Meta Akıllı Gözlükleri Sizi Kimlere İzletiyor?

Giyilebilir teknoloji dünyası, son yılların en büyük ve en rahatsız edici veri gizliliği skandallarından biriyle sarsılıyor. Teknoloji devi Meta’nın büyük umutlarla piyasaya sürdüğü ve gelişmiş yapay zeka özellikleriyle donattığı Ray-Ban akıllı gözlükleri, masum bir teknolojik aksesuardan ziyade, kullanıcıların en mahrem anlarını binlerce kilometre öteye, denizaşırı ülkelere aktaran bir gözetleme cihazına dönüşmüş durumda.

Google Play Store’daki Şarj Düşmanı Uygulamalara Karşı Savaş Başlattı

Google Play Store’daki Şarj Düşmanı Uygulamalara Karşı Savaş Başlattı

Google, Play Store'daki, arka planda gereksiz çalışarak telefonların bataryasını hızla tüketen uygulamalara savaş açtı.

İsveç merkezli saygın medya kuruluşları Svenska Dagbladet ve Göteborgs-Posten tarafından aylarca yürütülen kapsamlı bir araştırma, akıllı gözlüklerin kaydettiği görüntülerin Kenya’daki taşeron işçiler tarafından saniye saniye izlendiğini ortaya çıkardı. Skandalın patlak vermesinin ardından Meta, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avrupa’da tazminat talepleriyle, tüketici davalarıyla ve resmi hükümet soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldı.

Meta neden davalık oldu?

Peki, teknoloji harikası olarak tanıtılan bu süreç tam olarak nasıl işliyor ve özel hayatımız nasıl bu kadar kolay tehlikeye atılıyor? Meta’nın yapay zeka asistanını eğitmek, sistem performansını artırmak ve kullanıcılara daha “akıllı” cevaplar sunmak amacıyla kurduğu devasa veri işleme ağı, Afrika’nın kalbine kadar uzanıyor.

Nairobi, Kenya’da bulunan “Sama” adlı bir taşeron şirkette çalışan binlerce veri etiketleme uzmanı, akıllı gözlük kullanıcılarının kameralarından ve mikrofonlarından elde edilen ham verileri gün boyunca tek tek inceliyor.

Ray-Ban Meta

Buradaki asıl şok edici detay ise, işçilerin maruz kaldığı görüntülerin sansürsüz içeriği. İddialara göre Kenyalı çalışanlar; insanların banyo ve tuvalet kullanımlarını, yatak odalarında kıyafet değiştirdikleri anları, cinsel ilişkilerini ve hatta ATM’lerde şifre girdikleri veya kredi kartlarını masaya koydukları anları rutin bir işmiş gibi izlemek zorunda kalıyor.

Gözlüğü takan kişilerin tamamen yalnız veya güvende olduklarını düşündükleri anlarda kaydedilen bu mahrem görüntüler, yapay zeka modellerinin “nesne tanıma” ve “bağlam anlama” yeteneklerini geliştirmesi bahanesiyle bambaşka insanların ekranlarına düşüyor. İşçilerin anlattıklarına göre durumu sorgulamalarına kesinlikle izin verilmiyor ve katı gizlilik sözleşmeleri altında çalışıyorlar.

Meta cephesi ise eleştirilerin hedefi haline gelmesinin ardından kendini savunurken “yüz bulanıklaştırma” (anonimleştirme) teknolojisine sığınıyor. Şirket, yapay zeka sunucularına gönderilen görüntülerdeki kişilerin yüzlerinin algoritmalar tarafından otomatik olarak gizlendiğini iddia ediyor.

Ancak Nairobi’deki ekipten medyaya sızan gizli itiraflar, bu sistemin çoğu zaman çöktüğünü, yetersiz ışık veya açılardan dolayı anonimleştirmenin çalışmadığını ve insanların yüzlerinin, hatta kimliklerinin açıkça tanınabilir durumda olduğunu gösteriyor. Üstelik perakende mağazalarındaki satış temsilcilerinin, müşterilere “verilerin tamamen cihazın içinde kaldığını ve dışarıya aktarılmadığını” söyleyerek yanlış yönlendirdiği de araştırmanın en çarpıcı bulguları arasında yer alıyor.

Skandalın küresel boyutu büyüdükçe peş peşe gelen hukuki adımlar da gecikmedi. ABD’de ünlü Clarkson Hukuk Bürosu aracılığıyla Meta ve gözlüklerin üretim ortağı olan gözlük devi EssilorLuxottica aleyhine devasa bir toplu dava açıldı.

Davacılar, cihazın “gizlilik için tasarlandı, tamamen sizin kontrolünüzde” sloganıyla pazarlandığını, ancak ortada açık bir tüketiciyi aldatma ve kanunlara aykırı bir gizlilik ihlali bulunduğunu savunuyor. Olayın yankıları Avrupa’ya da sıçradı; İngiltere Bilgi Komisyonu Ofisi (ICO) de dahil olmak üzere birçok düzenleyici otorite, iddialar üzerine resmi soruşturma başlattı.

Meta sözcüsü Christopher Sgro, kullanıcılar verileri kendi rızalarıyla Meta AI asistanı ile paylaşmayı seçmediği sürece medyanın cihazda güvenle kaldığını belirtse de, kullanıcıların arka planda çalışan bu devasa insan destekli veri toplama mekanizmasından habersiz olması kamuoyundaki öfkeyi dindirmeye yetmedi.

Görünen o ki, yapay zeka asistanlarının günlük hayatımızı kolaylaştırması ve dünyayı anlayan cihazlar yaratılması için ödediğimiz bedel, tahmin ettiğimizden çok daha ağır.

Her anımızı kaydeden ve ortam dinlemesi yapan bu yeni nesil giyilebilir teknolojiler, mahremiyet kavramını temelden sarsma tehlikesi taşıyor. Meta’nın bu eşi benzeri görülmemiş güven krizinin altından nasıl kalkacağı ve akıllı gözlük pazarının geleceği, teknoloji dünyasının en yakından takip ettiği gündem maddesi olmaya devam edecek.

Google Play Store’daki Şarj Düşmanı Uygulamalara Karşı Savaş Başlattı

Telefon kullanıcılarının en çok dert yandığı konuların başında hiç şüphesiz pil ömrü geliyor. Telefonlarımızı ne kadar şarj edersek edelim, arka planda gizlice çalışan ve cihazın enerjisini sömüren uygulamalar, günlük kullanım deneyimimizi olumsuz yönde etkileyebiliyor. Teknoloji devi Google, bu kronik soruna köklü bir çözüm getirmek amacıyla Android ekosisteminde devrim niteliğinde bir adım atıyor.

Geçtiğimiz yıl beta testlerine başlanan ve Samsung ile ortaklaşa geliştirilen yeni “Aşırı Kısmi Uyandırma Kilidi” (Excessive Partial Wake Lock) metriği artık tüm geliştiricilerin erişimine açıldı. Bu yenilikle birlikte Google Play Store, cihazın şarjını sömüren uygulamalara karşı tavizsiz bir tutum sergilemeye başlıyor.

Vivo X300 Ultra Profesyonel Kamera Gibi

Vivo X300 Ultra Profesyonel Kamera Gibi

Vivo X300 Ultra, çift 200 MP sensörü, profesyonel gimbal seviyesi sabitlemesi ve 400mm Zeiss telekonvertör desteği ile geliyor.

