Samsung’un önümüzdeki yıl Galaxy S26 serisine güç vermesi beklenen yeni işlemcisi Exynos 2600 Geekbench performans testine girdi. Henüz üretim öncesi bir prototip üzerinde yapılan testler yeni nesil amiral gemisi yongasının performansına dair ilk ipuçlarını sunuyor.
Exynos 2600 performans testinde
Geekbench 6.4 platformunda teste giren Exynos 2600, tek çekirdek testinde 2.155, çoklu çekirdek testinde ise 7.788 puan almayı başardı.
Geekbench testleri Exynos 2600’ün bazı teknik özelliklerini doğruladı. Buna göre yonga 10 çekirdekli bir işlemci (CPU) yapısına sahip. Bu, 3.55GHz hızında çalışan bir adet Cortex-X930, 2.96GHz hızında çalışan üç adet Cortex-A730 ve 2.46GHz hızında çalışan altı adet daha Cortex-A730 çekirdeğinden oluşuyor. İşlemcinin Samsung’un 2nm SF2 üretim teknolojisiyle üretildiği ifade ediliyor.
Bu skorlar, Galaxy S26 Ultra’da kullanılması beklenen Snapdragon 8 Elite Gen 2’nin rapor edilen 4.000 üzeri tek çekirdek ve 11.000 üzeri çoklu çekirdek puanlarını göz önüne aldığımızda en azından şimdilik kullanıcıları tatmin edecek gibi görünmüyor.
Kısacası işlemci bugünkü haliyle piyasaya çıkarsa daha önce de defalarca kez gündeme gelen Exynos ve Snapdragon işlemciler arasındaki performans farkı iddiaları yeniden alevlenebilir.
Tabii, bu sonuçlar yonganın nihai performansını yansıtmıyor. Samsung’un kaynak yönetimi termal optimizasyonlar ve diğer sistemsel iyileştirmeler üzerinde çalışmaya devam etmesiyle birlikte performansın artması bekleniyor. Bu nedenle mevcut sonuçlar, geliştirme sürecinin güncel durumunu gösteren bir ön bakış niteliği taşıyor diyebiliriz.
Son olarak, Exynos 2600 işlemcili Galaxy S26 modellerinin Avrupa ve Asya’daki belirli pazarlarda kullanılması, Snapdragon versiyonlarının ise ABD ve Çin pazarlarına gelmesi bekleniyor.
Microsoft, oyuncular için yeni fırsatlar sunmaya devam ediyor. Şirket, Xbox mağazasında 31 Temmuz’a kadar geçerli olacak Büyük Oyun İndirimi kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında popüler Battlefield oyunu da büyük indirim aldı ve fiyatı yalnızca 11 TL’ye kadar düştü.
Battlefield 1 fiyatı 11 TL’ye düştü
Xboxmağazasında31Temmuz‘a kadar sürecek Büyük Oyun İndirimi kapsamında Battlefield 1’in fiyat etiketi 11,75 TL’ye düştü. Oyuncular son tarihe kadar normal fiyatı 117 TL olan yapımı indirimli fiyattan satın alabilecek.
İşte indirime giren bazı oyunlar;
Oyun Adı
Eski Fiyat
Yeni Fiyat
İndirim Oranı
EA SPORTS FC 25 Standart Sürüm Xbox
2.899,99 ₺
579,99 ₺
%80
Call of Duty: Black Ops 6 – Cross-Gen
2.799,99 ₺
1.539,99 ₺
%45
Assassin’s Creed Shadows
2.800,00 ₺
2.100,00 ₺
%25
Sid Meier’s Civilization® VII
2.499,00 ₺
2.124,15 ₺
%15
Skyrim Anniversary Edition + Fallout 4
800,00 ₺
264,00 ₺
%67
Avowed Standard Edition
2.499,00 ₺
1.674,33 ₺
%33
Kingdom Come: Deliverance II
1.749,00 ₺
1.311,75 ₺
%25
Dragon Age: The Veilguard
2.899,99 ₺
1.304,99 ₺
%55
Skull and Bones
1.750,00 ₺
350,00 ₺
%80
Fallout 76: Atomic Angler Bundle
1.000,00 ₺
600,00 ₺
%40
NBA 2K25 Standard Edition
2.099,00 ₺
290,00 ₺
%86
Metaphor: ReFantazio
2.249,00 ₺
1.349,40 ₺
%40
Diablo IV: Vessel of Hatred
1.439,99 ₺
575,99 ₺
%60
New World: Aeternum Standard Edition
2.050,00 ₺
1.230,00 ₺
%40
MLB The Show 25 Digital Deluxe Edition
3.300,00 ₺
1.650,00 ₺
%50
Cyberpunk 2077
799,00 ₺
279,65 ₺
%65
South of Midnight
1.399,00 ₺
1.049,25 ₺
%25
Blades of Fire
2.099,00 ₺
1.679,00 ₺
%20
Empire of the Ants
1.450,00 ₺
942,50 ₺
%35
WWE 2K25 The Bloodline Edition
4.680,00 ₺
2.808,00 ₺
%40
Buradan kampanya sayfasına gidebilir ve ilginizi çeken oyunları düşük fiyatlardan satın alabilirsiniz.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Çin merkezli robotik firması Unitree Robotics, sadece 5.900 dolar fiyat etiketiyle tanıttığı yeni insansı robot modeli R1’i duyurdu. Gelişmiş yapay zeka özellikleri, hareket kabiliyeti ve etkileşim yetenekleriyle dikkat çeken R1, bugüne kadar yüksek maliyet nedeniyle yalnızca büyük kurumlara hitap eden insansı robot teknolojisini daha geniş kitlelere ulaştırma potansiyeli taşıyor.
