Türkiye Fiber Altyapısı Rekor Kırdı: İşte Son Rakamlar

Türkiye fiber altyapısı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı son verilerle tarihi bir eşiği geride bıraktı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan 2025 yılı üçüncü çeyrek verilerine göre, ülkenin fiber ağ uzunluğu 657 bin kilometreye ulaşarak dijital dönüşüm yolculuğunda ne kadar kararlı adımlar atıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu etkileyici rakam, Türkiye’nin teknoloji altyapısını güçlendirme ve vatandaşlarına daha hızlı, daha güvenilir internet erişimi sunma hedefine ne kadar yaklaştığını gösteriyor.

Türkiye Fiber Altyapısı Büyümede Sınır Tanımıyor

Bakan Uraloğlu tarafından paylaşılan veriler, fiber altyapıdaki büyümenin somut kanıtlarını sunuyor. Geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 588 bin kilometre olan fiber ağ uzunluğu, bir yıl içinde %11,7 oranında artış göstererek 657 bin kilometreye ulaştı. Bu uzunluk, gezegenimizin ekvator çevresinin yaklaşık 40.075 kilometre olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin fiber ağının Dünya’nın çevresini tam 16 kez dolaşacak kadar genişlediği anlamına geliyor. Bu benzetme, yapılan yatırımın ve ulaşılan mesafenin büyüklüğünü çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.

Türkiye Fiber Altyapısı

Peki, fiber altyapının bu denli önemli olmasının sebebi nedir? Fiber optik kablolar, eski teknoloji bakır kabloların aksine veriyi elektrik sinyalleri yerine ışık aracılığıyla iletir. Bu teknoloji, çok daha yüksek hızlarda, daha az sinyal kaybıyla ve dış etkenlerden (elektromanyetik parazit gibi) etkilenmeden veri aktarımı sağlar. Dolayısıyla, fiber altyapının genişlemesi sadece daha hızlı internet demek değil; aynı zamanda daha stabil, kesintisiz ve geleceğin teknolojilerine hazır bir iletişim ağı demektir. Bu nedenle atılan her bir kilometrelik fiber adımı, ülkenin dijital geleceğine yapılmış bir yatırımdır.

Genişbant İnternet Yayılımı ve Abone İstatistikleri

Fiber altyapıdaki bu muazzam gelişme, doğal olarak genişbant internet abone sayılarına da yansımış durumda. Bakan Uraloğlu’nun değerlendirmesine göre, Türkiye’deki toplam genişbant internet abone sayısı 98,2 milyona ulaştı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %1,9’luk bir artışı ifade ediyor. Abone sayılarının detaylarına bakıldığında ise ilginç bir tablo ortaya çıkıyor:

  • Toplam Genişbant Abonesi: 98,2 milyon
  • Mobil Genişbant Abonesi: 77,3 milyon
  • Sabit Genişbant Abonesi: 20,9 milyon

Rakamlar, mobil internetin yaygınlığını gösterse de asıl dikkat çekici büyüme sabit internet tarafında yaşanıyor. Özellikle ‘Eve Kadar Fiber’ (FTTH) abone sayısındaki %26,3’lük rekor artış, kullanıcıların artık daha yüksek hız ve kalite talebinde bulunduğunu ve bu talebin fiber yatırımlarıyla karşılandığını gösteriyor. Eve kadar fiber bağlantı, internetin modeme kadar kesintisiz olarak fiber optik kablolarla ulaşması anlamına gelir ve mevcut en yüksek performansı sunar. Bununla birlikte, ‘Kablosuz Telsiz İnternet (Sabit)’ abone sayısındaki %26,1’lik artış da, fiberin ulaşamadığı veya kazı çalışmalarının zor olduğu bölgelere yüksek hızlı internet götürmek için alternatif çözümlerin de başarıyla uygulandığını kanıtlıyor.

Dijital Türkiye Hedefinde Fiberin Rolü

Güçlü bir fiber ağ, sadece bireysel internet kullanımı için değil, aynı zamanda ülkenin topyekûn kalkınması için de hayati bir öneme sahiptir. Türkiye’nin dijitalleşme hedefleri doğrultusunda atılan bu adımlar, birçok sektörü doğrudan etkilemektedir. Örneğin, uzaktan eğitim platformlarının verimliliği, e-ticaret sitelerinin işlem hızı, şirketlerin bulut bilişim altyapılarını kullanabilmesi ve uzaktan çalışma modelinin sürdürülebilirliği, tamamen güçlü bir internet altyapısına bağlıdır. Ayrıca, sağlıkta teletıp uygulamaları, akıllı şehir projeleri ve nesnelerin interneti (IoT) gibi yenilikçi teknolojilerin hayata geçebilmesi için de fiberin sunduğu yüksek bant genişliği ve düşük gecikme süresi vazgeçilmezdir.

Bununla birlikte, Türkiye’nin 5G ve ötesi mobil teknolojilere geçiş sürecinde de fiber altyapı kilit bir rol oynamaktadır. 5G baz istasyonlarının vaat ettiği yüksek hız ve kapasiteyi son kullanıcıya ulaştırabilmek için bu istasyonların birbirine ve ana ağa fiber optik kablolarla bağlanması gerekmektedir. Bu nedenle, bugün genişleyen her metre fiber kablo, yarının 5G ağının temelini oluşturmaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bu konudaki vizyonu, Türkiye’yi sadece bugünün değil, geleceğin iletişim teknolojilerinde de söz sahibi bir ülke yapmayı hedeflemektedir.

Sonuç olarak, açıklanan son veriler, Türkiye’nin fiber altyapı konusunda önemli bir mesafe katettiğini ve bu alandaki yatırımların hız kesmeden devam ettiğini göstermektedir. Hem abone sayılarındaki artış hem de fiber ağının ulaştığı etkileyici uzunluk, ülkenin dijital geleceğinin sağlam temeller üzerine inşa edildiğinin bir göstergesidir.

Android 17 Tasarımı Sızdı!

Android 17 Tasarımı Sızdı!

Android 17 bildirim paneli ve Hızlı Ayarlar için büyük bir tasarım değişikliği sızdırıldı. Ayrı paneller ve yeni özellikler hakkında tüm detaylar haberimizde.

Peki, Türkiye’nin fiber altyapı gelişimi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

OpenAI’dan AirPods Rakibi Hamle!

Yapay zeka dünyasının öncü ismi OpenAI, teknoloji dünyasında büyük ses getirecek ilk tüketici donanım ürününü geliştirmeye hazırlanıyor. Sızdırılan son raporlara göre şirket, Apple AirPods ile doğrudan rekabet edecek yapay zeka destekli bir kulaklık üzerinde çalışıyor. X platformundaki güvenilir kaynaklardan Smart Pikachu’nun paylaştığı bilgilere göre, cihaz şirket içinde “Sweetpea” kod adıyla anılıyor ve bu yılın Eylül ayında piyasaya sürülmesi hedefleniyor.

