Çin’de görebileceğimiz en ilginç teknolojik ürün ve çalışmalar

Dünyanın en büyük beş ekonomik gücünden biri olan Çin, teknolojik ürün ve araştırmalar ile ön plana çıkıyor. Adeta kapalı bir kutu olan ülkede, özellikle askeri ve politik alanlarda ne gibi gelişmeler yaşandığını kısmen biliyoruz. Ancak teknolojideki gelişmişlikleri gözden kaçacak gibi değil. Ülkede kullanılan ve Avrupa pazarlarında olmayan sayısız cihaz var ve bunların çoğunluğu günlük hayatta kullanıma yönelik.

Peki, diğer daha büyük teknolojilerin arasında neler var? İşte, Güneş enerjisi yöntemlerinden ilginç otobüslere Çin’deki bazı örnekler.

Çin ve teknolojik ürün yelpazesi: Pandemi yardımcısı dronelar

Ülke genelinde COVID-19 müdahaleleri, hizmet sağlamak için insansız hava araçları ve robotik uçaklar ile gerçekleşti. Bu sayede ülkede bu teknolojilerin gelişmesinde bir patlama yaşandı.

Pandemi yardımcısı dronelar

Çin’deki CloudMinds şirketi, salgının adeta başkenti ilan edilen Wuhan‘daki bir hastaneye robot teknolojisini tanıttı. Aynı zamanda alanı temiz tutarken, izole hastalara yiyecek ve ilaç dağıtarak personele yardımcı oldu. Robotlar, insanlar tarafından destekleniyor ve 5G bağlantısı ile onları uzaktan kontrol ediyordu.

Bunun dışında, tarım teknolojisi firması XAG, pestisit püskürtmek için kullandıkları droneları yeniden tasarladı. Böylece, kamusal alanları dezenfekte etmek için onlar da yardımcı oldu. Ayrıca Zhejiang Eyaletinde tıbbi numuneleri taşımak için dronelar kullanıldı ve karayoluyla 20 dakikalık yolculuğu hava yoluyla altı dakikaya indirdi.

Çin sokaklarını aydınlatmak için ChengDu yapay Ay’ı

Chengdu Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Mikroelektronik Sistem Araştırma Enstitüsü başkanı Wu Chungfeng‘e göre, Çin’in güneybatısındaki Chengdu, 2020’ye kadar ‘yapay uydu‘ya sahip olmak istiyordu. Ancak bu projenin gidişatına ne olduğu hakkında bir bilgi eksikliği var.

Çin teknolojik ürün ve çalışmaları
(Foto: AP)

Planlarını Ekim 2018’de Chengdu’da düzenlenen ulusal bir inovasyon konferansında duyurmuşlardı. Ay, sokak ışıklarını tamamen değiştirecek kadar parlak olacak ve gerçek Ay’dan sekiz kat daha fazla ışık yayacaktı. People’s Daily‘nin haberine göre, 80 kilometre çapa kadar bir alanı aydınlatabilecekti.

Çin, teknolojik ürünlerin dışında farklı tasarımlarla da öne çıkıyor

Yeni bir telefon aldığımızda hemen ona bir kılıf ayarlamaya çalışırız. Zor durumda kaldığımızda ise bu kılıfı yemeyiz değil mi? Ancak Asyalılar yiyor. Ancak Asyalı teknoloji üreticileri buna da bir alternatif getirmiş. Japonya‘daki ve Çin’deki üreticiler, yenilebilir telefon kutuları üretiyor.

Yenilen telefon kılıfı

HuffPost‘a göre, resmi olarak Survival Senbei iPhone 5 kılıfı ismini taşıyor. Bu, tamamen yenilebilir pirinç krakerlerinden yapılmış bir telefon kılıfı. Ancak fiyatı hiç de makul değil. Çünkü 85 ABD dolarına mâl oluyor ve bu da onu uzun vadede şüpheli bir satın alma yapıyor. Üstelik pratik de değil.

Ekran temizleme robotuna ihtiyaç var mı?

Elektronik bir cihazın ekranını temizlemekten hiç bıktınız mı? Özellikle de pandemi sürecinde ellerimizi dezenfekte ettiğimizde cep telefonlarımızı ve tabletimizi, bilgisayarımızı da temizlememiz gerekiyor. Her ne kadar bunu aksatanlar olsa da!

Çin teknolojik ürünlerinde ekran temizleme robotu

Ekran temizlemekten bıkıp, “robotu olsa da o yapsa” dediyseniz, evet, robotu var. Aslında Japonya’da yakın zamanda birleşen iki farklı oyuncak firmasının bir araya gelmesiyle oluşan Takara Tomy geliştirdi böyle bir cihazı ilk kez. Daha sonra Çin pazarlarına da yayıldı.

Çin, teknolojik çalışmalarda yeni icatlara imza atıyor: Transit yüksek otobüs

Transit Elevated Bus isimli bu tasarım, ilk olarak 2020 Nisan ayında 19. Çin Pekin Uluslararası Yüksek Teknoloji Fuarı‘nda ortaya çıktı.

Çin otoyollarında Transit yükseltilmiş otobüs

Herhangi bir zamanda bin 200 kişiye kadar yolcu ağırlayacak şekilde tasarlandı. Asıl özelliği aşağıdan geçen normal karayolu trafiğinin üzerinde ilerlemesi. Şu anda sadece bir model olarak bekliyor. Ancak yaratıcısı Ben Zhiming, yapım maliyetinin bir metronun beşte birinden daha az olduğunu söyledi.

Yüzen güneş enerjisi santrali

Dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi santrali Mayıs 2015’te tamamlandı. Çin’in Anhui eyaletinde yerel elektrik şebekesine bağlandı.

Çin teknolojik çalışmaları

Bu 40 megavatlık güneş enerjisi tesisi, su basmış bir kömür madenciliği bölgesinin üzerine inşa edilmiştir. Bu, Çin’in fosil yakıt kullanımındaki büyük değişimin bir parçası. The Guardian‘a göre Çin, 2017’nin ilk üç ayında güneş enerjisi üretimini yüzde 80 artırdı.

Çin ayrıca, 2015 yılında 10 mil karelik, karadaki güneş enerjisi santrali olan Longyangxia Barajı Güneş Parkı‘nı da tamamladı. İddiaya göre gezegendeki en büyük güneş enerjisi tesisi.

Elektrikli araçları sürerken şarj eden süper güçlü güneş otoyolu

Çin, otonom arabalar ve elektrikli araçlar için sürüş esnasında şarj edecek bir güneş enerjisi otoyolu inşa ediyor. Sputnik, otoyolun ülkenin doğusundaki Hangzhou ile güneydoğudaki Ningbo limanı ve sanayi merkezi arasında 161 kilometre uzunluğunda olacağını bildirdi.

Çin'de elektrikli araç şarj eden otoyol

Otomatik geçiş ücretleri, ortalama trafik hızını yüzde 20 ila 30 oranında artırmak ve Yangtze Nehri Deltası boyunca trafiği rahatlatmak için tasarlanan altı şeritli otoyolda da yer alacak. Bu arada Çin’de bir kilometrelik güneş otobanı daha önce Aralık 2017’de Jinan eyaletinde açıldı. Ancak hırsızların panellerin büyük bir bölümünü çaldığı ortaya çıkınca kapatılmak zorunda kaldı.

Türkiye’de geçen popüler video oyunları

Piyasaya sürülen nadir de olsa birtakım oyunlar Türkiye‘de geçiyor ya da insanlarını barındırıyor. Örneğin Assassin’s Creed serisinin bir yapımında İstanbul‘da geçiyor ve Türk isimleri barındırıyordu. Hatta Türkçe konuşmalar bile mevcuttu. Bu tarz durumlar oyuncuları sevindiriyor. İşte Türkiye’de geçen oyunlar…

İşte Türkiye’de geçen o oyunlar

Driv3r

Driv3r, GTA‘ya olan benzerliğiyle üzerine oldukça büyük bir ilgi topladı. Özellikle oyunculara sunduğu açık dünya ve o zamanların iyi grafiğiyle sevilerek oynandı. Tüm bunların yanı sıra yapımın bir bölümü Türkiye‘den İstanbul‘da geçiyordu. Bu durum tabi Türk oyuncuları tarafından da sevilmesine öncü oldu. Oyun içerisinde İstanbul’un pek çok noktasına ikamet edebiliyor, polisleri peşinize takabiliyor, hatta ikonikleşen mekanları ziyaret edebiliyorsunuz. Tabi her şey bu kadar güzel ilerlese de Driv3r’in sonu pek iyi olmadı. GTA ile rekabet içerisine giremediği için yolun sonu göründü.

