AMD’nin yeni EPYC 4005 serisi eski sunucu devlerini geride bıraktı!

AMD, sekiz yıl önce tanıttığı ilk üst seviye sunucu işlemcisini geride bırakan yeni nesil düşük maliyetli EPYC 4005 serisiyle dikkat çekiyor. Serinin EPYC 4585PX modeli, yapılan kapsamlı testlerde 2017 yılında çıkan EPYC 7601’e kıyasla neredeyse üç kat daha yüksek performans sundu.

Üstelik bu fark daha az bellek kanalı ve daha düşük güç tüketimiyle elde edildi. Bu sonuç, kurumsal sunucu donanımlarındaki gelişimin ne kadar hızlı yaşandığını gözler önüne seriyor. EPYC 4585PX AMD’nin üst düzey EPYC 9005 ailesine değil, daha giriş seviyesi odaklı ve enerji verimliliği yüksek Grado platformuna ait.

Phoronix tarafından yürütülen testlerde, Ubuntu 25.04 işletim sistemi üzerinde 200’den fazla farklı iş yüküyle karşılaştırmalar yapıldı. Sunucu görevleri yüksek performanslı hesaplamalar (HPC), betik çalıştırma, medya kodlama ve derleme gibi çok sayıda işlem senaryosu test edildi.

Sonuçlara göre EPYC 4585PX, eski EPYC 7601 modeline göre ortalama 2,69 kat daha fazla performans verdi. Watt başına performans karşılaştırmasında ise fark daha da açıldı; yeni işlemci 2,85 kat daha verimli çıktı.

Bu verimlilik, işlemcinin mimari düzeyde optimize edilmesi ve daha gelişmiş üretim süreciyle ilişkilendiriliyor. Tüm bu değerler, daha düşük bellek kapasitesi ve daha az enerjiyle elde edildi. EPYC 4585PX sistemi sadece iki adet DDR5 DIMM bellekle çalışırken, EPYC 7601 sekiz bellek kanalı üzerinden test edildi. Buna rağmen yeni model çoğu iş yükünde eski modeli geride bıraktı.

Sistemin genel güç tüketimi karşılaştırıldığında da yeni platformun avantajı ortaya çıktı. Tüm sistemin duvar tüketimi EPYC 4585PX için 225W, EPYC 7601 içinse 238W olarak ölçüldü. Ancak işlemci seviyesindeki tüketim değerlerinde fark daha az belirgin: EPYC 4585PX ortalama 153W tüketirken, EPYC 7601 ortalama 141W kullandı. Maksimum güç çekişi ise sırasıyla 204W ve 195W olarak kaydedildi.

Bu veriler, özellikle küçük işletmeler veya düşük güç tüketimi gerektiren ev-ofis (SOHO) altyapıları için daha düşük bekleme güç çekişinin tam yükten daha önemli olabileceğini ortaya koyuyor. EPYC 4005 serisi daha az bellek ve daha az enerjiyle eski sistemleri aşabiliyor olmasıyla giriş seviyesi altyapı projeleri için uygun bir alternatif haline geliyor. Özellikle NAS sistemleri gibi termal ve enerji kısıtlamalarının kritik olduğu senaryolarda önemli avantajlar sağlıyor.

AMD’nin Grado mimarisiyle sunduğu bu yeni işlemciler, sadece performansla değil, aynı zamanda maliyet ve enerji verimliliğiyle de eski nesil amiral gemisi işlemcileri geride bırakıyor. EPYC 9005 ailesiyle yapılacak karşılaştırmalar önümüzdeki dönemde daha yüksek performans seviyelerini ortaya koyabilir. Ancak şu anki tabloya göre, yüksek performansa ulaşmak için yüksek fiyatlı çözümler artık tek yol değil. EPYC 4005 serisi, sunucu altyapılarında yeni bir denge noktası sunuyor.

Samsung yeni bir döneme giriyor!

Samsung Foundry, son yıllarda yaşadığı üretim sorunlarını geride bırakmak için kritik bir eşikte bulunuyor. 2022 yılında yaşanan düşük verim oranı kriziyle Qualcomm’u kaybeden şirket, o dönem %35’lik verim oranına karşılık TSMC’nin %70’lik oranı nedeniyle büyük müşterisini rakibine kaptırmıştı.

Bu durum Samsung’un çip üretimindeki güvenilirliğine zarar verdi ve sektördeki konumunu zayıflattı. Bugün gelinen noktada ise Samsung Foundry, 2nm üretim süreciyle yeniden yükselişe geçmeye çalışıyor.

Geçen yıl Samsung’un Exynos 2500 işlemcilerinde yaşadığı üretim sorunları, Galaxy S25 serisinde planlanan stratejiyi altüst etti. Şirket Galaxy S25 ve S25+ modellerini büyük oranda kendi Exynos işlemcisiyle piyasaya sürmek isterken yetersiz üretim nedeniyle Qualcomm’un Snapdragon 8 Elite for Galaxy yongasına yönelmek zorunda kaldı. Bu ani değişiklik, Samsung’a 400 milyon dolarlık beklenmedik bir ek maliyet yarattı.

Benzer bir risk, önümüzdeki yılın Galaxy S26 ve Galaxy S26+ modelleri için de geçerli. Samsung, bu modellerde yeni nesil Exynos 2600 işlemcisini kullanmak istiyor. Ancak bu, Samsung Foundry’nin 2nm işlem teknolojisiyle yeterli sayıda işlemci üretebilmesine bağlı.

