Ulaştırma Bakanlığı’ndan Instagram yasağı ile ilgili yeni açıklama!

Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan Instagram yasağı hakkında konuştu. Peki bu açıklamaya göre Instagram yasağı ne zaman kalkacak? Kesin bir tarih verildi mi? İşte Bakan Yardımcısı Sayan’ın yaptığı yeni açıklama ve detaylar…

Türkiye, geçtiğimiz hafta Instagram platformunun gerekli kanun ve hassasiyetlere uymadan hareket etmesi sebebiyle platform erişim engeli getirdi. Devamında ise platformun gerekli kurallara uyması için 48 saat süre verildi. Bu süre zarfında gerekli düzenlemeleri yapmayan platforma hala erişim sağlanamıyor. Konuyla ilgili olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan bir açıklama yaptı.

Bakan Yardımcısı Sayan tarafından yapılan açıklamada önemli bir detay dikkat çekti. Sayan açıklamasında “Kanunlarımıza ve hassasiyetlerimize uyan şirketleri her zaman destekliyoruz.” ibaresine yer verdi. Devamında ise bazı sosyal medya platformlarının tüm uyarılara rağmen terör örgütlerini destekleyici içerikler barındırdığını ve uyulması gereken kanunlara uyulmadığını bildirdi.
Instagram bugün açılıyor mu? Yetkililerden kritik görüşme!

Instagram bugün açılıyor mu? Yetkililerden kritik görüşme!

Instagram, erişim yasağının ardından "Instagram açılıyor mu?" gibi sorularla gündemde. Bugün Ulaştırma Bakanı ve Instagram bir araya gelecek.

Baka Yardımcısı Sayan konuşmasında Instagram erişim engelinin kaldırılmasına ilişkin net bir tarih vermedi. Konuyla ilgili olarak platformun çalışmalarına devam etmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğine işaret etti. Aksi takdirde platforma erişim engellenmeye devam edecek.

Türkiye’deki kullanıcılar ise ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta tepkili kesim diğer tarafta ise yasaktan memnun olan bir kesim bulunmakta. Bazı kullanıcılar ise her iki tarafta da yer almayıp VPN gibi 3. parti uygulamalar kullanarak platformdaki içerikleri tüketmeye devam ediyor.

Peki siz Instagram yasağı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Instagram erişim engeli/yasağı ne zaman kalkacak? Görüşlerinizi bizimle yorumlar bölümünde paylaşmayı unutmayın. Daha fazla içerik için ShiftDelete.Net sosyal medya hesaplarını ve YouTube kanalını takip edebilirsiniz…

Roblox neden açılmıyor? Erişim engeli getirildi!

Roblox’a erişim engeli geldi! BTK, yani Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından Roblox oyununa erişim engeli getirdi. Roblox’a girmek isteyen birçok oyuncu, giriş yaparken bağlantı hatalarıyla karşılaştığını belirtti. Peki, Roblox erişimi ne zaman açılacak? İşte detaylar…

BTK, yani Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından Roblox’a erişim engeli getirildi. Bu nedenle, Roblox’a giriş yapılamıyor. Downdetector hizmetinin sağladığı grafiğe göre, birçok kullanıcı Roblox ile ilgili sorunlar yaşadığını bildirdi. BTK’nın bu kararıyla birlikte, Roblox’un kapandığı ve erişim engelinin devreye girdiği doğrulandı.

Roblox, kullanıcıların Roblox Studio adlı tescilli motorunu kullanarak kendi oyunlarını ve deneyimlerini oluşturabilecekleri bir platform olarak biliniyor. Şu an için erişim engelinin sebebi ile ilgili net bir bilgi yok. Ancak, Roblox oyununun kişisel verileri satabileceği dedikoduları sebep olarak gösteriliyor. BTK’nın erişim engelini bu yüzden getirmiş olabileceği konuşuluyor.

Fortnite’a dev güncelleme! Minecraft ve Roblox’a rakip oluyor

Fortnite’a dev güncelleme! Minecraft ve Roblox’a rakip oluyor

Fortnite: Lego Survival modu nihayet yayınlandı. Bu mod, Minecraft tarzı hayatta kalma deneyimi sunacak. İşte detaylar.

Bu durum, özellikle Roblox hayranları için büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak, bu engelin ne kadar süreceği veya neden getirildiği konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor. Şu an için Roblox’un kişisel verileri satmak istemesi sebep olarak gösteriliyor. Ancak tam sebebi önümüzdeki saatlerde belli olacaktır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Roblox’a getirilen bu erişim engeli hakkında görüşleriniz nelerdir? Bu durumdan nasıl etkilendiniz? Aşağıdaki yorumlar kısmında düşüncelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Uygun fiyatlı Tesla vs Togg T10X V2 kıyaslama!