Türkiyede geçen popüler oyunlar

Assassin’s Creed Revelations

Türkiye‘de geçen bir başka oyunla daha devam ediyoruz. Yapım içerisinde yer alan karakterler Türkçe konuşmalarıyla da dikkati üzerine çekiyor. Hikaye ve oynanış anlamında klasik Assassin’s Creed serisinde yer alan mekanikleri sunan yapım, dünya çapında da olumlu eleştiriler aldı. 15 Kasım 2011 tarihinde piyasaya sürülen Revelations; PlayStation 3, PlayStation 4, Xbox One, Xbox 360 ve PC platformlarına geldi.

Türkiyede geçen popüler oyunlar

Battlefield 1

  1. Dünya Savaşı dönemini konu alan Battlefield 1, bünyesinde Osmanlı Devleti‘ni de barındırıyor. Bunun yanı sıra Türkiye haritasının yer aldığı yapımda Çanakkale Savaşı‘nı da deneyimleme şansına erişmiştik. Türkçe konuşmaların yer aldığı oyun ilk olarak 21 Ekim 2016 tarihinde piyasaya sürüldü. Etkileyici grafikleriyle oyuncuları cezbeden Battlefield 1, Türk haritasının bulunduğu en iyi yapımlardan birisi oldu.
Türkiyede geçen popüler oyunlar

Dying Light

Dying Light‘a geldiğimizde birçok şüpheli iddianın ortaya atıldığını belirtmeliyiz. Her ne kadar Harran şehrinde geçiyor olmasının üzerine Şanlıurfa‘nın ilçesi akıllara gelse de İstanbul‘dan esinlenildiği ortaya çıktı. 2015 yılında çıkış yapan zombi parkur oyununun geliştiricisi Binkoswki daha önce konuyla alakalı açıklama bile yapmıştı. Bu noktada da İstanbul olduğunu doğrulamıştı.

Call of Duty: Black Ops Cold War

Call of Duty evrenine Türkiye‘den bir noktanın girmesi Türk oyuncuları oldukça heyecanlandırdı. Trabzon Havalimanı‘nın yer aldığı yapımda çok kısa bir sahne olsa da bir mutluluk ifadesi oluşturdu. Soğuk Savaş dönemini konu alan oyun ilk olarak 13 Kasım 2020 tarihinde piyasaya sürüldü.

Sizler Türkiye‘de geçen oyunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Aralarında sevdiğiniz yapımlar var mı? Fikirlerinizi yorumlar bölümünden belirtmeyi ihmal etmeyin.

5G kullanacak en iyi teknolojiler neler?

Telekomünikasyonda 5G, yakın zamanda piyasaya sürülen beşinci nesil teknolojiyi ifade ediyor. Geniş bant hücresel ağlar için bu son teknoloji birçok yeniliği de beraberinde getirecek. Makineler, cihazlar ve hatta nesneler de dahil olmak üzere neredeyse her şeyi ve her insanı bağlamak için özel olarak oluşturulmuş yeni bir tür ağ sağlayacak.

Genel görüşe göre ise kablosuz İnternetimizin hızını artırmayı amaçlayan mevcut hücresel hizmetin bir yükseltmesi. Daha önce en yüksek 4G idi. Ancak bu yeni teknolojinin açıklaması bundan çok daha karmaşık.

Yeni teknolojinin en dikkat çeken özelliğini tanımlamak henüz zor. 2G ile kısa mesaj geldi, 3G iPhone’u getirdi ve 4G, Uber ve Facetime gibi hizmetleri etkinleştirdi. İş sektörüne gelirsek 5G’nin güvenlik özellikleri, hızı ve daha fazla cihaz için kapasitesi akıllı fabrikalar gibi ortamlarda faydalı olabilir. Peki, yeni yükseltmenin kullanılacağı bize göre en iyi 10 teknoloji ne? Sizler için yazdık…

IoT, güvenlik, bulut teknolojisi

Ağın gecikme süresi ve bant genişliği iyileştirmeleri nedeniyle IoT, 5G’den faydalanacak. Özellikle hücresel bağlantı ve çiftçilik bunların arasında. Ek olarak, 5G yıldırım hızında, düşük gecikmeli teknoloji gerektiren bağlantılı arabalar gibi, yeni ve gelişen kullanım senaryolarını ve uygulamalarını ilk kez gerçeğe dönüştürebilir. IoT cihazlarının 2025 yılına kadar küresel verilerin yarısından fazlasını üretmesi öngörülüyor. Yani bu verilerin iletilmesi ve kullanılması, 4G’den bin kat daha büyük olan 5G kablosuz kapasitesini gerektirecek.

5G kullanacak en iyi teknolojiler

5G’yle uyumlu uygulamaların artması güvenlik ihtiyacını daha da kritik hale getirecek. Bununla birlikte, öncekilerden farklı olarak yeni teknoloji, ağırlıklı olarak yazılım tabanlı bir ağdan oluşuyor. Bu nedenle 5G’yi güvence altına almak için farklı bir çaba gerekiyor. Akıllı şehir uygulamaları ve IoT gibi 5G’yle çalışacak uygulamalar, bağlantıları ve ağa katılan yeni cihazları kilitlemek için ekstra güvenlik katmanları gerektirecek.

Bulutlaştırma, ağ operatörlerinin yeni ve gelişmiş hizmetler başlatmasını ve bir bulut bilişim şirketinin çok yönlülüğü ve ölçeklenebilirliği ile pazar taleplerini karşılamasını sağlayan bir teknolojidir. Bir diğer ifadeyle ağ bulutlaştırması, bir iletişim ağını esnek, daha çevik ve ölçeklenebilir hale getirmek için bulut platformlarını, sanallaştırma yeteneklerini ve teknolojilerini genişletme sistemidir.

5G kullanacak teknolojiler

Sayısız bağlı düğümden ağ trafiğini ve gelecek bilgi işlem yoğun 5G teknolojileri ve uygulamaları akışını yönlendirmek için ağların dönüşmesi gerekiyor. Daha düşük gecikme süresi, daha yüksek hız ve daha fazla kapasite sağlamaları lazım. Bulutlaştırma, 5G’nin 10 kat daha az gecikme süresi, 100 kat daha hızlı temposu ve bin kat daha fazla kapasitesi için hazır! Devrim niteliğindeki iş verimlilikleri, müşteri deneyimleri, ürün ve hizmetler için yeni teknoloji geliyor.

Yapay zeka, genişbant, ulaştırma için 5G teknolojisi

Yapay zeka (AI), mantık ve öğrenme gibi insan benzeri yetenekleri taklit etmek için tasarlanmış geniş bir bilgisayar bilimleri kümesidir. Genelleştirilmiş zekaya doğru ilerlemek için pekiştirmeli öğrenme ve derin öğrenme gibi çeşitli teknikler kullanır.

5G kullanacak en iyi teknolojiler

Tahminler yapay zekanın 2025 yılına kadar 5 kattan fazla büyüyeceğini ortaya koyuyor. 5G ağları, AI’nın yayılmasını kolaylaştıracak. Böylece istihbaratı her yere dağıtacak artan veri hacimlerini toplamak ve işlemek için gereken ölçeklenebilir bant genişliğini ve uzaktan bilgi işlem gücünü kullanıma sunacak.

Bu teknolojinin yeniden tanımlayacağı bir diğer öne çıkan sektör, ticari ve konut genişbant İnternet hizmetleri. Özellikle son mil bağlantısı ve eski kablo/fiber İnternet operatörleri ile ilgili güçlüklerin yaşandığı yetersiz hizmet alanlarında umut veriyor.

Yeni teknoloji, WiFi gereksinimi olmadan veya WiFi-6 ile işbirliği içinde ve her zaman bağlı olmadan, evinizde veya ofisinizde çoklu gigabit İnternet hizmetlerine ve kablosuz gigabit’e olanak tanıyacak. Yeni teknolojinin sabit kablosuz erişimi oldukça yenilikçi bir özellik.

5G kullanacak teknolojiler

Dünya çapında ulaşım teknolojisi sürekli olarak gelişiyor. Yenilikler, hızı artırmaya ve kazaları azaltmaya yardımcı olabilir. Güney Afrika gibi trafik kazalarının yüksek olduğu ülkeler 5G teknolojisi kullanarak fayda sağlayacak.

Ayrıca ulaşımda 5G, araç sensörleri aracılığıyla gerçek zamanlı veri toplama ve analize olanak sağlayacağı için birçok yönden faydalı olacak. İlerlemenin bir sonraki adımı ise toplu taşıma sektöründe inanılmaz derecede dönüştürücü bir yenilik. Kendi kendini süren arabaların piyasaya sürülmesi gibi.

Yeni teknoloji makineler arası iletişimi de büyütecek. Böylece olası insan hatalarında azalmaya ve otomatikleştirilmiş süreçlerde artışa olanak tanıyacak.