Peki ama nedir bu uyandırma kilidi ve neden bu kadar önemli? Kısmi uyandırma kilitleri (Partial Wake Locks), telefonunuzun ekranı kapalıyken bile işlemcinin (CPU) derin uyku moduna geçmesini engelleyerek çalışmaya devam etmesini sağlayan arka plan komutlarıdır. Elbette müzik dinlemek, konum takibi yapmak veya bir dosya indirmek gibi kullanıcı tarafından başlatılan işlemler için bu durum bir gereklilik.

Play Store için Yeni Dönem

Ancak kötü optimize edilmiş veya agresif çalışan bazı uygulamalar, gereksiz yere bu kilitleri açık tutarak donanımı sürekli uyanık tutuyor ve bataryayı hızla tüketiyor. Google’ın devreye aldığı yeni Android Vitals sistemi, tam da bu noktada devreye girerek söz konusu donanım kaynaklarını sömüren uygulamaları nokta atışı tespit etmeyi hedefliyor.

Play store

Yeni teknik kalite standartları çerçevesinde belirlenen eşik değerleri oldukça net ve tavizsiz. Eğer bir uygulama, son 28 günlük periyot içerisinde kullanıcı oturumlarının yüzde 5’inden fazlasında, ekran kapalıyken işlemciyi ortalama 2 saatten daha uzun süre gereksiz yere uyanık tutuyorsa, Google’ın radarına takılmış oluyor.

Bu kuralın istisnaları ise medya oynatma, aktif dosya transferleri (indirme/yükleme) ve Bluetooth tabanlı akıllı cihaz iletişimleri gibi temel kullanıcı odaklı işlevler. Ancak bu onaylı istisnaların dışına çıkarak bataryayı suistimal eden uygulamalar için artık yolun sonu görünüyor.

Kuralları ihlal eden ve belirlenen eşiği aşan uygulamalar, Google Play Store üzerinde oldukça ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Her şeyden önce, bu uygulamaların Play Store sayfalarında kullanıcılara yönelik belirgin uyarı mesajları yer alacak. Böylece cihaz sahipleri, bir uygulamayı indirmeden önce o yazılımın batarya performansını olumsuz etkileyebileceği konusunda bilgilendirilecek.

Bununla da yetinmeyen Google, kural ihlali yapan ve pil sömüren uygulamaların mağaza içi görünürlüğünü büyük ölçüde düşürecek. Önerilenler listesinden, keşfet sekmelerinden ve arama sonuçlarındaki üst sıralardan uzaklaştırılma tehlikesiyle karşılaşacak olan geliştiriciler, uygulamalarını acilen optimize etmek zorunda kalacaklar.

Kademeli olarak hayata geçirilen bu uygulama ile Google, geliştiricilere performans sorunlarını çözmeleri için detaylı teknik rehberlik de sunuyor.

Batarya optimizasyonu için arka plan senkronizasyonlarında WorkManager kullanılması, sensör takibi için Health Connect API’lerine geçiş yapılması ve gereksiz ağ kontrollerinin sonlandırılması tavsiye ediliyor. Uzun vadede bu kritik hamle, geliştiricileri daha verimli kod yazmaya itecek ve son kullanıcıya tek bir şarjla günü çok daha rahat çıkaran cihazlar olarak geri dönecek.

Vivo X300 Ultra Profesyonel Kamera Gibi

Vivo, “Ultra” serisinin yeni üyesiyle mobil fotoğrafçılıkta ezber bozmaya hazırlanıyor. İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen MWC 2026 etkinliğinde ilk ipuçları verilen ve teknoloji dünyasında büyük bir merak uyandıran Vivo X300 Ultra, akıllı telefon kamerasını adeta profesyonel bir sinema kamerası seviyesine taşıyor.

Vivo Ürün Müdürü Han Boxiao’nun doğruladığı resmi detaylara göre cihaz, sektörde bir ilk olarak çift 200 megapiksel sensör barındıran inanılmaz bir kamera donanımıyla sahneye çıkıyor.

WhatsApp Ücretli Oluyor mu? İşte WhatsApp Plus!

WhatsApp Ücretli Oluyor mu? İşte WhatsApp Plus!

WhatsApp Plus ücretli abonelik sistemiyle geliyor! Yeni temalar, 20 sohbet sabitleme ve özel emojiler hakkında her şey.

Vivo X300 Ultra Kamerası ile Şov Yaptı

Vivo X300 Ultra’nın kalbinde, ana kamera olarak dünyada ilk kez kullanılacak olan 200 megapiksellik devasa Sony LYT-901 (1/1.12 inç) sensör yer alıyor. Ancak asıl heyecan verici gelişme, sızıntılarda “Thanos” kod adıyla anılan periskop telefoto lenste karşımıza çıkıyor. Cihaz, 200 megapiksel çözünürlüğünde Samsung ISOCELL HPB sensörle desteklenen beşinci nesil Zeiss periskop telefoto lense ev sahipliği yapıyor. Bu güçlü optik donanıma; renk doğruluğu, otomatik odaklama performansı ve HDR işleme gibi alanlarda devasa optimizasyon sağlayan Vivo BlueImage görüntü işleme teknolojisi eşlik ediyor.

Ek olarak arka kamera kurulumu, düşük ışıkta bile iddialı performans gösteren 50 megapiksellik Sony LYT-828 ultra geniş açı kamerası ve kusursuz renk reprodüksiyonu için 5 megapiksellik multispektral sensör ile tamamlanıyor. Özçekim tutkunları ve içerik üreticileri için ise ön tarafta 50 megapiksellik yüksek kaliteli bir otomatik odaklamalı (AF) kamera konumlandırılıyor.

Vivo X300 Ultra

X300 Ultra’nın en çarpıcı yeniliklerinden biri ise şüphesiz sunduğu eşsiz optik görüntü sabitleme (OIS) teknolojisi. Geleneksel telefoto lensler genellikle 0,7 ila 1 derece arasında sabitleme sunarken, önceki nesil X200 Ultra bu değeri 1,2 dereceye taşımıştı.

Ancak Vivo X300 Ultra bu hata payını tam 3 dereceye çıkararak, gimbal seviyesinde benzersiz bir stabilizasyon performansı vadediyor. Profesyonel kameralarda görmeye alışık olduğumuz CIPA 7.0 standardına ulaşan bu sabitleme sistemi sayesinde 200mm, 400mm ve üzeri odak uzaklıklarında, hatta elde çekilen videolarda bile sıfır sarsıntı hedefleniyor.

Üstelik MWC 2026’da sergilenen 400mm Zeiss telekonvertör eklentisi sayesinde cihaz, 17 kat optik ve 30 kat kayıpsız dijital yakınlaştırma sunarak mobil fotoğrafçılıkta çıtayı erişilmesi güç bir noktaya çıkarıyor.

Sadece kamerasıyla değil, güçlü donanımıyla da dikkat çeken X300 Ultra’nın kalbinde, Qualcomm’un en yeni amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Elite Gen 5 yer alıyor. Batarya ömründe devrim yaratacak silikon-karbon (Si/C) yapılı 7.000 mAh kapasiteli devasa bir pile ev sahipliği yapan telefon, 100W kablolu ve 40W kablosuz hızlı şarj destekleriyle uzun soluklu bir kullanım sunuyor.

