Andromeda, ilk kez bu kadar net görüntülendi!

NASA, Samanyolu’nun komşusu Andromeda Galaksisi’nin şimdiye kadar elde edilen en net ve detaylı görüntüsünü yayınladı. Yeni görsel yalnızca görsel bir başarı değil; aynı zamanda evrenin karanlık sırlarını çözmeye yönelik çok disiplinli bir bilimsel çalışmanın ürünü diyebiliriz.

Andromeda Galaksisi, oldukça net görüntülendi

Gökbilim tarihine adını yazdıran Vera C. Rubin’in anısına hazırlanan bu kompozit görüntü, karanlık maddenin ilk kez doğrudan varlığına işaret eden gözlemlerin yapıldığı galaksiyi merkezine alıyor.

Andromeda’nın bu kadar ayrıntılı görüntülenmesi, NASA’nın Chandra X-ışını teleskobunun yanı sıra Avrupa Uzay Ajansı’nın XMM-Newton misyonu, emekliye ayrılan Spitzer ve GALEX teleskopları, COBE, Planck, Herschel gibi kozmik gözlem araçları ve Westerbork Radyo Teleskobu gibi yer tabanlı sistemlerin topladığı verilerin bir araya getirilmesiyle mümkün oldu. Farklı dalga boylarında yapılan gözlemler, galaksinin çok katmanlı ve zengin yapısını daha önce görülmemiş bir netlikte ortaya çıkardı.

Özellikle Chandra’nın X-ışını gözlemleri, galaksinin merkezinde bulunan süper kütleli kara delik M31*’in etrafında yayılan yüksek enerjili radyasyonu gösteriyor. Bu kara delik, Samanyolu’nun merkezindeki Sagittarius A*’dan çok daha büyük.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Sagittarius A*, Güneş’in yaklaşık 4,3 milyon katı kütleye sahipken, M31*’in kütlesi Güneş’in 100 milyon katına ulaşıyor. Bu da Andromeda’daki kara deliğin, enerjik X-ışını parlamalarıyla neden zaman zaman dikkat çektiğini açıklıyor. Karşılaştırıldığında, Sagittarius A* çok daha durağan bir karakter sergiliyor.

Andromeda’nın seçilmesinin nedeni yalnızca yakınlığı değil. 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktaki bu galaksi, 1960’lı yıllarda Vera Rubin ve ekibinin yürüttüğü araştırmalarla gökbilim tarihine geçti. Rubin’in gözlemleri, Andromeda’nın spiral kollarının olması gerekenden çok daha hızlı döndüğünü ortaya koydu.

Bu hızlara rağmen galaksinin dağılmıyor olması, etrafını saran ve gözle görülemeyen bir madde tarafından kütleçekimsel olarak tutulduğunu gösterdi. Görünmeyen bu yapı, karanlık madde olarak adlandırıldı ve bu gözlemler, onun varlığına dair ilk güçlü kanıt olarak kabul edildi.

Bu bulgu, yalnızca Andromeda’ya özgü değil. Daha sonra yapılan çalışmalar, evrendeki tüm büyük galaksilerin benzer şekilde karanlık maddeyle çevrili olduğunu ortaya koydu. Gözlemlenebilen yıldızlar, gazlar ve gezegenler, evrendeki toplam maddenin yalnızca yaklaşık %15’ini oluşturuyor. Geri kalan büyük bölüm ise doğrudan görülemeyen, sadece kütleçekimsel etkileriyle tespit edilebilen karanlık maddeden oluşuyor.

Andromeda’nın yeni görüntüsü, bu bilinmeyen yapının galaksilerin oluşumu ve yapısı üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabilmek için önemli bir kaynak sunuyor. Aynı zamanda parçacık fiziğinin sınırlarını zorlayan karanlık madde teorileri için de bir referans noktası niteliği taşıyor. Rubin’in başlattığı bilimsel miras, bu yeni gözlemle bir kez daha gündeme gelirken, evrenin görünmeyen yüzüne dair sorulara da yeni cevaplar aramayı sürdürüyor.

İnsanlar, yapay zeka gibi konuşmaya başlıyor!

Max Planck Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor, yapay zeka destekli sohbet botlarının yalnızca yazılı metin üretimiyle sınırlı kalmadığını, insanların gündelik konuşma diline doğrudan etki etmeye başladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, özellikle ChatGPT gibi dil modellerinin yaygın kullanımı, kullanıcıların kelime tercihlerinde gözle görülür bir değişim yarattı.

