PlayStation dünyasının en sevilen yapımlarından biri olan Horizon serisi satışları, beklentilerin çok ötesine geçerek büyük bir başarıya imza attı. Sony’nin özel oyunları arasında parlayan yıldız, son gelen raporlara göre inanılmaz bir kilometre taşını geride bıraktı. Serinin hayranları ve endüstri analistleri, ortaya çıkan bu devasa rakam karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor.
Horizon serisi satışları ve sızan detaylar
Oyun dünyasında gündeme bomba gibi düşen rapora göre seri, toplamda 40 milyon satış barajını resmen aştı. Bu kritik bilgi, geliştirici stüdyo Guerrilla Games’in üzerinde çalıştığı yeni MMO projesi ile ilgili belgelerde ortaya çıktı. Kore kaynaklı iş ilanları ve raporlardan sızan bu veriler, markanın gücünü bir kez daha kanıtlıyor.
Rakamlar ne ifade ediyor?
Sony, geçtiğimiz dönemlerde serinin 32 milyon civarında sattığını duyurmuştu. Ancak aradan geçen sürede Horizon Zero Dawn ve Forbidden West oyunlarının performansı artarak devam etti. Özellikle PC platformuna gelen destek ve VR oyunu Call of the Mountain, bu devasa 40 milyonluk pastada önemli bir paya sahip. Şirket, bu ivmeyi koruyarak markayı büyütmeye kararlı görünüyor.
Asus ROG Ally X satışları beklentileri aştı. Yeni el konsolu, performansı ve pil ömrüyle oyunculardan tam not aldı.
Sırada ne var?
Bu ticari başarı, serinin geleceğini de garanti altına alıyor. Stüdyo şu anda “Land of Salvation” kod adıyla bilinen bir mobil oyun ve çok oyunculu bir proje üzerinde çalışıyor. Ayrıca ana hikayeyi devam ettirecek üçüncü bir oyunun da yolda olduğu konuşuluyor. Aloy’un evreni, önümüzdeki yıllarda çok daha geniş kitlelere ulaşacak gibi duruyor.
Peki, Horizon serisi satışları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Apple’ın merakla beklenen iPhone 17 serisi ve iPhone Air modellerinin üretimi öncesinde ekran tedarik zincirinde önemli bir değişiklik yaşanıyor. Başlangıçta Samsung ve LG’den ekran tedarik etme kararı alan Apple, en büyük tedarikçi olarak Samsung’u seçmiş ve yaklaşık 80 milyon adet OLED ekran için sözleşme imzalamıştı.
BOE LTPO Teknolojisinde Başarısız Oldu
Daha sonra Çinli üretici BOE, iPhone 17 ve iPhone Air için küçük bir miktar olan yaklaşık 10 milyon adet OLED ekran tedarik etme sözleşmesi kazanmıştı. Ancak son gelen haberler, BOE’nin bu siparişi yerine getirmekte zorluk yaşadığını gösteriyor ve bu boşluğu yine Samsung’un doldurması bekleniyor.
ZDNet Korea’dan gelen yeni bir rapora göre BOE, iPhone 17 serisi ve iPhone Air için Apple’a sağlaması gereken OLED panellerin güvenilirliği konusundaki sorunları çözmeyi başaramadı. Bu durum üzerine Apple’ın, BOE’den alması beklenen 10 milyon adet OLED ekran siparişini de Samsung Display’den temin etme kararı aldığı belirtiliyor. Bu gelişmeyle birlikte, Güney Koreli teknoloji devinin Apple’a toplamda yaklaşık 90 milyon adet OLED ekran paneli tedarik etmesi bekleniyor.
DJI tarafından tanıtılan en yeni aksiyon kamerası DJI Osmo Action 6 yeni nesil özellikleri ile sonunda tanıtıldı.
Apple, iPhone 17 serisi ve iPhone Air için LTPO (Düşük Sıcaklıklı Polikristalin Oksit) teknolojisine sahip OLED ekranlar kullanıyor. Samsung ve LG bu LTPO tabanlı OLED ekranları üretme konusunda deneyimli iken, BOE’nin bu alanda yeterli tecrübeye sahip olmaması, Çinli markanın tedarik sorunları yaşamasının ana nedenlerinden biri olarak görülüyor.