Bir dökümhanenin verim oranı, üretim yapılan silikon wafer’lar üzerinden elde edilen hatasız çiplerin oranını ifade ediyor. Seri üretime geçilmeden önce genellikle %70’lik bir verim oranı hedefleniyor. Bu seviyenin altındaki üretim süreçleri, daha yüksek maliyet ve sınırlı ürün çıkışı anlamına geliyor.

Samsung Foundry’nin mevcut 2nm üretim süreci %40 verim oranına ulaşmış durumda. Yıl sonuna kadar bu oranın sektör standardı olan %70’e yaklaşması bekleniyor. Bu başarı sağlanırsa, Samsung Foundry’nin yalnızca kendi akıllı telefonları için değil, global çip pazarında TSMC’ye alternatif olma şansı yeniden doğacak.

Bu noktada dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri, Nvidia’nın yeni nesil GPU’larını üretme ihtimali. Güney Kore kaynaklı yeni bir rapora göre Samsung Foundry, Nvidia’dan gelecek 2nm GPU siparişi için öne çıkan adaylardan biri.

Yapay zeka hızlandırıcısı olarak öne çıkan GPU’lar, paralel işlem yetenekleri sayesinde yapay zekâ ve makine öğrenimi iş yüklerini CPU’lara kıyasla çok daha hızlı işleyebiliyor. Bu da, Nvidia için en verimli ve yüksek kaliteli üretimi sağlayabilecek dökümhaneyi seçmeyi hayati hale getiriyor.

Eğer Samsung bu işi alırsa, yalnızca çip üretim kapasitesi değil, aynı zamanda güvenilirlik ve teknik yeterlilik açısından da sektördeki algısı değişebilir. 2025’in ilk çeyreği itibarıyla Samsung Foundry’nin global pazar payı %7,7 seviyesindeyken, TSMC’nin pazar payı %67,6 olarak kaydedildi. Nvidia ile yapılacak olası iş birliği, bu farkın kapatılması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Samsung Foundry halihazırda yükselişe geçmiş olabilir. Şirket, Nvidia tasarımı Tegra T239 işlemcisini üretmiş durumda. Bu çip, Nintendo Switch 2 oyun konsoluna güç veriyor ve TSMC’den alınan bu işin 8nm Deep Ultraviolet (DUV) üretim süreciyle Samsung tarafından hayata geçirilmesi, rekabetin yeniden şekillenebileceğini gösteriyor.

Samsung Foundry’nin çip üretiminde yeniden güven kazanabilmesi, hem mobil cihazlar hem de yapay zekâ donanımları için büyük önem taşıyor. Şirketin 2nm teknolojisinde ulaşacağı verim oranı ve Nvidia gibi büyük markalarla kurulacak iş birlikleri, sadece Samsung’un değil, tüm yarı iletken sektörünün dinamiklerini etkileyebilecek potansiyele sahip.

Singapur’da gökdelen dijital tuvale dönüştü!

Singapur’un 280 metrelik ikonik yapısı UOB Plaza 1, dünyanın en büyük projeksiyon gösterisine ev sahipliği yapıyor. Hem teknik kapasitesi hem de anlatı gücüyle dikkat çeken bu gösteri, 250 milyon piksellik sanal projeksiyonla üç farklı Guinness Dünya Rekoru kırdı. Gösteri, Singapur’un 60’ıncı bağımsızlık yılı ve UOB Bankası’nın 90’ıncı kuruluş yılı anısına düzenleniyor.

Gösteri kapsamında elde edilen rekorlar arasında “en yüksek ışık çıkışına sahip projeksiyon”, “en uzun süreli geçici mimari projeksiyon” ve “bir bina üzerindeki en yüksek projeksiyon” yer alıyor. UOB Plaza 1’in cephesine yansıtılan bu dev gösterim, 5.85 milyon lümenlik ışık gücüyle ticari sınıftaki tüm projektörleri geride bırakıyor.

Ancak gösterinin büyüklüğü yalnızca teknik detaylarla sınırlı değil. Altı dakikalık görsel anlatıda, Singapur’un kültürel çeşitliliği, tarihi gelişimi ve UOB Bankası’nın kurumsal mirası iç içe geçiyor. Gösterinin açılışında ülkenin çokkültürlü yapısını vurgulayan yerel sanatçı Sam Lo’ya ait “Majulah Singapura” isimli eser yer alıyor. Ardından, SG60 logosunun UOB90 logosuna dönüşmesiyle ulusal ilerleme ve kurumsal süreklilik bir arada aktarılıyor.

Projeksiyonun temelini, UOB’nin 1982’den bu yana düzenlediği “Painting of the Year” adlı sanat yarışmasında dereceye giren 30 eser oluşturuyor. Bu çalışmalar, “Timeless”, “Contemporary 1” ve “Contemporary 2” adları altında üç kategoriye ayrılarak hafta boyunca dönüşümlü olarak yansıtılıyor. Cuma ve Cumartesi geceleri ise tüm eserler birlikte sergileniyor.

Animasyonla yeniden yorumlanan bu sanat eserlerinin dev bir bina yüzeyine yansıtılması, geleneksel sergileme yöntemlerine modern bir alternatif sunuyor. Projeksiyonlar, sadece sanatsal bir ifade değil, aynı zamanda dijital hikâye anlatımının kamusal alandaki etkisini ve şirketlerin bu alandaki rolünü de gözler önüne seriyor.