İnsanlar, ChatGPT gibi konuşmaya başladı

Raporda dikkat çeken bulgulardan biri, yapay zeka tarafından sıklıkla kullanılan belirli kelimelerin insanlar arasında da yaygınlaşmaya başlaması. “Delve” (derinlemesine incelemek), “adept” (usta), “meticulous” (titiz), “realm” (alan), “intricate” (karmaşık) ve “underscore” (vurgulamak) gibi daha önce gündelik İngilizce konuşmalarda nadir rastlanan terimler, artık doğal sohbetlerin bir parçası haline geliyor.

İnsanlar, ChatGPT gibi konuşmaya başladı

Bu kelimeler, başlangıçta yapay zekanın üslubuna özgü ifadeler olarak kolayca ayırt edilebiliyordu. Ancak kullanıcıların bu dili benimsemeye başlamasıyla, insan ve yapay zeka metinleri arasındaki ayrım giderek bulanıklaşıyor.

Bu dil değişimi, yalnızca sözcük bazında kalmıyor. Aynı zamanda cümle yapılarında, vurgu biçimlerinde ve anlatım tercihlerinde de yapay zeka etkisi gözlemleniyor. Özellikle eğitimli, resmi veya analitik bir ton taşıyan konuşmaların daha sık duyulması, bu değişimin sadece sosyal medya ya da yazışmalarla sınırlı kalmadığını, yüz yüze iletişime de yansıdığını gösteriyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Günlük dilin teknolojiyle birlikte şekillenmesi yeni bir olgu değil. Ancak dikkat çeken fark, bu kez değişimin kullanıcılar tarafından değil, makineler tarafından yönlendirilmesi. Dil modelleri, insanlar için içerik üretirken farkında olmadan bir dil standardı yaratıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Microsoft ile OpenAI arasında yapay zeka anlaşmazlığı!

OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zekanın insan düzeyinde bilişsel kapasitelere ulaşmak üzere olduğunu savunurken, şirketin en büyük yatırımcısı olan Microsoft aynı fikirde değil. Aralarında yapılan anlaşmaya göre, OpenAI’ın AGI seviyesinde bir yapay zeka geliştirmesi halinde Microsoft ile olan özel erişim ortaklığı sona erebiliyor. Ancak Microsoft yönetimi, Altman’ın AGI tanımına katılmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Microsoft yönetimi, OpenAI’ın yapay zeka vaatlerine inanmıyor

AGI (yapay genel zeka) kavramı, farklı kaynaklarda farklı şekillerde tanımlanıyor olsa da genel kabul gören yaklaşım, insan zekasına denk ya da onu aşan yapay sistemleri tarif ediyor. OpenAI, bu hedefe çok yaklaştığını savunurken, Microsoft bu iddiaya temkinli yaklaşıyor. Şirketin CEO’su Satya Nadella, AGI’ın yalnızca benchmark testlerinden alınan skorlarla kanıtlanamayacağını belirtiyor. Nadella’ya göre Altman’ın AGI olarak sunduğu yapay zeka sistemleri, gerçek anlamda bir yapay genel zeka değil.

OpenAI’ın geliştirdiği teknolojilere erişim hakkı bulunan Microsoft, bu ayrıcalığı söz konusu yapay zeka AGI seviyesine ulaştığında kaybedebiliyor. Bu nedenle taraflar arasındaki anlaşmada AGI’ın ne olduğunun nasıl tanımlandığı, kritik bir konu haline gelmiş durumda. Gelen son bilgilere göre Sam Altman, AGI’a ulaşmanın an meselesi olduğunu savunurken, Microsoft tarafı bunu şimdilik spekülatif bir iddia olarak değerlendiriyor.

Geçmişte taraflar arasında yaşanan fikir ayrılıkları ve yönetim krizleri, zamanla yerini daha derin anlaşmazlıklara bırakmıştı. Şu an gelinen noktada OpenAI ile Microsoft’un mahkemelik olması kaçınılmaz olarak görülüyor.

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, rekor bir piyasa değerine ulaşmaya hazırlanıyor. Yapılan analizlere göre, şirketin değeri 6 trilyon doları aşabilir.

Özellikle AGI tanımının, bu davada belirleyici bir unsur haline gelmesi bekleniyor. Anlaşmazlığın ticari etkileri kadar etik ve teknik sonuçlarının da yapay zeka dünyasında geniş yankı uyandırması muhtemel.

OpenAI cephesi, bu konudaki açıklamalarında yapay zekanın yeteneklerini sürekli artırdığını ve AGI sınırına yaklaşıldığını savunurken, Microsoft bu gelişmeleri pazarlama odaklı yorumlar olarak değerlendiriyor. Şirketin üst düzey yöneticileri, AGI’ın çok daha karmaşık ve kapsamlı bir eşiği temsil ettiğini, mevcut sistemlerin bu seviyeye henüz erişemediğini ifade ediyor.

