Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayii, 2025 yılı Nisan ayında önemli bir başarıya imza attı. Sektör, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 54 artışla 539 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu performans, savunma sanayiinde küresel ölçekte rekabet gücünün giderek yükseldiğini ve dış pazardaki talebin artarak devam ettiğini gösteriyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından paylaşılan verilere göre 2025 yılının ilk dört ayında (Ocak–Nisan dönemi) savunma ve havacılık sanayii ihracatı yüzde 67 oranında artış gösterdi ve toplamda 2 milyar 238 milyon dolara ulaştı. Bu ivme, sadece kısa vadeli bir artış değil; stratejik yönelimlerle şekillenen, istikrarlı bir büyümenin sonucu diyebiliriz.
Son 12 aylık dönemde ise sektörün toplam ihracatı yüzde 42’lik bir yükselişle 7 milyar 635 milyon dolara çıktı. Bu veriler Türkiye’nin savunma alanındaki üretim kapasitesini artırdığı kadar, teknolojiye dayalı katma değerli ürünleriyle dünya pazarında daha geniş bir yer edindiğini de ortaya koyuyor.
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün tarafından yapılan açıklamada elde edilen bu başarının büyük ölçekli savunma sanayi firmalarından KOBİ’lere kadar uzanan geniş bir üretim ekosisteminin ürünü olduğu vurgulandı.
Görgün, ihracatta sürdürülebilirliğin yüksek teknoloji ve yerli üretim gücüyle sağlanabileceğini belirterek, “Milli teknolojilerle büyüyen bir Türkiye için, durmadan çalışmaya devam” mesajı verdi.
Dünyanın en çok kullanılan oyun istemcisi olan ve Valve’ın da sahibi olduğu Steam, son yıllarda aldığı güncellemelerle birlikte çok daha stabil bir platform haline geldi. Buna karşın kullanıcılar halen bir takım kronik problemlerle karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu yazımızda sizler için ‘Steam disk yazma hatası’ sorununa ve bu hatanın nasıl çözülebileceğine dair çözüm önerilerine değiniyoruz.
Steam disk yazma hatası için birçok çözüm yolu var
Valve’ın Steam platformunda yaşanan disk yazma hatası birden fazla nedenden kaynaklanıyor olabilir. Windows işletim sisteminde çeşitli anti-virüs ve güvenlik duvarı uygulamalarının yazımı engellemesi, diskteki fiziksel veya yazılımsal sorunlar, oyunun güncelleneceği veya kurulacağı klasörün yazım iznine sahip olmaması gibi birçok unsur bu probleme yol açabiliyor. Dilerseniz bu soruna yönelik çözüm yöntemlerini maddeler halinde sıralayalım.
Steam’deki yazma sorunu için çözüm adımları
Klasik ama en çok işe yarayan yordamla başlayalım. Steam’de sorun yaratan uygulamaların indirmesini duraksatın ve Steam’i kapatarak bilgisayarı baştan başlatın. Steam’e sağ tıklayarak uygulamayı yönetici olarak başlatıp tekrardan devam ettirmeyi deneyin.
Bu aşamada sorun devam ediyorsa Windows işletim sisteminizdeki anti-virüs uygulamalarını ve güvenlik duvarını devre dışık bırakıp indirmeyi tekrar deneyin.
Steam’in oyunları kurduğu klasöre gidin. Bu klasörü yanlışlıkla gizlemişseniz oyunlar güncellenirken veya kurulurken hata verecektir. Klasöre sağ tıklayarak özelliklere girin ve gizli sekmesinin yanındaki tiki kaldırın.
Problem sürüyorsa iki farklı yordam daha denenebilir. Steam > Ayarlar > İndirilenler > İndirme Önbelleğini Temizle sekmesine giderek indirme önbelleğini temizleyerek tekrardan deneyin.
Bir diğer yöntem bozuk indirilen dosyaları silmek. Steamapps / Common dizini içerisinde yer alan ve 0 KB olan bütün dosyaları silip Steam’de indirmeyi yeniden başlatmayı deneyebilirsiniz.
Ender de olsa sürücünüz yazma hatasına açık bir problemle boğuşuyor olabilir. Chckdsk aracını kullanarak dosya bütünlüğünüzü ve HDD’nizin ve SSD’nizin sağlıklı olup olmadığını teyit edin. Eğer sürücünüzde fiziksel bir hata varsa değişim gerekebilir.
Steam Deck konusunda rahatlatan açıklama geldi. Valve konsolun herhangi bir ertelemeye maruz kalmayacağını belirtti.
Evet, bu yazımızda sizler için Steam’de en sık karşılaşılan problemlerden biri olan Steam disk yazma hatası’na değindik. Sizlerin de farklı çözüm önerileriniz varsa bunları bizlerle yorumlar kısmında paylaşmayı ihmal etmeyin.
Antik Sümerler, bazı yönlerden Silikon Vadisi’nin eski eşdeğeri gibi bir medeniyet inşa etti. Bu gelişmiş uygarlık M.Ö.4000 ile M.Ö. 2000 yılları arasında Mezopotamya‘da yaşadı. Yeni teknolojiler icat ettiler ve mevcut olanların geniş ölçekli kullanımını mükemmelleştirdiler. Bu süreçte, insanların yiyecek yetiştirme, konut inşa etme, iletişim kurma ve bilgi ve zamanı takip etme şeklini değiştirdiler.
Sümerler günümüz teknolojisine ışık tutan birçok aracı ve bilgiyi geliştirmiştir. Geliştirdikleri araçlar arasında savaş arabaları, testereler, sulama kanalları, tekerlek, sandaletler, yelken, zıpkın yer alıyor. Bunların haricinde çivi yazısını icat ederek günümüzdeki alfabelere de öncülük etmiştir. Ayrıca aritmetik ve geometride de oldukça gelişmişlerdi.
