Apple’dan dev adım: Şifreler gidiyor!

Apple, iOS 26 ile birlikte şifresiz dijital kimlik doğrulama çağının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırıyor. WWDC 25’te tanıtılan yeni işletim sistemi, passkey (şifresiz giriş anahtarı) verilerinin platformlar ve uygulamalar arasında güvenli ve kolay şekilde aktarılmasına olanak tanıyacak.

Bugüne kadar Apple cihazlarında oluşturulan passkeyler yalnızca iCloud Keychain üzerinden iPhone, iPad ve Mac cihazları arasında senkronize edilebiliyordu. Ancak bu sistem verilerin Android, Windows veya üçüncü parti parola yöneticilerine taşınmasını mümkün kılmıyordu. Bu durum passkey teknolojisinin en güçlü yönlerinden biri olan güvenliği gölgelemiş, kullanıcılar açısından yeni bir tür ekosistem kilidine dönüşmüştü.

Yeni özellikle birlikte Apple, FIDO Alliance iş birliğiyle passkey’lerin dışa aktarımı ve farklı platformlara taşınması için uçtan uca şifreli, dosyasız ve standartlaştırılmış bir çözüm sunuyor. Apple’a göre bu sistem yalnızca passkeyleri değil, aynı zamanda parolaları ve doğrulama kodlarını da güvenli biçimde aktarabiliyor.

Sonunda! iOS 26 ile Türkleri sevindiren özellik geldi

Sonunda! iOS 26 ile Türkleri sevindiren özellik geldi

Apple, iOS 26 ile birlikte iPhone ve Android cihazlar arasında eSIM aktarımını destekleyen yeni bir özellik ekledi.

Sistemin en önemli yanı, sürecin geleneksel parola aktarım yöntemlerindeki gibi açık bir CSV veya JSON dosyasıyla değil tamamen yerel kimlik doğrulama (Face ID, Touch ID gibi) gerektiren, app-to-app (uygulamadan uygulamaya) ve şifreli veri aktarımı üzerinden gerçekleşmesi. Kullanıcı verisi hiçbir zaman cihazda erişilebilir bir dosya olarak saklanmıyor. Transfer doğrudan sistem anahtar zinciri ile parola yöneticisi arasında gerçekleşiyor.

Apple’ın açıklamasına göre bu yöntem kullanıcıya veri üzerindeki tam kontrolü ve hangi kimlik yöneticisini kullanacağına dair gerçek bir seçim özgürlüğü sunuyor. Özellikle Apple’ın bugüne kadar sıkı şekilde kapalı tuttuğu Keychain yapısı düşünüldüğünde bu ciddi bir stratejik değişimi de temsil ediyor.

Yeni aktarım sistemi iOS 26 ile birlikte macOS 26 Tahoe, iPadOS 26 ve visionOS 26 için de kullanıma sunulacak. Sistem FIDO Alliance tarafından geliştirilen standart veri formatıyla çalışıyor ve bu sayede 1Password, Bitwarden, Dashlane gibi popüler yöneticilerle uyumlu olacak.

Apple, özelliği bu yıl içinde yayınlayacağı güncellemelerle sunacak. Şu ana kadar passkey sistemine geçmekten çekinen kullanıcılar için bu gelişme ekosistem bağımlılığı korkusunu ortadan kaldıracak en önemli adım oldu. Teknik detaylara Apple Developer sayfasındaki “What’s new in passkeys” oturumundan ulaşılabiliyor.

Küresel elektrikli araç satışları zirveye çıktı!

2025’in ilk beş ayında küresel elektrikli araç satışlarında belirgin bir artış yaşandı. Yayınlanan son verilere göre, Mayıs ayında dünya genelinde 1,6 milyon adet elektrikli araç satıldı. Ocak-Mayıs dönemindeki toplam satışlar ise 7,2 milyon adede ulaşarak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış gösterdi.

Global elektrikli araç satışları oldukça yükseldi

Bu büyümede en büyük pay Çin’e ait. Mayıs ayında Çin’de 1 milyon adet elektrikli araç satıldı. Bu sayı, hem bir aylık satış rekorunu temsil ediyor hem de 2024 yılına kıyasla yüzde 33’lük bir artış anlamına geliyor.

Nisan ayına göre ise yüzde 10’luk bir yükseliş kaydedildi. Çin’in EV pazarındaki hakimiyeti, yalnızca satış rakamlarıyla sınırlı değil. Ülkedeki yerli üreticiler, özellikle pazarın yönünü belirliyor. Çinli üretici BYD, iç pazardaki etkisini sürdürürken aynı zamanda Avrupa pazarına da açılmış durumda.

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

Merakla beklenen WWDC25 etkinliği gerçekleştirildi. Apple, dev etkinlikte yeni işletim sistemlerini görücüye çıkardı.

Şirketin Seagull adıyla Çin’de satışa sunduğu, Avrupa’da ise Dolphin Surf ismiyle pazarlanan modeli, yaklaşık 25.000 dolar başlangıç fiyatıyla Avrupa’da satışa çıktı. Aracın hibrit versiyonu, Avrupa Birliği’nin Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik uygulamaya aldığı yeni gümrük vergilerinden muaf tutuluyor. Bu durum, BYD gibi üreticilere pazarda ek bir avantaj sağladı.