Ön panelde ise 6.82 inç boyutunda, 120 Hz yüksek yenileme hızına sahip 2K çözünürlüklü bir LTPO OLED ekran kullanıcıları karşılıyor.

IP68 ve IP69 sertifikaları ile suya ve toza karşı dayanıklılık konusunda taviz vermeyen Vivo X300 Ultra’nın, Mart ayı içerisinde Çin pazarında resmiyet kazanması ve kısa bir süre sonrasında küresel pazara açılması bekleniyor.

Çift 200 megapiksellik ana ve telefoto kamera kurumu, gimbal seviyesinde benzersiz stabilizasyonu ve sınır tanımayan Zeiss donanımları ile cihaz, pazarın tartışmasız en iddialı kamera canavarı olmaya şimdiden aday.

A101 Uygun Fiyata Galaxy S25 Satıyor!

Son yıllarda teknoloji marketlerini aratmayan kampanyalarıyla dikkat çeken A101, online platformu üzerinden sunduğu “A101 Ekstra” kataloğuyla tüketicileri şaşırtmaya devam ediyor.

Özellikle amiral gemisi akıllı telefon satın almayı planlayan ancak piyasadaki dalgalı fiyatlardan çekinen kullanıcılar için bu haftanın kataloğu adeta bir fırsat geçidi sunuyor. Üstelik sahnenin başrolünde, Samsung’un en güncel ve en güçlü serisi olan Galaxy S25 ailesi var.

Performans İsteyenlere: Samsung Galaxy S25 Ultra

Kataloğun tartışmasız en dikkat çeken ve en prestijli ürünü, teknoloji harikası Samsung Galaxy S25 Ultra. Mobil fotoğrafçılıkta ve performans tarafında sınırları yeniden çizen bu devasa cihaz, A101 Ekstra güvencesiyle teknoloji meraklılarının beğenisine sunuluyor.

Cihazın kaputunun altında yatan donanım ise tek kelimeyle muazzam. 6.9 inçlik devasa bir Dynamic AMOLED ekrana sahip olan S25 Ultra, gücünü Qualcomm’un en yeni nesil Snapdragon 8 Elite yonga setinden alıyor.

12 GB RAM ve 512 GB gibi oldukça geniş bir depolama alanıyla desteklenen bu canavar, özellikle içerik üreticileri ve mobil oyuncular için biçilmiş kaftan. Kamera tarafında ise Samsung’un efsanevi 200 Megapiksellik ana sensörüne 50MP + 50MP + 10MP’lik yardımcı lensler ve 12 MP’lik ön kamera eşlik ediyor.

45W hızlı şarj destekli 5000 mAh bataryasıyla gün boyu sizi yarı yolda bırakmayacak olan bu teknoloji harikasının A101 Ekstra’daki satış fiyatı ise 81.499 TL olarak belirlenmiş.

A101

Kompakt Güç Arayanlara: Samsung Galaxy S25

“Ultra modeli benim için çok büyük, bana tek elde rahat kullanılabilen ama gücünden de ödün vermeyen bir amiral gemisi lazım” diyenler de unutulmamış. Serinin standart ancak bir o kadar da yetenekli modeli Samsung Galaxy S25, kataloğun bir diğer yıldızı konumunda.

6.2 inçlik Dynamic AMOLED 2X ekranıyla oldukça zarif ve kompakt bir tasarıma sahip olan bu model, tıpkı ağabeyi gibi gücünü Snapdragon 8 Elite işlemciden alıyor. Bu da demek oluyor ki, boyutuna aldanmamak gerek; bu cihaz cebinizde taşıyabileceğiniz bir performans canavarı.

12 GB RAM ve 256 GB depolama alanı sunan S25, kamera tarafında 50MP ana, 12MP ultra geniş ve 10MP telefoto lens kombinasyonuyla geliyor. 4000 mAh batarya kapasitesine sahip bu şık cihazın fiyat etiketi ise oldukça rekabetçi: 49.999 TL.

Bütçe Dostu Amiral Gemisi Deneyimi: Samsung Galaxy S24 FE

Amiral gemisi deneyimini yaşamak isteyen ancak bütçesini biraz daha korumak isteyen kullanıcılar için Samsung’un “Fan Edition” serisi her zaman bir can simidi olmuştur. A101 Ekstra kataloğu da bu geleneği bozmuyor ve popüler Samsung Galaxy S24 FE modeline yer veriyor.

6.7 inç boyutunda Dinamik AMOLED 2X ekranla gelen S24 FE, 8 GB RAM ve 256 GB depolama alanıyla günlük kullanımdan oyunlara kadar her türlü senaryonun altından rahatlıkla kalkabiliyor. 50 MP ana sensörünün yanı sıra 3x optik yakınlaştırma sunan telefoto lensi ve 10 MP ön kamerasıyla fotoğraf tutkunlarını da üzmüyor. 4700 mAh bataryasıyla uzun bir kullanım ömrü vadeden bu fiyat/performans canavarının katalogdaki fiyatı ise 28.999 TL olarak dikkat çekiyor.

Eğer siz de uzun süredir telefonunuzu yenilemeyi düşünüyor ve güvenilir bir online alışveriş deneyimiyle Samsung’un tepe modellerinden birine sahip olmak istiyorsanız, A101’in mobil uygulaması veya resmi web sitesi üzerinden “Ekstra” sekmesine göz atmanızda fayda var. Ancak stokların sınırlı olabileceğini unutmayın!

OPPO Telefonlara Apple AirDrop Desteği Geliyor

Telefon dünyasında yıllardır çözülemeyen ve kullanıcıları en çok yoran sorunların başında şüphesiz farklı işletim sistemleri arası dosya paylaşımı geliyor. Bir Android cihazdan iPhone’a veya Mac’e yüksek boyutlu bir video ya da fotoğraf karesi göndermek, genelde üçüncü taraf uygulamalara, mesajlaşma platformlarının kaliteyi düşüren altyapılarına veya bulut servislerine mahkum olmak anlamına geliyordu.

WhatsApp Ücretli Oluyor mu? İşte WhatsApp Plus!

WhatsApp Ücretli Oluyor mu? İşte WhatsApp Plus!

WhatsApp Plus ücretli abonelik sistemiyle geliyor! Yeni temalar, 20 sohbet sabitleme ve özel emojiler hakkında her şey.

Ancak teknoloji devleri nihayet bu görünmez duvarı yıkmak için somut adımlar atmaya başladı. Gelen son resmi duyurulara göre, OPPO’nun yeni amiral gemisi Find X9 serisi, doğrudan Apple’ın AirDrop sistemiyle iletişim kurabilen yerleşik bir özellikle güncelleniyor.

Üçüncü Taraf Uygulamalara Elveda: Doğrudan ve Hızlı Aktarım

Google’ın Android ekosistemine entegre ettiği Quick Share altyapısının sınırlarını genişletmesiyle başlayan bu devrim, şimdi OPPO cephesinde karşılık buluyor. Şirketten yapılan resmi açıklamaya göre, kullanıcılar artık cihazlarına herhangi bir ekstra uygulama kurmaya gerek kalmadan, OPPO telefonlarından iOS, iPadOS ve macOS işletim sistemlerine doğrudan dosya gönderebilecekler.

