Microsoft’un popüler abonelik hizmeti Xbox Game Pass’te önemli bir yapısal değişikliğin gündemde olduğu öne sürüldü. Ortaya çıkan iddialara göre, Microsoft’un mevcut PC Game Pass aboneliğini tek başına sunmaktan vazgeçmeye hazırlandığı belirtiliyor. Bu değişikliklerin ve yeni abonelik stratejisinin 2026 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Xbox Game Pass hakkında şok iddia
Sızan bilgilere göre, PC Game Pass artık ayrı bir abonelik olarak satılmayacak. PC kullanıcılarının Game Pass kütüphanesine erişimi sadece daha kapsamlı olan Ultimate abonelik paketi üzerinden mümkün olacak.
Mevcut Game Pass Core ve Standard paketlerinin içeriğinde bir değişim beklenmiyor ancak bu paketlerin isimlerinin sırasıyla Game Pass Essential ve Game Pass Premium olarak güncelleneceği iddia ediliyor. Bu isimlendirme stratejisi, Sony’nin PlayStation Plus için kullandığı pazarlama modeline yakınlık gösteriyor.
Sistemin en dikkat çekici yeniliği ise 2026’da gelmesi beklenen reklam destekli abonelik modeli oluyor. Bu yeni planın ücretsiz olabileceği ve kullanıcılara belirli aralıklarla zorunlu reklamlar göstereceği ifade ediliyor. Bu hamle ile Microsoft, Game Pass sistemini daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı hedefliyor.
Apple'ın en yeni mobil işletim sistemi iOS 26'da az bilinen ama mutlaka bilmeniz gereken 10 önemli özellik neler? Detaylar haberimizde..
Bu iddialar şu an için resmi olarak doğrulanmadı. Ancak, şirketin Game Pass modelini uzun vadeli bir strateji olarak sürdürmek istediği görülüyor. ID@Xbox programının başındaki Chris Charla da geçtiğimiz dönemde Game Pass’in 2025 yılında bugüne kadarki en büyük yatırımını aldığını doğrulamıştı. Kullanıcıların bu olası değişikliklere nasıl bir tepki vereceği ise merak konusu oldu.
Vodafone ve Nokia, canlı bir ticari fiber genişbant ağında yeni bir internet teknolojisini başarıyla test etti. L4S (düşük gecikme, düşük kayıp ve ölçeklenebilir bant genişliği) adındaki bu yeni teknoloji, oyun oynarken veya görüntülü görüşme yaparken internet gecikmesini önemli ölçüde azaltıyor ve müşteri deneyimini iyileştiriyor.
Vodafone Türkiye, Nokia ile kurduğu eve kadar fiber ağı ve ev içi Wi-Fi teknolojisini kullanılarak gecikmeyi (verinin ağ üzerinden gönderilip alınma süresi) yüzde 94 oranında azalttı. 100 milisaniye gibi bir gecikme aslında gözün kırpması kadar kısa bir süre olsa da görüntülü görüşmeler veya çevrimiçi oyunlarda önemli bir gecikme anlamına geliyor. Vodafone ve Nokia, video konferans ve bulut oyun uygulamaları kullanılırken birden fazla ticari müşteri hattında yoğunluğun en fazla olduğu anlarda dahi gecikmedeki artışı 220 milisaniyeden sadece 4,7 milisaniyeye düşürdü. Bu deneme, L4S teknolojisinin uçtan uca eve kadar fiber (FTTH) ağında dünya çapındaki ilk canlı uygulamasını temsil ediyor.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, şunları söyledi:
“Vodafone olarak fiber genişbantta yine bir ilke imza attık. Müşterilerimizin evde ve iş yerinde bağlantılarından beklentileri her geçen gün artıyor. Biz de bu beklentilere yanıt verebilmek için şebekemizi sürekli yeniliyor, gecikmeyi en aza indiren ve bağlantı kalitesini artıran teknolojilere yatırım yapıyoruz. Dünyada ilk kez canlı bir fiber şebekesinde denediğimiz L4S teknolojisiyle, fiber altyapımızda gecikmeyi neredeyse ortadan kaldırarak, özellikle oyun ve video konferans gibi etkileşimli uygulamalarda müşterilerimize çok daha akıcı ve hızlı bir deneyim verilebileceğini gözlemledik. Bu sayede internetin en yoğun kullanıldığı anlarda bile yüksek hız ve düşük gecikme standartlarını koruyabilmekteyiz. Dünyadaki ilkleri Türkiye’de gerçekleştirerek Vodafone olarak müşterilerimizle en yeni teknolojileri buluşturmaya ve onların hayatına değer katan bağlantı çözümleri sunmaya devam ediyoruz.”
Nokia Bell Labs tarafından geliştirilen ve Internet Engineering Task Force (IETF) tarafından desteklenen L4S, çevrim içi deneyimlerde gecikmenin başlıca nedeni olan kuyruk gecikmelerini ortadan kaldırıyor. Bu gecikmeler, veri paketleri yönlendirici veya modem gibi ağ tamponlarında hedeflerine ulaşmadan önce sıkıştığında ortaya çıkıyor – bu da oyuncular ve video görüşmesi yapanlar için yaygın bir sorun.
Vodafone ve Nokia Bell Labs canlı şebekedeki testlerini Pasif Optik Ağ (PON) – çoğu ev fiber genişbantının temeli – kullanarak gerçekleştirildi. Ancak L4S erişimden bağımsızdır; yani hem mobil hem de sabit ağlarda, hem bireysel hem de kurumsal hizmetlerde uygulanabilir. Nokia, Vodafone Türkiye’nin FTTH ağının ana tedarikçisi olup, bu dünya çapında ilk uygulamanın gerçekleştirilmesinde merkezi bir rol oynadı.
Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı, 2025 yılının Eylül ayında da hız kesmeden büyümeye devam etti. Paylaşılan son verilere göre, geçtiğimiz ay ülke genelinde toplam 12.706 adet elektrikli araç satışı gerçekleştirilirken, yılın başından bu yana satılan toplam elektrikli araç sayısı 132 bine ulaştı. Eylül ayının en dikkat çeken gelişmesi ise, ikinci modeli T10F’i piyasaya süren yerli üretici Togg’un, aylar sonra yeniden marka bazında liderlik koltuğuna oturması oldu.
Togg’un Çifte Zaferi: T10F ve T10X ile Marka Liderliği
Eylül ayı, Togg için tam anlamıyla bir gövde gösterisine sahne oldu. Merakla beklenen fastback modeli Togg T10F, piyasaya çıkar çıkmaz 1.194 adetlik satışla muazzam bir başlangıç yaparak ülkenin en çok satan ikinci elektrikli modeli oldu. Togg’un ilk göz ağrısı olan C-SUV modeli T10X ise 1.061 adetlik satışla listede üçüncü sıradaki yerini koruyarak güçlü performansını sürdürdü. Bu iki modelin toplamda 2.255 adetlik satışı, Togg’u Eylül ayının en çok satan elektrikli otomobil markası unvanına taşıdı.
Marka bazında liderlik el değiştirse de, model bazında zirvenin adı değişmedi. Yaz aylarına kıyasla daha sakin bir dönem geçirmesine rağmen Tesla Model Y, Eylül ayında gerçekleştirdiği 1.664 adetlik satışla en yakın rakibine yaklaşık 500 adet fark atarak Türkiye’nin en çok tercih edilen elektrikli otomobili olmaya devam etti. Model Y’nin bu istikrarlı performansı, pazardaki güçlü konumunu bir kez daha tescilledi.
Togg T10X ve T10F V2 için 700 bin TL’ye %0 faizli 12 ay seçeneğinin yanı sıra 1 milyon 750 bin TL’ye varan kredi imkanları sunuluyor.
Listenin üst sıralarındaki rekabet de oldukça çekişmeli geçti. Son dönemin popüler modellerinden Kia EV3, 880 adetlik satışla dördüncü sırada yer alarak pazardaki iddiasını sürdürdü.
Avrupalı üreticilerin de listede güçlü bir şekilde yer aldığı görüldü. Citroen E-C3 Aircross, 689 adetlik satışla altıncı sırayı alırken, listenin en dikkat çeken yeni oyuncularından biri Volvo EX30 oldu. Teslimatların hızlanmasıyla birlikte Volvo’nun kompakt SUV’u, 591 adetlik satış rakamına ulaşarak listeye yedinci sıradan güçlü bir giriş yaptı.
Eylül ayında yaşanan en büyük düşüşlerden birini ise KGM markası yaşadı ve ayı yalnızca 172 adetlik satışla kapattı. Ancak markanın, yenilenen yüzüyle yılın son aylarında müşterilerle buluşması beklenen Torres EVX modeliyle yeniden yükselişe geçmesi bekleniyor.
Rakamlar, Türkiye elektrikli otomobil pazarının ne kadar dinamik ve rekabetçi bir yapıya büründüğünü açıkça gösteriyor. Togg’un yeni modeliyle estirdiği rüzgar, Tesla’nın sarsılmaz model liderliği ve pazara yeni giren oyuncuların yarattığı heyecan, önümüzdeki aylarda rekabetin daha da kızışacağının sinyallerini veriyor.
Türkiye’de teknolojiye erişim, sürekli dalgalanan döviz kurları ve yüksek vergi oranlarının gölgesinde her geçen gün daha da lüks bir hale geliyor. Bir zamanlar ulaşılabilir olan amiral gemisi akıllı telefonlar, günümüzde adeta bir statü sembolüne dönüşmüş durumda. Ekim 2025 itibarıyla piyasaya baktığımızda, on binlerce liralık fiyat etiketleriyle dudak uçuklatan ve pek çok kişinin aylarca süren birikimini gerektiren cihazlar görüyoruz. Peki, Türkiye pazarının en tepesinde hangi modeller yer alıyor ve bu astronomik rakamların arkasında nasıl bir teknoloji yatıyor?
Listenin zirvesi, bu yıl da şaşırtıcı olmayan bir şekilde Apple’ın hakimiyeti altında. Teknoloji devinin geçtiğimiz ay tanıttığı yeni iPhone 17 serisi, fiyat listesinin ilk üç basamağını tamamen domine ediyor. Onları, katlanabilir ekran teknolojisinin ve Android ekosisteminin en güçlü temsilcileri takip ediyor.
Apple zirveyi kaptırmıyor!
Türkiye’de satılan en pahalı akıllı telefon unvanı, 2 TB’lık devasa depolama alanına sahip iPhone 17 Pro Max modeline ait. Tam 168.999 TL‘lik fiyatıyla listenin en tepesinde yer alan bu model, gücünü Apple’ın en yeni 3 nanometre mimarili A19 Pro çipinden alıyor ve bu yongayı 12 GB RAM ile destekliyor. Cihazın 6.9 inçlik LTPO Super Retina XDR ekranı, 120Hz yenileme hızıyla akıcı bir deneyim sunuyor. Fotoğrafçılıkta iddialı olan telefon, her biri 48 megapiksel çözünürlüğünde üçlü bir arka kamera sistemine ve 3D LiDAR tarayıcıya ev sahipliği yapıyor. Rekor seviyedeki 2 TB depolama alanı ve yaklaşık 5000 mAh kapasiteli bataryasıyla profesyonel kullanıcıları hedefliyor.