Avrupa’da da elektrikli araç pazarında yukarı yönlü bir hareketlilik gözleniyor. İlk beş ayda toplamda 1,6 milyon adet satışla yüzde 27’lik büyüme sağlandı. Almanya yüzde 45’lik artışla listenin başında yer alırken, onu yüzde 32 ile Birleşik Krallık izledi.

Ancak asıl dikkat çeken gelişme güney Avrupa’dan geldi. İspanya, bir önceki yıla göre yüzde 72’lik bir artışla kıtanın en hızlı büyüyen pazarı oldu. İtalya ise yüzde 58’lik büyümeyle ikinci sıraya yerleşti.

Küresel ölçekteki bu büyümeye rağmen Kuzey Amerika pazarı sınırlı bir gelişme gösterdi. Bölge genelinde yılın ilk beş ayında sadece yüzde 3’lük bir artış kaydedildi. Kanada’da bazı teşviklerin kaldırılması, ülkedeki satışlarda yüzde 20’lik bir düşüşe neden oldu. ABD tarafında ise federal vergi kredileri sayesinde yüzde 4’lük bir büyüme sağlanabildi.

2025’in ilk beş ayındaki veriler, elektrikli araçların artık küresel otomotiv endüstrisinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Sonunda! iOS 26 ile Türkleri sevindiren özellik geldi

Apple, iOS 26 ile birlikte iPhone ve Android cihazlar arasında eSIM aktarımını destekleyen yeni bir özellik ekledi. Bu güncelleme sayesinde kullanıcılar operatörle iletişime geçmeden eSIM numaralarını iki platform arasında taşıyabilecek.

Şu ana kadar bu geçiş özellikle iPhone’dan Android’e geçmek isteyenler için çoğu zaman manuel işlem ve operatör desteği gerektiriyordu. Yani ekstra 200-300 TL gibi yeni eSIM ücreti ödenebiliyordu. Peki artık nasıl yapılacak?

Yeni sistem ayarlarında bazı kullanıcılar “Android’e Aktar” (Transfer to Android) seçeneğini hücresel ayarlarında görmeye başladı. Bu seçenek şuan için her operatör için aktif değil ancak örneğin birçok kullanıcı için aktif edilmiş durumda.

iOS 26’da bir eSIM eklerken aynı zamanda “Android’den Aktar” (Transfer from Android) seçeneği de sunuluyor. Bu işlem başlatıldığında Android cihazla taranabilecek bir QR kodu oluşturuluyor. iPhone’dan Android’e geçişte de benzer şekilde QR kod üzerinden aktarım yapılıyor.

macOS 26 Tahoe’den yeni disk imajı formatı ASIF!

macOS 26 Tahoe’den yeni disk imajı formatı ASIF!

Apple, macOS 26 Tahoe ile birlikte disk imajı teknolojisinde önemli bir yenilik sunuyor. İşte ASIF (Apple Sparse Image Format)...

Bu özellik Google’ın Android 16 beta sürümünde yer alan “Transfer to Android” referansıyla eş zamanlı olarak geliştirildi. Dolayısıyla Apple’ın bu işlevi Google ile birlikte geliştirip entegre ettiğini söylemek mümkün.

iPhone’dan iPhone’a eSIM aktarımı daha önce iOS 18 ile oldukça kolaylaştırılmıştı. Ancak iPhone’dan Android’e geçiş halen çoğu zaman QR kod talebi ve manuel işlem gerektiriyordu. iOS 26 ile birlikte bu süreç daha sade ve kullanıcı dostu hale geliyor. Özellikle platform değiştirmeyi düşünen kullanıcılar için bu güncelleme önemli bir geçiş kolaylığı sunuyor.

100 kişi ölürse kim sorumlu? New York’tan yapay zekaya yasal fren!

New York eyaletinde yasa koyucular, OpenAI, Google ve Anthropic gibi büyük yapay zeka laboratuvarlarının geliştirdiği ileri seviye modellerin felaket senaryolarına yol açmasını önlemeyi amaçlayan RAISE yasasını onayladı. Yasa, 100’den fazla kişinin ölümü veya yaralanması ya da 1 milyar dolardan fazla maddi hasara yol açabilecek senaryolara karşı düzenleyici çerçeve oluşturacak.

RAISE Yasası’nın yürürlüğe girmesi halinde, bu alandaki ABD’nin ilk yasal şeffaflık standartları devreye girmiş olacak. Nobel Ödüllü Geoffrey Hinton ve yapay zeka araştırmaları öncüsü Yoshua Bengio gibi önemli isimlerin destek verdiği yasa son yıllarda hız ve inovasyona öncelik veren Silikon Vadisi ile önceki yönetimlerin karşısında konumlanıyor.

