Huawei’den Büyük İndirim

HUAWEI, Türkiye’deki Online Mağazası’nın 6. yaşını dev bir teknoloji festivaliyle kutluyor. Mart ayı boyunca devam edecek olan bu özel yıl dönümü kampanyası; inovasyonun zirvesini temsil eden katlanabilir amiral gemilerinden, profesyonel dalgıçların yeni gözdesi olacak akıllı saatlere ve ses yalıtımında devrim yaratan kulaklıklara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Üstelik bu yenilikçi cihazlar, kullanıcılara sadece üstün teknoloji sunmakla kalmıyor, aynı zamanda çok özel hediye paketleri, cazip taksit imkanları ve inanılmaz indirim fırsatlarıyla buluşuyor.

Katlanabilir Ekranlarda Zirve: Mate X7 ve Fotoğrafçılığın Yeni Tanımı Pura 80 Serisi

Akıllı telefon pazarında katlanabilir cihaz devriminin bayrak taşıyıcısı olan HUAWEI, yeni nesil amiral gemisi Mate X7ile standartları bir kez daha yukarı çekiyor. 8 inçlik devasa HUAWEI X-True ekranı sayesinde bir tableti cebinize sığdıran cihaz, gelişmiş XMAGE görüntüleme sistemiyle mobil fotoğrafçılığı profesyonel stüdyo seviyesine taşıyor.

Mart ayı boyunca 129.999 TL fiyat etiketiyle ekosistemin tam merkezine yerleşen Mate X7, 2-31 Mart tarihleri arasında sipariş veren teknoloji tutkunlarına tam 15.098 TL değerinde dev bir hediye paketi sunuyor. Bu paketin içinde evin internet altyapısını uçuracak Mesh X3 Pro Suite, 66W süper hızlı şarj aleti ve içinizi rahat ettirecek 1 yıllık ek garanti bulunuyor.

Mobil fotoğrafçılıkta “imkansız” kelimesini lügatından çıkaran Pura 80 serisi ise 26 Mart’a kadar sürecek 6 kat BolPara puan avantajıyla raflardaki yerini alıyor. Serinin iddialı modeli Pura 80 Pro, 64.999 TL’lik fiyatıyla sunulurken; yanında yeni nesil GT 5 akıllı saat, 100W şarj aleti ve HUAWEI Care+ güvencesi hediye ediliyor.

Performans sınırlarını zorlayan tepe model Pura 80 Ultra ise 94.999 TL’lik fiyat etiketinin yanında, premium segmentin yıldızı GT 5 Pro akıllı saat, 100W şarj cihazı ve kapsamlı HUAWEI Care+ koruma paketiyle kullanıcıların tüm mobil ihtiyaçlarını tek kalemde çözüyor.

Okyanusun Derinliklerinden Profesyonel Parkurlara: Watch Ultimate 2 ve GT 6 Serisi

Giyilebilir teknoloji pazarında liderliği kimseye bırakmayan HUAWEI, sağlık ve spor takibini artık ekstrem koşullara taşıyor. Çizilmelere karşı ultra dirençli Amorf Zirkonyum kasası ve tam 150 metreye kadar profesyonel dalış kapasitesiyle öne çıkan WATCH Ultimate 2, dünyanın ilk bağımsız sonar tabanlı sualtı iletişim teknolojisini barındırıyor.

Keşfetmeyi sevenlerin yeni pusulası olan bu saat için 6-26 Mart tarihleri arasında 99 TL ön ödeme yapan kullanıcılar, toplamda 1.900 TL net indirim kazanıyor. Cihazın yanında ayrıca Akıllı Tartı 3 ve 1 yıllık ekstra garanti hediye ediliyor.

Gündelik yaşamda sportif şıklığı arayanlar için geliştirilen WATCH GT 6 Serisi ise, profesyonel bisiklet ölçümleme yetenekleri ve 21 güne varan efsanevi pil ömrüyle dikkat çekiyor. Model seçeneklerine göre 3 aydan başlayan taksit fırsatlarıyla sunulan GT 6 serisi, FreeBuds SE 3 kablosuz kulaklık ve EasyFit 3 kayış hediyeleriyle tarzınızı tamamlıyor.

Ses Dünyasında Devrim: Kayıpsız İletim ve Kusursuz Ergonomi

HUAWEI’nin ses mühendisliği alanındaki ar-ge yatırımları, Mart ayında iki devrimsel kulaklıkla meyvesini veriyor. Mobil ses deneyiminde “kayıpsız ses iletimini” (lossless audio) artık bir endüstri standardı haline getiren FreeBuds Pro 5, inanılması güç bir şekilde 100 dB’e kadar gürültü engelleme performansı sunarak şehir hayatının tüm kaosunu dışarıda bırakıyor.

9 Mart’ta lansmana özel 9.999 TL fiyatıyla ön siparişe açılan modelde, 99 TL depozito ödeyen teknoloji severler bu tutarı 799 TL değerinde bir avantaja dönüştürebiliyor.

Açık kulak (Open-ear) tasarım modasının en zarif ve inovatif temsilcisi olan FreeClip 2 ise IP57 suya ve toza dayanıklılık sertifikasıyla özellikle sporcuların vazgeçilmezi olmaya aday. 9.899 TL’lik fiyata sahip olan bu özel tasarım kulaklık, kendi çizgileriyle birebir uyumlu özel bir küpe hediyesiyle geliyor. Üstelik 26 Mart’a kadar geçerli 6 kat BolPara puan avantajı ve 1 yıllık kayıp kulaklık desteği, bu şık deneyimi güvence altına alıyor.

Sınır Tanımayan Bir Ekosistem Uyumu

HUAWEI Online Mağaza’nın 6. yaşını kutladığı bu görkemli kampanya döneminde sunulan tüm cihazlar, donanım güçlerinin ötesinde kusursuz bir yazılım uyumuyla çalışıyor.

Kullanıcılar, AppGallery üzerinden milyonlarca zengin uygulamaya saniyeler içinde erişebilirken; hem iOS hem de Android cihazlarla sunulan eksiksiz uyumluluk sayesinde sınırları ortadan kaldırıyor. Akıllı saatinizden anlık sağlık verilerinizi izlerken, FreeBuds Pro 5’in sunduğu kayıpsız ses deneyimi eşliğinde, Mate X7’nin devasa katlanabilir ekranında yüksek çözünürlüklü içerik tüketmenin keyfi, bu kusursuz ekosistem vizyonunun en net kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.

Oppo Find X9 Ultra’nın Kamera Özellikleri Sızdırıldı!

Oppo’nun yeni amiral gemisi modeli Oppo Find X9 Ultra, yakında Çin’de ve küresel pazarlarda piyasaya sürülmeye hazırlanıyor. Şirket henüz bu yeni cihaz hakkında resmi bir detay paylaşmamış olsa da, telefon hakkında pek çok sızıntı internette hızla yayılmaya devam ediyor. Ortaya çıkan son bilgiler, cihazın özellikle 10x telefoto kamerası üzerindeki iddialı yeniliklere ışık tutuyor.

Oppo Find X9 Ultra Kamera Özellikleriyle S23 Ultra’yı Geride Bırakacak

Ünlü teknoloji duyumcusu Digital Chat Station tarafından paylaşılan bilgilere göre, Find X9 Ultra’nın 10x periskop telefoto kamerası f/3.5 diyafram açıklığı ile kullanıcıların karşısına çıkacak. Bu geniş diyafram açıklığının, Samsung Galaxy S23 Ultra’nın 10x periskop telefoto kamerasına kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla ışık alabileceği belirtiliyor. Bilindiği gibi Galaxy S23 Ultra, f/4.9 diyafram açıklığı sunuyordu ve 10x optik yakınlaştırmalı periskop lens kullanan son amiral gemisi akıllı telefonlar arasında yer alıyordu.

Oppo Find X9 Ultra, 10x periskop telefoto, akıllı telefon, kamera özellikleri, Samsung Galaxy S23 Ultra, periskop lens

Duyumcu, bu güçlü donanımın getireceği bir diğer avantajı daha paylaştı. Gelen bilgilere göre Find X9 Ultra’nın 10x periskop telefoto kamerası, fotoğrafçılıkta kullanılan harici bir tele dönüştürücü lens ihtiyacını tamamen ortadan kaldıracak. Ayrıca telefonun 200 megapiksellik periskop telefoto sensörünün, piyasada şu an mevcut olan diğer tüm rakip çözümlerden çok daha yüksek bir ışık alımı sunacağı ifade ediliyor.

