Oyun dünyasının dev ismi Electronic Arts (EA), devasa bir satış anlaşmasıyla gündemdeyken ABD’li yasa yapıcılar duruma müdahil oldu. Kongre üyeleri, şirketin 55 milyar dolarlık satış sürecinin Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından detaylı bir şekilde incelenmesini talep ediyor.
Electronic Arts Anlaşmasının İş Gücüne Etkileri Endişe Yaratıyor
Şirket, eylül ayında Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Silver Lake ve Affinity Partners konsorsiyumuna satılacağını doğrulamıştı. 2027 yılının ilk çeyreğinde tamamlanması beklenen bu devir işlemi öncesinde, Temsilciler Meclisi’ndeki 46 Demokrat üye, anlaşmanın olası sonuçları konusunda uyarıda bulundu.
Kongre üyeleri tarafından kaleme alınan mektupta, bu satın almanın zaten istikrarsız olan sektörü daha da kötüleştirebileceği vurgulandı. Özellikle olası işten çıkarmalar, ücret belirleme gücü ve pazar hakimiyetinin artması gibi risklerin detaylıca araştırılması istendi.
Nvidia GeForce Now kütüphanesine bu hafta 5 yeni oyun ekleniyor. Güncel GeForce Now Türkiye fiyatları ve haftanın oyun listesi haberimizde.
Sendikalar İnceleme Talebine Destek Veriyor
İletişim Çalışanları Sendikası (CWA) ve United Video Games gibi örgütler de bu çağrıya tam destek veriyor. Sektör temsilcileri, düzenleyici kurumların bu anlaşmayı mercek altına alarak mevcut işleri korumasını ve yaratıcı özgürlüğü güvence altına almasını bekliyor.
Peki, Electronic Arts hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Yapay zeka dünyasında rekabet kızışırken ilginç bir etkileşim ortaya çıktı. The Guardian tarafından yapılan testler, OpenAI şirketinin en gelişmiş modeli olarak lanse ettiği GPT-5.2’nin, Elon Musk’ın xAI şirketi tarafından oluşturulan Grokipedia’yı bilgi kaynağı olarak kullandığını gösterdi.
Şirket, GPT-5.2’yi profesyonel iş dünyası için en gelişmiş model olarak tanıtmıştı. Ancak ortaya çıkan raporlar, modelin güvenilirliği konusunda bazı soru işaretleri yarattı. Özellikle hassas ve tartışmalı konularda rakip firmanın oluşturduğu AI tabanlı ansiklopediden veri çekilmesi teknoloji dünyasında şaşkınlık yarattı.
OpenAI Kaynakları Tartışma Yarattı
Yapılan incelemelerde, ChatGPT’nin İran hükümeti ve telekomünikasyon şirketi MTN-Irancell arasındaki bağlar veya Holokost inkarı davasında uzman tanıklık yapan tarihçi Richard Evans gibi spesifik konularda Grokipedia’yı referans aldığı belirlendi. Guardian, modelin Donald Trump ile ilgili medya önyargısı gibi bazı diğer tartışmalı konularda ise bu kaynağı kullanmadığını not düştü.
Grokipedia ve Güvenilirlik Sorunları
OpenAI, karmaşık görevleri yerine getirebilmesi için GPT-5.2 modelini aralık ayında piyasaya sürmüştü. Ancak kaynak olarak kullanılan Grokipedia, daha önce Neo-Nazi forumlarına atıfta bulunmasıyla gündeme gelmiş ve tartışma yaratmıştı. ABD’li araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışma da bu ansiklopedinin “sorunlu” ve “şüpheli” kaynakları kullandığını belgelemişti.
Google, Ocak 2026 itibarıyla Gmailify ve POP ile e-posta çekme özelliklerini kaldırıyor. Üçüncü taraf hesapları etkileyen detaylar haberimizde.
OpenAI Cephesinden Açıklama Geldi
Konuyla ilgili açıklama yapan şirket yetkilileri, modelin halka açık geniş bir kaynak yelpazesini taradığını belirtti. Yapılan açıklamada, “Yüksek önem derecesine sahip zararlı içeriklerle ilişkili bağlantıların riskini azaltmak için güvenlik filtreleri uyguluyoruz” ifadelerine yer verildi.
Peki, OpenAI hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Teknoloji devi Microsoft, gizlilik tartışmalarını yeniden alevlendirecek bir karara imza attı. Şirket, FBI’ın yürüttüğü bir dolandırıcılık soruşturması kapsamında, kullanıcılarına ait şifrelenmiş verilere erişim sağlayan anahtarları federal yetkililere teslim etti.
Geçtiğimiz yıl gerçekleşen olayda FBI, Guam’daki COVID işsizlik yardımı programıyla ilgili potansiyel bir dolandırıcılığı araştırıyordu. Soruşturma kapsamında üç dizüstü bilgisayardaki verilere ulaşmak isteyen yetkililer, mahkeme emriyle şirketin kapısını çaldı ve istedikleri erişim iznini aldı.
Microsoft kullanıcı güvenliği konusunda eleştirilerin odağında
Bu hamle, teknoloji şirketlerinin genellikle devlet taleplerine karşı sergilediği dirençli duruşla çelişiyor. Hatırlanacağı üzere Apple, 2016 yılındaki San Bernardino davasında FBI’ın benzer bir talebini reddetmiş ve büyük bir hukuk mücadelesi başlatmıştı. O dönemde Microsoft dahil birçok dev şirket Apple’a destek vermişti.
