Apple rekor cezaya itiraz etti

Apple, Avrupa Komisyonu’nun Nisan ayında Dijital Pazarlar Yasası’nı (DMA) ihlal ettiği gerekçesiyle kestiği 500 milyon euroluk para cezasına itiraz etti.

Apple, bu cezanın Avrupa Birliği’nin ABD merkezli şirketlere karşı haksız ve ayrımcı davrandığını gösterdiğini savunuyor. Ayrıca, DMA kurallarının net olmaması ve sürekli değişmesi de şirketin eleştirileri arasında yer alıyor.

Apple 500 milyon euroluk cezaya itiraz ediyor

Konu ile ilgili resmi açıklama yapan Cupertinolu teknoloji devi; “Bugün itiraz başvurumuzu yaptık çünkü Avrupa Komisyonu’nun kararı ve emsali olmayan bu para cezası yasanın gerektirdiklerinin çok ötesine geçiyor. İtirazımızda göstereceğimiz gibi, Avrupa Komisyonu mağazamızı nasıl işleteceğimize müdahale ediyor ve geliştiriciler için kafa karıştırıcı, kullanıcılar içinse olumsuz iş koşullarını dayatıyor. Biz bu uygulamaları, cezai günlük para cezalarından kaçınmak için hayata geçirdik ve gerçekleri mahkemeyle paylaşacağız.” ifadelerini kullandı. Aşağıdan 500 milyon euroluk davaya karşı yapılan itirazın detaylarına ulaşabilirsiniz.

Avrupa Komisyonu, Apple’ı hizmetlerini katmanlandırmaya zorladı

Avrupa Komisyonu, geliştiricilere sağlanan sürekli App Store hizmetleri karşılığında bir Mağaza Ücreti alınabileceğini kabul etti ve bu konsepte destek verdi. Bunun üzerine geçtiğimiz Ağustos ayında tek bir Mağaza Servis Ücreti açıklamıştık.

Ancak daha sonra Avrupa Komisyonu, zaten düşürülmüş olan bu Mağaza Hizmet Ücreti’nin katmanlı bir yapıya sahip olması gerektiğini, yani geliştiricilerin bazı hizmetleri istememeleri durumunda daha düşük bir ücret ödemesi gerektiğini belirtti. Bu da hem geliştiriciler hem de kullanıcılar için daha karmaşık bir seçenek yapısına yol açtı. Bildiğimiz kadarıyla başka hiçbir uygulama mağazası böyle bir katmanlı modeli kullanmıyor.

Apple’ın en güçlü cihazları belli oldu: İşte ilk 10!

Apple’ın en güçlü cihazları belli oldu: İşte ilk 10!

AnTuTu, Apple'ın en hızlı cihazları listesini açıkladı. Peki geçen ay, hangi cihaz nasıl bir performans sergiledi?

Ayrıca Avrupa Komisyonu, hangi hizmetlerin isteğe bağlı olması gerektiğine karar vererek, keşif ve arama gibi bazı özelliklerin zorunlu hizmet paketinden çıkarılmasını zorladı.

Avrupa Komisyonu, yönlendirme tanımını hukuka aykırı şekilde genişletti

Geçtiğimiz yıl, geliştiricilerin uygulama içindeki dijital ürün ve hizmet tekliflerini duyurmasına ve AB’li kullanıcıları, bu işlemleri Uygulama İçi Satın Alma (IAP) sistemi yerine dış bir web sitesinde tamamlamaya yönlendirmesine olanak sağladık. Bu uygulama, sektörde uzun süredir “yönlendirme” olarak biliniyor. Ayrı olarak, geliştiricilere uygulama içinde IAP yerine alternatif ödeme hizmet sağlayıcıları sunma seçeneği de tanıdık.

Apple icloud dava

Ancak Komisyon’un Apple’a en son gönderdiği talimatta, madde 5(4) kapsamında yönlendirme tanımını hukuka aykırı şekilde ciddi biçimde genişlettiğini düşünüyoruz:

  • Yönlendirme artık sadece dış bağlantı vermek değil, uygulama içindeki alternatif ödeme sağlayıcısı promosyonları ya da uygulama içi web görünümleri gibi tekliflerin tanıtımını da kapsıyor.
  • Ayrıca bizden, yönlendirme kapsamına rakip uygulama mağazalarına ve bu mağazalar üzerinden dağıtılan üçüncü parti uygulamalara bağlantı vermeyi de dahil etmemizi talep ettiler.
  • Bu değişiklikler, yasanın öngördüğü yönlendirme tanımını temelden değiştiriyor ve bizim görüşümüze göre, yasal sınırların ötesine geçiyor.

Honor Magic V2 Flip’in özellikleri belli oldu!

Honor’un yeni nesil katlanabilir akıllı telefonu Magic V2 Flip, resmi tanıtımı öncesinde Çin’deki sertifikasyon süreçlerinden geçti ve teknik özellikleri büyük ölçüde netleşti. Cihaz, özellikle batarya kapasitesiyle katlanabilir telefon segmentinde dikkatleri üzerine çekiyor.

Honor Magic V2 Flip’in özellikleri ortaya çıktı

Sızan bilgilere göre Magic V2 Flip, 5.370 mAh kapasiteli bir batarya ile gelecek. Bu değer, kapaklı form faktöründeki katlanabilir telefonlar arasında bugüne kadar görülen en yüksek batarya kapasitesi olabilir.

