Tesla, Çin’de V4 Supercharger hizmetini başlattı!

Tesla, Çin’deki ilk V4 Supercharger istasyonlarını hizmete açarak ülkedeki ultra hızlı şarj altyapısını genişletmeye başladı. Şirketin resmi Weibo hesabı üzerinden yapılan duyuruya göre, yeni nesil V4 şarj cihazları artık Şanghay, Zhejiang, Gansu ve Chongqing şehirlerinde aktif olarak kullanıma sunuldu. V4 cihazlar, Tesla modelleri dışında farklı markalara ait elektrikli araçları da şarj edebiliyor.

Tesla, Çin’de V4 Supercharger dönemini başlatıyor

Bugüne kadar Çin ana karasında 2.100’ü aşkın Supercharger istasyonu ve 11.600’ün üzerinde bireysel şarj noktası kuran Tesla, yeni V4 nesliyle birlikte hem kapsama alanını hem de teknik kapasitesini genişletiyor.

Ekim 2023’te ABD’de tanıtılan V4 Supercharger sistemleri, 500 kW’a kadar şarj gücüne ulaşabiliyor. Bu özellik, Tesla’nın bugüne kadarki en hızlı ve en yüksek güçlü şarj altyapısı olarak öne çıkıyor.

Ancak Çin’deki elektrikli araç pazarı yalnızca genişliğiyle değil, teknolojik rekabetin seviyesiyle de dikkat çekiyor. Tesla’nın sunduğu V4 sistemlerine karşılık yerli üreticiler, çok daha yüksek kapasiteli çözümler üzerinde çalışıyor.

BYD, Mart ayında tanıttığı yeni nesil şarj istasyonunun 5 dakikada 400 kilometrelik menzil ekleyebildiğini duyurdu. Bu oran, saniyede 2 kilometre şarj anlamına geliyor ve halihazırda Tesla’nın V4 seviyesini iki katına yakın bir noktaya taşıyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

BYD’nin hedefi, bu yeni nesil şarj altyapısını ülke çapında 4.000 istasyonla yaygınlaştırmak. Şirket, Haziran ayında bu amaçla farklı firmalarla ortaklık anlaşmaları da imzaladı. Şu an için bu hedefe ilişkin net bir takvim verilmiş değil.

Öte yandan Zeekr ve Huawei de kendi geliştirdikleri sistemlerle 1 MW seviyesini aşan ultra hızlı şarj altyapıları üzerinde çalışıyor. Bu sistemlerin Çin pazarında kısa sürede yayılması bekleniyor.

Tesla’nın küresel çapta Supercharger sayısı 70.000’i aşmış durumda. Çin’de başlayan V4 dönemi, şirketin pazardaki teknolojik iddiasını artırsa da mevcut tablo, Tesla’nın bölgedeki rekabet gücünü sürdürebilmesi için daha yüksek şarj kapasitelerine geçiş yapmasını zorunlu hale getiriyor.

Yerli markaların şarj süreleri ve güç kapasiteleri konusundaki agresif adımları, Tesla’nın Çin pazarındaki liderliğini sürdürmesini daha da karmaşık hale getiriyor.

Apple, giyilebilir teknolojileri ile karşımıza çıkacak!

Apple, artırılmış ve karma gerçeklik teknolojileri alanındaki yol haritasını daha da netleştirdi. Analist Ming-Chi Kuo tarafından paylaşılan bilgilere göre şirket, Vision serisi ve Apple Glasses adını taşıyan iki ayrı ürün grubu altında yedi farklı başa takılan cihaz üzerinde çalışıyor. Bu projelerden beşi takvime bağlanmış durumda. Geri kalan iki modelin geliştirme süreci ise sürüyor.

Apple, giyilebilir teknolojileri ile karşımıza çıkıyor

Şirketin hali hazırda piyasada bulunan Vision Pro modelinin güncellenmiş versiyonu “M5” kod adıyla anılıyor. Bu yeni modelin 2025’in üçüncü çeyreğinde üretime girmesi planlanıyor. Teknik özelliklerinde büyük bir değişiklik öngörülmeyen cihazın, yıl sonuna kadar 150 bin ila 200 bin adetlik satışa ulaşması bekleniyor.

