Marvel dönüşüme giriyor

Marvel Studios Başkanı Kevin Feige, şirketin geleceği ve son dönemde yaşadığı sarsıntılar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Marvel’ın Los Angeles’taki merkez ofisinde seçili bir gazeteci grubuyla bir araya gelen Feige, kapalı kapılar ardında hazırlanan yedi yıllık film planından, başarısız projelerin sebeplerine ve Marvel’ın yeni stratejisine kadar birçok konuya değindi.

Kevin Feige, Kang krizi, yeni filmler ve stüdyo hakkında konuştu

Marvel son dönemde Thunderbolts* ve Captain America: Brave New World gibi gişede düşük performans gösteren yapımlarla zor bir süreçten geçiyor. Feige, süper kahraman yorgunluğu fikrine katılmasa da, stüdyonun Endgame sonrası genişleme sürecinin bazı olumsuz sonuçlar doğurduğunu kabul etti.

2008’den 2019’a kadar yaklaşık 50 saatlik içerik üreten Marvel, Endgame sonrası yalnızca altı yılda bu süreyi 127 saate çıkardı. Feige, bu durumu “çok fazla” olarak tanımladı ve en büyük sorunlardan birinin içerik sayısındaki hızlı artış olduğunu söyledi.

Sevilen Battlefield oyunu 10 TL’ye düştü

Sevilen Battlefield oyunu 10 TL’ye düştü

Xbox mağazasında 31 Temmuz'a kadar sürecek Büyük Oyun İndirimi kapsamında Battlefield 4'ün fiyat etiketi 10,62 TL'ye düştü.

Disney’nin akış platformu odaklı stratejisine paralel şekilde üretim yapan stüdyo, artık daha az sayıda film ve diziyle ilerliyor. Feige, bazı yıllarda sadece bir film ya da bir dizi yayınlanabileceğini belirtti. Bununla birlikte, yapım bütçeleri de düşürülüyor; 2022 ve 2023’teki yapımlara kıyasla yeni projelerin maliyeti üçte bir oranında azaltılmış durumda.

Yeni vizyon doğrultusunda hazırlanan Fantastic Four: First Steps filmi, Marvel’ın bu karakterleri ilk kez doğrudan ele aldığı yapım olma özelliğini taşıyor. Daha önce Twentieth Century Fox tarafından çekilen üç filmin ardından bu karakterler artık Marvel Studios çatısı altında.

Film, seyirciden “ön bilgi” talep etmeyen yapısıyla dikkat çekiyor. Feige, bu film için “ödev gerektirmeyen” bir deneyim yaratmak istediklerini belirtti. Hikâye, Marvel evreninden ayrı, 1960’lar estetiğine sahip bağımsız bir dünyada geçiyor. Seyircilere, Thanos gibi küresel olaylara karakterlerin neden müdahale etmediğini açıklamak zorunda kalmamak için bu tercih yapıldı.

Marvel, içerik fazlalığı dışında kadro tarafında da sarsıntılar yaşadı. Kang karakterini canlandıran Jonathan Majors’ın mahkumiyeti sonrasında bu karakterden uzaklaşıldı. Ancak Feige, bu değişimin Majors’ın yaşadığı süreçten önce başladığını söyledi.

Uzun vadeli planlarda Kang’ın Thanos kadar etkili bir karakter olmadığı sonucuna varıldı. Feige, bu noktada odak noktasının Doctor Doom’a kaydırıldığını ve Robert Downey Jr. ile bu konuda daha Ant-Man 3 çıkmadan önce görüşmeler yapıldığını açıkladı.

Blade filmiyle ilgili de netlik sağlandı. Daha önce dört farklı versiyonu geliştirilen yapım, artık günümüzde geçen bir senaryoyla ilerliyor. Başrolde Mahershala Ali yer almaya devam ediyor. Feige, aynı zamanda Black Panther 3 için Ryan Coogler ile belirli bir takvim üzerinde anlaşıldığını söyledi.

Punisher ve Daredevil gibi daha karanlık temalara sahip karakterlerin de geri döneceği netleşti. Deadpool & Wolverine filmi ve yeni Daredevil dizisi gibi yapımlarla birlikte Marvel, yetişkinlere yönelik içerik üretimine devam ediyor.

Jon Bernthal’ın canlandırdığı Punisher karakteri, Disney+’ta TV-MA derecelendirmesiyle yayınlanacak özel bir projeyle dönüyor. Ancak Feige, bu karakterin Spider-Man filminde daha farklı bir tonla yer alacağını doğruladı.

Miles Morales’in canlı aksiyon versiyonu içinse Marvel tarafında bir gelişme yok. Feige, karakterin haklarının Sony’de olduğunu ve Sony’nin animasyon serisi tamamlanmadan bu konuda bir çalışma yapılmasına izin verilmediğini belirtti.

Stüdyonun prodüksiyon yaklaşımı ise değişmiyor. Feige, projelere mutlaka bir senaryoyla başlandığını ancak hiçbir zaman o senaryodan tam olarak tatmin olmadığını söyledi. Marvel’ın üretim sürecinde “plus-ing” olarak adlandırdığı yaratıcı katkıların, çekim sırasında ve sonrasında devam ettiğini ifade etti.

