Meme Coin olarak adlandırılan küçük kripto paralar arasına bir yeni isim daha eklendi. Sedat Peker ile başlayan bu yeni trendi Şeyma Subaşı devam ettiriyor. Subaşı adına çıkartılan kripto para küçük bir kripto para piyasasında yerini aldı. İşte detaylar
Şeyma Subaşı (SYMS) kripto para nedir?
Birçok takipçisi bulunan ve büyük bir hayran kitlesine sahip olan Şeyma Subaşı; kripto para borsasında geçen ikinci isim oldu. PooCoinadlı bir kripto para piyasasında ortaya çıkan Şeyma Subaşı ( SYMS / BNB) kriptosu anlık olarak 0,468650 $ üzerinden işlem görüyor. İlgili paranın kim tarafından çıkarıldığı ve amacı konusunda henüz net bir bilgi yer almıyor.
Şimdilik 153 yatırımcısı bulanan kripto paranın iddialara göre öğrencilere destek amacı ile kurulan kripto paranın şimdilik bir dayanağı bulunmuyor. Adına Telegram sayfası açılan paranın şaka amacıyla kurulmuş olması da muhtemel. Bu tarz meme coinlerin herhangi bir dayanağı bulunmadığı için yatırım yaparken dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Akıllı telefon, saat ve tablet pazarında aktif bir şekilde faaliyet gösteren Huawei, dizüstü bilgisayar dünyasında da varlığını sürdürüyor. MateBook serisiyle ürettiği bilgisayarları farklı segmentlere ayıran şirket, uygun fiyatlı laptop isteyenlere ‘MateBook D15’ modeliyle hitap ediyor. Bilgisayarlarını her yıl yeni donanım opsiyonlarıyla güncelleyen Huawei, D15’in i3 işlemcili versiyonunu bugün Türkiye’de satışa sundu.
Ağ çözümleri ile oldukça güçlü bir konumda bulunan Huawei'nin Wi-Fi 6+ teknolojisi destekli router'ını inceledik.
MateBook D15 i3 günlük kullanıma hitap ediyor
Huawei MateBook D15 i3, 10. Nesil Intel Core i3 10110U işlemciyle geliyor. 2019 yılının üçüncü çeyreğinde piyasaya sürülen mobil işlemci rakiplerine kıyasla uygun fiyatlı olması sebebiyle MateBook D15 i3’ün fiyatını da yükseltmiyor. Taşınabilirlik konusunda iddialı olan metalik gövdeli dizüstü bilgisayarın 1.53 kg ağırlığı ve 16.9 mm kalınlığı bulunuyor.
FullViewDisplay teknolojisini bünyesinde barındıran MateBook D15 i3, yüzde 87’lik ekran/gövde oranıyla karşımıza çıkıyor. Bu yönüyle kullanıcısına çerçevesiz bir deneyim yaşatacak cihaz, Full HD çözünürlüklü IPS ekranıyla renk doğruluğu konusunda da sürükleyici bir deneyim vaat ediyor. MateBook D15 i3 harici ekran kartına sahip olmadığından oyunculara uygun değil. 5.499,00 TL fiyat etiketiyle satışta olan ürünü günlük işlerinizi halletmek, ödev yapmak ve internette dolaşmak için satın alabilirsiniz.
Akıllı telefonlarını aktif olarak güncelleyen Xiaomi, MIUI 12.5’in artık global sürümlerine tamamen geçmeye başladı. Geçtiğimiz haftalardan beri pek telefona küresel sürümü yayınlayan üretici, bu kez de Mi 9 SE için merakla beklenen bu güncellemeyi yayınladı.
2019 yılında karşımıza çıkan Mi 9 SE, Snapdragon 712 yonga setini kullanan ilk akıllı telefon olarak geldi. Cihaz kutudan ilk olarak Android 9.0 tabanlı MIUI 10 ile çıkarken, daha sonra MIUI 11’e, en son ise sırasıyla Android 11 ve MIUI 12 arayüzüne güncellendi. Şimdi ise cihaz piyasaya sürülmesinden iki yıl sonra MIUI 12.5 güncellemesini almaya başladı.
Xiaomi Mi 10T Pro ile iPhone 11 karşılaştırma videosuyla karşınızdayız. Android ve iOS dünyasının iki popüler cihazını mercek altına aldık.
