YouTube, daha önce platformdan yasakladığı içerik üreticilerine geri dönüş yolu açan yeni bir program hazırlığında olduğunu duyurdu. “İkinci şans” olarak adlandırılan bu girişim, belirli koşullar altında içerik üreticilerinin platforma yeniden kabul edilmesine olanak tanıyacak. Ancak bu yeni politikanın bazı önemli istisnaları bulunuyor ve her başvuru ayrı ayrı değerlendirilecek.
YouTube kanalı kapatılan içerik üreticileri İkinci Şans programına başvurabilecek
Bu yeni program, bir içerik üreticisinin yasağının kaldırılması için yaptığı normal itiraz sürecinden farklı işliyor. Bir kanal yasaklandığında, içerik üreticisi bu karara itiraz edebilir ve başarılı olursa kanalı hiçbir şey olmamış gibi geri yüklenir. “İkinci şans” programı ise, yasağın üzerinden en az bir yıl geçmiş olan ve itirazı reddedilmiş içerik üreticileri için bir başvuru kapısı açıyor. YouTube, bu kararı alırken zaman içinde topluluk kurallarının ve politikaların değişebileceğini göz önünde bulundurduğunu belirtiyor.
Programa kabul edilen içerik üreticileri, eski kanallarını tüm aboneleri ve videolarıyla geri alamayacak. Bunun yerine, tamamen sıfırdan yeni bir kanal açma hakkı kazanacaklar. Bu, takipçi kitlelerini yeniden oluşturmaları gerektiği anlamına geliyor. Ancak içerik üreticileri, mevcut YouTube kurallarını ihlal etmemesi koşuluyla eski videolarını bu yeni kanala yeniden yükleyebilecekler. Ayrıca, gerekli kriterleri karşıladıklarında para kazanma programına da başvurabilecekler.
YouTube Music şarkı sözlerini gerçek zamanlı olarak çevirmeye hazırlanıyor. Bu yenilik, kullanıcıları memnun edebilir.
Bu yeni şansın kapıları herkese açık değil. YouTube, programın en önemli istisnasının telif hakkı ihlalleri olduğunu kesin bir dille vurguluyor. Platform, COVID-19 veya seçimlerle ilgili yanlış bilgi yayma gibi nedenlerle yasaklanan içerik üreticilerine esneklik tanırken, telif hakkı ihlallerini affetmeyeceğini açıkça belli ediyor. YouTube ekibi, başvuruları değerlendirirken yasağa neden olan davranışın ciddiyetini, tekrar edip etmediğini ve topluluğa zarar verip vermediğini dikkate alacak.
YouTube’un bu yeni adımı, platformun içerik denetleme politikalarındaki değişimin bir yansıması olarak görülüyor. Peki, sizce yasaklanan içerik üreticilerine ikinci bir şans tanınması doğru bir karar mı? Bu durumun platformdaki içerik kalitesini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? Yorumlarda görüşlerinizi bizimle paylaşın.
Sinema dünyasında değişmez bir kural vardır: Yüksek gişe hasılatı elde eden bir yapım, mutlaka devam filmlerine kapı aralar. Bu kural, bu yılın en şaşırtıcı başarılarından birine imza atan “Minecraft” filmi için de geçerli oldu. Dünya genelinde 957 milyon dolarlık bir gelir elde eden yapım, ikinci filmi için resmi onayı almayı başardı. Warner Bros., devam filminin vizyon tarihini de sinemaseverlerle paylaştı.
İlk Minecraft filmi gişede şaşırttı
Jack Black ve Jason Momoa gibi isimlerin rol aldığı film, beklenmedik mizahı ve eğlenceli yapısıyla hem eleştirmenleri hem de izleyicileri şaşırtmıştı. Yaratıcılığa odaklanan bir video oyunundan uyarlanan filmin bu denli büyük bir ticari başarı yakalaması, devam filmini kaçınılmaz kıldı. Yapımcı şirket Warner Bros. tarafından yapılan açıklamaya göre, “Minecraft”ın ikinci filmi 23 Temmuz 2027’de vizyona girecek. Bu tarih, ilk filmin çıkışından yaklaşık iki yıl sonrasına denk geliyor.
Kamera arkasındaki ekip de büyük ölçüde korunuyor. İlk filmin yönetmeni olan ve “Napoleon Dynamite” gibi yapımlarla tanınan Jared Hess, devam filmi için de yönetmen koltuğuna oturacak. Başarılı yönetmen, aynı zamanda filmin senaryosunu Chris Galletta ile birlikte kaleme alacak. Yapımcı kadrosunda ise Jason Momoa’nın yanı sıra Mary Parent, Roy Lee ve Eric McLeod gibi deneyimli isimler yer alıyor.
Bir içerik üreticisi, Minecraft'a özel CraftGPT adlı bir yapay zeka modeli geliştirdi. Bu gelişme, oyun sektöründe geniş yankı buldu.
“Minecraft” filmi, açık dünya bir inşa oyunundan nasıl başarılı bir sinema filmi çıkarılabileceğine dair soru işaretlerini ortadan kaldırmıştı. Eleştirmenler tarafından zekice yazılmış senaryosu ve özgün mizah anlayışıyla övülen yapım, özellikle “özgür düşünceyi ve yaratıcılığı baskılayan bir dünyaya karşı durma” temasıyla takdir topladı. Film, 2025 yılının şu ana kadar en çok hasılat yapan ikinci filmi konumunda. Listenin ilk sırasında ise 1.03 milyar dolarlık gişe geliriyle Disney’in canlı aksiyon “Lilo & Stitch” uyarlaması bulunuyor.