Uygun fiyatlı insansı robot görücüye çıktı
25 kilogram ağırlığındaki R1, 26 hareketli ekleme sahip. Robotun içerisinde görüntü ve ses tanıma destekli bir yapay zeka sistemi bulunuyor. Tanıtım videolarında R1’in dans ettiği, koştuğu ve dövüş hareketleri sergilediği görüntüler paylaşıldı.
Akrobatik performanslara ek olarak sesli komutlara yanıt verebilmesi, çevresini analiz edip duruma uygun tepkiler üretebilmesi de cihazın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Robotun bünyesinde yer alan büyük dil modeli (LLM) sayesinde daha akıllı ve insana yakın etkileşimler mümkün hale geliyor.
Bu seviyede özellikler sunan bir insansı robotun 5.900 dolarlık fiyatla piyasaya çıkması, pazardaki fiyat algısını doğrudan etkiliyor. Daha önce Unitree tarafından satışa sunulan G1 modeli 16.000 dolardan fiyatlandırılmış, daha büyük ve gelişmiş özelliklere sahip H1 modeli ise 90.000 doların üzerinde satılmıştı. Karşılaştırmalı olarak bakıldığında, Unitree R1 ile birlikte ciddi bir fiyat düşüşü gerçekleşti.
YouTube güncel reklam gelirlerini açıkladı. Google'ın bünyesindeki firma geçtiğimiz çeyrekte 9,79 milyar dolar kazandı.
Robot teknolojilerinde bugüne kadar maliyetler, bireysel kullanıcılar ve küçük işletmeler için önemli bir engel oluşturuyordu. 2024 yılı itibarıyla piyasada bulunan en gelişmiş insansı robotların ortalama maliyeti 200.000 dolar seviyesindeydi. Bu tablo içinde Unitree’nin R1 modeli, hem bireysel kullanım hem de küçük ölçekli profesyonel uygulamalar için önemli bir seçenek haline geliyor.
R1’in tanıtımı, sadece fiyat avantajı üzerinden değil, aynı zamanda Çin’in robot teknolojilerinde küresel rekabet gücünü artırma çabası içinde de değerlendiriliyor. Uzun süredir bu alanda liderliği elinde bulunduran ABD merkezli Boston Dynamics gibi firmalara karşı, Çinli üreticilerin fiyat-performans odaklı yaklaşımı dikkat çekiyor.
Unitree’nin yeni ürünü, robotların yalnızca laboratuvar veya sanayi ortamlarında değil, evlerde, eğitim alanlarında ya da gelecekte savunma sistemlerinde de daha yaygın şekilde yer alabileceğinin sinyalini veriyor.
Google, yapay zeka alanındaki deneysel projelerine bir yenisini daha ekledi. Şirket, Opal adını verdiği yeni hizmetini Google Labs çatısı altında ilk kez duyurdu. ABD’de sınırlı kullanıcı kitlesiyle test edilmeye başlanan Opal, kullanıcıların yazılı komutlarla mini web uygulamaları oluşturmasına, düzenlemesine ve paylaşmasına olanak tanıyor. Hizmetin temel odağı, teknik bilgi gerektirmeden üretim yapabilmeyi mümkün kılan bir yapay zeka destekli arayüz sunmak.