Honor Magic V2 Flip’in özellikleri ortaya çıktı

Magic V2 Flip, Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (CMIIT) ile 3C sertifikasyon platformlarında CLE-AN00 model numarasıyla ortaya çıktı. Belgeler, cihazın 80W hızlı şarj desteğine sahip olacağını da doğruluyor. Ancak Honor’un geçmiş modellerine bakıldığında, gerçek kullanımda bu şarj gücünün 66W seviyelerinde sınırlı kalabileceği öngörülüyor. Yine de bu oran, sınıfındaki birçok rakibe kıyasla oldukça rekabetçi bir konumda.

Ekran tarafında ise kullanıcıları üst düzey bir panel bekliyor. Magic V2 Flip, 6.8 inç büyüklüğünde, LTPO teknolojisine sahip Full HD+ çözünürlüklü katlanabilir bir OLED ekranla geliyor. Ayrıca telefonun dış yüzeyinde 4 inçlik ikinci bir ekran yer alıyor. Bu ekranın bildirimler, hızlı yanıtlar ve temel kontroller için kullanılması bekleniyor.

İşlemci tercihi henüz resmiyet kazanmadı ancak Qualcomm’un Snapdragon 8 serisinden bir yonga setinin kullanılacağı ifade ediliyor. En üst seviye model olan Snapdragon 8 Elite yerine, Snapdragon 8s Gen 4 ya da bu serinin farklı bir varyantının tercih edileceği öne sürülüyor. Bu tercih, performans ve maliyet dengesini koruma amacı taşıyor olabilir.

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları gözden düşmeye devam ediyor. Özellikle oyuncular, daha yüksek belleğe sahip kartlar istiyor.

Kamera tarafında da iddialı donanımlar yer alıyor. 50 megapiksel çözünürlüğünde ve optik görüntü sabitleme (OIS) destekli ana kamera, 1/1.5 inç boyutundaki büyük sensörüyle yüksek kalite vadediyor. Bu yapılandırmanın, hem gündüz hem de düşük ışık koşullarında iyi sonuçlar sunması bekleniyor. Video kayıt yetenekleriyle ilgili detaylar henüz netleşmedi.

Magic V2 Flip, tanıtımının ardından piyasada Xiaomi Mix Flip 2 ve Samsung Galaxy Z Flip 7 gibi modellerle doğrudan rekabet edecek. Özellikle batarya kapasitesi ve şarj hızı gibi günlük kullanım açısından kritik başlıklarda öne çıkan model, Honor’un katlanabilir telefon pazarındaki konumunu güçlendirmeye yönelik önemli bir adım olarak görülüyor. Cihazın Ağustos ayında resmi olarak tanıtılması planlanıyor.

İngilizlerden füzyon enerjisinde kritik atılım! Tritiyum üretiminde yeni dönem

0

İngiltere merkezli özel nükleer füzyon şirketi Astral Systems, kendi reaktöründe ilk kez tritiyum üretmeyi başardığını duyurdu. Üniversite iş birliğiyle yürütülen bu deneysel çalışma, füzyon enerjisi geliştirme yolunda önemli bir engelin aşılmasını sağladı.

Tritiyum üretiminde yeni dönem

Bristol Üniversitesi ortaklığında gerçekleştirilen deney, Mart ayında 55 saat süren Deuterium-Deuterium (DD) füzyon ışınlama kampanyası sırasında tamamlandı. Bu süreçte, Astral Systems’in çok durumlu (multi-state) füzyon reaktörlerinde yer alan deneysel lityum örtü (blanket) içerisinde tritiyum üretildiği ve gerçek zamanlı olarak tespit edildiği açıklandı.

Tritiyum, füzyon tepkimelerinde kullanılan temel yakıtlardan biri olarak biliniyor. Ancak doğada nadiren bulunan bu izotopun üretimi, füzyon enerjisi teknolojisinin hayata geçirilmesindeki en büyük teknik engellerden biri olarak görülüyor.

Astral Systems CEO’su ve kurucu ortağı Talmon Firestone, dünyada mevcut tritiyum miktarının oldukça sınırlı olduğunu ve bu durumu aşmanın, füzyonun ticari uygulanabilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Firestone, bu gelişmenin daha önce yalnızca teoride kalan tritiyum üretim teknolojilerinin artık pratikte de gerçekleştirilebildiğini gösterdiğini ifade etti.

Astral Systems’in geliştirdiği teknolojinin merkezinde “Multi-State Fusion” (MSF) isimli yaklaşım bulunuyor. Şirket, bu sistemin geleneksel füzyon reaktörlerine göre daha verimli, düşük maliyetli ve yüksek performanslı olduğunu belirtiyor.

Reaktör tasarımı, 25 yıllık mühendislik süreci ve 15 yıllık çalışma geçmişine dayanıyor. MSF sisteminde hem plazma hem de katı hal ortamında aynı anda füzyon tepkimeleri başlatılabiliyor. Bu çift yönlü yaklaşım, aynı enerji girdisiyle iki farklı füzyon tepkimesinin tetiklenmesine olanak tanıyor.