Togg ve Tesla’yı kıyasladığımız videomuza hoşgeldiniz. Her iki otomobili de 10.000 kilometreden fazla kullandık ve altını çizerek söylemek isteriz ki, bu video Togg ve Tesla için bir ürün yerleştirme videosu değil. Togg T10X vs Tesla Model Y detaylı karşılaştırma sizlerle.

Uygun fiyatlı Tesla vs Togg T10X V2 kıyaslama!

AZKarbon web sitesi

Başlangıçta fiyat konusunu konuşmamız lazım. Bu videoyu çekmek için beklememizin asıl sebebi fiyat. Çünkü her iki otomobilin fiyatı da eşitlendi. Sağımda bir Togg var, V2 yani uzun menzilli bir model, 1.8 milyon TL’den satılıyor. Bu videoyu çektiğimde Temmuz’un başıydı ve epey de güzel krediler var, faiz olarak finansman oldukça başarılı. Sol tarafta ise Tesla var. Tesla, %10’luk dilime geldiği için 1.8 milyon TL civarında, artı eksi 102.000 TL gibi bir fiyat aralığında. Her iki otomobilin fiyatı da aynı, bu yüzden kıyaslamak için bence tam doğru zamandayız.

Tasarımda, açıkçası kendi kişisel görüşüm Togg’un Tesla’dan daha başarılı olduğu yönünde. Bunun altında yatan neden, Tesla’nın rüzgar sürtünme katsayısına oynadığı için ön tarafının mermi gibi olması. Önden bakıldığında Tesla’yı, 10 kişiye sorsanız 6’sı bazen beğenmiyor. Çok sevenler de var. Bu nedenle, bu sevme işi kişisel zevke bağlı. Kendi kişisel yorumumu söylüyorum: Togg bence Tesla’dan çok daha güzel görünüyor ve başarılı. Tabii rüzgar sürtünme katsayısına karşı tasarımı değiştirmek birçok avantajı da beraberinde getiriyor. Bunların neler olduğunu videonun ilerleyen dakikalarında sizlere söyleyeceğim. Tasarım konusunda Togg gerçekten çok heybetli görünüyor. Ön taraf olsun, yandan bakınca ya da arkadan bakınca gerçekten hoş. Bu arada Tesla’ya da arkadan baktığınızda gerçekten çok iyi görünüyor ama benim tercihim Togg’dan yana oldu.

Geçiyorum bir diğer önemli kritere, batarya ve menzil. Burası gerçekten çok kıymetli. Sağ tarafımda Togg var; Togg’un bataryası yaklaşık 88.5 kWh ve bu batarya ile yaklaşık 523 km WLTP menzil sunuyor. Gerçekten büyük bir batarya var ve menzil 523 km. Sol tarafımdaki Tesla’ya baktığımda ise yaklaşık 60 kWh’lik bir batarya var, yani Togg’a göre daha küçük bir batarya ve menzil de TOGG’ta 523 km iken Tesla Model Y’nin menzili 450 km. Yani menzil konusunda Togg, kağıt üzerinde Tesla’dan çok daha iyi görünüyor. Tabii bu menzil, hangi şartlarda kullandığınıza bağlı. Tesla’nın bataryası lityum demir fosfat, Togg’un bataryası ise lityum iyon. Her iki bataryanın da kendine göre avantajları var. Mesela lityum demir fosfat bataryanın %180’e kadar şarj edebilme imkanı var. %180’den sonra şarj ederseniz bataryanın sağlığında sıkıntı olur gibi bir derdiniz yok; lityum demir fosfat bu konuda başarılı.

Batarya ve menzil konusuna tekrar dönecek olursak, öyle hemen bir çırpıda “Bu kadar kWh, bununki de bu kadar kWh, bu WLTP değerleri ezer geçer” diyebileceğimiz bir konu değil. Tabii bu bataryalara sahip iki otomobilde evinizde veya iş yerinizde çok daha uygun maliyetlere şarj edebilirsiniz. Bunun için AZKarbon sitesinden en uygun şarj cihazı modellerine bakabilir ve uygun özellikteki cihazı satın alabilirsiniz. Ek bir bilgi daha paylaşayım; sadece satın almakla kalmıyorsunuz, AZKarbon sizin için bu ürünleri anahtar teslimi şekilde kurabiliyor. AZKarbon’u bilmeyenler için de bu hizmetten kısaca bahsedeyim: Toplumsal bilinci artırmayı hedefleyen ve sürdürülebilir bir gelecek için ilham veren bir platform.

