GTA San Andreas eski bir oyun olmasına rağmen hala oynanıyor. Özellikle oyunun sunucularında eğlenceli vakitler geçirilebiliyor. Oyunun mekanikleri günümüze göre ne kadar eski kalsa da oynamak isteyebilirsiniz. Oyunda çok fazla hile bulunuyor ve bu yüzden sadece hileler ile eğlenmek daha mantıklı geliyor. Eski günleri yad etmek ve çok fazla zaman harcamak istemiyorsanız hileler ile eğlencenizi katlayabilirsiniz. Sizlere GTA San Andreas hileleri için bir liste hazırladık.
GTA San Andreas hileleri PC’de nasıl girilir?
Oyunun konsol versiyonları PS2 ve Xbox’a ait o yüzden bu versiyonların hileleri bu yazımızda yer almayacak. Onun yerine PC hilelerini aşağıda bulabilirsiniz. Aşağıdaki hileleri oyun içerisinde klavyeden yazmanız gerekiyor. GTA V’teki gibi bir konsol bulunmuyor, bu yüzden oyun içerisinde hızlı davranmanız gerekiyor.
GTA San Andreas hileleri
HESOYAM – Can, Zırh, 250 bin dolar, Araçları onarır
BAGUVIX – Sınırsız Can
CVWKXAM – Sınırsız Oksijen
LXGIWYL – Silah Seti 1
PROFESSIONALSKIT – Silah seti 2
UZUMYMW – Silah seti 3
STICKLIKEGLUE – Mükemmel yol tutuşu
ANOSEONGLASS – Andrenalin modu
FULLCLIP – Sınırsız cephane, Tekrar doldurma yok
TURNUPTHEHEAT – Aranma seviyesini 2 yıldız artırır
TURNDOWNTHEHEAT – Aranmanızı sıfırlar
BTCDBCB – Şişman vücut
BUFFMEUP – Kaslı vücut
KVGYZQK – Zayıf vücut
AEZAKMI – Bir daha aranmazsınız
BRINGITON – Aranma seviyenizi 6 yıldız yapar
WORSHIPME – Maksimum Respect
HELLOLADIES – Maksimum Çekicilik
VKYPQCF – Maksimum Stamina
PROFESSIONALKILLER – Tüm silah istatistiklerini Hitman seviyesine getirir
NATURALTALENT – Tüm araç istatistiklerini maksimum seviyeye getirir
SPEEDITUP – Fast Motion
SLOWITDOWN – Slow Motion
AJLOJYQY – NPC’ler golf sopalarıyla birbirine saldırır
BAGOWPG – Kelleniz için ödül koyar
FOOOXFT – Yayalar size saldırır
GOODBYECRUELWORLD – İntihar
BLUESUEDESHOES – NPC’ler Elvis modelleri olur
BGLUAWML – NPC’ler roketler ile birbirine saldırır
LIFESABEACH – Plaj partisi modu
ONLYHOMIESALLOWED – Çete üyesi modu
BIFBUZZ – Çete kontrolü
NINJATOWN – Ninja teması
BEKKNQV – Kadınlar sizinle konuşur
KANGAROO – Mega Zıplama
STATEOFEMERGENCY – İsyan modu
CRAZYTOWN – Eğlence evi modu
SJMAHPE – Herhangi bir kişiyi iyileştirir
CPKTNWT – Tüm araçları patlatır
WHEELSONLYPLEASE – Görünmez araba
ZEIIVG – Tüm trafik ışıkları yeşil olur
YLTEICZ – Agresif sürücüler
LLQPFBN – Pembe arabalar
IOWDLAC – Siyah arabalar
EVERYONEISPOOR – Tüm araçlar kötü görünür
EVERYONEISRICH – Tüm araçlar hızlı olur
CHITTYCHITTYBANGBANG – Uçan arabalar
FLYINGFISH – Botlar uçar
JCNRUAD – Araçlar kolayca patlar
SPEEDFREAK – Tüm araçlara nitro verir
BUBBLECARS – Araçların yerçekimini azaltır
OUIQDMW – Araç sürerken kolayca hedef almanızı sağlar
GHOSTTOWN – Trafikteki araç sayısını azaltır
FVTMNBZ – Tüm araçlar kırsaldakilere benzer
BMTPWHR – Tüm araçlar ve NPC’ler kırsaldakilere benzer
İnternetin hayatımızın ortasına oturmasıyla birlikte modemler, bizim için vazgeçilmez bir araç haline geldi. Modemde sorun çıkması ise neredeyse hayati değer taşıyor. Bu nedenle, bir sorunla karşı karşıya kaldığınızda, destek ekibini aramadan önce bir çözüm yönteminin olup olmadığını bilmek oldukça önemli.
Modem üzerinde birkaç ışık mevcut ve bu internet durumunu özetliyor. Bu ışıklardan en önemlisi de hiç şüphesiz ‘Ethernet‘ ya da ‘İnternet‘ yazan ışık. Diğer ışıklar, elektrik gücüne sahip olup olmadığınızı, bant genişliğini ya da modeme bağladığınız cihazlara erişim sağlanıp sağlanmadığını gösterir. Peki İnternet ışığı yanmazsa ne yapmak gerekir?
İnternet ışığı yanmıyorsa ne yapmak gerekir?
Modemde bulunan ışıklar internet durumunu gösteriyor. Bu ışıklardan İnternet yazanı, bazen yanmıyor ya da aralıklarla yanıp sönerek kesintilere uğruyor. Hal böyle olunca, verimsiz bir internet gezintisi elde etmeniz oldukça olası. Özellikle birçok işin internet üzerinden halledildiği bir dönemde, sağlıklı bir modem bağlantısı büyük önem taşıyor.
İnternet ışığının yanmaması durumunda destek ekibine ulaşmadan önce uygulayabileceğiniz birkaç çözüm önerisini sizler için sıraladık. Böylelikle uzun vadeye kalmadan kolaylıkla internetinize kavuşabilirsiniz. İşte yanmayan internet modem ışığı için çözüm önerileri…
Farklı cihazlarla internete bağlanmayı deneyin
İnternetinizde yaşanan yavaşlama, kopma gibi durumlarda, öncelikle varsa farklı bir bilgisayar ya da akıllı telefon ile bağlanmayı deneyip internetinizin durumunu öğrenebilirsiniz. Böylelikle bağlanılan cihazdan kaynaklı bir problem mi, yoksa modemle mi ilgili olduğunu tespit etmeniz daha kolay olacak.
Modemi yeniden başlatın
Bir önceki adımda sonuç alamadıysanız modemin üzerinde bulunan Power (Güç Düğmesi) tuşuna basarak cihazı kapatın. Daha sonra modem üzerinde bulunan kabloları çıkartıp 5 dakika kadar bekleyin. Ardından kabloları doğru bir şekilde takıp modeminizi tekrar çalıştırın. Sorunun çözülüp çözülmediğini kontrol etmek için internete bağlanmayı deneyin.
Kablo bağlantılarınızı kontrol edin
Bu adımda ise modeme bağlı olan kabloları kontrol etmeniz gerekiyor. Öncelikle cihazı kapatarak başlayın. Hepsinin doğru takılı olduğundan emin olmanız gerekiyor. Eğer hepsi doğru değilse, kullanım kılavuzundaki adımları takip ederek kabloları doğru yerlerine takın.
Daha sonra kablolarda yıpranmış veya eskimiş olanlar varsa yenilemeniz gerekebilir. Bütün bu işlemlerden sonra modemi tekrar açabilirsiniz. İnternete bağlanmayı deneyerek sorunun çözülüp çözülmediğini kontrol edin.
DSL bağlantınızı kontrol edin
Kablolarımızın doğru takılı olduğundan emin olduktan sonra, modem üzerinde bulunan DSL ışığının sabit olmasını sağlamalısınız. Bundan emin olmak için birkaç işlem gerçekleştirmeniz gerekiyor.
Bağlantı kablolarını kontrol edin.
Modemi ve bilgisayarı yeniden başlatın.
Antivirüs yazılımınız varsa devre dışı bırakın.
Windows Sorun Giderici’yi çalıştırın.
Farklı bir cihaz ile internete bağlanmayı deneyin.
DSL filtresi kullanmayın.
Modemin duvar prizine bağlı olduğundan emin olun.
Modemi farklı bir güç kaynağına bağlayın.
