Tüm zamanların en popüler video oyunu serilerinden biri olan The Legend of Zelda, beyaz perdeye taşınıyor. Sony ve Nintendo iş birliğiyle hazırlanan film uyarlamasının çekimleri kısa süre önce başladı ve bu gelişmenin ardından yapımdan ilk görseller paylaşıldı.
Legend of Zelda filmi geliyor
İlk görseller, Nintendo Today uygulaması aracılığıyla hayranlarla buluştu. Paylaşılan kareler, serinin iki ana karakteri olan Prenses Zelda ve kahraman Link’i canlandıran genç oyuncuları ilk kez kostümleri içinde gösteriyor.
Filmde Prenses Zelda rolünü Bo Bragason, Link rolünü ise Benjamin Evan Ainsworth üstleniyor. Legend of Zelda serisi, fantastik Hyrule krallığını kötü Ganon’dan kurtarmak için mücadele eden genç Link ve Prenses Zelda’nın maceralarını konu alıyor.
Bu heyecanla beklenen sinema uyarlamasının yönetmen koltuğunda ise Wes Ball oturuyor. Ball, özellikle Maymunlar Cehennemi serisinin son filmi olan Kingdom of the Planet of the Apes‘in yanı sıra, popüler The Maze Runner film serisinin de yönetmeni olarak tanınıyor.
DRAM maliyetlerindeki yükseliş, ekran fiyatlarında da artışa sebep olacak gibi görünüyor.
Yönetmenin bu büyük bütçeli fantastik yapımlardaki deneyimi, The Legend of Zelda’nın zorlu görsel dünyasını perdeye taşıma konusunda önemli bir güvence veriyor. Serinin hayranları ve sinemaseverler, prodüksiyon detayları ve kamera arkası görüntülerinin ilerleyen süreçte paylaşılmasını bekliyor.
Sinema ve oyun dünyasını bir araya getiren The Legend of Zelda filminin vizyon tarihi de kesinleşti. Yapım, sinema salonlarında 7 Mayıs 2027’de izleyicilerle buluşacak.
Türkiye savunma sanayii alanında büyük bir başarıya daha imza atıyor. Kardeş ülke Katar, yerli ve milli Çelik Kubbe Sistemi için harekete geçti. SSB Başkanı Haluk Görgün konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Katar ve Çelik Kubbe sistemi görüşmeleri
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, SAHA EXPO fuarında basına konuştu. Görgün, Katar’ın bu projeyi yakından takip ettiğini söyledi. Ayrıca iki ülke arasında sıcak temasların sürdüğünü belirtti.
Katar tarafı sistem hakkında detaylı bilgi talep etti. Türk yetkililer ise gerekli sunumları gerçekleştirdi. Bu nedenle projenin ihracat potansieli oldukça yüksek görünüyor. Görüşmelerin olumlu ilerlediği ifade ediliyor.
Sistemin teknik özellikleri neler?
Bu yapı aslında bir “sistemler sistemi” olarak tanımlanıyor. Tüm hava savunma sensörleri tek merkezde toplanıyor. Böylece tehditler çok daha hızlı algılanıyor. Yapay zeka ise karar sürecini hızlandırıyor.
Sistem farklı irtifadaki silahları entegre çalıştırıyor. Katmanlı bir hava savunma ağı oluşturuluyor. Bu sayede hava sahası tam koruma altına alınıyor. Türkiye bu teknolojiyle sınıf atlıyor.
Projede görev alan dev firmalar
Geliştirme sürecinde Türkiye’nin devleri çalışıyor. Aselsan projenin ana yüklenicisi konumunda bulunuyor. Roketsan ise füze sistemlerini ağa entegre ediyor. Bununla birlikte TÜBİTAK SAGE yazılım desteği sağlıyor.
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) de projede yer alıyor. MKE, silah sistemlerinin mühimmatlarını geliştiriyor. Dört büyük kurum ortak bir hedefte buluşuyor. Sonuç olarak ortaya dünya standartlarında bir ürün çıkıyor.
Honor, yılın başlarında duyurduğu ve arkasında robotik bir kola bağlı gimbal kamera taşıyan konsept telefonuyla büyük merak uyandırmıştı. Cihazın resmi lansmanının Mart 2026’daki MWC fuarında yapılacağı teyit edilmiş olsa da, şirket Çin’de düzenlediği Honor Kullanıcı Karnavalı’nda bu heyecan verici cihazın prototip önizlemesini gerçekleştirdi.
Arkasında Robotik Kol ve Gimbal Kamera Saklıyor!
