İster yüksek takipçili olsun ister düşük takipçili olsun çoğu kişinin başvurduğu yöntemlerden birisi olan yorum kapatma özelliği bir hayli popüler. Kötü niyeti yorumları ve spam için yapılan Instagram yorumları kapatma için kullanılan bu yöntem, olumsuzlukların önüne geçebiliyor.
Peki Instagram gönderilerimizin altındaki yorumlar neden kapatılıyor? Yoksa yorumları kapatmak için bir uygulama mı gerekiyor? İşte yorumlarınızı kapatmanın en hızlı yolu! Detaylar haberimizin devamında…
2017 yılından itibaren popüler sosyal medya uygulamasının getirdiği yorumları kapatma özelliği ile birlikte kullanıcılar kötü niyetli yorumlara karşı kullanılıyor. Facebook’un, yeni adıyla Meta’nın yıllarca önce satın aldığı Instagram, yeni güncellemeler ile içerik üreticilerini koruma altına alıyor.
Peki ya Instagram gönderilerinin yorum kapatma için kullandığı en hızlı yol hangisi?
Instagram uygulamanızı açın
Yorumlarını kapatmak istediğiniz gönderiye girin
Sağ üst kısımda bulunan üç noktaya basın
Yorum Yapmayı Kapat seçeceğine basın
Yaptığınız işlem sonucunda paylaşmış olduğunuz gönderiniz yorumlara kapatılacaktır. Peki ya gönderinizin yorumlarını tekrardan nasıl geri açabilirsiniz?
Yorumlarını açmak istediğiniz gönderinize geri dönün
Sağ üst kısımda bulunan üç noktaya basın
Yorum Yapmayı Aç kısmına basın
Bu yöntemle birlikte Instagram gönderilerinizde yorum yapma kapatma seçeceğinden sonra tekrardan yorum yapılmasını aktif hale getirmiş oluyorsunuz. Peki ya sadece takip ettiğiniz kişilerin yorum yapmasını nasıl ayarlayabilirsiniz?
Ardınıdan fotoğraf beğenilerinizin altında çıkan Yorumlar kapalı. Kontrolleri gözden geçir kısmına basın
Çıkan seçenekler arasından Şu Kişilerin Yorumlarına İzin Ver kısmına basın
Çıkan seçenekler arasından herkes ayarını takip ettiğin kişiler olarak ayarlayın
Bu yol ile birlikte Instagram gönderilerinize sadece takip ettiğiniz kişiler yorum yapabilir. Gönderilerinizde sizin tercih ettiğiniz ayarlar nedir? Herkesin yorum yapabilmesi seçeceğini doğru buluyor musunuz? Düşüncelerinizi Yorumlar kısmında bekliyoruz.
Sinema dünyasının en kilit yapı taşlarından biri de kurulmuş film setleri diyebiliriz. Pek çok önemli detayı bulunan bu mekanlar, bazen o kadar popüler hale gelir ki, gerçek hayattan ziyaretçi kabul eden müzelere dönüştürülürler. Bununla birlikte bu yerleşkelerin bazılar, sanal ortamda da gezilebilir hale geldi.
Google Haritalar ile ziyaret edebileceğiniz pek çok ikonik film setleri bulunmakta. İşte biz de sizler için bu efsane mekanların bir kaçını bir araya getirdik. Haritalarınız hazırsa başlayalım.
Sanal olarak ziyaret edilebilen film setleri
Özellikle, sinema severlerin ilgi odağında olan mekanlar, fiziksel ziyaretler sayesinde ikonik sahneleri canlandırma imkanını ortaya çıkarıyor. Ancak 2020‘den bu yana gerçekleşen COVID-19 salgını, bu tarz gezilerin önünü kapattı ne yazık ki. Bununla birlikte, sinema severler için çareler tükenmiş değil. En azından bilgisayar veya telefon karşısında efsane sahnelerin çekildiği yerleri ziyaret etmek mümkün.
Hayalet Avcıları’nın karargahı
1984 yılında vizyona giren Hayalet Avcıları (The Ghostbusters), döneminde oldukça büyük bir etki yaptı. Gerek müziği gerekse de havası ile olumlu geri dönüşler alan film, mekanları ile de ön plana çıkmayı başardı. Ekibin karargahı olan, The Hook & Ladder 8 itfaiye istasyonu, artık bir müze. Filmin geçtiği bu mekanı, Google Haritalar üzerinden bulabilirsiniz.
Avengers Kulesi ve New York Savaşı
Dünyanın kudretli koruyucularının ana karargahı olan Avengers Kulesi, aslında gerçek hayatta yok. Ancak ilk filmde gerçekleşen New York savaşının önemli noktalarını ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca yapımda yer alan kulenin de gerçekte nerede ve nasıl bir yer olduğunu görmeniz de mümkün.
Gerçek Hogwarts
İkonik sahnelerin geçtiği film setlerinden bahsediyorsak, konu bir şekilde Harry Potter’a gelir. Serinin en önemli mekanı olan Hogwarts, aslında gerçek hayatta var olan bir kale. Her ne kadar Universal Studios aynı mimaride bir tema parkı yapmış olsa da, gerçek Hogwarts İngiltere’de yer alıyor. Alnwick Kalesi ismiyle bilenen yerleşke 12. yüzyıldan kalma. Düzenli olarak Harry Potter etkinlikleri yapılan gerçek Hogwarts‘a, Google Haritalar yardımıyla ziyarette bulunabilirsiniz.
Corleone Malikanesi
Baba serisinin en kilit mekanlarından biri de tabi ki Corleone Malikanesi idi. Michael Corleone’nin evi olarak bizleri karşılayan yer, New York‘ta bulunuyor. Sinema tarihine geçen Baba‘nın evi, fiziksel anlamda ziyaretçi kabul etmiyor. Bununla birlikte, malikaneyi Google yardımıyla görüntüleyebilirsiniz.
Sherlock Holmes ve o meşhur evi
Google ile gezebileceğiniz film setleri listesinde sıradaki üyemiz, hepimizin aşina olduğu bir yer. Sherlock Holmes filmlerinde, kitaplarında ve dizilerinde hep adı geçen o efsane yer Baker Street 221B. Gerçek hayatta orada yaşadığı iddia edilen dedektif, tüm eserlerde de aynı yere uyarlanmıştır. Cadde üstünde bir ev olan 221B, Google Haritalar yardımıyla kolayca ziyaret edilebilir.
Alcatraz
Film setleri arasında en ürkütücü mekanlardan birine rahatlıkla Alcatraz diyebiliriz. Birçok yapımın çekildiği dünyaca ünlü hapishane, özellikle 1979 yapımı, Escape from Alcatraz ile dikkatleri üzerine çekti. Tarihsel süreçte kritik bir yeri olan hapishane müzeye çevrildi. Yılda 750 bin ziyaretçisi olan Alcatraz’ı, sanki oradaymış gibi turlayabilirsiniz.
Iron Man ve kocaman donutu
Film setleri listemizin bir sonraki üyesi yine Marvel evreninden. Iron Man 2 filminde, Tony Stark zırhı ile bir donut dükkanına uğramıştı. Mağazanın dev maketinin içine giren ünlü karakter, evrenin ikonik diyaloglarından birini Nick Fury ile burada gerçekleştirdi. Bir dükkan oluşu nedeniyle sürekli müşterisi olan Randy’s Donuts‘ı Google ile ziyaret edebilirsiniz.
Truman Burbank’ın evi
1998 yılında çıkan Truman Şov, farklı teması ile oldukça beğeni kazanmıştı. Jim Carrey‘nin başrolde yer aldığı film, Truman Burbank karakterinin hayatının aslında bir televizyon şovu olmasını işliyor. İkonik dizideki şehir ABD sınırları içerisinde yer alırken, Burbank’in evini sanal ortamda ziyaret edebilirsiniz.
