Son dönemde yaptığı indirimlerle dikkat çeken Steam, geçtiğimiz haftanın en çok indirilen oyunlarını paylaştı. Oynaması ücretsiz yapımların öne çıktığı listede yeni çıkan bazı oyunlar da yer alıyor. İşte Steam’de en çok indirilen PC oyunları!
Steam en çok indirilen PC oyunları – 6 Mayı
Steam’de en çok indirilen PC oyunlarında ücretsiz yapımlar dikkat çekiyor. Listenin birinci sırasında Counter-Strike 2 yer alıyor. İkinci sırada Clair Obscur: Expedition 33 ve üçüncü sırada ise The Elder Scrolls IV: Oblivion Remastered karşımıza çıkıyor.
İşte Steam’de geçtiğimiz haftanın en çok indirilen PC oyunları;
Counter-Strike 2
Clair Obscur: Expedition 33
The Elder Scrolls IV: Oblivion Remastered
Steam Deck
Schedule I
R.E.P.O.
Rust
V Rising
PUBG: Battlegrounds
War Thunder
EA Sports FC 25
Forza Horizon 5
Crusader Kings III
Marvel Rivals
Stellaris
Drive Beyond Horizons
Once Human
Dark Souls III
Split Fiction
Deadzone: Rogue
Call of Duty
Apex Legends
Star Wars Jedi: Survivor
NBA 2K25
The Sims 4
Warframe
Grand Theft Auto V Legacy
Squad
Baldur’s Gate 3
DOOM: The Dark Ages
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz listede yer alan hangi oyunları oynuyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Günümüz dünyasında WhatsApp kelimesini duyan herkesin kafasında ortak bir düşünce beliriyor: iletişim. Uygulama, program, yazılım gibi kelimelerden zerre kadar anlamayanların dahi beyinlerinde özdeşleştirdiği bu iki kavram sıra dışı bir geçmişi sahip. Toplam 2 milyardan fazla kullanıcısı olan WhatsApp her ne kadar Facebook çatısı altında faaliyet gösterse de esasında kurucularının Facebook ile ironik bir bağları var.
Hazırsanız Brian Acton ve Jan Koum isminde umutsuz iki genç girişimcinin “Reklamsız! Oyun yok! Hile yok!” ilkesiyle kurduğu ve ilk başta sadece o anki ruh halinizi paylaşabilmenize izin veren WhatsApp’ın tarihine doğru kısa bir serüvene çıkalım.
WhatsApp’ın kuruluş amacı neydi?
Dünyayı dolaşma fikriyle 20 yıldır çalıştıkları Yahoo’daki işlerini bırakan Brian Acton ve Jan Koum, kısa süre içinde birikimleri azalmaya başlayınca bu düşüncelerinden vazgeçip Facebook’a iş başvurusu yapmaya karar verdi. Ancak başvuruları kabul görmeyen gençlerin kafalarında kurduğu hesap planladıkları gibi gitmedi. Onlara yeni bir serüvenin kapılarını açacak dönüm noktası bu oldu.
Yaşayanlar mutlaka bilirler, ‘internetten iletişim’ kavramı bundan 10-12 yıl öncesine kadar yaygın değildi. Birtakım servisler ile yazılı mesajlaşma ve hatta görüntülü görüşmeler dahi gerçekleştirebilmek mümkündü ancak insanlar bunu tam anlamıyla içselleştirmemişlerdi. İletişim kurmak için baskın olan yöntem hala SMS/MMS teknolojileriydi.
2009 yılında kurulacak WhatsApp’a ilham verecek uygulamalar ise piyasada varlığını sürdürüyorlardı. Örneğin Facebook Messenger, zamanına göre sunduğu görüşme imkânlarıyla en çok tercih edilenler arasındaydı. Facebook dünya toplumunun iletişim alışkanlıklarını değiştirme yolunda emin adımlarla ilerlerken bu görevi devralacak bir girişimin ortaya çıkması an meselesi olmuştu.
Yıl 2009, WhatsApp 1.0 sahnede
Jan Koum, Ocak 2009’da satın aldığı iPhone’un daha çiçeği burnunda uygulama mağazası App Store’dan ilham alarak bu market sayesinde ulaşabilecekleri kitle potansiyelini öngörmüştü. Halihazırda eşi benzeri olmayan farklı bir şeyler denemek istiyordu: Dünyanın dört bir yanındaki insanların birbirleriyle iletişime geçmelerini sağlayacak ama rakiplerinden kendisini bir noktada da ayrıştıracak.