Xiaomi Mi 9 SE MIUI 12.5 güncellemesini aldı
Mi 9 SE’nin MIUI 12.5 macerası ilk olarak Çin’de başladı. Şirket Mart ayı sonlarına doğru bu telefona yeni arayüzünü getirdi. Şimdi ise aynı güncelleme Global sürüme sahip olan kullanıcılar içinde çıktı.
Mi 9 SE için Global MIUI 12.5 güncellemesi V12.5.1.0.RFBMIXM ile geliyor ve ”kararlı” ibaresini taşıyor. Yani cihaz ”Stable Beta” testlerini aşarak nihayet kararlı sürüme geçiş yaptı.
Güncelleme şu anda bazı Avrupa bölgelerinde OTA ile kullanıma sunuldu. Ülkemizdeki kullanıcılarda birkaç hafta içinde merakla beklenen bu güncellemeye kavuşacaktır.
Xiaomi Mi 9 SE teknik özellikleri
Boyutlar ve ağırlık: 147.5 x 70.5 x 7.5 mm / 155 gr
Ekran: 5.97 inç, 1080 x 2340 piksel Super AMOLED ekran, 432 ppi
Güvenlik: Parmak izi okuyucu ve Yüz tanıma
İşlemci: Snapdragon 712(Octa-core 2.3 GHz)
Grafik Birimi: Adreno 616
RAM / Depolama: 6 GB RAM / 64 GB/128 GB
Ana kamera: 48 Megapiksel f/1.8, 1/2″, 0.8µm, PDAF
Geniş açılı kamera: 13 Megapiksel, f/2.4, geniş açı
Microsoft, Surface Duo adlı akıllı telefonunun yeni modeli için yeni bir patent aldı. Söz konusu patentle birlikte şirketin kendi orijinal logo tasarımını ele alarak dörtlü kamera sistemi değiştirmeyi amaçladığı ortaya çıktı.
Microsoft'un İrlanda'daki yan kuruluşu Microsoft Round Island One sayesinde kaçırdığı verginin miktarı ortaya çıktı.
Kamera filtreleri şirket logosundaki renklerle gelebilir
LetsGoDigital tarafından tespit edilen patente göre Microsoft, şirket logosundan ilham alarak ekran altı kamera sistemi geliştiriyor. Tasarım, ekranın tam altına yerleştirilmiş ve kare bir modülde hazırlanmış dört kameraya sahip oluyor. Her kameranın, Microsoft logosuna karşılık gelen bir renk filtresi ile gelebileceği düşünülüyor.
Microsoft logosuna baktığımızda filtreler kırmızı, yeşil, mavi ve sarı renklerde gelebilir. Kamera görevinde kullanılmadığı zaman ise kameranın üzerindeki pikseller, yalnızca logo olarak durabilir ya da bildirim geldiğinde uyarı niteliğinde kullanılabilir.
Belgelere bakıldığında her kameranın, kendine has rengi için optimize halde çalıştığını gösteriyor. Hesaplamalı fotoğrafçılık açısından bu yaklaşım, etkileyici görüntüler oluşturmak için oldukça fazla miktarda veri sunabilir. Microsoft aynı zamanda, bir yerine dört kamera kullanmanın cihazı daha ince yapacağını savunuyor. Tasarımın birtakım dezavantajları da bulunuyor. Modül, dört kameradan gelen verileri işlemek için yazılımın insafına kalıyor. Buna ek olarak Microsoft‘un, ekran altı kameralarının mevcut doğal kalite sorunlarını çözüp çözemeyeceği de belirsizliğini koruyor.
Microsoft bu teknolojinin telefonlarda, tabletlerde ve masaüstü ekranlarında da kullanılabileceğinin hayalini kuruyor. Böyle yeni bir tasarımın ilk aşamada fiyat konusunda, yüksek bir değere sahip olması bekleniyor. Tüm patentlerde olduğu gibi, Microsoft‘un yakın zaman içerisinde bu teknolojiye sahip bir ürün sunması beklenmiyor. Şirket bu patent başvurusunu, 2019 yılında gerçekleştirmişti. Bundan dolayı, hala bu teknoloji üzerinde çalışılıp çalışılmadığı belli değil.