İnternetiniz ev telefonuna bağlı ise sabit telefon sesini kontrol edin.
“DSL bağlantısı yok” sorunu için teknik servise danışın.
DNS ayarlarınızı değiştirin
Domain Name Server manasına gelen DNS ayarlarını değiştirmek de yararlı olabilir. Bu işlemin amacı her internet sitesinde bulunan IP adresinden kurtulmamıza yardımcı olmak. Bu sayede internet erişimi sağlarken kullanılan IP adreslerine takılmadan internet erişimine daha rahat şekilde ulaşabilirsiniz. Peki DNS ayarları nasıl ayarlanır?
Denetim masasını açın. Ağ durumunu ve görevleri görüntüle simgesine tıklayın.
Mevcut internet bağlantınızın üzerine tıklayın.
Özellikler butonuna tıklayın.
İnternet Protokolü Sürüm 4 (TCP/IPv4)‘ü seçin. Özellikler butonuna tıklayın.
Yeni DNS adresini girin. Tamam’a tıklayın.
Sonrasında internet bağlantınızı kontrol edebilirsiniz.
İnternet servis sağlayıcınızla iletişime geçin
Bu aşamaya kadar önerilen adımlardan hiçbirisi internet erişiminizi düzeltmediyse son seçenek olarak internet servis sağlayıcınızla (İSS) ile iletişime geçip teknik destek talep etmeniz gerekiyor. Kullandığınız internet sağlayıcınızın iletişim numarasına kurumsal sitelerinden ulaşabilirsiniz.
Bu çözüm önerileri işe yaradı mı? Bildiğiniz başka yöntemler varsa yorumlarda bizimle paylaşmayı unutmayın.
Günümüzde otomotiv devleri yılda birden fazla araç çıkartıyor ve birkaç yıl içinde araçlar unutuluyor. Otomobil tutkunlarının unutmadıklarından biri, üretilen ilk araçlar oluyor. Siz de her gün adını duyduğunuz markaların günümüze hangi modellerle ulaştığını merak edenlerdenseniz gelin biraz nostaljiye kapılalım. Otomotiv devlerinin ilk ürettikleri araçları listeledik.
Otomotiv devlerinin ilk ürettikleri araçlar
Eski otomobillere baktığımızda bizi en çok meraklandıran konu nasıl çalıştıkları oldu. Bugünün teknolojisiyle kolaylıkla üretilebilecek araçlar o dönemde pek de kolay üretilemiyordu. Dilerseniz şimdi efsaneleri başlatan otomobil modellerine geçelim.
Ford Model T
Otomotiv devlerinin ilk ürettikleri – Ford Model T
Çoğunuzun bildiğini tahmin ettiğimiz bu araç otomotiv öncülerinden olarak kabul ediliyor. Model T devrim niteliğinde bir yapıydı ve hala dünyanın en çok satan üçüncü otomobili. Bu ilkel otomobil 1908 ve 1927 yılları arasında üretildi.
Aracın öne takılı motoru 20 hp gücünde çalışıyor ve 72km/s hız yapabiliyordu. “Aile aracı” kavramını ilk kez bu araç ile duyduk, çünkü aileye yetebilecek ve düşük maliyetli bir araç olarak pazarlaması yapıldı.
Volvo ÖV 4
Otomotiv devlerinin ilk ürettikleri – Volvo ÖV 4
Volvo araçları bugünlerde sağlam olarak biliyoruz. 1927 yılında üretilen Volvo ÖV 4 için böyle bir iddiayı duymak mümkün değildi. O dönemin koşulları güvenliği de fazla gerektirmiyordu. 28 hp gücündeki motoru 90km/s hıza kadar çıkabiliyordu.
Honda S500
Otomotiv devlerinin ilk ürettikleri – Honda S500
Honda Civic gibi atılımlarıyla özellikle ülkemizde büyük ilgi toplayan Honda, rakiplerine göre sektöre geç atıldı. Firmanın ilk üretimi 1963 yılında Honda S500 isimli spor araba oldu. Eski otomobillere meraklı olanların gözde otomobillerinden olan S500, daha sonra yerini S serisinin diğer modellerine bıraktı. 44 hp gücündeki motora sahip olan Honda S500’ün en fazla ne kadar hıza çıkabildiği bilinmiyor.
Volkswagen KdF-Wagen
Volkswagen KdF-Wagen
“Halkan arabası” Volkswagen, müşteri karşısına ilk defa KdF-Wagen ile çıktı. 1938 yılında üretilen araç, Almanya’da adını rahatlıkla duyurmuştu. Zaman zaman hükümetten de destek alan firma, Hitler’in yardımıyla dünyaya karşı bir gözdağı olarak da lanse edilmişti. O dönemde Hitler’in taleplerinden biri Volkswagen’in 100km/s hıza çıkabilen bir araç üretmesiydi. KdF-Wagen, Almanlar için yeni bir yarışı başlatan otomobil olmuştu.
Otomotiv devlerinin ilk ürettikleri: Ferrari Tipo 815
Ferrari Tipo 815
Hız denince akla ilk gelenlerden biri olan Ferrari, Tipo 815 ile otomobil pazarına giriş yapmıştı. Bugünlerde garip karşılanacak tasarımı, kendi döneminde normal görülüyordu. 1939 yılında üretilen araçta 72 hp gücünde motor bulunuyordu. Aracın çıkabildiği maksimum hız kayıtlarda geçmiyor.
Marvel Sinematik Evreni, koskoca bir endüstriyi yeniden tanımladı desek yanlış olmaz. Çizgi roman filmlerini belli bir standarda yerleştiren stüdyo, pek çok yapımcıya da ilham kaynağı oldu.
2008 yılında Iron Man ile başlayan macera, birbirine bağlı film ve dizilerle ilerlemeye devam ediyor. Peki Marvel, nasıl oldu da maratonu, üstelik de hayranların istediği şekilde yürüttü? Hazırsanız bu konuyu hep birlikte inceleyelim.
Her şey 2008’de Iron Man ile başladı
Marvel, 2000‘lerin başında, bazı yapımcı stüdyolara film haklarını satarak, içerik üretme izni veriyordu. Spider-Man serisi, Sony’ye, X-Men ve Fantastik Dörtlü FOX’a, Hulk da Universal Studios‘a satılmıştı. Yine de kendi evrenini kurmak isteyen firma, pek başarılı olmayan örneklerle beyaz perdeye merhaba demişti. Bununla birlikte iflasın eşiğine gelen stüdyonun bir şeyler yapması gerekiyordu.
Planlarından vazgeçmek istemeyen Marvel için dönüm noktası 2007 yılında gerçekleşti. Ünlü prodüktör Kevin Feige‘nin stüdyonun en yetkili ismi olması ile sinema dünyasında yeni bir tanım literatüre girmeye hazırlanıyordu. O dönemler çizgi roman dünyasında çok da popüler olmayan Iron Man karakteri için kolları sıvayan Feige, aynı zamanda çalkantılı hayatı ile gündem olan Robert Downey Jr.‘ı evrenin merkezine yerleştirdi. Ünlü aktöre Tony Stark rolünü kabul ettiren prodüktör, Jon Favreau‘yu da yönetmenlik koltuğuna oturtarak kolları sıvadı.
Kevin Feige: “Iron Man tutmasaydı işimiz zor olacaktı.”
Iron Man filmi, stüdyonun bir nevi son kurşunuydu. Başarısız denemelerin ardından maddi anlamda sıkıntılı günler yaşayan Marvel, eğer beklediği etkiyi yapamasaydı, iflas ile burun buruna gelecekti. O dönemin şartlarından bahseden Kevin Feige, işlerinin çok riskli olduğunu aktardı. Ancak her şey stüdyonun istediği gibi gitmişti. Iron Man ile gişede önemli rakamlara ulaşan Marvel, bir sonraki adımlarını atarken daha cesur olabilirdi.
Birleşik sinema evreni artık hayal değil
Iron Man filminin etkisi sürerken aynı yıl Universal Studios ile Marvel, The Incredible Hulk’ı hayranlarının beğenisine sundu. Ayrıca o dönemlerde dedikodu seviyesinde olan birleşik evren iddiaları, hayranların beklentilerini arttırmayı başardı. Bazı teorilere göre The Incredible Hulk ve Iron Man, aynı evrende geçiyordu ve bir noktada birleşecekti.