Jan Koum’un aklına, kullanıcıların bireysel profillerine o anki ruh hallerini yazabilecekleri “durum” fikri geldi. Bunu kadim dostu Acton’a ileten Koum birlikte yoldaşları Alex Fishman’ın kapısını çaldılar. En nihayetinde bir iOS geliştirici olmadan bu işi yürütmek imkansızdı. Alex onları RentACoder.com isimli web sitesinden bulduğu Rus geliştirici Igor Solomennikov ile tanıştırdı.
Hiç de kolay olmayan bu yolda zorlu bir süreç onları bekliyordu. Fikirlerini hayata geçirebilecekleri bir iOS uygulamasını spontane geliştirmeye başladılar. Elbette ki bu uygulamanın bir ismi de olmalıydı. Türkçe’de “nabersin, ne var ne yok” anlamına gelen Whats’up kelimesi Koum’un “durum” fikriyle örtüştüğü için projelerine ondan türettikleri “WhatsApp” adını koymaya karar verdiler. Nitekim 24 Şubat 2009 yılında WhatsApp Inc. şirketini Amerika Birleşik Devletleri’nde tescillediler.
Bizim toplumumuzdaki “senin o iş tutmaz, batarsın” gibi laflarla çevresine durmadan negatif enerji aşılayanların birebir aynıları ABD’de de yok değil. Brian Acton ve Jan Koum, WhatsApp’ı arkadaşlarına anlattı ancak bekledikleri gibi olumlu tepkiler alamamışlardı. Bir de uygulamanın sürekli çökmesi ve beraberinde baş gösteren diğer sorunlar Jan’ı iyice karamsarlığa sürükledi.
Tüm umudunu yitiren Jan yeni işler aramaya başladı, bunun üzerine arkadaşı Brian ona şu sözlerle özgüven aşılamak istedi:
Şimdi bırakırsan aptallık edersin. Birkaç ay daha zaman ver.
Brian Acton ve Jan Koum olumsuzlukları aldırış etmeyip onlarla mücadele etmekte karar kıldılar ve geliştirmeye devam ettiler.
Apple’ın farkında olmadan sağladığı büyük katkı
Haziran 2009’da Apple, Anlık Bildirim (Push Notifications) adını verdiği yeni bir özelliği dünya genelinde kullanıma sundu. Buradaki temel amaç, insanlara telefonlarında yüklü uygulamalarda yaşanan gelişmeleri her an haberdar etmekti. Bu güncellemeyi fırsat bilen Jan Koum hemen WhatsApp’ı ilgili şekilde revize ederek, kullanıcı durumunu değiştirdiği an rehberindeki arkadaşlarına bildirim gitmesini sağlayacak bir yenilik ekledi.
Özellikle Alex Fishman’ın Rus arkadaşları bunu çok eğlenceli buldu. Hatta sırf kendi aralarında “Geç uyandım” veya “Spor salonundayım” gibi mesajlar iletmek için bile anlık bildirimlerden faydalanmaya başladılar. Bu özellik kısa süre içinde WhatsApp’ın trendi haline geldi. Artık insanlar birbirlerine adeta hal hatır sormak için bile durumlarını değiştiriyorlardı. Örneğin “Naber Jessica” bildirimini gören hemen buna kendi durumuyla karşılık veriyordu.
Jan Koum, Santa Clara’daki kasaba evinde hayatını sürdürürken bir yandan gelişmeleri de yakından takip ediyordu. Krizi fırsata çevirmek isteyen girişimci, durum uygulamasının çalışma modelini daha fazla geliştirmesi gerektiğini anladı. Artık WhatsApp’ı internet tabanlı bir anlık mesajlaşma ağına dönüştürmenin vakti gelmişti.
O zamanlar hem iPhone’u hem de bünyesinde barındırdığı diğer ürünleri birbirlerine bağlayarak kendi benzersiz ekosistemini yaratmaya çalışan Apple böylelikle WhatsApp’ın benimsenmesine çok önemli bir katkı sağlamış oldu.
WhatsApp nihayet iletişim uygulaması oldu
Medya dosyalarını desteklemeyen ancak yalnızca yazılı mesajlaşmayı mümkün kılan sürüm sonunda 27 Ağustos 2009’da App Store’a gönderildi. Brian Acton ise 1 Kasım’da resmen WhatsApp ekibine dahil oldu.