Sümerlerin teknoloji kullanımına dair günümüze ulaşan belli başlı bilgileri sizin için derledik.
Sümerler günümüze çivi yazısı sayesinde birçok bilgi bıraktı
Sümerler hakkında çok fazla bilgiye sahip olmayabiliriz. Ancak yine de yaşadıkları dönemi düşündüğümüzde diğer uygarlıklara kıyasla daha fazla şey biliyoruz. Bunu çivi yazısını geliştirmelerine borçluyuz. Zira yazılı birçok Sümer kil tableti bulunmuştur. Başlangıçta piktogramlar kullanılmış, ardından çivi yazısı ve daha sonra ideogramlar kullanılmıştır. Piktogramlar kısaca resimle ifade etme biçimi iken ideogramlar ise Çince ve Japonca’daki gibi bir fikri veya sözcüğü grafikle ifade etmektir.
(Foto: Black Aperture/Getty Images)
Kelimeler çivi benzeri bir kalemin nemli kile basılması ve ardından kurutulmasıyla yazılmıştır. Bu sebeple çivi yazısı ismini aldı. Elbette bu ismi Sümerler vermedi; bu modern bir isim. Çivi yazısı Sümer’den yayıldı ve sonunda Mezopotamya ve Anadolu’nun diğer büyük medeniyetleri tarafından kullanıldı.
Çivi yazısıyla yazılmış birçok Sümer kil tableti keşfedilmiştir. Yazının en eski örneği değil ama yine de insanlığın tarihi kaydetme ve edebiyat oluşturma yeteneğinde büyük bir ilerlemeyi temsil ediyor. Mektuplar, makbuzlar, ilahiler, dualar ve hikayelerin tümü kil tabletlerde bulundu.
Sümerlerin ikinci muhteşem icadı; tekerlek
Bilim camiasının en önemli kabul ettikleri iki Mezopotamya icadı yazı ve tekerlektir (M.Ö. 3500 civarı). Bazı bilim insanları tekerleğin Orta Asya‘da ortaya çıktığını iddia etseler de (çünkü dünyanın en eski tekerleği orada bulundu), kavramın seramik üretimi nedeniyle Sümer’de ortaya çıktığı genel bir görüştür. Sonunda, bir savaş arabası oluşturmak için tekerlekleri birleştirdiler. Bugün, bu tekerlek dünya çapında yayılmış ulaşım sistemlerine hitap ediyor.
Sümerlerin icadı iki tekerlekli bir arabanın modeli. (Foto: SSPL/Getty Images)
Bilim insanları, tekerleğin daha kısa sürede daha iyi ve daha fazla çömlek yapma ihtiyacından geliştiğini düşünüyor. Çömlekçi çarkı daha sonra arabaların inşasına yol açarak bunları malların taşınmasında kullandılar. Araştırmacılar, aynı paradigmanın yelkenin icadı için de geçerli olduğunu ileri sürüyor. Büyük olasılıkla rüzgarın bir bez parçası üzerindeki etkisinin gözlemlenmesiyle yelkeni icat ettiler.
Daha büyük bir kumaş, daha fazla rüzgar yakalayacak ve nehirlerde daha kolay ve daha hızlı seyahate yardımcı olacaktı. Bu, ticarette özellikle önemli. Çünkü söz konusu uygarlık su yollarını tercih ediyordu. Ama akıntıya karşı nehirde ilerlemek aşağı gitmekten daha zor ve daha yavaştı. Yelken, kürekçileri desteklemek veya değiştirmek için rüzgar gücü sağlayarak bu sorunu çözebilirdi.
Yelkenlerin sade bir tasarımı vardı ve kare şeklinde kumaştan yapmışlardı. Üstelik bunu 5 bin yıl önce yaptılar.
Takvim, matematik ve tarım
Sümerler, bağımsız surlarla çevrili şehir devletlerinde yaşayan ilk Mezopotamya uygarlığıydı. Ticaret için harita da icat etmişlerdir. Matematik muhtemelen ticarette muhasebe için bir gereklilik olarak gelişti. Ancak şehirlerin ve tapınaklarının planlanması ve inşasında mimarlığın bir yönüydü.
Sümerlerin altmışlı sayı sistemi.
World History‘nin içeriğine göre, bu büyük şehirleri ve büyük yapıları inşa etme sürecinde, Sümerler Pisagor Teoremi‘nin matematiksel paradigmasını Pisagor’un doğumundan yüzyıllar önce icat etmiş görünüyor.
Oldukça karmaşık olan altmışlı sayı sistemini M.Ö. 3000‘de icat ettiler. Bu sistem toplama, çıkarma, çarpma, bölme, cebir, geometri ve birçok denklemi içeriyordu. Altmışlık taban, onlara 60 kavramına dayalı zaman icat etme konusunda ilham verdi. Bu nedenle bir saat, 60 dakika ve bir dakika 60 saniye olarak tanımlandı. Zaman bir güneş saati veya su saati ile ölçülmüştür. Güneşin doğuşundan batışına ve yeniden doğuşuna kadar geçen süre 12 gün ışığı ve 12 karanlık dönemlerine bölünerek 24 saatlik iş günü oluşturulmuştur.
Günleri daha sonra bir yılı oluşturacak şekilde hesapladılar. Yılın hangi zamanlarının hangi faaliyetler için en uygun olduğunu yıldızların haritasını çıkararak buldular. Mevsimleri belirlemek için astronomi gelişti ve bu da Ay takvimini icat etmelerine yol açtı.