Jony Ive İmzalı OpenAI Kulaklığı Geliyor: İşte Sızan Özellikler

Kulaklıkların geliştirilme sürecinde, teknoloji dünyasının efsanevi ismi ve eski Apple baş tasarımcısı Jony Ive ile yakın bir iş birliği yapılıyor. OpenAI, Jony Ive’ın tasarım girişimi io’yu Mayıs 2025’te tam 6,4 milyar dolar karşılığında bünyesine katmıştı. Gelen bilgilere göre Sweetpea projesi, Ive’ın ekibi tarafından en öncelikli iş olarak belirlendi ve şu anda şirketin donanım planlarının en tepesinde yer alıyor.

OpenAI, Sweetpea, Jony Ive, yapay zeka kulaklık, Apple AirPods rakibi, giyilebilir teknoloji, akıllı donanım, Sam Altman.

Sızdırılan detaylar, cihazın alışıla gelmiş kablosuz kulaklıklardan çok farklı bir tasarıma sahip olacağını gösteriyor. Ana gövdenin metalden yapılmış yumurta veya taş şeklinde bir kutu olduğu ve bu kutunun iki adet ayrılabilir kapsül modülü barındırdığı belirtiliyor. Kullanıcılar bu modülleri kulak içi yerine kulak arkasına takacak. Bu tasarım tercihi, cihazın daha gelişmiş bileşenlere sahip olmasına olanak tanırken dışarıdan bakıldığında daha sade bir görünüm sunmayı amaçlıyor.

Yeni AirPods Pro 3 Güncellemesi Yayınlandı

Yeni AirPods Pro 3 Güncellemesi Yayınlandı

Apple, AirPods Pro 3 için 8B34 yapı numaralı yeni bir yazılım güncellemesi yayınladı. Performans iyileştirmeleri getiren bu güncellemeyi nasıl yükleyeceğinizi anlattık.

Teknik özellikler tarafında ise Sweetpea’nin Samsung Exynos serisinden olması muhtemel 2nm akıllı telefon sınıfı güçlü bir çip ile geleceği konuşuluyor. Cihazın ayrıca iPhone eylemlerinin yerini alarak Siri’yi yönetmek için tasarlanmış özel bir çip içerebileceği de iddialar arasında. Sızıntıyı yapan kaynak, ürünün malzeme maliyetinin bir akıllı telefona yakın seviyede yüksek olacağını, bunun da cihazın premium ve yüksek bir fiyat etiketiyle satılacağına işaret ettiğini belirtiyor.

OpenAI, Sweetpea, Jony Ive, yapay zeka kulaklık, Apple AirPods rakibi, giyilebilir teknoloji, akıllı donanım, Sam Altman.

OpenAI, sesli giyilebilir cihazları donanım pazarına girişin anahtarı olarak görüyor ve ilk yıl için 40 ila 50 milyon adetlik oldukça iddialı bir satış hedefliyor. Ancak bu kulaklıklar şirketin tek planı değil. Sızıntılara göre OpenAI, üretim ortağı Foxconn’a 2028’in son çeyreğine kadar beş farklı cihaz hazırlaması talimatını verdi. Bunlar arasında ev tipi bir cihaz ve el yazısı ile ses etkileşimlerini kaydetmek için tasarlanan “Gumdrop” kod adlı kalem benzeri bir ürün de bulunuyor.

OpenAI Yapay Zekada Ses Devrimi Yapacak

OpenAI Yapay Zekada Ses Devrimi Yapacak

OpenAI, ekran bağımlılığını bitirecek ses odaklı yapay zeka cihazı için hazırlıklara başladı. Yeni nesil modeller 2026'da karşımıza çıkacak.

OpenAI CEO’su Sam Altman, daha önce yaptığı bir açıklamada erken prototipleri “şaşırtıcı derecede iyi” olarak tanımlamıştı. Şirket henüz sızdırılan teknik özellikleri resmi olarak doğrulamadı ancak bu hamle, yapay zeka ile etkileşimi akıllı telefonların ötesine taşıyabilir. Siz OpenAI imzalı ve kulak arkasına takılan bu yeni kulaklık tasarımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Katlanabilir iPhone Netleşmeye Başladı

Teknoloji dünyasının uzun zamandır merakla beklediği Apple katlanabilir iPhone projesi, son sızıntılarla birlikte hiç olmadığı kadar gerçeğe yakın görünüyor. Güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere göre, Apple’ın ilk katlanabilir cihazı için dahili test süreçleri başladı ve şirket, bu yeni form faktöründe sadece teknik özelliklere değil, aynı zamanda tasarıma ve kullanım hissine odaklanarak pazarda fark yaratmayı hedefliyor. iPhone 18 Pro serisiyle birlikte tanıtılması beklenen bu devrimsel cihaz, mobil teknoloji dünyasındaki dengeleri kalıcı olarak değiştirebilir.

Apple’ın yeni ürün kategorilerine girerken izlediği temkinli ancak mükemmeliyetçi strateji, katlanabilir telefon pazarında da kendini gösteriyor. Rakiplerinin birkaç nesildir piyasada olduğu bir alana girmekte acele etmeyen şirket, kullanıcıların mevcut cihazlarda yaşadığı sorunları analiz ederek ve kendi ekosistemine en uygun çözümü geliştirerek pazara iddialı bir giriş yapmayı planlıyor. Bu yaklaşım, cihazın sadece katlanabilir olmasının ötesinde, bir bütün olarak kusursuz bir kullanıcı deneyimi sunmasını amaçlıyor.

Apple Katlanabilir iPhone: Tasarım ve Kullanım Hissi Ön Planda

Sızdırılan bilgilere göre Apple, katlanabilir iPhone modelinde rakiplerinin düştüğü ilk nesil tuzaklarından kaçınarak, doğrudan olgunlaşmış bir ürün sunma niyetinde. Şirketin önceliği, en yüksek işlemci hızları veya en fazla kamera sayısı değil; bunun yerine cihazın ele oturuşu, menteşe mekanizmasının sağlamlığı ve ekran kat izinin minimuma indirilmesi gibi kritik tasarım unsurları üzerinde duruluyor. Bu durum, Apple’ın katlanabilir telefonu bir teknoloji demosundan ziyade, günlük hayatta sorunsuz bir şekilde kullanılabilecek premium bir ürün olarak konumlandırdığını gösteriyor.

Bununla birlikte, sızıntılar cihazın mühendislik prototipinin, daha önceki söylentilere kıyasla biraz daha küçük boyutlarda olduğuna işaret ediyor. Bu tercih, cihazın ergonomisini ve tek elle kullanım kolaylığını artırmaya yönelik bilinçli bir adım olabilir. Apple, büyük bir tablete dönüşebilen bir telefon yaratırken, aynı zamanda kapalı haldeyken kompakt ve kullanışlı bir iPhone deneyimi sunmayı hedefliyor.