Yeni teknolojiden en çok enerji sektörü faydalanacak

Ericsson’ın sunduğu bir rapor, 5G pazarının 2026 yılına kadar 1,23 trilyon dolar değerinde olduğunu belirtti. Bu pazardaki en yüksek payı yüzde 20 ile enerji hizmetlerine atfettiler. Enerji sektörü, birçok zorluk ve fırsatla karşı karşıya kalan çok dinamik bir sektördür. Ancak 5G, etkinleştirilmiş hizmetler ve uygulamalarla enerji sorunlarının çoğunu çözecek.

5G kullanacak en iyi teknolojiler

5G teknolojisi, ağları kontrol etmek ve korumak için makine tipi iletişimi (MTC) destekleyerek kritik bir bağlantı işlevi görecek. Enerji sektörü, her biri kendine özgü iletişim talepleri olan akıllı sayaçların sayısında artış yaşarken, yalnızca yüksek kapasiteli ve yüksek bant genişliğine sahip altyapı bunları yeterince destekleyebilir.

Ayrıca elektrikli araçların ana akım haline gelmesiyle bu sektördeki büyüme devam edecek. Örneğin, Volvo 2019’da tamamen elektriğe geçiş yaptı ve yalnızca içten yanmalı motorlu otomobil üretiminin sona erdiğini duyurdu. Yakında mahallenizdeki elektrikli araçlar için tasarlanmış şarj noktalarındaki büyümeyi göz önünde bulundurabilirsiniz.

Bu sefer gerçek! Rockstar GTA 6 çıkış tarihini açıkladı

Rockstar Games, uzun süredir beklenen Grand Theft Auto VI’nın çıkış tarihini resmen duyurdu. Şirketin yaptığı açıklamaya göre, oyun 26 Mayıs 2026 tarihinde piyasaya sürülecek. Bu tarih, oyuncuların beklediğinden daha geç olsa da Rockstar, geliştirme sürecinin kalite odaklı ilerlediğini belirtti.

Açıklamada, yeni GTA oyunu etrafında oluşan ilgi ve heyecanın ekip için son derece motive edici olduğu ifade edildi. Rockstar Games, oyunu mümkün olan en yüksek kalitede sunmak için zaman gerektiğini vurgularken, oyuncuların sabrı ve desteği için teşekkür etti. Şirket, her oyunda olduğu gibi GTA VI ile de beklentileri aşmayı hedeflediklerini belirtti.

Rockstar, duyurunun sonunda daha fazla bilginin yakında paylaşılacağını da ekledi. Geliştirme sürecinde yaşanan bu gecikme, oyunun nihai kalitesi için yapılan önemli bir yatırım olarak değerlendiriliyor.

GTA 6 çıkış tarihi açıklaması

Böylece yıllardır merakla beklenen Grand Theft Auto VI için resmi geri sayım başlamış oldu.

İşte Rockstar Games’in açıklaması;

”Grand Theft Auto VI’nın çıkış tarihi artık 26 Mayıs 2026 olarak belirlendi.

Beklediğinizden daha geç olduğunu bildiğimiz bu tarih için çok üzgünüz. Yeni bir Grand Theft Auto oyununa gösterilen ilgi ve heyecan, tüm ekibimiz için son derece gurur verici oldu. Desteğiniz ve sabrınız için sizlere teşekkür etmek istiyoruz.

Çıkardığımız her oyunda amacımız her zaman beklentilerinizi aşmak oldu ve Grand Theft Auto VI da bu konuda bir istisna değil. Bu ekstra zamana ihtiyacımız olduğunu anlayışla karşılayacağınızı umuyoruz; çünkü sizlerin hak ettiği kalite düzeyine ulaşmak için çalışıyoruz.

Yakında sizinle daha fazla bilgi paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.”

Maalesef bu açıklama GTA 6’nın beklenenden daha geç çıkacağı şeklinde yorumlanabilir. Zira, bugüne dek ortaya atılan sayısız kaynaklar yapımın 2025 sonbaharında çıkış yapacağı iddia ediyordu. Bugün yapılan açıklama ise bu iddialarla çelişiyor.

  • Ana Karakterler: Hikaye, Lucia adlı kadın karakter ve muhtemelen onun erkek partneri Jason etrafında şekilleniyor. GTA tarihinde ilk kez bir kadın ana karakter yer alıyor.
  • Vice City Dönüşü: Oyun, 2002’de piyasaya sürülen GTA: Vice City’deki kurgusal şehir Vice City’de ve çevresindeki geniş Leonida eyaletinde geçiyor. Leonida, Florida’dan esinlenerek tasarlanmış bir bölge diyebiliriz.
  • Suç, Aşk ve Kaos: Oyunla ilgili daha önce paylaşılan fragmanda Lucia’nın bir hapishanede olduğu görülüyor. Ardından partneriyle birlikte suç işledikleri, soygunlara karıştıkları sahneler karşımıza çıkıyor. Bu da oyunun “Bonnie ve Clyde” tarzı bir suç-romantizm ilişkisi üzerine kurulu bir hikaye olabileceğini düşündürüyor.
  • Modern Temalar: Sosyal medya, viral videolar, TikTok benzeri içerikler, influencer kültürü ve günümüz toplumunun hicivsel bir anlatımı GTA 6’da önemli bir rol oynayacak gibi görünüyor. Zaten ilk fragmanda bu bulgulara fazlasıyla şahit olduk.

Ne yazık ki Rockstar Games şu ana kadar oyun fiyatıyla ilgili net bir bilgi paylaşmadı. Zira, oyunun çıkış tarihi bile yakın zamana kadar belirsizdi. Daha önce ortaya atılan 100 dolarlık fiyat iddialarının aksine, son dönemde paylaşılan bilgiler GTA 6’nın muhtemel fiyat aralığının aşağıdaki gibi olacağını gösteriyor. Tekrardan bu bilgilerin henüz doğrulanmadığını ve şirketten gelecek resmi açıklamayı beklemenin daha doğru olacağını belirtelim.

GTA 6 bilinenler
  • Standard Edition: $70 – $90
  • Deluxe Edition: $100 – $120
  • Collector’s Edition: $150 veya daha fazla

Beklenen GTA 6 sistem gereksinimleri şu şekilde;

GereksinimMinimumÖnerilen
İşletim Sistemi:Windows 10 / 11Windows 11 (64-bit)
İşlemci:Intel Core i7 8700K / AMD Ryzen 7 3700xIntel Core i9-10900K / AMD Ryzen 9 5900X
RAM:8 GB32 GB
Ekran Kartı:Nvidia Geforce GTX 1080 Ti / AMD Radeon RX 5700 XTNvidia Geforce RTX 3080 / AMD Radeon RX 6800 XT
Depolama:150 GB150 GB NVMe SSD
DirectX:Sürüm 12Sürüm 12
Read this news article in English

Hyundai INSTER, yakında Türkiye’ye geliyor! İşte özellikleri

Hyundai’nin kompakt sınıftaki yeni elektrikli modeli INSTER, Mayıs ayı itibariyle Türkiye’de yollara çıkıyor. “Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili” unvanını alan araç, ilk etapta Advance donanım paketiyle satışta olacak. Daha sportif bir görünüme sahip Cross versiyonu ise ilerleyen günlerde pazara giriş yapacak.

Hyundai INSTER, Türkiye pazarına girecek

INSTER, 49 kWsa kapasiteli NMC bataryası ile WLTP standartlarına göre 360 kilometreye kadar menzil sunuyor. Bu değer, Türkiye pazarındaki A-SUV segmentinde şu an için en yüksek menzil iddiasını taşıyor.

Modelin desteklediği 120 kW gücündeki DC hızlı şarj özelliği sayesinde, batarya seviyesi %10’dan %80’e yaklaşık 30 dakikada ulaşıyor. Fakat araç sadece menzil değil, donanım tarafında da dikkat çekiyor.

iPhone 18 serisi, yeni RAM teknolojisiyle geliyor!

iPhone 18 serisi, yeni RAM teknolojisiyle geliyor!

Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.

3825 mm uzunluğa ve 2580 mm aks mesafesine sahip INSTER, 84.5 kW (113 hp) güç üreten elektrik motoruyla donatılmış. İç mekanda ise 10.25 inçlik dijital multimedya ekranı, kablosuz şarj ünitesi, ısıtmalı ön koltuklar, sunroof ve ısı pompası gibi gelişmiş teknolojilere yer veriliyor.

Şehir içi kullanım kolaylığına odaklanan INSTER, kompakt boyutlarına rağmen geniş ve esnek iç hacmiyle öne çıkıyor. Araç; konforlu sürüşü, dinamik tasarımı ve sunduğu teknolojik çözümlerle Hyundai’nin elektrikli ürün gamında önemli bir yer edinebilir.

