Mac mini rakibi Lenovo ThinkCentre neo Ultra tanıtıldı!

Lenovo kompakt masaüstü bilgisayar segmentinde iddialı bir adım attı. ThinkCentre neo Ultra serisine en son eklenen modeli tanıttı. Bu yeni mini PC Intel’in üst düzey Core Ultra 9 işlemcisini ve Nvidia’nın güçlü RTX 5060 Ti ekran kartını barındırıyor.

Lenovo ThinkCentre neo Ultra fiyatı ve özellikleri

Bu yeni model sadece 3.6 litrelik şaşırtıcı derecede küçük bir kasaya sahip. Lenovo bu cihazı “Küçük Boyut, Büyük Enerji” sloganıyla tanımlıyor. Bu kompakt yapıya rağmen sistem yüksek performanslı donanımlar sunuyor.

Yeni ThinkCentre neo Ultra, Intel’in Core Ultra 9 285 işlemcisiyle geliyor. Grafik tarafında ise 16GB belleğe sahip ve 180W güç tüketen bir RTX 5060 Ti ekran kartı bulunuyor. Bu kombinasyon zorlu görevler için tasarlandı.

Sistem toplamda 825 TOPS (Saniyede Trilyon İşlem) işlem gücü sunuyor. Bu özellikle yapay zeka (AI) odaklı iş yükleri için önemli bir değer. Cihaz, yerel olarak 14 milyar parametreye kadar büyük dil modellerini (LLM) çalıştırabiliyor.

Lenovo, güç verimliliğine de odaklanmış görünüyor. Önceki modeldeki 350W güç kaynağı yerine, bu yeni versiyonda 300W’lık bir güç kaynağı kullanılıyor. Bu durum, daha verimli bir çalışma anlamına geliyor.

Cihaz, masaüstü sınıfı LGA-1700 soketinden daha yeni LGA-1851 soketine geçiş yapıyor. Bu, gelecekteki işlemci teknolojilerine uyumluluk sağlıyor. Termal limitler ve işlem gücü arasında bir denge hedefleniyor. Bu mini iş istasyonu, özellikle yapay zeka çıkarımı yapan kullanıcılar için ideal. Ayrıca 3D render işlemleri ve yüksek çözünürlüklü video düzenleme gibi görevler için de güçlü bir seçenek sunuyor.

Lenovo özel bir NPU (Nöral İşlem Birimi) kartından da bahsediyor. Ancak bunun ayrı bir donanım mı, yoksa Intel’in Arrow Lake mimarisine mi bağlı olduğu henüz net değil. Her durumda sistemin AI yetenekleri ön planda.

Bu yeni model, CES 2025’te “Ev ve İşyeri İçin En İyi Yeni Teknoloji” ödülünü kazandı. Bu ödül, cihazın performans iddialarına güvenilirlik katıyor. Şirket içi AI iş yükleri çalıştırmak isteyen kuruluşlar için cazip bir seçenek oluşturuyor. ThinkCentre neo Ultra serisi ilk olarak CES 2024’te tanıtılmıştı. O modelde 14. Nesil Intel işlemciler kullanılıyordu. Sadece altı ay sonra Lenovo, seriyi Intel Core Ultra CPU’larla güncellemişti.

Bu son güncelleme ise seriyi daha da ileri taşıyor. Özellikle Core Ultra 9 ve RTX 5060 Ti kombinasyonu, mini PC segmentinde dikkat çekici bir güç sunuyor. Apple’ın Mac Studio gibi rakiplerine karşı güçlü bir alternatif oluşturuyor.

Lenovo, daha düşük konfigürasyonlar için de fiyat bilgisi paylaştı. Core Ultra 5 işlemci ve RTX 5060 ekran kartlı model 14.999 RMB (yaklaşık 2.056 Dolar) fiyat etiketine sahip. Core Ultra 7 işlemci ve RTX 5060 Ti ekran kartlı versiyon ise 19.999 RMB (yaklaşık 2.741 Dolar) olarak fiyatlandırıldı. Bu modeller standart olarak 32GB RAM ve 1TB depolama ile geliyor.

Ancak en üst model olan Core Ultra 9 ve 16GB RTX 5060 Ti versiyonunun fiyatı henüz açıklanmadı. Bu modelin piyasaya çıkış tarihi ve uluslararası pazarlarda ne zaman sunulacağı da belirsizliğini koruyor. Lenovo’nun bu yeni hamlesi, kompakt form faktöründe yüksek performans arayan profesyoneller için heyecan verici. Özellikle yapay zeka ve yaratıcı iş akışları için güçlü bir çözüm sunuyor.

ThinkCentre neo Ultra, küçük boyutuna rağmen sunduğu işlem gücüyle öne çıkıyor. Gelişmiş AI yetenekleri ve güçlü grafik kartı, onu segmentinde özel bir yere koyuyor. Önümüzdeki dönemde Core Ultra 9 modelinin fiyatlandırması ve global lansman detayları bekleniyor.

Volkswagen ID. Buzz geri çağrıldı: İşte nedeni!

Volkswagen’in tamamen elektrikli minibüsü ID. Buzz, ABD’de beklenmedik bir nedenle geri çağrılıyor. Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA), yaklaşık 5.700 aracı etkileyen bu kararı duyurdu. Geri çağırmanın sebebi ise oldukça şaşırtıcı: aracın arka koltuğunun fazla geniş olması. Bu durum, otomotiv tarihinde bir ilk olabilir ve VW için önemli sonuçlar doğurabilir.

