ASUS, Computex 2023 etkinliğinde, yeni monitörler, dizüstü bilgisayarlar, heyecan verici yeni modeller ve sürdürülebilirlik alanında elde edilen başarılar da dahil olmak üzere inanılmaz yeniliklerini sergiliyor. ASUS ve Republic of Gamers (ROG) stantlarında ziyaretçiler, birçok yeni ürünü bizzat deneme şansına sahip oldu. ASUS, son kullanıcı ürünlerinden iş dünyası ve sağlık sektörü için geliştirilen cihazlara kadar her alanda yeniliklerini tanıttı.
540 Hz monitör ve dünyanın en iyi ekran kartı ROG Matrix!
ASUS ayrıca sürdürülebilirlik alanında elde ettiği en son başarıları ve bunları ürün tasarımlarına nasıl entegre ettiğini de gözler önüne serecek. Müşterilere ASUS ürünlerinin karbon emisyonunu düzenleyerek daha sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunma imkanı sunan yeni ASUS Carbon Partner Services çözümü hakkında bilgiler paylaşıldı.
ASUS standında sergilenecek diğer yenilikler arasında stile, sürdürülebilirliğe ve performansa önem veren kullanıcılar için tasarlanan yeni ASUS VU serisi monitörler de yer alıyor.
Oyuncular için ise ROG, oyuncu dizüstü bilgisayarları, sistem bileşenleri, oyuncu monitörleri, router’lar ve daha fazlasını içeren birçok yeni modeli tanıtacak. Yenilikler sadece ürünlerle sınırlı değil. ROG’un akıllı soğutma teknolojisi ve heyecan verici Nebula HDR ekranları da ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Ziyaretçiler ayrıca taşınabilir oyun deneyimini yepyeni bir seviyeye çıkaran yeni ROG Ally el konsolunu deneme fırsatı bulacaklar.
GPU’yu sıvı metal ile soğutarak olağanüstü hız aşırtma kapasitesi kazandıran ilk sıvı soğutmalı ekran kartı ROG Matrix RTX™ 4090 da ziyaretçilerin bizzat görebilecekleri yeni ürünler arasında yer alacak. Şık tasarımı ve son teknoloji AIO termal çözümüyle bu kart, gelişmiş PC sistemleri için idealdir.
Sergilenecek diğer bir yeni ürün ise ROG Swift OLED PG49WCD monitördür. Bu 49 inçlik süper ultra geniş (5120 x 1440) QD-OLED ekran, 1800R kavis, 144 Hz yenileme hızı ve 0,03 ms tepki süresiyle rekabetçi oyunlarda etkileyici bir deneyim sunar. Bu monitörde, özel soğutma bloğu ve QD-OLED panelin arkasına yerleştirilen grafen film sayesinde ısı daha iyi uzaklaştırılır ve görüntü izi kalma riski azalır.
ASUS ROG ve NVIDIA®, hareket bulanıklığını önlemek için geliştirdikleri en son teknoloji olan G-SYNC ULMB 2’yi bir aygıt yazılımı güncellemesiyle ROG Swift 360 Hz PG27AQN modeline getiriyor. 1000 Hz’in üzerinde etkin hareket netliği ile ULMB 2, rekabetçi oyuncular için hareket bulanıklığını son derece düşük bir seviyeye indirir, arka aydınlatmanın yenileme hızıyla senkronize olmasını sağlar, orijinal ULMB’ye kıyasla parlaklığı büyük ölçüde artırır ve karışma veya çift görüntüyü engeller. ULMB 2, bunları gerçekleştirmek için “Vertical Dependent Overdrive” adı verilen özel bir teknik kullanır. Böylece arka aydınlatma, tüm pikseller doğru rengi gösterdiğinde açılır.
ASUS ve ROG, Computex 2023 stantlarında 30 Mayıs – 2 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilere açık olacak. ASUS stantı Taipei Nangang Exhibition Hall 1, 4F, M0510’da (ASUS) ve ROG stantı ise M0810’da yer alacak.
Apple, 2011’de bu yana ücretsiz bulut tabanlı fotoğraf yedekleme hizmeti olan My Photo Stream’i sunuyor. Ücretsiz olmasına rağmen getirdiği birçok kısıtlama nedeniyle bu özellik çoğu kullanıcı tarafından benimsenmemişti. Şirket şimdi ise bu özelliği kaldırma kararı aldı.
My Photo Stream için yolun sonu
My Photo Stream özelliğinin kaldırılıyor olması aslında büyük bir sürpriz olmadı. Ücretsiz olmasına rağmen, yükleyebileceğiniz fotoğraf miktarına ilişkin kısıtlamalar olması ve bunların yalnızca 30 gün boyunca Apple sunucularında saklanıyor olması bu depolama hizmetinin kullanımını oldukça sınırlamıştı.
Bu hizmet aynı zamanda yüksek kaliteli fotoğraflar yedeklenirken çözünürlüklerini de düşürüyordu. Bu ve bunun gibi kısıtlamalar nedeniyle pek de tercih edilmeyen bu hizmetin fişi çekiliyor. Gelen bilgilere göre Apple, My Photo Stream özelliğini 26 Temmuz’da tamamen kaldıracak.
Amiral gemisi telefon pazarı, hiç kuşkusuz üst düzey bir çekişmeye sahne oluyor. Apple'ın pazardaki payı göze çarpıyor.
Apple’ın destek sayfası, My Photo Stream’e yeni fotoğraf yüklemelerinin 26 Haziran’da sona ereceğini ve özelliğin bir ay sonra tamamen ortadan kalkacağını açıkladı. Bu hizmete dahil olan fotoğrafların Apple kullanıcılarının cihazlarından en az birinde bulunduğuna dikkat çeken şirket, müşterilerinin hiçbir fotoğraf kaybetmeyeceğini ifade ediyor.
Bulut depolama hizmetleri her anlamda kullanıcıların işlerini kolaylaştırıyor. Cihazlar arasında görsel ve dosya alışverişini çok daha pratik bir hale getiren bu hizmetler özellikle son dönemde büyük bir önem taşıyor. Apple ise fazla kullanışlı olmayan depolama özelliğini kaldırarak diğer hizmetlerine ağırlık vermek istiyor gibi görünüyor.
