Kısa süre önce Phone (3) modeliyle ilk kez amiral gemisi segmentine adım atan Nothing, daha geniş kullanıcı kitlesine ulaşmak için ürün gamını çeşitlendirmeye hazırlanıyor. Şirkete yakın kaynaklardan gelen bilgilere göre, “Lite” veya “T” adı altında daha uygun fiyatlı modeller gündemde.
Nothing, “Lite” modelleri ile karşımıza çıkacak
Söz konusu iddia, X platformunda paylaşılan bir sızıntıya dayanıyor. Hintli bir kaynağın aktardığına göre Nothing, mevcut Phone (3), Phone (3a) ve Phone (3a) Pro modellerine ek olarak daha düşük maliyetli cihazlar üzerinde çalışıyor. Henüz yeni modellerin isimleri veya teknik detayları netleşmiş değil.
Şirketin bu adımıyla, daha düşük donanım seviyesine sahip ancak tasarım çizgisinden ödün vermeyen telefonlarla pazar payını artırmayı amaçladığı tahmin ediliyor. Phone (3), bu ayın başında tanıtılmış ve özellikle yeni Glyph Matrix ekranı ile kamera tasarımıyla dikkat çekmişti. Yeni çıkması muhtemel modellerin de aynı tasarım DNA’sını sürdürmesi bekleniyor.
Nothing’in bu yönde bir genişlemeye gitmesi, şirketin sadece üst segment kullanıcılarına değil, daha geniş bir müşteri kitlesine hitap etme arayışına girdiğini ortaya koyuyor. Yakın dönemde bu yeni modellerle ilgili teknik özellikler ve lansman takvimi hakkında daha somut bilgilerin ortaya çıkması bekleniyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
Öte yandan Nothing’in bu stratejisi, akıllı telefon pazarındaki rekabetin daha da yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. Orta segmentte fiyat-performans dengesi sunan modellerin önem kazandığı bu süreçte, şirketin tasarım odaklı yaklaşımıyla farklılaşarak öne çıkması hedefleniyor.
Uygun fiyatlı yeni serinin, Hindistan gibi fiyat hassasiyetinin yüksek olduğu pazarlarda Nothing’in konumunu güçlendireceği konuşuluyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
realme, ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka bu kapsamda uygun fiyat etiketiyle dikkatleri üzerine çeken Narzo 80 Lite 4G modelini tanıttı. Peki şirketin yeni modeli neler sunuyor?
realme Narzo 80 Lite 4G özellikleri ve fiyatı
realme Narzo 80 Lite 4G, 6.74 inç, 720p çözünürlük ve 90 Hz yenileme hızı sunan LCD bir panelle bizleri karşılıyor. Aynı zamanda damla çentik tasarımına sahip.
Modelde Unisoc T7250 işlemcisi kullanılıyor. Öte yandan, 4/6 GB RAM ve 64/128 GB dahili depolama seçenekleriyle raflardaki yerini alıyor.
Önde 5 MP selfie kamerası bulunurken, arkada 13 MP ana ve yardımcı sensörden oluşan çift kamera kurulumu karşımıza çıkıyor.
Cihazda 15W hızlarında şarj olabilen 6.300 mAh’lik bir pil mevcut. Son olarak, 85 dolardan başlayan fiyat etiketine sahip.
Ekran:
6.74 inç LCD panel
720p çözünürlük
90Hz yenileme hızı
563 nit tepe parlaklık
İşlemci:
1.8GHz Unisoc T7250 (8 çekirdekli)
İşletim Sistemi:
Android 15 tabanlı Realme UI 6.0
RAM ve Depolama:
4GB RAM + 64GB depolama
6GB RAM + 128GB depolama
(microSD desteği belirtilmemiş)
Arka Kamera:
13MP ana kamera (OmniVision OV13B10 sensör)
İkinci kamera: Açıklanmadı
Ön Kamera:
5MP selfie kamerası
Batarya:
6.300mAh kapasite
15W kablolu hızlı şarj
6W ters kablolu şarj (başka cihazları şarj edebilir)
Kablosuz şarj teknolojisi, önemli bir güç artışıyla yeni bir evreye geçiyor. Daha önce “Qi2.2” olarak bilinen yeni teknoloji, artık Qi2 25W markasıyla hayatımızda olacak. Bu gelişme, mevcut 15W’lık Qi2 standardına göre yaklaşık %70’e varan bir hız artışı anlamına geliyor ve kullanıcıların cihazlarını çok daha kısa sürede şarj edebilmesini sağlayacak.