BOE’nin bu başarısızlığı, Samsung Display’e önemli ölçüde daha fazla gelir ve kâr getirecek. Bu durum, Koreli teknoloji devinin mobil ekran pazarındaki liderliğini bir kez daha pekiştirdiğini gösteriyor.
Sandbox türünün en çok merak edilen yapımlarından biri olan Hytale geri dönüyor. Oyunun orijinal kurucusu, geliştirme haklarını Riot Games’ten resmen devraldığını duyurdu.
Bağımsız ruhuyla Hytale geri dönüyor
Oyun dünyasında şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. Aaron “Noxy” Donaghey, Hypixel Studios’un kontrolünü yeniden eline aldı. Bu hamle ile birlikte proje, köklerine geri dönmüş oldu.
Riot Games, stüdyoyu 2020 yılında satın almıştı. Ancak geliştirme süreci beklendiği gibi hızlı ilerlemedi. Şimdi ise yönetim tamamen değişti.
Yeni dönemde neler olacak?
Noxy, bu süreçte yeni bir bağımsız şirket kurdu. Riot Games ise bu ayrılık kararını desteklediğini belirtti. Böylece oyunun geliştirme süreci, dış etkilerden bağımsız sürecek.
Ayrıca yapımcı ekip, hayranların beklentilerini çok iyi biliyor. Bu nedenle oyunun orijinal vizyonuna sadık kalınacak. Geliştiriciler, toplulukla daha sıkı bir iletişim kurmayı hedefliyor.
Capcom, merakla beklenen Resident Evil 9 PC sürümünün performans sorunu yaşamayacağına dair oyunculara söz verdi.
Çıkış tarihi etkilenecek mi?
Bu yönetim değişikliği, takvimi yeniden şekillendirebilir. Fakat oyuncular için bu durum olumlu bir işaret olarak görülüyor. Çünkü proje artık daha özgür bir yapıya kavuştu.
Peki, Hytale hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Oyun dünyasının devlerinden Electronic Arts (EA), yarış simülasyonu tutkunlarını şaşırtan radikal bir karar aldı. Şirket, F1 26 iptal edildi duyurusuyla birlikte, uzun yıllardır süregelen yıllık oyun çıkarma geleneğine bir ara veriyor. Bu hamle, serinin geleceği için büyük bir stratejik değişikliği işaret ediyor.
F1 26 iptal edildi, peki oyuncuları neler bekliyor?
EA ve geliştirici stüdyo Codemasters, 2026 yılında raflarda yeni bir bağımsız F1 oyunu olmayacağını doğruladı. Bunun yerine ekip, mevcut oyun olan F1 25 için kapsamlı bir “ücretli genişleme paketi” yayınlayacak. Bu genişleme paketi, 2026 Formula 1 sezonunun tüm yeni araçlarını, takımlarını, sürücülerini ve değişen kurallarını içerecek.
Seride stratejik sıfırlama dönemi başlıyor
Bu kararın arkasındaki temel neden, geliştirici ekibin 2027 yılına odaklanmak istemesidir. Codemasters, seriyi baştan aşağı yenileyerek “F1 27” ile oyunculara tamamen farklı bir deneyim sunmayı hedefliyor. Kıdemli Kreatif Direktör Lee Mather, bu süreci bir “stratejik sıfırlama” olarak tanımlıyor. Ekip, bu bir yıllık arayı yeni bir oyun motoruna geçiş veya mevcut teknolojiyi büyük ölçüde geliştirmek için kullanacak.
Rockstar Games'in GTA 6 fragmanı rekor kırmayı başardı. Video, YouTube tarihinde reklamsız olarak tüm zamanların en çok izleneni oldu.
17 yıllık gelenek sona erdi
EA’in bu kararı, aynı zamanda oyun endüstrisinde 17 yıldır devam eden bir geleneği de bitiriyor. Seri, 2009 yılından bu yana her yıl düzenli olarak yeni bir oyunla piyasaya çıkıyordu. Oyuncular, 2026 sezonunu F1 25 üzerinden deneyimleyecek ancak tam anlamıyla yeni nesil bir F1 oyunu için 2027 yılını beklemek zorunda kalacak.