Sürüş dinamiklerine gelince, her iki otomobil de kendi segmentlerinde oldukça başarılı. Tesla’nın otomatik pilot sistemi ve sürüş yardımı özellikleri, uzun yolculuklarda büyük kolaylık sağlıyor. Togg’un sürüş dinamikleri ise, kullanıcının beklentilerini karşılayacak şekilde tasarlanmış. İki araç da sürüş keyfi sunuyor ama Tesla’nın bazı teknolojik avantajları, özellikle uzun yolculuklarda belirginleşiyor.

Sonuç olarak, her iki araç da kendi alanlarında başarılı. Togg, yerli üretim avantajı ve cazip fiyatı ile öne çıkarken, Tesla’nın teknoloji ve altyapı konusundaki tecrübesi dikkat çekiyor. İki aracın da avantajları ve dezavantajları var ve hangisinin sizin için daha uygun olduğuna karar verirken, bu faktörleri göz önünde bulundurmanız faydalı olacaktır.

Olimpiyatların olduğu Grand Palais, siber saldırıya uğradı!

Fransa’da tam 40 müze, siber fidye yazılımı saldırısına uğradı. Üstelik bu müzeler arasında 2024 Paris Olimpiyatları’nın yapıldığı Büyük Saray (Grand Palais) da var. Peki 2024 Paris Olimpiyatları tehlikede mi? İşte siber saldırının tüm detayları…

Le Parisien gazetesinin haberine göre, siber suçlular, müzelerin veri sistemlerine fidye yazılımı kullanarak siber saldırı düzenledi. Bu yazılım, verileri şifreleyerek bilgisayar, sunucu ve ağlardaki bilgileri okunamaz hale getiriyor. Tabii ki bu bilgileri geri vermek için fidye talep ediyorlar. Yani tam bir kabus senaryosu.

Yapılan siber saldırı, Grand Palais Müzesi’nde görevli bir güvenlik uzmanı tarafından fark edildi. Grand Palais, Paris Olimpiyatları’nda eskrim ve dövüş sanatları gibi etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam edecek. Saldırı sonrasında Grand Palais’ın sunucularına erişim kesildi, ama neyse ki müzenin günlük operasyonları etkilenmedi. Louvre, Versailles, Orsay ve Picasso müzeleri de bu saldırıdan nasibini aldı.

Paris Olimpiyatları, siber saldırı tehlikesiyle karşı karşıya!

Paris Olimpiyatları, siber saldırı tehlikesiyle karşı karşıya!

Paris Olimpiyatları bu hafta sonu başlarken, organizatörler bir dizi siber saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalmaktan endişe duyuyor.

Fransa Ulusal Bilgi Sistemleri Güvenlik Ajansı (ANSSI), bu siber saldırının mevcut Olimpiyatlar ve ardından gelecek Paralimpik Oyunlar üzerinde bir etkisi olmadığını belirtti. Yani, şimdilik oyunlar güvenli bir şekilde devam edecek gibi görünüyor. Ancak tabi ki bu, işin ciddiyetini azaltmıyor.

Siber fidye yazılımı saldırıları, siber güvenliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kendi ülkemizde de kültürel mirasımızı koruyan müzelerin dijital altyapıları, gelecekte bu tür olayların önüne geçmek için mutlaka güçlendirilmesi gerekiyor.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Bu tür siber fidye yazılımı saldırılarının önüne geçmek için ne gibi önlemler alınmalı? Fransa’nın bu saldırıya karşı alacağı önlemler yeterli olacak mı? Görüşlerinizi bizimle aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.

Araştırma, ofiste çalışmanın gerçeklerini ortaya çıkardı!

Great Place to Work tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ofis zorunlulukları çalışanların bağlılığını ve verimliliğini olumsuz etkiliyor. 18 yaş ve üzeri 4.400 çalışanı kapsayan bu araştırma, uzaktan çalışmanın birçok avantajını ortaya koyuyor. Araştırmanın bulgularına göre, uzaktan çalışanlar işlerine daha bağlı hissediyor ve daha sağlıklı bir çalışma ortamına sahip olduklarını belirtiyor.

Great Place to Work tarafından Temmuz 2023’te yapılan bu anket, uzaktan çalışanların işlerinden daha fazla memnun olduklarını ve iş yerlerinde daha sağlıklı bir psikolojik ve duygusal ortam bulduklarını gösteriyor. Anket, katılımcıların yüzde 51’inin kadın, yüzde 49’unun erkek olduğunu belirtiyor.