Sizler Microsoft‘un logosundan ilham alarak gerçekleştirdiği patent başvurusunu nasıl buluyorsunuz? İleride teknoloji dünyasına neler katabilir?
Teknolojinin gelişimi, bir dönem oldukça pahalı olan uzay yolculuklarının maliyetini azalttı. Özellikle SpaceX, ve Blue Origin gibi özel şirketlerin bu işe girmesi, milyar dolarlık yatırım ihtiyacını ortadan kaldırdı. Hal böyle olunca da uzaya göz diken kurum ve kuruluşların sayısı da arttı.
Bunlardan biri de ABD ordusu. Kısa süre önce Başkan Trump döneminde Space Force (Uzay Gücü) isimli bir ordu kolu kuran ABD, uzay yarışının bir parçası oldu. Ortaya çıkan bilgilere göre Uzayda önemli bir güç olmak isteyen Space Force, Starship‘e gerçekten ilgi duymaya başladı.
Uzay konusunda sıcak gelişmelerin yaşandığı ülkemizde daha önce uzaya gönderilen Türk uyduları hangileri? Yazımızda anlattık.
ABD Starship için milyonlarca dolarlık yatırım yaptı
2022 yılının federal bütçe dağıtımı için çalışmalara başlayan Beyaz Saray, bütçe taleplerini geçmiş yılın verileriyle karşılaştırmak için “gerekçe defterini” yayınladı. 462 sayfalık defter, Hava Kuvvetleri’nin yaklaşık 200 milyar dolarlık bütçesini nasıl harcadığı hakkında birçok bilgi içeriyor.
Bu bilgilerden en ilginç olanı ise Hava Kuvvetleri’nin, SpaceX‘in iddialı Starship aracının gelişimini yakından takip etmesi oldu. Gelişmiş bir roket hakkında detaylı bir rapor hazırlayan Hava Kuvvetleri, 1 Ekim’de başlayacak olan önümüzdeki mali yılda bu projeye 47,9 milyon dolar yatırım yapmayı planlıyor.
Belgede, “Hava Kuvvetleri, şimdiye kadarki en büyük roketleri geliştirmek için mevcut milyar dolarlık ticari yatırımdan fırsatından yararlanmaya çalışıyor. 100 tonluk kapasiteli kargoları bir saatten kısa bir sürede Dünya’nın herhangi bir yerine ulaştırmak için ticari roketlerden faydalanma.” ifadesi yer alıyor.
Rapor doğrudan Starship roketinden bahsetmiyor. Ancak yeryüzünde bu tip yeteneklere sahip tek bir araç bulunuyor. Belgede, Hava Kuvvetleri‘nin doğrudan aracın gelişimine yatırım yapmayı düşünmediği belirtiliyor. Hava Kuvvetleri bunun yerine, Starship aracına arayüz sağlamak için gereken bilim ve teknolojiyi finanse etmeyi öneriyor.
Apple CEO’su Tim Cook kısa süre önce Epic davasında şirketin katı inceleme süreci olamadan App Store için karmaşık bir hal alacağını söylemişti. Ancak yayınlanan bir rapora göre önemli bir sayıda kötü uygulama App Store‘da mevcut.
Washington Post tarafından paylaşılan raporda, mağazanın kendine ait bir onay süreci olmasına rağmen önemli sayıda kötü uygulamaya izin verdiği belirtildi. Öyle ki, mağazada en yüksek hasılat yapan ilk 1000 uygulamanın yaklaşık yüzde ikisi bir tür dolandırıcılık yazılımı barındırıyor.
Apple'ın App Store gelirleri ortaya çıktı. Şirketin 2020 yılında mağazadan elde ettiği para dudak uçuklattı. İşte o rakamlar
App Store dolandırıcıları sahte inceleme puanları kullanıyor
Bahsedilen kötü amaçlı uygulamalardan bazılarının kullanıcılara yanlışlıkla virüs bulaştığını söyleyen ve onları gereksiz yazılım satın almaya yönlendiren VPN‘ler olduğu aktarıldı. Listede ayrıca flört uygulamaları, QR okuyucuları ve Amazon ya da Samsung gibi büyük markalar adına çalıştığını iddia eden sahte uygulamalar da vardı. Hatta bazıları da App Store sıralamasında yükselmek için sahte müşteri incelemeleri kullandı.