Yasa şu anda imza için New York Valisi Kathy Hochul’un önünde bekliyor. Vali isterse yasayı onaylayabilir, değişiklik isteyebilir ya da veto edebilir. RAISE Yasası teknik olarak California’daki SB 1047 yasa tasarısıyla benzerlik gösterse de SB 1047’nin aksine daha dar kapsamlı ve daha az müdahaleci bir çerçeve sunuyor.

Google ve Meta arasında yapay zeka savaşı!

Google ve Meta arasında yapay zeka savaşı!

Google, Meta’nın yüzde 49 hisse satın aldığının ortaya çıkmasının hemen ardından Scale AI ile ilişkisini kesmeye hazırlanıyor.

Yasanın ortak sponsorlarından New York Eyalet Senatörü Andrew Gounardes, yaptığı açıklamada tasarının startuplar ya da akademik araştırmacılar üzerindeki inovasyon baskısını en aza indirecek şekilde hazırlandığını söyledi.

Yasa kapsamında ileri düzey AI sistemleri geliştiren büyük teknoloji şirketlerinin, güvenlik ve siber güvenlik raporlarını kamuya açık olarak yayınlaması olası güvenlik ihlallerini bildirmesi ve bu sistemlerle ilgili olumsuz davranışları raporlaması zorunlu hale geliyor. Bu yükümlülüklere uymayan şirketlere, New York Başsavcılığı tarafından 30 milyon dolara kadar sivil para cezası uygulanabilecek.

Yasa, yalnızca ileri düzey AI sistemlerine odaklanıyor. Bunun için modelin eğitiminde 100 milyon doların üzerinde hesaplama kaynağı kullanılmış olması ve modelin New York’taki kullanıcılara sunuluyor olması gerekiyor. Bu tanım şu anda piyasadaki en gelişmiş sistemlerin bile büyük kısmını kapsıyor.

Yasanın geliştirilmesine katkı sunan Encode şirketinin hukuk işleri başkan yardımcısı Nathan Calvin’a göre RAISE Yasası geçmişteki düzenlemelere yöneltilen eleştirileri dikkate alarak hazırlandı. Tasarıda örneğin modellerde “acil durdurma” (kill switch) zorunluluğu bulunmuyor ve modelin eğitiminin ardından oluşabilecek zararlar nedeniyle şirketler doğrudan sorumlu tutulmuyor.

Ancak bu haliyle bile yasa Silikon Vadisi’nde ciddi muhalefetle karşılaştı. Yasanın diğer sponsoru New York Eyalet Meclis Üyesi Alex Bores da yaptığı açıklamada sektörün bu direncini beklediğini söyledi. A16Z gibi yatırımcı gruplarının ortaklarından Anjney Midha yasanın “aptalca” olduğunu savunarak bu tür düzenlemelerin ABD’nin küresel rekabet gücünü zayıflatacağını iddia etti.

Yasa tasarısına karşı temkinli yaklaşan bir diğer isim ise güvenlik odaklı yapay zeka şirketi Anthropic’in kurucu ortağı Jack Clark oldu. Clark yasanın küçük şirketler açısından fazla geniş kapsamlı olabileceğini belirtti. Ancak Senatör Gounardes bu eleştirinin amacını kaçırdığını ve tasarının yalnızca büyük çaplı şirketleri hedef aldığını söyledi.

OpenAI, Google ve Meta ise yasa hakkında yorum yapmayı reddetti. Öte yandan yasanın şirketleri New York pazarından çekilmeye zorlayabileceği yönünde endişeler de gündeme geldi. Ancak Meclis Üyesi Bores bunun ekonomik olarak mantıklı olmadığını New York’un ABD’deki en büyük üçüncü ekonomik yapıya sahip olduğunu hatırlattı ve “Bu pazardan çekilmek, şirketlerin kolay kolay göze alacağı bir şey değil” dedi.

RAISE Yasası, özellikle Avrupa’daki teknoloji düzenlemelerinin ardından ABD’de eyalet düzeyinde atılmış en kapsamlı adımlardan biri. Yasa, ileri düzey AI sistemlerinin daha şeffaf ve denetlenebilir biçimde geliştirilmesini zorunlu hale getirerek, kamu güvenliğini ön planda tutan yeni bir dönemin habercisi olabilir.

Bu Casio G-Shock modeli, sadece 500 adet üretilecek!

Casio, G-Shock serisine yalnızca 500 adet üretilecek özel bir model daha ekliyor. Sızan bilgilere göre MR-G serisine ait olacak bu yeni saat, hem teknik özellikleri hem de işçiliğiyle markanın en premium modellerinden biri olacak.

Bu Casio G-Shock modeli sınırlı sayıda geliyor

Yeni modelin MRG-B5000B kodunu taşıması bekleniyor. Saatin kasa ve bilezik bölümü yüksek dayanıklılığa sahip titanyumdan üretiliyor. Gövde, siyah DLC (Diamond-Like Carbon – Elmas Benzeri Karbon) kaplamayla güçlendiriliyor.

Bu kaplama, modele çizilmelere karşı yüksek direnç kazandırırken mat ve sofistike bir görünüm de sağlıyor. Bezel kısmında ise Japon zanaat geleneğinden gelen ‘tsuiki’ işçiliği kullanılıyor. Yüzeyde zırh dokusunu andıran bu işlemeler, saati hem estetik açıdan hem de kültürel olarak öne çıkarıyor.