Listenin ikinci sırasında, 1 TB depolama seçeneğiyle 131.999 TL‘ye satılan iPhone 17 Pro yer alıyor. Ağabeyi ile aynı A19 Pro işlemciyi, 12 GB RAM’i ve üçlü 48 MP kamera yeteneklerini daha kompakt bir 6.3 inçlik gövdede sunan bu model, büyük ekran istemeyen ancak performanstan ödün vermeyenler için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Apple’ın bu yılki sürprizi olan ve 5.6 mm’lik inanılmaz inceliğiyle dikkat çeken iPhone Air ise 121.999 TL‘lik fiyatıyla üçüncü sırada. Gücünü yine A19 Pro işlemciden alan bu model, 6.5 inçlik 120Hz bir ekrana sahip. Diğer Pro modellerden farklı olarak 48 megapiksellik tek bir ana kamerayla gelse de, hafifliği ve zarif tasarımıyla lüks segmentte yeni bir kulvar açıyor.
OPPO Find N5 Apple’a kafa tutuyor
Apple’ın ardından liste, akıllı telefon dünyasının en yenilikçi alanı olan katlanabilir modellere geçiyor. 119.999 TL‘lik fiyat etiketini paylaşan OPPO Find N5, katlanabilir arenada gücünü Snapdragon 8 Elite işlemcisinden alıyor. 16 GB RAM ve 512 GB depolama sunan cihaz, açıldığında 8.12 inçlik tablet boyutunda bir AMOLED ekran sunarken, kapak kısmında 6.5 inçlik kullanışlı bir ikinci ekrana sahip. 5.600 mAh’lik devasa bataryasını 80W gibi etkileyici bir hızla şarj edebilmesi en büyük artılarından biri.
Aynı fiyata sahip Huawei Mate X6, markanın kendi geliştirdiği Kirin 9020 işlemcisi ve HarmonyOS Next işletim sistemiyle fark yaratıyor. 12 GB RAM ve 512 GB depolama sunan telefon, açıldığında 7.93 inçlik bir ekran sunarken, 50 MP ana sensörlü üçlü kamera kurulumu ve 66W hızlı şarj desteğiyle donatılmış.
Bu segmentin en iddialı oyuncularından Samsung Galaxy Z Fold7 ise 1 TB’lık versiyonuyla 117.999 TL‘den alıcı buluyor. Snapdragon 8 Elite işlemci, 12 GB RAM ve 1 TB depolama ile gelen cihaz, özellikle 200 megapiksellik ana kamerasıyla mobil fotoğrafçılıkta sınırları zorluyor. 8.2 inçlik iç ve 6.5 inçlik kapak ekranları, Samsung’un One UI 8 arayüzüyle birleşerek güçlü bir tablet-telefon deneyimi sunuyor.
Türkiye’de satılan en pahalı telefonlar
iPhone 17 Pro Max (2 TB) – 168.999 TL
iPhone 17 Pro (1 TB) – 131.999 TL
iPhone Air (1 TB) – 121.999 TL
OPPO Find N5 (512 GB) – 119.999 TL
Huawei Mate X6 (512 GB) – 119.999 TL
Samsung Galaxy Z Fold7 (1 TB) – 117.999 TL
Samsung Galaxy S25 Ultra (1 TB) – 101.499 TL
Huawei Pura 80 Ultra (512 GB) – 98.999 TL
Xiaomi 15 Ultra (1 TB) – 89.999 TL
iPhone 17 (512 GB) – 89.999 TL
Liste, geleneksel formdaki amiral gemisi modellerle devam ediyor. Samsung Galaxy S25 Ultra, 1 TB depolama alanı ve 101.499 TL‘lik fiyatıyla “Ultra” segmentinin hakkını veriyor. 6.9 inçlik Dynamic AMOLED 2X ekrana sahip olan telefon, Snapdragon 8 Elite işlemcisi, 12 GB RAM ve 1 TB depolama sunuyor. Cihazın en büyük kozu ise 200 MP ana sensör, ultra geniş açı ve çift telefoto lensten oluşan çok yönlü dörtlü kamera sistemi.
Xiaomi'nin yeni amiral gemisi Xiaomi 17 Pro Max modelini mercek altına alıyoruz. iPhone 17 Pro Max katili bakalım neler sunuyor?
Huawei Pura 80 Ultra, 98.999 TL‘lik fiyatıyla yine kamera odaklı bir amiral gemisi. Kirin 9020 işlemci, 16 GB RAM ve 512 GB depolama ile gelen cihaz, dörtlü arka kamera kurulumuyla dikkat çekiyor. 5170 mAh’lik bataryası, 100W kablolu ve 80W kablosuz gibi sınıfının en hızlı şarj teknolojilerinden birini destekliyor.
Xiaomi 15 Ultra, 89.999 TL‘lik fiyatıyla listenin en rekabetçi modellerinden biri. Gücünü Snapdragon 8 Elite işlemcisinden ve 16 GB RAM’den alan telefon, 6.73 inçlik WQHD+ AMOLED ekrana sahip. Arkasında 50 MP ana sensör ve 200 MP telefoto sensör gibi iddialı lensleri barındıran dörtlü kamera kurulumu bulunuyor.
Listenin son sırasında ise 89.999 TL‘lik fiyatıyla standart iPhone 17 modeli yer alıyor. A19 çipinin standart versiyonunu kullanan telefon, 8 GB RAM, 6.3 inç 120Hz ekran ve 48 megapiksel çözünürlüğünde güçlü bir çift kamera sistemi sunarak, en yeni iPhone deneyimini daha “ulaşılabilir” bir lüks seviyesinde yaşamak isteyenleri hedefliyor.