Qi2 ile iPhone Kullanıcılarını Neler Bekliyor?
Apple’ın MagSafe teknolojisiyle uyumlu iPhone’lar, mevcut durumda üçüncü taraf şarj aksesuarlarıyla en fazla 15W gücünde kablosuz şarj olabiliyordu. Apple, kendi 30W’lık adaptörüyle iPhone 16 serisinde 25W MagSafe şarjını sunsa da, bu durum yalnızca Apple’ın kendi ekosistemiyle sınırlıydı.
Qi2 25W standardının duyurulmasıyla birlikte bu durum değişiyor. Artık üçüncü taraf aksesuar üreticileri de 25W hızında şarj desteği sunan ürünler geliştirebilecek. WPC, hangi iPhone modellerinin bu standardı destekleyeceğini net olarak açıklamasa da beklentiler oldukça yüksek:
iPhone 17 Serisi: Eylül ayında tanıtılması beklenen iPhone 17 serisinin, kutudan çıktığı anda Qi2 25W standardıyla tam uyumlu olması neredeyse kesin görünüyor.
iPhone 16 Serisi: Qi2 standardının temelinde Apple’ın MagSafe teknolojisinin yatması, mevcut iPhone 16 modellerinin de gelecekteki bir yazılım güncellemesiyle bu yeni ve hızlı standarda kavuşma ihtimalini güçlendiriyor.
iQOO Neo 11 ve iQOO Neo 11 Pro modellerine ait ilk teknik detaylar sızdırıldı. Peki telefonlar kullanıcılara neler sunacak?
WPC Yönetim Kurulu Başkanı Fady Mishriki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Qi standardının evriminde bir sonraki aşamanın ardındaki ivme inanılmaz. Tüketiciler, orijinal Qi2’den neredeyse %70 daha fazla güç sağlayan Qi2 25W’ı deneyimlediklerinde çok memnun kalacaklar. Sertifika kuyruğundaki cihaz sayısı ve üyelerimizin ürün tasarımlarının kalitesi eşi benzeri görülmemiş düzeyde,” ifadelerini kullandı.
Bu yeni standart sadece hız artışı sunmuyor; aynı zamanda daha güçlü manyetik hizalama ve artırılmış şarj verimliliği gibi iyileştirmeleri de beraberinde getiriyor. Samsung’un amiral gemisi modelleri başta olmak üzere Android ekosisteminin de bu yeni teknolojiyi hızla benimsemesi bekleniyor.
Samsung‘un uygun fiyatlı ürün yelpazesini genişletmek için çalışmaları devam ediyor. Güney Koreli markanın bir süredir piyasaya sürmek için mesai harcadığı Galaxy A07 modeli performans testlerine girdi.
Galaxy A07 Geekbench puanı belli oldu
Galaxy A07, SM-A075FmodelnumarasıylaGeekbenchtestlerine girdi. Cihaz, tek çekirdekli testlerden 554 ve çok çekirdekli testlerden ise 1.934 puan almayı başardı. Böylece bazı özellikleri dolaylı yoldan da olsa belli oldu.
Testlere sokulan prototipin MediaTek Helio G80 serisi bir işlemcisinden güç aldığını söyleyebiliriz. Öte yandan, 4 GB RAM’le karşımıza çıkacak. Tabii burada daha farklı bellek seçeneklerinin olma ihtimalini de akıllardan çıkarmamak gerekiyor. Bunun dışında kutudan çıkar çıkmaz Android 15 tabanlı One UI 7 güncellemesini çalıştıracak.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Türkiye savunma sanayisi, deniz platformlarında önemli bir eşiği daha geride bıraktı. Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE), Endonezya Deniz Kuvvetleri ile yaptığı sözleşmeyle Türkiye tarihindeki ilk deniz topu ihracatını gerçekleştirdi. İstanbul’da düzenlenen IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda duyurulan bu ihracat, savunma alanında yerli üretimin geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Türkiye, ilk deniz topu ihracatını gerçekleştirdi
Sözleşme kapsamında Endonezya, donanmasında görev yapan üç gemi için üç adet Denizhan Deniz Topu tedarik ediyor. Tedarik süreci, Endonezya merkezli savunma şirketi Republikorp ile MKE arasında yapılan iş birliği çerçevesinde yürütülüyor. Satışı yapılan sistem, Türkiye’nin bugüne kadar geliştirdiği en ileri deniz topu platformu olma özelliği taşıyor.