Reaktör çekirdeğinde yer alan önemli bir yenilik ise “Lattice Confinement Fusion” (LCF) yöntemi. Bu teknik ilk kez 2020 yılında NASA tarafından keşfedildi. Astral Systems, bu teknolojiyle plazmaya göre 400 milyon kat daha yoğun bir yakıt ortamında füzyon gerçekleştirebiliyor.

Ayrıca çekirdekteki elektron-gölgeleme ortamı sayesinde parçacıklar arasındaki elektrostatik itme kuvveti olan Coulomb bariyerini aşmak için gereken enerji azaltılıyor. Bu da füzyonun çok daha düşük sıcaklıklarda ve kompakt boyutlarda gerçekleşmesini sağlıyor.

Astral Systems’in reaktörlerinde tritiyum üretimi gerçekleştirebilmesi, füzyon enerjisinin kendi kendine yeterli bir yakıt döngüsüne kavuşması açısından büyük önem taşıyor. Geliştirilen sistemin tükettiğinden fazla yakıt üretmesi, uzun vadede sürdürülebilir bir füzyon enerjisi altyapısının önünü açıyor.

Şirket, bu teknolojinin yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda tıbbi izotop üretimi, nükleer atıkların dönüştürülmesi, uzay uygulamaları ve füzyon-fisyon hibrit güç sistemleri gibi birçok farklı alanda da kullanılabileceğini belirtiyor.

Astral Systems’in açıklamasına göre, hedeflenen füzyon oranı saniyede 10 trilyon DT tepkimesini aşmak. Bu hedefin gerçekleşmesi hâlinde şirketin teknoloji alanında çok geniş bir yelpazede etkili olabileceği belirtiliyor.

Üniversite tarafında ise Bristol Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Tom Scott liderliğindeki ekip, bu gelişmenin tritiyum üretiminin ölçeklenebilirliği açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Royal Academy of Engineering ve Birleşik Krallık Atom Enerjisi Kurumu tarafından desteklenen ekip, sistemin optimizasyonu için çalışmalara hız verildiğini duyurdu.

Yapay zeka çağında bilgisayar bilimi nasıl öğretilmeli?

ABD’nin önde gelen bilgisayar bilimi okullarından Carnegie Mellon Üniversitesi, yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişmeler nedeniyle bu yaz kapsamlı bir müfredat değerlendirmesi yapmaya hazırlanıyor.

Üniversitenin öğretim üyeleri, bu dönüşümün sadece eğitim yöntemlerini değil, aynı zamanda bilgisayar biliminin temelini de sarsabileceğini belirtiyor. Kurumun lisans programlarından sorumlu dekan yardımcısı Prof. Thomas Cortina, yeni nesil yapay zeka araçlarının bilgisayar bilimi eğitimini temelden etkilediğini söylüyor.

Generatif yapay zeka sistemlerinin insan benzeri yazılar yazabilmesi ve karmaşık soruları yanıtlayabilmesi, akademik dünyada yaygın bir etki yaratmış durumda. Ancak bu dönüşüm, kod yazımının merkezde olduğu bilgisayar bilimlerinde çok daha hızlı ve derin hissediliyor.

WhatsApp’ın tahtı sarsılıyor! İnternetsiz çalışan Bitchat duyuruldu

WhatsApp’ın tahtı sarsılıyor! İnternetsiz çalışan Bitchat duyuruldu

Bitchat, internet bağlantısı gerektirmeden çalışabilen ve Bluetooth üzerinden mesajlaşma imkânı sunan yapısıyla dikkat çekiyor.

Büyük teknoloji şirketleri ve girişimler, yazılım geliştiricilere yardımcı olan yapay zeka asistanları piyasaya sürüyor. Meta CEO’su Mark Zuckerberg, bu yılın başında yaptığı bir açıklamada, yapay zekânın kısa süre içinde orta düzey bir yazılım geliştiricinin seviyesine ulaşabileceğini söyledi.

ABD genelindeki üniversiteler, bu hızlı teknolojik evrim karşısında müfredatlarını yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Bazı akademisyenler, artık belirli programlama dillerine hâkimiyetin eski kadar önem taşımadığını düşünüyor.

Bunun yerine, bilgisayar biliminin farklı disiplinlere entegre edildiği hibrit derslerin daha ön planda olabileceği bir yaklaşım üzerinde duruluyor. Bu görüşe göre bilgisayar bilimi, daha çok eleştirel düşünme ve iletişim becerilerine ağırlık veren bir sosyal bilim formuna da dönüşebilir.

Amerikan Ulusal Bilim Vakfı (NSF), bu alandaki dönüşüm sürecini yönlendirmek için “Level Up AI” adlı yeni bir projeye finansman sağlıyor. New Mexico State Üniversitesi ve Computing Research Association tarafından yürütülen bu 18 aylık girişim, farklı üniversitelerden araştırmacıları ve öğretim üyelerini bir araya getirerek yapay zekâ eğitiminin temel bileşenlerine dair ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Projede çalıştaylar, yuvarlak masa toplantıları ve kılavuz belgeler hazırlanıyor.

NSF desteğiyle yürütülen bu çalışma, iş gücünde daha fazla insanın yapay zekâ hakkında bilgi sahibi olması gerektiği anlayışından doğuyor. Uzmanlara göre, bilgisayar bilimi eğitiminin geleceği kodlamaya değil, algoritmik düşünme ve yapay zeka okuryazarlığına odaklanacak.