Şu an yapım sürecinde olan Avengers: Doomsday filmi de bu yaklaşımı sürdürüyor. Filmin senaryosunu Stephen McFeely yazıyor, ancak Loki’nin yaratıcısı Michael Waldron da projeye katkı sağlıyor.

vivo Y50m uygun fiyatına rağmen 12 GB RAM ile geldi

vivo, giriş segmenti yeni modelleriyle güncellemeye devam ediyor. Çinli marka son olarak 12 GB RAM, Dimensity 6300 ve 6.000 mAh pil gibi özellikler sunan Y50m 5G modelini tanıttı. İşte vivo Y50m 5G özellikleri ve fiyatı!

vivo Y50m 5G, 6.74 inç, HD+ çözünürlük ve 90Hz yenileme hızı sunan LCD bir panele sahip. Ayrıca, 20:9 oranıyla geliyor ve damla çentik tasarımını benimsiyor.

Üründe kullanılan işlemci MediaTek Dimensity 6300. 6/8/12 GB RAM ve 128/256 GB depolamayla gelen model, 5 MP selfie ve 13 MP ana kamerayla karşımıza çıkıyor.

Batarya tarafındaysa 44W hızlarında şarj olabilen 6.000 mAh’lik bir birim kullanılıyor. Dahası, 204 gram ağırlığında ve 167.3 x 76.95 x 8.19 mm boyutlarında. Kutudan çıkar çıkmaz ise OriginOS 5 sürümünü çalıştıracak.

Telefonun fiyatı;

  • 6GB + 128GB – 206 dolar
  • 8GB + 256GB – 275 dolar
  • 12GB + 256GB – 316 dolar olarak açıklandı.

vivo Y50m 5G teknik özellikleri

  • Ekran: 6.74 inç LCD, HD+ (1600 x 720), 90Hz, 20:9 oran
  • İşlemci: MediaTek Dimensity 6300
  • RAM Seçenekleri: 6 GB / 8 GB / 12 GB
  • Depolama: 128 GB / 256 GB
  • Arka Kamera: 13 MP
  • Ön Kamera: 5 MP
  • Batarya: 6000 mAh, 44W hızlı şarj, ters şarj desteği
  • İşletim Sistemi: Android + OriginOS 5
  • Parmak İzi Okuyucu: Yan tarafta
  • Su ve Toz Direnci: IP64 sertifikası
  • Boyutlar: 167.3 x 76.95 x 8.19 mm
  • Ağırlık: 204 gram
  • Renk Seçenekleri: Platin Beyaz, Gökyüzü Mavisi, Elmas Siyahı

En iyi Pedro Pascal filmleri

Pedro Pascal, son yıllarda hem televizyon hem de dijital platformlarda adını en sık duyduğumuz oyunculardan biri haline geldi. Game of Thrones ile başlayan yükselişi, The Mandalorian ve The Last of Us gibi yapımlarla hız kazandı.

Yaz aylarında Fantastic Four: First Steps, Materialists ve Eddington filmleriyle yeniden sinema perdesinde boy gösteren Pascal, geçmiş performanslarıyla da dikkat çekiyor. Eğer ekranlarda kendisini daha fazla görmek isteyenlerdenseniz, Pedro Pascal’ın daha önce rol aldığı ve şu anda dijital platformlarda izlenebilen beş etkileyici filmi derledik.

Gladiator II (2024)

Pascal, bu devam filminde başrolde değil ancak olayların merkezindeki kilit karakterlerden birini canlandırıyor. Roma İmparatorluğu’nun yozlaşmış liderlerine karşı gizliden gizliye mücadele eden bir generali oynayan Pascal, adalet arayışındaki dik duruşuyla dikkat çekiyor.

Paul Mescal’ın intikam odaklı Lucius karakterine zıt bir duruş sergileyen Pascal, filmdeki dramatik gerilimi dengeleyen ana figürlerden biri olarak öne çıkıyor. Orijinal filmin mirasını sürdürmek kolay değil ancak Pascal’ın performansı bu yükü hafifletiyor.

The Wild Robot (2023)

Animasyon türünde farklı bir alana adım atan Pascal, bu filmde sevimli ama kurnaz bir tilkiyi seslendiriyor. Hikaye, başroldeki robotun doğada hayatta kalma sürecini anlatırken Pascal’ın karakteri, hem mizah hem de duygusal destek unsuru olarak önemli bir rol oynuyor. Lupita Nyong’o’nun başrolde yer aldığı filmde, Pascal’ın vokal performansı, karakterin gelişimine ve izleyiciyle kurduğu bağa ciddi katkı sağlıyor.

The Unbearable Weight of Massive Talent (2022)

Nicolas Cage’in kendisini canlandırdığı bu meta-komedi filminde Pascal, Cage hayranı gibi görünen ancak aslında büyük bir suç imparatorluğunu yöneten gizemli bir karakteri canlandırıyor. Film, ikilinin dostlukla gerilim arasında gidip gelen ilişkisini işlerken Pascal, karizması ve doğallığıyla öne çıkıyor. Mizahın ve absürd olayların iç içe geçtiği sahnelerde Pascal’ın Cage ile olan uyumu, filmi eğlenceli kılan başlıca unsurlardan biri.

Triple Frontier (2019)

Askerî aksiyon türünde konumlanan filmde Pascal, eski özel kuvvetler mensubu bir grup arkadaşın yasadışı bir soygun planında yer alan karakterlerden birini canlandırıyor. Oscar Isaac ve Ben Affleck gibi güçlü oyuncularla birlikte sahne alan Pascal, planların ters gitmesiyle artan tansiyonda soğukkanlı duruşu ve gerçekçi oyunuyla dikkat çekiyor. Film boyunca hem aksiyonun içinde kalıyor hem de karakterin iç çatışmalarını başarıyla yansıtıyor.

