8000hz vs 1000hz mouse ile Valorant oynadık! Philips Evnia serisi!

Bu videomuzda Philips’in Evnia serisinden çıkan oyuncu farelerini detaylı bir şekilde masaya yatırıyoruz. Daha önce dikey formatta kısa bir incelemesini paylaştığımız bu modelleri, bu kez oyun performansı ve teknik detaylarıyla çok daha kapsamlı bir şekilde karşılaştırıyoruz. Üç farklı segmentteki farenin kullanıcıya neler sunduğunu ve aralarındaki performans farklarını net bir şekilde göreceğiz.

İncelediğimiz her üç modelin de en önemli ortak özelliği kablosuz bağlantı desteği sunmaları. Bluetooth, kablolu ve 2,4 GHz dongle seçenekleriyle gelen bu fareler, farklı cihazlar arasında geçiş yapmayı oldukça kolaylaştırıyor. Özellikle USB girişi bulunmayan MacBook, tablet veya telefon gibi cihazlarda Bluetooth özelliği büyük bir avantaj sağlarken, oyunlarda en düşük gecikme için kablolu veya dongle üzerinden bağlantı tercih edilebiliyor.

Modeller teknik tarafta sensör ve tepkime süreleriyle birbirinden ayrılıyor. Giriş seviyesi model PixArt 3311 sensör ve 1000Hz tepkime hızıyla gelirken, bir üst model PixArt 3395 sensör ve simetrik tasarımıyla öne çıkıyor. Serinin en iddialı üyesi ise tam 8000Hz tepkime hızına ve PixArt 3950 gibi piyasanın en güçlü sensörlerinden birine sahip. Sadece 42 gram ağırlığında olan bu profesyonel model, oyunlarda 0,125ms gibi inanılmaz düşük bir tepkime süresi sunarak rakiplerinin önüne geçmeyi başarıyor.

Philips Evnia İnceleme

Güvenli bir şekilde satın almak için tıklayın

Farelerin sunduğu yazılım desteği sayesinde tüm tuşlar özelleştirilebiliyor ve DPI ayarları kişisel tercihlere göre yapılandırılabiliyor. Ayrıca 8000Hz modelinde olduğu gibi yüksek hız seçenekleri uygulama üzerinden aktif edilebiliyor. Farelerin kaldırma mesafesi, kaydırma tekerleği hızı ve makro atamaları gibi detaylı ayarların yanı sıra pil durumlarını da bu yazılım üzerinden takip etmek mümkün. Her bir modelin Valorant üzerindeki performans testlerini de gerçekleştirerek gerçek kullanım deneyimlerini sizlerle paylaştık.

Fiyat performans odaklı seçeneklerden profesyonel oyuncu ekipmanlarına kadar uzanan bu karşılaştırmamızda, bütçenize ve ihtiyacınıza en uygun modeli seçmenize yardımcı olmayı hedefledik. Philips Evnia serisi oyuncu fareleri hakkındaki görüşlerinizi ve hangi modelin size daha yakın geldiğini yorumlar kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın. Yeni videolarda görüşmek üzere.

HepsiJET PRO ile Kurumsal Lojistikte Yeni Dönem Başladı

E-ticaret teslimat alanındaki tecrübesini kurumsal dünyaya taşıyan HepsiJET, şirketlere yönelik geliştirdiği yeni hizmeti “HepsiJET PRO”yu duyurdu. Bu yeni hizmet, özellikle HepsiJET PRO kurumsal lojistik çözümleriyle firmaların sevkiyat süreçlerinde verimliliği artırmayı ve maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. Şirketlerin kendi iç operasyonlarını kolaylaştıran bu model, sektörde önemli bir boşluğu doldurmaya aday.

HepsiJET PRO Kurumsal Lojistik Hizmeti Nedir?

HepsiJET PRO, standart kargo hizmetlerinin ötesine geçerek şirketler için uçtan uca bir lojistik ortağı olarak konumlanıyor. Yeni model, sadece mağazalar ve depolar arasındaki ürün transferlerini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda markaların tedarikçileri ve iş ortakları arasındaki karmaşık sevkiyat trafiğini de organize ediyor. Bu bütünsel yaklaşım, şirketlerin lojistik operasyonlarını tek bir merkezden yönetmesine olanak tanıyor.

Bununla birlikte hizmetin en dikkat çekici yönlerinden biri, firmalara sunduğu esneklik ve ölçeklenebilirlik. Özellikle perakende sektöründeki büyük oyuncular için tasarlanan bu yapı, şirketlerin kendi dağıtım filolarını kurma ve yönetme gibi yüksek maliyetli yatırımlardan kaçınmasını sağlıyor. Bu sayede firmalar, ana iş kollarına odaklanırken lojistik süreçlerini profesyonel bir ekibe emanet etmiş oluyor.

Perakende Devleri ve İşletmeler İçin Avantajlar

HepsiJET PRO’nun sunduğu en büyük avantajların başında maliyet tasarrufu ve operasyonel hız geliyor. Kendi filosunu işletmenin getirdiği araç bakımı, personel yönetimi ve yakıt gibi sabit giderler ortadan kalkıyor. Ayrıca, HepsiJET’in teknoloji odaklı altyapısı sayesinde sevkiyat süreçleri optimize edilerek teslimat süreleri kısalıyor ve verimlilik artırılıyor.

Bu hizmet, büyük perakende zincirlerinin yanı sıra, lojistik operasyonlarını büyütmek isteyen ancak yatırım maliyetlerinden çekinen orta ve küçük ölçekli işletmeler için de önemli fırsatlar sunuyor. HepsiJET PRO, her ölçekten şirketin, büyük bir lojistik ağına ve teknolojik altyapıya erişimini mümkün kılarak rekabette bir adım öne çıkmalarına yardımcı oluyor.

Peki, HepsiJET’in yeni kurumsal hizmeti hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

PS5 Pro için 5K Çözünürlüklü Oyun!

Bungie’nin merakla beklenen yeni oyunu Marathon, Sony’nin yeni nesil konsolu için önemli bir vitrin olmaya hazırlanıyor. Yapılan resmi açıklamaya göre oyun, PS5 Pro performansı ile sınırları zorlayacak ve konsolun yeni görüntü yükseltme teknolojisi PSSR’ı kullanarak dahili olarak 5K çözünürlükte işlenecek.

Marathon, PS5 Pro Performansını Sergileyecek

Destiny serisinin ve ikonik Halo’nun yaratıcısı Bungie stüdyosunun yıllar sonraki ilk yeni markası olan Marathon, bir süredir ertelenmeler ve tartışmalarla gündemdeydi. Ancak oyunun çıkışı, sadece Bungie hayranları için değil, aynı zamanda PlayStation 5 Pro sahipleri için de dikkate değer olacak. PlayStation’ın resmi web sitesinde yer alan bilgilere göre Marathon, “PS5 Pro Enhanced” (PS5 Pro ile Geliştirilmiş) bir yapım olarak piyasaya sürülecek.