Yeni nesil bir katlanabilir ekran teknolojisi kullanılacağı da gelen bilgiler arasında. Bu ekranın, piyasadaki mevcut çözümlerden daha farklı bir yapıya sahip olması bekleniyor. Apple’ın ekran konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, renk doğruluğu, parlaklık ve dayanıklılık gibi konularda sektör standartlarını yeniden belirlemesi sürpriz olmayacaktır. Cihazın ekran boyutlarıyla ilgili ortaya çıkan ilk rakamlar ise şu şekilde:

  • İç Ekran Boyutu: Yaklaşık 7.58 inç
  • Dış Ekran Boyutu: Yaklaşık 5.25 inç

Bu boyutlar, cihaz açıldığında iPad Mini’ye yakın bir deneyim sunarken, kapalıyken de rahatça kullanılabilen bir ön ekrana sahip olacağını düşündürüyor.

Ayrıca, bu özel donanımı tamamlayacak yeni bir işletim sistemi sürümü de geliştiriliyor. Katlanabilir odaklı bu yeni yazılımın, uygulamaların iki ekran arasında sorunsuz geçiş yapmasını sağlaması, gelişmiş çoklu görev (multitasking) yetenekleri sunması ve büyük ekran alanını en verimli şekilde kullanan arayüzler içermesi bekleniyor. Bu, Apple’ın sadece donanımı değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini de baştan şekillendirme arzusunu ortaya koyuyor.

Donanım ve Yazılımda Özel Geliştirmeler

Apple’ın en büyük kozlarından biri, her zaman donanım ve yazılım arasındaki kusursuz entegrasyon olmuştur. Katlanabilir iPhone’da da bu stratejinin devam ettirileceği anlaşılıyor. Sızıntılara göre Apple, bu cihaz için özel olarak tasarlanmış yeni bir dahili uygulama işlemcisi üzerinde çalışıyor. Bu, standart A serisi çiplerin ötesinde, katlanabilir form faktörünün getirdiği termal yönetim, güç verimliliği ve çoklu ekran performansı gibi zorlukların üstesinden gelmek için optimize edilmiş bir yonga seti anlamına geliyor.

Eğer bu sızıntılar doğru çıkarsa, Apple’ın katlanabilir telefon pazarına girişi, sektör için önemli bir dönüm noktası olabilir. Rakipler de bu gelişmeye hazırlıksız değil. Samsung’un daha geniş bir form faktörüne sahip olması beklenen Galaxy Fold Wide modeli üzerinde çalıştığı, Oppo’nun ise benzer bir tasarıma sahip Oppo Find N7‘yi piyasaya sürmeye hazırlandığı konuşuluyor. Apple’ın pazara girişiyle birlikte, katlanabilir telefon rekabetinin yeni bir boyut kazanacağı ve tasarımların daha da olgunlaşacağı kesin.

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple Creator Studio paketi duyuruldu. Final Cut Pro, Logic Pro ve Pixelmator Pro gibi uygulamalar tek abonelikte birleşiyor.

Peki, Apple’ın katlanabilir iPhone projesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Claude Kendi Kendini Geliştirmeye Başladı!

Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zeka tarafından yazılan yazılımlar hakkındaki iddialı tahmininin gerçekleştiğini resmen doğruladı. Şirket içindeki son verilere ve tahminlere göre, yeni Claude modellerini güçlendiren kodların çok büyük bir kısmı, yani yüzde 90’ından fazlası bizzat Claude tarafından yazılıyor. Bu kritik gelişme, yapay zeka sistemlerinin kendi haleflerini inşa eden kodları üretmeye başlamasıyla yazılım dünyasında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.

Anthropic Doğruladı: Claude Artık Kendi Kodunun Yüzde 90’ını Yazıyor

Bu doğrulama, Amodei’nin Mart 2025’te Dış İlişkiler Konseyi etkinliğinde yaptığı cesur öngörüyü haklı çıkardı. O dönemde Amodei, yapay zekanın üç ila altı ay içinde kodların yüzde 90’ını yazacağını iddia etmişti. Endüstri gözlemcileri, yapay zekanın üretim seviyesindeki karmaşık yazılımları yönetip yönetemeyeceği konusunda şüpheye düşse de, Dreamforce konferansında konuşan Amodei, tahmininin hem Anthropic içinde hem de çalıştıkları diğer şirketlerde gerçeğe dönüştüğünü açıkladı.

Anthropic, Claude, Yapay Zeka, Kodlama, Dario Amodei, Yazılım Mühendisliği, Claude Code.

Ancak bu durum mühendislere olan ihtiyacı ortadan kaldırmıyor. Amodei’ye göre, Claude kodun yüzde 90’ını yazsa bile yazılım mühendislerine duyulan ihtiyaç azalmıyor. Mühendisler artık zamanlarını kodun düzenlenmesine, en zorlu yüzde 10’luk kısmın yazılmasına veya yapay zeka model gruplarının denetlenmesine odaklanarak geçiriyor. Süreç, teorik bir spekülasyon olmaktan çıkıp gözlemlenebilir bir gerçekliğe dönüşmüş durumda.

Anthropic, Claude, Yapay Zeka, Kodlama, Dario Amodei, Yazılım Mühendisliği, Claude Code.

Aralık 2025’te Anthropic’in Claude Code aracının yaratıcısı Boris Cherny, o ayki tüm kod katkılarının tamamen Claude tarafından yazıldığını açıkladı. Geliştiriciler için sunulan Claude Code aracının kendi kod tabanının da yaklaşık yüzde 90’ı yapay zeka modelleri tarafından oluşturuldu. Hatta 12 Ocak’ta piyasaya sürülen “Cowork” adlı yeni dosya otomasyon özelliği, Claude Code kullanılarak yaklaşık on gün gibi kısa bir sürede inşa edildi.

Anthropic Yeni Asistanı Claude Cowork Özelliğini Tanıttı

Anthropic Yeni Asistanı Claude Cowork Özelliğini Tanıttı

Claude Cowork bilgisayarınızı yönetecek. Anthropic'in dosya düzenleyen yeni yapay zeka asistanı hakkındaki detaylar haberimizde.

Bu gelişmeler yazılım mühendisliğinin geleceği hakkındaki tartışmaları alevlendirirken, güvenlik araştırmacıları da yapay zeka tarafından üretilen kodların daha önce görülmemiş ölçekte güvenlik açıkları yaratabileceğinden endişe ediyor. Amodei’nin bir sonraki tahmini ise Mart 2026’ya kadar kodların “neredeyse tamamının” yapay zeka tarafından yazılacağı yönünde. Sizce kodlamanın geleceğinde insan faktörü tamamen ortadan kalkacak mı, yoksa mühendisler sadece denetleyici bir role mi evrilecek?

Tesla Artık Otonom Sürüş Satmayacak!

Elektrikli otomobil devi Tesla’nın CEO’su Elon Musk, şirketin otonom sürüş teknolojisiyle ilgili radikal bir karar aldığını açıkladı. Yapılan duyuruya göre, 14 Şubat tarihinden itibaren “Full Self-Driving” (FSD) yazılımı için sunulan tek seferlik satın alma seçeneği tamamen kaldırılacak. Musk, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, bu tarihten sonra FSD özelliğinin yalnızca aylık abonelik modeliyle kullanılabileceğini belirtti. Bu hamleyle birlikte, kullanıcıların yazılıma kalıcı olarak sahip olmak için ödediği 8.000 dolarlık seçenek tarihe karışmış olacak.