Modelin teknik donanımı da G-Shock’un üst segmentine uygun nitelikler taşıyor. Bluetooth bağlantısıyla akıllı telefonlarla senkronize olabilen saat, güneş enerjisiyle şarj olabiliyor. Multi-Band 6 özelliği sayesinde farklı bölgelerdeki atom saatlerinden otomatik olarak zaman verisi alabiliyor. Cam bölümünde ise çizilmeye karşı yüksek dayanıklılığa sahip safir cam tercih ediliyor.

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

Merakla beklenen WWDC25 etkinliği gerçekleştirildi. Apple, dev etkinlikte yeni işletim sistemlerini görücüye çıkardı.

Tüm bu özel üretim detayları ve gelişmiş teknolojik özellikler, saatin fiyatını da dikkat çekici seviyeye taşıyor. Ürünün Japonya’da perakende satış fiyatının yaklaşık 6.000 dolar seviyesinde olacağı ifade edildi.

Casio’nun bu modeli resmi olarak tanıtmasının ardından sınırlı sayıdaki üretimi nedeniyle kısa sürede tükenmesi bekleniyor. Peki siz bu saat hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

macOS 26 Tahoe’den yeni disk imajı formatı ASIF!

Apple, macOS 26 Tahoe ile birlikte disk imajı (disk image) teknolojisinde önemli bir yenilik sunuyor. Uzun yıllardır güvenilir fakat düşük performanslı olarak bilinen UDSP (şifreli sparse image) gibi eski disk imajı formatlarının yerini alacak ASIF (Apple Sparse Image Format), neredeyse yerel disk hızlarına ulaşabilen yeni bir disk imajı formatı olarak sistemde yerini aldı.

ASIF formatı yalnızca sanallaştırma için değil, genel amaçlı kullanım için de kullanılabiliyor. Apple bu formatı verilerin host dosya sisteminden bağımsız olarak yapılandırılabilmesi ve imajın disk üzerindeki kapladığı alanın içeriğe göre dinamik olarak değişebilmesi gibi özelliklerle tanımlıyor. Teknik olarak APFS üzerindeki sparse dosya olarak işaretleniyor.

Testlerde ASIF disk imajları Apple Silicon işlemcili Mac’lerde yüksek hızlara ulaşmayı başardı. macOS 26 yüklü M3 Pro işlemcili MacBook Pro üzerinde yapılan testlerde:

  • Şifrelenmemiş APFS hacmi ile 5.8 GB/s okuma ve 6.6 GB/s yazma
  • Şifreli APFS hacmi ile 4.8 GB/s okuma ve 4.6 GB/s yazma değerlerine ulaşıldı.

macOS 15.5 Sequoia yüklü M4 Pro işlemcili Mac mini’de de benzer sonuçlar elde edildi. Bu, ASIF formatının sadece Tahoe ile sınırlı kalmadığını ve Sequoia’da da okunabildiğini gösteriyor. Ancak yalnızca Tahoe’da oluşturulabiliyor.

ASIF disk imajı şu an yalnızca Disk Utility veya diskutil komut satırı aracı üzerinden oluşturulabiliyor. Örneğin:

diskutil image create blank --format ASIF --size 100G --volumeName myVolume imagePath

Bu komut 100 GB kapasiteye sahip ve “myVolume” adında bir APFS hacmi içeren ASIF disk imajı oluşturuyor. Halihazırda başka formatta oluşturulmuş imajlar da --from parametresiyle ASIF’e dönüştürülebiliyor. hdiutil aracı henüz ASIF’e özgü özellikleri desteklemiyor. Oluşturulan ASIF dosyaları com.apple.disk-image-sparse UTI tipine sahip. Bu, geleneksel com.apple.disk-image-udif tipindeki RAW (UDRW) imajlardan ayırt edilmesini kolaylaştırıyor.

Apple, özellikle sanal makineler için kullanılan disk yedekleme formatlarında ASIF kullanımını öneriyor. Mevcut sanallaştırma uygulamaları henüz bu formatı desteklemiyor olsa da, performans kazanımları göz önüne alındığında yakın gelecekte bu yönde güncellemeler bekleniyor. ASIF, sadece tek bir dosya yapısıyla çalıştığı için sparse bundle gibi çok dosyalı yapılar yerine tercih edilebilir.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da geri uyumluluk. Apple ASIF imajlarının daha eski macOS sürümleri tarafından nasıl destekleneceğine dair henüz net bilgi paylaşmadı. Bu nedenle genişletilmiş destek gelene kadar dikkatli olunması öneriliyor.

Google ve Meta arasında yapay zeka savaşı!

Google, Meta’nın yüzde 49 hisse satın aldığının ortaya çıkmasının hemen ardından bugüne kadar en büyük müşterisi olduğu yapay zeka veri etiketleme şirketi Scale AI ile ilişkisini kesmeye hazırlanıyor. Beş farklı kaynağa göre Google bu yıl Scale AI’a yaklaşık 200 milyon dolarlık iş vermeye hazırlanıyordu. Ancak Meta’nın bu hamlesi sektördeki dengeyi ciddi şekilde sarsmış görünüyor.

