Turn 10 Studios, Forza Motorsport’un eleştirilen yapay zeka sisteminde kapsamlı bir güncelleme yapacak. Özellikle Drivatar AI sistemiyle ilgili gelen geri bildirimler doğrultusunda geliştirilen yeni sürüm, oyuncuların trafikte yapay zekaya karşı yaşadığı deneyimi daha gerçekçi ve sürükleyici hale getirecek.
Forza Motorsport, yapay zeka güncellemesi alacak
Oyuncular, yapay zeka kontrollü araçların yarışlar sırasında sergilediği gerçekçilikten uzak davranışlardan uzun süredir şikayetçiydi. Gereksiz frenleme, hatalı sollamalar, tuhaf geçişler, ideal yarış çizgisine uyumsuzluk ve aniden gerçekleşen kazalar, eleştirilen temel noktalar arasında yer alıyordu.
Yeni sistemde yapay zeka; artık yalnızca belirli bir yarış çizgisinde değil, birden fazla şeritte eğitiliyor. Bu sayede sistem, yarış sırasındaki pozisyonunu daha dinamik şekilde ayarlayabiliyor ve trafik koşullarına daha doğru tepki verebiliyor.
Önceki sistemde her araç ve pist için binlerce tur boyunca tek bir çizgi üzerinden yapılan eğitimler, yoğun trafiğe uyum sağlayamayan davranışlara yol açıyordu. Yeni güncellemeyle birlikte AI, sollama yaparken veya çarpışmalardan kaçınırken daha gerçekçi tepkiler verecek.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Yenilenen Drivatar AI yalnızca daha dikkatli değil, aynı zamanda daha hızlı ve rekabetçi de olacak. Pist dışına çıkmadan sollama yapabilecek, diğer yapay zekâa rakiplerini geçebilecek ve sürüş deneyimini daha keyifli hale getirecek.
Yapay zeka güncellemesi, mayıs ayı sonunda yayınlanacak olan yıl dönümü güncellemesiyle birlikte oyunculara sunulacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Çin merkezli yapay zeka şirketi DeepSeek, geliştirdiği yapay zeka modeliyle dikkat çekiyor. Kullanıcılar tarafından ücretsiz olarak erişilebilen DeepSeek-V3 ve DeepSeek-R1 modelleri, düşük maliyetli eğitim süreçleriyle öne çıkıyor.
DeepSeek’i tercih etmeniz için 4 sebep
ChatGPT gibi popüler yapay zeka araçlarında daha güçlü modeller genellikle ücretli aboneliklerle sunulurken, DeepSeek’in tüm yeteneklerine ücretsiz erişim imkanı sağlaması, kullanıcıların ilgisini çekiyor.
DeepSeek’in sunduğu bir diğer avantaj ise kısmen açık kaynak yaklaşımı benimsemesi diyebiliriz. Şirket, modellerin eğitim parametrelerini kamuya açarak kullanıcıların bunları kendi verileriyle yeniden eğitmesine olanak tanıyor.
Bu haberimizde, Temu'dan alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli faktörleri sizler için derledik.
Ancak, eğitime ait kodlar ve veriler paylaşılmadığı için modelin tamamen açık kaynak olduğunu söylemek mümkün değil. Yine de, bu durum kullanıcılara belirli bir esneklik sunarak özelleştirilmiş modeller oluşturma imkanı veriyor.
DeepSeek’in rakiplerinden ayrıştığı en önemli noktalardan biri de yerel olarak çalıştırılabilmesi oldu. ChatGPT gibi bulut tabanlı yapay zeka modellerinde internet bağlantısı ve OpenAI’nin sunucularına bağımlılık söz konusu olurken, DeepSeek kullanıcıların kendi cihazlarına yükleyerek internet erişimi olmadan çalıştırabileceği bir model sunuyor.
Bu, özellikle gizliliğe önem veren kullanıcılar için dikkat çekici bir özellik olarak öne çıkıyor. Kullanıcılar, hassas bilgileri büyük teknoloji şirketlerinin sunucularına göndermeden yapay zeka destekli işlemlerini gerçekleştirebiliyor.
Ayrıca DeepSeek’in sunduğu mantıksal akış süreci, modelin düşünme mekanizmasını daha şeffaf hale getiriyor. ChatGPT, çıktıları düzenleyerek doğrudan bir sonuç sunarken, DeepSeek-R1 modeli karar alma sürecindeki aşamaları daha ayrıntılı bir şekilde gösteriyor.
Bu sayede, kullanıcılar modelin nasıl bir mantık yürüttüğünü inceleyerek hataları daha kolay tespit edebiliyor ve girdilerini optimize edebiliyor.
ChatGPT halen en popüler yapay zeka sohbet aracı olmayı sürdürse de; DeepSeek sunduğu ücretsiz erişim, yerel kullanım imkanı ve özelleştirilebilir yapısıyla alternatif arayanlar için oldukça güçlü bir seçenek.
Wikipedia, üretken yapay zeka teknolojilerini doğrudan iş akışına dahil etme kararı aldı. Wikimedia Vakfı tarafından yapılan açıklamada, bu adımın gönüllü editörlerin yerine geçmek için değil; onların üzerindeki teknik ve zaman alıcı iş yükünü hafifletmek amacıyla atıldığı vurgulandı.
Wikipedia, yapay zeka kullanımını artırıyor
Vakıf yıllardır vandalizm tespiti, otomatik çeviri ve okunabilirlik analizleri gibi süreçlerde yapay zekadan yararlanıyordu. Ancak ilk defa yapay zeka sistemleri; arka plan araştırmaları, içerik çevirileri ve yeni gönüllülerin yönlendirilmesi gibi doğrudan editöryal süreçlere yardımcı olacak şekilde kullanılacak.
