Android 17 Tasarımı Sızdı!

Google’ın bir sonraki mobil işletim sistemi sürümü olması beklenen Android 17 bildirim paneli ile ilgili heyecan verici sızıntılar ortaya çıktı. Uzun süredir teknoloji kulislerinde konuşulan bir özellik, bu sızıntılarla birlikte ilk kez net bir şekilde görüntülendi. Android kullanıcı arayüzü, bildirimler ve hızlı ayarlar arasında köklü bir ayrıma giderek kullanıcı deneyimini yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Bu değişiklik, özellikle büyük ekranlı telefonların ve katlanabilir cihazların kullanımını kolaylaştırmayı hedefliyor gibi görünüyor.

Android 17 Bildirim Paneli ve Hızlı Ayarlar Ayrılıyor

Sızdırılan bilgilere göre, Android 17’nin Ayarlar menüsünde, “Bildirimler ve Hızlı Ayarlar” başlığı altında kullanıcılara iki farklı seçenek sunulacak. Bu, Google’ın kullanıcılara arayüz üzerinde daha fazla kontrol imkanı tanıma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Kullanıcılar, alışkanlıklarına ve cihazlarının ekran boyutuna göre en uygun düzeni seçebilecekler.

Sunulacak seçenekler şunlar olacak:

  • Ayrı: Bu modda, ekranın üst sağ tarafından aşağı doğru kaydırma hareketi Hızlı Ayarlar panelini açacak. Ekranın sol üst tarafından yapılan kaydırma ise bildirimleri görüntüleyecek. Bu yapı, bazı diğer üreticilerin arayüzlerinden ve iOS’ten tanıdık gelebilir.
  • Birleşik (Klasik): Mevcut Android sürümlerinden alıştığımız klasik düzeni tercih edenler için bu seçenek korunacak. Ekranın üst kısmından yapılan tek bir kaydırma hareketi, hem bildirimleri hem de hızlı ayarları bir arada sunan paneli açmaya devam edecek.

Bu esneklik, Google’ın farklı kullanıcı beklentilerine hitap etme çabasını gösteriyor. Özellikle tek elle kullanımı zorlaştıran büyük ekranlı telefonlarda, ekranın farklı köşelerinden farklı panellere erişim sağlamak, ergonomi açısından önemli bir avantaj sunabilir.

Android 17 ayarlar menüsünde ayrı ve birleşik panel seçeneği

Yeni Arayüzün Detayları ve Görsel Değişiklikler

Sızıntılar sadece işlevsel ayrımı değil, aynı zamanda bu yeni panellerin tasarımlarını da gözler önüne seriyor. “Ayrı” mod etkinleştirildiğinde, kullanıcıları görsel olarak da yenilenmiş bir deneyim bekliyor. Sol taraftan açılan bildirim paneli, mevcut tasarıma büyük ölçüde sadık kalsa da, üst kısımda oldukça büyük ve belirgin bir saat göstergesi dikkat çekiyor. Ayrıca, tarih ve durum çubuğu simgeleri, köşelere yerleştirilmiş hap şeklindeki pillerin içine alınarak daha modern bir görünüm elde edilmiş.

Android 17 ayrı bildirimler paneli tasarımı

Bununla birlikte, asıl büyük değişiklik Hızlı Ayarlar tarafında yaşanıyor. Ekranın sağ tarafından aşağı kaydırıldığında açılan Hızlı Ayarlar, artık tam ekranı kaplamak yerine bir kart veya sayfa (sheet) görünümünde açılıyor. Bu panelin üst kısmında daha küçük bir saat, operatör bilgisi, ayarları düzenleme, ayarlar menüsüne gitme ve güç menüsü kısayolları yer alıyor. Bu tasarım, önemli kontrollere daha hızlı erişim sağlarken ekranın geri kalanını kapatmayarak daha akıcı bir his yaratıyor.

Android 17 yeni Hızlı Ayarlar paneli tasarımı

En dikkat çekici yeniliklerden biri ise parlaklık kaydırıcısının hemen altına eklenen yeni ses seviyesi kaydırıcısı. Bu, kullanıcıların ses ayarlarını yapmak için artık fiziksel tuşlara veya ses menüsüne girmelerine gerek kalmadan, doğrudan Hızlı Ayarlar üzerinden kontrol sağlayabilmeleri anlamına geliyor. Kaydırıcının yanındaki üç nokta simgesinin ise medya, alarm, zil sesi gibi tüm ses denetimlerini içeren tam menüyü açacağı tahmin ediliyor. Bu küçük ama etkili dokunuş, günlük kullanımda büyük kolaylık sağlayacaktır.