Apple, artırılmış gerçeklik stratejisinde önemli bir değişikliğe giderek 2027’de piyasaya sürülmesi beklenen Vision Pro başlığının gelecek versiyonu üzerindeki çalışmalarını askıya aldı. Bloomberg’den Mark Gurman’ın aktardığına göre şirket, bu kararı Meta’nın hızla büyüyen akıllı gözlük pazarına güçlü bir rakip çıkarmak için aldı.
Geliştirilmiş Apple Vision Pro piyasaya çıkmayabilir
Şirketin iç planlarına göre, kod adı N100 olan gelişmiş Vision Pro modeli tamamen rafa kaldırıldı. Ancak Apple, daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen, N109 kod adlı ve daha uygun fiyatlı bir Vision Pro versiyonunun geliştirilmesine devam ediyor. FCC kayıtlarında ortaya çıkan, “A3416” model numarasını taşıyan cihazın da bu yeni ucuz Vision Pro’ya ait olduğu tahmin ediliyor.
Apple’ın asıl önceliği ise 2026’da piyasaya sürülmesi beklenen AI destekli akıllı gözlükler. Bu gözlüklerin, entegre kamera, mikrofon ve hoparlörlerle donatılacağı, kullanıcıların gelişmiş bir Siri versiyonu aracılığıyla cihazla etkileşim kurabileceği belirtiliyor. Eller serbest bildirimler, gerçek zamanlı yapay zeka desteği ve anlık çeviri özellikleriyle gelmesi planlanan bu gözlüklerde, Meta’nın yeni Ray-Ban Display modelinde olduğu gibi yerleşik bir AR ekran bulunmayacak.
Apple’ın bu yaklaşımı, doğrudan Meta’nın ekranlı Ray-Ban Display gözlüklerini hedef almaktan çok, ekran içermeyen ve günlük kullanım için daha sade olan Ray-Ban akıllı gözlüklerle rekabet etmeye odaklandığını gösteriyor.
Henüz Apple tarafından resmi olarak tanıtılmamış olan yeni Vision Pro, FCC’nin sitesinde kısa süreliğine görüldü. İşte detaylar...
Meta’nın gözlükleri halihazırda sekiz saate kadar kullanım, 3K video kaydı, yapay zeka destekli canlı çeviri ve gelişmiş gürültü engelleme özellikleri sunuyor. Yeni tanıtılan Ray-Ban Display modeli ise dalga kılavuzlu ekranı, 5.000 nit parlaklığı ve EMG tabanlı Neural Band arayüzü ile dikkat çekiyor.
Apple’ın gelecek yıl duyurması beklenen akıllı gözlükleri, şirketin yapay zeka stratejisinde kritik bir adım olacak ve kullanıcıların günlük hayatlarında AI ile daha doğal bir şekilde etkileşim kurmasına imkân tanıyacak.
Türk teknoloji ve havacılık şirketi AirCar Teknoloji ve Havacılık AŞ tarafından geliştirilen ve Türkiye’nin ilk uçan arabası olma özelliği taşıyan AirCar Light Sport eVTOL modeli için ön sipariş süreci resmen başladı. İlk insanlı uçuşunu Mayıs 2025’te başarıyla tamamlayan AirCar’ın, gökyüzünde saatte 130 kilometre hızla seyredebileceği bildiriliyor.
AirCar resmen satışa sunuldu
Şirketin ilk eVTOL modeli olan AirCar Light Sport, vergiler hariç 99.000 dolar fiyat etiketiyle ön siparişe açıldı. Bu fiyat, güncel kur üzerinden vergiler hariç yaklaşık 4 milyon 115 bin TL’ye denk geliyor.
Aracı ön sipariş vermek isteyenlerden 250 dolarlık bir ön ödeme talep ediliyor. Aracın 2026 yılı için ayrılan stoklarının tamamen tükendiği, şu an itibarıyla 2027 yılında teslim edilecek 100 adetlik stok için ön siparişlerin devam ettiği belirtiliyor.
AirCar Light Sport modeli, yüzde 100 elektrikli motorla güç alıyor. Teknik özelliklerine bakıldığında, 80 kilometre menzil sunduğu, maksimum 135 km/h sürate ulaşabildiği ve 10.000 feet (yaklaşık 3.048 metre) yüksekliğe kadar çıkabildiği bilgisi veriliyor.
Araç, iki yolcu kapasitesine sahip ve toplamda 250 kilogram taşıma kapasitesi sunuyor. Gücünü 400V Yarı Katı Lityum-iyon bataryadan alan AirCar, hızlı şarj ile 15 dakikada %10’dan %90’a kadar şarj oluyor. Uçuş süresi ise 30 ila 45 dakika arasında değişiyor.
Apple'ın en yeni mobil işletim sistemi iOS 26'da az bilinen ama mutlaka bilmeniz gereken 10 önemli özellik neler? Detaylar haberimizde..
Kokpit ve güvenlik özelliklerinde; araçta sürüş bilgilerini gösteren 20 inç boyutunda bir LED ekran bulunuyor. Konforlu spor deri koltuklar ve küçük bir bagaj alanı mevcut. Güvenlik tarafında ise arıza durumunda otomatik olarak açılan balistik paraşüt yer alıyor.
Ayrıca, gelişmiş çarpışma önleme mimarisine sahip hata toleranslı yazılımla çalışan araç, engelleri algılayıp çarpışmayı önleyen bir kaza önleme sistemi barındırıyor. Araçla birlikte 400V DC şarj cihazı gönderiliyor ve 2 yıl veya 500 uçuş saati garanti sunuluyor. AirCar; beyaz, siyah, gri, kırmızı ve mavi olmak üzere beş farklı renk seçeneğiyle piyasaya çıktı.