Peki, F1 26 iptal edildi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Tayvan makamları, eski TSMC Ar-Ge yöneticisi Wei-Jen Lo hakkında ulusal güvenlikle bağlantılı bir soruşturma başlattı. Soruşturmanın temel nedeni, Lo’nun “ticari sırların yabancı bir şirkete aktarılması” olasılığı. Makamlar, Lo’nun TSMC’den rakip firma Intel’e geçerken yanında kilit teknolojik belgeleri götürüp götürmediğini araştırıyor.
Ticari sırlar çalınmış olabilir
TSMC ve Intel’de uzun yıllar yöneticilik yapan Wei-Jen Lo, Tayvanlı döküm devinde 21 yıl geçirdi ve sektördeki en güçlü yarı iletken Ar-Ge ekiplerinden birini kurdu. Bu yıl Tayvanlı şirketten emekli olan Lo, yaklaşık üç ay sonra, Ekim sonunda Ar-Ge Başkan Yardımcısı unvanıyla Intel’e geri döndü.
Ancak haber kaynakları, Lo’nun TSMC’de üst düzey yöneticiyken N2, A16, A14 ve sonrası süreç teknolojilerine ait gizli teknik belgelerin kopyalarını almak için birimlerine talimat verdiğini öne sürüyor. Yüksek pozisyonu nedeniyle bu taleplerin olağan görünmesi sebebiyle, TSMC’nin güvenlik sisteminde o sırada herhangi bir uyarı oluşmadığı iddia ediliyor.
Şirketin Lo’nun gerçekten emekli olduğunu düşünmesi nedeniyle, üst düzey yöneticiler için standart olan ve 18 ay boyunca rakip firmalarda çalışmayı engelleyen rekabet yasağı sözleşmesi imzalatılmadığı belirtiliyor.
DRAM maliyetlerindeki yükseliş, ekran fiyatlarında da artışa sebep olacak gibi görünüyor.
Şu anda TSMC, Lo’nun gerçekten gizli bilgileri alıp almadığını araştırıyor. Lo, TSMC’de en son Ar-Ge organizasyonu içinde teknoloji geliştirmeden sorumlu kıdemli başkan yardımcılığı görevini yürütüyordu ve TSMC’ye katılmadan önce, 1997–2000 yılları arasında Intel’de çeşitli teknik ve üretim görevlerinde bulunmuştu.
TSMC’nin N2, A16, A14 ve sonrasına ait gizli belgelerin Intel’e sağlayacağı faydanın ise sınırlı olduğu düşünülüyor. Intel’in kendi 18A üretim süreci zaten seri üretimde bulunuyor ve bu sürecin ince ayarlarını yalnızca Intel mühendisleri yapabiliyor. Ayrıca Intel’in 18A üretim süreci, TSMC’nin N2 ve A16 süreçlerinden büyük ölçüde farklı.
Google’ın ana şirketi Alphabet’in CEO’su Sundar Pichai, yapay zeka sektöründeki hızlı büyüme ve artan yatırımların oluşturduğu potansiyel balon riskine dikkat çekiyor. Son ayların en çok tartışılan konularından biri olan endüstrinin bir yatırım balonu olup olmadığına dair süregelen tartışmalara katılan Pichai, bu konudaki endişelerini açıkça dile getirdi.
Yapay zeka balon olabilir mi?
BBC’ye verdiği röportajda Pichai, AI sektöründeki mevcut yatırım dalgasını “olağanüstü bir an” olarak tanımladı, ancak piyasadaki irrasyonel unsurların da farkında olduklarını belirtti.
Bu yorum, özellikle 2000’li yılların başındaki “dotcom” balonu sırasında yaşanan “irrasyonel coşku” uyarılarını akıllara getiriyor. Pichai, yapay zeka balonunun patlaması gibi bir durumda Google’ın da etkilenme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti ve “Hiçbir şirket bağışık olmayacak, biz de dahil” dedi.
Bu uyarılar, Alphabet hisselerinin bu yıl yaklaşık yüzde 46 artış göstermesinin ardından geldi. Bu artış, yatırımcıların şirketin OpenAI gibi rakiplerle mücadele etme yeteneğine olan güvenini gösteriyor. Ancak ABD piyasalarında yüksek AI değerlemelerinin piyasalara yük olmaya başladığı görülürken, İngiltere’deki yetkililer de potansiyel balon riskine karşı uyarılarda bulundu.