İki şirket arasında yaşanan bu gerilim, yapay zekanın geleceği ve yönetişimi açısından da önemli bir dönemece işaret ediyor. Teknolojik ilerlemenin ne zaman AGI olarak kabul edileceği ve bu kararın kim ya da ne tarafından verileceği, sadece iki şirketin değil, tüm sektörün geleceğini etkileyebilecek ölçekte bir soru olarak ön plana çıkıyor.

Huawei, Helsinki’de yeni nesil sağlık teknolojileri laboratuvarını açtı

Huawei, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de kurduğu yeni Sağlık Laboratuvarı ile spor ve sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte stratejik bir hamle yaptı. Yaklaşık 1000 metrekarelik alana yayılan tesis, şirketin giyilebilir teknoloji ve dijital sağlık yönetimi alanında yürüttüğü araştırmalara ev sahipliği yapıyor.

Bu laboratuvar, Çin’deki Xi’an ve Songshan Gölü tesislerinden sonra Huawei’nin dünya çapındaki üçüncü büyük spor ve sağlık bilimleri merkezi oldu. Laboratuvar, sağlık ve spor teknolojilerinde çok disiplinli bir bilimsel araştırma ekibi tarafından yürütülen çalışmalarla dikkat çekiyor.

7 farklı Avrupa ülkesinden gelen ve tıp, fizyoloji, yapay zeka, makine öğrenimi ile yazılım mühendisliği alanlarında uzmanlaşmış 25’ten fazla araştırmacı, yapay zekâ destekli sağlık çözümleri geliştirmek için birlikte çalışıyor.

Veri analizi, algoritma geliştirme ve kullanıcı arayüzü tasarımı gibi süreçlerin bir arada yürütüldüğü bu ortamda, hem profesyonel hem de günlük kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yönelik projeler geliştiriliyor.

Tesiste bulunan özel test alanları, 20’den fazla spor branşında 200’ü aşkın fizyolojik ve biyomekanik göstergenin analizine imkan tanıyor. Karşı akıntılı yüzme havuzu, kayak simülatörü, yüksek hızlı koşu bandı ve enstrümanlı koşu sistemleri gibi gelişmiş donanımlar, profesyonel spor senaryolarının simülasyonuna olanak sağlıyor.

Bu altyapı, Huawei’nin giyilebilir cihazlarında kullanılan algoritmaların sahadaki performansını ölçme ve geliştirme çalışmalarına zemin oluşturuyor. Laboratuvarda geliştirilen teknolojiler, doğrudan Huawei’nin ticari ürünlerine entegre ediliyor. Bunlar arasında Huawei WATCH 5, Huawei WATCH FIT 4 ve sporculara yönelik profesyonel sensör Huawei S-Tag öne çıkıyor.

Bu cihazlarda kullanılan TruSport ve TruSense algoritmaları sayesinde VO2 Max, antrenman yükü, toparlanma süresi, nabız, tansiyon ve kas aktivitesi gibi değerler kullanıcıların bileğine kadar ulaştırılıyor. X-TAP gibi yenilikçi ölçüm yöntemleriyle pasif izleme yerine proaktif sağlık yönetimi hedefleniyor.

Huawei, Avrupa’da yürüttüğü iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. iCARE4CVD projesi kapsamında kardiyovasküler hastalıkların takibi için geliştirilen çalışmalarda yer alan şirket, aynı zamanda 6 üniversitenin dahil olduğu Interlive konsorsiyumu ile sektörel test standartları oluşturulmasına katkı sağlıyor. Öte yandan, tekerlekli sandalye kullanıcılarının egzersiz ihtiyaçlarına özel çözümler geliştirmek üzere araştırmalar da yürütülüyor.

Hızlı ve Öfkeli 11 geliyor! İşte son bilgiler

Hızlı ve Öfkeli serisinin on birinci filmi için vizyon tarihi netlik kazandı. Serinin başrol oyuncularından Vin Diesel, Nisan 2027’de filmin sinemalarda gösterime gireceğini duyurdu. Açıklama, otomobil kültürünü kutlayan FuelFest etkinliğinde yapıldı. Diesel’in verdiği bilgilerle birlikte, serinin hayranlarını ilgilendiren üç önemli detay da gün yüzüne çıktı.

Hızlı ve Öfkeli 11 karşımıza çıkacak

Film, serinin ilk yapımlarında olduğu gibi Los Angeles’ta geçecek. Bu tercih, seriyi sokak yarışları temasına geri döndürecek ve orijinal atmosferin yeniden canlandırılacağını gösteriyor. Hızlı ve Öfkeli’nin zamanla casusluk, küresel suç ağları ve fütüristik aksiyon unsurlarına yönelmesi, bazı hayranlar tarafından eleştirilmişti. Yeni filmle birlikte bu yapının kırılacağı ve serinin köklerine dönüş yapılacağı anlaşılıyor.