Yapay Zeka Ajanları Nasıl Çalışıyor? Opera’ya Opera Neon’u Sorduk!

Yapay Zeka Ajanları Nasıl Çalışıyor? Opera’ya Opera Neon’u Sorduk!

Yapay zeka ajanları nasıl çalışıyor? Opera Yapay Zekâ Ar-Ge Direktörü Monika Kurczyńska ile, Opera Neon ve yapay zeka ajanlarını konuştuk.

Akıllı telefonun diğer kamera özellikleri de büyük bir merak uyandırıyor. Söylentilere göre Oppo Find X9 Ultra; 200 megapiksel ana arka kamera, 200 megapiksel 3x periskop telefoto lens, 10x optik yakınlaştırmalı 50 megapiksel periskop telefoto kamera ve 50 megapiksel ultra geniş açılı sensör donanımlarıyla piyasaya sürülecek. Yakın zamanda sızdırılan gerçek bir cihaz fotoğrafında da görüldüğü üzere, bu büyük kamera donanımlarının cihazda çok daha kalın bir kamera çıkıntısına yol açması bekleniyor.

Flaş İddia: Turkcell Azerbaycanlı Azercell’e mi Satılıyor?

Flaş İddia: Turkcell Azerbaycanlı Azercell’e mi Satılıyor?

Türkiye Varlık Fonu'nun Turkcell'deki stratejik hisselerini Azerbaycan merkezli GSM operatörü Azercell'e satmaya hazırlandığı iddia edildi.

Mobil fotoğrafçılık alanında teknolojinin sınırları her geçen gün daha da zorlanıyor ve dev markalar arasındaki optik rekabet giderek hızlanıyor. Peki siz yaklaşmakta olan bu yeni amiral gemisi modelinin devasa kamera özellikleri hakkında ne düşünüyorsunuz, şu an hangi telefonu kullanıyorsunuz ve yeni bir akıllı cihaz alırken kameranın optik yakınlaştırma gücü kararınızı ne yönde etkiler?

HONOR Magic 8 Pro Kamerasına Seviye Atlatan Güncelleme

Türkiye pazarına giriş yaparak akıllı telefon dünyasında büyük ses getiren HONOR Magic 8 Pro, aldığı son güncellemeyle mobil fotoğrafçılık standartlarını kelimenin tam anlamıyla yeniden yazıyor. Amiral gemisi modeli için yayınlanan yeni yazılım paketi, cihazın en iddialı olduğu kamera tarafında devrim niteliğinde bir iyileştirme sunuyor.

Bu güncellemeyle birlikte HONOR Magic 8 Pro’nun kamera stabilizasyonunda yüzde 800’e varan inanılmaz bir performans artışı sağlandı. Bu devasa sıçrama sayesinde cihaz, hem ana kamerasında hem de telefoto lensinde uluslararası stabilizasyon standardı olarak kabul edilen CIPA 6.5 seviyesine ulaşmayı başardı.

Karanlığın İçinden Çıkan Detaylar: 200 MP Ultra Gece Telefoto

HONOR Magic8 Pro, halihazırda yapay zekâ destekli telefoto sistemiyle düşük ışık koşullarında ve uzak mesafe çekimlerinde yeteneklerini kanıtlamış bir cihaz. Akıllı telefonun kalbinde yatan 200 Megapiksel çözünürlüğündeki Ultra Gece Telefoto kamerası, 1/1.4 inç gibi oldukça büyük bir sensör boyutuna sahip.

Bu devasa sensör, f/2.6 diyafram açıklığıyla birleştiğinde ortamdaki ışık miktarı ne kadar az olursa olsun maksimum ışığı toplayarak uzak mesafelerdeki objeleri bile kristal netliğinde kadrajınıza taşıyor. Özellikle gece çekimlerinde yaşanan kumlanma ve detay kaybı sorunları, bu donanım sayesinde tamamen tarihe karışıyor.

Pasif Değil, Proaktif: Yapay Zekâ Destekli Stabilizasyon Mimarisi

Güncellemenin asıl yıldızı olan yeni stabilizasyon mimarisi, geleneksel pasif hareket algılama yöntemlerini bir kenara bırakarak “proaktif hareket tahmini” yaklaşımını benimsiyor. Çekim esnasında elinizin yaratabileceği en ufak mikro titreşimler bile gelişmiş yapay zekâ modeli tarafından anlık olarak analiz ediliyor ve görüntü eşzamanlı olarak stabilize ediliyor.

Bu sisteme entegre edilen termal farkındalıklı sensör teknolojisi lensin fiziksel hassasiyetini maksimize ederken, harekete adapte olabilen algoritmalar sayesinde dinamik tepki süresi tam iki katına çıkıyor. Sonuç mu? Artık tripod kullanmadan, sadece elinizde tutarak yaptığınız uzun telefoto yakınlaştırmalarında bile sinematik bir akıcılık ve sarsıntısız görüntüler elde edebiliyorsunuz.

Renklerin En Doğal Hali: AiMAGE Color Engine Devrede

Donanım tarafındaki bu gücü yazılımla taçlandırmak isteyen HONOR, Magic8 Pro modelinde AiMAGE Color Engine adını verdiği yepyeni bir görüntü işleme motorunu da devreye soktu. Cihazın üzerindeki çoklu kamera sensörlerinden akan verileri kusursuz bir uyumla birleştiren bu sistem, beyaz dengesini ve renk doğruluğunu anlık olarak optimize ediyor.

Şehir manzaraları, zorlu gece çekimleri veya ışığın hızla değiştiği gün batımı sahneleri gibi karmaşık aydınlatma koşullarında sıkça karşılaşılan renk kaymaları bu motor sayesinde minimuma indiriliyor. Çektiğiniz her fotoğraf, insan gözünün gördüğü doğal tonları en gerçekçi haliyle ekrana yansıtıyor.

DSLR Deneyimini Cebinize Taşıyan 200 mm’lik Profesyonel Çekim Kiti

Telefon fotoğrafçılığını bir hobi olmaktan çıkarıp profesyonel bir iş akışına dönüştürmek isteyenler için HONOR Magic8 Pro, isteğe bağlı olarak sunulan Professional Imaging Kit (Profesyonel Görüntüleme Kiti) ile sınırları bir adım daha öteye taşıyor. Özel koruyucu telefon kılıfı, elde tutuşu kolaylaştıran ergonomik çekim tutamacı ve sistemin kalbi olan 2.35x telefoto extender (genişletici) lensten oluşan bu set, cihazın telefoto odak uzaklığını tam 200 mm eşdeğer seviyesine çıkarıyor.

Bu özel lens sisteminin arkasında çok ciddi bir optik mühendislik yatıyor. Kepler optik yapıya sahip olan sistem, tam 13 farklı optik cam elementten oluşuyor. Kullanılan ultra düşük dispersiyonlu lensler, kromatik sapmaları engelleyerek görüntü netliğini ve renk kontrastını tepe noktasına ulaştırıyor. Üstelik lensin uç kısmında yer alan standart 67 mm filtre desteği sayesinde, ND veya polarize filtreler gibi profesyonel fotoğrafçılık aksesuarlarını da doğrudan telefonunuzda kullanmanız mümkün hale geliyor.

Otomobil Bakımında Uzmanlık: Neden Yetkili Oto Servis Standartları Tercih Edilmeli?

Bir aracın kullanım ömrünü uzatan en temel faktör, arızaların oluşmadan önlenmesidir. “Önleyici bakım” felsefesiyle hareket eden kurumsal yapılar, aracın her bir parçasının birbiriyle uyum içinde çalışmasını garanti altına alır.

Teknik Uzmanlık ve Sertifikalı Teknisyenler

Sıradan servislerin aksine, kurumsal bir çatı altında sunulan hizmetlerde her teknisyen, ilgili markanın güncel teknolojileri üzerine sürekli eğitim alır.

  • Markaya Özel Ekipmanlar: Her otomobilin yazılımı ve mekanik yapısı farklıdır. Borusan Next oto servis noktalarında, aracınızın hafızasındaki en küçük hata kodlarını bile tespit edebilen orijinal diyagnostik (arıza tespit) cihazları kullanılır.
  • Orijinal Yedek Parça Güvencesi: Yetkili servislerde kullanılan her parça, aracınızın fabrikadan çıktığı günkü güvenlik ve performans standartlarını karşılar. Bu durum, yan sanayi parçaların neden olabileceği zincirleme arıza risklerini tamamen ortadan kaldırır.