If Beale Street Could Talk (2018)

Pascal bu filmde yalnızca tek bir sahnede yer alıyor ancak bu kısa an bile izleyiciyi etkilemeye yetiyor. Barry Jenkins’in yönettiği filmde Pascal, Regina King’in canlandırdığı karakterle sessiz ve dokunaklı bir yüzleşme yaşıyor. Bu kısa ama yoğun sahne, Pascal’ın oyunculuk gücünü ve karaktere kattığı derinliği açıkça ortaya koyuyor.

iOS 26 ile fotoğraflar uygulamasına yeni özellik geldi

Apple, WWDC 2025 kapsamında iOS 26 ile birlikte Fotoğraflar uygulamasına birçok yeni özellikle birlikte kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen bir güncelleme getirdi. Geçtiğimiz yılın eleştirilen tek sayfalık tasarımından vazgeçen Apple, sekmeli yapıyı geri getirirken, fotoğraflardan mekansal sahneler oluşturmayı da mümkün hale getirdi. Ancak bu büyük değişimlerin arasında yer alan ve daha az dikkat çeken bir diğer yenilik, etkinlik odaklı bilgi paneli oldu.

Fotoğraflar uygulamasına etkinlik odaklı yeni özellik

iOS 26 ile birlikte Fotoğraflar uygulaması, konser, spor karşılaşması veya büyük çaplı diğer etkinliklerde çekilen fotoğrafları otomatik olarak tanıyıp gruplayabiliyor. Bu fotoğraflar yalnızca bir albüm halinde toplanmakla kalmıyor, aynı zamanda ilgili etkinliğe dair çeşitli bilgilerle destekleniyor.

Bir konserde çekilen fotoğraflar için o etkinliğin sahne alan sanatçıları, set listesi, mekan bilgisi, benzer çalma listeleri ve yaklaşan konserler gösteriliyor. Spor müsabakalarında ise skor durumu, stadyum bilgileri ve yaklaşan maçlar gibi detaylar kullanıcıya sunuluyor.

Apple M5 iPad Pro çok farklı olacak

Apple M5 iPad Pro çok farklı olacak

M5 çipli iPad Pro, çift ön kamera ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Bu yenilik, kullanıcıları oldukça sevindirdi.

Etkinlikle eşleşen fotoğraflarda klasik bilgi düğmesinin yerini özel bir “bilet” simgesi alıyor. Bu simgeye dokunulduğunda, yeni etkinlik paneli açılıyor ve kullanıcının deneyimini zenginleştirecek detaylar burada gösteriliyor. Ayrıca “Koleksiyonlar” sekmesinde yer alan anılar da artık yalnızca tarih ya da yer ismiyle değil, etkinliğin adıyla adlandırılıyor.

Bu özellik, kullanıcıların geçmiş anılarını daha anlamlı ve bilgilendirici hale getirmeyi hedefleyen bir yaklaşımın parçası olarak öne çıkıyor. Apple, etkinlik detaylarının fotoğraflarla bir araya getirilmesiyle, Fotoğraflar uygulamasını yalnızca bir medya görüntüleyiciden öteye taşıyarak kişisel hafızayı dijital olarak zenginleştiren bir platform haline getiriyor. iOS 26 ile bu özellik tüm kullanıcılara sunulmuş durumda.

3 bin 500 web sitesi ele geçirildi

Dünya genelinde 3.500’den fazla web sitesi, tarayıcı tabanlı kripto madenciliği için kullanılan JavaScript kodlarıyla sessizce ele geçirildi. CoinHive gibi araçlarla bir dönem yaygın olan bu saldırılar, son yıllarda tarayıcı üreticilerinin aldığı önlemlerle durdurulmuştu. Ancak yeni bir kampanyayla birlikte bu saldırı yöntemi yeniden gündeme geldi.

Tarayıcı tabanlı saldırılar geri döndü

Güvenlik araştırmacıları, c/side tarafından yürütülen analizlerde, JavaScript içerisine gizlenmiş ve karmaşıklaştırılmış şekilde yerleştirilen bir kripto madencisinin tespit edildiğini açıkladı. Bu kod, cihazın işlem gücünü test ederek arka planda Web Worker’lar çalıştırıyor ve herhangi bir uyarı ya da yavaşlama fark edilmeden madencilik işlemini başlatıyor.

Daha dikkat çekici olan ise, saldırganların WebSocket teknolojisini kullanarak dış sunuculardan görevler çekmesi ve madencilik yoğunluğunu cihaza göre dinamik şekilde ayarlaması. Bu sayede sistem kaynakları dikkat çekecek şekilde kullanılmıyor ve saldırı uzun süre fark edilmeden devam ediyor.

Çocuklar için küfürsüz Grok geliyor

Çocuklar için küfürsüz Grok geliyor

Elon Musk'ın yapay zekası Grok çocuklar için özel bir sürüm ile geliyor. Baby Grok olarak isimlendirilen bu sürüm küfür etmeyecek.

Araştırmacı Himanshu Anand, bu yöntemin özellikle gizliliğe odaklanarak tasarlandığını belirtti. Kullanıcılar, ziyaret ettikleri site üzerinden herhangi bir şekilde bilgilendirilmeden kripto para madenciliği sürecine dahil ediliyor ve sistemleri sessizce gelir kaynağına dönüşüyor. Web sitelerinin nasıl ele geçirildiği ise hâlâ netlik kazanmış değil.