Google, Opal isimli yapay zeka hizmetini duyurdu
Opal, görsel odaklı ve sade arayüzü ile kodlama bilgisine sahip olmayan kullanıcıların da kendi işlevsel uygulamalarını oluşturabilmesini hedef alıyor. Sistem, kullanıcının yazdığı metin komutlarını analiz ediyor ve sonuç üretmek için Google’ın bünyesindeki farklı yapay zeka modellerinden destek alıyor.
Kullanıcılar, oluşturdukları uygulamaları dilerse galeriye kaydedebiliyor, web üzerinde yayımlayabiliyor veya bağlantı yoluyla başkalarıyla paylaşarak test etmelerine imkan sunabiliyor.
Servisin sunduğu yetenekler yalnızca sıfırdan uygulama oluşturmayla sınırlı değil. Kullanıcılar, platformdaki diğer kullanıcılar tarafından hazırlanan mevcut uygulamaları da düzenleyebiliyor ve kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabiliyor. Bu işleyiş, Opal’ın bir araç olmanın ötesine geçip, zaman içinde kullanıcı katkısıyla büyüyen bir yapay zeka uygulama galerisine dönüşmesini mümkün kılabilir.
Google’ın son dönemdeki yapay zeka projelerinden biri de DeepMind ekibi tarafından geliştirilen Aeneas modeli olmuştu. Aeneas, binlerce Latince yazıt üzerinde eğitilmiş bir yapay zeka sistemi olarak, hasar görmüş ya da eksik kalmış antik metinleri onarma, coğrafi kökenlerini belirleme ve benzer yazıtlarla ilişkilendirerek tarihsel bağlam kurma yeteneklerine sahip.
Samsung'un merakla beklenen amiral gemisi modeli Galaxy S26 işlemcisi ile ortaya çıktı. Exynos 2600 bakalım ne kadar güçlü olacak?
Modelin, tarih araştırmalarında akademisyenlere ve müze çalışanlarına katkı sunması hedefleniyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Apple, 2025 sonbaharında tanıtacağı yeni nesil iPad Pro modeliyle donanım tarafında belirgin yeniliklere yöneliyor. M5 çipiyle birlikte sunulacak tablet, performans, bağlantı ve kamera özelliklerinde dikkat çekici geliştirmeler içeriyor.
M5 iPad Pro karşımıza çıkacak
M5 iPad Pro’da kullanılacak yeni nesil çip, Apple’ın iPad serisine özel geliştirdiği en güncel işlemci olarak öne çıkıyor. Geçen yıl iPad Pro modellerinde ilk kez M4 çip kullanılmıştı. M5’in de bu seride yer almasıyla birlikte Apple, işlemci geliştirme stratejisinde iPad’i yine ilk sahneye çıkan cihaz konumuna getiriyor.
M5 çipi, özellikle yapay zeka uygulamaları için geliştirilmiş nöral motoruyla öne çıkıyor. Bu motorun, cihaz üzerindeki hesaplamalarda daha hızlı sonuçlar üretebilmesi ve makine öğrenimi işlemlerinde gecikmeyi azaltması bekleniyor.
Kamera tarafında yapılan değişiklikler, iPad Pro’nun kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyecek türden. Yeni modelde çift ön kamera sistemi yer alıyor. Bu yapılandırma, hem yatay hem de dikey kullanım için farklı açılarda konumlandırılmış ön kameraları içeriyor.
Böylece cihaz, ister FaceTime, ister Zoom gibi üçüncü taraf uygulamalarla yapılan görüntülü görüşmelerde daha doğal bir çerçeveleme sunabiliyor. Donanımsal olarak birden fazla ön kameranın bulunması, çoklu kamera geçişi veya masaüstü görünüm gibi gelişmiş yazılım özelliklerinin entegrasyonunu da mümkün hale getiriyor.
Samsung'un merakla beklenen amiral gemisi modeli Galaxy S26 işlemcisi ile ortaya çıktı. Exynos 2600 bakalım ne kadar güçlü olacak?
RAM tarafında da önceki modellere kıyasla önemli bir değişim yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl piyasaya çıkan M4 iPad Pro modellerinde yalnızca 1 TB ve üzeri depolama alanına sahip versiyonlarda 16 GB RAM bulunuyordu. Ancak bu yılki M5 modellerinde tüm depolama seviyelerinde 16 GB RAM sunulması gündemde.