Bu geliştirmenin en dikkat çekici yanı ise kullanılan teknoloji. Açıklamada, “PS5 Pro ile Geliştirilmiş PlayStation Spectral Super Resolution (PSSR), 5K dahili işlemeyi temiz ve kararlı bir 4K görüntüye harmanlayarak, aksiyonun en hararetli anlarında bile koşucunuzun görüşünün keskin kalmasını sağlar” ifadeleri kullanılıyor.

Bu durum, Marathon’u potansiyel olarak dahili olarak 5K çözünürlükte çalışan ilk rekabetçi PS5 Pro oyunu yapıyor. Konsolun donanım gücü ve oyunun PC sistem gereksinimlerinin aşırı yüksek olmaması göz önüne alındığında bu şaşırtıcı olmasa da, önemli bir teknoloji gösterimi olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, bu tercih oyun dünyasında yeni bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Marathon Sistem Gereksinimleri

Yüksek Çözünürlük mü, Yüksek Kare Hızı mı?

Marathon gibi hızlı tempolu ve rekabetçi bir nişancı oyununda, en keskin görüntü kalitesindense yüksek kare hızları (FPS) genellikle daha çok tercih edilir. Bu nedenle, PSSR teknolojisinin 5K çözünürlük hedeflemek yerine, stabil bir 4K çözünürlükte 120 FPS desteği sunması birçok oyuncu için daha cazip olabilirdi. Geliştiricilerin farklı grafik modları sunarak oyunculara bu seçimi bırakıp bırakmayacağı ise henüz belirsizliğini koruyor.

Ancak umut verici bir gelişme de ufukta görünüyor. Söylentilere göre, Sony’nin PSSR teknolojisinin PSSR 2.0 olarak bilinen yeni bir sürümü üzerinde çalıştığı ve bu güncellemenin Mart 2026’ya kadar yayınlanabileceği iddia ediliyor. Bu yeni sürümün, performansı önemli ölçüde artırarak yüksek dahili çözünürlüklerde bile daha yüksek kare hızlarına ulaşmayı mümkün kılabileceği konuşuluyor. Eğer bu söylentiler doğru çıkarsa, PS5 Pro hem görsel kalite hem de akıcılık konusunda yeni bir standart belirleyebilir.

PS4 Özel Oyunu Xbox Game Pass’e Geliyor!

PS4 Özel Oyunu Xbox Game Pass’e Geliyor!

Xbox Game Pass yeni oyunlar listesi resmen açıklandı! Resident Evil Village ve Death Stranding gibi dev yapımlar Ocak sonu ve Şubat'ta geliyor.

Peki, PlayStation 5 Pro’nun bu performansı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Far Cry 60 FPS Güncellemesi Yayınlandı!

Ubisoft, oyun dünyasının en sevilen serilerinden biri olan Far Cry için heyecan verici bir duyuru yaptı. Şirket, serinin üç klasik oyunu için yeni nesil konsollarda performansı artıran ücretsiz bir Far Cry 60 FPS güncellemesi yayınladı. Bu güncelleme sayesinde PlayStation 5 ve Xbox Series X|S sahipleri, Far Cry 3, Far Cry 3: Blood Dragon ve Far Cry Primal oyunlarını artık saniyede 60 kare hızıyla, çok daha akıcı bir şekilde deneyimleyebilecek. Bu hamle, hem serinin eski hayranlarını memnun etmeyi hem de bu klasik yapımları yeni nesil oyuncularla tanıştırmayı amaçlıyor.

Far Cry 60 FPS Güncellemesi Hangi Oyunları Kapsıyor?

Ubisoft tarafından sunulan bu ücretsiz performans yaması, geriye dönük uyumluluk özelliğinden faydalanarak üç ikonik oyunu modern standartlara taşıyor. Güncelleme, dijital olarak bu oyunlara sahip olan tüm kullanıcıların konsollarına otomatik olarak uygulanacak. Bu gelişmeyle birlikte, Far Cry 3’ten itibaren piyasaya sürülen tüm ana seri Far Cry oyunları, artık güncel nesil konsollarda 60 FPS desteğine kavuşmuş oldu. Bu durum, serinin tutarlılığı ve oynanış kalitesi açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Güncellemeden etkilenen oyunlar şunlardır:

  • Far Cry 3: Seriyi yeniden tanımlayan ve Vaas Montenegro gibi unutulmaz bir kötü karakteri oyun dünyasına kazandıran yapım.
  • Far Cry 3: Blood Dragon: 80’ler aksiyon filmlerine bir saygı duruşu niteliğindeki neon kaplı, siberpunk temalı bağımsız genişleme paketi.
  • Far Cry Primal: Oyuncuları Taş Devri’ne götürerek seriye benzersiz bir soluk getiren ve tarih öncesi yaratıklarla dolu bir dünyada hayatta kalma mücadelesi sunan oyun.

Ubisoft, yaptığı açıklamada bu güncellemenin yeni donanımların gücünden yararlanarak daha pürüzsüz bir oyun deneyimi ve artırılmış tepkisellik sunduğunu belirtti. Özellikle Mart 2026’da 22. yılını kutlayacak olan serinin bu klasik oyunlarına modern bir his kazandırmak, şirketin öncelikleri arasında yer alıyor. 60 FPS’ye geçiş, özellikle nişan alma, araç kullanma ve hızlı çatışma anlarında farkını net bir şekilde hissettirerek oyun keyfini ikiye katlıyor.

Far Cry 3 Blood Dragon 60 FPS güncellemesi

Her bir oyun, bu performans artışından farklı şekillerde faydalanıyor. Far Cry 3‘te Rook Adası’nı keşfederken, gizlilik anlarında veya yoğun çatışmalarda yaşanan akıcılık artışı, oyunun atmosferini daha da güçlendiriyor. Blood Dragon‘ın hızlı tempolu yapısı ise daha tepkisel silah kullanımı ve akıcı hareket mekanikleriyle birleşerek 80’ler estetiğini tam anlamıyla yaşatıyor. Benzer şekilde, Far Cry Primal‘da tarih öncesi Oros diyarında avlanırken veya düşman kabilelerle savaşırken elde edilen pürüzsüz hareket kabiliyeti ve hassas nişan alma, hayatta kalma mücadelesini daha gerçekçi kılıyor.