Peki siz ilk Minecraft filmini izlemiş miydiniz? Devam filmi hakkındaki beklentileriniz neler? Yorumlarda bizimle paylaşın.
Apple, karma gerçeklik başlığı Vision Pro için içerik yelpazesini genişletmeye devam ediyor. Teknoloji devi, spor yayıncılığında çığır açacak yeni bir adımla, önümüzdeki sezondan itibaren seçili Los Angeles Lakers maçlarını Vision Pro kullanıcıları için canlı ve sürükleyici bir formatta sunmaya hazırlanıyor. Bu gelişme, kullanıcıların bir basketbol maçını sanki saha kenarındaymış gibi izlemesine olanak tanıyacak.
Vision Pro ile NBA keyfi
Edinilen bilgilere göre Apple, bu özel yayın deneyimini gerçeğe dönüştürmek için saha kenarlarına ve potaların altına özel kameralar yerleştirecek. Bu kameraların, Blackmagic Design tarafından geliştirilen URSA Cine Immersive Live modelinin özel bir versiyonu olacağı belirtiliyor. Bu teknoloji sayesinde izleyiciler, maçı farklı açılardan ve çok daha gerçekçi bir perspektiften takip etme şansı bulacak. Böylece standart bir televizyon yayınından çok daha etkileyici bir atmosfer yaratılması hedefleniyor.
Bu sürükleyici yayınların başlangıç tarihi de yavaş yavaş netleşiyor. Apple ve NBA’in, 2025 yılının Kasım ayı sonuna kadar konuyla ilgili daha fazla ayrıntı paylaşması ve ilk canlı yayınların 2026’nın başlarında başlaması bekleniyor. Maçlar, canlı yayınların yanı sıra, sona erdikten sonraki üç gün boyunca da talep üzerine izlenebilecek. Bu özellik, maçı kaçıran veya tekrar izlemek isteyen kullanıcılar için önemli bir esneklik sağlayacak.
İddiaya göre üst düzey Apple Vision Pro projesi askıya alınarak odak AI destekli akıllı gözlüklere çevrildi.
Yayınlara erişim ise iki farklı uygulama üzerinden mümkün olacak: Mevcut NBA uygulaması ve Charter Communications tarafından yakında piyasaya sürülecek olan Spectrum SportsNet uygulaması. Her iki hizmet için de aktif bir abonelik gerekeceği tahmin ediliyor. Ancak bazı canlı yayınların yalnızca Lakers’ın bölgesel yayın alanındaki kullanıcılara açık olabileceği gibi kısıtlamalar da bulunuyor. NBA uygulaması üzerinden ise bu içeriklere ABD’nin yanı sıra Birleşik Krallık, Avustralya, Fransa, Almanya, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kullanıcılar da erişebilecek.
Peki, siz Apple Vision Pro’nun spor yayıncılığına getirdiği bu yenilik hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir NBA maçını bu şekilde izleme fikri size heyecan verici geliyor mu? Değerli görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin elektrikli araç devriminde vites yükselttiğini müjdeleyen yeni bir destek programını kamuoyuna duyurdu. Ülke genelindeki 35.000’i aşkın şarj istasyonu sayısını daha da artıracak olan bu hamleyle, Türkiye’nin 81 ilinin tamamına 529 yeni şarj ünitesi kurulması için 1 milyar TL’lik yatırıma 300 milyon TL’yi aşan hibe desteği sağlanacak.
Türkiye’nin Elektrikli Araç Hamlesi Büyüyor
Bakan Kacır’ın açıkladığı yeni destek paketi, iki temel stratejik amaca hizmet ediyor. İlk olarak, ülkenin dört bir yanını yüksek hızlı şarj ağlarıyla donatarak elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olan menzil endişesini ortadan kaldırmayı hedefliyor. 81 ilin tamamını kapsayacak şekilde planlanan yeni istasyonlar sayesinde, elektrikli araç sahipleri Türkiye’nin her noktasına güvenle seyahat edebilecek.
Programın ikinci ve en az ilki kadar önemli olan hedefi ise şarj istasyonlarının Türkiye’de üretimini teşvik etmek. Sağlanan hibe, sadece istasyonların kurulumunu değil, aynı zamanda yerli teknoloji ve sanayinin gelişimini de destekleyerek bu alanda dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor. Bu sayede Türkiye, sadece bir pazar olmaktan çıkıp elektrikli araç altyapı teknolojilerinde bir üretici konumuna gelmeyi hedefliyor.
Togg, T10X ve T10F modelleriyle Almanya'ya doğru yola çıktı. Yerli otomobil devinin Avrupa hedefleri büyüyor.
Bu kritik yatırım, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki dönüşümünü hızlandırmak ve sürdürülebilir ulaşım hedeflerine ulaşmak adına atılmış stratejik bir adım olarak öne çıkıyor.
Battlefield 2042’nin yarattığı hayal kırıklığının ardından, serinin hayranları temkinli bir bekleyiş içindeydi. DICE, o eski büyüyü, o topyekûn savaş hissini yeniden yakalayabilecek miydi? PC üzerinde geçirdiğim ilk hafta sonunun ardından net bir şekilde söyleyebilirim ki, umutlanmak için çok geçerli sebeplerimiz var. Bu incelemede, Battlefield 6’nın bizlere sunduğu ilk izlenimleri, serinin geçmişiyle olan bağlarını ve bize sunduğu vaatlerini derinlemesine ele alacağız.