Alabama Tepeleri
Ziyarete açık film setleri her zaman şehir içinde veyahut müze şeklinde insanları karşılamıyor. Tıpkı Alcatraz gibi pek çok filme ev sahipliği yapan Alabama Tepeleri, özellikle vahşi batı filmlerinde sıkça gördüğümüz bir mekan. Doğal park olarak ziyaretçi kabul eden tepeler, Django Unchained ve Iron Man yapımlarında izleyicilerinin karşısına çıktı. Sizlerde belli noktalardan vadiyi sanal olarak izleyebilirsiniz.
Al Khazneh
Ürdün‘de yer alan bu tarihi mekan, film setleri listemizin son sırasında yer alıyor. Hali hazırda müze olarak hizmet veren Al Khazneh, Indiana Jones: Son Macera filminde kendini göstermişti. Tam 2000 yıllık olan tapınak, Google Haritalar sayesinde güncel olarak ziyarete açık.
Sanal ortamda ziyaret edebileceğiniz film setleri serimizin sonuna geldik. Sizler bu mekanlar hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizlere aktarmayı unutmayın.
Video oyunları ile sinema dünyasının yolu çoğu zaman kesişiyor. Pazar payı büyük iki endüstrinin ortak çalışmaları hayranlar tarafından da yakın takipte. Kimi zaman doğrudan filmlerin oyunları yapılsa da, kimi zaman sinema evrenlerinden uyarlanan yapımlar oyuncuları karşılamakta.
Peki bu eserler arasında en başarılı olan video oyunları hangileri? İşte bu yazımızda sizler için 10 yapımdan oluşan bir liste hazırladık.
Genel yapı itibariyle gerçek anlamda kaliteli bir içerikle karşılaşmak oldukça zor olabiliyor. Zira hali hazırda beyaz perdede işlenen konular, yenilik anlamında büyük işler başarmıyor. Bu nedenle eleştiriler gelirken, sinema evrenlerinden kurulan yapımlar genellemenin dışında kalabiliyorlar. Pek çok stüdyo, oyun haklarını aldığı filmlerin başarılı versiyonlarını oyunculara sunabiliyor.
Alien: Isolation
Sinema dünyasının klasik içeriklerinden biri olan Alien, oyun endüstrisinde de önemli bir yere sahip. 2014 yılında piyasaya çıkan Alien: Isolation, hem mevcut düzendeki korku ögelerini başarı ile yedirmiş, hem de farklı noktalara değinerek merak uyandırmıştı. Creative Assembly tarafından geliştirilen yapım, hayranların beğenisini topladı.
Spider-Man 2
Sam Raimi‘nin Spider-Man üçlemesi, pek çok hayran tarafından ayrı bir yere konumlanıyor. Modern sinemanın ilk çizgi roman uyarlamalarından olan seri, oyun dünyasında da önemli bir yere sahip. Üçlemenin en iyi filmi olarak gösterilen Spider-Man 2, video oyunları listemize de girmeyi başarıyor. 2004 yılında çıkan yapım, filmde anlatılanlara ilave olarak daha geniş kapsamlı bir hikayeye sahip. Bununla birlikte oyun, 2018‘de çıkan Marvel’s Spider-Man‘e kadar da en iyi çizgi roman oyunları arasında yer alıyordu.
Golden Eye 007
Ajan filmlerinin en bilinen serisi James Bond desek yanlış olmaz. 1963 yılından beri devam eden yapımlar, ara ara oyun dünyasına da merhaba diyor. 1997‘de çıkan oyun, Doom benzeri bölüm tasarımı ile döneminde oldukça başarılı olmuştu. Keza yapım kimilerine göre oyun dünyasındaki en iyi film uyarlaması.
Mad Max
Mad Max, listemizdeki video oyunları arasında, tam olarak yüzde 100 filmden uyarlama olmayan yapımlardan biri. Aynı evrende geçen eser, Avalanche Studios Group ve Mindscape stüdyoları tarafından geliştirildi. 2015‘te çıkan filmin ardından gelen Mad Max, kıyamet sonrası çağın anlatıldığı senaryoyu başarıyla hayranlarına aktardı. Aksiyonu ve araç sürüş dinamikleri kusursuza yakın olan oyun, oyuncuların da beğenisini kazandı.
Friday the 13th: The Game
Filmden uyarlanan başarılı video oyunları arasında farklı tarza sahip bir oyun ile karşı karşıyayız. Namı diğer 13. Cuma efsanesi, çok oyuncu odaklı bir yapım ile 2017‘de hayranlarını karşıladı. Bütün filmlerdeki Jason varyantlarının olduğu oyun, ilk filmin anlatıldığı kampta geçiyor. Toplamda 8 oyuncuya kadar oynanabilen 13. Cuma‘da amaç, Jason‘dan kaçmak. Bunun için oyuncuların belli başlı görevleri yerine getirmesi gerekiyor.
Star Wars: Knights of the Old Republic
Tıpkı Mad Max gibi KOTOR’da doğrudan film uyarlaması değil. Ancak gelişmiş dünyası ve oyunculara sunduğu seçenekler ile, hala en iyi Star Wars oyunları arasında yerini almayı başarıyor. Çok oyuncu odaklı yapımda seçimleriniz, doğrudan kaderinizi belirliyor. Günümüz oyunlarında bile kolay kolay görmediğimiz bu detayın 2004‘te olması, Star Wars: Knights of the Old Republic‘i ayrı bir yere koyuyor.
Jurassic World Evolution
Sinema dünyasında Jurassic Park serisinin yeri de bir başka. Dinozorları evimize kadar getiren evren, pek çok farklı kategoriye hizmet edebiliyor. Oyun dünyasında olması sürpriz olmayan seri, 2018′de Jurassic World Evolution oyunu ile hayranlarını karşıladı. Temel olarak, tema parkı kurduğunuz oyunda amaç, daha fazla ziyaretçiye ulaşarak gelirinizi arttırmak. Bu sayede sevilen film serisine farklı bir açıdan da bakış atma şansına sahip olacaksınız.
Middle-earth: Shadow of Mordor
Filmden uyarlama video oyunları listemizde Yüzüklerin Efendisi evreninden bahsetmemek olmaz. Sinemada pek çok hayranı bulunan ve artık klasikler arasında atfedilen seri, oyun endüstrisinde de yer alıyor. Daha önceden doğrudan çıkan filmlerin oyunları ile hayranlarını karşılayan Yüzüklerin Efendisi, beklenilen tepkiyi alamamıştı. Ancak 2014‘te çıkan Shadow of Mordor, bunu değiştirdi. Nemesis sistemi ile oyun dünyasına da önemli bir yenilik katan yapım, serinin hayranlarını da tatmin etmeyi başardı.
Peter Jackson’s King Kong: The Official Game of the Movie
Upuzun ismiyle dikkat çeken King Kong, doğrudan filmden uyarlanan video oyunları arasında yer alıyor. 2005’te çıkan filmi baz alan yapım, çıkış yaptığı dönemde önemli ölçüde etki yapmayı başardı. Sinemada anlatılmayan konuları da ele alan King Kong, ödülleri de topladı. Oyun, Game Boy Advance, GameCube, Microsoft Windows, PlayStation 2, Xbox, Nintendo DS, Xbox 360 ve PSP’ye çıkış yapmıştı.
X-Men Origins: Wolverine
Filmden başarıyla uyarlanan video oyunları listemizin son sırasını, yine bir çizgi roman eseri ile tamamlıyoruz. 2009 yılında çıkan X-Men Origins: Wolverine, fena olmayan geri dönüşler almayı başarmıştı. Bununla birlikte Hugh Jackman‘a olan ilgi artarken, usta yıldızın olduğu, filmle aynı isimde bir de oyun piyasaya çıktı. Oyun öylesine büyük bir etki yaptı ki, hayranların çoğu sinemada izledikleri X-Men Origins: Wolverine‘i oyuna tercih etti. Ancak devamı gelmeyen yapım, tarihin tozlu sayfalarına karıştı.