Şeffaf Süreç Yönetimi ve Dijital Takip

Geleneksel servis süreçlerindeki “belirsizlik” ve “sürpriz maliyetler”, profesyonel bir modelde yerini tam şeffaflığa bırakır.

  • Online Randevu ve Kayıt: Yetkili oto servis hizmeti alırken, aracınızın geçmişte hangi işlemleri gördüğünü dijital bir sistem üzerinden takip edebilirsiniz. Bu “servis geçmişi”, aracınızı ileride satmak istediğinizde potansiyel alıcılar için en büyük güven kaynağıdır.
  • Onaylı Maliyet Planlaması: Aracınızda tespit edilen ek işlemler, sizin onayınız alınmadan başlatılmaz. Böylece servis sonunda karşılaşacağınız fatura hakkında tam bilgi sahibi olursunuz.

Yol Güvenliği ve Konforun Sürekliliği

Servis hizmeti sadece yağ değişimi veya filtre kontrolü değildir; bu bir güvenlik protokolüdür.

  • Kapsamlı Kontrol Listesi: Fren sistemlerinden lastik diş derinliğine, aydınlatma grubundan silecek performansına kadar seyahat güvenliğinizi etkileyen tüm unsurlar titizlikle incelenir.
  • Garanti ve Güvence: Yapılan her işlem ve takılan her parça, belirli bir süre boyunca servis garantisi altındadır. Bu, kullanıcı için finansal bir koruma kalkanı anlamına gelir.

Sonuç: Aracınıza Değer Veren Profesyonel Dokunuş

Otomobiliniz için doğru servis noktasını seçmek, sadece bugünkü sürüş konforunuzu değil, gelecekteki yatırım değerinizi de belirler. Uzman ellerde yapılan her bakım, size yolda güven, bütçenizde ise uzun vadeli tasarruf olarak geri döner.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Periyodik bakım aralıklarını aksatmak ne gibi riskler doğurur? 

Bakımların gecikmesi, motor içindeki sürtünmenin artmasına, yakıt tüketiminin yükselmesine ve en önemlisi, küçük bir parçanın arızalanarak daha büyük ve maliyetli sistemlere zarar vermesine neden olabilir.

2. Yetkili servis bakımı aracın ikinci el değerini etkiler mi? 

Kesinlikle. “Yetkili servis bakımlı” bir araç, piyasada her zaman daha hızlı ve daha yüksek değerle alıcı bulur. Şeffaf bir servis geçmişi, aracın iyi korunduğunun en somut kanıtıdır.

3. Servis randevusu sırasında ikame araç desteği sağlanıyor mu? 

İşlemin süresine ve servis paketinizin içeriğine göre, mobilite ihtiyacınızın kesintiye uğramaması için ikame araç veya vale hizmeti gibi konfor odaklı çözümler sunulabilmektedir.

Yapay Zeka Ajanları Nasıl Çalışıyor? Opera’ya Opera Neon’u Sorduk!

Son yılların en büyük trendi yapay zekaya pek çok marka da adapte oluyor. En önemli adaptasyon süreçlerinden birini de internet tarayıcıları gerçekleştiriyor. Yapay zeka ajanları, yapay zeka ile yaptığınız işleri otomatikleştiriyor ve sizin yerinize, düzenli bir şekilde daha önceden ayarladığınız işlemleri, sizin yerinize gerçekleştiriyor. Bunların yapılmasını sağlayan en önemli alanlar da yapay zeka ajanları için tasarlanan tarayıcılar.

Elon Musk Kendi Yapay Zeka Çipini Üretecek!

Elon Musk Kendi Yapay Zeka Çipini Üretecek!

Elon Musk, yapay zeka çipi ihtiyacı için kurduğu Terafab Projesi'ni duyurdu. Yeni yarı iletken tesisi 21 Mart'ta tanıtılacak.

Opera Yapay Zekâ Ar-Ge Direktörü Monika Kurczyńska ile, Opera Neon ve yapay zeka ajanlarını konuştuğumuz bu yazılı röportajda, merak edilen soruları sorduk. İşte sorular ve cevapları;

Yapay Zeka Ajanları Nasıl Çalışıyor?

Opera Neon, yapay zekâ özellikleri eklenmiş geleneksel bir tarayıcı mı yoksa baştan itibaren AI-native bir ürün olarak mı tasarlandı?

Opera Neon, 30 yıllık tarayıcı inovasyonumuzdan yararlanıyor ama aslında sıfırdan AI-agentic bir tarayıcı olarak tasarlandı. Yani mevcut bir tarayıcıya sadece yapay zekâ özellikleri eklemedik. Tarayıcının amacını baştan aksiyon odaklı olacak şekilde yeniden düşündük.

Mimari stratejimiz birkaç temel unsurdan oluşuyor.

LLM-agnostic motor

Neon, kendi geliştirdiğimiz bir AI motoruyla çalışıyor ve görev türüne göre en uygun modeli (OpenAI, Google gibi) akıllı şekilde seçebiliyor.

Çift yürütme ortamı

• Tarayıcı içindeki görevler (Do) kullanıcının kendi tarayıcı oturumunda yerel olarak çalışır.

• Daha yoğun üretim görevleri (Make) için Neon Avrupa’daki sunucularımızda bir sanal makine ortamı oluşturur ve gerekli araçları burada çalıştırır.

Bağlamsal “Tasks” mimarisi

Tarayıcı sekmeleri görev konteynerleri içinde bir araya getirilir. Böylece yapay zekâ kullanıcı iş akışı için kalıcı bir bağlam ve hafıza oluşturabilir.

Cards ile iş akışı özelleştirme

Neon’da “Cards” adını verdiğimiz bir özellik de bulunuyor. Bu kartlar komutlara ek yetenekler kazandıran araçlar gibi çalışıyor. Örneğin stil ayarları, çıktı formatı veya özel talimatlar eklenebiliyor. Kullanıcılar sık yaptıkları görevler için kendi workflow kartlarını oluşturabiliyor ve Cards mağazası üzerinden diğer kullanıcıların oluşturduğu iş akışlarını da keşfedebiliyor. 

Yapay zekâ ajanlarının kullanıcı adına işlem yapması herkesi etkileyen bir fikir. Kullanıcıların kontrolü kaybetmemesi için deneyimi nasıl tasarladınız?

Opera Neon’u kontrolsüz çalışan bir bot gibi değil, kullanıcıyla birlikte çalışan bir partner gibi tasarladık. Bu yüzden kullanıcı kontrolü her zaman korunuyor.

Ajanı her zaman kullanıcı seçer

Tarayıcı daha güçlü bir ajana geçmeyi önerdiğinde (örneğin 1 Minute Research veya Neon Make), mutlaka kullanıcıdan onay ister. Kullanıcı isterse kabul eder, isterse sohbet modunda devam eder.

Gerçek zamanlı görünürlük ve kontrol

“Do” ajanı çalışırken atacağı adımları kullanıcıya gösterir ve işlemleri sayfa üzerinde canlı olarak gerçekleştirir. Kullanıcı istediği anda işlemi durdurabilir, bekletebilir ya da tamamen kontrolü geri alabilir.

Bağlamsal farkındalık

Arayüz, yapay zekânın hangi sekmeleri veya görevleri referans aldığını açıkça gösterir. Böylece kullanıcı yapay zekânın hangi bilgilere dayanarak hareket ettiğini görebilir.

Günlük internet kullanımında getirdiği en temel değişim sizce nedir?

En temel değişim, pasif tarayıcı kullanımından yapay zekâ ile aktif bir iş birliğine geçiş.

Yaklaşık otuz yıldır tarayıcılar bilgiye ulaşmak için kullanılan pasif araçlardı. Kullanıcılar sekmeler arasında geçiş yapar, kopyala-yapıştır yaparak bilgiyi kendileri toplar ve düzenlerdi.

Opera Neon ise bu yaklaşımı değiştiriyor. Artık odak noktası yalnızca bilgi bulmak değil, doğrudan görevleri tamamlamak. Biz buna “agentic web” diyoruz. Bu modelde yapay zekâ ajanları kullanıcının niyetini anlayarak karmaşık iş akışlarını yönetiyor ve sadece cevap vermekle kalmayıp tamamlanmış sonuçlar sunuyor. 