UOB Dijitalleşme, Marka ve Stratejik İletişim Grup Başkanı Janet Young, bu gösterinin topluma görsel bir armağan niteliğinde olduğunu belirtti. Yerel halka ve şehri ziyaret eden turistlere açık olarak sunulan gösteri, Singapur’un ulusal kimliğini ve toplumsal dayanışmasını dijital bir sahne üzerinden görünür kılıyor.

Projeksiyon gösterisi her akşam 9 Ağustos 2025 tarihine kadar devam edecek. Gökdelen cephesinde dijital sanatın bu ölçekte ve bu etkiyle sahnelenmesi, hem teknolojik bir atılım hem de geçici kamusal sanatın gücüne dair önemli bir örnek olarak kayıtlara geçiyor.

Apple, MacBook ekranlarında BOE ile çalışıyor

Apple’ın ekran tedarik zincirinde önemli bir değişiklik yaşanıyor. Çin merkezli ekran üreticisi BOE, MacBook modellerinde kullanılacak LCD panellerin %51’ini tedarik etmeye hazırlanıyor. Araştırma şirketi Omdia’nın verilerine göre, bu gelişmeyle birlikte BOE, LG Display’i geride bırakarak Apple’ın bu alandaki en büyük tedarikçisi konumuna yükseliyor.

BOE ile Apple arasındaki ilişki yıllardır istikrarsız bir şekilde devam ediyor. Apple, üretim maliyetlerini düşürebilmek adına BOE’den panel tedarik etmek istese de, BOE zaman zaman kalite standartlarını karşılamakta zorlanıyor. Apple’ın katı üretim kriterleri nedeniyle, BOE bazı ürün gruplarında geri planda kalmaya devam ediyor.

Son olarak, iPhone 17 serisinde kullanılacak OLED ekranlarda BOE, Apple’ın teknik gereksinimlerini karşılayamadı. Apple, bu seride tüm modellerde LTPO OLED panel teknolojisine geçiş yapıyor. LTPO OLED, daha yüksek verimlilik ve ekran yenileme hızı kontrolü sunduğu için Apple’ın yeni nesil amiral gemisi cihazlarında tercih ediliyor. Ancak BOE, bu teknolojiye geçişte gecikince iPhone 17 için panel tedariki Samsung ve LG ile sınırlı kaldı.

BOE’nin MacBook için kazandığı ekran siparişi kısa süreli olabilir. Apple’ın 2025 itibarıyla MacBook serisini “Tandem OLED” ekranlara geçirmeyi planladığı belirtiliyor. Tandem OLED teknolojisi, ekran parlaklığını artırırken aynı zamanda panel ömrünü uzatıyor. Bu teknolojiye geçişle birlikte Apple’ın yeniden Samsung ve LG’ye yönelmesi bekleniyor. Bu durum BOE’nin MacBook serisindeki konumunu gelecek yıl kaybetmesine yol açabilir.

Diğer yandan Apple’ın daha uygun fiyatlı MacBook modellerinde eski tip LCD panellere yer verebileceği ihtimali de gündemde. iPhone 16e modelinde iPhone 14 panellerinin yeniden kullanılması gibi örnekler, BOE’ye farklı segmentlerde yeni fırsatlar sunabilir. Özellikle iPhone çipleriyle çalışacak daha düşük maliyetli MacBook modellerinde BOE’nin LCD panelleri yeniden devreye girebilir.

Apple’ın üretim maliyetlerini dengeleyebilmesi için BOE ile çalışması stratejik bir avantaj sağlıyor. iPhone 17 serisinin artan üretim maliyetleri nedeniyle fiyat artışıyla çıkması bekleniyor. Ancak BOE’nin tedarik sürecine katılması, Apple’ın bu maliyetleri dengelemesine ve fiyatları sabit tutmasına yardımcı olabilir. Fakat geçmişte yaşanan bazı tedarik problemleri nedeniyle Apple, BOE ile olan iş birliğinde temkinli davranmayı sürdürüyor.

Tüm bu gelişmeler, Apple’ın ekran tedarik zincirinde yeniden şekillenen dinamikleri gözler önüne seriyor. BOE, MacBook için büyük bir fırsat yakalamış olsa da, teknolojik yeterlilik ve sürdürülebilir kalite konularında rakiplerinin gerisinde kalmaya devam ediyor.

Yeni TikTok uygulaması geliyor!

TikTok’un Amerika’daki geleceği belirsizliğini korurken, şirketin yeni bir plan üzerinde çalıştığı ortaya çıktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, TikTok’un Çin merkezli sahibi ByteDance’e tanıdığı satış süresi 17 Eylül’e uzatılırken, şirkete yakın kaynaklara göre TikTok, bu sürecin sonunda ABD pazarında varlığını sürdürebilmek için “M2” kod adlı yeni bir uygulama geliştiriyor.

Aktarılan bilgilere göre M2 adlı yeni uygulamanın, 5 Eylül’de ABD’deki mobil uygulama mağazalarında yayınlanması hedefleniyor. Bu gerçekleşirse, TikTok’un 170 milyon ABD’li kullanıcısı platforma erişimlerini sürdürebilmek için bu yeni uygulamayı indirmek zorunda kalacak. Mevcut TikTok uygulaması bir süre daha çalışmaya devam edecek ancak en geç Mart 2026’da tamamen devre dışı bırakılacak. Bu tarihin değişebileceği de belirtiliyor.