My Photo Stream’in devre dışı kalması ile bulut depolamada bir devir daha son buluyor. Peki siz My Photo Stream ve Apple’ın depolama hizmetleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Xiaomi, geçtiğimiz aylarda düzenlediği lansmanda merakla beklenen Redmi Note 12 ve Note 12 Pro akıllı telefonlarını tanıttı. İki model de bütçe dostu olmasıyla dikkat çekti. Bizler de sizler için Redmi Note 12 ve Redmi Note 12 Pro inceleme videosu hazırladık.
Redmi Note 12 ve Redmi Note 12 Pro inceleme!
Redmi Note 12 serisi nisan ayında global olarak tanıtıldı ve yakın zamanda ise Türkiye sınırlarına giriş yaptı. Redmi Note 12 modeli 8 bin 499 TL‘den satışa sunulmuşken, abisi olarak görülen Note 12 Pro‘nun fiyatı ise 10 bin 999 TL olarak belirlendi.
Redmi Note 12 özellikleri
Bütçe dostu Redmi Note 12, 6.67 inç boyutunda ve 1080 x 2400 piksel çözünürlüğünde AMOLED bir ekrana sahip. 120 Hz yenileme hızı ile desteklenen ve 1.200 nit parlaklık sunan bu ekran, Corning tarafından üretilen Gorilla Glass 3 cam ile korunuyor.
Xiaomi'nin yerli üretim ve uygun fiyatlı yeni akıllı telefonu Redmi 10 2022 modelini kutusundan çıkardık ve inceledik.
Cihaz, Qualcomm’un Snapdragon 685 yonga setinden güç alıyor. Öte yandan telefonda 6 GB RAM ve 128GB depolama alanı bulunuyor. Bu noktada yurtdışında daha fazla seçenek mevcut ancak Türkiye’de yalnızca bu versiyon satışa çıktı.
Akıllı telefonun arka tarafında 50 Megapiksel ana kamera + 8 Megapiksel ultra geniş açılı kamera + 2 Megapiksel makro lens yer alıyor. Ön tarafta ise 13 Megapiksel çözünürlüğünde bir özçekim kamerası bizleri karşılıyor.
Redmi Note 12, 33 W hızlı şarjı destekleyen 5000 mAh kapasitesinde bir bataryaya sahip. Bununla beraber cihaz, kutudan Android 13 tabanlı MIUI 14 işletim sistemi ile çıkıyor. Son olaraksa telefonda Bluetooth 5.0 ve NFC bağlantı seçenekleri bulunuyorken, güç düğmesine yerleştirilen parmak izi okuyucusu da mevcut.
Redmi Note 12 Pro ise 6.67 inç boyutunda AMOLED bir ekranla geliyor. 1080 x 2400 piksel çözünürlüğündeki bu ekran, 120 Hzyenileme hızı ile destekleniyor ve 1.100 nit parlaklık sunuyor. Ayrıca CorningGorilla Glass 3 cam ile korunuyor.
Cihazın kalbinde Qualcomm tarafından üretilen Snapdragon 732G yonga seti yer alıyor. Buna ek olarak telefonda 8 GB RAM ve 256 GB depolama alanı bulunuyor. Standart modelde olduğu gibi bu da Türkiye’de yalnızca tek bir versiyonla satışa sunuldu.
Akıllı telefonun arka tarafında dört tane kamera bulunuyor. Bunlar sırasıyla 108 Megapiksel ana kamera, 8 Megapiksel ultra geniş açılı kamera, 2 Megapiksel derinlik sensörü ve 2 Megapiksel makro lens şeklinde. Ön tarafta ise 16 Megapiksel çözünürlüğünde bir özçekim kamerası mevcut.
Redmi Note 12 Pro, 5.000 mAh kapasitesinde bir bataryaya sahip. Bu batarya 67 W turbo şarjı destekliyor. Öte yandan cihaz, Android 11 tabanlı MIUI 13 işletim sisteminde çalışıyor. Son olarak telefonda güç düğmesine konumlandırılan parmak izi okuyucusu olduğunu da belirtelim.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Telefonların özelliklerini ve fiyatlarını nasıl buldunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Toyota, tarihinin en başarılı modellerinden biri olan Yaris Hybrid’i yenilemeye hazırlanıyor. Hibrit güç üniteleri ile öne çıkan Japon üretici, Yaris Hybrid modelinde performans ve güvenlik güncellemeleri yapacak. Yapılan güncellemelerin ardından Yaris Hybrid’in sınıfında daha iddialı hale gelmesi bekleniyor.
Toyota Yaris, yeni ve daha güçlü hibrit motora kavuşuyor
Toyota, hibrit güç ünitesini güncelleyerek Yeni Yaris Hybrid ile daha yüksek performanslı bir sürüş deneyimi sunacak. Yakıt verimliliği ve düşük emisyon oranlarıyla dikkat çeken yeni Yaris Hybrid, mevcut “Hybrid 115” versiyonunun yanı sıra yeni “Hybrid 130” olmak üzere iki güç seçeneğiyle tercih edilebilecek.
“Hybrid 130”, “Hybrid 115”’e göre yüzde 12 artışla 130 HP motor gücüne ve yüzde 30 artışla 185 Nm maksimum torka ulaşacak. Bu sayede 0-100 km/s hızlanmasını 9.2 saniyede gerçekleştirecek olan yeni Yaris Hybrid, 96-116 g/km düşük CO2 emisyonuyla da dikkat çekiyor.
MediaTek, otomobiller için ürettiği Dimensity Auto platformuna Nvidia teknolojilerini dahil ediyor. İşte detaylar.
Toyota, yeni Yaris Hybrid’de ayrıca yeni bir dijital kullanıcı deneyimi de sunacak. Donanım seçeneklerine göre 7 veya 12.3 inç boyutundaki dijital göstergelerin yer alacağı modelde ayrıca 9 veya 10.5 için bilgi-eğlence ekranı da seçenekler arasında olacak. Dijital göstergeler, sürücünün tercihine göre farklı temalarla değiştirilebilecek.
Bununla birlikte yeni Yaris Hybrid, aktif ve pasif donanımlarıyla güvenlik konusunda da oldukça iddialı. Yeni Yaris’de Toyota T-Mate sistemleri geliştirilerek daha verimli bir şekilde görev yapması sağlanırken yeni kamera ve sensörlerle, kaza riski algılamada önemli bir artış elde edilmiş durumda. Yeni Yaris Hybrid daha kapsamlı “Kavşakta Çarpışma Önleyici Sistem” ve araçları, yayaları, bisikletlileri ve motosikletleri algılayan “Ön Çarpışma Önleyici Sistem”in yanı sıra düşük hızda kazaları önleyen “Sürüş Asistanı” ile sunulacak. Yenilenen modelde ayrıca arkadan gelen araçları ve bisikletlileri algılayarak kapı açılmasıyla yaşanan kazaların önüne geçmeye yardımcı olan “Güvenli Çıkış Asistanı” opsiyonel olarak sunulacak.