Battlefield 6 inceleme
Battlefield 6, serinin DNA’sında yer alan Saldırı, Mühendis, Destek ve Keşif dörtlüsünü gururla geri getiriyor. Her sınıf, kendine has ekipmanları, temel görevleri ve rolüyle savaş alanında belirgin bir kimliğe sahip. Battlefield 2042’nin kimliksiz “Uzman” sisteminden sonra, tankları imha etmek için elinde roketatarla koşan bir Mühendis, mermi yağmuru altında takım arkadaşını dirilten bir Sıhhiyeci veya düşman hatlarını işaretleyip pusu kuran bir Keşif (Sniper) görmek, gerçek bir takım oyununun yeniden hayat bulduğunu gösteriyor. Erken erişim testleri süresince oyuncuların bu rolleri içselleştirip birbirlerine yardım ettiğine, özellikle de Diriltme (Revive) mekaniğinin ne kadar kritik olduğuna şahit olmak son derece keyifliydi.
Ancak ortada, topluluğu ikiye bölen ciddi bir tartışma konusu var: Tüm silahların tüm sınıflar tarafından kullanılabilmesi. Bu test aşamasında durum büyük bir sorun teşkil etmese de, oyunun tam sürümünde tüm silahlar açıldığında sınıfların özgünlüğünün ve rol tanımlarının ciddi şekilde zedelenebileceğine dair endişeler mevcut. Şahsen, her sınıfın kendine has silah türleriyle (örneğin, Mühendis’in DMR/Hafif Makineli Tüfek, Destek’in LMG) sınırlandırıldığı daha keskin bir yapıyı tercih ederdim. Bu, oyuncuyu rol seçimini daha anlamlı kılmaya ve takım kompozisyonunu düşünmeye zorlayacaktır.
Erken erişim testinin en parlak yıldızı şüphesiz silah mekanikleriydi. Her silah, elinizde adeta can buluyor ve farklı oyun tarzlarına mükemmel şekilde uyum sağlıyor. İster uzun menzilli bir saldırı tüfeğiyle düşmanları avlayın, ister yakın mesafe için modifiye ettiğiniz bir SMG ile kaosun ortasına dalın; silahların vuruş hissi ve geri tepme tepkileri (recoil) son derece tatmin edici. Mermilerin yüzeylerden sekmesi, hedefe isabet ettiğindeki tok ve güçlü ses, DICE’ın bu konudaki mekanik ustalığını bir kez daha kanıtlıyor. Silah özelleştirmesi (Plus sistemi) de anlık durumlara adapte olma imkanı sunarak oyuna taktiksel bir derinlik katıyor.
Öldürme Süresi (TTK): TTK’nin (Time to Kill) oldukça hızlı ve affetmez olması, çatışmaları anlık ve acımasız kılıyor. Bu durum, oyuncuları sürekli tetikte olmaya zorlarken, bazen nefes alacak bir an bile bırakmıyor. Bu hız, bazı oyuncular için serinin geleneksel yavaş temposundan bir sapma olarak görülebilir.
Zayıf Halkalar ve Denge Sorunları: Ne yazık ki tüm silahlar aynı özeni görmemiş. DMR’ler (Keskin Nişancı Tüfekleri) hantal, geri tepmeleri yüksek ve diğer silahlara karşı çoğu zaman etkisiz kalıyor. RPG’lerin piyadelere karşı etkisinin gereğinden fazla azaltılması da bir başka hayal kırıklığı; bir roketin bir piyadeyi anında etkisiz hale getirmesi gerektiği düşünülüyor. Umarız DICE, tam sürüm için bu denge sorunlarına öncelikli olarak eğilir.
Haritalar, Yıkım ve Atmosfer
Test aşaması, bizleri üç farklı savaş alanına götürdü: Cebelitarık’taki King’s Battery, Mısır’daki Kahire Kuşatması ve dağlık bir arazide geçen Kurtuluş Zirvesi. İlk iki harita, dar sokakları, binaları ve siper hatlarıyla yoğun piyade ve zırhlı araç çatışmalarına ev sahipliği yaparken, Kurtuluş Zirvesi tam bir keskin nişancı cennetiydi. (Bir tepeye baktığınızda, dürbünlerden yansıyan parıltılar adeta bir Noel ağacını andırıyordu, bu da konumunuzu anında ele veriyordu.)
Haritalardaki dikey tasarım ve bolca siper sunan yapılar, taktiksel oynanışı ve yan yollardan ilerlemeyi destekliyor. Ancak Atılım (Breakthrough) modunda, son sektörlerin saldıran takım için neredeyse aşılamaz bir kale haline gelmesi, harita tasarımında bazı düzenlemeler gerektirdiğini gösteriyor. Savunmacılar kolayca güçlenip dar boğazları kapatabiliyor.
Görsel ve Yıkım Mekanikleri
Grafikler: Battlefield 6, kelimenin tam anlamıyla nefes kesici görünüyor. Işıklandırma, patlama efektleri ve savaş alanının kaotik atmosferi sizi anında içine çekiyor. En önemlisi de bu görsel şölen, optimizasyon sorunları veya kare hızı düşüşleri olmadan akıcı bir şekilde sunuluyor. BF2042’ye kıyasla bu, gece ile gündüz kadar büyük bir fark ve DICE’ın Frostbite motorunda ne kadar ustalaştığını gösteriyor.