OPPO AirDrop

Geçmişte iPhone sahiplerine dosya atabilmek için her iki tarafa da yüklenmesi gereken “O+Connect” adlı karmaşık uygulama dönemi tamamen kapanıyor.

Google ve işlemci devi MediaTek ile yapılan yakın iş birliğinin bir meyvesi olan bu yeni özellik sayesinde, telefonunuzun paylaşım menüsünde Quick Share seçeneğine dokunduğunuzda, etrafınızdaki AirDrop’u açık olan Apple cihazları da anında listede belirecek. Bu da demek oluyor ki, tıpkı iki Apple cihazı arasında dosya paylaşıyormuşçasına pratik, güvenli ve Wi-Fi Direct hızında bir veri transferi Android üzerinden de mümkün kılınacak.

AirDrop Güncellemesi Hangi Modellere Ne Zaman Gelecek?

Özellikle içerik üreticilerini ve karma ekosistem kullanan profesyonelleri sevindirecek bu özellik, çok uzak bir gelecekte değil, hemen bu ay kullanıma sunuluyor. Mart 2026 içerisinde yayınlanacak olan geniş çaplı bir yazılım güncellemesiyle birlikte ilk etapta OPPO Find X9 ve Find X9 Pro modelleri bu eşsiz yeteneğe kavuşacak.

Şirketin donanım sınırlarını zorlayan ve yakında piyasaya sürmeye hazırlandığı en üst düzey modeli Find X9 Ultra‘nın ise kutudan doğrudan bu Quick Share – AirDrop entegrasyonuyla çıkacağı kesinleşti.

Hatırlayacağınız üzere Google, AirDrop ile uyumlu Quick Share özelliğini ilk olarak kendi Pixel serisinde hayata geçirmiş ve sürecin diğer Android üreticilerine de yayılacağının müjdesini vermişti. OPPO’nun bu entegrasyonu standart hale getiren ilk büyük Asyalı üreticilerden biri olması, markanın küresel pazardaki kullanıcı deneyimini ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor.

Önümüzdeki aylarda diğer büyük Android üreticilerinin de bu kervana katılmasıyla birlikte, “Şu dosyayı bana AirDrop’lar mısın?” cümlesi artık sadece Apple kullanıcılarına özgü bir lüks olmaktan tamamen çıkacak.

MacBook Neo Neden 8 GB RAM ile Geldi?

Apple’ın teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıran ve 37.999 TL’lik agresif başlangıç fiyatıyla dikkat çeken yeni ucuz bilgisayarı MacBook Neo, tanıtıldığı andan itibaren donanım tutkunlarını ikiye böldü.

Uygun Fiyatlı MacBook Neo Tanıtıldı! İşte Özellikleri ve Fiyatı

Uygun Fiyatlı MacBook Neo Tanıtıldı! İşte Özellikleri ve Fiyatı

Apple'ın A18 Pro işlemcili, uygun fiyatlı yeni dizüstü bilgisayarı MacBook Neo tanıtıldı! İşte Türkiye fiyatı ve detaylı teknik özellikleri.

Cihazın fiyatına kıyasla sunduğu taşınabilirlik ve tasarım övgü toplarken, 2026 yılında bir bilgisayarın sadece 8 GB RAM ile piyasaya sürülmesi ciddi eleştirilere neden oldu. Birçok kullanıcı Apple’ı maliyet kısmakla ve tüketiciyi daha pahalı modellere yönlendirmeye çalışmakla suçlarken, ortaya çıkan son teknik detaylar madalyonun diğer yüzünü gösteriyor.

Görünen o ki, bu 8 GB RAM sınırı tamamen ticari bir karar olmaktan ziyade, cihazın kalbinde yatan A18 Pro işlemcisinin paketleme mimarisinden kaynaklanan bir zorunluluk.

A18 Pro’nun Kapalı Kutu Tasarımı: InFO-PoP Teknolojisi

Apple’ın uygun bir fiyat etiketine ulaşabilmek için MacBook Neo’da bilgisayar sınıfı “M” serisi çipler yerine, 2024 yılında iPhone 16 Pro modellerinde kullandığı “A18 Pro” mobil işlemcisini tercih ettiğini biliyoruz. Sorunun temeli de tam olarak bu işlemcinin tasarımında yatıyor.

Sektörün güvenilir donanım analistlerinden Max Weinbach ve High Yield’ın X platformunda yaptıkları detaylı açıklamalara göre; A18 Pro işlemcisi, TSMC’nin InFO-PoP (Integrated Fan-Out Package on Package) adını verdiği özel bir paketleme teknolojisiyle üretiliyor.

Bu teknolojide DRAM (bellek), anakartın üzerinde ayrı bir modül olarak bulunmak yerine doğrudan silikon çipin (SoC) üzerine yerleştiriliyor ve tamamen kapalı, tek bir paket haline getiriliyor.

Yani iPhone 16 Pro için 8 GB RAM ile tasarlanıp paketlenmiş olan A18 Pro çipini alıp, sonradan üzerine 12 GB veya 16 GB RAM eklemek fiziksel ve mimari olarak mümkün değil. Apple, MacBook Neo’da tamamen aynı çipi ve aynı paketi kullandığı için 8 GB RAM sınırına takılmış durumda.

Peki Neden A19 Pro Kullanılmadı veya Çip Yeniden Tasarlanmadı?

Akıllara doğal olarak “Apple neden 12 GB RAM’e sahip yeni A19 Pro işlemcisini kullanmadı?” veya “A18 Pro’nun 12 GB RAM’li özel bir versiyonunu üretmedi?” soruları geliyor. Cevap ise çok basit: Maliyet ve zaman.

Yeni bir çip tedarik etmek, paketleme hattını değiştirmek ve ürünü buna göre tasarlamak aylar, hatta yıllar süren bir planlama gerektiriyor. Daha da önemlisi, endüstride devam eden DRAM tedarik krizinin de etkisiyle, Apple’ın 12 GB LPDDR5X bellek birimi için ödediği tutarın yaklaşık 70 dolar seviyelerine çıktığı belirtiliyor.

Eğer Apple bu bellek yükseltmesini veya yeni nesil A19 Pro çipini tercih etseydi, ki kendisi 12 GB ile paketleniyor, cihazın üretim maliyeti fırlayacak ve MacBook Neo’nun o çok konuşulan “599 dolarlık ulaşılabilir Mac” olma vizyonu tamamen çökecekti.

Ek bir detay olarak, MacBook Neo’daki A18 Pro’nun aslında iPhone 16 Pro’daki çiple birebir aynı olduğu, 6 çekirdekli GPU yapısının korunduğu ancak ısınma ve verimlilik dengesi için bir GPU çekirdeğinin yazılımsal olarak kilitlendiği (chip binning) de ortaya çıktı.

NVIDIA GeForce NOW Mart Oyunları Dolu Dolu!

NVIDIA’nın lider bulut oyun platformu GeForce NOW, kütüphanesini her ay düzenli olarak büyütmeye devam ediyor. Oyuncuların en güncel yapımları dahi pahalı bilgisayarlara ihtiyaç duymadan deneyimlemesini sağlayan servis, Mart 2026 takvimiyle kelimenin tam anlamıyla şov yapıyor.