Bu değişikliğin arkasında, iPadOS 26 ile gelen üretkenlik odaklı yenilikler ve yapay zeka uygulamalarının artan bellek ihtiyacı yer alıyor. Daha geniş RAM kapasitesi, kullanıcıların çoklu görev yürütmesini, profesyonel uygulamaları sorunsuz çalıştırmasını ve grafik ağırlıklı işlerde daha akıcı performans almasını sağlayacak.
Bağlantı özelliklerinde yapılan iyileştirmeler, iPad Pro’nun ağ performansını yeni bir seviyeye taşıyor. Önceki M4 modellerinde Wi-Fi 6E desteği bulunuyordu. Ancak Apple, geçen yıl iPhone 16 serisinde Wi-Fi 7 teknolojisine geçmişti.
Aynı teknolojinin şimdi iPad Pro’ya da gelmesiyle birlikte cihaz, teorik olarak 46 Gbps’ye kadar veri aktarım hızlarına ulaşabilecek. Wi-Fi 7, aynı zamanda daha geniş bant aralıkları, düşük gecikme süreleri ve parazit azaltma gibi avantajlar sunuyor.
Apple, AirPods Pro 2 ve yakında çıkacak AirPods 4 için ilk kez herkese açık beta programını başlattı. Yeni ürün yazılımı, iOS 26, iPadOS 26 ve macOS Tahoe ile uyumlu cihazlara sahip kullanıcıların AirPods’a gelecek yeni özellikleri erken test etmesini sağlıyor. Bu güncellemeyle birlikte AirPods’lar yalnızca ses cihazı değil, aynı zamanda günlük kullanımda daha entegre bir yardımcı rolü üstlenmeye başlıyor.
AirPods serisi yeni özellikler sunacak
AirPods Pro 2 ve AirPods 4’e gelen yenilikler arasında en dikkat çekenlerden biri, stüdyo kalitesinde ses kaydı desteği. Bu özellik, özellikle röportaj yapanlar ve video içerik üreten kullanıcılar için profesyonel düzeyde kayıt imkanı sağlıyor.
Cihazlar, bu sayede podcast ve video çekimlerinde taşınabilir bir mikrofon görevini üstlenebiliyor. Ayrıca aramalarda sunulan gelişmiş ses kalitesi, daha net ve doğal bir iletişim deneyimi sunmayı amaçlıyor.
Yeni güncellemeyle birlikte AirPods’lara kamera kumandası özelliği de ekleniyor. Bu işlev sayesinde kullanıcılar, Kamera uygulamasını uzaktan kontrol edebiliyor; fotoğraf çekimi ya da video kaydını başlatmak için doğrudan kulaklık üzerinden komut verebiliyor. Apple’ın bu özelliği, özellikle tripodla çekim yapan kullanıcılar veya vlog çekenler için işlevsel bir yenilik olarak öne çıkıyor.
Uyku sırasında müzik dinlemeyi tercih edenler için getirilen otomatik ses duraklatma özelliği ise AirPods kullanım alışkanlıklarına doğrudan etki eden bir geliştirme. Kulaklıklar, kullanıcının uykuya daldığını algıladığında çalan sesi otomatik olarak kesiyor. Bu sayede hem gereksiz pil tüketimi önleniyor hem de dinleme alışkanlıkları konforlu hale geliyor.
Samsung'un merakla beklenen amiral gemisi modeli Galaxy S26 işlemcisi ile ortaya çıktı. Exynos 2600 bakalım ne kadar güçlü olacak?
Yeni beta yazılımında CarPlay tarafında da bir entegrasyon bulunuyor. Araba kullanımında AirPods, iPhone ile otomatik geçiş yaparak bağlantıyı kesintisiz şekilde sürdürebiliyor. Bu da özellikle araç içi aramalarda veya medya kontrolünde bağlantı sürekliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
AirPods beta güncellemesini indirmek isteyen kullanıcıların, iOS 26, iPadOS 26 veya macOS Tahoe yüklü bir cihaza sahip olması gerekiyor. Güncellemeyi yüklemek için Apple Beta Yazılım Programı’na kayıt olunması gerekiyor.