DRAM maliyetlerindeki yükseliş, ekran fiyatlarında da artışa sebep olacak gibi görünüyor.
Bu endişelere rağmen Google, yapay zeka alanındaki yatırımlarını sürdürüyor. Alphabet, Eylül ayında İngiltere’de AI altyapısı ve araştırmalarına iki yıl içinde 5 milyar sterlin yatırım yapacağını duyurdu.
Bu yatırım kapsamında yeni bir veri merkezi kurulması ve Londra’daki DeepMind laboratuvarına ek fon aktarılması planlanıyor. Pichai, Google’ın artık Birleşik Krallık’ta model eğitmeye başlayacağını ve bu adımın Başbakan Keir Starmer’ın ülkeyi ABD ve Çin’in ardından dünyanın üçüncü AI süper gücü yapma hedefini destekleyeceğini belirtti.
ABD ve dünya genelinde artan sayıda yasa koyucu, gençlerin ve çocukların sosyal medya uygulamalarını kullanma süresine kısıtlamalar getirmek isterken, TikTok bu yasal düzenlemelere karşı cephe alıyor. Şirket, bu yasal sınırlamaların aksine, platforma eklediği yeni özelliklerin kullanıcı refahını artırmada çok daha etkili olacağını iddia ediyor.
Yeni Özellikler ‘Bilinçli Kullanımı’ Teşvik Edecek İddiası
TikTok, bu yasaları mahkemelerde engellemeye çalışan teknoloji devlerinden biri ve şimdi de kullanım limitleri koymaktan daha etkili olacağını öne sürdüğü bir dizi yeni önlemi duyurdu. Şirket, eski ekran süresi yönetim sayfasını yenileyerek şu yeni özellikleri ekledi:
Nefes Egzersizleri: Farklı türlerde dikkatli nefes alma tekniklerini içeren rehberli egzersizler sunuluyor.
Olumlama Günlüğü (Affirmation Journal): Kullanıcıların güne niyetlerini belirlemelerine olanak tanıyan bu özellik, indirilebilen veya başkalarıyla paylaşılabilen 120’den fazla farklı olumlama kartı içeriyor.
Yatıştırıcı Ses Oluşturucu: Yağmur, dalga ve beyaz gürültü gibi rahatlatıcı sesleri içeriyor. Şirketin anket verilerine göre, TikTok kullanıcılarının uyumalarına veya rahatlamalarına yardımcı olmak için müzik dinleme olasılığı, platformu kullanmayanlara göre %14 daha yüksek.
Uygulama Rozetleri (App Badges): Uygulama, genç kullanıcılara “refah görevlerini” tamamladıkları için rozet kazanma imkanı sunuyor. Bu görevler arasında ekran süresi limiti belirlemek ve buna uymak, gece TikTok’tan uzak durmak ve meditasyon yapmak gibi eylemler bulunuyor.
Şirket ayrıca, belirlenen “uyku saatleri” sırasında uygulamayı kullanan kişilere, uygulamanın ayarlarındaki zaman ve refah bölümünü ziyaret etmeleri için uyarılar göndereceğini belirtiyor.
DJI tarafından tanıtılan en yeni aksiyon kamerası DJI Osmo Action 6 yeni nesil özellikleri ile sonunda tanıtıldı.
TikTok, bu tür bilinçli kullanım araçlarının, katı yasal sınırlamalardan daha organik ve etkili bir çözüm olduğunu savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu yeni özelliklerin asıl amacının kullanıcıları platformda daha uzun süre tutmak olduğu ve yasal düzenlemelerden kaçınma çabası olduğu görüşünde.
Netflix Türkiye, yerli içerik kütüphanesini hızla genişletmeye devam ediyor ve bu yıl bitmeden izleyiciyle buluşacak yeni yapımı Kasaba’nın yayın tarihini duyurdu. Başrollerinde Okan Yalabık’ın yer aldığı dizi, 11 Aralık tarihinde platformdaki yerini alacak. Netflix Türkiye, dün sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla bu tarihi resmen açıklarken, diziden yeni görseller de paylaştı.