Wikimedia, editörlerini platformun temel taşı olarak tanımlıyor ve üretken yapay zekanın bu yapıyı ortadan kaldırmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Organizasyonun, 25 yıllık gönüllü katkı modeline dayandığı ve bu modelin Wikipedia’nın sürdürülebilirliğinde kilit rol oynadığı ifade edildi.
Wikipedia’nın gönüllü düzenleyicilere olan bağımlılığı, yıllar içinde artan içerik hacmi karşısında yetersiz kalmaya başladı. Çünkü bilgi üretiminin hızı, gönüllü katkı sayısını geride bırakmış durumda. Bu tablo, platformun geleceği için risk unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Öte yandan, yapay zeka botlarının Wikipedia verilerini izinsiz ve yoğun şekilde kullanması da önemli bir sorun haline geldi. Wikimedia, bu duruma karşı önlem olarak yapay zeka sistemleri için özel olarak hazırlanmış “yapılandırılmış Wikipedia içeriği” adında açık erişimli bir veri seti oluşturdu.
Bu sayede Wikipedia’nın insan okuyuculara yönelik işlevinin, kontrolsüz bot trafiği nedeniyle zarar görmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Vakıf, bu botların sunucular üzerindeki yükünün bant genişliğinde yüzde 50’ye varan artışlara yol açtığını belirtti.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Hiçbir sorun yokken iPhone’unuzun ekranı kapanabilir, dokunduğunuzda tepki vermeyebilir veya açılırken Apple logosunda kalabilir. Böyle durumlarda akla gelen ilk şey teknik servise başvurmak olsa da, “iPhone kapandı açılmıyor. Ne yapabilirim?” diyenlere ilaç gibi gelecek rehber hazırladık.
iPhone’unuz açılmadığında yapmanız gereken ilk şey bataryayı doldurmaktır. Siz farkında olmadan telefonun şarjı bitmiş olabilir. Bu gibi durumlarda iPhone’u açamazsınız hatta cihaz yaşam belirtisi bile göstermez. Bu nedenle orijinal kablosuyla şarja takın ve en az 1 saat bekledikten sonra yeniden açmayı deneyin.
iPhone kapandı, açılmıyor: Çözüm önerileri
1) Yeniden başlatmaya zorlayın
Kapanan iPhone’u açma konusunda en etkili yöntemlerden biri, yeniden başlatmaya zorlamaktır. Ekran siyahsa, donduysa ve herhangi bir tepki vermiyorsa bu yöntem işe yarayacaktır.
iPhone SE (2. nesil) dahil olmak üzere iPhone 8 veya sonraki modelkullanıyorsanız:
Sesi aç düğmesine kısaca basın.
Sesi kıs düğmesine kısaca basın.
Apple logosunu görene kadar yan düğmeyi basılı tutun.
iPhone 7 veya iPhone 7 Plus kullanıyorsanız:
Apple logosunu görene kadar hem yan düğmeyi hem de sesi kıs düğmesini basılı tutun.
iPhone SE (1. nesil) dahil olmak üzere iPhone 6s ve önceki model kullanıyorsanız:
Apple logosunu görene kadar hem Ana Ekran düğmesini hem de yan düğmeyi veya üst düğmeyi basılı tutun.
Çoğu durumda yeniden başlatmaya zorlamak, “iPhone kapandı açılmıyor” sorununu çözer. Apple da aynı durumdan muzdarip olanlara bu yöntemi tavsiye ediyor. Ancak hala telefonunuz açılmıyorsa, bu sefer sıfırlamayı deneyebilirsiniz. Sıfırladığınızda ne yazık ki cihazda depoladığınız fotoğraf, video ve benzeri veriler silinecektir.
2) Kurtarma Modu ile iPhone’u sıfırlayın
iPhone’u sıfırlamak için bir bilgisayar ve Lightning kablosu gerekiyor. Windows PC kullanıyorsanız Microsoft Store’dan veya Apple’ın sitesinden iTunes uygulamasını indirmelisiniz. Mac kullanıyorsanız sadece Finder’ı açmanız yeterli.
Kablonun bir ucunu bilgisayarın USB girişine, diğer ucunu da telefona takın ve kullandığınız iPhone’un modeline göre kurtarma moduna alın:
iPhone 8 veya sonraki modeller, iPhone SE (2. nesil) dahil: Sesi aç düğmesine kısaca basın. Sesi kıs düğmesine kısaca basın. Ardından, kurtarma modu ekranını görene kadar yan düğmeyi basılı tutun.
iPhone 7, iPhone 7 Plus ve iPod touch (7. nesil): Üst (veya yan) düğmeyle sesi kıs düğmesini aynı anda basılı tutun. Kurtarma modu ekranını görene kadar her iki düğmeyi basılı tutmaya devam edin.
iPhone 6s veya önceki modeller, iPhone SE (1. nesil) ve iPod touch (6. nesil) veya önceki modeller: Ana Ekran düğmesini ve üst (ya da yan) düğmeyi aynı anda basılı tutun. Kurtarma modu ekranını görene kadar her iki düğmeyi basılı tutmaya devam edin.
iTunes’ta bu ekran açıldığında “Geri Yükle” butonuna basın.
Bilgisayar telefonunuzu algıladığında iTunes’ta “iPhone’un güncellenmesini veya geri yüklenmesini gerektiren bir sorun var” mesajı göreceksiniz. Bu aşamada “Geri Yükle” butonuna tıklayarak iTunes’un en son iOS sürümünü indirmesini sağlayın.
Telefonun yazılımı bilgisayarınız tarafından indirilirken bekleyin. İndirme işlemi 15 dakikadan fazla sürerse ve iPhone kurtarma modu ekranından çıkarsa indirme işlemi bitene kadar bekleyin. Bittikten sonra yeniden kurtarma moduna almanız gerekiyor.
Siz hiçbir şey yapmadan iTunes, iPhone’un yazılımını geri yükleyecektir. İşlem tamamlanıp iPhone’unuz açıldıktan sonra kullanmaya başlayabilirsiniz. Bu adımlar “iPhone kapandı, açılmıyor” sorununu büyük ihtimalle çözecektir.