Algoritmik düşünme, sorunları küçük parçalara ayırmayı, adım adım çözüm yolları geliştirmeyi ve veriye dayalı sonuçlara ulaşmayı içeriyor. Yapay zeka okuryazarlığı ise, yapay zekânın nasıl çalıştığını, nasıl sorumlu bir şekilde kullanılacağını ve toplumu nasıl etkilediğini anlamayı kapsıyor. Bu süreçte, bilinçli şüphecilik gibi kavramların öğrencilere kazandırılması gerektiği vurgulanıyor.

Carnegie Mellon’da ise öğretim üyeleri, geleneksel programlama temelleri ile yapay zekâ araçlarının birlikte ele alınacağı uygulamalı derslerin öne çıkabileceğini düşünüyor. Cortina, öğrencilerin yapay zekayı ödevlerde sihirli bir çözüm gibi görüp kendi yazdıkları kodları anlamadıklarını, ancak zamanla bu yaklaşımın sınırlılıklarını fark ettiklerini söylüyor.

Öğrenciler artık yapay zekayı yalnızca prototip oluşturmak, hataları tespit etmek ya da dijital bir eğitmen gibi kullanmakla yetiniyor; aşırı bağımlılıktan kaçınıyorlar. Öğrencilerin karşılaştığı bir diğer zorluk ise daralan iş piyasası.

Önceki yıllarda kolaylıkla iş bulan bilgisayar bilimi mezunları, artık yüzlerce başvuru yapmadan görüşme dahi alamıyor. Kuzey Karolina Üniversitesi öğrencilerinden Connor Drake, yalnızca 30 başvuru sonrasında staj imkânı yakaladığı için kendisini şanslı sayıyor.

Drake, bilgisayar bilimi eğitiminin yanında siyaset bilimi ve güvenlik çalışmaları alanında yan dal yaparak becerilerini genişletmeyi tercih etmiş. Kendi üniversitesinde siber güvenlik kulübünün başkanlığını da yürüten Drake, çok yönlü donanımın önemine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre bu zorlayıcı ortamın nedeni yalnızca yapay zekâ değil. Büyük teknoloji şirketleri, pandemi sonrası dönemde işe alımları yavaşlattı. Özellikle iki yıl ve altı deneyime sahip adaylara yönelik iş ilanları son üç yılda yüzde 65 oranında azaldı.

Genel iş ilanlarındaki düşüş ise yüzde 58 seviyelerinde. CompTIA’nın analizine göre, bu gerilemenin temel nedeni pandemi sonrası iş gücü düzenlemeleri ve ekonomik belirsizlik. Henüz doğrudan yapay zekânın etkisi tam olarak gözlemlenmiyor.

Yine de sektör uzmanları, yapay zekânın yazılım dünyasında uzun vadeli bir büyüme getireceği görüşünde. Her yeni bilişim devriminde olduğu gibi, yapay zekâ da yazılıma olan talebi artırıyor. Bu kez fark yaratan şey, yazılım geliştirmenin sadece mühendislerin alanı olmaktan çıkması.

Tıp, pazarlama ve diğer pek çok sektörde çalışanlar, kendi alanlarına özel verilerle eğitilmiş sohbet botları aracılığıyla uygulamalar geliştirebilecek. Stanford Üniversitesi Bilgisayar Bilimi Profesörü Alex Aiken’a göre, yazılım mühendisliği pozisyonlarının sayısı azalabilir, ancak kod yazan insan sayısı artacak.










Apple’dan Avrupa Birliği’ne 500 milyon euroluk ceza için resmi itiraz

Apple, Avrupa Komisyonu tarafından Dijital Piyasalar Yasası’na (DMA) uymadığı gerekçesiyle verilen 500 milyon euroluk para cezasına karşı resmi olarak itirazda bulundu. 7 Temmuz Pazartesi günü yapılan başvuruda Apple, söz konusu kararın hukuki sınırların ötesine geçtiğini ve uygulamaya zorlanan kuralların hem geliştiriciler hem de kullanıcılar için olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti.

Şirket, Komisyon’un müdahalesinin App Store’un işleyişine doğrudan etki ettiğini ve bu nedenle karara karşı mahkeme sürecinin başlatıldığını açıkladı. Apple, günlük cezaların ve toplam cezanın artmasını engellemek için Haziran ayı sonunda App Store politikalarında bir dizi yeni değişiklik yapmıştı. Ancak yapılan bu değişikliklere rağmen Komisyon’un talep ettiği ek uyum adımları şirketin itirazına yol açtı.

İtiraz sürecinde öne çıkan ilk konu App Store hizmet ücretlerinin katmanlı bir yapıya dönüştürülmesi zorunluluğu oldu. Apple, geliştiricilere sunduğu hizmetler karşılığında tek bir mağaza hizmet ücreti uyguluyordu.

Ancak Avrupa Komisyonu, geliştiricilerin bazı hizmetleri istememesi hâlinde daha düşük ücret ödemesini sağlayacak şekilde katmanlı bir fiyatlandırma modeline geçilmesini talep etti. Bu durum, hem geliştiriciler hem de kullanıcılar açısından daha karmaşık bir sistemin ortaya çıkmasına neden oldu. Apple, benzer bir yapının başka hiçbir uygulama mağazasında bulunmadığını vurguladı.