Android 17 Hızlı Ayarlar panelindeki yeni ses kaydırıcısı

Katlanabilir Cihazlar ve Diğer Yenilikler

Sızdırılan bilgilere göre, bu yeni “Ayrı” panel düzeni, özellikle katlanabilir cihazların büyük iç ekranları için standart hale getirilecek. Ayarlar menüsündeki bir notta, “Birleşik (klasik) görünüm, katlanabilir cihazınızın dış ekranıyla sınırlıdır” ifadesi yer alıyor. Bu, Google’ın büyük ekranlı cihazlarda çoklu görev ve erişilebilirlik deneyimini optimize etme konusundaki kararlılığını gösteriyor. Geniş bir tablette veya katlanabilir telefonun iç ekranında, bildirimler ve kontroller için ayrı alanlar olması, arayüzü daha düzenli ve kullanışlı hale getirecektir.

Ayrıca, Android 17 ile birlikte beklenen bir diğer önemli değişiklik de özel bir “Mobil Veri” Hızlı Ayarlar düğmesinin geri dönüşü. Önceki Android sürümlerinde Wi-Fi ve mobil veri tek bir “İnternet” düğmesi altında birleştirilmiş, bu da birçok kullanıcının eleştirisine neden olmuştu. Sızıntılara göre, Google bu geri bildirimi dikkate alarak, hücresel veri çubukları simgesine sahip ayrı bir Mobil Veri düğmesini ve klasik Wi-Fi simgesine sahip ayrı bir Wi-Fi düğmesini geri getiriyor. Bu, kullanıcıların internet bağlantılarını daha hızlı ve sezgisel bir şekilde yönetmelerini sağlayacak.

Android 17 bildirim panelinin detaylı görünümü

Sonuç olarak, Android 17’ye dair bu ilk sızıntılar, Google’ın hem görsel hem de işlevsel olarak önemli iyileştirmeler üzerinde çalıştığını ortaya koyuyor. Bildirim paneli ve Hızlı Ayarlar’ın ayrılması, yeni ses kontrolü ve özel mobil veri düğmesi gibi değişiklikler, Android’in kullanıcı deneyimini daha kişiselleştirilebilir, verimli ve modern bir yöne taşıma potansiyeline sahip. Bu özelliklerin son sürümde yer alıp almayacağını görmek için resmi duyuruları beklememiz gerekecek.

Honor Magic 8 Pro’nun DxOMark Puanı Açıklandı

Honor Magic 8 Pro’nun DxOMark Puanı Açıklandı

Honor Magic 8 Pro, DxOMark testlerinde aldığı yüksek puanla en iyi kameralı telefonlar arasına girdi. Fotoğraf ve video performansı haberimizde.

Peki, Android 17’nin sızdırılan yeni arayüzü hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

PlayStation Plus Ocak 2026 Oyunları Sızdı

Merakla beklenen PlayStation Plus Ocak 2026 oyunları, resmi duyurudan önce güvenilir bir kaynak tarafından sızdırıldı. Her ay olduğu gibi oyuncuların merakla beklediği yeni oyun listesi, oyun dünyasının en isabetli sızıntılarıyla tanınan Billbil-kun tarafından paylaşıldı. Sızdırılan liste, özellikle Extra ve Premium katmanlarındaki aboneler için Resident Evil Village gibi büyük bir yapımı içeriyor ve yeni yıla güçlü bir başlangıç yapılacağının sinyallerini veriyor.