Raporda dikkat çeken bir başka detay ise, uygulamaların Apple’ın yüzde 30‘a varan kesintileri de dahil olmak üzere, kullanıcıları 48 milyon dolar civarı dolandırmış olabileceği yönünde. Bu uygulamaların 18‘inin 12‘si, Apple tarafından tespit edildikten sonra kaldırıldı.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Apple sözcüsü Fred Sainz, “App Store‘u müşterilerin yazılım indirebileceği güvenli bir yer olarak tutmak için geliştiricilerin yüksek standartlarda olmasını sağlıyoruz. Apple, müşterilerinin güvenliğini ilk sıraya koyan uygulamalarla sektöre öncülük ediyor. Bu nedenle müşterilerimize en iyi deneyimin sunulmasını sağlamal için gerekli kaynaklara yatırım yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Son yılların belki de en iyi fikirlerinden olan ekran altı kameralı telefonlar önümüzdeki aylarda karşımıza çıkmaya devam edecek. İlk olarak ZTE‘nin başlattığı bu serüvene; Xiaomi, OPPO ve Samsung gibi üreticilerde katılacak. Ancak bu özelliğin Galaxy S22 serisinde atlanacağına dair şimdiden raporlar ortaya çıkmaya başladı.
Samsung’un yakın zamanda piyasaya süreceği Galaxy Z Fold 3 modeli muhtemelen ekran altı kamera teknolojisiyle gelecek. Ancak şirket bazı olumsuzluklar dolayısıyla bunu Galaxy S22 ailesinde atlayabilir.
Eski ancak hala sevilen bazı akıllı telefonlar yenilenerek kullanım şansı ile kullanıcılarla buluşuyor. Bugün sizler için yenilemiş Galaxy S3 Mini'yi inceledik.
Galaxy S22 ekran altı kamerayla gelmeyebilir
Sammobile‘ın internet sitesinde yayınladığı rapora göre Samsung, kullanıcıların merakla beklediği ekran altı kamera teknolojisini S22 serisinde getirmeyecek.
Yeni nesil ekran altı kameranın görüntü kalitesinden memnun olmayan Samsung, bir sonraki amiral gemisinde bu teknolojiye yer vermeyecek. Görüntü kalitesine ek olarak şirket, Galaxy S22 serisi için yeterli üretim kapasitesine sahip olmadıklarını da yine aynı raporda belirtti.
S22 için konsept çalışması olan görsel temsilidir
Şu anda ZTE dışında ekran altı kameralı telefonunu piyasaya süren bir üretici bulunmuyor. Fakat diğer rakip firmaların bu telefonlar üzerine çalıştığına dair raporlar var. Örneğin Samsung, Galaxy Z Fold 3 için bu teknolojiyi geliştirirken, Google, Xiaomi ve OPPO’da ekran altı kameralı telefonlarını geliştiriyor.
Ancak bu teknolojiyi telefonlara yerleştirmek ve mevcut özçekim kameralarının üzerine çıkmak kolay olmadığı için, üst seviye ekran altı kameralı telefonları görmemiz çok yakın bir zamanda mümkün olmayabilir.
Galaxy S22 hakkında çıkan diğer haberler
Galaxy S22 ile ilgili konuşmak için henüz erken. Fakat kaynaklar bu telefonların ne gibi özelliklerle geleceğini şimdiden açığa çıkartmaya başladı. Öne çıkan raporlara göre Samsung’un bir sonraki amiral gemisi (Ultra modeli) yükseltmiş bir periskop kamera, daha büyük birincil/ikincil kamera ve kaydırabilir sensör sabitleme gibi özelliklere sahip olacak.
Tesla tarafından piyasaya çıkartılması beklenen süper otomobil seviyesindeki Model S Plaid+ için kötü haber geldi. Şirketin CEO’su ElonMusk gelişmeyi Twitter’dan verdi.
Musk, Twitter‘dan takipçilerine S Plaid modelinin çok iyi olduğunu ve bu sebeple Plaid+’ın iptal edildiğini söyledi. CEO ayrıca şimdiye S Plaid’in kadarki en hızlı araçları olduğunu iddia etti.