76/62 mm kalibrede geliştirilen Denizhan Deniz Topu, dakikada 80 atıma kadar ulaşan yüksek atış hızıyla hem su üstü hem de hava hedeflerine karşı etkili angajman sağlıyor. Sistem, tamamen yerli imkanlarla üretildi. Menzili yaklaşık 16 kilometreye kadar uzanıyor ve artırılmış menzilli mühimmatlarla bu mesafe 20 kilometreye çıkarılabiliyor. Sistem; tam otomatik, yarı otomatik ve manuel modlarda çalışabiliyor.
Silah sistemi, ASELSAN tarafından geliştirilen yerli atış kontrol sistemleriyle entegre şekilde görev yapıyor. Gemi üzerindeki savaş yönetim sistemleriyle tam uyum içinde çalışan top, elektro-optik hedef tespit sistemleri sayesinde düşük radar izine sahip hedeflere karşı bile yüksek isabet oranı sağlayabiliyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
Denizhan, Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı’nın öncülüğünde yürütülen savunma sanayii projeleri kapsamında geliştirildi. MİLGEM sınıfı başta olmak üzere farklı deniz platformlarına entegrasyonu tamamlanan sistem, Türk Deniz Kuvvetleri tarafından aktif olarak kullanılıyor. Bugüne kadar beş farklı teslimatı tamamlanan Denizhan sistemi, bu ihracatla birlikte ilk kez yurtdışında görev yapacak.
Savunma Sanayii Başkanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen bu satış, aynı zamanda IDEF 2025’te açıklanan en dikkat çekici gelişmelerden biri oldu. Türk savunma sanayisi, kara ve hava araçları dışında artık deniz platformlarında da küresel rekabette yer almaya başladı.
Çin, 6G teknolojisinde ulaştığı hızla yeni bir rekora imza attı. China Mobile, kurduğu küçük ölçekli test ağıyla 280 Gbps veri aktarım hızına ulaşıldığını açıkladı. 2025 Çin İnternet Konferansı’nda yapılan duyuruya göre, bu hız sayesinde 50 GB büyüklüğündeki bir dosyanın aktarımı yalnızca 1.4 saniyede tamamlandı. Elde edilen veri transferi hızı, mevcut 5G altyapısının teorik sınırlarını yaklaşık 14 kat aşarken, birçok kablolu bağlantı türünü de geride bırakıyor.
Çin, 6G teknolojisinde hız rekoru elde etti
China Mobile, Çin genelinde sürdürülen dört büyük bilimsel ve teknolojik 6G projesinde liderlik üstleniyor. Şirket, bugüne kadar 6G ile ilişkili 10 temel teknolojinin geliştirilmesinde doğrudan rol aldı. Test ağı, şu ana dek 10 farklı saha istasyonu üzerinden denendi ve sonuçlara göre elde edilen hız, her iki saniyede bir 4K kalitesinde Blu-ray formatındaki bir filmi indirebilecek kapasitede.
Bu performans, China Mobile’ın toplamda 39.1 milyar yuan (yaklaşık 5.46 milyar dolar) seviyesindeki Ar-Ge yatırımıyla desteklendi. Sadece yer tabanlı testlerle sınırlı kalmayan şirket, aynı zamanda düşük yörünge uyduları üzerinden veri iletimi konusunda da önemli adımlar attı.
Geçtiğimiz yıl yörüngeye gönderilen ilk 6G test uydusu, yalnızca 500 kilometre irtifada çalışıyor ve yüksek bant genişliği ile düşük gecikme süreleri sunarak, geleneksel 36.000 kilometrede görev yapan iletişim uydularına kıyasla daha verimli veri aktarımı sağlıyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
Küresel planlamalar doğrultusunda 6G teknolojisinin 2030 yılı itibarıyla ticari kullanıma sunulması öngörülüyor. Ancak Çin’de yapılan testlerin ölçeği ve ilerleme hızı, bu takvimin daha erkene çekilebileceğini gösteriyor. China Mobile’ın gerçekleştirdiği denemeler, şu an için 6G konusunda en somut ve ölçülebilir sonuçlara ulaşan girişim olarak öne çıkıyor.