Saldırıya maruz kalan sitelerin barındırdığı JavaScript miner kodunun, daha önce kredi kartı bilgilerini çalmaya yönelik Magecart saldırılarında da kullanıldığı ortaya çıktı. Bu durum, saldırganların tek bir altyapı üzerinden hem kripto madenciliği hem de finansal veri hırsızlığı gibi farklı amaçlarla hareket ettiğini gösteriyor.

Aynı alan adlarıyla hem madencilik hem de ödeme formu enjeksiyonu gibi işlemlerin yürütülmesi, saldırganların JavaScript’i çok yönlü bir silah haline getirdiğini kanıtlıyor. Son haftalarda art arda gelen saldırı örnekleri, özellikle WordPress tabanlı web sitelerine odaklanıyor.

Saldırganlar, Google OAuth sistemine ait yasal bir bağlantı üzerinden yönlendirme yaparak kötü amaçlı JavaScript çalıştırıyor. Bunun yanında, Google Tag Manager (GTM) kodları WordPress veritabanına doğrudan enjekte edilerek ziyaretçiler, spam içerikli sitelere yönlendiriliyor.

Bazı saldırılar ise WordPress sitelerinin temel dosyalarını hedef alıyor. wp-settings.php dosyasına zararlı bir PHP kodu dahil edilerek komut ve kontrol sunucularına bağlantı kuruluyor, bu sayede arama motoru sıralamaları manipüle edilip spam içerik yayılıyor.

Temalara yerleştirilen zararlı kodlarla da tarayıcı yönlendirmeleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca arama motoru botlarını algılayarak yalnızca bu botlara özel spam içerik sunan sahte eklentiler de tespit edildi. En dikkat çekici vakalardan biri ise popüler WordPress eklentisi Gravity Forms’un 2.9.11.1 ve 2.9.12 sürümlerine yapılan tedarik zinciri saldırısı oldu.

Resmi indirme sayfası üzerinden yayılan arka kapılı sürümler, uzaktan bağlantı kurarak ek zararlı yazılımlar indiriyor ve sistemde yeni bir yönetici hesabı oluşturuyor. Eklentinin geliştiricisi RocketGenius, saldırıya dair detayları paylaşarak kullanıcıları güncelleme engelleri, yetkisiz erişim ve veri manipülasyonu gibi risklere karşı uyardı.

Windows 11 ofis programlarını böyle hızlandıracak

Microsoft, Windows 11 kullanıcılarına yönelik performans odaklı bir yenilik daha sunuyor. Startup Boost adı verilen bu yeni özellik, Office uygulamalarının daha hızlı başlatılmasını sağlıyor. İlk aşamada yalnızca Microsoft Word’de kullanılabilir hale gelen işlev, ilerleyen dönemlerde Excel ve PowerPoint gibi diğer Office uygulamalarına da entegre edilecek.

Windows 11 ofis programlarını hızlandırıyor

Yeni özellik, Microsoft’un Office uygulamalarının performansını artırma yönündeki çalışmalarının bir parçası olarak geliştirildi. Word’e entegre edilen Startup Boost, uygulamanın açılış süresini kısaltmak için sistem kaynaklarını önceden optimize ediyor.

Microsoft, bu geliştirmeyi ilk olarak Microsoft 365 Mesaj Merkezi aracılığıyla BT yöneticilerine duyurdu. Ancak özellik sadece kurumsal kullanıcılarla sınırlı kalmayacak; tüm bireysel kullanıcılar tarafından da kullanılabilecek. Kullanıcılar, Office ayarları üzerinden özelliği etkinleştirme veya devre dışı bırakma seçeneğine sahip olacak.

Startup Boost özelliği, Word içinde Seçenekler menüsünde, Genel sekmesi altındaki Başlangıç Seçenekleri bölümünde yer alıyor. Özellik, varsayılan olarak etkin şekilde geliyor. Ancak çalışabilmesi için sistemin bazı temel gereksinimleri karşılaması gerekiyor. Bilgisayarda en az 8 GB RAM ve 5 GB boş depolama alanı bulunması gerekiyor. Ayrıca enerji tasarrufu modunun kapalı olması şartı da bulunuyor.

PlayStation 6 bu işlemci ile gelecek

PlayStation 6 bu işlemci ile gelecek

Yeni nesil konsolların, Magnus işlemcisine sahip olacağı iddia edildi. Bu işlemcinin, performans tarafında fark yaratması bekleniyor.

Microsoft, bu özelliği tamamen isteğe bağlı bir seçenek olarak sunuyor. Performans üzerinde olumlu etkiler yaratması hedeflenen sistemin, özellikle yoğun ofis kullanımında hissedilir hız avantajı sağlayacağı belirtiliyor. Word’de başlayan bu entegrasyonun, ilerleyen sürümlerde Excel ve PowerPoint gibi programlara da gelmesiyle Office deneyiminde daha akıcı bir kullanım hedefleniyor.

