’un bu agresif fiyat politikası, onu doğrudan Huawei Mate XT ile karşı karşıya getiriyor. Halihazırda piyasada ticari olarak satılan tek üç parçalı katlanabilir telefon olan Mate XT, yaklaşık 2.520 dolarlık bir fiyat etiketine sahip. Samsung’un daha düşük bir fiyatla pazara girmesi, rekabeti bambaşka bir boyuta taşıyacak gibi görünüyor.
Teknik özellikler ve tasarım detayları
Yeni modelin tasarımında içe doğru katlanan “G-şekilli” bir yapı kullanılacağı belirtiliyor. Bu özel tasarım sayesinde hassas OLED panel korunurken, dış kısımda 6,5 inçlik bir kapak ekranı yer alacak. Cihaz tamamen açıldığında ise kullanıcılara devasa bir 10 inçlik çalışma alanı sunacak.
Donanım canavarı yolda
Samsung, donanım tarafında da elini korkak alıştırmıyor. Cihazın kalbinde güçlü Snapdragon 8 Elite serisi işlemcinin yer alması bekleniyor. Ayrıca 200 megapiksellik ana kamera, 100x zoom yeteneği ve titanyum çerçeve gibi üst düzey özellikler de pakete dahil olacak. Üç parçalı yapıyı desteklemek için ise cihazın içinde üç ayrı bataryanın bulunacağı konuşuluyor.
Counterpoint Research tarafından paylaşılan en son verilere göre Apple, tarihinin en yüksek aylık pazar payı oranına ulaştı. Bu tarihi başarının arkasındaki en temel itici güç ise iPhone 17 pazar payı artışı oldu. Ekim ayında teknoloji devi, küresel akıllı telefon pazarında %24,2’lik rekor bir dilime hakim olmayı başardı.
iPhone 17 pazar payı artışının nedenleri
Ekim 2025 döneminde Apple’ın dünya genelindeki akıllı telefon satışları geçen yılın aynı dönemine göre %12 oranında yükseldi. Bu büyümede özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Çin pazarlarındaki yoğun talep etkili oldu. Yeni serinin sunduğu özellikler, kullanıcıların ilgisini çekmeyi başardı ve satış grafiklerini yukarı taşıdı.
Önceki modellere göre üstün performans
Elde edilen veriler, yeni serinin performansının iPhone 16 ailesinden çok daha iyi olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Özellikle baz model olan standart iPhone 17, yıllık bazda en güçlü büyümeyi kaydeden cihaz olarak öne çıktı. Kullanıcılar, serinin giriş modeline bu yıl her zamankinden daha fazla ilgi gösterdi.
Gelecek dönem beklentileri
Analistler, yakalanan bu ivmenin 2025 yılının geri kalanında da devam edeceğini öngörüyor. Apple’ın 2025’in dördüncü çeyreğinde yeni bir kâr rekoru kırması bekleniyor. Ayrıca şirketin yıl genelinde “lider marka” konumuna yükselerek 2025’i zirvede tamamlayacağı tahmin ediliyor.
Akıllı telefon pazarındaki rekabet kızışırken, merakla beklenen Xiaomi 17 Ultra özellikleri hakkında heyecan verici detaylar ortaya çıktı. Çinli teknoloji devi, yeni amiral gemisi modelinde fotoğrafçılık ve pil ömrü konusunda sınırları zorlamayı hedefliyor. Ünlü sızıntı kaynağı Smart Pikachu tarafından paylaşılan bilgilere göre cihaz, bu ayın sonlarında Çin’de tanıtılacak.
Xiaomi 17 Ultra özellikleri ile neler sunacak?
Yeni modelin en dikkat çeken yanı şüphesiz kamera sistemi oluyor. Leica ile iş birliğini sürdüren Xiaomi, bu modelde tamamen elden geçirilmiş bir optik sistem kullanıyor. Ayrıca lenslerde parlamayı önleyen ve görüntü kalitesini artıran yeni bir optik kaplama teknolojisi yer alıyor. Bu sayede kullanıcılar, zorlu ışık koşullarında bile çok daha net ve canlı fotoğraflar çekebilecek.
