Akıllı telefonlar, günlük yaşantımızın bir parçası haline geldi. Bu bağlamda sık sık bildirim alıyor olabilirsiniz. Peki olur da bir bildirimi yanlışlıkla silerseniz, nasıl geri getirirsiniz? Bu mümkün mü? Bu içeriğimizde Android bildirim geçmişi görme konusuna değindik. İşte adım adım yapmanız gerekenler…
Android bildirim geçmişi görme (Adım adım)
Android akıllı telefonlarda bir bildirimi silmek oldukça kolay. Öyle ki sadece bildirimi tutup yana doğru kaydırmanız yeterli. Bu sebepten ötürü dikkatsiz bir anınızda istemeden bir bildirimi silebilirsiniz. Bu arada sırada yaşanabilir. Neyse ki Android cihazınızın bildirim geçmişini görebilmeniz mümkün.
Android akıllı telefonunuzda bildirim geçmişi görmek için öncelikle Ayarlar uygulamasına girmelisiniz. Akabinde Bildirimler kısmına giriş yapın. Daha sonrasında Bildirim Geçmişi butonuna dokunun. Eğer “Bildirim Geçmişi” adlı seçenek devre dışı şekildeyse, aktif hale getirmeniz gerekiyor. Artık tüm silinen bildirimleri görebilirsiniz. Bu işlemin adım adım anlatışına aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Android bildirim geçmişi görmek için şu adımları takip etmelisiniz;
1. Adım: Ayarlar uygulamasını açın.
2. Adım: Bildirimler bölümüne giriş yapın.
3. Adım: Bildirim Geçmişi butonuna dokunun.
4. Adım: Bildirim Geçmişi seçeneği devre dışı ise aktif hale getirin.
5. Adım: Artık bildirim geçmişini görebilirsiniz.
Bildirim Geçmişi devre dışı olduğu sırada sildiğiniz bildirimleri ne yazık ki artık göremezsiniz. Ancak bu özelliği aktif hale getirdiğiniz andan itibaren tüm bildirimleri saklayabilir ve istediğiniz zaman gözden geçirebilirsiniz. Böylece yanlışlıkla silinen önemli bildirimlere tekrardan erişebilirsiniz.
Android'den Android'e telefon aktarma işlemini Yeşil Robot kanalımızda sizler için adım adım anlattık. Gelin birlikte göz atalım!
Bildirim Geçmişi özelliği, Android kullanıcıları için oldukça yararlı. Öyle ki bu özellik sayesinde aldığınız bildirimleri bir arşivde saklayabilirsiniz. Özellikle yoğun zamanınızda veya dikkatiniz dağıldığı anlarda yanlışlıkla sildiğiniz bildirimlere tekrar erişim sağlamanız mümkün oluyor.
Ayrıca gün içinde çok sayıda bildirim alıyorsanız büyük kolaylık sağlanıyor. Zira bildirimleri anında görememiş olsanız bile müsait olduğunuz bir zamanda geçmişe dönebilir ve önemli olabilecek bildirimleri gözden geçirebilirsiniz. Bu sebepten ötürü mevzubahis özelliği kullanmanızda fayda var.
– Bu içeriğimizde Android telefonunuzda silinen bildirimleri nasıl görebileceğinizi anlattık.
Google Ads dönüşüm takibi ile, reklamlarınızdan birine tıklayan kişilerin web sitenizde yaptığı eylemleri takip edebilirsiniz. Örneğin, Google Ads dönüşüm izlemeyi kurduğunuzda, çevrimiçi mağazanızda en fazla satış yapan Google Ads reklamlarınızın hangileri olduğunu öğrenebilirsiniz. Bu yazımızda sizlere bu işlemleri nasıl yapacağınızı detaylı bir şekilde tek tek açıklıyoruz.
Google Ads dönüşüm takibi nasıl kurulur? Adım adım rehber
Öncelikle bu rehberde, yeni Google Ads deneyimi için talimatlar yer alıyor. Eski sürümü kullanıyorsanız, Google Ads Yardım’a gidip, ardından dönüşüm takibi kurmak için Önceki’ye tıklayın. Eskisini mi ya da yeni Google Ads sürümünü mü kullandığınızı bilmiyorsanız, hangi Google Ads sürümünü kullandığınızı belirlemek için bu rehbere göz atabilirsiniz.
Google Ads dönüşüm takibi kurmadan önce ne yapmam gerekiyor?
Özel Google dönüşüm takibi tema kodu düzenlemeleri veya üçüncü taraf bir uygulama aracılığıyla kurmadan önce, Google Ads hesabınızda zaten dönüşüm takibi olaylarınızın olup olmadığını kontrol edin. Özel izlemeyi mevcut bir dönüşüm takibi yapılandırmasının üzerine kurarsanız, mağazanızda yinelenen dönüşüm takibi olayları olabilir.
Günümüzde dijital pazarlama denildiğinde ilk akla gelen kavramlar: SEO ve Google Ads işletmelere neler katıyor? İşte detaylar!
Yinelenen dönüşüm takibi de, hatalı rapor verilerine ve reklam optimizasyonunda sorunlara yol açabilir. Özel izlemeyi kurduğunuzda, Google Ads hesabınızdan yinelenen dönüşüm takibi olaylarını devre dışı bırakabilirsiniz. Ayrıca, yalnızca yinelenen izleme olaylarını devre dışı bıraktığınızdan emin olun. Yinelenmeyen dönüşüm olaylarını devre dışı bırakmak, reklam izleme doğruluğunu ve verimliliğini azaltabilir.
Bu talimatları takip etmeden önce aşağıdaki gereksinimlere sahip olmanız gerekiyor:
Bir Google Ads hesabına sahip olmalısınız.
Google Ads üzerinden bir reklam yayınlıyor veya yayınlamayı planlıyor olmalısınız.
Öncelikle belirtmemiz gerekir ki bu ileri düzey bir rehberdir. Yani HTML, CSS, JavaScript ve Liquid gibi web tasarım dillerini bilmeniz gerekir. Tüm gereksinimleri karşıladığınızı düşünüyorsanız detaylı rehberimize geçebiliriz.
Google Ads dönüşüm takibi kurma
Google Ads dönüşüm takibini kurmak için bir dönüşüm eylemi oluşturmanız, Google etiketini yüklemeniz ve ardından olay snippet’ini eklemeniz gerekir. Satın alma işlemlerini izliyorsanız, dönüşüm değerini satın alma tutarına göre ayarlamak için olay snippet’ini de düzenlemeniz gerekir.
Adım 1: Google Ads’te bir dönüşüm eylemi oluşturun
Google Ads dönüşüm takibi kurmak için, Google Ads dönüşüm eylemi oluşturma talimatlarını takip edebilirsiniz. En yaygın dönüşüm eylemi türü, satın alma işlemlerini izlemektir. Satın alma işlemlerini izlemek, reklamlarınızın çevrimiçi mağazanızda ne kadar satış ürettiğini anlamanıza yardımcı olur. Satın alma işlemlerini izlemek için kategoriyi Satın Alma/Satış olarak ayarlayın ve değeri, “Her dönüşüm için farklı değerler kullan” olarak ayarlayın. Dönüşüm eylemini oluşturmayı bitirdiğinizde, OLUŞTUR ve DEVAM ET’e tıklayın.
Google'ın reklamcılık hizmetini kullananlar dikkat! Şirketin yeni bildirisine göre Yasal İşletim Maliyet altında ek ücretler geliyor.
Adım 2: Google etiketini yükleyin
Dönüşüm eylemi oluşturduktan sonra, Google etiketini sitenizin tema kodunuza yüklemeniz gerekir. Takip etmeniz gereken adımlar, etiketinizin kimliğine (AW- veya G- ile başlayan) bağlı olarak farklılık gösterecektir. Google etiketini manuel olarak ekleme talimatlarını Google Ads Yardım’a girerek talimatları izleyebilirsiniz.
Adım 3: Olay snippet’ini yükleyin
Google etiketini yükledikten sonra, olay snippet’ini ödeme sayfanıza eklemeniz gerekir. Olay snippet’i, bir müşteri reklamlarınızdan birine tıklayıp daha sonra çevrimiçi mağazanızın ödeme sayfasına ulaştığında bir dönüşümü izler. Olay snippet’ini aşağıdaki adımları takip ederek yükleyebilirsiniz:
Google Ads’te, Olay snippet’i bölümünde, Sayfa yüklenmesi’ni seçin.
Olay snippet kodunu kopyalayın.
Başka bir tarayıcı penceresinde, Shopify yönetici panelinizi açın ve Ayarlar > Ödeme’ye tıklayın.
Ek betikler metin kutusuna, olay snippet’ini yapıştırın. Ek betikler metin kutusunda zaten kod varsa, olay snippet’ini mevcut kodun altına yeni bir satıra ekleyin.
Google etiketini, Google etiketini yükleme adımında kullanılan etiketi kopyalayın. Bu etiketi, 4. adımda eklediğiniz olay snippet’inin üzerine ekleyin.