Sinema salonlarında yerlerini alan hayranlar herhangi bir bağlantı göremedi. Hatta bazı seyirciler teorilerin asılsız çıkma ihtimaline, The Incredible Hulk‘ı izlerken üzüldü. Ancak Marvel‘ın bir planı vardı. Iron Man filminin sonunda, jeneriğin bitimiyle Nick Fury‘yi bir sahneliğine gösteren stüdyo, The Incredible Hulk için daha büyük planları vardı. Jeneriğin bitimini bekleyen hayranlar, Robert Downey Jr.‘ı, Tony Stark olarak General Ross ile konuşurken görünce adeta çıldırdı. Yıllardır hayali kurulan birleşik evren resmen gerçekleşmişti.
Tüm gözler artık Marvel Studios’un üzerindeydi
Kendi sinema evrenini kuran stüdyo, çizgi roman odaklı filmler ile yavaş yavaş öne çıkmayı başardı. 2008‘de iflasın eşiğinde, son kurşununu sıkan firma, artık rüzgarı tamamen arkasına almış ve emeklerinin karşılığını topluyordu. Gözlerin üzerinde olduğu Marvel, 2009 yılında tam 4 milyar dolar karşılığında Disney‘e satıldı. Son olarak satın alım ile eli güçlenen stüdyo, artık daha rahat bir şekilde filmlerini çıkarabilecekti.
Evren büyük plan dahilinde genişliyor
Planını bozmayan Marvel Studios, sevilen çizgi roman karakterlerini tekli filmleri ile evrene dahil etmeye başladı. Bununla birlikte Kaptan Amerika ve Thor gibi önemli isimler artık sisteme dahil oldu. İnce eleyip sık dokuyan firma, 2012 yılında çıkan The Avengers filmi ile tüm çizgi roman dünyasına işlerin nasıl olabileceğini göstermişti.
Önce ana karakterlere odaklanan Marvel, daha sonra herkesin yer aldığı ve büyük olayların yaşandığı toplu filmler ile belli bir hikaye çizgisine evrenini yerleştirmeyi başardı. Seviyesini koruyan stüdyo, ilerleyen dönemlerde beğeni oranı düşük filmler çıkarsa da kalitesinden ödün vermiyordu. Firmanın önceliği Infinity Saga adını verdiği evrenin ilk aşamasını tamamlamaktı.
Marvel, 11 yılda rekor seviyede gelir elde etti
2008 yılında başlayan Infinity Saga projesi, 2019 yılında Avengers: Endgame ile son bulacaktı. Bu süre zarfında ana hikayesini ilmek ilmek işleyen stüdyo, 11 yıllık süreçte toplamda 22 filmden, 20 milyar doları aşkın gelir elde etmeyi başardı.
Kevin Feige önderliğinde sinema dünyasına yeni bir janra ekleyen Marvel, birçok stüdyoya da ilham kaynağı oldu. Bununla birlikte stüdyo, Avengers: Endgame ile kısa bir süreliğine, Avatar’ın “kırılamaz” denilen rekorunu da kırmayı başardı.
Sabrın sonu selamettir
Genel yapı itibariyle evrenini dizi bölümleri gibi işleyen stüdyo, her şey hazır olana kadar büyük olayları izleyicilerine sunmaması ile ünlü. Buna en büyük örneği, 2019 yılında çıkan Avengers: Engame‘in ve evrenin baş kötüsü Thanos‘u, ilk olarak 2012 yılında görmemizi gösterebiliriz. Aceleci davranmayan Marvel, oluşturduğu kalitesi sayesinde, hayranlarından da büyük tepkiler almamakta.
Marvel birçok stüdyoya esin kaynağı oldu
Kazandığı para ve oluşturduğu hayran kitlesiyle Marvel, birçok stüdyonun ilham aldığı bir yer haline geldi. Hatta en büyük rakibi DC Comics dahil, pek çok firma kendi sinema evrenlerini kurmaya çalıştı. Bazıları başarılı olurken, kimi eserler ya revizyona girdi ya da sinema tarihinden silinmek durumunda kaldı. Ancak stüdyonun elde ettikleri sayesinde bu tarz denemelerin ileride de çokça önümüze geleceğini gösteriyor.
Sizler Marvel’ın başarısı hakkında neler düşünüyorsunuz? Stüdyo, yarattığı evren ile sizleri tatmin etti mi? Görüşlerinizi bizlere aktarmayı unutmayın.
Günümüzde herhangi bir görsel üzerinde çalışırken, boyutlarını ayarlamak için birçok farklı seçenek bulunuyor. Son kullanıcı tarafında neredeyse herkes çözünürlük yani pikseller üzerinden çalışmalarını yürütüyor. Bu kapsamda hayatın bir parçası haline gelen A4 kağıdını tamamen kaplayacak şekilde baskı yapmak isteyenler A4 kağıdı kaç piksel? sorununun cevabını sürekli arıyor.
A4 kağıdı kaç piksel?
A4 kağıdının boyutları: 21 cm genişlik ve 29.7 cm yüksekliktir. Ancak bizim ihtiyacımız piksel cinsinden değerler: Normal şartlarda A4’ün tamamını kapsayacak bir görsel oluşturmak için 595 x 842 piksel çözünürlükte bir şablon oluşturmanız yeterli.
Keskin bir görüntü için minimum piksel sayısının 300 DPI seviyesinde olmasını öneriyoruz. Bu 2480 x 3508 piksele denk geliyor. Bu çözünürlükte yaptığınız baskıları kitap, dergi ve broşür gibi işlerde gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Gazete, el ilanı ve poster gibi işlerde ise 150 DPI seviyesine inebilir yani piksel oranlarını 1240 x 1754 olarak ayarlayabilirsiniz. Yani yüksek çözünürlüklü baskı yapacaksanız, kullanmanız gereken piksel oranları doğrudan değişiyor.
Rockstar Games‘in GTA serisinin her oyunu çıkmadan önce birbirinden çeşitli teoriler ortaya dökülüyor. Örneğin GTA 6 hakkında Türkiye‘de geçeceği gibi söylentiler bulunuyordu. Bakıldığında pek mümkün görünmese de bu durum, oyuncularda ciddi bir beklenti oluşturabiliyor.
Şu ana kadar GTA serisiyle ilgili en ilginç teorileri bu içeriğimizde derledik. Hakkında çeşitli yorumlamalar yaparak inceleyeceğiz. Bakalım şu ana kadar çıkan iddialar sizi ne kadar şaşırtacak?
Micheal de Santa, Tommy Vercetti miydi?
GTA 5‘teki üç ana karakterden birisi olan Michael de Santa, belirsiz bir geçmişe sahip. Örneğin tanık koruma programında gerçek soyadının Townley olduğu ortaya çıkıyor. Bunun dışında zaten geçmişi hakkında ortada bulunan pek bir bilgi bulunmuyor.
GTA 5‘in fragmanına dayanan bir teori mevcut. Bir hayran Michael de Santa‘nın, Tommy Vercetti olduğunu öne sürüyor. Her ne kadar iki karakterin doğum yılındaki farklılıklar aksini kanıtlasa da, geçmişinden kaçmaya çalışan Michael için geçerli bir olasılık gibi duruyor.
Zamanın öneminin vurgulanması
GTA oyunlarında birisini vurduğunuzda ya da arabayla çarptığınızda kısa sürede aranmaya başlarsınız. Polis buna kısa sürede tepki verirken yaptığınız hız ve genel trafik ihlalleri sorun oluşturmaz. Grand Theft Auto‘da zaman yaklaşık iki saniyede bir dakika olarak hızlıca geçiyor. Buradan da bir teori doğuyor. Söylentiye göre Rockstar Games burada oyunculara zamanın ne kadar önemli olduğunu, hızla geçtiğini ve sizin oldukça sürenin gerisinde kaldığınızı belirtiyor olabilir.
Michael aslında Claude muydu?
GTA V ana karakterlerinden Michael hakkında bir başka teori daha bulunuyor. Bakıldığında GTA 3‘te sessizliğiyle ün kazanmış Claude‘un hakkında az şey biliniyor. Birçok oyuncu GTA serisinin üçüncü oyunundan sonra oyuncunun suçla dolu hayattan yorulduğunu vurguluyor. Bu yüzden de güneye gidip Amandade Santa ile evlendiği söylentisi dolaşıyor.