Geliştirilen yeni uygulama, artan siyasi baskılara karşı atılmış bir adım olarak öne çıkıyor. Trump yönetimi, TikTok’un ABD’deki varlığının ulusal güvenlik riski oluşturduğunu savunarak, şirketin Amerikan operasyonlarını Çin’den tamamen ayırmasını şart koşmuştu.

ABD Başkanı Trump geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD’li yatırımcılar ile yapılan satış anlaşmasının son aşamaya geldiğini, görüşmelerin birkaç gün içinde tamamlanabileceğini söyledi. Ancak sürecin tamamlanması için Çin hükümetinin onayı gerekebileceği de ifade edildi.

Planlanan satışın detaylarına göre, TikTok’un ABD operasyonları Çinli olmayan yatırımcılardan oluşan bir konsorsiyuma devredilecek. Bu grupta teknoloji şirketi Oracle’ın da yer aldığı biliniyor. ByteDance ise bu yapının içinde azınlık hissedarı olarak kalmaya devam edecek. Sürecin karmaşıklığına dikkat çeken uzmanlar, daha önce benzer bir satış girişiminin Çin yönetiminin itirazıyla iptal edildiğini hatırlatıyor.

Öte yandan TikTok’un etkisi ABD’de hâlâ güçlü bir şekilde hissediliyor. Analitik platformu Appfigures’a göre TikTok, ülkede Android cihazlarda en çok indirilen ikinci uygulama konumunda. Listenin zirvesinde ise ChatGPT yer alıyor. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, TikTok cephesi henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmadı.

Oracle’ın adı yalnızca TikTok’la ilgili satış sürecinde değil, aynı zamanda devlet altyapı projelerinde de geçiyor. Wall Street Journal’ın haberine göre Oracle, ABD federal hükümetiyle yaptığı yeni anlaşma kapsamında kamu kurumlarına yazılım altyapısını %75 indirimle sunacak. Bu gelişme, şirketin siyasi ve ticari etkisini daha da artırmış görünüyor.

Huawei’nin yeni işlemcisi yolda! Performans ne kadar artacak?

Huawei, ABD yaptırımlarının ardından yeniden şekillendirdiği işlemci stratejisinde bir adım daha ileri gidiyor. Şirketin bu yıl içinde tanıtmayı planladığı Mate 80 serisinde kullanılacak yeni nesil Kirin 9030 yonga seti, önceki modele göre %20 veya daha fazla performans artışı sunacak.

Mate 80 serisi Kirin 9030 ile yüzde 20 performans artışı sunacak

Huawei’nin kendi işlemci tasarım birimi HiSilicon, ABD kısıtlamalarından önce sektörün en güçlü oyuncularından biri olarak kabul ediliyordu. Şirket, Tayvanlı yonga üreticisi TSMC’nin Apple’dan sonraki en büyük müşterisiydi.

Ancak 2020’de başlayan yaptırımlar, Huawei’nin gelişmiş üretim teknolojilerine erişimini engelledi. Buna rağmen şirket, 2023 yılında piyasaya sürdüğü 7nm üretim süreciyle geliştirilen Kirin 9000S işlemcisiyle 5G’yi Huawei telefonlarına geri getirmişti.

Yaptırımlar nedeniyle Huawei, gelişmiş litografi makinelerine ulaşamıyor. Bu makineler, çiplerin içindeki karmaşık devre yapılarını silikon üzerine aktarmak için kritik öneme sahip. Şirket, bu eksikliği telafi etmek için birden fazla pozlama (multi-patterning) yöntemine başvuruyor. Ancak bu yöntem, yüksek maliyet ve düşük üretim verimliliği gibi riskleri de beraberinde getiriyor.

Kirin 9000S’in ardından Huawei, sadece mevcut tasarımlarda yapılandırma değişiklikleriyle performans artışı sağlamaya çalıştı. 2024’te Pura 70 serisiyle gelen Kirin 9010 ve ardından Mate 70 serisine eşlik eden Kirin 9020 işlemcileri bu yaklaşımı yansıttı. Huawei, Kirin 9020’nin, Kirin 9000S’e kıyasla %40 daha yüksek performans sunduğunu açıklamıştı.

Yeni Kirin 9030’un ise Kirin 9020’ye göre %20’den fazla performans artışı sunacağı belirtiliyor. Bu da 2023’te tanıtılan Kirin 9000S’e kıyasla toplamda %50 ila %60 oranında bir iyileşme anlamına geliyor.

Huawei, hâlâ Apple, Qualcomm ve MediaTek gibi dev rakiplerin yonga setleriyle rekabet etmekte zorlanıyor. Şirketin işlemcileri hâlâ 1 ila 2 nesil geriden geliyor. Ancak Huawei’nin yıl sonuna kadar 5nm üretim teknolojisine geçiş yapması bekleniyor. Bu adım, performans ve enerji verimliliği açısından önemli bir sıçrama sağlayabilir.

Huawei’nin işlemci geliştirme sürecinde birlikte çalıştığı Çinli dökümhane SMIC de yaptırımlar nedeniyle EUV (extreme ultraviolet) litografi ekipmanına erişemiyor. Bu da şirketin ileri seviye üretim süreçlerine geçişini yavaşlatıyor. Buna rağmen Çin’in teknoloji alanındaki bağımsızlık hedefleri doğrultusunda Huawei’nin çip üretim çalışmalarına hız kesmeden devam ettiği görülüyor.