Bir müşteri ödeme sayfasını yeniden yüklerse, Google Ads yinelenen bir dönüşüm kaydedebilir. Yinelenen dönüşümleri önlemek için, olay snippet’inin önceki ve sonraki satırlarına etiketler ekleyerek her müşteri için bir kez tetiklenmesini sağlayın:
Snippet’in önceki satırına, {% if first_time_accessed %} yapıştırın.
Snippet’in sonraki satırına, {% endif %} yapıştırın.
Varsayılan para birimi USD’dir. ABD doları dışında bir para birimiyle satış yapıyorsanız, olay snippet’inde ‘USD’yi ‘{{ currency }}’ ile değiştirin.
Varsayılan işlem kimliği boştur. Google Ads’in yinelenen dönüşümleri kaydetmesini önlemek için, ‘transaction_id’: satırının yanındaki ” ifadesini ‘{{ order_id }}’ ile değiştirin.
Kaydet’e tıklayın.
Bu değişiklikleri yaptıktan sonra, betiğinizin aşağıdaki gibi görünmesi gerekiyor:
{% if first_time_accessed %} \u003c!– Test dönüşüm sayfası için Olay snippet’i –\u003e \u003cscript\u003e gtag(‘event’, ‘conversion’, { ‘send_to’: ‘1234567’, ‘value’: 1.0, ‘currency’: ‘{{ currency }}’, ‘transaction_id’: ‘{{ order_id }}’, }); \u003c/script\u003e {% endif %}
Adım 4: Dönüşüm değerini dinamik hale getirin
Çevrimiçi mağazanızda izlediğiniz dönüşüm eylemi satın alma işlemleri ise, her dönüşümün değeri farklıdır. Örneğin, Mehmet bir giyim mağazasına sahiptir ve Google Ads üzerinden iki farklı reklam yayınlamaktadır: biri saat koleksiyonu için, diğeri ise tişört koleksiyonu için.
Her iki reklam da çevrimiçi mağazasında benzer sayıda tıklama ve satış üretmesine rağmen, saat koleksiyon reklamına tıklayan kişilerin yaptığı satın alma işlemlerinin değeri daha yüksektir. Şu yüzden daha yüksektir, çünkü müşteriler bu reklama tıkladıktan sonra daha pahalı ürünler satın alır. Mehmet de bu bilgiyi reklam harcamalarını nereye yapacağını belirlemek için kullanır.
Her dönüşüm için farklı bir değeri izlemek için, olay snippet’inizi her işlem için özel değerler kullanacak şekilde düzenlemeniz gerekiyor. Bunun için aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz.
Adımlar:
Örneğin Shopify kullanıyorsanız, yönetici panelinizi açın ve Ayarlar > Ödeme’ye tıklayın.
Ek betikler metin kutusunda, Adım 3’te anlattığımız: Olay snippet’ini yükleyin adımında eklediğiniz olay snippet’ini bulun.
‘value’: ile başlayan satırı aşağıdaki snippetlerden biriyle değiştirin:
Dönüşüm tutarından vergileri ve kargoyu hariç tutmak için bu snippet’i kullanın: ‘value’: {{ checkout.subtotal_price | divided_by: 100.0 }},
Dönüşüm tutarına vergileri ve kargoyu dahil etmek için ise bu snippet’i kullanın: ‘value’: {{ checkout.total_price | divided_by: 100.0 }},
Ardından Kaydet’e tıklayın. Bu değişikliği yaptıktan sonra, betiğiniz aşağıdaki gibi görünmeli:
{% if first_time_accessed %} \u003c!– Test dönüşüm sayfası için Olay snippet’i –\u003e \u003cscript\u003e gtag(‘event’, ‘conversion’, {
Etiketinizin çalıştığından emin olmak için, Google Ads hesabınızdaki Dönüşüm eylemleri sayfasında izleme durumunu kontrol edin. Dönüşüm takibi etiketinin doğrulanmış olarak görünmesi birkaç saat sürebilir.
Tüm bu talimatlardan sonra Remarketing kurmak isteyebimirsiniz, bu uygulama mağazanızı daha önce ziyaret eden kişilere yönelik reklamlar hedeflemenize yardımcı olacaktır. Dinamik remarketing, mağazanızın ziyaretçilerine, sitenizde görüntüledikleri belirli ürünlere dayalı olarak reklamlar hedefler.
Remarketing ve dinamik remarketing kurulumunun çoğunu Google Ads hesabınız aracılığıyla tamamlayabilirsiniz. Google’da remarketing ve dinamik remarketing kodunu kurmak için Google’ın kurulum kılavuzlarını göz atabilirsiniz.
Özellikle yapay zekanın ve uygulama / programlardaki gelişimlerin etkisiyle, ‘Edit nasıl yapılır?’ sorusu eskisinden çok daha kolay uygulanabilen çözümlerle cevap buluyor. Sizler için hem bilgisayarınızda hem de mobil cihazınızda kolaylıkla kullanabileceğiniz ve kısa sürede işlemlerinizi tamamlayabileceğiniz alternatif uygulamalara değiniyoruz.
Mobil cihazınızda edit nasıl yapılır?
Mobil uygulamaların ve mobil cihazların donanımlarının gelişmesiyle, artık hem tabletlerinizde hem de akıllı telefonlarınızda kolaylıkla edit işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Sizler için herhangi bir ücret ödemeden kullanabileceğiniz farklı edit uygulamasına göz gezdireceğiz.
AI Video Editor: ShotCut AI
Ücretsiz ve profesyonel bir yapay zeka video editörü olan ShotCut AI, çeşitli kullanıcı ihtiyaçlarını karşılamak için sezgisel yapay zeka araçları ve en sosyal medyadaki en trend içerikleri sunuyor. Uygulamanın çeşitli premium özellikleri olsa da hiçbir ödeme yapmadan da kullanabiliyorsunuz.
Film Maker Pro – Movie Maker
Film Maker hem profesyoneller hem de yeni başlayanlar için mükemmel bir video düzenleyici ve ücretsiz edit aracı olarak dikkat çekiyor. Diğer üst düzey profesyonel video editörü ve slayt gösterisi yapma uygulamalarının sahip olduğu en kullanışlı video düzenleme özelliklerine sahip olan uygulama, kullanışlı arayüzü ile dikkat çekiyor.
Video Editor & Maker – InShot
Video Editor & Maker – InShot, özellikle Instagram gönderileri için video edit yapabileceğiniz, kendi ses efektlerinizi ve müziklerinizi de ekleyebildiğiniz bir uygulama… Özellikle son dönemde eklenen yapay zeka efektleriyle profesyonel çalışmalar çıkarabilmeniz de mümkün.
SAG-AFTRA üyeleri, yapay zeka korumaları için video oyunu endüstrisinde greve başladı. Gelin detaylarına birliktim.
Bilgisayarda edit nasıl yapılır?
Her ne kadar mobil cihazlar artık edit yapmak için yeterince güçlü olsa da daha profesyonel çalışmalar ve kayda değer video düzenlemeleri için bilgisayar kullanmanız çok daha sağlıklı olacaktır. Bu anlamda bilgisayarda kullanabileceğiniz iki farklı program işinizi rahatlıkla görecektir.
Wondershare Filmora Video Editor
Filmora için, Microsoft’un efsanevi video edit aracı Windows Movie Maker’ın ruhani devamı diyebiliriz. Tamamen ücretsiz olarak sunulan bu programla birlikte, profesyonel video düzenlemelerini oldukça kısa bir sürede ve herhangi bir ücret ödemeniz gerekmeden yapabilirsiniz. Bu uygulama, Windows 11’in yanı sıra macOS kullanıcıları için de kullanılabilir durumda.
CapCut
Son yılların en gözde video düzenleme programlarından biri olarak bilinen CapCut, mobilde olduğu kadar bilgisayarda da fazlasıyla yetenekli… Onlarca farklı efekt arasından istediğinizi seçebilir ve düşük / orta bütçeli bilgisayarınızda bile herhangi bir takılma ve yavaşlama olmadan videolarınıza uygulayabilirsiniz. Uygulama, son gelen güncellemelerle birlikte onlarca farklı yapay zeka yeteneğine de kavuştu.
Amazon, küresel ölçekte yürüttüğü yeni veri merkezi kiralama projelerinin bir kısmını ekonomik nedenlerle erteledi. Şirketin bulut bilişim kolu Amazon Web Services (AWS), yurt dışındaki birçok kiralama görüşmesine ara verdi.
Amazon, veri merkezi yatırımlarını yavaşlatıyor
Gelişme, teknoloji sektöründe son dönemde artan ekonomik kaygıların etkilerini ortaya koydu. Microsoft da geçtiğimiz hafta benzer bir adım atarak, bazı yeni veri merkezi projelerini ya yavaşlattığını ya da geçici olarak durdurduğunu açıklamıştı.
Her iki teknoloji devi de yapay zeka alanındaki hızlı büyümeyle birlikte, veri merkezi yatırımlarını son iki yılda ciddi şekilde artırmıştı. Ancak mevcut ekonomik ortam, bu agresif yatırım sürecinin tekrar gözden geçirilmesine neden oldu.
