Epic Games Ücretsiz Oyun Dağıtıyor

Epic Games ücretsiz oyun kampanyaları, her hafta milyonlarca oyuncu tarafından merakla bekleniyor ve dijital oyun mağazası bu geleneğini bu hafta da sürdürüyor. Oyunculara düzenli olarak yüksek kaliteli yapımları bedelsiz sunan platform, bu kez de hem eğlenceli hem de sıra dışı bir yönetim simülasyonunu kütüphanelere kalıcı olarak ekleme fırsatı tanıyor. Normal satış fiyatı 349 TL olan Definitely Not Fried Chicken, kısa bir süreliğine tüm Epic Games kullanıcıları için tamamen ücretsiz hale geldi.

Bu Haftanın Epic Games Ücretsiz Oyunu Belli Oldu

Epic Games Store’un bu haftaki sürprizi, Dope Games tarafından geliştirilen ve Curve Games tarafından yayınlanan yönetim simülasyonu Definitely Not Fried Chicken oldu. Oyuncular, bu yapımda görünürde yasal bir paravan işletme kurarak, perde arkasında yasa dışı ve oldukça kârlı bir imparatorluk yönetmeye çalışıyor. Mizahi anlatımı ve alışılmışın dışındaki konseptiyle dikkat çeken oyun, strateji ve kaynak yönetimi türlerini sevenler için keyifli bir alternatif sunuyor.

Bu cazip kampanyadan yararlanmak isteyen oyuncuların 5 Şubat 2026 19:00’a kadar oyunu Epic Games Store üzerinden talep etmeleri gerekiyor. Oyunu bu süre zarfında kütüphanesine ekleyen herkes, kampanyanın sona ermesinin ardından da oyuna kalıcı olarak sahip olacak. Bu, oyunu istediğiniz zaman indirip oynayabileceğiniz anlamına geliyor.

Sıra Dışı Bir Yönetim Simülasyonu Deneyimi

Definitely Not Fried Chicken, oyunculara çift taraflı bir iş yönetimi deneyimi sunuyor. Bir yandan, müşterilerin dikkatini çekmeyecek sıradan bir fast-food zinciri işletirken, diğer yandan bu işletmenin bodrum katında veya arka odalarında gelişen yasa dışı üretim tesislerini yönetmeniz gerekiyor. Oyunun temel mekaniği, bu iki operasyon arasındaki dengeyi kurmak üzerine kurulu. Yasal işinizden elde ettiğiniz gelirle yasa dışı faaliyetlerinizi finanse ederken, aynı zamanda yetkililerin dikkatini çekmemek için büyük bir özen göstermelisiniz.

Oyunda başarılı olmak için dikkat etmeniz gereken bazı temel unsurlar şunlardır:

  • Lojistik Yönetimi: Üretim zincirinizi ve dağıtım ağınızı verimli bir şekilde planlayın.
  • Personel İdaresi: Hem yasal hem de yasa dışı işleriniz için doğru personeli işe alın ve onları yönetin.
  • Risk Yönetimi: Polisin ve rakip çetelerin dikkatini çekmemek için operasyonlarınızı gizli tutun.
  • Genişleme Stratejisi: Kazandığınız parayla yeni işletmeler açarak imparatorluğunuzu büyütün.

Oyunun Steam platformundaki oyuncu yorumları da oldukça olumlu bir tablo çiziyor. Yaklaşık 2.000 kullanıcı tarafından değerlendirilen yapım, %70’in üzerinde olumlu oy alarak türün meraklıları tarafından beğenildiğini kanıtlıyor. Özellikle mizahi tonu ve bağımlılık yaratan oynanış döngüsü, oyuncuların en çok övdüğü yönler arasında yer alıyor.

Epic Games’in Ücretsiz Oyun Stratejisinin Başarısı

Epic Games’in 2018’de başlattığı haftalık ücretsiz oyun kampanyası, dijital oyun dağıtım pazarında dengeleri değiştiren en önemli hamlelerden biri oldu. Bu strateji, platformun kısa sürede milyonlarca yeni kullanıcı kazanmasını sağlarken, aynı zamanda oyuncu topluluğu içinde büyük bir sadakat oluşturdu. Her hafta Perşembe günü yenilenen kampanya, oyuncular için bir ritüel haline geldi ve Epic Games Store’un trafiğini düzenli olarak artırdı.

Bu stratejinin bir diğer önemli faydası ise bağımsız geliştiricilere sağladığı görünürlük oldu. Normal şartlarda büyük kitlelere ulaşmakta zorlanabilecek pek çok kaliteli bağımsız yapım, Epic Games’in ücretsiz oyun programı sayesinde milyonlarca oyuncunun kütüphanesine girdi. Bu durum, hem geliştiricilerin yeni projeler için finansman bulmasına yardımcı oldu hem de oyuncuların farklı türlerdeki oyunları keşfetmesine olanak tanıdı. Definitely Not Fried Chicken da bu stratejinin başarılı bir örneği olarak, bu hafta daha geniş bir oyuncu kitlesiyle buluşma fırsatı yakalıyor.

Steam’e Yeni Ücretsiz Oyunlar Eklendi

Steam’e Yeni Ücretsiz Oyunlar Eklendi

Steam'e her türden oyuncuya hitap eden 10 yeni Steam ücretsiz oyun eklendi. Bütçenizi zorlamadan oynayabileceğiniz bu yeni yapımlar burada.

Peki, bu haftaki Epic Games ücretsiz oyunu hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Apple Türkiye’de Vergileri Düşürdü!

Apple, yeni vergi düzenlemelerini takiben dokuz farklı ülkede App Store fiyat güncellemesi yaptığını resmi olarak duyurdu. Bu önemli değişiklik, hem uygulama ve uygulama içi satın alım fiyatlarını hem de bu platform üzerinden gelir elde eden geliştiricilerin kazançlarını doğrudan etkiliyor. Yapılan düzenlemeler arasında, Türkiye’deki dijital satış vergisi oranında yaşanan düşüş özellikle dikkat çekiyor ve bu durumun yerel pazara olumlu yansıması bekleniyor.

Teknoloji devi, bu güncellemelerin temel amacının küresel pazarlardaki fiyat tutarlılığını korumak ve yerel yasalara tam uyum sağlamak olduğunu belirtiyor. Geliştiricilere gönderilen bilgilendirme e-postasında, fiyat ayarlamalarının finansal veri sağlayıcılarından alınan halka açık döviz kuru bilgileri ve ülkelerdeki güncel vergi oranları kullanılarak otomatik olarak yapıldığı vurgulandı. Bu hamle, Apple’ın dünya çapındaki operasyonlarında ne kadar titiz bir finansal ve yasal uyum süreci yürüttüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Apple App Store Fiyat Güncellemesi Neleri Kapsıyor?

Apple’ın duyurduğu App Store fiyat güncellemesi, dokuz ülkedeki vergi yasalarında meydana gelen değişikliklere bir yanıt niteliği taşıyor. Şirket, bu tür güncellemeleri periyodik olarak yaparak, tüm uygulama mağazalarında adil ve tutarlı bir fiyatlandırma politikası izlemeyi hedefliyor. Geliştiricilere yapılan açıklamada, “Bu düzenlemeler, uygulama ve uygulama içi satın alımlar için fiyatların tüm vitrinlerde tutarlı kalmasını sağlamaya yardımcı olmak amacıyla finansal veri sağlayıcılarından alınan halka açık döviz kuru bilgileri kullanılarak yapılmaktadır” ifadelerine yer verildi. Bu durum, Apple’ın hem geliştiricileri hem de son kullanıcıları korumaya yönelik proaktif bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor.