Anlık mesajlaşma uygulamasına olan talepteki süregelen yoğunluk neticesinde, WhatsApp 2.0 beta olarak piyasaya çıktı. İnsanlar yalnızca telefon numarasıyla giriş yapıp herhangi bir operatör ücretiyle uğraşmaksızın birbirlerine internetten mesaj gönderme fikrini oldukça sevip benimsediler.
WhatsApp’ın ilk sürümlerinden bir ekran görüntüsü.
O dönem en çok kullanılan mesajlaşma uygulamalarından BBM sadece Blackberry’e özel olduğundan diğer telefonlarda kullanılamıyordu. G-Talk ve Skype gibi rakipler de vardı ancak bunlara giriş yapması ve kullanması kolay değildi. Basitliği WhatsApp’ı kısa sürede yükselen yıldız haline getirdi. Bir ay içerisinde 250 bin kişi tarafından kullanılmaya başlandı.
Dünyaya açılma süreci
WhatsApp’ın beta aşaması nihayet sona erdi. Uygulama Kasım 2009’da iPhone için App Store’a özel olarak kullanıma açıldı. Yurt içi ve hatta yurt dışı ücretsiz SMS göndermenin mükemmel bir alternatifi olarak öne çıktı. Tabii iPhone kullanmayanlar tabiri caizse “bizim neyimiz eksik” diye isyan bayrağını çekmişlerdi. Kurucuların mail kutusu Nokia ve BlackBerry kullanıcılarından gelen sorularla doluydu.
Jan Koum uygulamanın BlackBerry sürümünü geliştirmek için arkadaşlarından Chris Peiffer’ı işe aldı. Ama Chris’in de tüm ABD halkı gibi içinde bir şüphe vardı. İnsanların elinde SMS diye bir şey olduğunu her fırsatta dile getirerek serzeniş yapıyordu.
ABD’de mobil operatör pazarı, uygun fiyatlı ve ücretsiz SMS/dakika paketleriyle kullanıcılarını cezbetmeye çalışan şirketlerle doluydu. İnsanların WhatsApp’ı kullanması için neredeyse hiçbir albeni yoktu. Jan Koum ve Brian Acton ikilisi şanslarını Avrupa-Asya gibi ABD dışındaki ülkelerde denemek istedi. Jan SMS’in 70’lerden kalan ölü bir teknoloji olduğunu ifade ediyordu.
Chris Peiffer’in hala şüpheleri olsa da WhatsApp’ın kullanıcı sayısındaki artıştan etkilenerek ekibe katılmayı kabul etti. Symbian OS, Android ve Windows işletim sistemlerine özel uygulamaları iki yıl içinde geliştirilmeye başlandı.
Şubat 2013’te WhatsApp’ın kullanıcı sayısı 200 milyona yükseldi ve şirket 50 personele istihdam sağlamaya başladı. Maliyet nedeniyle o zamana dek 0,99 dolar fiyatı olan WhatsApp uygulamasında değişikliğe gidildi. İlk yıl ücretsiz olacaktı, ancak sonra kullanıcılardan yıllık 1 dolarlık abonelik ücreti alınmaya başlandı.
WhatsApp’ın yükselişini gören Facebook kolları sıvadı
O zamanlar Facebook mobil cihazlara öncelik veriyor ve mesajlaşmayı temel hizmet haline getirme misyonuyla ilerliyordu. WhatsApp, Facebook Messenger’ın en büyük rakibiydi ve hatta kullanım oranlarına bakıldığında Messenger’ı geride bıraktığı anlaşılmıştı.
Tehlikenin farkında olan Facebook ileriye dönük olarak WhatsApp’ın en büyük rakiplerden biri olacağını öngördü. Şubat 2014’te uygulamanın kurucularıyla el sıkışarak 19 milyar dolar karşılığında WhatsApp’ı bünyesine kattı. Facebook’a katıldıktan sonra uygulamadaki en büyük değişiklik abonelik ücretinin kaldırılması oldu. Artık WhatsApp tamamen ücretsiz bir şekilde yoluna devam edecekti.