Çin, yapay zeka ile kung fu filmlerini yeniden yapıyor!

Çin, yapay zekâ teknolojisini sinema alanında yoğun şekilde kullanmaya başladı. Çin hükümetiyle bağlantılı Çin Film Vakfı, Jackie Chan, Jet Li ve Bruce Lee gibi efsanevi oyuncuların rol aldığı 100 klasik kung fu filmini yeniden yorumlamak için yapay zekâyı devreye alıyor.

“Police Story”, “Once Upon a Time in China” ve “Fist of Fury” gibi kült yapımlar, genç izleyicilere yeniden sunulacak. Bu projeye animasyon da dahil olmak üzere farklı anlatım teknikleriyle yeni bir soluk getirilmesi planlanıyor.

100 kung fu filmi yenileniyor

Projenin bir parçası olarak yönetmen John Woo’nun 1986 yapımı “A Better Tomorrow” filmi de yapay zekâyla yeniden işlenecek. Filmin AI destekli versiyonunun Woo’nun özgün görsel diline sadık kalarak, farklı bir biçimde anlatılması hedefleniyor. Çin Film Vakfı Başkanı Zhang Pimin, projeyle klasik yapımlara teknolojiyle yeni bir hayat kazandırılacağını söyledi.

Yapay zekânın bu denli kapsamlı kullanımı Hollywood’da ise ciddi bir tartışma konusu. Yönetmenler Birliği (DGA), AI’ın yaratıcı sürece katkı sunmakla sınırlı kalması gerektiğini, eserlerin bütünlüğüne zarar verecek şekilde kullanılmasına karşı olduklarını belirtti. DGA tarafından yapılan açıklamada, bir yönetmenin vizyonunu değiştiren veya filmi orijinal anlamından uzaklaştıran her türlü teknolojik müdahalenin açıkça reddedildiği vurgulandı.

Çin’in projeye ilişkin duyurusu Bruce Lee’nin ailesi dahil bazı kişi ve kurumlar için sürpriz oldu. Bruce Lee Enterprises sözcüsü, bu gelişmeden önceden haberdar olmadıklarını ve bilgi toplamaya başladıklarını açıkladı.

Aynı şekilde “A Better Tomorrow” filminin yönetmeni John Woo da projeye dahil edilmediğini, hakların el değiştirmiş olduğunu ve yapay zekâ teknolojisine yabancı olduğunu belirtti. Yine de çıkan sonucun nasıl olacağını merak ettiğini söyledi. Vakfın projedeki yetkililerinden David Chi, Jackie Chan’in projeden haberdar olduğunu ve görüşmelerin sürdüğünü ifade etti.

Çin’de yapay zeka halihazırda senaryo geliştirme, içerik denetimi, otomatik çeviri ve öneri sistemleri gibi birçok alanda kullanılıyor. Çin Ulusal Radyo ve Televizyon İdaresi’nden He Tao, post prodüksiyon süreçlerinde AI’ın görsel efektleri günler yerine saatler içinde tamamlayabildiğini belirtti. Film endüstrisinin farklı noktalarında çalışan kamu kurumları, içerik platformları ve prodüksiyon şirketleri arasında AI’a olan ilgi giderek artıyor.

Projeyi destekleyenler, yapay zekânın yalnızca kültürel anlatıyı güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda Çin’in dünya çapındaki etkisini artırmak için bir fırsat sunduğunu belirtti. “A Better Tomorrow”un AI ile üretilen yeni versiyonu sadece 30 kişilik bir ekip tarafından tamamlandı. Bu sayı, geleneksel bir animasyon yapımına göre oldukça düşük.

Shanghai Canxing Culture & Media şirketi başkanı Tian Ming, projeye 14 milyon dolarlık yatırım ayırdıklarını ve uluslararası partnerlerle telif haklarını, içerik platformlarını ve uyarlama izinlerini paylaştıklarını duyurdu. Herhangi bir gelir paylaşımı sınırı olmadığını belirten Tian, daha zengin ve çeşitli yapımlar ortaya koymak istediklerini söyledi.

Kung fu filmlerinin yeniden işlenmesi sadece sinema alanıyla sınırlı kalmayacak. Aynı zamanda bir dövüş sanatı video oyunu da geliştirilmesi planlanıyor. Çinli yetkililer, AI yardımıyla oluşturulacak yeni animasyon ortamlarında seyircilere bambu ormanında bir dövüş sahnesinin içine giriyormuş hissi yaşatmak gibi deneyimler sunmayı hedefliyor.

Çin, bu projeyle hem kültürel mirasını yeni teknolojilerle güncelliyor hem de AI’ın sinemadaki etkisini görünür kılıyor. Hollywood’un sendikalar ve yasalarla çevrelediği alanlarda çekingen davrandığı bu dönemde, Çin daha özgür ve doğrudan bir yol izliyor. ABD’de sendikalar yapay zekânın telif hakları ve emek gücü üzerindeki etkileri konusunda uyarılarda bulunurken, Çin’de bu tür koruma mekanizmaları bulunmuyor. Bu da AI kullanımında daha radikal adımların atılmasına olanak tanıyor.

Hollywood’un bazı stüdyoları AI ile iş birliklerine mesafeli yaklaşırken, Disney ve Universal gibi dev firmalar AI şirketlerine karşı telif davaları açıyor. Bu davalar, AI’ın eğitiminde kullanılan görsellerin, telifli içeriklere dayandığı iddiasıyla sürüyor. Çin’de ise yetkililer AI’ı, filmlere “etkileyici gerçekçilik” katmak için kullanmak istediklerini belirtiyor.