Avrupa Komisyonu’nun müdahale ettiği bir diğer başlık ise “yönlendirme” tanımı oldu. Apple, geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği’ndeki geliştiricilere, uygulama içindeki dijital ürün tekliflerini tanıtma ve kullanıcıları doğrudan harici web sitelerine yönlendirme izni vermişti.

Aynı zamanda geliştiricilere, Uygulama İçi Satın Alma (IAP) sistemine alternatif ödeme hizmet sağlayıcılarını sunma seçeneği de tanındı. Ancak Avrupa Komisyonu, bu yetkinin kapsamını ciddi biçimde genişletti.

Yeni tanıma göre yalnızca dış bağlantılar değil; uygulama içi alternatif ödeme sağlayıcısı promosyonları, web görünümleri ve hatta rakip uygulama mağazalarına verilen bağlantılar da “yönlendirme” sayılmaya başlandı. Apple, bu genişletilmiş tanımın yasal sınırların dışına çıktığını savundu.

Cezai süreci hafifletmek amacıyla Apple, Avrupa Birliği’nde App Store kurallarında bazı düzenlemelere gitti. Yeni sistemde, App Store üzerinden yapılan ödemelerde geliştiricilere %20 işlem ücreti uygulanacağı, küçük işletme programı kapsamında bu oranın %13’e kadar düşebileceği belirtildi.

Kullanıcıları App Store dışındaki ödeme platformlarına yönlendiren geliştiriciler için ise %5 ile %15 arasında değişen bir ücret yapısı tanımlandı. Ayrıca geliştiricilerin uygulamaları içinde dış ödeme bağlantıları paylaşmalarına sınırsız şekilde izin verildi.

Apple, bu adımların Avrupa Komisyonu’nun talimatlarını yerine getirmek ve daha fazla cezanın önüne geçmek amacıyla hayata geçirildiğini açıkladı. Ancak şirket, kararı hukuki zeminde sorgulamakta kararlı olduğunu vurguladı.

Yapılan açıklamada, Avrupa Komisyonu’nun kararının “yasanın gerektirdiğinin çok ötesine geçtiği” belirtilirken, dayatılan iş koşullarının hem geliştirici topluluğu hem de son kullanıcılar için sorunlu olduğu ifade edildi.

Apple’ın en güçlü cihazları belli oldu: İşte ilk 10!

AnTuTu, temmuz ayının gelmesiyle birlikte haziran ayına ait verilerini açıkladı. Listeye baktığımızda Apple’ın tabletlerinin performans konusunda beklentileri aştığını görüyoruz. Peki, şu anda Apple’ın en hızlı cihazları hangileri? İşte en güçlü Apple cihazları!

AnTuTu’nun paylaştığı son listeye göre haziran ayının en hızlı Apple ürünü 2,489,812 puanla iPad Pro 11 (2024) oldu. Listenin ikinci sırasında ise 2,489,664 puanla iPad Pro 13 (2024) yer alıyor.

Haziran ayının yayımlanan AnTuTu listesinde, önceki aylardan farklı olarak herhangi bir iPhone modeline yer verilmedi. Bu durum, Apple’ın en güçlü cihazlarının şu anda M serisi işlemcilerle donatılmış iPad modelleri olduğunu bir kez daha gösteriyor.

SıraCihazÇipRAM + DepolamaOrtalama Puan
1iPad Pro 2024 (11 inç)Apple M48GB+256GB2489812
2iPad Pro 2024 (13 inç)Apple M48GB+256GB2489664
3iPad Air 2025 (13 inç)Apple M38GB+256GB2057949
4iPad Pro 6 (12.9 inç)Apple M28GB+256GB1999476
5iPad Air 2025 (11 inç)Apple M38GB+256GB1975833
6iPad Air 2024 (13 inç)Apple M28GB+128GB1920085
7iPad Pro 4 (11 inç)Apple M28GB+128GB1910481
8iPad Air 2024 (11 inç)Apple M28GB+128GB1828464
9iPad Pro 5 (12.9 inç)Apple M18GB+256GB1733396
10iPad Pro 3 (11 inç)Apple M18GB+128GB1656901

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce hangi Apple cihazı kaçıncı sırada olmalıydı? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Tesla, güneş enerjili ve şebekeden bağımsız ilk Oasis şarj istasyonunu hizmete aldı!

0

Tesla, uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni nesil elektrikli araç şarj istasyonu projesi “Oasis”i resmen hayata geçirdi. Şirketin Lost Hills, Kaliforniya’daki bu yeni Supercharger tesisi, entegre güneş enerjisi çiftliği ve batarya depolama sistemiyle tamamen şebekeden bağımsız olarak çalışabiliyor.

Oasis şarj istasyonu hizmete başladı!

Tesla’nın Supercharger ağı ilk kurulduğunda şirket, istasyonlara güneş panelleri ve bataryalar entegre edileceğini açıklamıştı. CEO Elon Musk, çoğu istasyonun şebekeden bağımsız çalışabilecek şekilde inşa edileceğini söylemişti. Ancak aradan geçen yıllarda yalnızca sınırlı sayıdaki istasyona küçük ölçekli güneş paneli sistemleri kurulmuş ve bu vizyon tam anlamıyla gerçeğe dönüşmemişti.