Tesla Sahiplerine Önemli Haber: FSD Artık Sadece Aylık Abonelikle Alınacak

Şirketin bu strateji değişikliği, otonom sürüş teknolojisinden elde edilen gelir modelini dönüştürmeyi hedefliyor. Mevcut durumda Tesla sahipleri, FSD paketini tek seferde satın alabiliyor veya aylık 99 dolar karşılığında abone olabiliyordu. Hatırlanacağı üzere Tesla, kullanım oranlarını artırmak amacıyla Nisan 2024’te aylık abonelik ücretini 199 dolardan 99 dolara indirmişti. Şirket ayrıca, teknolojinin daha fazla kullanıcı tarafından deneyimlenmesi için belirli dönemlerde ücretsiz deneme sürümleri sunarak sürücüleri teşvik etmeye devam ediyor.

Tesla, Elon Musk, FSD, Full Self-Driving, Otonom Sürüş, Tesla Abonelik

Elon Musk’ın açıklaması, FSD paketini daha önce kalıcı olarak satın almış mevcut müşterilerin durumuna dair kesin bir detay içermiyor. Ancak sektör beklentisi, halihazırda ödeme yapmış kullanıcıların haklarının korunacağı ve özelliklerinin aktif kalacağı yönünde. Yapılan bu değişiklik, temel olarak yeni müşterileri ve şu anda abone olup ileride kalıcı satın almayı düşünen kullanıcıları etkileyecek. Bu yeni dönemle birlikte kullanıcılar, FSD özelliğini sadece ihtiyaç duydukları zamanlarda aylık olarak aktif etme esnekliğine sahip olacaklar.

Tesla, Elon Musk, FSD, Full Self-Driving, Otonom Sürüş, Tesla Abonelik

Bu karar, Tesla’nın küresel hedefleriyle de paralellik gösteriyor. Şirket, Avrupa’da yasal onay süreçlerini hızlandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hollanda araç otoritesinin Şubat 2026’ya kadar FSD için onay vermesi ve sistemin Avrupa genelinde yaygınlaşması bekleniyor. Ayrıca Tesla, tamamen denetimsiz sürüş hedefine ulaşmak için gereken 10 milyar millik veri toplama hedefine doğru ilerliyor. Mevcut verilerin 7,1 milyar mil seviyesinde olduğu ve bu hedefe yaklaşık altı ay içinde ulaşılabileceği öngörülüyor.

2026 Tesla Model Y: 7 Koltuk ve Yeni Özellikler Geldi!

2026 Tesla Model Y: 7 Koltuk ve Yeni Özellikler Geldi!

Yenilenen 2026 Tesla Model Y, merakla beklenen 7 koltuk seçeneği ve premium donanımlarla tanıtıldı. Tüm detaylar ve yenilikler için hemen tıklayın!

Sektördeki genel eğilim, şirketlerin tek seferlik satışlar yerine düzenli gelir getiren abonelik modellerine yönelmesi şeklinde ilerliyor. Tesla’nın bu adımı da yazılım servislerinden elde edilen geliri standart bir düzene oturtmayı amaçlıyor. Peki, siz bu değişiklik hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce otomobillerdeki gelişmiş özelliklerin tek seferlik satın alınması mı yoksa aylık abonelik sistemiyle sunulması mı kullanıcı açısından daha avantajlı?

CES 2026 Rekor Katılımla Sona Erdi

Dünyanın en büyük ve en etkili teknoloji etkinliği olarak kabul edilen CES 2026 teknoloji fuarı, dört gün süren inovasyon maratonunun ardından kapılarını kapattı. Las Vegas’ta gerçekleştirilen etkinlik, pandemi sonrası dönemin en büyük buluşması olarak rekor sayıda katılımcıyı ağırladı ve geleceğin teknolojilerine yön verecek trendleri gözler önüne serdi. Özellikle yapay zeka, robotik ve akıllı ulaşım çözümleri fuarın ana gündem maddelerini oluşturdu.

CES 2026 Teknoloji Fuarı Rakamlarla Neler Sunuyor?

Bu yılki fuar, teknoloji endüstrisinin ne kadar canlı ve dinamik olduğunu bir kez daha kanıtladı. Tüketici Teknolojileri Derneği (CTA) tarafından paylaşılan ön denetim verilerine göre, etkinlik hem katılımcı sayısı hem de sergi alanı büyüklüğü ile dikkat çekti. CTA Başkanı Gary Shapiro, “CES, sadece bir fuar değil, aynı zamanda teknolojinin toplum, iş dünyası ve politika ile kesiştiği bir merkezdir” diyerek etkinliğin önemini vurguladı.

İşte fuarın öne çıkan bazı önemli rakamları:

  • 148.000’den fazla katılımcı (55.000’i uluslararası)
  • 4.100’den fazla katılımcı firma (1.200’ü startup)
  • Yaklaşık 250 bin metrekarelik sergi alanı
  • 6.900’e yakın küresel medya mensubu ve analist
  • Fortune 500 şirketlerinin %60’ından fazlası katılım gösterdi

Bu rakamlar, CES’in teknoloji ekosistemindeki merkezi rolünü ve karar vericiler için vazgeçilmez bir platform olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Fuara Damga Vuran Teknolojiler ve Trendler

CES 2026, birçok farklı alanda çığır açan yeniliklere sahne oldu. Ancak bazı teknolojiler diğerlerinden daha fazla öne çıktı.

Yapay Zeka (AI): Fuarın her köşesinde yapay zeka etkisini görmek mümkündü. AMD ve Siemens gibi devlerin yaptığı sunumlarda, yapay zekanın artık sadece veri merkezlerinde değil, kişisel bilgisayarlardan endüstriyel otomasyona kadar hayatın her alanına entegre olduğu vurgulandı. Üretken yapay zeka destekli akıllı gözlükler ve kişisel asistanlar büyük ilgi topladı.

Robotik ve Otonom Sistemler: İnsansı robotlardan otonom teslimat araçlarına kadar birçok robotik çözüm sergilendi. Robotlar artık sadece belirli görevleri yerine getiren makineler olmaktan çıkıp, insanlarla iş birliği yapabilen yardımcılar haline geliyor. Özellikle tarım ve inşaat gibi sektörlerde kullanılan otonom araçlar, verimliliği ve güvenliği artırmayı vaat ediyor.

Dijital Sağlık ve Giyilebilir Teknolojiler: Sağlık takibi yapan akıllı yüzükler, FDA onayı arayan reçetesiz işitme cihazları ve gelişmiş EKG özellikli akıllı saatler, kişisel sağlığın geleceğine ışık tuttu. Bu cihazlar, kullanıcıların sağlık verilerini anlık olarak takip etmelerine ve proaktif önlemler almalarına olanak tanıyor.

Fuar, 2027 yılında 6-9 Ocak tarihleri arasında yeniden teknoloji tutkunlarını Las Vegas’ta bir araya getirecek.

Peki, CES 2026 fuarı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Yeni TV Markası iFFALCON Türkiye Pazarına Girdi!