Apple hesabıyla giriş yapıldıktan sonra, cihaz beta programına dahil ediliyor ve iOS 26 public beta yükleniyor. Daha sonra iPhone’un Bluetooth ayarlarında AirPods’un yanındaki bilgi simgesine dokunularak “AirPods Ayarları” menüsü açılıyor. Bu menüde “AirPods Beta Güncellemeleri” seçeneği görünür hale geliyor ve kullanıcı buradan beta güncellemelerini aktif hale getirebiliyor.
Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi şirketi ASELSAN, İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF) 2025’te büyük bir etki yarattı. 7.000 m²’lik dev bir sergi alanında, 50. yılını kutlayan ASELSAN, hava, kara, deniz ve uzay teknolojilerinde 300’den fazla yenilikçi ürününü sergileyerek dünyanın en hızlı büyüyen ilk 10 savunma şirketi arasındaki yerini pekiştirdi.
Dünyanın gözü bu şirkette! ASELSAN neler yapıyor?
ASELSAN’ın öne çıkan yeniliklerinden biri mühimmat teknolojilerindeki ilerlemelerdi. LGK82 lazer güdüm kiti, geleneksel bombaları hassas güdümlü mühimmata dönüştürerek bırakıldıktan sonra yönlendirme imkanı sağlıyor. Tolun mühimmat ailesi, zırh delici ve arayıcı başlıklı çeşitleriyle, hava araçlarından atılan mühimmatların menzilini ve isabetliliğini artırıyor. Bu sistemler, özellikle 5. nesil Kaan savaş uçağı ve insansız hava araçları (İHA) için geliştirildi.
ASELSAN, renkli görüntü ve gece görüşü sunabilen, dünyada bir ilk olan pilot kaskını tanıttı. Pilotun kafa yapısına özel üretilen bu kask, yüksek hızlarda güvenliği garanti ederken, kafa hareketlerini algılayan sensörlerle kesintisiz veri aktarımı sağlıyor. Kaan uçağı için geliştirilen Murat 600A radarı, menzili açıklanmayan ancak stratejik öneme sahip bir teknoloji olarak dikkat çekti. Ayrıca, ASEL Pod’un yerini alan Karat ve Toygun sistemleri, düşük radar kesit alanıyla neredeyse fark edilemez özellikte, gizlilik odaklı operasyonlar için ideal.
Bayraktar TB3 İHA’sında kullanılan Asel Flir 600, yabancı rakiplerine kıyasla iki kat daha yüksek performans sunarak gözetleme ve hedeflemede devrim yaratıyor. Doruk hedef koordinat belirleme sistemi, yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve termal takip yetenekleriyle gerçek zamanlı durumsal farkındalık sağlıyor. ASELSAN’ın 20 km menzilli çoklu silah tespit radarı ise İHA, SİHA ve diğer tehditleri tespit edebilen yenilikçi bir çözüm.
Devlet sırrı niteliğindeki elektronik harp birimleri, ASELSAN’ın teknolojik üstünlüğünü gözler önüne seriyor. Kaan uçağı ve Akıncı İHA’sında kullanılan bu sistemler, Türkiye’nin savunma kabiliyetlerini güçlendiriyor. Hibrit telsiz iletişim ağı, gelişmiş antenler ve sunucularla donatılmış olup, askeri birimler arasında güvenli ve güvenilir koordinasyon sağlıyor; bu, ulusal güvenlik için kritik bir varlık.
Deniz Kuvvetleri için ASELSAN, 35 mm parçacıklı mühimmat kullanan Gökdeniz sistemini ve sualtı operasyonları için gelişmiş sonar ve karıştırma (jammer) teknolojilerini sergiledi. Bu sistemler, Oruç Reis, Milgem ve L400 gibi milli gemilerde kullanılıyor ve onlarca ülkeye ihraç ediliyor, ASELSAN’ın küresel etkisini ortaya koyuyor.
ASELSAN, Türkiye’nin katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe’nin en önemli paydaşlarından biri. Korkut, Gökberk, Gürs, İhtar ve Alp radarları gibi sistemler fuarda ziyaretçilere tanıtıldı. Taşınabilir Kangal anti-drone sistemi, İHA tehditlerini etkisiz hale getirmek için yerli teknolojilerle geliştirildi ve modern savaşın zorluklarına karşı etkili bir çözüm sunuyor.
ASELSAN, teknolojik başarılarının ötesinde, Konya ve Sivas’taki tesisleriyle ve ülke genelindeki startup’lar ve iş ortaklarıyla güçlü bir ekosistem oluşturuyor. Bu ağ, Türkiye’nin savunma sanayisini güçlendiriyor ve IDEF 2025’te iş ortaklarıyla birlikte yer alarak bu bütünlüğü gözler önüne serdi.