Sağlıklı bir yaşam için mobil sağlık uygulamaları kullanmak giderek artıyor. Elimizden düşmeyen telefonlar, tabletler doğal olarak hayatımızın her alanında yer ediniyor. Hatta pek çok insanın hayatına hükmetmiş bile diyebiliriz. İşlerimizi hallettiğimiz, para transferini kolayca yaptığımız ya da sosyal medyada vakit harcadığımız bu cihazlar başka ne gibi işlevler sağlayabilir?
Kilo vermemizi ya da almamızı kolaylaştıran; besinlerin kalorisini hesaplayan; günde ne kadar yürümemiz gerektiğini gösteren; kaç saat uyuduğumuzu hesaplayan birçok platform bize sağlıklı bir yaşam sunabilir.
Peki, hangi uygulamalar ne işe yarıyor? Sizler için en iyi sağlık uygulamalarını derledik…
Popüler mobil sağlık uygulamaları
Sağlıklı bir yaşam tarzı doğru beslenme ve tutarlı egzersizden çok daha fazlasıdır. Yeterince uyumak, bedeninize ve zihninize iyi bakmak, ilaçlar ve doktor randevuları gibi şeyleri yönetmek de sağlıklı kalmada önemli rol oynar. İyi bir uygulama, hepsini yönetmenin harika bir yolu olabilir.
HealthTap – Ücretsiz
Sağlığınız hakkında sorularınız mı var? ABD’deki doktorlardan gelen 2,6 milyondan fazla yanıta ve 850 hastalıkla ilgili 700 bin konuya ve makaleye göz atın. Ücretsiz şekilde soru sorup yaklaşık 24 saat içinde bir doktordan gizli bir cevap alabilirsizin. Ayrıca hemen bir doktora görünmek için ödeme yapabilirsiniz. Ancak tedavi, test, randevu gibi imkanları ABD’de yaşayanlar için geçerli.
Türkiye’deki Doctor Turkey ise videolu görüşme imkanı sunuyor. DoctorTurkey.com bağlanarak ya da aplikasyonu indirerek doktorlara ve terapistlere danışabilirsiniz. Hastaların uzmanar hakkında yorumlarını yer alıyor. Çevirim içi canlı görüşme randevusu, tıbbi rapor analizi, fizik muayene randevusu, diyetisyen görüşmesi ve psikolojik danışmanlık alabilirsiniz.
Elevate: Brain Training
Bu platform uygulama içi satın alımlarda ücretsiz. Beyin jimnastiği programı odaklanmanızı, konuşma becerilerinizi, işlem hızınızı, hafızanızı, matematik becerilerinizi ve daha fazlasını geliştirmek için tasarlandı. İçinde birçok oyun yer alıyor.
Ancak oyun denilince hafife almamanızı tavsiye ederiz. Ayrıca 2014 yılında en iyi ikinci iPhone uygulaması ilan edilmişti. İngilizce ve İspanyolca dillerindeki uygulama hakkında birçok kullanıcı, İngilizce pratik için de olumlu olduğunu söylüyor.
Fabulous: Daily Routin Planner
Yine uygulama içi satın alımlarda ücretsiz bir platform. Fabulous, sağlıklı alışkanlıklar oluşturmanıza yardımcı oluyor. Böylece daha sağlıklı ve daha mutlu bir hayatın tadını çıkarın. Bu sağlık uygulaması sizi daha üretken olmaya motive edecek.
Enerji seviyenizi en üst düzeye çıkaracak, daha fazla odaklanacak, kilo verecek ve daha iyi uyuyacaksınız. Örneğin, su içmeyi hatırlatacak, sabah rutininizi oluşturacak, yoga ve meditasyonu hayatınızın parçası edineceksiniz. Dilinin İngilizce olduğunu ise söylemekte fayda var.
En popüler sağlık uygulamaları arasında: Health Pal
Sağlık uygulamaları arasında uygulama içi satın alımlarda ücretsiz bir platform daha. Health Pal, yaşam tarzınızı sağlıklı tutmak için ihtiyaç duyabileceğiniz tüm özelliklere sahip. Health Pal uygulaması, gün boyunca bir adım sayacı ve diyet hatırlatıcılarından yiyecek ve egzersiz izleyicilerine kadar, bütünsel olarak sağlıklı bir yaşam tarzına doğru yolculuğunuzu güçlendirmek için günlük bir yardımcı araç.
Yürüme, egzersizler, kalori, su tüketimi gibi günlük etkinliklerinizi kaydeder ve yönetir. Üstelik Türkçe dili de var.
Health and Nutrition Guide & Fitness Calculators
Sağlıklı yaşam ipuçları, vejetaryen yemekler, vejetaryen olmayan yemekler, dünyanın en iyi yemekleri bu uygulamada! Aktif olarak diyet yapmaya ve kilo vermeye çalışmak için her kaloriyi hesaplamak yorucu olabilir. Uygulama içi satın alımda ücretsiz bu uygulama, belirli besinlere odaklanmak yerine genel diyetiniz hakkında yaptığınız seçimlerin sağlığınızı ve besin alımınızı nasıl etkilediğini anlamanıza yardımcı oluyor.
Ayrıca, diyetinizdeki değişikliklerin nasıl olumlu veya olumsuz sağlık sonuçları ortaya çıkardığını görmek için vücut kitle endeksinizi ve diğer vücut ölçümlerinizi hesaplamanıza yardımcı oluyor. Ancak İngilizce bilenler için daha kolay anlaşılır olacağını söyleyelim.
Fitbit Coach uygulaması
Fitness için en iyi sağlık uygulamalarından olan Fitbit Coach, dinamik antrenmanlar ve program takibi sunuyor. Fitbit cihazının takip ettiği günlük aktiviteye dayalı koşma, atlama, kaçma, ağırlık çalışması, yoga ve diğer görevler gibi egzersizleri öneriyor.
Aynı zamanda kişiselleştirilmiş rehberlik sağlıyor. İngilizce, Fransızca, Almanca, Portekizce ve İspanyolca dillerinde. Henüz Türkçe destek yok ancak Türkiye’den yüzlerce takipçi uygulama hakkında olumlu görüşlerini bildirdi. Ayrıca Apple Watch destekli. Bu arada yıllık abonelik 40 Dolar iken, aylık 8 Dolar.
FIIT uygulaması ile meydan oku
Kullanıcıların dünyanın her yerinden arkadaşlarına meydan okumalarını sağlayan en iyi egzersiz uygulamalarından biri. Uygulama yoga, jimnastik antrenmanı ve profesyonel eğitmenlerle ağırlık antrenmanı programı dahil yüksek kaliteli antrenmanlarla bireyin gücünü, ruh halini, hormonlarını, esnekliğini ve stresini azaltıyor.
Son olarak Türkiye’den birkaç uygulamaya bakalım. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın sağlık uygulamaları neler? E-Nabız uygulaması birçoğumuzun bildiği ve hatta kullandığı uygulamalardan biri. E-Nabız ile hastalık teşhislerinize, yaptırdığınız tahlillere ve tıbbi görüntülere, doktorun yazdığı ilaçlara, olduğunuz aşılara bakabilirsiniz.
Bir diğer uygulama MHRS. Bu uygulama ile devlet hastanelerinden, ağız ve diş sağlığı merkezlerinden randevu alabilirsiniz. İstediğiniz hekimden istediğiniz güne aldığınız randevuları yine uygulama üzerinden kolayca iptal etme hakkınız da bulunuyor.
Korona Önlem ve Hayat Eve Sığar uygulamaları COVID-19 pandemisinde ortaya çıktı. Her iki uygulama ile koronavirüs hakkında bilgi edinebilir ve direktif alabilirsiniz.
112 Acil Yardım Butonu uygulaması sayesinde ise acil durumlarda kolayca sağlık hizmeti alabilirsiniz. Konum bilgisi ile 112 Acil ekipleri size ulaşacaktır.
Son olarak, Sporcu Sağlığı uygulaması ilaçların etken maddelerinde doping etkisi olup olmadığını gösteriyor.