Sektör uzmanlarına göre, Çin’in kung fu klasikleri gibi zaten evrensel düzeyde bilinen içerikleri yeniden ele alması akıllıca bir tercih. Hem düşük risk taşıyor hem de yüksek potansiyel sunuyor. Çin’in sinema endüstrisi, geçmişe oranla ciddi büyüme kaydetti. Yıllar önce ABD yapımlarının ağırlıkta olduğu Çin gişesi artık yerli yapımlarla dolup taşıyor. “Ne Zha 2” adlı Çin animasyonu, 2.2 milyar dolarlık küresel hasılatla bu değişimin bir göstergesi oldu.

Ancak Çin yapımı bu filmler ABD pazarında aynı ilgiyi görmüyor. Buna karşın klasik kung fu filmleri hâlâ dünya genelinde ilgi görüyor. Uzmanlara göre, aksiyon dili evrensel ve dil bariyeri tanımıyor. Bu nedenle Çin’in AI destekli yeni projeleri, global izleyiciye ulaşmak için önemli bir fırsat sunuyor.

Samsung’un güncelleme desteği verdiği tüm modeller! – Temmuz 2025

Samsung, son dönemde çıkardığı telefonlara 6-7 yıl güncelleme sözü vermiş olsa da, eski modeller bu destekten yararlanamıyor. Bu da kullanıcıların kafasında ‘telefonum kaç yıl güncelleme alacak?’ gibi sorulara neden oluyor. Peki, şirketin an itibariyle yazılım desteği verdiği modeller hangileri?

Samsung, Ocak 2024’te tanıttığı Galaxy S24 serisiyle güncelleme politikasını geliştirdi. Serideki üç model, tam yedi yıl boyunca Android, One UI ve güvenlik güncellemeleri alacak. Ayrıca, bu yılın başında satışa çıkan Galaxy S25 serisi de aynı güncelleme politikasından faydalanacak. Böylece Samsung, kullanıcılarına daha uzun süreli ve kesintisiz destek sunmayı hedefliyor.

Şirketin an itibariyle güncelleme desteği verdiği modeller ise şöyle;

Aylık güncelleme alan modeller

  • Galaxy Z Fold3 5G, Z Flip3 5G, Z Fold4, Z Flip4, Z Fold5, Z Flip5, Z Fold6, Z Flip6
  • W23, W23 Flip, W24, W24 Flip, W25, W25 Flip, Galaxy Z Fold Special Edition
  • Galaxy S21 FE 5G, S22, S22+, S22 Ultra, S23, S23+, S23 Ultra, S23 FE
  • Galaxy S24, S24+, S24 Ultra, S24 FE, S25, S25+, S25 Ultra, S25 Edge
  • Galaxy A56 5G
  • Galaxy A53 5G, A54 5G, A55 5G, XCover6 Pro, XCover7, XCover7 Pro

Üç ayda bir güncelleme alan Samsung modelleri

  • Galaxy S20 FE, S20 FE 5G, S21 5G, S21+ 5G, S21 Ultra 5G
  • Galaxy Note20, Note20 5G, Note20 Ultra, Note20 Ultra 5G
  • Galaxy A13, A13 5G, A23, A23 5G, A33 5G, A73 5G
  • Galaxy A04, A04s, A04e, A14, A14 5G, A24, A34 5G
  • Galaxy A05, A05s, A15, A15 5G, A25 5G, A35 5G
  • Galaxy A06, A06 5G, A16, A16 5G, A26 5G, A36 5G
  • Galaxy C55 5G
  • Galaxy M13, M13 5G, M23 5G, M33 5G, M53 5G, M04, M14, M14 5G, M34 5G, M44 5G, M54 5G, M05, M15 5G, M35 5G, M55 5G, M55s 5G, M06 5G, M16 5G, M56 5G
  • Galaxy F13, F04, F14, F14 5G, F34 5G, F54 5G, F05, F15 5G, F55 5G, F06 5G, F16 5G, F56 5G
  • Galaxy Tab S6 Lite (2024), Tab S8, S8+, S8 Ultra, S9, S9+, S9 Ultra, S9 FE, S9 FE+, S10+, S10 Ultra, S10 FE, S10 FE+
  • Galaxy Tab A9, Tab A9+
  • Galaxy A52s 5G, Tab Active3, Tab Active4 Pro, Tab Active5, Tab Active5 Pro, XCover5

Yılda iki kez güncelleme alan Samsung modelleri

  • Galaxy A22, A22 5G
  • Galaxy A03, A03s, A03 core
  • Galaxy M21 (2021)
  • Galaxy M22, M32, M32 5G, M52 5G
  • Galaxy F22, F42 5G, F52 5G
  • Galaxy Tab A8
  • Galaxy Tab S7 FE
  • W22 5G

DC Sinematik Evreni, Amerika dışına çıkıyor!

James Gunn liderliğinde sıfırdan inşa edilen yeni DC Sinematik Evreni, yalnızca hikaye yapısıyla değil, anlatım coğrafyasıyla da köklü bir değişime hazırlanıyor. 11 Temmuz’da vizyona girecek yeni Superman filmiyle başlayacak dönemde; DC karakterlerinin artık yalnızca Amerika merkezli değil, dünya genelinde farklı ülkelerde geçen hikayelerle izleyici karşısına çıkacağı görülüyor.