Ancak bu kez durum farklı gelişti. Şirket sözcüsü Charles Chamberlayne, geçerli bir yasal emir aldıklarında sunucularında saklanan anahtarları teslim etmekle yasal olarak yükümlü olduklarını belirtti. Kullanıcıların BitLocker kurtarma anahtarlarını kolaylık olsun diye buluta yedeklemeleri, bu verilerin şirketin erişimine açık hale gelmesine neden oluyor.
Gizlilik savunucuları ve senatörden sert tepki
Senatör Ron Wyden, şirketlerin kullanıcıların şifreleme anahtarlarını gizlice devlete vermesini “sorumsuzluk” olarak nitelendirdi. Kullanıcıların verilerini korumak için güvenli olduğunu düşündükleri bir sistemin, aslında devlet erişimine açık bir arka kapı barındırması büyük tepki çekiyor.
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ise bu durumun tehlikeli bir emsal oluşturduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu kapının bir kez açılmasının ardından kötüye kullanım riskinin artacağından endişe ediyor.
149 milyon kullanıcıya ait Gmail ve Instagram şifrelerinin bulunduğu 96 GB'lık korumasız veritabanı keşfedildi. Detaylar haberimizde.
Yabancı hükümetler ve küresel riskler
Endişelerin bir diğer boyutu da uluslararası ilişkilerle ilgili. ACLU’dan siber güvenlik danışmanı Jennifer Granick, insan hakları sicili zayıf olan yabancı hükümetlerin de benzer taleplerde bulunabileceği uyarısında bulunuyor. Eğer Microsoft ABD hükümetine bu anahtarları veriyorsa, diğer ülkelerin de aynı taleple gelmesinin önü açılmış olabilir.
Peki, Microsoft hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Türkiye’de son dönemde agresif reklam kampanyaları ve uygun fiyat politikasıyla dikkatleri üzerine çeken e-ticaret platformu Temu, Türkiye pazarındaki satış stratejisini radikal bir kararla değiştirdi. Platforma giriş yapan kullanıcılar artık eskisi gibi yurtdışı menşeli uygun fiyatlı ürünlere ulaşamıyor. Şirket, sessiz sedasız bir şekilde sınır ötesi ticaret operasyonlarını askıya alarak yeni bir döneme geçiş yaptı.
Temu’dan Beklenmedik Karar: Yurtdışı Ürün Satışı Kapatıldı
Uygulama veya web sitesi üzerinden sipariş vermek isteyen tüketiciler, karşılarında sadece Türkiye’de faaliyet gösteren yerel satıcıları bulabiliyor. Eskiden binlerce çeşit ithal ürünün ve uygun fiyatlı alternatiflerin bulunduğu platformda, şu anda yalnızca yurt içi gönderim yapan mağazalar listeleniyor. Yani, Temu üzerinden artık gümrük süreçlerine tabi olan ve yurt dışından gönderilen ürünleri sipariş etmek sistem üzerinde mümkün görünmüyor.
Bu ani değişikliğin, platformun en büyük cazibesi olan uygun fiyatlı ithal ürün erişimini ortadan kaldırdığı görülüyor. Yurtdışı (YD) satışlarının tamamen kapatılmasıyla birlikte, sistem şu an için sadece yerel bir pazar yeri formatına dönüşmüş durumda. Kullanıcılar sepetlerine ürün eklemek istediklerinde veya arama yaptıklarında küresel seçeneklerin devre dışı kaldığını ve sadece yerli stokların kaldığını net bir şekilde fark ediyor.
Temu Türkiye ofisine rekabet kurumu tarafından baskın yapıldı. Şirket yetkilileri bilgisayarlara el konulduğunu doğruladı.
Alınan bu kararın arka planında ise geçtiğimiz günlerde yaşanan idari süreçlerin etkili olduğu düşünülüyor. Bilindiği üzere, kısa bir süre önce Temu’nun Türkiye ofisine resmi makamlar tarafından bir baskın düzenlenmiş ve detaylı bir denetim gerçekleştirilmişti. Bu denetimlerin hemen ardından gelen kısıtlama kararı, şirketin Türkiye’deki yasal uyumluluk süreçlerini yeniden yapılandırdığını veya zorunlu bir tedbir aldığını işaret ediyor.
Amazon, Temu'ya rakip olacak yeni Amazon Bazaar platformu ile ucuz alışveriş pazarına giriş yapıyor. İşte yeni platformun detayları.
Şu an için platformdaki bu “sadece yerel satıcı” döneminin kalıcı olup olmadığına veya kısıtlamanın ne zaman kalkacağına dair şirketten resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak yaşanan gelişmeler, yurt dışından uygun fiyatlı alışveriş alışkanlıklarını doğrudan etkileyecek gibi duruyor. Peki, siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Temu’nun sadece yerel satıcılarla devam etmesi platformu kullanma sıklığınızı etkiler mi? Görüşlerinizi bizimle paylaşın.
Elon Musk, yaklaşık on yıl önce bir Tesla’nın Los Angeles’tan New York’a tamamen kendi kendine gideceğini ve bu gösterinin 2017 sonuna kadar tamamlanacağını söylemişti. Bu sözün üzerinden yıllar geçse de beklenen tarihi sürüş nihayet gerçekleşti. Alex Roy ve beraberindeki otonom sürüş uzmanlarından oluşan ekip, 2024 model Tesla Model S ile hiç insan müdahalesi olmadan kıtayı bir uçtan diğer uca geçmeyi başardı.