Bu etkinlik, Honor Robot Phone’u ilk kez canlı olarak görmemizi sağladı. Önizlemede cihazın farklı tasarım iterasyonları, renk seçenekleri ve kuşkusuz en can alıcı özelliği olan gimbal kamera mekanizması detaylıca incelendi.
Honor, Robot Phone modelini üç ana renkte sunmayı planlıyor: Siyah, Beyaz ve Altın.Seçilen renge bağlı olarak, cihazın arka yüzeyi suni deri veya cam kaplama seçenekleriyle gelebilecek. Tasarım, alüminyum gövde ve kamera adasının hemen altında yer alan cam penceresiyle iPhone 17 Pro serisini anımsatan bir estetiğe sahip.
Volvo Trucks yaptığı hamlelerle elektrikli ağır vasıta pazarındaki liderliğini güçlendirdi ve bayi ağı yüzde 8 bin 200 büyüdü.
Robot Phone’un en büyük fark yaratan özelliği elbette kamera modülünde gizli. Gimbal kamera, cihazın kamera adasındaki girintili alandan otomatik olarak uzayabilen bir mekanizmaya sahip.
Bu sistemin temel satış noktası, telefona entegre edilen yapay zeka (AI) özellikleri olacak. AI’nın, gimbalin hareket etmesini ve gördükleriyle etkileşime girmesini sağlayacak karmaşık özellikler sunması bekleniyor. Bu sayede cihaz, kullanıcı müdahalesi olmadan stabil ve akıllı takip içeren videolar çekebilecek.
Honor, Robot Phone’un ticarileşip ticarileşmeyeceği veya bir konsept prototipi olarak mı kalacağı konusunda henüz kesin bir açıklama yapmadı. Ancak Mart 2026’daki MWC’ye giden süreçte cihaz hakkında daha fazla bilgi edinmeyi umuyoruz.
Ford Trucks yeni araç, ürün, hizmet ve teknolojilerini ağır ticari araç sektörünün Avrupa’daki en önemli buluşmalarından biri olan Solutrans 2025’te ziyaretçilerle buluşturuyor.
Elektrikli ağır ticari aracı F-LINE E ve lansmanını kısa süre önce gerçekleştirdiği Yeni F-MAX modelleriyle fuarda Ford Pro ile aynı stantta tek güç olarak yer alan Ford Trucks, sürdürülebilir taşımacılığa yönelik vizyonunu ve ileri teknoloji odaklı yaklaşımını ziyaretçiler ile buluşturuyor. Yeni F-MAX’in Avrupa’da ilk kez sahne alacağı sektörel fuar olan Solutrans’ta ziyaretçiler hem F-LINE E modelini hem de Yeni F-MAX’i test edip yakından inceleme imkanına sahip oluyor.
Ford Trucks’ın kendi motor ve şanzımanını tasarlayıp üretebilen az sayıdaki markadan birisi olma ayrıcalığına sahip olduğunu vurgulayan Ford Trucks’tan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emrah Duman, Solutrans Fuarı ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Avrupa’nın en önemli ticari araç fuarlarından biri olan Solutrans’ta, Ford Pro ile güçlerimizi birleştirerek, aynı stantta sergilediğimiz yeni F-MAX ve tamamen elektrikli F-LINE E modellerimizle, müşterilerimize güvenilir, verimli ve yenilikçi taşımacılık çözümleri sunma kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyuyoruz. Dayanıklılığı, performansı ve teknolojiyi bir arada sunan yeni ürün gamımızla, Avrupa pazarındaki konumumuzu daha da güçlendirirken sürdürülebilir taşımacılığın geleceğine öncülük etmeye devam ediyoruz.”
Bu yıl 18–22 Kasım 2025 tarihleri arasında Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenen Solutrans Fuarı, ağır ticari araç sektöründe yer alan filo yöneticileri, sürücüler ve sektör temsilcilerinden oluşan ziyaretçileri ağırlıyor.
Ford Trucks: Güçlü, Verimli ve Konforlu
Ford Trucks’ın ağır ticari araç segmentindeki referans modeli Yeni F-MAX, kabin tasarımının yanı sıra birçok üst düzey güvenlik ve konfor özelliğiyle donatıldı. Yeni F-MAX, yüzde 11’e varan yakıt tasarrufu sağlayan yüksek performanslı yeni jenerasyon motoruyla ağır ticari araç segmentinde standartları yeniden tanımlarken, aerodinamik tasarımı, ileri sürücü destek sistemleri ve yüksek performanslı, güçlü motoruyla segmentinde fark yaratıyor. Yeni Ford F-MAX; kullanıcısına performans, verimlilik ve konforu bir arada sunuyor.