Niko Bellic yaşıyor mu?
GTA serisinde yer alan Packie McGreary, Niko Bellic‘in öldüğünü iddia ediyor. Ancak Los Santos‘da bulunan ‘Aranıyor’ posteri onun hala ölmemiş olabileceğini gösteriyor. Hatta bazı posterlerle Rockstar Games‘in karakter için bir seslendirme sanatçısı bulmak amacıyla atıfta bulunulduğu söyleniyor. Çünkü şirket ve önceki aktör Josh Feinman arasında bir gerginlik hakim.
GTA: Vice City’de bir deniz yaratığı iddiası
Bir iddiayı ve teoriyi kanıtlamak için onu kaydetmeniz gerekiyor. Burada herhangi bir kanıt bulunmuyor ancak diğerlerinden farklı bir söylenti bulunuyor. Bir Vice City oyuncusu, Loch Ness‘e benzer bir deniz yaratığını yapımda gördüğünü iddia etti. Herhangi bir kanıt bulunmadığı için pek dikkat çekmeyen teorinin, Rockstar Games‘in koyduğu paskalya yumurtası olabileceği düşünülüyor.
GTA oyunlarındaki gelişen polis yapay zekası
Her GTA oyunuyla polis yapay zekası biraz daha gelişiyor. Grafik ve oynanış geliştirmelerinin yanı sıra polisler önceye nazaran daha iyi eğitimli ve ağır teçhizatlı duruyor. Bunun nedeninin GTA: San Andreas‘taki CJ‘in saldırgan tutumundan dolayı olabileceği düşünülüyor. Her ne kadar iki farklı evrende yer alsalar da bazı insanlar tüm GTA ve Rockstar Games oyunlarının birbiriyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.
GTA 6, Londra’da mı geçecek?
Londra‘ya gidiş bir ilk değil. Grand Theft Auto‘nun bir genişlemesi olarak o zamanlar GTA: London yayınlanmıştı. Ancak bu henüz yapımın kuş bakışı kameraya sahip olduğu zamanlardı. Bununla birlikte Rockstar Games‘in GTA‘yı ABD dışında şekillendirmek istediğini söylemesinden dolayı ortaya çıkan teori bulunuyor.
Teori’ye baktığımızda pek olası görünmüyor. Çünkü düşünüldüğünde sıfırdan bir harita yapmak yerine şirket, GTA 5 haritasını geliştirmek isteyebilir. Bunun yanı sıra Londra her ne kadar büyük olsa da, dar sokaklarından dolayı açık dünya anlamında pek fazla seçenek sunamayabilir.
“GTA Online bir rüyadan ibaret”
Zaman geçtikçe GTA Online‘ın oyunculara sunduğu özgürlük giderek artıyor. Banka soymaktan, uçan araçlara kadar yapım pek çok imkan sunuyor. Bunu da devasa Los Santos haritasıyla pekiştiriyor. Bir teori, Grand Theft Auto Online‘ın bir rüya olduğunu öne sürüyor. Ana kaynak ise Lester tarafından yapılan tüm zaman çizelgesi referanslarına ve tüm çevrimiçi karakterlerle olan bağlantısına dayanıyor.
GTA serisinde neden çocuk yok?
Şu ana kadar çıkmış Grand Theft Auto serisi boyunca hiçbir oyunda çocuk NPC‘leri bulunmuyor. Los Santos şehrine baktığımızda oldukça canlı ve renkli bir şehir yapısı bulunuyor. Burada hiçbir çocuğun bulunmaması oldukça garip bir durum. Bununla alakalı olarak oyunda çocuğa karşı şiddet olaylarının olmaması için bulunmadığı belirtiliyor.
GTA dünyası oldukça şiddetli ve güvensiz bir ortam sunuyor. Bu yüzden buradan birçok aile farklı ülkelere ya da şehirlere göç etmiş olabilir. Bully oyununun Grand Theft Auto ile aynı evrende geçmesi ve çocuklarla dolu olması ortaya atılan teoriyi güçlendiriyor.
Lester, Trevor’ın ölmediğini biliyordu
Lester, GTA V‘te yeraltı dünyasının en bilgili kişilerinin başında geliyor. Yapımdaki her suçluyu tanıyor ve yapılan her işi biliyor. Hatta Michael‘ın tanık korumada olmasına rağmen Lester hala onu takip etmeyi sürdürüyordu. Bu nedenle bunu Trevor‘a da uygulamamasının hiçbir sebebi bulunmuyor.
Soygundan sonra Trevor pek dikkat çekmedi. Hatta gerçek adını bile saklamayı başardı. Bu yüzden Lester, karakterin hayatta olduğunu biliyordu ve bunu Michael’den saklamayı tercih etti.
Sizler tüm Rockstar Games oyunlarının bağlantısı konusunda ne düşünüyorsunuz? Yukarıdaki teorilere siz de ihtimal veriyor musunuz?
İnternet sitesi açmadan önce alan adı satın almak için bir satış sitesine girdiğinizde en pahalı domainleri görünce dudağınız uçuklayabilir. Sizin için domainin ne olduğunu,nasıl kullanıldığını, nerede satıldıklarını, fiyatlarının neye göre belirlendiğini ve piyasada bulunan en pahalı domainleri bir araya getirdik.
Alan adı nedir ve domain alma nasıl yapılır diye merak ediyorsanız, alan adı ne demek sorusunu detaylı bir şekilde incelediğimiz yazımızı okuyabilirsiniz!
Domain nedir?
İnternet dünyasında “alan adı” olarak bilinen ve günlük kullanımda web sitesi ismi olarak adlandırdığımız, tarayıcıda arama yaptığımız zaman, karşımıza direkt sitenin çıkmasını sağlayan harf, sayı ve sembollerin bir birleşimidir. Domain dediğimiz de aslında tam olarak budur.
Örnek vermek gerekirse, bizim internet sitemizi ziyaret etmek istediğinizde, domain adımız olan shiftdelete.net adresini arama çubuğuna yazdığınızda direkt olarak ana sayfamıza yönlendirilirsiniz. Eğer siz de bir internet sitesi açmak istiyorsanız yapmanız gereken şeylerin arasında mutlaka bir site adresi satın almak olmalı.
Domain sorgusu nasıl yapılır?
İlk önce satın almak istediğiniz domaini belirleyin. Ardından kullanımda olup olmadığını kontrol edin. Çünkü almak istediğiniz alan adı bir başkası tarafından kullanılıyor olabilir. Sonraki adımlar için kullanabileceğiniz pek çok yerli ve yabancı site bulunuyor.
Eğer kullanımda değilse bu domain adını satın alabilirsiniz. Bu satın alımlar genellikle belirli süreler için yapılır, kiralama gibi düşünebilirsiniz. Örneğin bir domain adını 5 yıl için satın alabilir, bu süre dolduğunda tekrar bir ödeme karşılığı süreyi uzatabilirsiniz.
Domain ücretleri ne kadar pahalı olabilir?
Domain ücretlerinin 1 yıllık satın alımları genelde birkaç dolardan başlayıp milyonları bulabilir. Özellikle bazı önemli marka ve kuruluşların isimleri alan adının içerisinde geçiyorsa, oldukça yüksek meblağlar talep edilebiliyor. Ne kadar yüksek olabileceğine gelin birlikte bakalım.
Domain
Fiyatı
Satış yılı
Voice.com
30 milyon dolar
2019
360.com
17 milyon dolar
2015
Fund.com
12 milyon dolar
2008
Hotels.com
11 milyon dolar
2001
Tesla.com
11 milyon dolar
2014
Fb.com
8.5 milyon dolar
2010
HealthInsurance.com
8.13 milyon dolar
2019
We.com
8 milyon dolar
2015
Diamond.com
7.5 milyon dolar
2006
Beer.com
7 milyon dolar
2004
Z.com
6.8 milyon dolar
2014
iCloud.com
6 milyon dolar
2011
AsSeenOnTv.com
5.1 milyon dolar
2000
Toys.com
5.1 milyon dolar
2009
Korea.com
5 milyon dolar
2000
Clothes.com
4.9 milyon dolar
2008
Medicare.com
4.8 milyon dolar
2014
IG.com
4.6 milyon dolar
2013
Bugün sizlerle domainlerin ne olduğunu, nasıl alınabileceğini ve en pahalı domainleri paylaştık. Konuyla alakalı görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Evde, işte, metrobüste, kafede… Hayatının her alanında müzik veya podcast dinlemek için Spotify kullanan toplamda 366 milyondan fazla kullanıcı var. Bunların 158 milyonu Premium aboneliğini tercih ediyorken, geri kalan 208 milyonu ise reklamlara maruz kalma pahasına ücretsiz kullanmaktan kaçınmıyor.