Devasa batarya kapasitesi geliyor
Cihazın bir diğer önemli kozu ise enerji tarafında karşımıza çıkıyor. Sızıntılara göre telefon, 7000 mAh kapasiteli devasa bir bataryaya ev sahipliği yapacak. Böylece yoğun kullanımda bile şarj sorunu tarihe karışacak. Buna rağmen telefonun ergonomik yapısının korunması bekleniyor.
Lansman tarihi yaklaşıyor
Sektör kaynakları, Xiaomi’nin bu güçlü cihazı Aralık 2025’in sonlarına doğru vitrine çıkaracağını belirtiyor. İlk olarak Çin pazarında satışa sunulacak modelin, kısa süre sonra küresel pazara da açılması planlanıyor. Teknoloji tutkunları, özellikle 1 inçlik sensörün performansını merakla bekliyor.
Türkiye’nin mobilite alanında hizmet veren küresel teknoloji markası Togg, aralık ayında da kullanıcıları güçlü finansman avantajlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Togg, stoklarla sınırlı kampanya kapsamında hem bireysel hem kurumsal kullanıcılara Togg T10F’in V1 ve V2 versiyonları için 1 milyon TL krediye %0 faizli 12 ay vadeli 83 bin 334 TL geri ödemeli fırsat sunuyor.
Bu fırsatın yanı sıra bireysel kullanıcılar 1 milyon 700 bin TL krediye %2,39 faizli 48 ay vadeli 68 bin 617 TL geri ödemeli; kurumsal kullanıcılar ise 1 milyon 900 bin TL krediye %2,63 faizli 48 ay vadeli 71 bin 923 TL geri ödemeli seçenekle T10F sahibi olabiliyor.
Çift motorlu Togg T10X ve Togg T10F 4More’da da fırsatlar var
Togg’un daha fazla performans sunan çift motorlu dört tekerlekten çekişli 4More serisi de kampanyaya dahil edildi. Bu kapsamda bireysel ve kurumsal kullanıcılar T10X ve T10F 4More için 1 milyon TL krediye %0 faizli 12 ay vadeli 83 bin 334 TL geri ödemeli alternatiften yararlanabiliyor.
Ayrıca bireysel kullanıcılar 1 milyon 500 bin TL krediye %2,30 faizli 36 ay vadeli 68 bin 604 TL geri ödemeli; kurumsal kullanıcılar da 1 milyon 900 bin TL krediye 2,63 faizli 48 ay vadeli 71 bin 923 TL geri ödemeli seçeneği tercih edebiliyor.
Samsung, yapay zeka teknolojisi için önemli bir adım attı ve Galaxy AI Türkçe dil desteği çalışmaları hakkındaki detayları paylaştı.
Galaxy AI Türkçe gelişimi yerel ekibe emanet
Samsung Electronics Türkiye Başkanı Jeff Jo, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Jo, Türkiye pazarının Samsung için büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti. Bu nedenle dil geliştirme süreçlerine özel bir hassasiyet gösteriyorlar.
Şirket, dil bariyerlerini kaldırmayı hedefliyor. Bu kapsamda Türkiye’deki yerel Ar-Ge birimi aktif bir rol oynuyor. Türk mühendisler, dilin inceliklerini yapay zekaya öğretiyor. Böylece kullanıcılar çok daha doğal bir deneyim yaşıyor.
Desteklenen modeller ve kapsam
Yapay zeka özellikleri One UI 6.1 güncellemesiyle hayatımıza girdi. Özellikle Galaxy S24 serisi bu konuda öncü oldu. Ancak destek sadece bu modellerle sınırlı kalmadı.
Samsung, güncellemeyi eski amiral gemilerine de getirdi. Galaxy S23 serisi, Z Fold5 ve Z Flip5 modelleri bu özelliklere kavuştu. Ayrıca Galaxy Tab S9 tablet serisi de listeye dahil edildi.
Kültürel nüanslar ve dil başarısı
Dil desteği sadece kelime çevirisinden ibaret değil. Samsung, kültürel nüansları ve yerel söylemleri de önemsiyor. Yerel Ar-Ge merkezi bu noktada devreye giriyor. Ekip, Türkçe’nin yapısını yapay zekaya en doğru şekilde entegre ediyor.