Bir kullanıcı Opera Neon’u ilk kez kullandığında bunun geleneksel bir tarayıcı olmadığını hangi anlarda açıkça fark eder?

Bu fark genelde daha ilk kullanımda ortaya çıkıyor. Bunun birkaç nedeni var.

Start Page Komut Merkezi

Geleneksel bir URL çubuğu yerine deneyim ana sayfadaki arama alanıyla başlıyor. Bu alan aslında bir komut merkezi gibi çalışıyor. Kullanıcılar ne yapmak istediklerini doğal bir dille yazabiliyor, dosya yükleyebiliyor ya da sesli komut verebiliyor.

Akıllı Mod Önerisi

Kullanıcıların “yapay zekâyı nasıl kullanacağım?” diye düşünmesine gerek kalmıyor. Arama kutusuna bir istek yazıldığında Neon bunu otomatik olarak analiz ediyor ve Neon Chat, Do, Make ya da araştırma ajanlarından en uygun olanı öneriyor. Böylece doğru aracı seçme kısmındaki karmaşa ortadan kalkıyor.

Sekmeler Yerine Görevler

Kullanıcılar ayrıca klasik sekme yapısından farklı bir arayüzle karşılaşıyor. Neon’da gezinti “Tasks” yani görevler üzerinden düzenleniyor. Bir görev, ilgili sekmeleri bir araya getiriyor ve yapay zekânın birden fazla kaynağı aynı anda analiz edip karşılaştırmasına olanak tanıyor.

Aktif Eylem

En dikkat çekici an ise tarayıcının gerçekten harekete geçtiğini görmek oluyor. “Do” özelliği sayesinde kullanıcılar Neon’un sayfalar arasında gezindiğini, formları doldurduğunu ya da bir seyahat rezervasyonu yaptığını doğrudan tarayıcı içinde izleyebiliyor.

Yapay zekâ ajanlarının web üzerinde aktif olarak işlem yapabilmesi performans, gecikme ve ölçeklenebilirlik açısından zorluklar yaratıyor olmalı. En büyük teknik zorluklar nelerdi?

En büyük teknik zorluklardan biri, yapay zekâya dinamik web sayfalarını doğru şekilde “görmeyi” ve onlarla etkileşim kurmayı öğretmekti. Üstelik bunu gecikme yaratmadan ve gizlilik riski oluşturmadan yapmak gerekiyordu.

Bunun için Neon web sitelerini DOM ağacı ve sayfa yerleşim verileri üzerinden analiz ediyor. Bu sayede sayfayı kaydırmadan tüm yapıyı anlayabiliyor ve çok daha hızlı etkileşim kurabiliyor.

Ayrıca kaynak yoğun üretim görevlerinde — örneğin bir web uygulaması geliştirmek gibi — işlemleri kullanıcının cihazında çalıştırmak yerine Avrupa’daki bulut sunucularımıza aktarıyoruz. Böylece donanım sınırlamalarını ortadan kaldırıyoruz.

Yapay zekâ sistemleri kullanıcı adına hareket ettiğinde güvenlik ve veri gizliliği kritik hale geliyor. Opera Neon kullanıcı verisini nasıl koruyor?

Avrupa merkezli bir şirket olarak gizlilik yaklaşımı bizim için temel bir konu.

Hassas işlemler için yerel yürütme

Neon’un “Do” özelliği tamamen kullanıcının yerel tarayıcı oturumunda çalışır. Bu sayede giriş bilgileri, çerezler veya ödeme detayları Opera’ya ya da üçüncü taraf AI sunucularına gönderilmez.

Sıkı veri saklama politikası

Yapay zekânın işlem planlaması için gerekli web sayfası içerikleri sunucularımıza şifrelenmiş şekilde gönderilir ve kimse tarafından erişilemez. Bu veriler 24 saat içinde silinir.

AI eğitiminde kullanılmaz

Kullanıcı verilerinin ve etkileşimlerinin modellerimizi ya da iş ortaklarımızın modellerini eğitmek için kullanılmamasını garanti eden sıkı anlaşmalarımız bulunur.

Şeffaflık

Neon planladığı adımları yan panelde açıkça gösterir, kritik işlemler için kullanıcıdan onay ister ve kullanıcıların istedikleri anda müdahale edebilmesine izin verir. Ayrıca Neon’un web sayfalarını analiz etme özelliği kullanıcı tarafından tamamen kapatılabilir.

Flaş İddia: Turkcell Azerbaycanlı Azercell’e mi Satılıyor?

Türkiye teknoloji ve ekonomi gündemi, son saatlerde kulislere düşen sarsıcı bir iddiayla çalkalanıyor. Ülkemizin en büyük GSM operatörü ve iletişim altyapısının temel direklerinden biri olan Turkcell’in, Türkiye Varlık Fonu (TVF) elinde bulunan hisselerinin satışı için masaya oturulduğu öne sürüldü. Teknoloji kulislerinden sızan bilgilere göre, satış görüşmelerinde oldukça ileri bir aşamaya gelinmiş durumda ve en güçlü alıcı adayı olarak Azerbaycan merkezli telekomünikasyon devi Azercell dikkat çekiyor.

Kârlılık Rekoru Kırarken Gelen Satış İddiası Şaşkınlık Yarattı

Bu iddianın zamanlaması, teknoloji dünyasında ve piyasalarda büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Zira Turkcell, finansal açıdan altın çağlarından birini yaşıyor. Şirketin açıklanan son verilerine göre, 2025 yılında tam 241 milyar TL gelir elde edildiği ve 17,8 milyar TL gibi devasa bir faaliyet kârına ulaşıldığı biliniyor. Böylesine yüksek kârlılık oranlarına sahip olan ve Türkiye’nin iletişim altyapısını sırtlayan bir kurumun satış listesine konulması, sektörde akıllarda pek çok soru işareti bıraktı.

Konu TBMM Gündeminde: “Milli Güvenlik ve Dijital Egemenlik Meselesi”

İddiaların kamuoyuna yansımasının ardından siyasiler de hızla harekete geçti. Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıyan CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, teknoloji ve iletişim altyapısının sadece ticari bir mesele olmadığının altını kalın çizgilerle çizdi.

Akay, yaptığı sert eleştiride, “Türkiye’nin iletişim altyapısını taşıyan bir şirket hakkındaki satış iddiası derhal açıklığa kavuşturulmalıdır. İletişim, milli güvenlik ve dijital egemenlik açısından son derece kritik bir alandır. Turkcell sadece basit bir operatör değil, bu ülkenin stratejik bir kurumudur. Varlık Fonu’nun elindeki milletin varlıkları tek tek elden mi çıkarılıyor?” ifadelerini kullanarak yetkililerden acil ve şeffaf bir açıklama talep etti.

Masadaki En Güçlü İsim: Azercell Kimdir?

Peki, iddiaların odağındaki Azercell kimdir? 1996 yılında kurulan Azercell, Azerbaycan’ın en büyük mobil telekomünikasyon şirketi konumunda. Ülkenin dijitalleşme sürecinde ve mobil altyapısının kurulmasında başrolü oynayan şirket, geniş kapsama alanı, mobil iletişim teknolojileri ve yenilikçi dijital servis yatırımlarıyla biliniyor.

Turkcell ve Azercell isimleri geçmişte de farklı yatırımlar ekseninde dolaylı yollardan yan yana gelmişti; ancak böylesi stratejik bir hisse devri senaryosu, iki ülke arasındaki telekomünikasyon dengelerini bambaşka bir boyuta taşıyacak potansiyele sahip.

Azercell

Gözler Resmi Açıklamalarda

Şu an için ne Türkiye Varlık Fonu cephesinden ne de Turkcell yönetiminden iddiaları doğrulayan veya yalanlayan resmi bir açıklama gelmiş değil. TVF, halihazırda Turkcell’in yüzde 26,2’lik payla ana hissedarı konumunda bulunuyor.

Eğer bu iddialar gerçeğe dönüşürse, Türkiye telekomünikasyon sektöründe son yılların en büyük ve en kritik el değiştirmelerinden birine şahitlik edeceğiz. Teknoloji dünyası ve yatırımcılar, resmi makamlardan gelecek açıklamalara kilitlenmiş durumda. Sürecin nasıl ilerleyeceğini ve Türkiye’nin iletişim altyapısının geleceğinin nasıl şekilleneceğini hep birlikte göreceğiz.