DC Sinematik Evreni, başka ülkelere açılacak

Gunn, yeni dönemde DC Evreni’ni daha küresel bir yapıya kavuşturmayı planlıyor. Yapılan açıklamalara göre bu vizyonun ilk adımlarından biri Hindistan’da geçecek bir DC filmi olabilir. Hindistan dışında Japonya, Brezilya ve Güney Kore gibi ülkelerde geçen yapımlar da gündemde.

Bu filmlerin her birinin yerel süper kahramanlara odaklanması zorunlu değil. Bazı yapımlar, DC’nin mevcut karakterlerini farklı kültürler ve coğrafyalar içinde yeniden konumlandırabilir. Hikayenin geçtiği ülke, o bölgeden karakterlerin dahil edilmesiyle temsil edilebilir.

DC’nin bu yaklaşımı, Marvel Sinematik Evreni’nden farklı olarak yalnızca evren içi çeşitliliğe değil, aynı zamanda pazar stratejisine de işaret ediyor. Hindistan ve Çin gibi büyük pazarlarda yerel unsurların ön planda olduğu hikayelere gösterilen ilgi, bu kararın ekonomik gerekçelerle de desteklendiğini gösteriyor.

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları gözden düşmeye devam ediyor. Özellikle oyuncular, daha yüksek belleğe sahip kartlar istiyor.

James Gunn’ın şu ana kadar projelere dair detay vermemesi nedeniyle söz konusu yapımların hangi karakterleri içereceği, bağımsız mı yoksa ana evrenle bağlantılı mı olacağı henüz netlik kazanmış değil. Ancak atılan adımlar; DC Evreni’nin önümüzdeki dönemde yalnızca çizgi roman sayfalarıyla sınırlı kalmayan, kültürel ve coğrafi olarak da genişleyen bir yapıya evrileceğini ortaya koyuyor.

Eski Intel CEO’su, yaptığı hatayı kabul etti!

Intel’in eski CEO’su Pat Gelsinger verdiği röportajda, şirketin yapay zeka stratejisinde ciddi hatalar yaptığını kabul etti. Gelsinger, Intel’in yapay zeka yatırımlarında çıkarım (inference) süreçlerine odaklandığını ancak model eğitimi ve özel hızlandırıcı donanımlar geliştirme konusunda geç kaldığını belirtti.

Pat Gelsinger, yapay zeka alanındaki hatasını itiraf etti

Gelsinger, yapay zeka teknolojilerinde çıkarım işlemlerinin zamanında önemli görüldüğünü fakat rakip şirketlerin model eğitimi ve özel yapay zeka çipleri geliştirme alanında daha erken adım attığını ifade etti. Bu stratejik öncelik hatası, Intel’in pazarda geri kalmasına neden oldu. NVIDIA ve AMD’nin hem performans hem enerji verimliliği açısından çok daha güçlü çözümler sunduğu bir dönemde Intel, bu yarışta ivme kaybetti.

Pat Gelsinger, yapay zeka alanındaki hatasını itiraf etti

Intel’in bu süreçte geliştirdiği Gaudi serisi hızlandırıcılar, veri merkezlerinde beklenen ölçekte benimsenmedi. Şirketin yüksek beklentilerle duyurduğu “Falcon Shores” gibi projelerin de planlandığı ölçüde hayata geçirilemediği belirtildi. Bu gelişmeler, Intel’in Xeon CPU’lar dışındaki yapay zeka donanımlarında rekabetçi bir alternatif sunamamasıyla sonuçlandı.

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları talep görmüyor!

8 GB bellekli ekran kartları gözden düşmeye devam ediyor. Özellikle oyuncular, daha yüksek belleğe sahip kartlar istiyor.

Analistler, şirketin yapay zeka alanındaki bu gecikmesinin onlarca milyar dolarlık gelir kaybına neden olduğunu belirtiyor. Intel’in yaşadığı bu durum, yapay zekanın teknoloji dünyasındaki merkezî rolünü ve donanım geliştirme stratejisinin kritik önemini bir kez daha ortaya koydu. Gelsinger’ın açıklamaları, Intel içindeki mevcut yönetim ve strateji yapısının yeniden değerlendirilmekte olduğunu gösteriyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyuncuları en çok tercih ettiği ekran kartları belli oldu!

Steam’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği donanım ve yazılım anketinin haziran ayına ait sonuçlarını açıklandı. Peki, oyuncuların en çok tercih ettiği ekran kartları hangileri? İşte Steam’de en popüler ekran kartlarının sıralaması!

Steam’de en çok kullanılan ekran kartı NVIDIA GeForce RTX 4060 Laptop GPU oldu. Mayıs ayına kıyasla yüzde 0,33’lük bir artışla karşımıza çıkan donanımın pazar payı ise yüzde 4.79 olarak belirlendi. Listenin ikinci sırasında ise GeForce RTX 3060 yer alıyor. Grafik kartının pazar payı yüzde 4.42 seviyelerinde.

Steam en popüler ekran kartları belli oldu - Haziran 2025

Üçüncü sırada mayısa kıyasla yüzde 0.02’lik düşüş yaşayan GeForce RTX 4060 yer alıyor. Dördüncü sırada yüzde 0.10’luk düşüşle GTX 1650 yer alıyor. Beşinci sıraya geldiğimizde yüzde 0.04’lük artış kaydeden RTX 3050 modelini görüyoruz.