Yıkım (Destruction): Serinin en büyük alametifarikası olan yıkım, Battlefield 6 ile zirveye ulaşıyor. Artık binalar sadece göstermelik olarak hasar almıyor; duvarlar, katlar ve hatta tüm yapılar tamamen yerle bir olabiliyor. Savaş ilerledikçe, canlı ve hareketli sokakların toz ve moloz yığınına dönüştüğünü görmek, savaşın yıkıcılığını iliklerinize kadar hissettiriyor. Siperlerinizi kaybediyorsunuz, harita dinamikleri sürekli değişiyor. Bu, serinin gördüğü en sofistike ve etkileşimli yıkım mekaniği olabilir ve oyunun ömrünü uzatacak en önemli unsur.
Teknik Notlar: İyi ve kötü Olanlar
Ses Tasarımı: Mermilerin vızıltısı, tank paletlerinin gürültüsü ve patlamaların gücü harika ve çevreleyici. Ancak Battlefield 6’nın ruhunu kaybettiği tek bir yer var: Müzik. Ne akılda kalıcı bir ana tema, ne de harita yükleme ekranlarında sizi gaza getiren o ikonik melodiler… Hiçbiri yok. Battlefield 4’ün gerilimli yükleme müziklerini veya Battlefield 1’in epik, dokunaklı atmosferini özlemle anıyoruz. Ses, atmosferin yarısıdır ve DICE’ın tam sürümde bunu telafi etmesi gerekiyor.
Araç Kontrolleri: DICE, nihayet araç kontrollerini elden geçirmiş. Özellikle jet ve helikopterler, artık sadece usta pilotların değil, yeni başlayanların da keyif alabileceği kadar sezgisel ve erişilebilir. Bu, öğrenme eğrisini ciddi anlamda düşüren harika bir gelişme ve araçları daha geniş bir oyuncu kitlesi için cazip hale getiriyor.
Asker Hareketleri: Call of Duty’vari aşırı hızlı ve arcade mekanikler yok. Gereksiz kayma (slide) spam’i, çift zıplama gibi unsurlar yerine daha gerçekçi ve ağırlığı olan asker hareketleri var. Bu, oyunu daha taktiksel ve ayakları yere basan bir deneyim haline getiriyor. Pozisyon almanın, eğilmenin ve siper kullanmanın önemini artırıyor.
EA SPORTS FC 26 Türkçe Spiker ile futbol deneyimi zirveye çıkıyor. Çift oynanış modu ve yenilenen kariyer sistemiyle öne çıkıyor.
Battlefield 6’nın bu ilk oynanış testi, son iki oyun olan BFV ve BF 2042’nin ardından seriye olan inancını yitirmiş oyuncular için güçlü ve parlak bir umut ışığı oldu. Temellerine sadık kalan sınıf sistemi, tatmin edici silah mekanikleri, devrimsel yıkım fiziği ve göz alıcı grafikleriyle doğru yönde atılmış dev bir adım. Elbette, silah dengesi, harita akışı ve özellikle müzikler gibi geliştirilmesi gereken yönleri var ve bunlar tam sürüm için büyük önem taşıyor.
Ancak bu erken erişim, DICE’ın dersini aldığını ve Battlefield’ı yeniden o görkemli günlerine döndürmeye kararlı olduğunu gösteriyor. Oyunun temel yapısı sağlam, eğlenceli ve en önemlisi Battlefield gibi hissettiriyor. Eğer topyekûn savaşın kaosunu ve derin takım oyununun zaferini özlediyseniz, bu oyunun çıkışını kesinlikle yakından takip etmelisiniz. Görünen o ki, efsane geri döndü!
Apple, Steve Jobs’un harika tasarımın dekorasyonla değil, işlevsellikle ilgili olduğuna dair zamansız inancını yansıtan Tasarım Nasıl Çalışır başlıklı yeni bir video paylaştı . Geçtiğimiz ayki iPhone açılış konuşmasının açılışını yapan video, artık Apple’ın YouTube kanalında tek başına yer alıyor ve şirketin kalıcı tasarım değerlerini hatırlatıyor.
Apple’ın tasarım özü
Kısa film, Jobs’un şu sözüyle başlıyor: ” Tasarım sadece nasıl göründüğü ve nasıl hissettirdiği değildir. Tasarım nasıl çalıştığıdır. ” Bu söz, Apple’ın yirmi yıldır benimsediği temel prensibi özetliyor. Tasarım, teknolojiyi görünmez kılmalıdır. Her ses ve kare, Apple’ın yalnızca donanım estetiğini değil, insan davranışlarını da göz önünde bulundurarak tasarlama biçimini temsil ediyor. Aynı dönemde, Steve Jobs’un 5 Ekim 2011’de vefat etmesinin üzerinden 14 yıl geçti.
Eleştirmenler, Apple’ın iOS görsellerini ve simgelerini yenilemeye devam ederken Jobs’un mirasını anımsatma tercihini sorguladılar. Ancak amaç daha geniş görünüyor. Anlatım ve imgeler, dikkati renk paletlerinden deneyime kaydırıyor. Apple, izleyicilere tasarımın anlarda gerçekleştiğini, bir hareketin nasıl doğal hissettirdiğini, bir animasyonun amacı nasıl ilettiğini, bir cihazın günlük hayata nasıl dahil olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve oyun devi KONAMI, Trendyol Süper Lig heyecanını sanal sahalara taşıyacak devrim niteliğinde bir iş birliğine imza attı. “eFootball Super 11” adıyla duyurulan yeni girişimle, futbolseverler artık oylarıyla Süper Lig’in en iyilerini belirleyerek eFootball oyununa doğrudan etki edebilecek.