Yeni Yaris Hybrid’in yüksek performanslı “Hybrid 130” motor seçeneği, geliştirilmiş teknolojik ve güvenlik özellikleri ile 2024 yılında Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor. Peki siz daha güçlü hibrit motora sahip yeni Toyota Yaris hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Tüm dünyada etkisini gösteren ekonomik belirsizlik ve çip krizi, akıllı telefon dünyasını da etkiliyor. Son dönemde birçok üretici bu anlamda bazı sorunlar yaşadı. Ancak şirketler tüm bu etkenlerin gölgesinde oldukça donanımlı modeller çıkararak birbirleriyle yarışa devam ediyor. Bu yarışın geldiği nokta 2023 yılının ilk çeyreğinde de kendisini gösterdi.
Amiral gemisi telefon pazarında iPhone 14 Pro Max liderliği
Üst düzey donanıma sahip modellerin satışı bu yılın ilk çeyreğinde de artarak devam etti. Canalys, sektörüdeki durumu gözler önüne seren bir araştırmaya imza attı. Akıllı telefon dünyasının hiç kuşkusuz en büyük ismi olan Apple, adeta listeye ambargo koydu. Amiral gemisi telefon pazarında ilk 4 sırayı Apple ürünleri aldı.
Listenin ilk sırasında Apple’ın en güçlü oyuncusu olan iPhone 14 Pro Max yer alıyor. Listenin ikinci sırasını aynı seriden iPhone 14 Pro, üçüncü sırayı da iPhone 14 aldı. Bu modelleri dördüncü sıradan bir önceki seri olan iPhone 13 takip etti. Apple’ın sektördeki rakibi olarak gösterilen Samsung’un amiral gemisi modeli Galaxy S23 Ultra ise listeye beşinci sıradan girdi.
Sektördeki bir diğer önemli isim olan Xiaomi ise amiral gemisi modeliyle 13. sıradan kendine yer buldu. Katlanabilir modellere baktığımızda ise Galaxy Z Flip 4’ün listeye girebildiğini görüyoruz. Bunlar dışında listeye giren tek şirket ise Huawei oldu. Şirket, Mate 50 modeliyle listenin 14. sırasında.
iPhone 14 Pro Max teknik özellikleri
Ekran: 6.7 inç – 460 ppi, 2796 x 1290 piksel çözünürlük, 120 Hz ProMotion, Dynamic Island, 2.000.000:1 kontrast
Boyut ve Ağırlık: 160,7 mm uzunluk, 77.6 mm genişlik, 7,85 mm kalınlık – 240 gram
İşlemci: Apple A16 Bionic
Depolama: 128 / 256 / 512 GB / 1 TB dahili hafıza
Kamera: 48 Megapiksel ana kamera, f/1.78 diyafram, ikinci nesil optik görüntü sabitleme
2. kamera: 12 Megapiksel ultra geniş açılı, f/2.2 diyafram, 120 derece görüş alanı
Ukrayna ve Rusya arasındaki kriz etkilerini göstermeye devam ediyor. Her iki taraftan da karşılıklı olarak yapılan saldırılar ile savaşın boyutu artıyor. Tabi bu savaşın sonucunu belirleyecek olan etmenlerin başında askeri güç geliyor olsa da ordu teknolojileri de önemli bir yer tutmakta. 28 Mayıs 2023 gecesi Ukrayna Rusya’ya ait toplamda 52 adet İHA’yı düşürdü. İşte detaylar…
Ukrayna saldırıyı geri püskürttü ve 52 adet İHA’yı düşürdü!
Bilindiği üzere Rusya, Ukrayna ile kriz başladığı andan itibaren kara ve hava kuvvetlerine destek istedi. Bu kapsam İran kendi üretimleri olan ve yerel adı HESA Şahid-136/131 , global adı Shaded-136 ve Shaded-131 olan kamikaze İHA’ları envanterine kattı.
Tabi Ukrayna’da düşmanın güçlenmesini seyretmedi. Kendi hava kuvvetlerini İHA’lara ek olarak hava savunma sistemleriyle de destekledi. Bu kapsamda Ukrayna havadan gelecek olan saldırılara karşı kendi içerisinde güvene aldı.
Prof.Dr. İsmail Demir Türkiye'nin F-16 modernizasyon paketi F-16 Blok-ÖZGÜR hakkında açıklamalarda bulundu. İşte detaylar...
Dün Ukrayna resmi Telegram hesaplarından yapılan paylaşımlardaysa saldırı hakkında açıklama yapıldı. Rusya’nın İran’dan aldığı ve İran üretimi olan Shaded-136 ve Shaded-131 isimli İHA’ları kullanarak Ukrayna’ya saldırı girişiminde bulunduğunu belirtti.
Toplamda 54 adet İHA ile saldırıyı gerçekleştiren Rusya’ya karşı Ukrayna’nın direndiğini ve bu İHA’lardan 52 tanesini düşürerek saldırı geri püskürttüklerini belirtti. Konuyla ilgili olarak Ukrayna Hava Kuvvetleri yaptığı açıklamada “28 Mayıs 2023 gecesidüşman, İran saldırı uçağı Shahed-136 ve Shahed-131 ile kuzey yönünden – Bryansk bölgesinden ve güneyden – Krasnodar bölgesinden Ukrayna’ya saldırdı. Toplamda 54 adet olmak üzere rekor bir sayıda kamikaze İHA saldırısı görüldü.” ifadelerine yer verdi.
Açıklamanın geri kalanındaysa Ukrayna savunma kuvvetlerinin tek bilek olarak saldırıyı geri püskürttüklerini, muharebenin başarıyla sonuçlandığını ve başarılı muharebe sonucunda “52 adet Şahid Kamikaze İHA’nın” düşürüldüğünü bildirdi.
Geçtiğimiz aylardaysa yine aynı İHA modelinin Ukrayna sınırları içerisinde infilak ettiği görüldü. Uzmanlar tüm bu yaşananların ardından İran yapımı Shaded İHA modellerinin becerileri konusunda şüpheli. Modelin yeni nesil savaş sistemlerine karşı savunmasız olduğu düşünülüyor. Fakat pilotaj ve yönlendiren ekiplerinde 52 adet İHA’nın düşürülmesinden sorumlu olabileceği söyleniyor.
