Galaxy S24 kullanıcılarını ilgilendiren önemli bir haber geldi! Samsung, One UI 8.0 beta programı kapsamında telefonlar için üçüncü bir güncelleme yayınladı. İkinci beta sürümünden sadece iki hafta sonra gelen bu yeni güncelleme, önemli hataları gideriyor ve kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. İşte detaylar.
Galaxy S24 Serisine One UI 8 Beta 3 Güncellemesi Geldi
Güney Kore’deki Galaxy S24, Galaxy S24+ ve Galaxy S24 Ultra modelleri için yayınlanan One UI 8.0 Beta 3 güncellemesi (ZY13 sürüm numarasıyla), yeni özellikler sunmak yerine mevcut sorunlara odaklanıyor. Güncelleme notlarında belirtilen dört ana hata düzeltmesi şöyle:
Kilit ekranı saat konumu sorunu giderildi. Artık saat sürekli aşağı kaymıyor.
“Stretched Font” (uzatılmış yazı tipi) uygulanamama problemi çözüldü.
Güncelleme sonrası bildirim, durum çubuğu ve kilit ekranı PIN girişlerinde yazı tiplerinin ince görünmesi hatası düzeltildi.
Kullanım sırasında kilit ekranındaki hızlı başlatma simgesinin kaybolması sorunu giderildi.
Ayrıca, bu güncellemenin telefonların güvenliğini artırmak için Eylül 2025 güvenlik yamasını da içermesi bekleniyor.
iPhone 17 Pro Max ile iPhone 16 Pro Max karşı karşıya geldi. Cihazlar arasında birçok önemli fark bulunuyor.
Eğer Güney Kore’de One UI 8 Beta Programı’na kayıtlı bir Galaxy S24 serisi telefonunuz varsa, güncellemeyi hemen kontrol edebilirsiniz. Bunun için Ayarlar > Yazılım güncellemesi > İndir ve yükle adımlarını takip etmeniz yeterli. Güncelleme indikten sonra Şimdi yükle seçeneğine dokunarak cihazınızı güncelleyebilirsiniz.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Münih’teki fuarda Togg standının kalbi olarak nitelendirilen “Trumore Zone” alanında ziyaretçiler, geleceğin otomobil deneyimini bizzat test etme fırsatı buldu. Katılımcılar, Can.ai platformu üzerinden “akıllı şarj rotası oluşturma”, “sesli komutlarla araç fonksiyonlarını yönetme” ve herhangi bir ekrana dokunmadan çalışan “medya ve sağlık senaryoları” gibi özelliklerle benzersiz bir etkileşim yaşadı.
Can.ai neler sunuyor?
Togg’un ZeroTouchUI (Sıfır Dokunuşlu Arayüz) olarak adlandırdığı bu yeni yaklaşım, geleneksel sesli asistanların çok ötesinde bir deneyim vaat ediyor. Can.ai, kullanıcının niyetini, konumunu, araç durumunu ve geçmiş alışkanlıklarını analiz ederek sadece komutları yerine getiren bir sistem olmakla kalmıyor; aynı zamanda empati kurabilen, öğrenen, ihtiyaçları önceden tahmin eden ve kullanıcı adına proaktif olarak harekete geçebilen bir yol arkadaşına dönüşüyor.
Bu vizyoner teknolojinin arkasında, Togg’un 2020’den bu yana üzerinde çalıştığı, Türkiye’nin en büyük GPU destekli yapay zeka eğitim altyapılarından biri yer alıyor. Microsoft Azure Cloud ve OpenAI teknolojileriyle güçlendirilen Can.ai, bu sağlam temel üzerinde yükseliyor.
Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, yapay zekayı bir özellikten ziyade, şirketin dijital mimarisinin stratejik omurgası olarak gördüklerini belirtti. Karakaş, vizyonlarını şu sözlerle özetledi: “Can.ai, bağlamı anlayan, niyeti sezebilen ve gerekli adımları herhangi bir arayüze ihtiyaç duymadan gerçekleştiren bir yapay zeka altyapısıdır. Kullanıcı hiçbir şeye dokunmadan, menüler arasında kaybolmadan, sadece düşünerek veya söyleyerek destek alabiliyor. Microsoft ile kurduğumuz bu güçlü ortaklık sayesinde, yalnızca mobiliteyi değil, tüm yaşamı daha sezgisel hale getirmeyi hedefliyoruz.”
Tesla Türkiye, envanter satışlarına 48 günlük bir ara verme kararı aldı. Bu karar otomotiv sektöründe büyük yankı buldu.
Platformun yetenekleri sadece sürüş deneyimiyle sınırlı değil. 1000’den fazla yazılı doküman ve 2 milyonu aşkın çağrı kaydıyla eğitilen Can.ai, Togg Care çağrı merkezi ekibinin bir “dijital ikizi” gibi çalışıyor. Gelişmiş doğal dil işleme (NLP) yetenekleri sayesinde, sipariş takibinden teknik desteğe kadar her türlü soruya saniyeler içinde en doğru yanıtları sunarak müşteri deneyimini de kökten değiştiriyor.
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise iş birliğini, “Yapay zeka, kullanıcı deneyimini dönüştüren en güçlü etken. Can.ai, bu dönüşümün mobilite alanındaki en somut ve etkileyici örneklerinden biri. Azure’un küresel ölçekli ve güvenli altyapısı üzerinde çalışan bu platform, teknolojinin gelecekte hayatımızın doğal akışına nasıl entegre olacağını gözler önüne seriyor,” sözleriyle değerlendirdi.