Bakırla muazzam işçilik
Aynı zamanda Sümerler, en eski değersiz metallerden bakırın ilk kullanıcıları olarak biliniyor. Arkeolojik kanıtlar, yaklaşık 5000-6000 yıl önce bakırı çıkardıklarını ve bakırla çeşitli aletler yaptıklarını gösteriyor. Örneğin, bakırı ok başları, jiletler, zıpkınlar ve daha birçok küçük nesne yapımında kullandılar.
Sümerlerin icadı bir aslan başlı kartal. (Foto: DeAgostini / Getty Images)
Sümerler tarımda sulama uygulamaları, tohum ekme makinesi, saban ve kazmayı icat etti. Görünüşe göre Arşimet Vidası olarak bilinen aracı Yunanlılardan çok önce buldular. Arşimet Vidası, suyu aşağıdan yukarıya doğru çeken bir cihazdır. Çeşitli sulama kanalları da inşa ettiler.
History‘e göre Sümerler, saban türlerinin nasıl kullanılacağına dair ayrıntılı talimatlara sahip bir kılavuz bile hazırladılar. Ayrıca icat ettikleri kalıplar sayesinde seri üretim çömlek ve tuğla yaptılar.
Her hafta oyunculara ücretsiz oyunlar sunarak kütüphanelerini genişletme fırsatı tanıyan Epic Games Store, haftanın ücretsiz oyununu erişime açtı. Peki bu hafta hangi yapım ücretsiz bir şekilde karşımıza çıkıyor? İşte ayrıntılar!
Epic Games Store haftanın ücretsiz oyunu erişime açıldı
Geçtiğimiz hafta Chuchel ve Albion Online oyuncuları için özel bir Hoş Geldin Paketi sunarak oyun severlere ücretsiz içerikler dağıtan Epic Games Store, şimdi de Super Space Club’ı kullanıcıların beğenisine sunuyor. Oyun, 8 Mayıs akşamına kadar ücretsiz olarak erişime açık olacak. Bu tarihe kadar kütüphanenize eklerseniz kalıcı olarak sizin olacak.
Super Space Club rahatlatıcı bir lo-fi arcade uzay nişancısı oyunu olarak öne çıkıyor. İşte yapımın Epic Games Store’daki açıklaması;
”Super Space Club arkada rahatlatıcı lo-fi müziğin çaldığı, rengârenk bir sonsuz nişancı oyunudur. Galaktik güçlerle çatışarak ve bir dizi görevi tamamlayarak galaksinin zirvesine yerleşen kulüp olma yolculuğuna çık. Uzayda herkes senin ritmini duyabilir.
Patlayıcılarla donanmış Olly ile havai fişekler fırlat ya da gizlenmeye odaklanan Roscoe ile gemilere güdümlü atışlar yağdır. Pilot, gemi ve silah çeşitleri arasından sana en uygun olanı seçerek kusursuz dizilimini oluştur ve fizik tabanlı itiş gücüyle uzay gemini yıldızlar arasında uçur. Rakipleri alt edip görevleri tamamlarken geminin enerjisine dikkat et. Enerjiyi tamamen tüketmek seni yıkıcı hasarlara karşı savunmasız bırakır. Rakiplerini alt edince hemen rahatlama çünkü hemen ardından bir sonraki dalga gelecek.”
Buradan oyunun Epic Games Store sayfasına gidebilirsiniz.
Google Chrome dünyanın en popüler tarayıcısı olmasına rağmen, Microsoft Edge’in sunduğu bazı kullanışlı özelliklerden yoksun diyebiliriz. Edge’in performansı ve arayüzü Chrome kadar akıcı olmayabilir, ancak bazı işlevleriyle Chrome’a kıyasla kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştiriyor.
Microsoft Edge tarayıcısına geçmek için 4 neden
Google Chrome YouTube’un mini oynatıcısını desteklese de, bu yalnızca YouTube sekmesi içinde çalışıyor ve tarayıcı penceresinin dışına çıkamıyor. Microsoft Edge ise herhangi bir videoyu küçük bir pencereye alarak ekranın köşesinde sürekli görüntülenmesini sağlıyor. Kullanıcılar böylece videoyu duraklatabilir, ileri-geri sarabilir ve pencerenin boyutunu ayarlayabilir.
Microsoft Edge’in “Startup Boost” özelliği, tarayıcıyı bilgisayar açıldığında arka planda yükleyerek daha hızlı başlatılmasını sağlıyor. Chrome’un güçlü bir performansa sahip olmasına rağmen, zaman zaman açılış sırasında donma veya çökme sorunları yaşanabiliyor.
Bu haberimizde, Temu'dan alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli faktörleri sizler için derledik.
Microsoft Edge, tarayıcının ana sayfasında hava durumunu gösteren entegre bir widget da sunuyor. Kullanıcılar bu sayede, mevcut sıcaklığı ve önümüzdeki günlere dair hava tahminlerini hızlıca görüntüleyebiliyor. Google Chrome kullanıcılarının ise hava durumunu görmek için ya bir web araması yapması ya da harici bir widget kullanması gerekiyor.
Chrome’da sekmeler üst çubukta yatay olarak dizilirken, Microsoft Edge’de sekmeler dikey olarak da görüntülenebiliyor. Dikey sekmeler, özellikle çok sayıda sekme açık olduğunda gezinmeyi kolaylaştırıyor. Kullanıcılar sekmelerin isimlerini ve simgelerini daha rahat görebildiği için, geçişler daha pratik hale geliyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Ölü piksel, ekrana sahip akıllı cihazlarda en çok karşılaşılan sorunlardan biri olarak biliniyor. Bu makalemizde Ölü piksel nedir? ve Ölü piksel testi nasıl yapılır? sorularını yanıtlayacağız. Windows, macOS, Android ve iOS cihazlarda ölü piksel testi yazılımları için rehberimize göz atabilirsiniz.