Katılımcıların yarısı düz çalışanlar, yüzde 25’i düşük yöneticiler, yüzde 20’si orta düzey yöneticiler ve yüzde 5’i üst düzey yöneticilerden oluşuyor. Yüzde 88’i tam zamanlı, yüzde 12’si ise yarı zamanlı/serbest çalışıyor.

Uzaktan çalışanlar, iş yerlerinde daha yüksek işbirliği seviyeleri olduğunu ve ofis politikaları ve arka planda yapılan oyunlardan uzak durduklarını belirtiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 65’i tamamen ofiste çalışırken, yüzde 16’sı tamamen uzaktan çalışıyor ve yüzde 20’si bazen uzaktan çalışıyor. Araştırma, uzaktan çalışanların iş yerinde daha az bilinçsiz önyargı ve kod değişikliğiyle karşılaştıklarını da ortaya koyuyor.

Bu durum, şirketlerin tamamen uzaktan çalışma modelini benimsemeleri gerektiği anlamına gelmiyor. Büyük iş yerleri, çalışanların ihtiyaçlarını anlamak ve onları desteklemek için çeşitli yollar buluyor. Örneğin, Cisco gibi şirketler, hackathonlar, kariyer koçluğu ve takım toplantıları gibi etkinliklerle çalışanlarını ofise çekmeyi amaçlıyor.

Ofis zorunlulukları, çalışanların işlerinde anlam bulmalarını zorlaştırabilir ve çalışan bağlılığını azaltabilir. Great Place to Work’ün raporu, çalışanlara nerede çalışacakları konusunda söz hakkı verildiğinde çalışan bağlılığının arttığını belirtiyor. Çalışanların nerede çalışacaklarına karar verebildikleri durumlarda, şirketlerinde uzun süre kalma olasılıklarının üç kat daha fazla olduğu ve ofis dönüş zorunluluklarıyla karşılaşmayan çalışanların işlerini bırakma olasılıklarının 14 kat daha az olduğu ortaya çıkıyor.

Daha önce yapılan araştırmalar da ofis dönüş zorunluluklarının çalışan memnuniyetini azalttığını ve şirket değerini artırmadığını gösteriyor. University of Chicago ve University of Michigan araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma, Apple, Microsoft ve SpaceX gibi şirketlerde ofise dönüş zorunluluklarının kıdemli çalışanların işten ayrılma oranını artırdığını belirtiyor.

Great Place to Work, ofis dönüş zorunluluklarının genel olarak verimliliği azalttığını belirtiyor. Çalışanların nerede çalışacaklarına kendileri veya ekipleri karar verdiğinde, işlerinde daha fazla çaba sarf ettiklerini bildiriyorlar. Uzaktan çalışma, olumlu bir çalışan deneyimi garanti etmese de işverenlerin uzaktan çalışanlarla iletişimi güçlendirmesi ve onların ihtiyaçlarını karşılaması gerektiği vurgulanıyor.

Araştırmacılar yapay zekanın halüsinasyon gördüğünü anlayabilen bir algoritma geliştirdi

Araştırmacılar yapay zekanın halüsinasyon gördüğünü anlayabilen bir algoritma geliştirdi

Yapay zeka halüsinasyonlarını tespit eden yeni algoritma, yapay zeka modellerinin doğruluğunu artırmayı hedefliyor.

Araştırma, ofis zorunluluklarının çalışan bağlılığını ve verimliliğini olumsuz etkilediğini açıkça gösteriyor. Peki, sizin uzaktan çalışma ve ofis hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Düşüncelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

Read this news article in English

Google Chrome arama geçmişi daha anlaşılır hale geldi

Google Chrome, kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla arama geçmişine küçük ama önemli bir güncelleme ekledi. Bu güncelleme, ziyaret edilen sitelerin üçüncü parti uygulamalar aracılığıyla geldiğini göstererek arama geçmişini daha anlaşılır hale getiriyor. Artık Chrome kullanıcıları, neden belirli sitelerin geçmişlerinde göründüğünü daha net bir şekilde anlayabilecek.

Google Chrome’un bu yeni özelliği, ziyaret edilen sitelerin hangi üçüncü parti uygulamalar aracılığıyla açıldığını belirtiyor. Örneğin, bir site Google App veya Google News gibi bir uygulama üzerinden ziyaret edilmişse, bu durum arama geçmişinde açıkça gösteriliyor. Bu küçük ama etkili güncelleme, özellikle ortak cihazlarda gezinme geçmişini daha anlaşılır kılıyor.

https://twitter.com/ArtemR/status/1820564833429020746

Artem Russakovskii, X platformunda yaptığı bir paylaşımda bu güncellemeyi vurguladı. Russakovskii’nin paylaşımında, “Google Chrome geçmişi artık bir sitenin üçüncü parti bir uygulama aracılığıyla ziyaret edilip edilmediğini söylüyor, örneğin Google App veya Google News. Güzel.” ifadeleri yer aldı. Bu paylaşımda ayrıca Hamzah Malik’e bu değişikliği fark ettiği için teşekkür ediliyor.

