Bilim insanları uyarıyor! Bu alışkanlıklar telefonunuzu sessizce öldürüyor

Akıllı telefonlar günlük yaşamımızın merkezinde yer alırken, bilinçsizce yaptığımız bazı alışkanlıklar bu değerli cihazlarımızın ömrünü sessizce kısaltıyor. Elektronik mühendisleri ve malzeme bilimcileri telefon kullanıcılarının yaptığı yaygın hataları analiz ederek hangi davranışların cihazlarımıza kalıcı zarar verdiğini ortaya koydu. Bu alışkanlıkların arkasındaki bilimsel nedenler telefon teknolojisinin temel fizik prensipleriyle doğrudan ilişkili.

Yanlış şarj alışkanlıkları, telefon ölümünün birinci nedeni olarak gösteriliyor. Çoğu kullanıcının yaptığı en büyük hata, telefonu gece boyunca şarjda bırakmak. Lityum iyon bataryalar, tam dolum noktasında sürekli şarj voltajına maruz kaldığında elektrot malzemelerinde degradasyon yaşıyor. Stanford Üniversitesi’nden Dr. Yi Cui’nin araştırmasına göre, bataryanın yüzde 80-90 arası şarj seviyesinde tutulması kimyasal stres faktörlerini minimize ediyor.

Aşırı deşarj, batarya kimyasını bozuyor. Batarya seviyesi yüzde 5’in altına düştığünde, anot ve katot materyallerinde geri dönüşümsüz kristal yapı değişiklikleri oluşuyor. Elektrolit çözeltisindeki iyon iletkenliği azalıyor ve batarya kapasitesi kalıcı olarak düşüyor. MIT’den araştırmacılar tam deşarj döngülerinin batarya ömrünü yüzde 60 oranında kısalttığını kanıtladı.

Hızlı şarj teknolojilerinin aşırı kullanımı termal stress yaratıyor. Qualcomm Quick Charge veya USB Power Delivery gibi sistemler yüksek voltaj ve akımla şarj sürelerini kısaltıyor ancak bu süreçte oluşan ısı batarya içindeki elektrolit materyalini bozuyor. 45°C üzerindeki sıcaklıklarda SEI katmanı denilen koruyucu film bozularak batarya güvenliği tehlikeye giriyor.

Ekstrem sıcaklık koşulları telefon donanımını moleküler düzeyde etkiliyor. Yaz aylarında araç içinde bırakılan telefonlar 60-70°C sıcaklıklara maruz kalıyor. Bu sıcaklıklarda yarı iletken malzemelerin kristal yapısı bozuluyor, lehim noktalarında termal genleşme çatlakları oluşuyor. Çip üreticisi TSMC’nin verilerine göre, sürekli yüksek sıcaklık maruziyeti işlemci ömrünü yüzde 50 azaltabiliyor.

Soğuk hava koşulları da elektronik bileşenlere zarar veriyor. Sıfır derecenin altındaki sıcaklıklarda, batarya elektroliti donma noktasına yaklaşarak iyon hareketliliği dramatik şekilde azalıyor. LCD ekranlardaki sıvı kristal molekülleri, düşük sıcaklıklarda yavaşlayarak görüntü kalitesini bozuyor. Kapasitörler ve dirençler, sıcaklık değişimleriyle elektrikteki değerlerini kaybediyor.

Fiziksel darbeler ve düşürme, mikro çatlak oluşumuna neden oluyor. Telefonun yere düşmesi sırasında maruz kaldığı G-kuvvetleri, lehim bağlantılarını koparıyor. Özellikle işlemci ve bellek çiplerinin ana karta bağlantı noktalarında mikroskobik hasar meydana geliyor. Bu hasarlar başlangıçta fark edilmese de zamanla bağlantı kopukluklarına yol açıyor.

Yanlış şarj cihazı kullanımı, voltaj dalgalanmalarına sebep oluyor. Orijinal olmayan adaptörler, telefona uygun olmayan voltaj ve akım değerleri gönderiyor. Power management ünitesi denilen güç yönetim çipi, sürekli aşırı voltaja maruz kalınca yanıyor. IEEE’nin standartlarına uymayan şarj cihazları, aynı zamanda elektromanyetik parazit yaratarak hassas RF devrelerini bozuyor.

Aşırı multitasking ve oyun oynama, işlemci sıcaklığını kritik seviyelere çıkarıyor. CPU ve GPU’nun aynı anda yüksek performansta çalışması, thermal throttling adı verilen koruma mekanizmasını devreye sokuyor. Ancak sürekli yüksek sıcaklık, çip üzerindeki transistor yapılarında elektromigrasyon yaratıyor. Bu süreçte metal iletkenler atomik düzeyde yer değiştirerek kalıcı performans kayıpları oluşuyor.

Kılıf kullanmama alışkanlığı, statik elektrik hasarına yol açıyor. İnsan vücudunda biriken statik elektrik, telefona dokunulduğunda ani voltaj yükselimi yaratıyor. ESD (Electrostatic Discharge) hasarı, özellikle USB portu ve kulaklık girişinde bulunan hassas devreleri yakıyor. Koruyucu kılıflar, bu elektriksel boşalımlara karşı izolasyon sağlıyor.

Nemli ortamlarda telefon kullanımı, korozyon süreçlerini başlatıyor. Su buharı, telefon içindeki metal parçalarda oksidasyona neden oluyor. Özellikle şarj portu ve hoparlör ızgaralarından sızan nem, ana kart üzerindeki devre yollarında kısa devreye yol açabiliyor. Su hasarı göstergeleri değişmese bile, mikroskobik nem elektronik bileşenleri yavaş yavaş bozuyor.

Yazılım güncellemelerini ihmal etmek, güvenlik açıklarının yanı sıra performans sorunları yaratıyor. Eski yazılım versiyonları, donanımı verimsiz kullanarak aşırı enerji tüketimine sebep oluyor. Apple ve Android üreticilerinin yayınladığı güncellemeler, genellikle güç yönetimi optimizasyonları içeriyor. Bu güncellemeleri yapmamak, batarya ömrünü kısaltıyor.

Telefonu kirlenmesine izin vermek, ısı dağılımını bozuyor. Toz ve kir partikülleri, telefon kasasındaki havalandırma deliklerini tıkıyor. Bu durum, iç sıcaklığın artmasına ve termal yönetim sisteminin yetersiz kalmasına neden oluyor. Özellikle şarj portu ve hoparlör bölgelerindeki kir birikimi, elektriksel bağlantıları zayıflatıyor.

Mıknatıslı aksesuarların telefona yakın tutulması, hassas sensörleri kalibre ediyor. Hall effect sensörleri, dijital pusula ve magnetometre gibi bileşenler, güçlü manyetik alanlarda kalıcı olarak yanlış kalibre olabiliyor. Manyetik cüzdan kılıfları ve araç tutacakları, navigasyon sistemlerinin doğruluğunu bozuyor.

Titreşim özelliğinin sürekli aktif tutulması, haptic motor’un aşınmasına neden oluyor. Titreşim motoru, küçük bir elektrik motoru olduğu için sürekli kullanımda mekanik yıpranmaya maruz kalıyor. Motor fırçaları aşındığında, titreşim kuvveti azalıyor ve sonunda tamamen çalışmaz hale geliyor.

Bluetooth ve Wi-Fi’nin gereksiz yere açık tutulması, RF yayıcı devrelerinde aşınmaya sebep oluyor. Sürekli sinyal arama ve bağlantı kurma süreçleri, radio frequency çiplerini yoruyor. Bu durum hem batarya ömrünü kısaltıyor hem de wireless bağlantı kalitesini zamanla düşürüyor.

Telefonları cep veya çantada anahtarlarla birlikte taşımak, ekran ve kasa hasarlarına yol açıyor. Anahtarların metal yüzeyleri, Gorilla Glass gibi sertleştirilmiş camları bile çizebiliyor. Bu mikroskobik çizikler, zamanla büyüyerek ekran kırılmalarının başlangıç noktası oluyor.

Ses seviyesini sürekli maksimumda tutmak, hoparlör bobinlerinin yanmasına neden oluyor. Hoparlör içindeki ince tel bobinler, aşırı güç girişinde ısınarak elektriksel dirençlerini kaybediyor. Yanmış hoparlör bobinleri, ses çıkışını tamamen keser veya ciddi distorsiyona sebep olur.

Bu alışkanlıkların tümü, telefon donanımında kümülatif hasar yaratıyor. Bireysel olarak zararsız görünen davranışlar, bir araya geldiğinde cihazın erken ölümüne sebep oluyor. Bilinçli kullanım alışkanlıkları geliştirerek, telefonumuzun hem performansını hem de ömrünü önemli ölçüde artırabiliriz. Modern akıllı telefonlar, doğru kullanıldığında 5-7 yıl boyunca optimal performans gösterebiliyor.

ABD, Orta Doğu’ya yapay zeka yongası tedarik etmeyebilir!

Donald Trump yönetimi, Orta Doğu ülkelerinden gelen trilyon dolarlık yatırımlara rağmen, bu bölgeye Nvidia’nın gelişmiş yapay zeka yongalarının tedarikine mesafeli yaklaşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin Çin ile giderek derinleşen ekonomik ve teknolojik ilişkileri, ABD hükümetinin bu teknolojilerin bölgeye verilmesi konusunda çekincelerini artırıyor.

Trump, Orta Doğu’ya yapay zeka yongası tedarik etmeyecek

Yetkililer, gelişmiş Nvidia teknolojilerinin Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelere sunulmasının, dolaylı yoldan Çin’e teknoloji transferi riskini yükselteceğini ifade ediyor. BAE ve Suudi Arabistan’ın yürüttüğü HUMAIN AI ve Stargate isimli yapay zeka projeleri, yüz binlerce Nvidia yongasına ihtiyaç duyuyor.

Trump, Orta Doğu'ya yapay zeka yongası tedarik etmeyecek

Bu projeler, Nvidia’nın satış hacminde büyük bir artış anlamına gelirken, ABD yönetimi henüz bu yongaların Orta Doğu ülkelerine verilmesi konusunda net bir karar vermedi. Hükümetin, Çinli yapay zeka yazılımlarının kullanımını tamamen yasaklama ya da sıkı düzenlemeler getirme gibi şartları da değerlendirdiği belirtiliyor.