Peki siz Ukrayna Rusya’ya ait İHA’ları düşürdü haberi hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…
Apple bugüne kadar sayısız tanıtım etkinliği düzenledi. Bunlardan unutulmayanlardan bazıları şüphesiz iPhone 4, ilk AirPods gibi dönüm noktası ürünlerin tanıtımlarıydı. Peki Apple AirPower ürününü hatırlıyor musunuz? 2017 yılında tanıtımı yapılan ürüne ne oldu? Hala geliştiriliyor mu? İşte Apple AirPower hakkında gizli kalan detaylar…
Apple AirPower’a ne oldu? Neden Apple AirPower üretimi yapılmadı?
Apple AirPower aslında MagSafe’in atası diyebiliriz. Apple’ın tanıttığı ilk kablosuz şarj cihazı kendileri. Ancak aslında şu an bir MagSafe kullanıcısının istediği her şeyi sunabilecek tasarıma sahip bir cihaz. Peki ne oldu da AirPower üretilmedi?
Aslında bu soru için 2017 yılına dönmemiz gerekli. 2017 yılında yapılan tanıtım etkinliğinde ilk Apple AirPower cihazı tanıtıldı. Bir mousepad tasarımını andıran cihaz temelde kablosuz şarj cihazıydı. Fakat bunu sahip olduğu tasarımı sayesinde bir ped üzerinden yapıyordu. Yani sistemde mıknatıs yoktu.
Apple, ücretsiz dosya depolama imkanı sağlayan Fotoğraf Yayınım uygulamasının fişini çekti. Artık herkes iCloud Photos kullanacak.
AirPower’a güç verdiğiniz anda pedin her yüzeyinden şarj akımı alabiliyordunuz. Bu sayede aynı anda hem iPhone’unuzu hem Apple Watch’unuzu hem de AirPods’unuzu şarj edebilecektiniz. Bugün alışveriş sitelerinde çoklu MagSafe standı satışlarına bir göz attığımızda Apple kullanıcılarının tam olarak istedikleri ürün olduğunu söylemek çokta güç değil.
AirPower bu özellikleri ile ön plana çıkarken arkada unutulan bir detay var. MagSafe güvenliği. AirPower üzerinde herhangi bir mıknatıs yok. Yani cihazınızı istediğiniz şekilde koyarak şarj edebiliyorsunuz. Ancak b durum Apple Watch gibi cihazlar için çokta güvenli değil. Bu sebeple cihazlara tam oturması için tasarlanan MagSafe ürünü piyasaya sürüldü.
Apple MagSafe
Peki AirPower tekrar üretilecek mi?
Apple AirPower defteri ise 2019 yılında kapandı. Ancak gelen son haberlere göre Apple bir çoklu şarj istasyonu üretimi yapmayı planlıyor. Resmi bir açıklama gelmediği için konuyla ilgili bir kesinlik yok. Peki siz neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…
Günümüz sosyal medya platformları arasında en popüler olanlardan biri de hiç şüphesiz TikTok’tur. Müzikli videolar hazırlayabildiğiniz platform çıkışı itibariyle tüm dünyayı etkisi altına aldı. Hatta bazı ülkelerde insanların çok uzun süre platformda vakit geçirmesi gibi sebeplerle yasaklandı. Uygulama şimdiyse yepyeni özelliği ile gündemde. İşte TikTok’un yapay zeka ile insanlık tarihini değiştiren yeni özelliği…
TikTok ile insanlık tarihini istediğiniz gibi yönlendirin!
TikTok platformuna entegre olan yapay zekanın ismi Generative AI. Bu öğrenebilen yapay zeka uygulaması içeriğinizdeki ortamı ve konuyu algılayarak sizin için kalıplar hazırlıyor. Bu kalıplar video efektleri, arka plan müzikleri veya video yazıları gibi düzenleme araçlarını içerisinde barındırıyor.
Ayrıca yapay zeka tarafından düzenlenen efektlerde mevcut. Bunlardan özellikle “green screen (yeşil ekran)” en sık kullanılanlar arasında. Geçtiğimiz senelerde özellikle YouTuber’lar bu yeşil ekran efekti için oldukça uzun saatler programlardan render almaya çalışıyordu. Ancak TikTok ufak bir yapay zeka hamlesiyle bu sorunu ortadan kaldırdı.
Popüler tarayıcılar arasında yer alan Firefox için yapay zeka desteği yolda. Peki bunun için hangi şirketle anlaşılacak? İşte ayrıntılar...
Generative AI şimdiyse bambaşka bir özellikle karşımıza çıkıyor. Yapılan yorumlara bakılırsa bu özellik çıktığı andan itibaren trend olacak gibi gözüküyor. TikTok bu yeni özelliği ile gerçekten insanlık tarihini istediğiniz gibi değiştirmenize imkan sağlayacak.
“Ya olsaydı?” adı verilen bu özellikle bambaşka senaryoları kurgulayabileceksiniz. Mesela “Ya Birleşik Devletler Sovyet Kontrolü altına girseydi?” gibi bir soru sordunuz. Yapay zekaya gerekli yakın ve uzak geçmiş tarihleri öğretilmiş durumda. Ülkelerin, milletlerin ve insanların geçmişte verdikleri kararlar ve olaylar karşısında verdikleri tepkileri birleştiren yapay zeka buna uygun bir senaryo ile size yeni bir video içeriği kazandıracak.
Bu özellik genel olarak tarihi olayların “ya tam tersi olsaydı?” versiyonlarını gösterecek. Hazırlanan bir videoda Hindistan’ın Büyük Britanya’yı işgal ettiğini gösteriyor. Sadece ülke sınırları ve toplum yapısı ile kendini sınırlandırmayan yapay zeka İngiliz roman serisi Harry Potter’ı ve ikonik İngiliz rock grubu The Beatles’ı Hintli olarak komik bir şekilde yeniden canlandırıyor.
Peki siz TikTok Generative AI’nin insanlık tarihini değiştiren yeni özelliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…
Akıllı telefon pazarı son dönemde katlanır modeller etrafında genişlemeye devam ediyor. Özellikle Xiaomi gibi Çinli üreticilerin de dahil oluşuyla rekabet iyice üst seviyeye yükseldi. Bugün de önümüzdeki yaz aylarında tanıtılacak olan Xiaomi Mix Fold 3 modelinin bazı özellikleri ortaya çıktı.