Kasaba dizisi karşımıza çıkacak
Kasaba’nın yönetmen koltuğunda daha önce Masum ve Kulüp gibi başarılı projelere imza atan Seren Yüce oturuyor. Dizinin senaryosunu ise Deniz Karaoğlu ve Doğu Yaşar Akal kaleme aldı. Okan Yalabık’a oyuncu kadrosunda Büşra Develi, Özgürcan Çevik, Ozan Dolunay ve Kerem Can gibi isimler eşlik ediyor.
Dizi, uzun yıllar sonra bir araya gelen iki kardeşin ve çocukluk arkadaşlarının beklenmedik bir şekilde çalıntı bir servet bulmasıyla başlayan sürükleyici bir hikâyeyi konu ediniyor. Ancak bu keşif, karakterleri hızla karanlık bir kedi-fare oyununun içine sürüklüyor.
DRAM maliyetlerindeki yükseliş, ekran fiyatlarında da artışa sebep olacak gibi görünüyor.
Sadakat, günah ve kefaret üçgeninde sıkışan karakterler, kısa süre içinde kendilerini geri dönüşü olmayan bir yolda buluyor. Her biri, mantığın sesiyle hayatta kalma içgüdüsü arasında gidip gelirken, buldukları bu servetin bedelinin düşündüklerinden çok daha ağır olduğunu anlıyor. Kasaba, bu yıl bitmeden Netflix’te yayına giren yeni yerli yapım oluyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Microsoft, Windows 11’i “etkileşime dayalı bir işletim sistemine” dönüştürmek amacıyla en kapsamlı yapay zeka hamlelerinden birini başlattı. Şirket, yapay zeka ajanlarını doğrudan Görev Çubuğu‘na entegre ederek masaüstünün temel bileşenlerini yeniden tasarlıyor ve Windows’u baştan sona bir “AI tuvali” haline getiriyor.
Windows 11, yapay zeka desteğini artırıyor
Bu yeni yaklaşım, kullanıcıların tek bir komutla bilgisayarlarında işlemleri otomatik olarak yapabilen, dosyalara erişebilen ve arka planda birden fazla adımlı işler yürütebilen akıllı ajanlarla çalışmasına olanak tanıyor.
Yeni yapı kapsamında Microsoft 365 Copilot‘un yanı sıra üçüncü taraf yapay zeka ajanları da Görev Çubuğu’na yerleşiyor. Windows’tan sorumlu yönetici Pavan Davuluri, bu entegrasyonun sadece bir özellik eklemek olmadığını, ajanların işletim sisteminin doğal bir parçası gibi davranmasını sağladığını belirtiyor.
Görev Çubuğu’na eklenen bu yapay zeka ajanları, kullanıcı bir talepte bulunduğunda arka planda çalışmaya başlıyor. Kullanıcı imleci ikonun üzerine getirdiğinde, ajanların o an hangi işlemi yürüttüğü görülebiliyor.
Yeni bildirim sistemi ise sürecin durumunu yeşil onay işareti veya sarı uyarı simgesi gibi görsel işaretlerle aktarıyor. Microsoft, tüm bu yapıları isteğe bağlı sunuyor; kullanıcı dilerse özelliği tamamen devre dışı bırakabiliyor.
Bu entegrasyonun merkezinde, Windows aramasını Copilot ile birleştiren yeni Ask Copilot deneyimi yer alıyor. Kullanıcılar artık dosya ve ayarlar için hızlı aramanın yanı sıra sohbet başlatabiliyor veya doğrudan Görev Çubuğu’ndan bir yapay zeka ajanı görevlendirebiliyor. Arka plan görevlerinin kontrolü için tam ekran yerine hafif, yüzen bir pencere yapısı tercih ediliyor.
DRAM maliyetlerindeki yükseliş, ekran fiyatlarında da artışa sebep olacak gibi görünüyor.
Microsoft, ajanların güvenli ve izole biçimde çalışması için Agent Workspace adı verilen ayrı bir çalışma alanı oluşturuyor. Bu alan, her ajanın kendi Windows hesabı ile çalıştığı, politikalarla denetlenen ve kayıt altına alınabilir bir ortam sunuyor.