Gençleri ve teknoloji meraklılarını hedefleyen yeni nesil TV markası iFFALCON, Türkiye pazarına resmi olarak giriş yaptığını duyurdu. Yüksek performanslı ekran teknolojileri ve kullanıcı odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken marka, pazarda iddialı hedeflerle yola çıkıyor. Eğlence, oyun ve dijital içerik tüketimini yeni nesil alışkanlıklarla birleştiren iFFALCON, Türkiye’deki tüketiciler için ekran teknolojilerine farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor.

iFFALCON Türkiye Pazarı İçin Neler Vadediyor?

2017 yılında kurulan ve bugün 43’ten fazla ülkede faaliyet gösteren küresel bir marka olan iFFALCON, özellikle QD Mini LED teknolojisi, yüksek yenileme hızları ve dengeli performansıyla öne çıkıyor. Marka, teknolojiyi karmaşık hale getirmeden, günlük hayatın doğal bir parçası haline getiren bir yaklaşım benimsiyor. Bu felsefe, izleme deneyimini daha sade, akıcı ve kullanıcı odaklı bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor.

Kuruluşunun ardından hızla büyüyen marka, 2022’de tanıttığı Q72 4K QLED modeliyle dünya genelinde 1,5 milyon adetten fazla satış yaparak dikkatleri üzerine çekmişti. 2025’te Amerika pazarlarına açılan şirket, 2026 itibarıyla Türkiye’ye adım atarak küresel büyüme stratejisinde yeni bir sayfa açtı.

Konuyla ilgili açıklama yapan iFFALCON Türkiye Genel Müdürü Timo Xu, “Türkiye’nin genç nüfusu ve güçlü dijital kültürü, iFFALCON için doğal bir karşılık alanı oluşturuyor. Türkiye pazarındaki yolculuğumuzu başlatmaktan ve bu pazarda tüketicilerle buluşmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

2030 Liderlik Hedefi ve Stratejik Planlar

Timo Xu, markanın Türkiye’deki uzun vadeli hedeflerine de dikkat çekti. Xu, “Türkiye yolculuğumuzu uzun vadeli ve kararlı bir büyüme stratejisinin parçası olarak görüyoruz. 2028 yılında Türkiye’deki genç tüketiciler arasında en çok satan TV markalarından biri olmayı, 2030 itibarıyla ise satış hacmi açısından Türkiye’nin lider TV markası konumuna ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.

iFFALCON Pazarlama Lideri Dr. Neslihan Beyhan Yaşar ise markanın sadece teknik özelliklere değil, kullanıcıların ekran karşısında nasıl vakit geçirdiğine odaklandığını belirtti. Ayrıca, Arsenal ile yapılan iş birliği gibi küresel sponsorlukların markanın dinamik kimliğini yansıttığını vurguladı.

Türkiye’de Satışa Sunulan iFFALCON Modelleri

Markanın Türkiye’de satışa sunduğu ilk ürün ailesi, farklı kullanıcı beklentilerine yanıt veren modellerden oluşuyor. Bu modeller şunlardır:

  • U95A
  • U75A
  • U65A
  • S55

Bu televizyonlar, QD Mini LED teknolojisi sayesinde yüksek parlaklık ve gelişmiş kontrast sunarken, yüksek yenileme hızları ile özellikle oyun ve spor içeriklerinde akıcı bir performans vadediyor. Ayrıca marka, yaygın servis ağı ve güçlü satış sonrası destek ile güvene dayalı bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Lansmana özel olarak 13–20 Ocak 2026 tarihleri arasında U95A ve U75A modelleri için ön sipariş veren kullanıcılara Arsenal forması, TOD üyeliği ve ekstra garanti gibi avantajlar sunulacak.

Peki, iFFALCON’un Türkiye pazarına girişi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Yapay Zeka Canlı Organizma mı?

Günümüzün en gelişmiş teknolojik harikalarından olan büyük dil modelleri (LLM’ler), yetenekleriyle dünyayı şaşırtmaya devam ederken, yaratıcıları için bile birer sır perdesine dönüşüyor. Milyarlarca parametreden oluşan bu devasa sistemlerin iç işleyişi o kadar karmaşık ki, artık onları anlamak için geleneksel bilgisayar bilimi yöntemleri yetersiz kalıyor. Bu gizemli “kara kutu” problemini çözmek için bilim insanları, şaşırtıcı derecede farklı bir disiplinden ilham alıyor: Biyoloji. İşte bu noktada, yapay zekayı bir canlı organizma gibi ele alan Yapay zeka ekolojisi adında yepyeni bir araştırma alanı doğuyor.

Yapay Zeka Ekolojisi: Bu Yeni Alan Neden Doğdu?

Büyük dil modellerinin temelindeki karmaşıklık, bu yeni yaklaşımın doğmasının ana sebebidir. ChatGPT, Gemini veya Claude gibi sistemler, yüz milyarlarca, hatta trilyonlarca parametreye sahip olabilir. Bu parametreleri, bir beynin nöronları arasındaki bağlantılar gibi düşünebiliriz. Bu kadar çok değişkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ve önceden programlanmamış olan “beliren yetenekler” (emergent abilities), araştırmacıları bile hayrete düşürüyor. Bir modelin neden belirli bir cevabı verdiğini, bir konsepti nasıl öğrendiğini veya beklenmedik bir yetenek sergilediğini tam olarak açıklamak neredeyse imkansız hale geldi.

Bu durum, bir organizmanın davranışlarını anlamaya çalışmaya benziyor. Bir biyolog, bir hayvanın her bir hücresinin ne yaptığını bilse bile, bu durum hayvanın avlanma, sosyalleşme veya göç etme gibi karmaşık davranışlarını tam olarak açıklamaz. Benzer şekilde, yapay zeka araştırmacıları da artık tek tek parametrelere odaklanmak yerine, modelin bir bütün olarak nasıl davrandığını, çevresiyle (veriler ve komutlar) nasıl etkileşime girdiğini ve zamanla nasıl “evrimleştiğini” anlamaya çalışıyor. İşte Yapay zeka ekolojisi, bu makro düzeydeki davranışları incelemek için biyolojik ve ekolojik prensipleri kullanan bir mercek sunuyor.

Biyolojiden Esinlenen Yöntemler Neler?