Apple, Vision Pro’nun ardından daha hafif ve daha uygun fiyatlı bir model olan Vision Air için hazırlık yapıyor. Vision Air’in seri üretimi 2027’de başlayacak. Cihazın, Vision Pro’ya kıyasla yüzde 40 daha hafif olacağı ve titanyum-cam kombinasyonu yerine plastik ve magnezyum alaşımı kullanılacağı belirtiliyor. Sensör sayısı azaltılan cihaz, gücünü iPhone modellerinde kullanılan en yeni işlemciden alacak.

Vision Pro’nun ikinci nesli ise 2028 yılı için planlanıyor. Yeni tasarıma sahip olacak bu model, hem daha hafif hem de daha erişilebilir bir fiyatla piyasaya sürülecek. Apple’ın bu cihazda Mac düzeyinde bir işlemci kullanmayı planladığı bilgisi de sızıntılarda yer aldı.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Apple Glasses cephesinde de gelişmeler dikkat çekiyor. İlk olarak 2026 için planlanan ürünün çıkış tarihi ertelenmiş durumda. Apple Glasses, 2027’nin ikinci çeyreğinde üretime alınacak. İlk modelde sesli komutla kontrol, el hareketleriyle etkileşim, yapay zeka destekli çevresel algılama ve medya kaydı gibi özellikler yer alacak. Apple, bu ürün grubunda yıllık 3 ila 5 milyon adet sevkiyat hedefliyor.

Şirket ayrıca 2028 yılına dönük iki yeni gözlük projesi üzerinde çalışıyor. Bu modellerden birinde LCoS (Liquid Crystal on Silicon) ve waveguide teknolojilerinin birlikte kullanılacağı aktarılıyor. Diğer modelin teknik detayları ise henüz netlik kazanmış değil. Bunun dışında Mac ve iPhone’larla uyumlu, ekran destekli bir aksesuar projesi de bulunuyor ancak ağırlık sorunları nedeniyle bu ürünün geliştirme süreci şimdilik askıya alındı.

Apple, sektöre geç adım attığı yönündeki eleştirilere rağmen, 2027 itibarıyla artırılmış gerçeklik pazarında önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor. Şirketin, o tarihten itibaren sadece akıllı gözlük segmentinde yıllık 10 milyon adet sevkiyatı aşabileceği tahmin ediliyor.

Windows 11, Windows 10’dan iki kat daha hızlı!

Microsoft, Windows 10’dan Windows 11’e geçişi hızlandırmak için yeni bir iddia ortaya attı. Şirketin paylaştığı son verilere göre Windows 11, selefi Windows 10’a kıyasla 2.3 kata kadar daha hızlı çalışıyor. Ancak bu açıklamanın dayandığı test verileri, dikkat çeken tutarsızlıklar barındırıyor.

Windows 11, Windows 10’dan iki kat daha hızlı olabilir

Paylaşılan blog yazısında, Microsoft’un bu karşılaştırmayı Geekbench 6 Multi-Core testlerine dayandırdığı görülüyor. Ancak performans kıyaslamasında kullanılan sistemler arasında ciddi donanım farkları bulunuyor.

Windows 10’un yüklü olduğu sistemlerde, 7 ila 9 yıl öncesinin çift çekirdekli Intel Core i3-6100U gibi işlemciler kullanılırken, Windows 11 tarafında 12. ve 13. nesil modern işlemciler yer alıyor. Bu fark, test sonuçlarının yalnızca işletim sistemi kaynaklı olmadığını açık şekilde ortaya koyuyor.

Microsoft’un sunduğu “2.3 kat daha hızlı” ifadesi, kullanılan işlemcilerin nesil farkları nedeniyle doğrudan geçerliliğini yitiriyor. Gerçekte Windows 11’in daha modern donanımlarda daha yüksek performans sunması beklenen bir durum. Ancak bu farkın işletim sistemi iyileştirmelerinden çok, donanımsal üstünlükten kaynaklandığı dikkat çekiyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Bununla birlikte, Windows 11’in teknik açıdan bazı avantajları bulunuyor. Daha yeni güvenlik standartları, güncel donanımlarla daha verimli çalışabilme, oyun performansında iyileştirmeler ve arayüzde yapılan kullanıcı dostu değişiklikler işletim sisteminin güncel mimariyle uyumunu artırıyor. Ancak Microsoft’un bu tür avantajları doğrudan teknik verilerle ortaya koymak yerine, pazarlama diliyle süsleyerek abartılı biçimde duyurması eleştirilerin odağında yer alıyor.