Taraftarların Oyu Oyuna Yön Verecek
Bu yeni sistemle birlikte taraftarlar, Trendyol Süper Lig’deki performansları ödüllendirmede aktif bir rol üstlenecek. Oylama süreci haftalık, aylık ve sezonluk periyotlarla işleyecek:
Her Hafta: Taraftarların oylarıyla “Haftanın En İyi 11’i” belirlenecek.
Her Ay: “Ayın En İyi 11’i” ile birlikte “Ayın En Değerli Oyuncusu” yine taraftar oylarıyla seçilecek.
Sezon Sonunda: Futbolseverler, 2025-2026 sezonu tamamlandığında “Sezonun En İyi 11’i” ve “Sezonun Oyuncusu”nu seçecekler.
Saha Yıldızları eFootball™ Kartlarına Dönüşecek
İş birliğinin en heyecan verici yanı ise gerçek futbolun dijital dünyayla buluşması olacak. Taraftarlar tarafından seçilen “Ayın En İyi 11’i” ve “Sezonun En İyi 11’i”ndeki futbolcular, popüler futbol oyunu eFootball içinde çok özel oyun içi kartlar olarak yer alacak. Bu sayede taraftarlar, destekledikleri ve başarılı buldukları oyuncuları kendi sanal takımlarına katma fırsatı bulacak.
Oylar Nasıl Kullanılacak?
Taraftarlar, oylarını kullanmak ve Süper Lig’in dijital tarihine isimlerini yazdırmak için http://www.superonbir.com adresindeki resmi web sitesini ziyaret edebilirler.
Türk Futbolu İçin Tarihi Ortaklık
TFF ve KONAMI arasındaki bu stratejik ortaklık, Türk futbolunun tutkusunu ve rekabetini dijital platformlara taşıyarak daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Bu girişimle, Süper Lig’in heyecanının sürükleyici bir e-spor deneyimiyle kutlanması amaçlanıyor.
Yapay zeka alanında öncü şirketlerden OpenAI, yeni video üretme aracı Sora 2’yi piyasaya sürdü. Ancak bu yeni teknoloji, Hollywood’un en güçlü kurumlarından birinin sert tepkisiyle karşılaştı. Eğlence dünyasının en büyük isimlerini temsil eden Creative Artists Agency (CAA), OpenAI’ın bu yeni aracının sanatçıların kişilik hakları ve kazançları için ciddi bir tehdit oluşturduğu konusunda uyarılarda bulundu.
Sora 2 telif haklarını ihlal mi ediyor?
CAA, yayımladığı bildiride Sora 2’yi “teknolojinin kötüye kullanımı” olarak nitelendirdi ve OpenAI’ı sanatçıların haklarını hiçe saymakla suçladı. Ajans, OpenAI’ın küresel telif hakkı ilkelerini görmezden gelerek sanatçıların, yazarların, yönetmenlerin ve diğer tüm yaratıcıların eserlerini izinsiz bir şekilde “çalmayı” mı planladığını sorguladı. Özellikle kullanıcıların ünlülerin görüntülerini yapay zeka kliplerinde kullanmasına olanak tanıyan özellikler, büyük bir endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.
CAA bu tepkisinde yalnız değil. WME ve UTA gibi diğer büyük ajanslar da benzer endişelerini dile getirerek OpenAI’a karşı ortak bir duruş sergiledi. Bu durum, Silikon Vadisi’nin “önce yap, sonra düzelt” yaklaşımı ile Hollywood’un her adımı lisans ve izinlerle güvence altına alan katı kuralları arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor. Gelen tepkiler üzerine OpenAI, Sora 2’nin bazı ayarlarını düzenlemeye başladığını ve gelecekte yeni güvenlik önlemleri ile gelir paylaşımı modelleri üzerinde çalışacaklarının sinyalini verdi.
Yapay zekalı aktris Tilly Norwood, Hollywood'a büyük bir damga vurmaya hazırlanıyor.
OpenAI, ünlülerin izni olmadan görüntülerinin kullanılmasını engellemek için bazı önlemler aldığını belirtiyor. Şirkete göre, bir ünlünün Sora 2 tarafından kullanılabilmesi için o kişinin kendi dijital kimliğini sisteme bizzat yüklemesi ve halka açık hale getirmesi gerekiyor. Hayatını kaybetmiş ünlülerin mirasçıları ise kaldırma talebinde bulunabiliyor. Ancak bu önlemler, telif hakkı ihlallerini önlemenin yapay zeka şirketinin sorumluluğunda olduğunu belirten Sinema Filmleri Derneği (Motion Picture Association) gibi kurumlar için yeterli görülmüyor.
Tüm bu tartışmaların merkezinde ise Hollywood’un temel talebi yatıyor: kontrol, kullanım izni ve adil bir ücretlendirme. Ajanslara göre, sanatçıların bu temel hakları korunmadığı sürece hiçbir çözüm kabul edilemez. Yapay zeka ve eğlence endüstrisinin geleceğini şekillendirecek bu gelişmeler, teknoloji dünyasında yakından takip ediliyor. Peki, siz yapay zekanın ünlülerin görüntülerini kullanması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu teknolojinin sanat ve eğlence dünyasına olumlu bir katkı sağlayacağına inanıyor musunuz?