Ancak bu özelliklerin tamamı Advance donanımında yer almayabilir. Detaylı teknik donanım listesi, Mayıs ayında yapılacak lansmanda netlik kazanacak. Peki siz bu araç hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

TEKNOFEST KKTC 2025, 62 bin ziyaretçiyle başladı!

Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 8. yılında Türkiye sınırlarını aşarak yeniden yurt dışında kapılarını açtı. 1–4 Mayıs 2025 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) düzenlenen festival, ilk gününde 62 bin kişiyi ağırladı.

Lefkoşa’daki Eski Ercan Havalimanı’nda başlayan etkinlik, büyük bir ilgiyle karşılandı. Festival, KKTC Cumhurbaşkanlığı himayesinde; Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı yürütücülüğünde, toplam 132 paydaş kurumun katkısıyla organize ediliyor.

TEKNOFEST KKTC 2025, 62 bin ziyaretçiyle başladı!

Bu kurumlar arasında bakanlıklar, kamu ve özel sektör temsilcileri, üniversiteler ve medya kuruluşları yer alıyor. Festivalin açılış töreninde millî teknoloji vizyonu, bağımsızlık ve gençliğin rolü öne çıktı.

T3 Vakfı Mütevelli Heyeti ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, konuşmasında başlangıçtaki imkânsızlık algısına rağmen gençlerle birlikte bu vizyonun başarıya ulaştığını belirtti. KKTC’de karşılaştıkları yoğun ilgiyi, Türk gençliğinin teknolojiye olan bağlılığının göstergesi olarak yorumladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise yaptığı açıklamada Türkiye’nin teknoloji vizyonunun sınır tanımadığını, Türk dünyasının ortak geleceğinin bilim ve teknolojiyle şekillendiğini ifade etti.

Bakan Kacır, TEKNOFEST’in bu vizyonun bir sonucu olduğunu belirtti. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise festivalin gençlerde yarattığı özgüvene dikkat çekerek, burada sergilenen projelerin Kıbrıs Türk halkının üretkenliğini ve bağımsızlık iradesini yansıttığını vurguladı.

Festival alanında düzenlenen etkinliklerde ziyaretçiler, teknolojiyle iç içe bir gün geçirdi. ASELSAN, BAYKAR, TUSAŞ, HAVELSAN, ROKETSAN ve TURKCELL gibi firmaların stantlarında yeni teknolojiler tanıtıldı. 6 teknoloji yarışması kapsamında 13 farklı kategoride gençler projelerini sergiledi. Sosyal İnovasyon Yarışması, Uçan Araba Simülasyonu ve TEKNOFEST Robolig Mavi Vatan etkinlikleri katılımcıların ilgisini çekti.

Etkinlikler bununla sınırlı kalmadı. Bilim Sokağı’nda 6-14 yaş aralığındaki çocuklar için özel atölye çalışmaları düzenlendi. Hava Araçları Sergisi, Planetaryum gösterimleri, Kıbrıs Barış Harekâtı Deneyim Alanı, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın sergisi, XR teknolojileriyle donatılmış deneyim alanları ve simülasyonlar ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü. Pedallı uçuşlar ve öğrenciler için ilk uçuş deneyimleri, festivalin interaktif yönünü güçlendirdi.

Gösteri uçuşlarında ise Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK pilotları gökyüzünde izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Hürkuş, Çelik Kanatlar, Akıncı ve T-70 helikopterleri sahne aldı. CN235 uçağından yapılan paraşüt atlayışları, açılışa damgasını vuran anlardan biri oldu. Ayrıca çocuklara yönelik DENEYAP atölyeleri ve bilim gösterileri, festivalin her yaştan katılımcıya hitap eden yapısını pekiştirdi.

Robotaksiler, 25 kat daha güvenli olabilir!

Yayınlanan rapora göre Waymo‘nun sürücüsüz araçları; insan sürücülerle karşılaştırıldığında yaya ve bisikletlilerin karıştığı çarpışmaları %82 ila %92 oranında, yaralanmalı kazaları ise %96 oranında azaltıyor. Ciddi yaralanmaların da %85 azaldığı belirtiliyor.

Robotaksiler, tam 25 kat daha güvenli

Şirketin Seviye 4 otonom sistemle çalışan araçları, 2019’dan bu yana Phoenix’te faaliyette bulunuyor. Waymo, bu operasyonu 2022’de San Francisco, 2023’te Los Angeles ve 2024’te Austin’e genişletti. 2025 itibariyle de Atlanta’da test sürüşlerine başlandı.

Robotaksiler, tam 25 kat daha güvenli.

Bu süreçte robotaksiler toplamda 91 milyon kilometrelik yol yaptı. Firma, bu uzun yolculuk verisi ile birlikte insan sürücülerle kıyaslamaya olanak tanıyan istatistiksel bir örneklem oluşturdu. Buna göre, yaralanmalı kazalar ciddi biçimde azaldı.

Kavşaklarda gerçekleşen yaralanmalarda %96 oranında, ciddi yaralanma içeren kazalarda ise %85 oranında azalma kaydedildi. Waymo’nun teknolojik yaklaşımı da öne çıkan unsurlar arasında diyebiliriz.

iPhone 18 serisi, yeni RAM teknolojisiyle geliyor!

iPhone 18 serisi, yeni RAM teknolojisiyle geliyor!

Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.

Tesla yalnızca kameralar üzerinden çalışan bir sistem geliştirirken, Waymo daha pahalı ancak çok katmanlı bir yapı tercih ediyor. Kameraların yanı sıra radar ve LiDAR teknolojileriyle de donatılan araçlar, çevresel algılama konusunda daha fazla veriden faydalanıyor. Şirket, bu yöntemin güvenli sürüş için daha faydalı olduğunu savunuyor.

Waymo, açıkladığı verilerle birlikte otonom araçların şehir içi ulaşımda güvenliği artırabileceğini istatistiksel olarak da ortaya koymuş oldu. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.

SSD hız testi nasıl yapılır? (SSD performansı)

SSD, dosya ve yazılım depolamak için kullanılan bir depolama aygıtıdır. Sabit disk sürücülerine kıyasla çok daha yüksek yazma ve okuma hızına sahip olan SSD’ler, farklı depolama çözümleri için tercih edilebilir. Bu yüzden pek çok kullanıcı SSD hız testi yapmayı önemser.

Daha fazla verinin ve buna bağlı olarak daha fazla depolama ihtiyacının olduğu dijital bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Depolama aygıtları ise işletim sistemi de dahil olmak üzere verilerinizi saklama görevini üstlenir. Bu nedenle hem güvenilir hem de yüksek hızlı bir SSD kullanmak önemlidir.

SSD hız testi yapmak için ücretsiz uygulamalar

Düşük kapasiteli ve yavaş okuma/yazma hızına sahip sabit sürücü, diğer bileşenler ne kadar güçlü olursa olsun, bilgisayarın yavaş çalışmasına yol açabilir. Yenilikçi teknolojilere sahip SSD’ler ise bu konuda yardıma koşmaktadır. SSD verimliliğini kontrol etmenin en iyi yolu nedir?

Windows bilgisayarlarda SSD hız testi yapmak veya SSD performansını ölçmek için aşağıdaki araçları kullanabilirsiniz.

1) Crystal Disk Mark (Windows)

Depolama aygıtlarını test etme konusunda bir hayli popüler olan Crystal Disk Mark, çok yönlü olmasıyla ön plana çıkıyor. USB sürücülerden bellek kartlarına, SSD’lerden mekanik sabit sürücülere kadar hemen hemen her disk için testler gerçekleştirebilir.

CrystalDiskMark’ın kullanımı da oldukça kolaydır. Yapmanız gereken 50MB ile 4GB arasında test boyutunu, test edilecek sürücüyü ve çalıştırılacak test sayısını ayarlamaktır. Daha fazla test, daha doğru sonuçlar üretecektir. Ayarlarınızı yaptıktan sonra sol üstteki “All” kısmına basarak testi başlatabilirsiniz.

2) ATTO Disk Benchmark (Windows, macOS)

ATTO Disk Benchmark uygulaması, SSD hızını belirlemek için bir dizi araca sahiptir. Depolama sisteminin performansını öğrenmeye yardımcı olan bu araç; sabit sürücüler, SSD’ler ve USB bellekler için kullanılabilir.

SSD’nizin performansını test etmek için sürücüyü ve aktarım boyutunu seçmelisiniz. Test bittiğinde sonuçlar kapsamlı bir grafik ve okuma/yazma istatistikleri içerir. Tüm testler sıralı bir şekilde gösterilir, yani 64MB’a kadar 512 bayt blok boyutları kullanılarak okuma ve yazma işlemlerini görüntüleyebilirsiniz.