Yeni Nesil Konsollarda Akıcı Deneyim ve İndirim Fırsatları

Bu güncelleme sadece mevcut sahipleri için değil, aynı zamanda bu klasiklere henüz sahip olmayan oyuncular için de harika fırsatlar sunuyor. Ubisoft, güncellemeyi kutlamak amacıyla PlayStation Store üzerinde sınırlı süreli indirimler başlattığını doğruladı. 21 Ocak – 4 Şubat tarihleri arasında geçerli olacak kampanyanın detayları şu şekilde:

  • Far Cry 3: Blood Dragon: %60 indirimli
  • Far Cry 3: %75 indirimli
  • Far Cry Primal Apex Edition: %75 indirimli

Bununla birlikte, bu üç oyuna erişmenin başka yolları da mevcut. Güncellenmiş versiyonlar, çeşitli abonelik servisleri aracılığıyla oyunculara ek bir ücret ödemeden sunuluyor. Eğer Ubisoft Plus, PlayStation Plus Extra/Premium veya Xbox Game Pass Ultimate aboneliklerinden birine sahipseniz, bu üç oyunu da kütüphanenize ekleyerek 60 FPS deneyiminin keyfini çıkarabilirsiniz. Bu durum, özellikle abonelik servislerini aktif olarak kullanan milyonlarca oyuncu için bu klasik başyapıtları yeniden oynamak veya ilk kez denemek için mükemmel bir sebep oluşturuyor.

Ubisoft’un bu stratejisi, eski oyunlarını güncel tutarak marka değerini koruma ve yeni nesil oyuncu kitlelerine ulaşma hedefini açıkça ortaya koyuyor. 60 FPS gibi temel bir performans iyileştirmesi, yıllar önce çıkmış bir oyunun bile günümüzde ne kadar keyifli olabileceğini kanıtlar nitelikte. Bu güncelleme, serinin geleceği hakkında ipuçları vermese de, şirketin köklerine ne kadar değer verdiğini gösteren önemli bir jest olarak kabul ediliyor.

PS4 Özel Oyunu Xbox Game Pass’e Geliyor!

PS4 Özel Oyunu Xbox Game Pass’e Geliyor!

Xbox Game Pass yeni oyunlar listesi resmen açıklandı! Resident Evil Village ve Death Stranding gibi dev yapımlar Ocak sonu ve Şubat'ta geliyor.

Peki, bu Far Cry 60 FPS güncellemesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Samsung Heat Pass Block Teknolojisi Sektör Standardı Oluyor

Mobil teknoloji dünyasında performans savaşları her geçen gün daha da kızışırken, üreticiler artık sadece işlemci hızlarına değil, bu hızı sürdürülebilir kılan soğutma çözümlerine de odaklanmak zorunda kalıyor. Bu alandaki en son ve en dikkat çekici yeniliklerden biri olan Samsung Heat Pass Block teknolojisi, ilk olarak Exynos 2600 yonga setinde karşımıza çıkmıştı. Şimdi ise bu devrim niteliğindeki çözümün, akıllı telefon pazarındaki aşırı ısınma sorununa kalıcı bir çözüm sunmak amacıyla diğer Android işlemci üreticileri tarafından da benimsenmesi bekleniyor. Bu gelişme, mobil cihazlarda termal yönetimin geleceği için bir dönüm noktası olabilir.

Samsung Heat Pass Block Teknolojisi Nedir ve Neden Önemli?

Samsung tarafından geliştirilen Heat Pass Block (HPB), en basit tanımıyla, doğrudan yonga setinin (SoC) üzerine entegre edilmiş minyatür bir soğutucu görevi gören gelişmiş bir termal yönetim sistemidir. Geleneksel soğutma yöntemlerinden farklı olarak, ısıyı doğrudan kaynağında yakalayıp daha verimli bir şekilde dağıtmayı hedefler. Samsung’un açıklamalarına göre bu teknoloji, yonga setinin termal direncinde %16’lık bir iyileşme sağlıyor. Bu oran, mobil bir çip için oldukça önemli bir kazanımdır ve beraberinde birçok avantaj getirir.

Peki bu teknoloji neden bu kadar kritik bir hale geldi? Modern akıllı telefon işlemcileri, özellikle amiral gemisi modellerde, inanılmaz bir işlem gücü sunuyor. Ancak bu güç, yüksek enerji tüketimi ve dolayısıyla yoğun ısı üretimi anlamına geliyor. Bir işlemci aşırı ısındığında, kendini korumak için performansını düşürür; bu duruma “termal kısma” (thermal throttling) denir. İşte HPB teknolojisinin önemi burada ortaya çıkıyor:

  • Sürdürülebilir Yüksek Performans: Isıyı daha etkili bir şekilde dağıtarak işlemcinin daha uzun süre yüksek saat hızlarında çalışmasını sağlar.
  • Daha İyi Oyun Deneyimi: Özellikle uzun oyun seanslarında yaşanan performans düşüşlerini ve takılmaları en aza indirir.
  • Enerji Verimliliği: Daha serin çalışan bir çip, genellikle daha verimli çalışır ve bu da pil ömrüne olumlu yansıyabilir.
  • Geleceğin Teknolojilerine Uyum: Artan işlemci hızları ve 2nm gibi daha gelişmiş üretim süreçleri, termal yönetimi daha da zorunlu kılacaktır. HPB, bu geleceğe bir hazırlıktır.

Bu teknoloji, Samsung’un Exynos 2600 ile birlikte duyurduğu Fan-out Wafer Level Packaging (FOWLP) gibi diğer paketleme yenilikleriyle birleştiğinde, yonga setinin genel verimliliğini ve performansını önemli ölçüde artırmaktadır.

Günümüzdeki amiral gemisi yonga setleri, performans sınırlarını zorlarken ciddi bir bedel ödüyor: aşırı ısınma. Örneğin, yapılan derinlemesine analizler, Qualcomm’un Snapdragon 8 Elite Gen 5 modelinin, rakibi olan Apple A19 Pro’yu geçebilmek için %61 daha fazla güç tükettiğini ortaya koydu. Bu denli yüksek bir güç tüketimi, en gelişmiş buhar odası (vapor chamber) soğutma sistemlerinin bile yetersiz kalabileceği devasa bir ısıyı beraberinde getiriyor. OnePlus 15 gibi bazı cihazların, yazılım güncellemeleri öncesinde aşırı ısınma nedeniyle popüler test uygulamalarını çökerttiği bile görüldü. Bu durum, donanım tabanlı ve daha etkili soğutma çözümlerinin artık bir lüks değil, bir zorunluluk olduğunu kanıtlıyor.

Samsung Heat Pass Block teknolojisinin nasıl çalıştığını gösteren şema

Qualcomm ve MediaTek Bu Teknolojiyi Neden Benimsiyor?