Bu yeni alanda çalışan araştırmacılar, yapay zeka modellerini incelemek için biyologların ve ekologların araç setinden faydalanıyor. Bu yöntemler, modellerin davranışsal özelliklerini ve iç dinamiklerini daha iyi anlamayı amaçlıyor. Uygulanan başlıca yöntemlerden bazıları şunlardır:

  • Davranışsal Gözlem: Tıpkı bir etoloğun hayvan davranışlarını doğal ortamında gözlemlemesi gibi, araştırmacılar da LLM’lere çeşitli senaryolar ve komutlar sunarak tepkilerini katalogluyor. Bu, modelin önyargılarını, problem çözme stratejilerini ve hatta “kişilik” benzeri tutarlı davranış kalıplarını ortaya çıkarabilir.
  • Dijital Ekosistem Simülasyonları: Birden fazla yapay zeka modelinin bir arada bulunduğu sanal ortamlar yaratılıyor. Bu ortamlarda modellerin birbirleriyle rekabet etmesi, işbirliği yapması veya iletişim kurması sağlanıyor. Bu sayede, yapay zeka “topluluklarının” nasıl dinamikler geliştirdiği inceleniyor.
  • “Lezyon” Çalışmaları: Nörobilimde beynin belirli bir bölgesine verilen hasarın davranışları nasıl etkilediğini inceleyen lezyon çalışmalarına benzer şekilde, araştırmacılar modelin sinir ağının belirli kısımlarını kasıtlı olarak devre dışı bırakıyor. Bu, ağın hangi bölümlerinin hangi yeteneklerden (örneğin dil bilgisi, mantık yürütme) sorumlu olduğunu anlamaya yardımcı oluyor.
  • Evrimsel Analiz: Bir modelin yeni verilerle sürekli olarak eğitilmesi (fine-tuning), bir tür “evrimsel adaptasyon” süreci olarak görülebilir. Araştırmacılar, bu süreçte modelin yeteneklerinin ve davranışlarının nasıl değiştiğini izleyerek, öğrenme mekanizmalarının temelini anlamaya çalışıyor.
OpenAI, ses, yapay zeka, Jony Ive, cihaz

Bu Yeni Yaklaşımın Gelecek İçin Anlamı Ne?

Yapay zeka ekolojisi, sadece akademik bir meraktan ibaret değil; aynı zamanda yapay zekanın geleceği için kritik öneme sahip pratik sonuçlar vaat ediyor. Bu yaklaşımın en önemli katkılarından biri, yapay zeka güvenliği ve hizalama (AI safety and alignment) alanında olabilir. Modellerin beklenmedik ve potansiyel olarak zararlı davranışlar sergilemesini önlemek için, öncelikle bu davranışların nasıl ve neden ortaya çıktığını anlamamız gerekiyor. Ekolojik bir bakış açısı, bu tür istenmeyen “beliren davranışları” daha ortaya çıkmadan tahmin etmemize ve kontrol altına almamıza olanak tanıyabilir.

Bununla birlikte, modellerdeki önyargıların tespiti ve azaltılması da bu alanın bir diğer önemli odak noktasıdır. Modellerin, eğitildikleri verilerdeki toplumsal önyargıları nasıl öğrendiğini ve yaydığını bir “kültürel aktarım” süreci olarak incelemek, daha adil ve etik yapay zeka sistemleri geliştirmemize yardımcı olacaktır. Ayrıca, bir modelin işlem gücünü nasıl kullandığını bir organizmanın “metabolizmasına” benzeterek incelemek, gelecekte çok daha verimli ve daha az enerji tüketen yapay zeka modelleri tasarlamamızı sağlayabilir.

Sonuç olarak, yapay zekanın karmaşıklığı arttıkça, onu anlama yöntemlerimiz de evrimleşmek zorunda. Yapay zeka ekolojisi, bu devasa dijital beyinleri katı bir mühendislik ürünü olarak görmekten ziyade, kendi kuralları, davranışları ve dinamikleri olan karmaşık sistemler olarak kabul eden bir paradigma değişimidir. Bu yeni ve heyecan verici alan, yapay zekanın sırlarını çözmenin ve onu insanlık için daha güvenli ve faydalı bir geleceğe yönlendirmenin anahtarı olabilir.

Google Veo 3.1 ile Dikey Video Desteği Geldi

Google Veo 3.1 ile Dikey Video Desteği Geldi

Google Gemini Veo 3.1 güncellemesi yayınlandı. Artık dikey video oluşturma ve gelişmiş yaratıcı kontroller kullanılabiliyor

Peki, yapay zeka ekolojisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

RAM Krizi Yapay Zekayı Tehdit Ediyor

Teknoloji dünyasını sarsan global RAM kıtlığı, son yılların en popüler trendlerinden biri olan yapay zeka bilgisayarları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Veri merkezlerinin artan talebiyle tetiklenen bu kriz, bellek fiyatlarını rekor seviyelere çıkarırken, bilgisayar üreticilerini ve tüketicileri zorlu bir döneme sokuyor. Bu durum, bir zamanlar teknoloji devlerinin en büyük pazarlama kozu olan ‘AI PC’ kavramının geleceğini sorgulatıyor.

RAM Kıtlığı Yapay Zeka Bilgisayarları Pazarını Nasıl Etkiliyor?

Yapay zeka patlamasıyla birlikte veri merkezlerinin bellek ihtiyacının artması, RAM ve flash bellek yongalarında küresel bir kıtlığa yol açtı. Bu durum, doğrudan bilgisayar maliyetlerine yansıdı. Teknoloji araştırma firması Omdia tarafından yapılan bir analize göre, 2025 yılında standart bir bilgisayarın bellek ve depolama maliyetleri %40 ile %70 arasında arttı. Bu maliyet artışları ise kaçınılmaz olarak son kullanıcıya yansıtılıyor.

IDC gibi diğer pazar araştırma firmaları da benzer bir tablo çiziyor. 2025’te küresel PC sevkiyatlarında bir artış yaşanmış olsa da, 2026’nın çok daha çalkantılı geçmesi bekleniyor. IDC Araştırma Başkan Yardımcısı Jean Philippe Bouchard, önümüzdeki yılın son derece değişken olacağını belirtiyor. Analistler, üreticilerin bu krizi yönetmek için iki ana yola başvuracağını öngörüyor: Fiyatları artırmak ve daha düşük RAM kapasitesine sahip modeller piyasaya sürmek.

RAM Krizi

IDC’ye göre, bilgisayar fiyatlarında %15 ila %20 arasında bir artış beklenirken, üreticiler mevcut bellek stoklarını korumak için ortalama RAM özelliklerini düşürebilir. Bu durum, özellikle yüksek bellek gerektiren yapay zeka bilgisayarları için büyük bir handikap anlamına geliyor. Çünkü bu cihazların verimli çalışabilmesi için genellikle en az 16 GB RAM’e ihtiyaç duyuluyor. Yüksek maliyetler, üreticilerin bu segmentteki iddialarını yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.

Tüketicinin İlgisizliği ve Üreticilerin Strateji Değişimi

RAM kıtlığı, ‘AI PC’ konsepti için tek sorun değil. Tüketiciler tarafında da bu kavrama yönelik beklenen ilgi oluşmuş değil. IDC’den Jitesh Ubrani, “PC üreticileri, bellek sıkıntısı başlamadan önce bile cihaz üzerinde yapay zeka mesajını satmakta zorlanıyordu,” diyor. Bulut tabanlı yapay zeka çözümlerinin yaygınlığı ve cihaz üzerinde çalışan yapay zekanın henüz somut kullanım senaryoları sunamaması, tüketicilerin bu yeni nesil cihazlara yatırım yapma konusunda tereddüt etmesine yol açıyor.