Vodafone Müşteri Hizmetlerinde Yeni Dönem!

Vodafone, müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik projeler geliştirmeye devam ediyor. Müşteri deneyimi odaklı çalışmalarına hız veren Vodafone, müşterilerine daha iyi bir deneyim sunabilmek için hayata geçirdiği Memnuniyet Merkezi programı kapsamında aşım iade, sadakat bazlı ödüllendirme, Super65, İlk Hattım, Yurt Dışına Hoş Geldin Hediyesi gibi çok sayıda özel teklifle müşterilerine fayda sağladı. 

Her zaman müşterilerinin memnuniyetini merkeze alan ve ihtiyaçlarını karşılamak için elinden geleni yapan Vodafone, şimdi de “Bir kere söylemeniz yeter” diyerek teknoloji ve insan odağını bir araya getirdiği yeni hizmetlerle müşterilerinin hayatını kolaylaştırıyor. Yeni dönemde müşterilere diledikleri kanaldan taleplerini bırakma imkânı, dijitalden anlık durum takibi, çözüm uzmanıyla yakın takip, 24 saatte çözüm sözü, çözüm sağlamakta gecikmede ise ek fayda veya fatura indirimi gibi telafiler sunuluyor. Böylece Vodafone, müşterilerini taleplerini tekrar tekrar anlattırmak zorunda bırakmıyor.

Vodafone Memnuniyet Merkezi kapsamında yapılan çalışmalar ve sunulan yenilikler Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcıları Meltem Bakiler Şahin ve Levent Gemici’nin katıldığı toplantıda değerlendirildi. 

Vodafone’u tavsiye edenlerin oranı %33 arttı

Vodafone Memnuniyet Merkezi kapsamında bugüne kadar müşterilere pek çok fayda sağlandı. Aşım iade hizmetini 1 milyon müşteri kullanırken, müşterilerin yurt dışı seyahatlerinde en temel ihtiyacı olan ilk dakikalardaki iletişim ihtiyacını gideren Yurt Dışına Hoş Geldin Hediyesi’nden 1,8 milyon müşteri yararlandı. 65 yaş ve üzeri müşterilere yönelik Vodafone Süper65 paketi ve 16 yaş ve altı çocuklara yönelik geliştirilen İlk Hattım paketlerinden 1 milyondan fazla kişi faydalandı.

Müşterilere sevdikleri markalarda indirim ve sürpriz hediyelerin sunulduğu sadakat platformu Vodafone Happy ile toplam 1,3 milyar TL değerinde fayda verildi. Memnuniyet Merkezi çalışmalarıyla Vodafone’u çevresindekilere tavsiye edeceğini söyleyen müşterilerin oranı %33 artarken, asla tavsiye etmem diyen müşterilerde de %25’lik bir düşüş görüldü.

Vodafone

Vodafone’da “Bir defa söylemeniz yeter” dönemi

Memnuniyet Merkezi çalışmalarını “Bir defa söylemeniz yeter” sözüyle bir adım ileriye taşıyan Vodafone, müşterilerine önemli vaatlerde bulunuyor.  Buna göre, müşteriler ister Vodafone Yanımda uygulamasından, ister kişisel dijital asistan TOBi ile yazışarak, ister müşteri hizmetlerini arayarak, isterse de mağazaları ziyaret ederek talebini bırakabiliyor. Müşteri, talebini nereden bırakırsa bıraksın, çözüm uzmanları onun adına talebini takip ediyor ve müşteriyi bilgilendiriyor. Her zaman ilk temasta talebi karşılamayı hedefleyen Vodafone, ilk temasta çözemezse 24 saatte sorunu çözmeyi vaat ediyor ve çözüm sürecinin her adımında müşteriyi bilgilendiriyor. Vodafone, müşterinin sorununu çözemediği durumlarda ise telafiler veriyor. Vodafone, bu vaatlerini gerçekleştirebilmek için hem dijitalde hem de müşteri hizmetleri operasyonlarında yapay zekâ destekli birçok yeni teknolojiyi de canlıya aldı.

Yeni teknolojilerle çözüm süreci daha güçlü

Vodafone, müşterilerinden gelen taleplerin daha hızlı ve etkin şekilde yönetilebilmesi için yeni bir Müşteri Kayıt Takip Sistemi’ni hayata geçirdi. Bu sistem sayesinde Vodafone Yanımda uygulaması, dijital asistan TOBi, müşteri hizmetleri gibi tüm temas noktalarından iletilen talepler tek bir platformda toplanıyor ve uçtan uca takip edilebiliyor. Ayrıca, Müşteri İşlem Geçmişi verisini içeren araçlarla desteklenen bu sistem sayesinde müşterilerin diğer kanallardaki ayak izleri de takip ediliyor. Bu ayak izlerinden yola çıkarak, diğer kanallara sektiği tespit edilen müşteriler proaktif olarak doğru ekipler ve işlem adımlarıyla zahmetsizce buluşturuluyor. 

Çözüm Uzmanları ve dijital kanallarla şeffaf takip 

Yeni kayıt takip sistemine ek olarak Vodafone, müşteri taleplerinin çözüm sürecini daha şeffaf ve takip edilebilir hale getirmek için Çözüm Uzmanları modelini devreye aldı. İlk temasta çözülemeyen talepler, Çözüm Uzmanları tarafından sahiplenilerek ilgili ekiplerle birlikte detaylı şekilde inceleniyor ve süreç tamamlanana kadar müşteriler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Müşteriler, dilerse Vodafone Yanımda uygulaması veya dijital asistan TOBi üzerinden taleplerinin hangi aşamada olduğunu anlık takip edebiliyor. Böylece, hem sürecin görünürlüğünü sağlayabiliyor, hem de ihtiyaç duyduklarında destek almaya devam edebiliyorlar.

Memnunbüs’ler bugüne kadar 65 ili ziyaret etti

Müşterilerini güçlü ve hızlı bir 5G deneyimine hazırlayan Vodafone, 5G hazırlıkları kapsamında Memnuniyet Merkezi’nin Memnunbüs’ü ile il il Türkiye’yi geziyor. 5G sinyaline geri sayım yapılan araçlarda, ziyaretçilere 5G nedir, 5G’ye hazır olmak için neler yapılmalı gibi konularda bilgi veriliyor; yeni tarife teklifleri ve Vodafone FLEX çatısı altında sunulan 5G uyumlu telefon faydaları tanıtılıyor. Memnunbüs’lerde bulunan etkinlik çarklarıyla ziyaretçilere çeşitli hediyeler de veriliyor. Memnunbüs’lerle bugüne kadar 65 il ziyaret edildi.

Meltem Bakiler Şahin şunları söyledi;

“Vodafone olarak, müşterilerimizin güvenilir birer yol arkadaşı olmak istiyoruz. Onların ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan, üzerine düşünülmüş ve hatırlanan deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda geçtiğimiz yıl Memnuniyet Merkezi isimli bir program başlattık ve müşterilerimize ‘Vodafone’la Oldu Bilin’ dedik. Aşım iade, sadakat bazlı ödüllendirme, 65 yaş ve üzeri müşterilerimize özel teklifler gibi birçok müşteri odaklı planı hayata geçirdik. Bugün ise müşterilerimize yeni bir deneyim sözü veriyoruz. Müşterilerimizin taleplerini bir defa söylemeleri yeterli, Vodafone olarak gerisini biz üstleniyoruz. Böylece müşterilerimiz, taleplerini bize tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmıyor. Bu yeni uygulamamız sayesinde müşterilerimiz taleplerini bize diledikleri yerden bırakabiliyor. Çözüm Uzmanlarımız talebi baştan sona takip ediyor; müşterilerimizi süreç boyunca bilgilendiriyor. Biz de müşterilerimizin taleplerini bıraktıktan sonra 24 saat içinde çözmek için çalışıyoruz. Eğer belirttiğimiz sürede çözemezsek müşterilerimize bu deneyimi telafi ediyoruz. Bugün verdiğimiz bu yeni deneyim sözü, Vodafone’un müşteri odaklı yaklaşımının bir devamı niteliğinde. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da müşteri memnuniyeti için çalışmaya devam edeceğiz.”