Samsung’un bu teknolojiyi sadece kendi Exynos işlemcileri için saklamayıp diğer üreticilere de açması, sektördeki genel bir ihtiyacın göstergesidir. Sektörden gelen söylentiler, özellikle Qualcomm ve MediaTek’in bu teknolojiyi yakından takip ettiğini ve gelecekteki yonga setlerinde kullanmaya hazırlandığını gösteriyor. Bunun arkasındaki temel neden, rekabette geri kalmama arzusudur.

Qualcomm’un, Snapdragon 8 Elite Gen 6 Pro ve Snapdragon 8 Elite Gen 6 gibi gelecekteki modellerinde saat hızlarını 4.80 GHz gibi rekor seviyelere çıkarmayı hedeflediği biliniyor. TSMC’nin 2nm ‘N2P’ gibi daha verimli üretim süreçleri kullanılsa bile, bu denli yüksek frekanslar kaçınılmaz olarak güç tüketimini ve ısıyı artıracaktır. Bu noktada, Heat Pass Block gibi fiziksel bir soğutma entegrasyonu, performans hedeflerine ulaşırken kararlılığı korumak için hayati önem taşıyacaktır.

Benzer bir durum MediaTek için de geçerli. ARM’ın standart CPU tasarımlarını kullanan MediaTek, verimlilik konusunda Qualcomm’un özel Oryon çekirdeklerinin bir adım gerisinde kalabiliyor. Bu da benzer performansı sunmak için daha fazla ısınma potansiyeli anlamına geliyor. Dimensity 9600 gibi bir sonraki nesil amiral gemisi işlemcisinde rekabetçi kalabilmek için MediaTek’in de HPB gibi gelişmiş bir termal çözüme ihtiyacı olacak. Akıllı telefon üreticilerinin kullandığı mevcut soğutma sistemlerinin sınıra dayandığı açıkça görülüyor ve çözüm, artık doğrudan yonganın kendisinden gelmek zorunda.

Sonuç olarak, Samsung Heat Pass Block teknolojisi, sadece bir işlemci özelliği olmaktan çıkıp, yüksek performanslı mobil bilişimin geleceği için bir endüstri standardı haline gelme yolunda ilerliyor. Bu teknoloji sayesinde gelecekteki akıllı telefonlar, daha serin, daha kararlı ve çok daha güçlü olacak.

Galaxy S26 Çıkış Tarihi Sızdı! İşte Tüm Özellikleri!

Galaxy S26 Çıkış Tarihi Sızdı! İşte Tüm Özellikleri!

Samsung'un yeni amiral gemisi Galaxy S26 çıkış tarihi ve özellikleri sızdırıldı. Mart 2026'da beklenen telefonun tüm detayları haberimizde.

Peki, Samsung’un Heat Pass Block teknolojisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

HUAWEI MatePad 11.5 S Türkiye’de: İşte Fiyatı ve Yetenekleri

Huawei’nin dizüstü bilgisayarlara alternatif olarak konumlandırdığı yeni tableti HUAWEI MatePad 11.5 S, Türkiye’de satışa sunuldu. Cihaz, özellikle kağıt hissi veren benzersiz ekranı, gelişmiş yazılım desteği ve taşınabilirliğiyle hem profesyonelleri hem de öğrencileri hedefliyor. Lansmana özel avantajlı fiyatlarla gelen tablet, mobil çalışma ve eğitim alışkanlıklarını değiştirmeyi vadediyor.

HUAWEI MatePad 11.5 S Özellikleri Neler Sunuyor?

Yeni tabletin en dikkat çekici özelliği, şüphesiz PaperMatte Ekran teknolojisi. Nano ölçekli aşındırma tekniğiyle geliştirilen bu ekran, ortamdaki ışık yansımalarını %50 oranında azaltarak parlak güneş ışığı altında bile net bir görüntü sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar, tıpkı bir kağıda bakıyormuş gibi rahat bir okuma ve çalışma deneyimi yaşıyor. Göz yorgunluğunu minimize eden bu teknoloji, uzun süreli kullanımlar için büyük bir avantaj sunuyor.

Bununla birlikte, Huawei ekosistemindeki yazılım engelleri de bu modelle tamamen ortadan kalkıyor. HUAWEI MatePad 11.5 S, Google Docs, Sheets, Drive ve Meet gibi kritik uygulamaların yanı sıra Microsoft Office programlarını da tam performansla çalıştırabiliyor. NearLink teknolojisine sahip klavye ve fare desteğiyle birleştiğinde, tablet tam bir dizüstü bilgisayar verimliliği sunuyor.

Verimlilik ve Yaratıcılık için Özel Uygulamalar

Huawei, donanım gücünü özel yazılımlarla destekliyor. Cihazda yer alan HUAWEI Notlar uygulaması, ses ve metni senkronize ederek toplantı veya ders sırasında alınan notların ses kaydıyla eş zamanlı takip edilmesini sağlıyor. Bu özellik, önemli detayları kaçırmayı engelliyor.

Yaratıcı kullanıcılar için geliştirilen GoPaint uygulaması ise tableti profesyonel bir çizim atölyesine dönüştürüyor. Grafik tasarımcılardan öğrencilere kadar geniş bir kitleye hitap eden bu uygulama, gelişmiş çizim araçlarıyla hayal gücünü dijital ortama aktarma imkanı tanıyor.

Sadece 6,1 mm inceliğe ve 515 gram ağırlığa sahip olan MatePad 11.5 S, taşınabilirlik konusunda da oldukça iddialı. Bu hafif ve ince tasarım, onu her yere kolayca götürülebilir asistana dönüştürüyor.

HUAWEI MatePad 11.5 S Türkiye Fiyatı ve Kampanyası

Huawei MatePad 11.5 S, lansman dönemine özel fırsatlarla kullanıcılarla buluşuyor. Tabletin başlangıç fiyatı 17.999 TL olarak belirlendi. Klavye dahil paket ise 22.999 TL fiyat etiketine sahip. Ayrıca, 25 Şubat’a kadar cihazı satın alan tüm kullanıcılara Bluetooth Mouse hediye ediliyor ve vade farksız 3 taksit imkanı sunuluyor.

Peki, HUAWEI MatePad 11.5 S hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Apple Zirveyi Bırakmıyor!

Teknoloji dünyasının zirvesindeki isim bir kez daha değişmedi: Apple, dünyanın en değerli markası unvanını koruyarak küresel pazardaki hakimiyetini tescilledi. Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından her yıl yayımlanan ve sektörler tarafından yakından takip edilen “Global 500 – 2026” raporu, Apple’ın 607 milyar dolarlık rekor marka değeriyle liderliğini sürdürdüğünü ortaya koydu. Bu rakam, şirketin sadece popüler ürünler üreten bir teknoloji devi olmanın ötesinde, küresel kültür ve ekonomide ne denli derin bir etkiye sahip olduğunun altını çiziyor.