Samsung’un uzun süredir üzerinde çalıştığı ve teknoloji dünyasında büyük bir merakla beklenen artırılmış gerçeklik başlığı Galaxy XR hakkındaki sis perdesi aralanıyor. Şirket, 2023 yılında bu alanda bir cihaz geliştireceğini duyurmuş, 2024’te ise Android XR işletim sistemini tanıtırken başlığın tasarımına dair ilk ipuçlarını vermişti. O zamandan beri “Project Moohan” olarak bilinen proje hakkında sessizliğini koruyan Samsung, yeni bir sızıntıyla tekrar gündeme geldi. Android Headlines tarafından paylaşılan bilgiler, cihazın adını, teknik özelliklerini ve kontrolcü aksesuarlarını gözler önüne seriyor.
Samsung Galaxy XR başlığının tüm özellikleri sızdırıldı
Sızıntıya göre cihazın resmi adı “Samsung Galaxy XR” olacak. Tasarım olarak, piyasadan çekilen Meta Quest Pro ile Apple Vision Pro’nun bir birleşimi gibi görünüyor. Ayarlanabilir bir kafa bandına sahip olan Galaxy XR, temel olarak dış dünyayı kameralar aracılığıyla görmenizi sağlayan bir yapıya sahip ve gücünü harici bir batarya paketinden alıyor. Samsung daha önceki tanıtımlarında cihazın sesli komut, göz ve el takibi yeteneklerine odaklansa da, yeni bilgiler Galaxy XR’ın Meta Quest 3’ün kontrolcülerine oldukça benzeyen iki adet fiziksel kontrolcüyü de destekleyeceğini gösteriyor.
Cihazın teknik özellikleri ise beklentilerle büyük ölçüde örtüşüyor. Qualcomm’un 2024 yılında duyurduğu gibi, Galaxy XR gücünü Snapdragon XR2 Gen 2 yonga setinden alacak. Yazılım tarafında ise Samsung’un kendi One UI arayüzüyle özelleştirilmiş bir Android XR sürümü kullanılacak. Paylaşılan ekran görüntüleri, Samsung’un tarayıcı, fotoğraf ve kamera gibi kendi uygulamalarını eklediğini, ancak genel deneyimin Google’ın saf Android XR sürümüne oldukça yakın olduğunu gösteriyor. Bu durum, Samsung’un yazılım tarafında daha sade bir yaklaşım benimsediğine işaret ediyor.
Daha önce Koreli kaynaklar tarafından da iddia edildiği gibi, başlıkta her göz için bir adet yüksek çözünürlüklü 4K micro-OLED ekran bulunacak. Yaklaşık iki saatlik batarya ömrü sunması beklenen cihaz, bu konuda Apple Vision Pro ile benzer bir performans sergiliyor. Ancak önemli bir fark var: Galaxy XR çok daha hafif. Söylentilere göre başlık sadece 545 gram ağırlığında olacak. Bu değer, 600 gramı aşan Apple Vision Pro’ya kıyasla önemli bir kullanım kolaylığı sunabilir.
İddiaya göre üst düzey Apple Vision Pro projesi askıya alınarak odak AI destekli akıllı gözlüklere çevrildi.
Şu an için en büyük bilinmezlikler ise cihazın fiyatı ve kesin çıkış tarihi. Samsung, 2025’in ikinci çeyrek raporlarında başlığı bu yıl içinde piyasaya sürmeyi planladığını belirtmişti, ancak henüz resmi bir lansman tarihi açıklanmadı. Cihazın fiyatının ise oldukça yüksek olması bekleniyor. Ağustos 2025’te ortaya atılan iddialar, Galaxy XR’ın yaklaşık 1.700 ila 2.800 dolar arasında bir fiyat etiketine sahip olabileceğini öne sürmüştü.
Peki, siz Samsung’un yeni artırılmış gerçeklik başlığı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Galaxy XR, Apple Vision Pro ve Meta Quest gibi güçlü rakiplerin karşısında başarılı bir yer edinebilir mi? Yorumlarda görüşlerinizi bizimle paylaşın.
Apple denince akla gelen ilk şeylerden biri, her sonbaharda düzenlenen o meşhur iPhone lansmanlarıdır. Yıllardır süregelen bu gelenek, teknoloji tutkunları için adeta bir ritüel haline geldi. Ancak son sızıntılara bakılırsa, bu alışkanlık iPhone 18 serisiyle birlikte kökünden değişebilir.
Herkes iPhone 17 serisinin ardından iPhone 18’in de benzer bir takvimle, yani 2026’nın Eylül ayında tanıtılmasını beklerken, kulislerde dolaşan bilgiler Apple’ın bu kez farklı bir strateji izleyeceğini gösteriyor. Görünen o ki, tüm iPhone 18 modellerini aynı anda göremeyebiliriz.
iPhone 18 Lansman Takvimi: Beklentiler Neler?
Sektörden gelen son raporlara göre Apple, lansman takvimini ikiye bölmeyi planlıyor. Bu, bazı modellerin alıştığımız sonbahar döneminde, bazılarının ise çok daha sonraki bir tarihte piyasaya sürüleceği anlamına geliyor. Hatta standart iPhone 18 modelinin tanıtımı 2027 baharına kalabilir.
Peki bu durumda hangi model ne zaman gelecek? Söylentilere göre ortaya çıkan tablo şu şekilde:
iPhone Modeli
Tahmini Tanıtım Tarihi
iPhone 18 Pro
2026 Sonbaharı (Eylül)
iPhone 18 Pro Max
2026 Sonbaharı (Eylül)
iPhone Air 2 (2026)
2026 Sonbaharı (Eylül)
Katlanabilir iPhone
2026 Sonbaharı (Eylül)
iPhone 18 (Standart Model)
2027 Baharı
iPhone 18e
2027 Baharı
Tabloda da gördüğünüz gibi, 2026 sonbaharında Pro modeller, yeni bir Air modeli ve hatta uzun zamandır beklenen katlanabilir iPhone sahne alabilir. Ancak serinin en çok satan modeli olması beklenen standart iPhone 18 ise birkaç ay rötar yapacak gibi duruyor.