Windows 10 için resmi destek süresi 14 Ekim 2025’te sona eriyor. Microsoft, bu tarihe kadar kullanıcıları geçiş yapmaya teşvik eden içeriklerle kamuoyuna seslenmeye devam ediyor. Ancak yapılan kıyaslamaların ne ölçüde gerçek sistem deneyimini yansıttığı, açıklamaların inandırıcılığı üzerinde belirleyici oluyor.

One UI 8 güncellemesi için geri sayım resmen başladı!

Samsung‘un bir süredir üzerinde çalıştığı One UI 8 güncellemesi için geri sayım başladı. Güney Koreli marka bir süredir beta çalışmalarını yürütüyor ve görünüşe göre çok yakında kararlı sürümü kullanıma sunacak.

Galaxy S25 Ultra için BYFB kodlu kararlı One UI 8 sürümü görüldü. Bilindiği üzere, beta sürümleri genellikle ‘Z’ harfiyle işaretleniyor. Ancak bu seferki ‘B’ ekine sahip. Yani, markanın kararlı versiyonu yayınlama konusunda önemli bir aşama kaydetti diyebiliriz.

Şu ana dek ortaya çıkan raporlar, One UI 8 güncellemesinin 9 Temmuz‘da düzenlenecek Galaxy Unpacked etkinliğinde tanıtılacak Galaxy Z Fold 7 ve Flip 7 ile birlikte çıkış yapacak. Diğer modellerin ise etkinlikten kısa bir süre sonra yeni sürümü alması bekleniyor.

Android 16 tabanlı One UI 8 güncellemesi alması beklenen Samsung modelleri;

Not: Aşağıdaki liste resmi değildir. Güvenilir kaynaklar tarafından şirketin güncelleme politikası eşliğinde hazırlanmıştır. Ayrıca yeni dönemde çıkacak modeller yer almıyor ve sadece mevcut ürün yelpazesini kapsıyor.

Galaxy S:

  • Galaxy S22 Serisi
  • Galaxy S23 Serisi
  • Galaxy S24 Serisi
  • Galaxy S25 Serisi

Galaxy Z Fold ve Flip:

  • Galaxy Z Fold 4 ve Z Flip 4
  • Galaxy Z Fold 5 ve Z Flip 5
  • Galaxy Z Fold 6 ve Z Flip 6

Galaxy S FE:

  • Galaxy S21 FE
  • Galaxy S23 FE
  • Galaxy S24 FE

Galaxy A:

  • Galaxy A33, A53 ve A73
  • Galaxy A14, A24, A34 ve A54
  • Galaxy A15, A25, A35 ve A55
  • Galaxy A06, A16
  • Galaxy A56, Galaxy A26

Galaxy Tab:

  • Galaxy Tab S8, Tab S8+ ve Tab S8 Ultra
  • Galaxy Tab S9, Tab S9+ ve Tab S9 Ultra
  • Galaxy Tab S10+ ve Tab S10 Ultra

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Apple, iOS 26 için yeni özellikleri test ediyor!

Apple, iOS 26 için duyurulmamış iki yeni özelliği daha test etmeye başladı. Bloomberg yazarı Mark Gurman tarafından paylaşılan bilgilere göre, WWDC 2025’te açıklanmayan bu iki özellik, şu anda şirket içinde sessizce deneniyor. Gurman’a göre Apple, önceki yıllarda yaşanan takvim kaymalarından dolayı henüz hazır olmayan işlevleri duyurmaktan özellikle kaçınıyor.

Apple, iOS 26 için yeni özellikler sunacak

iOS 26 ile tanıtılan Canlı Çeviri özelliği ilk etapta yalnızca iPhone arayüzü içinde kullanılabilecek şekilde tanımlanmıştı. Ancak Apple, bu çeviri özelliğini AirPods modellerine de taşımaya hazırlanıyor. Test aşamasındaki işlev, farklı dillerde yapılan konuşmaların AirPods üzerinden gerçek zamanlı olarak duyulmasına olanak tanıyacak. Özellik, seyahat ve çok dilli toplantılar gibi anlık iletişimin kritik olduğu durumlarda kullanıcılara önemli bir avantaj sağlayabilir.