İşte Sızdırılan PlayStation Plus Ocak 2026 Oyunları

Oyun dünyasındaki sızıntılarıyla ünlenen ve bugüne kadar yaptığı paylaşımlarla neredeyse hiç yanılmayan Billbil-kun, Ocak 2026’da PlayStation Plus Game Catalog kütüphanesine eklenecek oyunları açıkladı. Bu sızıntı, Sony’nin resmi açıklamasından önce oyunculara bir ön bakış sunuyor. Paylaşılan bilgilere göre, Extra ve Premium aboneleri önümüzdeki ay birbirinden iddialı yapımlarla buluşacak. Listenin tamamı şu şekilde:

  • Resident Evil Village (PS5, PS4)
  • Like a Dragon: Infinite Wealth (PS5, PS4)
  • Expeditions: A MudRunner Game (PS5, PS4)
  • A Quiet Place: The Road Ahead (PS5)
  • art of rally (PS5, PS4)

Bu liste, farklı türlerden hoşlanan oyunculara hitap eden geniş bir yelpaze sunuyor. Korku, RPG, simülasyon ve bağımsız yarış gibi çeşitli kategorilerdeki oyunlar, Ocak ayının oyunseverler için oldukça hareketli geçeceğini gösteriyor. Sızıntıya göre bu oyunların tamamı 20 Ocak 2026 tarihinden itibaren indirilebilir olacak.

Listenin Yıldızı: Resident Evil Village

Ocak ayının en dikkat çekici oyunu şüphesiz Capcom’un ödüllü korku-gerilim yapımı Resident Evil Village. Serinin sekizinci ana oyunu olan bu yapım, Resident Evil 7’nin kahramanı Ethan Winters’ın hikayesini devam ettiriyor. Oyun, sürükleyici atmosferi, unutulmaz karakterleri (özellikle Lady Dimitrescu) ve aksiyon ile korkuyu harmanlayan yapısıyla büyük beğeni toplamıştı. Hem PS4 hem de PS5 sürümünün kütüphaneye eklenmesi, her iki konsol neslindeki oyuncuların da bu başyapıtı deneyimlemesine olanak tanıyacak. Bu ekleme, PlayStation Plus hizmetinin değerini bir kez daha ortaya koyuyor.

ps5 PS Plus

Diğer Dikkat Çeken Yapımlar

Listenin bir diğer ağır topu ise SEGA’nın geliştirdiği ve büyük bir hayran kitlesine sahip olan Like a Dragon: Infinite Wealth. Serinin en yeni halkası olan bu RPG, Ichiban Kasuga ve Kazuma Kiryu’nun Hawaii’de geçen maceralarını konu alıyor. Derin hikayesi, sıra tabanlı dövüş mekanikleri ve saatler süren içeriğiyle Infinite Wealth, RPG tutkunları için kaçırılmayacak bir fırsat. Bununla birlikte, zorlu arazi koşullarında araç kullanma deneyimi sunan Expeditions: A MudRunner Game, simülasyon meraklılarını hedefliyor. Korku filmi serisinden uyarlanan A Quiet Place: The Road Ahead ise hayatta kalma ve gerilim türünü sevenler için heyecan verici bir alternatif sunuyor. Son olarak, stilize grafikleri ve keyifli oynanışıyla öne çıkan art of rally, bağımsız yapımları ve arcade yarış oyunlarını sevenler için harika bir seçenek olarak listede yer alıyor.

Premium Abonelerine Özel Klasik Sürpriz: Ridge Racer

PlayStation Plus Premium aboneleri, Game Catalog oyunlarının yanı sıra klasik oyunlar kütüphanesine de erişim hakkına sahip. Ocak 2026’da bu kütüphaneye eklenecek oyun da sızdırıldı. Billbil-kun’a göre, PlayStation 1’in efsanevi yarış oyunu Ridge Racer, Classics kataloğuna ekleniyor. 90’lı yılların atari salonu ruhunu konsollara taşıyan bu klasik, retro oyunseverler için harika bir nostalji fırsatı sunacak. Daha önce serinin diğer oyunları olan Ridge Racer 2 ve Ridge Racer Type 4’ün de hizmete eklenmiş olması, Sony’nin bu ikonik seriyi yeniden canlandırma arzusunu gösteriyor.

Her ne kadar sızıntının kaynağı son derece güvenilir olsa da, bu listenin henüz resmi olmadığını ve Sony’nin son dakika değişiklikleri yapabileceğini unutmamak gerekiyor. PlayStation Plus Ocak 2026 oyunlarının tam ve resmi listesinin 14 Ocak Çarşamba günü Sony tarafından duyurulması bekleniyor. Ancak mevcut liste, abonelerin yeni yılda kütüphanelerine ekleyeceği oyunlar konusunda oldukça heyecan verici bir tablo çiziyor.