Elektrikli F-LINE E modeli ise Ford Trucks’ın taşımacılıkta sıfır emisyona geçiş yolculuğunda güçlü bir adım olarak markanın bu alandaki güçlü vizyonunu ortaya koyuyor. F-LINE E, taşımacılık sektöründe karbon salımını sıfıra indirme hedefi doğrultusunda konforlu ve verimli bir sürüş deneyimi sunuyor.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), Marmara Bölgesi’nde yürütülen Deprem Erken Uyarı Sistemi çalışmalarında önemli bir eşik aşarak, modern istasyon ağı ile saniyeler düzeyinde uyarı üretebilen yeni nesil test sistemini tanıttı.
KRDAE Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, erken uyarı teknolojilerinin deprem hissedilmeden önceki kritik birkaç saniyenin doğru kullanılmasını sağladığını belirterek şunları söyledi: “Yeni istasyonlarımızla veri iletim gecikmesini 0.2 saniyeye kadar düşürdük. Marmara Denizi’nde meydana gelecek bir depremde sistem, yakın istasyonların yoğunluğuna bağlı olarak 6-9 saniye içinde uyarı üretebilecek kapasitededir. Bu süre; metroların durdurulması, gaz vanalarının kapatılması, hızlı trenlerin yavaşlatılması gibi otomatik güvenlik adımlarını devreye almak için büyük önem taşır.”
8.4 Saniyede Uyarı Üreten Test Başarısı
02 Ekim 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen Mw 5.0 büyüklüğündeki depremde sistem ilk uyarıyı 8.4 saniyede üretti. Uyarı süresi kullanıcıların deprem merkez üssüne uzaklıklarına göre değişecektir. Bu başarı, yeni algoritmaların sahadaki gerçek koşullarda da hızlı ve doğru çalışabildiğini gösterdi.
Modern Altyapı ve Yeni Nesil İstasyonlar
Marmara Bölgesi’ne kurulan 30 yeni nesil kuvvetli yer hareketi istasyonu sayesinde veri iletim gecikmesi 0.2 saniyeye düştü.
İlk sinyalin en az 4 istasyonda algılanmasıyla sistem, 6-9 saniye içinde deprem yeri ve büyüklüğünü hesaplayabiliyor ve uyarı gönderilecek seviyeye geliyor.
Kullanılan yazılımlar Avrupa ve Orta Amerika’da uygulanıp başarıyla test edilen uluslararası algoritmalardan oluşuyor.
Marmara İçin Hedef: 3–6 Saniyelik Erken Uyarı
KRDAE’nin öncelikli hedeflerinden biri Marmara Denizi tabanına gerçek zamanlı veri ileten sensörler yerleştirmek. Bu çalışma tamamlandığında uyarı süresinin 3–6 saniyeye kadar düşmesi öngörülüyor.
Türkiye Genelinde Kullanıma Doğru
Sistem şu anda test aşamasında olmakla birlikte, KRDAE’nin ağ modernizasyonu ve veri iletişim hızını artıran çalışmalarının tamamlanmasıyla erken uyarı altyapısının ülke geneline yayılması planlanıyor.
KRDAE’nin Erken Uyarı Birikimi: İstanbul Deprem Hızlı Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi
Türkiye’de erken uyarı ve hızlı müdahale çalışmalarının temelleri, KRDAE’nin 1998 yılında başla_ğı İstanbul Deprem Hızlı Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi ile atıldı. Bu sistemi geliştirme 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinden önce başladı. 5 Nisan 2001 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile resmen onaylandıktan sonra 2001 yılında İstanbul genelinde 100 Hızlı Müdahale İstasyonu ve 10 Erken Uyarı İstasyonu kuruldu.
Sistem bugün de KRDAE Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı tarafindan aktif olarak kullanılmaya devam etmekte; İstanbul’da meydana gelen depremlerde gerçek zamanlı sarsıntı ve hasar dağılımı haritaları üreterek kritik kurumlarla paylaşılmaktadır. Bu altyapı, Türkiye’nin erken uyarı çalışmalarında sahip olduğu 25 yılı aşkın deneyimin temelini oluşturuyor.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Türkiye’nin deprem tehlikesi yüksek bölgelerinde daha güvenli yaşam için bilimsel çalışmalara aralıksız devam etmektedir.