LCD teknolojisi, adreslenebilir piksellerden oluşan satır ve sütunlar sayesinde ekranda metin ve görüntü oluşturuyor. Her bir pikselde, görüntünün oluşabilmesi için kırmızı, yeşil ve mavi alt piksel bulunuyor. Alt piksellerin açılıp kapanabilmesi için transistör kullanılıyor. Ölü piksel sorunu, transistörlerin pikselleri aydınlatmadığı veya aşırı aydınlattığı durumlarda ortaya çıkıyor.
Ölü piksel nedir?
Akıllı telefon ekranlarında ve monitörlerde sıklıkla rastlanan ölü piksel, ilgili yerin renk değiştiremediği anlamına geliyor. Parlak görüntülerde kolay bir şekilde fark edilen ölü piksel sorunu, donanımsal bir sorundur.
Ölü piksel sorunu, birden fazla sebeple ortaya çıkabilir. Transistör üretiminde meydana gelen üretim hataları, belirli bir süre kullandıktan sonra cihazınızda ölü piksel sorunu oluşmasına neden olabilir. Ekranınıza gelecek herhangi bir darbe, ölü piksel sorunu yaratabilir.
Ölü piksel testi nasıl yapılır?
Kullandığınız teknolojik cihazda ölü piksel sorunu olduğunu düşünüyorsanız belirli uygulamalar ile bunu test edebilirsiniz. Windows işletim sisteminde Pixel Doctor adlı programı kullanarak cihazınızda ölü piksel olup olmadığına bakabilirsiniz.
macOS işletim sisteminde ise Screen Utilty adlı programı kullanabilirsiniz. Android telefon ve tabletlerinizde Dead Pixels Test and Fix veya benzeri uygulamalar ile test işlemini gerçekleştirebilirsiniz. iOS işletim sisteminde ölü piksel tespiti yapabilmeniz için ScreenTest uygulaması mevcut.
Online (çevrimiçi) ölü piksel testi nasıl yapılır?
Windows ve Mac kullanıcıları, online (çevrimiçi) ölü piksel testi ile cihazlarında herhangi bir sorun olup olmadığını tespit edebilir. Buraya tıklayarak ekran testi için geliştirilmiş web sitesine giderek ölü piksel testi yapabilirsiniz. Android ve iOS cihazlarda online ölü piksel testi yapılamıyor.
CGI teknolojisinin, sinema dünyasındaki yeri artık tartışılmaz bir gerçek. Teknik ekipmanların gelişmesi ile filmlerin sunduğu görsel yetkinlikler arttı. Bu teknoloji sayesinde, gördüğümüz ve hayran kaldığımız pek çok yapım, küçük stüdyolarda çıkabiliyor.
Kimilerine göre şaheserler ortaya çıkaran CGI teknolojisi, bazı kesimlerin ise eleştirilerine maruz kalıyor. Çoğu yönetmen ve yapımcı, bu metodun kültürü öldürdüğünü savunuyor. Tüm bu tartışmaların gölgesinde, CGI teknolojisi ve en iyi örneklerini sizler için derledik.
CGI teknolojisi nedir?
CGI yani bilgisayar tabanlı imgeleme, görsel oluşturmaya yarayan bir grafik uygulaması olarak bizleri karşılıyor. Sinema dünyasına büyük katkıları olan bu teknoloji, sadece filmlerde değil oyun dünyasında dahi kullanılmakta. Kimi zaman yeşil, mavi perde, kimi zaman da oyuncu üzerine yerleştirilen sensörler sayesinde, sahne aslında olandan bambaşka bir hale getirilebilir.
Günümüz sinemasının olmazsa olmazı haline gelen bu teknoloji o kadar ilerledi ki, bazen izleyiciler CGI görüntü ile normal dış çekim arasındaki farkı anlayamıyor. Ayrıca kullanımı oldukça kolay olan bu uygulama, amatör sanatçılar tarafından da oldukça tercih edilmekte.
CGI teknolojisinin avantajları
Pek çok önemli kolaylığa sahip olan CGI teknolojisinin, sinema dünyasına etkileri oldukça büyük. Ancak bu uygulamanın en birinci kullanım nedeni olarak, mali şartlar gösteriliyor. Örnek vermek gerekirse, yapımcılar basit bir aksiyon sahnesini gerçek dış planda mekanik efekt (patlama, çarpışma veya fiziksel hasar) ile kurgulamak yerine, kapalı bir stüdyoda tamamen bilgisayar efekti ile çekmeyi tercih ediyorlar. Bu sayede dış plandaki malzeme ve insan yükü minimuma indirilmiş oluyor.
Bir diğer önemli avantaj ise, CGI teknolojisinin zaman kaybını önlemesi. Önceki örnekte olduğu gibi, çekim ekibi tüm kurulumların hazır olmasını beklemek yerine, kapalı stüdyoda perde ve sensör kullanımı ile işi kotarıp bilgisayar başında vakit harcamaya daha sıcak bakıyor. Detaylı hazırlık sürecine dahil olmayan ekip, hızlı bir şekilde çekimleri tamamlama imkanına sahip olabiliyor.