Ajanların yetenekleri ise işletim sistemi çekirdeğine gömülü Model Context Protocol (MCP) yapısıyla genişletiliyor. MCP, ajanların sistem araçlarını güvenli biçimde keşfetmesine olanak tanıyor; bu protokolün Anthropic tarafından çıktığı ve hızla benimsendiği biliniyor.
Yenilikler yalnızca Görev Çubuğu ile sınırlı kalmıyor. Şirket, Dosya Gezgini‘ne Copilot entegrasyonu getiriyor. Bu sayede kullanıcılar belgeleri tek tıklamayla özetleyebiliyor, dosyalar hakkında sorular sorabiliyor veya içerikten e-posta taslakları oluşturabiliyor.
Copilot Plus PC‘lerdeki yerel modelleri kullanan Click to Do özelliği, web’de veya bilgisayarda görülen herhangi bir tabloyu Excel dosyasına dönüştürme imkânı sunuyor. Bu veriler Excel’e aktarıldıktan sonra bulut tabanlı Copilot yetenekleriyle düzenlenebiliyor. Microsoft, yerel ve bulut tabanlı modelleri birlikte çalıştıran hibrit bir mimariyi Windows’un geleceği olarak görüyor.
Bu videomuzda Apple’ın yeni bütçe dostu hamlesi iPhone 16e ile yılların eskitemediği, hala çok popüler olan iPhone 13modelini tüm detaylarıyla karşılaştırıyoruz! “iPhone 13’üm var, değiştirmeme gerek var mı?” diye düşünenler veya uygun fiyatlı yeni bir iPhone arayanlar için iki cihazı kafa kafaya getirdik.
Tasarım tarafında her iki telefon da 6.1 inçlik kompakt yapısını ve OLED ekran kalitesini koruyor olsa da, iPhone 16e ile gelen modern dokunuşlar dikkat çekiyor. iPhone 13’teki klasik çentik tasarımının yerini alan yenilikler, Dynamic Island kullanımı ve kasa yapısındaki değişimler, telefonu elinize aldığınızda size ne kadar yeni hissettiriyor? Bu bölümde ergonomi ve ekran deneyimine odaklanıyoruz.
Donanım tarafında ise nesil farkı kendini belli ediyor. iPhone 13’ün emektar A15 Bionic işlemcisi hala günlük işler için yeterli olsa da, iPhone 16e’nin yeni nesil çipi ve artırılan RAM kapasitesi, özellikle oyunlarda ve Apple Intelligence(Yapay Zeka) özelliklerinde büyük bir fark yaratıyor. Ayrıca Lightning portundan USB-C’ye geçişin getirdiği avantajları ve pil performansındaki değişimleri test ettik.
Kamera tarafında da rekabet kızışıyor. iPhone 13’ün standart 12 MP sensörlerine karşı, iPhone 16e’nin güncel kamera teknolojileri, düşük ışık performansı ve video yetenekleri aradaki fiyat farkına değiyor mu? İki cihazla çektiğimiz örnek fotoğraflar ve videolar üzerinden, hangi telefonun içerik üreticileri ve sosyal medya kullanıcıları için daha mantıklı olduğunu yorumluyoruz.
Sonuç olarak, iPhone 13 hala alınır mı, yoksa biraz daha bütçe ayırıp iPhone 16e’ye mi yönelmek gerekir? Fiyat/performans dengesini gözeterek yaptığımız bu karşılaştırmada, yükseltme yapmayı düşünenler için net tavsiyelerimizi paylaştık. Videoyu beğenmeyi ve düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın!
Dongfeng Motor’un lüks alt markası Voyah, en yeni amiral gemisi elektrikli aracı Voyah Taishan’ı resmen piyasaya sürdü. Fiyat aralığı 379.900 RMB ile 509.900 RMB (yaklaşık 45.400 € ila 60.900 €) arasında değişen bu dev SUV, uzun elektrikli menzili ve yüksek teknolojili özellikleriyle seçici alıcıları hedef alıyor.
800V Mimarisi 1400 km Menzili Lüks Elektrikli SUV Pazarını Karıştıracak
Voyah, Taishan’ı doğrudan Aito M9, Denza N9 ve Zeekr 9X gibi köklü rakiplerine karşı konumlandırarak lüks altı koltuklu pazarında liderliği ele geçirme niyetinde. Şirket, Taishan’ın özel bir üst düzey versiyonu olan Black Warrior Edition’ı da duyurdu; ancak bu özel versiyonun teslimatları için müşterilerin 2026’nın ilk çeyreğini beklemesi gerekecek.