Apple, macOS Tahoe 26.2 sürümüyle birlikte birden fazla Mac bilgisayarın birleştirilerek tek bir süper bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan yeni bir özellik sunuyor. Özellikle geliştiriciler ve araştırmacılar için tasarlanan bu sistem, Thunderbolt 5 bağlantısı üzerinden düşük gecikmeli bir veri akışı vadediyor. Bu sayede, devasa yerel yapay zeka modellerini çalıştırmak isteyen kullanıcılar, tek bir güçlü makine yerine ellerindeki cihazları birleştirerek yüksek performanslı bir kümeye sahip olabiliyorlar. Bu yeni yapı, yenilenmiş bir Mac Pro beklemek yerine mevcut donanımları değerlendirmek isteyenler için oldukça işlevsel bir çözüm sunuyor.
macOS Tahoe 26.2 ile Mac’leri yapay zeka süper bilgisayarına dönüştürün
Geçmişte de Mac cihazların kümelendiği örnekler görülmüş olsa da, bu kurulumlar genellikle daha düşük Thunderbolt hız limitleri veya kullanılan hub’lar nedeniyle yavaş veri aktarımı sorunu yaşıyordu. Ancak Apple’ın yeni teknolojisi, 80Gb/s’ye varan tam Thunderbolt 5 hızlarını destekleyerek bu darboğazı ortadan kaldırıyor. Bu sistem sadece pahalı Mac Studio modelleriyle değil, aynı zamanda M4 Pro işlemcili Mac mini ve M4 Pro veya Max işlemcili MacBook Pro modelleriyle de uyumlu çalışıyor. Örneğin, her biri 512 GB birleşik belleğe sahip dört adet Mac Studio bir araya getirildiğinde, 1 trilyon parametreli Kimi-K2-Thinking modelini standart PC donanımlarına kıyasla çok daha verimli bir şekilde çalıştırabiliyor.
Yapılan demolarda, dört adet Mac Studio’dan oluşan bir kümenin ExoLabs’ın EXO 1.0 yazılımının erken bir sürümünü kullanarak devasa yapay zeka modellerini başarıyla yüklediği görüldü. Dikkat çekici olan nokta ise enerji verimliliği oldu; bu devasa sistem 500 watt’tan daha az güç tüketerek çalıştı. Kıyaslama yapmak gerekirse, tek bir NVIDIA RTX 5090 ekran kartı bile 575 watt güç tüketimine sahipken, Apple’ın çözümü watt başına performansta ciddi bir avantaj sağlıyor. Üstelik geliştiricilerin bu kümeleri kurmak için özel donanımlara ihtiyacı yok; standart Thunderbolt 5 kabloları ve uyumlu Mac bilgisayarlar yeterli oluyor.
Yeni bir rapora göre Apple, yeni Mac Pro modelini büyük ölçüde rafa kaldırdı. Şirket M4 Ultra çipini de iptal etti.
macOS Tahoe 26.2 güncellemesi, Apple’ın açık kaynaklı MLX projesinin M5 çipindeki nöral hızlandırıcılara tam erişim sağlamasına da olanak tanıyacak. Bu durum yapay zeka çıkarım işlemlerini önemli ölçüde hızlandıracak olsa da, mevcut donanımlarda ilginç bir tezat bulunuyor. Şu an piyasada bulunan M5 işlemcili 14 inç MacBook Pro, yalnızca Thunderbolt 4 desteğine sahip olduğu için ne yazık ki bu yeni kümeleme özelliğinden yararlanamıyor.
Apple Silicon işlemcilerin birleşik bellek yapısı ve düşük güç tüketimi, Mac’leri zaten yapay zeka çalışmaları için cazip kılıyordu; ancak cihazları Thunderbolt 5 üzerinden birleştirme yeteneği bu potansiyeli zirveye taşıyor. Elbette 512 GB RAM’li bir Mac Studio oldukça yüksek bir maliyete sahip olsa da, hali hazırda elinde Mac Studio, Mac mini veya MacBook Pro bulunan laboratuvarlar ve şirketler, ekstra masraf yapmadan ellerindeki cihazları birleştirerek süper bilgisayar gücüne erişebilirler. Bu özellik, yüksek maliyetli GPU yatırımlarına güçlü bir alternatif oluşturabilir. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, profesyonel çalışmalarınızda birden fazla bilgisayarı birbirine bağlayarak güçlerini birleştirmeyi tercih eder miydiniz?
Yapay zeka dünyasında rekabet hız kesmeden devam ederken şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. Sektörün öncüsü OpenAI, rakibi ChatGPT Google Gemini modelinin yeni güncellemesi için beklenmedik bir kutlama mesajı yayınladı.