App Store Connect arayüzü

Güncellemeden etkilenen ülkeler ve yapılan vergi değişikliklerinin tam listesi şu şekilde:

  • Bhutan: %5 oranında yeni Mal ve Hizmet Vergisi (GST) uygulamasına geçildi. Bu durum, fiyatlarda bir artışa neden olacak.
  • Finlandiya: Haber, dergi, kitap ve sesli kitaplar için uygulanan indirimli katma değer vergisi (KDV) oranı %14’ten %13.5’e düşürüldü.
  • Gana: 2019 COVID-19 Sağlık Kurtarma Vergisi kaldırıldı. Bu verginin kalkması, fiyatlarda düşüş sağlayabilir.
  • Kazakistan: KDV oranı %12’den %16’ya yükseltildi. Bu, uygulama fiyatlarına artış olarak yansıyacak.
  • Litvanya: Haber, dergi, kitap ve sesli kitaplar için indirimli KDV oranı %9’dan %5’e indirildi.
  • Mauritius: %15 oranında yeni bir KDV uygulaması başlatıldı. Ayrıca bu ülke için Şubat ayında ek fiyat düzenlemeleri de yapılacak.
  • Rusya: KDV oranı %20’den %22’ye çıkarıldı.
  • Türkiye: Dijital Satış Vergisi (DSV) oranı %7.5’ten %5’e düşürüldü. Bu indirim, Türkiye’deki kullanıcılar için daha uygun fiyatlar anlamına gelebilir.
  • Zimbabve: KDV oranı %15’ten %15.5’e yükseltildi.

Bu değişiklikler, Apple’ın küresel dijital ekonominin karmaşıklığına nasıl adapte olduğunu gösteriyor. Her ülkenin kendi vergi politikası olduğundan, bu tür bölgesel ayarlamalar kaçınılmaz hale geliyor. Özellikle Türkiye’deki DSV oranının düşürülmesi, yerli kullanıcılar ve geliştiriciler için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Geliştiriciler ve Kullanıcılar İçin Anlamı Ne?

Bu fiyat güncellemeleri, App Store ekosistemindeki iki ana taraf olan geliştiriciler ve kullanıcılar için farklı anlamlar taşıyor. Apple’ın otomatik fiyat eşitleme sistemini kullanan geliştiriciler için süreç oldukça basit. Fiyatlar, yeni vergi oranlarına göre Apple tarafından otomatik olarak ayarlanacak ve geliştiricilerin ek bir işlem yapmasına gerek kalmayacak. Bu otomasyon, geliştiricilerin her ülkedeki vergi yasalarını tek tek takip etme yükünü ortadan kaldırarak büyük bir kolaylık sağlıyor.

Bununla birlikte, fiyatlarını manuel olarak yönetmeyi tercih eden, yani her ülke için özel fiyat belirleyen geliştiricilerin ise bu değişiklikleri dikkate alarak kendi fiyat listelerini güncellemeleri gerekecek. Eğer bu geliştiriciler fiyatlarını güncellemezlerse, vergi artışı olan ülkelerde gelirlerinde düşüş yaşayabilir veya vergi indirimi olan ülkelerde rekabet avantajını kaybedebilirler. Apple, bu süreci kolaylaştırmak adına App Store Connect platformundaki “Fiyatlandırma ve Uygunluk” bölümünü şimdiden güncellediğini belirtti. Geliştiriciler, bu bölümden yeni vergi oranlarını ve önerilen fiyat kademelerini görebilirler.

Kullanıcılar açısından ise durum daha net. Vergi oranlarının arttığı Kazakistan, Rusya, Zimbabve gibi ülkelerde uygulama ve uygulama içi satın alım fiyatlarında bir artış gözlemlenecek. Öte yandan, vergi indirimi yapılan Türkiye, Finlandiya ve Litvanya gibi ülkelerde ise fiyatların düşmesi bekleniyor. Bu durum, özellikle abonelik tabanlı hizmetler ve sıkça uygulama içi satın alım yapan kullanıcılar için önemli bir fark yaratabilir. Apple’ın bu şeffaf yaklaşımı, kullanıcıların fiyat değişikliklerinin nedenini anlamasına yardımcı oluyor ve güven ortamını pekiştiriyor.

Sonuç olarak, Apple’ın bu adımı, küresel bir platform yönetmenin getirdiği zorlukları ve sorumlulukları bir kez daha ortaya koyuyor. Şirket, yerel yasalara uyum sağlarken aynı zamanda hem geliştiriciler hem de kullanıcılar için adil bir pazar ortamı yaratma çabasını sürdürüyor.

iOS 26.3 ile iPhone’a Gelecek Yenilikler

iOS 26.3 ile iPhone’a Gelecek Yenilikler

Apple, yeni iOS 26.3 özellikleri ile iPhone deneyimini güncelliyor. Android'e geçiş, gizlilik ayarları ve daha fazlası.

Peki, Apple’ın App Store fiyat güncellemesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Yeni Mercedes-Benz S-Serisi Duyuruldu

Mercedes-Benz, lüks segmentin referans noktası kabul edilen S-Serisi ile otomobil dünyasındaki standartları bir kez daha yukarı taşıyor. Markanın amiral gemisi, tarihindeki en kapsamlı güncellemeyi alarak geleneksel mühendisliği dijital bir devrimle harmanlıyor. Carl Benz’in otomobili icadının 140. yılına özel bir saygı duruşu niteliğindeki bu yeni modelde, aracı oluşturan bileşenlerin yüzde 50’sinden fazlası tamamen yenilendi veya baştan tasarlandı.

S-Serisi’nde Devrim: 600 Metre Menzilli Farlar ve VR10 Zırh Seçeneği

Dış tasarımda ilk göze çarpan detay, önceki modele göre yüzde 20 oranında büyüyen ve artık aydınlatmalı bir yıldıza sahip olan ön ızgara. Gece sürüşlerinde araca karakteristik bir imza kazandıran bu tasarım, modern ışık teknolojileriyle destekleniyor. Yeni Digital Light sistemi, mikro LED teknolojisi sayesinde aydınlatma alanını yüzde 40 oranında genişletirken enerji tüketimini düşürüyor. 600 metreye kadar menzil sunan Ultra Range uzun farlar, karşı şeritteki sürücüleri rahatsız etmeden geceyi gündüze çeviriyor.

Mercedes-Benz S-Serisi, MB.OS, Digital Light, MBUX Superscreen, otonom sürüş, hibrit motor, VR10 zırhlı araç, yapay zeka asistanı

Aracın teknolojik kalbini, Mercedes-Benz’in kendi geliştirdiği işletim sistemi MB.OS oluşturuyor. Bu sistem, aracı adeta yürüyen bir süper bilgisayara dönüştürerek sürüş destek sistemlerinden bilgi-eğlenceye kadar her şeyi tek bir merkezden yönetiyor. Araç içindeki dijital deneyim, yapay zeka entegrasyonlarıyla boyut atlıyor. MBUX Sanal Asistan, ChatGPT ve Google Gemini gibi gelişmiş dil modellerini kullanarak sürücüyle doğal ve akıcı bir diyalog kurabiliyor.

Mercedes-Benz S-Serisi, MB.OS, Digital Light, MBUX Superscreen, otonom sürüş, hibrit motor, VR10 zırhlı araç, yapay zeka asistanı

Ön konsol, 14,4 inçlik merkezi ekran ve yolcu ekranını tek bir cam yüzeyde birleştiren MBUX Superscreen ile fütüristik bir görünüme sahip. Sürücünün gözünü yoldan ayırmasını engellemek için geliştirilen artırılmış gerçeklik destekli Head-up Display, navigasyon oklarını ve şerit uyarılarını doğrudan asfaltın üzerine yansıtıyor. Konfor tarafında ise 44 dereceye kadar ısınabilen emniyet kemerleri ve kabin havasını her 90 saniyede bir iyonize ederek temizleyen elektrikli filtre sistemi dikkat çekiyor.