Icaro Lab araştırması, yapay zeka modellerinin güvenlik duvarlarının şiir yazılarak aşılabildiğini ve yasaklı içerik ürettiğini ortaya koydu.
Galaxy AI şu anda 16 farklı dili destekliyor. Türkçe desteğinin yerel kaynaklarla geliştirilmesi ise büyük bir avantaj sağlıyor. Kullanıcılar bu sayede daha akıcı bir iletişim kurabiliyor.
Peki, Galaxy AI hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Türkiye’nin ve bilim dünyasının aylardır merakla beklediği, iki yılda bir düzenlenen İlim Yayma Ödülleri sahiplerini buldu. İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti tarafından düzenlenen Türkiye’nin Akademi Ödülleri, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen görkemli bir törenle sahiplerine verildi.
29 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 19.00’da İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül törenine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra; akademi, siyaset, iş dünyası, kültür ve medya dünyasından çok sayıda seçkin davetli katıldı. Törende Büyük Ödül’ün sahibi Prof. Dr. Özcan EREL, ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın takdimiyle aldı. Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri ödülüne layık görülen Prof. Dr. Barış BAYRAM’a ödülünü TBMM Başkanı Numan KURTULMUŞ takdim etti. Sosyal Bilimler Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Şener AKTÜRK’e ödülünü Milli Eğitim Bakanı Yusuf TEKİN verdi.
İlim Yayma Ödülleri her yıl daha da kurumsallaşırken, bu yıl programa anlamlı bir sanat eseri de eklendi. Ünlü besteci Rahman Altın tarafından hazırlanan “İlim Yayma Ödülleri Müziği”, tören sırasında muhteşem bir orkestra tarafından ilk kez icra edildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İlim Yayma Ödülleri’ne olan ilginin her geçen yıl arttığına vurgu yaptı. İlim Yayma Ödülleri ile Türkiye’nin bilim ve akademi alanında uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma geleceğini söyledi. Ödüllerin uluslararasılaşma yolundaki adımlarını “cesur ve isabetli” olarak nitelendirdi:
“Şunun altını özellikle çizmek durumundayım İlim Yayma Ödülleri’ne yönelik teveccüh her programda maşallah katlanarak artıyor. Bu sene üç ayrı dalda, 174’ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı.”
“NİÇİN BİZİM NOBEL’İMİZ OLMASIN?”
“İlim Yayma Ödülleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını bu ilim halkasının sınırlarımızı aşıp dünyanın dört bir yanına ulaşacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobel’imiz olmasın? O adımı biz de atarız. Bu cesur ve isabetli adımlarından ötürü İlim Yayma ailemizi kutluyorum.”
“ÖDÜL ALAN HOCALARIMIZ ÇALIŞMALARINI UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜRDÜ”
“Ödül olan hocalarımız hem çalışmalarını İlim Yayma ailesinin destekleriyle uygulamaya dönüştürdü, hem de bilgi ve tecrübelerini gençlerimizle paylaşma imkanı buldu. Bunun için hocalarımız ve İlim Yayma camiamıza ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum”
NECMEDDİN BİLAL ERDOĞAN: “İLİM YAYMA ÖDÜLLERİ, TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK AKADEMİK ÖDÜLÜ HALİNE GELDİ; 2027’DE ULUSLARARASILAŞACAK.”
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, konuşmasında “2019, 2021 ve 2023’te gerçekleştirdiğimiz ödül törenlerinde yüzlerce başvuru arasından çok değerli ilim insanlarımızı ödüllendirdik. Her bir başvuru, titizlikle yürütülen sekiz aşamalı bilimsel değerlendirme süreçlerinden geçti. Bugün rahatlıkla ifade edebiliyoruz ki:İlim Yayma Ödülleri hem miktar hem de sistematik olarak Türkiye’nin en büyük akademik ödülüdür; dünyanın da sayılı özgün akademik ödüllerinden biri haline gelmektedir.” dedi.