Google, Meta’nın hissesi sonrası Scale AI ile yollarını ayırıyor

Google, Meta’nın bu büyük ortaklığı sonrası Scale AI yerine geçebilecek alternatif veri etiketleme şirketleriyle bu hafta görüşmelere başladı. Şirket, geçtiğimiz yıl Scale AI hizmetleri için 150 milyon dolar harcamıştı.

2024 yılında toplam 870 milyon dolar gelir elde eden Scale AI, gelirlerinin büyük kısmını Google gibi büyük dil modeli geliştiricilerinden sağlıyordu. Şimdi bu kaynakların hızla kurumaya başlaması muhtemel görünüyor.

iOS 26’da Visual Intelligence yenilendi! Neler geldi?

iOS 26’da Visual Intelligence yenilendi! Neler geldi?

Apple, iOS 26 ile birlikte Visual Intelligence özelliğine önemli yenilikler getirdi. Peki bunlar neler? İşte detaylar...

Meta’nın 29 milyar dolar değerlemeyle şirkete ortak olması sadece Google’ı değil, Microsoft, xAI ve OpenAI gibi diğer büyük müşterileri de harekete geçirdi. Kaynaklara göre bu şirketler de Scale AI ile olan bağlarını koparma sürecine girmiş durumda. OpenAI her ne kadar “birden fazla veri sağlayıcıyla çalışıyoruz” diyerek ilişkiyi tamamen sonlandırmadığını belirtse de son aylarda iş hacmini önemli ölçüde azaltmış durumda.

Neden bu kadar tepki geldi?

Scale AI yapay zeka modellerinin eğitimi için gerekli olan insan etiketli karmaşık verileri sağlıyor. Bu süreçte şirketlerin prototip sistemleri, özel verileri ve stratejik planları etiketlenmesi için Scale AI ile paylaşılıyor. Meta’nın yüzde 49 hisse alması doğrudan rakiplerinin teknik altyapılarına ve yol haritalarına dair içgörüler edinmesi riskini beraberinde getiriyor.

Özellikle Google ve Microsoft gibi Meta ile rekabet hâlindeki şirketler tarafsızlık ilkesinin artık bir lüks değil, zorunluluk haline geldiğini savunuyor. Scale AI’nın CEO’su Alexandr Wang’in Meta’ya geçerek şirketin yapay zeka birimini yönetmeye başlayacak olması da bu endişeleri güçlendiriyor.

Scale AI ile yollarını ayıran şirketlerin boşluğunu doldurmak isteyen rakipler süreci hızla avantaja çeviriyor. Rakiplerden Labelbox, yıl sonuna kadar “yüz milyonlarca dolarlık yeni gelir” beklediğini açıklarken Handshake gibi uzman ağı odaklı şirketler sipariş patlaması yaşadıklarını belirtiyor. Handshake CEO’su “Haberden sonra talebimiz bir gecede üç katına çıktı” dedi.

Diğer bir alternatif olan Mercor da doğrudan Scale AI ile rekabet etmenin yanı sıra şirketlerin kendi bünyelerinde etiketleyici ekip kurmasını sağlayacak otomasyon teknolojileri geliştiriyor. Böylece veri güvenliğinin tamamen şirket içinde kalması isteniyor.

iOS, iPadOS ve macOS sürüm tarihleri yıllar içinde nasıl değişti?

WWDC 25’in tamamlanmasıyla birlikte gözler Apple’ın geleneksel sonbahar yazılım güncellemelerine çevrildi. Her yılın eylül ayında düzenlenen iPhone etkinliğinin ardından gelen bu güncellemelerin zamanlaması artık pek çok kullanıcı için alışıldık hale geldi.

Ancak bir Reddit kullanıcısı tarafından hazırlanan interaktif bir grafik bu süreci yıllara göre görsel olarak ortaya koyarak dikkat çekici bazı değişimleri net biçimde gösteriyor. Datawrapper platformunda hazırlanan zaman çizelgesi 2013’ten bu yana iOS, iPadOS ve macOS’un ne zaman yayınlandığını renkli noktalarla özetliyor.

Mavi noktalar eylül başındaki Apple etkinliklerini temsil ederken, kırmızı noktalar iOS ve iPadOS güncellemelerinin ortalama olarak bu etkinlikten bir hafta sonra geldiğini gösteriyor. Turuncu noktalar ise genellikle bu ikiliden daha geç yayınlanan macOS sürümlerini temsil ediyor.

Grafikte en çok dikkat çeken detaylardan biri de 2019–2022 yılları arasında macOS güncellemelerinin ekim sonu hatta kasıma kadar sarkması. Oysa Apple son iki yılda bu arayı kapatmayı başardı. 2023’te ilk kez macOS ile iOS ve iPadOS aynı gün yayınlandı.

2025’te ne bekleniyor?