Apple Neden Böyle Bir Değişikliğe Gidiyor?
Peki Apple, yıllardır tıkır tıkır işleyen bu sistemi neden değiştirsin ki? Bu sorunun birkaç olası cevabı var:
Satış Stratejisi: Standart iPhone modeli, genellikle daha uygun fiyatı ve yeterli özellikleriyle en çok tercih edilen model oluyor. Apple, bu modeli geciktirerek kullanıcıların bir kısmını sonbaharda çıkacak olan Air veya katlanabilir iPhone gibi diğer yeni modellere yönlendirmeyi hedefliyor olabilir.
Rekabet Zamanlaması: Rakip firmaların, özellikle Samsung’un Galaxy S serisini genellikle yılın ilk aylarında tanıttığını biliyoruz. Apple, standart iPhone 18’i 2027 baharında piyasaya sürerek, tam da o dönemde ilgiyi kendi üzerine çekmek ve rakibinin pazar payından çalmak isteyebilir.
Lansman Yoğunluğunu Azaltmak: 2026 sonbaharında Pro modeller, Air ve katlanabilir cihaz gibi pek çok yenilikle sahneye çıkacak olan Apple, standart modeli daha sakin bir döneme bırakarak her cihaza hak ettiği ilgiyi göstermeyi amaçlıyor olabilir.
Şimdilik Her Şey Söylentiden İbaret
Elbette tüm bunların şimdilik güçlü birer iddiadan ibaret olduğunu unutmamak gerek. Apple, planlarını son ana kadar gizli tutmasıyla meşhur bir şirket. Ancak bu sızıntılar, şirketin gelecekteki iPhone stratejileri hakkında bize önemli ipuçları veriyor.
Apple'ın ilk katlanabilir iPhone modeli için "iPhone Ultra" ismi gündemde. Peki Apple neden Fold yerine Ultra adını tercih edebilir?
Sonuç olarak, en güvenli tahmin yine de iPhone 18 serisinin ana gövdesinin önümüzdeki sonbaharda tanıtılacağı yönünde. Fakat standart modelin küçük bir bahar kaçamağı yapma ihtimali de oldukça yüksek. 2026 ve 2027, iPhone hayranları için oldukça hareketli geçeceğe benziyor!
HP’nin 14 ülkeden toplam 18.200 çalışanın katılımı ile gerçekleştirdiği HP İş İlişkileri Endeksi’nin (WRI) üçüncüsünü yayımladı. Dünyanın dört bir yanındaki insanların işleriyle olan ilişkileri hakkında ne hissettiklerini inceleyen kapsamlı bir küresel araştırma olan HP İş İlişkileri Endeksi (WRI) verileri, iş yerinde tatmin seviyesinin tarihsel olarak en düşük noktaya gerilediğini gösteriyor. Bilgi çalışanlarının yalnızca %20’si işiyle sağlıklı bir bağ kurabildiğini belirtirken, bu oran 2024’e kıyasla 8 puanlık bir düşüş anlamına geliyor. En keskin gerileme iş dünyası liderleri arasında yaşanarak, en üst düzeyde ciddi bir güven ve bağlılık krizine işaret ediyor. Araştırma, işyerindeki tatmini artıracak şekilde düzenlemeler yapmak, gerekli değişim için BT departmanlarını karar süreçlerine dahil etmek ve değişime öncülük etmek ve daha sağlam iş ilişkileri kurmak konusunda önemli bir fırsatlar sunuyor.
Araştırmaya göre, işiyle sağlıklı bağ kurma noktasında dünya genelindeki %20 oranına karşılık HP Quant Survey Türkiye verilerine göre bu oran Türkiye’de %29 ile küresel ortalamaya yakın seyrediyor. Buna karşın çalışanların ciddi bir baskı altında olduğuna dair bulgular dikkat çekiyor. %67’si iş yerindeki beklenti ve taleplerin arttığını söylerken, %62’si şirketlerin insandan çok kâra öncelik verdiğini belirtmiş, bu oran globalde %45 oranında. Türkiye’de çalışanların %63 ise kurumların çalışan deneyimi yerine şirketin büyümesini önceliklendirildiğini düşünüyor.
HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi: “ Bilgi çağında çalışanların işlerinden tatmin olmaları giderek zorlaşırken, liderlerinden değer görme ve bunu hissetme beklentileri artıyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar, özellikle yetkinlik geliştirme ve kariyer ilerlemesinin ön plana çıktığını ayrıca çalışanların sorunsuz bir dijital deneyim arayışında da olduklarını gösteriyor. Dijital çalışma ortamımız yeni yetkinliklerle geliştikçe, daha bilinçli ve güvenli kararlar alabilecek, düşük etkili işleri teknolojiye devrederek yüksek etkili işlere odaklanabileceğiz.”