2016 yılında Musk, gerekli teknolojik bileşenlerin artık hazır olduğunu belirterek Supercharger V3, Powerpack V2 ve SolarCity entegrasyonu ile bu hedefin gerçekleştirileceğini duyurmuştu. Zaman içinde Powerpack ürününün yerini Megapack alırken, şarj ağı da V4 istasyonlara geçiş sürecine girdi. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen güneş enerjisi ve batarya entegrasyonunun geniş ölçekli yaygınlaştırılması bugüne kadar bekletildi.

Geçtiğimiz yıl Tesla, “Oasis” adını verdiği yeni bir Supercharger modeli geliştirdiğini duyurdu. Bu model, güneş enerjisi çiftliği ve enerji depolama üniteleriyle birlikte şebekeden bağımsız çalışabilen bir yapı olarak tanıtıldı.

Şimdi ise bu sistem ilk kez faaliyete geçti. Lost Hills bölgesinde kurulan Oasis projesi, toplam 168 şarj ünitesine sahip ve bunların yarısı aktif olarak kullanılıyor. Bu sayı, istasyonu dünyanın en büyük Tesla Supercharger tesislerinden biri haline getiriyor.

Ancak Oasis’i benzersiz kılan esas unsur, entegre enerji altyapısı. Tesis, 30 dönümlük bir alana yayılmış şekilde yerleştirilen 11 megawattlık güneş panelleriyle donatıldı. Enerji depolama tarafında ise 10 adet Tesla Megapack kullanılıyor. Bu ünitelerin toplam enerji depolama kapasitesi 39 megawatt-saat seviyesinde. Tesis, şu anda tamamen şebekeden bağımsız şekilde çalışıyor.

WhatsApp’ın tahtı sarsılıyor! İnternetsiz çalışan Bitchat duyuruldu

Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey, yeni bir iletişim platformunu daha duyurdu. Bitchat adı verilen bu uygulama internet bağlantısı gerektirmeden çalışabilen ve Bluetooth üzerinden mesajlaşma imkânı sunan yapısıyla dikkat çekiyor. Dorsey’in merkeziyetsiz teknolojilere odaklanan girişimlerinin son halkası olan Bitchat şu an beta sürecinde test ediliyor.

Uygulama, mesaj iletiminde Bluetooth mesh ağlarını kullanıyor. Bu sayede cihazlar, birbirlerine zincirleme bağlantılar kurarak 300 metreyi aşan mesafelerde bile internet olmadan mesaj gönderebiliyor. Teknolojinin sunduğu bu altyapı sayesinde uygulama doğal afet, iletişim altyapısının çökmesi veya sansür gibi durumlarda da çalışabilir hale geliyor.

Bitchat, uçtan uca şifreleme desteğiyle iletişimi koruma altına alıyor. Bu yapı sayesinde mesajlara sadece gönderici ve alıcı erişebiliyor. Sistemin mimarisi gereği mesajlar herhangi bir merkezi sunucudan geçmiyor.

Paylaşılan teknik dokümanlara göre, uygulama hiçbir şekilde merkezi bir sunucuya, kullanıcı hesabına, e-posta adresine veya telefon numarasına ihtiyaç duymuyor. Kullanıcıların kimliklerini oluştururken herhangi bir kişisel veri paylaşması gerekmiyor. Bu yönüyle Bitchat, veri güvenliği ve gizlilik alanında mevcut popüler mesajlaşma uygulamalarından ayrılıyor.

Uygulamada kullanıcı deneyimini artıracak bazı özellikler de yer alıyor. Kullanıcılar belirli konular etrafında “odalar” oluşturabiliyor ve bu odalara diğer kullanıcıları etiketleyerek davet edebiliyor.

Odalar, şifrelerle korunabiliyor ve “panik modu” ile üç dokunuşla tüm veriler anında silinebiliyor. Ayrıca mesajlar arasında favorilere ekleme özelliği bulunuyor; bu sayede önemli mesajlar depolanarak daha sonra iletilebiliyor.

Dorsey, şu anda Block şirketinin CEO’su olarak görev yapıyor ve son dönemde özellikle merkeziyetsiz sistemlere odaklanıyor. Twitter’dan ayrıldıktan sonra kurduğu Bluesky gibi projelerde de benzer yapıların temellerini atmıştı. Bitchat, aynı anlayışın mesajlaşma alanına uyarlanmış bir versiyonu olarak öne çıkıyor.

Henüz kesin bir çıkış tarihi paylaşılmayan Bitchat’in ne zaman genel kullanıma sunulacağı bilinmiyor. Ancak test sürecinde elde edilen veriler doğrultusunda uygulamanın, bağlantı altyapısına erişimin sınırlı olduğu coğrafyalarda veya olağanüstü koşullarda alternatif bir iletişim aracı olarak işlev görebileceği ifade ediliyor. Jack Dorsey’in bu son hamlesi, modern iletişimde hem gizlilik hem de erişilebilirlik açısından yeni bir dönemin habercisi olabilir.

Xiaomi, 4K lazer projeksiyon cihazını duyurdu!

Xiaomi, görüntüleme teknolojileri alanındaki ürün yelpazesine yeni bir cihaz ekledi. Laser Projector 3 adıyla duyurulan projeksiyon cihazı, yerleşik gimbal yapısı, yüksek parlaklık değeri ve gelişmiş görüntü işleme özellikleriyle dikkat çekiyor. 4K çözünürlük desteği sunan cihaz, 10 Temmuz itibariyle Çin’de 4399 yuan yani yaklaşık 613 dolardan satışa çıkıyor.