Bu güncelleme, kullanıcıların ziyaret ettikleri siteleri daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor. Artık bir siteye nasıl ulaşıldığına dair kafa karışıklığı yaşamadan, hangi uygulamaların hangi sitelere yönlendirdiğini görebilecekler. Özellikle ortak kullanılan cihazlarda bu özellik, kullanıcıların ziyaret edilen sitelerin kaynağını daha net bir şekilde anlamalarını sağlayarak gizlilik ve güvenlik konusunda rahatlama sunuyor.

Daha fazla uygulama, kullanıcıları kendi platformlarında tutmayı tercih ederken, Chrome’un bu özelliği, kullanıcıların arama geçmişlerini daha anlaşılır hale getiriyor. Bu güncelleme sayesinde, kullanıcılar Chrome’da arama geçmişlerine baktıklarında üçüncü parti uygulamalardan gelen siteleri daha kolay tespit edebilecekler.

Google Chrome reklam engelleyicilere veda edebilir!

Google Chrome reklam engelleyicilere veda edebilir!

Google Chrome reklam engelleyici uzantılara karşı yeni bir adım atıyor. Bazı popüler uzantıların desteği kesilecek.

Google Chrome’un bu yeni arama geçmişi güncellemesi, kullanıcı deneyimini iyileştirme yolunda atılmış küçük ama önemli bir adım. Siz de bu güncellemeyi fark ettiniz mi? Yeni özellik hakkındaki düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın!

Read this news article in English

Rusya, yeni İHA radarını devreye alıyor!

Rusya, insansız hava araçlarına (İHA) karşı hava savunmasını geliştirmeyi amaçlayan yeni bir radar sistemini devreye aldı. Lori adlı yeni radar istasyonu, 10 km menzil içindeki kara ve hava hedeflerini tespit edebilme yeteneğiyle öne çıkıyor. Ayrıca saatte 200 km’ye kadar hareket eden nesneleri izleyebiliyor.

Lori radar istasyonu, Rusya ve Ukrayna arasında devam eden İHA-SİHA mücadelesinde öne çıkacak. Rus yetkililerin açıklamasına göre bu radar, Ukrayna’nın insansız hava araçlarına karşı koymak için çalışacak. Ön prototiplerinin bu yıl yapılması ve ilk parti üretiminin Eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Askeri uzmanlar, Lori radarının ordu, acil servisler ve özel güvenliğe ait hava savunma sistemleriyle birleştirilmesinin önemli olduğunu altını çizdi. İHA-SİHA tehditlerine karşı Rusya’nın korunmasına yardımcı olabileceğini de söyledi.

Uzay Robotu temalı PlayStation kontrolcüsü duyuruldu!

Uzay Robotu temalı PlayStation kontrolcüsü duyuruldu!

Sony PlayStation, Uzay Robotu temalı yeni DualSense kablosuz oyun kontrolcüsü resmi olarak duyuruldu. İşte fiyatı...

Rusya’da askeri ve sivil altyapı arasındaki mesafe gitgide kısalıyor. Bu yüzden Lori gibi radarların petrol boru hatlarını, enerji santrallerini ve diğer sanayi tesislerini Ukrayna İHA’larından koruması bekleniyor. Ayrıca uzun menzilli askeri üsleri korumak için de uygun olduğu düşünülüyor.

Lori radarının İHA’lara karşı koyabilecek güçte olsa da, uzmanlar Rusya’nın hava sahasında hala yoğun bir radar alanına ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Sistemin geliştiricileri de Lori radarını yerli ve yabancı rakiplerinden yüzde on daha ucuz hale getirmeyi hedefliyor.

Başarılı olması halinde Rus yapımı Lori radar ağının yaygınlaştırılması isteniyor. Bu, askeri olarak artan drone riskine karşı savunmanın güçlendirilmesine yardımcı olabilir.

PS5 satışları, üzücü sonun yaklaştığını gösteriyor: İşte detaylar!

Sony, son yayınladığı çeyrek finansal raporu ile hem olumlu hem de olumsuz bir tabloyla karşımıza çıktı: Buna göre Sony PlayStation 5 için iki anlamda da sonun yaklaştığı görülüyor. İşte gelen rakamlara göre analizler ve detaylar…

PS5 satışları gözle görülür oranda düştü

Her ne kadar Sony, iki büyük rakibi Nintendo ve Microsoft’un son nesil konsolları Xbox Series X|S ve Nintendo Switch’in toplamından bile çok satsa da, açıklanan resmi rakamlara göre konsol neslinin sonlarına yaklaştığımız belli oluyor.