Apple’ın şu an geliştiricileri üzerinde test ettiği iOS 26 güncellemesi hakkında güzel bilgiler gelmeye devam ediyor. Son beta sürümü ile liquid glass tasarımında büyük iyileştirmeler yapan Apple henüz iOS 26 çıkış tarihi hakkında bir açıklama yapmadı. Ancak bu güncellemenin ne zaman çıkacağına dair iddialar bugün ortaya atıldı.
iOS 26 çıkış tarihi: Eylül ortası
Apple, iOS 26’nın bu sonbaharda tüm kullanıcılara sunulacağını resmi olarak doğruladı. Ancak şirketin geçmiş yıllardaki takvimine bakarak çok daha net bir tahminde bulunmak mümkün.
İşte son üç iOS sürümünün çıkış tarihleri:
iOS 18: 16 Eylül 2024, Pazartesi
iOS 17: 18 Eylül 2023, Pazartesi
iOS 16: 12 Eylül 2022, Pazartesi
Bu takvim, Apple’ın yıllardır sadık kaldığı bir geleneği yansıtıyor: Yeni iOS sürümü, Eylül ayının başındaki büyük iPhone etkinliğinden yaklaşık bir hafta sonra, genellikle bir Pazartesi günü yayınlanır.
Bu bilgilere göre, iOS 26’nın final sürümünün, iPhone 17 serisinin tanıtımının ardından Eylül 2025’in ortalarında tüm kullanıcılara açılması bekleniyor. Muhtemelen güncelleme 15Eylül veya en geç 22Eylül tarihinde yayınlanacak.
Eylül ayına kadar beklemek istemeyen teknoloji meraklıları için iyi haber ise çok yakında. Apple, her yıl olduğu gibi bu yıl da isteyen herkesin yeni işletim sistemini önceden deneyebileceği bir herkese açık beta programı düzenliyor.
Apple’dan gelen bilgilere göre, iOS 26’nın herkese açık beta (PublicBeta) sürümü Temmuz ayının sonundan önce yayınlanacak.
iOS 26 Public Beta yüklemeden önce bilmeniz gerekenler
Herkese açık beta programı, yeni özellikleri denemek için harika bir yol olsa da, önemli riskler içeriyor. Bildiğiniz gibi Beta yazılımlar tamamlanmamış sürümlerdir ve şu sorunları içerebilir:
Çeşitli hatalar (bug) ve uygulamaların beklenmedik şekilde kapanması
Önümüzdeki yıl tanıtılması beklenen katlanabilir iPhone modelinin ekran boyutları ortaya çıktı. İşte ayrıntılar!
Apple, bu beta sürecini, sonbahardaki final sürümden önce mümkün olan en fazla hatayı tespit etmek ve kullanıcı geri bildirimleriyle sistemi mükemmelleştirmek için kullanıyor. Eğer iPhone’unuzun günlük işleriniz için sorunsuz ve güvenilir çalışması kritik öneme sahipse, Eylül ayındaki kararlı sürümü beklemenizi tavsiye ediyoruz.
Microsoft, Windows 10 işletim sistemi için sunduğu desteği bir yıl daha uzattı. 14 Ekim 2025’te sona ereceği daha önce duyurulan güvenlik güncellemeleri, artık belirli şartları sağlayan tüm bireysel kullanıcılar için ücretsiz şekilde sunulacak. Bu karar, daha önce yalnızca Insider kullanıcılarını kapsayan Extended Security Updates (ESU) programının kapsamının genişletilmesiyle alındı.
Windows 10’un güncelleme desteği resmen uzadı
ESU programı, geçmişte yalnızca kurumsal müşterilere ücretli olarak sağlanan bir destek paketi olarak biliniyordu. Ancak Microsoft, yaptığı son düzenlemeyle bu desteği tüm kullanıcıların erişimine açtı. Yeni sistemde, kullanıcıların Windows 10 yüklü cihazlarında bazı temel adımları tamamlaması gerekiyor. Bu adımlar arasında, cihaz ayarlarının bir Microsoft hesabı ile eşleştirilerek bulut ortamına yedeklenmesi yer alıyor.