 

Levent Gemici ise şöyle konuştu;

“Bu yeni deneyim sözünü hayata geçirmek için müşteri taleplerini uçtan uca takip edebileceğimiz yeni bir yapı kurduk. Geliştirdiğimiz Müşteri Kayıt Takip Sistemi sayesinde, müşterilerimiz bize hangi kanaldan ulaşırsa ulaşsın, talepleri tek bir yerden görülebiliyor ve süreç baştan sona izlenebiliyor. Müşteri İşlem Geçmişi verisini içeren araçlarla da desteklenen bu sistem sayesinde müşterilerimizin diğer kanallardaki ayak izleri de takip edilebiliyor. Bu ayak izlerinden yola çıkarak, diğer kanallara sektiğini tespit ettiğimiz müşterileri proaktif olarak doğru ekipler ve işlem adımlarıyla zahmetsizce buluşturuyoruz. Talep ilk temasta çözülemediğinde ise devreye Çözüm Uzmanlarımız giriyor ve müşterilerimizi süreç tamamlanana kadar düzenli olarak bilgilendiriyor. Ayrıca müşterilerimiz, diledikleri zaman dijital asistanımız TOBi ve Vodafone Yanımda uygulaması üzerinden taleplerinin çözüm sürecini takip edebiliyor. Amacımız, müşterilerimizin taleplerini onlara tekrar tekrar anlattırmadan en geç 24 saat içinde çözüme ulaştırmak. Müşterilerimize pürüzsüz bir çözüm deneyimi sunmak için çağrı ve işlem kalitesini sürekli izleyerek, süreçte aksayan noktaları da proaktif bir şekilde tespit ederek, gerekli durumlarda sistem üzerinden otomatik kayıt açarak, müşterilerimizin talebinin herhangi bir aşamada aksamasının önüne geçiyoruz. Önümüzdeki dönemde de 24 saatte çözüm sözümüzü güçlendirmeye devam edeceğiz. ”

Red Magic Gaming Tablet 5 Pro Sınırları Zorlayacak!

Oyun dünyasının önde gelen markalarından biri olan şirket, yeni nesil tablet modeliyle beklentileri iyice yükseltiyor. Sızdırılan son bilgilere göre yeni Red Magic Gaming Tablet 5 Pro, selefine kıyasla donanım tarafında devasa yükseltmelerle geliyor.

Dev Bataryalı OnePlus Nord 6’nın Özellikleri Ortaya Çıktı

Dev Bataryalı OnePlus Nord 6’nın Özellikleri Ortaya Çıktı


OnePlus Nord 6 sızıntıları; Snapdragon 8s Gen 4 işlemci, 165Hz ekran ve devasa 9000 mAh batarya özelliklerini gözler önüne seriyor.

Red Magic yeni tabletinde Snapdragon 8 Elite Gen 5 kullanacak

Güvenilir sızıntı kaynağı Digital Chat Station’ın paylaştığı raporlara göre, yeni oyuncu tableti gücünü en yeni nesil Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga setinden alıyor. Bu yenilikçi işlemci, daha gelişmiş yapısı sayesinde oyun performansını yüzde 10 ila 15 oranında artırıyor. Özellikle yoğun grafikli aksiyon sahnelerinde çok daha kararlı ve yüksek FPS değerleri sunarak rakiplerine gözdağı veriyor.

Red Magic

200Hz OLED ekran ile kusursuz ve akıcı oyun deneyimi

Yeni cihazın en dikkat çekici özelliklerinden bir diğeri ise 200Hz yenileme hızına sahip üst düzey OLED ekranı oluyor. Ekran boyutu henüz tam olarak kesinleşmese de, Lenovo Legion Tab Gen 5 modeliyle rekabet edebilmesi için cihazın 9 inç civarında kompakt bir yapıda olması bekleniyor. Birçok kişi tabletler için 200Hz değerinin gereksiz bir abartı olduğunu düşünse de, bu hız rekabetçi arenada büyük bir avantaj sağlıyor.

Günümüzde birçok modern mobil oyun 120 FPS modlarını destekliyor. Daha yüksek yenileme hızına sahip olan bu panel, ekranın kareleri çok daha tutarlı bir şekilde göstermesine olanak tanıyor. Böylece hareket bulanıklığı azalırken, nişancı ve yarış oyunlarında oyunculara çok daha akıcı animasyonlar sunuluyor.

Devasa batarya kapasitesi ve güçlü soğutma sistemi

Sızıntılar, bu güçlü ekranı ve üst düzey işlemciyi desteklemek için cihazda 9.000 mAh kapasiteli devasa bir batarya kullanılacağını iddia ediyor. Ayrıca güçlü işlemcinin yoğun yük altında aşırı ısınmasını önlemek amacıyla tabletin içinde oldukça sağlam bir soğutma sisteminin yer alması bekleniyor. Yeni oyuncu tableti hakkındaki diğer tüm detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi planlanıyor.

Peki, Red Magic Gaming Tablet 5 Pro hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

İnce Gövdeli Xiaomi Book Pro 14 Tanıtıldı

Xiaomi, uzun bir aradan sonra premium segmente iddialı bir dönüş yaptı. Teknoloji tutkunlarının merakla beklediği yeni nesil taşınabilir bilgisayar modeli Xiaomi Book Pro 14, şık tasarımı ve kaputun altındaki canavar gibi donanımıyla resmen göz önüne çıktı.

Hem taşınabilirlikten ödün vermek istemeyen profesyonelleri hem de yüksek performans arayan kullanıcıları hedefleyen bu yeni model, özellikle Intel’in en güncel mimarisiyle rakiplerine, hatta Apple’ın MacBook Pro serisine doğrudan meydan okuyor.

iPhone 18 için Kötü Haber Geldi

iPhone 18 için Kötü Haber Geldi


Katlanabilir iPhone Fold ve iPhone 18 Pro serisi Eylül 2026'da; standart iPhone 18, 18e ve Air 2 modelleri ise Mart 2027'de tanıtılacak.

Tüy Sıkletinde, Titanyum Sağlamlığında Bir Tasarım

Xiaomi Book Pro 14’ün en çok dikkat çeken yönü şüphesiz fiziksel yapısı. Adından da anlaşılabileceği gibi 14 inçlik bir ekran boyutuna sahip olan cihaz, magnezyum alaşımlı birinci sınıf bir gövdeyle geliyor. Sadece 1,08 kg ağırlığında ve 14,95 mm kalınlığında olan bu zarif kasanın iç kısmında, klavye esnemelerini önlemek ve dayanıklılığı artırmak için özel bir titanyum alaşımlı destek plakası kullanılmış. Kullanıcılara Açık Mavi, Beyaz ve Zarif Gri olmak üzere üç farklı sofistike renk seçeneği sunuluyor.

Panther Lake İşlemcilerle 50W’lık Kesintisiz Güç

İncecik bir kasanın içine bu kadar gücü sığdırmak ciddi bir mühendislik başarısı gerektirir. Xiaomi Book Pro 14, Intel’in yepyeni “Panther Lake” serisi işlemcilerinden güç alıyor. Kullanıcılar bütçe ve ihtiyaçlarına göre cihazı temel modelde Intel Core Ultra 5 325, tepe modelde ise Intel Core Ultra 7 358H işlemci ile tercih edebiliyor.

Bu kadar güçlü işlemcilerin dar bir kasada ısınmasını engellemek için Xiaomi, tam 10.000 mm² büyüklüğünde devasa bir buhar odası ve yüksek hızlı çift sessiz fan içeren üç boyutlu bir soğutma sistemi tasarlamış. Bu sayede dizüstü bilgisayar, ağır yük altında bile frekans düşürmeden 50W’lık yüksek performansı stabil bir şekilde sürdürebiliyor. Sistem, çoklu görevler için 24 GB veya 32 GB RAM seçenekleri ve 1 TB SSD depolama alanı ile destekleniyor.

Xiaomi Book Pro 14

MacBook Pro’yu Terleten Batarya Performansı

Yeni nesil işlemcilerin getirdiği verimlilik, batarya testlerinde kendini fazlasıyla gösteriyor. 72 Wh kapasiteli bir bataryadan beslenen Xiaomi Book Pro 14, kutusundan çıkan 100W “GaN” (Galyum Nitrür) destekli kompakt şarj cihazıyla hızla enerji topluyor.

Xiaomi’nin resmi verilerine göre cihaz; tek şarjla 1080p çözünürlükte yaklaşık 20 saat lokal video oynatabiliyor. Hatta firmanın paylaştığı test sonuçlarında, aralıksız çevrimiçi toplantı (15,8 saat) ve video akışı (12,4 saat) senaryolarında Apple’ın en yeni MacBook Pro modellerini kıl payı geride bıraktığı belirtiliyor.