NVIDIA tarafından yayınlanan son resmi duyuruya göre, bu ay içinde tam 15 yeni oyun GeForce NOW kütüphanesine eklenecek. Listedeki en büyük sürpriz ve heyecan yaratan detay ise, çıkışına gün saydığımız açık dünya aksiyon-macera oyunu Crimson Desert‘in ilk günden bulutta oynanabilir olacak olması.

Epic Games’te İki Oyun Ücretsiz Oldu!

Epic Games’te İki Oyun Ücretsiz Oldu!

Epic Games, Idle Champions of the Forgotten Realms ve Turnip Boy Robs a Bank'i oyunculara ücretsiz olarak sundu.

Pywel Kıtasının Vahşi Doğasında Maceraya Hazır Mısınız?

Mart ayının tartışmasız en büyük bombası olan Crimson Desert, 19 Mart 2026 tarihinde Steam platformu üzerinden küresel çıkışını gerçekleştirecek. Pearl Abyss tarafından geliştirilen ve duyurulduğu ilk günden beri grafikleri, dövüş mekanikleri ve yaşayan devasa açık dünyasıyla oyuncuları büyüleyen yapım, doğrudan GeForce NOW kütüphanesine katılıyor. Pywel kıtasının çöllerinden karlı dağlarına uzanan bu acımasız fantezi dünyasında, bir paralı asker grubu lideri olan Greymane Kliff’in hikayesine tanıklık edeceğiz.

GeForce NOW

Oyunun normal şartlarda yüksek sistem gereksinimleri talep edeceği biliniyor. Ancak GeForce NOW sayesinde, ekran kartınız veya işlemciniz ne kadar eski olursa olsun, sadece iyi bir internet bağlantısıyla bu devasa açık dünyayı en yüksek ayarlarda (Premium ve Ultimate aboneler için DLSS Frame Generation ve Ray Reconstruction destekleriyle) akıcı bir şekilde keşfedebileceksiniz.

RTX 5080 Gücüyle Desteklenen Zengin Bir Liste

NVIDIA, Mart ayı listesinde sadece yeni çıkan oyunlara değil, aynı zamanda bulutun gücünü sonuna kadar kullanacak “GeForce RTX 5080-ready” (RTX 5080 ile çalışmaya hazır) etiketine sahip dev yapımlara da yer veriyor. Listeye baktığımızda, Microsoft’un Game Pass kütüphanesinde de yer alan ve Orta Çağ’ın o çetin atmosferini gerçekçi bir şekilde sunan Kingdom Come: Deliverance II, listeye hızlı bir giriş yapıyor.

Bunun yanı sıra Hideo Kojima’nın unutulmaz şaheseri Death Stranding Director’s Cut da yüksek kare hızları ve maksimum görsel detaylarla buluttaki yerini alıyor. Strateji severler için bağımlılık yaratan roguelike kart oyunu Slay the Spire 2 ve nostalji tutkunlarını sevindirecek Legacy of Kain: Defiance Remastered da bu ayın dikkat çeken diğer yapımları arasında.

GeForce NOW Mart 2026 Oyun Takvimi

Mart ayı boyunca servise eklenecek olan (ve bir kısmı halihazırda eklenmiş olan) 15 yeni oyunun tam listesi ve çıkış tarihleri ise şu şekilde:

  • Kingdom Come: Deliverance II (Xbox ve PC Game Pass, GeForce RTX 5080 Destekli)

  • Legacy of Kain: Defiance Remastered (Steam – Eklendi)

  • Esoteric Ebb (Steam – Eklendi)

  • The Legend of Khiimori (Steam – Eklendi, GeForce RTX 5080 Destekli)

  • Slay the Spire 2 (Steam)

  • Docked (Steam)

  • Death Stranding Director’s Cut (Steam, GeForce RTX 5080 Destekli)

  • LORT (Steam)

  • John Carpenter’s Toxic Commando (Steam, 12 Mart, GeForce RTX 5080 Destekli)

  • Everwind (Steam, 17 Mart)

  • Crimson Desert (Steam, 19 Mart)

  • Screamer (Steam, 23 Mart)

  • Nova Roma (Steam ve Xbox, Game Pass, 26 Mart)

  • Legacy of Kain: Ascendance (Steam, 31 Mart)

  • Subliminal (Steam, 31 Mart)

NVIDIA’nın sunduğu bu güçlü liste, özellikle donanım masraflarının tavan yaptığı günümüzde bulut oyunculuğunun ne kadar hayat kurtarıcı bir alternatif olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. 19 Mart’ta çıkış yapacak Crimson Desert için kılıçlarınızı (ve elbette internet bağlantılarınızı) şimdiden hazır etmenizde fayda var!


Meta Açıklaması: NVIDIA, GeForce NOW Mart 2026 oyun takvimini açıkladı! Yılın merakla beklenen oyunu Crimson Desert, Kingdom Come: Deliverance II ve Death Stranding dahil 15 yeni oyun buluta geliyor.

Haberin akışını ve seçilen detayları beğendiniz mi? İsterseniz Crimson Desert’in detaylı dövüş dinamikleri veya GeForce NOW’ın yeni Ultimate paketi hakkında ekstra bir bilgi kutusu daha hazırlayabilirim.

Linux’ın 30 Yılda Yaptığını OpenClaw Sadece 3 Haftada Başardı

NVIDIA CEO’su Jensen Huang, son günlerin bir numaralı gündem maddesi olan açık kaynaklı OpenClaw projesi hakkında akıllara durgunluk veren açıklamalarda bulundu. Huang’ın, “Muhtemelen bugüne kadar piyasaya sürülmüş en önemli yazılım” olarak nitelendirdiği OpenClaw, indirme sayıları ve sektörel benimsenme hızıyla sadece teknoloji devlerini değil, tüm dünyayı şaşkına çevirmiş durumda.

ChatGPT 5.4 Tanıtıldı! İşte Özellikleri!

ChatGPT 5.4 Tanıtıldı! İşte Özellikleri!

OpenAI, bilgisayar kullanabilen ve 1 milyon token bağlam sunan profesyonel yapay zeka modeli GPT-5.4'ü resmen tanıttı.

OpenClaw Sadece 3 Haftada Başardı

Jensen Huang’ın konuşmasındaki en çarpıcı detay, şüphesiz OpenClaw’un büyüme hızını efsanevi işletim sistemi Linux ile kıyaslamasıydı. Günümüzde Android akıllı telefonlardan dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarına kadar devasa bir ekosisteme güç veren Linux’un bugünkü benimsenme seviyesine ulaşmasının tam 30 yıl sürdüğünü hatırlatan Huang, “OpenClaw, Linux’un 30 yılda ulaştığı kilometre taşını sadece 3 hafta içinde geride bıraktı. Tarihin en çok indirilen açık kaynaklı yazılımı olması sadece 21 gün sürdü,” ifadelerini kullandı.

Bu büyüme ivmesini tanımlarken şaşkınlığını gizleyemeyen deneyimli yönetici, “Grafiğe yarı logaritmik ölçekte baksanız bile çizgi dümdüz yukarı çıkıyor. Bu bir eğri değil, adeta dümdüz bir Y ekseni. Daha önce hayatımda böyle bir şey görmedim,” diyerek durumun yazılım dünyası için ne kadar benzersiz bir vaka olduğunu özetledi.