Volkswagen ID. Buzz’ın üçüncü sıra koltuk genişliği güvenlik limitlerini aşıyor

NHTSA tarafından yapılan incelemede önemli bir detay ortaya çıktı. ID. Buzz modelinin üçüncü sıra koltuğu, resmi olarak iki kişilik tasarlandı. Bu nedenle koltukta sadece iki adet emniyet kemeri bulunuyor. Ancak koltuğun fiziksel genişliği, üç yolcunun sığabileceği kadar fazla. Bu durum, ABD federal güvenlik standartlarına aykırılık teşkil ediyor.

Resmi geri çağırma belgesinde NHTSA durumu netleştirdi. Belgede, koltuğun hesaplanan oturma yüzeyi genişliğinin, güvenlik yönetmeliklerinde belirtilen maksimum değeri aştığı ifade ediliyor. Bu durum potansiyel bir güvenlik riski yaratıyor.

Eğer üçüncü sıraya üç yolcu oturursa, ortadaki yolcu için emniyet kemeri bulunmayacak. NHTSA, bu durumun olası bir kaza anında yaralanma riskini artırabileceğini vurguluyor. Yolcu güvenliği standartları, her oturma pozisyonu için uygun bir emniyet kemeri olmasını gerektiriyor.

Volkswagen, bu sorunu çözmek için ilginç bir yöntem belirledi. Şirket, üçüncü bir emniyet kemeri eklemek yerine farklı bir yol izleyecek. Mevcut koltuğa ek dolgusuz trim parçaları monte edilecek. Bu parçalar oturma alanını fiziksel olarak daraltacak.

Bu müdahale sayesinde, üçüncü sırada sadece iki kişinin rahatça oturması sağlanacak. Böylece koltuk, orijinal tasarım amacına ve güvenlik standartlarına uygun hale getirilecek. Bu çözüm, ek kemer montajından daha basit ve hızlı görünüyor.

Bu geri çağırmanın, bir aracın koltuk genişliğinin fazlalığı nedeniyle yapıldığı ilk örnek olduğuna inanılıyor. Genellikle geri çağırmalar, mekanik arızalar, yazılım sorunları veya eksik güvenlik donanımları nedeniyle yapılır. Bu durum ID. Buzz vakasını özel kılıyor.

Geri çağırmanın, şu anda ABD yollarında bulunan tüm ID. Buzz minibüslerini kapsadığı düşünülüyor. Volkswagen, etkilenen araç sahipleriyle iletişime geçerek gerekli düzeltmelerin yapılmasını sağlayacak. İşlemlerin ücretsiz olacağı tahmin ediliyor.

Volkswagen ID. Buzz, ABD pazarında 2024’ün sonlarında satışa sunulmuştu. Şık tasarımı ve pratik yapısıyla dikkat çeken model, çevre dostu bir alternatif arayan aileleri hedefliyor. Elektrikli minibüs, geleneksel modellere modern bir rakip olarak konumlandırıldı.

Aracın yaklaşık 234 mil (yaklaşık 377 km) menzili bulunuyor. ABD’deki başlangıç fiyatı ise 60.000 dolar civarında belirlenmişti. ID. Buzz, özellikle retro tasarımı ve geniş iç hacmiyle olumlu ilk izlenimler bırakmıştı.

Avrupa pazarında daha önce tanıtılan ve kullanılan ID. Buzz, genel olarak beğeni toplamıştı. Elektrikli araç segmentinde VW’nin önemli bir oyuncusu olarak görülüyordu. Bu geri çağırma, modelin imajını bir miktar etkileyebilir.

Bu gelişme, Türkiye’deki otomobil meraklıları ve potansiyel elektrikli araç alıcıları için de önem taşıyor. Volkswagen, Türkiye pazarında güçlü bir marka. ID. Buzz modelinin gelecekte Türkiye’ye gelme potansiyeli bulunuyor.

ABD’deki bu geri çağırma, global güvenlik standartları ve araç tasarımı konusundaki hassasiyeti gösteriyor. Otomotiv üreticilerinin, tasarım ve mühendislik süreçlerinde bu tür detaylara daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Xiaomi’nin PUBG canavarı tableti önemli bir eşiği aştı!

Xiaomi, ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka bu kapsamda çok yakında Pad 7 Ultra modelini tanıtacak. Son gelişmeler, firmanın yeni tabletinin önemli bir eşiği aştığını gözler önüne seriyor. İşte ayrıntılar!

Xiaomi Pad 7 Ultra, 25032RP42C model numarasıyla Bluetooth SIG sertifikası aldı. Bu gelişme tabletin herhangi bir özelliğini ortaya çıkarmasa da tanıtımın çok yakında yapılacağına dair kritik ipuçları veriyor diyebiliriz. Şu an için kesin olmasa da tanıtımın bu ay içerisinde yapılacağı iddia ediliyor.

Bilindiği üzere Pad 7 Ultra modeli şubat ayında 3C sertifikası aldı. Bu listeleme ürünün 120W şarj hızlarını destekleyeceğini ortaya çıkardı. Maalesef şu an için tabletin diğer teknik özellikleriyle ilgili herhangi bir detay mevcut değil.

Tabletin geçtiğimiz yıl satışa çıkan Xiaomi Pad 7 Pro modelinden daha üst seviyeye konumlanacağı söyleniyor.