Kuruculara veda…
Facebook, WhatsApp’ı satın aldıktan sonra uygulamanın iş modelinde birtakım değişiklikler yaptı. Kullanıcıların durumlarını, profil fotoğraflarını ve telefon numaralarını ana şirketle paylaşmaya başladı. Sözde daha iyi bir deneyim sağlaması amacıyla alınan bu karar uygulamanın kurucularını rahatsız etti. Çünkü WhatsApp’ın kuruluş ilkesinde “gizlilik” en temel kuraldı.
Brian Action, Eylül 2017’de kâr amacı gütmeyen kuruluşu Signal Foundation’a vakit ayırmak üzere Facebook’tan ayrıldı. Veri gizliliği konusunda Facebook’la fikir ayrılığına düşen Jan Koum da görevinden istifa etti.
Bugün 180 ülkede 2 milyardan fazla insan WhatsApp kullanıyor. Platform, insanların birbirleriyle iletişim kurmak için kullandığı SMS, MMS ve diğer eskimiş teknolojilerin yerini doldurdu. Facebook’un bu sisteme işletmeleri de dahil etme vizyonuyla, mobil operatörlerin sağladığı eski teknolojilerin gelecekte tamamıyla kullanımdan kalkması bekleniyor.
Google Chrome, piyasaya çıkışı üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala daha dünyada en çok kullanılan internet tarayıcıları arasında yer alıyor. Her ne kadar Chrome uygulamasının kullanıcılara sağladığı deneyim iyi olsa da, istenmeyen bildirimleri kapatarak daha iyi hale getirmek de mümkün. Peki uygulama üzerinde bildirimleri nasıl kapatabiliriz?
Chrome bildirimlerini nasıl engelleyebiliriz?
Bildiğiniz üzere Google Chrome sadece bir değil, birden fazla platformda mevcut. Uygulamaya ister telefonunuzdan, isterseniz de bilgisayarınızdan giriş yapabiliyorsunuz. Peki her iki platformda da bu bildirimleri nasıl kapatabiliriz?
Öncelikle yaklaşık olarak 3,5 milyar kullanıcısı bulunan Chrome’un en çok kullanıldığı platformlardan birisi olan PC’de bildirimlerin nasıl engellenebileceğinden bahsedelim.
Farklı cihazlarda bu işlem nasıl yapılır?
Öncelikle bilgisayarınızdan Google Chrome’yi açın. Sağ üst köşedeki Diğer butonundan Ayarlar’ı seçin. Sol taraftaki Gizlilik ve Güvenlik bölümünün altında Site Ayarları’na ardından da Bildirimler’e tıklayın. Burada bulunan üç seçenek ile bütün bildirim özelliklerini engelleyebilir, sitenin bildirim isteği göndermesini engelleyebilir yada una izin verebilirsiniz. Seçeneklerin hemen altında ise bütün siteler için özel bildirim ayarı yapabilirsiniz
Telefon ve tabletlerde ise bu işlem çok daha basit. Telefonunuzda Google Chrome uygulamasını açıp “Diğer” seçeneğinden “Ayarlar” Menüsünü açtıktan sonra “Bildirimler” seçeneğine ulaşacaksınız. Menü içerisinde en üst kısımda “BildirimleriGöster” seçeneği bulunuyor. Buradan dilerseniz tüm bildirimleri kapatabilir, dilerseniz de özelleştirmeler yapabilirsiniz. Özelleştirme seçenekleri ise şu şekilde;
Bildirim rozetlerine izin ver / engelle
Kayan bildirimlere izin ver / engelle
Kilit ekranı bildirimlerine izin ver / engelle
Ses oynatmaya izin ver / engelle
Titreşime izin ver / engelle
İşte Google Chrome’un bildirimlerini farklı cihazlarda bu şekilde kapatıyoruz. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Microsoft’un ikonik oyun serilerinden Gears of War, tarihinde ilk kez PlayStation kullanıcılarıyla buluşuyor. 2006 yılında çıkan orijinal oyunun yenilenmiş versiyonu Gears of War: Reloaded, 26 Ağustos 2025’te PlayStation 5 için de piyasaya çıkacak.
Gears of War, PlayStation platformuna gelecek
Bir remastered versiyonu olan Reloaded, orijinal oyunun hikayesini ve atmosferini modern teknolojilerle yeniden sunuyor. 4K çözünürlük, HDR desteği, hikaye modunda 60 fps, çok oyunculu modda ise 120 fps’e kadar kare hızları sunan oyun; Dolby Atmos ve Dolby Vision teknolojileriyle ses ve görüntü deneyimini üst seviyeye taşıyor.