Apple, Dünyanın En Değerli Markası Olarak Rakipleriyle Arasındaki Farkı Açıyor

Brand Finance’in detaylı analizine göre Apple, geçen yıla kıyasla marka değerini %6 oranında artırarak 607,6 milyar dolara yükseltti. Şirketin bir önceki yılki 574 milyar dolarlık değeri göz önüne alındığında, bu istikrarlı büyüme, küresel ekonomik belirsizliklere rağmen Apple’ın ne kadar dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Bu artış, şirketin stratejik hamlelerinin ve marka algısını başarılı bir şekilde yönetmesinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Listenin zirvesi teknoloji devlerinin hakimiyeti altında olsa da Apple’ın en yakın rakibiyle arasındaki makas oldukça belirgin. İşte küresel marka değerlemesinde ilk altı sırayı paylaşan şirketler ve değerleri:

Apple: 607,6 milyar dolar

Microsoft: 565 milyar dolar

    Google: 433 milyar dolar

      Amazon: 369 milyar dolar

        Nvidia: 184 milyar dolar

        TikTok/Douyin: 153 milyar dolar

            Bu tablo, ilk dört sıranın trilyon dolarlık şirketler kulübünün gediklileri tarafından işgal edildiğini gösteriyor. Microsoft, yapay zeka ve bulut bilişim alanındaki atılımlarıyla Apple’ı yakından takip etse de aradaki yaklaşık 42 milyar dolarlık fark, Apple’ın liderliğinin ne kadar sağlam olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, listenin en dikkat çekici isimlerinden biri, şüphesiz Nvidia. Yapay zeka devriminin merkezindeki çipleri üreten şirket, marka değerindeki olağanüstü artışla beşinci sıraya yerleşerek teknoloji sektöründeki güç dengelerinin ne kadar dinamik olduğunu kanıtladı. Sosyal medya platformu TikTok’un altıncı sırada yer alması ise dijital içerik ve eğlencenin marka değeri üzerindeki artan etkisini gösteriyor.

            Dünyanın en değerli markası Apple

            Apple’ın Sarsılmaz Başarısının Arkasındaki Stratejik Sütunlar

            Peki, Apple’ı yıllardır zirvede tutan ve onu rakiplerinden ayıran temel faktörler neler? Brand Finance’in raporu, bu başarının tek bir ürüne veya hizmete indirgenemeyeceğini, aksine birbiriyle entegre çalışan çok katmanlı bir stratejinin sonucu olduğunu vurguluyor. Şirketin donanım satışlarındaki büyüme hızı yavaşlamış olsa da, başarının anahtarı ekosistem ve hizmetler tarafında gizli.

            Analize göre Apple’ın liderliğini pekiştiren üç ana stratejik sütun öne çıkıyor:

            Hizmetler Ekosisteminin Gücü: Apple artık bir iPhone üreticisinden çok daha fazlası. App Store, Apple Music, iCloud, Apple TV+ ve Apple Pay gibi hizmetler, şirketin gelir modelini çeşitlendirirken kullanıcıları ekosisteme daha sıkı bağlıyor. Bir kullanıcı Apple ürünü satın aldığında, aslında bu geniş hizmetler ağına da adım atmış oluyor. Bu “duvarlı bahçe” (walled garden) stratejisi, müşteri sadakatini en üst düzeye çıkararak sürekli bir gelir akışı sağlıyor.

            Kusursuz Marka Algısı ve Küresel Talep: Apple, inovasyon, kalite ve prestij kelimeleriyle özdeşleşmiş bir marka imajı yarattı. Bu algı, şirketin ürünlerine yönelik Amerika, Avrupa ve Asya-Pasifik gibi kilit pazarlarda sürekli ve güçlü bir talep yaratıyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan pazarlardaki büyüme potansiyeli, Apple’ın gelecekteki konumunu daha da güvence altına alıyor.

            Donanım ve Yazılım Entegrasyonu: Apple’ın en büyük gücü, kendi donanımını, işletim sistemini (iOS, macOS) ve yazılımlarını tasarlayarak bunlar arasında kusursuz bir uyum sağlamasıdır. Bu durum, kullanıcılara akıcı, güvenli ve tutarlı bir deneyim sunarak rakiplerinin önüne geçmesini sağlıyor. Kullanıcı deneyimine verilen bu önem, marka sadakatinin temelini oluşturuyor.

            Gelecek Perspektifi: Apple Zirvedeki Yerini Koruyabilecek mi?

            Mevcut başarıya rağmen teknoloji dünyası durmaksızın değişiyor ve Apple’ın önünde hem yeni fırsatlar hem de ciddi zorluklar bulunuyor. Yapay zeka (AI), sektörün yeni oyun alanı haline gelirken, Apple’ın bu alandaki stratejileri merakla bekleniyor. Rakipleri Microsoft (OpenAI ile) ve Google bu alanda büyük adımlar atarken, Apple’ın kendi AI çözümlerini ürünlerine nasıl entegre edeceği, gelecekteki liderliği için kritik bir rol oynayacak.

            Bununla birlikte, artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) alanındaki Vision Pro gibi yenilikçi ürünler, şirkete yeni büyüme alanları açma potansiyeli taşıyor. Ancak Avrupa Birliği ve ABD’deki antitröst davaları ve düzenleyici baskılar, App Store gibi kapalı ekosistemler için bir tehdit oluşturabilir. Bu yasal süreçlerin sonuçları, Apple’ın iş modelini gelecekte yeniden şekillendirmesine neden olabilir.

            Sonuç olarak, Apple’ın dünyanın en değerli markası unvanını koruması, geçmişte atılan doğru stratejik adımların bir meyvesidir. Şirketin gelecekteki başarısı ise yapay zeka gibi yeni teknolojilere ne kadar hızlı ve etkili adapte olabileceğine ve artan düzenleyici baskılarla nasıl başa çıkacağına bağlı olacaktır.

            Peki, Apple’ın bu sarsılmaz liderliği hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

            Dimensity 9500s Özellikleri ile Şov Yapıyor

            Mobil işlemci pazarında yenilikçi yaklaşımlar, rekabette öne çıkmanın anahtarı haline geldi. MediaTek, yeni Dimensity 9500s özellikleri ile bu alanda ne kadar cesur olabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Şirket, alışılmışın dışında bir strateji izleyerek, eski nesil işlemci çekirdeklerini devasa bir önbellek ile birleştirerek performans ve verimlilik dengesini yeniden tanımlamayı hedefliyor. Bu hamle, kağıt üzerinde bir zayıflık gibi görünen bir durumu, akıllıca bir gambit ile avantaja çevirme potansiyeli taşıyor.