Çalışanlar, mesleki tatmin, profesyonel gelişim ve liderlerinin kendilerini önceliklendirmesi ile ilgileniyor. Çalışılan saatlerin sayısı değil, nasıl geçtiği daha çok önemseniyor. Çalışanlar için tatmin, kendisi ve kurumu için gerçekten anlamlı bir işe vakit ayırmak, bu önemli vakitte birlikte çalışabilmek ve beceri edinme fırsatları yakalayarak gelişim göstermek, sorunları kendi kontrolü altında çözme özgürlüğüne sahip olmak, yaratıcılığı kullanarak anlamlı hedeflere ulaşabilme yetkinliği anlamına geliyor. Önceliklendirilen bu beş unsur arasında en çok ilk üçü vurgulanırken ne yazık ki çalışanlar vakitlerinin sadece %50’sini bunlara ayırabildiğini söylüyor. Bu beş unsurun tatmin düzeyine katkısı sorgulandığında, Türkiye’deki çalışanlar için yetkinlik (%27) ve gelişimi (%24) ilk iki sırayı alıyor. Türkiye’de çalışanların memnuniyet seviyelerinin düşük olduğu görülüyor. Katılımcıların %58’i katkılarının yeterince takdir edilmediğini, %67’si iş yerindeki teknolojinin gelişime ihtiyaç duyduğunu, %72’si ise rutin işlerin anlamlı çalışmaları gölgelediğini belirtti.
İş liderlerinin yalnızca %37’si BT’yi çalışan deneyimi çalışmalarına dahil ediyor. Teknolojinin profesyonel tatmini artırmadaki önemi göz önüne alındığında, BT ekiplerinin, çalışan deneyimi ve verimlilik üzerinde çok daha güçlü bir etki yaratabilir ve bugün olduğundan çok daha kritik bir rol üstlenebilir. BT profesyonellerinin %71’i çalışan deneyimini önemli ölçüde iyileştirebileceğine inanıyor.
AI teknolojisi çalışma deneyimini yeniden şekillendiriyor
Araştırmaya göre, dünya genelinde her 10 bilgi çalışanından 4’ü günlük işlerinde AI kullanıyor. Türkiye’deki toplantıda, bu trendi destekleyen HP’nin AI tabanlı iş çözümleri ve ürünleri de katılımcılarla buluştu. HP’nin sergilediği yeni nesil ürünler, çalışanların verimliliğini artırmayı ve iş-yaşam dengesi sağlamayı hedefleyen çözümleriyle öne çıktı.
Tesla, Türkiye pazarındaki en popüler modellerinden biri olan Model Y’nin fiyatlarında bir kez daha artışa giderek potansiyel alıcıları şaşırttı. Kısa süre önce yapılan zammın ardından gelen bu yeni güncelleme ile Model Y’nin başlangıç fiyatı 2.4 milyon TL barajını aştı. Bu artış, markanın Türkiye’deki fiyatlandırma stratejisi ve gelecekte sunulacak modeller hakkında da önemli ipuçları veriyor.
Standart Menzil Versiyonunda Peş Peşe Gelen Zamlar
Tesla’nın Türkiye’deki en ulaşılabilir modeli olan arkadan itişli Standart Menzil (SR) Model Y, son haftalarda adeta bir zam fırtınasının merkezinde yer alıyor. Yakın zaman önce 2.241.000 TL’den 2.305.500 TL’ye yükseltilen modelin fiyatı, bugün yapılan son artışla birlikte 2.420.625 TL‘ye ulaştı. Bu son zam, aracın giriş seviyesi fiyatının kısa bir süre içinde yaklaşık 200.000 TL artması anlamına geliyor ve Tesla sahibi olmak isteyenler için giriş maliyetini önemli ölçüde yükseltiyor.
Tesla Model Y Ailesi Etkilendi: İşte Güncel Fiyat Listesi
Yapılan bu güncelleme sadece başlangıç modelini değil, tüm Model Y serisini etkiledi. Performans ve menzil beklentisi daha yüksek olan kullanıcıları hedefleyen diğer versiyonların da fiyatları güncellendi. 10 Ekim 2025 itibarıyla Tesla Model Y ailesinin Türkiye’deki güncel fiyat listesi şu şekilde oluştu:
Model Y (Arkadan İtişli Uzun Menzil): 3.225.240 TL
Model Y Long Range (Dört Çeker Uzun Menzil): 3.998.400 TL
Model Y Performance (Dört Çeker Performans): 4.418.400 TL
Fiyat artışlarının yanı sıra, Tesla’nın Avrupa pazarındaki strateji değişikliği de Türkiye piyasasını yakından ilgilendiriyor. Almanya’da, mevcut Model Y SR versiyonunun yerini, donanım olarak biraz daha “kırpılmış” yeni bir “Model Y Standard” modelinin aldığı duyuruldu. Bu gelişme, Türkiye’ye de artık mevcut SR yerine bu yeni Standard versiyonun ithal edileceği beklentisini doğurdu.
Yeni uygun fiyatlı Tesla Model Y, 517 kilometre menzil sunarak ekonomiyi ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Peki bu fiyata değer mi?
Henüz bu yeni versiyonun Türkiye fiyatı hakkında resmi bir bilgi bulunmuyor. Ancak sektördeki beklentiler, bu yeni giriş seviyesi modelin fiyatının, son zamla 2.4 milyon TL’yi aşan mevcut fiyattan önemli ölçüde düşük olmayacağı yönünde. Tüketiciler şimdi, hem bu yeni modelin donanım farklılıklarını hem de Türkiye’ye hangi fiyattan giriş yapacağını merakla bekliyor. Bu son zamlar, Tesla’nın Türkiye’deki erişilebilirliğini bir miktar zorlaştırırken, pazardaki rekabet dinamiklerini nasıl etkileyeceği ise zamanla görülecek.