CGI denilince akla gelen isimler
Günümüzde görsel efektler denilince akıllara pek çok önemli yıldız geliyor. Bunlardan kuşkusuz en göz önünde olanı da Andy Serkis diyebiliriz. Yüzüklerin Efendisi serisinde Gollum karakteri ile izleyicileri karşılayan Serkis, bu teknolojiyi o kadar iyi kullandı ki, uzun bir dönem bazı filmlere danışmanlık yaptı. Ardından, Maymunlar Cehennemi serisinde de başrol oynayan usta oyuncu, son olarak CGI ağırlıklı Venom 2‘ye yönetmen oldu.
Bu teknoloji ile arası iyi olan bir yönetmen de Micheal Bay diyebiliriz. Transformers serisinin yönetmeni, CGI uygulamalarını o kadar zamandır kullanıyor ki, bir dönem yönetmenlik tarzı ile sosyal medyanın gündemine dahi yerleşti. Bu isimlerin dışında, J.J. Abrams, Jon Favreau, Guillermo del Toro gibi usta yönetmenler de günümüz sinemasında CGI teknolojisi ile önemli işlere imza atmaktalar.
Peki CGI teknolojisi sinema kültürünü öldürüyor mu?
Uzun süredir tartışma konusu olan bu sorunun cevabı aslında seyirci de bitiyor. Yapımcı ve yönetmenlerin işini kolaylaştıran CGI teknolojisi, oyuncuların pek gözdesi değil. Zira bazı oyunculara göre asla bulunmadıkları ortamda bulunmaya çalışmak rolün zorluklarını arttırıyor. Usta aktör Sir Ian McKellen‘ın Hobbit filminin çekimleri sırasında yeşil perdeden bunaldığı ve hatta ağlamaya başladığı da gerçekte yaşanmış bir olay olarak dikkat çekiyor.
Hayranların görece mutlu olduğu teknoloji bazı eski kuşak yönetmenlere göre de, filmleri sıradanlaştırıyor. Birçok usta isim, film çekmenin heyecanı ve ruhunun kaybolduğunu iddia ediyor. Öte yandan hayatını kaybetmiş birçok oyuncunun da efekt olarak filmlere geri dönüş yapabilmesi, tartışmayı körükleyen bir başka etken olarak bizleri karşılıyor.
Sizler CGI teknolojisini nasıl buluyorsunuz? Sizce sinema dünyasının böyle bir uygulamaya ihtiyacı var mı? Görüşlerinizi bizlere aktarmayı unutmayın.
Gelişen teknoloji ile birlikte insan hayatını ciddi ölçüde kolaylaştıran yeni ürünler ortaya çıktı. Özellikle son yıllarda yapay zeka konusunda atılan önemli adımların sonucu olarak karşımıza çıkan yeni ürünler, adeta teknolojinin altın çağını yaşadığımızın en büyük göstergesi.
Peki yetenekleri ile tüm dünyayı adeta mest eden teknolojik ürünlerin zararlı yönleri de olabilir mi? Sizler için günümüz teknolojisinin karanlık yüzünü ve kötü amaçlarla kullanıldığı zaman korkunç hale gelebilecek bazı ürünlerini derledik…
Akıllı ev teknolojileri sandığımız kadar masum mu?
Son yıllarda adını sıklıkla duymaya başladığımız akıllı ev teknolojileri, insanların evlerinde rahat ve konforlu bir yaşam sürmesi için geliştirilen en faydalı ürünlerden biri olarak görülüyor. Genellikle kullanıcıların akıllı telefonlarına yüklediği bir uygulama üzerinden evlerindeki neredeyse her şeyi kontrol edebildiği teknoloji, her geçen gün daha da popüler hale geliyor.
Masum sandığımız korkunç ürünler
Tabii ki burada en uç ihtimallerden bahsediyoruz. Ancak dünya üzerinde internete bağlanan her cihaz ve teknoloji potansiyel bir tehlike altındadır. Hele ki evinizde kurulu bir güvenlik kamerası veya sürekli aktif mikrofonlara sahip akıllı TV gibi ürünler varsa, olası bir hack durumunda özel hayatı derinden etkileyecek görüntüler ve ses kayıtlarınız başkalarının eline geçebilir.
Peki ya otomobiller?
En çok tercih edilen ulaşım araçlarından biri olan otomobiller, her geçen gün daha da yetenekli hale geliyor. Özellikle son yıllarda elektrikli ve otonom araçların piyasaya çıkmasıyla, otomobil dünyasında ciddi bir kimlik değişimi yaşanmaya başladı. Peki insan hayatını büyük ölçüde kolaylaştıran otomobiller sandığımız kadar masum mu?
Masum sandığımız korkunç ürünler
Tabii ki burada eski model araçlardan bahsetmiyoruz. Bunun aksine günümüzde neredeyse çoğu otomobil, bünyesinde barındırdığı teknolojileri kullanabilmek için yapay zeka veya bilgisayar sistemlerine başvuruyor. Bu da gelişmiş teknolojilere sahip otomobiller için potansiyel bir hacklenme tehlikesi olduğu anlamına geliyor. Her ne kadar üreticiler, araçları için gelişmiş güvenlik sistemleri kullansa da unutmayın ki, internete bağlanabilen her ürün veya teknoloji hacklenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Drone teknolojisi insanlık için büyük bir tehlike oluşturabilir mi?
İnsansız hava aracı sınıfına giren ve günümüzde bir hayli popüler olan drone cihazları; fotoğrafçılık, haritalama, kargolama, tarımsal ve zirai uygulamalar gibi birçok alanda başarıyla hizmet veriyor. Peki uzaktan kumanda veya otonom yazılımlarla kontrol edilebilen drone teknolojisi, insanlık için tehlike oluşturabilecek amaçlar için kullanılabilir mi?