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia, bu kez GeForce RTX 5050 ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Ekran kartı, giriş segmentinde konumlanacak.

Trump yönetiminin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve teknoloji transferindeki sıkı tutumu, Orta Doğu ile ilişkilerde belirgin bir gerilim yaratıyor. Bölgeden gelen büyük yatırımlar ekonomik açıdan önemli olsa da, stratejik teknoloji paylaşımı konusundaki çekinceler politikadan teknolojik işbirliğine kadar pek çok alanda etkili oluyor.

ABD’nin bu tutumu, Orta Doğu ile Çin arasındaki teknoloji iş birliğinin geleceğini de yakından etkileyecek. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Ay’da yaşam ne zaman başlayacak? Bilim insanlarının son senaryoları

Ay’da kalıcı insan yerleşimi artık bilim kurgu değil, somut planlarla desteklenen bir gerçeklik. NASA’nın Artemis programından Çin’in Chang’e misyonlarına kadar dünya genelindeki uzay ajansları Ay’da sürdürülebilir yaşam kurma konusunda ciddi adımlar atıyor. Bilim insanları, teknolojik gelişmeler ve mevcut projeksiyonlar ışığında, Ay’da ilk kalıcı üssün 2030’ların sonunda kurulabileceğini öngörüyor.

Ay’da ilk kalıcı üs için tarih 2030!

NASA’nın Artemis programı, Ay’da yaşam kurmanın temel taşını oluşturuyor. Program, 2026 yılında Artemis 3 misyonuyla astronotları Ay’ın güney kutbuna indirmeyi hedefliyor. Bu bölge, sürekli gölgede kalan kraterlerde su buzu deposları barındırıyor.

Su, hem içme suyu hem de rokete yakıt üretimi için kritik önem taşıyor. Artemis Base Camp adlı projenin ilk aşaması 2028-2030 arasında hayata geçirilecek. Bu üs, başlangıçta geçici konaklama sağlayacak ancak zamanla kalıcı yerleşime dönüşecek.

Çin’in lunar ambitions projesi, 2030 yılında taikonaut’ları Ay’a göndermeyi planlıyor. Çin Ulusal Uzay Dairesi, Chang’e misyon serisini tamamladıktan sonra, International Lunar Research Station projesini Rusya ile ortaklaşa yürütüyor. Bu proje, Ay’ın güney kutbunda bilimsel araştırma üssü kurmayı hedefliyor. Çin’in planları, 2035 yılına kadar lunar üste sürekli insan varlığı sağlamayı içeriyor.

SpaceX’in Starship sistemi, Ay’da yaşam kurmanın maliyetini dramatik şekilde düşürüyor. Elon Musk’ın şirketi, ton başına taşıma maliyetini mevcut 10,000 dolardan 100 dolara indirmek istiyor. Bu maliyet düşüşü, Ay’a büyük ölçekli ekipman ve malzeme taşımayı mümkün kılıyor. Starship’in 100-150 ton yük kapasitesi, prefabrik habitat modüllerini tek seferde Ay’a götürebiliyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın Moon Village konsepti, uluslararası işbirliğiyle Ay’da yaşam kurmayı öngörüyor. ESA, 3D printing teknolojisiyle Ay toprağından yapı malzemesi üretmeyi planlıyor. Bu teknoloji, Ay’da yerel kaynaklardan ev inşa etmeyi mümkün kılıyor. ESA’nın projeksiyonlarına göre, ilk 3D basılı lunar habitat 2032 yılında test edilecek.

Japon JAXA ajansı, Toyota ile ortaklaşa geliştirdiği basınçlı Ay aracı ile Ay yüzeyinde uzun mesafe keşif yapabilmeyi hedefliyor. Bu araç, astronotların uzay kıyafeti giymeden Ay’da seyahat etmesini sağlayacak. 2029 yılında test edilmesi planlanan araç, lunar üslerin arasında ulaşım ağı kurmanın temelini atacak.

Ay’da yaşamın en büyük zorluklarından biri radyasyon korunması. Ay’ın atmosferi olmadığı için güneş rüzgarı ve kozmik radyasyon doğrudan yüzeye ulaşıyor. MIT’den Dr. Sydney Do’nun araştırma ekibi, Ay toprağı kullanarak radyasyon kalkanı inşa etme yöntemleri geliştirdi. Regolith adı verilen Ay toprağı, 2-3 metre kalınlığında radyasyona karşı etkili koruma sağlıyor.

Su kaynakları, Ay’da yaşamın sürdürülebilirliği için hayati önem taşıyor. NASA’nın VIPER rover’ı 2025 yılında Ay’ın güney kutbunda su buz haritalaması yapacak. Shackleton krateriindeki su buzu rezervleri, milyarlarca ton su içeriyor. Bu su, elektroliz yöntemiyle hidrojen ve oksijene ayrılarak hem nefes alınan oksijen hem de roket yakıtı üretilebiliyor.

Ay’da tarım yapma konusunda ilerlemeler kaydediliyor. Çin’in Chang’e 4 misyonu, Ay’da pamuk tohumu çimlendirmeyi başardı. Florida Üniversitesi’nden araştırmacılar, Apollo misyonlarından getirilen Ay toprağında bitki yetiştirme deneyleri yapıyor. Sonuçlar, uygun besin eklemeleriyle Ay toprağında tarım yapılabileceğini gösteriyor.

Yerinde kaynak kullanımı teknolojileri, Ay’da yaşamın anahtarı. NASA’nın MOXIE deneyi Mars’ta oksijen üretimine başarılı olduktan sonra, benzer teknolojiler Ay için adapte ediliyor. Ay toprağından metal çıkarma, oksijen üretme ve inşaat malzemesi yapma teknolojileri gelişiyor. Bu teknolojiler, Dünya’dan malzeme taşıma ihtiyacını minimize ediyor.

Yaşam desteği sistemleri konusunda önemli gelişmeler yaşanıyor. ESA’nın MELiSSA projesi, kapalı döngü yaşam desteği sistemleri geliştiriyor. Bu sistemler, insan atıklarını geri dönüştürerek su, oksijen ve besin üretiyor. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda test edilen bu teknolojiler, Ay’da uzun süreli yaşam için uyarlanıyor.

Lunar Gateway, Ay çevresindeki uzay istasyonu, 2028 yılında faaliyete geçecek. Bu istasyon, Ay yüzeyine iniş yapacak araçlar için geçiş noktası olacak. Gateway, aynı zamanda Ay’da yaşayan astronotlar için acil durum sığınağı ve malzeme deposu işlevi görecek.

Enerji üretimi, Ay’da yaşamın sürdürülebilirliği için kritik. Ay’ın güney kutbundaki bazı bölgelerde güneş ışığı yılın yüzde 80-90’ında bulunuyor. Solar panel teknolojilerinin verimliliği artarken, nükleer güç sistemleri de gelişiyor. NASA’nın Kilopower reaktörü, Ay’da sürekli enerji sağlayabilecek kompaktlıkta.

İletişim altyapısı konusunda planlar somutlaşıyor. NASA ve Nokia, Ay’da 4G/LTE ağı kurma projesi üzerinde çalışıyor. Bu ağ, Ay yüzeyindeki üsler arasında ve Dünya ile sürekli iletişim sağlayacak. Lunar internet altyapısı, 2030’ların başında işlevsel hale gelecek.

Psikolojik faktörler, Ay’da yaşamın önemli bir boyutu. Hawaii Space Exploration Analog and Simulation projesinde, izole ortamda yaşayan ekiplerin psikolojik durumları inceleniyor. Sonuçlar, 8-12 aylık misyonlarda astronotların mental sağlığını koruyacak protokoller geliştiriliyor.

Tıbbi acil durum yönetimi, Ay’da yaşamın zorlayıcı yönlerinden biri. Dünya’dan 3 gün uzaklıkta olan Ay’da, tıbbi acil durumlarda hızlı müdahale kritik. Teletıp teknolojileri ve otomatik cerrahi sistemleri gelişiyor. 3D biyoyazıcı teknolojileriyle organ ve doku üretimi Ay’da mümkün hale gelebilir.

Ticari Ay şirketleri, Ay’da yaşamın hızlanmasında rol oynuyor. Intuitive Machines, Astrobotic, ispace gibi şirketler kargo teslimat hizmetleri sağlıyor. Bu şirketler, Ay ekonomisinin temelini atarak yaşam maliyetlerini düşürüyor.

Uluslararası hukuki çerçeve, Ay’da yaşamın düzenlenmesi için gelişiyor. Outer Space Treaty’nin güncellenmesi tartışılıyor. Artemis Accords, Ay’da barışçıl keşif ve kaynak kullanımı için temel kuralları belirledi. 2025 itibarıyla 25 ülke bu anlaşmayı imzaladı.

Bilim insanlarının fikir birliğine göre, Ay’da ilk kalıcı yaşam 2035-2040 arasında başlayacak. İlk aşamada 10-20 kişilik araştırma ekipleri bulunacak. 2040’lı yıllarda bu sayı 100-200 kişiye çıkabilir. 2050’lerde ise ilk Ay şehirlerinin temelleri atılabilir.

Teknolojik yol haritası net şekilde çizildi. 2026-2028 arası Artemis misyonları, 2030’lar Ay üssü inşaatı, 2040’lar kalıcı yerleşim, 2050’ler ise Ay sanayileşmesi dönemi olacak. Ay’da yaşam artık hayal değil, sistematik planlamayla gerçekleştirilecek bir proje.

O filmdeki şehir gerçekte nasıl oluşturuldu? İşte CGI’ın sınırlarını zorlayan 10 sahne

Modern sinemanın en büyük mucizelerinden biri, dev şehirlerin bilgisayar ekranında sıfırdan yaratılması. Günümüz blockbuster filmlerinde gördüğümüz inanılmaz şehir manzaraları, yıllarca süren titiz bir çalışmanın ürünü.

Visual effects sanatçıları milyonlarca poligon, doku ve aydınlatma hesaplaması yaparak gerçekten var olmayan şehirleri perdeye taşıyor. Bu süreçte kullanılan teknolojiler ve yaratım yöntemleri, sinemanın sınırlarını sürekli olarak genişletiyor.