OpenClaw

Peki Nedir Bu Herkesin Peşinden Koştuğu OpenClaw?

Geliştirilme aşamasında Clawdbot (veya Moltbot) isimleriyle de bilinen OpenClaw, bulut sunucularına bağımlı kalmadan doğrudan kişisel bilgisayarınızda yaşayan, “yerel öncelikli” (local-first) otonom bir asistan yazılımı. Standart sohbet botlarından farklı olarak sürekli arka planda çalışabiliyor; e-postalarınızı okuyup bağlama uygun yanıtlar taslağı hazırlayabiliyor, takviminizi düzenleyip kendi kendine toplantılar ayarlayabiliyor, belgelerinizi analiz ederek karmaşık raporlar çıkarabiliyor.

Kısacası otonom bir dijital sekreter ve proje yöneticisi gibi davranıyor. En büyük avantajı ise tüm bu işlemleri verilerinizi dev şirketlerin sunucularına göndermeden, tamamen kendi cihazınızın güvenli ortamında (privacy-first) gerçekleştirmesi.

NVIDIA Neden Bu Kadar Heyecanlı?

NVIDIA’nın bu projeyi bu kadar desteklemesinin ve öne çıkarmasının arkasında elbette çok güçlü bir donanım stratejisi yatıyor. Böylesine yetenekli, bağlamı aklında tutan ve sürekli 7/24 çalışan bir sistemi bulut API’leri üzerinden kullanmak, binlerce dolarlık devasa maliyetlere yol açabiliyor. İşte bu noktada NVIDIA’nın RTX serisi ekran kartları ve özellikle 128 GB devasa belleğe sahip yeni nesil “DGX Spark” sistemleri devreye giriyor.

Şirket, geçtiğimiz günlerde yayınladığı resmi bir rehberle, kullanıcıların OpenClaw’u (ve gpt-oss-20b gibi açık kaynaklı dil modellerini) Windows üzerinde WSL ve Ollama / LM Studio aracılığıyla tamamen ücretsiz ve yerel olarak nasıl çalıştırabileceklerini adım adım anlattı.

Ekran kartlarının içindeki yapay zeka hızlandırıcı Tensor çekirdeklerini sonuna kadar kullanan bu sistem, GPU’ların artık sadece oyun oynamak veya video render almak için değil, kişisel otonom asistanları yaşatmak için en kritik ev donanımı olduğunu kanıtlıyor.

Yazılımın sadece 3 haftada yarattığı bu eşi görülmemiş devrim, önümüzdeki yıllarda kişisel bilgisayarlarımızın doğasını ve iş yapış şekillerimizi tamamen baştan yazacak gibi görünüyor.

Apple M5 Max Performans Testlerinde Şov Yaptı

Apple, kendi silikon mimarisine geçiş yaptığından beri dizüstü bilgisayar pazarındaki dengeleri değiştirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde tanıtılan ve 11 Mart itibarıyla raflardaki yerini alması beklenen yeni nesil MacBook Pro modellerinin kalbinde yatan Apple M5 Max işlemcisine ait ilk Geekbench performans testi sonuçları sızdırıldı.

Ortaya çıkan bu ilk veriler, Apple’ın yalnızca kendi sınırlarını aşmakla kalmadığını, aynı zamanda masaüstü iş istasyonlarını bile kıskandıracak bir mobil güce ulaştığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Uygun Fiyatlı MacBook Neo Tanıtıldı! İşte Özellikleri ve Fiyatı

Uygun Fiyatlı MacBook Neo Tanıtıldı! İşte Özellikleri ve Fiyatı

Apple'ın A18 Pro işlemcili, uygun fiyatlı yeni dizüstü bilgisayarı MacBook Neo tanıtıldı! İşte Türkiye fiyatı ve detaylı teknik özellikleri.

Apple M5 Max, M4 Max’e Kıyasla Kararlı Bir Sıçrama

Geekbench veri tabanına düşen sonuçlara göre, 18 çekirdekli CPU’ya (6 performans, 12 verimlilik çekirdeği) sahip olan M5 Max, tek çekirdek testinde 4.268, çoklu çekirdek testinde ise 29.233 puan elde etmeyi başarıyor. Bir önceki neslin en tepe modeli olan 16 çekirdekli M4 Max ile kıyaslandığında bu rakamlar, tek çekirdekte ve çoklu çekirdekte yaklaşık yüzde 10 ila 15 arasında kararlı bir performans artışına işaret ediyor.

Apple M5 Max

İlk bakışta bu nesiller arası fark devasa görünmeyebilir; zira Apple’ın buradaki asıl odak noktasının salt performans artışından ziyade, pil ömrü ve termal verimliliği koruyarak stabilite sağlamak olduğu biliniyor. Ancak bu testin asıl sürprizi, tablonun geri kalanında gizli.

Asıl Zafer: 32 Çekirdekli M3 Ultra’yı Tahtından Etmek

M5 Max’i asıl manşetlere taşıyan detay, selefinden ziyade Apple’ın Mac Studio ve Mac Pro gibi profesyonel masaüstü sistemleri için ürettiği 32 çekirdekli M3 Ultra işlemcisini geride bırakması oldu.

Karşılaştırmak gerekirse; Geekbench verilerinde devasa soğutma bloklarına sahip M3 Ultra çoklu çekirdek testlerinde ortalama 28.169 puan alırken, dizüstü formundaki yeni M5 Max 29.233 puanla ağabeyini rahatlıkla gölgede bırakıyor. Bir dizüstü bilgisayar yongasının, neredeyse iki katı (32’ye karşı 18) CPU çekirdeğine sahip olan ve çok daha yüksek güç tüketimiyle çalışan bir iş istasyonu yongasını geçebilmesi, mobil işlemci teknolojilerinde gelinen son noktanın en somut kanıtı niteliğinde.

Yeni “Fusion” Mimarisi ve TSMC’nin 3nm Gücü

Peki bu başarı nasıl sağlandı? Sektör kaynaklarına göre M5 Max’in bu etkileyici performansının arkasında yatan temel faktör, TSMC’nin gelişmiş 3nm (N3P) üretim süreci ve Apple’ın “Fusion Mimarisi” adını verdiği yeni çip tasarımı.

Geçmişteki yekpare (monolithic) yapıdan farklı olarak CPU ve GPU bloklarını gelişmiş bir paketleme teknolojisiyle bir araya getiren bu tasarım, hem ısı yönetimini maksimize ediyor hem de donanımlar arası veri iletimini hızlandırıyor. Üstelik Büyük Dil Modelleri (LLM) gibi yapay zeka işlemlerinde 4 kata varan performans artışı da bu yeni mimarinin meyvelerinden sadece biri.

Ön siparişe açılan ve donanım tutkunları tarafından heyecanla beklenen Apple M5 Max çipli MacBook Pro modelleri, mobil platformda render, 3D modelleme veya karmaşık yazılım derleme işlemleriyle uğraşan profesyoneller için çıtayı erişilmesi güç bir noktaya taşıyacak. Test sonuçlarının son kullanıcı deneyimine ne kadar yansıyacağını ise önümüzdeki günlerde cihazların piyasaya sürülmesiyle birlikte çok daha net göreceğiz.