Togg’un Münih’teki bu teknoloji gösterisi, markanın sadece bir otomobil üreticisi değil, aynı zamanda kullanıcı odaklı bir teknoloji şirketi olma vizyonunu da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.
Apple’ın yeni nesil amiral gemisi iPhone 17 Pro, performans testleriyle gündeme oturdu. Sızdırılan Geekbench test sonuçlarına göre, cihaza güç verecek olan A19 Pro yonga seti, tek çekirdek performansında Apple’ın kendi M4 çipli MacBook Pro’sunu bile geride bırakarak mobil teknoloji dünyasında yeni bir sayfa açıyor.
iPhone 17 Pro hızı ile şaşırtıyor
Yayınlanan test sonuçları, A19 Pro’nun mobil işlemci dünyasındaki tüm dengeleri değiştireceğini gözler önüne seriyor. Yonga seti, tek çekirdekli testlerde 3895 puan, çok çekirdekli testlerde ise 9746 puan alarak tarihi bir rekora imza attı.
Bu rakamları bir önceki nesille karşılaştırdığımızda artışın ne kadar çarpıcı olduğu ortaya çıkıyor. iPhone 16 Pro’da kullanılan A18 Pro çipi, aynı testlerde ortalama 3447 (tek çekirdek) ve 8576 (çok çekirdek) puan almıştı. Bu da A19 Pro’nun, selefine kıyasla tek çekirdekte %13, çok çekirdekte ise %14‘lük etkileyici bir performans artışı sunduğu anlamına geliyor.
Asıl dikkat çeken nokta ise, A19 Pro’nun tek çekirdek performansıyla masaüstü ve dizüstü bilgisayarlara meydan okuması. Yaklaşık 3829 puan alan MacBook Pro M4’ü geride bırakan 3895 puanlık skor, bir akıllı telefon çipinin ilk kez Apple’ın profesyonel bilgisayar işlemcilerinden birini geçtiği anlamına geliyor. Bu gelişme, mobil cihazların işlem gücünün ulaştığı inanılmaz seviyeyi kanıtlar nitelikte.
Android Kanadında Durum Ne?
Apple’ın bu hamlesi, mobil işlemci pazarındaki liderliğini pekiştirirken, Android kanadındaki rekabeti de kızıştırıyor. Mevcut Snapdragon 8 Elite işlemcisi tek çekirdekte yaklaşık 3100 puan alırken, yakında piyasaya sürülmesi beklenen Snapdragon 8 Elite Gen 5’in tek çekirdek performansının 4000 puanı aşması bekleniyor. Bu da önümüzdeki dönemde iki platform arasında kıyasıya bir performans yarışı yaşanacağını gösteriyor.
Apple'ın yeni canavarı iPhone 17 Pro tanıtıldı. iPhone 17 Pro özellikleri ile üst segment telefonların şahı olmaya geldi.
Apple’ın bu muazzam performansa ulaşmasının arkasındaki sır, gelişmiş üretim teknolojisinde yatıyor. Hem A19 hem de A19 Pro yonga setlerinin, daha verimli ve güçlü bir yapı sunan gelişmiş 3 nanometre teknolojisiyle üretildiği belirtiliyor. Apple’ın stratejisine göre standart iPhone 17 modeli A19 çipini kullanırken, daha güçlü olan A19 Pro’nun iPhone Air ve iPhone 17 Pro modellerine özel olacağı söyleniyor.
Apple’ın yakında Beats markası altında yeni bir kulak içi kulaklık tanıtacağı belirtiliyor. Powerbeats Fit adını taşıyacağı söylenen bu yeni kulaklık, Beats Fit Pro’nun yerini alacak. Söylentilere göre, cihaz daha uzun pil ömrü, daha küçük bir şarj kutusu ve yeni renk seçenekleriyle gelecek.
Powerbeats Fit yakında geliyor
Powerbeats Fit, birkaç farklı renkte (gri, siyah, pembe) satışa sunulacak. Bunlar arasında, bugün tanıtılacak iPhone 17 Pro’nun yeni rengiyle uyumlu parlak turuncu bir seçenek de var. Kulaklıkta Powerbeats Pro 2’den farklı olarak kalp atış hızı sensörü bulunmuyor.
Ancak şarj kutusu, Beats Fit Pro’ya kıyasla %17 daha küçük olacak. Hem kulaklıklar hem de kutu, sporcular için önemli olan IPX4 sertifikasıyla suya ve tere karşı dayanıklı. Kulaklığın pil ömrü tek başına 7 saat, şarj kutusuyla birlikte ise 30 saat sürüyor.
Powerbeats Fit, Apple’ın H1 çipiyle donatılacak. Bu sayede aktif gürültü engelleme ve şeffaflık modlarına sahip olacak. Ayrıca, kulağa oturma şekline göre sesi otomatik olarak ayarlayan Uyarlanabilir Ekolayzer özelliği de öne çıkıyor. Kulaklık, USB-C şarj kablosu ve dört farklı boyutta kulak ucuyla birlikte satılacak.
iPhone 17 Türkiye fiyatı belli oldu. Peki, Apple'ın yeni gözdesi ülkemizde ne kadara satılacak? İşte tüm detaylar.