2024 mali yılının ilk çeyreğinde (1 Nisan – 30 Haziran arası) PS5 satışları 2,4 milyon adede ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla düşüş gösterse de, toplam PS5 satışlarını etkileyici bir rakam olan 61,7 milyona çıkmış oldu.

Sony kan kaybediyor: PlayStation Plus, abonelerinin yarısını kaybetti!

Sony kan kaybediyor: PlayStation Plus, abonelerinin yarısını kaybetti!

Sony, PlayStation Plus dahilinde AAA oyunlar sunmasına rağmen geçen ay abonelerinin yarısını kaybetti. İşte detaylar!

Konsol satışlarındaki bu düşüşe rağmen, Sony’nin oyun bölümü genel olarak olumlu bir tablo çiziyor. “Oyunlar ve Ağ Hizmetleri” segmentinde satışlar yıllık bazda yüzde 12 artarken, faaliyet gelirleri yüzde 32’lik bir artışla 443 milyon dolara yükseldi. Bu artışın arkasında döviz kurlarındaki değişimler, birinci parti oyun yazılımı satışlarındaki artış ve PlayStation Plus abonelik hizmetinin geçtiğimiz yıla göre büyümesi yatıyor.

ps5-pro-isin-izleme-ozelligi-amd

Son olarak bir başka yaklaşan son da fiziksel medya barındıran konsolların geleceğiyle ilgili gibi görünüyor. Bu çeyrekte, oyun satışlarının yüzde 80’i dijital platformlar üzerinden gerçekleşti. Bu oran, geçen mali yılda ortalama yüzde 70 seviyesindeydi. Fiziksel kopya satışlarının giderek azaldığı bir dönemde, bu trend sektörün geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor.

Bu anlamda muhtemelen 2026 yılında PlayStation 6’ya dair çok ciddi dedikodular ve bilgiler almaya başlayacağız. Ek olarak muhtemelen PlayStation 5, fiziksel medya oynatıcısı içeren son PS nesli olacaktır.

Read this news article in English

Microsoft, DLSS ve FSR’ye rakip oldu: İşte ilk performans testleri!

İlk kez geçtiğimiz aylarda Microsoft tarafından duyurulan, Nvidia ve AMD gibi dev firmaların DLSS ve FSR teknolojilerine alternatif olması beklenen Otomatik Süper Çözünürlük (Auto Super Resolution) özelliğine ilişkin ilk testler ortaya çıktı. Gelen bilgilere göre, Microsoft’un alması gereken çok fazla yol var gibi görünüyor.

Microsoft, Auto SR ile şimdilik çok geride…

Microsoft’un geçtiğimiz aylarda duyurduğu ve şimdilik çalışmak için tümleşik GPU barındıran bir Qualcomm Snapdragon X işlemcili donanıma ihtiyaç duyan Auto SR’a dair ilk testler geldi.

microsoft-dlss-ve-fsrye-rakip-oldu-iste-ilk-performans-testleri-2

Gücünü Copilot Plus’tan alan ve yapay zeka destekli işlem sağlayan ‘upscale’ teknolojisi, şimdilik kısıtlı donanımları ve oyunları destekliyor. Digital Foundry cephesinin Microsoft Surface Laptop 7 ile ve birçok farklı oyunla yaptığı testlere göre bu teknolojinin şimdilik DLSS de dahil olmak üzere kayda değer ‘upscale’ teknolojilerine rakip olacak seviyede değil.

Yapılan incelemelerde, Auto SR özelliğinin ilk kayda değer sorunu olarak metin tabanlı görselleri yüksek çözünürlüklü hale getirmekte zorlanıyor olması dikkat çekiyor. Bu da, daha bir oyunun ana menüsündeyken bile çeşitli sorunlarla karşılaşıyorsunuz demek…

Bununla birlikte teknolojinin kendisi kayda değer sonuçlar verse de, tümleşik GPU zorunluluğu nedeniye hemen hemen 10 FPS ile oyun oynamak zorunda kaldığınız Cyberpunk 2077 gibi örnekler de mevcut.

Özetle Auto SR’dan şimdilik bir mucize beklememek lazım. Teknoloji umut vadediyor gibi görünse de şu an piyasadaki kayda değer hiçbir rakibiyle boy ölçüşecek seviyede değil.