Amazon’un aldığı bu karar, halihazırda devam eden ve imzalanmış projeleri etkilemeyecek. Şirket yalnızca henüz kesinleşmemiş ve geleceğe dönük bazı kiralama girişimlerinde frene basıyor.
WhatsApp, otomatik çeviri fonksiyonu sunmaya hazırlanıyor. Bu yenilik, kullanıcıları şimdiden heyecanlandırdı.
Teknoloji sektörü, 2025 yılında ekonomik baskıların gölgesinde kalmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük tarifeleri, özellikle ithal teknoloji ekipmanlarının maliyetlerinde artış riski yaratı.
Bu durum, başta bulut hizmeti sağlayıcıları olmak üzere birçok firmanın inşa etmeyi planladığı veri merkezlerinin maliyetlerini artıracak. Amazon hisseleri pazartesi günü düşüş yaşadı ve yıl başından bu yana toplam değer kaybı yüzde 25’e ulaştı.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Amazon’un aldığı bu karar doğru mu? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Kullandığınız iPhone‘un birçok özelliği bulunuyor. Belge tarama da bunlardan birisi. Herhangi bir belgeyi telefonunuza aktarmanız gerekiyorsa, bunu yapmanızın basit bir yolu var. İşte “iPhone ile belge tarama nasıl yapılır?” sorusunun cevabı…
iPhone ile belge tarama – Adım adım
Belgelerinizi dijitalleştirmek veya kağıt kullanımını azaltmak istiyorsanız, iPhone‘unuzla belgeleri tarayarak bunu gerçekleştirebilirsiniz. Üstelik sanıldığının aksine üçüncü taraf bir belge tarayıcı uygulamasına ihtiyaç olmadığını da belirtmek gerekiyor.
iPhone ile belge taramak için iki yol bulunuyor: Notlar uygulaması ve Dosyalar uygulaması. Biz ikisini de göstereceğiz. Siz hangisinin daha kolay olduğunu düşünüyorsanız, onu tercih edebilirsiniz. Sadece birkaç adımı takip etmeniz gerekiyor. O halde yapmanız gerekenlere geçelim.
iPhone aracılığıyla tansiyon ölçme ve takibini sağlama işlemleri, bazı detaylara dikkat ettiğiniz sürece mümkündür. İşte o detaylar..
iPhone’da Notlar uygulaması üzerinden belge tarama
Öncelikle Notlar uygulamasına giriş yapın ve yeni bir not veya mevcut notu açın. Akabinde ekranın sağ üst köşesinde yer alan üç nokta butonuna dokunun. Listelenen seçenekler arasından Tara butonuna dokunun. Ardından kamera ile belgeyi taradıktan sonra Kaydet butonuna dokunmanız yeterlidir.
Notlar uygulaması üzerinden belge tarama için şu adımları takip etmelisiniz;
1. Adım: iPhone’unuzda Notlar uygulamasını açın.
2. Adım: Dilediğiniz nota girin veya yeni bir not oluşturun.
3. Adım: Ekranın sağ üst köşesinde yer alan, Ek Seçenekler anlamına gelen üç nokta butonuna dokunun.
4. Adım: Tara seçeneğine dokunun.
5. Adım: Kamera üzerinden belgeyi çekin.
6. Adım: Kaydet butonuna dokunun.
7. Adım: İşte bu kadar!
iPhone’da Dosyalar uygulaması üzerinden belge tarama
İlk olarak Dosyalar uygulamasını açın. Ardından ekranın sağ üst köşesinde yer alan üç nokta simgesine dokunun. Listelenen seçeneklerden “Belge Tara” butonuna dokunun ve belgeyi çekin. Son olarak kaydet butonuna basın.
Dosyalar uygulaması üzerinden belge tarama için şu adımları takip etmelisiniz;
Video oyunlarından sinemaya uyarlanan filmlerin yükselişi sürüyor. Bu yılın en dikkat çeken yapımlarından biri olan A Minecraft Movie, gişede etkileyici bir başarı elde etti. Warner Bros. yapımı film, elde ettiği gelir ile beklentileri oldukça aştı.
A Minecraft Movie, hasılat rekoru kırabilir
ABD’de 157 milyon dolarlık bir açılışla gişe yolculuğuna başlayan film, şimdiye kadar ülkede en iyi açılışı yapan video oyunu uyarlaması oldu. Yapım, ayrıca uluslararası pazarda da büyük ilgi gördü. Bugün itibarıyla dünya genelindeki gişe hasılatı 717 milyon dolara ulaşmış durumda.
Warner Bros. kaynaklarına göre film, mevcut performansını koruduğu takdirde kısa süre içinde 1 milyar dolar gişe gelirini aşabilir. Bu başarı, yapımı tüm zamanların en çok kazandıran oyun uyarlamaları arasına sokacak.
WhatsApp, otomatik çeviri fonksiyonu sunmaya hazırlanıyor. Bu yenilik, kullanıcıları şimdiden heyecanlandırdı.
Film, CGI animasyon ile canlı aksiyon sahnelerini bir araya getiriyor. Oyuncu kadrosunda Jack Black, Jason Momoa, Kate McKinnon gibi tanınmış isimlerin yanı sıra Sebastian Hansen ve Emma Myers gibi genç oyuncular yer alıyor. Yönetmen koltuğunda ise Napoleon Dynamite filmiyle tanınan Jared Hess bulunuyor.
Hikaye, gizemli bir portal aracılığıyla Minecraft evrenine geçen dört uyumsuz karakterin Overworld’de verdikleri mücadeleyi konu alıyor. Film boyunca karakterler hem kendi aralarındaki çatışmaları çözmeye, hem de kübik dünyanın kurallarına uyum sağlamaya çalışıyor.
Minecraft evreninin kendine özgü estetiğini ve mizah anlayışını koruyan film, özellikle genç izleyici kitlesinden yoğun ilgi gördü. Peki siz bu yapım hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Samsung, katlanabilir telefonların ötesine geçen yeni bir dizayn üzerinde çalıştığını gösteren bir patent aldı. Şirketin aldığı son patent, yukarı doğru dikey olarak genişleyebilen yuvarlanabilir ekranlı bir telefon tasarımı içeriyor.
Patentte yer alan dizayna göre cihaz, cebe kolayca sığabilen standart bir akıllı telefon görünümünde olacak. Ancak ihtiyaç anında ekran, cihazın gövdesi içinden yukarı doğru uzayarak daha büyük bir görüntüleme alanı sunabiliyor.
Bu mekanizma, ekranın gövde içinde saklanmasına olanak tanıyor. Dolayısıyla cihaz, geleneksel akıllı telefonlara kıyasla biraz daha kalın bir yapıya sahip olacak. Arka kamera düzeneği ise Galaxy Z Flip 6’daki çift lensli sisteme benziyor.
Patentte dikkat çeken bir diğer unsur, cihazın yapay zeka ile entegre kullanım senaryoları oldu. Ekran dikey olarak açıldığında çoklu içerik gösterimi kolaylaşıyor. Örneğin, ekranın üst ve alt bölümlerinde aynı anda farklı dillerde çeviri metinleri gösterilebiliyor.
WhatsApp, otomatik çeviri fonksiyonu sunmaya hazırlanıyor. Bu yenilik, kullanıcıları şimdiden heyecanlandırdı.
Uzun makaleler okunurken ekranın otomatik olarak genişlemesi, kullanıcıya daha kesintisiz bir deneyim sağlıyor. Görsel düzenleme gibi hassas görevlerde ekran boyutunun değişmesi ise işlevselliği artırıyor.
Cihazın ekran boyutu, çözünürlüğü veya çıkış takvimiyle ilgili herhangi bir resmi bilgi bulunmuyor. Samsung’un yeni patent başvurusu, şirketin katlanabilir cihaz segmentinde yenilikçi ürünlerle karşımıza çıkacağını gösterdi.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Samsung’un yeni akıllı telefonu beklenen ilgiyi görecek mi? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Yapay zeka (AI) teknolojileri günümüzde hayatımızın her alanına hızla nüfuz ederken, bugünün çocukları bu teknolojilerle iç içe büyüyen ilk nesil olacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na gelmişken yapay zekanın çocukların dünyasındaki yerini ve önemini incelemenin tam zamanı.
Yapay zeka artık hayatımızın her alanında!
Yapay zeka artık sadece bilim kurgu filmlerinde veya laboratuvarlarda değil, çocukların günlük hayatlarında da yer alıyor. Akıllı oyuncaklardan eğitim uygulamalarına, dijital asistanlardan kişiselleştirilmiş öğrenme platformlarına kadar birçok ürün yapay zeka teknolojilerini kullanarak çocukların deneyimlerini zenginleştiriyor. Peki bu teknolojiler çocukların gelişimini nasıl etkiliyor? Fırsatlar ve riskler neler?
Yapay zeka teknolojileri, doğru kullanıldığında çocukların öğrenme süreçlerini büyük ölçüde destekleyebilir. Kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunan yapay zeka destekli eğitim platformları her çocuğun kendi hızında ve öğrenme stiline uygun şekilde ilerlemesine olanak tanıyor. Örneğin matematik veya yabancı dil öğrenmekte zorlanan bir çocuk için yapay zeka onun güçlük çektiği noktaları tespit ederek özel alıştırmalar sunabilir ve ilerlemeyi hızlandırabilir.