Evde internet kullanıcılarının, oturdukları yerden taşınacakları zaman doğalgaz, elektrik ve su aboneliği gibi hesaplarını kapattırmasına gerek yoktur. Hatta taahhütlü bir anlaşmanız varsa, paket iptali istediğiniz zaman bir cayma bedeli çıkabilir. Dolayısıyla var olan aboneliğinizi taşımanız gerekiyor. Peki o zaman internet nakil işlemi nasıl yapılır?
Öncelikle şunu belirtmemiz gerekiyor. Taşınacağınız yerde farklı bir hizmet sağlayıcısının altyapısı bulunuyor ve sizin aboneliğinizin bulunduğu firma kullanmış olduğunuz paketi ve özelliklerini size sunamıyorsa, o zaman herhangi bir cayma bedeli ödemeden sonlandırabilirsiniz. Ancak eğer sizlere aynı hizmet sunuluyorsa, bu durumda sorunsuz bir şekilde taşıma işlemine başlayabilirsiniz.
İnternet nakil işlemi nasıl yapılır? İşte tüm adımları
Öncelikle evimizi yada işimizi yeni taşıdığımız adreste önceden bulunan kişilerin, sabit hatlı telefonu ve internet aboneliklerini sonlandırdığından veya nakil işlemi yaptırdığından emin olmalıyız. Ardından eğer öğrenebiliyorsak, o bölgede alt yapı kime ait bunu sorabiliriz. Sonra işlemlere başlayabiliriz
İlk adımda mutlaka aboneliğimizin bulunduğu servis sağlayıcısını arayarak nakil işlemlerini başlatmak istediğimizi ve yeni adres bilgimizi paylaşmalıyız.
İkinci adım olarak eğer müşteri hizmetleri bu şekilde yönlendirirse, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartımızla birlikte en yakınımızda olan servis sağlayıcısının şubesine gitmemiz gerekiyor.
Üçüncü adımda taşındığımız yerdeki modem kurulumu için destek almamız gerekebilir ve ilk kurulum olmadığı için tarafınızdan bir ücret talep edilebilir. Ancak gerekli bütün port bağlantıları ve abonelik aktarma gibi işlemleri kullanmış olduğumuz firma tamamlayacaktır.
Sabit hatlı telefon ve ADSL kullanıcılarının hangi işlemleri yapması gerekiyor?
Ev veya işyerlerinde sabit hatlı telefon ve bunun üzerinden bir ADSL internet hizmeti alıyorsanız, nakil işlemleri sırasında bunu belirtmenizde fayda var. Çünkü taşındığınız bölgeye göre sizlere yeni bir telefon numarası verilmesi gerekebilir.
Telefon numaranızla birlikte nakil işlemi başlatmak istediğinizi söylediğiniz zaman aslında benzer işlemler olacaktır. Sadece eğer telefon numaranızın değişmesi gerekiyorsa, yeni numarayı adınıza ve adresinize tanımlatmak için kimlik kartınızla birlikte şubeye uğrayıp işlemleri fiziki olarak devam ettirmeniz gerekebilir.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Honor, ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka bu kapsamda çok yakında Honor 400 Pro modelini tanıtacak. Son gelişmeler, akıllı telefonun performans testlerine girdiğini gözler önüne seriyor. İşte ayrıntılar!
Honor 400 Pro Geekbench’te görüntülendi
Honor 400 Pro, DNP-NX9 model numarasıyla Geekbench veri tabanında görüntülendi. Akıllı telefon tek çekirdekli testlerden 2 bin 89 ve çok çekirdekli testlerden 6 bin 32 puan almayı başardı. Böylece akıllı telefonun bazı özellikleri dolaylı yoldan da olsa doğrulandı.
Geekbench testlerinde görülen prototipin hızı düşürülmüş bir Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisinden güç aldığı görülüyor. Hatta bu yonganın geçtiğimiz yıl satışa sunulan Honor 300 Pro modelinde kullanılan işlemciyle aynı olduğu belirtiliyor. Ürün kutudan çıkar çıkmaz Android 15 işletim sistemini çalıştıracak.
Kullanıcılara fikir vermesi açısından, Honor 300 serisinin özellikleri şöyle;
Özellik
Honor 300
Honor 300 Pro
İşlemci
Snapdragon 7 Gen 3
Snapdragon 8 Gen 3
RAM
8GB/12GB/16GB
12GB/16GB
Depolama
256GB/512GB
256GB/512GB
Ekran
6.78″ 2700x1224px 120Hz OLED, 4000 nit tepe parlaklık
6.78″ 2700x1224px 120Hz OLED, 4000 nit tepe parlaklık
İşletim Sistemi
MagicOS 9.0 (Android 15 tabanlı)
MagicOS 9.0 (Android 15 tabanlı)
Ön Kamera
50MP f/2.1
50MP f/2.1
Arka Kamera
50MP Ana + 12MP Ultra Geniş Açılı (AF)
50MP Ana (1/1.56″) + 50MP 3x Telefoto (Sony IMX856) + 12MP Ultra Geniş Açılı (AF)
Batarya
5300mAh
5300mAh
Şarj
100W Kablolu
100W Kablolu, 80W Kablosuz
Renkler
Mor, Siyah, Mavi, Kül, Beyaz
Siyah, Mavi, Kum
Başlangıç Fiyatı
2,499 CNY (Yaklaşık 326€, 29,100 INR)
3,999 CNY (Yaklaşık 520€, 46,500 INR)
Ekstralar
Honor Buds A, Honor bez çanta, termos, atkı, Koi desenli şişe
Honor Buds A, Honor bez çanta, termos, atkı, Koi desenli şişe
Google’ın sunduğu Circle to Search özelliği, kullanıcı deneyimini kökten değiştiriyor. Özellikle mobil cihazlarda bilgiye hızlı erişim sağlamak isteyenler için geliştirilen bu yenilikçi araç, arama sürecini daha sezgisel ve pratik hale getiriyor.
Circle to Search özelliği nasıl kullanılır?
Geleneksel yöntemlerde bir görseli veya metni araştırmak için ekran görüntüsü almak, uygulamalar arasında geçiş yapmak ve manuel olarak metin girmek gerekirken, Circle to Search ile yalnızca bir nesnenin etrafını çizmek yeterli oluyor. Google, anında ilgili bilgileri getirerek kullanıcıya herhangi bir kesinti yaşamadan aradığı bilgiye ulaşma imkanı sunuyor.
Bu özellik, tarayıcıda gezinirken, bir makale okurken veya sosyal medyada dolaşırken dikkat çeken bir öğe hakkında araştırma yapmayı kolaylaştırıyor. Kullanıcılar bir tarihi figür, yabancı dilde bir cümle veya bir marka logosu gibi merak ettikleri herhangi bir içeriği anında araştırabiliyor.
Bu haberimizde, Temu'dan alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli faktörleri sizler için derledik.
Bunun yanı sıra Circle to Search yalnızca arama yapmakla kalmayıp; seçili metni kopyalama, QR kodları okuma ve görüntülerden bilgi çekme gibi ek fonksiyonlar da sağlıyor. Normalde metin seçimine izin vermeyen PDF dosyaları veya uygulamalarda bile bu özellik kullanılabiliyor.
Circle to Search’ün en büyük avantajlarından biri, kullanıcıların aktif oldukları uygulamadan ayrılmasına gerek kalmadan bilgiye erişebilmesi diyebiliriz. Örneğin bir bulmaca çözerken ya da bir forumda tartışma okurken bilinmeyen bir kavramla karşılaşan kullanıcı, yeni bir sekme açmadan konuyla ilgili detayları anında görebiliyor.
Bu özellik, LinkedIn gibi profesyonel ağlarda veya mesajlaşma uygulamalarında bir şirket, kitap ya da konsept hakkında hızlıca bilgi almak için de oldukça kullanışlı hale geliyor. Özelliğin bir diğer dikkat çeken yönü ise ekran görüntüsü alma sürecini daha verimli hale getirmesi oldu.
Kullanıcılar, ekranın tamamını kaydetmek yerine yalnızca ilgilendikleri bölümü daire içine alarak paylaşabiliyor. Böylece gereksiz ekran görüntüleri cihaz galerisinde birikmeden, doğrudan ilgili kişi veya platform ile paylaşım yapılabiliyor.
