Dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya sahip olan popüler oyun platformu Roblox, Türkiye’deki faaliyetlerini resmileştirmek adına kritik bir adım attı. Şirket, Türkiye’de resmi olarak bir şirket kurarak yerel pazardaki varlığını yasal bir zemine taşıdı. Bu gelişme, platformun Türkiye’deki geleceği ve kullanıcı erişimi açısından büyük bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Roblox’tan kritik hamle: Türkiye’de resmi şirket kuruldu!
Bilindiği üzere Roblox, geçtiğimiz dönemde alınan bir kararla Türkiye’de erişime kapatılmıştı. Bu erişim engelinin ardından milyonlarca oyuncu platformdan uzak kalırken, bazı kullanıcılar platforma giriş yapabilmek için VPN gibi alternatif yöntemlere başvurmaya başlamıştı. Ancak bu tür yöntemlerin kalıcı bir çözüm sunmaması, platformun resmi bir muhatap oluşturması beklentisini artırmıştı.
Resmi bir şirketin kurulması, platformun Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile daha yakın ve doğrudan bir iletişim kanalı kuracağı anlamına geliyor. Bu hamle, şirketin yerel yasalara uyum sağlama ve içerik denetimi gibi konularda hükümetle iş birliği yapma niyetinde olduğunu açıkça gösteriyor. Yerel bir temsilcilik üzerinden yürütülecek süreçlerin, yasal taleplerin karşılanmasını kolaylaştırması bekleniyor.
Bu stratejik yapılanma sayesinde platformun üzerindeki erişim engelinin kaldırılması için gerekli olan şartların yerine getirilmesi hedefleniyor. Şirketin Türkiye’de bir ofis veya tüzel kişilikle temsil edilmesi, platformun yeniden açılma ihtimalini ciddi şekilde güçlendiriyor. Roblox yönetimi, bu adımla birlikte Türkiye’deki kullanıcılarına güvenli ve denetlenebilir bir oyun deneyimi sunma yolunda önemli bir taahhütte bulunmuş oldu.
Roblox, oyuncu sayısı ile yeni bir rekor kırdı. Oyun, tam 111,8 milyon aktif kullanıcıya ulaşmayı başardı.
Erişim engelinin ne zaman tamamen kaldırılacağına dair henüz resmi ve kesin bir tarih paylaşılmadı. Ancak yerel şirketin kurulmuş olması, sürecin hızlanacağına dair en güçlü işaret olarak kabul ediliyor. Peki, siz bu yeni gelişme hakkında neler düşünüyorsunuz? Roblox’un Türkiye’de resmi şirket kurmasıyla beraber oyunun kısa sürede tekrar açılacağını düşünüyor musunuz?
Dijital oyun mağazalarında zaman zaman yaşanan fiyatlandırma hataları oyuncular için büyük fırsatlar doğurabiliyor. Ancak bu fırsatlar her zaman kalıcı olmuyor. Sony cephesinden gelen son haberler şirketin aylar önce yaptığı bir hatayı telafi etmek için harekete geçtiğini gösteriyor. Ekim ayı ortasında teknik bir aksaklık sonucu kısa süreliğine tamamen ücretsiz hale gelen popüler bir strateji oyunu bu fırsattan yararlanan kullanıcıların kütüphanesinden sessiz sedasız silinmeye başlandı. Oyuncular sabah uyandıklarında oyunun kilitlendiğini gördü.
Erişim engellendi ve 0 dolarlık iade bildirimleri gönderildi
Olayın merkezindeki yapım Mimimi Productions imzalı sevilen strateji oyunu Shadow Tactics Blades of the Shogun oldu. Oyun 17 Ekim tarihinde PlayStation Store üzerinde bir fiyatlandırma hatası sonucu kısa süreliğine ücretsiz olmuştu. O dönemde hızlı davranıp oyunu kütüphanesine ekleyen binlerce oyuncu şimdi kötü bir sürprizle karşılaştı. Sony hatanın farkına vararak lisansları iptal etmeye başladı. Kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak 0.00 dolar tutarında bir iade fişi gönderildi ve oyun erişime kapatıldı. Bu durum dijital oyun sahipliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Kütüphanesinden oyun silinenler için tek teselli şu anda devam eden Yılbaşı İndirimleri oldu. Feudal Japonya döneminde geçen ve gizlilik odaklı oynanışıyla Steam üzerinde yüzde 94 olumlu puana sahip olan yapım şu anda büyük bir indirimle satılıyor. Normalde 1.749 TL fiyat etiketine sahip olan oyun 22 Ocak 2026 tarihine kadar yüzde 90 indirimle 174.90 TL‘ye düşmüş durumda. Sony firmasının oyunu geri almasıyla mağdur olan oyuncular eğer oyunu gerçekten oynamak istiyorlarsa bu kampanya dönemini değerlendirerek cüzi bir miktar karşılığında yapıma tekrar sahip olabilirler.