Hala sorun devam ediyorsa Apple Destek ile iletişime geçmeniz gerekiyor. Apple’dan destek almak için 0216 282 15 11 numaralı müşteri hizmetlerine ulaşabilirsiniz. Duruma göre telefonu bulunduğunuz yerdeki Apple Yetkili Servis Sağlayıcısına göndermeniz veya Apple Store’a götürmeniz gerekebilir.
– iPhone kapandı sorunu nasıl çözülür? için anlattığımız adımlar işinize yaradı mı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Daha önce “biyomimikri” terimini duydunuz mu? Teknoloji ve doğa geleneksel olarak farklı güçler olarak görülüyor. Örneğin, teknoloji genellikle çevremizde doğal olarak oluşmayan nesneler veya enerjiler oluşturmanın bir aracı olmuştur. Ancak biyomimikrinin ve üretken tasarım gibi ürün ve teknoloji geliştirmeye yönelik yeni yaklaşımların, bu eğilimi tersine çevirmeye başladığını görüyoruz.
Autodesk’in Baş Teknoloji Sorumlusu Jeff Kowalski, “Biyomimikri, doğanın zaman içinde test edilmiş modellerini ve stratejilerini taklit ederek insan sorunlarına sürdürülebilir çözümler arayan bir inovasyon yaklaşımıdır.” diyor. Biz de sizin için bu kavramları kullanarak doğadan ilham alan teknolojinin bazı örneklerini yazdık.
İşte biyomimikri örneği: İlaçlar ile deniz kestanesi
Avustralyalı araştırmacılar, deniz kestanelerinin kendi çevrelerinde sert bir dış kabuk oluşturma özelliğine odaklandı. Bilim insanları, ilaç ve aşı proteinlerini çevre sıcaklığındaki değişikliklerden korumak için örnek aldı.
Koruyucu bir tabaka oluşturmaya yönelik bu kimyasal süreç, özellikle ulaşım ve soğutma sistemlerinin zayıf olduğu ülkelere dağıtılan ilaçlar gibi uygulamalarda kullanışlı.
Singapur Esplanade Tiyatroları – Durian meyvesi
Çok sıcak bir iklimde yer alan Singapur’daki Esplanade Tiyatroları, yerel Durian meyvesinden ilham alınarak tasarlandı. Gerçekten eşsiz, cam kaplamalı bir çatı tasarımına sahip.
Yüzlerce üçgen şekilli alüminyum panelden oluşan sistem, Güneş’in yönüne göre bir açıya sahip. Böylece, kompleksi ısıdan ve doğrudan Güneş ışığından korurken, yine de iç mekanı doğal ışıkla dolduruyor.
Biyomimikri için güzel bir örnek daha: Türbinler ile balina yüzgeci
Kambur balinaların yüzgeçleri, tüberkül (kabarcık) olarak bilinen engebeli, düzensiz görünümlü kenarlara sahiptir. Araştırmalar, tüberküllerin pürüzsüz kenarlı kanatlardan çok daha fazla sıvı dinamiği sağladığı kanıtladı.
WhalePower gibi şirketler, bu dev balinaların düzensiz şekilli yüzgeçlerinden ilham aldı. Üreticiler, fanlarda ve türbinlerde kullanılmak üzere tüberkül kanatları geliştirdi. Beklediğimiz üzere bu türbinler geleneksel kanatlardan çok daha verimli çalışıyor.
Mayolar, köpekbalığı derisine benziyor
Bir köpekbalığının derisi, dermal dişler olarak bilinen binlerce puldan oluşur. Bu dişler, çalkantılı su girdaplarının oluşumunu bozar ve köpekbalığının suda daha verimli ve hızlı hareket etmesini sağlıyor.
2008 Olimpiyatları’nda, Michael Phelps ve diğer yüzücüler, köpekbalığının derisine benzeyen kumaşa sahip ünlü mayoları giydi. Ardından mevcut birçok dünya rekorunu gölgede bıraktılar. Yüzme yarışmalarında bu tür mayolar artık yasak olsa da, bir köpekbalığının dişlerini taklit etme fikri, günümüzde verimliliği artırmak için tekne gövdelerinde kullanılmakta.
Biyomimikri için insan vücudundan örnek: Biyo-piller
İnsan vücudu, metabolizma olarak bilinen kimyasal reaksiyon yoluyla enerji üretir. Bir kişi karbonhidrat veya şeker tükettiğinde, vücuttaki enzimler glikozu parçalar ve enerjiyi açığa çıkarır. Bilim insanları, enerji üretmek için şeker gibi organik bileşiklerle çalışan piller tasarlıyor.
Sony gibi şirketlerin yanı sıra çeşitli üniversitelerdeki araştırmacılar, ticari olarak uygun bir biyo-pil oluşturmak için çalışıyor. 2007’de Sony, bir Walkman‘e güç sağlamak için yeterli enerji çıkışı (50 mW) oluşturmak için enzimleri kullanan bir biyo-pil prototipini başarıyla geliştirdi.
Su geçirmez materyallerin üretimine kelebek kanatları ilham oldu
2013 yılında, MIT mühendislerinden oluşan bir ekip, şimdiye kadar yapılmış en su geçirmez malzeme olarak tanımlanan materyali geliştirdi.
Tasarımları, Morpho kelebeğinin kanatlarında bulunan desenleri taklit eden küçük silikon çıkıntılara sahip bir malzemeye sahip. Suya dayanıklı giysilere ek olarak, uçak kanatları ve türbinlerinde teknoloji için potansiyel uygulamalara örnek.
Bir oyun piyasaya sürüldüğünde çeşitli olumsuz olaylarla karşılaşabiliyor. Bünyesinde bulundurduğu bir sahne, bir oynanış detayı ya da uygunsuz görüntüler dolayısıyla yasaklama alabiliyor. Bu engel yalnızca belirli oyunculardan ziyade ülkeleri de devreye sokuyor. Ayrıca yasaklanan video oyunları şirketlerin satış başarısına az da olsa etki ediyor.