Powerbeats Fit’in, Beats Fit Pro ile aynı fiyattan piyasaya sürülmesi bekleniyor. Beats Fit Pro şu anda Apple Store’da 10.499 TL’lik bir fiyatla satılıyor. Peki siz bu ürün hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Aralık 2025 tarihine kadar Tesla, Türkiye’deki envanter satışlarına 48 günlük bir ara verdi. En son 5 Eylül’de satış yapan şirket, bir sonraki envanter listesini 23 Ekim’de yayınlayacak.
Tesla Türkiye envanter kararını açıkladı
Tesla’nın X hesabından yapılan duyuruya göre, Ekim ayında yalnızca 23 Ekim tarihinde tek bir envanter listelemesi olacak. Bu tarihe kadar, sadece daha önce eşleşmesi iptal olan araçlar envanter sayfasına eklenecek. Geçtiğimiz ay, bu araçlar hafta içi her gün saat 18.00’de listeleniyordu ancak bu kez belirli bir saat verilmedi.
Bir sonraki envanter listelemesi 23 Ekim saat 18:30’da gerçekleşecek. (Ekim ayı için tek listeleme tarihidir.)
Eşleşmesi kalkan araçlar otomatik olarak envanter sayfasında görüntülenecektir.
Şirket, ağustos ayının son günlerinde Türkiye’deki araç fiyatlarına zam yaptı. Daha önce 2.241.000 TL’ye satılan SR RWD modelinin yeni fiyatı 2.305.500 TL’ye çıktı. Renk farkı eklenince bu rakam 2.359.800 TL’ye ulaşıyor.
Tesla, Türkiye’deki müşterilerine özel Gelişmiş Otopilot (EAP) indiriminin süresini uzattı. Buna göre, kullanıcılar yüzde 50 indirimle 57.500 TL karşılığında araçlarına Gelişmiş Otopilot özelliğini ekleyebiliyor.
iPhone 17 Türkiye fiyatı belli oldu. Peki, Apple'ın yeni gözdesi ülkemizde ne kadara satılacak? İşte tüm detaylar.
Tesla, Türkiye pazarında rekor satışlara imza atmasına rağmen, bu kararıyla müşterilerini beklemeye alıyor. Geçtiğimiz ağustos ayında 8.739 adet satışla Türkiye’de rekor kıran şirket, bu ani duraklama ile talebi yönetiyor.
Ekim ayındaki tek bir envanter listelemesi ve fiyat artışları, Tesla’nın Türkiye’deki pazarlama ve satış stratejisini yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Bu yeni stratejinin, 48 günlük aranın ardından satışlara nasıl bir yansıma yapacağı merakla bekleniyor.
Apple, “Awe Droping” adını verdiği etkinlikte yeni iPhone 17 serisini tanıttı. Serideki iPhone 17, iPhone 17 Air, iPhone 17 Pro ve iPhone 17 Pro Max modelleri arasında en dikkat çekeni, en güçlüsü olarak öne çıkan iPhone 17 Pro Max oldu. Bu yeni model, önceki nesil iPhone 16 Pro Max ile karşılaştırıldığında birçok fark barındırıyor.
iPhone 17 Pro Max ile iPhone 16 Pro Max karşı karşıya
iPhone 17 Pro Max’in tasarımında önemli bir değişiklik göze çarpıyor. Telefonun arka yüzünde, yana doğru uzayan, daha büyük bir kamera bölümü yer alıyor. Bu tasarım, önceki modellerden farklı bir görünüm sunuyor. Boyut olarak da bir değişim var. iPhone 16 Pro Max’in 8.25 mm kalınlığına karşılık, yeni model 8.75 mm ile daha kalın ve bataryanın büyümesinden dolayı daha ağır.
Gövde malzemesi de değişti. iPhone 16 Pro Max’te titanyum kullanılırken, iPhone 17 Pro Max’te alüminyuma geçildi. Renk seçenekleri de farklılaştı. iPhone 16 Pro Max’in Siyah, Beyaz, Natürel ve Çöl Titanyum renklerinin yerini iPhone 17 Pro Max’te Kozmik Turuncu, Abis ve Gümüş aldı.
Ekran tarafında ise temelde büyük bir yenilik yok. iPhone 17 Pro Max, iPhone 16 Pro Max’te olduğu gibi 6.9 inç büyüklüğünde, 120 Hz ProMotion teknolojisine sahip Liquid Retina XDR ekrana sahip. Ancak maksimum parlaklık seviyesi 2.000 nitten 3.000 nite yükseldi.
Kamera alanında ise ciddi gelişmeler yaşanıyor. Apple, periskop kamerayı nihayet daha yüksek çözünürlüğe çıkardı. iPhone 16 Pro Max’teki 12 MP’lik periskop kamera, iPhone 17 Pro Max’te arka taraftaki diğer kameralar gibi 48 MP çözünürlüğe ulaştı.
Bu, kameralar arası geçişi daha akıcı hale getiriyor. Ayrıca, optik zoom yeteneği de 5x’ten 8x’e yükseldi. Arka kameraların yanı sıra ön kamerada da bir yenilik var. 12 MP çözünürlüğe sahip ön kamera, yeni modelde 24 MP’e çıktı. Bu sayede hem fotoğraf hem de video kalitesi artıyor.
iPhone 17 Türkiye fiyatı belli oldu. Peki, Apple'ın yeni gözdesi ülkemizde ne kadara satılacak? İşte tüm detaylar.