Yapılan bu güncelleme, Windows 11’deki performans odaklı yeniliklerin bir devamı niteliğinde. Microsoft, bu tip özelliklerle özellikle iş dünyasına yönelik ürünlerini hız ve verimlilik temelinde güçlendirmeyi sürdürüyor.

vivo Y50 5G dikkat çeken özellikleriyle tanıtıldı

vivo, ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka bu kapsamda kısa bir süre önce teknik özellikleriyle dikkatleri üzerine çeken Y50 5G modelini tanıttı. Peki şirketin yeni telefon tam olarak neler sunuyor?

vivo Y50 5G, 6.74 inç, HD+ çözünürlüklü 90 Hz yenileme hızı sunan LCD bir panelle kullanıcı karşısına çıkıyor. Ürünün damla çentik tasarımıyla geldiğini de belirtelim.

vivo Y50 5G özellikleri ve fiyatı

Akıllı telefonda MediaTek Dimensity 6300 işlemcisi kullanılıyor. Ek olarak 4/6/8/12 GB RAM ve 128/256 GB dahili depolama seçenekleriyle raflardaki yerini alıyor.

Önde 5 MP’lik selfie kamerası yer alırken, arkada 13 MP’lik ana kamera bulunuyor. Öte yandan, 44W hızlarında şarj olabilen 6.000 mAh’lik bir bataryadan besleniyor.

Akıllı telefonun fiyatları şu şekilde;

  • 4 GB RAM + 128 GB depolama165 $
  • 6 GB RAM + 128 GB depolama206 $
  • 8 GB RAM + 256 GB depolama275 $
  • 12 GB RAM + 256 GB depolama316 $

Akıllı telefonun özellikleri şu şekilde;

  • Ekran: 6.74 inç LCD, HD+ (1600 x 720), 90Hz, 20:9
  • İşlemci: MediaTek Dimensity 6300
  • RAM: 4GB / 6GB / 8GB / 12GB
  • Depolama: 128GB / 256GB
  • Depolama Türü: 6+128GB eMMC 5.1, diğerleri UFS 2.2
  • Arka Kamera: 13 MP tek kamera
  • Ön Kamera: 5 MP
  • Batarya: 6000 mAh, 44W hızlı şarj, ters şarj
  • İşletim Sistemi: Android + OriginOS 5
  • Parmak İzi Okuyucu: Yan tarafta
  • Bağlantı: 5G, Çift SIM, Bluetooth 5.4, Wi-Fi, GPS, IR, USB-C, 3.5mm jak
  • Su ve Toz Direnci: IP64
  • Boyutlar: 167.3 x 76.95 x 8.19 mm
  • Ağırlık: 204 gram
  • Renkler: Platin Beyaz, Gökyüzü Mavisi, Elmas Siyahı

Çocuklar için küfürsüz Grok geliyor

Elon Musk’ın sahibi olduğu xAI tarafından geliştirilen Grok, mevcut haliyle yalnızca 13 yaş ve üzeri kullanıcılar için erişilebilir durumda. Bunun en büyük sebebi, yapay zekanın zaman zaman sergilediği ve agresif veya uygunsuz olarak nitelendirilen tepkileri oldu. Yapılan güncellemelerle bu sorunlar törpülenmeye çalışılsa da Grok’un küfürbaz imajı, markanın üzerine yapışmış durumda.

Baby Grok yolda

Bu tartışmaların gölgesinde Elon Musk, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı bir paylaşımla Baby Grok adını taşıyacak yeni bir yapay zeka yardımcısını müjdeledi. Musk’ın açıklamasına göre bu yeni araç, tamamen çocuklara yönelik olacak ve onlara uygun, güvenli içerikler sunmayı hedefleyecek.

https://twitter.com/elonmusk/status/1946763642231500856

Söz konusu çocuklar olduğunda, güvenlik ve etik kaygılar her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Grok’un geçmişteki performans sorunları, “Baby Grok” projesine yönelik endişeleri artırıyor.

Elon Musk anime kızlarına sardı

Elon Musk anime kızlarına sardı

Yapay zeka firması xAI, “anime kızı mühendisi” için iş ilanı verdi. Bu ilginç gelişme, sektördeki yeniliklerin habercisi olabilir.

Uzmanlar, çocuklara yönelik bir yapay zekanın, en ufak bir hatayı bile tolere edemeyecek kadar kusursuz bir denetim ve güvenlik altyapısına sahip olması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, zararlı veya yanlış bilgilerin çocuklara ulaşması, telafisi güç sonuçlar doğurabilir. xAI’ın bu hassas dengeyi nasıl kuracağı, projenin başarısındaki en belirleyici faktör olacak.

Dexter: Resurrection izlenme rekoru kırdı

11 Temmuz’da izleyiciyle buluşan Dexter: Resurrection, yayınlandığı ilk hafta içinde elde ettiği izlenme rakamlarıyla Paramount’un bugüne kadarki en güçlü Showtime açılışını gerçekleştirdi. Paramount+ ve Showtime platformlarında toplam 3.1 milyon izlenmeye ulaşan ilk bölüm, şirketin kendi bünyesindeki istatistiklerine göre en hızlı çıkış yapan Showtime dizisi oldu.

Dexter: Resurrection dizisi büyük ilgi gördü

Dexter evreninin en yeni halkası olan Resurrection, hem orijinal Dexter dizisinin hem de 2021 yılında yayınlanan Dexter: New Blood’ın doğrudan devamı olarak sunuluyor. Yayınlanan üç bölümüyle dizi, hem içerik hem de ilgi açısından önceki yapımların önemli ölçüde önüne geçti. İlk veriler, Resurrection’ın Dexter: Original Sin’e göre yüzde 46, Dexter: New Blood’a göre ise yüzde 79 daha fazla izlendiğini gösteriyor.