Basit bir çevrimiçi müzik akış servisi gibi gözükse de, çok daha etkili bir Spotify kullanıcısı olmanızı sağlayacak ipuçları hazırladık.
Data Saver modunu kullanın
Sınırlı bir internet bağlantınız varsa ve çabuk tüketmek istemiyorsanız, Spotify’ı Data Saver (Veri Tasarrufu) Modu ile kullanmalısınız. Bu özellik dinleyeceğiniz müziklerin kalitesini 24 kbit/s seviyesine kadar düşürüyor, ancak elbette ki sesin yüksekliği hiç duyulmayacak düzeyde olmuyor. Sadece yüksek kaliteden mahrum kalıyorsunuz.
Data Saver özelliğini aktif etmek için:
Spotify’ı açın ve sağ üst köşedeki Ayarlar butonuna tıklayın.
Açılan sayfadaki “Data Saver” butonunu aktifleştirmeniz yeterli.
Aradığınız içerikleri kolayca bulun
Spotify’da milyonlarca farklı içerik türü var ve bunlar içerisinden aradığımız tek bir şarkıyı veya sanatçıyı bulmak bazen zorlaşabiliyor. Bu durumu özellikle de bilinirliği yüksek olmayan içeriklerde yaşıyoruz. Böyle durumlar için geliştirilen kullanışlı bir özellik mevcut: Arama filtreleme
Bu özellik sayesinde, bir kelimeyi sadece belli içerik türüne/türlerine göre bulabilirsiniz. Örneğin “Sagopa” kelimesini yalnızca sanatçılar başlığı altında arattığınızda Spotify diğer tüm içerik türünü (şarkılar, çalma listeleri vb.) o an için saf dışı bırakır. Böylelikle ilgilenmediğiniz şeylerle boğuşmamış olursunuz.
Arama filtrelemeyi çalıştırmak için şu aşamaları uygulayın:
Spotify arama kutusuna istediğiniz bir kelimeyi yazın.
Hemen aşağı kısımdaki “Sanatçılar”, “Şarkılar”, “Çalma listeleri” gibi seçeneklerden istediğinize dokunun.
Bunu yaptığınızda arama işlemi sadece o tür içinde gerçekleşecektir.
Aklınıza takılan şarkıları bulun
Kafede, restoranda, spor salonunda… Herhangi bir yerde duyup aklınıza takılan ve deliler gibi aradığınız bir şarkıyı Spotify ile bulabileceğinizi biliyor muydunuz? Geçen sene uygulamaya eklenen özellik sayesinde bu artık mümkün.
Şarkı sözleri arama yeteneği sayesinde Spotify, yazdığınız cümlenin içerdiği tüm müzikleri karşınıza çıkarıyor. Tabii aklınızdaki şarkının Spotify’da var olması gerektiğini de unutmayın.
Arama kısmına istediğiniz bir cümleyi yazın ve bekleyin, eğer platformda mevcutsa Spotify onu bulacaktır.
Silinen çalma listelerini geri getirme
Bilerek veya bilmeyerek bazen bir dosyamızı sileriz, sonradan pişman olsak da bunun geri dönüşü olmayabilir. Tabii ki bu senaryonun aynısı Spotify için de geçerliliğini koruyor. Çalma listelerinizi ve şarkılarınızı sehven sildiğinizi düşünün, bu durumda ne yapmalısınız?
Spotify, ne kadar önce silmiş olursanız olun çalma listelerini geri getirme özelliğine sahip. İşte yapmanız gerekenler:
Ardından kurtarmak istediğiniz çalma listesini bulun ve “Geri Yükle”ye basın.
Uygulama olmadan müzik dinleyin
Size ait olmayan bir bilgisayar veya akıllı telefon kullanıyorsunuz ama müzikten de mahrum kalmak istemiyorsunuz. Güvenlik endişeleri nedeniyle o cihazdaki Spotify uygulamasında kendi hesabınızla oturum açmak istememeniz çok normal. Bu Spotify ipucu sayesinde web tarayıcıyı kullanarak müzik dinleyebilirsiniz.
Spotify yalnızca uygulamadan değil, tarayıcıdan da müzik dinlenmesine imkân veriyor. Tek yapmanız gereken Spotify Web Player’a giriş yapmak ve kullanıcı hesabıyla oturum açmak. Ardından tüm çalma listeleriniz ve şarkılarınız karşınıza gelecektir.
Albümlerin gizli sürümlerini bulun
Spotify, şarkısını yükleyen bir sanatçıyı hiçbir sansür vb. müdahalede bulunmadan platformda barındırıyor. Bazı sanatçılar albümlerinin farklı versiyonlarını da yüklüyorlar ama açık açık yayınlamıyorlar. Bunları bulabileceğiniz gizli bir bölüm mevcut.
Spotify’ı masaüstü uygulamasından açın ve bir albüme girin. “1 tane daha…” gibi bir başlık göreceksiniz, ona tıklayın ve yüklenen diğer versiyona ulaşın. Tabii bu her albümde geçerli olmuyor, sanatçı yüklemişse erişebiliyorsunuz.
Aktiviteleriniz size özel kalsın
Spotify’da dinlediğiniz müzikleri ve yaptığınız diğer aktiviteleri arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Bu özellik tüm hesaplarda varsayılan olarak açık konumda olur. Ancak yaptığınız işlemlerden kimsenin haberi olmamasını istiyorsanız Gizli Oturum başlatabilirsiniz.
Ayarlar > Sosyal bölümünden ulaşabileceğiniz Gizli Oturum özelliği, Spotify hesabınızda dinlediğiniz müzikleri sadece size has tutar. Aktiviteleriniz arkadaşlarınızla paylaşılmaz ve kimse sizden haberdar olmaz.
Cihazları uzaktan kontrol edin
Spotify uygulamasına sahip olanlar aynı Wi-Fi ağındaki desteklenen cihazlarda uzaktan müzik açabilirler. Örneğin sadece telefonunuzu kullanarak yakınızdaki dizüstü bilgisayarlar, akıllı hoparlörler, konsollar veya Bluetooth özellikli cihazlarda şarkı dinleyebilirsiniz. Üstelik kontrolü tamamen telefonunuzdan gerçekleştirebilirsiniz.
İşte yapmanız gerekenler:
Spotify uygulamasını açın ve bir şarkı seçin, ardından tam ekrana geçin.
Sol alttaki Bağlan simgesine basın.
Açılan pencerede bağlanmak istediğiniz cihazı seçin.
Bu özellik internet bağlantısına sahip olan neredeyse tüm cihazlarda çalışıyor.
Spotify’ın klavye kısayollarını öğrenin
Her müzik dinleyicisinin faydalanması gereken çok kullanışlı bir Spotify ipucu. Uygulamayı hiç açmadan tamamen klavye kısayollarını kullanarak kontrol edebilirsiniz. Bu sayede arka planda iş yaparken müzik değiştirmek için her seferinde farklı pencereler arası geçiş yapmanıza gerek kalmaz.
Kullanabileceğiniz Spotify kısayolları şu şekilde:
Yeni çalma listesi oluştur: Ctrl-N
Kes: Ctrl-X
Kopyala: Ctrl-C
Kopyala (alternatif): Ctrl-Alt-C
Yapıştır: Ctrl-V
Sil: Del
Tümünü seç: Ctrl-A
Çal/duraklat: Boşluk çubuğu
Tekrarla: Ctrl+R
Karışık Çal: Ctrl+S
Sonraki parça: Ctrl-Sağ ok
Önceki parça: Ctrl-Sol ok
Sesi aç: Ctrl-Yukarı ok
Sesi kıs: Ctrl-Aşağı ok
Sessiz: Ctrl-Shift-Aşağı ok
Maks. ses: Ctrl-Shift-Yukarı ok
Çalma listelerinizi gizleyin
Spotify etkinliklerinizi başkalarından gizlemenin en kolay yollarından biri, gizli çalma listeleri oluşturmaktır. Bunun için bir listenin adının yanındaki üç nokta simgesine tıklayın ve Gizli Yap’ı seçin.