Forza Horizon 6 Oynanış Videosu Yayınlandı

Açık dünya yarış oyunları denilince akla gelen ilk seri olan Forza Horizon, heyecanla beklenen yeni oyunuyla tozu dumana katmaya hazırlanıyor. Playground Games tarafından geliştirilen ve yarış tutkunlarının yıllardır hayalini kurduğu Japonya haritasını gerçeğe dönüştüren Forza Horizon 6 için nihayet beklenen o büyük an geldi.

Geçtiğimiz günlerde oyunun nefes kesici atmosferini ve sürüş dinamiklerini gözler önüne seren tam 9 dakikalık özel bir oynanış videosu paylaşıldı. Bu uzun soluklu ve kesintisiz video, serinin hayranlarını şimdiden ekran başına kilitlemeyi başardı.

Yeni Nesil Xbox Duyuruldu!

Yeni Nesil Xbox Duyuruldu!

Xbox'ın yeni nesil konsolu Project Helix, PC oyunlarını çalıştıracak. Microsoft, PlayStation 6 öncesi pazarda çok iddialı bir adım atıyor.

Japonya’nın Büyüleyici Yollarında Sınırları Zorlamak

Yayınlanan 9 dakikalık oynanış videosu, bizleri erken 2000’lerin efsanevi Amerikan süper otomobili Saleen S7’nin direksiyonuna oturtuyor. Videonun başlarında, Japonya’nın kırsal kesimlerindeki yemyeşil ve inişli çıkışlı yollarda sakin ama yüksek hızlı bir yolculuğa çıkıyoruz. Ancak Playground Games, haritanın ne kadar çeşitli ve dinamik olduğunu göstermek için tempoyu giderek artırıyor.

Kırsal kesimden çıkıp Tokyo’nun neon ışıklarıyla aydınlatılmış hareketli sokaklarına, dar teknik virajlarına ve devasa sanayi bölgelerine girdiğimizde, oyunun görsel kalitesi ve ışın izleme detayları adeta şov yapıyor. Çevrenin detay seviyesi, araç modellemeleri ve Japonya’nın o kendine has kültürel dokusu, yeni nesil donanımların sınırlarının ne kadar zorlandığını kanıtlar nitelikte.

İlk Günden Xbox Game Pass Kütüphanesinde!

Oyuncuların en çok merak ettiği konulardan biri de oyunun erişilebilirliğiydi. Microsoft, geleneği bozmadı ve Forza Horizon 6’nın çıktığı ilk gün itibarıyla Xbox Game Pass Ultimate ve PC Game Pass kütüphanelerine ekleneceğini resmi olarak duyurdu. Üstelik Game Pass aboneleri, dilerlerse sadece “Premium Yükseltme Paketi”ni (Premium Upgrade Bundle) satın alarak oyunun standart sürümüne ekstra para ödemeden VIP üyelik, Araç Kartı (Car Pass) ve en önemlisi 15 Mayıs’taki Erken Erişim (4 gün önceden oynama) hakkına sahip olabilecekler.

Hangi Araçlar Onaylandı? Kapak Yıldızı Belli Oldu!

Forza Horizon 6 sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, devasa araç yelpazesiyle de göz dolduruyor. Oyun çıkış yaptığı gün kütüphanesinde 550’den fazla lisanslı araca ev sahipliği yapacak. Serinin bu oyunundaki “kapak yıldızı” ise motor sporları performansını yollara taşıyan ve Japon mühendisliğinin zirvelerinden biri olan 2025 Toyota GR GT Prototype olarak açıklandı.

Bunun yanı sıra, JDM kültürünün efsanevi araçları, Kei car (küçük Japon arabaları) modelleri ve RAM 1500 TRX gibi devasa off-road canavarları da haritada tozu dumana katacak. Oyunu ön sipariş verenleri ise garajlarında özel olarak modifiye edilmiş bir Ferrari J50 bekliyor olacak.

Forza Horizon 6 Sistem Gereksinimleri

Oyunun Steam sayfasının güncellenmesiyle birlikte, bilgisayar oyuncularının bilgisayarlarını ne kadar zorlayacağı da belli oldu. Işın izleme ve yüksek kaliteli kaplamalarla dolu bu açık dünyayı akıcı bir şekilde oynamak için SSD kullanımı zorunlu tutulmuş. İşte açıklanan minimum sistem gereksinimleri:

  • İşletim Sistemi: Windows 10 22H2 (versiyon 19045) veya üzeri

  • İşlemci: Intel Core i5-8400 VEYA AMD Ryzen 5 1600

  • Bellek (RAM): 16 GB

  • Ekran Kartı: Nvidia GTX 1650 VEYA AMD RX 6500 XT VEYA Intel Arc A380 / B390

  • DirectX: Sürüm 12

  • Depolama: SSD Zorunlu

Çıkış Tarihi ve Platformlar

Peki bu eşsiz deneyim için ne kadar bekleyeceğiz? Forza Horizon 6, 19 Mayıs 2026 tarihinde Xbox Series X|S ve PC (Steam ile Microsoft Store) platformları için resmi olarak çıkış yapacak. Premium Sürüm’ü satın alanlar ise maceraya 15 Mayıs’ta başlayabilecek. Serinin tarihinde bir ilk olarak, oyunun 2026 yılının sonlarına doğru PlayStation 5 platformuna da geleceği resmileşmiş durumda.

Ücretli WhatsApp Plus Neler Sunacak?

WhatsApp, kuruluşundan bu yana kullanıcılarına tamamen ücretsiz bir iletişim deneyimi sunmasıyla biliniyor. Ancak dijital dünyanın değişen dinamikleri ve çatı şirket Meta’nın devasa kullanıcı tabanından daha fazla gelir elde etme stratejileri, bu alışılmış yapıyı kökten değiştirmek üzere. Son sızıntılar ve beta sürümlerinde ortaya çıkan kesin bulgular, WhatsApp’ın WhatsApp Plus adını verdiği yeni bir ücretli abonelik servisi üzerinde aktif olarak çalıştığını gösteriyor.

WhatsApp Ücretli Oluyor mu? İşte WhatsApp Plus!

WhatsApp Ücretli Oluyor mu? İşte WhatsApp Plus!

WhatsApp Plus ücretli abonelik sistemiyle geliyor! Yeni temalar, 20 sohbet sabitleme ve özel emojiler hakkında her şey.

Peki, bu yeni dönem kullanıcılara neler sunacak ve ücretsiz WhatsApp devri tamamen kapanıyor mu? Öncelikle milyarlarca kullanıcının yüreğine su serpecek o detayı verelim: WhatsApp’ın temel özellikleri tamamen ücretsiz kalmaya devam edecek.

Mesajlaşma, sesli ve görüntülü aramalar, grup sohbetleri, medya paylaşımı ve uçtan uca şifreleme gibi çekirdek hizmetler için herhangi bir ücret talep edilmeyecek. WABetaInfo tarafından paylaşılan son raporlara göre, WhatsApp Plus yalnızca ekstra özelleştirme seçenekleri ve gelişmiş sohbet yönetimi araçları arayan, uygulamayı çok yoğun kullanan kitleyi hedefleyen tamamen isteğe bağlı bir premium paket olacak.

WhatsApp Plus özellikleri neler?