Ekran KartıPazar Payı (%)Değişim (%)
NVIDIA GeForce RTX 4060 Laptop GPU4.79+0.33
NVIDIA GeForce RTX 30604.42-0.14
NVIDIA GeForce RTX 40604.24-0.02
NVIDIA GeForce GTX 16503.23-0.10
NVIDIA GeForce RTX 30503.00+0.04
NVIDIA GeForce RTX 4060 Ti2.91-0.06
NVIDIA GeForce RTX 3060 Ti2.67-0.01
NVIDIA GeForce RTX 3060 Laptop GPU2.49+0.07
NVIDIA GeForce RTX 30702.46-0.08
NVIDIA GeForce RTX 40702.22-0.12
NVIDIA GeForce RTX 20602.22-0.14

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Xpeng, Tesla Model Y rakibini satışa sundu!

Çinli elektrikli araç üreticisi Xpeng, Tesla Model Y’ye doğrudan rakip olarak geliştirdiği G7 modelini Çin’de satışa sundu. Araç, fiyat, performans ve donanım dengesiyle dikkat çekiyor. G7, yalnızca Model Y’den yaklaşık 10.000 dolar daha ucuz olmasıyla değil, aynı zamanda 700 kilometreyi aşan menzil değeri ve kapsamlı teknolojik altyapısıyla da öne çıkıyor.

Xpeng G7 modeli Çin’de piyasaya çıktı

Xpeng G7’nin başlangıç fiyatı Çin pazarında 195.800 yuan, yani yaklaşık 27.325 dolar olarak belirlendi. Tesla Model Y ile kıyaslandığında fiyat farkı yaklaşık 9.448 dolar seviyesinde. Bu fark, G7’yi fiyat-performans açısından öne taşıyan en önemli unsurlardan biri. Yeni SUV, markanın “X Face” adını verdiği özgün ön tasarımı ve boydan boya uzanan LED ışık şeridiyle dikkat çekiyor.

Xpeng G7 modeli Çin'de piyasaya çıktı

G7, Tesla Model Y ile aynı aks mesafesine sahip olmasına rağmen yaklaşık 10 santimetre daha uzun. 4.892 mm uzunluğa, 1.925 mm genişliğe ve 1.655 mm yüksekliğe sahip. Araçta çerçevesiz yan aynalar, gövdeyle bütünleşik gizli kapı kolları, 18 ile 20 inç arasında değişen jant seçenekleri ve otonom mod aktifken mavi yanan ışık şeridi bulunuyor.

İç mekanda yüksek donanım seviyesi öne çıkıyor. G7’nin kabininde elektrikli ayarlanabilen, ısıtmalı, havalandırmalı ve masaj özellikli koltuklar standart olarak sunuluyor. 15.6 inçlik merkezi dokunmatik ekran tüm kontrollerin merkezinde yer alıyor.

Ahşap detaylara sahip kol dayanakları, 50W gücünde iki adet kablosuz şarj pedi, geniş panoramik cam tavan ve 20 hoparlörlü ses sistemi iç mekandaki donanımı destekliyor. Mikrofiber tavan kaplaması, 256 renkli ambiyans aydınlatma, dijital dikiz aynası, koku yayıcı ve şifreli torpido gözü gibi detaylar da G7’nin sunduğu özellikler arasında yer alıyor.

Arka bölümde yolcular için de konfor unsurları unutulmamış. Isıtmalı, havalandırmalı ve masaj özellikli arka koltuklar, 8 inçlik ekran, iki bardak tutuculu katlanabilir orta kol dayanağı ve kablosuz şarj ünitesi bulunuyor. Aracın bagaj kapasitesi 819 litreden başlayıp koltuklar yatırıldığında 2.277 litreye kadar genişletilebiliyor. Toplamda 39 farklı saklama alanı sunuluyor.

Xpeng G7, üç farklı versiyonla geliyor: 602 Long Battery Life Max, 702 Ultra-Long Battery Life Max ve 702 Ultra. Versiyon adlarında yer alan sayılar menzil değerlerini yansıtıyor. Araçta 218 kW (296 beygir) güç ve 450 Nm tork üreten bir elektrik motoru kullanılıyor.

0’dan 100 km/s hıza ulaşma süresi 6.5 ila 6.6 saniye arasında değişiyor. Şarj tarafında 451 kW hızlı şarj desteği dikkat çekiyor. Bu sistemle araç, yalnızca 10 dakikada 436 kilometre menzil kazanabiliyor. %10’dan %80’e dolum süresi ise 12 dakika olarak belirtiliyor.

G7, radarlar, ultrasonik sensörler, kameralar ve üç Turing AI çipiyle donatılmış durumda. Bu altyapı, yarı otonom sürüş teknolojileriyle birlikte çalışıyor. Adaptif hız sabitleyici, şerit ortalama asistanı, kör nokta uyarısı, trafik işareti tanıma sistemi, arka çapraz trafik uyarısı ve 130 km/saat hıza kadar çalışan otomatik acil frenleme gibi gelişmiş güvenlik sistemleri yer alıyor.

Xpeng’in dikkat çektiği bir diğer özellik, G7’nin Seviye 3 bilgi işlem gücüne sahip yapay zeka destekli ilk otomobil olması. Aracın park halindeyken artırılmış gerçeklik tabanlı sinema modu üzerinden dışarıya video yansıtabilmesi, açık hava sineması deneyimi sunan bir yenilik olarak öne çıkıyor.