Dijital mağazalarda bu tarz hatalar ilk kez yaşanmıyor
PlayStation tarafında yaşanan bu geri alma işlemi sektörde bir ilk değil. Dijital platformlar fiyatlandırma hataları sonucu dağıtılan lisansları iptal etme hakkını saklı tutuyor. Benzer bir durum geçtiğimiz yıl Humble Bundle platformunda Indiana Jones and the Great Circle oyununda ve Steam üzerinde Silent Hill f Deluxe sürüm yükseltmelerinde de yaşanmıştı. Şirketler genellikle hatanın fark edildiği anda müdahale etse de Sony firmasının aradan iki ay geçtikten sonra böyle bir adım atması toplulukta şaşkınlık yarattı.
Peki sizce Sony firmasının aylar sonra oyunu geri alması doğru bir hamle mi yoksa oyunculara hediye olarak mı bırakılmalıydı? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Siber güvenlik sektöründe uzun yıllar deneyim kazanmış iki eski çalışan, 2023 yılında gerçekleştirdikleri bir dizi fidye yazılımı saldırısı nedeniyle suçlarını kabul etti. ABD Adalet Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, 40 yaşındaki Ryan Goldberg ve 36 yaşındaki Kevin Martin, bir tıbbi cihaz şirketinden 1,2 milyon dolar değerinde Bitcoin sızdırdı ve başka birçok şirketi de hedef aldı.
Uzmanlardan şok itiraf: Kendi yazılımlarıyla milyon dolarlık vurgun
Bu kişilerin geçmişteki kariyerleri, olayın vahametini daha da artırıyor. Kevin Martin ve ismi açıklanmayan bir suç ortağının, siber suçlara müdahale eden Digital Mint şirketinde fidye yazılımı müzakerecisi olarak çalıştığı belirlendi. Ryan Goldberg’in ise Sygnia isimli siber güvenlik firmasında olay müdahale yöneticisi pozisyonunda görev yaptığı ortaya çıktı.
Saldırganlar, kurbanlarının verilerini şifrelemek ve çalmak için ALPHV / BlackCat isimli fidye yazılımını kullandı. Bu grup, yazılımı bir hizmet modeli (RaaS) olarak sunmasıyla tanınıyor. Yazılımı geliştirenler, saldırıyı gerçekleştiren siber suçluların elde ettiği fidyeden belirli bir pay alıyor. ALPHV / BlackCat, daha önce Reddit, MGM Resorts ve UnitedHealth Group gibi dev şirketlere yapılan saldırılarla da ilişkilendirilmişti.
Windows'ta keşfedilen kritik bir Windows JPG açığı, özel bir fotoğrafla kod çalıştırılmasına izin veriyor. Peki, bu ne kadar tehlikeli?
İddianamede yer alan bilgilere göre suç ortakları sadece tıbbi cihaz firmasını değil; bir ilaç şirketini, bir doktor muayenehanesini, bir mühendislik firmasını ve bir drone üreticisini de hedef alarak milyonlarca dolar sızdırmaya çalıştı. FBI, 2023 yılında bu yazılımın mağdurlarının verilerini kurtarabilmesi için özel bir şifre çözme aracı geliştirmişti ancak bu durum sanıkların faaliyetlerini tamamen durdurmadı.
Adalet Bakanlığı yetkilileri, sanıkların uzmanlık eğitimlerini ve deneyimlerini, aslında durdurmaları gereken suçları işlemek için kullandıklarını belirtti. Bakanlık, siber suçluları nerede olurlarsa olsunlar yakalamak için tüm imkanlarını kullanacaklarını vurguladı. Siber güvenlik dünyasında şok etkisi yaratan bu olay, içeriden gelen tehditlerin ne kadar tehlikeli olabileceğini bir kez daha gösterdi.
Texas'ta App Store'da yaş doğrulama zorunluluğu getiren SB 2420 yasası, anayasaya aykırı bulunarak mahkeme tarafından durduruldu.
Goldberg ve Martin, şantaj yoluyla ticareti engellemek için komplo kurma suçlamasını kabul etti. Sanıkların karar duruşması 12 Mart 2026 tarihinde yapılacak. Her iki isim de 20 yıla kadar hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu durum, siber güvenlik uzmanlarının etik sorumluluklarının önemini tekrar gündeme taşıdı.
Siz bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz? Şirketlerin, kendi güvenlik uzmanlarını denetlemek için daha sıkı önlemler alması gerektiğini düşünüyor musunuz?
Netflix, dünya çapında fenomen haline gelen Stranger Things dizisinin büyük finali için beklenen son fragmanı izleyicilerle paylaştı. Bilim kurgu ve korku öğelerini harmanlayan yapımın finali, 31 Aralık 2025 tarihinde yılbaşı gecesinde yayınlanacak. Hayranlar bu destansı sonu evlerinde televizyon başında ya da belirli sinemalarda izleme şansına sahip olacaklar.