ChatGPT Google Gemini rekabetinde dostluk rüzgarı
Teknoloji devleri arasındaki yarış genellikle sert geçer. Ancak bu kez OpenAI, “fair play” ruhuna uygun bir adım attı. Google’ın Gemini için duyurduğu son özelliklerin ardından, ChatGPT’nin CEO’su resmi hesaplarından samimi bir tebrik paylaşımı yapıldı. Bu durum, iki dev şirketin aslında birbirini besleyen bir ekosistem oluşturduğunun en net kanıtı oldu.
Congrats to Google on Gemini 3! Looks like a great model.
Yayınlanan bu mesaj, teknoloji dünyasında geniş yankı uyandırdı. Genellikle pazar payı ve model performansı üzerinden atışan şirketlerin, birbirlerinin başarısını takdir etmesi nadir görülen bir durum. Uzmanlar, bu hamlenin yapay zeka güvenliği ve gelişimi konusundaki ortak vizyonu güçlendireceğini düşünüyor. OpenAI, rakibini kutlarken aslında kendi özgüvenini de ortaya koymuş oldu.
Xiaomi finansal sonuçları açıklandı. Şirket gelirini artırırken elektrikli araçlardan ilk kez kâr elde etti.
Kullanıcıların tepkisi ne oldu?
Sosyal medya kullanıcıları bu etkileşime kayıtsız kalmadı. Binlerce kişi, rekabetin sadece teknolojik gelişimle sınırlı kalması gerektiğini ve bu tür nezaket gösterilerinin sektöre değer kattığını belirtti. Google cephesinden de bu jeste karşılık gecikmedi ve teşekkür mesajı iletildi. Şimdi gözler, her iki firmanın bir sonraki büyük hamlesine çevrildi.
Peki, yapay zeka rekabeti hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Aksiyon kamerası pazarının iddialı oyuncularından DJI, son amiral gemisi modeli Osmo Action 6’yı duyurdu. Yeni kamera, özellikle video kalitesi, pil performansı ve su altı çekim yetenekleriyle profesyonel kullanıcıların dikkatini çekmeye hazırlanıyor.
Yeni Nesil Görüntü Kalitesi
Osmo Action 6’nın en çarpıcı özellikleri, daha önce bir aksiyon kamerasında görmeye alışık olmadığımız donanımlardan geliyor. Cihaz, daha iyi ışık hassasiyeti ve düşük ışık performansı vaat eden, büyük boyutlu 1/1.1 inç tip sensöre sahip. F/2.0 ile F/4.0 arasında ayarlanabilen değişken diyafram özelliği, kullanıcıya farklı ışık koşullarında pozlama üzerinde daha fazla kontrol imkanı sunuyor.
Yeni sensör, 13.5 durağa kadar dinamik aralık sunarak, en parlak ve en karanlık alanlardaki detayların korunmasına yardımcı oluyor. Kamera, 4:3 en boy oranında 4K çözünürlükte 120 fps’ye kadar kayıt yapabiliyor. Gelişmiş sensör sayesinde SuperNight modu, düşük ışıkta bile 4K 60 fps net video kaydı vadediyor.
iPhone 17 WiFi hızı testlerde rakiplerini geride bıraktı. Apple'ın yeni teknolojisi hakkında detaylar haberimizde.
DJI’ın 10-bit D-Log M renk sistemi, post prodüksiyon aşamasında daha fazla esneklik sağlamak amacıyla vurgu ve gölge detaylarını koruyor. Ayrıca, çekim sırasında renk ve pozlamayı izlemek için ekran üzerinde D-Log M önizlemesi de mevcut.
Osmo Action 6, karesel yapıda olan sensörü sayesinde yaratıcı çözümler sunuyor. Yeni 4K Özel Modu ile çekim yaparken kamerayı dikey veya yatay konumlandırma endişesi ortadan kalkıyor, kullanıcılar diledikleri gibi çekim yapıp kırpma işlemini daha sonra post prodüksiyonda gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, 4K çözünürlükte 2 kata kadar kayıpsız yakınlaştırma (lossless zoom) yapma yeteneği de bulunuyor. Tüm bu özellikler, yerleşik gelişmiş sabitleme sistemi ile destekleniyor.
Osmo Action 6, 1.950 mAh’lik pili sayesinde dört saate kadar kullanım süresi sunuyor. Pil, 22 dakikada %80 doluluğa ulaşabilme yeteneğiyle dikkat çekiyor. Ek bir kılıfa ihtiyaç duymadan 20 metreye kadar su geçirmezlik sağlarken, harici su geçirmez kılıf ile bu derinlik 60 metreye kadar çıkıyor.