Elon Musk’ın 9 Yıllık Vaadi Gerçek Oldu: Tesla FSD ile Kıtalararası Yolculuk
Roy ve ekibi, Musk’ın 2016 yılındaki iddiasını test etmek amacıyla yola çıktı. Ekipte eski bir otomotiv yöneticisi olan Warren Ahner ve otonom sürüş meraklısı Paul Pham da yer alıyordu. Toplamda 3.081 mil (yaklaşık 4.958 km) süren yolculuk boyunca araç kontrolü tamamen yapay zekaya bırakıldı. Zorlu yolculuk, şarj molaları dahil olmak üzere toplam 58 saat 22 dakika sürdü.
Yolculuk esnasında araçta Tesla’nın en yeni HW4 donanımı ve FSD (Tam Otonom Sürüş) 14.2.2.3 sürümü kullanılıyordu. Ekip, şarj istasyonlarında beklerken 10 saatten fazla zaman harcadı. Daha önce benzer denemeler yapılmış olsa da, kış şartlarında ve Elon Musk’ın orijinal vaadindeki rotada, yani kuzeydoğu istikametinde yapılan bu sürüş belgelenmiş bir ilk niteliği taşıyor.
Ekip, “sıfır müdahale” kuralına o kadar sadık kaldı ki, şarj duraklarında bile direksiyona dokunmadılar. Hatta ilginç bir olay yaşandı; bir ekip üyesi yanlışlıkla dinlenme tesisinde unutulduğunda, FSD sistemini devre dışı bırakmamak adına onu geri almak için 90 dakikalık ekstra bir yol katedildi. Tüm yolculuk, şüpheye yer bırakmamak adına iki farklı kamera ile kayıt altına alındı.
Tüm rota boyunca sistem sadece bir kez devreden çıktı, ancak Alex Roy bunun sistemsel bir hata değil, kendisinin yanlışlıkla direksiyona dokunmasından kaynaklanan bir insan hatası olduğunu belirtti. Ortabatı bölgesindeki sert kış şartlarına ve kar fırtınalarına rağmen araç, otonom sürüş yeteneğini kaybetmeden yoluna devam etmeyi başardı. Roy, aracın karlı zemindeki performansının ve toparlanma yeteneğinin inanılmaz seviyede olduğunu vurguladı.
Tesla, standart otopilot sistemi politikasını değiştirdi. Artık bazı özellikler ücretli. FSD abonelik modeli ve yeni fiyatlar hakkında her şey haberimizde.
Bu deneme, otonom sürüş teknolojilerinin geldiği noktayı ve kış şartlarındaki dayanıklılığını göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Tesla’nın yazılımı geliştikçe bu rekorların daha da iyileştirilmesi bekleniyor. Peki siz otonom sürüş teknolojilerinin güvenliği hakkında ne düşünüyorsunuz, karlı bir havada direksiyonu tamamen yapay zekaya emanet eder miydiniz?
Google, popüler Google Fotoğraflar uygulaması için kullanıcıların yüzünü güldürecek yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Me Meme adı verilen bu yenilik, galerinizdeki fotoğrafları internette sıkça karşılaştığımız mizahi görsellere, yani meme’lere dönüştürmenize olanak tanıyor. Bu eğlenceli işlem gerçekleştirilirken arka planda Google’ın güçlü yapay zeka modeli Google Gemini kullanılıyor ve seçilen fotoğraflar otomatik olarak meme şablonlarına uyarlanıyor.
Google Fotoğraflar’dan Eğlenceli Yenilik: Gemini Destekli Me Meme Özelliği
Şu an için deneysel aşamada olan bu özellik, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kullanıcılara ve sadece İngilizce dil seçeneğiyle sunuluyor. Google, özelliğin şimdilik sadece Android kullanıcıları için kademeli olarak dağıtıldığını belirtiyor. Ancak şirket, TechCrunch’a yaptığı açıklamada iOS kullanıcılarının da önümüzdeki haftalarda bu yeniliğe erişebileceğini doğruladı. Ayrıca Google, yapay zeka ile üretilen görsellerin bazen orijinal fotoğrafla birebir eşleşmeyebileceği konusunda da kullanıcılara bir uyarıda bulunuyor.
The "Me meme" feature which I spotted back in October 2025 is finally announced by Google.
This is an experimental feature which will be available first for users in US only 😐
Peki bu yeni özellik nasıl kullanılıyor? Öncelikle Google Fotoğraflar uygulamasını açıp alt kısımda yer alan Oluştur (Create) sekmesine gitmeniz gerekiyor. Burada Me Meme seçeneğini bulabilirsiniz. Eğer özellik henüz görünmüyorsa dağıtım süreci devam ettiği için biraz beklemeniz gerekebilir. İlk kullanımda ekranda beliren talimatlar sizi yönlendiriyor, sonraki girişlerinizde ise doğrudan üretim ekranına ulaşıyorsunuz.
Google, 2D görselleri saniyeler içinde 3D modellere dönüştüren yapay zeka girişimi Common Sense Machines'i satın aldı. Detaylar haberimizde.
Kullanıcılar, Google’ın sunduğu hazır şablonlardan birini seçebileceği gibi, kendi cihazlarından herhangi bir görseli veya meme’i yükleyerek bunu şablon olarak kullanabiliyor. Ardından, bu şablona yerleştirilmek istenen fotoğraf seçiliyor. Google, en iyi sonucun alınabilmesi için yüzün net bir şekilde göründüğü bir selfie kullanılmasını tavsiye ediyor.