Bunu yaptığınızda çalma listeniz sadece size özel kalır, arkadaşlarınız hiçbir şekilde profilinizde göremezler.
Arayüz tasarımları bazen çok kullanışlı bazen de kafa karıştırıcı olabiliyor. Sadece arayüz tasarımına odaklanmak isteyenler için faydalı yazılımlar bulunuyor. Bazı UI/UX programları ücretli olabilir. Yine de bir göz atmanızda fayda var. Bazı programlar birden fazla tasarımcının aynı anda çalışmasına ücretsiz olarak izin verebiliyor. Arayüz tasarımları günümüz dünyasında oldukça büyük öneme sahip.
Apple gibi büyük şirketler işletim sistemlerinde ve yazılımlarında en iyi tasarımcılar ile çalışıp kullanıcı arayüzlerinin sezgisel olmasına önem gösteriyor. Bir uygulamayı ya da siteyi açtığınızda neyin nerede olduğunu çok çabuk anlayabiliyorsanız bu size o uygulamanın ya da sitenin kullanıcı arayüzünün iyi olduğunu kanıtlar. Aşağıdaki programlar herhangi bir sıraya göre listelenmemiştir.
Küçük bir ilhamdan büyük tasarımlara
Sketch
Eğer daha önce bir UI tasarım deneyiminiz olduysa kesinlikle Sketch’i duymuşsunuzdur. Sketch’in çok fazla tercih edilmesinin bazı nedenleri var. Sketch, sahip olduğu sembol kütüphanesi, katman stilleri, metin stilleri, yeniden boyutlandırma ve hizalama özellikleri ile ön plana çıkıyor. Ayrıca projeniz üzerinde evrensel değişiklikler yapabilmek ve müşterilere tutarlı prototipler sunabilmek için size zaman kazandırabiliyor. Üstelik sahip olduğu çok sayıdaki üçüncü taraf eklentileri ile sizi bir adım öteye taşıyabilir.
Sketch‘in internet sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Figma
Figma, tasarımcıların dinamik prototipler ve modeller oluşturmasına, kullanılabilirlik açısından test etmesine ve gerçekleştirilen tüm ilerlemelerin senkronizesine olanak tanır. Figma, birden fazla tasarımcının aynı anda bir proje üzerinde çalışabilmesini sağlar. Bu ortak çalışma alanında kimin aktif olduğunu da görebiliyorsunuz. Figma, en çok tercih edilen UI/UX programları arasında yer alıyor.
Figma‘nın internet sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Webflow
Eğer HTML ve CSS bilmiyorsanız Webflow tam size göre. Sürükle bırak işlevi ve sezgisel arayüzü sayesinde, birçok tasarımı kolayca ve özgürce yapabilirsiniz. Webflow üzerinde tasarım yaparken doğru HTML, CSS ve JavaScript kodlarını otomatik olarak üretir. Böylece projelerinizde hatırı sayılır zaman kazanmış olursunuz. Ayrıca sıfırdan başlamak istemezseniz bir şablonla da başlayabilirsiniz.
Webflow‘un internet sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Origami Studio
Facebook tasarımcıları tarafından Facebook tasarımcıları için üretilen Origami Studio, Sketch’e göre daha karmaşık bir yapıda. Daha gelişmiş prototip geliştirme araçlarına ihtiyaç duyan tasarımcılar genellikle Origami Studio’yu seçiyor. Origami, gelişmiş bir paket düzenleyici tarafından desteklenen iyi prototipler oluşturmak için ihtiyaç duyulan araçlara sahip. Ayrıca program, Sketch ile entegre çalışabiliyor.
Origami Studio‘nun internet sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Adobe XD
Adobe XD, diğer Adobe ürünleri kullanmış olan herkesin aşina olduğu bir arabirime sahip. Prototipler ve modeller oluşturmak için vektör tabanlı kullanıcı arabirimi araçları sunar. Sahip olduğu arabirim sayesinde, birçok UI tasarımcısının odak noktası haline geldi. Ayrıca Adobe XD, AdobePhotoshop ve Ai ile entegre çalışabiliyor. Bu sayede diğer iki programda yaptığınız tasarımları kolaylıkla Adobe XD’ye taşıyabiliyorsunuz.
Adobe XD‘nin internet sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Emojiler birçok kullanıcı için günlük iletişimde önemli bir fonksiyon üstleniyor. Kullanıcılar karşı tarafa iletecekleri mesajları uzun uzadıya kelimelere dökmek yerine bunu saniyeler içerisinde tek bir emojiyle de halledebiliyor. Bununla birlikte WhatsApp kalp emojileri de oldukça popüler bir kullanıma sahip. Fakat genellikle bu renkler yanlış kullanılıyor. WhatsApp kalplerinin renkleri hangi anlamlara geliyor?
WhatsApp kalplerinin anlamları: Renkli kalp emojileri
Yanlış renkte bir kalp emojisi kullanıyorsanız başınıza büyük işler alabilirsiniz. Özellikle de farklı renklerin ne anlama geldiği konusunda sabit fikirli biriyle iletişim kuruyorsanız… Bu yüzden bir daha arkadaşınıza kalp emojisi göndermeden önce iki kez düşünmenizde fayda var. İşte WhatsApp kalplerinin anlamları
WhatsApp’taki kalp emojilerinin anlamı
❤️ Kırmızı kalp: Dünyada en çok kullanılan emojilerden biri olan kırmızı kalp, saf aşk duygusu ile özdeşleşiyor. Bu emoji birbirine karşı büyük tutku, sevgi ve romantizm duygusu taşıyan insanlar arasında kullanılır. Bununla birlikte çok yakın arkadaşlık ve derin hisleri tanımlamak için de rol oynar.
🧡 Turuncu kalp: Kalp emojisi sevgili temsil eder. Fakat turuncu kalbin anlamı daha çok arkadaşlık ilişkilerini kapsıyor. Yani duygusal ilişkilerin yanı sıra dostluk sevgisi mesajlarına hizmet eder.
💛 Sarı kalp: Yeni başlangıçlar, gençlik, gün ışığı, bahar, saflık ve güç anlamları taşıyan sarı rengi, WhatsApp emojisinde mutluluk ve iyimserlik anlamı taşıyor. Yaşama sevincini temsil etmek için de tercih ediliyor.
💙 Mavi kalp: Güven, uyum, barış ve sadakati gösteren mavi kalp ikonu ikili arasında hissedilen derin dostluğu temsil eder. Fakat öte yandan bu emojinin bir diğer anlamı, BDSM ilişki türüne hizmet eder. Çekicilik ve arzuyu içerisinde barındıran mavi kalp çift anlam taşır. Bu yüzden kullanımına dikkat etmekte yarar var.
💜 Mor kalp: Şefkat ve ilgiyi sembolize eder. Daha çok aile ilişkilerinde tercih edilen bu emoji, Anneler Günü ya da doğum günü gibi özel günlerde de sıkça kullanılır.
🖤 Siyah kalp: Karanlık ve sert bir mizahı tanımlayan siyah kalp emojisi, kullanıcının içinde tuttuğu acı ve üzüntü hissini ifade eder. Çoğunlukla taziye mesajlarında kullanılır.
Sizi en çok şaşırtan renk anlamı hangisi oldu? Fikirlerinizi bizlerle yorumlar kısmında paylaşmayı unutmayın.
Dijital çağdayız ve evimizdeki lambadan telefonumuza, buzdolabımıza ekranına varana kadar her şey akıllı. Tabii akıllı olmasını sağlayan en temel faktör de internet bağlantısı. Artık teknolojik olsun veya olmasın, her cihazın bir şekilde internete erişme yeteneği var. Nesnelerin İnterneti (IoT) açısından baktığımızda, bu güzel bir sistem ancak işin içine hacker saldırıları girdiğinde tat kaçıyor.
Özellikle fotoğraflarımız, videolarımız, ödevlerimiz gibi hayati önem taşıyan bilgilerimizi hedefleyen saldırganlar, bizi kapana kıstırmak için birbirinden değişik yöntemler kullanıyorlar. Ve bunları fark ettiğimizde iş işten geçmişse, üzerine bir bardak soğuk su içmekten başka çaremiz kalmıyor. Peki hackerların kullandığı en yaygın yöntemler nelerdir? Rehberimizde bunları detaylandırdık.