Sizlerle günümüz dünyasında gittikçe önem kazanan bir konuyu paylaşmak istiyoruz: dijital ortamlarda çocuk hakları.
Duolingo, Photomath ve Khan Academy gibi popüler eğitim uygulamaları yapay zeka algoritmalarını kullanarak çocukların öğrenme deneyimlerini kişiselleştiriyor. Bu uygulamalar çocuğun doğru ve yanlış cevaplarını analiz ederek onun güçlü ve zayıf yönlerini belirliyor ve eğitim içeriğini buna göre şekillendiriyor.
Yapay zeka teknolojileri sadece akademik becerilerin gelişiminde değil, yaratıcılık alanında da çocuklara yeni kapılar açıyor. AI destekli çizim ve müzik uygulamaları, çocukların sanatsal becerilerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine yardımcı oluyor. Örneğin, ChildAI ve Osmo gibi uygulamalar, çocukların çizimlerini tanımlayıp onları hikayelerle birleştirerek interaktif bir deneyim sunuyor.
Robotik alanında da yapay zeka, çocuklar için heyecan verici fırsatlar sunuyor. Programlanabilir robotlar, çocukların kodlama ve problem çözme becerilerini geliştirirken, temel yapay zeka konseptlerini de öğrenmelerini sağlıyor. LEGO Mindstorms, Sphero ve Cozmo gibi eğitici robotlar, sensörler ve makine öğrenmesi gibi temel yapay zeka bileşenlerini çocukların anlayabileceği şekilde sunuyor.
Ancak yapay zeka teknolojilerinin çocuklar üzerindeki etkisi her zaman olumlu olmayabilir. Aşırı ekran süresi, gizlilik endişeleri ve algoritma yanlılıkları gibi potansiyel riskler, dikkatle ele alınması gereken konular. Özellikle küçük yaşlardaki çocuklar için, yapay zeka teknolojilerinin gerçek dünya etkileşimlerinin yerini alması değil, onları tamamlaması önemli.
Yapay zeka teknolojilerinin çocuklar üzerindeki bir diğer etkisi de, onları geleceğin iş dünyasına hazırlaması. Bugünün çocukları, yapay zekanın yaygın olduğu bir dünyada çalışacak ve AI ile işbirliği yapma becerisine sahip olmak, gelecekte kritik bir yetkinlik olacak. Bu nedenle, çocukların erken yaşlarda yapay zeka okuryazarlığı kazanmaları, onlara önemli bir avantaj sağlayabilir.
Çocuklara yapay zeka okuryazarlığı kazandırmak için tasarlanmış çeşitli kaynaklar bulunuyor. “AI for K-12” ve “Machine Learning for Kids” gibi girişimler, çocukların yapay zeka konseptlerini eğlenceli projeler aracılığıyla öğrenmelerini sağlıyor. Bu platformlar, çocukların makine öğrenmesi modellerini eğitmeleri ve basit AI uygulamaları geliştirmeleri için kullanıcı dostu araçlar sunuyor.
MIT’nin Scratch platformu da AI bloklarını entegre ederek çocukların görüntü tanıma, ses tanıma ve doğal dil işleme gibi yapay zeka özelliklerini projelerine dahil etmelerini sağlıyor. Böylece çocuklar, yapay zekanın nasıl çalıştığını ve neler yapabileceğini pratik bir şekilde öğreniyorlar.
Ebeveynler ve eğitimciler için çocukların yapay zeka ile olan etkileşimlerini yönlendirmek önemli bir görev. Yapay zeka teknolojilerinin bilinçli ve dengeli kullanımını teşvik etmek, çocukların bu teknolojilerden maksimum fayda sağlamasına yardımcı olabilir. Bunun için şu adımlar atılabilir:
Çocuklarla yapay zeka hakkında açık ve dürüst konuşmalar yapın. Onlara yapay zekanın ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve hayatlarını nasıl etkileyebileceğini basit ve anlaşılır bir dille anlatın.
Yaş uygun yapay zeka destekli uygulamaları ve oyuncakları seçin. Çocuğun gelişim düzeyine uygun, eğitici ve güvenli içerik sunan ürünleri tercih edin.
Ekran süresini sınırlayın ve gerçek dünya deneyimlerini teşvik edin. Yapay zeka teknolojileri ile etkileşim, dış mekan aktiviteleri, yüz yüze sosyal etkileşimler ve yaratıcı oyunlar ile dengelenmelidir.
Çocuklara yapay zekanın sınırlarını ve etik kullanımını öğretin. Algoritmaların da hata yapabileceğini ve her zaman sorgulanması gerektiğini vurgulayın.
Çocukların veri gizliliği konusunda farkındalık kazanmasını sağlayın. Kişisel bilgilerin neden önemli olduğunu ve online ortamda nasıl korunması gerektiğini anlatın.
Yapay zeka, günümüz çocuklarının geleceğini şekillendirecek en önemli teknolojilerden biri. Bu teknolojinin potansiyelinden maksimum düzeyde faydalanmak ve olası risklerini en aza indirmek için, çocukların yapay zeka ile olan ilişkisini bilinçli bir şekilde yönlendirmek gerekiyor.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yaklaşırken Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda iz bırakan isimleri anmak ve onların hikayelerinden ilham almak istedik. Cumhuriyetin ilanından bu yana geçen yüzyıla yakın sürede bilim ve teknoloji alanında önemli başarılara imza atan Türk isimler bugünün çocuklarına ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Bu özel günde teknoloji dünyasında iz bırakan Türk mucitlerin, bilim insanlarının ve girişimcilerin hikayelerini sizlerle paylaşıyoruz.
Matematik dehası Ord. Prof. Dr. Cahit Arf
1910 yılında Selanik’te doğan ve henüz Cumhuriyet kurulmadan önce çocukluğunu yaşayan Cahit Arf, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli matematikçilerden biri olarak kabul ediliyor. “Arf Değişmezi”, “Arf Halkaları” ve “Hasse-Arf Teoremi” gibi uluslararası matematiksel kavramlara adını veren Arf, uzun yıllar TÜBİTAK’ın başkanlığını yaptı.
Cahit Arf’ın en bilinen başarısı, 1941 yılında geliştirdiği ve kendi adıyla anılan “Arf Değişmezi” oldu. Bu matematiksel kavram, cebirsel topoloji ve cebirsel geometri alanlarında çok önemli bir yere sahip. Öyle ki bu buluş, bir dönem Türk banknotlarında yer alacak kadar ulusal gurur kaynağı haline geldi. 7. emisyon 10 liralık banknotun arka yüzünde Arf’ın bu formülü basılıydı.
Sizlerle günümüz dünyasında gittikçe önem kazanan bir konuyu paylaşmak istiyoruz: dijital ortamlarda çocuk hakları.
Cahit Arf, Göttingen Üniversitesi’ndeki çalışmalarının ardından Türkiye’ye dönerek İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ’de görev yaptı. Sadece kendi araştırmalarıyla değil, yetiştirdiği öğrencilerle de Türkiye’de güçlü bir matematik altyapısı oluşmasına katkıda bulundu. Bugün kullandığımız birçok teknolojik ürünün matematiksel altyapısında, Arf’ın çalışmalarının doğrudan veya dolaylı etkisi bulunuyor.
Mikronöroşirürjinin babası Prof. Dr. Gazi Yaşargil
1925 yılında doğan ve Cumhuriyet’in ilk çocuklarından biri olan Gazi Yaşargil, modern nöroşirürjinin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Yaşargil’in geliştirdiği mikrocerrahi teknikleri ve aletleri, beyin cerrahisinde bir devrim yarattı ve milyonlarca hastanın hayatını kurtardı.
Yaşargil, özellikle beyin cerrahisinde kullanılan mikroskopik teknikler ve aletlerin geliştirilmesine öncülük etti. Örneğin, “Yaşargil Klipsi” olarak bilinen ve beyin anevrizmaları tedavisinde kullanılan alet, dünya çapında standart haline geldi. Ayrıca geliştirdiği mikrocerrahi teknikleri, daha önce ameliyat edilemez kabul edilen beyin hastalıklarının tedavisini mümkün kıldı.
1999 yılında Journal of Neurosurgery tarafından “Yüzyılın Nöroşirürjiyeni” seçilen Yaşargil, tıp teknolojisinin gelişimine yaptığı katkılarla sadece bir doktor değil, aynı zamanda bir mucit ve teknoloji öncüsü olarak anılıyor. Geliştirdiği cerrahi mikroskop sistemleri ve aletler, tıbbi teknoloji alanında çığır açtı.
Parçacık fiziği ve uzay teknolojilerinde öncü Prof. Dr. Bilge Demirköz
1980 yılında İstanbul’da doğan Bilge Demirköz, ODTÜ Fizik Bölümü’nde profesör ve aynı zamanda ODTÜ Uzay ve Hızlandırıcı Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (İVMER) kurucusu ve direktörü olarak görev yapıyor.