3) AS SSD Benchmark (Windows)

SSD performansını analiz etmek için kopyalama ve sıkıştırma testleri kullanan bir ölçüm aracıdır. Seçilen SSD’nin okuma/yazma hızını tablo formatında gösteren AS SSD Benchmark, ayrıca kuruluma ihtiyaç duymaz.

Test sonucunda ardışık bir şekilde 4KB okuma ve yazma puanları, erişim süreleri ve genel puan birlikte gösterilecektir. Tercih ederseniz sonuçları IOPS ölçü birimiyle de görüntüleyebilirsiniz. Araçlar menüsünde ayrıca ISO, oyun ve program kopyalamayı simüle etmek gibi birkaç yararlı ek karşılaştırma testleri bulunur.

4) Blackmagic Disk Speed Test (Windows, macOS)

Blackmagic Disk Speed ​​Test disk performansını ölçmek için kullanılabilecek en basit araçlardan biridir. Önceden hazırlanmış ayarlar sayesinde tek yapmanız gereken “Start” düğmesine tıklamaktır. Ayrıca macOS için kullanılabilir olmasıyla ön plana çıkar.

Testi gerçekleştirdikten sonra ekranın sol tarafından yazma, sağ tarafında ise okuma hızını öğrenebilirsiniz. Ayrıca çeşitli video çözünürlükleri için ne kadar hızlı olduğunu gösteren bazı sonuçlar da bu ekranda yer alır.

SSD için anlık yazma/okuma hızını kontrol etme

Yukarıda yer alan ücretsiz uygulamaların haricinde SSD’nin anlık olarak yazma/okuma hızını öğrenmek de mümkündür. Bunun için Görev Yöneticisine gitmeniz gerekecek.

  • Adım 1: Görev Yöneticisini açın.
  • Adım 2: Üst bölümde yer alan “Performans” sekmesine tıklayın.
  • Adım 3: Soldaki kısımda SSD diskinizin yer aldığı sütuna tıklayın.
  • Adım 4: En az 1 GB boyutunda olan bir dosyayı farklı diskten SSD’nize kopyalayın.

Kopyalama işlemi sırasında okuma ve yazma hızları için performans grafiklerini kontrol edebilirsiniz.

Peki siz SSD hız testi yapmak için hangi araçları tercih ediyorsunuz? Görüşlerinizi yorum kısmında ya da SDN Forum‘da bizimle paylaşabilirsiniz.

Apple’ın az bilinen, kısa süreli sosyal medya macerası: Ping

Apple, günümüzde yeni bir ürün tanıttığı zaman, büyük bir çoğunluk bunun başarılı olacağına inanıyor. Ancak şirket, bundan 11 yıl önce ‘tam bir hayal kırıklığı‘ olarak nitelendirebileceğimiz bir denemeye imza attı. iTunes Ping ismiyle duyurulan sosyal ağ, firmanın bu alanda geliştirdiği ilk hizmetiydi.

Facebook‘un altın çağını yaşadığı, Twitter‘ın giderek yaygınlaştığı o yıllarda iTunes Ping, Apple’ın yeni gözbebeği olarak kullanıcı karşısına çıkmıştı. Fakat bu yolculuk ne yazık ki oldukça kısa sürdü. Bu yazımızda sizler için Ping‘in nasıl doğduğunu ve neden battığını ayrıntılı olarak anlattık. Hazırsanız başlayalım…

Steve Jobs, Facebook ile Twitter’ı müzikle harmanladı

Apple’ın kurucusu Steve Jobs, 1 Eylül 2010’da hayranları karşısına büyük bir sürprizle çıktı. iTunes’da yerleşik olarak çalışan, müzik tabanlı bir sosyal medya ağı olan Ping; modern ve dinamik görüntüsüyle büyük dikkat yarattı. Öne yandan şirketin büyük hayallerle yola çıktığı Web 2.0 projesi, arayüzü bakımından bazı kullanıcılara göre dönemin Facebook tasarımına oldukça benzetildi.

Esas itibariyle Steve Jobs’un da bu konudaki fikri, platformu Facebook’a benzeten kullanıcılar ile aynıydı. Zira Jobs, Ping servisini “Facebook ve Twitter’ın iTunes ile buluştuğu bir sosyal ağ” olarak tanımlıyordu.

Facebook kullanıcıları, Ping’e herhangi bir yabancılık çekmedi. Twitter kullanıcılarıysa yine benzer bir şekilde; bu platformda da arkadaşlarını ve ünlü isimleri arayıp, onları takip etme seçenekleri olduklarını gördü. Üstelik profillerinde metin, video ve şarkı paylaşma gibi opsiyonlar burada da vardı.

iTunes Ping’in öne çıkan özellikleri

Elbette ki iTunes Ping platformunu rakiplerinden ayıran çeşitli özellikler de vardı. Bunlardan bir tanesi, sanatçı sayfasında bulunan Yaklaşan Konserler bölümüydü. Kullanıcılar bu kısımdan, takip ettikleri müzisyenlerin yakın tarihte gerçekleşecek etkinliklerini takip edebiliyordu.

Ping’in kullanıcılarına sunduğu en büyük artısı ise, hiç şüphesiz, takip ettikleri kişilerin en çok hangi şarkı ve albümleri indirdiğini gösteren tablo özelliğiydi. Bu işlev, platformdaki kişilerin birbirlerini daha iyi tanımalarına izin verse de tabii ki Ping’i şahlandırmak için yeterli değildi.

Kaçınılmaz son: iTunes Ping neden kapandı?

iTunes 10.0 güncellemesi ile hayata geçen Ping platformu, halihazırda 160 milyondan fazla kullanıcıyı arkasına alarak doğdu. Fakat Apple ürünü kullanmayan birçok insana göre iTunes’u indirmek ve bu sosyal ağa kaydolmak fazlasıyla zordu. Bunun yerine Facebook ve Twitter gibi siteler daha pratik bir kullanıma olanak sağlıyordu.

Bir diğer taraftan, o dönemki mevcut iTunes kullanıcıları için de Ping sıra dışı bir seçenek vaat etmiyordu. Müzik tutkunlarının deneyimlerini arkadaşlarıyla paylaşması ilk etapta çekici gelse de zaman içerisinde bunun sürdürülebilir olmadığı anlaşıldı.

Ping, çıkışından 2 yıl sonra kullanıcılarına veda etti

Apple, bir süre sonra iTunes Ping için daha fazla çaba göstermekten vazgeçti. Platformun, iki yıl sonra, yani 30 Eylül 2012‘de fişi çekildi.

Günümüzde Apple’ın CEO koltuğunda oturan Tim Cook da o yıllarda, Ping’in kapanması üzerine görüşlerini dile getirmişti. Deneyimli yönetici, bunun bir hata olduğunu; olması gerektiğinden fazla enerji harcadıklarını itiraf etti.

Bedensel engelli bireylerin hayatını kolaylaştıran teknolojiler

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada 1 milyardan fazla engelli birey yaşıyor. Bu da toplam nüfusun yüzde 15’lik kısmına tekabül ediyor. WHO’nun raporu ayrıca, sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda engelli kişilerin her zaman kalitesiz veya yetersiz imkanlara sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bunun gerekçeleri arasında hizmetlerin sınırlı kullanılabilirliği, fiziksel engeller (sağlık merkezlerindeki erişilebilirlik sorunu), sağlık çalışanlarının yeterli seviyede eğitilmemesi gibi etmenler var.

Gerçek şu ki, engelli bireylerin tek sorunu sağlık değil. Elbette bu da toplumun kanayan yaralarından bir tanesi ve mutlaka çözüme kavuşmalı. Ancak daha ötesinde; eğitimden iş hayatına, eğlenceye, toplumsal herhangi bir aktiviteye ve daha akla hayale gelmeyecek çoğu alana kadar yığınla problem var. Özellikle 2000 öncesinde bahse konu problemler yaşam kalitesini daha fazla etkilemekteydi. Günümüzde ise teknoloji sayesinde sorunların etkisi nispeten daha az.

Engelli bireylerin hayatını kolaylaştıran önemli teknolojilerden birkaçını derledik.

‘Engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak’ ne demek?