Kullanıcılara fikir vermesi açısından Pad 7 Pro’nun teknik özellikleri şu şekilde;

  • Ekran: 11,2 inç 3.2K LCD (3200×2136), 144Hz yenileme hızı, Dolby Vision ve HDR10 desteği
  • İşlemci: Snapdragon 8s Gen 3
  • RAM ve Depolama: 8/12 GB RAM ve 512 GB’a kadar depolama
  • Kamera: 50MP ana kamera + 2MP derinlik sensörü, 32MP ön kamera
  • Ses: Dört hoparlörlü Dolby Atmos ses sistemi
  • Batarya: 8.850 mAh, 67W hızlı şarj (PD 3.0 desteği)
  • İşletim Sistemi: HyperOS 2.0 (Android 15 tabanlı)
  • Bağlantı: Wi-Fi 7, Bluetooth 5.3

Powerbank’ınızdan memnun değil misiniz? İşte sebepleri

Eğer bir powerbank sahibiyseniz, cihazın üzerinde belirtilen kapasiteyi gerçekte sunmadığını mutlaka fark etmişsinizdir. Teorik olarak 10.000 mAh’lik bir power bank, 5.000 mAh kapasiteli bir telefonu iki kez tamamen şarj edebilmelidir.

Powerbank’ınız neden beklenen performansı vermiyor?

Ancak bu senaryo pratikte çoğu zaman gerçekleşmez. Bu durum, üreticilerin sizi kandırdığı anlamına gelmez; çünkü teknik olarak satın aldığınız cihaz gerçekten de üzerinde yazan kapasiteye sahip lityum piller içerir. Fakat bu kapasitenin tamamı doğrudan kullanılabilir enerjiye dönüşmüyor. Bu durum, birçok teknik nedenden kaynaklanıyor.

Powerbank'ınız neden beklenen performansı vermiyor?

En önemli sebeplerden biri voltaj dönüşümündeki verim kaybı diyebiliriz. Powerbank’ler genellikle 5V çıkış verirken; içlerindeki lityum piller enerjiyi doğal olarak daha düşük bir voltajda, genelde 3.7V seviyesinde depolar.

Bu voltaj farkını dengelemek için ise cihaz içerisinde bir dönüştürücü bulunur. Ancak bu sistem yüzde yüz verimli çalışmaz ve dönüşüm sırasında bir miktar enerji kaybolur. Bu kayıp, kullanıcıya daha düşük kapasite olarak yansır.

Bir diğer etken ise güvenlik amaçlı ayrılan yedek enerji tamponlarıdır. Hem akıllı telefonlar hem de powerbank’ler, bataryaların aşırı şarj ya da tam boşalma sonucu zarar görmesini engellemek için bir kısmını kullanım dışı bırakır.

Tesla Model Y, yepyeni rengiyle geliyor! İşte o renk

Tesla Model Y, yepyeni rengiyle geliyor! İşte o renk

Tesla Model Y, yeni rengi ile resmen karşımıza çıktı. Bu özel rengin, araç satışlarına olumlu etki yapması bekleniyor.

Telefonlarda bu tampon alan daha küçük olabilirken, bağımsız çalışan ve daha fazla enerji depolayan powerbank’lerde bu oran daha yüksektir. Aksi halde cihaz tamamen boşaldığında yeniden şarj kabul etmeyebilir.

Isı yönetimi de bu kaybın bir parçasıdır. Isı, batarya performansı açısından oldukça olumsuz bir etkendir. Akıllı telefonlar gelişmiş soğutma sistemlerine sahipken, birçok powerbank özellikle uygun fiyatlı modellerde bu konuda yetersizdir. Yetersiz ısı yönetimi, enerji kaybını artırırken kullanılabilir kapasiteyi azaltır.

Powerbank’lerin raf ömrü de bu süreci etkiler. Yeni model telefonlar her yıl tanıtılırken, powerbank ürünleri genellikle uzun süre depolarda bekler. Bu sürede batarya, kullanımda olmasa da doğal bir şekilde yıpranır. Üreticiler batarya sağlığını korumak için önlemler almasına rağmen, lityum piller zamanla kapasite kaybeder.

Powerbank satın alırken dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de gerçek, yani kullanılabilir kapasitedir. Üreticiler rekabet nedeniyle genellikle sadece toplam kapasiteyi belirtir. Fakat gerçek kullanımda bu değerin yaklaşık yüzde 60’ı kadar enerjiye erişilebilir.

https://shiftdelete.net/wp-content/uploads/2021/09/Powerbank-nasil-sarj-edilir-9.jpg

Örneğin 20.000 mAh yazan bir cihazdan ortalama 12.000 mAh seviyesinde enerji alabilirsiniz. Bu da 5.000 mAh kapasiteli bir telefonu yaklaşık iki buçuk kez şarj etmeye yeter. Gerçek kapasiteyi anlamanın bir diğer yolu, ürün tanıtımında yer alan “kaç kez şarj eder” gibi bilgileri kontrol edip basit bir hesap yapmaktır.

Son olarak, kablosuz şarj destekli manyetik powerbank’lerden ziyade kablolu modelleri tercih etmek daha verimlidir. Kablosuz şarj hem daha fazla ısı üretir hem de enerji kaybını artırır, ayrıca fiyat olarak da daha yüksektir.

Güvenilir markaları tercih etmek, kullanıcı yorumlarını incelemek ve ürün performansına dair detaylara göz atmak bu alandaki en doğru seçimleri yapmanıza yardımcı olacaktır. Bilinmeyen markalardan uzak durmak; kalite, dayanıklılık ve güvenlik açısından büyük önem taşır.

HBB TV nedir? HBB TV özelliği ne işe yarıyor?