Cambridge Üniversitesi’nde fizik lisansı ve doktorasını tamamlayan Demirköz, CERN’de (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) araştırmacı olarak çalıştı ve Türkiye’nin CERN ile işbirliğinde önemli roller üstlendi.
Demirköz’ün en dikkat çekici çalışmalarından biri, uzaydaki radyasyonun elektronik cihazlar üzerindeki etkilerini incelemek ve uzay araçları için daha dayanıklı teknolojiler geliştirmek. Bu amaçla kurduğu laboratuvarda, uzayda karşılaşılan koşulları simüle ederek uzay araçlarının elektronik sistemlerini test ediyor. Bu çalışmalar, Türkiye’nin uzay teknolojileri alanında kendi kendine yeterlilik hedefine önemli katkılar sağlıyor.
TÜBİTAK tarafından verilen “Bilim Ödülü”ne layık görülen Demirköz, 2017 yılında UNESCO-L’Oréal Uluslararası “Bilim Kadınları İçin” programı kapsamında “Rising Talent” ödülünü aldı. Aynı zamanda Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Genç Akademi üyesi olan Demirköz, özellikle genç kızları bilim ve teknoloji alanına yönlendirmek için çeşitli programlar yürütüyor.
Demirköz, Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulması sürecinde aktif rol aldı ve şu anda ajansın danışma kurulunda görev yapıyor. Uzay teknolojileri ve temel bilimler arasında köprü kuran çalışmalarıyla, Türkiye’nin uzay alanındaki vizyonunun şekillenmesine katkıda bulunuyor.
Prof. Dr. Aziz Sancar: DNA Onarımında Devrim Yaratan Nobel Ödüllü Bilim İnsanı
1946 yılında Mardin’de sekiz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya gelen Aziz Sancar, 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanarak Türkiye’yi gururlandırdı. Sancar, DNA onarım mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalarla bu prestijli ödüle layık görüldü.
İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra akademik çalışmalarına ABD’de devam eden Sancar, “nükleotid kesip çıkarma tamiri” olarak bilinen ve DNA’nın ultraviyole ışınları gibi etkenlerle zarar görmesi durumunda kullandığı onarım mekanizmasını açıklayan çalışmalarıyla tanındı. Bu buluş, kanser tedavisinden genetik hastalıklara kadar birçok alanda yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine öncülük etti.
Sancar’ın geliştirdiği “Maksicell” yöntemi ve “Biyolojik Saat” üzerine yaptığı araştırmalar da bilim dünyasında çığır açtı. Özellikle biyolojik saat çalışmaları, günümüzde kronoterapi olarak bilinen ve ilaçların en etkili olduğu zamanı hesaplayan tedavi yaklaşımının temelini oluşturdu.
Aziz Sancar, bilimsel çalışmalarının yanı sıra kurduğu “Aziz ve Gwen Sancar Vakfı” ile Türk ve Amerikalı genç bilim insanlarına destek oluyor. Türkiye’den giden öğrencilere burs ve barınma imkanı sağlayan vakıf, bilim ve teknoloji alanında yeni nesil liderlerin yetişmesine katkıda bulunuyor.
Polar kodları ile 5G’de çığır açan Dr. Erdal Arıkan
1958 yılında İstanbul’da doğan Erdal Arıkan, haberleşme teknolojilerinde devrim yaratan “Polar Kodlar” teorisini geliştirerek 5G teknolojisinin temelini atan isim olarak biliniyor. Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde profesör olan Arıkan, 2008 yılında yayımladığı makaleyle bilim dünyasına bu yeni kodlama yöntemini tanıttı.
Arıkan’ın geliştirdiği Polar Kodlar, veri iletişiminde Claude Shannon’ın 1948’de tanımladığı teorik limite ulaşan ilk pratik kodlama yöntemi oldu. Bu buluş, telekomünikasyon devlerinin dikkatini çekti ve 2016 yılında 5G standartları için kabul edildi. Huawei, Qualcomm ve Samsung gibi şirketler, Arıkan’ın bu buluşunu yeni nesil iletişim teknolojilerinde kullanmaya başladı.
Erdal Arıkan, bilim dünyasındaki bu önemli katkısından dolayı 2019 yılında IEEE Richard W. Hamming Madalyası ve 2018 yılında Huawei tarafından verilen “5G Öncüleri Ödülü”ne layık görüldü. Arıkan’ın buluşu, sadece cep telefonları için değil, nesnelerin interneti, otonom araçlar ve akıllı şehirler gibi geleceğin teknolojileri için de kritik öneme sahip.
İnsansız hava araçlarında öncü Selçuk Bayraktar
1979 doğumlu Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin insansız hava araçları (İHA) teknolojisindeki atılımının mimarı olarak tanınıyor. İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra ABD’de MIT ve University of Pennsylvania’da yüksek lisans yapan Bayraktar, 2007 yılında Türkiye’ye dönerek yerli İHA teknolojilerinin geliştirilmesine odaklandı.
Bayraktar’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Baykar şirketi, Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi dünya çapında ses getiren İHA’ların geliştirilmesine öncülük etti. Özellikle Bayraktar TB2, etkinliği ve maliyet verimliliği ile global savunma teknolojileri pazarında önemli bir yer edindi.
Selçuk Bayraktar’ın liderliğindeki Baykar sadece savunma alanında değil, sivil teknolojiler konusunda da çalışmalar yürütüyor. Şirket özellikle yapay zeka, otonom sistemler ve uçan araba projeleri üzerinde çalışıyor. Baykar’ın geliştirdiği “Cezeri” isimli uçan araba prototipi şimdiden Türkiye’nin geleceğinde de önemli rol oynayacağını gösteriyor.
Bayraktar aynı zamanda Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın (T3 Vakfı) kurucuları arasında yer alıyor ve gençlerin teknoloji alanında eğitim almasını destekliyor. TEKNOFEST gibi etkinliklerle binlerce gence ulaşan vakıf Türkiye’nin teknolojik kalkınmasında yeni nesil liderler yetiştirmek istiyor.
Tıpta çağ atlatan teknolojileriyle Prof. Dr. Canan Dağdeviren
1985 yılında Ankara’da doğan Canan Dağdeviren, giyilebilir ve implante edilebilir elektronik cihazlar alanında yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanınan bir bilim insanı. Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra ABD’de Illinois Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yapan Dağdeviren, 2014 yılında Harvard Üniversitesi’nde “Genç Akademi” üyesi seçildi.
2015’te MIT’ye katılan Dağdeviren, 30 yaşında MIT Media Lab’de kendi araştırma grubunu kuran en genç akademisyen oldu. Dağdeviren’in en önemli buluşlarından biri de cilt üzerine yerleştirilebilen ve deri kanserini tespit edebilen esnek ve taşınabilir bir sensör.
Ayrıca kalp ve beyin gibi sürekli hareket halinde olan organların üzerine yerleştirilebilen, esnek ve enerji üreten cihazlar geliştirdi. Bu teknolojiler kalp pillerinin pil değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırma potansiyeline sahip.
2018 yılında Forbes dergisi tarafından “30 Yaş Altı 30 Bilim İnsanı” listesine seçilen Dağdeviren aynı zamanda NASA’nın “Yükselen Yıldızlar” programına dahil edilen tek Türk oldu. Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi tarafından “Parıldayan Genç Bilim İnsanları” listesine de alınan Dağdeviren, özellikle genç kızlar için bilim ve teknoloji alanında ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Türkiye’nin bilim ve teknoloji yolculuğunda iz bırakan bu isimler farklı alanlarda ve farklı dönemlerde çalışmalar yürütmüş olsalar da ortak noktaları daima yenilikçi düşünce ve zorluklara rağmen vazgeçmeme azmi oldu. Cahit Arf’tan Selçuk Bayraktar’a, Gazi Yaşargil’den Canan Dağdeviren’e kadar paylaşmak istesek sayfaları kaplayacak daha nicesi var.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bugünün çocuklarına ve gençlerine bu başarı hikayelerle umarız ilham verebilmişizdir. Geleceğin teknoloji liderleri bugünün meraklı, sorgulayan ve hayal kuran çocukları arasından çıkacak. Onlara düşen görev bu mirası daha da ileriye taşımak ve Türkiye’yi teknoloji üreten bir ülke konumuna getirmek.
Atatürk’ün “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.” sözlerinin işaret ettiği gibi bugünün çocuklarının yarının teknoloji liderleri olarak ülkemizi daha ileri taşıyacağına inanıyoruz.
Dijital dünya çocukların yaşamında giderek daha fazla yer kaplarken, internet güvenliği uzmanları aileleri daha dikkatli olmaya çağırıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 6-15 yaş arasındaki çocukların yüzde 80’inden fazlası düzenli internet kullanıcısı haline geldi. Bu rakam, çocukların çevrimiçi ortamlarda karşılaştıkları riskleri de beraberinde getiriyor.