ASELSAN, IDEF 2025’te denizlerin derinliklerinden uzayın sınırlarına uzanan geniş ürün yelpazesiyle, özgün mühendislik teknolojilerini kullanarak Türkiye’nin savunma sanayisindeki lider konumunu bir kez daha kanıtladı. Şirketin YouTube kanalı ve sosyal medya hesapları, bu yenilikleri 360 derece deneyimlemek isteyenler için zengin bir kaynak sunuyor. Genç yetenekler için kariyer fırsatları sunan ASELSAN, savunma sanayinde geleceği şekillendirmeye devam ediyor.
Gelişmiş yonga teknolojilerine erişimi büyük ölçüde kısıtlanan Çin’de, mevcut çiplerin ömrünü uzatmak için başlatılan tamir faaliyetleri büyük bir endüstriye dönüşmüş durumda. ABD’nin uyguladığı ihracat ambargoları sonucunda Çinli teknoloji firmaları, özellikle yapay zeka uygulamaları için hayati öneme sahip Nvidia hızlandırıcılara ulaşmakta ciddi zorluklar yaşıyor. Bu durum, tamir ve yenileme odaklı bir sektörün doğmasına yol açtı.
Çin, yonga tamiri alanında atılım yaptı
Özellikle Nvidia’nın H100 ve A100 gibi yüksek performanslı yapay zeka yongalarına teknik destek sağlanamaması, bu alanda uzmanlaşan yerel firmalara yeni bir görev alanı yarattı. Çin’de faaliyet gösteren bu firmalar, hasar görmüş ya da performans sorunu yaşayan gelişmiş yongaları onarıp yeniden kullanıma kazandırıyor. Edinilen bilgilere göre bazı firmalar ayda 500 adede kadar yonga tamiri gerçekleştirebiliyor. Tamir başına maliyet ise 2800 dolara kadar çıkabiliyor.
Tamir işlemleri sadece yongaların yeniden çalışmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kullanım ömürlerini de uzatıyor. Bu, ambargolar nedeniyle sınırlı sayıda bulunan ileri düzey çiplerin daha uzun süre işlevsel kalmasını mümkün kılıyor.
Sektördeki büyüme, arka planda büyük bir yedek parça tedarik zincirinin de çalıştığını ortaya koyuyor. Onarım işlemleri için gerekli olan mikro bileşenlerin temini, bu zincirin sürdürülebilirliğine bağlı.
YouTube güncel reklam gelirlerini açıkladı. Google'ın bünyesindeki firma geçtiğimiz çeyrekte 9,79 milyar dolar kazandı.
Ancak bu yeni oluşan akışın uzun vadede devam edip edemeyeceği belirsizliğini koruyor. ABD’nin, tamir için kullanılan yedek parçaların da kısıtlanması yönünde yeni yaptırımlar gündeme alabileceği konuşuluyor. Bu olasılık, halihazırda kırılgan bir yapıya sahip olan Çin merkezli tamir sektörünü doğrudan etkileyebilir.
Çin daha önce de döküm makinelerinin ikinci el piyasasını neredeyse tamamen kapatmış, eline geçen tüm cihazları toplayarak yarı iletken üretimindeki darboğazı aşmaya çalışmıştı. Şimdi benzer bir strateji, gelişmiş yongaları kullanmaya devam edebilmek için uygulanıyor. Söz konusu hamleler, Çin’in teknoloji alanında dışa bağımlılığını azaltma çabasının bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Çin’de yaşanan bu gelişme, sadece bir tamir faaliyeti olarak değil, aynı zamanda jeopolitik baskıların teknolojik yansımaları açısından da önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.
11 Bit Studios, Frostpunk 2’nin PlayStation 5 ve Xbox Series X/S konsolları için çıkış tarihini 18 Eylül 2025 olarak duyurdu. Oyun, PC sürümünde olduğu gibi çıktığı gün konsol oyuncuları için de Game Pass kütüphanesinde yer alacak.
Frostpunk 2 18 Eylül’de konsollara gelecek
Frostpunk 2’nin konsollara çıkışı için paylaşılan yeni fragman ilginç bir şekilde daha sonra stüdyo tarafından gizliye alındı. Burada videonun yanlışlıkla paylaşıldığı ve yapımın konsollar için çıkış tarihinin planlandan daha erken duyurulduğu ihtimali üzerinde duruluyor.