Vin Diesel’in verdiği bir diğer dikkat çekici bilgi ise, Brian O’Connor karakterinin geri dönecek olması. Paul Walker’ın hayat verdiği bu karakter, oyuncunun 2013 yılındaki ölümünün ardından seriden çıkarılmıştı. Karakter zaman zaman adla ya da kısa sahnelerle anılmış, ancak doğrudan ekrana taşınmamıştı.

Diesel, yeni filmde Dom Toretto ile Brian O’Connor’ın tekrar yan yana geleceğini açıkladı. Geri dönüşün teknik olarak nasıl gerçekleştirileceği ise şu an belirsizliğini koruyor. CGI, dublör oyuncular ya da yapay zeka destekli dijital karakter üretimi gibi yöntemlerin gündeme gelebileceği tahmin ediliyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Filmin yönetmen koltuğunda, serinin bir önceki filmi “Fast X”i de yöneten Louis Leterrier yer alacak. Leterrier, aksiyon temposunu koruma becerisi ve önceki projelere sadık kalma yönüyle tanınıyor. Yapım sürecinin detayları henüz paylaşılmadı ancak tanıtım tarihiyle birlikte prodüksiyonun 2026 yılı içinde tamamlanması bekleniyor.

Hızlı ve Öfkeli 11, hem serinin nostaljik ögelerini hem de çağın teknolojik olanaklarını bir araya getirerek geniş bir izleyici kitlesine hitap etmeye hazırlanıyor. Nisan 2027’de vizyona girecek film, Paul Walker anısına yapılan en dikkat çekici yapıtlardan biri olma potansiyelini taşıyor.

AOC, 2K 260Hz oyuncu monitörünü duyurdu!

AOC, oyunculara yönelik yeni monitör modeli Q27G41ZE’yi Çin pazarında satışa sundu. 27 inç boyutunda Fast IPS panelle donatılan cihaz, 2K çözünürlük ve 260Hz’e kadar ulaşan yenileme hızıyla dikkat çekiyor. Lansman fiyatı 150 dolar olarak belirlenen monitör, sunduğu teknik özelliklerle rekabetçi oyuncuları hedef alıyor.

AOC, 2K 260Hz oyuncu monitörünü tanıttı

Yeni model, 2560×1440 piksel çözünürlüğe sahip bir ekran sunuyor. DisplayPort üzerinden yapılan hız aşırtma ile 260Hz yenileme hızına çıkabilen monitör, olası kararsızlık durumlarına karşı kullanıcıların 240Hz frekansa dönmesini öneriyor. Gri tondan gri tona geçiş süresi 1 milisaniye olan ekran, MPRT ölçümüne göre 0,3 milisaniyelik tepki süresiyle hızlı sahnelerde net görüntü sağlıyor.

AOC, 2K 260Hz oyuncu monitörünü tanıttı

Cihaz, Adaptive-Sync teknolojisi sayesinde Nvidia G-Sync ve AMD FreeSync ile uyumlu çalışıyor. HDR10 desteği bulunan monitör, 300 nit parlaklık seviyesi sunuyor. Renk doğruluğu açısından DCI-P3 renk gamının yüzde 94’ünü ve sRGB alanının yüzde 99,9’unu kapsıyor. Delta E değeri 2’nin altında olan cihaz, fabrika çıkışlı kalibrasyonla yüksek düzeyde renk tutarlılığı sağlıyor. Altı eksenli renk ayarı ile kullanıcılar görüntüleri kendi tercihlerine göre özelleştirebiliyor.

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, rekor bir piyasa değerine ulaşmaya hazırlanıyor. Yapılan analizlere göre, şirketin değeri 6 trilyon doları aşabilir.

Uzun süreli kullanımlarda göz sağlığını korumaya yönelik özellikler de cihazda yer alıyor. Donanım tabanlı düşük mavi ışık filtresi, titreşimsiz DC karartma teknolojisi ve çeşitli senaryolara özel ön ayarlı görüntü modları bu amaçla sunuluyor. MBR Sync teknolojisi, hareketli görüntülerde bulanıklığı azaltırken, yapay zeka destekli keskin nişancı yakınlaştırması ekran merkezini üç kata kadar büyütebiliyor.