Mercedes-Benz S-Serisi, MB.OS, Digital Light, MBUX Superscreen, otonom sürüş, hibrit motor, VR10 zırhlı araç, yapay zeka asistanı

Sürüş destek sistemleri, otonom sürüşe giden yolda önemli bir kilometre taşı. 10 kamera, 5 radar ve 12 ultrasonik sensör ile donatılan araç, dar alanlarda ve beyaz çizgilerin olmadığı yerlerde bile otomatik park edip çıkış yapabiliyor. Çin pazarında sunulacak MB.DRIVE ASSIST PRO, yoğun trafikte bile noktadan noktaya otonom sürüş yeteneği sunuyor. Ayrıca, akıllı süspansiyon sistemi, bulut tabanlı verileri kullanarak yoldaki kasisleri önceden algılıyor ve sönümlemeyi milisaniyeler içinde ayarlıyor.

Mercedes-Benz S-Serisi, MB.OS, Digital Light, MBUX Superscreen, otonom sürüş, hibrit motor, VR10 zırhlı araç, yapay zeka asistanı

Kaputun altında ise verimlilik ön planda. V8 ve sıralı 6 silindirli motorlar, hafif hibrit desteğiyle daha performanslı hale getirildi. Yaklaşık 100 km elektrikli menzil sunan plug-in hibrit seçeneği de seçenekler arasında. Güvenlik konusunda en üst seviyeyi arayanlar için VR10 koruma seviyesine sahip S 680 GUARD versiyonu, sivil bir araçta sunulan en yüksek zırh korumasını vadediyor. Arka aks yönlendirme sistemi ise aracın dönüş çapını iki metreye kadar azaltarak devasa gövdenin şehir içinde kıvrak hareket etmesini sağlıyor.

Mercedes Hidrojenli Kamyon Üretime Giriyor

Mercedes Hidrojenli Kamyon Üretime Giriyor

Mercedes'in devrim niteliğindeki yeni hidrojenli kamyon modeli NextGenH2 seri üretime giriyor. İşte tüm detaylar.

Teknoloji, lüks ve güvenliğin bu denli entegre edildiği yeni S-Serisi, otomobilin sadece bir ulaşım aracı olmadığını kanıtlar nitelikte. Peki, siz otomobillerde bu kadar yoğun yapay zeka kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Microsoft Harcıyor Yatırımcılar Korkuyor!

Microsoft, Çarşamba günü açıkladığı ikinci çeyrek kazanç raporunda teknoloji dünyasını şaşırtan rakamlar paylaştı. Şirket, piyasa tahminlerini 1 milyar dolardan fazla aşarak 37,5 milyar dolarlık sermaye harcaması yaptığını duyurdu. Microsoft yöneticilerinin yatırımcılarla yaptığı görüşmede paylaştığı bilgilere göre, bu harcamalar bir önceki yıla kıyasla %66 oranında artış gösterdi ve bütçenin kabaca üçte ikisi öncelikli olarak GPU ve CPU donanımlarına ayrıldı.

OpenAI Bağımlılığı ve Yavaşlayan Büyüme: Microsoft Hisseleri Düşüşte

Birkaç ay öncesine kadar bu tür devasa yatırım haberleri Microsoft hisselerini yukarı taşırdı ancak bu sefer tam tersi bir etki yarattı ve hisseler %7 oranında değer kaybetti. Yapay zeka balonuna dair endişeler artarken, piyasalar artık sadece büyük harcama taahhütleri duymak istemiyor. Yatırımcılar, teknolojinin finansal vaatlerine olan inançlarını tazeleyecek somut gelir getirileri görmeyi her zamankinden daha fazla arzuluyor.

Microsoft, OpenAI, Yapay Zeka, Yatırım, Bulut Bilişim, Borsa, Ekonomi

Microsoft’un rekor harcamalarına eşlik eden bir diğer önemli detay ise bulut büyümesindeki yavaşlama oldu. Şirketin bulut hizmetlerinden elde ettiği gelir bu çeyrekte %39 oranında büyüme kaydetti ancak bu oran ilk çeyrekteki %40’lık büyümenin gerisinde kaldı. Microsoft CFO’su Amy Hood, sermaye harcamaları ile bulut büyümesi arasındaki bu uyumsuzluğu kısmen açıkladı. Hood, mevcut GPU ve bulut kapasitesinin şirket içi ekiplere tahsis edildiğini ve müşteri talebinin hala arzın önünde gittiğini belirtti.

Microsoft Uçuşta Ama Xbox Gelirleri Dibi Gördü

Microsoft Uçuşta Ama Xbox Gelirleri Dibi Gördü

Microsoft, bulut ve yapay zeka ile rekor kırarken Microsoft Xbox gelirleri %5 düştü. Milyarlık satın almalara rağmen bu düşüşün nedenlerini ve detaylı analizi haberimizde.

Yavaşlayan bulut büyümesi mantıklı gerekçelerle açıklansa bile yatırımcıları endişelendiren asıl nokta Microsoft’un yapay zeka devi OpenAI’a olan bağımlılığı oldu. Verilere göre, Microsoft’un kalan bulut taahhütlerinin %45’i yalnızca OpenAI kaynaklı durumda. OpenAI finans dünyası için eskiden kurtarıcı bir güç olarak görülse de girişimin karlılığa giden yolu üzerindeki belirsizlikler algıyı değiştirmeye başladı.

Microsoft, OpenAI, Yapay Zeka, Yatırım, Bulut Bilişim, Borsa, Ekonomi

OpenAI, yıllık 20 milyar dolarlık gelirine rağmen geçtiğimiz yıl trilyonlarca dolarlık anlaşmalara imza attı. Ancak iddialı anlaşmaların ödenmesi konusundaki riskler, yapay zeka devine olan bağımlılığı potansiyel bir yük haline getiriyor. Piyasa, yapay zeka balonu endişeleri artarken bu aşırı taahhütleri sorgulamaya başladı. Eğer yapay zeka yatırımlarının gerçek kazanca dönüşmesi çok uzun sürerse veya OpenAI artan taahhütlerini ödeyemezse, bu durum sert bir piyasa düzeltmesine yol açabilir ve şu an büyük ölçüde yapay zeka yatırımlarıyla ayakta duran ABD ekonomisi için sıkıntı yaratabilir.

Microsoft Maia 200 Çipi ile Yapay Zekada Yeni Dönem Başlıyor

Microsoft Maia 200 Çipi ile Yapay Zekada Yeni Dönem Başlıyor

Microsoft Maia 200 çipi resmen tanıtıldı! 3nm teknolojisi, 100 milyar transistör ve rekor performansıyla yapay zeka dünyasını nasıl şekillendirecek?

Peki sizce yapay zeka yatırımları gerçekten bir balon olma yolunda mı ilerliyor yoksa bu harcamalar geleceğin teknolojisi için gerekli bir adım mı?

En Çok Satan Telefonlar Belli Oldu

Teknoloji dünyasının merakla beklediği 2025 yılı en çok satan telefonlar listesi, pazar araştırma şirketi Counterpoint Research tarafından yayınlandı. Rapor, küresel akıllı telefon pazarındaki güç dengelerini bir kez daha gözler önüne sererken, Apple’ın ezici üstünlüğünün devam ettiğini doğruladı. Samsung ise hem amiral gemisi hem de bütçe dostu modelleriyle listedeki yerini sağlamlaştırdı.