Güvenli internet rehberi
İnternet çocuklar için sınırsız öğrenme ve eğlence fırsatları sunsa da siber zorbalık, uygunsuz içerik ve kişisel verilerin gizliliği gibi ciddi güvenlik sorunları barındırıyor. Araştırmalar, ebeveynlerin yüzde 65’inin çocuklarının internet kullanımı konusunda endişe duyduğunu ancak sadece yüzde 30’unun etkili güvenlik önlemleri aldığını gösteriyor.
Uzmanlar çocukların yaş gruplarına göre farklı internet güvenliği yaklaşımları öneriyor. 3-5 yaş arasındaki çocuklar için ebeveyn gözetimi şart. Bu yaş grubundaki çocuklar için günlük ekran süresi 30-60 dakika ile sınırlandırılmalı ve içerikler özenle seçilmeli. 6-9 yaş grubundaki çocuklar için ebeveyn kontrol yazılımları ve güvenli arama seçenekleri devreye giriyor. Ekran süresi 1-1,5 saat arasında tutulması öneriliyor.
Kodlama eğitiminden içerik filtrelemeye, eğitsel oyunlardan sanal gerçeklik deneyimlerine kadar geniş yelpazede hizmet sunan girişimler...
10-12 yaş grubunda siber güvenlik eğitimi önem kazanıyor. Dijital ayak izi kavramı ve sosyal medya risklerinin bu yaştan itibaren anlatılması kritik. Sosyal medya platformlarının çoğunun 13 yaş sınırı koyduğu gerçeği de ebeveynler tarafından göz ardı edilmemeli.
Siber güvenlik uzmanları çocukların internette güvenliğini sağlamak için teknik önlemler kadar, çocuklarla açık iletişim kurmanın ve dijital okuryazarlık becerilerini geliştirmenin de büyük önem taşıdığını söylüyor. Ayrıca çocuklara internet kullanımıyla ilgili kesin kurallar koymak yerine riskleri anlamalarını sağlayacak eğitim verilmesini öneriyor.
İnternette kişisel bilgilerin korunması en temel güvenlik kurallarından biri. Çocuklar tam adlarını, ev adreslerini, okul bilgilerini ve doğum tarihlerini çevrimiçi ortamda paylaşmamalı. Ebeveynler de çocuklarının fotoğraflarını paylaşırken dikkatli olmalı ve fotoğraflardaki konum bilgilerini kaldırmalı.
Çocuk psikologları ise siber zorbalık konusunda uyarıyor. Araştırmalar, Türkiye’deki çocukların yaklaşık yüzde 40’ının çevrimiçi ortamda bir tür zorbalığa maruz kaldığını gösteriyor. Bu durum, çocuklarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyona neden olabilir.
Bu nedenle çocuğunuz internet kullanımı sonrası aniden üzgün veya sinirli görünüyorsa, cihazlarını kullanmaktan kaçınıyorsa veya sosyal etkinliklerden uzak duruyorsa, siber zorbalığa maruz kalmış olabileceği söyleniyor.
Türkiye’de ailelere yardımcı olabilecek çeşitli kaynaklar bulunuyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun “Güvenli İnternet Hizmeti“, internet servis sağlayıcılar üzerinden ücretsiz olarak sunuluyor. Bu hizmet, çocuk profili seçeneğiyle zararlı içerikleri filtreliyor. Ayrıca “İhbar Web” platformu üzerinden zararlı içerikler raporlanabiliyor.
Güvenli internet kullanımı için teknik önlemler kadar dijital denge de önemli. Çocukların fiziksel aktivite, sosyal etkileşim ve yeterli uyku için ekran kullanımını dengelemesi gerekiyor. Uzmanlar, yemek saatleri ve yatmadan önceki son bir saat içinde ekran kullanımından kaçınılmasını öneriyor.
Son olarak ebeveynlere çocuklarıyla birlikte “Teknoloji Kullanım Sözleşmesi” hazırlamaları tavsiye ediliyor. Bu sözleşmede ekran süreleri, kullanılabilecek uygulamalar ve internet davranış kuralları açıkça belirlenebilir. Böylece çocuklar, kendi güvenliklerini sağlama sorumluluğuna ortak olur.
Milli insansız hava aracı Bayraktar TB3, kısa pistli gemiden otonom kalkış ve iniş yapabilen ilk SİHA olarak dünya havacılık tarihinde bir kez daha ilklere imza attı. 22 Nisan 2025 tarihinde Saros Körfezi’nde seyreden TCG Anadolu üzerinden gerçekleştirilen testlerde Bayraktar TB3, dört başarılı sorti tamamladı. Bu testlerle birlikte Bayraktar TB3’ün gemi platformlarından otonom uçuş yetkinliği bir kez daha teyit edildi.
Bayraktar TB3, TCG Anadolu’dan kalkış ve iniş testlerini tamamladı!
Gerçekleştirilen test uçuşlarında TB3, kalkış ve iniş süreçlerini herhangi bir iniş destek sistemi olmadan tamamladı. Bu uçuşlarda Baykar tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli algoritmalar aktif görev aldı. Milli SİHA, tüm kalkış ve iniş işlemlerini yapay zekâ desteğiyle tam otonom olarak gerçekleştirdi. Son sorti gün batımında tamamlandı. Böylece Bayraktar TB3, TCG Anadolu’ya toplamda dört kez başarıyla iniş ve kalkış gerçekleştirmiş oldu.
Bayraktar TB3 bugüne kadar gerçekleştirdiği test uçuşlarında toplam 1.016 saat 42 dakika havada kaldı. 20 Aralık 2023 tarihinde yapılan uzun uçuş testinde 32 saat aralıksız uçarak 5.700 kilometrelik mesafe kat etti.
Savunma Sanayii Başkanlığı işletmelerin finansal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yeni bir finansman destek modelini hayata geçirdi.
TCG Anadolu’dan gerçekleşen ilk kalkış ve iniş testleri 19 Kasım 2024’te Muğla Aksaz açıklarında yapılmış ve başarıyla tamamlanmıştı. Devam eden test süreçlerinde 26 Kasım 2024’teki ikinci aşama da başarıyla geçildi. Bayraktar TB3, bu uçuşlarla kısa pistli bir gemiden otonom iniş-kalkış gerçekleştiren ilk insansız hava aracı olarak havacılık tarihine geçti.
Milli SİHA, atış kabiliyetini de sahada gösterdi. 25 ve 27 Mart 2025 tarihlerinde yapılan atış testlerinde Bayraktar TB3, Roketsan üretimi İHA-122 süpersonik füze ile deniz üzerindeki hedefleri tam isabetle vurdu.
Özellikle 27 Mart’taki testte görüş hattı irtifasının altında gerçekleştirilen atışla 6×6 metrelik perdeli hedef başarıyla vuruldu. Bu testte hedefi Bayraktar TB2 lazerle işaretledi ve iki milli SİHA’nın koordineli görev icra yeteneği de başarıyla test edildi.
25 Haziran 2024’te gerçekleştirilen Yüksek İrtifa Sistem Performans Testi’nde Bayraktar TB3, yerli üretim PD-170 motoruyla 36.310 feet irtifaya çıkarak önemli bir eşiği daha geçti. Bu uçuş Edirne’nin Keşan ilçesinde yer alan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin bugüne kadar ulaştığı en yüksek irtifa rekoru ise 45.118 feet ile Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait.
Bayraktar TB3, milli elektro-optik sistemlere sahip. 26 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen test uçuşunda ASELSAN üretimi ASELFLIR-500 hedefleme sistemi ilk kez entegre edildi ve test başarıyla tamamlandı.
Katlanabilir kanat yapısıyla dikkat çeken Bayraktar TB3′,’ün sahip olduğu kabiliyetlerle envantere girdiğinde sınıfında lider konuma yerleşmesi bekleniyor. Görüş hattı ötesi haberleşme yeteneği sayesinde çok uzun mesafelerden kumanda edilebilen milli SİHA, keşif, gözetleme ve taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra edebilecek.
Özellik
Değer
Servis Tavanı
25.000 feet
Haberleşme
LOS & BLOS
Operasyonel İrtifa
20.000 feet
Havada Kalış Süresi
21+ saat
Güç Sistemi
170 hp Turbo Dizel Motor
Kalkış/İniş/Seyir/Taksi
Otonom
Seyir – Maksimum Hız
110-130 KTAS
Azami Kalkış Ağırlığı
1.600 kg Azami Kalkış Ağırlığı Donanma Varyantında değişiklik gösterebilir
Faydalı Yük Kapasitesi
280 kg
Varyasyon
Kara ve Donanma
Faydalı Yük – Mühimmat
6 Lazer Güdümlü, INS/GPS Güdümlü, IR Güdümlü ve Havadan Havaya Mühimmatlar
Faydalı Yük – ISR
Değiştirilebilir EO/IR/LD, Çok Amaçlı AESA Radar, ELINT, Sonobuoy
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yaklaşırken, Türkiye’deki genç nesillerin geleceğine yatırım yapan ve onların dijital dünyada güvenle ilerlemelerini sağlayan yerli teknoloji girişimlerine odaklanmak istiyoruz.