            MediaTek, son yıllarda kalıpların dışına çıkan tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Performansı artırmak adına verimlilik çekirdeklerini tamamen terk eden ilk üretici olmaları, bu yenilikçi vizyonun en net göstergelerinden biriydi. Şimdi ise Dimensity 9500s ile eski nesil CPU çekirdeklerini, rekor seviyedeki önbellek boyutuyla yeniden popüler hale getirmeye hazırlanıyor. Bu strateji, özellikle Google’ın Tensor G5 yonga setinde görülen eski çekirdek kullanma zayıflığını alıp, onu bir güç gösterisine dönüştürme amacı taşıyor.

            Dimensity 9500s Özellikleri Neler Sunuyor?

            MediaTek’in yeni amiral gemisi adayı Dimensity 9500s, tamamen büyük çekirdeklerden oluşan bir mimari üzerine kurulu. Bu yapı, özellikle yüksek performans gerektiren görevlerde teorik olarak önemli bir avantaj sağlıyor. Yonga setinin teknik özellikleri şu şekilde sıralanıyor:

            CPU Mimarisi:

            1. 1 adet 3.73GHz’e kadar çıkan ARM Cortex-X925 çekirdeği (2MB L2 önbellek)
            2. 3 adet ARM Cortex-X4 çekirdeği (1MB L2 önbellek)
            3. 4 adet ARM Cortex-A720 çekirdeği (512KB L2 önbellek)

            Grafik İşlem Birimi (GPU):

            • Işın izleme (ray tracing) destekli Immortalis-G925 MP12 GPU

            Diğer Önemli Özellikler:

            • TSMC 3nm (N3E) üretim süreci
            • Üretken yapay zeka desteği sunan MediaTek NPU
            • LPDDR5x RAM desteği
            • UFS 4.0 depolama teknolojisi

            Bu özellikler, Dimensity 9500s’i kağıt üzerinde oldukça güçlü bir konuma getiriyor. Ancak asıl dikkat çeken nokta, bu çekirdeklerin en son nesil olmamasına rağmen, yonga setinin devasa önbellek kapasitesiyle donatılmış olmasıdır.

            Karşılaştırma yapmak gerekirse, en büyük rakibi olması beklenen Qualcomm Snapdragon 8 Gen 5, kendi özel Oryon çekirdeklerini ve daha gelişmiş bir 3nm (N3P) üretim sürecini kullanıyor. MediaTek’in bu rekabetteki en büyük kozu ise alışılmadık mimari tercihi olacak.

            MediaTek Dimensity 9500s işlemci logosu

            MediaTek’in “Büyük Önbellek” Kumarı Başarılı Olacak mı?

            Bir işlemcide yeni nesil çekirdekler kullanmak, genellikle daha yüksek performans ve daha iyi enerji verimliliği anlamına gelir. MediaTek’in Dimensity 9500s’te bir önceki nesil ARM çekirdeklerini tercih etmesi, ilk bakışta bir dezavantaj gibi algılanabilir. Nitekim Google’ın Tensor G5 yongasının performans eleştirilerinin temelinde de bu eski çekirdek tercihi yatıyordu. Ancak MediaTek, bu durumu telafi etmek için radikal bir adım atıyor.

            Şirket, Dimensity 9500s’i sınıfının en büyük CPU önbelleği ile donattı. Toplamda 19MB gibi etkileyici bir boyuta ulaşan bu önbellek, 12MB L3 ve 10MB Sistem Seviyesi Önbellek (SLC) olarak ayrılıyor. Peki, bu neden bu kadar önemli? CPU önbelleği, işlemci çekirdekleri ile çok daha yavaş olan RAM arasında bir köprü görevi görür. Sık kullanılan veri ve komutlar bu hızlı bellekte saklanarak, RAM’e erişim ihtiyacı azaltılır. Bu durum, hem gecikmeyi (latency) düşürür hem de veri transferi sırasında harcanan enerjiyi azaltarak verimliliği artırır.

            Bununla birlikte, MediaTek’in stratejisi tam olarak burada devreye giriyor. Daha yavaş olan eski nesil çekirdeklerin yarattığı potansiyel performans açığı, veriye çok daha hızlı erişim sağlayan bu devasa önbellek ile kapatılmaya çalışılıyor. Eğer bu strateji başarılı olursa, MediaTek hem maliyet avantajı elde edebilir hem de sektörde yeni bir tasarım felsefesinin kapısını aralayabilir. Özellikle artan DRAM maliyetleri göz önüne alındığında, daha büyük önbellek kullanarak eski nesil çekirdekleri verimli hale getirmek, birçok yonga üreticisi için cazip bir alternatif olabilir.

            Henüz Dimensity 9500s’in detaylı performans testleri yayınlanmadı, ancak bu yenilikçi yaklaşımın sonuçlarını görmek heyecan verici olacak. MediaTek’in bu cesur adımı, mobil teknoloji dünyasında dengeleri değiştirebilecek potansiyele sahip. Şirketin kalıpların dışında düşünme becerisi, bir kez daha takdiri hak ediyor.

            Galaxy S26 Çıkış Tarihi Sızdı! İşte Tüm Özellikleri!

            Galaxy S26 Çıkış Tarihi Sızdı! İşte Tüm Özellikleri!

            Samsung'un yeni amiral gemisi Galaxy S26 çıkış tarihi ve özellikleri sızdırıldı. Mart 2026'da beklenen telefonun tüm detayları haberimizde.

            Peki, MediaTek’in Dimensity 9500s stratejisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

            Spotify Verilerini Çalan Siteye Büyük Darbe Vurdu

            Dijital müzik devi Spotify, platformundaki içerikleri kopyalayan korsan oluşuma karşı savaş başlattı. Şirket, 300 TB büyüklüğündeki veri hırsızlığını engellemek için dev plak şirketleriyle iş birliği yaparak Anna’s Archive adlı siteyi hedef aldı.

            Korsan sitenin 300 TB boyutundaki devasa müzik arşivini sızdırmasından endişe eden şirketler, stratejik bir hamle yaptı. Sony, Warner ve Universal Music Group ile birlikte hareket eden Spotify, site yöneticilerine haber vermeden gizli bir dava süreci yürüttü.

            Spotify gizli dava süreciyle sonuç aldı

            Müzik şirketleri ve yayın platformu aralık ayı sonunda mahkemeye sessizce başvurdu. Bu strateji sayesinde korsan site sahipleri durumdan haberdar olmadan yasal süreç resmen başlatıldı ve 2 Ocak tarihinde mahkeme geçici yasaklama emrini onayladı.