Frostpunk 2 | Console Date Reveal Trailer
Coming to Day One on Xbox Game Pass, Xbox Series X|S, and PS5 on September 18th, 2025 pic.twitter.com/oOaop5H5ow
Oyuncular gizliye alınmadan önce videoyu farklı platformlarda paylaştı. Bu sayede konuyla ilgili bir soru işareti bulunmuyor.
Oyunun daha önce paylaşılan yol haritasına göre bu yıl içerisinde yayınlanması planlanan iki indirilebilir içerik (DLC) daha bulunuyor. 2026 yılında ise ismi henüz belli olmayan üçüncü bir DLC oyunculara sunulacak.
Frostpunk 2, ilk olarak geçtiğimiz Eylül ayında PC platformu için çıkış yaptı ve olumlu geri dönüşler aldı.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Frostpunk 2 oyununu oynayacak mısınız? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Samsung, Android 16 tabanlı One UI 8 güncellemesi için hazırlıklarını sürdürüyor. Güney Koreli marka ay başında tanıttığı katlanabilir modellerinde bu yeni sürüme yer verse de, diğer cihazlar için genel dağıtım henüz başlamadı.Şirket, son olarak bütçe dostu bir modelinde One UI 8’i test etmeye başladı.
Galaxy F15 için One UI 8 testleri başladı
Samsung, Galaxy F15 için dahili One UI 8 testlerine resmen başladı. Yeni sürüm, firmanın bütçe dostu telefonu şimdilik Hindistan varyantında test ediliyor. Öte yandan, kullanılan yapı numarası E156BXXU6CYG5 olarak görünüyor.
Samsung’un One UI 8 güncellemesini ne zaman geniş çapta yayınlayacağı şimdilik net değil. Ancak 9 Temmuz’da tanıtılan Galaxy Z Fold 7, Flip 7 ve Flip 7 FE modellerinin kutudan doğrudan bu sürümle çıkması güncellemenin kısa süre içinde diğer modellere de sunulacağının güçlü bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Android 16 tabanlı One UI 8 güncellemesi alması beklenen Samsung modelleri;
Not: Aşağıdaki listeresmi değildir. Güvenilir kaynaklar tarafından şirketin güncelleme politikası eşliğinde hazırlanmıştır. Ayrıca yeni dönemde çıkacak modeller yer almıyor ve sadece mevcut ürün yelpazesini kapsıyor.
Galaxy S:
Galaxy S22 Serisi
Galaxy S23 Serisi
Galaxy S24 Serisi
Galaxy S25 Serisi
Galaxy Z Fold ve Flip:
Galaxy Z Fold 4 ve Z Flip 4
Galaxy Z Fold 5 ve Z Flip 5
Galaxy Z Fold 6 ve Z Flip 6
Galaxy S FE:
Galaxy S21 FE
Galaxy S23 FE
Galaxy S24 FE
Galaxy A:
Galaxy A33, A53 ve A73
Galaxy A14, A24, A34 ve A54
Galaxy A15, A25, A35 ve A55
Galaxy A06, A16
Galaxy A56, Galaxy A26
Galaxy Tab:
Galaxy Tab S8, Tab S8+ ve Tab S8 Ultra
Galaxy Tab S9, Tab S9+ ve Tab S9 Ultra
Galaxy Tab S10+ ve Tab S10 Ultra
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zeka uygulaması ChatGPT ile yapılan kişisel görüşmelerin yasal bir gizlilik korumasına sahip olmadığını açıkladı. Altman, bir doktor veya avukat ile yapılan görüşmelerin aksine yapay zeka ile paylaşılan hassas bilgilerin yasal bir güvence altında bulunmadığını belirtti.
OpenAI CEO’su Sam Altman’dan kritik ChatGPT açıklaması
Sam Altman, “This Past Weekend w/ Theo Von” isimli podcast yayınına konuk oldu ve ChatGPT ile ilgili dikkat çeken bazı açıklamalarda bulundu. Altman, yapay zekanın mevcut hukuk sistemiyle olan ilişkisine dair bir soru üzerine kullanıcı konuşmaları için yasal bir gizliliğin olmamasının temel sorunlardan biri olduğunu ifade etti.