2025 En Çok Satan Telefonlar Listesi ve Zirvenin Sahibi

Counterpoint’in verilerine göre, 2025 yılında dünya genelinde en çok satan akıllı telefon modeli Apple iPhone 16 oldu. Standart modelin bu başarısı, Apple’ın fiyat ve performansı dengelediği cihazların geniş kitlelere ne kadar etkili bir şekilde ulaştığını kanıtlıyor. Zirvenin hemen arkasından ise yine Apple’ın daha üst segment modelleri geliyor. Bu durum, markanın sadık kullanıcı kitlesi ve güçlü ekosisteminin satışlara olan doğrudan etkisini gösteriyor. Samsung ise Galaxy A serisi ile giriş ve orta segmentte, Galaxy S serisi ile de premium segmentte güçlü bir varlık gösteriyor.

İşte 2025 yılında dünya genelinde en çok satan 10 akıllı telefon modeli:

  1. iPhone 16
  2. iPhone 16 Pro Max
  3. iPhone 16 Pro
  4. iPhone 17 Pro Max
  5. Samsung Galaxy A16 5G
  6. Samsung Galaxy A06 4G
  7. iPhone 17
  8. iPhone 15
  9. Samsung Galaxy S25 Ultra
  10. iPhone 16e

Bu liste, akıllı telefon pazarının ne denli rekabetçi olduğunu ve sadece birkaç markanın küresel satışlara hakim olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Özellikle ilk 10’da 7 modelle yer alan Apple, pazarın kaymağını yemeye devam ediyor.

2025 en çok satan telefonlar listesi

Geçmiş Yılla Karşılaştırma: 2024 ve 2025 Trendleri

Pazardaki eğilimleri daha iyi anlamak için 2025 verilerini bir önceki yılla karşılaştırmak büyük önem taşıyor. 2024 yılında en çok satan telefonlar listesi şu şekildeydi: iPhone 15, iPhone 15 Pro Max, iPhone 15 Pro, iPhone 16 Pro Max, Galaxy A15 5G, Galaxy A15 4G, iPhone 14, Galaxy S24 Ultra, iPhone 16 Pro ve iPhone 16. İki listeyi yan yana koyduğumuzda birkaç önemli sonuç ortaya çıkıyor:

  • Apple’ın İstikrarı: Apple, her yıl olduğu gibi hem yeni çıkan modelleriyle hem de bir önceki yılın modelleriyle listeyi domine ediyor. Örneğin, iPhone 15 modelinin 2025 yılında dahi listede kalması, bu telefonların uzun ömürlü olduğunu ve fiyatları düştükçe daha geniş bir kitle için cazip hale geldiğini gösteriyor.
  • Samsung’un Stratejisi: Samsung, iki farklı kulvarda yarışıyor. Galaxy S25 Ultra gibi tepe modelleriyle teknoloji meraklılarına ve en iyisini isteyenlere hitap ederken, Galaxy A16 5G ve A06 4G gibi modellerle dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya ulaşıyor. Bu çift yönlü strateji, markanın pazar payını korumasını sağlıyor.
  • Pazar Yoğunlaşması: Counterpoint Research’e göre, 2025’te listedeki ilk 10 model, toplam yıllık akıllı telefon satışlarının %19’unu oluşturdu. Bu oran, pazarın ne kadar büyük bir kısmının sadece birkaç model etrafında döndüğünü ve diğer markaların bu listeye girmesinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.

Pazarın Genel Durumu ve Diğer Markaların Konumu

Küresel en çok satanlar listesinde Apple ve Samsung dışında bir markanın yer almaması dikkat çekici. Xiaomi, OPPO, vivo gibi Çinli üreticiler, özellikle Asya ve Avrupa pazarlarında çok yüksek satış rakamlarına ulaşsalar da, küresel çapta ilk 10’a girecek kadar homojen bir başarı yakalayamıyorlar. Bunun temel nedenleri arasında marka algısı, bölgesel pazar dinamikleri ve özellikle Apple’ın Amerika gibi dev bir pazardaki mutlak hakimiyeti yer alıyor. Bu durum, küresel bir başarı için sadece uygun fiyatlı ve özellikli telefonlar üretmenin yeterli olmadığını; marka sadakati, yazılım ekosistemi ve pazarlama gücünün de kritik rol oynadığını kanıtlıyor.

Ayrıca, listenin genel olarak premium ve orta segment cihazlardan oluşması, kullanıcıların artık daha uzun ömürlü ve daha yetenekli telefonlara yatırım yapma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Giriş seviyesi modeller (Galaxy A06 gibi) hala listede olsa da, asıl hacmi ve kârı getiren modellerin orta ve üst segmentte yoğunlaştığı görülüyor. Bu nedenle, markalar arasındaki rekabetin önümüzdeki yıllarda özellikle yapay zeka entegrasyonları, kamera yetenekleri ve batarya ömrü gibi alanlarda daha da kızışması bekleniyor.

Peki, 2025’in en çok satan telefonları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Samsung Yeni Nesil AR Gözlüklerini Resmen Doğruladı

Samsung, uzun süredir teknoloji dünyasında konuşulan artırılmış gerçeklik (AR) gözlüklerini bu yıl piyasaya süreceğini resmen doğruladı. Bu önemli gelişme, şirketin 2025 yılı dördüncü çeyrek kazanç görüşmesi sırasında paylaşıldı. Samsung Mobil Deneyim Başkan Yardımcısı Seong Cho, şirketin 2026 yılına dair gelecek planlarını aktarırken bu cihazın çıkış tarihine dair ilk resmi sinyali verdi.

Samsung’dan Beklenen Haber: Yapay Zeka Destekli AR Gözlük Geliyor

Yapılan açıklamada, şirketin en büyük hedefinin kullanıcılara zengin ve sürükleyici çok modlu yapay zeka deneyimleri sunmak olduğu belirtildi. Samsung, bu gelişmiş deneyimleri “yeni nesil AR gözlükleri” gibi farklı form faktörleri aracılığıyla hayata geçirmeyi planlıyor. Bu doğrulama ile birlikte proje, sadece bir söylenti olmaktan çıkıp Samsung’un resmi ürün yol haritasındaki yerini almış oldu.

Samsung, AR gözlük, yapay zeka, akıllı gözlük, giyilebilir teknoloji, Samsung AR, Qualcomm AR1

Cihazın teknik detaylarına dair bazı bilgiler daha önce çeşitli kaynaklar tarafından sızdırılmıştı. Galaxy Club tarafından paylaşılan raporlara göre Samsung, tek bir model yerine iki farklı versiyon üzerinde çalışıyor olabilir. SM-O200P ve SM-O200J model numaralarıyla anılan bu cihazların donanım veya bölgesel farklara sahip olabileceği düşünülüyor.

Samsung’dan Beklenmedik Performans!

Samsung’dan Beklenmedik Performans!

Samsung Exynos 2600 performansı, testlerde gösterdiği inanılmaz tutarlılık ile teknoloji dünyasını şaşırtıyor. Detaylar haberimizde.

Sızdırılan diğer teknik özellikler arasında cihazın otomatik odaklamalı 12 MP dahili kamera, Qualcomm AR1 yonga seti ve 155 mAh kapasiteli bir batarya ile geleceği iddia ediliyor. Ancak bu teknik verilerin henüz erken aşamadaki sızıntılara dayandığını ve Samsung tarafından henüz resmi teknik özelliklerin açıklanmadığını hatırlatmak gerekiyor.

Samsung, AR gözlük, yapay zeka, akıllı gözlük, giyilebilir teknoloji, Samsung AR, Qualcomm AR1

Samsung gözlüklerin bu yıl geleceğini onaylamış olsa da, tanıtımın yakın bir tarihte yapılması beklenmiyor. Şirket geçtiğimiz yılın Ekim ayında Galaxy XR başlığını tanıtmıştı. Bu nedenle Samsung’un yeni AR gözlükleri için de benzer şekilde yıl sonuna doğru bir lansman takvimi belirlemesi muhtemel görünüyor.

Samsung Exynos 2700 10 Çekirdek ile Gelecek!