Dahili renk sıcaklığı sensörü sayesinde su altında gerçeğe yakın renkler elde ediliyor, ayrıca su basınç göstergesi dalış verilerini kaydediyor. Cihazda 50 GB dahili depolama alanı bulunuyor. Ana ekran 2.5 inç (400×712), ikincil ekran ise 1.46 inç (342×342) çözünürlüğe sahip ve her ikisi de 800 nit tepe parlaklığını destekliyor.
Combo Adı
Fiyat
İçerik Özeti
Standard Combo
€379
Kamera, 1 adet 1.950 mAh Pil Plus, Hızlı Çıkarma Bağlantı Aparatları ve gerekli kablolar.
Adventure Combo
€479
Standard Combo’ya ek olarak 2 adet fazladan Pil Plus, Çok Fonksiyonlu Pil Kutusu 3 ve 1.5m Uzatma Çubuğu.
Teknoloji dünyasının devi Meta, yapay zeka geliştirme yarışında rakiplerine ayak uydurmaya çalışırken üst düzey yönetim kadrosunda önemli bir kayıp daha yaşadı. Şirketin Gelirlerden Sorumlu Başkanı (CRO) John Hegeman, görevinden ayrılma kararı aldı. Bloomberg’in raporuna göre, 17 yılı aşkın süredir Meta bünyesinde çeşitli görevlerde bulunan Hegeman, kendi şirketini kurmak üzere mevcut pozisyonunu bırakıyor. Wall Street Journal’ın aktardığı bilgilere göre, Hegeman bu görevde bir yıldan az bir süre kalmış olsa da daha önce Facebook uygulaması ve şirketin reklam ekibi gibi kritik departmanlarda önemli roller üstlenmişti.
Zuckerberg’in yapay zeka planları ve Meta’da kritik yönetim değişikliği
Şirket içerisindeki yapılanma hız kesmeden devam ederken, Hegeman’ın boşalan koltuğu boş kalmayacak. Hegeman’ın yerini hemen, yine uzun süredir Meta çalışanı olan Andrew Bocking alacak. John Hegeman, şirket içi bir mesaj panosunda paylaştığı veda notunda çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: “Meta’daki 17 olağanüstü yılın ardından, bu bölümü kapatmanın ve uzun zamandır yapmak istediğim şeyi yaparak kendi şirketimi kurmanın zamanının geldiğine karar verdim.” Gelirlerden Sorumlu Başkan pozisyonu, şirketin tüm gelir operasyonlarını denetlemekle yükümlü olduğundan kurumsal hiyerarşide hayati bir önem taşıyor.
Son haftalarda şirketten ayrılan tek üst düzey isim Hegeman değil. Meta, kısa bir süre önce Baş Yapay Zeka Bilimcisi Yann LeCun’un da kendi şirketini kurmak üzere ayrılacağı haberleriyle gündeme geldi. Yaklaşık on yıldır şirkette olan LeCun, son dönemde yapay zekanın “insan seviyesinde” bir zekaya ulaşması fikrine mesafeli duruşuyla ve dil modellerine (LLM) yönelik şüpheci yaklaşımıyla biliniyordu. Ayrıca Bloomberg, şirketin İş Yapay Zekası biriminin liderinin de ayrıldığını ve Bilgi Güvenliği Şefi (CISO) Guy Rosen’ın yapay zeka odaklı yeni bir role kaydırıldığını belirtiyor.
Ray-Ban ve Meta işbirliğiyle geliştirilen yeni nesil akıllı gözlükler, eller serbest çekim, Meta AI ve 4 saat pil ömrü sunuyor.
Yaşanan bu görev değişiklikleri Meta için mutlaka kötü bir senaryo anlamına gelmiyor ancak yatırımcılar gidişattan tam anlamıyla memnun değil. Şirketin üçüncü çeyrek kazançları belirli bir seviyeyi korusa da, teknoloji devinin yapay zeka işini büyütmek için harcadığı devasa bütçeler yatırımcıları huzursuz ediyor. Mark Zuckerberg ise şirketin “Meta Superintelligence Labs” ile harika bir başlangıç yaptığını ve yapay zeka gözlüklerinde sektöre liderlik ettiğini savunuyor. Ancak piyasalar, patlamaya hazır bir balon gibi görünen bu alana yapılan yüksek harcamalara karşı diğer teknoloji devlerinde olduğu gibi temkinli yaklaşıyor.