Tesla elektrikli araç üretimi haricinde yeni bir sektöre atım atıyor. İlk sinyalleri 2018'de verilen projeye yakında başlanması bekleniyor.
Elon Musk: Tesla Model S Plaid+ gerekli değil
Musk açıklamasında, “Plaid+ iptal edildi. Plaid çok iyi olduğu için gerek yok. 0’dan 60’a 2 saniyenin altında çıkıyor. Şimdiye kadar yapılmış en hızlı üretim arabası. İnanılması için hissedilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Plaid+ is canceled. No need, as Plaid is just so good.
Öte yandan Plaid+‘ın daha hızlı olması bekleniyordu. Ancak farkın çok büyük olacağı garanti değildi. Elon Musk‘ın açıklamalarının bir şaka olma ihtimali de düşünüldüğünde, Tesla’nın herhangi bir pil yükseltmesi alacak modelinin gelecekte karşımıza çıkması muhtemel gözüküyor.
Ayrıca Musk, Tesla’nın Model S Plaid+’ı iptal etme kararında yeni bir pil türünün etkili olup olmadığına değinmedi. CEO, geçen yılın Eylül ayında, şirketin hem daha ucuz hem de daha yüksek performanslı elektrikli otomobiller sunmasını sağlayacak planlarını açıklamıştı. Ancak Nisan ayında, bu planların muhtemelen 12 ile 18 ay uzakta olduğunu söylemişti.
Son olarak Tesla CEO’sunun, 10 Haziran için bir Plaid teslimat etkinliği planladığını ve Tesla hisselerinin açıklamaların ardından yüzde 1.4 seviyesine kadar düştüğünü belirtmekte fayda var.
Aklımıza gelen her türlü siteye girmemizi ve orada vakit geçirmemizi sağlayan web tarayıcılar, internet deneyimini iyileştirmek için eklenti özelliğine sahipler. Üçüncü parti geliştiricilerin piyasaya sürdüğü eklentiler sayesinde normalde tarayıcıda bulunmayan özellikleri ekleyebiliyoruz. Üstelik bunlar düşük boyutlu olmaları sebebiyle kolaylıkla indirilebiliyor ve yüklenebiliyorlar.
Eklentilerin en önemli dezavantajı ise bütün tarayıcılarla uyumlu olmaması. Örneğin Chrome’da var olan bir eklenti, Firefox’a geçtiğimizde hiç olmayabiliyor. Bu nedenle alışık olduğumuz özelliklerden mahrum kalıyoruz. Bu problemi ortadan kaldırmak isteyen dört büyük şirket güçlerini birleştirme kararı aldı.
Google'ın üçüncü taraf çerezler için geliştirdiği FLoC teknolojisi diğer tarayıcıları rahatsız etti. Yazılımın gizlilik sonuçları doğurabileceği ihtimali kafaları kurcalıyor.
Apple, Google, Mozilla ve Microsoft’tan ortak eklenti atılımı
Aralarında Apple’ın da bulunduğu ve Google, Mozilla, Microsoft’un katılımıyla WebExtensions Topluluk Grubu kuruldu. Kısaca WECG olarak anılacak grup, piyasadaki bütün tarayıcılarla uyumlu çalışan bir eklenti standardı oluşturacak. Diğer tarayıcıları ve uzantı sağlayıcılarını da aralarına davet eden WECG ekibi, oluşturdukları standart sayesinde geliştiricilerin işini kolaylaştıracak. Her tarayıcı için ayrı eklenti yazmak yerine, belirlenen sisteme göre yazılacak ve bu eklenti tamamında çalışacak.
WECG temel amaçlarından bahsederken kuracakları ortak eklenti sistemi hakkında şunları söyledi:
Tutarlı bir model ve ortak işlevsellik, API’ler ve izinler belirleyerek uzantı oluşturmayı geliştiriciler için kolaylaştıracağız.
Performansı artıran, daha da güvenli ve kötüye kullanıma karşı dirençli bir mimariyi ana hatlarıyla oluşturacağız.