Manhunt, GTA ve Postal gibi ünlü oyunlar bir dönemler çeşitli yasaklamalarla karşılaştı. Engel getiren ülkeler yapımların kendi sınırları içerisinde oynanmasına karşı çıktı. İşte o yasaklanan video oyunları…
Çeşitli nedenlerle yasaklanan video oyunları
Grand Theft Auto
GTA oyunları şiddeti ve kargaşayı üst seviyeye taşıdığı için dünyada tepkilerin hedefi oldu. Ancak yalnızca tek bir ülke franchise bünyesindeki bütün yapımları yasakladı. Engeli koyan Tayland, şiddet konusunda herhangi bir yasak uygulamadı. Bunun yanı sıra Rockstar Games‘in istikrarlı kar getirisi yaratan girişimi, gerçek hayattaki bazı sonuçlar nedeniyle istisna olarak ele alındı.
2008‘de Polwat Chino adında genç bir adam Bangkok taksisi çağırdı ve iş ücreti ödemeye geldiğinde sürücüyü bıçaklayarak öldürdü. Polisler onu yakaladığında ise Chino, şiddet eylemleri için Grand Theft Auto serisini suçladı. Oyunda öldürmenin kolay olduğunu ve yapımı oynamak için paraya ihtiyacı olduğunu belirtti. Burada ufak bir not düşmemiz gerekiyor. Tayland da birçok insan kendi konsollarına ya da bilgisayarlarına sahip değil. İnternet kafelerde zaman geçiriyor. İşlenen bu suçun ardından hükümet tüm GTA oyunlarını bir anda yasakladı.
Postal 2
Birçok oyun sunduğu kötü davranışların sınırını epey zorluyor. Ancak hiçbiri bu konuda Postal serisinin yanına bile yaklaşamaz. Uzun süredir piyasada olan sandbox türündeki Postal, insanları şiddet, cinayet ve öfkeye sevk ediyor. Bu yüzden dolayı Yeni Zelanda yapımı kendi ülkesinde istemedi ve yasak koydu.
Yeni Zelanda koyduğu yasağa gerekçe olarak, ‘Ağır iğrenç içerik‘ damgasını yapıştırdı. Oyuna gerçekçi bakacak olursak bu tür davranışların yapımda yer aldığını görüyoruz. Postal 2‘nin bir kopyasına dahi sahip olsanız ülkede 1.400 dolarlık para cezasına çarptırılıyorsunuz.
Bully
Rockstar Games‘i bu listede birçok kere göreceğimiz zaten bekleniyordu. GTA oyunlarında yer alan şiddet içeriğinin yanı sıra Bully‘nin de bundan aşağı kalır tarafı yok. Çünkü oyun bir okul yurdunda kalan İngiliz asıllı bir çocuğun aşırı şiddet içeren lise yaşamını anlatıyor.
2006 yılında piyasaya sürülen yapıma Brezilya‘nın en güney eyaleti Rio Grande do Sul hükümeti karşı çıktı. Ortaya koyduğu argüman ise, oyunu bir okulda uygulamanın gençler için potansiyel zarar teşkil ettiğiydi. Yapımı satan ya da sahip olan herkesten günde 1.000 Brezilya Reali kesiliyor.
Manhunt 2
Rockstar Games bir başka oyunuyla daha karşımızda. Stüdyo GTA oyunlarıyla büyük başarı elde etse de çeşitli tepkilere de yol açtı. Piyasaya sürdüğü Manhunt oyununun aşırı şiddet ve işkence içermesinden ötürü şirket beklediğinden biraz daha fazlasını gördü. Serideki ilk oyun Yeni Zelanda ve diğer hükümetlerde büyük tepki gördü. Ancak kan ve vahşeti daha üst seviyelere çıkartan ikincisi bunun oldukça mislini yaşadı.
Birleşik Krallık, Manhunt 2‘nin derecelendirmesini reddetti. Bu da yapımın bir derece alamayacak kadar kötü olduğunu ortaya koydu. Rockstar Games bunun üzerine kanları gizlemek için bir çeşit sansür işlemi uyguladı. Düzenlenen sürüm de orijinal olarak yayınlandı. Ancak yine de Almanya, İrlanda, Yeni Zelanda, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Güney Kore‘de satışı yasaklandı.
EA Sports MMA
EA Sport MMA, Electronic Arts‘ın 2010 yılında UFC lisansı almadan dövüş oyunundan para kazanma girişimiydi. Strikeforce promosyonundan sonra dövüşçülerin yanı sıra Fedor Emelianenko ve Randy Couture gibi efsaneleri de içeriyordu. Böylece iyi eleştiriler aldı. Ancak yine de satışlar zayıf kaldı. Çünkü UFC ismi olmadan oyuncular pek denemeye yaklaşmadı.
EA Sports MMA, maçlardan önce kafein ve şeker karışımları için oyun içi reklamlar yayınladı. Bu durum da Danimarka‘da yasak olduğu için ülkede yapım yasaklandı. EA, bu reklamları kaldırarak oyunun alternatifini sunmak yerine satışlardan men edilmeyi seçti.
Sizler yukarıdaki yasaklanan oyunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce verilen kararlar doğru muydu? Fikirlerinizi yorumlar bölümünden belirtmeyi unutmayın.
Formula 1, namı diğer F1, motor sporları tarihinde önemli bir yere sahip. 1950 yılından beri düzenlenen şampiyona, tek kişilik, açık tekerlekli otomobil yarışlarının en yüksek düzeyini oluşturan, müsabakalar dizisidir. Kıyasıya rekabeti ve gösterişli araçları ile hep odak noktasında kalan F1, oyun dünyasında da önemli bir konumda yer alıyor.