Performans kısmında iPhone 17 Pro Max, Apple’ın üçüncü nesil 3nm yonga seti olan A19 Pro işlemcisini kullanıyor. Bu işlemci, A18 Pro’ya göre yüzde 40’a kadar daha iyi sürdürülebilir performans veriyor. İki işlemci arasında mimari olarak büyük bir fark olmasa da, RAM kapasitesindeki artış önemli bir detay.
iPhone 16 Pro Max’teki 8 GB RAM’e karşılık, yeni modelde 12 GB RAM bulunuyor. Bu artış, çoklu görev yeteneklerini ve Apple Intelligence yapay zeka özelliklerinin hızını artırıyor.
Batarya ve şarj tarafında da iyileştirmeler mevcut. iPhone 17 Pro Max, daha büyük bir bataryaya sahip. 5.088 mAh batarya kapasitesi, 4.685 mAh olan iPhone 16 Pro Max’in bataryasını geride bırakıyor.
Bu sayede video oynatma süresi 33 saatten 37 saate, online video izleme süresi ise 29 saatten 33 saate çıktı. Şarj hızı da değişti. Yeni model, 20 dakikada yüzde 50 şarj seviyesine ulaşıyor. iPhone 16 Pro Max’te bu süre 35 dakika olarak belirtiliyor.
Son olarak fiyatlara bakıldığında, iPhone 16 Pro Max 99.999 TL’den piyasaya çıkmışken, iPhone 17 Pro Max 119.999 TL’den satışa sunuluyor. İki model arasında 20.000 TL’lik bir fiyat farkı bulunuyor.
Korku filmi serisi The Conjuring, sinemaya veda ederken büyük bir başarıya imza attı. Serinin son filmi The Conjuring 4: Son Ayin, korku filmleri arasında tüm zamanların en iyi açılış hasılatına ulaştı ve 2017 yapımı It’in rekorunu kırdı.
The Conjuring 4: Son Ayin ilgi gördü
Geçtiğimiz hafta vizyona giren The Conjuring 4, ilk haftasında dünya genelinde 194 milyon dolar hasılat elde etti. Bu sonuçla film, 2017’de 190 milyon dolarlık açılış yapan It’i geride bırakarak zirveye oturdu.
The Conjuring 4, aynı zamanda ABD dışındaki en iyi açılış hasılatı yapan korku filmi rekorunu da ele geçirdi. Daha önceki rekorun sahibi It: Bölüm 2’ydi. Film, bu performansını koruduğu takdirde gişede daha fazla rekor kırabilir.
Serinin finali olan “Son Ayin” filminde, paranormal araştırmacılar Ed ve Lorraine Warren, kariyerlerinin en son ve en korkutucu vakasıyla karşı karşıya geliyor. Bu dava, çifti daha önce hiç karşılaşmadıkları gizemli ve dehşet verici varlıklarla yüzleşmeye zorluyor. Warren çifti, hem kendi hayatlarını hem de masum insanları bu kötücül güçlerden korumak için son bir mücadele veriyor.
Türk savunma sanayiinin lokomotif firmalarından ASELSAN, milli güvenliğin en kritik bileşenlerinden olan hava savunma kapasitesini güçlendirme yolunda dev bir adım attı. Savunma Sanayii Başkanlığı ile yapılan anlaşma, Türkiye’nin kendi geliştirdiği ileri teknoloji hava savunma sistemlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine kazandırılmasını öngörüyor.
ASELSAN Yatırımın Detayları
Söz konusu dev sözleşme kapsamında, teslimatların 2027 yılında başlaması ve 2031 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. Bu takvim, Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisini milli sistemlerle tamamlama hedefine yönelik kararlılığını ortaya koyuyor. Anlaşmanın tam 1.65 milyar Avroluk bütçesi, projenin büyüklüğünü ve Türkiye’nin bu alandaki teknolojik bağımsızlık vizyonunu gözler önüne seriyor.
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Prag'da düzenlenen IISS Savunma Zirvesi'nde NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi.
Milli Teknoloji Hamlesinin Zirvesi
Bu anlaşma, sadece bir tedarik projesi olmanın ötesinde, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’nin ve savunma sanayiindeki yerlileşme çabalarının somut bir meyvesi olarak değerlendiriliyor. Yabancı menşeli sistemlere olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen Türkiye, HİSAR ve SİPER gibi kendi geliştirdiği ve başarılı testlerle rüştünü ispatlamış sistemlerle gökyüzünü güvence altına alıyor. Bu sözleşmenin, söz konusu milli sistemlerin seri üretimi ve yaygınlaştırılmasına yönelik olduğu tahmin ediliyor.
ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik toplam tutarı 1.650.000.000 Avro olan sözleşme imzalandı. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2027 ve 2031 yılları arasında gerçekleştirilecek. 🌐 An agreement regarding the… pic.twitter.com/H2UHZorVUj
Bu büyüklükteki bir proje, sadece ASELSAN için değil, aynı zamanda şirketin birlikte çalıştığı yüzlerce alt yüklenici ve KOBİ için de önemli bir ekonomik canlanma anlamına geliyor. Proje süresince yaratılacak istihdamın yanı sıra, elde edilecek mühendislik birikimi ve teknolojik yetkinlik, Türkiye’nin gelecekteki savunma projeleri ve ihracat potansiyeli için de kritik bir referans oluşturacak.