Meta’nın yapay zeka vizyonu doğrultusunda yaptığı bu stratejik yönetim değişikliklerinin, şirketin gelecekteki gelir modellerini ve teknolojik atılımlarını nasıl etkileyeceği merak konusu. Peki, siz Meta’nın bu yoğun yapay zeka yatırımlarını ve üst yönetimdeki köklü değişiklikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Panasonic Connect Europe, ayrı Panasonic yazılım araçlarını tek ve sezgisel bir platformda birleştiren, Windows® tabanlı Visual Software Suite (VSS) platformunu piyasaya sürdü. Bu sayede kurulum süreci hızlanıyor ve iş akışları daha verimli hale geliyor. Panasonic projeksiyon cihazları ve ET-FMP50 Serisi medyaişlemcileri ile kullanım için optimize edilen VSS, hızlı kurulum ve sahada kolay ayarlama imkânı sunmak üzere birden fazla işlevi sezgisel, dört ekranlı tek bir arayüzde bir araya getiriyor.
Baştan Sona Projeksiyon Yönetimi ve Kontrolü
Şimdi ücretsiz olarak indirilebilen VSS, AV profesyonellerine çoklu projektör ortamları üzerinde tam kontrol sağlar. Kullanıcı dostu tasarımı herhangi bir eğitime gerek duymaz ve zamanı ile manuel müdahaleyi azaltan otomatik özellikleri sayesinde verimliliği artırır.
Projeksiyon kurulumu ve yönetimi; geometrik düzeltme, kenar birleştirme, siyah seviye ayarı, renk eşleştirme ve içerik bölme gibi kapsamlı otomatik kalibrasyon özellikleriyle kolaylaştırılmıştır. Kullanıcılar ayrıca bozulma düzeltme, serbest şekil maskeleme, tekdüzelik ve parlaklık kontrolü² gibi gelişmiş çarpıtma ve renk ayarlamaları da gerçekleştirebilir. Bu, herhangi bir projeksiyon yüzeyinde hassas ve tutarlı görüntü kalitesi sağlar.
VSS, ayrıca lens kaydırma, yakınlaştırma ve odaklama ayarlarının yanı sıra güç ve deklanşör yönetimi, test deseni ekranı ve web tarayıcısına erişim olanağı sağlayan güçlü projektör kontrolü² sunar. İçerik oynatma ve yönetim işlevi, birden fazla çalma listesini, boşluksuz döngüyü, harici UDP komut entegrasyonunu ve PC veya projeksiyon ekranında gerçek zamanlı önizlemeyi destekler.
Gelişmiş operasyonel verimlilik için VSS, otomasyon ve planlama yetenekleri³ sunarak kullanıcıların sorunsuz bir şekilde özel günlük oynatma programları oluşturmasına olanak tanır.
Panasonic’in FMP50 Serisi medya işlemcileriyle — hem kutu tipi cihazlar (ET-FMP50/FMP20) hem de Intel® SDM özellikli yuva uyumlu işlev kartı (ET-SBFMP10) ile birlikte kullanıldığında — VSS, şu anda mevcut olan neredeyse tüm Panasonic projektör ve ekranlarla uyumludur.
Bu, kurulumculara karmaşık, büyük ölçekli projeksiyon kurulumlarını yönetmek için esnek ve güçlü bir çözüm sunar.
Kamera Tabanlı Ayarlamalar
VSS, uyumlu kameralarla eşleştirildiğinde karmaşık yüzeylerde bile hızlı ve doğru projeksiyon kalibrasyonu sağlar. Geometri düzeltme, kenar birleştirme ve renk eşleştirme¹ işlemlerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirerek, kapsamlı manuel ayarlama ihtiyacını ortadan kaldıran çoklu projektör kurulumlarını basitleştirir. Bu, kurulum süresini ve maliyetlerini önemli ölçüde azaltarak AV profesyonellerinin kaynak yoğun görevlere odaklanmasını sağlar.
Panasonic’ın MEVIX Vizyonunu Hayata Geçirmek
VSS’nin piyasaya sürülmesi, Panasonic’in ProAV ekosistemi genelinde yenilikçi ve uçtan uca görsel deneyimler sunmaya odaklanan MEVIX stratejisini somutlaştırıyor. Tek panel üzerinden projektör kontrolü, otomatik kalibrasyon, oynatma yönetimi ve zamanlama işlevlerini bir araya getirerek, kullanıcılar için iş akışlarını geliştiriyor ve tüm süreci giderek daha verimli ve maliyet açısından avantajlı hale getiriyor.
“Visual Software Suite, Panasonic’in yazılım portföyünü genişletme yolculuğumuzda önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Tasarım ve dağıtım da dahil olmak üzere, AV profesyonelleri için görsel deneyimin her adımını tek bir birleşik platformda sadeleştirmek üzere tasarlandı. MEVIX markamızın lansmanıyla birlikte, müşterilerimizin daha verimli, esnek ve iş birliği içinde çalışmasını sağlayan daha geniş bir yazılım çözümleri ekosisteminin temellerini atıyoruz,” dedi Panasonic Connect Avrupa Görsel Sistem Çözümleri Pazarlama Müdürü Hartmut Kulessa.