Minas Tirith – The Lord of the Rings: The Return of the King (2003)

Peter Jackson’ın “Yüzüklerin Efendisi” serisinin final filminde yer alan Minas Tirith, sinema tarihinin en etkileyici şehir tasarımlarından biri. Weta Digital ekibi, bu dev şehri yaratmak için önce küçük ölçekli maketler inşa etti.

Dan Hennah ve Dan Reeve’in tasarladığı şehir, yedi seviyeli bir yapıya sahipti. Her seviye için ayrı ayrı texture çalışması yapıldı ve binlerce bina tek tek modellenedi. Şehrin içinde yaşayan insanları simüle etmek için MASSIVE yazılımı kullanıldı. Bu yazılım, her karaktere yapay zeka vererek binlerce figürün bağımsız hareket etmesini sağladı. Minas Tirith’in yaratım süreci 18 ay sürdü ve 200’den fazla sanatçı bu projede çalıştı.

Los Angeles 2049 – Blade Runner 2049 (2017)

Denis Villeneuve’ün yönettiği “Blade Runner 2049” filmindeki gelecek Los Angeles’ı, distopik şehir tasarımının zirvesini temsil ediyor. Double Negative ve Framestore stüdyoları, mevcut Los Angeles’ın üzerine dev hologram reklamlar, uçan araçlar ve çok katlı yapılar ekledi.

Şehrin temel yapısı için gerçek Los Angeles’ın uydu görüntüleri kullanıldı. Bu görüntüler üzerine 3D modeling yapılarak yeni katmanlar eklendi. En zorlayıcı sahne, Ryan Gosling’in karakterinin şehir üzerinde uçtuğu sekanstı. Bu sahnede 40 farklı katmanda çalışma yapıldı ve her katman ayrı ayrı render edildi. Toplam render süresi 500,000 saat sürdü.

Folding Paris – Inception (2010)

Christopher Nolan’ın “Inception” filmindeki Paris sahnesi, CGI teknolojisinin sınırlarını zorladı. Paul Franklin liderliğindeki Double Negative ekibi, Paris’in Bir Hakeim Köprüsü bölgesini tamamen yeniden yarattı.

Önce gerçek lokasyonda çekim yapıldı, ardından tüm bölge 3D olarak modellenedi. Şehrin katlanması efekti için her bina ayrı ayrı rigging sistemiyle donatıldı. 6 aylık pre-visualization çalışması yapıldı ve matematik profesörleriyle konsültasyon alındı. Katlanma animasyonu için özel bir yazılım geliştirildi. Marion Cotillard ve Leonardo DiCaprio’nun bulunduğu kafenin çevresindeki tüm bölge CGI ile yaratıldı.

Mirror Dimension New York – Doctor Strange (2016)

Marvel’ın “Doctor Strange” filminde New York şehrinin büküldüğü sahne, geometric transformation’ın sinema tarihindeki en karmaşık örneği. Industrial Light & Magic ekibi, Manhattan’ın 15 blokluk alanını tamamen yeniden modelledi. Her bina için mimari çizimler incelendi ve detaylı 3D modeller yaratıldı.

Binaların kırılma ve dönme animasyonları için fractal geometry kullanıldı. Houdini yazılımıyla prosedürel animasyon sistemleri kuruldu. Benedict Cumberbatch ve Tilda Swinton’ın bulunduğu sahnelerde, oyuncular yeşil ekran önünde çekim yaptı ve tüm çevre CGI ile eklendi. Bir sahne için 300 farklı geometri varyasyonu yaratıldı.

Wakanda – Black Panther (2018)

Ryan Coogler’ın “Black Panther” filmindeki Wakanda şehri, Afrofuturizm estetiğinin dijital ortamdaki en başarılı örneği. Industrial Light & Magic, Luma Pictures ve Method Studios ortak çalıştı. Şehrin tasarımında gerçek Afrika mimarisinden ilham alındı. Mali’deki Djenné Cami, Etiyopya’daki Lalibela kiliseleri ve çeşitli Afrika kabilelerinin geleneksel yapıları referans alındı.

Vibranium teknolojisinin şehirdeki etkilerini göstermek için özel shader’lar geliştirildi. Şehir içindeki uçan araçlar için akışkan simülasyonu kullanıldı. Wakanda’nın genel görünüm sahneleri için 5 ayrı dijital arka plan resmi birleştirildi. Toplam 2.500 görsel efekt sahnesi içinde şehir görüntülerine de yer verildi.

Gotham City – The Dark Knight (2008)

Christopher Nolan’ın “The Dark Knight” filminde Gotham City, Chicago şehrinin üzerine inşa edildi. Double Negative ve Framestore stüdyoları, Chicago’nun downtown bölgesini genişletti ve değiştirdi. Gerçek binalar arasına CGI binalar eklendi ve mevcut yapıların üzerine ek katlar inşa edildi. En zorlu sahne, Batman’in Gotham üzerinde gliding yaptığı sekans oldu.

Bu sahnede Chicago’nun 30 blokluk alanı yeniden yaratıldı. Her binanın çatısı ayrı ayrı modellendi ve lighting setup’ı yapıldı. IMAX kameralarla çekilen sahnelerin VFX integration’ı özel tekniklerle gerçekleştirildi. Şehrin gece atmosferini yaratmak için 50,000 farklı ışık kaynağı simüle edildi.

New York Under Attack – The Avengers (2012)

Joss Whedon’ın “The Avengers” filmindeki New York savaş sahnesi, o döneme kadar çekilmiş en büyük ölçekli şehir yıkım sahnesiydi. Industrial Light & Magic, Digital Domain ve Scanline VFX ortak çalıştı. Manhattan’ın Midtown bölgesi tamamen yeniden yaratıldı. Grand Central Terminal, Chrysler Building ve çevresindeki 40 blok detaylı şekilde modellendi.

Chitauri istilası sahnelerinde binlerce uzaylı karakteri simule edildi. Hulk’ın binalardan zıplaması için karmaşık fizik simülasyonu kullanıldı. Hasar gören binaların cisim dinamiği için enkaz sistemleri kuruldu. Cleveland’da çekilen sahneler New York arka planı ile birleştirildi. Şehir içinde toplam 2.200 VFX çekimi yapıldı.

Spider-Verse New York – Spider-Man: Into the Spider-Verse (2018)

Sony Pictures Animation’ın “Spider-Man: Into the Spider-Verse” filmi, şehir tasarımında tamamen yeni bir yaklaşım sergiledi. Film, çizgi roman estetiğini 3D animasyonla birleştirdi. New York, cel shading (kontur çizgili gölgeleme) ve toon shading (çizgi film tarzı gölgeleme) teknikleriyle oluşturuldu.Her karede elle çizilmiş dokular kullanıldı ve geleneksel animasyon hissi yaratıldı.

Paralel evrenlerden gelen Spider-Man karakterleri için her evrenin kendi New York versiyonu tasarlandı. Noir Spider-Man’in evreni siyah-beyaz olarak yaratıldı ve film-noir aydınlatması kullanıldı. Spider-Ham’in çizgi roman evreni için abartılı oranlar ve parlak renkler tercih edildi. Çok boyutlu sahnelerde 6 farklı art style aynı anda kullanıldı.

Mega City One – Dredd (2012)

Pete Travis’in “Dredd” filmindeki Mega City One, dikey şehir konseptinin en başarılı uygulamalarından biri. DNA Films için çalışan görsel efekt ekibi, 200 katlı Peach Trees bloğunu oluştururken mimari mantığı ön planda tuttu. Binanın her katı için farklı sosyo-ekonomik seviyeler tasarlandı. Alt katlar gecekondu bölgeleri, üst katlar ise lüks alanlar olarak modellendi.

Judge Dredd’in motosikletiyle şehirde gezdiği sahnelerde, gerçek Cape Town görüntülerinin üzerine futuristik öğeler eklendi. Slo-Mo isimli maddenin etkilerini yansıtmak için aşırı yavaşlatılmış görsel efektler kullanıldı. Bu sahnelerde şehir içindeki su damlaları, cam parçaları ve enkazlar saniyede 1000 kare hızında işlendi. Gerçek çekimlerle bilgisayar üretimi görsellerin birleşimi özellikle iç mekân sahnelerinde tercih edildi.

Pandora – Avatar (2009)

James Cameron’ın “Avatar” filmindeki Hometree ve çevresindeki Na’vi yerleşimi, organik mimarinin dijital ortamdaki en etkileyici örneklerinden biri. Weta Digital ekibi, dev ağaç yapılarını tasarlarken gerçek ağaçların büyüme desenlerini inceledi.

Her ağacın dal yapısı, prosedürel üretim teknikleriyle oluşturuldu ancak sanatçılar tarafından elle düzenlemeler yapıldı. Biyolüminesans özellikleri yansıtmak için özel aydınlatma sistemleri geliştirildi. Na’vi karakterlerinin yaşam alanları için ağaç ev mimarisi tasarlandı.

Asma köprüler, fizik simülasyonu kullanılarak gerçekçi hareketlerle modellendi. Pandora’nın havada süzülen dağları için jeolojik araştırmalar yapıldı ve imkânsız gibi görünen bu oluşumların nasıl dengede kalabileceği matematiksel olarak hesaplandı. Ekosistem simülasyonu için bitki ve hayvan etkileşimleri yazılımla programlandı.

Bu şehirlerin yaratım sürecinde öne çıkan ortak unsur, teknolojik yeniliklerle sanatsal vizyonun kusursuz biçimde birleşmesiydi. Her bir proje, görsel efekt endüstrisinde yeni standartlar belirledi ve sonraki yapımlar için referans noktası haline geldi.

Günümüzde gerçek zamanlı işleme teknolojilerinin gelişmesiyle bu yaratım süreçleri daha hızlı ilerliyor ve foto-gerçekçilik seviyesi sürekli yükseliyor. Sinema endüstrisi, hayal edilen her şehri gerçekmiş gibi perdeye yansıtmak için sınırları zorlamaya devam ediyor.

Evdeki eşyalarınızın bilimsel sırrı: Mikrodalga neden dönüyor?