Stranger Things efsanesi sona eriyor: 2 saatlik dev final için geri sayım
Netflix bu özel final için farklı bir strateji izleyerek yapımı 600’den fazla sinema salonunda iki gün boyunca beyaz perdeye taşıyacak. 31 Aralık ve 1 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilecek bu gösterimler için şimdiden 1,1 milyondan fazla ön kayıt yapıldı. Bu durum, dizinin popülerliğinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Dizinin dördüncü sezon finalinden sonraki süreci ele alan beşinci sezonda, Hawkins kasabası askeri işgal altındayken Vecna yeni hedefler belirlemişti. Vecna, Holly Wheeler’ı kaçırarak Upside Down dünyasına götürdü. Bu sırada komada olan Max, bilincini Vecna’nın eski anılarından birinde gizlemeyi başarırken, Dustin ise Eddie Munson’ın kaybıyla başa çıkmaya çalışıyordu.
Stranger Things dizisi, 5. sezonu ile izlenme rekoru kırmayı başardı.
Hikayenin en çarpıcı noktalarından biri Will Byers’ın kazandığı süper güçler oldu. Birinci sezonda Vecna tarafından kaçırılmasının bir sonucu olarak Will, Vecna’nın kovan zihniyle bağlantı kurabiliyor. Will bu yeni yeteneklerini kullanarak arkadaşlarını askeri üsteki demogorgon saldırısından kurtarmayı başardı. Ekip ayrıca Eleven’ın psişik kardeşi Kali’yi (Sekiz) bir askeri laboratuvarda esir tutulurken buldu.
Final fragmanında David Harbour tarafından seslendirilen Hopper’ın duygusal konuşması dikkat çekiyor. Hopper, Eleven’a geçmişteki acılarını ve manipülasyonları hatırlatarak ondan son bir kez savaşmasını istiyor. Hawkins’in ötesindeki bir dünya ve huzurlu günler için verilen bu mücadele, dizinin duygusal yükünü zirveye taşıyor.
Stranger Things, 5. sezonunun yeni bölümleri ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.
Stranger Things’in final bölümü 2 saat 5 dakikalık devasa bir süreye sahip olacak. Uzun metrajlı bir film tadında hazırlanan bu final, Vecna’nın büyük planının nasıl sonuçlanacağını ve Upside Down’un gerçek doğasını tamamen gün yüzüne çıkaracak. Bölümün yayın saati ise 31 Aralık 2025 günü Türkiye saatiyle gece yarısına denk gelecek şekilde planlandı.
Efsanevi dizinin sonuna gelirken Eleven ve arkadaşlarının kaderi hakkında birçok teori bulunuyor. Sizce Stranger Things hikayesi herkes için mutlu bir sonla mı bitecek yoksa büyük kayıplar mı yaşanacak?
Klasik Pokémon oyunlarını hepimiz severiz, ancak yüzlerce saatten sonra aynı görsel tarz biraz sıkıcı hale gelebilir. İşte bu noktada, hayran yapımı Pokemon ROM hackleri devreye giriyor ve seriye yepyeni bir soluk getiriyor. Bu oyunlar, sadece yeni hikayeler veya zorluklar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bildiğimiz Pokémon dünyasını baştan aşağı değiştirerek eşsiz bir deneyim vaat ediyor.
En İyi Pokemon ROM Hackleri
Eğer siz de standart formülün dışına çıkan, taze bir görünüme sahip bir macera arıyorsanız, doğru yerdesiniz. Gelin, görsel tasarımlarıyla öne çıkan en iyi 8 Pokemon ROM hack’ine birlikte göz atalım.
8. Pokémon Emerald Seaglass
Özgün görsel tasarımdan bahsederken Pokemon Emerald Seaglass‘ı anmamak olmaz. Bu oyun, Hoenn macerasının temelini çok değiştirmese de, genişletilmiş 2. nesil görselleriyle kesinlikle tekrar oynamaya değer bir deneyim sunuyor. Eğer Gold/Silver döneminin o eski tarzına özlem duyuyorsanız, Seaglass tam size göre.
Tüm Emerald deneyimi, taptaze savaş arka planları, eğitmen sprite’ları ve neredeyse her nesilden Pokémon ile bu nostaljik görsellerle yeniden hayal ediliyor. Eski ile yeninin harika bir karışımını sunan bu oyunu denedikten sonra orijinaline dönmekte zorlanabilirsiniz.
7. Pokemon Ghost Grey
Pokémon Ghost Grey, eskiden bizleri korkutan o meşhur Creepypasta hikayelerini anımsatan büyüleyici bir deneyim sunuyor. Bu oyunda sadece dünya siyah beyaza bürünmekle kalmıyor, aynı zamanda tamamen harabeye dönmüş bir diyar sizi bekliyor.
Sanat tarzı, bu umutsuz ve çürüyen cehennem atmosferini satmada gerçekten başarılı. Tamamen yeni harita tasarımları, yeni sprite’lar ve hatta yeni Pokémon’lar ile karşılaşıyoruz. Bu tuhaf ama bir o kadar da çekici atmosferiyle oldukça ürkütücü!
6. Pokémon Emerald Rogue
Roguelike türü herkes için olmayabilir, ancak Pokémon formülüne orijinal bir yorum arıyorsanız, Pokémon Emerald Rogue harika bir iş çıkarıyor. Standart Pokémon haritası yerine, sizi bir dizi seçim yapmanız gereken bir alana bırakıyor; yeni Pokémon’lar yakalıyor, eşyalar biriktiriyor ve bölüm sonu canavarlarını eziyorsunuz. Kaybederseniz, her şeye en baştan başlıyorsunuz!