Konuyu bağlamına oturtmak adına, engelli bireylerin hayatını kolaylaştırmanın ne anlama geldiğinden birazcık bahsedelim. Herhangi bir teknoloji, araç, gereç, söz konusu kişinin yapmak istediği bir şeyi yardım almaksızın tek başına halledebilmesini sağlıyorsa, hayatını kolaylaştırıyor demektir. Ölçümüz bu: Desteğe ihtiyaç duymadan, yardım almadan kafasında olan aktiviteyi/işlemi yapabilmeli.

tekerlekli sandalye

Tabii buradan yardımlaşmanın kötü bir şey olduğunu iddia ettiğimiz anlamı çıkmasın. İnsanların gerektiğinde birbirlerine yardımda bulunmaları kesinlikle çok iyi bir şey. Ama bahsettiğimiz gibi: sadece gerektiğinde. Yolda giderken rampası olmayan bir mekana girmek isteyen engelli bireye destek olmak güzel. Peki o kişi, yardımın mümkün olmadığı durumlarda ne yapacak? Örneğin gece acıktı ve evinde yiyecek yok. Yemek bulmak için dışarı çıkmak isteyecek veya sipariş edecek. İşte hedefine ulaşmasında payı olan her bir araç, hayatını kolaylaştırıyor demektir.

Dolayısıyla, aslında yazımızda engelli bireylerin tek başına yaşayabilmelerini sağlayan birkaç teknolojiden bahsettiğimizi söyleyebiliriz.

Elektrikli tekerlekli sandalye

Tekerlekli sandalyeler, herhangi bir sebepten dolayı ellerini, ayaklarını kullanamayan, yürümeye elverişli olmayan kimseler tarafından kullanılmaktadır. Kişinin oturacağı bir koltuk, ikisi arkada ve diğerleri de önde olan toplamda dört tekerden oluşur. Bunun yanı sıra ayaktaki istemsiz kasılmaları engelleyerek olası bir denge kaybını önlemek için de ayak dayanağına sahiptir.

Tekerlekli sandalyelerde çözüme kavuşturulması gereken önemli bir sorun var; hepsi olmasa da bazıları neredeyse büyük oranda demir/metal malzeme kullanılarak üretiliyor, bu da sandalyeye ekstra ağırlık olarak geri dönüyor. Zaten ellerini kullanmakta güçlük çeken bir kullanıcı, ağır bir sandalyeyi nasıl iterek hareket ettirsin? Birinden yardım almaksızın hayatını idame ettirmesi bu şekilde mümkün değil. En basitinden tek başına dışarıya çıkmak, dolaşmak istediğinde dahi imkanı kısıtlanmış olacak.

bedensel engelli bireyler
Büyük tekerleklerin koltuk dayanağı ile arasındaki mesafe gereğinden fazla

Bu noktada elektrikli tekerlekli sandalyeler, kelimenin tam anlamıyla büyük bir nimet niteliği taşıyor. Manuel tekerlekli sandalyeyi hareket ettirmek için insan gücüne ihtiyaç varken; elektrikli olanlar, bünyesinde barındırdığı akü sayesinde bu zorunluluğu ortadan kaldırıyor. Elektrikli sandalyelerin sağ veya sol tarafına yerleştirilen kumandada joystick yer alıyor. Bu joystick, cihazın ileri/geri/sağ/sol hareketlerinin yapılmasını sağlıyor. Hatta kumandasında korna, ışık vb. özellikleri aktifleştirmek için düğmeler de bulunuyor.

Bazı sandalyelerin kumandalarının hemen alt kısmında USB girişi yer alıyor. Kullanıcı yolculuk yaparken telefonunun bataryası bittiğinde USB girişine takarak akü vasıtasıyla şarj edebiliyor.

bedensel engelli
Elektrikli tekerlekli sandalye

Tabii ki elektrikli tekerlekli sandalyelerin de dezavantajı mevcut; her şeyden önce çok pahalı olmaları nedeniyle erişilebilirlik oranı düşük. Bu konuda yardım sağlayan dernekler olsa da, sesini duyuramayanlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Bir diğer eksi yanı ise şarjla çalışması. Elektrikli sandalyenin şarjının olmaması, tabiri caizse hayatın durmasından farksızdır. Özellikle kullanıcı yolda giderken aniden bu durumu yaşarsa…

Bütün bunlar bir yana, kişinin özgürce dolaşabilmesi, istediği yere “tek başına ve yardıma ihtiyaç duymadan” gidebilmesi bakımından elektrikli tekerlekli sandalyelerin önemi tartışmaya açık değil.

Merdiven çıkabilen tekerlekli sandalye: Scewo

Elektrikli veya manuel, tekerlekli sandalyeler bir şekilde bedensel engelli bireylerin hayatını kolaylaştırıyor. Ama istemsizce yaşanan zorluklar ne yazık ki kolaylıklardan daha fazla. Özellikle toplum farkındalığı çok düşük olan ülkelerde görüyoruz ki, kanunlara rağmen yaşam alanları hiç erişilebilir değil.

Buna rampaların azınlıkta olmasını örnek verebiliriz. Rampa, tekerlekli sandalye kullanıcıları için olmazsa olmaz düzeyinde önemlidir. Bir kafeye girmek istediğinizi ama merdivenleri olmadığını hayal edebilir miydiniz? Her yerde merdiven elbette var, ama rampa için aynı durum söz konusu değil.

İsviçre merkezli tıp teknolojileri üreticisi Scewo’nun ürettiği elektrikli tekerlekli sandalye fark yaratıyor. Zira bu araç, merdiven çıkabilme yeteneğine sahip. Scewo’nun alt kısmında, palet formunda tasarlanmış iki yardımcı tekerlek yer alıyor. Kumandasındaki tuş yardımıyla açılan paletler, merdivene tutunarak sandalyenin devrilmemesini sağlıyorken bir yandan rampa gereksinimini de ortadan kaldırıyor. Adeta tıpış tıpış basamakları tırmanabiliyor.

Portatif rampa

Elektrikli tekerlekli sandalyelerden bahsettik, kişinin özgürce yaşayabilmesine sağladığı katkıya değindik. Fakat elektrikli veya manuel sandalyeler maalesef tek başına yeterli değil. Kişinin gittiği mekana, mağazaya, yeni taşındığı evine çıkabilmesi de gerekiyor ki yaşamı aksamasın. Merdivenlerden çıkabilen elektrikli tekerlekli sandalyeler mevcut ancak sayıları yok denecek kadar az, henüz erişilebilir olduğundan bahsedemeyiz. Bu noktada rampa adı verilen, tekerlekli sandalyelerin yüksekleri aşması için tasarlanmış eğimli platformlar hayatımıza giriyor.

engelli rampası
Bu bir rampa mı? Yesn’t.

Rampa yapımında da dikkat edilmesi gereken çok hayati kurallar var. Örneğin bir rampa gerçekten kolaylık sağlamak için yapılacaksa, eğim açısı olabildiğince düşük olmalı. Çünkü tekerlekli sandalyeler ne kadar çok yükseğe maruz kalırsa, arkaya doğru meyillenir ve kullanıcıyı tepe taklak düşme tehlikesiyle baş başa bırakır. Rampanın dik olmaması bu anlamda çok önemlidir. Ne yazık ki bu kurallara riayet edenlerin sayısı çok az. Büyük işletmelerin bile sırf belediyeden onay alabilmek için göstermelik bir taş koyup adına “rampa” dediklerine şahit oluyoruz.

İşte portatif rampalar burada devreye giriyor. Basamak, eşik ve merdivenli alanlara erişimi sağlamak amacıyla üretilen taşınabilir rampalar, kolay kullanımı sayesinde hızlıca kurulabiliyor. Hafif malzemeden yapılması nedeniyle çok az yer kaplıyor, kişi istediği yere rahatlıkla götürebiliyor. Binada yerleşik olarak rampa bulunmaması halinde, portatif rampalar gerçekten büyük kolaylık sağlıyor.

Protez kol/bacak

İlgili uzvu olmaması nedeniyle tekerlekli sandalyeleri hiç kullanamayan insanların hayatını kolaylaştıran protez; kol, diş, bacak ve daha birçok farklı alanda kullanılıyor. Örnek vermek gerekirse protez bacak kişinin bacağının diz altı, diz seviyesi veya diz üstünden takılarak, uzuv eksikliğini gidermeyi amaçlıyor. Tabii ki bir koltuk değneği veya tekerlekli sandalyeyle kıyasladığımızda, protez bacağın/kolun daha uzun bir işlem süreci olduğunu görüyoruz.

Protez bacak seçiminde kişinin fiziksel ve psikolojik durumu, yaşı vb. etmenlere dikkat ediliyor. İncelemeler tamamlandıktan sonra protez teknikeri ve diğer uzmanlar tarafından gerekli ölçüler alınarak üretim aşamasına geçiliyor. Herhangi bir nedenden dolayı ampütasyon gören kişinin yeniden sosyal yaşama dönmesi, eğitimine devam etmesi, en azından hayattan tamamıyla kopmamasına “fiziksel olarak yardımcı olan” protez bacak, tıp teknolojisinin en büyük katkılarından biri.