Oyunun geliştirici koltuğunda ise Gears serisinin ana stüdyosu The Coalition yer alıyor. Yeniden yapım sürecine ayrıca Sumo Interactive ve Disbelief stüdyoları da katkı sağladı. Reloaded, tüm orijinal indirilebilir içerikleri de ücretsiz sunacak.
Bunlar arasında, hikaye moduna dahil edilen ek bir bölümler ve çok oyunculu modlar için kozmetik öğeler de bulunuyor. Oyunda ayrıca açılabilir karakterler ve ek dijital içerikler yer alıyor.
Aurora, ABD'de sürücüsüz kamyonları ile hizmet vermeye başladı. Bu gelişme, diğer şirketlerin de önünü açabilir.
40 dolarlık fiyat etiketiyle satışa sunulacak olan Gears of War: Reloaded, daha önce Gears of War: Ultimate Edition’ı dijital olarak satın almış olan kullanıcılar için ücretsiz yükseltme imkanı da sunuyor. Bu sayede mevcut dijital kütüphaneye sahip oyuncular, ekstra bir ücret ödemeden yeni versiyona geçiş yapabilecek.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
OnePlus, ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka bu kapsamda geçen yıl tanıttığı Ace 5 ailesine önemli bir ekleme yapmak için kolları sıvadı. Son gelişmeler, Ace 5 Ultra (Supreme Edition) olarak isimlendirilmesi beklenen telefonun performans testlerine girdiğini gözler önüne seriyor. İşte ayrıntılar!
OnePlus Ace 5 Ultra performans testinde
OnePlus Ace 5 Ultra, PLC110 model numarasıyla Geekbench veri tabanında ortaya çıktı. Akıllı telefon tek çekirdekli testlerden 2 bin 779 ve çok çekirdekli testlerden ise 8 bin 660 puan almayı başardı. Bu sayede ürünün bazı özellikleri dolaylı yoldan da olsa belli oldu.
OnePlus Ace 5 Supreme Edition (PLC110) appears on Geekbench
Geekbench testlerine giren prototipin Dimensity 9400+’tan güç alıyor. 3 nm mimariyle üretilen yonga seti; 1x 3.73 GHz ARM Cortex-X925, 3x ARM Cortex-X4 ve 4x ARM Cortex-A720 çekirdeklerine ek olarak Immortalis-G925 MC12 grafik birimine ev sahipliği yapıyor.
Üründe Android 15 işletim sistemi mevcut olacak ve aynı zamanda 16 GB RAM’den beslenecek. Burada daha farklı bellek opsiyonlarının olma ihtimalini de akıllardan çıkarmamak önemli.
Şu an için cihazla ilgili ortaya atılan iddialar bunlardan ibaret. Kullanıcılara fikir vermesi açısından geçen yıl tanıtılan Ace 5 serisinin özellikleri şu şekilde;
ABD merkezli teknoloji ve ulaşım devi Uber, Türkiye’nin önde gelen çevrimiçi teslimat platformlarından Trendyol Go’nun yüzde 85’lik çoğunluk hissesini 700 milyon dolar nakit ödeme karşılığında satın aldı. Satın alma süreci, ilgili düzenleyici kurumların onayının ardından resmiyet kazanacak.
Uber, Trendyol Go’yu 700 milyon dolara satın aldı
Trendyol Grubu tarafından yapılan açıklamada, Trendyol Go’nun Uber Technologies bünyesine katılması konusunda anlaşmaya varıldığı bildirildi. Anlaşmaya göre, Uber teslimat operasyonlarını Türkiye pazarında Trendyol Go üzerinden sürdürecek. Platform mevcut haliyle; kullanıcılar, satıcılar ve kuryelere hizmet vermeye devam edecek.
Uber, Trendyol Go platformunu 700 milyon dolara satın aldı.
Satın almanın tamamlanmasıyla birlikte, Uber’in küresel yemek ve market teslimat ağı Uber Eats’in temel özellikleri Trendyol Go’ya entegre edilecek. Bu sayede Uber, Türkiye pazarında hem yerel kullanıcı deneyimini korumayı; hem de kendi global teslimat altyapısını genişletmeyi hedefliyor.