Eğer Apple geçmiş yıllardaki modeline sadık kalırsa, iOS 26 ve iPadOS 26'nın eylül ortası ya da sonu gibi yayınlanması bekleniyor. Bu tarihler iPhone 17 serisinin tanıtıldığı sonbahar etkinliğinin hemen ardından gelecek.

macOS 26 Tahoe ise belirsizliğini koruyor. Geçtiğimiz yılki ortak sürüm lansmanı bir istisna olabilir; grafik, genelde macOS’un ayrı bir zaman çizgisinde ilerlediğini ortaya koyuyor. Bu yıl sistem genelinde gelen Liquid Glass kullanıcı arayüzü yeniliği, platformlar arası daha senkronize bir yayın takvimi yaratabilir.

Ancak Apple’ın son yıllarda daha karmaşık yapay zekâ özellikleri, cihazlar arası entegrasyonlar ve farklı donanım kategorilerine yönelik optimizasyonlarla uğraşması, süreci yeniden bölebilir. Unutulmaması gereken bir diğer unsur ise iOS güncellemelerinin doğrudan iPhone lansmanına bağlı olması.

ABD ve Çin arasında zaman zaman tırmanan tedarik zinciri gerilimleri, bu yayın planını etkileyebilir. Son günlerde tansiyon düşmüş gibi görünse de geçmişte yaşananlar göz önüne alındığında sürprizlere her zaman açık olunması gerekiyor.

Tüm bu faktörler Apple’ın 2025 sonbaharındaki yazılım takviminin geçmişten izler taşısa da tam anlamıyla kopyası olmayabileceğini gösteriyor. Yine de elimizdeki grafik bu süreçte ne bekleyeceğimize dair güçlü bir referans sunuyor.

iOS 26’da Visual Intelligence yenilendi! Neler geldi?

Apple, iOS 26 ile birlikte Visual Intelligence özelliğine önemli yenilikler getirdi. Geçen yıl tanıtılan bu Apple Intelligence özelliği artık sadece kamerayla değil ekran içeriğiyle de çalışıyor ve Android telefonlardaki benzer özelliklerle rekabet edebilecek seviyeye geldi. İşte tüm yenilikler…

Ekran içeriği tanıma

iOS 18’de Visual Intelligence yalnızca kamerayla çalışıyordu. Ancak iOS 26’da cihazınızın ekranındaki içeriklerle de kullanılabiliyor. Artık ekrandaki şeylerin ekran görüntüsünü alıp Visual Intelligence ile ne baktığınızı tanıyabiliyor, görsel bulabiliyor ve ChatGPT üzerinden daha fazla bilgi alabiliyor.

Ekran içeriği tanıma için Visual Intelligence nasıl kullanılır?

Ekran görüntüleri için Visual Intelligence, kamera uygulamasındaki Visual Intelligence ile aynı şekilde çalışıyor ancak ekran görüntüsü arayüzünde yer alıyor. Ekran görüntüsü alın (ses açma düğmesi ile yan düğmeye aynı anda basın) ve ardından Markup arayüzü görünüyorsa oradan çıkın. Markup’tan çıkmak için (varsayılan görünüm) ekranın üstündeki küçük kalem simgesine dokunun. Oradan Visual Intelligence seçeneklerini görmelisiniz.

İşaretleyerek Arama

Ekran içeriği tanıma için Visual Intelligence’ın İşaretleyerek Arama özelliğiyle, ekran görüntüsünde aramak istediğiniz nesnenin üzerini parmağınızla çizebilirsiniz. Android’in Circle to Search özelliğine benziyor.

İşaretleyerek Arama, resimde birden fazla şey olsa bile ekran görüntüsündeki belirli bir nesne için görsel arama yapmanızı sağlıyor. Varsayılan olarak Google Görsel Arama kullanılıyor ancak Apple tanıtım etkinliğinde özelliğin Etsy gibi diğer uygulamalarla çalıştığını gösterdi. Uygulamaların bu özelliği desteklemesi gerekiyor.

Bazı durumlarda Visual Intelligence, görseldeki tek tek nesneleri kendi başına tanıyor ve İşaretleyerek Arama kullanmaya gerek kalmadan dokunabiliyorsunuz. Bu, Fotoğraflar uygulamasındaki nesne tanıma özelliğine benziyor ancak yine görsel aramaya yönlendiriyor.

Sor ve Ara

Ekran görüntünüzdeki tek bir nesneyi izole etmeniz gerekmiyorsa, gördükleriniz hakkında soru sormak için Ask düğmesine basmanız yeterli. Sorular ChatGPT’ye iletiliyor ve ChatGPT bilgileri veriyor. Search düğmesi daha fazla bilgi için Google Arama’yı sorguluyor.

Standart Visual Search’te olduğu gibi, ekran görüntünüz bir etkinlik için tarih, saat ve ilgili bilgiler içeriyorsa doğrudan takviminize eklenebiliyor.