Oluştur (Generate) butonuna basıldıktan sonra yapay zeka sizin için özgün bir içerik hazırlıyor. Sonuçtan memnunsanız görseli kaydedebilir veya doğrudan sosyal medya platformlarında paylaşabilirsiniz. Eğer sonuç hoşunuza gitmezse Yeniden Oluştur (Regenerate) seçeneğiyle farklı bir varyasyon deneme şansınız da bulunuyor. İlk olarak Ekim 2025’te Android Authority tarafından fark edilen bu özellik, artık daha geniş bir kitleye ulaşmaya başladı.
Google, Gemini yapay zekasının e-postalarınızı ve fotoğraflarınızı analiz ederek kişisel arama sonuçları üretmesini sağlayan özelliğini duyurdu.
Siz Google Fotoğraflar’ın sunduğu bu yapay zeka destekli özellik hakkında ne düşünüyorsunuz, kendi fotoğraflarınızı meme’e dönüştürmek ilginizi çeker mi?
Çin’in önde gelen çevrimiçi mağazaları Tmall ve JD.com’un, yeni yılın başlamasıyla birlikte Apple’ın güncel iPhone modellerinde indirim yapması alışılmadık bir durum değil. Ancak bu sefer teknoloji dünyasını şaşırtan gelişme, iPhone Air modeline uygulanan oldukça önemli fiyat kesintisi oldu. Ekim ayının ortasında Çin’de satışa sunulan bu amiral gemisi, Apple’ın premium marka imajı sayesinde başlangıçta stokları hızla tüketmişti. Ne yazık ki cihazın popülaritesi zamanla o kadar azaldı ki, satışları canlandırmak için 415 dolara varan devasa bir indirim uygulanmak zorunda kalındı.
Apple’ın İnce Telefonu Bekleneni Veremedi: iPhone Air Fiyatları Çakıldı
Apple’ın Tmall üzerindeki resmi mağazası, iPhone Air fiyatının 2.000 yuan (yaklaşık 286 dolar) düşürüldüğü bir promosyon kampanyası başlattı. Nihai fiyat 5.499 yuan (yaklaşık 788 dolar) seviyesine geriledi. ABD’de başlangıç fiyatının 999 dolar olduğu düşünüldüğünde bu oldukça dikkat çekici bir düşüş. Çin’in en büyük e-ticaret mağazası JD.com ise geri kalmayarak benzer bir kampanya başlattı. Sunulan takas desteğiyle birlikte toplam indirim 2.900 yuanı (yaklaşık 415 dolar) buluyor. Bu büyük indirimler, “ince akıllı telefon” deneyinin beklenen başarıyı yakalayamadığını gösteriyor.
Tüketicilerin iPhone Air’in yüksek fiyat etiketine değmediğini fark etmesi uzun sürmedi. A19 Pro işlemci ve 12 GB RAM etkileyici bir donanım kombinasyonu olsa da, tek ana kamera yapılandırması ve küçük 3.149 mAh batarya kullanıcılar için büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Apple, iOS üzerindeki yazılım optimizasyonlarıyla küçük pil kapasitesini dengelemeye çalışsa da, iPhone Air dayanıklılık testlerinde Galaxy S25 Edge’in gerisinde kaldı. Bu durum, yazılımın donanım eksikliklerini kapatmada bir sınırı olduğunu kanıtlıyor.
Xiaomi 17 Ultra vs iPhone 17 Pro karşılaştırması ile karşınızdayız. Hangi telefon daha iyi? Detaylar bu videoda.
Veriler, iPhone Air’in 2022’den bu yana piyasaya sürülen tüm iPhone modelleri arasında en yüksek değer kaybı oranına sahip olduğunu gösteriyor. Cihaz, çıkışından sonraki ilk 10 hafta içinde orijinal değerinin yüzde 47,7’sini kaybetti. Bu olumsuz tabloya rağmen Apple umudunu yitirmemiş görünüyor. Teknoloji devinin, iki ana kameraya sahip ancak tasarımda büyük bir değişiklik içermeyen ikinci nesil bir versiyon üzerinde çalıştığı bildiriliyor.
Çinli bir teknoloji meraklısı, Taptic Engine'i sökerek iPhone Air'e fiziksel SIM kart yuvası eklemeyi başardı. Bu ilginç modifikasyonun tüm detayları haberimizde.
Raporlara göre Apple, bu yıl tamamen farklı bir lansman stratejisi izleyecek ve iPhone Air 2’nin 2027 baharında piyasaya sürülmesi planlanıyor. Şirket bu form faktörüne yatırım yapmaya devam etse bile, yeni modelin üretim hacminin muhtemelen diğer modellerden önemli ölçüde düşük olacağı tahmin ediliyor. Çin’deki kullanıcılar şu an özellik açısından zengin bir iPhone’u büyük bir tasarrufla alma fırsatına sahip. Peki, sizce bir akıllı telefonda incelik mi yoksa pil performansı mı daha önemli?
Güvenlik dünyasında endişe verici yeni bir gelişme yaşandı. Bir güvenlik araştırmacısı, internet üzerinde tamamen korunmasız bir veritabanı keşfetti ve bu veritabanının içeriği oldukça korkutucu boyutlarda. Keşfedilen sunucuda, Gmail, Facebook, Instagram, Yahoo ve Netflix gibi dünyanın en popüler platformlarına ait milyonlarca kullanıcı bilgisi bulunuyordu.