Bu oyun orijinal Emerald grafik setini kullansa da, yeni alanlar ve akıllıca tasarım seçimleriyle onu genişletiyor. Prosedürel üretim sayesinde oyuna her başladığınızda benzersiz bir deneyim yaşayacağınız kesin.
5. PokéScape
Pokémon ve Runescape birleşimi… Gerçekten de cennette yapılmış bir eşleşme. PokéScape, Gielinor dünyasını 2D düzleme harika bir şekilde taşıyor. Ancak endişelenmeyin, sadece temel Pokémon sanat stilini kullanmıyor; kendine özgü bir görsel tarza sahip.
Yeni Pokémon/canavar modelleri inanılmaz görünüyor ve sprite çalışmaları çok temiz. Daha önce hiç Runescape oynamamış olsanız bile, bu oyuna bir şans vermenizi şiddetle tavsiye ederim.
4. Pokémon Crown
Geliştiricilerin Pokémon ruhunu korurken farklı bir şeyler denemesi her zaman etkileyicidir. Popüler Auto-chess tarzı oyun mekaniğinin Pokémon ile bu kadar iyi çalışacağını kim bilebilirdi? Pokémon Crown, bu sorunun cevabını veriyor.
Oyun sadece oynanışıyla değil, görselliğiyle de büyüleyici. Eğer The Legend of Zelda: The Minish Cap oyununun sanat tarzını sevdiyseniz, burada da bir ziyafet sizi bekliyor. Grafik setleri büyüleyici ve zekice tasarlanmış, Pokémon modelleri ise şık ve dinamik görünüyor.
3. Pokémon Recordkeepers
Pokémon Recordkeepers‘a ilk baktığımda, bunun gerçekten eşsiz bir deneyim olacağını anlamıştım. Bir ROM hack’in sanat tarzına bakıp “Vay canına” demek pek sık olmaz. Bu oyun, adeta bir tablo gibi, boyanmış bir havaya sahip.
Bu görsel stil, oyuna anında tarihi bir his katıyor; sanki eski bir duvar halısı veya yasak bir hikaye kitabı içinde oynuyormuşsunuz gibi. Bu da bir başka Roguelike, ancak birkaç yenilikle birlikte geliyor. Yoğun ve telaşlı savaşlar sunan bu kısa ama muhteşem içeriği kaçırmayın!
2. Super Mariomon
Mario dünyasında Pokémon mu? Yoksa Pokémon dünyasında Mario mu? Fark etmez, çünkü her iki şekilde de kesinlikle harika. Super Mariomon, iki efsanevi dünyayı kusursuz bir şekilde birleştiriyor.
Tüm Mario yaratıklarının Pokémon gibi türleri olduğunu ve benzer şekilde işlediğini hayal edin. İşte karşınızda Mariomon! Renkler parlak, mizah birinci sınıf ve tüm bunlar standart Pokémon Emerald ROM’u üzerine inşa edilmiş. Bunu geçmek zor olacak!
1. Pokémon Lazarus
Ve işte listenin zirvesi! Daha önce bahsettiğimiz Emerald Seaglass’ı hatırlıyor musunuz? O oyun harika olsa da, basit bir geliştirmeden ibaretti. Geliştiricisi bunu anlamış olacak ki, Seaglass’ın tüm harika yönlerini alıp o muhteşem grafiklerle yepyeni bir deneyim yaratmaya karar vermiş: Pokémon Lazarus.
Ilios Bölgesi’ne hoş geldiniz! Farklı başlangıç Pokémon’ları arasından seçim yapın, yeni bir Kötü takıma karşı savaşın ve her bölgeden Pokémon arayışında tropik iklimi keşfedin. Ortamlar, gün ve gece döngüsüyle birlikte nefes kesici. Tüm bunlar, artık “Nemo stili” olarak adlandırabileceğimiz ikonik Gen 2 tarzında inşa edilmiş. Daha ne bekliyorsunuz? Ilios bölgesi sizi çağırıyor!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji alanındaki gelecek vizyonunu ortaya koydu. Açıklanan Türkiye enerji projeleri 2026 yol haritası, ülkenin enerji bağımsızlığı hedefine yönelik atılacak dev adımları içeriyor. Nükleer enerjiden yenilenebilir kaynaklara, doğal gazdan kritik madenlere kadar geniş bir yelpazede stratejik hamleler planlanıyor.
Türkiye’nin 2026 Enerji Projeleri Neleri Kapsıyor?
2026 yılı, Türkiye’nin enerji politikasında bir dönüm noktası olmaya hazırlanıyor. Yerli üretimi artırma, kaynak çeşitliliği sağlama ve ileri teknolojiye dayalı projelere odaklanma gibi hedeflerle şekillenen bu yeni dönemde, birçok önemli proje hayata geçirilecek. İşte öne çıkan başlıklar:
Akkuyu Nükleer Güç Santrali Devreye Alınacak
Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk reaktörünün 2026 yılında elektrik üretimine başlaması hedefleniyor. Mersin’de inşa edilen ve Rus nükleer enerji şirketi Rosatom tarafından yürütülen proje, tamamlandığında Türkiye’nin enerji arz güvenliğine önemli bir katkı sunacak.