SSB ve ASELSAN arasında imzalanan bu tarihi sözleşme, Türkiye’nin egemenliğini ve güvenliğini kendi imkanlarıyla sağlama konusundaki stratejik vizyonunun en net göstergelerinden biri olarak kayıtlara geçti. 2027’den itibaren envantere girmeye başlayacak olan yeni sistemler, Türkiye’nin hava sahasını her türlü tehdide karşı daha etkin bir şekilde korumasını sağlayacak.
Microsoft, Xbox’ı otomobillere getirmek için LG ile iş birliği yaptı. LG’nin Otomotiv İçerik Platformu (ACP) üzerinden çalışacak yeni bir Xbox uygulaması sayesinde, Xbox Game Pass Ultimate aboneleri oyunları doğrudan araç ekranlarında bulut üzerinden oynayabilecek.
Xbox, otomobiller için sunulacak
Bu iş birliğinin ilk meyvesi Kia EV3 modelinde görülecek. Xbox uygulaması, özellikle elektrikli araçlar şarj edilirken veya uzun yolculuklarda yolcular için eğlence sunmayı hedefliyor.
LG’nin ACP sistemi şu anda Avrupa’daki Kia EV3’te kullanılıyor ve yakın zamanda EV4, EV5 ve yeni Sportage modellerine de gelecek. ACP, LG akıllı televizyonlarındaki webOS işletim sistemini temel alıyor ve Netflix, Disney Plus, YouTube gibi birçok içerik platformuna erişim sağlıyor.
Microsoft, bu yılın başında Xbox uygulamasını LG akıllı televizyonlarına getirmişti. Şimdi ise otomobillere genişlemesi, şirketin Xbox Cloud Gaming hizmetini Game Pass Core ve Standard abonelik planlarına da açmaya hazırlandığı bir döneme denk geliyor.
iPhone 17 Türkiye fiyatı belli oldu. Peki, Apple'ın yeni gözdesi ülkemizde ne kadara satılacak? İşte tüm detaylar.
Microsoft, ayrıca Tokyo Game Show’a bu ay geri döneceğini duyurdu. 25 Eylül’de Türkiye saati ile 13:00’te yapılacak Xbox yayınında Forza Horizon 6’nın tanıtılması bekleniyor. Etkinlik için paylaşılan görseldeki neon ışıklı şehir manzarası, yeni Forza oyununun Japonya’da geçebileceğine işaret ediyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz günlük hayatınızda bir Xbox konsolu kullanıyor musunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Günümüz tüketicileri alışveriş süreçlerinde hız, güvenlik ve pratiklik bekliyor; işletmelerin de bu beklentilere ayak uydurması kaçınılmaz hale geliyor. Özellikle online alışverişin yaygınlaşmasıyla birlikte ödeme sistemleri, dijital dönüşüm yolculuğunun en önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu noktada sanal POS çözümleri, işletmelerin modern ihtiyaçlarına uygun, esnek çözümler sunarak fark yaratıyor.
Sanal POS Nedir ve İşletmeler için Neden Gereklidir?
Sanal POS (Point of Sale), işletmelerin internet üzerinden kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme almasını sağlayan dijital altyapı olarak tanımlanıyor. Fiziksel POS cihazlarının çevrimiçi karşılığı gibi çalışan sistem, online hizmet sağlayıcılar için artık temel ihtiyaç haline geliyor.
Müşterilerin alışveriş deneyimi değişiyor; geleneksel yöntemlerde mağazaya gitmeleri gerekirken, sanal POS sayesinde tüm ödeme süreci güvenli şekilde internet üzerinden tamamlanıyor. Bu durum, hem kullanıcı deneyimini güçlendiriyor hem de işletmelerin satış hacmini artırıyor. Ayrıca farklı kart türlerini desteklemesi, taksit seçenekleri sunması ve tek tıkla ödeme imkanı sağlaması, işletmelere çok daha geniş müşteri kitlesine ulaşma fırsatı veriyor.
E-ticaret hacmi her geçen gün büyümeye devam ediyor ve bu süreçte sanal POS kullanmayan işletmeler, rekabette geri planda kalıyor. Dolayısıyla sanal POS, yalnızca ödeme çözümü değil, dijital çağda ayakta kalabilmenin de en önemli araçlarından biri haline geliyor.
PayTR Sanal POS’un Avantajları
PayTR Sanal POS, işletmelerin dijital dönüşüm sürecinde güvenilir bir ödeme çözümü olarak öne çıkıyor. Yerli altyapısı sayesinde hem teknik destek hem de güvenlik standartları açısından güçlü bir yapı sunuyor. Aşağıda PayTR sanal POS sisteminin sağladığı tüm avantajları bulabilirsiniz:
Kolay Entegrasyon ve Uygulama Esnekliği
PayTR Sanal POS, işletmelere sunduğu kolay entegrasyon özellikleriyle öne çıkıyor. E-ticaret siteleri, mobil uygulamalar ve farklı satış platformları, PayTR altyapısına hızlı şekilde entegre edilebiliyor. Bu sayede işletmeler, teknik bilgiye ihtiyaç duymadan kısa sürede online ödeme almaya başlıyor.