Efsane isimler ile rekabet etme imkanı sağlayan oyunlar, oldukça eskiye dayanmakta. 1970′li yıllarda başlayan F1 oyunlarının gelişimini ve tarihçesini sizler için derledik.
Oyun dünyasında 50. yılını deviren F1 yapımları
Reytingi, diğer motor sporlarına göre yüksek olan Formula 1, oyun dünyasında da daha ön plana çıkıyor. Son yıllarda teknolojinin gelişmesi ile daha fazla dikkat çeken yapımlar, aslında 1970‘li yıllardan beri endüstrinin içerisinde yer alıyorlar.
Birçok efsaneyi bünyesinde barındıran F1 oyunları, ilk başlarda daha eğlence ögelerinin yüksek olduğu yapımlar olarak oyuncuların karşısına çıktı. Ancak 1980‘lerden sonra seri, tamamen yarış kategorisine yerleşti.
Bilinen en eski F1 oyunu: F-1 (1976)
Resmi olarak kayıtlara geçen ilk lisanslı Formula 1 oyunu, 1976 yılında piyasaya çıkan F-1. Japon stüdyo Namco tarafından geliştirilen yapım, atari salonlarına uygun olacak şekilde planlandı. Bulunduğu yıl bakımından PC‘ye çıkmayan F-1, sadece oyun makinelerine özel sunuldu.
Bununla birlikte bazı kaynaklara göre, 1974 yılında çıkan Speed Race ve Gran Trak 10, ilk Formula 1 oyunları olarak kabul ediliyor. Ancak lisanslama ve tam anlamıyla görsel uyuma sahip olmayan yapımlar, listeye girmeyi başaramıyor.
1980‘li yıllara kadar atari salonlarına geliştirilen Formula 1 oyunlarının tarihi, artık platform değişikliğine gidiyordu. Yarış kategorisine yerleşen yapımlar, aynı zamanda simülasyon ögelerini de arttırmaya başladı.
Chequered Flag ile PC’ye geçiş
1983 yılında piyasaya çıkan Chequered Flag ile, Formula 1 oyunları tarihi yeni bir dönemece girdi. Sinclair Research tarafından geliştirilen yapım, ZX Spectrum‘a çıktı. Chequered Flag, PC‘ye çıkan ilk yarış oyunu olarak tarihe geçmeyi başardı.
Simülasyon odaklı yapım, 1982 Formula 1 sezonundaki arabaları ve yarışçıları eksiksiz bir şekilde içermekteydi. Oyunda, Monza, Siverstone, Paul Richard, Monaco, Österreichring ve Brands Hatch pistleri yer alıyordu.
Bununla birlikte teknoloji gelişiyor ve oyunlar daha önemli yeteneklere sahip oluyordu. Üç boyutlu yapımların sayısı artarken, Formula 1‘de bu gelişmelere kayıtsız kalmayacaktı. SEGA, 1995 yılında F1 Challenge ile bu konuda bir ilki başardı. Artık daha güzel gözüken oyunlara sahip PC oyuncuları, EA tarafından geliştirilen F1 Challenge ’99-’02‘nin ardından seriye uzun bir süre veda etmek üzereydi. Zira şampiyonanın lisanslarını alan Sony, seriyi PlayStation özel yapmaya hazırlanıyordu.
Formula 1 oyunlarında PlayStation özel dönemi
Takvimler 2003 yılını gösterirken, oyun dünyasında önemli bir gelişme yaşandı. Sony, Formula 1‘in lisans haklarını satın alarak seriyi PlayStation özel yapma istiyordu. PC için çıkmayacak oyunlar, oyuncuları üzerken, şirket daha fazla konsol sattırmak için yapımları aksatmadan yeniliyordu.
Bu süre zarfında bir müddet unutulan Formula 1, teknoloji olarak gelişse de yeterli sayıda oyuncuya ulaşmayı başaramıyordu. Hal böyle olunca Sony, 2006 yılında yeni nesil konsolu PlayStation 3 için Formula One Championship Edition ile son kurşununu attı. Ortalama olarak değerlendirilen yapım, satışlarda da bekleneni veremediği için firma tarafından konsol özel olarak adlandırılan son oyun oldu.
3 yıllık bekleyiş ve Codemasters dönemi
2006 yılında son bulan Formula 1 serisi için hayranlar uzun süre beklemedeydi. Aradan geçen 2 yılın ardından, Mayıs2008‘de, Codemasters müjdeli haberi verdi. Dirt serisinden tanıdığımız şirket, Formula 1 lisansını aldıklarını resmen duyurdu. Hemen çalışmalara başlayan Codemasters, 2009‘da Wii ve PSP için ilk oyununu geliştirdi. F1 2009 adıyla başlayacak seri, altın çağlarından birini yaşayacaktı.
Her sene oyuna yenilikler getiren stüdyo, hem çok oyunculu mod severleri hem bireysel oyuncuları sevindirdi. 2019‘dan bu yana hikaye kısmını da geliştiren Codemasters, oyunculara farklı bir deneyim yaşatmak istiyor.
F1 oyunlarını ayakta tutan ve hayran kitlesini tekrar toplayan Codemasters, başarısıyla şirket hacmini katlamayı başardı. Stüdyonun başarısından etkilenen EA, firmayı tam 1.2 milyar dolara satın alarak, Formula 1 oyunlarının lisans haklarını tekrardan bünyesine kattı.
Formula 1, yeniden EA’de
F1 ile birlikte pek çok yarış oyununda hak sahibi olan EA, hayranların şüphelerini gidermeyi amaçlıyor. Daha önceden satın aldığı stüdyolara davranış biçimi çok eleştirilen ve bir dönem dünyanın en kötü şirketi seçilen firma, Codemasters‘a F1 oyunlarında karışmayacaklarını açıkladı. Ancak ilk iş olarak, oyunlar için uygulanan yerel fiyatlandırma politikasını iptal eden EA, sözünde ne kadar duracak göreceğiz.