Karadeniz Gazında Üretim Kapasitesi İki Katına Çıkacak
Karadeniz Gaz Sahası’nda halihazırda günlük 9,5 milyon metreküp olan doğal gaz üretimi, 2026’da iki katına çıkarılacak. Türkiye’nin ilk yüzer doğal gaz üretim gemisi Osman Gazi platformunun 2026 yazında faaliyete geçmesiyle birlikte, üretim günlük 20 milyon metreküpe ulaşacak. Bu artışla birlikte yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı Karadeniz’den karşılanacak.
Yenilenebilir Enerjide Kapasite Artışı Hızlanacak
2026 hedefleri kapsamında güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları da hız kazanacak. Özellikle büyük ölçekli güneş (GES) ve rüzgar (RES) santralleri ile kurulu gücün artırılması planlanıyor. Bununla birlikte, deniz üstü (offshore) rüzgar projeleri ve enerji depolama sistemleri gibi yenilikçi alanlarda da önemli yatırımlar yapılacak.
Kaya Petrolü ve Gazı İçin İlk Yatay Sondaj
Türkiye, 2026’da konvansiyonel olmayan hidrokarbon kaynaklarına yönelik de önemli bir adım atacak. Diyarbakır’da kaya petrolü aramak için ilk yatay sondaj tekniği kullanılacak. Bu yöntem, ABD’de kaya petrolü devrimini başlatan kritik bir teknoloji olarak biliniyor. Bölgedeki potansiyel rezervin Türkiye’yi petrolde önemli bir oyuncu haline getirebileceği belirtiliyor.
Uluslararası Sondaj Faaliyetleri Genişliyor
Türkiye’nin enerji arama faaliyetleri ülke sınırlarını aşıyor. Oruç Reis gemisinin sismik verileri ışığında 2026 yılında Somali açıklarında ilk sondaj yapılacak. Bu operasyonu filonun yeni ve güçlü üyesi Çağrı Bey Sondaj Gemisi gerçekleştirecek. Ayrıca, Pakistan ile yapılan anlaşma çerçevesinde hem karada hem de denizde petrol ve doğal gaz arama çalışmaları planlanıyor.
Nadir Toprak Elementi Tesisi Kuruluyor
Eskişehir Beylikova’da bulunan ve dünyanın en büyük ikinci nadir toprak elementi rezervi olarak bilinen sahada endüstriyel üretime geçiliyor. Yıllık 570 bin ton kapasiteye sahip olacak tesisin temeli 2026’da atılacak. Bu elementler, elektrikli araçlardan savunma sanayiine kadar birçok teknolojik ürün için hayati önem taşıyor.
2025 teknoloji raporu: Warner Bros satın alımı, Gemini 3, KAAN motoru ve GTA 6 ertelemesi. İşte yıla damga vuran tarihi olaylar.
Bu projelerin yanı sıra, TPAO ve BOTAŞ gibi milli enerji şirketlerinin uluslararası alanda satın alma ve birleşmelerle büyümesi ve Nijer’de altın üretimine başlanması gibi hedefler de 2026 yol haritasında yer alıyor.
Peki, Türkiye’nin 2026 enerji projeleri hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Samsung, Exynos işlemcilerindeki ısınma sorunlarına çözüm bulmak için geliştirdiği yeni Samsung çip soğutma teknolojisi ile dikkat çekiyor. Şirket, bu yenilikçi yaklaşımla sadece işlemciyi değil, RAM’leri de serin tutarak performansı artırmayı ve daha ince cihazlar üretmeyi hedefliyor.
Yeni Samsung Çip Soğutma Teknolojisi Nasıl Çalışıyor?
Samsung, Exynos 2600 gibi güncel işlemcilerinde zaten Fan-Out Wafer Level Packaging (FOWLP) adı verilen bir paketleme teknolojisi kullanıyor. Bu teknoloji, ısı yoğunluğunu azaltmaya yardımcı oluyor. Ayrıca, işlemciden ısıyı daha hızlı uzaklaştırmak için ince bir bakır Isı Yolu Bloğu (HPB) katmanı ekleniyor. Ancak mevcut tasarımlarda hem RAM (DRAM) hem de HPB katmanı işlemcinin üzerine yerleştiriliyor. Bu durum, HPB’nin esas olarak CPU ve GPU’yu soğutmasına neden olurken, yük altında aynı derecede ısınan bellek yongaları bu soğutmadan yeterince faydalanamıyordu.
İşte bu noktada Samsung’un yeni çözümü devreye giriyor. Raporlara göre şirket, yan yana (Side-by-Side – SbS) adı verilen yeni bir paketleme düzeni üzerinde çalışıyor. Bu düzende, bileşenleri dikey olarak üst üste koymak yerine, işlemci ve RAM modülleri birbirinin yanına yerleştiriliyor. Bununla birlikte, HPB soğutma katmanı her iki bileşenin de üzerini kaplayarak ısının tüm pakete daha eşit bir şekilde yayılmasını sağlıyor.