Türkiye’nin havacılık tarihindeki en büyük adımlarından biri olan milli muharip uçak KAAN, geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği ilk başarılı uçuşuyla tüm ülkeye büyük bir gurur yaşattı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) mühendislerinin imzasını taşıyan bu teknoloji harikası, radara yakalanmayan hayalet gövdesi, yerli aviyonik sistemleri ve milli yazılımlarıyla gökyüzüne adını yazdırırken, projenin en kritik bileşeni olan motoru hakkındaki tartışmaları da beraberinde getirdi: Türkiye, böylesine karmaşık bir savaş uçağını üretebiliyorken, neden motoru için Amerikan General Electric (GE) firmasının F110 motorunu tercih etti?
Bu soru, kamuoyunda sıkça “teknolojik yetersizlik” veya “yapamıyoruz” algısıyla karşılansa da, işin perde arkası çok daha derin, katmanlı ve Türkiye’nin savunma sanayii geleceğini güvence altına alan dâhiyane bir stratejiyi barındırıyor. Bu tercih, bir eksiklikten ziyade, milyarlarca dolarlık bir ekonomi, on yıllara yayılan bir teknoloji birikimi ve risk yönetimini merkeze alan bilinçli bir kararın sonucudur.
KAAN neden Amerika menşeli motor kullanıyor?
Bir 5. nesil savaş uçağı motorunu, gündelik hayatta gördüğümüz hiçbir motorla kıyaslamak mümkün değil. Bu motorların kalbinde yatan teknoloji, adeta bir devlet sırrı niteliğindedir. Motorun içindeki türbin palleri dönerken ortaya çıkan sıcaklık, 1.700 santigrat derece gibi akıl almaz seviyelere ulaşır. Bu değer, bilinen birçok metalin erime noktasının çok üzerindedir ve neredeyse Güneş’in yüzey sıcaklığına yaklaşır. Bu ekstrem koşullara dayanabilmesi için, dünyada sadece birkaç şirketin üretebildiği “tek kristal” yapıda nikel-kobalt bazlı süper alaşımlar kullanılır. Bu malzeme bilimi, havacılık endüstrisinin zirvesini temsil eder ve bu alanda uzmanlaşmak, devasa bir bilimsel altyapı gerektirir.
İkinci kritik faktör ise zaman ve maliyet denklemidir. Sıfırdan bu seviyede bir motoru tasarlamak, geliştirmek, binlerce saatlik testlerden geçirmek ve uluslararası uçuşa elverişlilik sertifikalarını almak, en iyimser tahminlerle 15 ila 20 yıllık bir süreç ve 10 milyar dolara varan bir Ar-Ge bütçesi demektir. Dünya üzerinde bu kabiliyete sahip olan GE, Pratt & Whitney ve Rolls-Royce gibi devler, adeta girilmesi imkânsız bir “motorcular kulübü” oluşturmuştur. Bu kulübe dahil olmak, bir nesle yayılan bir çaba ve devasa bir ekonomik güç gerektirir.
Apple’ın stratejisi izleniyor
Türkiye’nin KAAN projesinde izlediği yol, modern teknoloji dünyasında “Apple Stratejisi” olarak bilinen yaklaşıma benzetilebilir. Dünyanın en değerli teknoloji şirketi Apple, iPhone’ların beyni olan çipleri kendisi tasarlarken, en kritik bileşenlerden biri olan OLED ekranları yıllardır en büyük rakibi Samsung’dan tedarik etmektedir. Bu durum, Apple’ın “ekran üretemediği” anlamına gelmez. Aksine, Apple’ın kendi enerjisini ve kaynaklarını en iyi olduğu alanlara (yazılım, tasarım, sistem entegrasyonu) odaklayıp, ekran gibi ultra uzmanlık ve devasa yatırım gerektiren bir bileşeni, o işin zirvesindeki bir firmadan alarak ürününün kalitesini ve projenin takvimini garanti altına aldığı anlamına gelir.
Togg T10X ve T10F V2 için 700 bin TL’ye %0 faizli 12 ay seçeneğinin yanı sıra 1 milyon 750 bin TL’ye varan kredi imkanları sunuluyor.
TUSAŞ’ın KAAN’daki motor tercihi de tam olarak bu mantığa dayanmaktadır. TUSAŞ’ın asıl uzmanlık alanları; uçağın aerodinamik ve stealth (düşük görünürlük) özelliklerine sahip gövde tasarımı, beynini oluşturan aviyonik sistemler, görev bilgisayarları ve tüm bu karmaşık parçaları kusursuz bir uyumla bir araya getiren sistem mühendisliğidir. Projenin en maliyetli, en riskli ve en uzun sürecek parçası olan motor için ise, F-16 gibi platformlarda milyonlarca uçuş saatinde kendini kanıtlamış, güvenilirliği tescillenmiş ve tedarike hazır bir ürünü seçerek tüm projenin geleceğini güvence altına almıştır.
Bu stratejinin ne kadar isabetli olduğunu anlamak için Türkiye’nin yakın geçmişteki bir başka büyük projesi olan Altay Tankı’na bakmak yeterlidir. Altay Tankı projesi, motor ve güç grubu tedarikinde yurt dışından yaşanan sorunlar nedeniyle yıllarca gecikmiş ve projenin takvimi ciddi şekilde sekteye uğramıştı. KAAN projesinde ise bu kritik hatanın tekrarlanmaması için “paralel ilerleme” adı verilen çok daha akıllıca bir proje yönetim tekniği uygulanmaktadır.