Bu duruma en iyi örneklerden biri Dell’in strateji değişikliği oldu. Şirket, 2025’te tüketici odaklı XPS markasını, “yapay zeka PC pazarının hızla geliştiği” gerekçesiyle sonlandırmıştı. Ancak CES 2026’da XPS markası, yapay zeka vurgusundan arındırılmış bir şekilde geri döndü. Dell yetkilileri, tüketicilerin bir bilgisayarı yapay zeka özelliklerine göre satın almadığını, aksine bu kavramın kafa karıştırıcı olabildiğini öğrendiklerini belirtti. Yeni odak noktaları ise yapı kalitesi, pil ömrü ve ekran gibi daha somut özellikler oldu.

Bununla birlikte, Microsoft cephesinde de yapay zeka yazılımlarının henüz istenen seviyede olmadığına dair işaretler var. CEO Satya Nadella’nın, Copilot’un tüketici sürümünün performansından hayal kırıklığı duyduğunu ve temel görevlerde bile yetersiz kaldığını belirttiği rapor edildi. Bu durum, donanım hazır olsa bile yazılım ekosisteminin ‘AI PC’ devrimine henüz hazır olmadığını gösteriyor.

Sonuç olarak, RAM kıtlığı ve azalan tüketici talebi, teknoloji şirketlerini abartılı pazarlama söylemlerinden uzaklaşmaya itiyor. Bu kriz, bir soruna çözüm arayan teknolojiler yerine, kendine sorun arayan çözümlerin sorgulandığı bir dönemi başlatabilir. Belki de bu durum, yapay zeka bilgisayarları için bir son değil, daha anlamlı ve amaca yönelik bir başlangıcın habercisidir.

Google Veo 3.1 ile Dikey Video Desteği Geldi

Google Veo 3.1 ile Dikey Video Desteği Geldi

Google Gemini Veo 3.1 güncellemesi yayınlandı. Artık dikey video oluşturma ve gelişmiş yaratıcı kontroller kullanılabiliyor

Peki, yapay zeka bilgisayarları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Huawei Pura 90 Ultra Özellikleri Sızdı

Telefon pazarının iddialı oyuncularından Huawei, Pura serisinin yeni amiral gemisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Lansman tarihi yaklaştıkça, merakla beklenen Huawei Pura 90 Ultra özellikleri hakkında yeni sızıntılar ortaya çıkmaya başladı. Son gelen bilgiler, cihazın özellikle kamera ve tasarım alanında ne kadar iddialı olacağını gözler önüne seriyor.

Sızdırılan Huawei Pura 90 Ultra Özellikleri Neler?

Huawei Pura 80 serisinin halefi olarak Mayıs ayında tanıtılması beklenen Pura 90 serisi, özellikle Ultra modeliyle dikkatleri üzerine çekiyor. Sızdırılan tasarım şemasına göre, telefon bir önceki modeldeki üçgen kamera modülü geleneğini sürdürecek. Ancak bu kez önemli bir fark var: kamera modülü, yatay olarak konumlandırılmış dikdörtgen bir ada içerisine yerleştirilmiş. Bu tasarım değişikliği, cihaza daha modern ve simetrik bir görünüm kazandırabilir.

Bununla birlikte, asıl heyecan verici gelişmeler kamera donanımında yaşanıyor. Güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere göre, Pura 90 Ultra mobil fotoğrafçılıkta çıtayı bir üst seviyeye taşıyacak. Cihazın ana kamerasının, 1 inç boyutunda dev bir sensöre ve değişken diyafram açıklığına sahip 50MP’lik bir lens olacağı iddia ediliyor. Bu, özellikle düşük ışık koşullarında olağanüstü performans ve alan derinliği kontrolü anlamına geliyor.

Dahası, telefoto kamera tarafında da devrim niteliğinde bir yenilik bekleniyor. Söylentilere göre cihazda 200MP çözünürlüğünde 22nm SmartSens SCC80XS telefoto sensörü bulunacak. Bu, akıllı telefonlarda şimdiye kadar görülen en yüksek çözünürlüklü telefoto sensörlerinden biri olabilir ve zoom yeteneklerinde inanılmaz bir detay seviyesi sunabilir.

Huawei Pura 90 Ultra sızdırılan tasarım şeması

Donanım ve Yazılım Beklentileri

Kamera yeteneklerinin yanı sıra, Huawei Pura 90 Ultra’nın gücünü şirketin kendi geliştirdiği yeni nesil Kirin 9030 Pro yonga setinden alması bekleniyor. Bu işlemcinin, performans ve verimlilik konusunda önemli iyileştirmeler sunacağı tahmin ediliyor. Ayrıca, cihazın 3D yüz tanıma teknolojisi ve en güncel işletim sistemi olan HarmonyOS 6.1 ile kutudan çıkacağı da sızıntılar arasında yer alıyor.

Yeni modelin ne gibi iyileştirmeler getirdiğini daha iyi anlamak için bir önceki model olan Pura 80 Ultra’nın özelliklerini hatırlamakta fayda var:

  • RAM: 16GB
  • Depolama: 512GB ve 1TB seçenekleri
  • Ekran: 6.8 inç FHD+ 1-120Hz LTPO OLED
  • Arka Kamera: 50MP OIS’li ana kamera (f/1.6-f/4.0), 3.7x optik zoomlu 50MP sensör kaydırmalı telefoto, 9.4x optik zoomlu 12.5MP sensör kaydırmalı telefoto, 40MP ultra geniş açı ve Red Maple sensörü
  • Ön Kamera: 13MP
  • Batarya: 5700mAh
  • Şarj: 100W kablolu, 80W kablosuz, 18W kablolu ters şarj ve kablosuz ters şarj
  • İşletim Sistemi: HarmonyOS 5.1
  • Dayanıklılık: IP68 ve IP69 sertifikaları

Görünen o ki Huawei, Pura 90 Ultra ile hem tasarım dilini tazelemeyi hem de özellikle kamera performansıyla pazardaki liderlik yarışında iddialı bir konuma gelmeyi hedefliyor.

Honor Magic 8 Pro Air Özellikleri Belli Oldu

Honor Magic 8 Pro Air Özellikleri Belli Oldu

Honor'un yeni amiral gemisi katili Honor Magic 8 Pro Air tanıtıldı! Sadece 155 gram ağırlığı, 64MP periskop kamerası ve güçlü özellikleriyle dikkat çekiyor.

Peki, Huawei Pura 90 Ultra hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Volkswagen Türkiye’den Kritik Geri Çağırma!

Otomotiv devi Volkswagen, Türkiye’deki bazı araç sahiplerini yakından ilgilendiren önemli bir güvenlik programı başlattı. Şirket, belirli model yıllarını kapsayan araçları, hava yastığı sistemlerinde yapılacak kontroller ve değişimler için yetkili servislere davet etmeye başladı. Volkswagen geri çağırma programının detayları ve kapsadığı modeller netleşmeye başladı.

2011-2013 model araçlar mercek altında

Edinilen bilgilere göre yürütülen bu kapsamlı program, özellikle 2011 ile 2013 model yılları arasında üretilen araçları kapsıyor. Geri çağırmanın ana odak noktasının ise sürücü ve yolcu güvenliği için hayati önem taşıyan hava yastığı sistemleri olduğu belirtiliyor. Zamanla oluşabilecek potansiyel risklerin önüne geçmek isteyen marka, bu modelleri kontrolden geçirecek.