Avantajlar ve Potansiyel Zorluklar
Bu yeni kurulum, genel termal performansı önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip. Ayrıca, çip paketinin dikey yüksekliğini azalttığı için cihaz üreticilerinin daha ince akıllı telefonlar tasarlamasına olanak tanıyabilir. Bu yaklaşımın tek dezavantajı ise kapladığı alan. Yan yana düzen, baskılı devre kartı (PCB) üzerinde daha fazla yatay alana ihtiyaç duyar. Bu durum, özellikle kamera modülleri gibi diğer bileşenlere yer açma konusunda mühendisler için bir zorluk oluşturabilir.
Ancak Samsung’un katlanabilir telefonları bu teknoloji için ideal bir başlangıç noktası olabilir. Bu cihazlar zaten inceliğe öncelik veriyor ve genellikle daha geniş bir iç alana sahipler. Eğer bu teknoloji başarıyla uygulanırsa, yakın gelecekte Galaxy amiral gemisi modellerinde görebiliriz. Bu gelişme, Samsung’un rakip çiplerle arasındaki performans farkını kapatma konusundaki kararlılığını gösteren bir başka önemli adım.
Xiaomi’nin uzun süredir sessiz kalan MIX serisi, teknoloji dünyasını sarsacak bir yenilikle geri dönmeye hazırlanıyor. Sızıntılara göre şirket, devrim niteliğindeki Xiaomi MIX 5 yüz tanıma teknolojisini barındıran yeni amiral gemisi üzerinde çalışıyor. Bu özellik, akıllı telefonlarda gerçek tam ekran deneyiminin önündeki son engellerden birini kaldırabilir.
Xiaomi MIX 5 Yüz Tanıma Teknolojisi Sektörü Değiştirebilir
Sektörün güvenilir kaynaklarından gelen bilgilere göre Xiaomi, dört tarafı kavisli bir ekranın altına hem ön kamerayı hem de 3D yüz tanıma sensörlerini yerleştirmeyi başaran bir proje üzerinde yoğunlaşıyor. Bu teknoloji, kullanıcıların ekranda herhangi bir çentik veya delik olmadan, yüksek güvenlikli biyometrik kimlik doğrulama yapmasına olanak tanıyacak. Eğer bu iddialar doğru çıkarsa, Xiaomi bu teknolojiyi seri üretime geçiren ilk marka olabilir.
MIX serisi, yenilikçi tasarımlarıyla tanınıyor. Serinin bir önceki modeli olan MIX 4, Ağustos 2021’de piyasaya sürülmüş ve Xiaomi’nin ilk ekran altı kamera teknolojisine sahip telefonu olmuştu. Ancak o dönemdeki teknolojik sınırlamalar nedeniyle ön kamera performansı beklentilerin altında kalmıştı.
MIX Serisi Yeniden Zirveye Oynuyor
Gelen raporlar, Xiaomi’nin MIX 4’teki eksiklikleri gidermek ve çok daha fazlasını sunmak için Xiaomi MIX 5 modelini geliştirdiğini gösteriyor. Özellikle “Smart Pikachu” gibi tanınmış sızıntı kaynakları, cihazın ekran altı 3D yüz tanıma özelliğine sahip olacağını vurguluyor. Bu, Apple’ın Face ID teknolojisine benzer bir güvenliği, ekranın altına gizleyerek sunmak anlamına geliyor.
Ayrıca, yeni modelin Xiaomi’nin kurucusu Lei Jun’un geleneksel yıllık konuşmasında tanıtılması bekleniyor. Bu da şirketin MIX 5’e ne kadar büyük bir önem atfettiğinin bir göstergesi. Söylentilere göre cihaz, Apple’ın iPhone 18 serisinden önce piyasaya sürülecek ve teknoloji pazarında dengeleri değiştirecek.
Apple’ın en yeni amiral gemisi modellerinden biri olan iPhone 17 Pro, son zamanlarda kullanıcılarını endişelendiren bir problemle gündemde. Birçok kullanıcı, aylardır devam eden ve çözüme kavuşmayan iPhone 17 Pro şarj sorunu nedeniyle şikayetlerini dile getiriyor. Cihazlarını şarja taktıklarında beklenmedik durumlarla karşılaşan kullanıcılar, Apple’dan resmi bir açıklama ve kalıcı bir çözüm bekliyor.
iPhone 17 Pro Şarj Sorunu Tam Olarak Ne?
Kullanıcı raporlarına göre sorun, tek bir senaryo ile sınırlı değil. En yaygın şikayet, telefonun şarjının belirli bir yüzdeye, genellikle %80 seviyesine ulaştıktan sonra aniden durması. Bazı durumlarda ise şarj işlemi sürekli olarak kesilip yeniden başlıyor.