            Mahkeme kararıyla birlikte sitenin ana alan adı olan org uzantısı ve Cloudflare desteği anında kesildi. Site yöneticileri başlangıçta bu kesintinin standart bir işlem olduğunu düşünse de, olayın arkasında planlı bir yasal operasyon olduğu sonradan ortaya çıktı.

            Spotify, Anna’s Archive, müzik, veri

            Baskın niteliğindeki davanın nedeni

            Davacılar site sahiplerine önceden haber verilmesi durumunda verilerin sızdırılacağından endişe ediyordu. Şirketler 300 TB boyutundaki arşivin halka açılmasını ve altyapının yurt dışına kaçırılmasını önlemek için bu ani baskın yöntemini tercih etti.

            Dava dosyasında sitenin DRM korumasını aşarak içerikleri yasa dışı yollarla elde ettiği belirtildi. Mahkeme bu gerekçeleri haklı bularak dünya genelindeki internet sağlayıcılarına ve alan adı kayıt şirketlerine derhal engelleme emri verdi.

            WhatsApp’ta Yeni Dönem Başladı

            WhatsApp’ta Yeni Dönem Başladı

            WhatsApp beta programı dolu mu? Artık endişelenmenize gerek yok. WhatsApp, uygulama içinden beta'ya katılmayı sağlayan yeni bir özellik sunuyor.

            Korsan sitenin son durumu ne?

            Erişim engeli kararına rağmen site Hydra benzeri bir yöntemle farklı alan adları üzerinden yayın yapmaya çalışıyor. Yöneticiler Reddit üzerinden yaptıkları açıklamada ellerinde çok sayıda yedek alan adı bulunduğunu belirterek faaliyetlerine devam edeceklerini ima etti.

            Ancak yasal baskı kısmen de olsa sonuç vermiş gibi görünüyor. Sitedeki Spotify bölümünde verilerin bir sonraki duyuruya kadar erişilemez olduğu notu paylaşıldı ve daha önce aktif olan torrent dosyaları kaldırıldı.

            Peki, Spotify hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

            OnePlus Kapanacak mı? İşte Resmi Açıklama!

            Teknoloji dünyasında son günlerde hızla yayılan OnePlus kapanma iddiaları, hem kullanıcıları hem de sektör analistlerini endişelendirmişti. Ancak, akıllı telefon pazarının yenilikçi markalarından biri olan OnePlus, sessizliğini bozarak bu söylentilere net bir yanıt verdi ve faaliyetlerine devam ettiğini açıkladı. Bu açıklama, markanın geleceği üzerindeki soru işaretlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

            OnePlus Kapanma İddiaları Nereden Çıktı?

            Her şey, teknoloji kulislerinde dolaşan ve “üç kıtada yürütülen bir soruşturmaya” dayandığı iddia edilen bir raporla başladı. Bu rapora göre, OnePlus’ın operasyonlarını yakın zamanda durdurması bekleniyordu. İddiaların ciddiyetini artıran bir diğer unsur ise, bu söylentilerin dört bağımsız analist firması tarafından da doğrulandığının belirtilmesiydi. Bu iddiaların temelinde ise şirketin son dönemde yaşadığı bazı zorluklar yatıyordu.

            Raporda, markanın kapanma noktasına geldiğine dair çeşitli gerekçeler sıralanıyordu. Bunlar arasında en dikkat çekenler şunlardı:

            • Düşen Sevkiyat Rakamları: Akıllı telefon pazarındaki yoğun rekabetin, OnePlus’ın satış ve sevkiyat rakamlarında bir düşüşe neden olduğu öne sürüldü.
            • Ani Kapanan Merkezler: Şirketin bazı bölgelerdeki merkezlerini aniden kapattığına dair haberler, bu iddiaları güçlendiren bir faktör olarak gösterildi.
            • Ürün İptalleri: Merakla beklenen katlanabilir telefon modeli OnePlus Open 2 ve Hindistan pazarı için planlanan OnePlus 15S gibi bazı önemli ürünlerin iptal edildiği söylentileri, markanın geleceğine dair karamsar bir tablo çizilmesine yol açtı.
            • Ortaklıkların Sona Ermesi: Şirketin bazı stratejik ortaklıklarını sonlandırdığına dair bilgiler de raporlarda yer alıyordu.

            Bu gibi iddiaların bir araya gelmesi, teknoloji medyasında ve kullanıcı forumlarında OnePlus’ın gerçekten de yolun sonuna gelip gelmediği tartışmalarını alevlendirdi.

            OnePlus logosu ve kapanma iddiaları

            OnePlus, kurulduğu günden bu yana “Never Settle” (Asla Yetinme) mottosuyla hareket eden ve özellikle performans odaklı amiral gemisi telefonlarıyla kendine sadık bir kitle edinen bir marka oldu. Oppo’nun bir alt markası olarak yola çıksa da zamanla kendi kimliğini oluşturan şirket, özellikle OxygenOS arayüzü ve rekabetçi fiyatlandırmasıyla beğeni topladı. Bu nedenle, kapanma iddiaları, markanın sadık kullanıcıları için büyük bir hayal kırıklığı riski taşıyordu.

            Şirketten Resmi Açıklama: “Faaliyetlerimiz Devam Ediyor”

            Dedikoduların büyümesi üzerine OnePlus yönetimi, daha fazla bilgi kirliliğinin önüne geçmek adına resmi bir açıklama yapma kararı aldı. İlk yanıt, şirketin Kuzey Amerika ofisinden geldi. Yapılan açıklamada, iddiaların asılsız olduğu vurgulanarak, “OnePlus Kuzey Amerika, kullanıcıların satış sonrası destek, yazılım güncellemeleri ve hak taahhütlerinin tam garantisi altında faaliyetlerine devam etmektedir” denildi.

            Bu açıklamanın ardından markanın en önemli pazarlarından biri olan Hindistan’dan da benzer bir ses yükseldi. OnePlus Hindistan CEO’su Robin Liu, konuya ilişkin yaptığı yorumda iddiaları net bir dille yalanladı. Liu, ayrıca tüm paydaşları uyararak, “asılsız iddiaları paylaşmadan önce bilgileri resmi kaynaklardan doğrulamaya” davet etti. Bu açıklamalar, markanın operasyonel olarak güçlü durduğunu ve kullanıcılarına verdiği hizmet sözünü sürdürdüğünü göstermesi açısından büyük önem taşıyordu.