Günlük hayatımızda kullandığımız ev aletleri, arkalarında büyüleyici fizik kanunları barındırıyor. Sabah kahvemizi ısıtan mikrodalga fırından telefonumuzu şarj eden adaptöre kadar her cihaz karmaşık bilimsel prensiplere göre çalışıyor. Bu cihazların nasıl işlediğini anlamak, modern teknolojinin ne kadar sofistike olduğunu gösteriyor.

Evdeki eşyalarınızın bilimsel sırrı

Mikrodalga fırınların dönen tabağı, pişirme işleminin eşit dağılımını sağlamak için kritik bir rol oynuyor. Mikrodalga fırınlar, 2.45 GHz frekansta elektromanyetik dalgalar üretiyor. Bu dalgalar, yiyeceklerdeki su moleküllerini titreştirerek ısı oluşturuyor. Su molekülleri kutupsal yapıda olduğu için elektromanyetik alanda sürekli yön değiştirmeye çalışıyor.

Bu hareket moleküller arası sürtünme yaratarak ısı enerjisi açığa çıkarıyor. Dönen tabla sistemi, bu ısınma sürecini uniform hale getiriyor. Mikrodalga dalgaları magnetron tüpünden çıkarak fırın içinde durağan dalga örüntüleri oluşturuyor.

Bu örüntüler bazı noktalarda yoğun enerji birikimi, bazı noktalarda ise düşük enerji yaratıyor. Eğer yiyecek sabit durursa, sıcak noktalar ve soğuk noktalar oluşuyor. Döner tabla, yiyeceği sürekli hareket ettirerek her noktanın eşit miktarda mikrodalga enerjisine maruz kalmasını sağlıyor.

Tabla sisteminin motor mekanizması basit ama etkili. Küçük bir senkron motor, dişli azaltma sistemiyle tabayı dakikada 6-10 devir hızında döndürüyor. Bu hız, optimal ısınma için hesaplanmış. Çok hızlı dönerse yiyecek merkezkaç kuvvetiyle dışarı kayar, çok yavaş dönerse uniform ısınma sağlanamaz.

Şarj cihazlarının ısınması ise elektriksel enerji dönüşümünün doğal bir sonucu. AC/DC adaptörler, ev prizindeki alternatif akımı telefonların kullanabileceği doğru akıma dönüştürüyor. Bu dönüşüm süreci yüzde 100 verimli değil ve kayıp enerji ısı olarak açığa çıkıyor.

Şarj cihazının içinde transformatör, doğrultucu diyotlar, filtre kondansatörleri ve voltaj düzenleyicileri bulunuyor. Transformatör girdi voltajını düşürürken akımı artırıyor. Demir çekirdekli transformatörlerde girdap akımları ve histerezis kayıpları ısı yaratıyor. Doğrultucu diyotlar, alternatif akımı doğru akıma çevirirken ileri voltaj düşüşü nedeniyle enerji kaybediyor. Bu kayıp enerji doğrudan ısıya dönüşüyor.

Modern şarj cihazları anahtarlamalı güç kaynağı teknolojisi kullanıyor. Bu sistemde yüksek frekanslı anahtarlama transistörleri var. Transistörler açık-kapalı pozisyonları arasında geçiş yaparken anahtarlama kayıpları oluşuyor. Özellikle hızlı şarj protokollerinde akım yoğunluğu artınca, direnç kayıpları üssel olarak artıyor.

Buzdolabının kompresörünün periyodik çalışması, termodinamik döngünün bir parçası. Buzdolabı, soğutma döngüsü adı verilen kapalı devrende çalışıyor. Kompresör, soğutucu gazını sıkıştırarak basıncını ve sıcaklığını artırıyor.

Sıkıştırılan gaz yoğuşturucu bobinlerde soğutularak sıvıya dönüşüyor. Genleşme valfinden geçerek ani basınç düşüşü yaşayan soğutucu, buharlaştırıcı bobinlerde buharlaşıyor ve çevresinden ısı çekiyor.

Termostat sistemi iç sıcaklığı sürekli izliyor. Sıcaklık ayar noktasının üzerine çıkınca kompresör devreye giriyor, hedef sıcaklığa ulaşınca kapanıyor. Bu döngüsel davranış enerji verimliliği için optimize edilmiş. Sürekli çalışsaydı enerji tüketimi çok yüksek olurdu, hiç çalışmasaydı soğutma olmazdı.

Elektrik süpürgesinin emme gücü, Venturi etkisi ve merkezkaç kuvvetinin kombinasyonu. Motor, fan çarkını yüksek hızda döndürüyor. Fan kanatları, havanın hızını artırarak düşük basınç bölgesi yaratıyor. Bernoulli prensibi gereği, hızlı hareket eden akışkanın basıncı düşüyor. Bu basınç farkı, dış atmosfer basıncı ile vakum arasındaki fark, emme kuvvetini oluşturuyor.

Siklonlu elektrik süpürgelerinde, hava akımı spiral desenle hareket ediyor. Merkezkaç kuvveti, ağır parçacıkları dış duvara itiyor, temiz hava merkez kısmından çıkıyor. Bu sistemde filtre tıkanması minimal oluyor çünkü kir parçacıkları mekanik ayrımla ayrılıyor.

Kahve makinesinin basınç sistemi, espresso çıkarımının kalitesini belirliyor. Pompa, suyu 9 bar basınçta kahve tozundan geçiriyor. Bu basınç, kahve çekirdeklerindeki çözünür bileşikleri optimal şekilde çıkarmak için kritik. Düşük basınçta eksik çıkarım, yüksek basınçta aşırı çıkarım oluyor.

Kazan sistemi, suyun sıcaklığını 90-96°C arasında tutuyor. Bu sıcaklık aralığı, kafein ve aroma bileşiklerinin maksimum çıkarımı için ideal. Termoblok veya termobobin teknolojisi, anında sıcak su sağlıyor. Isıtma elemanı, elektriksel dirençten yararlanarak su sıcaklığını kontrol ediyor.

İndüksiyon ocakların manyetik alan teknolojisi, geleneksel ısıtmadan temelden farklı. İndüksiyon bobinleri, yüksek frekanslı alternatif akımla elektromanyetik alan oluşturuyor. Bu alan, ferromanyetik tencere tabanında girdap akımları indükliyor. Girdap akımları, metal içinde dairesel desenlerle akarak dirençli ısıtma yaratıyor.

Bu sistemin verimliliği yüzde 85-90 seviyesinde çünkü ısı doğrudan tenceride oluşuyor. Gaz ocaklarında ısı transfer verimliliği sadece yüzde 40-55 çünkü alev ısısının büyük kısmı atmosfere kaçıyor. İndüksiyon sisteminde ocak yüzeyi soğuk kalıyor, sadece tencereden gelen iletken ısıyla ısınıyor.

Çamaşır makinesinin çırpıcı hareketi, temizleme etkisi için optimize edilmiş. Pervane veya çırpıcı, sudaki deterjan çözeltisini kumaş lifleri arasında dolaştırıyor. Mekanik etki, kir parçacıklarını liflerden ayırıyor. Yıkama döngüsünün farklı aşamaları (yıkama, durulama, sıkma) her biri farklı motor hızı ve yönüyle optimize edilmiş.

Sıkma döngüsünde merkezkaç kuvveti, su moleküllerini kumaştan ayırıyor. Tambur, dakikada 1000-1600 devir hızında dönerek yerçekiminden çok daha güçlü kuvvet yaratıyor. Su, merkezkaç kuvvetiyle dış duvara itilip boşaltma deliklerinden çıkıyor.

Televizyonların LED arka ışık sistemi, sıvı kristal ekranın çalışma prensibinin temelini oluşturuyor. LCD paneller kendileri ışık üretmiyor, sadece LED’lerden gelen ışığı filtreliyor. Sıvı kristal molekülleri, elektrik alan altında yönelimlerini değiştirerek ışık geçirgenliğini kontrol ediyor.

Renk üretimi için RGB LED dizileri kullanılıyor. Kırmızı, yeşil, mavi LED’lerin yoğunluğu darbe genişlik modülasyonu ile kontrol ediliyor. İnsan gözü, yüksek frekanslı yanıp sönmeyi algılamadığı için sürekli ışık algısı oluşuyor. Modern OLED ekranlarda her piksel kendi ışığını üretiyor, dolayısıyla arka ışığa ihtiyaç yok.

Bu cihazların her biri temel fizik kanunlarının pratik uygulamaları. Termodinamik, elektromanyetizma, akışkanlar dinamiği, optik gibi disiplinler günlük hayatımızın her anında işliyor. Modern teknoloji, bu bilimsel prensipleri mühendislik çözümlerine dönüştürerek hayatımızı kolaylaştırıyor. Her basit görünen ev aleti, aslında yüzyıllarca süren bilimsel araştırmanın kristalleşmesi.

Bilim kurgu filmlerinde gerçek olan 15 teknoloji

Bilim kurgu sineması, hayal gücünün sınırlarını zorlayan teknolojileri beyaz perdeye taşırken aslında geleceğin resmini çiziyor. Hollywood’un fantastik senaryolarında gördüğümüz birçok teknoloji, bugün günlük hayatımızın ayrılmaz parçası haline geldi.

Sinema tarihinin en ünlü bilim kurgu yapımlarında yer alan ve sonradan gerçeğe dönüşen 15 teknolojiyi inceledikten sonra, film yapımcılarının ne kadar öngörülü olduğunu görebiliyoruz.

Cep telefonu

Stanley Kubrick’in 1968 yapımı “2001: A Space Odyssey” filminde, karakterler uzayda bile (Picturephone ile) telefon görüşmesi yapabiliyordu. Film, bugünkü cep telefonlarına çok benzeyen cihazları gösterirken, gerçek hayatta ilk cep telefonu 1973’te Motorola tarafından üretildi.

Martin Cooper’ın geliştirdiği DynaTAC 8000X modeli 1.1 kilogram ağırlığındaydı ve sadece 30 dakika konuşma süresi sunuyordu. Bugün akıllı telefonlar, film yapımcılarının hayal ettiğinden çok daha güçlü birer bilgisayar halini aldı.