Trendyol Grup Başkanı Çağlayan Çetin yaptığı açıklamada, “Yeni yapısıyla Trendyol GO’nun büyümeye ve güçlenmeye devam edeceğine inancımız tamdır” ifadelerini kullandı.
Trendyol Go, şu anda Türkiye genelinde 19.000 kurye ile hizmet veriyor. Platform, 90.000’in üzerinde restoran ve marketten alışveriş ve yemek teslimatı sağlıyor. Uber’in bu hamlesiyle birlikte, Türkiye’deki teslimat pazarında rekabetin daha da artması bekleniyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Uber’in yaptığı bu hamle doğru mu? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
ABD’nin Huawei’ye uyguladığı ambargo nedeniyle 16 Mayıs 2019 tarihinden sonra piyasaya sürülen akıllı telefon, tablet ve diğer ürünlerde Google servisleri bulunmuyor. Fakat Android dünyasının sağladığı avantajlar sayesinde satın aldıktan sonra kurulabiliyor. Biz de sizlerle Huawei telefona Google servisleri yükleme rehberimizi paylaşıyoruz.
Huawei telefona Google servisleri yükleme! Adım adım
Google, ambargo sonrasında uygulama ve hizmetlerini sadece Play Protect sertifikasına sahip olan cihazlarda kullanılabilir hale getirdi. Bu kapsamda Google ile Huawei’nin işbirliği yapmasına izin verilmediğinden telefonlar sertifikaya sahip değil. Dolayısıyla kutudan çıktığı zaman bu GMS bulunmuyor.
Öte yandan Android cihazlara APK dosyaları yükleme yöntemiyle neredeyse bütün uygulamaları indirip kullanmak mümkün. Ancak indirdiğiniz kaynakların ve dosyaların güvenilir olduğunu kontrol edemeyeceğiniz için bunu önermiyoruz.
Bunun yerine aşağıda adım adım paylaştığımız Huawei telefona Google servisleri yükleme rehberini takip ederek cihazlarınıza Google Play Store başta olmak üzere tüm oyun ve uygulamaları yükleyebilirsiniz. Tabii özel sertifika gerektiren Netflix benzeri platformların cihaz için optimize edilmediği sürece verimli çalışmayabileceğini belirtelim.
Huawei telefona Google servisleri yükleme:
1. yöntem
Akıllı telefon veya tabletinizde yer alan Huawei App Gallery uygulamasına girin.
Arama kısmına GSpace yazarak ilgili uygulamayı indirin.
Uygulama içerisinde Google hesap bilgilerinizi ve ayarlarınızı girin.
Daha sonra istediğiniz uygulamayı GSpace içerisindeki özel alana yükleyerek kullanabilirsiniz.
Otomobillerin elektrik aksamında yaşanan sorunlar, bilgi-eğlence sistemlerinin kısa süreli olarak kitlenmesine neden olabiliyor. Birçok araç sahibi bu yüzden servislerin yolunu tutarken aslında bu sorunu evde de çözebiliyorsunuz. Bu makalemizde Renault Radyo Kodu Nasıl Girilir? sorusunu yanıtladık.
Renault Radyo Kodu Nasıl Girilir? [2025]
Radyo ekranında “Hata” veya “Kod” ibaresi yer alıyorsa, aracınızın radyo kodunu girilebilmeniz için yaklaşık 2 saat beklemeniz gerekebilir. Radyo kod hataları genellikle akü değişimi sonrasında meydana gelmektedir.
2011 ve sonrasında üretilen Renault marka otomobiller, yeni bilgi-eğlence sistemiyle müşterilere sunuluyor. Mobil uygulamalar ile entegre bir şekilde çalışan yeni Renault modelleri, kullanıcılara uygulama üzerinden birçok özelliğe erişim imkanı sağlıyor.
Şirketin websitesinde, “Tüm yeni Renault otomobillerin radyo kodu, araç el kitabının ön veya arka kapağının içine basılıdır. Artık el kitabına sahip değilseniz, MY Renault uygulamasını indirebilir ve radyo kodunuzu bulmak için bir hesap oluşturabilirsiniz.” ifadeleri yer alıyor.
Bir Renault otomobilinin radyo kodunu girmek için şu adımları izleyin:
Önce kontak anahtarını çevirin ve radyonun açık olduğundan emin olun.