Bu durum, cihazın gece boyunca şarjda bırakılmasına rağmen sabah tam dolu bir batarya ile uyanmayı imkansız hale getiriyor. Ayrıca, farklı şarj kabloları ve adaptörler denense bile sorunun devam ettiğini belirten çok sayıda kullanıcı mevcut. Bu durum, problemin donanımsal bir arızadan ziyade yazılımsal bir hatadan kaynaklanabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Apple’ın Sessizliği ve Kullanıcı Tepkileri
Sorunun aylardır devam etmesine rağmen Apple kanadından henüz resmi bir doğrulama veya çözüm adımı gelmedi. Teknoloji devinin bu sessizliği, sosyal medya platformlarında ve teknoloji forumlarında tepkilerin artmasına neden oluyor.
Kullanıcılar, pahalı bir bedel ödeyerek satın aldıkları amiral gemisi bir cihazda bu denli temel bir sorunu yaşamanın hayal kırıklığı yarattığını belirtiyor. Bazı kullanıcılar geçici çözümler olarak cihazı yeniden başlatmayı veya farklı şarj aksesuarları kullanmayı denese de, bunlar kalıcı bir çözüm sunmaktan uzak.
Apple’ın 2026 yılında katlanabilir akıllı telefon pazarına girmesi beklenirken, teknoloji dünyasının en çok merak ettiği sorulardan biri de iPhone Fold‘un Apple Pencil desteği sunup sunmayacağı. Söylentilere göre cihazın tasarımı hakkında pek çok detay ortaya çıksa da, yazılım özellikleri ve kalem desteği gibi konular hala gizemini koruyor.
iPhone Fold Apple Pencil Desteği Neden Mantıklı?
Söylentiler, iPhone Fold’un açıldığında yaklaşık 7.6 inçlik bir ekrana sahip olacağını gösteriyor. Bu boyut, onu bugüne kadarki en büyük iPhone yaparken, aynı zamanda ilk nesil iPad mini’ye oldukça yakın bir kullanım alanı sunuyor. Böylesine geniş bir ekran, Apple Pencil’ı not almak, çizim yapmak, belge imzalamak veya fotoğraf düzenlemek gibi işler için son derece kullanışlı hale getirebilir.
Cihazın boyutu, akıllara şu soruyu getiriyor: iPhone Fold, iOS mi yoksa iPadOS mi çalıştıracak? Yoksa Apple, bu hibrit cihaz için tamamen yeni bir arayüz mü geliştirecek? Bu soruların cevabı, kalem desteğinin geleceği için de önemli bir ipucu taşıyor.
Teknik Engeller ve Rekabetin Etkisi
Apple Pencil desteği kulağa ne kadar hoş gelse de, önünde ciddi teknik engeller bulunuyor. Söylentilere göre iPhone Fold, açıldığında sadece 4.5mm kalınlığında olacak. Bu, onu Apple’ın bugüne kadar ürettiği en ince cihaz olan 5.1mm’lik iPad Pro’dan bile daha ince yapıyor. Bu kadar kısıtlı bir alana, Apple Pencil’ın çalışması için gereken dijitalleştirici katmanı sığdırmak neredeyse imkansız olabilir. Hatta aynı sebeple cihazda Face ID yerine Touch ID kullanılacağı da konuşuluyor.
Bununla birlikte, rakip firmaların adımları da Apple’ın kararını etkileyebilir. Samsung, uzun yıllar katlanabilir telefonlarında S Pen desteği sunduktan sonra son modelinde daha ince bir tasarım için bu özellikten vazgeçmişti. Ancak kullanıcıların tepkisi üzerine yeni nesilde kalem desteğini geri getirmeyi düşündüğü söyleniyor. Eğer Apple, iPhone Fold’da kalem desteği sunarsa, bu durum Samsung kullanıcılarını kendine çekmek için önemli bir avantaj sağlayabilir.
Sonuç olarak Apple, Google’ın Pixel Fold’da yaptığı gibi, temel düzeyde bir kalem desteği sunarak bu özelliği isteyen kullanıcıları memnun edebilir. Ancak cihazın bir iPhone olarak mı, yoksa bir iPhone/iPad hibriti olarak mı pazarlanacağı, bu karardaki en büyük etken olacak gibi görünüyor.
Samsung, akıllı telefon pazarında kamera yetenekleriyle her zaman bir adım önde olmayı hedefliyor. Son sızıntılar, şirketin bu iddiasını bir sonraki seviyeye taşıyacağını gösteriyor. Yeni ortaya çıkan bilgilere göre, merakla beklenen Galaxy S26 Ultra video özellikleri ile mobil videografi alanında devrim yaratmaya hazırlanıyor.
Galaxy S26 Ultra Video Özellikleri Nasıl Gelişecek?
Samsung’un kendi yazılımı olan One UI’ın kodlarında keşfedilen ipuçları, Galaxy S26 Ultra’nın kamera uygulamasında çok daha gelişmiş ve profesyonel video kayıt kontrolleri sunacağını işaret ediyor. Bu, kullanıcıların sadece deklanşöre basmakla kalmayıp, çektikleri videolar üzerinde tam bir hakimiyet kuracağı anlamına geliyor. Sızıntılar, özellikle manuel ayarlara odaklanıyor.