Zengin Bağlantı Seçenekleri

Kompakt yapısına rağmen dongle (çevirici) kullanma derdini en aza indiren cihazda, bağlantı portları oldukça cömert tutulmuş:

  • 1x HDMI

  • 1x USB Type-A

  • 2x USB Type-C (Bir tanesi yüksek hızlı veri aktarımı sağlayan Thunderbolt destekli)

  • 1x 3,5 mm Kulaklık/Mikrofon girişi

Windows 11 işletim sistemiyle kutudan çıkan bu premium modelin global pazardaki ve Türkiye’deki fiyat etiketi ise henüz resmi olarak açıklanmadı.

DJI Avata 360 8K Çözünürlük ve 360 Derece Kamera ile Geliyor

Drone teknolojisi son yıllarda inanılmaz bir ivme kazandı; ancak sektör bir süredir birbirini tekrar eden iterasyonların ötesine geçmekte zorlanıyordu. Ta ki bugüne kadar. Teknoloji kulislerini aylardır meşgul eden ve sızıntılarıyla bile heyecan yaratmayı başaran DJI Avata 360, nihayet resmiyete kavuşuyor.

Şirketin yayınladığı son tanıtım videoları ve ortaya çıkan net sızıntılar, 26 Mart 2026’da Çin’de, nisan ayının ilk haftalarında ise küresel pazarda tanıtılacak olan bu yeni cihazın, standart bir FPV (First Person View) dronedan çok daha fazlası olduğunu kanıtlıyor. Peki, DJI Avata 360’ı bu kadar özel kılan ve rakiplerinin uykusunu kaçıran detaylar neler?

DJI Osmo Pocket 4 Özellikleri Nasıl Olacak?

DJI Osmo Pocket 4 Özellikleri Nasıl Olacak?


DJI Osmo Pocket 4 sızdırıldı. Dahili LED dolgu ışığı, 6K çekim ve 200 dakika pil ömrüyle 26 Martta geliyor.

8K Kalitesinde Küresel Video ve Hibrit Kamera Sistemi

Sektörde taşları yerinden oynatacak olan en büyük yenilik, şüphesiz cihazın kalbine yerleştirilen kamera modülü. Sızıntılara göre DJI Avata 360, çift 1/1.1 inçlik devasa CMOS sensörlere ev sahipliği yapıyor. Bu donanım, dronun tam 8K çözünürlükte ve saniyede 60 kare (8K/60fps) hızında 360 derece küresel video kaydetmesine olanak tanıyor. Bu sayede içerik üreticileri, uçuş sırasında kamerayı nereye yönlendireceklerini düşünmek zorunda kalmayacaklar; zira “önce uç, sonra kadrajla” mantığıyla tüm çevre kaydedilecek ve post-prodüksiyon aşamasında istenilen açı seçilebilecek.

İşin gerçek mühendislik harikası kısmı ise kamera modülünün fiziksel yapısında gizli. Hareketli ve eğilebilir (tiltable) özel bir gimbal üzerine oturtulan bu çift lensli sistem, tek bir tuşla geleneksel FPV moduna geçiş yapabiliyor. Yani cihaz, bir an için etrafındaki her şeyi kaydeden 360 derecelik bir gözlemciyken, saniyeler içinde sadece ileriye bakan, agresif dalışlar yapabileceğiniz klasik bir FPV yarış dronuna dönüşebiliyor.

DJI Avata 360

O4 İletim Sistemi ve Çarpmalara Karşı Kusursuz Kalkan

DJI, Avata serisinin genlerinde olan “Cinewhoop” tarzı korumalı tasarımı bu modelde daha da ileriye taşımış. Tamamen küresel pervane korumalarıyla gelen cihaz, sadece fiziksel olarak değil, yazılımsal olarak da adeta zırhlanmış durumda.

  • Çok Yönlü Engel Algılama: Cihazın üzerinde yer alan gelişmiş görsel sensörler ve güncellenmiş LiDAR sistemi, 360 derecelik çok yönlü bir engel algılama kalkanı oluşturuyor.

  • Kesintisiz Bağlantı: DJI’ın en güncel O4 video iletim teknolojisini kullanan Avata 360, 20 kilometreye varan menziliyle sinyal kopma korkusunu tarihe gömüyor.

  • Değiştirilebilir Lensler: FPV uçuşlarının doğası gereği yaşanan kazalar da düşünülmüş; DJI tarihinde bir ilk olarak bu cihazda hasar gören lensler kullanıcı tarafından kolayca (yaklaşık 21 Euro gibi uygun bir maliyetle) değiştirilebilecek.

  • Geniş Ekosistem Uyumluluğu: Cihaz; DJI Goggles N3, RC 2 ve RC Motion 3 gibi mevcut üst düzey ekipmanlarla tam uyumlu çalışacak.

Agresif Fiyatlandırma: Insta360 Antigravity A1’e Büyük Çalım

Gelelim teknoloji tutkunlarının en çok merak ettiği konuya: Fiyat. DJI, Avata 360 ile sadece teknolojik bir şov yapmıyor, aynı zamanda pazarın tek hakimi olmak için oldukça agresif bir fiyat politikası izliyor. Avrupa pazarından sızan perakende verilerine göre, cihazın sadece gövde fiyatı 459 Euro (ABD pazarı için 450-499 Dolar civarı) seviyesinden başlayacak. Goggles N3 ve RC 2 kumandayı içeren en dolu Premium Combo paketinin ise 1.159 Euro civarında olması bekleniyor.

Bu fiyatlandırma stratejisi, doğrudan en büyük rakibi olan ve 1.500 doların üzerinde bir fiyat etiketine sahip Insta360 Antigravity A1’i hedef alıyor. DJI’ın devasa ekosistem avantajı ve yarı yarıya daha ucuz fiyat etiketi göz önüne alındığında, Avata 360’ın piyasaya çıkar çıkmaz peynir ekmek gibi satacağını öngörmek hiç de zor değil.

25 dakikaya varan uçuş süresi ve 400 grama yaklaşan ağırlığıyla hem hobi amaçlı kullanıcılara hem de profesyonel içerik üreticilerine göz kırpan cihaz, gökyüzünde sinematografinin kurallarını baştan yazmaya geliyor.

iOS 27 Nasıl Olacak? İşte İlk Bilgiler!

Apple’ın her yıl düzenlediği ve yazılım dünyasının nabzını tutan WWDC yaklaştıkça, sızıntıların ardı arkası kesilmiyor. Gözler şimdiden Apple’ın bir sonraki devasa yazılım adımı olan iOS 27’ye çevrilmiş durumda. Teknoloji dünyasının güvenilir isimlerinden, Bloomberg editörü Mark Gurman’ın son paylaşımları, şirketin bu yıl izleyeceği stratejinin alışılmışın oldukça dışında olacağını gösteriyor.

iPhone 18 için Kötü Haber Geldi

iPhone 18 için Kötü Haber Geldi


Katlanabilir iPhone Fold ve iPhone 18 Pro serisi Eylül 2026'da; standart iPhone 18, 18e ve Air 2 modelleri ise Mart 2027'de tanıtılacak.

Yeni devrimsel arayüz özellikleri ve büyük görsel şovlar bekleyenler bu yıl bir miktar hayal kırıklığına uğrayabilir; zira Apple’ın hedefinde çok daha farklı ve köklü bir durum yatıyor: Kusursuz stabilite ve performansı zirveye taşımak.

iOS 27 ile Büyük Yenilikler Yerine Pürüzsüz Bir Deneyim

Gurman’ın aktardığı bilgilere göre, resmi olarak WWDC27 etkinliğinde sahneye çıkacak olan iOS 27 işletim sistemi, devasa ve göz boyayan fonksiyonel yenilikler barındırmayacak. Apple mühendisleri, odağını tamamen hata çözümleri ve sistem performansını maksimize etmeye kaydırmış durumda.

Arka planda yürütülen geliştirme sürecinde bazı teknik zorluklar ve aksaklıklar yaşandığına dair güçlü söylentiler de bu “stabilite odaklı” stratejinin aslında zorunlu ve yerinde bir hamle olduğunu doğrular nitelikte. Kullanıcılar için bu durum; cihazlarının çok daha akıcı, pil tüketimi konusunda daha verimli ve can sıkıcı çökmelerden arındırılmış bir şekilde çalışması anlamına geliyor.