Geleceğin yerli motoru: TEI-TF10000
KAAN’da hazır bir motorun kullanılması, Türkiye’nin yerli motor geliştirme çalışmalarını durdurduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, TUSAŞ Motor Sanayii (TEI), yıllardır bu alanda yoğun çalışmalar yürütüyor ve TEI-TF10000 adlı yerli motor projesini büyük bir kararlılıkla ilerletiyor. Strateji şu şekilde işlemektedir:
Bir yanda KAAN, kendini kanıtlamış F110 motoruyla uçuş testlerini tamamlayacak, geliştirilecek ve ilk üretim blokları bu motorla Türk Hava Kuvvetleri envanterine teslim edilecektir. Bu sayede Türkiye, 5. nesil bir savaş uçağına planlanan takvimde sahip olacaktır.
Diğer yanda ise TEI-TF10000 motorunun geliştirme, test ve sertifikasyon süreci devam edecektir. Bu motor olgunluğa eriştiğinde, sonraki KAAN üretim bloklarına entegre edilecektir.
Bu çift kulvarlı strateji sayesinde Türkiye, hem uçağını zamanında envantere alarak caydırıcılığını artıracak hem de motor teknolojisinde tam bağımsızlığa ulaşma hedefine sağlam adımlarla ilerleyecektir. Sonuç olarak, KAAN’ın “Amerikan kalbi”, bir bağımlılık değil, tam bağımsızlığa giden yolda atılmış en akılcı ve stratejik adımlardan biridir.
Dünyada perakende medya yatırımları 2025 yılı itibarıyla 140 milyar doları aşarken, bu alan dijital pazarlamanın en hızlı büyüyen kanallarından biri haline geldi. Perakende medya, geleneksel dijital reklamcılıktan farklı olarak, tüketicilerin alışveriş kararına en yakın anda devreye giriyor ve bu yönüyle markalara avantaj sağlıyor. Globalde büyümesini sürdüren bu pazar, markaların reklam yatırımlarını daha verimli kullanmasına ve tüketicilerle daha kişiselleştirilmiş bir bağ kurmasına olanak tanıyor.
Markaları doğru hedef kitleyle buluşturuyor
Hepsiburada’nın reklam çözümleri platformu HepsiAd, perakende medyanın ülkemizdeki en güçlü temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. HepsiAd; gelişmiş hedefleme, performans optimizasyonu ve çok kanallı reklam çözümleriyle, markaların doğru kullanıcıya doğru anda ulaşmasını sağlıyor. Böylece iş ortakları yalnızca satışlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda marka bilinirliklerini de güçlendiriyor. Markalara özel, uçtan uca hazırlanan iletişim planlamasıyla hedeflerine en uygun pazarlama stratejilerini uygulamasına yardımcı olan HepsiAd, yüksek erişimli kampanya çıktılarına ulaşmalarını sağlayan ölçülebilir ve maliyet etkin çözümler sunuyor. Ayrıca dünyanın önde gelen platformlarından HBO Max Türkiye’nin exclusive reklam alanları da HepsiAd’in reklam modelleri ile yer alıyor.
Yoğun alışveriş dönemlerinde önemli destekçi
Özellikle yılın en yoğun alışveriş sezonları olan Back to School ve Efsane Kasım gibi dönemler, markalar için hem görünürlük hem de satış hedeflerine ulaşmada en önemli dönemlerin başında geliyor. Bu dönemlerde ekonomik hareketliliğe ivme kazandıran HepsiAd, iş ortaklarına alışveriş yolculuğunun merkezinde yer alma imkânı sunuyor. Markalar, doğru stratejilerle bu yoğun dönemleri HepsiAd ile daha kolay ve etkili bir şekilde yönetebiliyor.
İş ortaklarımız, %35 daha yüksek dönüşüm oranı ile %50’ye varan satış artışı elde edebiliyor
Perakende medyanın doğrudan satışa etki eden ölçülebilir sonuçlar sunduğunu belirten Hepsiburada Hepsiad ve Pazarlama Çözümleri Başkan Yardımcısı Onur Gargılı, “İnteraktif Reklamcılık Derneği’nin (IAB) verilerine göre dijital reklamcılık artık Avrupa’daki toplam reklam harcamalarının üçte ikisinden fazlasını (%67,2) oluşturuyor. Dijital reklam harcamaları 2024 yılında %16’lık büyüme ile 2021’deki ‘dijital patlama’ hariç tutulduğunda, Avrupa dijital reklam harcamalarındaki en güçlü artış olarak kayda geçiyor. Türkiye ise aynı yıl %87,5 ile en hızlı büyüyen pazarlardan biri olarak öne çıkıyor” dedi.
Global ölçekte hızla büyüyen pazarda HepsiAd olarak öncü bir rol üstlendiklerini vurgulayan Onur Gargılı, şöyle devam etti: “Ayda 210 milyondan fazla ziyaretçiye ulaşan Hepsiburada ekosisteminin gücü sayesinde iş ortaklarımız, doğru kullanıcıya doğru anda erişebiliyor ve bu sayede ortalama %35 daha yüksek dönüşüm oranı ile %50’ye varan satış artışı elde edebiliyor. Özellikle Back to School ve Efsane Kasım gibi yoğun alışveriş dönemlerinde, doğru hedef kitleye erişilebilmesi için markalara yalnızca kısa vadeli satış değil, uzun vadeli marka bilinirliği ve müşteri sadakati kazanma fırsatı sunuyoruz. Bu kapsamda hedefimiz, iş ortaklarımızın büyüme yolculuğuna veriye dayalı, yenilikçi ve etkin çözümlerle eşlik etmek.”
YouTube, kullanıcı deneyimini kökten değiştirmeyi hedefleyen bir dizi yeniliği hayata geçirdi. Bu yeniliklerin merkezinde, Türkiye’deki kullanıcılara kademeli olarak sunulmaya başlanan modern web arayüzü ve Premium abonelerine özel olarak geliştirilen onlarca yeni özellik yer alıyor. Şirket, ayrıca gelecekteki yeniliklerin test edileceği “YouTube Labs” platformunu da duyurarak teknoloji dünyasında heyecan yarattı.