Platformun esnek yapısı, farklı yazılım altyapılarıyla da sorunsuz uyum sağlıyor. İster hazır e-ticaret altyapıları kullanılsın ister özel yazılımlar tercih edilsin, PayTR Sanal POS kolayca uyum gösteriyor. API desteği sayesinde işletmeler ödeme sistemlerini ihtiyaçlarına göre özelleştirebiliyor, müşteri deneyimini kendi iş modeline uygun hale getirebiliyor.
Bu entegrasyon kolaylığı, özellikle KOBİ’ler için büyük avantaj sağlıyor. Karmaşık kurulum süreçleriyle vakit kaybetmek yerine, kısa sürede satışa odaklanmak mümkün. Sonuç olarak PayTR sanal POS, esnek yapısıyla dijital dönüşüm sürecinde işletmelere hız kazandırıyor ve rekabette öne çıkmalarına yardımcı oluyor.
Güvenlik ve Müşteri Verilerinin Korunması
Dijital ödeme sistemlerinde güvenlik, işletmeler için en kritik konulardan biri olarak öne çıkıyor. PayTR sanal POS, gelişmiş güvenlik altyapısı sayesinde tüm ödeme işlemlerini güvence altına alıyor. PCI DSS uyumluluğu sayesinde müşteri kart bilgileri, en yüksek güvenlik standartlarına uygun şekilde işleniyor.
Ödeme sürecinde kullanılan SSL şifreleme teknolojisi, kullanıcıların kişisel ve finansal verilerini koruyor. Böylece müşteriler, kart bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi gibi risklerle karşılaşmadan güvenle alışveriş yapabiliyor. İşletmeler açısından ise bu güvenlik standartları, müşteri sadakatini artıran en önemli unsurlardan biri haline geliyor.
Sürekli güncellenen güvenlik önlemleriyle olası siber saldırılara karşı güçlü koruma sağlıyor. İşletmeler, teknik detaylarla uğraşmadan güvenli bir ödeme altyapısına sahip oluyor. Sonuç olarak PayTR Sanal POS, yalnızca ödeme kolaylığı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda müşteri verilerinin korunması konusunda da işletmelere yüksek düzeyde güven sağlıyor.
Maliyet Avantajı ve Komisyon Oranları
İşletmeler için dijital dönüşüm sürecinde ödeme altyapısının maliyeti, karar verme aşamasında önemli bir kriter. PayTR Sanal POS, rekabetçi komisyon oranları ve uygun maliyetli çözümleriyle işletmelere ciddi bir avantaj sağlıyor. Özellikle KOBİ’ler, yüksek kurulum giderleri veya gizli ücretler olmadan online ödeme almaya başlıyor.
PayTR, farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere esnek paketler sunuyor. Bu sayede işletmeler, kendi satış hacmine uygun komisyon oranlarından faydalanabiliyor. Ayrıca hızlı ödeme transferi özelliği, işletmelerin nakit akışını kolaylaştırıyor ve finansal planlamayı daha öngörülebilir hale getiriyor.
Müşteri Deneyimini Güçlendiren Özellikler
Dijital dünyada rekabetin belirleyicilerinden biri müşteri deneyimi kabul ediliyor. PayTR sanal POS, sunduğu özelliklerle hem işletmelerin iş süreçlerini kolaylaştırıyor hem de müşterilerin alışveriş deneyimini keyifli hale getiriyor.
Tek tıkla ödeme seçeneği, kullanıcıların alışveriş sırasında zaman kaybetmesini önlüyor. Kart bilgilerinin güvenli şekilde saklanması sayesinde müşteriler, her alışverişte tekrar bilgi girmek zorunda kalmadan hızlı şekilde ödeme yapabiliyor. Ayrıca farklı kart türlerini desteklemesi ve taksit imkanı sunması, müşterilerin tercihlerini genişletiyor, alışverişi daha ulaşılabilir kılıyor.
Mobil uyumluluk da PayTR’nin güçlü yönlerinden biri. Tüketiciler, akıllı telefonları ya da tabletleri üzerinden güvenle ödeme yapabiliyor. Bu da işletmelerin her an, her yerden satış yapabilmesini sağlıyor.
Kesintisiz Teknik Destek
Bir e-ticaret sitesi için teknik destek, operasyonel sürekliliğin garantisi sayılıyor. Ödeme altyapısında yaşanabilecek en küçük problem bile, anlık satış kayıplarına neden olabiliyor. PayTR 7/24 ulaşılabilen uzman destek ekibiyle işletmelerin bu tür risklere karşı güvende kalmasını sağlıyor. Entegrasyon sürecinden ödeme işlemindeki herhangi bir hataya kadar her türlü konuda anında çözüm sunan bu hizmet, işletmenizin hiçbir zaman yalnız kalmamasını garanti altına alıyor.
E-ticaret sitenizin kalbi olan ödeme altyapınız, zamanında müşterilerinizle aranızdaki güven köprüsü oluyor. PayTR sanal POS, sunduğu güvenlik, kolay entegrasyon, maliyet avantajı ile işletmenizin rekabet gücünü artırıyor. PayTR’ı tercih ederek işinizi dijital dünyaya taşıyabilir, işinize değer katabilirsiniz.