Geliştirilmekte olan diğer özellik ise Wi-Fi ağı senkronizasyonu. Bu işlev sayesinde bir Apple cihazı üzerinden bağlanılan Wi-Fi ağı, aynı Apple Kimliği’ne bağlı tüm cihazlarla otomatik olarak eşitlenecek. Örneğin bir iPhone ile otel ağlarına yapılan bağlantı, aynı hesaba bağlı bir iPad veya Mac’e de otomatik olarak aktarılacak. Bu da kullanıcıların her cihazda ayrı ayrı şifre girmesi gerekliliğini ortadan kaldıracak.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Her iki özelliğin de yıl sonuna kadar sürecek olan beta testlerinde ortaya çıkması bekleniyor. iOS 26’nın genel çıkışına dahil edilmeyen bu özelliklerin, ekim ayında yayınlanması planlanan iOS 26.1 ya da aralık ayındaki iOS 26.2 güncellemesiyle birlikte kararlı sürümde yer alması öngörülüyor. Apple tarafından konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Yerli PİRANA kamikaze insansız deniz aracı teste girdi!

Milli Savunma Bakanlığı, Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ tarafından geliştirilen kamikaze insansız deniz aracı PİRANA’nın yeni bir test görüntüsünü paylaştı. Testte dikkat çeken unsur, aracın TCG ANADOLU’dan kalkan Bayraktar TB3 tarafından kontrol edilerek hedefe yönlendirilmesi oldu.

PİRANA kamikaze insansız deniz aracı kendini gösterdi

Test senaryosunda Bayraktar TB3, PİRANA Kamikaze İnsansız Deniz Aracı’nı (KİDA) veri bağı üzerinden yönetti. Hedefe kilitlenen PİRANA, belirlenen noktaya tam isabetle çarparak hedefi imha etti. Böylece Türk savunma sanayii, insansız hava ve deniz araçlarının entegre şekilde çalışabildiği yeni bir kabiliyeti sahada göstermiş oldu.

Deniz Kuvvetleri envanterine giren ve yeni bir vurucu unsur olarak tanımlanan PİRANA, çok amaçlı görev kapasitesine sahip. Düşman gemilerine doğrudan saldırı, liman ve üs bölgelerine sızma, deniz harekâtlarında dikkat dağıtma ve destek sağlama gibi çeşitli senaryolarda kullanılabiliyor. Testte özellikle düşük radar görünürlüğü, dinamik manevra kabiliyeti ve yüksek vuruş yüzdesi öne çıktı.

PİRANA, asimetrik harp koşullarına uygun, düşük maliyetli ve etkili bir çözüm olarak geliştirildi. Sistem, operatör kontrolüyle yönlendirilebildiği gibi otonom modda da çalışabiliyor. Hedefini tespit ettikten sonra çarpma anında patlayarak etkisiz hale getirme kabiliyetine sahip.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Aracın teknik özellikleri arasında 50 deniz milinin üzerinde maksimum hız, 200 deniz milini aşan menzil, 1.200 kg’lık deplasman ve toplamda 65 kg ağırlığında yüksek patlayıcılı harp başlığı yer alıyor. Patlayıcı sistem, 50 kg ana başlık ile birlikte 15 kg ön delici yapı içeriyor. Su jeti itki sistemli dizel motorla çalışan araç, deniz durumu seviyesi 4’e kadar görev yapabiliyor.

Paylaşılan test görüntüsü, Türkiye’nin insansız platformları entegre çalıştırma alanında geldiği noktayı ortaya koyuyor. PİRANA ile hem deniz gücüne yeni bir saldırı yeteneği kazandırılmış hem de İHA-İDA iş birliğine dayalı yeni harekât konseptleri somut olarak test edilmiş oldu.

Nvidia RTX 5070 SUPER geliyor! İşte özellikleri

Nvidia’nın henüz tanıtmadığı GeForce RTX 5070 SUPER modeline ait teknik özellikler gün yüzüne çıktı. Gelen son bilgiler bilgiler, kartın selefi RTX 5070’e göre önemli geliştirmelerle geleceğini gösteriyor. Yeni model, özellikle bellek kapasitesindeki dikkat çekici artışla öne çıkıyor.

RTX 5070 SUPER karşımıza çıkacak

Sızıntıya göre RTX 5070 SUPER, Blackwell mimarisine dayanan GB205-400-A1 GPU’sunu kullanıyor. Bu GPU, RTX 5070’in 6144 olan CUDA çekirdek sayısını 6400’e çıkarıyor. Çekirdek sayısındaki artış yüzde 4,1 seviyesinde.