Gmail ve Instagram Kullanıcıları Dikkat: Malware Kaynaklı Büyük Sızıntı
Araştırmacı Jeremiah Fowler tarafından tespit edilen bu veritabanı, toplamda 149 milyondan fazla benzersiz kullanıcı adı ve şifreyi barındırıyor. 96 GB boyutundaki bu devasa veri yığını, herhangi bir şifreleme veya parola koruması olmaksızın internete açık bir şekilde duruyordu. Fowler, verilerin büyük olasılıkla virüs bulaşmış bilgisayarlardan kötü amaçlı yazılımlar (malware) aracılığıyla toplandığını düşünüyor. Bu zararlı yazılımlar, kullanıcıların farkına varmadan arka planda çalışarak klavye vuruşlarını kaydedebiliyor veya giriş alanlarından şifreleri çalabiliyor.
Sızdırılan bilgiler sadece sosyal medya hesapları ile sınırlı kalmamış. Yapılan incelemelerde finansal hizmet hesapları, kripto para cüzdanları ve bankacılık giriş bilgilerinin de bu listede yer aldığı görüldü. Daha da endişe verici olan detay ise araştırmacı veritabanını incelediği sırada kayıt sayısının anlık olarak artmaya devam etmesiydi. Bu durum, siber suçluların verileri o an bile aktif olarak topladığını gösteriyor.
Yapılan son araştırmalar, '123456' gibi zayıf parola tehlikesi nedeniyle milyonlarca hesabın risk altında olduğunu gösteriyor. Güvende misiniz?
Fowler, kullanıcıları korumak adına veritabanının barındırıldığı servis sağlayıcısı ile iletişime geçti. Ancak sunucunun askıya alınması ve milyonlarca verinin erişime kapatılması yaklaşık bir ay sürdü. Uzmanlar, veritabanı şu an çevrimdışı olsa bile tehlikenin tamamen geçmediğini belirtiyor. Keeper Security yöneticisi Shane Barney, veritabanının oluşturucusu veya erişen başka kişilerin bu verileri kopyalamış olabileceğini ve çalınan şifrelerin kullanıcılar tarafından değiştirilmediği sürece geçerli kalmaya devam ettiğini vurguluyor.
Veritabanında ayrıca dünya genelindeki birçok ülkeye ait resmi devlet kurumlarının (.gov) uzantılarına sahip e-posta girişlerinin de bulunduğu tespit edildi. Bu durum, siber suçluların devlet ağlarına sızma veya kimlik taklidi yapma ihtimalini doğuruyor. Uzmanlar, bu tür tehditlerden korunmak için kullanıcıların antivirüs yazılımları kullanmasını, işletim sistemlerini güncel tutmasını ve uygulamaları yalnızca doğrulanmış kaynaklardan indirmesini tavsiye ediyor.
WatchGuard'ın 2025 Türkiye siber saldırı raporu, ağ saldırılarında düşüş gösterse de kötü amaçlı yazılımlardaki artışa dikkat çekiyor.
Peki siz internet güvenliğinizi sağlamak için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz ve şifrelerinizi ne sıklıkla güncelliyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizimle paylaşın.
DJI Osmo Action 6 aksiyon kamerasının tüm detaylarını bu videoda anlatıyoruz. ShiftDelete.Net takipçileri için hazırladığımız bu yeni videoda, aksiyon kamerası dünyasının en güçlü oyuncularından biri olan DJI Action 6’yı tüm detaylarıyla masaya yatırıyoruz. Kısa bir süre önce kutu açılışını gerçekleştirdiğimiz bu cihazın, bu kez performansına, teknik özelliklerine ve bir önceki sürüm olan Action 5 Pro ile arasındaki farklara odaklanıyoruz.
DJI Osmo Action 6 İnceleme: Tasarım ve İlk Bakış
DJI Action 6, tasarım olarak önceki modellerin klasikleşmiş ve güven veren yapısını koruyor. Ön tarafta çekim sırasında kendinizi görmenizi sağlayan bir ekran, arka tarafta ise cihazın tüm ayarlarını yönetebileceğiniz geniş bir dokunmatik ekran bulunuyor. Cihazın sol tarafında Tip-C bağlantı yuvası, sağ tarafında ise pil ve MicroSD kart yuvası yer alıyor. En dikkat çekici tasarım değişikliği ise Action 5 Pro’da kutu içeriğinde gelen plastik kafesin (cage) artık kutudan çıkmaması; ancak cihazın boyut farkı nedeniyle eski kafeslerin bu modele uymadığını belirtmekte fayda var.
Teknik Özellikler ve Görüntü Kalitesi
Action 6, donanım tarafında çıtayı oldukça yukarı taşıyor;
Sensör: 1/1.1 inç CMOS sensör ile düşük ışıkta daha başarılı performans.
Çözünürlük: 8K 30 FPS video kaydı ve 38 MP fotoğraf çekim yeteneği.
Diyafram: f2.0 ile f4.0 arasında değişebilen değişken diyafram özelliği, ışık kontrolünde büyük esneklik sağlıyor.
Depolama: 50 GB dahili depolama alanı.
Dayanıklılık: Herhangi bir kılıf olmadan 20 metre derinliğe kadar su geçirmezlik.