Başarılı CEO, insanların özellikle de gençlerinChatGPT’yi bir terapist veya yaşam koçu olarak kullandığını ve ilişki sorunları gibi en özel konularını bile yapay zeka aracıyla paylaştığını söyledi. Altman, “Şu anda bu sorunları bir terapist, avukat veya doktorla konuştuğunuzda bunun için yasal bir ayrıcalık, doktor-hasta gizliliği vardır. Fakat ChatGPT ile konuştuğunuz senaryoda ne yapılması gerektiğini henüz çözemedik” dedi.
Bu durumun özellikle bir dava sırasında kullanıcılar için bir gizlilik sorunu yaratabileceğini ekleyen Altman, OpenAI’ın mevcut yasalara göre bu konuşmaları mahkemelere sunmakla yükümlü olacağını belirtti. CEO, “Bunun çok garip bir durum olduğunu düşünüyorum. Yapay zeka ile yaptığınız konuşmalar için bir terapistle olduğu gibi aynı gizlilik anlayışına sahip olmamız gerekiyor ve bunu bir yıl önce kimsenin düşünmesi gerekmiyordu,” ifadelerini kullandı.
İtalya’daki La Sapienza Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, insan bedeninin Wi-Fi sinyalleriyle kurduğu fiziksel etkileşimden yola çıkarak, kişileri hiçbir kamera ya da cihaz taşımaya gerek olmadan tespit edebilen bir sistem geliştirdi.
Wi-Fi sinyalleri ile insanlar gözetlenecek
“WhoFi” adı verilen teknoloji, insan bedeninin elektromanyetik dalgalar üzerinde bıraktığı etkiyi analiz ederek, her bireye özgü bir sinyal imzası oluşturuyor. Elde edilen bu dijital iz, kişinin farklı ortamlarda tekrar tanınmasını ve takip edilmesini mümkün kılıyor.
Wi-Fi sinyalleri bir ortama yayıldığında, duvarlar, eşyalar ve insan vücudu gibi nesnelere çarparak yapısal değişimlere uğruyor. Bu değişimler, “Kanal Durum Bilgisi” (CSI) olarak adlandırılan veriler aracılığıyla ölçülebiliyor.
WhoFi, bu CSI verilerini derin öğrenme algoritmalarıyla işleyerek her bireyin kendine has bir radyo-biometrik izini tanımlıyor. Böylece, sinyalin bir kişiye ait olup olmadığı yüksek doğrulukla tespit edilebiliyor. Araştırma ekibi, sistemin herhangi bir cihaz taşımaya gerek duymadan çalıştığını, sadece bireyin bulunduğu ortamda Wi-Fi ağı bulunmasının yeterli olduğunu belirtiyor.
YouTube güncel reklam gelirlerini açıkladı. Google'ın bünyesindeki firma geçtiğimiz çeyrekte 9,79 milyar dolar kazandı.
Çalışma, daha önce Wi-Fi sinyallerinin insan hareketlerini takip etmede veya duvarların arkasını görselleştirmede kullanılabileceğini gösteren araştırmaların bir adım ötesine geçiyor. WhoFi, bu sinyalleri artık bir tanıma ve kimlik doğrulama aracı hâline getiriyor. İlk testlerde sistemin yüzde 95,5 oranında doğruluk sağladığı açıklandı.
Geliştirilen sistem, yalnızca bir gözetleme aracı olarak değil, aynı zamanda geleneksel kamera sistemlerinin ulaşamadığı alanlarda kullanılabilecek yeni bir güvenlik çözümü olarak da değerlendiriliyor. Wi-Fi tabanlı takip teknolojileri, ışık koşullarına ihtiyaç duymadan çalışabiliyor.
Karanlık, sisli veya görüş açısının olmadığı alanlarda dahi işlevselliğini koruyan bu sistem, ayrıca Wi-Fi sinyallerinin duvar gibi fiziksel engelleri aşabilmesi sayesinde kameraların erişemediği alanlarda da izleme yapabiliyor. Görsel tanımlama yerine elektromanyetik izlere dayandığı için; kişinin yüzü, kıyafeti ya da hareket tarzı gibi unsurlar da önemini yitiriyor.
Araştırma ekibinden Prof. Danilo Avola, WhoFi teknolojisinin ışıksız ortamlarda, duvar arkasında ya da kamera görüşünün dışında kalan bölgelerde etkin biçimde kullanılabileceğini belirtti. Avola’ya göre, günümüz şehirlerinde neredeyse her sokakta bir Wi-Fi ağı mevcut olduğu için, bu sistem klasik yüz tanıma teknolojilerinin önüne geçebilir.