Xiaomi Mix Fold 3 özellikleri ortaya çıktı: Sonunda ekran altı kamera geliyor!
Xiaomi Mix Fold 3, etkileyici özellikleri sayesinde katlanabilir rakiplerinin bir adım önüne geçmeyi hedefliyor. İlk olarak, cihazda Qualcomm’un Snapdragon 8 Gen 2 işlemcisinin kullanılacağını belirtelim. Bu da onu pazardaki en güçlü cihazlar arasına konumlandırıyor.
Buna ek olarak Xiaomi’nin diğer amiral gemilerinde gördüğümüz 5x periskop lense yer verileceği söyleniyor. Ayrıca bir katlanır telefonda görmeye alışık olmadığımız IP sertifikası olacak. Tabii derecesi bilinmiyor. Bu yüzden sadece toza mı yoksa hem toz hem sıvı temasına karşı mı dayanıklı olacak bekleyip göreceğiz.
Xiaomi 13 Ultra için geri sayım başladı. Modelin Avrupa lansmanı yaklaşırken ilk fiyat etiketleri de ortaya çıkmaya başladı...
Fakat asıl gelişme bunlar değil. Bugün ortaya çıkan sızıntılara göre cihazın özçekim kamerası ekran altında olacak. Üstelik bu işin altından en az Samsung kadar iyi kalkacağı söyleniyor. Ayrıca Mix Folds serisi için de bir ilk olacak. Son olarak 50W kablosuz şarj gibi özelliklerin de olacağını belirtelim. Dilerseniz mevcutta satışta olan Mix Fold 2 özelliklerini aşağıdaki tabloda görebilirsiniz.
Xiaomi Mix Fold 2 özellikleri
Boyut ve Ağırlık
Kapak ekranı: 161.6 x 73.9 x 11.2mm Büyük ekran : 161.6 x 144.7 x 5.4mm – 262g
Evleri ihtiyacımız olandan bir oda daha büyük şekilde tercih etmek ve o odayı bir çalışma alanı haline getirmek eskiye kıyasla daha popüler. Özellikle pandemi evlerimizde sabit bir çalışma alanı oluşturma ihtiyacını artırdı. Ancak ev ofislerinin aşması gereken bazı sorunlar da var. Ev ofislerinizde kullanabileceğiniz AOC 24V5CW monitör hakkında tüm detayları bu inceleme yazımızda bulabilirsiniz.
AOC 24V5CW monitör inceleme
Tasarım ve Ergonomi
AOC 24V5CW monitörü için genel inceleme öncesi oldukça şık gözüktüğünü söyleyelim. Bundaki en büyük pay sahipleri ayak yapısı ve gövde tasarımı. Kare yapıdaki ayağı masa üzerinde çok yer işgal etmiyor. Metal yapısıyla kalite hissiyatını üst düzeye çıkarmaya başaran ayak monitörün gövdesine ince fakat yine metal yapısıyla kaliteli hissettiren bir bağlantıya sahip.
Monitörün kendisi 3 taraftan çerçevesiz bir tasarıma sahip. Böylece birden fazla ekranı yan yana yerleştirirseniz çerçeveler görüntüyü rahatsız edici ölçüde bölmüyor. Ayrıca monitörün plastik gövdesi de kalite hissiyatından ödün vermiyor. Tasarımda dikkat çeken unsurlardan biri de monitörün üst kısmındaki çıkıntı. Burada AOC Windows Hello destekli bir kamera sistemi konumlandırmış. Bu sistemin detaylarına ileride değineceğiz.
AOC 24V5CW çalışma alanları düşünülerek tasarlandığı için bu ayak oldukça işlevsel. 130 mm yükseklik ayarına sahip olan bu ayak ayrıca toplamda 25 dereceye varan bir eğilme açısı da kullanıcılara sunuyor. 28’er derecelik sola ve sağa dönüş açılarının yanı sıra pivot yani dikey çevirebilme özelliği de AOC 24V5CW’nin ayağının sunduğu ergonomiler arasında yer alıyor.
Burada bizim en çok beğendiğimiz özelliklerden biri ise pivot hareketinin her iki yöne doğru da gerçekleştirilebiliyor olması. Bu sayede monitörü sola ya da sağa çevirerek 90 derece dik hale getirebiliyorsunuz. Bu ayağı kullanmak istemezseniz, AOC 24V5CW VESA100 standardını da destekliyor.
Panel ve Görüntü Kalitesi
Bu kadar hareketli bir ayağa sahip olunca, her açıdan aynı görüntüyü sunmak önemli bir hale geliyor. AOC 24V5CW, WLED aydınlatmalı, IPS yapıda bir panel sahip. Bu panel yapısı 178 dereceye varan görüş açıları sunabiliyor.
Bu sayede monitörü en konforlu şekilde ayarladığınızda da en iyi görüntüyü almaya devam ediyorsunuz. Ayrıca bu IPS yapıdaki panel AG yani parlama yapmayan bir kaplamaya sahip. Böylece ortamdaki ışıklar ekrandaki görüntüye engel olmuyor.
24 inç yani yaklaşık 61 cm boyutundaki 1920×1080 çözünürlüğünde ve 93 inç başına piksel yoğunluğa sahip. 1000:1 dinamik, 20M:1 akıllı kontrast oranlarıyla başarılı bir deneyim sunan AOC 24V5CW 300 nite varan parlaklıklara ulaşabiliyor.
8 bit renk derinliğine sahip olan panel 16.7 milyon renk gösterebiliyor ve NTSC renk gamutunun %103’ünü sRGB renk gamutunun ise %118’ini karşılıyor. Bu renk doğrulu da monitörü ofis işleri haricinde içerik üretimi ya da tüketimi yaptığınız zamanlarda da keyifli bir kullanım sunar hale getiriyor.
Ayrıca keyifli zaman geçirmek için biraz oyun oynamak isteyenler de unutulmamış. Monitörün paneli 75Hz tazeleme hızına sahip ve GTG tepki süresi 4ms iken MPRT tepki süresi 1ms olarak belirtilmiş. Ayrıca Display Port girişi üzerinden kurulan bağlantılarda AMD’nin FreeSync teknolojisi de destekleniyor. Böylece görüntüdeki yırtılmalar oyun keyfinizin önüne geçmiyor. Ayrıca monitör oyunculara özel FPS sayacı görüntüleme gibi özellikler de sunuyor.