F1 2022 ile tamamen EA etkilerini hissedeceğimiz seri, umarız ki bizleri üzmeden devam eder. Formula 1 oyunları ile alakalı görüşlerinizi bizlere aktarmayı unutmayın.
Microsoft’un uzun bir döneme damgasını vurmuş olan işletim sistemlerinden Windows XP, 2001 yılının sonlarında piyasaya sürüldü. Bu yazılım, 13 yıl boyunca destek alarak en fazla güncelleme alan Windows sürümlerinden birisi oldu. Peki bu başarının başlıca nedenleri neler? İşte Windows XP’nin başarı hikayesi…
Windows XP tarihi: Bir devir değişiyor
Her ne kadar günümüzdeki işletim sistemlerinden farklı görünse de, Windows XP çıktığı zamanda Windows 2000 ve Windows 98’den çok daha yeni ve kullanışlı bir arayüze sahipti. Yıllardan gelen gri tasarım ve sıkıcı tema yerine daha renkli ve kullanımı kolay bir işletim sistemi çıkmıştı. Yeni bir GUI oturum açma ekranı, daha güzel ve göze hoş gelen bir başlangıç ekranı ve daha iyi bir medya deneyimi sunmak amaçlanıyordu.
Windows XP’den önce çıkmış olan Windows 2000, Windows 98 SE gibi işletim sistemlerinin sürücüleri ve ona uygun üretilen programlar, Windows XP ile de gayet başarılı bir şekilde çalışabiliyordu. Windows 2000 uyumlu XDDM ekran kartları da Windows XP’de sorunsuz çalışıyordu. Bu durumda da kullanıcılar geçişi rahatlıkla sağlayabiliyordu.
Düşük sistem gereksinimleri
Windows 2000 kullanan çoğu kullanıcı, Windows XP’ye rahatlıkla geçebiliyordu. Çünkü aralarında fazla sistem gereksinimi farkı bulunmuyordu. Windows Vista’da karşılaşılan dengesiz bir sistem gereksinimi olsaydı şu an XP bu yerlere gelemezdi. Ayrıca 2006 yılında çıkarılan Windows FLP (Fundamentals for Legacy PCs) işletim sistemi de Windows XP’yi epey güçlü kıldı.
Bilgisayarının gücü XP’ye yetmeyen kullanıcılar bu işletim sistemini yükleyip, Windows XP altyapısı ile minimum özelliklerle son güncellemeleri alabiliyordu. Bu da o dönemde eski konfigürasyonu bulunan kullanıcıların dahi Windows XP’yi kullanmasına olanak sağlamıştı.
Stabilite
Windows XP ilk çıktığı dönemde RTM sürümüyle pek stabil olmasa da, SP2 (Service Pack 2) güncellemesinden sonra performansı ve stabiliteyi epeyce yükseltmişti. Sonradan Windows Vista çıksa bile, kullanıcılar yeni aldıkları bilgisayarlarına dahi Windows XP kurmayı tercih ediyordu. İyi konfigürasyona sahip olanlar için de bu durum geçerliydi. Çünkü hem daha fazla performans alıyorlardı. Hem de çok daha stabil ve hızlı bir kullanımı elde edebiliyorlardı.
Geniş program desteği
Windows XP kullanıldığı 13 senelik dönemde bir çok bilgisayarda sunuldu ve iş odaklı çözümler o dönemde programlarını Windows XP uyumlu olarak sunuyorlardı. Bundan ötürü de belirli kurumlar ve iş merkezleri bu destek sonlandırılana kadar Windows XP’yi kullanıyorlardı.
Ayrıca Windows XP’nin otomasyon ve bankamatikler gibi gömülü sistemler için tasarladığı Windows XP Embedded Edition isimli özel işletim sistemi 2019’a kadar güncelleme aldı. Halen daha da bazı ülkelerde bankamatikler Windows XP varyantları ile çalışıyor.
Windows XPBaşarı hikayesi: Reklam stratejileri doğru yapıldı
Windows XP‘nin ilk çıktığı dönemde çok çeşitli etkinlikleri ve tanıtımları düzenlenmişti. Bu da haliyle kullanıcıların ilgisini ve merakını çekmeyi başarmıştı. Örnek verecek olursak 2002 yılının başlarında Bill Gates, Madonna ve Sting ile Windows XP’nin tanıtımı için özel bir şarkı ve konser düzenlemişti. Ayrıca bazı ülkelerin de sokaklarında ve marketlerinde Windows XP tanıtımı yapılmıştı.
Windows XP’nin başarı hikayesinden bahsettiğimiz yazımız buraya kadardı. Peki sizin düşünceleriniz neler? Aşağıda görüşlerinizi belirtebilirsiniz.
Günümüzde emoji kullanımı, bir şakayı ya da espriyi göstermenin eğlenceli yolundan, kişilerin iletişim kurmasını sağlayan bir dile dönüştü. Bu emojilerin her biri duyguları çevrimiçi olarak iletmenin en önemli yoludur.
Emojilerin sosyal ağlarda sıklıkla kullanılmasıyla birlikte çoğu kişinin merak ettiği “En çok kullanılan emojiler ve anlamları nelerdir?” sorusu ortaya çıkıyor. Peki en popüler emojiler hangileri ve anlamları nelerdir?
Neden emoji kullanıyoruz?
Yüz yüze ya da telefonda sözlü olarak söylenebilecek ancak yazıya dökülemeyecek pek çok ifade bulunuyor. Bu noktada emojiler sizlere yardımcı olacaktır. Bir arkadaşınızın esprisine güldüğünüzü belli etmek için ya da bir şeye üzüldüğünüzü belirtmek için birbirinden farklı emojiler yer alıyor.
Duyguları yansıtan emojilerin yanı sıra hayvan, çocuk, bayrak, yiyecek ve içecek gibi farklı durumlar için de kullanabileceğiniz emoji çeşitleri bulunmaktadır. Bunların her biri sahip olduğu anlamlarla duygularınızı ve düşüncelerinizi yansıtmada sizlere yardımcı oluyor.