Yeni nesne tanıma

Apple bunu söylemedi ancak Visual Intelligence yeni nesne türlerinin hızlı tanınması desteği ekliyor. Artık daha önce bilgi verebildiği hayvan ve bitkilere ek olarak sanat eserleri, kitaplar, simge yapılar, doğal anıtlar ve heykelleri tanıyabiliyor.

Visual Intelligence’ı tanıyabildiği bir nesne üzerinde kullanırsanız, küçük parlayan bir simge beliriyor. Ona dokunmak görüntüdeki şey hakkında bilgi gösteriyor. Visual Intelligence’ın bu yönünün güzel yanı, canlı kamera görünümünde veya çekilmiş fotoğrafta çalışması.

Visual Intelligence kullanan standart Sor ve Ara istekleri için, ChatGPT veya Google Görsel Arama gibi kaynaklara iletilebilmesi için fotoğraf çekmeniz gerekiyor. Sanat eserleri, kitaplar, simge yapılar, doğal anıtlar, heykeller, bitkiler ve hayvanlar başka bir servise bağlanmadan cihazda tanınabiliyor.

Uyumluluk

Visual Intelligence, Apple Intelligence destekleyen cihazlarla sınırlı. Bu cihazlar iPhone 15 Pro modelleri ve iPhone 16 modelleri. Camera Control düğmesi olan cihazlarda Camera Control düğmesine uzun basarak veya Action Button ya da Kontrol Merkezi geçiş düğmesi kullanılarak etkinleştiriliyor.

Çıkış tarihi

iOS 26 şu anda beta testinde ancak eylül ayında halka açık olarak yayınlanacak.

Google Mesajlar Galerisi’nde kamerayı kapatma – Resimli rehber

Google Mesajlar uygulamasının yeniden tasarlanan Galeri arayüzü artık ekranın üst kısmında büyük bir kamera vizörü içeriyor. Daha önce küçük bir önizleme ile sunulan bu özellik artık tam ekran alan kaplıyor ve geri alınabilir bir ayar da sunulmuyor. Ancak bu yeni kamera arayüzünü tamamen kaldırmak teknik olarak mümkün.

Google Mesajlar Galerisi’nde kamerayı kapatma yöntemi

Google Mesajlar’ın içinde kamerayı kapatmak için doğrudan bir ayar bulunmuyor. Bunun yerine, uygulamanın sahip olduğu kamera iznini devre dışı bırakmanız gerekiyor. Bu işlemden sonra uygulama, Galeri’yi açtığınızda kamerayı otomatik olarak çalıştırmayacak.

İzlenecek adımlar şu şekilde:

  • Google Mesajlar uygulamasının uygulama bilgi ekranını açın.
    • Pixel telefonlarda uygulama simgesine uzun basıp “i” simgesine dokunarak ulaşabilirsiniz.
  • İzinler (Permissions) bölümüne girin ve Kamera seçeneğini seçin.
  • “Yalnızca uygulamayı kullanırken izin ver” seçeneği yerine, “İzin verme” (Don’t allow) seçeneğini seçin.
    • Android size “bazı temel özellikler düzgün çalışmayabilir” uyarısı verecek. “Yine de izin verme” diyerek onaylayın. Bu işlemi dilediğiniz zaman geri alabilirsiniz.

Not: Eğer Google Mesajlar’ı web tarayıcıda kullanıyor ve QR kodla oturum açıyorsanız bu izni tekrar açmanız gerekebilir.

İşlem tamamlandığında Google Mesajlar Galerisi’ni açtığınızda kamera çalışmayacak. Vizör kısmında “Kamerayı kullanmak için izin verin” şeklinde bir uyarı görünecek, ancak alt bölümdeki galeri içeriğine tam erişim devam edecek.

Bu sayede kamerayı hiç kullanmıyorsanız ya da yeni tasarımdaki büyük kamera penceresinden rahatsızsanız arayüzü daha sade hale getirmeniz mümkün oluyor.

Şimdi Tesla düşünsün! Xiaomi, katı hal batarya yarışına girdi

Xiaomi katı hal batarya teknolojisine yönelik ilk somut adımını attı. Enerji yoğunluğu ve iyon iletkenliği gibi kritik engelleri aşmayı hedefleyen yeni bir elektrot tasarımına ilişkin patentini kamuoyuna açıkladı. Patent, katmanlı bir elektrot yapısıyla iyonların daha kısa mesafede hareket etmesini sağlayarak batarya performansını artırıyor.

Yeni yapının merkezinde aktif materyaller, iletken ajanlar, bağlayıcılar ve polimer ile metal tuzlarından oluşan katı bir elektrolit yer alıyor. Bu yapı elektrot boyunca kalınlık yönünde nüfuz ederek iyonların daha verimli bir şekilde hareket etmesine olanak tanıyor.

Xiaomi bu tasarımın mevcut lityum-iyon batarya üretim hatlarıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Bu da teknolojinin seri üretime geçiş sürecini hızlandırabilecek önemli bir avantaj. Şirketin paylaştığı verilere göre prototip batarya Cell-to-Body (CTB) yapısıyla yüzde 77,8’lik hacim verimliliği sunuyor.