Read this news article in English

Sevilen Star Wars oyunu nihayet PS4 ve Xbox One’a geliyor! İşte tarihi

EA ve Respawn Entertainment, Star Wars Jedi: Survivor’ın PlayStation 4 ve Xbox One sürümlerinin 17 Eylül’de çıkacağını duyurdu. Bu haber, yalnızca eski nesil konsollara sahip olan oyuncular için müjdeli bir haber. Daha önce yalnızca PC ve mevcut nesil konsollar için mevcut olan bu mükemmel aksiyon-macera oyunu, artık daha geniş bir oyuncu kitlesiyle buluşacak.

Star Wars Jedi: Survivor, 2019’da çıkan Star Wars Jedi: Fallen Order’ın devamı niteliğinde olup, Cal Kestis’in Yüksek Cumhuriyet dönemiyle bağlantılı yeni bir tehditle yüzleşmesini konu alıyor. Oyun, Nisan 2023’te piyasaya çıktığında dört yıldızlı bir inceleme aldım ve “Star Wars Jedi: Survivor, şimdiye kadar oynadığım en yoğun 3D Metroidvania oyunlarından birinde tematik olarak zengin, karakter odaklı bir Jedi hikayesi anlatıyor. Artık tek oyunculu Star Wars deneyiminin tanımlayıcı örneği” yazmıştım.

Oyun ilk duyurulduğunda yalnızca mevcut nesil konsollara özel olarak lanse edilmişti ve PC’de yaşanan performans sorunlarına rağmen bu durumun değişmeyeceği düşünülüyordu. Ancak, EA son bir buçuk yılda Survivor’ın performansını tüm platformlarda iyileştirmek için yeni yamalar yayınladı ve eski nesil bir port üzerinde çalıştı. Geçen yılki bir EA kazanç çağrısı sırasında bu portun onaylandığı açıklandı. Basın bülteni, Survivor’ın eski nesil sürümlerinin 50 dolara mal olduğunu ve “konsolların donanım yeteneklerini en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan çeşitli optimizasyonlar” içerdiğini belirtti.

Star Wars Jedi: Survivor, PS4 ve Xbox One için 17 Eylül’de çıkıyor. Oyun şu anda PC, PS5 ve Xbox Series X/S’de mevcut ve Xbox Game Pass Ultimate oyun kataloğunun bir parçası. EA ayrıca, önümüzdeki birkaç hafta içinde PC’de oyun performansını, kontrollerini ve daha fazlasını iyileştirecek bir yama yayınlamayı planlıyor.

Çok eleştirilen Star Wars dizisinin ikinci sezonu geliyor!

Çok eleştirilen Star Wars dizisinin ikinci sezonu geliyor!

The Acolyte ikinci sezonu yakında duyurulabilir. İlk sezonuyla eleştiri toplayan dizinin ikinci sezonu için çalışmalar başladı.

Bu yama, oyun deneyimini daha akıcı hale getirecek çeşitli yaşam kalitesi iyileştirmeleri de içerecek. Eski nesil konsollara sahip oyuncular, nihayet bu efsanevi Star Wars macerasını deneyimleme şansına sahip olacaklar.

Read this news article in English

Satışlar dip yaptı! Japon otomobil devleri zor durumda

Japon otomobil devleri Toyota, Honda ve Nissan, Temmuz ayında Çin’de büyük bir düşüş yaşayarak ciddi bir darbe aldı. Satışlar adeta serbest düşüşe geçti ve bu durum, küresel otomotiv endüstrisinin geçirdiği büyük değişimlerin bir sonucu olarak kabul edildi. Peki satışlar neden bu kadar düştü?

Toyota, Temmuz ayında Çin’de 143 bin 400 araç satabildi, bu rakam geçen yıla göre yüzde 6.1’lik bir düşüş demek. Honda’nın durumu daha da vahim: yüzde 41.4 oranında düşerek sadece 52 bin 567 araç satabildi. Nissan ise yüzde 20.8’lik bir düşüşle 47 bin 102 araç sattı. Üç büyük Japon markasının hepsi, Çin pazarında ciddi bir zorluk yaşıyor.

toyota-300-milyon-dolar-iklim-yatirim

Toyota ve Honda, tam altı aydır arka arkaya düşüş yaşıyor. Nissan ise dört aydır bu düşüş trendinden kurtulamıyor. Japon otomobil üreticileri gerçekten de Çin’de ciddi bir krizle karşı karşıya. Peki Japon otomobil üreticileri neden bu kadar büyük bir düşüş yaşadı?

Toyota farkı! 100 bin araca ücretsiz motor değişimi

Toyota farkı! 100 bin araca ücretsiz motor değişimi

Toyota önemli bir duyuru yaptı, 100 binden fazla Tundra ve LX sahibine ücretsiz motor değişimi. Sorunlu motorlar değişecek.