En popüler emojiler ve anlamları
😊
Yüzü kızaran emoji, alçakgönüllülük ya da minnettarlık göstermenin en güzel yollarından birisidir. Aynı zamanda bu emoji neşeyi ve mutluluğu ifade etmek için de kullanılıyor.
🙏
iki eli birbirine bastırılmış parmaklar yukarı dönük olarak gösterilen emoji genellikle minnettarlığı ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Aynı zamanda umut ve övgü için de tercih ediliyor.
😍
Göz yerine kalp emojisi olan bu gülen yüz, sevgiyi, tutkuyu ve hayranlığı coşkulu bir şekilde aktarıyor. Kişiler bu emojiyi genellikle çok sevdikleri bir şeyi başkalarına bildirmek amacıyla kullanır.
🥰
“Aşk bulutu yüz” emojisi, özellikle sevilime hissini sergilemek için tercih ediliyor.
🔥
Sosyal medyanın en favori emojisi olan “alev”, sıklıkla başarı ya da başarı duyurularıyla eşleştiriliyor. Aynı zamanda kişilerin bir şeyin güzelliğini vurgulamak için de kullanılmasına da yardımcı oluyor.
🤣
Bu yüz ifadesi genellikle gülmeyi çok seven kişilerin kullandığı bir emojidir. Normal gülmenin yanı sıra daha çok gülmeyi ifade etmektedir.
😂
“Gülmekten gözümden yaş geldi” anlamına gelen bu emoji, bir şeyin çok komik olduğunu göstermek için kullanılıyor.
😭
Ağlayan yüz emojisi, mutsuzluk, üzüntü ve derin bir acıyı ifade etmektedir.
👍
Bu emoji onay anlamına gelmektedir. Genellikle çeşitli durumlarda dostça bir jest olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda “aferin” ifadesi de bu emoji ile belirtiliyor.
🤔
Bu emoji, düşünen ve düşüncelere dalan kişileri belirtmek için kullanılımaktadır. Aynı zamanda bir şeyi bilmediğiniz anlamına da geliyor.
😒
Huysuzluk, şüphecilik ve hoşnutsuzluk anlamlarına gelen bu emoji, çeşitli kötü duygulara yan bakma anlamı da taşıyor.
🎉
Kutlama anlamına gelen bu emoji, özellikle kişilerin doğum günlerini ya da başarılarını kutlamak için tercih ediliyor.
🤗
Bu emoji kucaklamayı temsil etmektedir. Aynı zamanda şefkat, nezaket ve teşekkür anlamlarına da geliyor.
🙈
Üç maymunun bir parçası olan bu emoji, kötülüğü görmemek anlamına gelmektedir. Aynı zamanda utanç, kahkaha ve şok anlamlarını da taşıyor.
👊
Bu emojinin en sık kullanıldığı anlam anlaşmak, güç ya da destektir. Ayrıca kişilere “Yapabilirsin!” duygusunu ifade etmeye de yardımcıdır.
Samsung, One UI 7 çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Güney Koreli marka bu kapsamda ilk başta amiral gemisi modelleri ve daha sonra ise orta segmenti güncellemeye başladı. Son gelişmeler One UI 7 güncellemesini almayacak Galaxy A serisi modelleri gözler önüne seriyor!
One UI 7 güncellemesi almayacak Galaxy A serisi modeller
Maalesef Samsung’un ürün yelpazesinde yer alan tüm modeller One UI 7 güncellemesini alacak kadar şanslı değil. Zira, güvenilir kaynaklar tarafından paylaşılan bilgilere göre yeni güncellemeyi aşağıdaki Galaxy A serisi modeller almayacak.
Galaxy A72
Galaxy A52
Galaxy A52 5G
Galaxy A52s 5G
Galaxy A32
Galaxy A32 5G
Galaxy A22
Galaxy A22 5G
Galaxy A13 5G
Galaxy A12
Galaxy A12 Nacho
Galaxy A03
Galaxy A03s
Galaxy A03 Core
Galaxy A02
Galaxy A01 Core
2021’den önce piyasaya sürülen tüm A serisi telefonlar
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Samsung’un güncelleme politikası nasıl?Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
PIN numarası ya da PIN kodu sim kartınıza verilen 4 haneli bir şifreden oluşur. Eğer tersi bir ayar yapmadıysanız cihazınızı her açtığınızda hattınızı kullanabilmeniz için PIN 1 numarasını girmeniz istenir. Bu sayede telefonunuzun ve hattınızın bilginiz dışında kullanılmasının önüne geçilir.
PIN kodunuz hattınızı aldığınızda verilen kartın üzerinde belirtilir. Ancak isterseniz bu numarayı değiştirme şansınız da mevcut. Peki PIN numarası unutulduğunda ne olur? Telefon açılırken eğer PIN kodunu arka arkaya üç kere yanlış girerseniz SIM kartınız bloke olur. Bu blokeyi kaldırmak için için ise PUK 1 kodunu kullanmanız gerekir.
PUK kodunu nasıl öğrenebilirim?
PUK 1 kodu da tıpkı PIN numarasında olduğu gibi hattınızı satın alırken verilen kartın üzerinde yazmaktadır. Ancak bu kartlar zamanla kaybolabileceği için GSM operatörleri PUK kodunuzu öğrenmeniz için size çeşitli hizmetler sunuyor. Biz de bu hizmetleri sizin için bir araya getirdik.
Turkcell PUK kodu öğrenme
Turkcell bir hat kullanıyorsanız ve PIN numarasını unuttuysanız izleyebileceğiniz çeşitli yollar mevcut. Öncelikle PIN kodunu 3 kere yanlış girdikten sonra telefonunuz sizden PUK kodu isteyecektir. PUK kodunu girdiğinizde yeni bir PIN kodu belirleyebilirsiniz.