Bağlantı Yuvaları
AOC 24V5CW bağlantı yuvaları açısından zengin. 2 adet HDMI 1.4 bağlantı yuvasına ek 1 adet DisplayPort 1.2 bağlantısı monitörün arkasında yer alıyor. Bu girişlerin yanı sıra bir kulaklık çıkışı da monitörün üzerindeki 5’er watt gücündeki 2 hoparlörü kullanmak istemeyenler için monitörün arkasında konumlandırılmış.
Ancak arka tarafta yer alan en önemli bağlantı yuvası, DP Alt mod, 65 watta varan güç aktarımı ve upstream desteği olan USB-C 3.2 girişi olarak dikkat çekiyor. Bu giriş sayesinde tek bir kablo ile dizüstü bilgisayarınızdan monitörünüze görüntü aktarabilir, bu esnada bilgisayarınızı şarj edebilir ve hatta monitörün arkasında yer alan USB 3.2 girişlerini kullanabilirsiniz.
Monitörün güç bileşenleri gövdesinin içerisinde yer alıyor. Dolayısıyla masa kurulumunuzda bir de monitör adaptörüne yer aramak zorunda kalmıyorsunuz. Kutusundan çıkan güç kablosu ile kolayca güce bağlayıp kullanmaya başlayabiliyorsunuz.
Ayrıca ihtiyacınız olan diğer kablolar da kutu içerisinden çıkıyor. Ayrıca tabi ki monitörün üzerindeki webcam ve mikrofonun çalışabilmesi için bir USB kablosunun kutu içerisinden çıkması şart. Ancak kutu içerisine eklenen bu kablonun özellikle görüntü aktarımını da destekleyen USB-C’den USB-C’ye bir kablo olarak tercih edilmesi, kullanıcı adına oldukça olumlu.
Webcam ve Mikrofon
Webcam ve mikrofon özelliği bulunmasa bu monitörün oldukça standart monitörlerden biri olduğunu söylemek mümkün. Ancak ev ofis (homeoffice) tasarlanmış bu monitörün çevrimiçi toplantılar için elzem olan webcam ve mikrofon ikilisini sunuyor olması çok önemli.
Öncelikle kamerayı kullanmadığınız zamanlarda gizliliğinizi güvence altına almak için kullanabileceğiniz bir kapak bu bölgede konumlandırılmış. Ayrıca kameranın yanında kameraya benzer iki yapı daha görünüyor. Bunlar Windows Hello destekli yüz tanıma sisteminin parçaları.
Bu sistemi kullanarak yüzünüz ile kilitlediğiniz bilgisayarınızı, PIN ya da parola girmeden kullanıma hazır hale getirebilirsiniz. Bu ünitenin içerisinde bir mikrofon sistemi de yer alıyor. Mikrofon sesi yakalama konusunda başarılı. Özellikle evinizin çalışma odasında kullanacağınızı düşünürseniz, ortam zaten sessiz olacak.
Mikrofon da mesafe fark etmeksizin sesinizi yüksek şekilde algılayabiliyor. Performanslarını değerlendirdiğimizde hem webcam hem de mikrofonlar, gerçekten kullanılmak için bu monitör üzerinde konumlandırılmış. Üstelik kullandığınızda sundukları performans da gayet iyi.
Göz Sağlığı ve Güç Tüketimi
Bu bir iş monitörü olduğu için ekran karşısında uzun zaman geçirilmesi çok muhtemel. Bu sebeple göz sağlığını koruyan özellikleri bulunması önemli. AOC 24V5CW Flicker-free yani titreşimsiz yapısı ve mavi ışık miktarını azaltarak mavi ışığın olumsuz etkilerine karşı gözünüzü koruyan Low Blue Light özelliği sayesinde göz ve beyin sağlığınızı koruyor.
Monitörün güç tüketimi de 28W olarak belirtilmiş. Bu değer monitör kapalı konumdayken 0.3W’a kadar düşüyor. Bu noktada monitörün ağırlığı ayak ile birlikte 6.08KG iken paketin toplam ağırlığı ise 8.99KG olarak belirtilmiş.
Son Karar
Bu monitörün webcamsiz diyebileceğimiz bir kuzenini daha önce ShiftDelete.Net YouTube kanalındaincelemiştik. O monitörün de sunduğu görüntü kalitesinden oldukça memnun kalmıştık. Bu monitör de aynı model ailesinden geliyor. Dolayısıyla panellerin ortak olduğunu düşünebiliriz. Ancak görüntü performansı hakkında tam fikir sahibi olmak için o videoyu da buradan izleyebileceğinizi hatırlatmak isteriz.
AOC 24V5CW görüntü kalitesi ve sunduğu ek özellikleriyle hoşumuza giden bir monitör olmayı başardı. Eğer ev ofisiniz için bir monitör ihtiyacınız varsa, üstelik bir de çevrimiçi toplantılar için webcam almayı düşünüyorsanız, mutlaka bu monitöre göz atmalısınız.
İnsanoğlu gelişen teknolojiyle birlikte evreni tamamen keşfettiğini düşünüyor. Ancak bu tamamen bir avutmaca. İnsanlık başlangıçtan bu yana çok ilerlemiş olabilir. Ancak bizler hala evrenin bir köşesindeki toz taneleriyiz. Buna en büyük örnek ise yeni keşfedilen ve nitelik olarak Dünya’nın yeni Ay’ı ünvanını alan 2023 FW13 uzay taşı. Peki 2023 FW13 uzay taşı neden yeni Ay olarak kabul edilebilir? İşte detaylar…
Işık yansıtmasa da Ay olarak sayılabilir!
Yeni bir araştırma Dünya’ya oldukça yakın bir konumda olan uzay taşı keşfetti. İlk bulgulara göre yeni bir Ay olarak adlandırılan uzay taşı her gece gördüğümüz uydumuz olan Ay gibi değil. Bu biraz daha yarı Ay diyebiliriz. Yani Ay’ın özelliklerine sahip ancak tam manasıyla bir Ay değil.
Peki Ay unvanını ona kazandıran özellik ne? Bu uzay taşı Dünya’nın etrafında dönmekte. Yani yörüngesi Dünya’nın etrafını kapsamakta. Ancak yer çekimsel olarak Güneş’e bağlı. Kısaca açıklamak gerekirse yeni uzay taşı Güneş’ten gelen çekim kuvveti tarafından Dünya’nın etrafındaki yörüngesinde sabit bir şekilde dönüyor.