Öne Çıkan Yeni Özellikler: OpenGate ve El Hareketleri
Bu modeli rakiplerinden ayıran en büyük özelliklerden biri OpenGate teknolojisidir. Bu özellik sayesinde sensörün tamamı kullanılarak kareye yakın bir formatta kayıt alınır. Böylece aynı çekimden hem yatay (YouTube için) hem de dikey (Instagram/TikTok için) yüksek kaliteli videolar elde edebilirsiniz. Ayrıca, Samsung telefonlardan aşina olduğumuz el hareketiyle kontrol özelliği sayesinde, elinizi kameraya göstererek kaydı başlatıp durdurabilirsiniz; bu da özellikle selfie çubuğu kullananlar için büyük kolaylık sağlıyor.
Ses ve Bağlantı Performansı
Cihaz üzerinde 3 adet dahili mikrofon bulunuyor ve standart ile yüksek olmak üzere iki farklı gürültü engelleme modu sunuyor. Yeni eklenen kablosuz kulaklık bağlantısı sayesinde Bluetooth kulaklığınızı hem ses izleme hem de düşük kaliteli de olsa bir mikrofon olarak kullanabiliyorsunuz. Profesyonel ses ihtiyaçları için DJI Mic 2 ve Mic 3 modelleriyle tam uyumlu çalışabiliyor.
Pil Ömrü ve Şarj
1950 mAh bataryaya sahip olan Action 6, 30W hızlı şarj desteği ile 22 dakikada %0’dan %80’e ulaşabiliyor. Tam şarj ise yaklaşık 52 dakika sürüyor. Ayrıca Action 5 Pro pillerinin bu cihazla uyumlu olması, eski kullanıcılar için büyük bir avantaj.
Sonuç ve Satın Alma Önerisi
DJI Action 6, özellikle profesyonel içerik üreticileri için OpenGate ve 8K video desteğiyle rakipsiz bir seçenek haline gelmiş durumda. Eğer amatör çekimler yapıyorsanız Standart Combo paket yeterli olacaktır; ancak bu işten para kazanıyor ve uzun süreli çekimler yapıyorsanız 3 pil ve şarj kutusuyla gelen Adventure Combo paketini tercih etmenizi öneririz.
Microsoft hisseleri, şirketin stratejik hamleleri ve yeni ortaklık duyurularının ardından 23 Ocak tarihinde dikkat çekici bir yükseliş kaydetti. UBS analistlerinin şirket için “Al” tavsiyesini yineleyip 600 dolarlık bir fiyat hedefi belirlemesi, hisselerde öğleden sonraki işlemlerde yaklaşık %4’lük bir artışa neden oldu. Dow Jones Piyasa Verilerine göre bu durum, hisselerin Temmuz 2025’ten bu yana kaydettiği en büyük tek günlük yüzdesel artış olarak kayıtlara geçti.
Microsoft’tan İki Dev Hamle: F1 Sponsorluğu ve Kanser Teşhisinde Yapay Zeka
Yatırımcıların bu olumlu tepkisi, teknoloji devinin yapay zeka alanındaki varlığını genişleten iki önemli anlaşma haberini sindirmesiyle geldi. Bu anlaşmalar arasında akciğer kanserini daha erken teşhis etmek için Bristol Myers Squibb ile yapılan sağlık iş birliği ve Mercedes-AMG Formula 1 takımıyla yapılan çok yıllı sponsorluk anlaşması yer alıyor.
Bristol Myers Squibb, yapay zeka destekli radyoloji araçlarını kullanıma sunmak amacıyla 22 Ocak’ta Microsoft ile ortaklık kurduğunu duyurdu. Bu iş birliği, halihazırda ABD hastanelerinin %80’inden fazlası tarafından kullanılan Microsoft Precision Imaging Network üzerinden FDA onaylı algoritmaları kullanacak. Proje özellikle kırsal hastaneler ve toplum klinikleri gibi tıbbi açıdan yetersiz hizmet alan bölgeleri hedefleyerek erken teşhis hizmetlerine erişimi genişletmeyi amaçlıyor.
Microsoft, Windows uygulama geliştirme sürecini kökten değiştirecek yeni komut satırı aracı winapp'ı duyurdu. Bu açık kaynaklı aracın tüm detayları haberimizde.
Microsoft ayrıca 2026 sezonu öncesinde Mercedes-AMG ile ortaklık kurarak Formula 1 dünyasında da güçlü bir konum elde etti. Finansal şartlar resmî olarak açıklanmasa da anlaşmanın yıllık yaklaşık 60 milyon dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Microsoft markası sürücüler George Russell ve Kimi Antonelli’nin araçlarında yer alırken, takım operasyonlarına Azure ve yapay zeka yeteneklerini entegre edecek.
Dünya Ekonomik Forumu Davos’ta konuşan CEO Satya Nadella ise artan yapay zeka rekabetine değindi. Nadella, rekabetin yoğun olduğu bir dönemden geçtiklerini kabul ederken bu durumdan memnun olduğunu belirtti. Ünlü yönetici, her on yılda bir tamamen yeni bir rakip setiyle karşılaşmanın şirketleri zinde ve keskin tuttuğunu ifade etti.
Microsoft Word'de inatçı boş sayfaları veya gereksiz içerikleri silmekte zorlanıyor musunuz? İşte adım adım Word sayfa silme rehberi.