Efsane dizi Breaking Bad hakkında az bilinen 10 ilginç detay

Yayın hayatına 2008 yılında başlayan ve kısa sürede popüler hale gelerek reyting rekorları kıran Breaking Bad, adını efsane yapımların arasına yazdırmayı başardı. Vince Gilligan tarafından tasarlanan ve AMC kanalında yayınlanmaya başlayan Breaking Bad, 2013 yılında tüm zamanların en yüksek reyting alan dizisi olarak Guinness Rekorlar Kitabı‘na bile girmeyi başardı.

Peki kadrosunda Bryan Cranston, Aaron Paul, Bob Odenkirk, Giancarlo Esposito gibi kaliteli oyuncuların olduğu Breaking Bad hakkında az bilinen birçok detay olduğunu biliyor muydunuz? Diziyi daha da değerli hale getirecek ve belki de yeniden başlamanıza neden olacak bu detayları sizler için derledik.

Breaking Bad dizisi hakkında az bilinen detaylar

Yayınlandığı süre boyunca izleyiciyi ekran başına kitleyen, bitmesinin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala daha en popüler diziler arasında yer alan Breaking Bad hakkında az bilinen 10 ilginç detay

Dizi ilk başta birçok kanal tarafından reddedildi

Yapım aşamalarında ciddi sıkıntılı süreçlerden geçen dizilerden biri de Breaking Bad oldu. Dizinin yapımcısı Vince Gilligan, 2005 yılında Breaking Bad projesini HBO, Showtime ve TNT gibi kanallar ile paylaştı ancak ret cevabı aldı. Hatta Gilligan, HBO ile yaptığı görüşmenin kariyerinin ‘’en kötü’’ toplantısı olduğunu bile iddia ediyor.

Bunun üzerinde FX kanalından olumlu bir cevap alan Gilligan, daha sonra kanalın vazgeçmesi ile büyük bir şoka uğradı. Hatta o dönem diziyi rafa kaldırmayı bile düşündüğünü ifade eden yapımcı, birkaç yıl sonra AMC kanalı ile anlaşarak bugün efsane olan Breaking Bad dizisini izleyiciler ile buluşturdu.

Kanal yönetimi Walter White rolü için Bryan Cranston’a sıcak bakmadı

Breaking Bad az bilinen detaylar

Bryan Cranston olmadan bir Breaking Bad düşünmek kesinlikle imkansız. Ancak AMC yönetimi, dizi başlamadan önce bugünkü kadar fazla tanınmayan Cranston’un aksine yıldız kategorisinde olan bir aktör istedi. Hatta o dönem başrol için Matthew Broderick ve John Cusack gibi isimler gündemdeydi.

Dizinin yapımcısı Vince Gilligan ise kanal yönetimine karşı durarak Bryan Cranston’un dizi için fazlasıyla uygun olduğunu düşünüyordu. Başrol seçiminde bazı fikir ayrılıkları yaşansa da sonunda Gilligan’ın istediği oldu ve Bryan Cranston, Walter White karakteri ile adeta şov yaptı.

Jesse Pinkman ilk sezonda ölecekti

Bryan Cranston ile diziye damga vuran oyunculardan biri olan Aaron Paul’un hayat verdiği Jesse Pinkman karakterinin aslında ilk sezonun dokuzuncu bölümünde ölmesi planlanıyordu. Ancak 2008 yılında ABD’de patlak veren senarist grevi sonrası dizinin ilk sezonu yedinci bölümde sona erdi. Bunun üzerine Jesse Pinkman’ın diziye devam etmesi için bir ihtimal doğdu.

Hatta o dönem açıklamalarda bulunan yapımcı, ‘’ Senarist grevi aslında Jesse Pinkman’ı kurtarmadı. Henüz ikinci bölümde Aaron Paul ve Jesse Pinkman uyumunu ben dahil herkes anlamıştı. Herkes, Aaron Paul’un ne kadar iyi olduğunu ve onunla çalışmanın bir zevk olduğunun farkındaydı. Bu nedenle Jesse’yi öldürmenin çok büyük ve devasa bir hata olacağı çok erken belli olmuştu.’’ ifadelerini kullanmıştı.

Aslında gerçek bir Walter White vardı

Breaking Bad az bilinen detaylar

Breaking Bad dizisi yayın hayatına başlamadan önce ABD’de ilginç bir olay meydana geldi. 2008 yılında Alabama’da Walter White adındaki bir meth üreticisi için yakalama kararı çıkarıldı ve bu kişinin uzun süredir madde ürettiği biliniyordu. O dönem dizinin bu kişiden esinlendiği yönünde ciddi iddialar da ortaya çıkmıştı.

Dizinin toplamda 62 bölüm olmasının özel bir sebebi var

Dizinin toplamda 62 bölümden oluşmasının özel bir sebebi vardı. Beş sezon boyunca yayında kalan ve 2013 yılında ekranlara veda eden dizi, periyodik tablodaki 62. elemente dikkat çekiyordu. Bu element akciğer kanseri de dahil olmak üzere bir dizi kanseri tedavi etmek için kullanılan Samaryumdu. Zaten dizinin sıkı takipçileri, Samaryum elementi ile Walter White’ın akciğer kanseri olması arasındaki bağlantıyı hemen anlayacaktır.

Walter White’ın dizideki evinde gerçek insanlar yaşamaktadır

Breaking Bad dizisi çekimleri için evlerini kiraya veren aile, bu kararlarından fazlasıyla pişman oldu. Zira dizide Walter White’ın yaşadığı ev öylesine popüler hale geldi ki, dizinin bitmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hayranlar Albuquerque’de bulunan eve giderek aileyi ciddi derecede rahatsız ediyor.

Belirli bir süre sonra sinir bozucu olmaya başlayan bu durum sonrası ev sahibi, evin etrafına 6 metre yüksekliğinde bir çit inşa etti. Ancak bu da dizinin hayranlarını engelleyemedi. 2017 yılında açıklamalarda bulunan ev sahibi, hayranların inşa ettikleri çite tırmandıklarını, bahçeden taş aldıklarını ve Walter White’ın dizinin ikonik bir anında evin çatısına tek seferde pizza attığı sahneyi tekrar canlandırdıklarını ifade ediyordu.

Hatta öyle ki, ev sahiplerinin yaşadığı bu durum dizinin yapımcısı Vince Gilligan’ın kulağına kadar gitti. Yapımcı 2015 yılında yaptığı bir açıklamada, ‘’ Artık bu kadını rahat bırakın. Bu kadını rahatsız etmenin ve çatısına pizza fırlatmanın orijinal, komik ya da havalı bir tarafı yok. Bunu daha önce Walter White tek seferde yaptı. Yani ilk olmayacaksın. ’’ diyerek dizinin hayranlarını uyardı.

Bryan Cranston bir cinayet davasının baş şüphelisiydi

Bryan Cranston, oyunculuğa başlamadan önce erkek kardeşi ile birlikte Florida’da bulunan bir restoranda garson olarak çalışıyordu. Ancak restoranın baş şefi Peter Wong, Cranston da dahil olmak üzere tüm çalışanlara ciddi derecede kötü davranıyordu. Hatta o dönem Cranston, diğer çalışanlara şaka amaçlı Wong’u öldürmek istediğinden bahsetmiştir.

Cranston ve kardeşi, bir süre sonra baş şefin baskılarına daha fazla dayanamayıp istifa etti. İki kardeş daha sonra Florida’dan ayrılırken, tam da bu dönemde Peter Wong cinayete kurban gitti.

Cinayetin ardından olayla ilgili soruşturma başlatan polis, restoran çalışanlarını sorguya çektiğinde ise Cranston’un geçmişte baş şefi şaka amaçlı da olsa öldürmek istediğini öğrendi. Cranston ve kardeşi bir anda cinayetin baş şüphelileri haline gelirken, kısa süre sonra gerçek katilin yakalanması ile derin bir nefes aldılar.  

Walter’ın meşhur şapkasının arkasındaki gerçek

breaking bad az bilinen detaylar
Breaking Bad az bilinen detaylar

Dizide Walter White ile adeta bütünleşen şapkası, Heisenberg’in ‘görünümüne’ bir şeyler katma amacı taşımıyordu. Hatta bu şapka senaryoda bile yoktu. Set ekibinde çalışan kostüm tasarımcısına göre, Cranston’ın şapkayı takmaya başlamasının gerçek nedeni, yeni tıraş olan kafasını New Mexico güneşinin yakıcı sıcağından korumaktı.

Gus Fring’in ölüm sahnesinde TWD makyaj ekibinden yardım alındı

breaking bad az bilinen detaylar

Dizinin en dikkat çeken sahnelerinden biri de şüphesiz Gus Fring’in ölümüydü. Bu sahnede sanki The Walking Dead izliyormuş gibi hisseden seyircilerin sayısı hiçte az değil. Gus Fring’in patlama nedeni ile yüzünün yarısının yok olduğu bu sahnede The Walking Dead makyaj ve görsel efekt ekibinin ciddi bir yardımı olmuş.  