Masum sandığımız korkunç ürünler
2017 yılında Kaliforniya Üniversitesi tarafından zararsız gibi görünen dronların adeta bir suikast makinesine dönüştüğü bir video yayınlandı. Videoda neredeyse avuç büyüklüğündeki bir dronun, yapay zeka sayesinde insan yüzünü tanıma ve o kişiye kilitlenme yeteneğinin yanı sıra taşıdığı patlayıcı maddelerle toplumda katliam yapabilecek potansiyelde olduğuna dikkat çekilmişti.
Tabii ki yayınlanan bu video, yalnızca simülasyondan ibaretti. Ancak araştırmacılara göre, şimdiden önlem alınmazsa dronlar ilerleyen dönemlerde insanlık için büyük bir kaos oluşturabilir.
İnsansı robotlar kontrolden çıkabilir mi?
2018 yılında hayatını kaybeden ünlü fizikçi Stephen Hawking’in robotlar ve yapay zeka hakkında söylediği sözler gerçek olabilir mi? Robotları, insanların tasarladığı en büyük virüs olarak nitelendiren Hawking, bu icatların bir gün kendi yaşam biçimlerini oluşturarak insanlığın sonunu getireceğini iddia etmişti.
Masum sandığımız korkunç ürünler
2018 yılının Mart ayında bir grup güvenlik araştırmacısı, Aldebaran Robotics tarafından geliştirilen orta ölçekli bir insansı robot olan Nao’yu hacklemeyi başardı. Halihazırda mağaza, havalimanı ve hastane gibi yerlerde kullanılan bu robotun sistemine sızan araştırmacılar, robota test amaçlı argo kelimeler söyletmeyi başardı.
Bunun yanı sıra robotun ekranından müstehcen görüntüler açmayı başaran araştırmacılar, tüm dünyaya insansı robotların kötü amaçlar için kullanılabilecek potansiyel bir tehlike olduğunu kanıtladı. Özellikle son dönemde Boston Dynamics’in üzerinde çalıştığı atletik insansı robotları, Stephen Hawking’in meşhur sözünü akıllara getirmiyor değil.
Deepfake teknolojisi şantaj amacıyla kullanılabilir mi?
Geçtiğimiz Mart ayında Tom Cruise’un viral olan videosu sonrası tüm dünyanın bir anda dikkatini çeken deepfake teknolojisi, ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Yayınlanan videodaki kişi Tom Cruise değildi, ancak deepfake sayesinde ünlü oyuncuya neredeyse tıpatıp benziyordu. İşte tam da bu noktada teknolojinin şantaj amaçlı kullanılabileceği iddiaları ortaya atıldı.
Masum sandığımız korkunç ürünler
Her ne kadar Tom Cruise videosunun yaratıcısı VFX uzmanı Chris Ume, bu tür videoların yapımının oldukça zor olduğunu belirterek insanların rahat olması gerektiğini söylese de, deepfake teknolojisi bir anda yetişkin film sektörüne de girdi. Özellikle Scarlett Johansson, Jennifer Lawrence ve Michelle Obama gibi isimlerin bu alanda onlarca deepfake videosu çıkarken, birçok ünlü isimden konu ile ilgili şantaj açıklaması bile geldi.
Son yıllarda oyun dünyasında yaşanan en büyük devrimlerden biri online oyunlar oldu. İnternetin her eve girmesiyle insanların birlikte oyun oynama arzusu, online oyunları ortaya çıkardı. Milyonlarca oyuncunun katıldığı bu akım çok keyifli olsa da bazen teknik sorunlar oyuncuları çileden çıkarıyor. Oynadığınız oyunda ping düşürme yöntemlerine ihtiyacı olanlar için etkili ipuçlarından bahsettik.
Online oyunlarda ping düşürme yöntemleri
Bilmeyenler için; ping bilgisayarınızla hedef sunucu arasındaki bağlantının iletim süresidir. Bu süre, yani gecikme ne kadar yüksek olursa oyunlarda hareketleriniz o kadar geç yansır. Rekabetçi FPS oyunlarında 70ms’in üzerindeki ping çoğu zaman sorunlara neden olur. Bu yüzden rekabetçi oyunlar başta olmak üzere pek çok oyunda ping, kontrol altına alınmalıdır.
Her zaman en düşük gecikme süresine ulaşamazsınız. Örneğin League of Legends’ın Türkiye sunucusunda oynarsanız ortalama bir internet bağlantısıyla pinginiz yüksek olmayacaktır. Aynı internet bağlantısıyla Almanya’daki sunucuya bağlanırsanız ping daha yüksek olacaktır.
İnternetinizin ulaşabileceği ideal gecikme değerine, bahsettiğimiz ipuçları sayesinde erişebilirsiniz.
Kablolu, kablosuzdan her zaman iyidir
Ethernet kablosu – Ping düşürme
Kablosuz internet bağlantısı ne yaparsanız yapın gecikmeye neden olacaktır. Üst seviye modemler gecikmeyi kablolar kadar azaltabilse de maliyet bakımından kablolu her zaman iyidir. Oyunları kablo ile oynamak en bilinen ping düşürme yöntemlerinden biridir. Bu yüzden bilgisayarınızda Wi-Fi yerine Ethernet kablosunu kullanmak daha düşük gecikmelere neden olacak.
Yakındaki oyun sunucusunu seçin
LoL sunucuları – Ping düşürme
Oyunun sunucusunu değiştirmek her oyunda mümkün olmasa da mümkün olan oyunlarda size en yakın sunucuyu seçin. Oynadığınız oyunun Türkiye sunucusu varsa ve siz de Türkiye’de ikamet ediyorsanız ideal bağlantıyı kurmuş olacaksınız. Her oyun şirketi Türkiye sunucusu açmasa da en azından size konum olarak yakın olanı seçmeye çalışın.