Ülkemizde ve dünyada birçok firma HBB TV teknolojisini aktif olarak kullanıyor. Bu makalemizde HBB TV nedir? ve HBB TV özelliği ne işe yarıyor? sorularını yanıtlayacağız.

Hybrid Broadcast Broadband (Hibrit Yayın Genişbant) TV olarak da bilinen HBB TV, ilk olarak 2009 yılında Fransız ulusal kanalı tarafından kullanıldı. Bir yayın standardı olarak tanımlanan HBB TV, ülkemizde Arçelik ve Vestel gibi yerli üreticiler tarafından da destekleniyor.

HBB TV nedir?

Geleneksel medya ile dijital medyayı bir araya getiren HBB TV, televizyon sahiplerine hibrit kullanım imkanı sunuyor. Kullanıcılar, HBB TV sayesinde geçmiş yayınları izleme ve yayın programlarını görüntüleme gibi spesifik işlemler haricinde teletext gibi eski teknolojileri de kullanabiliyor.

HBB TV nedir? HBB TV özelliği ne işe yarar? 

İzleme davranışını değiştirmek, TV operatörleri için zorlu bir süreç olarak görülüyor. HbbTV Derneği, geleneksel medya sektöründe yeni fırsatlar oluşturabilmek için Operatör Uygulamaları (OpApps) spesifikasyonunu geliştirdi.

Laptop alırken dikkat edilmesi gerekenler [2022]

TRT Artı kanalı, 2014 yılında HBB TV özelliğini aktif ederek Türkiye’deki ilk HBB TV destekleyen kanal ünvanını elde etti. Ülkemizde yayın yapan neredeyse bütün kanallar HBB TV özelliğini kullanıyor.

HBB TV özelliği ne işe yarar? 

Open IPTV Forum, CEA, DVB ve W3B platformları, 2006 yılında bir araya gelerek HBB TV standardını geliştirdi. Günümüzde HBB TV 2.0.2 standardı kullanılıyor.

Entegre uydu alıcısına sahip olan ve internete bağlı akıllı televizyonlar, HBB TV özelliğini kullanabiliyor. Bazı firmalar, HBB TV özelliğini yeni nesil etkileşimli teleteks teknolojisi olarak adlandırıyor.

Akıllı TV pazarının genişlemesiyle birlikte hayatımızın bir parçası olan HBB TV, genişbant üzerinden iletilen çevrimiçi hizmetleri de kapsıyor. HBB TV özelliğine sahip cihazlar, yayıncıların ücretli içerik sunmasına imkan tanıyor.

HBB TV OpApps, standart bir çözüm olması ve spesifikasyon gerekliliklerini sağlayan tüm cihazlarda sorunsuz çalışması nedeniyle operatörlere kullanıcı deneyimi üzerinde daha fazla kontrol imkanı sunuyor. 

HBB TV OpApps, belirli standartlar üzerine inşa edildiği için hem harici uydu alıcılı televizyonlarda hem de akıllı TV’lerde aynı arayüz deneyimini sunabiliyor. Bununla birlikte HBB TV özelliğini kullanan üreticiler, televizyon yayıncılarıyla ortak pazarlama kampanyası yaparak yeni iş fırsatları oluşturabiliyor.

vivo iQOO Buds 1i tanıtıldı: 50 saate varan pil ömrü dikkat çekiyor

vivo’nun oyuncu odaklı markası iQOO, yeni tam kablosuz kulaklığı Buds 1i modelini tanıttı. Hafta sonu duyurulan bu yeni TWS kulaklık, özellikle 50 saate varan etkileyici pil ömrüyle teknoloji gündemine oturdu.

Bölgesel farklılıklarla gelen etkileyici pil süresi

Kulaklığın en çarpıcı vaadi sunduğu uzun kullanım süresi. Endonezya pazarında satışa çıkan versiyon, tek şarjla 50 saate kadar pil ömrü sunuyor. Bu TWS segmenti için oldukça iddialı bir değer. Ancak ilginç bir şekilde ürünün Çin pazarındaki versiyonu farklı. Çin’deki kullanıcılar için sunulan modelde pil ömrü 45 saat ile sınırlı tutulmuş. Bu bölgesel farklılık dikkat çekiyor.

Aslında iQOO Buds 1i vivo’nun Çin’de sattığı Buds 3i modeline oldukça benziyor. Temel fark iQOO markası altında sunulan şık sarı-siyah renk seçeneği olarak görünüyor. Bu durum vivo’nun mevcut bir ürünü iQOO markası altında yeniden konumlandırdığını gösteriyor. Yeni renk ve iQOO logosu, ürüne farklı bir kimlik kazandırmayı amaçlıyor olabilir.

Teknik özelliklere bakıldığında IP54 sertifikası göze çarpıyor. Bu kulaklığın toza ve su sıçramalarına karşı dayanıklı olduğu anlamına geliyor. Günlük kullanım ve spor aktiviteleri için uygunluk sağlıyor. Bağlantı tarafında güncel Bluetooth 5.4 teknolojisi kullanılıyor. Özellikle oyuncular için kritik olan düşük gecikme süresi Oyun Modu’nda 88 milisaniye olarak belirtiliyor.

Ses kalitesi için 10 mm dinamik sürücüler tercih edilmiş. Yüksek polimer kompozit malzemeden üretilen bu sürücüler, “mega bas”, net vokaller ve berrak tiz sesler sunuyor. Yazılım özellikleri arasında yapay zeka destekli gürültü engelleme de bulunuyor. Bu teknoloji özellikle telefon görüşmeleri sırasında ortam gürültüsünü azaltarak daha net iletişim sağlıyor.