Özellikle mobil cihazlarda araştırma yapmayı daha sezgisel hale getiren Circle to Search, pratikliği sayesinde kullanıcı alışkanlıklarının bir parçası haline geldi. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Honor, yakında duyuracağı yeni akıllı saat modeli için ilk görselleri paylaştı. Markanın resmi sosyal medya hesaplarından yayınlanan görütüler, cihazın yuvarlak ekranlı bir tasarıma sahip olduğunu ve sağ üst köşesinde döner taç (crown) bulunduğunu gösteriyor.
Honor, yeni akıllı saatini tanıtacak
Metalik çerçevesi ve genel tasarım diliyle dikkat çeken modelin lansmanı, kısa bir süre içinde yapılacak. Yeni akıllı saatin ismi ise henüz açıklanmadı. Cihazın Honor’un mevcut Watch serisine mi ait olduğu; yoksa tamamen yeni bir ürün serisinin başlangıcı mı olduğu konusunda da resmi bir bilgi bulunmuyor.
Honor, yeni akıllı saatini yakında görücüye çıkaracak.
Marka, MWC 2025 etkinliğinde küresel pazara yönelik Watch 5 Ultra modelini tanıtmıştı. Yeni akıllı saatin, bu lansmanın devamı niteliğinde bir cihaz olması muhtemel görünüyor. Ön sipariş süreci başlamış durumda ve kullanıcılar Honor’un resmi satış kanalları üzerinden ürünü rezerve edebiliyor.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Tasarımda öne çıkan özel döner taç mekanizması, kullanıcı arayüzünde çok daha kolay gezinme imkanı sunacak. Cihazın ayrıntılı teknik özellikleri, donanım detayları ve çıkış tarihi gibi bilgiler henüz açıklanmadı. Honor’un resmi lansmanla birlikte bu bilgileri kamuoyuyla paylaşması bekleniyor. Markanın fanları, yeni ürün için şimdiden oldukça heyecanlanmış durumda.
Peki siz bu yeni cihaz hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz günlük hayatınızda hangi marka akıllı saat kullanıyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.
Instagram’ın en popüler sosyal medya platformu haline gelmesi bazı sorunları da beraberinde getirdi. Örneğin, Instagram’da yaptığı aramaları başkalarının görmesini istemeyen kişiler arama geçmişini nasıl temizleyeceğini merak ediyor. Bizde Instagram hesap silme ve Instagram dondurma işlemlerinin ardından Instagram geçmişi silme rehberi ile karşınızdayız.
Instagram geçmişini silseniz bile daha önce sürekli baktığınız hesaplar “Öneriler” bölümünde karşınıza çıkarabilir. Bunun önüne geçmek için zamana ihtiyaç var, eğer bir süre bu hesaplarla ilgili herhangi bir arama vs yapmazsanız, Instagram algoritması artık bunlarla ilgilenmediğinizi düşünerek önermeyecek.
Instagram arama geçmişi nasıl silinir?
Instagram geçmişi silme işlemini için daha önce uygulamanın Ayarlar menüsüne girmek gerekiyordu. Ancak son güncelleme ile bu çok daha basit bir işlem haline geldi.
1-Instagram uygulamasını açın ve arama sayfasına geçiş yapın.
2 – Arama sayfasının sağ üst kısmında yer alan “Tümünü Gör” seçeneğine tıkladığınızdaki Yakınlardaki Aramalar sayfası karşınıza çıkacak.
3 – Bu aşamada daha önce arattığınız hesapları göreceksiniz. Silmeyi istediğiniz hesapların yanındaki çarpı işaretlerine basarak tek tek silebilir ya da Tümünü Temizle seçeneğine tıklayarak, Instagram arama geçmişini tamamen silebilirsiniz.
Bilgisayardan Instagram arama geçmişi silme
Bu işlemi gerçekleştirmek için telefon kullanmanız şart değil. Benzer şekilde bilgisayardan Instagram geçmişini silmek mümkün. İşte yapmanız gerekenler;
1- Bilgisayardan Instagram’a giriş yaptıktan sonra üst kısımda yer alan “Ara” bölümüne tıklıyoruz. Burada yakın zamanda aradığınız hesaplar karşınıza çıkacak.
2 – Sağ tarafta yer alan “Tümünü Temizle” seçeneğine tıkladıktan sonra Arama Geçmişini Temizle penceresi karşınıza çıkacak.
3 – Bu kısımda “Hepsini Temizle” seçeneğine tıklayarak tüm arama geçmişini silebilirsiniz. Veya tamamını silmek istemiyorsanız, hesapların yanlarındaki “Çarpı” işaretine basarak tek tek silebirsiniz.
Dünya çapında hızla gelişen İnternet, hayatımıza psikolojik hastalık ve sorunlar dahil etmeye başladı. Özellikle son on yılda, çoğu ülkede kullanıcı sayısı arttı. Daha kolay erişim ile hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Sosyal patologlar, psikologlar ve eğitim uzmanları, aşırı kullanımın olası olumsuz etkilerinin ve buna bağlı fiziksel ve psikolojik sorunların farkında.
Hayatını etkileyecek kadar İnternet’e giren ve genel olarak haftada 38 saatten fazla çevrim içi olan kişilerin İnternet bağımlılığı olduğu kabul edilir. Peki, siz kaç saat kullanıyorsunuz? Diğer sağlık sorunlarından haberiniz var mı? İşte çevrim içi hayatın bizi ittiği 5 psikolojik hastalık…
İnternet ve psikolojik hastalık ilişkisi: Hayalet zil sendromu
“Hayalet zil sendromu“nun anlamı şu; telefon zil sesi duyuyorsunuz, elinizi cebinize atıyorsunuz ama telefonunuz aslında çalmıyor. Hatta biraz ileriye gidelim, bazen telefonunuz cebinizde ya da çantanızda bile değil aslında. İşte bunun adı “hayalet zil sendromu”.
iDisorder kitabının yazarı Dr. Larry Rosen‘e göre, kendilerini yoğun mobil kullanıcılar olarak gören kişilerin yüzde 70’i ceplerinde hayalet uğultu yaşadıklarını bildirdi. Hepsi beynimizdeki yanlış tepki mekanizmalarından kaynaklanıyor. Rosen, “Muhtemelen cebimizde hafif bir karıncalanma hissediyoruz. Birkaç on yıl önce bunun hafif bir kaşıntı olduğunu varsayıp kaşıyorduk.” dedi.
Açıklamasının devamında ise şöyle diyor: “Ama şimdi sosyal dünyamızı cebimizdeki bu küçük kutuya bağlı olacak şekilde kurduk. Bu nedenle, bacağımızda herhangi bir karıncalanma hissettiğimizde, beynimizden ya endişeye ya da zevke neden olup bizi harekete geçirecek bir nörotransmitter patlaması alıyoruz.”
Telefonsuz yaşayamam! Nomofobi nedir?
Kişinin mobil cihazına erişememekten kaynaklanan endişe. “Nomofobi” terimi, “no mobile phobia“nın kısaltmasıdır. Telefonunuz bozulduğunda veya etrafta bir elektrik prizi olmadığında o korkunç kopukluk hissini yaşadınız mı?
Nomofobi, bazı kişilerin telefonlarından ayrı kaldıklarında hissettikleri endişedeki belirgin artıştı temsil ediyor. Telefon bağımlılığı kulağa önemsiz bir sorun gibi gelse de bozukluğun insanların yaşamları üzerinde çok ciddi olumsuz etkileri olabilir.
Öyle ki, bu durum ABD Psikiyatri Birliği’nin Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı‘nın (DSM-5) en son baskısında kendine yer buldu. Hatta California’daki Morningside Recovery Center’da özel bir Nomofobi tedavi programı başladı.