Q27G41ZE, bir HDMI 2.0 portu, bir DisplayPort 1.4 girişi ve 3,5 mm ses çıkışı ile bağlantı seçenekleri sunuyor. 100×100 mm VESA duvar montaj desteği bulunan cihaz, -5° ile 23° arasında eğim ayarı ve sağa-sola dönebilme özelliği sunan ergonomik bir stantla geliyor. Standlı ağırlığı 3,84 kg olan monitör, standsız 3,45 kg ağırlığında. Kırmızı vurgularla tasarlanmış minimalist çizgilere sahip kasasıyla hem işlevsellik hem de modern bir görünüm sunuyor.

Uzayda yapay güneş tutulması yaratıldı!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Proba-3 görevi kapsamında uzayda yapay bir güneş tutulması gerçekleştirdi. Görevde kullanılan iki küçük uydu, milimetrik hassasiyetle hizalanarak altı saate kadar sürebilen bir tutulma oluşturdu. Bu gelişme, Güneş’in dış atmosferi olan koronanın daha önce mümkün olmayan ayrıntılarla incelenmesini sağladı.

ESA, uzayda yapay güneş tutulması gerçekleştirdi

2024 yılında fırlatılan ve 200 milyon avroya mal olan Proba-3 görevi, Güneş gözlemlerinde karşılaşılan en büyük sınırlamalardan birine çözüm getirmeyi amaçlıyordu. Doğal güneş tutulmaları Dünya’dan yaklaşık 18 ayda bir izlenebiliyor ve yalnızca birkaç dakika sürüyor. Bu kısa süre, koronanın yapısını, sıcaklık dalgalanmalarını ve güneş rüzgarlarını incelemek isteyen araştırmacılar için ciddi bir kısıtlama oluşturuyordu. Proba-3 ile bu sorun, yörüngede kontrollü şekilde yapay tutulmalar yaratarak aşıldı.

Görev, “Occulter” ve “Coronagraph” isimli iki uydudan oluşuyor. Yaklaşık çamaşır makinesi büyüklüğünde olan bu uydular, Dünya çevresinde oldukça eliptik bir yörünge izliyor. Aralarındaki 150 metrelik mesafeyi yalnızca bir milimetre sapmayla koruyarak hareket ediyorlar. Tutulma, Occulter uydusunun diğer uydu üzerine 8 santimetrelik bir gölge düşürmesiyle meydana geliyor.

Bu gölge, Coronagraph uydusunun sahip olduğu 5 santimetrelik görüntüleme açıklığına tam olarak denk geliyor. Bu sayede, gözleme normalde karışan Güneş ışığının parazitleri engelleniyor ve korona yalnızca belirli dalga boylarında, yüksek netlikte görüntülenebiliyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Proba-3’ün en dikkat çeken yönlerinden biri, bu yapay tutulmayı her 19,6 saatlik yörünge turunda yaklaşık altı saat boyunca sürdürebilmesi. Bu süre, doğal tutulmalarla kıyaslandığında olağanüstü uzun bir gözlem penceresi sunuyor.

Güneş’in manyetik alanıyla ilişkili olarak ortaya çıkan koronal kütle atımları, Güneş rüzgarları ve sıcaklık dalgalanmaları gibi dinamik süreçlerin kesintisiz şekilde izlenmesi mümkün hale geliyor.

Bu veriler, yalnızca Güneş fiziği alanında değil, aynı zamanda Dünya’daki teknolojik altyapılar için de kritik önem taşıyor. Özellikle iletişim sistemleri ve elektrik şebekeleri üzerinde etkili olabilen Güneş kaynaklı olayların daha iyi modellenmesi ve önceden tahmin edilebilmesi için geliştirilen simülasyonların doğruluk payı artıyor.

Bilim insanları, elde edilen gözlemlerle bilgisayar modellerini güncelleyerek dijital tutulmalar üzerinden erken uyarı sistemleri üzerinde çalışmayı sürdürüyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Apple, M5 işlemcili cihazları ile geliyor!

Apple, M5 işlemcili ilk MacBook Pro ve iPad Pro modellerini bu sonbaharda tanıtmayı planlıyor. Şirket, geçtiğimiz yıl M4 çipini önce iPad Pro’da kullanarak alışılmış lansman sırasını değiştirmişti. Ancak bu kez M5 işlemcili MacBook Pro ve iPad Pro’nun eş zamanlı olarak tanıtılması öngörülüyor.

Apple, M5 işlemcili ürünleriyle karşımıza çıkacak

M4 işlemcili iPad Pro, Mayıs 2024’te piyasaya sürülmüş ve M4’lü Mac modelleri daha sonra gelmişti. Bu gecikmenin M5 neslinde yaşanmayacağı ifade ediliyor. Apple’ın takvimine bakıldığında, yeni M5 işlemcili cihazların Ekim ya da Kasım ayında duyurulması bekleniyor. Bu tanıtım döneminde, M5 işlemcili MacBook Pro modelleriyle birlikte yeni bir Apple Studio Display’in de piyasaya çıkabileceği belirtiliyor.