Voyah Taishan, iddialı boyutlarıyla yolda kendini gösteriyor. SUV, 5.23 metre uzunluğa, 2.03 metre genişliğe ve 1.82 metre yüksekliğe sahip. Cömert 3.12 metrelik dingil mesafesi ise altı koltuklu ferah bir düzenlemeye izin veriyor ve özellikle premium aile segmentinin ihtiyaçlarına hitap ediyor.
Meta'nın Gelirlerden Sorumlu Başkanı John Hegeman istifa etti. Şirket yapay zeka yarışında yönetim kadrosunu yeniden şekillendiriyor.
Dış tasarımda Voyah’ın imza tasarım dili benimsenmiş; dikkat çekici, derin şelale tarzı kalkan ızgara öne çıkıyor. Ön tarafta, merkeze yerleştirilmiş aydınlatmalı Voyah amblemini birbirine bağlayan entegre bir LED ışık şeridi, araca modern bir yüz kazandırıyor. Ana uzun ve kısa far üniteleri, ayrık far düzenlemesinin bir parçası olarak yan hava girişlerine şıkça gizlenmiş. İki tonlu gövde, yarı gizli kapı kolları ve benzersiz tasarımlı “pie-dish” jantlarla tamamlanan zarif bir profil sergiliyor.
Taishan’ın kaputunun altında Voyah Akıllı Süper Hibrit sistemi yer alıyor. Bu kurulum, maksimum 110 kW güç üreten 1.5T motoru, dört tekerlekten çekiş yeteneği sağlayan iki elektrik motoruyla (önde 150 kW, arkada 230 kW) birleştiriyor.
Asıl dikkat çeken ise enerji depolama kapasitesi. SUV, endüstri devi CATL tarafından sağlanan 65 kWh’lik büyük bir üçlü lityum batarya paketiyle standart olarak geliyor. Bu batarya Taishan’a 370 km saf elektrikli menzil (CLTC) sağlıyor. Hibrit sistemle birlikte toplam kapsamlı menzil ise 1400 km’ye (CLTC) kadar uzanıyor, bu da uzun yolculuklardaki menzil endişesini ortadan kaldırıyor. Bu yetenek, günlük işe gidiş gelişlerin çoğunun benzin kullanmadan yapılabilmesi anlamına geliyor ve Taishan’ı etkili bir yarı zamanlı EV haline getiriyor.
Taishan’ın şarj hızı, EV mimarisinin ne kadar gelişmiş olduğunu kanıtlıyor. Araç, 800V yüksek voltaj platformunda çalışıyor ve 5C ultra hızlı şarjı destekliyor. Taishan, pilini %20’den %80’e yaklaşık 12 dakikada şarj edebiliyor. Bu özellik, şarj kaygısını büyük ölçüde ortadan kaldırarak EV sürüşüne geçişi sorunsuz hale getiriyor.
Bu heybetli boyutu yönetmek için Taishan mühendisleri, lüks bir konsept araçtan fırlamış gibi duran gelişmiş bir süspansiyon sistemi eklemişler. Sistem, üç odacıklı havalı süspansiyonu EDC (Elektronik Amortisör Kontrolü) “Sihirli Halı” işleviyle eşleştiriyor. Bu sofistike kurulum, sürüş kalitesini inanılmaz bir hassasiyetle yönetiyor. Dar şehir alanlarında gelişmiş manevra kabiliyeti için Taishan, aynı zamanda 16° çift yönlü bağımsız arka tekerlekten direksiyon özelliğini de içeriyor.
İç mekân tasarımı, yolcu konforu ve yüksek teknolojiye öncelik veren “Dağlar ve Denizler” felsefesini takip ediyor. Ön konsolun merkezinde, Huawei’nin HarmonyOS kokpit sesli büyük modelinin en son sürümüyle desteklenen büyük, yüzen bir kontrol ekranı yer alıyor.