Şirket, tüm bu gelişmelerin yanı sıra 22 Ocak’ta Kuzey Amerika’daki binlerce kullanıcıyı etkileyen ve yaklaşık 10 saat süren bir hizmet kesintisi sorununu da çözdü. Outlook ve Teams gibi uygulamaları etkileyen sorunun, ağ trafiğini beklendiği gibi işleyemeyen altyapıdan kaynaklandığı belirtildi ve 23 Ocak sabahı erken saatlerde tam onarım sağlandı.
Microsoft CEO'su Satya Nadella'nın yapay zeka kalitesine dair açıklamaları sosyal medyada büyük tepki topladı. İşte dev şirketteki krizin detayları.
Piyasaların gözü şimdi Microsoft’un 28 Ocak’ta piyasa kapanışından sonra açıklayacağı 2026 mali yılı ikinci çeyrek kazanç raporuna çevrildi. Analistler, şirketin yaklaşık 80,28 milyar dolar gelir üzerinden hisse başına 3,86 dolar kazanç açıklamasını bekliyor. Yatırımcılar özellikle Azure büyümesini ve yapay zeka yatırımlarının finansal getiriye dönüşüp dönüşmediğini yakından takip edecek.
Siz Microsoft’un hem sağlık hem de spor alanındaki bu dev yatırımları hakkında ne düşünüyorsunuz? Şirketin yapay zeka odaklı büyüme stratejisi sizce uzun vadede başarılı olacak mı?
Google, yapay zeka alanındaki stratejik yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Teknoloji devi, iki boyutlu görselleri yapay zeka teknolojisi kullanarak üç boyutlu dijital varlıklara dönüştüren Common Sense Machines adlı girişimi satın aldığını duyurdu. Cambridge merkezli bu girişimin satın alındığı bilgisi bir Google sözcüsü tarafından doğrulanırken, anlaşmanın mali detayları hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Google, Görselleri 3D Modele Çeviren Yapay Zeka Girişimini Aldı
Bu hamle, Google’ın üretken yapay zeka yeteneklerini genişletme planının önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor. Özellikle oyun geliştiricileri, perakendeciler ve artırılmış gerçeklik uygulamalarından gelen talebin her geçen gün arttığı günümüzde, 3D içerik oluşturma alanındaki rekabet giderek kızışıyor. Google, bu satın alma ile sektördeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Yaklaşık 12 çalışanı bulunan Common Sense Machines, LinkedIn verilerine ve raporlara göre 15 milyon dolar değerlemeye sahipti. Andreessen Horowitz liderliğindeki yatırım turunda 10 milyon dolar fon toplayan girişimin yatırımcıları arasında Intel Capital ve Glasswing Ventures gibi önemli isimler yer alıyordu. MIT doktoralı bir ekip tarafından 2020 yılında kurulan şirket, tek bir görselden saniyeler içinde üretime hazır 3D modeller oluşturabilen gelişmiş bir teknoloji sunuyor.
Google, Gemini yapay zekasının e-postalarınızı ve fotoğraflarınızı analiz ederek kişisel arama sonuçları üretmesini sağlayan özelliğini duyurdu.
Şirketin teknolojisi, oyun geliştiricilerinin ve mobilya perakendecilerinin dijital kataloglarını hızlı bir şekilde oluşturmalarına olanak tanıyor. Girişimin eş CEO’su Tejas Kulkarni, bu ortaklığın 3D ticaretin ve yapay zeka inovasyonunun en iyi yönlerini bir araya getirdiğini belirtiyor. İlginç bir detay olarak, Kulkarni daha önce Google DeepMind bünyesinde Kıdemli Araştırma Bilimcesi olarak görev yapmıştı; bu satın alma onun için bir nevi “eve dönüş” anlamı taşıyor.
Google, son dönemde yapay zeka portföyünü oldukça agresif bir şekilde genişletiyor. Şirket, yakın zamanda sesli yapay zeka girişimi Hume AI ile iş birliğine gitti ve siber güvenlik firması Wiz’i 32 milyar dolara satın alma sürecini tamamladı. Ayrıca yapay zeka altyapısının enerji ihtiyacını karşılamak adına temiz enerji geliştiricisi Intersect Power ile 4,75 milyar dolarlık dev bir anlaşma duyurdu.
Apple, yeni nesil Siri sohbet botunu Google sunucularında çalıştırmayı planlıyor. iOS 27 ile gelecek bu büyük değişimin detayları haberimizde.
Google’ın Gemini yapay zeka modeli metin ve görüntü oluşturmada büyük ilerleme kaydetse de, yerel 3D model oluşturma yetenekleri henüz gelişim aşamasındaydı. Common Sense Machines’in teknolojisi, Google’ın sürükleyici yapay zeka deneyimleri oluşturma konusundaki bu eksiğini kapatmasına yardımcı olacak gibi görünüyor. Büyük teknoloji firmaları, yetenekleri sıfırdan inşa etmek yerine bu tür girişimleri bünyelerine katarak geliştirme süreçlerini hızlandırmayı tercih ediyor.
Peki siz yapay zekanın iki boyutlu görselleri saniyeler içinde üç boyutlu modellere dönüştürmesi hakkında ne düşünüyorsunuz, bu teknoloji oyun ve alışveriş deneyimlerinizi nasıl etkiler?