Bu geliştirmeler sayesinde kullanıcıların pozlama, ISO, enstantane hızı ve beyaz dengesi gibi ayarları video kaydı sırasında anlık olarak değiştirebilmesi bekleniyor. Ayrıca, profesyonel kameralarda bulunan “focus peaking” (netleme yardımı) gibi özelliklerin de mobil cihaza entegre edilebileceği konuşuluyor. Bu yenilikler, içerik üreticileri ve video meraklıları için heyecan verici olanaklar sunuyor.
Profesyonel Kullanıcılar Odak Noktası
Samsung’un bu hamlesi, akıllı telefon pazarında giderek artan profesyonel ve yarı profesyonel kullanıcı kitlesini hedeflediğini açıkça gösteriyor. Apple’ın ProRes gibi formatlarla video konusunda attığı adımlara karşılık olarak Samsung, kullanıcılarına daha fazla esneklik ve yaratıcılık imkanı tanıyarak rekabette öne geçmeyi planlıyor.
Gelişmiş video kontrolleri, Galaxy S26 Ultra’yı sadece günlük kullanım için bir cihaz olmaktan çıkarıp, kısa filmler, belgeseller ve yüksek kaliteli sosyal medya içerikleri üretmek için güçlü bir araca dönüştürebilir. Bu durum, Samsung’un amiral gemisi serisinin kimliğini daha da güçlendirecektir.
Apple’ın en yeni amiral gemisi modelleri olan iPhone 17 Pro ve iPhone 17 Pro Max, bazı kullanıcılar için can sıkıcı bir sorunla gündeme geldi. Yeni bir iPhone serisi piyasaya çıktığında küçük bir kullanıcı grubunun çeşitli problemlerle karşılaşması teknoloji dünyasında alışılmadık bir durum değil. Ancak bu kez gelen raporlar, cihazların hoparlörlerinden gelen tuhaf bir tıslama ve cızırtı sesine odaklanıyor.
iPhone 17 Pro kullanıcıları dertli: Hoparlörden gelen cızırtı sorunu büyüyor
Aslında iPhone 17 Pro serisi satışa sunulduktan kısa bir süre sonra, Apple Store’lardaki sergileme ünitelerinde görülen çizikler nedeniyle dayanıklılık tartışmaları yaşanmıştı. Apple, MagSafe stantlarından cihazın arka yüzeyine materyal transferi olduğunu tespit ederek bu durumu hızlıca çözüme kavuşturmuştu. Şimdi ise kullanıcılar, özellikle cihaz şarj edilirken ortaya çıkan statik bir gürültüden şikayet etmeye başladı.
Reddit, MacRumors forumları ve Apple Destek topluluklarında paylaşılan kullanıcı deneyimlerine göre, bu ses “eski bir radyo parazitine” benziyor. Bazı kullanıcılar bu cızırtıyı yalnızca ses seviyesi düşükken veya bir ses dosyası oynatılırken duyduklarını belirtiyor. Bazı kişiler ise hoparlörden hiçbir ses gelmediği anlarda bile bu statik gürültünün belirgin bir şekilde duyulabildiğini ifade ediyor.
Zore Premium mağazasının açılışına katıldık. En ilginç ürünler bu videomuzda.
Sorunun detaylarına bakıldığında, bazı durumlarda cihaz şarjdayken web sayfalarında gezinmek gibi basit işlemler sırasında bile hoparlörden tıslama veya çıtırtı sesleri yükseliyor. Hatta az sayıda kullanıcı, telefon şarjda değilken bile düşük ses seviyelerinde bu paraziti duyabildiklerini bildiriyor. Sorunun şiddeti cihazdan cihaza değişse de paylaşılan bazı videolarda sesin oldukça yüksek ve rahatsız edici olduğu görülüyor.
Eylül ayından bu yana rapor edilen bu problem, şu an güncel olan iOS 26.2 sürümünde de varlığını sürdürüyor. Sorunu yaşayan bazı kullanıcılar cihazlarını yenisiyle değiştirdiklerinde çözüm bulsa da bazıları için yeni gelen cihazlarda da aynı sesin devam ettiği görülüyor. Birkaç hafta içinde yayınlanması beklenen iOS 26.3 güncellemesinin bu duruma yazılımsal bir çözüm getirip getirmeyeceği ise henüz kesinleşmiş değil.
iPhone 17 Pro fiyat artışı RAM maliyetleri yüzünden gerçek olabilir. Apple'ın bu krize karşı planı ne? İşte detaylar.
Apple cephesinden henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama gelmedi ancak bu durumun donanımsal bir hata mı yoksa yazılımla düzeltilebilecek bir parazit mi olduğu merak konusu olmaya devam ediyor. Peki, siz iPhone 17 Pro veya Pro Max modellerinde benzer bir hoparlör sorunu yaşadınız mı? Şu an hangi akıllı telefonu kullanıyorsunuz ve cihazınızda bu tür garip seslerle karşılaşıyor musunuz?