Apple, M5 işlemcili ürünleriyle karşımıza çıkacak

M5 işlemcili MacBook Pro ailesi, Apple’ın profesyonel düzeydeki dizüstü bilgisayar serisinde yer alacak üç farklı modelden oluşuyor: M5 MacBook Pro, M5 Pro MacBook Pro ve M5 Max MacBook Pro. Bu modellerde, işlemci dışında önemli bir değişiklik yapılmayacak.

Apple; yeni tasarım, OLED ekran ve benzeri donanımsal yenilikleri bir sonraki nesil M6 işlemcili modellerde sunmayı planlıyor. iPad Pro tarafında da benzer bir strateji izleniyor. Yeni iPad Pro’nun OLED ekran panellerinin üretimine başlandığı bilgisi daha önce gündeme gelmiş olsa da, bu yıl tanıtılacak modelde işlemci dışında önemli bir donanım güncellemesi beklenmiyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

M5 çipli MacBook Pro ve iPad Pro’nun, 2025 yılı içinde tanıtılacak tek yeni M5 işlemcili Apple cihazları olacağı tahmin ediliyor. Diğer Mac modellerinin M5 güncellemesini alması ise 2026 yılına sarkabilir. Bu strateji, Apple’ın çip geçiş dönemlerinde ürün takvimini kademeli olarak güncelleme alışkanlığına paralel ilerliyor.

Sevilen WhatsApp özelliği Android’e geldi!

WhatsApp, belge tarama özelliğini Android platformuna getirdi. Daha önce yalnızca iPhone kullanıcılarının erişebildiği bu özellik, artık Android telefonlarda da kullanılabiliyor. Kullanıcılar, telefonun kamerasını kullanarak fiziksel belgeleri doğrudan uygulama içinden taratabiliyor ve bu belgeleri PDF formatında kişilerle paylaşabiliyor.

WhatsApp, belge tarama özelliğini Android’e getiriyor

Belge tarama özelliği, WhatsApp üzerinden belge paylaşımını daha hızlı ve pratik hale getiriyor. Kullanıcılar, kağıt evrakları ya da formları uygulama içinden taratıp otomatik olarak dijital dosyaya dönüştürebiliyor.

WhatsApp, belge tarama özelliğini Android'e getiriyor

Özellik, hem manuel hem de otomatik mod olmak üzere iki farklı tarama yöntemi sunuyor. Manuel mod, kullanıcıya daha fazla müdahale imkanı veriyor. Bu modda, belgenin konumu ve ışığı ayarlanabiliyor; tarama kalitesi üzerinde doğrudan kontrol sağlanıyor. Otomatik mod ise belge kenarlarını algılayarak, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan hızlı bir şekilde görüntüyü alıyor. Bu yöntem, daha pratik bir kullanım isteyenler için tercih ediliyor.

WhatsApp’ta belge tarama işlemi, uygulama içinden birkaç adımla gerçekleştiriliyor. Önce sohbet ekranında paylaşım yapılacak kişi seçiliyor, ardından “+” simgesine ve Belge seçeneğine dokunuluyor.

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom olarak ulaştı!

Tesla Model Y, fabrikadan müşteriye otonom bir şekilde teslim edildi. Bu gelişme, otomotiv sektörü için dönüm noktası olabilir.

Açılan menüden “Belge tara” seçeneği ile kamera aktif hale geliyor. Belge görüntülendikten sonra kullanıcı, isterse köşeleri manuel olarak ayarlayabiliyor. Taramayı kaydettikten sonra, belge PDF formatında paylaşılabiliyor.

Özellik, belgeleri hızlı şekilde dijital ortama aktarmak isteyen öğrenciler, ofis çalışanları ve genel kullanıcılar için zaman kazandırıyor. Android kullanıcıları için bu yeni işlev şu anda beta sürümde sunuluyor. iOS tarafında ise belge tarama özelliği uzun süredir aktif olarak kullanılabiliyor. WhatsApp, bu güncellemeyle birlikte Android ve iOS platformları arasında belge işlemleri açısından eşitlik sağlamış oldu.

Bu yapay zeka, oyun dünyaları yaratabiliyor!

Video üretimi alanında geliştirdiği yapay zeka araçlarıyla dikkat çeken Runway, bu kez odağını oyun sektörüne çevirdi. Şirket, kullanıcıların metin ve görsellerle etkileşimli oyun dünyaları yaratmasına imkân tanıyan yeni platformu Game Worlds’ü tanıttı. Game Worlds’ün önümüzdeki hafta erişime açılması bekleniyor.