RTX 5070 SUPER karşımıza çıkacak

Bununla birlikte asıl fark bellek tarafında ortaya çıkıyor. Kart, 28 Gbps hızında GDDR7 bellekle donatılıyor ve 192-bit veri yolu üzerinden toplam 18 GB VRAM sunuyor. Mevcut RTX 5070’in 12 GB belleği ile karşılaştırıldığında bu, yüzde 50’lik bir artış anlamına geliyor. Genişleyen bellek kapasitesi, yüksek çözünürlükte oyun oynamak ya da yoğun grafik işleme gerektiren içerik üretimi gibi alanlarda doğrudan fayda sağlıyor.

Veri yolu genişliği ve bellek hızı sabit kalırken, güç tüketiminde de artış dikkat çekiyor. RTX 5070 SUPER’in toplam kart gücü (TBP), RTX 5070’in 250W değerine kıyasla 275W’a yükseliyor. Bu da yaklaşık yüzde 10’luk bir artış anlamına geliyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Kartın fiyatlandırmasına dair bilgiler de sızıntıda yer aldı. RTX 5070 SUPER’in, RTX 5070 ile aynı fiyattan, yani 549 dolardan satışa sunulabileceği konuşuluyor. Bu gerçekleşirse, 18 GB VRAM kapasitesiyle birlikte ürün, fiyat-performans açısından segmentinde güçlü bir alternatif olarak öne çıkabilir.

Yeni ekran kartının tanıtım tarihi için 2026’nın ilk büyük teknoloji etkinliği olan CES işaret ediliyor. Nvidia’nın CES 2026 kapsamında kartı resmi olarak duyurması bekleniyor.

Andromeda, ilk kez bu kadar net görüntülendi!

NASA, Samanyolu’nun komşusu Andromeda Galaksisi’nin şimdiye kadar elde edilen en net ve detaylı görüntüsünü yayınladı. Yeni görsel yalnızca görsel bir başarı değil; aynı zamanda evrenin karanlık sırlarını çözmeye yönelik çok disiplinli bir bilimsel çalışmanın ürünü diyebiliriz.

Andromeda Galaksisi, oldukça net görüntülendi

Gökbilim tarihine adını yazdıran Vera C. Rubin’in anısına hazırlanan bu kompozit görüntü, karanlık maddenin ilk kez doğrudan varlığına işaret eden gözlemlerin yapıldığı galaksiyi merkezine alıyor.

Andromeda’nın bu kadar ayrıntılı görüntülenmesi, NASA’nın Chandra X-ışını teleskobunun yanı sıra Avrupa Uzay Ajansı’nın XMM-Newton misyonu, emekliye ayrılan Spitzer ve GALEX teleskopları, COBE, Planck, Herschel gibi kozmik gözlem araçları ve Westerbork Radyo Teleskobu gibi yer tabanlı sistemlerin topladığı verilerin bir araya getirilmesiyle mümkün oldu. Farklı dalga boylarında yapılan gözlemler, galaksinin çok katmanlı ve zengin yapısını daha önce görülmemiş bir netlikte ortaya çıkardı.

Özellikle Chandra’nın X-ışını gözlemleri, galaksinin merkezinde bulunan süper kütleli kara delik M31*’in etrafında yayılan yüksek enerjili radyasyonu gösteriyor. Bu kara delik, Samanyolu’nun merkezindeki Sagittarius A*’dan çok daha büyük.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Sagittarius A*, Güneş’in yaklaşık 4,3 milyon katı kütleye sahipken, M31*’in kütlesi Güneş’in 100 milyon katına ulaşıyor. Bu da Andromeda’daki kara deliğin, enerjik X-ışını parlamalarıyla neden zaman zaman dikkat çektiğini açıklıyor. Karşılaştırıldığında, Sagittarius A* çok daha durağan bir karakter sergiliyor.

Andromeda’nın seçilmesinin nedeni yalnızca yakınlığı değil. 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktaki bu galaksi, 1960’lı yıllarda Vera Rubin ve ekibinin yürüttüğü araştırmalarla gökbilim tarihine geçti. Rubin’in gözlemleri, Andromeda’nın spiral kollarının olması gerekenden çok daha hızlı döndüğünü ortaya koydu.