Çinli otomobil markaları, özellikle elektrikli araç (EV) segmentinde inanılmaz bir hızla yükseliyor. Japon markaları, bu rekabet karşısında zorlanıyor. Çinli tüketiciler, teknolojiye ve kişiselleştirmeye daha fazla önem veriyor. Japon otomobilleri ise bu konularda daha muhafazakar kalıyor. Yarı iletken kıtlığı ve diğer tedarik zinciri problemleri, Japon markalarının üretim ve satışlarını olumsuz etkiliyor.

Japon otomobil üreticilerinin Çin pazarında rekabet edebilmek için hızlı bir dönüşüm geçirmeleri gerekiyor. Daha yenilikçi ve tüketici odaklı stratejiler geliştirmek zorundalar. Japon otomobil devlerinin Çin’deki bu zorlu durumu nasıl atlatacağını hep birlikte göreceğiz. Peki, siz ne düşünüyorsunuz? Sizce bu durumdan nasıl çıkabilirler? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Google, sahte yapay zeka içeriklere savaş açtı!

Google, arama motoru algoritmasında önemli bir güncelleme yapmaya hazırlanıyor. Buna göre özellikle sahte ve yanıltıcı yapay zeka içerikleri paylaşmak sıralamayı etkileyecek. Google böylece deepfake yöntemiyle üretilen yapay zeka içeriklerinin yayılmasını engellemeyi planlıyor.

Yapay zeka hayatımıza çok yeni girmiş olsa da şimdiden sahte yapay zeka video ve görselleri büyük sorunlar yaratıyor. Bildiğiniz gibi yapay zeka ile birinin fotografik olarak gerçekçi görüntüsünü oluşturmanız mümkün. Aslında bir çok yapay zeka aracı özellikle ünlülerin yapay zeka ile sahte görüntülerinin oluşturmasına engel oluyor. Buna karşın bu araçlar Taylor Swift’in pornografik deepfake fotoğraflarını oluşmasını engelleyemedi.

Yapay zeka araçları daha önce de Papa’nın, Eski ABD Başkanı Trump’ın sahte görsellerini üretti. Ancak şu anda yapay zeka araçları özellikle ünlülerin yapay zeka görsel ve videolarını üretmeyi engelliyor. Her şeye rağmen Google yapay zeka ürünü sahte görsel ve videoların yayılmasını engellemek adına algoritma güncelleyecek.

Google algoritma, sahte yapay zeka görseli, yapay zeka deepfake

Buna göre yapay zeka ile üretilen deepfake görselleri ve videoları paylaşan ve yayan siteler aramalarda en alt sıralara düşecek. Burada Google’ın yapay zeka ile üretilen kişi görsellerine odaklanması beklentiler arasında. Ancak Google’ın sadece tanınmış kişilerin sahte yapay zeka görüntülerini mi yoksa tüm deepfake içerikleri mi aramalarda engelleyeceği belirsiz. Google, bu güncelleme sonrası yapay zeka ile üretilen sahte görsel ve videoların dolaşımının yüzde 70 oranında azalacağı düşüncesinde.

TikTok sahibi ByteDance’in video yapay zeka uygulaması: Jimeng AI!

TikTok sahibi ByteDance’in video yapay zeka uygulaması: Jimeng AI!

Video yapay zeka uygulamaları daha da genişlemeye devam ediyor. TikTok şirketi ByteDance de Jimeng AI video yapay zeka uygulaması duyurdu...

Her ne kadar Google bu tür sahte yapay zeka içeriklerini engellese bile sosyal medya platformlarında da bu görüntüler yayılabiliyor. Sosyal medya siteleri ve uygulamaları ise Taylor Swift olayı sonrası deepfake görselleri daha fazla filtrelemeye başladı. Ancak bu tür filtreler genel anlamda ünlü kişilerin sahte görüntülerini engelliyor.

Aslında şu an için yapay zeka video üretme araçları bu tür imkanlar sunmuyor. Hali hazırda emekleme aşamasında olan yapay zeka video araçlarının gelecekte bu tür sorunlara yol açma imkanı var. Ancak asıl sorun mevcut videolara ekleme yapan ve sahte videolar üreten uygulamalar. Google’ın ve sosyal medya uygulamalarının bu tür sahte içerikleri tam anlamıyla nasıl engelleyeceği ise merak konusu.

Yapay zeka ile oluşturulmuş deepfake görselleri ve videolarını sıralamada düşürmek sizce bu içeriklerin yayılmasını engeller mi? Yorumlarınızı bekliyoruz.