Uluslararası pazara sunulan versiyon Google Asistan desteği ile geliyor. Ayrıca Google Fast Pair özelliği sayesinde Android cihazlarla hızlı ve kolay eşleşme imkanı tanıyor. iQOO Buds 1i, “Star Light” olarak adlandırılan tek bir renk seçeneğiyle sunuluyor. Bu sarı ve siyah tonların kombinasyonu dinamik ve genç bir görünüm sergiliyor.

Fiyatlandırma konusunda da bölgesel farklılıklar mevcut. Endonezya’da satılan 50 saatlik pil ömrüne sahip modelin fiyatı yaklaşık 21 Dolar (18 Euro) seviyesinde. Çin pazarındaki 45 saatlik versiyon ise çok daha uygun bir fiyata sahip. Bu modelin fiyatı yaklaşık 95 CNY, yani sadece 13 Dolar (11 Euro) civarında.

Özetle iQOO Buds 1i, uzun pil ömrü ve uygun fiyatıyla öne çıkan yeni bir TWS kulaklık. Düşük gecikme süresi ve suya dayanıklılık gibi özellikler de cabası. Bu yeni modelin Türkiye pazarına gelip gelmeyeceği henüz belirsiz. Ancak global teknoloji pazarındaki bu yeni oyuncu uygun fiyatlı TWS arayanlar için dikkate değer bir seçenek olabilir.

One UI 8 beta sürümü erken gelebilir!

Samsung kullanıcıları için heyecan verici bir gelişme yaşanabilir. Yeni One UI 8 arayüzünün ilk beta sürümünü beklenenden çok daha erken, haziran ayında yayınlayabilir. Bu durum Android güncellemelerini sabırsızlıkla bekleyenler için önemli.

One UI 8 ilk beta haziran ayında mı başlayacak?

Güvenilir kaynaklardan sızan bilgilere göre Samsung’un yazılım takviminde önemli bir hızlanma söz konusu olabilir. İddialar One UI 8 beta programının haziran ayında başlayabileceğini gösteriyor. Bu, Google’ın Android 16 sürümünü yayınlamasıyla aynı döneme denk gelebilir.

samsung-one-ui-8-beklenenden-daha-erken-geliyor

Ancak teknoloji kulislerinde tanınan Tarun Vats gibi isimler, bu tür takvimlerin değişebileceği konusunda uyarıyor. Samsung’un güncelleme planları sık sık revize edilebiliyor. Bu nedenle haziran ayı tahmini şimdilik ihtiyatla karşılanmalı.

Eğer beta süreci haziranda başlarsa, kararlı sürümün Ağustos veya Eylül gibi erken bir tarihte kullanıcılara ulaşması mümkün olabilir. Bu, One UI 7’ye kıyasla çok daha hızlı bir geçiş anlamına geliyor.

Hatırlanacağı üzere, One UI 7 beta programı ancak geçtiğimiz Aralık ayında başlamıştı. Bu gecikme, Samsung’un zamanında güncelleme konusundaki itibarına gölge düşürmüştü. Kullanıcı güveninde sarsılmalar yaşanmıştı.

One UI 8’in olası erken çıkışı, Samsung’un bu güveni yeniden tesis etme çabası olarak yorumlanabilir. Şirket, genellikle yazılım desteği konusunda sektörün en iyileri arasında yer alıyor. One UI 7’deki aksaklıklar istisna olarak görülüyor. Şimdi gözler Android 15 tabanlı One UI 7’nin ardından gelecek olan One UI 8’e çevrildi. Samsung henüz resmi bir açıklama yapmasa da, sızıntılar beklentileri artırıyor.

One UI 8’in, One UI 7 gibi köklü değişiklikler yerine daha çok iyileştirmelere odaklanması bekleniyor. Bu durum, test ve dağıtım sürecini hızlandırabilir. Daha az kapsamlı değişiklik, daha hızlı bir yayınlanma anlamına gelebilir. Söylentilere göre Samsung asıl büyük yenilikleri One UI 8.5 sürümüne saklıyor olabilir. Bu daha kapsamlı güncellemenin ise Galaxy S26 serisiyle birlikte tanıtılması bekleniyor.

Samsung’un uzun vadeli yazılım desteği konusundaki güçlü geçmişi devam ediyor. One UI 7 sürecindeki aksaklıklar, genel tabloyu şimdilik değiştirmiş görünmüyor. Ancak kullanıcılar, güncellemelerin zamanında gelmesini bekliyor.

One UI 8’in erken beta ihtimali, bu beklentilere olumlu bir yanıt olabilir. Daha kısa bir beta süreci ve hızlı bir kararlı sürüm dağıtımı, kullanıcı memnuniyetini artıracaktır.

Android 16’nın getireceği yeniliklere Samsung’un kendi arayüz iyileştirmeleriyle erken erişim, Galaxy kullanıcıları için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu durum, markanın rekabetteki konumunu da güçlendirebilir.

Samsung’un güncelleme stratejisi, kullanıcı deneyimini doğrudan etkiliyor. One UI 8’in zaman çizelgesi, şirketin yazılım konusundaki önceliklerini ve hızını gösterecek. Önümüzdeki haftalar, bu konudaki belirsizlikleri ortadan kaldırabilir.

Sonuç olarak, One UI 8 beta sürümünün haziranda yayınlanma potansiyeli, teknoloji dünyasında heyecan yarattı. Bu erken çıkış, hem kullanıcı güvenini tazeleyebilir hem de Android 16’ya hızlı bir geçiş sağlayabilir. Gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz.