Liquid Glass Tasarımında Geri Adım Yok, Ancak Kontrol Kullanıcıda

Apple’ın ekosisteme büyük bir hevesle entegre ettiği ancak kullanıcıları adeta ikiye bölen yeni “Liquid Glass” tasarım dili, iOS 27 ile birlikte kalıcılığını bir kez daha ilan edecek. Gurman’ın sızıntılarına göre bu fütüristik tasarım anlayışında devasa bir geri dönüş veya vizyon değişikliği yaşanmayacak.

iOS 27

Ancak Apple, bu bol şeffaflıklı arayüzü sevmeyen ya da okuma zorluğu çeken kullanıcıların sesini nihayet duymuş gibi görünüyor. Aslında iOS 26 ile sunulması planlanan fakat teknik pürüzler sebebiyle rafa kaldırılan “şeffaflık ayarı”, iOS 27’nin en çok konuşulan detaylarından biri olacak.

Bu yeni özellik sayesinde kullanıcılar, sistem genelindeki Liquid Glass şeffaflık seviyesini diledikleri gibi azaltabilecek. Şeffaflığın düşürülebilmesi, özellikle metin okunabilirliğini artırmak ve göz yorgunluğunu minimize etmek isteyenler için oldukça pratik bir çözüm sunacak.

Siri Nihayet Çağ Atlıyor: Gemini Destekli Yeni Dönem

Gelelim en heyecan verici ve merakla beklenen kısma… Uzun yıllardır rakiplerinin gerisinde kalmakla eleştirilen Apple’ın akıllı asistanı Siri, iOS 27 ile birlikte tam anlamıyla bir seviye atlamaya hazırlanıyor. Apple’ın bir süredir üzerinde titizlikle çalıştığı üretken yapay zeka temelli “sohbet botu” altyapısı, yeni işletim sistemiyle birlikte resmen hayatımıza girecek. İşin en çarpıcı boyutu ise bu yeni nesil Siri’nin altyapısında Google’ın gelişmiş yapay zeka modeli Gemini’dan güç alacak olması.

Bu entegrasyon ile Siri’nin sadece basit komutları yerine getiren bir sesli asistan olmaktan çıkıp, karmaşık diyalogları anlayan, bağlamı kavrayan ve çok daha üretken çözümler sunan gerçek bir dijital asistana dönüşmesi bekleniyor. Ancak Apple’ın geleneksel kusursuzluk takıntısı nedeniyle, Gemini tabanlı bu devasa yapay zeka özelliklerinin bazılarının ilk sürümde değil, iOS 27’nin ilerleyen ara güncellemelerinde kullanıcılara sunulabileceği belirtiliyor.

Xbox One Kırıldı!

Oyun dünyasında bazı efsaneler vardır; kırılması imkansız olduğu düşünülen, yıllarca siber güvenlik uzmanlarına ve korsanlara kafa tutan sistemler… İşte Microsoft’un 2013 yılında piyasaya sürdüğü Xbox One, tam da böyle bir efsaneydi. Çıkış yaptığı günden bu yana “kırılamaz” (unhackable) unvanını gururla taşıyan ve donanımsal yapısıyla adeta bir dijital kale olan Xbox One, tam 12 yıl süren yenilmezlik serisinin sonuna geldi.

Resident Evil Requiem İncelemesi: Korku ve Aksiyon Bir Arada

Resident Evil Requiem İncelemesi: Korku ve Aksiyon Bir Arada


Resident Evil Requiem, Grace ve Leon'un gözünden eşsiz bir hayatta kalma-korku başyapıtı sunuyor. Aksiyon ve korku bu oyunda tavan.

Donanım ve yazılım dünyasının yakından takip ettiği RE//verse 2026 konferansında yapılan tarihi bir sunum, oyun konsolları güvenlik mimarisinde sarsılmaz sanılan duvarların bile bir gün yıkılabileceğini tüm dünyaya kanıtladı.

Bir Dijital Kale: Xbox One’ın Güvenlik Mimarisi

Xbox One’ın bu kadar uzun süre direnmesinin sırrı, Microsoft’un uyguladığı eşi benzeri görülmemiş katmanlı güvenlik stratejisinde yatıyordu. Sistemde yer alan kullanıcı modu (usermode), çekirdek (kernel), sanallaştırıcı (hypervisor) ve sistem donanım yazılımı birbirinden tamamen bağımsız olarak korunuyor, dijital olarak imzalanıyor ve sürekli form değiştiren karmaşık bir anahtar ağacına (morphing key tree) bağlı olarak çalışıyordu.

Yani bir araştırmacı veya korsan, sistemin bir katmanında güvenlik açığı bulsa bile diğer katmanlara geçiş yapması donanımsal engellerle imkansız hale getirilmişti. Klasik yazılım modifikasyonları veya son kullanıcı düzeyindeki basit hack girişimleri, bu kusursuz güvenlik ağına çarpıp yok oluyordu.

Ancak her kusursuz sistemin bir başlangıç noktası, tabiri caizse bir “Aşil topuğu” vardır. Xbox One için bu nokta, AMD tarafından konsola özel olarak üretilen çipin (SoC) tam kalbine fiziksel olarak kazınmış olan ve Platform Güvenlik İşlemcisi’ni (PSP) başlatan küçücük bir önyükleme (bootROM) koduydu.

RE//verse 2026 ve Tarihi Kırılma Anı

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen RE//verse 2026 siber güvenlik konferansı, oyun ve teknoloji tarihine geçecek bir ana sahne oldu. RET2 Systems’te görev yapan Baş Güvenlik Araştırmacısı Markus Gaasedelen, yıllar süren sabırlı ve titiz çalışmasının sonucunda Xbox One’ın o çok güvenilen “güvenlik zincirini” nasıl paramparça ettiğini katılımcılarla paylaştı. Gaasedelen’in yöntemi, internetten indirilen basit bir yazılım kırma aracı değil; donanım seviyesinde gerçekleşen son derece sofistike bir fiziksel müdahaleydi.

Çifte Voltaj Dalgalanması (Double Voltage Glitch) Tekniği

Araştırmacı, Microsoft’un adeta aşılmaz bir hisar gibi tasarladığı bootROM’a sızabilmek için “çifte voltaj dalgalanması” (double voltage glitch) adı verilen benzersiz bir donanımsal açık kullanmayı başardı. Normal şartlarda Xbox One’ın güvenlik işlemcisi, başlatma sırasında güç, bellek ve kontrol akışındaki en ufak anormallikleri tespit edip siber saldırıyı anlayarak sistemi anında kapatacak şekilde programlanmıştı.

Ancak Gaasedelen, sistemin bu kusursuz savunma mekanizmasını şaşırtarak milisaniyelik voltaj manipülasyonlarıyla bootROM kodunun işleyişini sekteye uğrattı. Bu olağanüstü müdahale sayesinde konsolun donanım doğrulama süreçleri atlatıldı ve klasik bellenimin (firmware) en alt katmanında, tüm zinciri kıran süpervizör düzeyinde (supervisor access) tam erişim sağlandı.

Yenilmezlik Efsanesinin Sonu

Bu devasa gelişme, elbette Xbox One’ın bir anda sokaktaki herkes tarafından evde kırılabileceği anlamına gelmiyor. Gaasedelen’in uyguladığı donanımsal müdahale yöntemi; üst düzey güvenlik mimarisi bilgisi, mikroskobik hata payıyla çalışan özel ekipmanlar ve konsolun anakartına doğrudan donanımsal erişim gerektiriyor. Fakat işin pratik boyutu bir yana, sembolik ve teknik anlamı çok büyük.

Yıllar boyunca birçok donanım korsanı grubu ve siber güvenlik ekibi pes etmişken, sabırla yürütülen bu tersine mühendislik (reverse engineering) çalışması nihayet meyvesini verdi. 12 yıl boyunca dimdik ayakta kalan Xbox One güvenlik mimarisi, “kırılamaz” kelimesinin siber güvenlik literatüründe aslında sadece “henüz yeterince uğraşılmamış” anlamına geldiğini bir kez daha ispatladı. Sistemin karanlık kalbine fısıldanan sırlar, 12 yıl sonra nihayet cevap verdi ve teknoloji dünyasında bir devir resmen kapandı.