Telefon pazarındaki rekabet her geçen gün kızışırken, sızıntılar yaklaşan Oppo Find X10 kamera özellikleri hakkında oldukça heyecan verici detayları ortaya koyuyor. Gelen son bilgilere göre Oppo, yeni amiral gemisi serisinin standart modelinde, mobil fotoğrafçılıkta dengeleri değiştirebilecek devrim niteliğinde bir yükseltme planlıyor. Söylentiler, standart Find X10 modelinin tam 200 megapiksellik bir periskop telefoto kamera ile donatılacağını iddia ediyor. Bu hamle, eğer gerçekleşirse, yalnızca bir önceki nesle göre büyük bir sıçrama olmakla kalmayacak, aynı zamanda standart ve ‘Pro’ modeller arasındaki geleneksel farkı da önemli ölçüde kapatacaktır.
Oppo Find X10 Kamera Özellikleri: Standart Modele Dev Yükseltme
Oppo’nun amiral gemisi Find serisi, uzun zamandır kamera yetenekleriyle öne çıkıyor. Ancak şirket, genellikle en üst düzey özellikleri ‘Pro’ veya ‘Ultra’ gibi daha pahalı modellere saklayarak segmentasyon yaratıyordu. Örneğin, 2025’in sonlarında piyasaya sürülen mevcut Find X9 serisinde bu ayrım oldukça netti. Standart Find X9 modeli 50MP’lik yetenekli bir periskop telefoto sensörüne sahipken, serinin yıldızı olan Find X9 Pro, 200MP’lik devasa bir periskop kamera ile rakiplerinden ayrılıyordu. Bu 200MP sensör, Pro modelinin en önemli pazarlama kozlarından biri olmuştu.
Ancak güvenilir sızıntı kaynağı olarak bilinen Digital Chat Station’ın paylaştığı bilgilere göre, bu durum Find X10 serisiyle birlikte değişebilir. Kaynak, Oppo’nun şu anda standart Find X10 için 200MP’lik bir periskop telefoto lensi test ettiğini belirtiyor. Bu, Oppo’nun stratejisinde önemli bir değişikliğe işaret ediyor ve standart amiral gemisi alıcıları için harika bir haber anlamına geliyor. Artık en iyi zoom performansı için en pahalı modeli satın alma zorunluluğu ortadan kalkabilir.
Bu yükseltme, sadece megapiksel sayısındaki artıştan ibaret değil. Yüksek çözünürlüklü bir periskop sensörü, kullanıcılara birçok pratik avantaj sunar. Öncelikle, daha keskin ve detaylı uzak mesafe çekimleri mümkün hale gelir. Ayrıca, piksel birleştirme (pixel binning) teknolojisi sayesinde, özellikle düşük ışık koşullarında yapılan zoom çekimlerinde daha parlak ve daha az gürültülü sonuçlar elde edilir. Bununla birlikte, 200MP gibi yüksek bir çözünürlük, çekilen fotoğrafları kaliteden ödün vermeden kırpma (crop) esnekliği tanıyarak kullanıcılara kompozisyon üzerinde daha fazla kontrol imkanı verir. Bu, standart Find X10 modelini, piyasadaki diğer kamera odaklı amiral gemileriyle doğrudan rekabet edebilecek bir konuma getirecektir.
Akıllı Telefon Pazarında Yeni Bir Trend mi Başlıyor?
Oppo’nun bu hamlesi, sektörde tekil bir örnek olmayabilir. Şirketin kardeş markası OnePlus’ın da yakında çıkacak olan OnePlus 16 modeli için 200MP’lik bir telefoto kamera kullanmayı düşündüğü yönünde söylentiler mevcut. Bu durum, BBK Electronics çatısı altındaki markaların yüksek çözünürlüklü zoom kameralarına yönelik daha geniş bir stratejik kaymanın habercisi olabilir. Akıllı telefon fotoğrafçılığında ana ve geniş açılı kameralardaki rekabetin doyma noktasına ulaşmasıyla, üreticilerin yeni rekabet alanı olarak telefoto ve zoom yeteneklerini belirlemesi oldukça mantıklı görünüyor.
Henüz test edilen sensörün tam modeli doğrulanmış değil. Oppo, Samsung’un Galaxy S23 Ultra gibi modellerde kullanılan başarılı ISOCELL HP5 sensörünü yeniden kullanabilir veya pazara yeni çıkacak daha modern bir alternatife yönelebilir. Her iki durumda da bu, hem çözünürlük hem de sensör boyutu açısından mevcut nesle göre belirgin bir ilerleme anlamına gelecektir. Periskop kamera teknolojisi, lens elemanlarını telefonun gövdesine yatay olarak yerleştirerek, ince bir tasarımda yüksek optik zoom oranlarına ulaşmayı sağlar. 200MP’lik bir sensörle birleştiğinde bu teknoloji, dijital zoom kayıplarını en aza indirerek hibrit zoom performansını zirveye taşıyabilir.
Oppo’nun alışılagelmiş yıllık lansman döngüsü göz önüne alındığında, Find X10 serisinin 2026’nın son çeyreğinde tanıtılması bekleniyor. Ancak teknoloji meraklılarının bundan önce de bekleyeceği bir model var: Find X9 Ultra. Bu modelin, Find X10 jenerasyonu öncesinde Oppo’nun kamera teknolojisindeki en son yenilikleri sergilemesi ve pazara sunması muhtemel. Eğer bu ilk sızıntılar doğru çıkarsa, standart Oppo Find X10, Pro seviyesine yakın bir zoom performansı sunarak son yılların en çekici standart amiral gemisi telefonlarından biri olabilir. Bu durum, tüketicilere daha erişilebilir bir fiyata üst düzey fotoğrafçılık deneyimi sunma potansiyeli taşıyor.
Peki, Oppo Find X10’un 200MP periskop kamerası hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!