Trump açıkladı: Yabancı yapım filmlere %100 ek vergi geliyor

Donald Trump, Pazar günü yaptığı şok bir açıklamayla gündeme oturdu. Truth Social platformu üzerinden duyurduğu kararla, “Yabancı Topraklarda üretilen” tüm filmlere %100 gümrük vergisi getirileceğini belirtti. Bu adımın hemen atılacağını vurguladı.

Trump, kararı ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirdi

Trump, bu kararın gerekçesini de açıkladı. Diğer ülkelerin Amerikalı film yapımcılarını çekmek için sunduğu teşviklerin ABD film endüstrisini hızla bitirdiğini savundu. Bu durumu ulusal güvenlik tehdidi olarak gördüğünü ifade etti.

Trump, Ticaret Bakanlığı ve ABD Ticaret Temsilciliği’ne talimat verdiğini iddia etti. Bu kurumların derhal böyle bir tarife uygulamaya başlamasını istediğini belirtti. Trump, bunun diğer ulusların ortak çabası olduğunu söyledi.

Ayrıca bu durumu “mesajlaşma ve propaganda” olarak nitelendirdi. Trump, “Yeniden Amerika’da film yapılmasını istiyoruz!” diyerek sözlerini tamamladı. Bu çıkış, film endüstrisinde büyük yankı uyandırdı.

Ticaret Bakanı Howard Lutnick, X platformunda yaptığı paylaşımla konuya dahil oldu. Lutnick, “Bu işin üzerindeyiz” ifadesini kullandı. Ancak ne Lutnick ne de Trump, uygulamanın detaylarını paylaşmadı.

Bu hamlenin tam olarak kimi hedefleyeceği belirsizliğini koruyor. Yurt dışında film üreten yabancı veya Amerikalı yapım şirketlerinin etkilenip etkilenmeyeceği net değil. Uygulamanın nasıl işleyeceği merak konusu.

Los Angeles’taki film ve televizyon yapımı son on yılda önemli ölçüde düştü. FilmLA verilerine göre bu düşüş yaklaşık %40 seviyesinde. FilmLA, bölgedeki yapımları takip eden kar amacı gütmeyen bir kuruluş.

Aynı dönemde dünya genelindeki hükümetler daha cömert davrandı. Yapımları kendi ülkelerine çekmek için vergi indirimleri ve nakit iadeleri sundular. Bu durum küresel rekabeti artırdı.

Ampere Analysis, 2025’te içerik üretimi için küresel harcamanın 248 milyar dolar olacağını öngörüyor. Ülkeler bu pastadan daha büyük pay almak için yarışıyor. Trump’ın hamlesi bu rekabet ortamında geldi.

Trump’ın duyurusu uluslararası tepkilere yol açtı. Avustralya ve Yeni Zelanda’daki politikacılar Pazartesi günü açıklama yaptı. Kendi film endüstrilerini savunacaklarını belirttiler.

Avustralya İçişleri Bakanı Tony Burke, Screen Australia başkanıyla görüştüğünü söyledi. Önerilen tarifeler hakkında konuştuklarını aktardı. Burke, Avustralya film endüstrisinin haklarını savunacaklarını net bir dille ifade etti.

Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon da bir basın toplantısı düzenledi. Hükümetin önerilen tarifelerin detaylarını beklediğini söyledi. Luxon, sektörün büyük bir savunucusu olacaklarını belirtti. Trump’ın bu adımı, daha önce Çin ile başlattığı ticaret savaşını hatırlatıyor. Küresel tarifeler piyasaları sarsmış ve ABD’de resesyon korkularına yol açmıştı. Film endüstrisi bu gerilimden zaten etkilenmişti.

Çin, Nisan ayında Trump’ın açıklamalarına yanıt vermişti. Ülkeye girmesine izin verilen Amerikan filmlerinin kotasını düşürmüştü. Çin, ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci film pazarı konumunda. Ancak son yıllarda Çin’de yerli yapımlar Hollywood ithalatını geride bıraktı. Bu durum, pazar dinamiklerinin değiştiğini gösteriyor. Yeni tarife kararı bu dengeyi daha da etkileyebilir.

Eski üst düzey Ticaret Bakanlığı yetkilisi William Reinsch konuyu değerlendirdi. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi kıdemli üyesi Reinsch, misillemelerin yıkıcı olacağını söyledi. Reinsch, “Misilleme bizim endüstrimizi öldürür. Kazanacağımızdan çok kaybedeceğimiz şey var,” dedi. Filmler için ulusal güvenlik veya ulusal acil durum gerekçesi sunmanın zor olacağını ekledi.

Trump’ın ani kararı, küresel film endüstrisinde belirsizlik yarattı. Uygulamanın detayları ve olası uluslararası tepkiler yakından takip edilecek. Bu hamlenin ticari ve kültürel sonuçları merakla bekleniyor.

İnceliğiyle dikkat çekecek: Galaxy S25 Edge fiyatı ve özellikleri ortaya çıktı!

İnce tasarımıyla dikkat çeken Samsung Galaxy S25 Edge modeli için geri sayım başladı. 22 Ocak’taki Galaxy Unpacked etkinliğinde ilk kez görücüye çıkan telefonla ilgili günden güne yeni detaylar geliyor. Son raporlar, modelle ilgili önemli detayları gözler önüne seriyor.

Samsung’un Galaxy S25 Edge’i 13 Mayıs’ta tanıtması bekleniyor. WinFuture tarafından paylaşılan yeni bir rapora göre cihaz 5,85 mm kalınlığında titanyum bir çerçeveye, cam ön ve arka yüzeye sahip olacak. Arka kısımda Corning Gorilla Glass Victus 2, ön tarafta ise Gorilla Glass Ceramic 2 kullanılacak.