Bu hızlara rağmen galaksinin dağılmıyor olması, etrafını saran ve gözle görülemeyen bir madde tarafından kütleçekimsel olarak tutulduğunu gösterdi. Görünmeyen bu yapı, karanlık madde olarak adlandırıldı ve bu gözlemler, onun varlığına dair ilk güçlü kanıt olarak kabul edildi.

Bu bulgu, yalnızca Andromeda’ya özgü değil. Daha sonra yapılan çalışmalar, evrendeki tüm büyük galaksilerin benzer şekilde karanlık maddeyle çevrili olduğunu ortaya koydu. Gözlemlenebilen yıldızlar, gazlar ve gezegenler, evrendeki toplam maddenin yalnızca yaklaşık %15’ini oluşturuyor. Geri kalan büyük bölüm ise doğrudan görülemeyen, sadece kütleçekimsel etkileriyle tespit edilebilen karanlık maddeden oluşuyor.

Andromeda’nın yeni görüntüsü, bu bilinmeyen yapının galaksilerin oluşumu ve yapısı üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabilmek için önemli bir kaynak sunuyor. Aynı zamanda parçacık fiziğinin sınırlarını zorlayan karanlık madde teorileri için de bir referans noktası niteliği taşıyor. Rubin’in başlattığı bilimsel miras, bu yeni gözlemle bir kez daha gündeme gelirken, evrenin görünmeyen yüzüne dair sorulara da yeni cevaplar aramayı sürdürüyor.

İnsanlar, yapay zeka gibi konuşmaya başlıyor!

Max Planck Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor, yapay zeka destekli sohbet botlarının yalnızca yazılı metin üretimiyle sınırlı kalmadığını, insanların gündelik konuşma diline doğrudan etki etmeye başladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, özellikle ChatGPT gibi dil modellerinin yaygın kullanımı, kullanıcıların kelime tercihlerinde gözle görülür bir değişim yarattı.

İnsanlar, ChatGPT gibi konuşmaya başladı

Raporda dikkat çeken bulgulardan biri, yapay zeka tarafından sıklıkla kullanılan belirli kelimelerin insanlar arasında da yaygınlaşmaya başlaması. “Delve” (derinlemesine incelemek), “adept” (usta), “meticulous” (titiz), “realm” (alan), “intricate” (karmaşık) ve “underscore” (vurgulamak) gibi daha önce gündelik İngilizce konuşmalarda nadir rastlanan terimler, artık doğal sohbetlerin bir parçası haline geliyor.

İnsanlar, ChatGPT gibi konuşmaya başladı

Bu kelimeler, başlangıçta yapay zekanın üslubuna özgü ifadeler olarak kolayca ayırt edilebiliyordu. Ancak kullanıcıların bu dili benimsemeye başlamasıyla, insan ve yapay zeka metinleri arasındaki ayrım giderek bulanıklaşıyor.

Bu dil değişimi, yalnızca sözcük bazında kalmıyor. Aynı zamanda cümle yapılarında, vurgu biçimlerinde ve anlatım tercihlerinde de yapay zeka etkisi gözlemleniyor. Özellikle eğitimli, resmi veya analitik bir ton taşıyan konuşmaların daha sık duyulması, bu değişimin sadece sosyal medya ya da yazışmalarla sınırlı kalmadığını, yüz yüze iletişime de yansıdığını gösteriyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Günlük dilin teknolojiyle birlikte şekillenmesi yeni bir olgu değil. Ancak dikkat çeken fark, bu kez değişimin kullanıcılar tarafından değil, makineler tarafından yönlendirilmesi. Dil modelleri, insanlar için içerik üretirken farkında olmadan bir dil standardı yaratıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Microsoft ile OpenAI arasında yapay zeka anlaşmazlığı!

OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zekanın insan düzeyinde bilişsel kapasitelere ulaşmak üzere olduğunu savunurken, şirketin en büyük yatırımcısı olan Microsoft aynı fikirde değil. Aralarında yapılan anlaşmaya göre, OpenAI’ın AGI seviyesinde bir yapay zeka geliştirmesi halinde Microsoft ile olan özel erişim ortaklığı sona erebiliyor. Ancak Microsoft yönetimi, Altman’ın AGI tanımına katılmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Microsoft yönetimi, OpenAI’ın yapay zeka vaatlerine inanmıyor

AGI (yapay genel zeka) kavramı, farklı kaynaklarda farklı şekillerde tanımlanıyor olsa da genel kabul gören yaklaşım, insan zekasına denk ya da onu aşan yapay sistemleri tarif ediyor. OpenAI, bu hedefe çok yaklaştığını savunurken, Microsoft bu iddiaya temkinli yaklaşıyor. Şirketin CEO’su Satya Nadella, AGI’ın yalnızca benchmark testlerinden alınan skorlarla kanıtlanamayacağını belirtiyor. Nadella’ya göre Altman’ın AGI olarak sunduğu yapay zeka sistemleri, gerçek anlamda bir yapay genel zeka değil.