Arc Raiders Hediye Dağıtıyor!

Arc Raiders Hediye Dağıtıyor!

Arc Raiders satış rakamı 12 milyona ulaştı. Embark Studios bu başarıyı kutlamak için oyunculara altın çekiç dağıtıyor.

Peki, PlayStation Plus Ocak 2026 oyunları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Bozulmadıysa Dokunma: Windows 2000 Halen Kullanılıyor

Teknoloji dünyası yapay zekayı, kuantum bilgisayarları ve Windows 11’in en son güncellemelerini tartışırken, dünyanın dört bir yanındaki kritik altyapılarda adeta bir zaman yolculuğu yaşanıyor.

Geçtiğimiz günlerde Portekiz’deki tren istasyonlarında görüntülenen bir bilet makinesinde, Microsoft’un tam 26 yıl önce piyasaya sürdüğü Windows 2000 Professional işletim sisteminin çalıştığı ortaya çıktı.

Bozulmadıysa Dokunma

Demiryolu ağları gibi yüksek güvenlik standartlarına sahip sistemlerde, kullanılan her bir yazılım ve donanım bileşeni yıllarca süren testlerden ve sertifikasyon süreçlerinden geçer. Bir trenin kontrol paneli veya bir istasyonun bilet otomatı için kullanılan sistem bir kez “güvenli” olarak tescillendiğinde, onu güncellemek demek, milyonlarca dolarlık yeni bir sertifikasyon sürecini en baştan başlatmak anlamına geliyor.

Windows 2000, modern sistemlerin aksine oldukça düşük donanım gereksinimlerine sahiptir. Örneğin, bugün bir Windows 11 çalıştırmak için GB’larca RAM gerekirken, Windows 2000 sadece 64 MB RAM ile tıkır tıkır çalışabilmektedir. Bu durum, 30 yıl ömrü olan tren vagonları ve istasyon donanımları için Windows 2000’i adeta “bozulmadıysa dokunma” gibi bir seçenek haline getiriyor.

Almanya’da Kullanıyor

Windows 2000 bu şaşırtıcı direnci sadece Portekiz ile sınırlı değil. Avrupa’nın demiryolu devi olan Almanya’nın ulusal demiryolu operatörü Deutsche Bahn (DB), geçtiğimiz dönemlerde yayınladığı bir iş ilanıyla teknoloji dünyasını hayretler içinde bırakmıştı. Şirket, yüksek hızlı trenlerinde (ICE) kullanılan ekran sistemlerini yönetmek için Windows 3.11 ve MS-DOS konusunda uzmanlaşmış bir sistem yöneticisi arıyordu.

Bu durumun temel sebebi, trenlerin ve istasyon tabelalarının ömrünün bilgisayar yazılımlarından çok daha uzun olmasıdır. Bir lokomotif 30-40 yıl boyunca hizmet verecek şekilde tasarlanırken, yazılım dünyası her 5 yılda bir kabuk değiştiriyor. Demiryolu şirketleri için bu cihazları internetten izole bir şekilde (air-gapped) çalıştırmak, siber güvenlik risklerini minimize ederken, operasyonel devamlılığı da garanti altına alıyor.

2030 Yılında Son Bulabilir

Buna rağmen, bu eski sistemlerin sonsuza kadar kullanılması mümkün değil. Donanım parçalarının bulunabilirliğinin azalması ve bu sistemlerden anlayan uzmanların emekli olması, demiryolu şirketlerini zorlu bir kararın eşiğine getiriyor.

Teknoloji Yazarlarından Windows’a Veda

Teknoloji Yazarlarından Windows’a Veda

Teknoloji yazarları, veri gizliliği ve AI endişeleriyle Windows 11'i bırakıp Linux'a geçiyor. İşte CachyOS ve oyun performansıyla dikkat çeken o değişim.

Modernizasyon çalışmaları kapsamında sistemlerin QNX tabanlı daha modern ve güvenli altyapılara taşınması planlansa da, tam geçişin 2030’lu yılları bulacağı tahmin ediliyor. O zamana kadar, biletinizi alırken veya tren saatlerini kontrol ederken, arka planda o tanıdık Windows 2000 arayüzünün sessizce çalışmaya devam ettiğini bilmek, teknoloji meraklıları için hoş bir nostalji kaynağı olmaya devam edecek.