Dizinin bu performansı yalnızca Resurrection ile sınırlı kalmadı. Serinin yeni yapımıyla birlikte izleyici ilgisi genel olarak Dexter evrenine yöneldi. Paramount, Resurrection’ın yayınlandığı hafta boyunca diğer Dexter dizilerinin toplam izlenme oranlarında yüzde 132’lik bir artış yaşandığını bildirdi. Bu artış, son dönemde birbiri ardına gelen Dexter projelerinin arkasındaki stratejinin karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.

Dexter: Resurrection, oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. Michael C. Hall, Dexter Morgan rolüyle yeniden başrolde yer alırken, ona eşlik eden isimler arasında Uma Thurman, Peter Dinklage, Neil Patrick Harris, Krysten Ritter, Eric Stonestreet ve David Dastmalchian bulunuyor.

PlayStation 6 bu işlemci ile gelecek

PlayStation 6 bu işlemci ile gelecek

Yeni nesil konsolların, Magnus işlemcisine sahip olacağı iddia edildi. Bu işlemcinin, performans tarafında fark yaratması bekleniyor.

Dizide ayrıca serinin eski karakterleri de aynı rolleriyle geri döndü. David Zayas (Angel Batista), James Remar (Harry Morgan), Jack Alcott (Harrison Morgan), John Lithgow (Trinity Killer) ve Jimmy Smits (Miguel Prado), Resurrection’da yeniden izleyici karşısına çıktı.

Dizi, yayınlanan ilk üç bölümüyle gerek izlenme oranları gerekse geri dönen kadrosuyla hem nostalji hem de yeni hikâyeler arayan izleyiciler açısından serinin canlılığını koruduğunu gösterdi. Dexter markasının bu geri dönüşle birlikte uzun vadeli bir yapım hattına dönüşüp dönüşmeyeceği ise ilerleyen bölümlerdeki izleyici sadakatiyle şekillenecek.

70’li yılların en hızlı arabaları

1970’ler, otomotiv dünyası için bir devrim ve aynı zamanda bir buhran dönemiydi. 60’ların sınırsız beygir gücü savaşları, yerini Temiz Hava Yasası, Petrol Krizi ve fahiş sigorta maliyetlerinin getirdiği bir bezginlik dönemine bırakmıştı. Özellikle Amerika’da motorlar küçülürken, performans adeta buharlaştı. Ancak bu karamsar tabloda bile, bazı üreticiler kısıtlamalara boyun eğmeyi reddetti ve hem Avrupa’da hem de Amerika’da mühendislik harikası otomobiller üretmeye devam etti. İşte o döneme damgasını vuran ve gücü her şeyin üstünde tutan 13 efsanevi otomobil.

70’li yılların en hızlı arabaları

13. Maserati Bora 4.9 (1978) – 330 Beygir Gücü

Tasarım dehası Giorgetto Giugiaro’nun imzasını taşıyan Bora, 4.9 litrelik V8 motoruyla Amerikan spor otomobillerinin güç kaybettiği bir dönemde 330 beygir sunuyordu. Bu güçlü motorla sadece 250 adet üretilmesi, onu bugün daha da özel kılıyor. 1978 model bir Corvette’in sadece 220 beygir ürettiği düşünüldüğünde, Bora’nın performansı dönemin standartlarının çok üzerindeydi.

12. De Tomaso Pantera (1971) – 330 Beygir Gücü

De Tomaso Pantera, Avrupa’nın egzotik tasarımını Amerika’nın güçlü ve güvenilir Ford V8 motoruyla birleştiren en ikonik örneklerden biridir. Ford’un bayileri aracılığıyla bile satılan bu model, 330 beygirlik Cleveland V8 motoruyla hem ulaşılabilir hem de son derece performanslıydı. Petrol Krizi’ne rağmen üretimi devam eden Pantera, zamanla daha lüks bir karaktere büründü.

11. AC 428 Frua (1971) – 345 Beygir Gücü

Efsanevi AC Cobra’nın gölgesinde kalsa da, 428 Frua çok daha özel bir otomobildi. Cobra şasisinin üzerine İtalyan Frua tarafından tasarlanmış bir gövde ve 345 beygirlik devasa bir Ford V8 motoru taşıyordu. Yüksek fiyatı ve İngiltere-İtalya arasında gidip gelen karmaşık üretim süreci nedeniyle sadece 80 adet üretildi ve bu da onu en nadir transatlantik melezlerden biri yapıyor.

ÖTV düzenlemesi resmileşti: İşte yeni oranlar

ÖTV düzenlemesi resmileşti: İşte yeni oranlar

Yeni ÖTV düzenlemesi resmen yasalaştı. Yeni düzenlemeye göre, oranlar yüzde 80 ile 220 arasında değişecek.

10. Ferrari 365 GTB/4 “Daytona” (1973) – 352 Beygir Gücü

Adını Ferrari’nin 1967 Daytona yarışındaki zaferinden alan bu model, 70’lerin başına damgasını vurdu. Pininfarina’nın öncü kama tasarımı ve 352 beygirlik 4.4 litre Colombo V12 motoruyla Daytona, yaklaşık 280 km/s hıza ulaşabiliyordu. Bugün bile en tanınan Ferrari tasarımlarından biri olmaya devam ediyor.