Çinliler'den uzay yarışında atak! NASA gerçekten bu hıza yetişemiyor. Peki Çinliler ne zaman Ay'a gidecek? İşte detaylar...
Uzay taşının bu özelliği ona “yarı Ay” unvanını kazandırıyor. Kendisi Güneş’ten gelen ışınları Dünya’ya yansıtmıyor ancak gerçek bir Ay gibi yörünge hareketini yapıyor. Uzay taşı, Hawaii’deki Haleakala yanardağının tepesindeki Pan-STARRS isimli teleskop sayesinde keşfedildi. Uzmanlar uzay taşını 2023 FW13 olarak kodladı.
Uzay taşının boyutlarına baktığımızda çapının oldukça küçük olduğunu görüyoruz. 2023 FW13 isimli uzay taşının çapı 10-15 metre aralığında. Uydumuz olan Ay’ın çapıysa 3 bin 474 kilometre. Yani Ay, uzay taşından 230 bin kat daha büyük.
Peki bu uzay taşı Dünya’ya çarpacak mı?
Aslında bu sorunun cevabını haberimiz içinde verdik. Sorunun cevabı hayır. Uzay taşı Güneş tarafından ona etki eden bir yer çekimi kuvvetiyle dönüyor. Ayrıca Dünya etrafındaki yörüngesi de belli. Kısacası herhangi bir tehlikesi bulunmamakta. Son olarak Dünya’ya çarpma ihtimali dahi olsa çapının 10-15 metre arasında olduğunu belirtmiştik. Şayet Dünya’ya çarpmak için atmosfere giriş yaparsa çokta ilerleyemeden yanarak kül olacaktır.
Peki siz yeni Ay hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…
Yapay zeka, şirketlere ve insanlara birçok fayda sağlıyor. Öğrencilerin ödevlerine yardım edişi ile otomotiv sektöründe güvenlik sistemleri ve araç içi sesli komutlarda kullanılması bunun en basit örnekleri arasında gösterilebilir.
Ayrıca, üretimde kalite izleme ve perakende sektöründe ödeme işlemlerini kolaylaştırma gibi alanlarda da kullanılabilir. Fakat bir süredir AI gelişimi belirli alanlara hapsolmuş gibi duruyor. AMD yöneticilerinden Matt Foley de yapay zekanın gerçek potansiyeline ulaşabilmesi için açık bir çağrıda bulundu.
AMD, yapay zeka gerçeklerini ortaya döktü: Gerçekten faydalı işlerde kullanılmıyor!
Yapay zeka uygulamalarının etkili olabilmesi için veri akışı büyük önem arz ediyor. Kuruluşlar, genelde kendi verilerini kullanarak özelleştirilmiş yapay zeka tabanlı uygulamalar geliştiriyor. Tabii aynı zamanda SaaS çözümlerine dayanan yaklaşımlar da kullanılabilir.
Yapay zeka modellerinin eğitimi ve gelişim süreci için ise donanım ve yazılımın bir ekosistem gibi çalışabilmesi, yani entegrasyonu kritik öneme sahip. Zira model eğitimi için büyük miktarda veri ve optimize edilmiş algoritmalar kullanılıyor.
Kuruluşların yapay zeka girişimlerini hızlandırmalarına yardımcı olmak için NVIDIA ve Microsoft ortak çalışacaklarını duyurdu.
CIO’ların ise yapay zeka uygulamalarına yatırım yaparken, süreç verimliliği, esneklik ve faydaları ölçme gibi faktörleri göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Ancak aynı zamanda, gizlilik yönetişimi düzenlemelerine uyum ve veri güvenliği gibi konulara dikkat etmeliler.
AMD EMEA Saha Uygulama Mühendisliği Direktörü Matt Foley tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
“Yapay zeka yıllarca gün yüzüne çıkmayı bekledikten sonra kamuoyunda popüler bir konu haline geldi ve ChatGPT ve DALL-E gibi hizmetlerin sunduğu olanaklar bu konuyu daha popüler bir hale getirdi. Ancak Yapay Zekanın öğrenci ödevlerine yardımcı olmaktan ve tekinsiz sanat eserleri üretmekten çok daha fazlasını sunması gerekiyor.
Bilgisayarla görme, doğal dil işleme ve ürün tavsiye sistemleri gibi uygulamalarla şirketleri güçlendirerek endüstri üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. CIO’lar artık kurum içi yapay zeka tabanlı uygulamalar geliştirirken bu teknolojiden etkin bir şekilde yararlanmak için hangi yaklaşımı benimseyeceklerine karar vermelidir.
Yapay zeka için potansiyel uygulamalar geniş bir yelpazeye yayılmaya başladı. Otomotiv sektöründe bilgisayarla görme, yoldaki yayaları tanıyan otomatik güvenlik sistemlerini mümkün kılabilir. Doğal dil işleme, araç içi sesli komutları kolaylaştırabilir. Üretimde, bilgisayarlı kontrol ve görüş, kaliteyi izleyerek proaktif bakım önerebilir.
Perakende sektöründe otomatik ürün ve müşteri tanıma yoluyla ödeme işlemleri kolaylaştırılabilir. Finansal hizmetler, dolandırıcılığı önlemek için işlem anormalliklerini tespit edebilir. Tıp şirketleri teşhislerin hızını ve doğruluğunu artırabilir. Her türlü şirket, kurumsal aramalarının zenginliğini ve kalitesini artırarak değerli verilerin daha kolay bulunmasını sağlayabilir.
Makine öğreniminde yaşam döngüsünün eğitim ve çıkarım olmak üzere iki ana aşaması vardır. Eğitim aşaması, büyük miktarda veriyi alır ve kalıpları tanımak ve modeller oluşturmak için yapay zekayı uygular. Bunun için 4. Nesil AMD EPYC işlemciler gibi türünün en iyisi işlemciler ile donatılmış yüksek performanslı bilgi işlem veri merkezi sunucuları ve AMD Instinct gibi veri merkezi hızlandırıcıları kullanılır.
Çıkarım aşaması ise eyleme geçirilebilir bir çıktı üretmek için modelin gerçek dünya verilerine uygulanmasını içerir. Bu aşamada eğitim aşamasına benzer donanımlar kullanılabileceği gibi AMD Versal ve Zynq System-on-Chip (SoC) gibi gömülü cihazlar da kullanılabilir.