Galaxy S25 Edge fiyatı ve özellikleri

Galaxy S25 Edge, 6.7 inç boyutunda AMOLED ekrana sahip olacak (3120 × 1440 piksel çözünürlük), 120Hz yenileme hızı sunacak ve ultrasonik ekran altı parmak izi sensörüyle gelecek. Cihazın işlemcisinin Snapdragon 8 Elite olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda 12 GB RAM ve 256 GB ya da 512 GB depolama seçeneklerine sahip olacak. Ürünün 3.900 mAh kapasiteli bataryası kablosuz şarj desteği de sunacak.

Kamera özelliklerine gelince telefonda OIS destekli, f/1.7 diyafram açıklığına sahip 200 MP ana sensör bulunacak. Ayrıca f/2.2 diyafram açıklığına sahip 12 MP ultra geniş açılı kamera ve yine f/2.2 diyafram açıklığına sahip 12 MP ön kamera yer alacak. Modelin ana sensörü S25 Ultra modelinde de kullanılan 1/1.3 inçlik sensörle aynı ve yüksek kaliteli 2x yakınlaştırmalı fotoğraflar çekebilecek. Ön kamerası ise 1/3.2 inç boyutundaki S5K3LU sensörünü kullanacak.

Model, Android 15 tabanlı One UI 7 arayüzüyle gelecek. IP68 sertifikası, Bluetooth 5.4, Wi-Fi 7 ve yapay zeka destekli araçlar da cihazın diğer öne çıkan özellikleri arasında. Ağırlığı ise 163 gram seviyesinde olacak. Ürünün Avrupa’da 256GB modeli için başlangıç fiyatı 1.249 euro ve 512GB modeli içinse 1.369 euro olarak belirlendi. Renk seçenekleriyse Titanyum Jet Siyahı, Titanyum Buz Mavisi ve Titanyum Gümüş şeklinde olacak.


Google’ın merkez binası nerede?

Teknoloji endüstrisinin en büyük şirketlerinden biri olan Google, dünyanın dört bir tarafında ofise sahip. Arama’dan Haritalar’a kadar uzanan geniş ürün yelpazesine yer veren firma, ayrıca dikkat çekici ofisleriyle merak konusu haline geliyor. Peki Google merkez binası nerede? İşte Googleplex hakkında merak edilenler.

Google’ın merkez ofisi Googleplex ile tanışın

Dünyanın en etkili teknolojik şirketlerinden Google’ın merkezi ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yer alıyor. Donanım ve yazılım devi, Silikon Vadisi’ni oluşturan şehirlerden biri olan Mountain View’de Googleplex isimli bir genel merkeze sahip.

Googleplex kampüsü Google ve plex (kompleks) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşan bir isimdir. 185 bin 806 metrekarelik alana kurulan Google’ın ana merkezi, ilk olarak Silicon Graphics isimli firmanın binasının satın alınmasıyla 2004’te kuruldu. Kampüsü ve binaları ise 2005 yılında ünlü mimar Clive Wilkinson tasarladı.

Googleplex’in sadece bir yönetim merkezi olmadığını, aynı zamanda diğer küçük girişimlere de yer verdiğini belirtelim. Ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği sunan düzinelerce restoran ve kafeye sahip. Pinpon masaları ve şezlonglarla donatılmış eğlence odaları da erişime açık.

Şirket merkezinden şehrin farklı noktalarına ücretsiz ulaşım imkanı sunuluyor. Ek olarak, çalışanların ve ziyaretçilerin rahatça gezebilmesi için kampüs içerisinde renkli Google bisikletleri bulunuyor. Bu bisikletler ile ofisin farklı bölgelerini keşfetme fırsatı sağlanıyor.

Googleplex’in oldukça çevreci tasarlandığı biliniyor. Kompleksin yaklaşık yüzde 30’luk enerji ihtiyacı güneş panelleri tarafından sağlanıyor. Ayrıca iki büyük otoparkta ise park edilmiş elektrikli arabaları şarj eden üniteler bulunuyor.

Google Türkiye ofisi nerede?

Türkiye’ye 2006 yılında Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti adıyla giriş yapan Google, 2012 yılından bu yana yeni ofisinde hizmet vermekte. Google Türkiye ofisi İstanbul’un Şişli ilçesindeki bir gökdelende bulunuyor.

2012 yılında bu ofisine taşınan Google; İstanbul merkezinde çeşitli tanıtım ve pazarlama faaliyetleri yürütüyor. Şişli’deki ofisin ziyaretçilere açık olduğunu da söyleyelim.

Siz Google merkez binası hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.

En kullanışlı Samsung akıllı TV özellikleri!

Samsung’un akıllı televizyonları, sunduğu fonksiyonlarla izleme deneyimini geliştiriyor. Bu akıllı televizyonlar, çoğu kullanıcının farkında olmadığı birçok pratik özellikle birlikte geliyor. Makalemizde, bu özelliklerden bahsedeceğiz.

İşte en kullanışlı Samsung akıllı TV özellikleri

Yayın platformlarının çeşitliliği arasında kaybolmak kolay olsa da, Samsung’un sunduğu Universal Guide özelliği sayesinde tüm içerikler tek bir ekranda toplanıyor. Bu özellik, hangi uygulamada neyin yayınlandığını tek tek kontrol etme ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Ev tuşuna basarak erişilebilen bu sistemden faydalanmak için, Samsung hesabınızın olması ve internet bağlantınızın aktif olması gerekiyor.