Dr. Rosen, bu konuda şöyle dedi: “Hepimiz telefonlarımızdan gelen bildirimlere karşı tetikte olmaya şartlandırılmışız. Bir bakıma Pavlov’un köpekleri gibiyiz. İnsanların telefonlarını çıkardığını ve iki dakika sonra hiçbir şey olmamasına rağmen tekrar bunu yaptığını görüyorsunuz. Bu, refleks eyleminin yanı sıra hiçbir şeyi kaçırmadığımızdan emin olmak için duyulan endişe tarafından yönlendiriliyor. Bunların hepsi FOMO (Kaybetme Korkusu) tepkisinin bir parçası.”
Ekrana bakınca mide bulantısı hissi: Siber hastalık nedir?
Bazı kişilerin belirli dijital ortamlarla etkileşime girerken hissettikleri yönelim bozukluğu ve baş dönmesi oluyor. Örnek olarak iOS 7‘de (2013) bazı düzenlemeler insanların sıklıkla baş dönmesi ve mide bulantısı yaşamasına neden olmuştu. iOS 7’nin insanlara yaşattığı etki, siber hastalığın örneği haline geldi.
iOS 7’nin şekli, iPhone ve iPad kullanıcılarına sunulur sunulmaz, Apple destek forumları yeni arayüzü kullandıktan sonra baş dönmesi ve mide bulantısı şikayetleri ile doldu. Nedenine gelecek olursak, büyük ölçüde Apple’ın simgelerin ve ana ekranın, ekran camının altındaki üç boyutlu bir dünyada hareket ediyormuş gibi görünmesini sağlayan paralaks efektini kullanımıyla alâkalı.
2013 yılında, Apple destek forumunda mide bulantısı araması.
Terim, 1990’ların başında, ilk sanal gerçeklik sistemlerinin kullanılmasından sonra ortaya çıktı. Aslında temel olarak, hareket etmediğimiz zaman beynimizin hareket ediyormuş gibi davranması.
İnternet, psikolojik hastalık ilişkisinde “hastalık arama”: Siberkondri
Aslında eminim ki bunu birçoğumuz yapıyor. İtiraf ediyorum, ben de! “Siberkondri“, İnternet’te araştırma yapıp kendinize hastalık bulmak ya da okuduğunuz hastalıkları kendinizde görmek.
İnsan vücudu, kontrol ettikçe karşımıza gizemli ağrılar, şişlikler, sızılar çıkaran sürpriz dolu bir yer. Çoğu zaman bu küçük anormalliklerin ciddi bir şey olmadığını görüyoruz. Ancak İnternet’in geniş tıbbî literatür arşivi, hayal gücümüzün her türlü kabus tıbbî senaryo ile çılgına dönmesine izin veriyor.
Başım ağrıyor. Muhtemelen ciddi bir nedeni yok. Bir de İnternet’e bakmalıyım, sebebini bulabilir. Evet, kesin tümör var. Siberkondri hastalarının kafasında bu tür bir düşünce yer alır. Olası en kötü sonuçlara ulaşmak için arama yapar. 2008 yılında Microsoft bu konuda bir araştırma yaptı. Buna göre, arama motoru destekli kendi kendine teşhisin, genellikle arama yapan kişinin olası en kötü sonucu elde etmesine yol açtığını buldu.
İnternet’in varlığı, daha az bilgi tutmamıza yol açıyor: Google efekti
Araştırmacılar Google efektini kısaca şu şekilde açıklıyor: İnsan zihninin, tüm cevapların sadece birkaç tık ötede olduğunu bildiği için daha az bilgi tutma eğilimi. Yani İnternet sayesinde, medeniyetin ilk çağlardan bu yana biriktirdiği hemen hemen tüm bilgilere kolaylıkla erişiyoruz. İşte bu da beynimizin çalışma şeklini değiştiriyor.
“Google Etkisi” olarak da isimlendirilen araştırmalar, bilgiye sınırsız erişimin beynimizin daha az bilgi tutmasına neden olduğunu gösterdi. Evet, tembel oluyoruz. Aklımızda, “Bunu ezberlememe gerek yok. Çünkü daha sonra Google’da bulabilirim.” fikri var.
Google Haritalar ile pek çok şeyi yapmak artık mümkün. Günlük hayatımızda bize yardımcı olan platform, interaktif olarak da eğlenceli anlar yaşatabiliyor. Özellikle COVID-19 salgını nedeniyle turizm sektörü büyük yara alırken, insanlar Google Haritalar yardımıyla önemli yerleri ziyaret edebiliyor.
Tabi bu sanal geziler, tarihi mekanlar ile sınırlı kalmıyor. Pek çok kullanıcı, dizi ve filmlerin çekildiği yerleri yine aynı şekilde sanal ortamda gezme imkanına sahip olabiliyor. Biz de sizler için ziyaret edebileceğiniz 10 ikonik dizimekanını listeledik.
Önemli dizilerin sahnelerinin yer aldığı listede, bazı yapımlar birden fazla mekan ile bizleri karşılıyor. Google Street View aracılığı ile oradaymışsınız gibi gezme imkanınız olan bu yerler, televizyon tarihinde de oldukça kilit noktalarda bulunuyor. Özellikle aşina olduğunuz yapımların mekanlarına ziyarette bulunmak bazen oldukça anlamlı olabiliyor.
Erdal Bakkal – Leyla ile Mecnun
Google Haritalar ile gezilebilecek dizi mekanları listemize, yerli bir yapımla başlıyoruz. Türk televizyon tarihinde önemli bir yere sahip olan Leyla ile Mecnun, bildiğiniz üzere yeniden ekranlara döndü. Geniş bir hayran kitlesi olan dizi, ikonik anlarıyla da izleyenlerin beğenisini toplamıştı. Dizi için kilit bir noktada yer alan Erdal Bakkal‘ı Street View ile rahatça ziyaret edebilirsiniz. Ancak efsane konumun, eskisi gibi görünmediğini hatırlatmakta fayda var.
MacLaren’s Bar – How I Met Your Mother
Televizyon tarihin bir diğer ikonik içeriği ile listemize devam ediyoruz. 2005 yılında yayınlanan ve kısa sürede büyük etki yapan How I Met Your Mother, özellikle MacLaren’s Bar‘daki sahneleri ile de ayrı bir yere sahip. Gerçek hayatta ismi farklı olan mekanı, Google Haritalar ile rahatça ziyaret edebilirsiniz.
King’s Landing – Game of Thrones
Google Haritalar ile ziyaret edilebilecek mekanlara yine bir klasik ile devam ediyoruz. Dizi tarihinin en büyük bütçeli yapımları arasında yer alan Game of Thrones, entrikalarının yanı sıra, iyi seçilmiş mekanları ile de ünlüydü. Krallığın başkenti olarak sayılan King’s Landing de bu konumlar arasında yer alıyor.
Walter White’ın evi – Breaking Bad
Televizyon tarihinin kimilerine göre en iyi dizisi olarak lanse edilen Breaking Bad, listemizde de yer almayı başarıyor. Efsaneleşen Walter White karakterinin maceralarını anlatan yapımda, White’ın evini ziyaret edebiliyorsunuz. Pek çok hayranın aşina olduğu konum, ikonik mekanlar arasında önemli bir yerde bulunuyor.
Çernobil – Chernobyl
Dünya tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan Çernobil, HBO yapımı dizisi ile gündeme bomba gibi düşmüştü. Ödülleri peşi sıra toplayan yapım, olayların arka planında yaşananları gün yüzüne çıkarttı. Bununla birlikte, dizinin geçtiği mekanların bir kısmı Google Haritalar ile ziyaret edilebilir durumda. Felaketin yaşandığı yeri güncel zamanda görmek isteyebilirsiniz.
Gallagher ailesi – Shameless
Komedi dram dizilerinin öne çıkan yapımlarından olan Shameless, listemizde yer almayı başarıyor. Gallagher ailesinin kaldığı evi, Google Haritalar yardımıyla kolayca ziyaret edebilirsiniz. Chicago‘da yer alan bina hayranları açısından da ayrı bir yere sahip.