Şirket, bu işlemi kolaylaştırmak için Windows Ayarları menüsüne ve bildirim paneline yeni bir kayıt sihirbazı entegre etti. Kayıt işlemi birkaç adımda tamamlanabiliyor ve kullanıcılar, OneDrive aracılığıyla 5 GB’a kadar ücretsiz yedekleme alanından faydalanarak ESU programına dahil olabiliyor. Bu sayede herhangi bir ücret ödemeden ek güvenlik yamaları almaya devam etmek mümkün hale geliyor.
Genişletilen destek yalnızca güvenlik yamalarını kapsıyor. Yeni özellikler ya da mevcut hataların düzeltilmesine yönelik güncellemeler bu paketin dışında bırakıldı. Microsoft, bu hamleyle Windows 10 kullanıcılarının geçiş sürecini yumuşatmayı hedefliyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
Yeni bilgisayar alımı ya da Windows 11’e yükseltme planları yapan kullanıcılar, bu ek süreyle birlikte daha esnek hareket edebilecek. Destek süresinin uzatılması, özellikle eski cihazlarını bir süre daha kullanmak isteyen kullanıcılar açısından kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Elon Musk’un yapay zeka şirketi xAI, veri merkezlerinde kullanılan hızlandırıcılarda Nvidia’ya olan bağımlılığı azaltmak ve daha verimli sistemlere geçiş yapmak için harekete geçti. Musk, xAI’nin platformu Grok için yüksek performansın yanı sıra enerji verimliliğini de öncelikli hedef olarak belirledi.
Musk, Nvidia’ya olan bağımlılığı azaltacak
xAI tarafından kullanılan sunucu altyapılarında halihazırda Nvidia’nın GB200 ve GB300 hızlandırıcıları yer alıyor. Buna rağmen Musk, önümüzdeki beş yıl içinde performans açısından Nvidia H100 ile eşdeğer, ancak verimlilik açısından çok daha üstün bir yapay zeka hızlandırıcı ekosistemini devreye almayı planlıyor. Toplamda 50 milyon adet hızlandırıcının bu kapsamda kullanıma sunulması öngörülüyor.
Musk’un bu adımı, yalnızca donanım bağımsızlığı değil, aynı zamanda operasyonel maliyetlerin düşürülmesi açısından da kritik önem taşıyor. Verimliliğin artırılması, özellikle büyük ölçekli dil modelleri ve yapay zekâ servislerinin çalıştığı altyapılarda enerji tüketimini azaltarak daha sürdürülebilir bir yapay zekâ çözümüne kapı aralıyor.
xAI, daha önce özelleştirilmiş yapay zeka hızlandırıcıları konusunda çeşitli girişimlerde bulunmuştu. İlk aşamada bu donanımların eski nesil Nvidia hızlandırıcılara rakip olacak düzeyde tasarlanması hedefleniyor. İlerleyen yıllarda ise performans çıtasının daha da yükseltilmesi ve pazarın üst segmentinde doğrudan rekabet edebilecek sistemlerin ortaya konması planlanıyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
Musk’un açıklamaları, yapay zeka donanım pazarında yalnızca performansa değil, verimlilik ve enerji yönetimine de odaklanan yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, hem Nvidia’nın sektördeki konumunu hem de küresel yapay zekâ yatırımlarının yönünü doğrudan etkileyebilir.
DDR6 bellek standardında test süreci resmen başladı. Samsung, Micron ve SK Hynix’in öncülüğünde yürütülen yeni nesil DRAM çalışmaları, prototip aşamasını geride bırakarak yoğun test sürecine girdi. Asya merkezli kaynaklardan gelen bilgilere göre, DDR6 belleklerin doğrulama sürecine 2026 yılında geçmesi ve 2027 itibarıyla ilk olarak sunucu platformlarında kullanıma sunulması planlanıyor.
DDR6 bellekler karşımıza çıkıyor
Yeni DDR6 mimarisiyle birlikte bellek hızları giriş seviyesinde 8.800 MT/s seviyesinden başlayacak. Ancak bu rakamın kısa sürede 17.600 MT/s’ye kadar çıkarılması öngörülüyor. Bu artış, DDR6’nın 4×24-bit alt kanal mimarisiyle doğrudan bağlantılı.