Ping düşürme yöntemleri: Modeminize dinlenmesi için zaman tanıyın
Modemlerin içlerinde ısı yayan bileşenler bulunur, özellikle ucuz modemlerin soğutması pek kaliteli olmadığı için yüksek ısılar performans kaybına neden olur. Bunun önüne geçebilmek için modeminizi ara ara dinlendirin. Modeminizi haftada bir bile olsa 10-15 dakikalığına kapatın. Eğer bunu yapmaya zamanınız yoksa bile yeniden başlatmanız etkili olacaktır.
Bulut oyun servislerinden ve VPN’lerden uzak durun
Ping düşürme
Ping düşürme ile ilgili en yaygın şehir efsanelerinden biri de VPN kullanmanın daha düşük pingle oynamayı sağlayacağıdır. Bu tamamen yanlış bir önerme, VPN ile bağlantı kurduğunuzda ekranda daha düşük ping değerleri görebilirsiniz fakat arka planda işler pek de öyle değil. Zira bilgisayarınızın direkt olarak oyun sunucusuna bağlanması gerekirken önce VPN’e, sonra oyun sunucusuna bağlanmasına neden oluyorsunuz. Bu da yolu uzatarak pingin daha da yükselmesine neden olur.
Bulut oyun servisleri de aynı şekilde araya başka bir sunucuyu soktuğu için
Windows’ta yazabileceğiniz bazı komutlar
Bağlantı sorunları yaşadığınızda klavyenizin “Başlat” ve “R” tuşlarına basıp Çalıştır penceresini açabilirsiniz. Bu pencereyi Başlat’ta aratarak da bulabilirsiniz. Açtıktan sonra sırasıyla aşağıdaki komutları yazmanız, internetinizi biraz olsun rahatlatacaktır.
ipconfig /release (İnternet bağlantınızı keser.)
ipconfig /flushdns (DNS önbelleğini temizler.)
ipconfig /renew (İnternet bağlantınızı geri getirir.)
Online oyunlarda ping düşürme için yapabileceğiniz ipuçları bu şekilde. Sizler oyunlarda aldığınız ping değerlerinden memnun musunuz?
Apple, 2025 yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıkladı. Şirket, hisse başına kazanç (EPS) ve gelir açısından analist beklentilerinin üzerine çıkarak güçlü bir performans sergilese de, yatırımcı tepkisi hisselerde düşüşle sonuçlandı.
Açıklanan verilere göre Apple, çeyrek dönem boyunca 95,36 milyar dolar gelir ve hisse başına 1,65 dolar kar elde etti. Bu rakamlar, sırasıyla 94,22 milyar dolar gelir ve 1,61 dolar EPS yönündeki piyasa tahminlerinin üzerinde gerçekleşti. Yüzde 5’lik yıllık gelir artışı ve yüzde 8’lik EPS büyümesine rağmen, Apple hisseleri kapanış sonrası işlemlerde yüzde 3,91 oranında değer kaybederek 204,97 dolardan işlem gördü.
Apple CEO’su Tim Cook, açıklamasında şirketin küresel ölçekte birçok pazarda rekor kırdığını belirtti. Cook’un verdiği bilgilere göre Apple, Birleşik Krallık, İspanya, Finlandiya, Brezilya, Şili, Türkiye, Polonya, Hindistan ve Filipinler’de tüm zamanların en yüksek çeyrek gelirini elde etti.
iPhone segmenti çeyrek boyunca 46,8 milyar dolar gelir sağlayarak yıllık bazda yüzde 2 büyüme gösterdi. Yeni tanıtılan iPhone 16e modeli, Apple’ın kendi geliştirdiği C1 modemle donatıldı ve bu modem sayesinde şimdiye kadarki en uzun pil ömrüne sahip 6.1 inç iPhone modeli oldu. iPhone 16 ailesi genelinde kullanıcı memnuniyeti ve yükselen satış trendleri dikkat çekti.
Mac satışları da beklentilerin üzerinde seyrederek yüzde 7 artışla 7,9 milyar dolara ulaştı. Özellikle M4 çipli MacBook Air ve yeni Mac Studio modelleri güçlü talep gördü. iPad tarafında ise M3 çipli iPad Air sayesinde yüzde 15’lik bir büyüme kaydedildi ve toplam gelir 6,4 milyar dolara çıktı. Şirket, iPad kullanıcılarının yarısından fazlasının ürünü ilk kez satın alanlardan oluştuğunu belirtti.
Servis kategorisinde Apple, tüm zamanların en yüksek çeyrek gelirini elde ederek 26,6 milyar dolara ulaştı. App Store, Apple TV+, iCloud ve Apple Pay gibi hizmetlerin kullanım oranlarında çarpıcı artışlar görüldü. Toplamda 1 milyarın üzerinde ücretli aboneye sahip olan Apple, servis tarafındaki büyümenin sürdürülebilirliğine dikkat çekti.
Ancak tüm bu olumlu verilere karşın bazı risk unsurları da öne çıktı. Apple, tedarik zincirini çeşitlendirme stratejisine devam ederken, ABD’ye yapılan ürün ithalatında artan gümrük vergileri nedeniyle haziran çeyreğinde 900 milyon dolarlık ek maliyet beklediğini duyurdu. Şirket, üretimin büyük kısmını Çin dışına kaydırma sürecinde Hindistan ve Vietnam gibi alternatif ülkelere yöneldi. 2025 yılı boyunca 19 milyar çipin 12 farklı ABD eyaletinden tedarik edilmesi planlanıyor.