9. Ferrari 512 BB (1976) – 355 Beygir Gücü

Daytona’nın yerini alan 512 BB, 5.0 litrelik V12 motoruyla gücü 355 beygire taşıyarak 300 km/s hıza yaklaşıyordu. Amerika’da resmi olarak hiç satılmamış olması ve Daytona kadar popüler olmaması, onu bugün koleksiyonerler için “değeri daha az keşfedilmiş” bir klasik Ferrari haline getiriyor.

8. Pontiac GTO Ram Air IV (1970) – 370 Beygir Gücü

Amerikan “muscle car” döneminin zirvelerinden olan GTO Ram Air IV’ün resmi gücü 370 beygir olarak açıklansa da, gerçek gücünün çok daha yüksek olduğu herkes tarafından biliniyordu. Özellikle sadece birkaç adet üretilen üstü açılır “Judge” versiyonları, bugün 1 milyon doları aşan rekor fiyatlarla müzayedelerde satılarak efsanesini perçinliyor.

7. Ford Mustang Boss 429 (1970) – 375 Beygir Gücü

Mustang efsanesinin en saygı duyulan versiyonlarından Boss 429, resmi olarak 375 beygir gücündeydi. Ancak tıpkı GTO gibi, bu rakamın da sigorta maliyetlerini düşük tutmak ve yarış kurallarına uymak için kasıtlı olarak düşük gösterildiği düşünülüyor. Gerçek potansiyeli, resmi rakamların çok üzerindeydi.

6. Lamborghini Countach LP400 (1974) – 375 Beygir Gücü

1974’te piyasaya çıktığında bir uzay gemisini andıran Countach, “makas kapıları” ve fütüristik tasarımıyla bir neslin hayallerini süsledi. 4.0 litrelik V12 motorundan aldığı 375 beygir güç, onu sadece sıra dışı göstermekle kalmıyor, aynı zamanda inanılmaz derecede hızlı yapıyordu. Orijinal LP400 versiyonundan sadece 157 adet üretilmiştir.

5. Aston Martin V8 Vantage (1977) – 380 Beygir Gücü

Aston Martin, V8 Vantage’ı 1977’de tanıttığında onu “dünyanın en hızlı dört kişilik seri üretim otomobili” olarak lanse etti. 380 beygir gücü, lüks iç mekanı ve kaslı tasarımıyla bu unvanın hakkını veriyordu. Hem bir süper otomobil kadar hızlı hem de uzun yolculuklar için bir grand tourer kadar konforluydu.

4. Lamborghini Miura P400 SV (1971) – 385 Beygir Gücü

Birçoklarına göre “ilk süper otomobil” olan Miura’nın en gelişmiş ve en güçlü versiyonu P400 SV’ydi. 385 beygire yükseltilen gücü ve iyileştirilen aerodinamik yapısıyla Miura efsanesini taçlandırdı. Eşsiz güzelliği ve performansı, onu bugün milyon dolarlık değere sahip en çok aranan klasiklerden biri yapıyor.

3. Jensen Interceptor SP (1971) – 385 Beygir Gücü

İngiliz şasisi, İtalyan tasarımı ve Amerikan gücünü birleştiren Jensen Interceptor, opsiyonel “SP” (Six-Pack) paketiyle tam 385 beygir güç üreten bir Chrysler V8 motoruna sahipti. Bu, onu döneminin en güçlü otomobillerinden biri ve Amerikan motoru taşıyan en güçlü Avrupalı yapıyordu.

2. Plymouth HEMI ‘Cuda (1970) – 425 Beygir Gücü

Efsanevi HEMI1970 model HEMI ‘Cuda, adını taşıdığı 426 kübik inçlik efsanevi HEMI V8 motoru sayesinde resmi olarak 425 beygir gücündeydi. Döneminin en korkutucu performans makinelerinden biriydi ve “muscle car” çılgınlığının tepe noktasını temsil ediyordu.

1. Chevrolet Chevelle 454 SS LS6 (1970) – 450 Beygir Gücü

Resmi olarak 450 beygir gücü üreten LS6 motoruyla 1970 Chevrolet Chevelle 454 SS, kağıt üzerinde dönemin tartışmasız kralıydı. Neredeyse rakipsiz olan bu güç, onu Amerikan otomobil tarihinin en ikonik performans figürlerinden biri yaptı. Uzun süre diğer nadir kaslı otomobillere göre daha uygun fiyatlı kalsa da, koleksiyonerlerin gözünde değeri her geçen gün artıyor.

Apple M5 iPad Pro çok farklı olacak

Apple, M4 çipli iPad Pro modellerinde yaptığı tasarım değişikliğinin ardından, M5 işlemcili yeni nesil iPad Pro’da da ön kamera düzenini yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Mevcut modellerde yatay kullanım esas alınarak üst kenara taşınan ön kameraya ek olarak, yeni modellerde çift ön kamera yer alacak. Bu sayede cihazın yönü fark etmeksizin hem dikey hem de yatay kullanımda görüntülü görüşme ve fotoğraf çekme deneyimi mümkün hale gelecek.

Apple M5 iPad Pro,çift ön kamera ile karşımıza çıkacak

M4 çipli iPad Pro modelleri, Mayıs 2024’te OLED ekran ve inceltilmiş tasarımla piyasaya sürüldü. Yeni M5 işlemcili modellerde ise genel tasarımın korunması, ancak işlevsellik açısından sınırlı ancak dikkat çekici yeniliklerin eklenmesi bekleniyor.