Hawkins Laboratuvarı – Stranger Things
Stranger Things evreninde oldukça önemli olan bir mekan diyebiliriz Hawkins Ulusal Laboratuvarı için. Korkunç deneylerin yapıldığı kurgusal kurum, Google Haritalar ile rahatça ziyaret edilebilir durumda. Yeni sezonda da kilit bir noktada yer alan mekan, gerçek hayatta kampüs görevi görüyor.
Sweetwater – Westworld
Son dönemin dikkat çeken yapımlarından olan Westworld, sanal ziyaretlere açık bir ortama sahip. HBO‘nun önemli markalarından olan dizinin ilk sezonu bildiğiniz üzere Sweetwater isimli kurgusal kasabada geçti. Tamamen baştan dizayn edilen küçük şehre Google Haritalar yardımı ile ulaşabilirsiniz.
Nelson & Murdock – Daredevil
Marvel ve Netflix ortaklaşa yapımı Daredevil, süper kahraman dizileri arasında öne çıkmayı başarıyor. Kendine has yapısı ve dünyası ile beğenileri toplayan uyarlama, önemli mekanları da bünyesinde barındırıyor. Bunların arasında başlıca Nelson & Murdock geliyor. Ana karakterlerimizin avukatlık ofisi olan yer, Google Haritalar yardımı ile ziyaret edilebilir.
Underwood ailesinin evi – House of Cards
Google Haritalar ile ziyaret edebileceğiniz mekanlar listesinin son sırasında yine ikonik bir diziye yer veriyoruz. Politik entrikaları ve iddialı kadrosu ile popüler olan House of Cards, son dönemde yaşadığı çalkantılı sürece rağmen önemli bir konumda bulunuyor. Dizide başrol olan Underwood ailesinin kaldığı evi, sanal olarak görmeniz mümkün.
Listemizin sonuna gelirken, merak ettiğiniz yapımları bizlere yazmayı unutmayın. Keza eksik gördüğünüz mekanları da bizlerle paylaşabilirsiniz.
Birçok insanın nükleer teknoloji deyince aklına ilk olarak Hiroşima ve Nagazaki‘ye atılan bombalar gelir. Ancak konu dünyanın dört bir yanına atılan nükleer bombalara gelince bu hikayenin sadece küçük bir kısmı.
Çoğu insan Çernobil, Three Mile Island ve Fukushima gibi olayları haberlerden biliyor olsa da çok fazla dikkat çekmeyen birçok tehlike var. Sizler için bu tehlikeli teknolojinin buz dağının ardında kalan çok daha endişe verici yönlerini ve olaylarını derledik.
Fukushima reaktörü hâlâ kontrol altında değil
2011 yılında Japonya’nın Fukushima kentini yıkıcı bir tsunami vurdu. Ancak tsunami aslında kentte yaşayanlara daha büyük sıkıntılar bıraktı. Kentteki nükleer reaktörlerden birinde erime başladı. Ardından Fukushima bölgesi çevresindeki atmosfere bir ton radyasyon yaydı. Bu olayın patlak vermesiyle hükümet temizlik çalışması başlattı.
Enerji santrallerinden sorumlu TEPCO şirketi, her şeyi kontrol altına aldıklarını açıkladı. Ancak TEPCO Japon halkının güvenini hızla kaybediyor. Çünkü 10 ay boyunca yağmur suyu sızıntısı olduğunu bildirmediler. Olay ortaya çıktıktan sonra bahaneleri ise aynı şekilde ters giden diğer olaylarla birlikte açıklayacak olmalarıydı.
Sızıntı yeterince ciddiydi ve TEPCO yerel balıkçılarla hasar kontrolü yapmak zorunda kaldı. Sorun şu ki, eriyen reaktör tesisin hasarlı bölümünün çoğu gibi halen su altında. Bu durum yüksek radyasyon seviyeleriyle birlikte reaktörün kapatılmasını gerçekten zorlaştırıyor.
Kısa süre önce durumun resmini çizmek için reaktöre bir robot gönderdiler. Ancak yüksek radyasyon robotu bir saat içinde eritti ve robot tesisin içinde kaldı. Velhasıl hasarlı reaktörlerin devreden tamamen çıkarılması 50 milyar dolara mâl olması ve birkaç yıl alması bekleniyor. Nükleer teknoloji üretmek gerçekten de oldukça zor.
Nükleer ülke olmak oldukça zor
Birçok insan bir ülkenin başka bir ülkeye ya da dünyanın herhangi bir yerine nükleer bomba atmasından korkuyor. Hatta dünyanın büyük bir kısmını yok edecek kadar büyük bir nükleer soykırımın tetiklenmesinden… Ancak silah kapasitesi açısından tam bir nükleer ülke olmak oldukça zor. Çünkü bu oldukça pahalı, zaman alıcı ve her türlü dikkati çekmeden bunu yapmak neredeyse imkansız. Bundan ötürü endişeye gerek yok.
Tüm süreç inanılmaz derecede karmaşık olsa da, radyoaktif elementin elde edilmsiyle başlar. Bu her zaman çok zor olmasa da gereken siparişlerin çokluğu ve sayısı, yaptığınızı gizlemeyi çok zor hale getirir. Üstüne üstlük, gereken bilim delicesine karmaşıktır ve bu düzeyde uzmanlığa sahip çok az insan var.
Nükleer süper güç olmak isteyenlerlerin işlerini daha zor hale getirmek için, santrifüj teknolojisi şiddetle korunuyor. Bu nedenle işlem için yüzlerce santrifüj gerektiğinden, bunu isteyen çoğu ülke büyük ölçekte hırsızlığa ve kaçakçılığa başvurmak zorunda. Nükleere gitmek imkansız olmasa da, dünyanın geri kalanından gizlemek neredeyse imkansız.
Sızan tesisler az ama oldukça endişe verici
TEPCO’nun nükleer depolama tesislerindeki sızıntılardan bahsetmiştik. Ancak özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde, nükleer atık depolama alanları deli gibi sızdırıyor. Üstelik sorun üzerinde çok az kontrol sahibiyiz veya hiç değiliz.
Şu anda ABD’de tek kalıcı nükleer depolama alanı New Mexico, Carlsbad‘da. Burası esasen insanların potas madenciliği yaptığı bir kasabaydı. Bu yüzden sakinler, nükleer atıkları yeraltında depolama fikrinden oldukça memnundu. Ancak son zamanlarda ciddi bir sızıntı oldu. Uzmanlar, 13 çalışanın yüksek düzeyde radyasyona maruz kaldığını tahmin ediyor. Henüz kalıcı bir olumsuz etki ise görülmedi. Bununla birlikte, olayın ardından insanlar güvenli nükleer depolama alanı inşa edilip edilemeyeceğini sorgulamaya başladı.
Ayrıca bir zamanlar plütonyum zenginleştirme için önemli bir merkez olan Hanford, Washington’da da bir alan var. Bu alanı ise yetkililer kapattı. Ama bu temizlik devam ediyor. Bunların çoğu devasa yeraltı tanklarında. Geçmişte tesislerdeki sorumlular bunların sızıntı yaptığını ve hükümetin radyasyonun çevreye sızmasını önlemek için yeterince hızlı davranmadığını bildirmişti. Ancak halen yeterince güvenlik önlemleri alındığı söylenemez.
Kimse atıkları almak istemiyor
Reaktör erimesi nükleer teknoloji dediğimizde yaygın bir korku. Ancak birçok insanın düşünmediği şey, depolamamız gereken nükleer atık miktarı. Ayrıca çoğu radyoaktif maddenin uzun ömürlü olduğunu düşündüğümüzde bu ciddi bir sorun teşkil ediyor.
Elinizdeki radyoaktif madde miktarı ne olursa olsun güvenli bir şekilde saklamak inanılmaz derecede zor. Bu, olayı daha da karmaşık hale getiriyor. Tahmin edebileceğiniz gibi, genelliklek insanlar atıkların yakınlarında depolanmasını istemez. Bu amaçla, Nevada’daki Yucca Dağı’nda bir nükleer atık depolama alanı projesi ortaya attılar.