Video oyunları tarihinde öyle yapımlar vardır ki, zamanın ötesine geçerek birer mihenk taşına dönüşürler. Metal Gear Solid 3: Snake Eater da, şüphesiz bu anıt oyunlardan biridir. Hideo Kojima’nın dehasını yansıtan bu başyapıt, tuhaf mizah anlayışıyla derinlikli bir hikaye anlatımını, unutulmaz karakterlerle bugün bile geçerliliğini koruyan politik mesajları ustalıkla harmanlıyordu. Onu bir klasik yapan şey çılgın senaryosuysa, bir başyapıt yapan şey o senaryonun etrafına örülmüş inanılmaz mekanik derinlik katmanlarıydı.
Metal Gear Solid Delta Snake Eater inceleme
Yirmi yıl sonra bile, Naked Snake’in Sovyet topraklarındaki macerası, etkileşim ve oynanış özgürlüğü açısından eşi benzeri görülmemiş bir yoğunluk sunuyor. Snake Eater, Sandbox etiketini sonuna kadar hak eden nadir oyunlardan biridir; size muhteşem bir casusluk gerilimi sunarken aynı zamanda elinize farklı bir oyun deneyimi sunuyor. Bugün bile pek çok modern oyunun vaat edip sunamadığı bir özgürlüktür bu.
Avladığınız bir yılanın zamanla çürümesini izlemek, düşmanın yiyecek deposunu sabote edip açlıktan sizin çürümüş yılanınızı yemelerini beklemek… Tek bir düşmanı alt etmenin onlarca farklı yolu: üzerine arı kovanı atmak, sorguya çekmek, zehirli örümcek fırlatmak… Bu, PS2 döneminden kalma bir oyunun sunduğu akıl almaz bir yaratıcılıktı.
İşte bu yüzden Metal Gear Solid Delta Snake Eater duyurulduğunda, akıllardaki en büyük soru şuydu: Böylesine kusursuz bir yapıta nasıl dokunulur? Konami’nin cevabı ise modern oyun endüstrisinin trendlerinin aksine, oldukça cesur bir karar oldu: Yeniden hayal etmek yerine, sadakatle yeniden inşa etmek.
Resident Evil 4 veya Final Fantasy VII Remake gibi, orijinal materyali alıp onu modern tasarım anlayışıyla baştan yorumlayan yeniden yapımların çağında, Delta’nın yaklaşımı neredeyse şaşırtıcı. Bu oyun, bir yeniden yapımdan çok, koleksiyoncuların aşina olduğu bir yeniden basım gibi hissettiriyor.
Bu durum, bazı oyuncular için hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak Delta’nın asıl başarısı, tam da bu hayal gücünden yoksun gibi görünen yaklaşımında yatıyor. Oyun, bize çok önemli bir mesaj veriyor: Her başyapıtın yeniden yorumlanmaya ihtiyacı yoktur. Bazı oyunlar, ilk yapıldıklarında o kadar mükemmeldir ki, onlara farklı bir yorum katmaya çalışmak, yaratıcı bir kibirden öteye geçmez. Metal Gear Solid Delta Snake Eater, bu kibre düşmüyor ve orijinal esere duyduğu saygıyı her karesinde hissettiriyor.
Modern Dokunuşlar: Efsaneyi Parlatan İki Temel Yenilik
Delta, orijinal deneyimi korurken, onu günümüz standartlarına taşıyan iki temel ve son derece hoş karşılanan yenilik sunuyor.
Görsel Bir Şölen
En bariz değişiklik, PS2’nin mütevazı grafiklerinin Unreal Engine 5’in gücüyle tamamen yeniden yaratılmış olması. Delta görsel olarak nefes kesici görünüyor. Ormanın yoğun bitki örtüsü, karakter modellerinin detayları ve çevresel efektler, Tselinoyarsk ormanlarına hiç olmadığı kadar canlılık katıyor.
Ara sahneler birebir kopyalanmış olsa da, yeni yüz animasyonları karakterlere inanılmaz bir ifade gücü kazandırıyor. Özellikle EVA ve The Boss gibi karakterlerin yüzlerindeki içsel çatışmalar, bu yeni detaylarla çok daha vurucu hale geliyor. Karakter tasarımları orijinaline sadık kalsa da, genel olarak bir güzelleştirme söz konusu. EVA artık daha göz alıcı, Naked Snake ise daha karizmatik. Bu durumun tek istisnası, yanık ve yara izleri çok daha korkunç hale getirilen Albay Volgin. Bu görsel cila, hikayenin dramatik anlarını daha da güçlendiriyor.
Zincirlerinden Kurtulan Oynanış: Modernize Edilmiş Kontroller
Metal Gear Solid 3’ü ne kadar sevsek de, orijinal kontrol şemasının bugün hantal kelimesiyle tanımlanabileceğini kabul etmeliyiz. Basit bir nişan alıp ateş etme eylemi bile tuhaf bir ritüel gibiydi. Delta, bu en büyük engeli ortadan kaldırıyor. Standart bir üçüncü şahıs nişancı oyunu gibi akıcı ve sezgisel kontrollere geçiş yapmak, MGS3’ün o harika mekaniklerini herkes için erişilebilir kılıyor.
Oyunfor’dan gelen bilgilere göre; Ağustos ayındaki oyun satışları, son dönemin en iyi rakamları arasında yer aldı.
Artık nişan almak, siper almak ve ekipman kullanmak o kadar akıcı ki, oyunun eskiden zorlandığım bölümleri bu sefer tereyağından kıl çeker gibi geçti. Bu, oyunun derinliğini azaltmıyor; aksine, oyuncunun o derinliğe ulaşmasını kolaylaştırıyor. Elbette, nostalji arayan puristler için orijinal kontrol şeması ve kamera açıları da bir seçenek olarak sunulmuş.