WebExtensions Topluluk Grubu sadece ortak eklenti sistemi geliştirmekle kalmayacak. Aynı zamanda piyasadaki bütün tarayıcıların kötü amaçlı yazılımlara karşı güvenli olmasını da sağlayacak. Şu anda tarayıcıların büyük çoğunluğu Chromium altyapısından faydalanıyorken, Safari ise tamamıyla farklı bir sistem kullanıyor. Geçen yılki WWDC etkinliğinde geliştiricilere yeni imkânlar sunan Apple, eklenti ekosistemini genişletmenin yolunu açmıştı.
Tekelleşme planları yok
WebExtensions Topluluk Grubu, W3.org sitesinden yaptığı açıklamada, web uzantılarının veya uygulamaların işleyişini tamamen değiştirmek veya yeniden standart belirlemeye çalışmadıklarını vurguladı. WECG tarayıcı geliştiricilerinin, web uzantılarının gelişmesine katkı sağlayacak yeni API’ler üretmeye devam etmelerinin mümkün olacağını açıkladı.
WECG ek olarak uzantı imzalama ve teslim etme sürecini de standartlaştırmayı veya koordine etmeyi planlamadıklarını aktardı. Her tarayıcı üreticisi kendi teknik, inceleme ve içerik politikalarıyla uzantı mağazasını tamamen bağımsız olarak geliştirmeye devam edecek.
Starlink hizmetinden yararlanan kişilerin sayısı 10 bini aştı. Şirket, Starlink uydularıyla Dünya yörüngesinde 12 bin uyduluk ağ kurmayı planlıyor. Her geçen gün artan kullanıcı sayısıyla uzaydaki uydu ağı tamamlandıktan sonra bu internet hizmetinin küresel olarak verilmesi planlanıyor. En çok merak edilen konulardan birisi de şüphesiz Starlink projesinin internet hızının kaç Mbps olacağı yönündeydi.
Gelen bilgilere göre 50 Mbps ve 150 Mbps arasında olması beklenen internet hızları ile Dünya’nın her noktasına hızlı internet verilmesi hedefleniyor. Peki bu uyduları görmenin ya da takip etmenin bir yolu var mı? Bu sorunun cevabı videoda!
Starlink uyduları nasıl görünür?
Sözü fazla uzatmadan sizleri video ile baş başa bırakalım. İyi seyirler!
Dünyanın en zengin kişisi konumunda bulunan Elon Musk, yenilikçi projeleriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. Musk’ın CEO’su olduğu SpaceX şirketinin, uzaydan internet sağlayan yeni projesi Starlink için Türkiye’de de ön siparişler resmen başladı. Starlink projesinden yararlanmak için depozito ücreti ödemeniz gerekiyor, ancak hizmet alamamanız durumunda ücret iadesi yapılmayacak.
Starlink nedir?
Amerikan uydu şirketi SpaceX tarafından uydu interneti erişimi sağlamak üzere inşa edilmiş bir uydu takımyıldızıdır. Takımyıldızı, yer istasyonları ile birlikte çalışacak ve seri olarak üretilen binlerce küçük uydudan oluşacak. Geçtiğimiz Ekim ayında beta denemelerine başlayan şirket, Starlink internet projesi kapsamında 12 bin internet uydusu uzaya fırlatmayı hedefliyor.
Starlink ücreti ne kadar?
Kapasitenin sınırlı olduğu belirtilen Starlink projesi için 99 dolarlık bir depozito ödemeniz gerekiyor. Ayrıca internet hizmetini kullanmanız için 499 dolar değerindeki Starlink başlangıç kitini de satın almanız gerekiyor. CEO Elon Musk daha önce yaptığı açıklamada, projenin düşük maliyetli küresel geniş bant internet yetenekleri için önemli bir talebi karşılayacağını ifade etmişti.
Arama motorları hayatımızı inanılmaz derecede kolaylaştırsa da bazen hoş olmayan sonuçlara imza atabiliyorlar. Bir etnik grubun, inancın, milletin veya kutsal niteliği taşıyan önemli değerlerin aşağılandığına şahit olabiliyoruz. Bunun son örneği Google aramalarında Hindistan’da konuşulan dillerden birinin küçük düşürülmesiyle yaşandı.
Hindistan’ın en çirkin dilinin hangisini olduğunu araştıranların karşılaştığı sonuç Hintli kullanıcıları şok etti. Tartışma yaratan ifadeye Google yetkililerinin müdahelesi de gecikmedi.