Daha Modern ve Sade Bir YouTube Deneyimi
YouTube, uzun süredir kullanılan web arayüzünü modernize eden yeni tasarımını Türkiye’deki kullanıcıların beğenisine sunmaya başladı. Platformun ana iskelet yapısını koruyan yeni tasarım, özellikle simgelerde yapılan değişikliklerle dikkat çekiyor. Video oynatıcısının üzerindeki kontrol ikonlarından, “beğen,” “paylaş,” ve “indir” gibi etkileşim butonlarına kadar birçok görsel element, daha minimalist ve modern bir görünüme kavuştu.
Nothing OS 4.0 Open Beta resmen yayınlandı. Birçok model, bu güncellemeden faydalanabilecek.
Yeni arayüzün en belirgin değişikliklerinden biri de videoların alt kısmında yer alan başlık, açıklama ve yorum bölümünde yapıldı. YouTube, bu alanı daha geniş ve ferah bir yapıya kavuşturarak temel unsurları birbirinden daha net ayırıyor. Bu sayede kullanıcıların video hakkındaki bilgilere ve yorumlara daha rahat ulaşması hedefleniyor. Kullanıcıları ikiye bölen bu yeni tasarımın yakın zamanda tüm Türkiye’deki kullanıcılara açılması bekleniyor.
Ses Kalitesinden Akıllı İndirmeye Birçok Yenilik
YouTube, ücretli abonelik sistemi Premium’u daha cazip hale getirmek için bir dizi güçlü özelliği devreye aldı. İşte öne çıkan yenilikler:
Yüksek Kaliteli Ses Desteği: Daha önce YouTube Music ve bazı videolarda opsiyonel olarak sunulan yüksek kaliteli ses (High Bitrate Audio) özelliği, artık Android ve iOS’taki tüm Premium aboneleri için standart hale geldi. Bu özellik, özellikle resmi ve premium müzik videolarında ses deneyimini stüdyo kalitesine yaklaştırıyor.
Gelişmiş Video Hız Kontrolü: Premium kullanıcıları artık videoları 0,05’lik hassas artışlarla 4 kata kadar daha hızlı oynatabilecek. Bu esneklik, Android, iOS ve web platformlarında kullanılabiliyor.
Akıllı TV ve Konsollara Özel “Atlama” Özelliği: Videolardaki en can alıcı noktalara tek tıkla geçiş yapmayı sağlayan akıllı atlama özelliği, artık sadece mobil ve web ile sınırlı değil. Premium aboneleri bu kullanışlı sistemi akıllı TV ve oyun konsollarındaki YouTube uygulamalarında da deneyimleyebilecek.
Shorts İçin Akıllı Yenilikler: Kısa video formatı Shorts’a özel olarak, izleme geçmişine dayalı beğenebileceğiniz videoları otomatik olarak indiren bir sistem iOS’taki Premium abonelerine sunuldu. Ayrıca, Shorts videolarını diğer uygulamaları kullanırken küçük bir pencerede izlemeye olanak tanıyan resim içinde resim (PiP) modu da yine iOS kullanıcıları için aktif edildi.
Google, platforma eklenecek deneysel özellikleri kullanıcılarla birlikte test etmek amacıyla “YouTube Labs” altyapısını duyurdu. İlk olarak ABD’deki kullanıcılara açılan bu program, geleceğin YouTube deneyimini şekillendirecek. Labs kapsamında test edilmeye başlanan ilk özellik ise yapay zekâ tabanlı “müzik sunucuları” oldu. Bu yenilikçi sistem, dinlenen şarkılarla ilgili ilginç hikayeler, hayran bilgileri ve eğlenceli yorumlar sunarak müzik dinleme keyfini interaktif ve zengin bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor.
Türkiye otomobil sektörü, 2025 yılının üçüncü çeyreğini rekor bir büyümeyle kapattı. ODMD’nin paylaştığı resmi rakamlara göre, Eylül ayında otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla %26,77’lik etkileyici bir artışla 88.274 adede ulaştı. Hafif ticari araç pazarında ise %21,66’lık bir büyüme kaydedilerek 22.028 adet araç satıldı. Bu dinamizm, genel pazarın son 10 yıllık Eylül ayı ortalama satışlarının %66,5 üzerine çıkmasını sağlayarak sektördeki canlılığın altını çizdi. Özellikle otomobil pazarındaki %72,2’lik rekor artış, pazarın ne denli hareketli olduğunu kanıtladı.
Yılın İlk Dokuz Ayında 1 Milyona Yakın Otomobil Satıldı
Yılın geneline bakıldığında da pozitif tablo devam ediyor. 2025’in Ocak-Eylül döneminde Türkiye’deki toplam sıfır otomobil ve hafif ticari araç satışı, bir önceki yılın aynı dönemine göre %9,15 artarak 927.647 adede ulaştı. Bu dönemde otomobil satışları %9,98’lik bir artışla 742.687 adede, hafif ticari araç satışları ise %5,92’lik bir yükselişle 184.960 adede çıktı. Bu rakamlar, pazarın yıl sonu hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini gösteriyor.
Tüketicinin Gözdesi: C Segmenti ve SUV Hakimiyeti
Tüketici tercihleri incelendiğinde, vergi oranları daha avantajlı olan A, B ve C segmentindeki araçların pazarın %82,3’ünü oluşturduğu görülüyor. Liderlik koltuğunda ise C segmenti oturuyor. Yılın ilk dokuz ayında satılan 416.257 adet C segmenti otomobil, pazarın %56’sını tek başına domine etti. Onu %25,8’lik pay ve 191.817 adetlik satışla B segmenti takip etti.