Projeye, dönemin ABD Başkanı Obama ve Nevada’daki Senato Lideri Harry Reid şiddetle karşı çıktı. Buna karşın projeyi destekleyenler ise çalışmanın ve alanın tamamen güvenli olacağını ve hiçbir zararlı radyasyon yaymayacağını iddia etti. Ancak yine de plana karşı muhalefeti tatmin edemediler. Gerçek şu ki, insanlar radyasyona güvenmiyor.
Radyoaktivite sessiz bir katil mi?
Çoğu insan radyasyonu ciddi bir felaket sonucu meydana gelen bir şey olarak düşünür. Ancak radyasyon dört bir yanımızda ve genellikle bizi beklemediğimiz şekillerde etkiliyor.
Uranyum parçalandığında radon isimli radyoaktif ve çok tehlikeli bir gaz oluşur. Üstelik uranyum dünyanın hemen hemen her yerinde bulunur. Bu nedenle her zaman bir tehlike. Bununla birlikte, çoğu yerde sorun olmaya yetecek kadar yok. Ancak yine de radon insanları sessisce akciğer kanserine iter.
Bazı tahminler, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki artan akciğer kanseri riskine yol açan tehlikeli radon seviyelerine dikkat çekiyor. EPA’ya (ABD Çevre Koruma Ajansı) göre, radon yılda 20 binden fazla insanı öldürüyor ve akciğer kanserinin ikinci en yüksek nedeni nedeni. Evlerde kolayca birikebileceğinden birkaç yılda bir radon testi yapılması öneriliyor.
Özgül emilim oranı nedir?
Gerçekten de cep telefonları kansere neden oluyor mu? Bu uzun süredir bir tartışma konusu. Birçok çalışmada bilim insanları bu konuyu araştırdı. Ancak hiçbiri herhangi bir risk olup olmadığını veya varsa bu riskin ciddiyetini net olarak ortaya koymadı.
Genellikle insanlar güvende olduklarını düşünüyor. Ama herkes ikna olmuş değil. FCC’nin (Federal İletişim Kurulu) cep telefonlarının özgül emilim oranı (SAR) için standartları var. Tüm cep telefonu üreticilerinin kendi modellerinin SAR değerini test etmeleri ve sonuçları telefonun kullanım kılavuzuna koymaları gerekiyor.
Bununla birlikte, özgül emilim oranları genellikle telefonu tutuş şeklimize göre test ediliyor. Örneğin, güvenli mesafe pek çok insanın telefonu kulağına düşündüğünden çok daha uzak tutmasına yöneliktir. Bazı modellerde üreticiler yalnızca telefonu vücudunuzdan uzak tuttuğunuzdaki radyasyonu test eder. Kesin olmamakla birlikte, FCC kendi sağlığınızı ve güvenliğinizi korumak için kullanıcı kılavuzunu okumanızı ve özel telefonunuz için talimatları izlemenizi tavsiye etmekte.
Nükleer teknoloji mitleri: Soğuk füzyon efsanesi
Yaklaşık yirmi yıl önce, Martin Fleishmann ve Stanley Pon, daha sonra “soğuk füzyon” olarak adlandırılan bir fenomeni ortaya attı. Oda sıcaklığında bir nükleer reaksiyon oluşturmanın bir yolunu bulduklarını iddia ettiler. Böyle bir şey yapılsaydı, tehlikeli radyasyon seviyeleri ve çevre tahribatı endişesi olmadan enerji için nükleer reaksiyonları kullanırdık.
Tahmin edeceğiniz gibi, insanlar bilim insanlarının iddiaları karşısında inanılmaz derecede heyecanlandı. Hatta deneyi tekrarlamak için yola koyuldular. Ancak hayal kırıklığı ile karşılaştılar. Hiç kimse deneyi tekrarlayamadı veya çalışmasını sağlayamadı. Zaten henüz kimse bunun nasıl çalışacağını açıklayacak teorik bir model ortaya koyamadı.
Sonunda, insanlar vazgeçti. Ancak son zamanlarda ABD Deniz Laboratuvarlarında çalışan bir grup bilim insanı, soğuk füzyonun mümkün olabileceğine dair kanıtlar bulduğunu iddia etti. Ne yazık ki, şüpheciler hâlâ ikna olmuş değil. Üstelik araştırmacılar da sonuca nasıl ulaştıklarını veya nasıl meydana geldiğini tatmin edici bir şekilde açıklamadı.
Düşük seviyelerdeki radyasyona maruz kalmak
Dünyada binlerce bilim insanı var ve farklı görüşlere sahipler. Radyasyona maruz kalma söz konusu olduğunda, bilim insanları oldukça bölünmüş durumda. Bazı bilim insanları, radyasyona herhangi bir düzeyde maruz kalmanın en azından teorik olarak zararlı olduğuna inanmakta. Bu görüşün en uç yanı, kesinlikle gerekli olmadıkça tıbbî ekipman da dahil tüm radyasyondan uzak durmak.
Öte yandan, bazı araştırmacılar düşük seviyelerde radyasyona uzun süre maruz kalmanın bile hiç zararlı olmadığını savunuyor. Aslında, Wisconsin-Madison Üniversitesinden John Cameron, düşük seviyelerde radyasyonun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini gösteren bulgulara dayanarak bunun olumlu olduğunu düşünüyor.
Ancak dediğimiz gibi bilim camiası bu konuda hemfikir değil. Her iki tarafta da araştırmalar var ancak hiçbiri tamamen kesin değil. Radyasyona adapte olma yeteneğimizin kansere karşı savaşta önemli bir rolü üstlenmesi olası.
2 binden fazla atom bombasını test ettik
Nükleer teknoloji ve daha doğrusu nükleer patlama dediğimizde akla öncelikle Hiroşima ve Nagazaki geliyor. Çernobil’deki felaketi ve Fukushima’daki son felaketi de unutmayalım. Genellikle nükleer santrallerin dikkatsizce kullanılmasından şikayet ediyoruz. Bununla birlikte, çevreye saldığı radyasyon miktarından da.
Gerçek şu ki, ülkelerin kullandığı nükleer silah sayısına kıyasla bunlar devede kulak kalıyor. Silah olarak neredeyse hiç kullanmasak da, pek çok ülke zaten önceden bunları yoğun bir şekilde test etti. Bu amaçla ABD, Rusya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ülkeler onlarca yılını absürt miktarda nükleer bomba testi yaparak geçirdi.
Yukarıdaki hızlandırılmış video, ilk testlerden Pakistan ve Kuzey Kore’deki son testlere kadar ateşlenen tüm bombaları gösteriyor. Rakamlar ürpertici, birkaç on yıl boyunca dünya çapında 2 binden fazla nükleer bomba patlattık.
Kuzey Kore’nin nükleer programının kapsamı
Birçok ülkenin geliştirdiği nükleer programlardan pek çoğumuz son derece endişe duyuyor. Son yıllarda uluslararası toplumun gözlerini İran‘a ve Kuzey Kore‘ye çevirmesine neden oldu.
Bu konuda daha önce İran ile BM Güvenlik Konseyi ve AB arasında pek çok görüşme yapıldı. Özellikle İran’la ilgili birçok ülke endişe duymuyor. Çünkü komşularına ya da diğer ülkelere nükleer bomba atmaları pek olası değil. Çoğu insanın Kuzey Kore için aynı şeyi düşündüğünü ise söyleyemeyiz.
Kuzey Kore, pek çok kez nükleer temelli silahlar ürettiğini iddia ederek testler gerçekleştirdi. Bazıları çok endişe verici olmasa da, bu testleri uluslararası toplumun yaptırımları izledi. Yani tehdidin ciddiye alındığını gösteriyor.
2013’teki testten sonra Kuzey Kore, normal bir füzeye sığacak bir savaş başlığını minyatürleştirdiğini iddia etti. Bazı insanlar Kuzey Kore’nin bombalarının ne kadar tehlikeli olduğu konusunda şüpheci. Ancak birden fazla silah için yeterince zenginleştirilmiş materyalleri var. Üstelik gizlilik konusunda da oldukça iyiler. Asıl soru komşularına saldırma konusundaki cesaretlerinin ne durumda olduğu.