Apple ayrıca ABD içinde toplam 500 milyar dolarlık yatırım planını duyurdu. Bu yatırım kapsamında Michigan, Teksas, Kaliforniya, Arizona, Nevada, Iowa, Oregon, Kuzey Karolina ve Washington’da yeni tesisler ve istihdam alanları oluşturulacak. Teksas’ta kurulacak yeni sunucu üretim tesisi de bu planın önemli bir parçası olarak öne çıktı.
Yapay zekâ alanında Apple, Apple Intelligence çatısı altında geliştirdiği üretken modelleri ürünlerine entegre etmeye devam ediyor. Şirket, bu modellerin hem cihaz üzerinde hem de bulut tabanlı olarak çalıştığını açıkladı. Ancak daha kişisel Siri özelliklerinin ertelendiği belirtildi. Apple, bu gecikmenin kalite standartlarını karşılamak amacıyla gerekli olduğunu ifade etti.
Tim Cook’un aktardığına göre, Apple ürünlerinde kullanılan yapay zekâ özellikleri; yazı yazma araçları, fotoğraf düzenleme, görsel tanıma, ChatGPT entegrasyonu, özetleme ve akıllı yanıt sistemlerini içeriyor. Ayrıca Apple’ın kendi çipleriyle donatılmış sistemlerde bu modellerin doğrudan çalışması, kullanıcı verilerinin gizliliğini koruma yaklaşımını da destekliyor.
Şirketin 2025 Haziran çeyreğine dair beklentisi, yıllık bazda düşük ila orta tek haneli gelir artışı yönünde. Brüt kâr marjı aralığı ise yüzde 45,5 ile 46,5 arasında olacak. Apple ayrıca temettüsünü yüzde 4 artırarak 0,26 dolara çıkardı ve hisse geri alımı için 100 milyar dolarlık yeni bir program başlattı.
JustWatch tarafından paylaşılan güncel verilere göre Türkiye’de dijital platformlarda en çok izlenen dizi ve filmler belli oldu. 1 Nisan – 30 Nisan tarihleri arasındaki verileri kapsayan listede Netflix, Amazon Prime Video, Disney+, BluTV gibi popüler platformlardaki izlenme oranları yer alıyor. İşte nisan ayının en popüler film ve dizileri…
Nisan ayında en çok izlenen diziler ve filmler
Diziler listesinin zirvesinde BluTV platformunda yayınlanan The Last of Us yer alıyor. İkinci sırada ise Amazon Prime Video’da yayınlanan Reacher bulunuyor. Üçüncü sıraya baktığımızdaysa yine Prime Video’da yayınlanan Zaman Çarkı yapımını görüyoruz.
İşte nisan ayında en çok izlenen diziler;
The Last of Us – BluTV
Reacher – Prime Video
Zaman Çarkı – Prime Video
Solo Leveling – Crunchyroll
Prens – BluTV – TV+
MobLand – TOD
Taht Oyunları – BluTV
The White Lotus – BluTV
House of the Dragon – BluTV
İlk ve Son – BluTV – TV+
Filmler sıralaması ise şu şekilde;
Rüzgara Bırak – Netflix
Culpa Tuya – Prime Video
Culpa Mía: Londra – Prime Video
Başka Bir Sen – Disney+
Godzilla ve Kong: Yeni İmparatorluk – BluTV
Dune: Çöl Gezegeni Bölüm İki – BluTV
Furiosa: Bir Mad Max Destanı – BluTV
Bütün Kadınlar Bunu Yapar – Cultpix
Aquaman ve Kayıp Krallık – BluTV
Meg 2: Çukur – BluTV
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
ABD’de yayımlanan son veriler, Bitcoin madenciliğinin özellikle küçük ve orta ölçekli girişimler için artık kârlı bir faaliyet olmaktan çıktığını ortaya koydu. Bu işletmelerin bir Bitcoin çıkarmak için harcadığı enerji maliyeti 137 bin dolara kadar yükseldi. Buna karşın, Bitcoin’in güncel piyasa değeri 90 bin dolar civarında seyrediyor.
Bitcoin madenciliği artık kârlı değil
2009 yılında 50 BTC olan blok ödülü, her dört yılda bir gerçekleşen yarılanmalarla birlikte 2024 itibariyle 3.125 BTC’ye kadar düştü. Bu düşüş Bitcoin madencilerinin gelirini doğrudan azaltırken, artan enerji fiyatlarıyla da birlikte madencilik faaliyetlerini daha az sürdürülebilir hale getirdi.
Bugün yalnızca, büyük altyapılara ve güçlü donanım ağlarına sahip şirketler bu faaliyetlerden anlamlı gelirler elde edebiliyor. Bu şirketlerde bile bir Bitcoin çıkarmanın ortalama maliyeti 82 bin dolar seviyesinde ölçüldü.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Bitcoin’in toplam arzı 21 milyonla sınırlı. Bu sınır nedeniyle kazançlı madencilik faaliyetlerinin uzun vadede sürdürülebilir olmayacağı fikri, sistemin ilk yıllarından itibaren biliniyordu. Ancak enerji maliyetlerindeki hızlı artış, bu öngörünün beklenenden daha erken gerçekleşmesine neden oldu.
2024 yılının eylül ayında bir Bitcoin çıkarmanın maliyeti en verimli sistemlerde dahi 56 bin dolar civarındayken, bugün bu rakam %46 artışla 82 bin dolara kadar çıktı. Yüksek enerji fiyatları ve azalan blok ödülleri, madencilik faaliyetlerinde ölçek ekonomisinin etkisini belirginleştirdi.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.