Xiaomi, yeni 4K lazer projeksiyon cihazını tanıttı

Laser Projector 3, native 4K çözünürlük sağlayan 0.47 inç DMD çipli yüksek geçirgenliğe sahip lens kullanıyor. Maksimum 120 inç büyüklüğünde görüntü yansıtabiliyor. Saf üç renkli lazer ışık kaynağıyla çalışan cihaz, 1000 CVIA lümen parlaklık değerine ulaşıyor.

Renk doğruluğunda BT.2020 renk gamının yüzde 110’unu kapsıyor. HDR10 ve HDR10+ desteği bulunuyor. Ayrıca MEMC destekli hareket yumuşatma özelliğiyle görüntü geçişlerinde akıcılık sağlanıyor. Kontrast oranı 1600:1 olarak belirtiliyor.

Projektör, 130 dereceye kadar ayarlanabilen projeksiyon açısına sahip yerleşik bir gimbal içeriyor. Cihazda ayrıca 8×8 çok noktalı ToF lazer algılama modülü ve yüksek çözünürlüklü kamera yer alıyor.

Bu sistem, yapay zeka destekli algoritmalarla otomatik trapezoid düzeltme ve otomatik odaklama işlemlerini gerçekleştiriyor. Elde edilen görüntü, ortam ışığı ve yüzey yapısına göre optimize ediliyor. Otomatik duvar kalibrasyonu da bu süreçte devreye giriyor.

İç donanımda 3 GB RAM, 64 GB dahili depolama ve MediaTek MT9667 işlemci bulunuyor. Yazılım tarafında ise Xiaomi’nin HyperOS Connect sistemiyle uyumlu çalışıyor. Sesli komutlar için XiaoAi asistanı destekleniyor. NFC ile hızlı ekran yansıtma özelliği de entegre edilmiş durumda.

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları gözden düşmeye devam ediyor. Özellikle oyuncular, daha yüksek belleğe sahip kartlar istiyor.

Ekran tarafında cihaz, 120 Hz yenileme hızını ve 4K çözünürlükte video oynatmayı destekliyor. EMC ve Ex ULE adı verilen görüntü işleme teknolojileri sayesinde hareket bulanıklığını azaltıyor, netliği artırıyor. Bu özellikler, hem film izleme hem de oyun deneyimi için cihazı elverişli hale getiriyor.

Ses sisteminde iki adet 8W hoparlör ve dört adet pasif diyafram yer alıyor. Dolby Audio desteği sunuluyor ve dijital Hi-Fi ayarlarına uygun ses çıkışı sağlanıyor. Bağlantı seçenekleri arasında HDMI 2.1 (eARC destekli), 3.5 mm kulaklık çıkışı ve USB portları bulunuyor. HDMI girişi 4K 120Hz görüntü aktarımına olanak tanıyor.

Xiaomi Laser Projector 3, teknik özellikleri ve fiyatıyla orta üst segment projeksiyon cihazları arasında konumlanıyor. Çin pazarında çıkışı planlanan cihazın ilerleyen dönemde global pazara sunulup sunulmayacağına dair resmi bir açıklama yapılmadı.

vivo X200 FE Türkiye’ye geldi: İşte fiyatı!

vivo, geçtiğimiz ay tanıttığı X200 FE’yi Türkiye‘ye getirdi. Akıllı telefon, teknik özellikleriyle orta segmente hitap ederken, tasarımsal açıdan ise modern bir anlayışı benimsiyor. Peki, markanın yeni modeli Türkiye’de ne kadardan satılacak? İşte ayrıntılar!

vivo’nun web sitesine baktığımızda X200 FE modelinin Türkiye fiyatının 52 bin 999 TL olduğunu görüyoruz. Fakat, şu an için 3 bin TL ön sipariş indirimi uygulanıyor. Yani kullanıcılar akıllı telefonu an itibariyle 49 bin 999 TL’den satın alabiliyor.

vivo X200 FE Türkiye fiyatı belli oldu

Telefonu satın alan kullanıcılara 1 yıl ekran onarım garantisi ve vivo TWS3e kablosuz kulaklık hediye ediliyor.

Kompakt telefon sevenler buraya: vivo X200 FE tanıtıldı!

Kompakt telefon sevenler buraya: vivo X200 FE tanıtıldı!

vivo, X200 serisinin yeni üyesi X200 FE modelini Tayvan’da duyurdu. Peki akıllı telefon neler sunuyor? İşte ayrıntılar!

Akıllı telefonun teknik özellikleri ise şöyle;

ÖzellikDetaylar
Ekran6.31 inç 1.5K LTPO AMOLED, 120Hz, 5000 nit
İşlemciMediaTek Dimensity 9300+
GPUImmortalis-G720
RAM12GB LPDDR5X
Depolama512GB UFS 3.1
Arka Kamera50MP (IMX921, OIS) + 8MP ultra geniş + 50MP telefoto (IMX882, 3x zoom)
Ön Kamera50MP otofokus
İşletim SistemiAndroid 15 tabanlı Funtouch OS 15
Bağlantı5G SA/NSA, Wi-Fi 7, Bluetooth 5.4, NFC
SesStereo hoparlör, USB-C ses, Hi-Res Audio
Batarya6500mAh, 90W hızlı şarj
DayanıklılıkIP68/IP69, metal çerçeve
Boyut ve Ağırlık150.83 x 71.76 x 7.99 mm, 186g
Renk SeçenekleriBlack Luxe, Yellow Glow, Pink Vibe, Blue Breeze
Fiyat759 USD

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

PUBG canavarları: En güçlü tablet modelleri belli oldu!