DDR5’in 2×32-bit kanal yapısına kıyasla sinyal bütünlüğü açısından daha karmaşık olan bu yapı, daha yüksek hızların elde edilmesini mümkün kılıyor. Yeni mimari, sadece performansı değil, aynı zamanda veri aktarımındaki verimliliği de önemli ölçüde artırıyor.
Yükselen hızlarla birlikte klasik DIMM formlarının fiziksel sınırlamaları, yeni çözümleri zorunlu kılıyor. DDR6 bellekler bu noktada CAMM2 standardıyla uyumlu olarak geliştiriliyor. Geleneksel bellek modüllerine göre daha ince ve verimli bir form sunan CAMM2’nin ilk olarak sunucu sistemlerinde kullanılacağı, ilerleyen dönemde ise yüksek performanslı dizüstü bilgisayarlarda da yer alacağı belirtiliyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
DDR6’nın yüksek üretim maliyetleri nedeniyle başlangıçta veri merkezleri ve yapay zeka araştırma kuruluşlarında sınırlı bir kullanıma sahip olması bekleniyor. Ancak 2027 yılı itibarıyla CAMM2 tabanlı DDR6 belleklerin hem sunucularda hem de yüksek hızlı masaüstü sistemlerde yaygınlaşması öngörülüyor.
DDR4’ün hala aktif olarak kullanıldığı; DDR5’in ise yaygınlaşma sürecini tam anlamıyla tamamlayamadığı bir dönemde, DDR6 ile birlikte bellek teknolojisinde yeni bir sıçrama gerçekleşiyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Motorlu taşıtlarda Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranlarını yeniden belirleyen düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. “Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamında yapılan değişiklikle birlikte, otomotiv sektöründe vergilendirme yapısı önemli ölçüde yeniden şekillendi.
ÖTV zammı cari açığı azaltabilir
Cumhurbaşkanlığı Kararı doğrultusunda, yerli üretim binek otomobillerde ÖTV oranları 5 ile 10 puan arasında düşürüldü. Buna karşın, ithal lüks binek otomobillerin vergisi 10 ila 20 puan artırıldı. Elektrikli otomobillerde ise matrah eşikleri yukarı çekildi; bununla birlikte ÖTV oranlarına 15 puanlık bir artış getirildi.
Değişikliklerin yürürlüğe girmesinin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan da düzenlemeye dair bir açıklama yapıldı. Bakanlık, yapılan düzenlemenin temel amacının Türkiye’nin cari açığını azaltmaya katkı sağlamak olduğunu belirtti. Açıklamada, motor silindir hacmi, batarya kapasitesi ve elektrikli menzil gibi teknik kriterlerin dikkate alınarak yeni ÖTV matrah ve oranlarının belirlendiği vurgulandı.
Bakanlığın açıklamasına göre, satış hacminin yüksek olduğu bazı araç gruplarında vergiler düşürüldü. Bazı modellerde ise mevcut vergi oranları korunurken, diğerlerinde 10 ila 20 puan arasında artış yapıldı. Elektrikli otomobillerdeki vergi artışının, özellikle üst segment modelleri etkileyebileceği değerlendiriliyor.
İngiltere'de ilginç bir olay yaşandı. Zayıf şifre yüzünden 158 yıllık şirketin iflas noktasına geldiği ortaya çıktı.
Düzenlemenin hem indirim hem de artış yönlü etkilere sahip olması nedeniyle, yıllık bazda net enflasyon etkisinin oldukça sınırlı olacağı ifade edildi. Bakanlık, bu etkinin sadece 0,0019 puan olacağı yönünde bir hesaplamaya yer verdi.
Yeni ÖTV yapısının, Türkiye otomotiv pazarında dengeleri değiştirmesi bekleniyor. Yerli üretimin teşvik edilmesi ve ithalata dayalı tüketimin kısılması yönünde atılan bu adımın, otomotiv sektöründe fiyatları ve tüketici tercihlerindeki eğilimleri doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor.