OpenAI’ın geliştirdiği teknolojilere erişim hakkı bulunan Microsoft, bu ayrıcalığı söz konusu yapay zeka AGI seviyesine ulaştığında kaybedebiliyor. Bu nedenle taraflar arasındaki anlaşmada AGI’ın ne olduğunun nasıl tanımlandığı, kritik bir konu haline gelmiş durumda. Gelen son bilgilere göre Sam Altman, AGI’a ulaşmanın an meselesi olduğunu savunurken, Microsoft tarafı bunu şimdilik spekülatif bir iddia olarak değerlendiriyor.

Geçmişte taraflar arasında yaşanan fikir ayrılıkları ve yönetim krizleri, zamanla yerini daha derin anlaşmazlıklara bırakmıştı. Şu an gelinen noktada OpenAI ile Microsoft’un mahkemelik olması kaçınılmaz olarak görülüyor.

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, rekor bir piyasa değerine ulaşmaya hazırlanıyor. Yapılan analizlere göre, şirketin değeri 6 trilyon doları aşabilir.

Özellikle AGI tanımının, bu davada belirleyici bir unsur haline gelmesi bekleniyor. Anlaşmazlığın ticari etkileri kadar etik ve teknik sonuçlarının da yapay zeka dünyasında geniş yankı uyandırması muhtemel.

OpenAI cephesi, bu konudaki açıklamalarında yapay zekanın yeteneklerini sürekli artırdığını ve AGI sınırına yaklaşıldığını savunurken, Microsoft bu gelişmeleri pazarlama odaklı yorumlar olarak değerlendiriyor. Şirketin üst düzey yöneticileri, AGI’ın çok daha karmaşık ve kapsamlı bir eşiği temsil ettiğini, mevcut sistemlerin bu seviyeye henüz erişemediğini ifade ediyor.

İki şirket arasında yaşanan bu gerilim, yapay zekanın geleceği ve yönetişimi açısından da önemli bir dönemece işaret ediyor. Teknolojik ilerlemenin ne zaman AGI olarak kabul edileceği ve bu kararın kim ya da ne tarafından verileceği, sadece iki şirketin değil, tüm sektörün geleceğini etkileyebilecek ölçekte bir soru olarak ön plana çıkıyor.

Huawei, Helsinki’de yeni nesil sağlık teknolojileri laboratuvarını açtı

Huawei, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de kurduğu yeni Sağlık Laboratuvarı ile spor ve sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte stratejik bir hamle yaptı. Yaklaşık 1000 metrekarelik alana yayılan tesis, şirketin giyilebilir teknoloji ve dijital sağlık yönetimi alanında yürüttüğü araştırmalara ev sahipliği yapıyor.

Bu laboratuvar, Çin’deki Xi’an ve Songshan Gölü tesislerinden sonra Huawei’nin dünya çapındaki üçüncü büyük spor ve sağlık bilimleri merkezi oldu. Laboratuvar, sağlık ve spor teknolojilerinde çok disiplinli bir bilimsel araştırma ekibi tarafından yürütülen çalışmalarla dikkat çekiyor.

7 farklı Avrupa ülkesinden gelen ve tıp, fizyoloji, yapay zeka, makine öğrenimi ile yazılım mühendisliği alanlarında uzmanlaşmış 25’ten fazla araştırmacı, yapay zekâ destekli sağlık çözümleri geliştirmek için birlikte çalışıyor.

Veri analizi, algoritma geliştirme ve kullanıcı arayüzü tasarımı gibi süreçlerin bir arada yürütüldüğü bu ortamda, hem profesyonel hem de günlük kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yönelik projeler geliştiriliyor.

Tesiste bulunan özel test alanları, 20’den fazla spor branşında 200’ü aşkın fizyolojik ve biyomekanik göstergenin analizine imkan tanıyor. Karşı akıntılı yüzme havuzu, kayak simülatörü, yüksek hızlı koşu bandı ve enstrümanlı koşu sistemleri gibi gelişmiş donanımlar, profesyonel spor senaryolarının simülasyonuna olanak sağlıyor.