Radyo ekranında “Code” ifadesi görüyorsanız bu durum, radyo kodunun girilmesi gerektiği anlamına gelir.
Radyo kodunuzu bulun ve giriş düğmelerini kullanarak doğru şekilde girin. (Radyoyu aktifleştirmek için gerekli kodu aracınızın kullanım kılavuzundan öğrenebilirsiniz.)
Radyo kodunu doğru girerseniz, aracınızın bilgi-eğlence sistemi normal şekilde çalışmaya devam edecektir. Radyo kodunu yanlış girdiğiniz takdirde, tekrar kod girme ekranına yönlendirileceksiniz.
Aracınızın kullanım kılavuzunu bulamıyorsanız Renault müşteri hizmetlerini arayarak veya yetkili servise giderek radyo kodunuzu öğrenebilirsiniz. Radyo kodunu birden fazla kez yanlış girdiğinizde aracınızın bilgi-eğlence sistemini kitleyeceğinizi belirtmekte fayda var.
Rockstar Games, uzun süredir merakla beklenen Grand Theft Auto VI için yeni bir fragman yayınladı. GTA serisinin bir sonraki halkası olan yapım, geçtiğimiz günlerde ertelenme haberiyle gündeme gelmişti. Bu hafta itibariyle, oyunun çıkış tarihi 26 Mayıs 2026 olarak güncellendi.
Yeni GTA 6 fragmanı geldi
GTA 6’nın 2025 içerisinde çıkacağına dair beklentiler, bu haftanın başında alınan erteleme kararıyla son bulmuştu. Take-Two Interactive, oyunun yayın tarihini resmi olarak 2026 yazına çekti. Bu gelişmenin ardından, şirketin hisse değerlerinde dikkat çekici bir düşüş yaşandı.
Ancak yayınlanan yeni fragman, hem oyuncuların heyecanını tazelemek hem de yatırımcıların güvenini yeniden kazanmak adına önemli bir adım oldu. Fragmanda, Vice City’nin modern yorumlaması olarak görülen yeni açık dünya ortamına dair daha fazla detay paylaşılıyor.
Aurora, ABD'de sürücüsüz kamyonları ile hizmet vermeye başladı. Bu gelişme, diğer şirketlerin de önünü açabilir.
Karakter dinamikleri, şehir yapısı, aksiyon sahneleri ve teknolojik gelişmeler; oyunun önceki yapımlardan çok daha kapsamlı ve gerçekçi bir deneyim sunacağına işaret ediyor. Rockstar Games, serinin görsel kalitesini ve hikaye derinliğini bir üst seviyeye taşıma iddiasını fragmanda net biçimde ortaya koydu.
GTA 6, piyasaya sürüldüğü anda yeni nesil konsolların en çok konuşulan yapımlarından biri olmaya aday diyebiliriz. 26 Mayıs 2026’da çıkacak oyun, ilk etapta yalnızca PlayStation 5 ve Xbox Series X/S için yayınlanacak. PC sürümüyle ilgili ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Peki siz bu oyun hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
OPPO, ürünyelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka bu kapsamda çok yakında Reno 14 serisini kullanıcıların beğenisine sunacak. Son gelişmeler yaklaşan telefonlarla ilgili tanıtım ayrıntılarını gözler önüne seriyor. Peki, OPPO Reno 14 serisi ne zaman tanıtılacak?
OPPO Reno 14 ne zaman tanıtılacak? Tarih verildi
Güvenilir sektör kaynaklarına göre OPPO Reno 14 serisi 15 Mayıs’ta tanıtılacak. Bu bilgi şu an için marka tarafından onaylanmasa da ürünlerin tanıtım tarihini içeren medya davetlerinin katılımcılara gönderildiği ifade ediliyor.
Oppo Reno 14 Pro’nun MediaTek Dimensity 8450 yonga setiyle geleceği iddia ediliyor. Aynı zamanda henüz kesin olmasa da standart modelin de aynı işlemciden güç alacağı söyleniyor.
Buna ek olarak Reno 14‘ün 6,59 inç ve Pro sürümünün ise 6,83 inç ekrana sahip olacağını söylemek mümkün. Cihazlarda kullanılacak LTPS OLED panellerin 1,5K çözünürlüğü ve 120 Hz yenileme hızlarını destekleyeceğini söyleyebiliriz. Ayrıca, modellerde 50 MP çözünürlüklü selfie kamerası kullanılacak.