Samsung Exynos 2700 10 Çekirdek ile Gelecek!

Samsung Exynos 2700 özellikleri Geekbench'te göründü! 10 çekirdekli CPU, yeni Xclipse 970 GPU ve performans test sonuçları haberimizde.

Samsung’un yapay zeka odaklı bu yeni giyilebilir teknolojisi ve sızdırılan özellikleri hakkında siz neler düşünüyorsunuz? Günlük yaşantınızda yapay zeka destekli bir gözlük kullanmak hayatınızı kolaylaştırır mıydı? Görüşlerinizi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.

Popüler Yapay Zeka Aracındaki Dev Risk!

Moltbot adlı açık kaynaklı yapay zeka ajanı, GitHub tarihinin en hızlı büyüyen projelerinden biri haline geldi. Bu proje sadece birkaç hafta içinde 85.000 yıldız barajını aştı. Ancak bu büyük ilginin arka planında ciddi güvenlik endişeleri yatıyor. Güvenlik araştırmacıları, uygulamanın sürekli açık tasarımı ve sistem yöneticisi düzeyindeki erişim yetkisinin tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Hatta bu açıkların bazı saldırı denemelerinde kullanıldığı belirtiliyor.

GitHub Rekorlarını Kıran Moltbot: Popüler Ama Tehlikeli

Avusturyalı geliştirici Peter Steinberger tarafından oluşturulan proje, daha önce “Clawdbot” adıyla biliniyordu. Ancak Anthropic şirketinin “Claude” ismine benzerlik nedeniyle marka tescili uyarısı yapması üzerine ismi 27 Ocak’ta değiştirildi. Kullanıcılar bu asistanı kendi cihazlarında yerel olarak çalıştırabiliyor. Ayrıca WhatsApp, Telegram, Slack ve iMessage gibi uygulamalar üzerinden asistanla etkileşim kurulabiliyor.

Moltbot, GitHub, Yapay Zeka Asistanı, Siber Güvenlik, Clawdbot, Cloudflare, Peter Steinberger, Veri Güvenliği, Açık Kaynak

Geleneksel yapay zeka asistanları komut beklerken, Moltbot arka planda sürekli çalışan bir servis gibi davranıyor. Takvimlerden ve görev yöneticilerinden sentezlenen sabah özetleri sunabiliyor. Kullanıcılar sisteme tam erişim izni verebiliyor. Bu sayede dosya okuyup yazma, komut dosyaları çalıştırma ve tarayıcıları kontrol etme gibi yeteneklere sahip oluyor. Bu özellikler, Iron Man filmindeki JARVIS ile karşılaştırılıyor. Aracın popülaritesi, altyapısında kullanılan teknoloji nedeniyle Cloudflare hisselerini de hareketlendirdi.

Clawdbot Nedir? Clawdbot Nasıl Kurulur?

Clawdbot Nedir? Clawdbot Nasıl Kurulur?

Clawdbot yapay zeka asistanı ile işlerinizi otomatiğe bağlayın. Kurulum rehberi ve tüm detaylar bu yazımızda sizi bekliyor.

Güvenlik firması Dvuln’un kurucusu Jamieson O’Reilly, aracın mimarisi hakkında ciddi uyarılarda bulundu. İnternet üzerinde kimlik doğrulaması olmayan yüzlerce Moltbot örneği tespit edildi. O’Reilly, platformun eklenti mağazası olan MoltHub üzerindeki bir güvenlik riskini de kanıtladı. Mağazaya zararsız bir eklenti yükleyip indirme sayısını yapay olarak şişirdi. Yedi farklı ülkeden on beş geliştirici bu eklentiyi kurdu. Eğer bu eklenti kötü niyetli olsaydı, geliştiricilerin SSH anahtarları ve tüm kod tabanları çalınabilirdi.

Moltbot, GitHub, Yapay Zeka Asistanı, Siber Güvenlik, Clawdbot, Cloudflare, Peter Steinberger, Veri Güvenliği, Açık Kaynak

Siber güvenlik platformu SOC Prime, sorunların yanlış yapılandırılmış sunucu ayarlarından kaynaklandığını bildirdi. Bu hata, internet bağlantılarının güvenilir yerel bağlantılar gibi algılanmasına neden oluyor. Intruder şirketinden güvenlik mühendisi Benjamin Marr, temel sorunun mimari olduğunu vurguladı. Projenin, varsayılan güvenlik ayarları yerine kurulum kolaylığına öncelik verdiği belirtiliyor. Google’ın güvenlik ekibinden Heather Adkins ise çok net bir uyarıda bulunarak “Bu aracı çalıştırmayın” ifadesini kullandı.

Clawdbot Nasıl Kurulur ve Neler Yapılabilir? Detaylı Kurulum Rehberi!

Clawdbot Nasıl Kurulur ve Neler Yapılabilir? Detaylı Kurulum Rehberi!

Tüm sosyal medyayı ayağa kaldıran Clawdbot aracı nasıl kurulur? Bu araç ile birlikte neler yapılabilir? Detaylı kurulum rehberi!

Tüm bu uyarılara rağmen projenin Discord topluluğu 8.900 üyeyi geçti. Kullanıcılar burada iş akışlarını paylaşmaya devam ediyor. Projenin kendi dokümantasyonunda ise bu durum kabul ediliyor. Bilgisayarınızda kabuk erişimine sahip bir yapay zeka ajanı çalıştırmanın riskli olduğu ve “mükemmel güvenlikli” bir kurulumun mümkün olmadığı açıkça belirtiliyor.

Siz bilgisayarınızın tam kontrolünü, hayatı kolaylaştırsa bile böyle bir yapay zeka asistanına verir miydiniz? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Yeni Mercedes-Benz S-Class Tanıtım Öncesi Sızdırıldı!

Lüks segmentin standartlarını belirleyen yeni Mercedes-Benz S-Class, merakla beklenen resmi lansmanından saatler önce sızdırılan bir fotoğrafla gündeme oturdu. Otomobil tutkunlarının heyecanla beklediği model, sadece basit bir makyaj operasyonundan çok daha fazlasını vadediyor ve teknolojik yenilikleriyle dikkat çekiyor.

Yeni Mercedes-Benz S-Class Hangi Yenilikleri Sunuyor?

Sızdırılan bilgilere göre, makyajlı S-Class sıradan bir güncelleme değil. Araçta yaklaşık 2.700 yeni parçanın kullanıldığı belirtiliyor, bu da modelin ne kadar kapsamlı bir yenilenme sürecinden geçtiğini gösteriyor. Ayrıca, konfor ve teknolojiyi bir araya getiren bu yeni model, doğrudan şirket içinde geliştirilen MB.OS işletim sistemini temel alıyor. Bu yeni sistem, daha akıcı ve entegre bir kullanıcı deneyimi sunmayı hedefliyor.

Bununla birlikte, konfor donanımları arasında ısıtmalı emniyet kemerleri gibi lüks detaylar da bulunuyor. Tasarım tarafında ise en dikkat çekici değişikliklerden biri, %20 daha büyük olan yeni LED aydınlatmalı ön ızgara. Bu ızgara, araca daha modern ve heybetli bir görünüm kazandırırken, markanın genel tasarım çizgisi başarıyla korunuyor.

https://twitter.com/cars_pixels/status/2016577676702597185

Devrim Niteliğinde Akıllı Süspansiyon Teknolojisi

Yeni S-Class’ın en çığır açan özelliklerinden biri ise şüphesiz GPS tabanlı akıllı süspansiyon sistemi. Bu teknoloji, sürüş konforunu tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Aktarılanlara göre araç, geçtiği bozuk yolları veya karşılaştığı sert darbeleri GPS koordinatlarıyla birlikte bir bulut sunucusuna yüklüyor.