Yükselen yayın abonelik fiyatları, kullanıcıları alternatif çözümler aramaya yönlendiriyor. Samsung TV Plus da bu noktada devreye giriyor. Ekstra bir ücret veya cihaz gerektirmeden, doğrudan televizyon üzerinden erişilebilen bu hizmet, 100’ün üzerinde canlı kanal sunuyor.

Spor ve haber içeriklerine ulaşmak mümkün ve tamamen ücretsiz. İçerik yelpazesi Netflix veya Prime kadar geniş olmasa da sunulan çeşitlilik dikkate değer diyebiliriz. Ayrıca Samsung TV Plus uygulamasını indirerek bu yayınlara mobil cihazlar üzerinden de ulaşmak mümkün.

Tesla Model Y, yepyeni rengiyle geliyor! İşte o renk

Tesla Model Y, yepyeni rengiyle geliyor! İşte o renk

Tesla Model Y, yeni rengi ile resmen karşımıza çıktı. Bu özel rengin, araç satışlarına olumlu etki yapması bekleniyor.

Oyun konsoluna sahip olanlar için ise Game Mode özelliği ciddi bir avantaj sağlıyor. Bu mod, gecikmeyi ve hareket bulanıklığını azaltarak oyun deneyimini gözle görülür şekilde iyileştiriyor. Yeni model Samsung televizyonlarda konsol bağlandığında bu ayar otomatik olarak etkinleşiyor.

Samsung telefon kullananlar için SmartThings uygulaması da oldukça işlevsel. Böylece harici bir cihaz kullanmadan, yalnızca telefonunuzu televizyona hafifçe dokundurarak içerik yansıtmak mümkün hale geliyor.

Bu özelliklerin yanı sıra; çoklu görüntüleme imkanı tanıyan multiview modu, ortamla uyumlu hale gelen ambient mode ve sesli komutlarla kontrol sağlayan Bixby asistanı da Samsung akıllı televizyonların öne çıkan diğer detayları arasında yer alıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

BYD, Egea’yı solladı! Nisan’da en çok satan otomobiller belli oldu

Türkiye otomobil pazarında 2025 Nisan ayı sonuçları segmentler arası rekabetin ne kadar yoğunlaştığını bir kez daha ortaya koydu. Ay boyunca toplam 85 bin 411 adet binek otomobil satışı gerçekleşti.

Nisan ayında en çok satan otomobiller

Listenin zirvesinde 3 bin 994 adetle Renault Clio HB yer aldı. Ancak en dikkat çekici değişiklik, BYD’nin şarj edilebilir hibrit modeli Seal U DM-i’nin yükselişi oldu. Bu model, 3.687 adetle uzun süredir zirveye oynayan Fiat Egea Sedan’ı 49 adet farkla geride bırakarak ikinci sıraya yükseldi.

Fiat Egea Sedan 3.638 adetle üçüncü sırada yer aldı. Bu tablo, 8 yıldır Türkiye’nin en çok satan otomobil modeli olan Egea’nın ilk kez bu kadar güçlü bir şekilde tahtının sarsıldığını gösterdi. Dördüncü sırada 3.537 satışla yerli elektrikli otomobil Togg T10X yer aldı. Togg, aynı zamanda Türkiye’de nisan ayında en çok satılan elektrikli otomobil olmayı da sürdürdü.

Renault Megane Sedan 2.939 adetle beşinci sıraya yerleşirken, Peugeot’nun B-SUV sınıfındaki temsilcisi 2008 modeli 2.692 adetlik satışla altıncı sıraya yer aldı. Toyota Corolla 2.631 adetle yedinci olurken, onu 2.260 adetlik satışla Fiat Egea Cross takip etti. Toyota C-HR modeli 2.234 adetle dokuzuncu sıraya yerleşti. Listenin ilk 10 sırasını ise 2.074 adetlik satışla Peugeot 3008 tamamladı.

Listede yer alan diğer dikkat çeken modeller arasında Hyundai i20 (1.783), Dacia Sandero Stepway (1.637), BMW X1 (1.628), Chery Tiggo 7 Pro Max (1.605) ve Ford Focus (1.585) öne çıktı. Elektrikli ve hibrit araçlara olan ilginin artmasıyla birlikte BYD Seal U gibi plug-in hibrit modellerin pazar payında ciddi artış gözlemlendi.

Listenin devamında MINI Countryman 1.104 adetle 22. sıradan listeye girerken, Renault Duster 1.073 adet, Volkswagen Tiguan 970 adet, KGM Torres 961 adet ve Kia EV3 927 adetle onu takip etti. Elektrikli modellerin toplam satışlar içindeki payı giderek artarken, pazardaki çeşitlilik de belirgin şekilde genişliyor.

SıraMarkaModelSatış Adedi
1RenaultClio HB3.994
2BYDSeal U DM-i3.687
3FiatEgea Sedan3.638
4ToggT10X3.537
5RenaultMegane Sedan2.939
6Peugeot20082.692
7ToyotaCorolla2.631
8FiatEgea Cross2.260
9ToyotaC-HR2.234
10Peugeot30082.074
11OpelCorsa2.014
12Hyundaii201.783
13DaciaSandero Stepway1.637
14BMWX11.628
15CheryTiggo 7 Pro Max1.605
16FordFocus1.585
17CitroenC4X1.539
18HyundaiBayon1.469
19VolkswagenT-Cross1.267
20ToyotaCorolla Cross1.237