Son yıllarda Türkiye’de çocukların eğitimini, yaratıcılığını ve dijital okuryazarlığını destekleyen birçok yenilikçi girişim ortaya çıktı. Bu girişimler sadece çocukların teknolojik gelişimine katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ulusal teknoloji ekosistemine de önemli değer katıyor.
Türkiye’nin genç nüfusu ve artan teknoloji kullanımı, çocuklara yönelik dijital çözümlerin geliştirilmesi için verimli bir zemin hazırlıyor. Yerli girişimciler, global trendleri yakından takip ederken, Türk kültürüne ve eğitim sistemine uygun, özgün uygulamalar geliştiriyor.
Kodlama eğitiminden içerik filtrelemeye, eğitsel oyunlardan sanal gerçeklik deneyimlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan bu girişimler, çocukların dijital dünyadaki yolculuğunu daha güvenli ve verimli hale getiriyor.
Çocukların kodlama dünyasına adım atmasını sağlayacak ve ilgi alanlarına göre seçilebilecek en etkili kodlama platformları ve uygulamaları.
Kodris Turkey
Kodris, 2017 yılında kurulan ve çocuklara kodlama öğretmeyi amaçlayan Türkiye’nin ilk yerli ve milli kodlama eğitim platformu. Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapan Kodris, 2022 yılında EBA (Eğitim Bilişim Ağı) platformuna entegre edilerek Türkiye genelindeki okullarda kodlama eğitiminin yaygınlaşmasına öncülük etti.
Kodris’in en önemli özelliklerinden biri, Türkçe arayüzü ve Türk eğitim müfredatına uygun içerikleriyle öne çıkması. Platform, sürükle-bırak mantığıyla çalışan görsel blok programlamadan başlayıp, Python gibi profesyonel programlama dillerine geçiş yapabilen kademeli bir eğitim metodu kullanıyor. 7-14 yaş arası çocuklara hitap eden Kodris, 400’den fazla ders, 100’den fazla proje ve binlerce soru ile kodlama dünyasını kapsamlı bir şekilde tanıtıyor.
Kodris’in dikkat çeken bir başka yönü, yapay zeka destekli akıllı asistan yardımıyla çocukların kendi hızlarında ilerleyebilmesi. Platform, her öğrencinin gelişimini takip ederek kişiselleştirilmiş bir öğrenme deneyimi sunuyor. Çocuklar platformda ilerledikçe rozetler kazanıyor ve bu da motivasyonlarını artırıyor.
Şirket, Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu, Afrika ve Orta Asya ülkelerine de hizmet veriyor. 2023 yılında Türkiye’deki 3 milyondan fazla öğrenciye ulaşmayı başaran Kodris, 2024’te yeni oyunlaştırma özelliklerini platformuna ekledi ve 3D kodlama modüllerini hayata geçirdi.
MentalUP
2015 yılında İstanbul’da kurulan MentalUP, çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini destekleyen eğitsel bir oyun platformu. Resmi olarak İngiltere merkezli London School of Economics ve Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri tarafından desteklenen platform, 150’den fazla ülkede 10 milyondan fazla kullanıcıya hizmet veriyor.
MentalUP, çocukların dikkat, hafıza, mantık, görsel zeka, dil becerileri ve sosyal zeka gibi bilişsel becerilerini geliştiren 150’den fazla oyun sunuyor. Platform, sadece eğlenceli bir deneyim sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda her çocuğun gelişimini detaylı raporlarla ebeveynlere ve öğretmenlere aktarıyor.
Girişimin en dikkat çekici özelliklerinden biri, platformdaki oyunların zorluk seviyelerinin çocuğun performansına göre otomatik olarak ayarlanması. Bu adaptif öğrenme metodolojisi sayesinde, her çocuk kendi potansiyelinin sınırlarını zorlayabiliyor. 2022 yılında “MentalUP Fiziksel” modülünü de ekleyen şirket, çocukların ekran karşısında bile fiziksel aktiviteler yapabilmesini sağlayan egzersizler sunuyor.
Global pazarda başarı kazanan MentalUP, 2021 yılında İngiliz eğitim teknolojileri şirketi Learning Lab’in %50 yatırımını aldı ve uluslararası büyümesini hızlandırdı. 2024 itibarıyla 13 dil desteği sunuyor ve özellikle İngilizce dil eğitimi modülü ile dikkat çekiyor.
Pratik Matematik
İzmir merkezli bir eğitim teknolojisi girişimi olan Pratik Matematik, 2018 yılında matematik öğretmeni ve yazılım mühendisi bir ekip tarafından kuruldu. Platform, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin matematik korkusunu yenmelerini ve bu dersi severek öğrenmelerini amaçlıyor.
Pratik Matematik’in en önemli özelliği, Türk eğitim müfredatına tamamen uyumlu olması ve öğrencilerin okulda öğrendikleri konuları pekiştirmelerine yardımcı olması. Platform, 5.000’den fazla soru, 1.000’den fazla video ders ve yüzlerce interaktif alıştırma içeriyor. Özellikle matematiğin görselleştirilmesi konusunda yenilikçi bir yaklaşım sergileyen uygulama, soyut kavramları somutlaştırarak anlama kolaylığı sağlıyor.
Yapay zeka teknolojisiyle her öğrencinin güçlü ve zayıf yönlerini tespit eden sistem, kişiselleştirilmiş öğrenme yolları sunuyor. 2022 yılında TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği alan Pratik Matematik, 2023’te 500.000 aktif kullanıcıya ulaştı ve milli eğitim okullarıyla işbirliği yaparak etki alanını genişletti.
2024 başında yeni bir özellik olarak “Matematik Koçu” adlı yapay zeka destekli bir asistan ekleyen platform, öğrencilerin sorularını anında yanıtlıyor ve problem çözme süreçlerinde rehberlik ediyor. Bu yenilikçi çözüm, özellikle pandemi sonrası artan bireysel öğrenme ihtiyacına cevap veriyor.
Kidso Play
2020 yılında Ankara’da kurulan Kidso Play, 3-8 yaş arası çocuklar için güvenli ve eğitici bir dijital oyun platformu. Girişim, çocukların dijital dünyada geçirdikleri zamanı verimli ve faydalı hale getirmeyi amaçlıyor.
Kidso Play’in dikkat çeken özelliği, içerik geliştirme sürecinde çocuk gelişim uzmanları, pedagoglar ve veri bilimcilerle işbirliği yapması. Platform, çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerini destekleyen 100’den fazla oyun ve aktivite sunuyor. Özellikle erken yaşta renkleri, şekilleri, sayıları ve harfleri öğrenmeye odaklanan içerikler, okul öncesi eğitime katkı sağlıyor.
Ebeveyn kontrol paneli ile çocukların ekran süresini yönetme ve ilerleme raporlarını görüntüleme imkanı sunan Kidso Play, 2022 yılında TOGG tarafından düzenlenen Mobilite Hackathon’unda “En İyi Çocuk İçeriği” ödülünü kazandı. 2023 yılında yatırım turu tamamlayan girişim, global pazara açılma stratejisini hızlandırdı.
2024’ün başında arttırılmış gerçeklik (AR) özelliklerini platformuna entegre eden Kidso Play, fiziksel ve dijital oyun deneyimini birleştiren yenilikçi aktiviteler sunuyor. Çocuklar tablet ya da telefonun kamerasını kullanarak gerçek dünya nesneleriyle etkileşime geçebiliyor ve öğrenme deneyimlerini zenginleştirebiliyor.
Bilişim Garaj Akademisi
2012 yılında İstanbul’da kurulan Bilişim Garaj Akademisi, Türkiye’nin ilk çocuk odaklı teknoloji eğitim merkezlerinden biri. Fiziksel atölyeler ve çevrimiçi eğitim platformuyla hizmet veren girişim, 7-17 yaş arası çocuklara kodlama, robotik, yapay zeka, 3D tasarım ve girişimcilik eğitimleri sunuyor.
Bilişim Garaj Akademisi’nin en dikkat çekici yönü, teorik eğitimin yanı sıra uygulamalı projelere büyük önem vermesi. Çocuklar, aldıkları eğitimlerle kendi oyunlarını, robot projelerini ve mobil uygulamalarını geliştirme fırsatı buluyor. Platformun “Garaj Kuluçka” programı, genç girişimcilere mentorluk ve ekosistem desteği sağlayarak projelerini hayata geçirmelerine yardımcı oluyor.
Bugüne kadar 50.000’den fazla öğrenciye ulaşan akademi, Türkiye genelinde 15 şehirde fiziksel merkezlere sahip. 2023 yılında Google.org’dan aldığı hibe desteğiyle dezavantajlı bölgelerdeki çocuklara ücretsiz kodlama eğitimleri sunmaya başladı. 2024’te “Genç Yapay Zeka Uzmanları” programını başlatan akademi, çocukların AI teknolojilerini etik ve sorumlu bir şekilde kullanmalarını öğreten bir müfredat geliştirdi.
Bilişim Garaj Akademisi ayrıca uluslararası robotik yarışmalarında Türkiye’yi temsil eden öğrenci takımlarını da destekliyor. 2023 First Lego League (FLL) dünya finallerinde akademi öğrencilerinden oluşan bir takım, inovasyon ödülünü kazanmayı başardı.