Bu sayede, aynı rotayı kullanan diğer tüm yeni S-Class modelleri, bu noktalara yaklaşırken süspansiyon sistemlerini yol koşullarına göre otomatik olarak önceden ayarlıyor. Bu proaktif sistem, yol kusurlarını sürücü ve yolculara hissettirmeden maksimum konfor sağlamak için tasarlandı.

Peki, yeni Mercedes-Benz S-Class hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Her Eve Lazım mı? Eve 3D Printer Aldım!

Bu videomuzda hayatımda ilk kez bir 3D yazıcı kullanmanın heyecanını ve bu süreçte yaşadığımız tüm detayları sizlerle paylaşıyorum. Bambu Lab P2S Combo modelini kutusundan çıkarıp kurulumunu gerçekleştirirken, aslında bu dünyanın ne kadar merak uyandırıcı ama bir o kadar da bilinmezlerle dolu olduğunu beraber keşfediyoruz. Özellikle çocuklar için hayal ettikleri nesneleri somut bir hale getirebilme fikri, bu teknolojiye yatırım yapmamdaki en büyük motivasyon kaynağı oldu.

Cihazın kutu açılışından itibaren dikkat çeken paketleme kalitesi ve kurulum aşamasındaki teknik detaylar, yeni başlayanlar için eğitici bir rehber niteliği taşıyor. Bu 3D yazıcının dokunmatik ekranı ve kullanıcı dostu arayüzü sayesinde karmaşık görünen adımları tek tek aştık. Kurulum sırasında bazı vidaların sökülmesi ve bileşenlerin doğru yerleştirilmesi gibi kritik noktaları uygulamalı olarak gösterirken, aslında bu işin ne kadar keyifli bir sürece dönüşebileceğini de deneyimlemiş olduk.

Tabii ki her yeni başlangıçta olduğu gibi bu serüvende de küçük aksilikler kapımızı çaldı. Kutu içeriğinden filament çıkacağını varsaymış olsak da bu malzemenin ayrı olarak temin edilmesi gerektiğini yaşayarak öğrendik. Hemen ertesi gün eksik parçaları tamamlayıp cihazın kalibrasyonunu yaparak ilk baskımız için hazır hale geldik. Bu noktada cihazın sunduğu otomatik özellikler ve mobil uygulama desteği, teknik bilgiye sahip olmayan birinin bile profesyonel sonuçlar alabilmesini sağlıyor.

Bambu Lab P2S Combo İnceleme

Videonun en heyecan verici anı ise kuşkusuz o ilk baskının alınmasıydı. Meşhur 3D yazıcı gemisi olan Benchy modelini seçerek çocuklarla birlikte yazıcının başında merakla bekledik. Filamentin 240 derecelere kadar ısınması, yazıcının adeta bir ressam gibi katman katman gemiyi inşa etmesi hepimizi çok etkiledi. Çocukların hayallerindeki oyuncağın gözlerinin önünde şekillenmesi, teknolojinin eğitim ve yaratıcılık üzerindeki gücünü bir kez daha kanıtladı.

Bu video sadece bir ürün incelemesi değil, aynı zamanda geleceğin üretim teknolojilerine atılan ilk adımın hikayesi. ShiftDelete.Net olarak bu tarz yenilikçi cihazları denemeye ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Sizler de 3D yazıcılar hakkındaki görüşlerinizi, tavsiyelerinizi ve merak ettiklerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz. Videoda bastığımız bu ilk gemiyi bir takipçimize hediye etmek istiyoruz, detaylar için videonun tamamını izlemeyi unutmayın.

Türkiye’de 15 Yaş Altı Sosyal Medya Yasağı Geliyor

Türkiye’de dijital dünyanın kurallarını yeniden şekillendirecek önemli bir adım atılıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni yasa taslağı, özellikle çocukların ve gençlerin internet kullanımına yönelik köklü değişiklikler içeriyor. Gündemin merkezinde ise 15 yaş altı sosyal medya yasağı bulunuyor. Bu düzenleme, milyonlarca aileyi ve teknoloji şirketini doğrudan etkileyecek potansiyele sahip. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da yapılması planlanan bu değişiklikler, çocukları dijital dünyanın olası risklerinden korumayı amaçlıyor.

15 Yaş Altı Sosyal Medya Yasağı Taslağının Detayları

Hazırlanan yasa taslağının en dikkat çekici maddesi, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya platformlarını kullanmasının engellenmesini hedefliyor. Eğer taslak mevcut haliyle yasalaşırsa, Türkiye’de 15 yaşından küçükler Instagram, TikTok, X (Twitter) gibi popüler sosyal ağlara erişim sağlayamayacak. Bu, dijital çağda büyüyen çocuklar için önemli bir dönüm noktası anlamına geliyor. Düzenleme, sadece bir yasak getirmekle kalmıyor, aynı zamanda sosyal ağ sağlayıcılarına da ciddi sorumluluklar yüklüyor. Şirketlerin, kullanıcıların yaşını doğrulamak için etkili mekanizmalar geliştirmesi gerekecek. Ayrıca, 15 yaşını doldurmuş çocuklar için platformların daha güvenli ve ayrıştırılmış bir hizmet sunması da zorunlu hale getirilecek.

Bununla birlikte, taslakta ebeveynlerin dijital denetim rolünü güçlendiren maddeler de yer alıyor. Sosyal ağ sağlayıcılarına, “ebeveyn kontrol araçları” oluşturma yükümlülüğü getiriliyor. Bu araçlar sayesinde ebeveynler, çocuklarının sosyal medya kullanım sürelerini yönetebilecek, içerik filtreleri uygulayabilecek ve genel olarak dijital aktivitelerini daha yakından takip edebilecekler. Bu adım, ebeveynlerin çocuklarını dijital ortamda daha etkin bir şekilde korumalarına olanak tanımayı amaçlıyor.

Sosyal Medya Fenomen Olma X Algoritması

Dijital Oyunlar da Düzenleme Kapsamında

Yeni düzenleme sadece sosyal medya ile sınırlı kalmıyor; dijital oyun dünyasını da yakından ilgilendiriyor. Taslak, internet üzerinden oynanan veya dağıtılan oyunların kontrol altına alınmasına yönelik önemli hükümler içeriyor. Kanuna “Ek Madde 5” olarak eklenmesi planlanan yeni maddeye göre, oyun üreticileri ve sağlayıcıları, geliştirdikleri oyunları yaş kriterlerine göre derecelendirmekle yükümlü olacak.

Bu, Avrupa’daki PEGI gibi sistemlere benzer bir ulusal derecelendirme sisteminin temelini atabilir. Oyun dağıtıcıları ise, bu derecelendirmeye uymayan veya usulüne uygun olarak derecelendirilmemiş içerikleri platformlarından kaldırmak zorunda olacaklar. Bu madde, çocukların yaşlarına uygun olmayan şiddet veya zararlı içerik barındıran oyunlara erişimini kısıtlamayı hedefliyor.

Ayrıca, düzenleme yurt dışı kaynaklı oyun platformlarını da kapsama alıyor. Türkiye’de günlük erişimi yüksek olan yabancı oyun dağıtıcılarının, kanuni yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için Türkiye’de bir temsilci bulundurması zorunlu kılınacak. Bu, olası bir sorunda muhatap bulunmasını ve yasal süreçlerin daha hızlı işlemesini sağlayacak bir adım olarak görülüyor.

Yeni Düzenlemenin Olası Etkileri ve Tartışmalar

Bu yasa taslağının temel amacı, çocukları siber zorbalık, zararlı içerikler, veri ihlalleri ve dijital bağımlılık gibi risklere karşı korumak olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kontrolsüz sosyal medya kullanımının çocukların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ve akademik başarılarını düşürebildiğini sıkça dile getiriyor. Bu açıdan bakıldığında, düzenleme çocukların daha sağlıklı bir dijital ortamda büyümesine katkı sağlayabilir. Ebeveyn kontrol araçlarının zorunlu hale gelmesi de ailelerin bu süreçteki rolünü aktif olarak destekleyecektir.