Polo sahiplerine bildirimler gitmeye başladı

Sürecin işleyişine dair ilk somut bilgiler de kullanıcılar tarafından paylaşılmaya başlandı. Bir Volkswagen kullanıcısının aktardığı bilgiye göre, Polo model aracı için kendisine resmi bir servis daveti ulaştı. Yapılan bildirimde, işlemin tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirileceği ve hava yastığı bileşenlerinin yenileneceği veya kontrol edileceği ifade ediliyor.

Elektrikli BMW M Yakında Yollarda

Elektrikli BMW M Yakında Yollarda

BMW'nin ilk gerçek elektrikli BMW M modeli 2027'de tanıtılacak. Dört motorlu güç aktarma organı ve devrimsel teknolojileri haberimizde.

Araç sahipleri ne yapmalı?

Eğer siz de 2011-2013 yılları arasına ait bir Volkswagen modeline sahipseniz, aracınızın bu kampanya dahilinde olup olmadığını öğrenmek için yetkili servislerle iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca Volkswagen Türkiye‘nin resmi internet sitesi üzerinden şasi numarası (VIN) ile sorgulama yaparak veya e-Devlet üzerindeki ilgili menüleri kontrolerek aracınız için bir geri çağırma emri olup olmadığını teyit etmeniz önem taşıyor.

Peki, Volkswagen’in başlattığı bu güvenlik programı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

iPhone 18 Ekran Özellikleri Sızdı

Apple’ın gelecekteki amiral gemisi serisi iPhone 18 ekran özellikleri hakkında teknoloji dünyasını heyecanlandıran yeni sızıntılar ortaya çıktı. Güvenilirliğiyle tanınan Çinli bir kaynaktan gelen bilgilere göre, 2026 ve 2027 yıllarında tanıtılması beklenen yeni iPhone serisi, ekran teknolojisinde devrim niteliğinde yenilikler barındırıyor. Sızıntılar, tüm modellerde standart hale gelecek 120Hz LTPO ekranlar, Pro modellere özel ekran altı Face ID teknolojisi ve seriye yeni katılacak ultra ince tasarımlı iPhone Air 2 gibi önemli detayları içeriyor. Bu gelişmeler, Apple’ın akıllı telefon pazarındaki liderliğini pekiştirecek stratejik adımlar olarak değerlendiriliyor.

Sızdırılan iPhone 18 Ekran Özellikleri Neler?

Gelen bilgilere göre, Apple, iPhone 18 serisinde ekran boyutları ve teknolojisi konusunda önemli bir standartlaşmaya gidiyor. Özellikle standart modelin de ProMotion teknolojisine kavuşacak olması, kullanıcı deneyimini kökten değiştirebilir. İşte model model sızdırılan yeni ekran özellikleri:

  • iPhone 18: 6.27 inç boyutunda, 120Hz LTPO ekran.
  • iPhone 18 Pro: 6.27 inç boyutunda, 120Hz LTPO ekran.
  • iPhone 18 Pro Max: 6.86 inç boyutunda, 120Hz LTPO ekran.
  • iPhone Air 2: 6.55 inç boyutunda, 120Hz LTPO ekran.

Pro Max modelinin ekran boyutunun 6,86 inçe çıkması, Apple’ın daha büyük ekran trendini sürdürdüğünü gösteriyor. Bu büyüme, özellikle medya tüketimi ve oyun deneyimi için kullanıcılara daha geniş bir alan sunmayı hedefliyor. Seriye yeni eklenecek olan iPhone Air 2 ise, 6,55 inçlik ekranı ve ince gövdesiyle hem şıklık hem de performans arayan kullanıcılara hitap etmeyi amaçlayan yeni bir segment yaratabilir.

Gelecek iPhone modelleri için konsept tasarım

Tasarımda Devrim: Ekran Altı Face ID ve iPhone Air 2

iPhone 18 serisiyle ilgili sızıntılar sadece ekran özellikleriyle sınırlı değil; tasarımda da köklü bir değişim kapıda. İddialara göre, iPhone 18 Pro ve Pro Max modellerinde Face ID sensörleri ekranın altına gizlenecek. Bu, Apple’ın yıllardır sürdürdüğü çentik ve Dynamic Island tasarımlarından vazgeçerek, kesintisiz ve gerçek bir tam ekran deneyimi sunacağı anlamına geliyor. Ön kameranın ise küçük bir delik şeklinde kalması bekleniyor, ancak Face ID donanımının gizlenmesi bile tasarımda büyük bir estetik sıçrama olacaktır.

Bu teknoloji, kullanıcıların ekranın tamamını içerik görüntülemek için kullanabilmesini sağlayacak ve iPhone’un ön yüzünü çok daha minimalist ve modern bir görünüme kavuşturacaktır. Ekran altı sensör teknolojisi, mühendislik açısından oldukça zorlu bir süreç olsa da, Apple’ın bu adımı atması, sektördeki diğer üreticilere de öncülük edebilir.

Apple’ın Gelecek Yol Haritası ve Katlanabilir iPhone

Sızıntılar, Apple’ın lansman takviminde de ilginç değişiklikler olabileceğini işaret ediyor. Normalde tüm iPhone modelleri eylül ayında tanıtılırken, iddialara göre standart iPhone 18 modeli 2027’nin bahar aylarında, Pro modeller ise yine aynı yılın eylül ayında piyasaya sürülecek. Bu, Apple’ın satış stratejisini değiştirerek yılın farklı dönemlerinde yeni ürünlerle pazarı canlı tutma amacı taşıdığını düşündürüyor.

Bununla birlikte, teknoloji kulislerinde uzun süredir konuşulan katlanabilir iPhone dedikoduları da yeniden alevlendi. Aynı kaynağa göre Apple, ilk katlanabilir ekranlı iPhone modelini de yakın bir gelecekte, muhtemelen bir eylül etkinliğinde tanıtabilir. Bu cihazın, Samsung’un Galaxy Z Fold veya Z Flip serisine rakip olarak konumlandırılması ve Apple ekosistemine yepyeni bir form faktörü getirmesi bekleniyor. Katlanabilir iPhone’un gelmesi, akıllı telefon pazarındaki tüm dengeleri değiştirebilecek potansiyele sahip.

Sonuç olarak, iPhone 18 serisine yönelik bu erken sızıntılar, Apple’ın inovasyon konusundaki kararlılığını gözler önüne seriyor. Ekran teknolojisindeki standartlaşma, tasarımdaki devrimsel adımlar ve yeni model stratejileri, önümüzdeki birkaç yılın ne kadar heyecan verici geçeceğinin habercisi. Elbette, bu bilgilerin şimdilik birer iddiadan ibaret olduğunu ve resmi duyuruya kadar değişebileceğini unutmamak gerekir.

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple Creator Studio paketi duyuruldu. Final Cut Pro, Logic Pro ve Pixelmator Pro gibi uygulamalar tek abonelikte birleşiyor.

Peki, yeni iPhone 18 serisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!