Tablet

Yine “2001: A Space Odyssey” filminde astronotlar, bugünkü tabletlere benzer şekilde düz ekranlı cihazlar kullanıyordu. Bu cihazlar üzerinde haberler okuyabiliyor ve video izleyebiliyorlardı. İlk tablet bilgisayar prototipi 1989’da ortaya çıkarken, Apple iPad’in 2010’da piyasaya sürülmesiyle bu teknoloji gerçekten popüler hale geldi. Bugün tabletler, film endüstrisinden eğitime kadar geniş bir kullanım alanına sahip.

Görüntülü görüşme

Fritz Lang’ın 1927 yapımı “Metropolis” filminde karakterler, ekranlar aracılığıyla birbirleriyle görüntülü konuşma yapabiliyordu. Bu teknoloji 1964’te AT&T tarafından gerçek hayata geçirildi ancak yüksek maliyeti nedeniyle yaygınlaşmadı. İnternetin gelişimiyle birlikte Skype gibi platformlar ortaya çıktı ve COVID-19 pandemisi sırasında Zoom, Teams gibi uygulamalar hayatımızın merkezine oturdu.

GPS navigasyon sistemi

Birçok bilim kurgu filminde karakterler, bulundukları konumu hassas şekilde belirleyebilen ve rotalarını çizebilen cihazlar kullanıyordu. ABD Savunma Bakanlığı tarafından 1973’te başlatılan GPS projesi, 1995’te sivil kullanıma açıldı. Bugün akıllı telefonların standart özelliği haline gelen GPS teknolojisi, günlük hayatımızda vazgeçilmez bir araç.

Biyometrik tanıma sistemleri

Steven Spielberg’in 2002 yapımı “Minority Report” filminde Tom Cruise’un karakteri, göz taraması ve parmak izi sistemleriyle kimlik doğrulama yapıyordu. İlk parmak izi tanıma sistemi 1960’larda FBI tarafından kullanılmaya başlandı. Retina tarama teknolojisi ise 1980’lerde geliştirildi. Bugün akıllı telefonlar Face ID ve Touch ID gibi biyometrik özelliklere sahip.

Dokunmatik ekran

“2001: A Space Odyssey” filminde HAL bilgisayarının kontrol panelleri, dokunmatik ekran teknolojisini andırıyordu. İlk dokunmatik ekran 1965’te E.A. Johnson tarafından İngiltere’de geliştirildi. Bu teknoloji önce havacılık sektöründe kullanıldı, daha sonra ATM’lerde yaygınlaştı. iPhone’un 2007’de piyasaya çıkmasıyla dokunmatik ekranlar günlük hayatın parçası oldu.

Yapay zeka asistanları

HAL 9000, bilim kurgu tarihinin en ünlü yapay zeka karakterlerinden biri. “2001: A Space Odyssey” filminde HAL, sesli komutları anlayıp cevap verebiliyor ve karmaşık görevleri yerine getirebiliyordu. İlk sesli asistan teknolojisi 1960’larda IBM tarafından geliştirildi ancak günümüz standartlarında kullanılabilir hale gelmesi 2000’li yılları buldu. Siri, Alexa, Google Assistant gibi platformlar bugün milyonlarca insanın günlük rutininin parçası.

Sanal gerçeklik

1982 yapımı “Tron” filmi ve daha sonra “The Matrix” serisi, insanların dijital dünyalara girebileceği konseptini işledi. İlk VR başlığı 1968’de Ivan Sutherland tarafından üretildi ancak teknoloji ancak 1990’larda ticari ürünler haline gelmeye başladı. Oculus Rift’in 2016’da piyasaya çıkmasıyla VR teknolojisi consumer pazara girdi ve bugün oyun endüstrisinden eğitime kadar geniş kullanım alanı buldu.

Jetpack

1991 yapımı “The Rocketeer” filmi ve çeşitli Bond filmlerinde karakterler jetpack kullanarak uçabiliyordu. İlk gerçek jetpack 1961’de Bell Aerospace tarafından üretildi ve “Bell Rocket Belt” adını taşıyordu. Bu erken model sadece 21 saniye uçuş süresi sunuyordu. Bugün JetPack Aviation gibi şirketler, 10 dakikaya kadar uçuş süresi olan jetpackler üretiyor.

Robotik protezler

“Star Wars” filmlerinde Luke Skywalker’ın kaybettiği elinin yerine takılan protez, gerçek bir el gibi hareket edebiliyordu. İlk myoelektrik protez 1960’larda geliştirildi. Bugün DEKA Arm gibi gelişmiş protezler, kullanıcının sinir sinyallerini algılayarak neredeyse gerçek bir el kadar hassas hareket edebiliyor. Beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisiyle bu protezler daha da gelişiyor.

Hologram

“Star Wars” filmlerinde Prenses Leia’nın hologram mesajı, bilim kurgu sinemasının ikonik sahnelerinden biri. İlk hologram 1962’de üretildi ancak teknoloji uzun süre laboratuvar ortamında kaldı. Bugün Microsoft HoloLens gibi cihazlar holographic computing sağlıyor. Konser endüstrisinde vefat eden sanatçıların hologram gösterileri düzenleniyor.

Denizaltılar

Jules Verne’nin “20,000 Leagues Under the Sea” romanından uyarlanan filmler, Kaptan Nemo’nun denizaltısı Nautilus’u gösteriyordu. İlk gerçek denizaltı 1620’de Cornelis Drebbel tarafından üretildi ancak modern denizaltılar 19. yüzyılda geliştirilmeye başlandı. Bugün denizaltılar askeri amaçların yanı sıra bilimsel araştırmalarda da kullanılıyor.

Uzay istasyonları

“2001: A Space Odyssey” filmindeki dönen uzay istasyonu, sıfır yerçekimi ortamında yaşamı mümkün kılıyordu. İlk uzay istasyonu 1971’de fırlatılan Salyut 1 oldu. Bugün Uluslararası Uzay İstasyonu, sürekli olarak astronotların yaşadığı ve bilimsel deneyler yaptığı bir platform olarak işlev görüyor. SpaceX gibi özel şirketler ticari uzay istasyonları geliştiriyor.

Elektrikli otomobiller

“Blade Runner” filminde 2019 yılında geçen senaryoda elektrikli uçan arabalar görülüyordu. Elektrikli otomobiller aslında 19. yüzyılda icat edildi ancak benzinli motorların popülaritesi nedeniyle geri planda kaldı. Tesla’nın 2008’de Roadster modelini piyasaya sürmesiyle elektrikli otomobiller yeniden popüler hale geldi. Bugün tüm büyük otomotiv şirketleri elektrikli modeller üretiyor.

DNA analizi ve genetik mühendislik

Steven Spielberg’in 1993 yapımı “Jurassic Park” filminde bilim insanları, dinozor DNA’sını analiz ederek bu canlıları yeniden yaratabiliyordu. DNA’nın yapısı 1953’te keşfedildi ancak genetik mühendislik teknolojileri 1970’lerde gelişmeye başladı. CRISPR-Cas9 teknolojisinin 2012’de keşfedilmesiyle genetik düzenleme çok daha hassas ve erişilebilir hale geldi. Bugün tıptan tarıma kadar birçok alanda genetik mühendislik kullanılıyor.

Bu teknolojilerin gerçek hayata geçiş süreci, bilim kurgu filmlerinin sadece eğlence amaçlı olmadığını, aynı zamanda bilim insanları ve mühendisler için ilham kaynağı olduğunu gösteriyor. Hollywood’un hayal gücü ile bilimsel araştırmaların birleşmesi, bugün kullandığımız birçok teknolojinin temelini attı. Film endüstrisi gelecek öngörülerinde şaşırtıcı derecede başarılı olurken, bazen gerçek hayat senaryoları bile aştı.

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

iPhone’lar için 10 yılın en büyük güncellemesi iOS 26 tanıtıldı!

Apple, 9 Haziran 2025’te düzenlediği WWDC 25 etkinliğinde yeni nesil işletim sistemlerini tanıttı. iPhone’lar için açıklanan iOS 26 sürümü, Apple’ın yazılım tarihinde dönüm noktası olarak kabul edilecek büyük bir değişimi beraberinde getirdi.

iPhone’lar için 10 yılın en büyük güncellemesi iOS 26 tanıtıldı! İşte yenilikler

iPhone’lar için 10 yılın en büyük güncellemesi iOS 26 tanıtıldı! İşte yenilikler

Apple, bugün gerçekleşen WWDC 25 etkinliğinde iPhone’ların yeni işletim sistemi iOS 26 sürümünü resmen tanıttı.

Apple Intelligence, Türkçe dil desteği kazandı!

Apple, iPhone, iPad ve Mac kullanıcıları için geliştirdiği yapay zeka destekli Apple Intelligence özelliğini Türkçe dil desteğiyle sunmaya başladı. Bu güncelleme, iOS 26 sürümü ile birlikte Türkiye’deki kullanıcılara erişilebilir hale geldi.

Apple Intelligence, Türkçe dil desteği kazandı!

Apple Intelligence, Türkçe dil desteği kazandı!

Apple Intelligence, resmen Türkçe dil desteği sunmaya başlıyor. Bu gelişme, ülkemizdeki Apple fanlarını oldukça heyecanlandırdı.

macOS 26 Thaoe tanıtıldı!

Apple, bugün gerçekleştirdiği WWDC 25 etkinliğinde Mac’lerin yeni işletim sistemi macOS Tahoe 26’yı resmen tanıttı. Şirket, iOS sistemlerine benzer şekilde macOS’u da çıkış yılına göre adlandırma kararının bir parçası olarak macOS Tahoe 26 ismini kullandı.

macOS 26 Thaoe tanıtıldı! Neler geldi?

macOS 26 Thaoe tanıtıldı! Neler geldi?

Apple, bugün gerçekleştirdiği WWDC 25 etkinliğinde Mac'lerin yeni işletim sistemi macOS Tahoe 26'yı resmen tanıttı

iPadOS 26 duyuruldu!

Apple, WWDC 2025 etkinliğinde iPad için iPadOS 26’yı tanıttı. Bu büyük güncelleme, iPad deneyimini daha güçlü, esnek ve kullanıcı dostu hale getiriyor. Kullanıcılar, artık uygulama pencerelerini istedikleri gibi yeniden boyutlandırabiliyor, diledikleri yere yerleştirebiliyor ve aynı anda daha fazla pencere açabiliyor.

iPadOS 26 duyuruldu! İşte yeni özellikler

iPadOS 26 duyuruldu! İşte yeni özellikler

Merakla beklenen iPadOS 26 sürümü resmi olarak görücüye çıktı. Güncelleme, birçok yeni nesil özellik sunuyor.

watchOS 26 görücüye çıktı!