Ruhu Koruyan Detaylar
Bu büyük yeniliklerin yanı sıra, Delta kullanıcı arayüzünde de akıllıca iyileştirmeler yapıyor. Yeni radyal menü sayesinde kamuflaj değiştirmek, yemek yemek veya telsizi kullanmak gibi eylemler çok daha hızlı. Snake yaralandığında, tek tuşla Survival Viewer menüsüne geçip kendinizi tedavi edebilmek, oyunun akışını koruyan harika bir kolaylık.
Ancak en önemlisi, bu modernleştirmelerin hiçbiri oyunun ruhuna dokunmuyor. Snake ve FOX ekibi arasındaki o absürt telsiz konuşmaları, ara sahnelerdeki gizli kamera açıları, ormanda yakalanmayı bekleyen kaçak maymunlar, birbirinden ilginç kamuflajlar… Snake Eater’ı özel kılan her şey, en ince detayına kadar korunmuş. Hatta orijinal PS2 sürümünden bu yana görülmeyen bir “Easter egg”in bile geri döndüğünü görmek, geliştirici ekibin işini ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor.
Sonuç: En Gereksiz Ama En Mükemmel Yeniden Yapım
Modern grafikler ve akıcı kontrollerle bezenmiş bir Snake Eater deneyimi sunuyor ve bu, günümüz endüstrisinden bekleyebileceğimizin çok daha ötesinde bir hediye.
Delta, Snake Eater’ın yepyeni ve modern bir yorumu olsaydı, orijinalinin gölgesinde kalmaya mahkum olurdu. Çünkü o efsanevi oyunun karşısında, her türlü değişiklik yavan kalırdı. Tüm zamanların en iyi oyunlarından birine hakkını vermek için, Metal Gear Solid Delta’nın onu yeniden tasarlaması değil, taklit etmesi gerekiyordu. Ve bunu mükemmel bir şekilde başarıyor.
The End ile olan o unutulmaz düellonun sonunda hissettiğim hayranlık ve zafer duygusu, yirmi yıl sonra bile aynı tazelikteydi. Bu, Delta’nın görevini başarıyla tamamladığının en büyük kanıtı. Eğer Metal Gear Solid 3’ü hiç oynamadıysanız, bu efsaneyi deneyimlemek için daha iyi bir fırsat olamaz. Eğer bir veteran iseniz, en sevdiğiniz oyunun hak ettiği saygıyı ve modern cilayı aldığına şahit olacaksınız.
Oyunfor’dan gelen verilere göre, 2025 yılının Ağustos ayında oyun satışlarında büyük bir yükseliş gerçekleşti. Temmuz 2025’e göre %13, Ağustos 2024’e göre ise %17 oranında artış yaşandı.
En çok oyun içi satış yapılan 10 oyun
Counter-Strike 2: FPS türünün öncülerinden biri olan bu oyun, rekabetçi oyun deneyimlerine olan talebin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Counter-Strike serisinin devamı olarak, oyunculara yüksek tempolu ve stratejik bir deneyim sunuyor.
PUBG Mobile: Battle Royale türünün popüler oyunlarından biri olarak, mobil platformda da geniş bir oyuncu kitlesine hitap etmeye devam ediyor.
Valorant: Riot Games’in FPS türündeki bu oyunu, hem rekabetçi yapısı hem de stratejik derinliği ile oyuncular arasında popülerliğini sürdürüyor.
Garena Free Fire: Mobil oyunlar arasında büyük bir popülariteye sahip olan Free Fire, önceki aylara göre satışlarını artırarak mobil oyun pazarında güçlü bir varlık gösterdi.
Mobile Legends: Mobil MOBA oyunları arasında kendine sağlam bir yer edinmiş olan Mobile Legends, geniş bir oyuncu kitlesine hitap ediyor.
Honor of Kings: MOBA türünde bir oyun olan Honor of Kings, özellikle Asya pazarında büyük bir başarı yakalıyor.
World of Warcraft: MMORPG türündeki bu oyun, yıllardır oyuncuları etkileyen geniş bir dünyaya ve zengin bir içeriğe sahip.
League of Legends: Uzun süredir popülerliğini koruyan bu MOBA oyunu, oyunculara derinlemesine bir strateji deneyimi sunuyor ve e-spor arenasında da son derece etkin bir yere sahip.
Metin 2: Türkiye’de oldukça tanınmış olan bu MMORPG oyunu, yerel pazarın güçlü temsilcilerinden biri.
Call of Duty: Warzone: Bedava oynanabilen bu Battle Royale, halen popülerliğini sürdürüyor.
En çok satılan hediye kartları
1. Sony PSN Hediye Kartı 2. Steam Cüzdan Hediye Kartı 3. App Store & iTunes Hediye Kartı 4. Xbox Hediye Kartı 5. Google Play Hediye Kartı
İllere göre dağılım
Oyunfor’dan gelen bilgilere göre oyun alışverişlerinde Ağustos ayında en çok alışveriş İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’u; Ankara, Antalya, İzmir ve Bursa takip etti.
Yaş aralığına göre dağılım
Ağustos ayında toplam oyun alışverişlerinin önemli bir kısmı 30 yaş üstündeki oyuncular tarafından yapıldı.