Peki, cüzdanını açmaya karar veren kullanıcıları ne gibi ayrıcalıklar bekliyor? Sızdırılan detaylara göre WhatsApp Plus’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri, sohbet sabitleme (pin) limitindeki büyük artış olacak. Mevcut sistemde kullanıcılar ekranın en üstüne sadece 3 sohbet sabitleyebilirken, Plus aboneleri bu sayıyı 20’ye kadar çıkarabilecek. Özellikle yoğun iş yazışmalarını, aile ve kalabalık arkadaş gruplarını aynı anda yönetmek zorunda olanlar için bu artış büyük bir kolaylık sağlayacak.

WhatsApp Plus

Bunun yanı sıra kişiselleştirme odaklı devrim niteliğinde yenilikler yolda. Ücretli aboneler, uygulamalarının görünümünü tamamen kendi zevklerine göre şekillendirebilecekler. Sızdırılan verilere göre 14 farklı özel uygulama simgesi, arayüz için 19 farklı renk paleti seçeneği ve özel temalar bu paketin içinde yer alıyor. Ayrıca standart sürümde bulunmayan özel çıkartma (sticker) paketleri, çok daha dinamik ve etkileşimli mesaj tepkileri ve WhatsApp aramalarını diğer tüm bildirimlerden anında ayırmanızı sağlayacak özel zil sesleri de Plus aboneliğinin avantajları arasında listeleniyor.

Telegram’ın oldukça başarılı olan “Premium” modeline benzeyen bu hamle, Meta’nın mevcut ücretsiz deneyimi bozmadan ekstra özellikler satmayı hedeflediği açık bir strateji. Şu anda hem iOS hem de Android beta sürümlerinde (örneğin Android 2.26.9.6 sürümü) bir bekleme listesi sistemi test ediliyor. İsteyen beta kullanıcıları, WhatsApp Plus resmi olarak kullanıma sunulduğunda anında haberdar olmak için bu listeye kaydolabiliyorlar.

Şu an için teknoloji dünyasının en çok merak ettiği konu ise bu ayrıcalıkların fiyatlandırması. Meta, WhatsApp Plus’ın aylık veya yıllık abonelik ücreti hakkında henüz resmi bir ipucu vermiş değil. Şirketin bu yeni gelir modeliyle, uygulamanın devasa kitlesini küstürmeden nasıl bir denge kuracağı büyük bir merak konusu. Önümüzdeki aylarda test sürecinin tamamlanması ve tüm kullanıcılara kademeli olarak sunulması beklenen “Plus” aboneliğinin, mesajlaşma alışkanlıklarımızda yepyeni bir sayfa açacağı kesin.

Epic Games’te İki Oyun Ücretsiz Oldu!

Oyuncuların yüzünü güldüren haberler her hafta olduğu gibi yine Epic Games Store’dan geldi. Kendi ekosistemini büyütmek ve dev rakiplerine karşı kullanıcı tabanını genişletmek amacıyla yıllardır bedava oyun dağıtan platform, bugün itibarıyla kütüphanelerimizi şenlendirecek iki yeni yapımı ücretsiz olarak erişime açtı.

Yeni Nesil Xbox Duyuruldu!

Yeni Nesil Xbox Duyuruldu!

Xbox'ın yeni nesil konsolu Project Helix, PC oyunlarını çalıştıracak. Microsoft, PlayStation 6 öncesi pazarda çok iddialı bir adım atıyor.

Eğer siz de oyun kütüphanenizi tek kuruş harcamadan zenginleştirmeyi sevenlerdenseniz, bu haftanın hediyeleri olan “Idle Champions of the Forgotten Realms” ve “Turnip Boy Robs a Bank” oyunlarına kesinlikle göz atmalısınız. Gelin, bu iki ilginç yapımın detaylarına yakından bakalım.

Dungeons & Dragons Evreninde Stratejik Bir Macera: Idle Champions of the Forgotten Realms

Bu haftanın ilk dikkat çeken hediyesi, efsanevi Dungeons & Dragons evreninde geçen strateji ve yönetim oyunu Idle Champions of the Forgotten Realms. Codename Entertainment tarafından geliştirilen bu yapım, adından da anlaşılacağı üzere klasik bir idle oyunu temeline sahip olsa da, içine kattığı derin strateji unsurlarıyla türdeşlerinden ayrılıyor.

Oyuncular, D&D çoklu evreninden; aralarında Drizzt Do’Urden, Minsc & Boo gibi klasiklerin yanı sıra Baldur’s Gate 3’ten tanıdığımız Astarion ve Karlach’ın da bulunduğu 140’tan fazla ikonik şampiyonu bir araya getirerek kendi yenilmez gruplarını kuruyorlar.

Yüzlerce farklı macera ve zorlu canavarlara karşı savaşırken, karakterlerinizin dizilimi ve birbirleriyle olan sinerjisi hayati önem taşıyor. Oyunun en güzel yanlarından biri, siz oyunda aktif değilken bile karakterlerinizin savaşmaya ve ganimet toplamaya devam etmesi. Hem strateji severler hem de masaüstü rol yapma oyunu hayranları için yüzlerce saatlik içerik sunan bu yapım, uzun soluklu bir serüven arayanlar için harika bir alternatif.

Absürtlüğün Zirvesi: Turnip Boy Robs a Bank

Haftanın ikinci hediyesi ise mizahşör yapısı ve absürt hikayesiyle dikkat çeken “Turnip Boy Robs a Bank”. Hatırlayacağınız üzere sevimli ama bir o kadar da belalı şalgam çocuğumuz, serinin ilk oyunu olan Turnip Boy Commits Tax Evasion ile vergi kaçırarak oyun dünyasında büyük ses getirmişti. Snoozy Kazoo tarafından geliştirilen bu devam oyununda ise işler tamamen çığırından çıkıyor; karakterimiz bu kez korkutucu Pickled Gang ile güçlerini birleştirerek tarihin en tuhaf banka soygununa kalkışıyor.

Botanical Bank’ın derinliklerine indiğimiz bu aksiyon-macera ve roguelite harmanında, üç dakikalık kısa ama yüksek tempolu soygun turlarına çıkıyoruz. Rehineleri silkeleyerek harçlıklarını çalıyor, polisler ve özel bitki SWAT ekipleriyle çatışıyor, dark web’ten satın aldığımız C4’ler, radyo sinyal bozucular, elmas kazmalar ve lazer atan kaktüsler gibi akılalmaz silahları kullanıyoruz. “Twin-stick shooter” mekanikleriyle akıcı bir oynanış sunan Turnip Boy, hem eğlenceli müzikleri hem de kahkaha attıran diyaloglarıyla kısa sürede ekran başına kilitleyecek türden bir macera vadediyor.

Epic Games Ücretsiz Oyunları Nasıl Alınır?

Epic Games Store’un oyunculara sunduğu bu iki keyifli oyun, her türden oyuncu profiline hitap etmeyi başarıyor. Bir yanda derin bir fantastik evrende strateji kurmanın dayanılmaz hafifliği, diğer yanda ise küçük bir şalgam olarak banka soymanın kaotik eğlencesi bulunuyor.

Bu iki oyunu kütüphanenize kalıcı olarak eklemek için yapmanız gereken tek şey, Epic Games hesabınıza giriş yapıp ilgili oyunların mağaza sayfalarından “Yükle” butonuna tıklamak. Kampanya süresi dolmadan bu fırsatı değerlendirmeyi ve kütüphanenizi genişletmeyi unutmayın.