Öte yandan, düzenlemenin uygulanabilirliği ve olası sonuçları hakkında bazı tartışmalar da mevcut. Özellikle yaş doğrulama sistemlerinin ne kadar etkili olacağı bir soru işareti. Çocukların yaşlarını büyük göstererek veya farklı kimlik bilgileri kullanarak bu yasağı aşmaya çalışabileceği öngörülüyor. Ayrıca, VPN gibi teknolojilerin kullanımıyla coğrafi kısıtlamaların aşılabileceği de bilinen bir gerçek. Bu durum, yasanın pratikteki başarısını gölgeleyebilecek en önemli teknik zorluklar olarak karşımıza çıkıyor. Düzenlemenin çocukların bilgiye erişim özgürlüğünü kısıtlayıp kısıtlamayacağı da bir diğer tartışma konusu.

BTK’nın Yetkileri Artırılıyor

Taslak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) denetim yetkilerini de önemli ölçüde artırıyor. Yeni düzenlemeye göre BTK, hem sosyal ağ sağlayıcılarından hem de oyun şirketlerinden kurumsal yapıları, algoritmaları ve veri işleme mekanizmaları dahil olmak üzere her türlü bilgiyi talep etme hakkına sahip olacak. Şirketlerin bu taleplere 5 gün gibi kısa bir süre içinde yanıt vermesi gerekecek. Bu madde, platformların şeffaflığını artırmayı ve Türkiye’deki faaliyetlerini daha sıkı bir denetim altına almayı amaçlıyor.

Dünyada Benzer Uygulamalar ve Türkiye’nin Konumu

Çocukların dijital güvenliği, dünya genelinde hükümetlerin öncelikli gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda. Avrupa Birliği’nde Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), üye ülkelerin 13 ila 16 yaş arasında bir “dijital rıza yaşı” belirlemesini gerektiriyor. ABD’de ise Florida ve Utah gibi eyaletler, çocukların sosyal medya kullanımına ebeveyn izni veya yaş kısıtlaması getiren yasaları hayata geçirdi. Türkiye’nin hazırladığı bu taslak, küresel ölçekte artan bu regülasyon eğiliminin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Düzenlemenin yasalaşması halinde Türkiye, çocukların dijital güvenliği konusunda en katı kurallara sahip ülkelerden biri haline gelecektir.

Sonuç olarak, Türkiye’de dijital çağın getirdiği zorluklara karşı çocukları korumak adına kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturuluyor. 15 yaş altı sosyal medya yasağı, ebeveyn kontrolleri ve oyun düzenlemelerini içeren bu taslak, hem aileler hem de teknoloji devleri için yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Yasanın son hali ve uygulamadaki başarısı, önümüzdeki dönemde teknoloji ve hukuk gündemini meşgul etmeye devam edecek.

Peki, Türkiye’de planlanan 15 yaş altı sosyal medya yasağı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Android Hırsızlara Karşı Telefonunuzu Nasıl Koruyor?

Google, artan telefon hırsızlığı vakalarına ve bunun sonucunda yaşanan veri ihlallerine karşı Android hırsızlık koruması özelliklerini güçlendiren bir dizi yeni güncelleme yayınladı. Bu güncellemeler, yetkisiz erişimi engellemek, cihaz çalındıktan sonra oluşabilecek zararı en aza indirmek ve cihazın kurtarılmasını kolaylaştırmak amacıyla tasarlandı. Günümüzde telefon hırsızlığı sadece donanım kaybı anlamına gelmiyor; aynı zamanda finansal dolandırıcılığa ve kişisel verilerin çalınmasına da zemin hazırlıyor. Bu nedenle Google, kullanıcı verilerini daha etkin bir şekilde korumak için proaktif adımlar atıyor.

Çalınan bir telefon, eğer güvenlik önlemleri aşılırsa dakikalar içinde bankacılık uygulamalarına, kayıtlı şifrelere ve diğer tüm kişisel bilgilere erişim imkanı tanıyabilir. Google, bu yeni güncellemelerle Android cihazların kilidini açmayı, kötüye kullanmayı zorlaştırmayı ve uzaktan güvene almayı çok daha kolay hale getirmeyi hedefliyor.

Android Hırsızlık Koruması Güncellemeleri Neler Sunuyor?

Yeni güvenlik katmanları, özellikle hassas verilere erişimi zorlaştıran ve hırsızların işini neredeyse imkansız kılan yenilikler içeriyor. Bu özelliklerin birçoğu Android’in en son sürümleriyle birlikte kullanıcılara sunulacak. İşte öne çıkan bazı önemli güncellemeler:

  • Başarısız Kimlik Doğrulama Kilidi: İlk olarak Android 15’te tanıtılan bu özellik, çok sayıda başarısız kilit açma denemesinden sonra ekranı otomatik olarak kilitliyordu. Artık Android 16 ve üzeri sürümlerde, kullanıcılar bu özelliği ayarlardan doğrudan etkinleştirebilecek veya devre dışı bırakabilecekleri bir kontrol seçeneğine sahip olacak.
  • Genişletilmiş Kimlik Kontrolü: Kullanıcı güvenilir konumların dışındayken hassas işlemler için biyometrik kimlik doğrulama gerektiren bu özellik, artık Android Biyometrik İstemini kullanan tüm uygulamaları kapsayacak şekilde genişletildi. Bu, üçüncü taraf bankacılık uygulamaları ve Google Şifre Yöneticisi gibi araçların bu koşullar altında otomatik olarak biyometrik doğrulama isteyeceği anlamına geliyor.
  • Ekran Kilidi Tahminlerine Karşı Sıkı Önlemler: Android, tekrarlanan yanlış PIN, desen veya şifre denemelerinden sonraki kilitleme süresini artırıyor. Bununla birlikte, kullanıcıların yanlışlıkla kendilerini kilitlemelerini önlemek için, art arda girilen aynı yanlış tahminler artık deneme sınırına dahil edilmeyecek.

Gelişmiş Kurtarma Araçları ve Uzaktan Güvenlik

Bir cihazın çalınması durumunda sadece cihazı kilitlemek değil, aynı zamanda sahibinin gerçekten siz olduğunuzu doğrulamak da büyük önem taşıyor. Google, bu alanda da önemli iyileştirmeler sunuyor.

Kullanıcıların kayıp veya çalıntı bir cihazı android.com/lock adresi üzerinden kilitlemelerine olanak tanıyan Uzaktan Kilitleme özelliği, artık isteğe bağlı bir güvenlik sorusu veya meydan okuma adımı içeriyor. Bu ek doğrulama adımı, kilitleme talebinde bulunan kişinin gerçekten cihazın sahibi olduğunu teyit etmeye yardımcı oluyor. Bu kurtarma güncellemeleri, Android 10 ve sonraki sürümleri çalıştıran cihazlarda kullanılabiliyor.

Android Uzaktan Kilitleme Arayüzü

Ayrıca, Brezilya gibi hırsızlık oranlarının yüksek olduğu bölgelerde özel bir adım atıldı. Yeni Android cihazlarda hırsızlık koruması özellikleri artık varsayılan olarak etkinleştiriliyor. Hırsızlık Tespiti Kilidi ve Uzaktan Kilitleme, kurulum sırasında otomatik olarak açılıyor. Özellikle Hırsızlık Tespiti Kilidi, kapkaç gibi ani hırsızlık eylemlerini tespit etmek için cihaz üzerindeki yapay zekayı kullanarak ekranı hızla kilitliyor ve verileri koruma altına alıyor.