Game Worlds, oyun evrenleri tasarlıyor

Runway, daha önce özellikle video düzenleme alanında geliştirdiği üretken yapay zeka teknolojileriyle öne çıkmıştı. Hollywood’da kullanılan araçlar arasında yer almaya başlayan çözümleriyle sinema sektörüne de giriş yapan şirket, şimdi bu teknolojiyi oyun üretimi sürecine taşımaya hazırlanıyor. Game Worlds adı verilen yeni platform, yapay zeka destekli içerik üretiminde yeni bir evreyi işaret ediyor.

Platform, kullanıcıların yazılı komutlar ve görsel girdilerle senaryolaştırılmış, etkileşimli dijital dünyalar oluşturmasını sağlıyor. Bu yönüyle geleneksel oyun yapım süreçlerinden farklı bir deneyim sunuyor. Kodlama bilgisi olmadan oyun üretimi gerçekleştirebilecek kullanıcılar, platformun sunduğu yapay zeka tabanlı araçlarla çok kısa sürede çalışır durumdaki oyun tasarımlarını hayata geçirebiliyor.

Runway’in Game Worlds ile ilgili şimdiye kadar paylaştığı örnek içerikler, yapay zekanın etkileşimli anlatım ve oyun tasarımı gibi alanlarda geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Platformun kamuya açık hale gelmesiyle birlikte, hangi özellikleri barındırdığı daha net şekilde görülebilecek. Runway, sistemin hem bağımsız içerik üreticiler hem de profesyonel geliştiriciler için erişilebilir bir ortam sunmasını hedefliyor.

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, rekor bir piyasa değerine ulaşmaya hazırlanıyor. Yapılan analizlere göre, şirketin değeri 6 trilyon doları aşabilir.

Game Worlds, kullanıcıların kendi hikâye anlatılarını oluşturmasına olanak tanıyan bir yapı üzerine kurulu. Etkileşimli öğeler, karakterler, mekanlar ve olay örgüleri, yapay zekanın yönlendirmesiyle şekilleniyor. Platformda oluşturulan içerikler sadece bir oyun değil, aynı zamanda anlatı temelli sanal deneyimler olarak da değerlendiriliyor.

Bu gelişme, yakın zamanda Google tarafından tanıtılan ve benzer niteliklere sahip Genie 2 adlı yapay zeka platformunu da akıllara getiriyor. Her iki sistemin de henüz erken aşamalarda olmasına rağmen, oyun üretiminin geleneksel yöntemlerden uzaklaşarak daha erişilebilir, yaratıcı ve kişiselleştirilebilir bir yapıya doğru evrildiği gözlemleniyor.

Runway’in oyun sektörüne dönük bu yeni adımı, üretken yapay zekaların sadece sinema ve video değil, oyun endüstrisi gibi interaktif alanlarda da derinlemesine etkiler yaratmaya başladığını gösteriyor. Game Worlds’ün erişime açılmasının ardından, kullanıcı geri bildirimleri ve üretilecek içeriklerin niteliği, platformun sektördeki konumunu belirleyecek.

Microsoft Edge, yapay zeka desteğini artırıyor!

Microsoft, Edge tarayıcısı için 138.0.3351.55 sürüm numarasıyla kapsamlı bir güncelleme yayımladı. Güncellemeyle birlikte tarayıcıya yapay zeka odaklı üç yeni özellik eklendi. Performans iyileştirmeleri ve çeşitli güvenlik düzeltmeleri de bu sürümle birlikte kullanıcılara sunuldu.

Edge tarayıcısı, yapay zeka desteğini artırdı

Güncellemenin en dikkat çekici yeniliği, Microsoft Copilot ile entegre çalışan sohbet özetleme aracı oldu. Kullanıcılar, ziyaret ettikleri web sayfalarının içeriğini sağ tık menüsünden erişilebilen bu özellikle hızlıca özetleyebiliyor.

Edge tarayıcısı, yapay zeka desteğini artırdı

Sistem, sayfa içeriğini analiz ederek anlamlı bir metne dönüştürüyor ve kullanıcılara kısa sürede okunabilir bir içerik sunuyor. Özellik özellikle uzun yazılarla çalışanlar ya da bilgiye hızlı erişim isteyen kullanıcılar için geliştirildi.

Copilot destekli ikinci özellik ise yeni sekme sayfasına entegre edilen yapay zeka destekli arama sistemi. Arama çubuğuna eklenen Copilot simgesi üzerinden kullanıcılar sorgularını doğrudan yapay zekaya yönlendirebiliyor. Bu sistem, arama sırasında öneriler sunarak kullanıcının hedef bilgiye daha hızlı ulaşmasını sağlıyor. Özelliğin, arama deneyimini daha dinamik ve etkileşimli hale getirmesi hedeflendi.