Jeep, ilk kez 2022 yılında duyurduğu tamamen elektrikli arazi aracı Recon modelini resmen tanıttı. Şirketin “Wrangler’ın elektrikli ruh eşi” olarak adlandırdığı Recon, 650 beygir güç ve 840 Nm tork üreten iki elektrik motoruna sahip.
Elektrikli Jeep Recon görücüye çıktı
Bu yüksek tork ve hassas kontrol yeteneği, Jeep’in “elektrifikasyon araziden bir şey götürmez, aksine daha ileri taşır” iddiasını somut bir şekilde yansıtıyor. Recon, Wagoneer S ve Avenger’dan sonra markanın off-road odaklı ilk elektrikli modeli olarak öne çıkıyor.
Model, Wrangler’a yakın bir arazi geometrisi sunuyor. Araçta 34 derece yaklaşma, 34,5 derece uzaklaşma ve 23,5 derece karın açısı bulunuyor. Önde çift salıncaklı, arkada bağımsız süspansiyon sistemine eklenen off-road lastikleri sayesinde yerden yükseklik 238 mm’ye ulaşıyor. Kilitli diferansiyel ve Rock modu da eklenen Select-Terrain sistemi, Recon’un mevcut Jeep gamının arazi yeteneğinden geri kalmadığını gösteriyor.
DRAM maliyetlerindeki yükseliş, ekran fiyatlarında da artışa sebep olacak gibi görünüyor.
Recon, 100 kWsa kapasiteli batarya ile geliyor ve bu batarya, arazi koşullarına dayanıklı olması için çelik bir alt koruma ile güçlendirilmiş durumda. Şirket, WLTP normlarına göre 530 km’ye kadar sürüş menzili sunduğunu belirtiyor. STLA Large platformunun 400V altyapısını kullanan model, 160 kW’a kadar hızlı şarj desteği sağlıyor.
Jeep, efsanevi “açık hava” kimliğini de elektrik çağına taşıyor. Recon’un tüm kapıları sökülebiliyor, ön ve arka camları ise katlanabiliyor. Dış tasarım safkan Jeep karakterini korurken, kabin belirgin şekilde dijitalleşmiş durumda.
Kokpitte 14,5 inçlik yeni bir multimedya ekranı yer alıyor ve klima dahil birçok fonksiyonu bu ekran üzerinden yönetiliyor. Bunu 12,3 inçlik dijital gösterge paneli tamamlıyor. Kabin genelinde zemin ve panellerde dayanıklı ve çizilmeye dirençli yüzeyler kullanılıyor.
Recon, önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde üretim bandına çıkacak ve ilk olarak ABD’de satışa sunulacak. Avrupa’da ise 2026 yılının sonuna doğru pazara girmesi bekleniyor. Modelin ABD başlangıç fiyatı 65 bin dolar olarak açıklandı.
Yerli otomobil Togg’un şarj ağı yatırımları hız kesmeden devam ediyor. Şirket, son olarak Trugo Sabiha Gökçen istasyonlarının kurulumunu tamamlayarak kullanıcıların hizmetine sunduğunu duyurdu.
Trugo Sabiha Gökçen istasyonu nerede?
Markanın resmi sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamaya göre, yeni şarj cihazları İstanbul’un en yoğun noktalarından birine yerleştirildi. Sürücüler, Trugo Sabiha Gökçen istasyonlarına havalimanının katlı otoparkı içerisinden ulaşabilecekler.
Hızlı şarj cihazları ve konum detayları
Togg, istasyonların tam konumunu “Kırmızı Otopark P5 katı” olarak paylaştı. Burada kurulan yüksek performanslı cihazlar sayesinde elektrikli araç sahipleri, uçuş öncesi veya yolcu karşılama sırasında araçlarını hızla şarj edebilecekler. Ayrıca bu cihazlar tüm elektrikli araç modellerine hizmet veriyor.
Ağ genişlemeye devam ediyor
Şirket, 81 ilde şarj istasyonu kurma hedefini sürdürüyor. Sabiha Gökçen hamlesiyle birlikte, özellikle şehirlerarası yolculuk yapan kullanıcılar için stratejik bir nokta daha kapsama alanına girmiş oldu. Trugo, önümüzdeki dönemde de farklı lokasyonlarda kurulumlarını artırmayı planlıyor.