Törende önemli bir müjde veren Bilal Erdoğan, “Bugün sizlerle yeni bir hedefimizi paylaşıyorum: 2027 itibarıyla İlim Yayma Ödülleri’ni uluslararasılaştırmayı planlıyoruz.” dedi.
“SOYKIRIMIN DAHİ KONUŞULAMADIĞI YERDE HANGİ BİLİMSEL ÖZGÜRLÜKTEN SÖZ EDİLEBİLİR?”
Konuşmasında Gazze’de yaşanan insanlık dramına da dikkat çeken Bilal Erdoğan, dünyanın önde gelen üniversitelerinin sessizliğini eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Çocukların, sivillerin, ilim insanlarının, hatta kitapların hedef alındığı bu vahşet karşısında sözde özgürlükçü üniversiteler sessiz. Hakikati yazan akademik yayınlar susturuluyor, öğrencilere kelepçe vuruluyor. Soykırımın dahi konuşulamadığı yerde hangi bilimsel özgürlükten söz edilebilir?”
İlim Yayma Cemiyeti’nin gelecek yıl 75. yılına ulaşacağını hatırlatan Bilal Erdoğan, “Üç çeyrek asırdır ilim ve irfan hizmetlerini sürdüren Cemiyetimizi tebrik ediyor, bu davaya gönül veren herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
İLİM YAYMA CEMİYETİ GENEL BAŞKANI YUSUF TÜLÜN’DEN EĞİTİM VURGUSU
İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Yusuf Tülün, yaptığı konuşmada, Cemiyetin 1951’den bu yana Türkiye’de eğitimi destekleme misyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti. İlim Yayma Cemiyeti’nin kuruluşundan itibaren ülkenin ilim ve irfanla kalkınmasını hedefleyen idealist bir kadronun eseri olduğunu vurgulayan Tülün, din–ilim–ahlak bütünlüğünün Cemiyetin temel yaklaşımı olduğunu ifade etti.
Tülün, yüz binlerce gencin eğitimine katkı sağlayan okul, yurt ve burs çalışmalarının yanı sıra uluslararası eğitim desteklerinin de devam ettiğini söyleyerek, İlim Yayma Ödüllerinin bilim insanlarını teşvik eden önemli bir program haline geldiğini belirtti.
Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ödüllere verdiği güçlü destek için teşekkür eden Tülün, programa katılan misafirlere ve ödül alan bilim insanlarına şükranlarını sundu.
İDRİS SARISOY: “İLİM YAYMA ÖDÜLLERİ 2025, REKOR BAŞVURUYLA TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ AKADEMİK ÖDÜL PROGRAMI HALİNE GELDİ.”
İlim Yayma Ödülleri Ödül Komisyonu Başkanı Prof. Dr. İdris Sarısoy, İlim Yayma Ödülleri Töreni’nde yaptığı açıklamada 2025 yılı ödül sürecinin kapsamı, değerlendirme aşamaları ve gelecek vizyonuna ilişkin önemli bilgiler paylaştı.
Sarısoy, ödüllerin akademik camiadaki bilinirliğini artırmak amacıyla 2025’te geniş bir tanıtım çalışması yürüttüklerini belirterek; 134 üniversite rektörüyle görüşüldüğünü, 180.000 akademisyene başvuru çağrısı gönderildiğini, 174 üniversiteden toplam 1.324 başvuruyla tüm zamanların rekoruna ulaşıldığını ifade etti.
Başvuruların 811’inin Sosyal Bilimler, 483’ünün Mühendislik–Doğa ve Sağlık Bilimleri, 30’unun ise Büyük Ödül kategorisinde olduğu bildirildi.
ÖDÜL ALAN İSİMLER
BÜYÜK ÖDÜL
Prof. Dr. Özcan Erel
Prof. Dr. Özcan EREL, 15 Ocak 1963 yılında Konya’nın Kulu ilçesinde doğmuştur. 1886 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuştur. Profesör unvanını 2004 yılında alan Erel, araştırmaları ve geliştirdiği uluslararası biyokimyasal ölçüm yöntemleriyle önemli bilimsel çalışmalara imza atmıştır.