Bu altyapı, Huawei’nin giyilebilir cihazlarında kullanılan algoritmaların sahadaki performansını ölçme ve geliştirme çalışmalarına zemin oluşturuyor. Laboratuvarda geliştirilen teknolojiler, doğrudan Huawei’nin ticari ürünlerine entegre ediliyor. Bunlar arasında Huawei WATCH 5, Huawei WATCH FIT 4 ve sporculara yönelik profesyonel sensör Huawei S-Tag öne çıkıyor.

Bu cihazlarda kullanılan TruSport ve TruSense algoritmaları sayesinde VO2 Max, antrenman yükü, toparlanma süresi, nabız, tansiyon ve kas aktivitesi gibi değerler kullanıcıların bileğine kadar ulaştırılıyor. X-TAP gibi yenilikçi ölçüm yöntemleriyle pasif izleme yerine proaktif sağlık yönetimi hedefleniyor.

Huawei, Avrupa’da yürüttüğü iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. iCARE4CVD projesi kapsamında kardiyovasküler hastalıkların takibi için geliştirilen çalışmalarda yer alan şirket, aynı zamanda 6 üniversitenin dahil olduğu Interlive konsorsiyumu ile sektörel test standartları oluşturulmasına katkı sağlıyor. Öte yandan, tekerlekli sandalye kullanıcılarının egzersiz ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirmek üzere araştırmalar da yürütülüyor.

Hızlı ve Öfkeli 11 geliyor! İşte son bilgiler

Hızlı ve Öfkeli serisinin on birinci filmi için vizyon tarihi netlik kazandı. Serinin başrol oyuncularından Vin Diesel, Nisan 2027’de filmin sinemalarda gösterime gireceğini duyurdu. Açıklama, otomobil kültürünü kutlayan FuelFest etkinliğinde yapıldı. Diesel’in verdiği bilgilerle birlikte, serinin hayranlarını ilgilendiren üç önemli detay da gün yüzüne çıktı.

Hızlı ve Öfkeli 11 karşımıza çıkacak

Film, serinin ilk yapımlarında olduğu gibi Los Angeles’ta geçecek. Bu tercih, seriyi sokak yarışları temasına geri döndürecek ve orijinal atmosferin yeniden canlandırılacağını gösteriyor. Hızlı ve Öfkeli’nin zamanla casusluk, küresel suç ağları ve fütüristik aksiyon unsurlarına yönelmesi, bazı hayranlar tarafından eleştirilmişti. Yeni filmle birlikte bu yapının kırılacağı ve serinin köklerine dönüş yapılacağı anlaşılıyor.

Vin Diesel’in verdiği bir diğer dikkat çekici bilgi ise, Brian O’Connor karakterinin geri dönecek olması. Paul Walker’ın hayat verdiği bu karakter, oyuncunun 2013 yılındaki ölümünün ardından seriden çıkarılmıştı. Karakter zaman zaman adla ya da kısa sahnelerle anılmış, ancak doğrudan ekrana taşınmamıştı.

Diesel, yeni filmde Dom Toretto ile Brian O’Connor’ın tekrar yan yana geleceğini açıkladı. Geri dönüşün teknik olarak nasıl gerçekleştirileceği ise şu an belirsizliğini koruyor. CGI, dublör oyuncular ya da yapay zeka destekli dijital karakter üretimi gibi yöntemlerin gündeme gelebileceği tahmin ediliyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Filmin yönetmen koltuğunda, serinin bir önceki filmi “Fast X”i de yöneten Louis Leterrier yer alacak. Leterrier, aksiyon temposunu koruma becerisi ve önceki projelere sadık kalma yönüyle tanınıyor. Yapım sürecinin detayları henüz paylaşılmadı ancak tanıtım tarihiyle birlikte prodüksiyonun 2026 yılı içinde tamamlanması bekleniyor.

Hızlı ve Öfkeli 11, hem serinin nostaljik ögelerini hem de çağın teknolojik olanaklarını bir araya getirerek geniş bir izleyici kitlesine hitap etmeye hazırlanıyor. Nisan 2027’de vizyona girecek film, Paul Walker anısına yapılan en dikkat çekici yapıtlardan biri olma potansiyelini taşıyor.