Powerbank Gibi Telefon Realme P4 Power Tanıtıldı

Powerbank Gibi Telefon Realme P4 Power Tanıtıldı

Realme P4 Power, 10.001mAh devasa batarya performansı ve 80W hızlı şarj ile geliyor. 8 yıl ömürlü pili ve dayanıklı kasasıyla öne çıkıyor.

Peki, Android’in yeni hırsızlık koruması özellikleri hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

iPhone’un En İyi Kamera Uygulaması Seviye Atladı

iPhone için geliştirilen ve profesyonel fotoğrafçılar arasında büyük bir üne sahip olan Halide Mark III kamera uygulaması, mobil fotoğrafçılıkta çığır açacak yeni özellikleriyle kullanıcıların beğenisine sunuldu. Geliştirici Lux tarafından duyurulan bu büyük güncelleme, özellikle Apple’ın bilişimsel fotoğrafçılık algoritmalarını devre dışı bırakarak tam kontrol arayan kullanıcılara hitap ediyor. Yeni sürüm, ProRAW ve HDR desteği kazanan “Process Zero” motoru, “Tone Fusion” ayarı ve sanatsal “Chroma Noir” modu gibi dikkat çekici yenilikler içeriyor.

Halide Mark III Kamera Uygulaması Neler Sunuyor?

Halide, piyasaya çıktığı ilk günden bu yana iPhone’un standart kamera uygulamasının ötesine geçmek isteyen fotoğraf tutkunları için bir numaralı tercihlerden biri oldu. Manuel kontroller, detaylı histogram verileri ve RAW çekim yetenekleri sunan uygulama, kullanıcılara bir DSLR makinenin esnekliğini mobil platformda yaşatmayı hedefler. Mark III güncellemesi ise bu felsefeyi bir adım daha ileri taşıyarak, iPhone kameralarının donanımsal potansiyelini yazılımsal kısıtlamalar olmadan sonuna kadar kullanma imkanı tanıyor. Bu güncelleme, sadece mevcut özelliklerin iyileştirilmesi değil, aynı zamanda fotoğraf çekim sürecine yaklaşımı temelden değiştiren yeni teknolojilerin de entegrasyonu anlamına geliyor.

Güncellemenin merkezinde, Apple’ın otomatik görüntü işleme sistemlerini tamamen bypass eden “Process Zero” altyapısı yer alıyor. Bu sayede kullanıcılar, sensörden gelen en saf ve işlenmemiş veriye ulaşarak düzenleme aşamasında maksimum esnekliğe sahip oluyorlar. Gelin bu yeniliklere ve mobil fotoğrafçılık dünyasına etkilerine daha yakından bakalım.

“Process Zero” ile Bilişimsel Fotoğrafçılığa Veda

Modern akıllı telefonlar, bir fotoğraf çektiğinizde aslında onlarca işlemi saniyeden kısa bir sürede arka planda gerçekleştirir. Apple’ın “Bilişimsel Fotoğrafçılık” olarak adlandırdığı bu süreç; farklı pozlamaları birleştirme (Smart HDR), doku ve detayları iyileştirme (Deep Fusion) gibi birçok algoritmayı içerir. Bu sistemler, çoğu zaman harika sonuçlar verse de, fotoğraf üzerinde tam kontrol isteyen profesyoneller için bazen bir engel teşkil edebilir. Görüntünün aşırı işlenmiş, yapay veya gerçek dışı görünmesine neden olabilirler.

Halide Mark III Kamera Uygulaması Arayüzü

İşte Halide’nin “Process Zero” özelliği tam da bu noktada devreye giriyor. Bu mod aktif edildiğinde, iPhone’un tüm bu otomatik işleme sistemleri devre dışı bırakılır. Sonuç olarak, doğrudan sensörden alınan, hiçbir ek işlem görmemiş, tamamen “ham” bir fotoğraf elde edilir. Bu, fotoğrafçılara renkleri, pozlamayı, gölgeleri ve parlak alanları kendi vizyonlarına göre sıfırdan düzenleme özgürlüğü tanır. Mark III öncesinde de var olan bu özellik, yeni güncellemeyle çok daha güçlü ve kullanışlı hale getirildi.

Process Zero Güçlendi: HDR ve ProRAW Desteği

Halide Mark III ile gelen en önemli yeniliklerden biri, “Process Zero” motoruna eklenen HDR (Yüksek Dinamik Aralık) ve ProRAW desteğidir. Bu iki özellik, işlenmemiş fotoğraf çekim deneyimini kökten değiştiriyor.

  • HDR Desteği: Artık Process Zero modunda çekim yaparken bile yüksek kontrastlı sahnelerde (örneğin parlak bir gökyüzü ve karanlık bir ön plan) hem gölgelerdeki hem de parlak alanlardaki detayları korumak mümkün. Uygulama, Apple’ın agresif ton haritalaması olmadan, doğal bir görünüm sunan bir HDR birleştirme işlemi gerçekleştiriyor.
  • ProRAW Desteği: Apple ProRAW, standart RAW formatının esnekliği ile bilişimsel fotoğrafçılığın bazı verilerini birleştiren hibrit bir formattır. Halide Mark III, Process Zero ile ProRAW çekim yapma imkanı sunarak, kullanıcılara hem işlenmemiş bir görüntünün doğallığını hem de ProRAW’ın sunduğu 12-bit renk derinliği ve geniş düzenleme aralığını bir arada sunuyor. Bu, özellikle renk düzenlemesi yapan profesyoneller için büyük bir avantajdır.

Bu iki destek sayesinde, “Process Zero” artık sadece niş bir özellik olmaktan çıkıp, günlük çekimlerde dahi tercih edilebilecek güçlü bir alternatife dönüşüyor.

Sanatsal Dokunuşlar: Tone Fusion ve Chroma Noir

Halide Mark III, teknik geliştirmelerin yanı sıra kullanıcılara yaratıcı araçlar da sunuyor. Bunlardan ilki, Process Zero’ya eklenen “Tone Fusion” adlı yeni ayar seçeneği. Geliştiricilerin açıklamasına göre bu özellik, “parlak alanlardaki ve gölgelerdeki ayrıntıları geri getiren” hassas bir işlemdir. Apple’ın Smart HDR’ı gibi agresif davranmak yerine, fotoğrafın doğallığını bozmadan ince bir dokunuşla dinamik aralığı optimize eder.

Bir diğer heyecan verici yenilik ise “Chroma Noir” adı verilen siyah-beyaz film simülasyonu modu. Bu, basit bir renk filtresinden çok daha fazlasıdır. Lux, bu mod için tamamen yeni bir görüntü motoru geliştirdiğini belirtiyor. Chroma Noir, yüksek kontrastlı ve grenli yapısıyla klasik siyah-beyaz filmlerin estetiğini dijital ortama taşıyor. Geliştirici ekip, bu yeni görüntü motoru sayesinde gelecekte daha fazla film simülasyonu ve yaratıcı filtre sunulacağının da sinyalini veriyor.

Sonuç olarak, Halide Mark III güncellemesi, iPhone ile fotoğraf çeken herkes için, özellikle de yaratıcı kontrolü elinde tutmak isteyenler için ezber bozan yenilikler getiriyor. Ücretli aboneler için ana uygulama üzerinden test edilmeye başlanan yeni sürüm, mobil fotoğrafçılığın sınırlarını bir kez daha zorluyor.

iOS 26.3 ile iPhone’a Gelecek Yenilikler

iOS 26.3 ile iPhone’a Gelecek Yenilikler

Apple, yeni iOS 26.3 özellikleri ile iPhone deneyimini güncelliyor. Android'e geçiş, gizlilik ayarları ve daha fazlası.

Peki, Halide Mark III’ün yeni özellikleri hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!