Apple, WWDC 2025’te Apple Watch için yeni işletim sistemi watchOS 26’yı tanıttı. Yeni sürüm, yenilenmiş tasarımı ve yapay zeka destekli özellikleriyle dikkat çekiyor. “Liquid Glass” adı verilen arayüz tasarımı, uygulamalarda ve saat yüzlerinde daha canlı bir görsel deneyim sunuyor.

watchOS 26 görücüye çıktı! İşte yenilikler

watchOS 26 görücüye çıktı! İşte yenilikler

Uzun süredir beklenen watchOS 26 güncellemesi resmi olarak duyuruldu. Yeni sürüm, birçok önemli özellik sunuyor.

visionOS 26 resmen tanıtıldı!

Apple, bugün düzenlenen WWDC 2025 etkinliğinde Vision Pro için yeni işletim sistemi visionOS 26’yı duyurdu. Şirketin mekansal bilişim alanındaki çalışmalarını sürdüren bu güncelleme, Vision Pro’ya gelen en büyük yazılım yeniliklerinden biri olacak.

visionOS 26 resmen tanıtıldı! İşte tüm yenilikler

visionOS 26 resmen tanıtıldı! İşte tüm yenilikler

Merakla beklenen visionOS 26 resmi olarak görücüye çıktı. Yeni sürüm, birçok önemli özellikle birlikte geliyor.

tvOS 26 duyuruldu!

Apple, WWDC 2025 etkinliğinde Apple TV için geliştirdiği yeni işletim sistemi tvOS 26’yı tanıttı. Bu sonbaharda yayınlanacak olan güncellemenin en dikkat çekici yeniliği, kullanıcı arayüzünde yapılan kapsamlı tasarım değişikliği oldu.

tvOS 26 duyuruldu! İşte yeni özellikler

tvOS 26 duyuruldu! İşte yeni özellikler

Merakla beklenen tvOS 26 güncellemesi resmen sunuldu. Yeni sürüm, birçok önemli özellikle birlikte karşımıza çıkacak.

AirPods için yeni güncelleme yayınlandı!

Apple, WWDC 2025 kapsamında mevcut AirPods modellerine gelecek bir dizi yeni özelliği duyurdu. Yeni yazılım güncellemeleriyle birlikte sunulacak bu özellikler, özellikle içerik üreticileri ve günlük kullanıcılar için dikkat çekici iyileştirmeler içeriyor.

AirPods için yeni güncelleme yayınlandı! Yeni özellikler geldi

AirPods için yeni güncelleme yayınlandı! Yeni özellikler geldi

AirPods modelleri yeni özellikler sunmaya hazırlanıyor. Bu gelişme, Apple fanlarını oldukça heyecanlandırdı.

Yeni Apple Games uygulaması tanıtıldı!

Apple, WWDC 2025 etkinliğinde iPhone, iPad ve Mac kullanıcıları için yeni bir uygulama olan Apple Games’i duyurdu. iOS 26, iPadOS 26 ve macOS Tahoe ile birlikte cihazlara ön yüklü olarak gelecek bu uygulama, mobil oyun deneyimini tek bir merkezde topluyor ve kullanıcıların oyunları daha kolay keşfetmesini sağlıyor.

Yeni Apple Games uygulaması tanıtıldı!

Yeni Apple Games uygulaması tanıtıldı!

Merakla beklenen Apple Games resmen görücüye çıktı. Yeni uygulama, birçok önemli özelliği beraberinde getiriyor.

iOS 26 alacak iPhone modelleri resmen açıklandı!

Apple, WWDC 25 etkinliğinde iOS 26’yı tanıtmasının ardından hangi iPhone modellerinin yeni işletim sistemini alacağını resmen açıkladı. Şirket, iOS 26 uyumluluğu konusunda geniş bir cihaz desteği sunarak kullanıcıların büyük bir kısmının yeni özelliklere erişebilmesini sağlıyor.

iOS 26 alacak iPhone modelleri – Resmi açıklama

iOS 26’yı alacak iPhone modelleri arasında en yeni serilerden iPhone 16e, iPhone 16, iPhone 16 Plus, iPhone 16 Pro ve iPhone 16 Pro Max yer alıyor. iPhone 15 serisinin tamamı da desteklenen cihazlar listesinde bulunuyor. iPhone 15, iPhone 15 Plus, iPhone 15 Pro ve iPhone 15 Pro Max kullanıcıları iOS 26’nın tüm özelliklerinden yararlanabilecek.

iPhone 14 serisi de tamamen destekleniyor. iPhone 14, iPhone 14 Plus, iPhone 14 Pro ve iPhone 14 Pro Max modellerinin tamamı iOS 26 güncellemesini alacak. Benzer şekilde iPhone 13 serisinin dört modeli de listede yer alıyor. iPhone 13, iPhone 13 mini, iPhone 13 Pro ve iPhone 13 Pro Max kullanıcıları yeni işletim sistemine geçiş yapabilecek.

iPhone’lar için 10 yılın en büyük güncellemesi iOS 26 tanıtıldı! İşte yenilikler

iPhone’lar için 10 yılın en büyük güncellemesi iOS 26 tanıtıldı! İşte yenilikler

Apple, bugün gerçekleşen WWDC 25 etkinliğinde iPhone’ların yeni işletim sistemi iOS 26 sürümünü resmen tanıttı.

iPhone 12 serisi de iOS 26 desteği alıyor. iPhone 12, iPhone 12 mini, iPhone 12 Pro ve iPhone 12 Pro Max modellerinin tamamı güncellenebilecek cihazlar arasında bulunuyor. iPhone 11 serisinden iPhone 11, iPhone 11 Pro ve iPhone 11 Pro Max da desteklenen modeller listesinde yer alıyor.

Apple, iPhone SE kullanıcılarını da unutmadı. iPhone SE’nin ikinci nesil ve sonraki versiyonları iOS 26 güncellemesini alabilecek. Bu, iPhone SE (2022) modelini de kapsıyor.

Bu kapsamlı destek listesi Apple’ın iOS 26 ile birlikte gelen yeni özelliklerin geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlıyor. Altı yıllık iPhone modelleri için bile destek sunarak cihazların uzun süre güncel kalmasını garanti ediyor.

iOS 26’nın geliştiriciler için test sürümü bugün başladı ve halka açık beta sürümü gelecek ay kullanıma sunulacak. Resmi sürüm ise bu sonbahar tüm uyumlu iPhone modelleri için ücretsiz güncelleme olarak yayınlanacak.

Listede yer almayan modeller arasında iPhone X, iPhone 8 serisi ve iPhone 7 serisi bulunuyor. Bu cihazlar iOS 26 güncellemesini alamayacak ve mevcut iOS sürümlerinde kalacak. İşte tüm liste:

  • iPhone 16e
  • iPhone 16
  • iPhone 16 Plus
  • iPhone 16 Pro
  • iPhone 16 Pro Max
  • iPhone 15
  • iPhone 15 Plus
  • iPhone 15 Pro
  • iPhone 15 Pro Max
  • iPhone 14
  • iPhone 14 Plus
  • iPhone 14 Pro
  • iPhone 14 Pro Max
  • iPhone 13
  • iPhone 13 mini
  • iPhone 13 Pro
  • iPhone 13 Pro Max
  • iPhone 12
  • iPhone 12 mini
  • iPhone 12 Pro
  • iPhone 12 Pro Max
  • iPhone 11
  • iPhone 11 Pro
  • iPhone 11 Pro Max
  • iPhone SE (2. nesil ve sonrası)

AirPods için yeni güncelleme yayınlandı! Yeni özellikler geldi

Apple, WWDC 2025 kapsamında mevcut AirPods modellerine gelecek bir dizi yeni özelliği duyurdu. Yeni yazılım güncellemeleriyle birlikte sunulacak bu özellikler, özellikle içerik üreticileri ve günlük kullanıcılar için dikkat çekici iyileştirmeler içeriyor.

AirPods modelleri yeni özellikler sunacak

Yenilikler arasında en dikkat çeken özelliklerden biri, kamera kontrolü işlevinin AirPods’a gelmesi oldu. Kablolu EarPods döneminden hatırlanan uzaktan deklanşör işlevi, artık AirPods üzerinden de kullanılabiliyor.

iPhone veya iPad üzerinde Kamera uygulaması ya da uyumlu üçüncü parti uygulamalar açıkken, kullanıcılar AirPods sapına basılı tutarak fotoğraf çekebiliyor veya video kaydını başlatıp durdurabiliyor. Bu özellik, özellikle tripod kullanarak grup fotoğrafı çekenler veya dans ve müzik performansı kaydeden içerik üreticileri için büyük kolaylık sunuyor.

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia, bu kez GeForce RTX 5050 ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Ekran kartı, giriş segmentinde konumlanacak.

Bir diğer önemli yenilik ise stüdyo kalitesinde ses kaydı özelliği oldu. AirPods, artık kablosuz yaka mikrofonu gibi kullanılabiliyor. H2 çipi, beamforming mikrofonlar ve yapay zeka destekli ses işleme sayesinde kullanıcılar, gürültülü ortamlarda bile net, yalıtılmış ve doğal ses kaydı yapabiliyor. Bu özellik, FaceTime görüşmeleri, sesli notlar, video konferanslar ve uyumlu kamera uygulamaları gibi pek çok platformda geçerli olacak.

Yeni özellikler arasında ayrıca, kullanıcı uyuyakaldığında medyanın otomatik olarak durmasını sağlayan uyku algılama, ve CarPlay ile otomatik AirPods geçişi gibi günlük kullanımda konforu artıracak yenilikler de yer alıyor. Bu sayede AirPods, araç hoparlörleri ile otomatik olarak senkronize olabiliyor ve kullanıcı geçiş yapmak zorunda kalmadan kesintisiz bir ses deneyimi yaşayabiliyor.

Read this news article in English

macOS 26 Thaoe tanıtıldı! Neler geldi?