Pasifik Teknoloji’nin savunma alanında faaliyet gösteren şirketi Titra Teknoloji, 22–27 Temmuz 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen 17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda (IDEF 2025) düzenlediği basın toplantısında, savunma sanayiinde dengeleri değiştiren, yerli ve milli imkânlarla, Türk mühendisler tarafından geliştirilen ALPİN-2, SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi ve PARS VTOL’ü tanıttı.
Geliştirdiği yeni nesil sistemlerle milli üretim gücünü artırarak, ihracat odağındaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyan Pasifik Teknoloji, Ar-Ge yatırımları başta olmak üzere stratejik iş birlikleri ve yeni teknolojik girişimlere odaklanarak uluslararası pazardaki konumunu da güçlendirmeyi hedefliyor.
Savunma sanayiimizde dengeleri değiştiren 3 yeni sistem
Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, IDEF’te tanıttıkları yeni nesil insansız hava sistemlerinin savunma sanayine güç katacağını söyledi. Pasifik Holding olarak teknoloji yatırımlarını, yalnızca Türkiye’nin değil, küresel pazarların stratejik ihtiyaçlarına göre şekillendirdiklerini anlatan Erdoğan, savunma sanayiinden bilişim teknolojilerine, ülke için stratejik değerde yerli ve milli teknolojik ürünler ürettiklerini ifade etti.
Pasifik Teknoloji’den ileri sistemlerle küresel atılım
Pasifik Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi ve Titra Teknoloji Kurucu Ortağı Muhammed Selman Dönmez ise, insansız hava araçları alanında özellikle sektörün daha yenilikçi ve geleceği şekillendiren alanlarına odaklanmaya önem verdiklerini belirtti.
ALPİN-2: milli otonomiyle yeni nesil operasyon kabiliyeti
Türkiye’nin ilk ve tek yerli insansız helikopteri ALPİN’in yeni nesil versiyonu olan Alpin-2 ile artık çok daha güçlü, çok daha akıllı ve tamamen bağımsız bir platforma evrildi. Donanım ve yazılımda yüzde 100 yerli otopilot sistemiyle geliştirilen ALPİN-2, dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırıyor. Sinyal karıştırma ve bastırma gibi elektronik harp ortamlarında dahi görev yapabilecek üstün kabiliyetlere sahip yeni algoritmalar, milli savunmamızın oyun değiştirici gücünü destekliyor. Yeni nesil motoru, 20 HP daha fazla güç çıkışı sağlayarak daha dengeli uçuş ve zorlu hava koşullarında stabilizasyon sağlıyor. Entegre vinç mekanizması ile yük taşıma operasyonları artık çok daha güvenli ve hassas bir şekilde yapılabiliyor.
GPS olmayan veya sinyallerin karıştırıldığı ortamlarda görev yapabilen gelişmiş görsel navigasyon kabiliyeti, ALPİN-2’yi askeri operasyonlarda daha yetenekli hale getiriyor. ALPİN-2’nin askeri kullanıma yönelik geliştirme çalışmaları kapsamında FPV Drone platformumuz MERKÜT ile tam entegrasyonunun başarıyla tamamlanması ise Alpin-2’nin silahlı insansız hava aracı olarak da kullanılmasına olanak sağlıyor. Söz konusu entegrasyon sayesinde havadan havaya, havadan karaya ve karmaşık operasyon senaryolarında eşsiz bir avantaj sağlanıyor. Gelişen özellikleriyle ALPİN-2, Türkiye’nin milli savunma gücüne katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.
SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi: Elektronik harbe karşı yerli yanıt
SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi, Titra’nın her platforma uyumlu olabilecek şekilde olarak geliştirdiği yüksek doğruluklu konumlama teknolojisi olarak dikkat çekiyor. Harita eşleme ve yapay zeka destekli görsel veri analizi yöntemlerinin birleşimiyle, GPS sinyallerinin kısıtlandığı veya tamamen devre dışı bırakıldığı karıştırma ve aldatma ortamlarında, hava araçlarına otopilotun ihtiyaç duyduğu verileri yüksek doğrulukta sağlıyor. Bulut altı İHA sınıfı için tasarlanan SEYYAH, daha yüksek irtifada görev yapan ve daha büyük hava araçlarına da yalnızca sensör seti değiştirilerek entegre edilebilecek.