Tablet pazarındaki rekabet tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda günden güne yeni bir modelin çıkış yaptığını görüyoruz. Tabii, bunların karşılaştırılması da bir hayli önemli. Zira bir tablet satın almadan önce bu modeller arasından en iyisini seçmeye çalışıyoruz. İşte AnTuTu’ya göre en güçlü tablet modelleri!

AnTuTu’nun haziran tablet listesine bir baktığımızda Snapdragon 8 Elite işlemcisinden güç alan OPPO Pad 4 Pro’nun zirvede olduğunu söyleyebiliriz. Toplamda 2,843,258 puan alan tableti 2,837,435 puanla OnePlus Pad 2 Pro takip etti.

Listenin üçüncü sırasında 2,786,850 puanlı REDMI K Pad bulunuyor. Dördüncü sırada ise 2,753,449 puan almayı başaran Red Magic Gaming Tablet Pro 3 bizleri karşılıyor. Son olarak, beşinci sırada 2,737,447 puanlı Lenovo Legion Y700 Gen 4’ün yer aldığını belirtelim.

SıraModelRAM/DepolamaOrtalama Puan
1OPPO Pad 4 Pro16GB+512GB2843258
2OnePlus Pad 2 Pro16GB+512GB2837435
3REDMI K Pad16GB+512GB2786850
4Red Magic Gaming Tablet Pro 316GB+512GB2753449
5Lenovo Legion Y700 Gen 416GB+1024GB2737447
6vivo Pad5 Pro16GB+512GB2633441
7iQOO Pad5 Pro16GB+512GB2632399
8Xiaomi Pad 7 Ultra16GB+1024GB2523750
9Xiaomi Pad 7S Pro 12.516GB+512GB2408465
10Red Magic Gaming Tablet Pro16GB+512GB2084504

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Xiaomi, uygun fiyatlı akıllı gözlüğünü satışa sundu!

Xiaomi, giyilebilir teknoloji alanındaki ürün portföyünü yeni bir akıllı gözlük modeliyle genişletti. “Smart Audio Glasses” adıyla piyasaya sunulan ürün, işlevselliği ve fiyat-performans dengesiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 90 dolarlık fiyat etiketiyle satışa çıkan akıllı gözlük, Bluetooth kulaklıkların sunduğu temel ses özelliklerini gözlük formunda sunuyor.

Xiaomi, uygun fiyatlı akıllı gözlüğünü piyasaya çıkardı

Cihaz, geleneksel kulak içi kulaklıklar yerine açık kulak teknolojisi kullanıyor. SLS0820 model ultrasonik hoparlörler ve özel olarak tasarlanmış bir ses alanı aracılığıyla net tiz ve dengeli bas sunuluyor. Kulaklık olmadan ses aktarımı sağlayan bu sistem, çift katmanlı ses sızıntı koruması ve yankı önleme algoritması ile destekleniyor. Bu yapı, özellikle kalabalık ve gürültülü ortamlarda aramaların daha gizli ve anlaşılır şekilde gerçekleşmesine yardımcı oluyor.

Xiaomi, uygun fiyatlı akıllı gözlüğünü piyasaya çıkardı

Ürün yalnızca 40 gram ağırlığında. Hafif yapısına rağmen şakak bölgesinde kavisli bir tasarım sunuyor ve esnek burun pedleriyle konfor hedefleniyor. Gözlük, çıkarılabilir menteşe sistemi sayesinde çerçeve değişimine imkân veriyor. Ayrıca IP54 sertifikasıyla su sıçramalarına karşı dayanıklılık gösteriyor ve toza karşı da koruma sağlıyor.

Pil performansı cihazın öne çıkan özelliklerinden biri. Smart Audio Glasses, 11 güne kadar bekleme süresi ve 10 saate kadar kesintisiz oynatma süresi sağlıyor. Şarj işlemi, USB-C yerine manyetik pimlerle bağlantı kuran özel bir kablo üzerinden gerçekleşiyor. Bu da tasarım açısından daha kompakt bir çözüm oluşturuyor.

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları gözden düşmeye devam ediyor. Özellikle oyuncular, daha yüksek belleğe sahip kartlar istiyor.

Kullanıcı etkileşimi için gözlükte dokunmatik kontroller bulunuyor. Müzik çalmak, duraklatmak ya da gelen aramaları yanıtlamak bu yüzey üzerinden sağlanabiliyor. Ayrıca cihaz, yerleşik sensörler aracılığıyla gözlük çıkarıldığında sesi otomatik olarak durduruyor.

Smart Audio Glasses, donanım ve fiyat açısından doğrudan rakibi olan daha pahalı akıllı gözlüklerin bir alternatifi olarak konumlanıyor. Global pazarda erişime açılan cihazın, ses teknolojileriyle entegre edilmiş giyilebilir ürün arayan kullanıcılar arasında ilgi görmesi bekleniyor.