Apple, bugün gerçekleştirdiği WWDC 25 etkinliğinde Mac’lerin yeni işletim sistemi macOS Tahoe 26’yı resmen tanıttı. Şirket, iOS sistemlerine benzer şekilde macOS’u da çıkış yılına göre adlandırma kararının bir parçası olarak macOS Tahoe 26 ismini kullandı.

Apple’ın Yazılım Mühendisliği Kıdemli Başkan Yardımcısı Craig Federighi, macOS’un Mac’in kalbi ve ruhu olduğunu belirterek, Tahoe ile kullanıcıların en çok sevdiği özelliklerin üzerine inşa ettiklerini vurguladı.

Federighi, ister güçlü kullanıcı olsun ister Mac’e yeni başlayan biri olsun herkes için bir şeyler bulunduğunu ve üretkenliği artırmak için daha fazla özellik sunduklarını belirtti. Yeni sürüm tasarımı, Continuity deneyimleri, Spotlight geliştirmeleri, kısayollar ve Apple Intelligence güncellemeleriyle Mac deneyimini geliştiriyor.

macOS 26 Thaoe tanıtıldı! Liquid Glass ile yeni tasarım

macOS Tahoe 26’nın en dikkat çeken özelliği iOS 26’da da gördüğümüz Liquid Glass tasarım dili. Bu yeni yarı saydam malzeme çevresini yansıtıp kırarak Mac deneyimini geliştiriyor ve macOS’un tanıdıklığını koruyor.

Dock, kenar çubukları ve araç çubukları kullanıcının içeriğine daha fazla odaklanma getirmek için iyileştirildi. Menü çubuğu artık tamamen şeffaf olarak ekranın daha büyük hissettirilmesini sağlıyor.

Menü çubuğu ve Kontrol Merkezi’nde hangi kontrollerin görüneceği ve nasıl düzenleneceği konusunda daha fazla özelleştirme seçeneği geliyor. Yeni tasarım Mac’te daha fazla kişiselleştirme olanağı açıyor. Uygulama simgeleri açık veya koyu görünümlerde, renkli yeni açık ve koyu tonlarda ve ayrıca yeni şeffaf görünümde canlanıyor.

Kullanıcılar ayrıca klasörlerin renklerini değiştirebiliyor ve onlara benzersiz bir kimlik vermek için sembol veya emoji ekleyebiliyor. Kişiselleştirilmiş duvar kağıtları ve tema renkleriyle birleştirildiğinde Mac’i kullanıcının stilinin bir uzantısı haline getirmek mümkün oluyor.

Phone uygulaması ve Live Activities ile Continuity

Continuity sayesinde Phone uygulaması Mac’e geliyor ve kullanıcıların yakındaki iPhone’larından hücresel aramaları aktarmalarına olanak tanıyor. Mac’teki Phone uygulaması, iPhone’daki Phone uygulamasının Son Aramalar, Favoriler ve Sesli Mesajlar dahil tanıdık özelliklerine sahip ve Çağrı Tarama ve Hold Assist gibi en son güncellemeleri içeriyor.

Çağrı Tarama, bilinmeyen numaralardan gelen aramaları otomatik olarak yanıtlıyor ve arayan kişiden bilgi isteyerek kullanıcının aramayı açıp açmayacağına karar vermesine yardımcı oluyor. Kullanıcı beklemede kaldığında Hold Assist, canlı bir temsilciyi beklerken sıradaki yerini korumasını sağlıyor ve kullanıcıların Mac’lerinde çalışmaya devam etmelerine olanak tanıyor.

Kullanıcının yakındaki iPhone’undan Live Activities artık Mac’teki menü çubuğunda görünüyor. Böylece yaklaşan Uber yolculuğu, uçuş veya canlı spor skoru gibi gerçek zamanlı olayları takip edebiliyorlar. Bir Live Activity’ye tıkladığında uygulama iPhone Mirroring’de açılıyor ve daha fazla bilgi gösteriyor, kullanıcılar doğrudan Mac’lerinden harekete geçebiliyor.

Spotlight’ın en büyük güncellemesi

Mac’te arama yapmak için merkezi yer olan Spotlight, kullanıcıların aradıklarını bulmayı daha kolay hale getiriyor ve harekete geçmek için yeni yollar sunuyor. Arama sırasında dosyalar, klasörler, etkinlikler, uygulamalar, mesajlar ve daha fazlası dahil tüm sonuçlar artık birlikte listeleniyor ve kullanıcıyla alakası temelinde sıralanıyor.

Yeni filtreleme seçenekleri, aramaları PDF’ler veya Mail mesajları gibi kullanıcının tam olarak aradığı şeye hızla daraltıyor. Spotlight ayrıca üçüncü taraf bulut sürücülerinde depolanan belgeler için sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Kullanıcı tam olarak ne aradığını bilmediğinde Spotlight’ın yeni göz atma görünümleri uygulamalar, dosyalar, pano geçmişi ve daha fazlasını taramayı kolaylaştırıyor.

Kullanıcılar artık yüzlerce eylemi doğrudan Spotlight’tan gerçekleştirebiliyor. E-posta gönderme, not oluşturma veya podcast çalma gibi işlemler uygulamalar arasında geçmeden yapılabiliyor. Kullanıcılar hem Apple uygulamalarından hem de geliştiriciler tarafından oluşturulan uygulamalardan eylemler gerçekleştirebiliyor çünkü herhangi bir uygulama App Intents API’sini kullanarak Spotlight’a eylem sağlayabiliyor.

Kullanıcılar ayrıca kısayolları çalıştırabiliyor ve şu anda çalıştıkları uygulamadaki menü çubuğundan eylemler gerçekleştirebiliyor, ellerini klavyeden kaldırmadan. Spotlight, kullanıcıların sistem genelindeki rutinlerinden öğreniyor ve düzenli olarak konuştuğu bir meslektaşına mesaj gönderme gibi kişiselleştirilmiş eylemler ortaya çıkarıyor. Ayrıca Spotlight, kullanıcıları aradıkları eyleme doğrudan götüren kısa karakter dizileri olan hızlı tuşları tanıtıyor.

Apple Intelligence’ın yeni yetenekleri

Apple Intelligence, kullanıcıların gizliliğini her adımda korurken daha yetenekli hale geliyor. Mesajlar’da Canlı Çeviri, mesajları otomatik olarak çevirebiliyor böylece kullanıcı yurt dışında seyahat ederken yeni arkadaşlarıyla plan yaparken mesajı yazarken çevriliyor ve alıcının tercih ettiği dilde iletilebiliyor.

Kullanıcı yanıt aldığında her metin anında çevriliyor. FaceTime’da kullanıcı konuşmacının sesini duyarken çevrilmiş canlı altyazılarla takip edebiliyor. Phone uygulamasında bir aramadayken kullanıcının sözleri konuştukça alıcı için çevriliyor. Bu özellik tamamen cihazda çalışan Apple yapımı modeller tarafından destekleniyor böylece konuşmalar gizli kalıyor.

Kısayollar yeni bir akıllı eylemler sınıfıyla daha güçlü hale geliyor ve kullanıcıların Writing Tools ile metni özetleme ve Image Playground ile görüntü oluşturma dahil olmak üzere daha güçlü kısayollar oluşturmasına olanak tanıyor.

Artık kullanıcılar bilgilerin gizliliğini koruyarak kısayollarının geri kalanına beslenecek yanıtlar oluşturmak için Apple Intelligence modellerine doğrudan erişebiliyor. Örneğin bir öğrenci, sınıf dersinin ses transkripsiyonunu aldığı notlarla karşılaştırmak ve kaçırmış olabileceği önemli noktaları eklemek için Apple Intelligence modellerini kullanan bir kısayol oluşturabiliyor.

Kullanıcılar ayrıca geniş dünya bilgisi ve uzmanlığı için ChatGPT’yi kullanmayı seçebiliyor. Ayrıca kullanıcılar artık macOS’ta belirli bir günün saatinde veya bir klasöre dosya kaydetme veya ekran bağlama gibi belirli bir eylem gerçekleştirirken kısayolları otomatik olarak çalıştırabiliyor.

macOS Tahoe, Genmoji oluşturmanın yeni yollarını getiriyor ve kullanıcılara mevcut emoji ve açıklamalarla başlama, saç uzunluğu veya aksesuarlar gibi kişisel öznitelikleri değiştirme ve ana göre ifadeler seçme yeteneği veriyor.

Kullanıcılar ayrıca Image Playground’da kişisel öznitelikler ve ifadeler üzerinde daha fazla kontrole sahip olacak ve yağlıboya stili veya vektör sanatı gibi ChatGPT ile yeni stillere erişebilecek. Kullanıcıların aklında belirli bir fikri olduğu anlar için Any Style’a dokunarak tam olarak istediklerini tanımlayabilir.

Apple Intelligence, Mac’te bir e-postayı, web sitesini, notu veya diğer içerikleri inceleyerek en alakalı eylem öğelerini bulabiliyor. Kullanıcılar ayrıca Hatırlatıcıları daha yönetilebilir hale getirmek için bölümlere otomatik olarak kategorize etmek için Apple Intelligence’ı kullanabiliyor.

Apple Games

macOS Tahoe, oyunculara tüm oyunları için bir ev sunan Apple Games adlı uygulamayı tanıtıyor ve favorilere geri dönmeyi, yeni oyunlar keşfetmeyi ve arkadaşlarıyla oynamayı kolaylaştırıyor. Yeni Game Overlay ile oyuncular oyunlarından çıkmak zorunda kalmadan sistem ayarlarını düzenleyebiliyor, arkadaşlarıyla sohbet edebiliyor veya onları oynamaya davet edebiliyor. Oyuncular ayrıca oyun seanslarını uzatan ve bataryada oyun süresini maksimize eden Düşük Güç Modu’nu açabiliyor.

Geliştiriciler için macOS Tahoe, daha pürüzsüz görseller ve daha hızlı kare hızları için MetalFX Frame Interpolation ve MetalFX Denoising gibi oyunlara daha gelişmiş grafikler ve yeni nesil render teknolojileri getiren Metal 4’ü tanıtıyor. Bu geliştirmelerin yanı sıra geliştiriciler Mac’e Crimson Desert ve InZOI gibi yaklaşan başlıklar dahil yeni oyunlar sunmaya devam ediyor.