Yapay zeka uygulamalarının etkili olabilmesi için zengin verilerden elde edilen kapsamlı modellere ihtiyacı vardır. Bununla birlikte önceden oluşturulmuş araçlar, kamuya açık veya ticari olarak elde edilen, harici veriler üzerinde eğitilmiş modeller sağlama açısından önemli ölçüde ilerlemiştir. Yine de bir kuruluş için en değerli veriler kendi bünyesi içinde yer almaktadır. Bu bazı kurum içi geliştirmeleri ve en uygun maliyetli donanım ve yazılım ekosisteminin kullanılmasını gerektirecektir.
Yapay zeka tabanlı bir uygulama kuruluşun kendi verileriyle özelleştirildiğinde daha net sonuçlar sağlayabilir. Bununla birlikte yapay zeka yaygınlaştıkça kurum içi uygulamaların yanı sıra kamuya açık Hizmet Olarak Yazılım (SaaS) çözümlerine dayanan yaklaşımların bir karışımı, muhtemelen en güçlü sonuçları sağlayacaktır.
Buradaki kilit nokta, eğitim ve çıkarım için kullanılan yığınlar arasında tutarlı erişime sahip olmaktır. AMD Unified Inference Frontend (UIF) kendi başında Tensor Flow, PyTorch, WinML ve Open Neural Network Exchange (ONNX) gibi endüstri standardı yapay çerçevelerine önemli bir olanak sağlar.
Bunlar da AMD EPYC CPU yığını, ROCm yazılım güdümlü AMD Instinct GPU yığını ya da AMD Versal veya Zynq uyarlanabilir SoC’lere sahip gömülü bir yığın için Vitis Yapay Zeka Platformu ile sorunsuz bir şekilde entegre edilebiliyor.
CIO’lar yapay zeka uygulamalarına yatırım yapmak için bir strateji geliştirirken, yeterli getiri elde etmek için şirketin parasını etkili bir şekilde harcadıklarından emin olmalıdırlar. Süreç verimliliği iyileştirmeleri, üretkenlik ve BT altyapısının esnekliği, faydaları ölçmenin merkezinde yer alır. CIO’lar, çözümleri için hızlı bir şekilde uygulanabilecek en iyi mimariyi seçmelidir. Bu nedenle, aralarından seçim yapabilecekleri çok çeşitli yapay zeka yığınlarına sahip olmak çok önemlidir.
CIO’ların ayrıca, sorumlu inovasyon için güvenli bir şekilde yönetildiğinden ve ayrıca gizlilik yönetişimi düzenlemelerine ve NIST gibi çerçevelere uygun olduğundan emin olmak için uygulama yaşam döngüsü boyunca bir etki değerlendirmesi yapmaları gerekecektir.
Bunun nedeni, yapay zeka modellerinin büyük olasılıkla hassas veya tescilli verilerden veya her ikisinden türetilecek olması ve gizliliğinin değerli Fikri Mülkiyet olarak korunması gerekliliğidir. Tüm bu faktörlerin maliyet etkileri, CIO’ların faydaların açık, uzun süreli olduğu ve üretkenlikte temel iyileştirmeler sağladığı alanlara yatırım yapması gerektiği anlamına gelir.
Bununla birlikte, yapay zeka modellerinin altında yatan algoritmaların oluşturulması hem zaman alıcı hem de maliyetlidir. Giderek daha büyük veri kümelerinin mevcudiyetine ve çok çeşitli kullanım durumları üzerinde çalışabilen yapay zeka mimarlarına bağlıdırlar.
Bu, tutarlı bir birleşik platformun gerekli olmasının bir başka nedenidir. Modeller için parametrelerin boyutu sadece on yıl içinde binlerden yüz milyarlara çıktı, bu da miktar olarak şaşırtıcı bir artış anlamına geliyor. Bu kadar çok parametreye sahip bir modelin eğitilmesi, yeterince büyük miktarda veri ve özenli bir veri yönetimi gerektirir.
Ayrıca, sonuçları çarpıtabilecek veri yanlılığına karşı korunmak da çok önemlidir. Bu, kamuya açık veri kümeleri üzerinde eğitilen genel yapay zeka uygulamalarına yönelik düzenli bir eleştiri haline gelmiştir. Bu önyargıyı düzeltmek önemli ölçüde iyileştirme gerektirir. Tüm bunlar, model eğitiminin zaman aldığı ve masraflı olduğu anlamına gelir.
Yapay zeka tabanlı bir kurumsal uygulama yatırım stratejisinin belirlenmesinde kilit karar vericiler yönetici ekipler olacaktır. Yapay Zekaya nerede ihtiyaç duyulduğunu düşünmeli, kullanım durumlarının envanterini çıkarmalı, risk seviyelerini kategorize etmeli ve ardından mevcut Yapay Zeka çözümlerinin gerekliliğinin ne kadar olgun olduğunu değerlendirmelidirler.
Her iki durumda da AMD UIF gibi esnek bir mevcut platform ve AMD ZenDNN ve ROCm HIP derleyicisi gibi optimize edilmiş kütüphanelerden yararlanmak çeviklik sağlar. Böylece denenmiş ve test edilmiş kodun faydaları, yatırım seviyelerine uyacak şekilde doğru platformda işletmeye özgü özelleştirme ile birleştirilebilir.
Yapay zeka hala erken benimsenme aşamasındadır ve halihazırda birçok nesil iniş ve çıkışlar yaşamıştır. Ancak bugünün Yapay Zekası, son derece büyük modeller ve büyük veri setleriyle beslenen bir döngünün başlangıcı olmayı vaat ediyor. İster kurum içinde geliştirilen uygulamalar, ister sektör tarafından sağlanan uygulama çerçeveleri olsun, Yapay Zeka tabanlı çözümler için bu “büyük veri” aşaması artık net bir büyüme aşamasındadır.
İş dünyasında yapay zekanın daha fazla benimsenmesi daha iyi uygulamalara yol açtıkça, bu da daha iyi çerçevelerin geliştirileceği ve iş süreçlerinin verimliliğinin artacağı anlamına geliyor. Bu iyileştirmeler ve faydalar, uygulama geliştirmeyi daha da hızlandıracak, faydaları artıracak ve benimseme maliyetini azaltacaktır. Bir kuruluş için faydalar maliyetlerden daha ağır bastığı anda, yapay zeka destekli uygulamalar her CIO’nun gündeminde olmalıdır.“