Bu yeniliklerin başında Apple’ın M5 yongası ve çift ön kamera düzeni geliyor. Apple’a yakınlığıyla bilinen kaynaklardan Mark Gurman bu bilgileri doğrularken, cihazın yönüne bağlı kalmaksızın FaceTime gibi uygulamalarda daha akıcı bir deneyim sunulmasının hedeflendiğini aktardı. Mevcut Face ID teknolojisi zaten tüm yönlerde çalışabiliyor, ancak ön kamera yalnızca tek bir kenarda yer alıyordu.

Apple tedarik zinciri analisti Ming-Chi Kuo’ya göre M5 işlemcili iPad Pro modellerinin seri üretimi 2025’in ikinci yarısında başlayacak. Şirketin geçmiş ürün takvimine bakıldığında, iPad Pro güncellemeleri genellikle 18 ayda bir gerçekleşiyor. Bu nedenle yeni modellerin Eylül ya da Ekim 2025 döneminde tanıtılması olası görünüyor.

PlayStation 6 bu işlemci ile gelecek

PlayStation 6 bu işlemci ile gelecek

Yeni nesil konsolların, Magnus işlemcisine sahip olacağı iddia edildi. Bu işlemcinin, performans tarafında fark yaratması bekleniyor.

OLED panel üretiminin çoktan başlamış olması, donanım tarafındaki hazırlıkların planlandığı şekilde ilerlediğini gösteriyor. Ancak M5 iPad Pro’nun genel tasarım çizgisi açısından radikal bir değişiklik sunması beklenmiyor. Apple, önceki modellerde ulaşılan incelik ve ekran teknolojisindeki gelişmeleri büyük ölçüde koruyarak, kullanıcı deneyimini donanımsal verimlilik ve esneklik üzerinden iyileştirmeye odaklanıyor.

FC 26 Türkçe spikeri belli oldu mu?

Geçtiğimiz hafta EA, efsanevi futbol serisinin yeni oyunu FC 26’yı resmi olarak duyurarak ön siparişe açtı. Türkiye’deki oyuncuları en çok heyecanlandıran gelişme ise oyunun tarihinde ilk defa Türkçe spiker desteğiyle gelecek olmasıydı. Bu duyuru, oyuncularda büyük bir beklenti yaratırken, herkesin aklındaki soru aynıydı: Maçları kimin sesinden dinleyecektik? Ancak EA, spikerlerin kimliğine dair ser verip sır vermeyerek bu merakı canlı tuttu.

Kafaları karıştıran FC 26 Türkçe dublajlı fragman

Türkçe spiker konusunda gizem devam ederken EA, bugün fragmanının Türkçe dublajlı bir versiyonunu paylaştı. Bu fragman, oyunculara Türkçe spiker performansına dair ilk ipuçlarını sunma potansiyeli taşısa da tam tersi bir etki yarattı. Videoda duyulan profesyonel maç anlatımı, akıllara Türkçe spiker bu mu? sorusunu getirdi.

Ancak dikkatli izleyicilerin fark ettiği bir detay, bu tezin pek de güçlü olmadığını gösteriyor. Fragmanın orijinalinde spiker ve yorumcu olarak adı geçen Derek Rae ve Stewart Robson ikilisinin isimleri, Türkçe dublajlı versiyonda da yer alıyor. Bu durum, fragmanda duyduğumuz sesin, oyunun kendisine ait spikerden ziyade, yalnızca tanıtım filmine özel bir “dublaj sanatçısı” sesi olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Kısacası, duyduğumuz ses büyük olasılıkla oyun içinde karşılaşacağımız ses olmayabilir.

Battlefield 6 çıkış tarihi sızdı

Battlefield 6 çıkış tarihi sızdı

Battlefield 6, 29 Temmuz'da resmi olarak duyurulabilir. Bu sızıntı, serinin fanlarını oldukça heyecanlandırdı.

EA, FC 26 ile ilgili yenilikleri ve detayları tek seferde açıklamak yerine haftalara yayılmış bir tanıtım takvimi izleyeceğini belirtti. Oyun içi mekanikler, modlardaki güncellemeler ve diğer önemli gelişmeler, önümüzdeki dönemde yapılacak sunumlarla oyun severlerle paylaşılacak.

FC 26 sistem gereksinimleri

FC 26 minimum sistem gereksinimleri:

  • İşletim Sistemi:  Windows 10/11 – 64-Bit
  • İşlemci: AMD Ryzen 5 1600 veya Intel Core i5 6600k
  • RAM: 8 GB RAM
  • Ekran Kartı: AMD RX 570 veya Nvidia GTX 1050 Ti
  • DirectX: Sürüm 12
  • Ağ: Geniş bant İnternet bağlantısı
  • Depolama: 100 GB kullanılabilir alan
  • Ses Kartı: DirectX: 12 Uyumlu ekran kartı veya eşdeğeri

FC 26 önerilen sistem gereksinimleri:

  • İşletim Sistemi:  Windows 10/11 – 64-Bit
  • İşlemci: AMD Ryzen 7 2700X veya Intel Core i7 6700
  • RAM: 12 GB RAM
  • Ekran Kartı: AMD RX 5600 XT veya Nvidia GTX 1660
  • DirectX: Sürüm 12
  • : Geniş bant İnternet bağlantısı
  • Depolama: 100 GB kullanılabilir alan
  • Ses Kartı: DirectX: 12 Uyumlu ekran kartı veya eşdeğeri