Dizide kullanılan mavi meth aslında akide şekeridir

breaking bad az bilinen detaylar
Breaking Bad az bilinen detaylar

Walter ve Jesse’nin yapımı mavi meth, çoğu izleyicinin düşündüğünün aksine akide şekeridir. Daha da açacak olursak, Albuquerque‘deki bir şeker dükkanı olan The Candy Lady‘den temin edilen mavi akide şekerleri, hayranların da ilgisi ile ciddi gelir elde etmiştir.

Bonus: Walter’ın iç çamaşırı açık artırmada 9.900 dolara satılmıştır

breaking bad az bilinen detaylar

İnsanların sevdikleri film ve dizilerden sahne eşyaları veya kıyafetlerini açık artırma ile satın almak istemesini anlayabiliyoruz, ancak Walter’ın giydiği iç çamaşırı kafamızda bazı soru işaretlerine neden oldu. Son derece kararlı ve Walter White sevgisi olan bir hayran, karakterin ilk bölümde ikonik bir sahnede giydiği iç çamaşırını açık artırmadan 9.900 dolara satın almıştır.

Teknolojinin açıklayamadığı gizem: Dyatlov Geçidi Vakası

İnsanlık, tarih boyunca yüzlerle ilginç ve açıklanamayan olaya şahitlik etti. Bunlardan bazılarının yalnızca gözlemcisi olsak da bazılarının direkt merkezinde bulunduk. Dyatlov Geçidi de bu olaylardan biri. Soğuk bir kış gecesi Ural Dağları‘nın eteklerinde 9 öğrencinin ölümüne ne sebep oldu?

Bu yazımızda günümüz teknolojisinin bile açıklamakta yetersiz kaldığı Dyatlov Geçidi olayına mercek tutuyoruz. Bu facia yalnızca Sovyet tarihinin değil, tüm dünya tarihinin en gizemli olaylarından biri olma unvanını taşıyor. Kış tatilini hem araştırarak hem de eğlenerek geçirmeyi planlayan bir grup genç, çıktıkları yoldan bir daha asla geri dönmedi.

Dyatlov Geçici Vakası nedir?

23 Ocak 1959’da dağcılık alanında meraklı 10 üniversite öğrencisi, Ural dağlarına bir yolculuk düzenledi. Plan önceden çizilen rota ile ilerlemek ve daha sonra geri dönmekti. Ekipteki öğrencilerin isimleri şunlardı:

  • Igor Dyatlov
  • Yuri Doroşenko
  • Yuri Krivonişçenko
  • Zinaida Kolmogorova
  • Rüstem Slobodin
  • Lyudmila Dubinina
  • Semyon Zolotaryov
  • Aleksander Kolevatov
  • Nikolay Thibeaux-Brignolle
  • Yuri Yudin

Olayın ismi ekip lideri İgor Dyatlov‘un soy isminden geliyor.

Dyatlov geçidi haritası

27 Ocak 1959’da ekip, 41. yerleşkeden araştırma/gezi rotalarına başlıyor. Fakat Yuri Yudin rahatsızlandığı için arkadaşlarından ayrılarak yerleşkede kalmak istiyor. Arkadaşları için ise işler planlandığı gitmiyor. Aniden kötüleşen hava koşulları grubu yavaşlatıyor. Zorlu koşullara daha fazla dayanamayacaklarını fark eden ekip, 1 Şubat’ta Kholat Syakl dağında kamp kuruyor. Syakl, yani yerli Mansi dilinden çevirisiyle Ölüm Dağı, öğrencilerin son noktası oluyor. 

Ölüm şekilleri bile farklıydı

Öğrencilerden haber alamayan aileleri ve üniversite yetkilileri Moskova’dan bir arama kurtarma grubunun gönderilmesini talep ediyor. Grup ilk olarak 26 Şubat’ta ekibin çadırını buluyor. Sonra ise Doroşenko ve Krivonişçenko‘nun cesetleri 1.5 kilometre aralığındaki bir ağacın altında, soğuktan donmuş şekilde bulunuyor. Sonrasında çadırdan 500 metre aralı yarıçapta Dyatlov, Slobodin ve Kolmogorova‘nın cesetleri bulunuyor. Öğrencilerin hipotermiden öldüğü anlaşılıyor.

Doroşenko ve Krivoniçenko

Diğer 4 ceset ise 2 ay sonra bulunuyor. Fakat onların içlerinden yalnızca Kolevatov hipotermiden ölmüştü. Dubinina ve Zolotaryov‘un kaburgaları kırılmıştı. Thibeaux-Brignolle‘da ise ciddi kafatası çatlakları vardı. Tüm bunların yanı sıra Zolotaryov’un gözleri, Dubinina’nın ise hem gözleri hem de dili yoktu. Ayrıca Dubinina ve Kolevatov’un giysilerinde yüksek miktarlarda radyoaktif madde izlerine rastlanmıştı.

Dyatlov Geçidi faciasının sebebi neydi?

Dyatlov Geçidi faciasıyla ilgili birçok komplo teorisi ileri sürüldü. Sovyet nükleer deneyleri, KGB tarafından verilen infaz, yerli Mansi halkı, ışınlanma, Kocaayak veya kurt adamların saldırısı, içlerinde hainin olması… Fakat tüm bu iddiaların yalnızca 2 tanesi bilimsel olarak kanıtlandı. Bunlar tabaka çığı teorisi ve katabatik rüzgar teorisidir.

Tabaka çığı teorisi

Tabaka çığları, nadir görünen fakat çok tehlikeli olan bir çığ türüdür. Bu zaman sık ve ağır kar tabakası, daha seyrek ve ince tabakanın üzerinde birikmeye başlıyor. Dolayısıyla, zaman geçtikçe ince tabaka ağırlığı kaldıramıyor ve kırılarak çığa sebebiyet veriyor.

Dyatlov geçidi çığ

Çoğu bilim insanı bu teoriyi desteklese de, teori kendisinde bazı boşluklar bulundurmakta. Teorinin açıklamakta zorlandığı en büyük soru Dubinina ve Kolevatov’un giysilerinde yüksek miktarlarda radyoaktif madde izlerine rastlanmasıydı. Bunun yanı sıra 1 ve 26 Şubat’ta çekilen fotoğraflarda dağcılık ekipmanının hiç bozulmadan durması da teorinin cevap bekleyen sorularından.

Katabatik rüzgar teorisi

Katabatik rüzgar teorisi, İsveçli arkeolog Richard Holmgren tarafından ileri sürüldü. Holmgren, 2019 yılında grubun rotasıyla Dyatlov Geçidi’ne giderek bu kanıta vardı. Katabatik rüzgarlar, dağ yamacı boyunca yukarından aşağıya doğru esiyor. Bu zaman yerçekiminin etkisiyle hızlanan ve güçlenen rüzgar, kasırga benzeri bir etki yaratıyor.

Katabatik rüzgarın başladığını fark eden grup muhtemelen aceleci bir şekilde çadırı terk etmeye çalıştı. Giysi ve ekipmanlar soğuktan buz tuttuğu için de tüm ekip çıplak veya hafif giysilerle bulundu. Bu teori de radyasyonun nedenini açıklamakta yetersiz kalıyor. Fakat aynı zamanda tabaka çığı teorisini destekliyor. Zira çığın olabilmesi için katabatik rüzgarın da olması lazım.

O gece olaylar nasıl gelişti?

Bazı araştırmacılar bahsedilen teorileri göz önünde bulundurarak gecenin nasıl geçtiği ile alakalı bir tahmin yürüttü. İddialara göre ilk çığdan sonra korkan ekip çadırı içten keserek hemen ormanlık alana doğru yürüdü. Burada giysileri nispeten daha kalın olan Dubinina, Kolevatov, Zolotaryov ve Thibeaux-Brignolle kuru odun bulmak için ormana arayışa çıktı.

Uzun bir zaman sonra geri dönmediğini fark eden Dyatlov, Slobodin ve Kolmogorova tekrar çadıra giderek ekipman almak için yola koyuldu. Fakat soğuk nedeniyle hem onlar hem de ağacın altında bekleyen Doroşenko ve Krivoniçenko soğuktan donarak can verdi. Dubinina, Kolevatov, Zolotaryov ve Thibeaux-Brignolle ise bir hayli uzaklaşmıştı. Onlar yere bir çukur kazarak orada geceyi geçirmek istedi. Fakat rüzgar nedeniyle üzerlerindeki kar tabakası çökerek çukuru kapadı.

Peki sizce o gece 9 üniversite ölümüne ne sebep oldu? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar bölümünden paylaşabilirsiniz.