Ödül Aldığı Konu: Çok çeşitli oksidan moleküllerinin ayrı ayrı analiz edilmesindeki güçlükleri aşarak numunedeki toplam oksidan yükünü yüksek doğruluk ve üstün duyarlılıkla belirleyebilen, kolay uygulanabilir, güvenilir, düşük maliyetli ve otomasyona uyumlu kolorimetrik TOS yöntemini ve ölçüm kitini geliştirmesi; bu yöntemin oksidatif stres belirteçlerinin değerlendirilmesinde uluslararası ölçekte geniş kabul görerek temel araştırmalardan rutin klinik laboratuvar uygulamalarına kadar uzanan alanlarda önemli bir standart oluşturup bilime anlamlı katkılar sağlamasından dolayı Prof. Dr. Özcan Erel, İlim Yayma Ödülleri Büyük Ödülü’nü almaya layık görülmüştür.
MÜHENDİSLİK, DOĞA VE SAĞLIK BİLİMLERİ ÖDÜLÜ
Prof. Dr. Barış Bayram
Prof. Dr. Barış BAYRAM, 1977 yılında İzmir’de doğmuştur. Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Elektrik – Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamlamış ve 2018 yılında profesörlük unvanı almıştır.
Ödül Aldığı Konu: İnsan beyninin çalışma biçiminden ilham alan yeni nesil yapay zekâ donanımlarının geliştirilmesine önemli katkılar sunan, mevcut elektronik sistemlere göre çok daha düşük enerji tüketen, daha güvenilir, siber saldırılara karşı aygıt seviyesinde güvenlik sunan ve geleceğin akıllı teknolojilerinde kullanılabilecek özgün bir MEMS nöristör yapısı geliştirmesi, bu çalışma ile yapay zekâ uygulamalarının, akıllı sensörlerin ve veri işleme sistemlerinin daha hızlı, verimli ve erişilebilir hale gelmesine katkıda bulunması, ayrıca Türkiye’nin bu alanda uluslararası görünürlüğünü artıran yenilikçi araştırmaları ve teknoloji geliştirme potansiyelini güçlendirmesi nedeniyle Prof. Dr. Barış Bayram, Mühendislik, Doğa ve Sağlık Bilimleri Ödülü’nü almaya layık görülmüştür.
SOSYAL BİLİMLER ÖDÜLÜ
Prof. Dr. Şener Aktürk
Prof. Dr. Şener AKTÜRK, 1981 yılında İzmit’te doğmuştur. 2003 Chicago Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Etnisite, din ve milliyetçilik politikaları üzerine çalışan Aktürk, 2022 yılında profesörlük unvanını almıştır.
Ödül Aldığı Konu: Yaklaşık 500 yıllık bir süre boyunca, İtalya’dan Portekiz’e, Fransa’dan İspanya’ya kadar Batı Avrupa’nın farklı bölgelerindeki tüm Müslüman ve Yahudi nüfusun katliamlar, sürgünler ve zorla din değiştirme yoluyla nasıl yok edildiğini özgün bir soykırım kuramı ve çok sayıda vaka analizi ile ortaya koyan, Papalık liderliğindeki ruhban sınıfının çok çeşitli ödüllendirici ve cezalandırıcı araçlar kullanarak, Batı Avrupa’daki Hristiyan hükümdarları Müslümanlar başta olmak üzere dinî azınlıklarını yok etmeye zorladığını ortaya koyan, “Not So Innocent: Clerics, Monarchs, and the Ethnoreligious Cleansing of Western Europe” başlıklı eserinden dolayı Prof. Dr. Şener Aktürk, Sosyal Bilimler alanında İlim Yayma Ödülü almaya layık görülmüştür.
AKSA, BMC, Hayat Holding, MNG Şirketler Grubu ve Turkcell’in ana sponsor olarak destek verdiği İlim Yayma Ödülleri’nde; Kuzu Grup, Medipol Sağlık Grubu, Memorial, Port Filo ve Torkam Holding platin sponsor, Evyap, Fuzul, Sancak, Tay Group, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve UFS Kurumsal Hizmetler ise altın sponsor olarak yer aldı.