Sosyal medya platformu Twitter, Hindistan hükümetinin aldığı yeni kararlarla ilgili mektuplara cevap vermediği için son kez uyarıldı.
Kannada’yı en çirkin dil olarak gösteren Google özür diledi
Geçtiğimiz günlerde kullanıcılar Ugliest language in India (Hindistan’ın en çirkin dili) aramasını yapmaya başladılar. Google ise buna cevap olarak “Kannada” isimli Hint dilini gösterdi. Güney Hindistan’da 40 milyondan fazla kişinin konuştuğu Kannada dilinin bu şekilde lanse edilmesine Hint yetkililerden tepki gecikmedi.
Hindistan’ın dört güney eyaletinden biri olan Karnataka’nın yetkilileri, devletin resmî dilini “en çirkin dil” olarak gösteren Google’a yasal uyarı göndermeyi planladıklarını duyurdu. Eyalet bakanı Aravind Limbavali, Google’ın Kannadaca konuşan insanların gururunu aşağıladığını belirtti. Kannada dilinin 2500 yıl kadar önce ortaya çıkmış kendine ait bir tarihi olduğunu vurgulayan Limbavalı, teknoloji şirketinden özür dilemesini istedi.
Google’a bir tepki de Karnataka eyaletinin başkenti Bengaluru’da görev yapan milletvekili P.C. Mohan’dan geldi. “Hindistan’ın en çirkin dili” araması yapıldığında Kannada dilinin çıktığına dair ekran görüntüsü paylaşan Mohan, arama motorunun özür dilemesi gerektiğinin altını çizdi.
Bütün bu tepkilere şirketin cevabı da gecikmedi. Google sosyal medya hesabından yaptığı açıklamadaarama motorunun her zaman mükemmel olmadığını belirtti. İnternet üzerindeki içeriklerin tasvir edilme biçiminde bazen sürpriz sonuçlar doğurabileceğini kabul eden Google, algoritma üzerinde iyileştirme çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.
Bu tip arama sonuçlarının Google’ın düşüncelerini yansıtmadığını ekleyen teknoloji şirketi “Yanlış anlama ve duyguları incittiğimiz için özür dileriz” ifadelerini kullandı.
Dünyanın en popüler harita uygulamalarından Google Haritalar yakında kullanıcı odaklı yeni bir özellikle güncellenecek.
Bu yılın başlarına rotasyonlar için düzenleme yapacağını belirten Google, rapora göre iki nokta arasındaki en hızlı rota yerine daha çevre dostu ve az enerji kullanan noktaları önerecek.
Fitbit akıllı saatleri yeni güncelleme ile birlikte Google Asistan verimliliğini artıracak. Yeni güncelleme cihazlara birkaç özellik daha ekliyor.
Google Haritalar sürücüleri kazaya açık alanlardan uzaklaştıracak
Google Haritalar uygulaması, kazaları önlemek amacıyla kullanıcıyı sert fren yapılan yerlerden uzak tutacak. Örneğin bir sürücü yolda ani frene bastığı sırada arkadaki araba bir anlık dalgınlığa gelip vurabilir. Bu şekilde diğer araçlarda kazaya dahil olabilir ve ortaya zincirleme kaza dediğimiz olay çıkar. İşte ABD’li şirket bu tür kazaların önüne geçmek için akıllıca bir şey düşündü.
Google test ettiği bu özellik hakkında şu ifadelerde bulundu: ”Örneğin insanların güneş parıldamasına doğru araba kullandıkları sırada günün belirli saatinde bir rota boyunca ani frenleme olaylarında artış olursa, sistemimiz bu olayları algılayabilir ve alternatif rotalar sunabilir. Yeni özellik hem iOS, hem de Android platformundaki Google Haritalar’da kullanılabilecek” dedi.
Google bu özellikten yararlanmak için akıllı telefonlardaki ivmeölçer ve jikroskop sensörlerinden yardım alacak. Mobil cihazlardaki bu sensörler Google Haritalar’da ani yavaşlama ve frenlemenin olduğu yol alanlarını tespit edecek. Ancak Google sensörlerin çok güvenli olmadığını, ek olarak yapay zekadan da yararlanacaklarını da belirtti.