Her iki oyun da performansı hızlandırmak ve yüksek kaliteli görseller sunmak için MetalFX Upscaling gibi yazılım teknolojilerinden yararlanıyor ve ray tracing ile M3 ve M4 çip ailesinden faydalanıyor. Yolda olan ek başlıklar arasında Cyberpunk 2077, Cronos: The New Dawn, Architect: Land of Exiles, Lies of P: Overture, HITMAN World of Assassination, EVE Frontier ve Where Winds Meet bulunuyor.

Safari’de yeni deneyimler

Safari, araç çubuğunda yüzen yuvarlak sekme tasarımı ve kullanıcıların iCloud Sekmeleri ve Kayıtlı gibi kaydedilmiş içerikleri daha kolay bulmalarına yardımcı olan yeni bölümlerle yenilenmiş kenar çubuğu içeren yeni bir deneyim sunuyor.

Chrome ile karşılaştırıldığında Safari, sık ziyaret edilen web sitelerini yüklemede yüzde 50 daha hızlı ve video akışı yaparken dört saat daha fazla batarya ömrü sunuyor. Tarama sırasında izleyicilerden daha fazla koruma için Safari artık varsayılan olarak tüm taramada gelişmiş parmak izi koruması sunuyor.

Mesajlar ve diğer uygulamalar

Mesajlar uygulaması Arka Planlar, Anketler ve kullanıcıların bir konuşmada paylaşılanları kolayca gezinmelerine yardımcı olan yeniden tasarlanmış ayrıntılar görünümü getiriyor. Ayrıca gruplarda katılımcıların tam olarak kimin konuşacağını bilmelerini sağlayan yazma göstergeleri ve grup sohbetinden doğrudan yeni kişileri kolayca ekleme yeteneği ile daha doğal dille arama özelliği sunuyor.

Journal Mac’e geliyor ve ilham geldiğinde günlük anları ve özel etkinlikleri yakalayıp yazmayı kolaylaştırıyor. Mac’te uzun girişler yazmak ve bunları haritada görüntülemek kolay. Kullanıcılar yaşamın çeşitli yönleri için birden fazla günlük tutabiliyor ve bunların hepsi Apple cihazları arasında senkronize ediliyor.

Photos, Liquid Glass öğeleri, özelleştirme geliştirmeleri, daha kolay iş akışları ve iPadOS ile kenar çubuğu tutarlılığı içeren güncellenmiş bir tasarıma sahip. Sabitlenmiş Koleksiyonlar Mac’e geliyor böylece kullanıcılar en çok kullandıkları koleksiyonlara kenar çubuğundan bir tıklamayla erişebiliyor.

Kullanıcılar ayrıca tüm görünümlerde filtreleme ve sıralama seçeneklerine hızla erişmek için yeni düğmeler ve kütüphanelerini istedikleri şekilde görüntüleyebilmeleri için Koleksiyonlar karolarının boyutunu özelleştirme yeteneği bulacak.

FaceTime’da yeniden tasarlanan açılış sayfası son arayanların Kişi Posterlerini içeriyor, Liquid Glass kontrolleri artık sağ altta yüzüyor ve daha fazla alan yaratmak için geri çekiliyor, yeni Daha Fazla düğmesi kullanıcıların SharePlay ve Canlı Çeviri gibi özelliklere hızla erişmesini sağlıyor.

Notes, bir notu markdown dosyasına içe ve dışa aktarma yeteneği ve Phone uygulamasında konuşmaları transkripsiyon ile ses kayıtları olarak yakalama desteği ekliyor.

Erişilebilirlik ve Güvenlik

Erişilebilirlik özellikleri arasında düşük görme düzeyine sahip kullanıcıların iPhone’da Continuity Camera veya bağlı USB kameralar kullanarak çevrelerini yakınlaştırmalarını, öğelerin daha kolay görülmesi veya okunması için görüntü filtreleri uygulamalarını ve hatta sunumları veya kitapları açıdan görüntülerken perspektif değiştirmelerini sağlayan Mac’te Büyüteç yer alıyor.

Ek özellikler arasında erişilebilirlik düşünülerek tasarlanmış yeni sistem genelinde okuma modu olan Accessibility Reader, bağlı braille ekranı olanlar için kullanıcı dostu arayüz sunan yeni Braille Access deneyimi ve hareketli bir araçta motion sickness azaltmaya yardımcı olan Vehicle Motion Cues bulunuyor.

Passwords ile kullanıcılar hesaplarında yaptıkları değişiklikleri, kaydettikleri parolaların önceki versiyonlarını kontrol etme ve ne zaman değiştirildiklerine dair ayrıntılarla birlikte kolayca referans gösterebiliyor.

Çıkış tarihi ve güncellemeyi alacak cihazlar

Tüm bu özellikler bugünden itibaren developer.apple.com adresindeki Apple Developer Program aracılığıyla test için sunuluyor ve gelecek ay beta.apple.com adresindeki Apple Beta Software Program aracılığıyla halka açık beta sürümü kullanıma sunulacak.

Sürüm bu sonbahar ücretsiz yazılım güncellemesi olarak sunulacak. Apple Intelligence özellikleri tüm iPhone 16 modelleri, iPhone 15 Pro, iPhone 15 Pro Max, iPad mini (A17 Pro) ve Apple Intelligence etkin M1 ve sonraki çipsetlere sahip iPad ve Mac modelleri dahil olmak üzere desteklenen cihazları gerektiriyor ve Siri ile cihaz dilinin İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce (Brezilya), İspanyolca, Japonca, Korece veya Çince (basitleştirilmiş) gibi desteklenen aynı dile ayarlanması gerekiyor. Bu yılın sonuna kadar Danca, Felemenkçe, Norveçce, Portekizce (Portekiz), İsveççe, Türkçe, Çince (geleneksel) ve Vietnamca gibi daha fazla dil geliyor.

Read this news article in English

iPadOS 26 duyuruldu! İşte yeni özellikler

Apple, WWDC 2025 etkinliğinde iPad için iPadOS 26’yı tanıttı. Bu büyük güncelleme, iPad deneyimini daha güçlü, esnek ve kullanıcı dostu hale getiriyor. iPadOS 26 ile gelen en önemli yeniliklerden biri de yeni pencere sistemi oldu. Kullanıcılar, artık uygulama pencerelerini istedikleri gibi yeniden boyutlandırabiliyor, diledikleri yere yerleştirebiliyor ve aynı anda daha fazla pencere açabiliyor.

iPadOS 26 sürümü resmen tanıtıldı

Expose özelliği, açık olan tüm pencereleri tek ekranda göstererek geçişleri kolaylaştırıyor. İlk kez iPad’e gelen menü çubuğu da kullanım deneyimini masaüstü benzeri bir düzeye taşıyor. Dosyalar uygulaması güncellenerek liste görünümü eklendi ve klasörler artık kolayca iPadOS dock’una eklenebiliyor.

iPadOS 26 sürümü resmen tanıtıldı

Yeni Preview uygulaması, dosyaların ön izlemesini oldukça kolaylaştırıyor. Arka planda çalışan görevler, daha yoğun işlemleri gerçekleştirebiliyor ve ilerlemeleri Live Activities ile takip edilebiliyor. Sistem genelinde ses yönetimi geliştirilerek, uygulama ve web sitesi bazında farklı mikrofon seçimi de yapılabiliyor.

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia, bu kez GeForce RTX 5050 ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Ekran kartı, giriş segmentinde konumlanacak.

iPad’e ilk kez Journal uygulaması geliyor. Apple Notes artık Markdown formatını destekliyor. Sistem araç paletine Reed kalem eklenirken, Telefon uygulaması da iPad’de kullanılabilir hale geliyor. Ayrıca Apple Games uygulamasıyla oyun deneyimi de platformlar arası genişliyor.

iPadOS 26, geliştirici betası yakında yayınlanacak, halka açık sürümünün ise bu sonbaharda, muhtemelen Eylül ortasında çıkması bekleniyor. Peki siz bu yenilikler hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Read this news article in English

Yeni Apple Games uygulaması tanıtıldı!

Apple, WWDC 2025 etkinliğinde iPhone, iPad ve Mac kullanıcıları için yeni bir uygulama olan Apple Games’i duyurdu. iOS 26, iPadOS 26 ve macOS Tahoe ile birlikte cihazlara ön yüklü olarak gelecek bu uygulama, mobil oyun deneyimini tek bir merkezde topluyor ve kullanıcıların oyunları daha kolay keşfetmesini sağlıyor.

Yeni Apple Games uygulaması duyuruldu

Apple Games, App Store’daki tüm oyunları, Apple Arcade koleksiyonunu ve Game Center sosyal özelliklerini bir araya getiriyor. Kullanıcılar, liderlik tabloları, başarımlar ve meydan okumalar gibi sosyal oyun etkinliklerini doğrudan uygulama üzerinden takip edebilecek. Daha önce sistem ayarlarının içinde gizlenmiş olan Game Center fonksiyonları artık erişimi kolaylaştıran bir yapıya kavuşuyor.

Uygulama, mobil oyunların büyük bölümünü oluşturan popüler oyunları kullanıcıların önüne getiriyor ve yeni oyunların keşfini kolaylaştırmak için küratörlü içerikler sunuyor. Bu sayede, kullanıcılar ilgi alanlarına uygun oyunları hızlıca bulabiliyor. Ayrıca, “Play Together” adlı özel bir sekme, çok oyunculu oyunları vurgulayarak arkadaşlarla birlikte oynama deneyimini ön plana çıkarıyor.

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia GeForce RTX 5050 geliyor! İşte özellikleri

Nvidia, bu kez GeForce RTX 5050 ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Ekran kartı, giriş segmentinde konumlanacak.

Apple Games, mobil oyunları sadece oynanabilir içerik olarak görmekten çıkarıp sosyal ve interaktif bir platforma dönüştürüyor. Bu hamle, App Store’un en büyük kategorisi olan oyunlar alanında kullanıcıların ilgisini canlı tutmayı ve oyun içi sosyal etkileşimleri artırmayı amaçlıyor. Böylece Apple, oyun ekosistemini daha derli toplu, erişilebilir ve eğlenceli hale getiriyor.

Peki siz bu güncelleme hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Read this news article in English