Gövde tipinde ise SUV’lerin ezici üstünlüğü sürüyor. Satılan her 10 araçtan 6’sından fazlası SUV oldu. Toplam 465.791 adetlik satış ve %62,7’lik pazar payıyla SUV, Türkiye’deki en popüler gövde tipi olmaya devam ediyor. SUV’leri, %22,3 pay ve 165.308 adet satışla sedan, %14,1 pay ve 104.461 adet satışla hatchback modelleri izledi.
Togg T10X ve T10F V2 için 700 bin TL’ye %0 faizli 12 ay seçeneğinin yanı sıra 1 milyon 750 bin TL’ye varan kredi imkanları sunuluyor.
Motor tiplerine göre dağılım, sektördeki teknolojik dönüşümü net bir şekilde ortaya koyuyor. Benzinli otomobiller, 345.838 adetlik satış ve %46,6’lık payla liderliğini sürdürse de, en büyük çıkışı hibrit ve elektrikli araçlar yaptı. Hibrit otomobiller, 198.174 adetlik satışla pazar payını %26,7’ye çıkararak ikinci sıraya yerleşti. Elektrikli otomobil satışları ise 133.781 adede ulaşarak %18’lik rekor bir pazar payı elde etti. Bu iki çevreci motor tipinin toplam payı %44,7’ye ulaşarak benzinli motorlara bir adım daha yaklaştı. Öte yandan, bir zamanların favorisi olan dizel otomobillerin payı %7,9’a gerilerken (58.695 adet), otogazlı otomobiller ise %0,8’lik (6.199 adet) sembolik bir payda kaldı.
Uzun zamandır otomotiv gündemini meşgul eden uygun fiyatlı Tesla Model Y versiyonuna ait olduğu öne sürülen ilk görsel paylaşıldı. The Tesla Newswire tarafından yayınlanan bu görselin, markanın internet sitesine eklenen yeni yazılım kodları üzerinden elde edildiği belirtildi.
Uygun fiyatlı Tesla ortaya çıktı
Görselde yer alan ve “Tesla Model Y Standard” olarak adlandırılacağı ifade edilen yeni versiyonda, daha önceki modellere göre daha sade farlar ile yeniden tasarlanan ön bölüm ve 18 inçlik yeni jantlar hemen dikkat çekiyor.
Tesla’nın bu uygun fiyatlı varyantı, bazı üst düzey donanım özelliklerinden yoksun kalacak. Elde edilen bilgilere göre, söz konusu modelde HEPA filtresi, arka ekran ve cam tavan gibi özellikler de bulunmayacak.
Yeni versiyonda yer alacak özellikler ise 15.4 inç dokunmatik merkez ekran, daha sade bir iç tasarım, kumaş döşemeler, manuel ayarlanan arka havalandırma menfezleri, manuel ayarlanan direksiyon simidi ve ön tampon kamerası gibi donanımlar olarak sıralanıyor.
Apple'ın en yeni mobil işletim sistemi iOS 26'da az bilinen ama mutlaka bilmeniz gereken 10 önemli özellik neler? Detaylar haberimizde..
Tesla Model Y Standard’ın Amerika Birleşik Devletleri’nde 39.900 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulacağı belirtiliyor. Avrupa pazarında ise fiyatının 35 bin euronun altında olacağı tahmin ediliyor. Bu modelin, Tesla’nın elektrikli otomobilleri daha geniş kitlelere ulaştırma stratejisinin bir parçası olduğu ifade ediliyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor.
Peki siz bu araç hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.
Akıllı telefon üreticisi Nothing, Android 16 tabanlı Nothing OS 4.0 işletim sistemi için ilk Açık Beta (Open Beta) sürümünü kullanıma sundu. Şirket, yeni Android sürümüne geçiş yapan üreticiler arasına katılıyor ve bazı modeller için güncellemeyi indirmeye açtı.
Nothing OS 4.0 Open Beta yayınlandı
Nothing OS 4.0 Açık Beta sürümü an itibarıyla Nothing Phone (3), Phone (2), Phone (2a) ve Phone (2a) Plus modellerinde indirilebiliyor. Diğer beklenen cihazlar olan Phone (3a) ve (3a) Pro modelleri için ise güncelleme Ekim ayı içerisinde yayınlanacak.
Kullanıcılar, beta programına katılmak için öncelikle cihazlarının en güncel kararlı sürüme yükseltilmiş olması gerektiğini biliyor. Bu şartı sağlayan kullanıcılar, Nothing’in resmi topluluk sayfasında paylaştığı özel APK dosyasını indiriyor.
APK kurulumunun ardından, cihazdaki Ayarlar > Sistem menüsünde “Nothing Beta Hub” sekmesi aktif oluyor. Kullanıcılar bu bölümden programa kayıt oluyor ve güncellemeyi cihazlarına yüklüyor.
Nothing, beta sürümünün hatalar barındırabileceği konusunda kullanıcıları uyarıyor. Şirket, kullanıcıların deneyimlerini ve geri bildirimlerini Ayarlar > Sistem > Feedback menüsü üzerinden topluyor.
Apple'ın en yeni mobil işletim sistemi iOS 26'da az bilinen ama mutlaka bilmeniz gereken 10 önemli özellik neler? Detaylar haberimizde..
Nothing OS 4.0 ile birlikte gelecek yenilikler arasında canlı bildirimler, gelişmiş bildirim sınıflandırması, yeni Android Protection güvenlik katmanı ve Glyph Matrix için tasarlanan yeni etkileşimli widget’lar bulunuyor. Ancak, bu özelliklerin tamamının hangi Nothing modellerine dağıtılacağı henüz kesinleşmedi.