Scode
2021 yılında Ankara’da kurulan ve TÜBİTAK desteği alan Scode, çocuklara kodlama ve algoritma düşüncesi kazandırmayı amaçlayan yenilikçi bir eğitim platformu. Scode’un diğer kodlama platformlarından farkı, tamamen yerli ve milli kaynaklarla geliştirilmiş olması ve Türk kültürüne özgü karakter ve senaryolar kullanması.
Scode, blok tabanlı kodlama ile başlayıp Python ve JavaScript gibi metin tabanlı dillere ilerleyen kademeli bir eğitim metodu izliyor. Platform, çocukların motivasyonunu artırmak için bir hikaye anlatımı yaklaşımı benimsiyor; öğrenciler bir macera içinde ilerlerken kodlama becerilerini geliştiriyor.
Scode’un öne çıkan özelliklerinden biri, yapay zeka destekli öğrenme asistanı “Kodi”. Bu sanal asistan, çocuklara takıldıkları noktalarda rehberlik ediyor ve kişiselleştirilmiş ipuçları sunuyor. Platform ayrıca öğrencilerin kendi projelerini geliştirebilecekleri ve paylaşabilecekleri “Scode Stüdyo” adlı bir modül içeriyor.
2023 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalayan Scode, 100 okulda pilot uygulama başlattı ve öğretmen eğitim programları düzenledi. 2024’te kullanıcı sayısını 200.000’e çıkaran platform, özellikle kırsal bölgelerdeki çocuklara ulaşmak için mobil uygulama desteğini güçlendirdi ve çevrimdışı çalışma özellikleri ekledi.
Toyi
2017 yılında İstanbul’da kurulan Toyi, çocukların günlük hayatta kullandıkları nesneleri oyuncaklara dönüştürmelerini sağlayan yaratıcı bir fiziksel oyun platformu. Geleneksel oyuncak anlayışına yenilikçi bir bakış açısı getiren Toyi, çocukların geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularında da farkındalık kazanmasını sağlıyor.
Toyi’nin temel kiti, bağlantı parçaları, tekerlekler, ekler ve mekanizmalardan oluşuyor. Çocuklar bu parçaları kullanarak evdeki şişe, kutu, kalem gibi günlük nesneleri robotlara, araçlara veya karakterlere dönüştürebiliyor. Bu yaklaşım, sınırsız yaratıcılık potansiyeli sunarken, aynı zamanda tüketim kültürüne karşı alternatif bir bakış açısı geliştiriyor.
2019 yılında Kickstarter üzerinden başarılı bir kitle fonlaması kampanyası gerçekleştiren Toyi, 30’dan fazla ülkeye ihracat yapıyor. 2022 yılında Red Dot tasarım ödülünü kazanan girişim, 2023’te “Toyi Connect” adlı dijital uygulamasını tanıttı. Bu uygulama sayesinde çocuklar fiziksel olarak oluşturdukları oyuncaklara dijital özellikler ekleyebiliyor ve basit kodlama komutlarıyla hareketlendirebiliyor.
2024’te “Toyi Lab” isimli yeni bir kit piyasaya süren şirket, STEM eğitimine odaklanan ve çocukların temel elektronik ve mekanik kavramları öğrenmelerini sağlayan deneyler sunuyor. Toyi, fiziksel ve dijital oyun deneyimini birleştiren bu yeni yaklaşımıyla, çocukların teknoloji ile olan ilişkisine dengeli bir perspektif getiriyor.
Kidso Academy
2019 yılında İstanbul’da kurulan Kidso Academy, 6-12 yaş arası çocuklar için canlı çevrimiçi kodlama ve STEM eğitimleri sunan bir eğitim teknolojisi platformu. Kidso Academy’nin en önemli özelliği, sınıf ortamını dijital dünyaya taşıması ve interaktif, sosyal bir öğrenme deneyimi sunması.
Platform, maksimum 5-6 öğrenciden oluşan küçük gruplarla canlı dersler düzenliyor ve her çocuğun aktif katılımını sağlıyor. Müfredat, scratch gibi blok tabanlı programlama dillerinden Python ve JavaScript gibi metin tabanlı dillere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bunun yanında, robotik, yapay zeka ve oyun geliştirme gibi alanlarda da uzmanlaşma imkanı sunuyor.
Kidso Academy’nin dikkat çeken bir diğer özelliği, proje tabanlı öğrenme metodolojisi. Öğrenciler her dönem sonunda kendi geliştirdikleri bir projeyi sunuyor ve gerçek dünya problemlerine teknolojik çözümler üretiyor. Bu yaklaşım, kodlama becerilerinin yanı sıra analitik düşünme, problem çözme ve sunum yeteneklerini de geliştiriyor.
2023 yılında 500.000 TL tohum yatırım alan Kidso Academy, 2024’te kullanıcı sayısını 15.000’e çıkardı ve Türkiye dışında Orta Doğu ülkelerinde de hizmet vermeye başladı. Platform ayrıca “Kadın Yazılımcılar” projesiyle kız öğrencilerin teknoloji alanına ilgisini artırmayı hedefleyen özel programlar düzenliyor.
Çocuklar İçin Yapay Zeka (AI for Kids)
2022 yılında Ankara’da kurulan Çocuklar İçin Yapay Zeka (AI for Kids), ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yapay zeka kavramlarını öğretmeyi amaçlayan yenilikçi bir eğitim girişimi. Platform, çocukların yapay zeka teknolojilerini yalnızca tüketici olarak değil, aynı zamanda geliştirici ve eleştirel düşünür olarak da deneyimlemelerini sağlayacak içerikler sunuyor.
AI for Kids’in en önemli özelliklerinden biri, yapay zeka eğitimini oyunlaştırılmış bir yaklaşımla sunması. Çocuklar, makine öğrenmesi, doğal dil işleme ve görüntü tanıma gibi temel yapay zeka konseptlerini eğlenceli projeler üzerinden keşfediyor. Platform, Scratch tabanlı AI blokları, Google’ın Teachable Machine aracı ve MIT’nin App Inventor platformu gibi çocuk dostu araçları kullanıyor.
2023 yılında Microsoft Türkiye’nin desteğiyle 100 devlet okulunda pilot uygulamalar başlatan AI for Kids, öğretmenlere yönelik yapay zeka eğitimi kılavuzları da geliştirdi. 2024’te TÜBİTAK 1512 programından destek alan girişim, “Etik AI” adlı yeni bir modül ekledi ve çocukların yapay zeka teknolojilerinin etik boyutlarını anlamalarını sağlayan senaryolar ve tartışma platformları oluşturdu.
Çocuklar İçin Yapay Zeka, özellikle dezavantajlı bölgelerdeki çocukların da bu teknolojilere erişebilmesi için “AI Erişilebilirlik” programını başlattı ve düşük maliyetli AI eğitim kitleri geliştirdi. Platform, 2024 ortasında mobil uygulamasını da kullanıma sunmayı ve yapay zeka eğitimini Türkiye genelinde daha fazla çocuğa ulaştırmayı hedefliyor.
Digiage
2020 yılında İstanbul’da kurulan Digiage, çocukların dijital dünyada güvenliğini sağlamaya odaklanan yenilikçi bir teknoloji girişimi. Platform, ebeveynlere çocuklarının çevrimiçi aktivitelerini yönetme, koruma ve eğitme konusunda kapsamlı çözümler sunuyor.
Digiage’in en dikkat çekici özelliği, yapay zeka destekli içerik filtreleme teknolojisi. Bu teknoloji, çocukların yaş gruplarına uygun olmayan içerikleri otomatik olarak engelliyor ve potansiyel çevrimiçi tehlikelere karşı gerçek zamanlı koruma sağlıyor. Platform ayrıca siber zorbalık ve dijital ayak izi konularında erken uyarı sistemleri içeriyor.
Girişim, sadece koruma odaklı değil, aynı zamanda eğitici bir yaklaşım da benimsiyor. Digiage’in “Dijital Vatandaşlık” programı, çocuklara internet etiği, dijital haklar ve sorumluluklar, eleştirel düşünme ve medya okuryazarlığı gibi konularda eğitimler sunuyor.
2023 yılında 2 milyon TL tohum yatırım alan Digiage, 2024’te kullanıcı sayısını 50.000’e çıkardı ve özellikle okullara yönelik kurumsal çözümler geliştirdi. Platform, okullardaki bilgisayar laboratuvarlarında ve tabletlerde kullanılabilen bir güvenlik altyapısı sunuyor ve öğretmenlere sınıf içi dijital içerik yönetimi konusunda destek oluyor.
Digiage, 2024’ün başında “Dijital Ebeveynlik Akademisi” adlı yeni bir modül ekledi ve ebeveynlere çocuklarının dijital dünyasını anlamaları ve yönlendirmeleri konusunda eğitimler sunmaya başladı. Bu akademi, ebeveynlerin teknolojik gelişmeler karşısında kendilerini güncel tutmalarını ve çocuklarıyla sağlıklı bir dijital ilişki kurmalarını amaçlıyor.