Öncelikle PUK kodlarınızı Turkcell’in websitesi üzerinden telefon numaranız ve müşteri şifrenizle giriş yaparak değiştirebilirsiniz. Ana menüde “İşlem Merkezi” kısmına giriş yapıp açılan sayfada “Ayarlarım” bölümüne tıklayın. Ardından “PUK Numaram”a tıklayarak işleminizi gerçekleştirebilirsiniz.
Turkcell şifrenizi hatırlamıyorsanız PUK kodunuzu SIM kart üzerindeki numara ya da T.C. numaranız yardımı ile almanız mümkün. Bu bölüme giriş yaptığınızda da “Sim Kart Numarası ile” ya da “T.C. Kimlik Numarası ile” bölümleri üzerinden bilgilerinizi doldurarak PUK kodunuzu değiştirebilirsiniz. Ayrıca Turkcell Mağazaları arayarak ya da 532‘yi tuşlayarak da PUK kodunuzu öğrenebilirsiniz.
Vodafone PUK kodu öğrenme
GSM operatörünüz Vodafone ise yine bloke olan hattınızın açılması için PUK kodunuzu öğrenmeniz gerekiyor. Öncelikle PIN kodu kısmını birkaç kez doldurarak hattınızı bloke etmeniz gerekiyor. Sonrasında ise izleyebileceğiniz çeşitli yollar mevcut.
Vodafone Yanımda internet sayfasına giriş yaparak PUK kodunuzu öğrenebilirsiniz. Cep telefonu numaranız ve şifreniz ile giriş yaptıktan sonra profiliniz üzerinden “Ayarlarım” sekmesinden “Hat Ayarlarım” kısmına tıklayarak PUK kodunuzu öğrenebilirsiniz. Vodafone Yanımda uygulaması üzerinden de benzer adımlarla bu işlemi yapabilirsiniz.
Bu adımları uygulayamıyorsanızVodafone “PUK Kodunu Sorgulama” adresine gidin. Bu bölümde PUK kodunuzu T.C. Numaranız ya da SIM kart numaranızı girerek öğrenebilirsiniz. Seçeceğiniz adıma göre çeşitli bilgileri doldurduktan sonra PUK kodunuzu öğrenerek PIN kodunuzu değiştirebilirsiniz. Ayrıca 7000‘i arayarak da PUK kodunuzu öğrenmeniz mümkün.
Türk Telekom PUK kodu öğrenme
Türk Telekom kullanıcısı olarak PIN kodunuzu unutup ve hatalı şifreleri tekrarladıktan sonra hattınız bloke olacaktır. Bu dakikadan sonra telefonunuz sizden PUK kodunuzu girmenizi isteyecektir. PUK kodunuzu girerek yeni bir PIN numarası belirleyebilirsiniz. PUK kodunuzu öğrenmek için ise aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz.
PUK 1 ve PUK 2 kodunuza Türk Telekom Online İşlem Merkezine giriş yaparak ulaşabilirsiniz. Bu bölüme telefon numarası ve şifreniz ile giriş yapıp PUK kodunuzu öğrenebilirsiniz. Eğer şifreniz yoksa ‘Şifre’ yazıp 9520’ye göndererek yeni şifre alabilirsiniz. Ayrıca 444 5 444 Türk Telekom Müşteri Hizmetlerini arayarak PUK bilgilerinize ulaşabilirsiniz.
Her ne kadar dört haneli kısa bir şifre olsa da fazla kullanmadığımız için PIN numarası zaman zaman unutulabiliyor. Umarız bu paylaşım ile sizlere yardımcı olabilmişizdir. Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Xiaomi, spor teknolojilerine odaklanan ürün gamını genişletmeye devam ediyor. Şirketin yeni ürünü Mijia Smart Skipping Rope 2, hem kablolu hem de kablosuz kullanım desteğiyle kullanıcıların karşısına çıktı. Yeni model, kompakt tasarımı ve akıllı özellikleri ile dikkat çekiyor.
Xiaomi, yeni akıllı atlama ipini duyurdu
Mijia Smart Skipping Rope 2, egzersiz alanı kısıtlı olanlar için kablosuz modda kullanılabiliyor. Bu sayede ev gibi dar alanlarda da konforlu bir atlama deneyimi sunuyor. Geleneksel ipli yapıyı tercih eden kullanıcılar için ise kablolu mod devreye giriyor.
Cihaz yaklaşık 13 dolarlık bir ön satış fiyatıyla piyasaya çıkarken, perakende satış fiyatı 18 dolar olarak belirlendi. Ürünün yaklaşık 108 gram ağırlığındaki top uçları, gerçekçi bir atlama hissi oluşturacak şekilde yeniden tasarlandı.
Ayarlanabilir ip uzunluğu sayesinde, hem çocuklar hem de yetişkinler ürünü rahatlıkla kullanabiliyor. Ergonomik tutma yerleri ise kaymaz silikon kaplama ile kaplanmış. Bu yapı, farklı el boyutları için konforlu ve güvenli bir tutuş sağlıyor.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Atlama sayısını yüksek doğrulukla ölçmek için, cihazda üçlü bir Hall sensör sistemi bulunuyor. Xiaomi tarafından geliştirilen özel algoritma ile desteklenen sistem, egzersiz verilerini anlık olarak takip ediyor.
Bluetooth 5.1 bağlantı desteğine sahip olan Mijia Smart Skipping Rope 2, Xiaomi’nin Mi Home ve Sports Health uygulamalarıyla entegre çalışıyor. Ayrıca cihaz, 100’e kadar antrenman verisini çevrimdışı şekilde saklayabiliyor.
Ürün, 200 mAh kapasiteli bataryası sayesinde tek şarjla 20 güne kadar kullanım ömrü sunuyor. Mijia Smart Skipping Rope 2, taşınabilir çantasıyla birlikte iki farklı renk seçeneğiyle satışa sunuldu.