Phishing
Oltalama veya phishing, en yaygın saldırı tekniğidir. Bu yöntemde hacker, kurbanının korkularına veya endişelerine oynamaya çalışır. Zaaflarından faydalanmak suretiyle onun bilgilerini ele geçirmek istemektedir. Phishing saldırısı gerçekleştirmek isteyen bir bilgisayar korsanı; Netflix, Amazon, Instagram, YouTube vb. platformlardan gelmiş gibi gözüken mailler hazırlar ve bunu kurbanına gönderirler. Çoğu zaman banka, bazen operatörler bile kandırmak için kullanılabilmektedir.
Phishing saldırısında genellikle şu tarz söylemler yer alır:
“Sosyal medya hesabınıza tanınmayan yerden giriş yapıldı, güvene almak için talimatları izleyin”
“Kredi kartınızın ödeme bilgilerinde bir problem var, düzeltmek için linke tıklayın”
“Banka sözleşmenizle ilgili onaylamanız gereken bazı bilgiler var”
“Yaptığınız alışverişte geri ödeme almak için formu doldurun”
“Ücretsiz tatil hakkı için bilgilerinizi bizimle paylaşın”
Örneği daha çok uzatabiliriz, ancak en çok kullanılan taktikler genellikle bunlar oluyor. Peki diyelim böyle bir mail aldık, ne yapmamız gerekiyor? Her şeyden önce mailin gönderildiği adresi mutlaka kontrol edin. Hackerların en çok renk verdiği yer burasıdır. Gerçekten Instagram’dan gelen bir mail @instagram.com gibi bir adresle biterken, aynı uzantıyı kullanamadıkları için genellikle birkaç harfin yerini değiştirirler. Bu noktada dikkatiniz büyük rol oynuyor.
Özellikle kredi kartınızla ilgili maillerde mutlaka bankanızın müşteri hizmetlerine danışın. Kendileri tarafından size gerçekten ilgili mesajın gönderilip gönderilmediğini sorun. Olumsuz cevap alırsanız ne yapmanız gerektiği zaten belli, maili direkt silebilirsiniz.
Keylogger
Keylogger, klavye hareketlerinizi anlık olarak takip eden ve bunu hackerlara bildiren bir casus yazılım türüdür. Buradaki temel amaç; Instagram’a veya diğer sosyal medya hesaplarınıza giriş yaparken haliyle klavyenizle şifrenizi/e-posta adresinizi yazıyorsunuz, keylogger o bilgileri anlık olarak kaydedecek ve nasıl programlanmışsa o doğrultuda bilgisayar korsanlarına gönderecektir. Doğal olarak tüm bilgileriniz tere yağından kıl çekilircesine karşı tarafın eline geçecek.
Peki keylogger nasıl bulaşıyor? Birçok yöntemi var ama en yaygınlarından bahsedelim. Spam mail, internet siteleri üzerindeki pop-up reklamlar veya indirdiğiniz orijinal olmayan dosyalar aracılığıyla keylogger yazılımına maruz kalabilirsiniz. Özellikle crack adı verilen yöntemlerle uğraşırken yakalanma ihtimaliniz çok yüksektir. Keyloggerların bir diğer bulaşma şekli de donanımlardır. Sadece yazılımlar aracılığıyla bulaşmazlar, bilgisayarınızın USB girişine takılan bir aygıt da siz farkında olmadan her şeyin kaydını tutuyor olabilir.
Keyloggerlardan nasıl korunuruz?
En güçlü korunma yöntemi, tabii ki hiç bulaşmamasıdır. Bunun için bilgisayarınızda korsan yazılım kullanmamaya özen gösterin. Ayrıca Phishing başlığında bahsettiğimiz saldırı teknikleri de hedefine keylogger bulaştırmak isteyen hackerlar tarafında sıkça kullanılır. Dolayısıyla kimlik avı saldırılarından korunursanız otomatik olarak keyloggerlara karşı önlem almış olursunuz.
Eğer iş işten geçtiyse uygulayabileceğiniz birkaç yöntem var:
Antivirüs yazılımları listemizdeki programlardan biriyle bilgisayarınızı taramadan geçirip temizlik yapabilirsiniz.
Henüz keylogger bulaşmamış dosyalarınızı yedekleyip bilgisayarınıza format atabilirsiniz.
Bilgisayarınızın hard diskini çıkarıp yepyeni sıfır bir disk takabilirsiniz.
Kaybedeceğiniz bir şey yoksa format atmanız daha garanti olacaktır.
ClickJacking
UI Redressing olarak da bilinen ClickJacking hacker saldırıları, en çok kullanılan yöntemlerin başında geliyor. Kurbanının internette gezinirken veya sosyal medyada gördüğü herhangi bir linki manipüle ederek aslından farklı bir adrese yönlendiren saldırgan, bu yöntemle hedefindeki kişinin e-posta, parola gibi bilgilerine erişim sağlamayı hedeflemektedir.
Phishing saldırısına benzer şekilde, ClickJacking yönteminde de genellikle mail adresinize ulaşan bir linke tıklamanız beklenir. Yönlendirildiğiniz adres bazen bir oturum açma sayfası, kimi zaman da form doldurma sayfası olarak görünmekle birlikte orijinaliyle birebir aynı kullanıcı arayüzüne sahip olduğundan inanmama ihtimaliniz neredeyse çok düşüktür. Saldırgan, oraya yazacağınız bilgileri anlık olarak kendi sisteminde görebilir.
Ransomware (Fidye yazılımı)
Türkçe’ye fidye yazılımı olarak tercüme edebileceğimiz ransomware; akıllı telefon, bilgisayar, hard disk gibi cihazlarımızdaki dosyalara bulaşıp kullanılamaz hale getiren ve şifreleyen zararlı yazılımlardır. Bir ransomware saldırısına maruz kaldığınızda, virüsün gücüne bağlı olarak fotoğraflarınız ve videolarınızın bir kısmı veya tamamı sadece hackerların çözebileceği bir algoritmayla kilitlenir. Bazen bulaştığı cihazı kullanılamaz duruma getirdiğine de rastlanmaktadır.
Bu tarz hacker saldırılarında dosyaların şifrelenmesindeki amaç: onları para karşılığında kullanıcıya satmak istemeleri. Örneğin üniversite mezuniyet töreninize ait 10 GB boyutunda fotoğraf arşiviniz olduğunu düşünün, bunları kaybetmek istemeyeceğiniz konusunda büyük ihtimalle hackerlarla hemfikirsinizdir. İşte bunu fırsat bilerek dosyalarınızı uzaktan ellerini bile kıpırdatmadan kilitlerler.
Şifreledikleri dosyaları kullanıcıya geri vermek için kripto parayla ödeme isterler. Bilindiği kadarıyla kripto paraların finansal olarak takibi zor veya imkansız olduğundan geleneksel EFT, havale gibi yöntemlerden kaçınırlar. Tabii karşınızda vicdanlı(!) bir saldırgan olduğunu varsayarak ödemeyi yapacaksınız. Yani paranızı alıp kaçma ihtimalleri de yok değil.
Halka açık Wi-Fi bağlantıları
Hackerların en sevdiği kitle: akıllı telefonu veya bilgisayarı savunmasız olan kullanıcılardır. Eleştirel düşünme yeteneğinizi çalıştırmaksızın tabiri caizse her şeye atlamanızı beklerler. Bu noktada kullandıkları belki de en korkunç yöntem halka açık ve ücretsiz Wi-Fi bağlantılarıdır. Otellerde, kafelerde, restoranlarda karşılaştığımız internet hizmetlerinin çoğu güvenli değil.
Sahte WAP (Kablosuz Erişim Noktası) yönteminde hacker, belirlediği bir ortama güvenilir bir adla (örn: Belediye Ücretsiz Wi-Fi) kablosuz internet bağlantısı kurmaktadır. Çevrede ağı gören insanlar bir kez bağlandıklarında cihazlarının kontrolü saldırganın eline geçebilir. Akıllı telefonunuza uzaktan zararlı yazılım yüklenebilmesi bile mümkündür.