PARS VTOL: Taktik sınıfın sessiz ve çevik oyuncusu
Dikey iniş-kalkış yeteneğine sahip PARS VTOL, düşük ses izi, artırılmış çeviklik ve gelişmiş görev kabiliyetiyle ön plana çıkıyor. 4 saate kadar havada kalabilme, 60 km iletişim menzili ve 1.500 m görev irtifası ile 4.500 m servis tavanına ulaşabilen PARS VTOL, gerçek zamanlı video aktarımı, gelişmiş EO/IR kamera sistemleri ve lazer hedefleme kabiliyetiyle modüler bir yapıya sahip. Yerli ve milli olarak geliştirilen teknolojik donanımı ve otonom operasyonel özellikleriyle sahadaki görev etkinliğini artırmayı hedefleyen PARS VTOL İHA operasyon sahasında değiştirilebilir başlığıyla farklı ihtiyaçlara yönelik yenilikçi bir çözüm olarak dikkat çekiyor.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii ile GE Aerospace arasında Hürjet jet eğitim uçağının motoru için anlaşma yapıldı.
Erdoğan, “Savunma teknolojileri alanında Titra Teknoloji ile ülkemize katma değer sağlayacak projeler üretiyoruz. Stratejimiz ve vizyonumuz doğrultusunda, başta ülkemiz olmak üzere uluslararası alanda da bu özel sistemlerimizin yer alması için çalışıyoruz. Pasifik Teknoloji çatısı altında geliştirdiğimiz her yeni platform ve sistem, bizi hedeflerimize bir adım daha yaklaştırıyor. Dün tanıttığımız ve savunma sanayiimizin stratejik gücünü artırmaya yönelik ürettiğimiz bu üç platformu, Türk savunma sanayiinin geleceğini şekillendirecek önemli adımlar olarak görüyoruz. Hedefimiz, ülkemizin son yıllarda savunma sanayiinde kazandığı gücü daha da ileriye taşıyacak projeler geliştirmek ve Türkiye’nin savunma sanayiinde küresel güç olma hedefine katkı sağlamak” dedi.
Özellikle döner kanatlı insansız hava araçları ve kamikaze İHA’lar gibi yenilikçi ürünlerle hem ulusal hem de uluslararası pazarda rekabet güçlerini artırmayı amaçladıklarını ifade eden Fatih Erdoğan, şunları söyledi “Savunma sanayi teknolojilerinde ihracatın ciromuzdaki payını yüzde 50 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Buna ek olarak da savunma sanayi alanındaki ürünlerimizi geliştirmek ve ihracat potansiyelimizi büyütmek amacıyla küresel ölçekteki savunma şirketleri ile stratejik iş birliği ve ortaklık fırsatlarını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda dün, 150 yıllık geçmişiyle Avrupa’nın önde gelen köklü savunma sanayii kuruluşlarından biri olan ve NATO standartlarında üretim yapan mühimmat ve silah sistemleri üreticisi Arsenal 2000 JSCo ile ortak üretim, teknolojik destek ve askeri modernizasyon alanlarında Stratejik İş Birliği ve İş Geliştirme Mutabakat Zaptı imzaladık. Titra Teknoloji ürünlerinin Avrupa Birliği pazarında varlık göstermesine önemli etkisi olacak bu iş birliği sayesinde, Avrupa Birliği’nin yaklaşık 800 Milyar Euro’luk savunma harcama bütçesi ve 150 Milyar Euro seviyesindeki SAFE (Security Action for Europe) programından yararlanılacak.”
Muhammed Selman Dönmez, “IDEF 2025, Türkiye’nin teknoloji odaklı savunma vizyonunu küresel ölçekte vitrine çıkarma fırsatı sundu. Sektörün ilerisinde yer alan, öncülük eden ve yön veren ürünlere odaklanma yaklaşımımız sayesinde dün; ALPİN-2, SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi ve PARS VTOL gibi önemli ürünlerin lansmanını gerçekleştirdik. Geliştirmeye gayret ettiğimiz çözümler, hep bu vizyonun bir yansımasıydı. Bizim öncelikli görevimiz kendi askerimizin operasyonel kabiliyetini artırmak ve ihtiyaç duyduğu teknolojileri sağlamak. Bunun yanı sıra geliştirdiğimiz yenilikçi platformlarımızı ihracat odaklı stratejilerimiz doğrultusunda uluslararası pazarlarda da konumlandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.