            Markanın Geleceği ve Sektördeki Konumu

            OnePlus’ın bu iddiaları yalanlaması, markanın geleceği için olumlu bir işaret olsa da, akıllı telefon pazarının ne kadar rekabetçi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Xiaomi, Samsung, Apple gibi devlerin yanı sıra kendi çatı şirketi BBK Electronics altındaki Oppo, Vivo ve Realme gibi markalarla da rekabet ediyor. Bu zorlu ortamda ayakta kalmak, sürekli yenilik ve doğru stratejiler gerektiriyor. Ürün iptalleri gibi söylentilerin çıkması, şirketin ürün yol haritasını yeniden gözden geçirdiğini ve kaynaklarını daha verimli kullanmaya çalıştığını gösterebilir. Özellikle katlanabilir telefon pazarında rekabet artarken OnePlus Open 2’nin iptal edilmesi, markanın bu alandaki stratejisini yeniden şekillendirdiğine işaret ediyor olabilir. Bununla birlikte, Çin’de piyasaya sürülmesi beklenen OnePlus 15T gibi yeni modellerin varlığı, şirketin ürün geliştirme süreçlerinin devam ettiğinin bir kanıtıdır. Şirketin bu süreçten daha odaklanmış ve güçlü bir stratejiyle çıkması bekleniyor.

            Peki, OnePlus’ın geleceği hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

            Ubisoft Prince of Persia Yeniden Yapımını İptal Etti

            Oyun dünyasının dev ismi Ubisoft, şirket genelinde büyük bir sıfırlama sürecine girdiğini duyurdu. Alınan radikal kararlar neticesinde Prince of Persia: Sands of Time Remake projesi maalesef tamamen iptal edildi.

            Şirket yönetimi toplamda altı farklı oyunun geliştirilmesini durdurdu. İptal edilen diğer beş projenin henüz duyurusu yapılmamış yapımlar olduğu belirtildi. Bu kararlar stüdyonun yeni kalite standartlarına uyum sağlama stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

            Ubisoft projeleri neden erteleme kararı aldı?

            İptallerin yanı sıra yedi farklı oyunun çıkış tarihi de ileri bir tarihe atıldı. Sektör kaynaklarına göre ertelenen bu gizli projelerden biri merakla beklenen Assassin’s Creed Black Flag Remake yapımı olabilir.

            Yönetim bu oyunlara daha fazla geliştirme süresi tanıyarak kaliteyi artırmayı hedefliyor. Şirket artık sadece belirli kriterleri karşılayan ve uzun vadeli değer yaratabilecek projelere odaklanmak istiyor.

            Beş yeni yaratıcı ev dönemi

            Organizasyon yapısında köklü bir değişikliğe gidilerek şirket beş farklı yaratıcı ev modeline bölündü. Vantage Studios adı verilen ilk birim Assassin’s Creed ve Far Cry gibi dev markaları yönetecek.

            Diğer birimler ise nişancı oyunları, çevrimiçi servisler ve hikaye odaklı yapımlar gibi kategorilere ayrılıyor. Bu yeni sistemde her birim kendi bütçesinden ve yaratıcı süreçlerinden sorumlu olacak.

            Half-Life 3 Son Anda mı İptal Edildi?

            Half-Life 3 Son Anda mı İptal Edildi?

            Oyun dünyasının en büyük efsanesi Half-Life 3 duyurusu için The Game Awards 2025 planının son anda iptal edildiği iddia ediliyor.

            Açık dünya ve servis oyunlarına odaklanılacak

            CEO Yves Guillemot, şirketin gelecekteki rotasını açık dünya maceraları ve hizmet tabanlı oyunlar olarak belirledi. Bu strateji doğrultusunda maliyetlerin düşürülmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması planlanıyor.

            Halifax ve Stockholm ofislerinin kapatılması da bu tasarruf tedbirlerinin bir sonucu olarak gerçekleşti. Şirket bu zorlu dönüşüm süreciyle eski gücüne kavuşmayı ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamayı amaçlıyor.

            Peki, Ubisoft hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

            TMSF Papara’yı Satışa Çıkardı

            Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), finans teknolojileri sektörünün önemli oyuncularından Papara için beklenen satış sürecini başlattı. Yapılan resmi duyuruya göre, TMSF Papara ihalesi kapsamında şirketin tüm payları satışa sunulacak. Bu gelişme, yasa dışı bahis soruşturması kapsamında şirkete kayyum atanmasının ardından geldi.

            TMSF Papara İhalesi İçin Muhammen Bedel Ne Kadar?

            TMSF tarafından yapılan açıklamaya göre, ihale için belirlenen muhammen bedel 4 milyar 270 milyon TL olarak duyuruldu. Bu satış, sadece Papara Elektronik Para AŞ’yi değil, aynı zamanda gruba bağlı diğer önemli şirketleri de kapsıyor. Satışa dahil edilen diğer kuruluşlar şunlardır:

            • Papara Teknoloji AŞ
            • Papara Sigorta Aracılık Hizmetleri AŞ
            • Papara Menkul Değerler AŞ

            Satış, kapalı zarf usulü teklif alınması ve ardından açık artırma yapılması şeklinde iki aşamalı bir yöntemle gerçekleştirilecek. İhaleye katılmak isteyen potansiyel yatırımcıların oldukça yüksek bir teminat bedelini gözden çıkarması gerekiyor. Katılım için yatırılması gereken teminat tutarı 213,5 milyon TL olarak belirlendi.

            TMSF Papara ihalesi ve satış detayları

            İhale Süreci ve Önemli Tarihler

            Ayrıca TMSF, ihale sürecine ilişkin takvimi de netleştirdi. Yatırımcılar için kritik olan tarihler, sürecin şeffaf bir şekilde ilerlemesini sağlayacak. İhale takvimine göre süreç şu şekilde işleyecek:

            • Veri İnceleme Dönemi: 20 Ocak – 6 Şubat 2026
            • Son Teklif Verme Tarihi: 9 Şubat 2026
            • Tekliflerin Açılması ve Açık Artırma: 10 Şubat 2026

            Bu takvim, yatırımcıların şirket hakkında detaylı bilgi edinmesi ve tekliflerini hazırlaması için yeterli bir süre tanıyor. Tekliflerin açılmasının ardından açık artırmanın aynı gün içinde tamamlanması planlanıyor.

            Güneş Enerjisindeki Gizli Tehlike Ortaya Çıktı!

            Güneş Enerjisindeki Gizli Tehlike Ortaya Çıktı!

            Uzmanlar uyarıyor: Güneş panellerindeki mevcut tasarım, 2050'ye kadar 250 milyon tonluk bir atık krizine ve milyarlarca dolar kayba yol açabilir.

            Peki, TMSF’nin Papara’yı satışa çıkarması hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!