Bir diğer amaçları da bilgilerinizi ele geçirmektir. Örneğin halka açık Wi-Fi’lere bağlanmaya çalışırken mutlaka oturum açma sayfasına yönlendirildiğiniz anlar olmuştur. T.C. Kimlik Numaranıza varana kadar her türlü kişisel verinizi, adınızı/soyadınızı, e-postanızı, parolanızı ilgili alanlara yazmanız istenir. Peki bu bilgiler ya kötü niyetli bir kişinin eline geçerse? Eğer verdiğiniz e-posta ve şifrenin aynısını sosyal medyada da kullanıyorsanız, hesabınız tehlikeye girebilir.
Sahte WAP saldırısından nasıl korunabiliriz?
Otomatik bağlantıyı kapatın: Bilgisayarınızda ve telefonunuzda otomatik Wi-Fi’ye bağlanma özelliğini kapatın. Zira bu özellik, çevredeki en güçlü kablosuz sinyaline bağlanmak üzere kuruludur ve bir saldırgan tek komut satırıyla kendi ağını güçlü hale getirebiliyor.
VPN kullanın: Sanal Özel Ağ (VPN) yazılımları, cihazınız ile sunucu arasında özel bir köprü kurmaktadır ve veri alışverişi şifrelenerek yapılmaktadır. Bu sayede üçüncü taraf uygulamalar, hizmetler ve kişiler sizi takip edemediğinden otomatik olarak korunmuş olursunuz. Eğer bir Wi-Fi ağı, VPN kullanmanızı tamamen engelliyorsa onun pek de güvenli olduğu söylenemez.
Wi-Fi’yi doğrulayın: Herkese açık bir ortamdayken onlarca Wi-Fi ağı görürsünüz. Bağlanmadan evvel, sistemin yöneticisi veya sorumlusundan bilgi alın. Alışveriş merkezinde güvenlik görevlisine, okulda kütüphane görevlisine danışabilirsiniz. Gözüken ağlardan hangisi resmi ve güvenilir? Bu sorunun cevabını almadan direkt olarak bağlanmayın.
Tüm dünyada yaşanan dijital dönüşümün lokomotifi konumunda yer alan internet, son yıllarda popüler hale gelen sosyal medya platformlarıyla bambaşka bir kimliğe büründü. Hayatımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz platformlar, internetin altın çağını yaşadığımız bu dönemde her geçen gün daha da güçleniyor. Peki severek kullandığımız sosyal medya hesaplarımıza biz öldükten sonra ne olacak? Yazımızda anlattık.
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız kapatılacak mı?
Facebook
2004 yılında hizmet vermeye başlayan Facebook, kullanıcılara bu tür durumlarda devreye girmesi için iki farklı seçenek sunuyor. Kullanıcılar, istemeleri halinde hesaplarını anıtlaştırmanın yanı sıra Facebook’tan kalıcı olarak silinmesini talep edebiliyor.
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
Hesabın anıtlaştırılması durumunda ise hesabınızı yönetmesi için bir varis belirlenmesi gerekiyor. Ancak burada oldukça ince detaylar olduğunu belirtelim.
Anıtlaştırılmış hesaplar
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
Anıtlaştırılan hesaplar, bir kişi vefat ettikten sonra kişinin arkadaşlarının ve ailesinin bir araya gelip anılarını paylaşmalarını sağlayan bir yerdir. Anıtlaştırılmış hesapların temel özellikleri şunlardır:
Kişinin profilinde adının yanında ‘’Anısına’’ ifadesi yer alır.
Hesabın gizlilik ayarlarına bağlı olarak, kişinin arkadaşları anıtlaştırılmış zaman tünelinde anılarını paylaşabilir.
Kişinin paylaştığı içerikler (ör. fotoğraflar, gönderiler) Facebook’ta kalır ve paylaşıldıkları hedef kitle bunları Facebook’ta görebilir.
Anıtlaştırılmış profiller “Tanıyor Olabileceğin Kişiler” önerileri, doğum günü hatırlatmaları, reklamlar gibi herkese açık alanlarda görünmez.
Anıtlaştırılmış bir hesaba hiç kimse giriş yapamaz.
Bir hesap varisi olmayan anıtlaştırılmış hesaplarda değişiklik yapılamaz.
Geçerli bir anıtlaştırma talebi almamız halinde, yöneticisinin hesabı anıtlaştırılan tek yöneticili Sayfalar Facebook’tan kaldırılır.
Hesap varisleri
Hesabın anıtlaştırılması halinde hesabınızın yönetilmesi için seçilen kişidir. Facebook, bu tür durumlarda hesap varisi seçilmesini şart koşmaz, ancak anıtlaştırılmış hesap adına gelen arkadaşlık isteklerinin kabul edilmesi, saygı amaçlı profil resmi ve kapak fotoğrafının değiştirilmesi gibi birçok aktivite için hesap varisi gereklidir.
Vefat etmeniz durumunda hesabı silme
Eğer öldükten sonra hesabınızı anıtlaştırmak yerine tamamen silmek istiyorsanız, aşağıda verdiğimiz adımları izleyebilirsiniz. Hesabınızın tamamen silinmesi için birinci dereceden yakınınızın öldüğünüzü resmi belgelerle platforma bildirmesi gerekecektir. Bu durumda tüm mesaj, fotoğraf, gönderi, yorum, ifade ve bilgilerinizin Facebook’tan derhal ve kalıcı olarak kaldırılacaktır.
Ayarlar ve Gizlilik’i seçin ve ardından Ayarlar’a tıklayın.
Anıtlaştırma Ayarları’na tıklayın.
Aşağı inin, Vefat ettikten sonra hesabının silinmesini talep et’e ve Ölümden Sonra Sil’e tıklayın.
Instagram
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
2012 yılında Facebook’un 1 milyar dolara satın aldığı Instagram, ölüm halinde hesabı anıtlaştırma veya kalıcı olarak silme seçeneklerini sunuyor. Ancak Facebook’un aksine hesap varisi seçilmesinin yanı sıra tüm bu ayarları ölmeden önce gerçekleştirmenize izin vermeyen platform, hesabınızın anıtlaştırılması veya tamamen silinmesi için birinci dereceden yakınınızın öldüğünüzü resmi belgelerle kanıtlamasını şart koşuyor.
Instagram öldükten sonra hesabınızı anıtlaştırmak için, ölüm ilanı veya gazete haberi gibi belgeleri talep ederken, hesabın tamamen kaldırılması için de vefat eden kişinin doğum belgesi, ölüm belgesi ve vefat eden kişinin veya mirasının yasal temsilcisi olduğunuza dair bazı belgeler istiyor.
Twitter
Bir Twitter kullanıcısının vefat etmesi durumunda, vefat eden kişiye ait hesabın devre dışı bırakılması için kişinin yasal mirasçısı veya onaylanmış birinci derece aile üyesi ile birlikte hareket ediliyor.
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
Bu tür durumlarda vefat eden kullanıcının hesabının kaldırılması için birinci derece aile üyeleri ve kişi adına hareket etme yetkisine sahip kişilerin online form doldurarak platformla iletişime geçmesi gerekiyor.
İsteğin gönderilmesinin ardından vefat eden kişi hakkında bilgiler, başvuran kişinin kimliğinin kopyası ve vefat eden kişinin ölüm sertifikası gibi ek ayrıntıların sunulması için gereken talimatlar e-posta ile iletiliyor. Ardından bu bilgiler platform tarafından incelenecek ve söz konusu hesap silinecektir.
YouTube – Google
2005 yılında hizmet vermeye başlayan video barındırma platformu YouTube, genellikle Google hesaplarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle Google kullanıcıları, ölmeden önce belirli bir süre işlem yapılmadığında hesaplarına ne olacağını belirlemek için ‘’Etkin Olmayan Hesap Yöneticisi’’ni kullanabilirler.
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
Etkin Olmayan Hesap Yöneticisi, kullanıcıların belirli bir süre etkin olmamaları durumunda hesap verilerinin bazı kısımlarını paylaşmaları, bunu birilerine haber vermeleri veya hesabın silinip silinmeyeceğini belirlemek için kullanabileceği bir yöntemdir. Bu aracın kullanılması durumunda öldükten sonra Google ve YouTube hesabınız tamamen kaldırılacaktır.
Bu aracın kullanılmaması durumunda ise vefat ettikten sonra birinci dereceden akrabalar veya temsilciler, söz konusu hesabı kapatmak veya hesaptan veri almak için gerekli belgelerle talepte bulunabilirler.