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, rekor bir piyasa değerine ulaşmaya hazırlanıyor. Yapılan analizlere göre, şirketin değeri 6 trilyon doları aşabilir.

Üçüncü önemli yenilik ise yapay zeka destekli geçmiş arama özelliği oldu. Tarayıcı geçmişinde yapılan aramalar, artık sadece doğrudan yazılan kelimelerle değil, eş anlamlılar, farklı ifadeler ya da hatalı yazımlar üzerinden de sonuç verebiliyor.

Bu sistemin tamamen cihaz üzerinde çalıştığı ve kullanıcı verilerinin Microsoft sunucularına gönderilmediği belirtildi. Ayrıca, dileyen kullanıcılar bu özelliği ayarlardan devre dışı bırakabiliyor.

Microsoft, yeni özelliklerin kullanıcıların tarayıcı deneyimini hızlandırmayı ve kişiselleştirmeyi amaçladığını belirtti. Copilot’un tarayıcıyla daha derin entegrasyonu, Edge’in üretkenlik odaklı bir araç olarak konumunu pekiştiren bir adım olarak değerlendiriliyor. Güncelleme, kullanıcıların manuel olarak yüklemesine gerek kalmadan otomatik olarak dağıtılıyor.

Samsung, üçe katlanabilen telefonu ile geliyor!

Samsung, 9 Temmuz’da düzenlenecek Galaxy Unpacked etkinliğinde üçe katlanan yeni bir telefon modelini tanıtabilir. Çin kaynaklı yeni bir bilgi, Güney Kore merkezli teknoloji şirketinin Galaxy G Fold adını taşıyan ilk üçe katlanabilir telefonunu Temmuz ayı içinde kamuoyuna sunacağını öne sürüyor. Aynı etkinlikte Galaxy Z Fold 7, Galaxy Z Flip 7 ve Galaxy Watch 8 serisinin de duyurulması bekleniyor.

Samsung, üçe katlanabilen telefonu ile karşımıza çıkacak

Galaxy G Fold’un tanıtımı henüz Samsung tarafından resmen doğrulanmadı. Ancak paylaşılan bilgilere göre telefonun Ekim ayında satışa çıkması planlanıyor. Ürünle ilgili detaylar büyük ölçüde gizliliğini koruyor. Şirket bugüne kadar bu modelle ilgili herhangi bir teknik özellik, tasarım detayı ya da görsel yayımlamadı.

Samsung’un yıl başında gerçekleştirdiği Unpacked etkinliğinde S25 Edge modelini tanıttığı sırada, üçe katlanabilir form faktörüne dair bir prototip ve tanıtım görseli sergilemesi dikkat çekmişti. Aynı stratejinin temmuz ayında da izlenebileceği değerlendiriliyor. Şirketin, Galaxy G Fold’un nihai sürümünü değil, sadece bir taslak ya da konsept çalışmasını Unpacked sahnesine taşıma ihtimali bulunuyor.

Modelin ismi Galaxy G Fold olarak geçiyor. Cihazın adında kullanılan “G” harfinin neyi temsil ettiğine dair herhangi bir açıklama ya da sızan bilgi mevcut değil. Telefonun tam lansman tarihi için Ekim ayı işaret ediliyor.

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, 6 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilir!

Nvidia, rekor bir piyasa değerine ulaşmaya hazırlanıyor. Yapılan analizlere göre, şirketin değeri 6 trilyon doları aşabilir.

Bu tarih, Samsung’un önceki yeni form faktör cihaz tanıtımlarıyla benzerlik taşıyor. Ancak Temmuz’daki etkinlikte bu ürünle ilgili ilk resmi adımın atılması, şirketin pazarlama stratejisinde yeni bir açılımın sinyali olabilir.

Samsung’un bu adımı, katlanabilir cihazlar segmentindeki rekabetin kızıştığı bir döneme denk geliyor. Yakın zamanda Xiaomi’nin yeni katlanabilir modeli MIX Flip 2’nin tanıtılmasıyla birlikte pazardaki hareketlilik artmış durumda. Üç kez katlanabilen bir cihaz, hem teknik hem de tasarım anlamında sektör için yeni bir eşiği temsil ediyor.

Samsung cephesinden konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmış değil. Ancak 9 Temmuz’daki Unpacked etkinliği, sadece bilinen ürün serilerinin değil, yeni bir kategoriye açılan cihazın da ilk kez sahneye çıkmasına zemin hazırlayabilir.