Sadece 120 mm yüksekliğinde olan batarya paketi aracın zeminine entegre edilerek hem iç mekan kullanımını optimize ediyor hem de ağırlık dağılımını iyileştiriyor. CLTC standartlarına göre 1.200 kilometrenin üzerinde menzil sunabildiği belirtilen sistem yalnızca 10 dakikada 800 kilometre menzil şarjı sağlayabiliyor.

Xiaomi’nin bu hamlesi küresel çapta hız kazanan katı hal batarya yarışının bir parçası. Sektörün büyük oyuncuları arasında yer alan CATL, BYD, Toyota, SAIC ve BMW benzer teknolojiler üzerinde çalışıyor. BMW, i7 modelinin katı hal bataryalı prototipini yollarda test etmeye başlamışken CATL ve SAIC 2027 yılına kadar sınırlı üretime geçmeyi planlıyor. Toyota ise 2027–2028 aralığında ilk katı hal bataryalı modellerini tanıtmayı hedefliyor.

Chery’den tam 2000 km menzilli yeni hibrit!

Chery’den tam 2000 km menzilli yeni hibrit!

Chery, yeni nesil amiral gemisi plug-in hibrit modeli Fulwin A9L'in ön siparişlerinin 25 Haziran’da başlayacağını duyurdu.

Katı hal bataryalar, sıvı elektrolitleri katı maddelerle değiştirerek enerji yoğunluğu, güvenlik ve termal stabilite gibi alanlarda avantaj sağlıyor. Ancak bu teknoloji halen bazı zorluklarla karşı karşıya: düşük iyon iletkenliği, elektrot-elektrolit ara yüzey temas sorunları ve lityum dendrit oluşumu gibi teknik engeller aşılmayı bekliyor. Sektör, sülfid, oksit ve polimer tabanlı elektrolitler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor; her biri farklı iletkenlik, stabilite ve üretilebilirlik dengesine sahip.

Xiaomi’nin patenti özellikle kalın elektrotlar içindeki iyon hareketi sorununa getirdiği çözümle dikkat çekiyor. Bu gelişme hızlı şarj uygulamaları için kritik bir adım. Analistlere göre Xiaomi bu teknoloji sayesinde kendi elektrikli araçlarında üçüncü parti batarya tedarikçilerine olan bağımlılığı azaltabilir.

Katı hal bataryaların yaygın kullanıma geçişinin 2030 öncesinde gerçekleşmesi beklenmiyor. Ancak Xiaomi’nin sektöre girişi bu teknolojinin endüstride giderek daha ciddiye alındığını ve yatırımların artmakta olduğunu gösteriyor. Bu da enerji depolama sistemlerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir.

Copilot Vision özelliği kullanıma sunuldu!

Microsoft, Windows 10 ve 11 işletim sistemlerindeki Copilot uygulamasına eklediği yeni özellikle yapay zeka destekli kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. “Copilot Vision” adı verilen bu özellik, bilgisayar ekranında görünen içerikleri analiz ederek kullanıcıya gerçek zamanlı bilgi, rehberlik ve bağlam sunuyor.

Copilot Vision özelliği görücüye çıktı

Copilot Vision, özellikle Windows uygulamalarını öğrenme ve etkin kullanma konusunda kullanıcıya doğrudan yardım sağlıyor. Kullanıcı herhangi bir uygulamayı Copilot ile paylaşarak, o uygulamada belirli bir işlemin nasıl yapılacağını anlık olarak sorabiliyor.

Örneğin bir videoyu kırpmak, bir fotoğraftan istenmeyen bir nesneyi kaldırmak ya da bir ayarı bulmak gibi görevlerde Copilot, ekran üzerindeki içerikleri anlayarak adım adım yol gösteriyor. Bu özellik; geleneksel “Nasıl yapılır?” kılavuzlarının yerini birebir, uygulama içi yardım deneyimiyle doldurmayı hedefliyor.

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

WWDC25 etkinliğinde neler tanıtıldı?

Merakla beklenen WWDC25 etkinliği gerçekleştirildi. Apple, dev etkinlikte yeni işletim sistemlerini görücüye çıkardı.

Copilot Vision aynı anda iki uygulamayla çalışabiliyor. Bu sayede kullanıcılar, bir uygulamada başlayan işlemini Copilot’un yardımıyla başka bir uygulamada sürdürebiliyor. Uygulamanın “Highlights” özelliği ise kullanıcıya, o an yaptığı işle ilgili ek açıklamalar ve görsel yönlendirmeler sunuyor.

Copilot Vision’ı kullanmak için Copilot uygulaması başlatılıyor ve sağ alt köşede yer alan gözlük simgesine tıklanarak özellik etkinleştiriliyor. Ardından kullanıcı, yardıma ihtiyaç duyduğu uygulamayı seçip “Paylaş” butonuna basıyor. Yardım sürecinin ardından, paylaşım “Durdur” komutuyla sonlandırılabiliyor. Özellik, isteğe bağlı olarak çalışıyor ve kullanıcının izni olmadan aktif hale gelmiyor.

Özelliğin küresel ölçekte ne zaman yayılacağına dair ise net bir tarih verilmedi. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.