Huawei’nin araç beynine katılımı bununla sınırlı değil: ADS Ultra akıllı destekli sürüş çözümü, Taishan’a güç veriyor. Bu sistem, Huawei’nin gelişmiş 500-thread LiDAR sensörü de dahil olmak üzere dört LiDAR sensörü kullanıyor ve Taishan’a kentsel NCA (Navigasyonlu Seyir Yardımı) ve tam senaryolu otomatik park etme yeteneği sağlıyor.
Taishan, yolcuların lüks içinde seyahat etmesini sağlamak için AI Bulut Konfor Koltukları ve 32 hoparlörlü “Tianlai” panoramik ses sistemi sunuyor. Bu ses kurulumu, 9.1.5.8 kanal konfigürasyonuna ve 2300W maksimum amplifikatör gücüne sahip.
Boyut, uzun EV menzili, ultra hızlı şarj ve Huawei teknolojisinin birleşimi, Voyah Taishan’ı premium büyük SUV sınıfında gerçek bir rakip haline getiriyor. Üreticiler hem elektrikli hem de lüks araçlar için sınırları zorlamaya devam ederken, Taishan gelişmiş özelliklerden ödün vermeden menzil esnekliği sunuyor.
Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA), teknoloji devi Apple ile Kaliforniya, Santa Clara’daki bir yarı iletken tesisinde yaşanan tehlikeli atık yönetimi iddiaları üzerine bir uzlaşmaya vardığını resmen duyurdu. EPA tarafından yapılan incelemeler ve açıklamalar doğrultusunda, Apple’ın söz konusu tesisteki tehlikeli atık yönetimi ve hava emisyonları ile ilgili sorunları ele alarak tamamen çözüme kavuşturduğu belirtildi. Şirketin şu an itibarıyla Kaynak Koruma ve İyileştirme Yasası ile tam uyum içinde faaliyetlerine devam ettiği, yetkili kurumlar tarafından onaylanmış durumda.
Çevre ihlali iddiası sonrası Apple’dan EPA’ya ödeme
Süreç, EPA’nın Apple’a ait bu tesis hakkında aldığı bir şikayet üzerine başladı ve müfettişler tesiste detaylı bir inceleme gerçekleştirdi. Yapılan denetimler sonucunda, Apple’ın tehlikeli atık konteynerlerini mevzuata uygun şekilde etiketlemediği ve bir solvent atık tankından kaynaklanan hava emisyonlarını kontrol altına almadığı tespit edildi. Müfettişler, bu durumların yanı sıra tesiste başka ihlallerin de bulunduğunu rapor ederek, çevre güvenliği standartlarının tam olarak karşılanmadığını ortaya çıkardı.
Raporlanan bu eksikliklerin ardından Apple, atık yönetimi sorunlarını gidermek için hızlı bir çalışma başlattı ve hava emisyonlarını kontrol etmek amacıyla tesise özel bir cihaz kurulumu gerçekleştirdi. Sorunların giderilmesinin yanı sıra, varılan uzlaşmanın bir parçası olarak Apple, 261.283 dolarlık bir para cezasını ödemeyi de kabul etti. Tesisin Santa Clara’daki apartman binalarının hemen bitişiğinde yer alması konunun önemini artırırken, bölge sakinlerinden en az birinin yayılan emisyonlar nedeniyle hastalandığına dair şikayette bulunduğu da kayıtlara geçti.
Apple CEO'su Tim Cook ve yönetmen Joseph Kosinski, gişede başarı yakalayan F1 filminin devam filmi hakkında konuştu.
Konuyla ilgili sessizliğini bozan Apple, sözcü Sean Redding aracılığıyla yaptığı açıklamada çevre koruma konusundaki hassasiyetini dile getirdi. Redding, yaşanan sorunların çevre için herhangi bir risk oluşturmadığını ve durumun hızlı bir şekilde çözüldüğünü vurguladı. Apple sözcüsü, şirketin faaliyet gösterdiği her bölgede çevreyi korumaya derin bir bağlılık duyduğunu ve bu tür durumların tekrarlanmaması için çalıştıklarını ifade etti. Teknoloji şirketlerinin üretim tesislerinin yerleşim yerlerine yakınlığı ve çevreye etkileri zaman zaman bu tür tartışmaları gündeme getiriyor. Siz bu tür çevre düzenlemeleri ve teknoloji firmalarının aldığı önlemler hakkında ne düşünüyorsunuz?