Reno 14’ün arka kamera kurulumunun OIS destekli 50 megapiksel ana, 8 megapiksel ultra geniş açı ve 50 megapiksel Samsung JN5 telefoto sensörlerinden oluşması bekleniyor. Pro sürümünün normal telefoto lens yerine 50 megapiksel periskop telefoto kamera içermesi bekleniyor. Her iki telefonun da yaklaşık 6.000mAh kapasiteli bir bataryaya sahip olması ve 80W şarjı desteklemesi bekleniyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Marvel Studios, geçtiğimiz hafta vizyona giren Thunderbolts filminin adını resmi olarak değiştirdi. Filmin yeni ismi The New Avengers olarak açıklandı. Yapımın isminde yer alan yıldız işareti (*), izleyiciler arasında isim değişikliği ihtimalini gündeme getirmişti. Marvel cephesinden gelen açıklamayla birlikte bu beklenti doğrulandı.
Marvel, Thunderbolts filminin ismini değiştiriyor
Thunderbolts ismiyle gösterime giren film, bir haftalık vizyon sürecinin ardından The New Avengers adıyla anılmaya başlandı. Marvel, bu ismi değişikliği önce resmi sosyal medya hesaplarında duyurdu, ardından tanıtım materyallerini yeni isimle güncelledi.
Yeni isimde yer alan “Avengers” detayı, filmin izleyici kitlesini genişletmeye yönelik stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor. Filmde klasik Avengers üyelerinden farklı olarak, çizgi romanlarda anti-kahraman kimliğiyle öne çıkan karakterler yer alıyor.
Kadroda; Winter Soldier (Bucky Barnes), Yelena Belova (Black Widow’un kız kardeşi), Red Guardian (onların Rus üvey babası), Taskmaster, John Walker (yeni Kaptan Amerika) ve Ghost gibi isimler bulunuyor.
Aurora, ABD'de sürücüsüz kamyonları ile hizmet vermeye başladı. Bu gelişme, diğer şirketlerin de önünü açabilir.
The New Avengers, ilk gösterimlerinde genel olarak olumlu eleştiriler alsa da; gişe performansı ilk etapta beklentilerin gerisinde kaldı. Marvel isim değişikliği hamlesi ile, “Avengers” markasının güçlü etkisinden faydalanarak filmi daha geniş bir kitleye ulaştırmayı hedefliyor.
Bu değişim, ilerleyen dönemde çıkacak Marvel projeleri üzerinde de doğrudan etkili olabilir. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.
Motorola, çok yakında Moto G56 5G‘yi kullanıcıların beğenisine sunacak. Telefonla ilgili bugüne dek çok fazla rapor ortaya çıkmasa da bu durum an itibariyle değişti. Zira son gelişmeler modelin temel teknik özelliklerini gözler önüne seriyor. İşte ayrıntılar!
Moto G56 5G özellikleri ortaya çıktı
Sektörde sızıntılarıyla bilinen evleaks, Moto G56 5G modelinin teknik özelliklerini paylaştı. Buna göre, akıllı telefonda 120 Hz yenileme hızı ve 1000 nit tepe parlaklığa sahip 6,72 inç Full HD+ LCD ekran mevcut olacak. Aynı zamanda paneli Corning Gorilla Glass 3 teknolojisi ile korunacak ve 391 ppi piksel yoğunluğu sunacak.
Ürün, kutudan Android 15 ile çıkacak ve MediaTek Dimensity 7060 işlemcisinden güç alacak. Bununla birlikte, 4/8 GB RAM ve 128/256 GB dahili depolama opsiyonlarıyla raflardaki yerini alacak. Her iki depolama opsiyonunda da microSD kart desteği sayesinde 2 TB’a kadar artırım yapılabilecek.
Modelin kamera kurulumu 50 MP ana sensör (f/1.8, 0.8µm, Sony LYTIA 600, Quad Pixel, PDAF), 8 MP ultra geniş kamera (f/2.2, 1.12µm) ve 32 MP ön kamera (f/2.2, 0.7µm, Quad Pixel) içeriyor. Pil kapasitesi 5200mAh ve 33W TurboPower hızlı şarj desteği sunuluyor. Ses özellikleri arasında ise Dolby Atmos özellikli stereo hoparlörler ve iki mikrofon bulunuyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce telefon beklentileri karşılayacak mı? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!