Google Veo 3.1 ile Dikey Video Desteği Geldi

Google, yapay zeka tabanlı video oluşturma modeli Veo için önemli bir güncellemeyi kullanıcılarına sundu. Gemini uygulaması üzerinden erişilebilen Google Veo 3.1, içerik üreticilerinin işini kolaylaştıracak dikey video formatı ve gelişmiş yaratıcı kontrol özellikleriyle dikkat çekiyor. Artık sosyal medya odaklı içerikler üretmek ve karakter tutarlılığını sağlamak çok daha pratik hale geliyor.

Dikey videolar artık standart hale geliyor

Yeni güncellemenin en çarpıcı özelliği, sosyal medya platformlarının vazgeçilmezi olan dikey (9:16) video desteğinin gelmesi oldu. Kullanıcılar artık Gemini uygulamasına dikey bir fotoğraf yükleyip Video seçeniğini seçtiklerinde, yapay zeka bu görseli orijinal en-boy oranını bozmadan videoya dönüştürebiliyor. İster devasa bir gökdelen çekimi olsun ister sosyal medya için hızlı bir kurgu, Veo 3.1 görüntü oranlarını otomatik olarak koruyarak ek bir kırpma işlemine gerek bırakmıyor.

Bu özellik, özellikle TikTok, Instagram Reels ve YouTube Shorts gibi platformlar için içerik üretenlerin iş akışlarını hızlandırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, statik görsellerini saniyeler içinde hareketli ve paylaşıma hazır videolara dönüştürebilecek.

Daha az komutla daha yaratıcı sonuçlar

Google, Veo 3.1 ile birlikte “Ingredients to Video” (Malzemelerden Videoya) özelliğini de bir üst seviyeye taşıdı. Yapay zeka, referans görselleri artık çok daha etkili bir şekilde analiz ederek karakterlerin ve sahnelerin tutarlılığını koruyabiliyor. Bu sayede ortam değişse bile karakteriniz aynı kalıyor veya sahne içindeki objeler dönüştürülürken görsel bütünlük bozulmuyor.

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple Creator Studio paketi duyuruldu. Final Cut Pro, Logic Pro ve Pixelmator Pro gibi uygulamalar tek abonelikte birleşiyor.

Karmaşık sahnelerde üstün kontrol

Yeni model, farklı elementleri birleştirme konusunda da önemli iyileştirmeler sunuyor. Karakterler, nesneler, dokular ve stilize arka planlar artık çok daha uyumlu bir şekilde harmanlanıyor. Üstelik tüm bu karmaşık işlemler için sayfalarca komut (prompt) yazmaya gerek kalmıyor; Veo 3.1, daha kısa ve basit komutlarla çok daha dinamik ve ilgi çekici çıktılar üretebiliyor.

Peki, Google Veo 3.1 güncellemesi ve dikey video özelliği hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Adım Adım IMEI Öğrenme Rehberi

Her cep telefonunun tıpkı insanlar gibi kendine özgü bir kimlik numarası bulunur. International Mobile Equipment Identity kelimelerinin baş harflerinden oluşan IMEI, 15 haneli eşsiz bir sayı dizisidir. Bu numara, cihazın garanti takibi, çalıntı durumu kontrolü ve yasal kayıt işlemleri için hayati önem taşır.

IMEI Sorgulama Rehberi: Telefonun IMEI Numarası Nasıl Öğrenilir?

Telefonunuzun IMEI numarasını öğrenmenin en hızlı ve evrensel yolu arama ekranını kullanmaktır. Telefonunuzun arama kısmına gelerek *#06# kodunu tuşlamanız yeterlidir. Arama tuşuna basmanıza gerek kalmadan, IMEI numarası ekranda otomatik olarak belirecektir. Çift hatlı telefonlarda ekranda iki farklı IMEI numarası görebilirsiniz.

IMEI sorgulama, IMEI öğrenme, IMEI numarası nerede yazar, telefonda IMEI bakma, *#06#, e-Devlet IMEI kontrol

Bir diğer yöntem ise telefonun ayarlar menüsünü kullanmaktır. Eğer iPhone kullanıyorsanız, Ayarlar > Genel > Hakkında yolunu izleyerek IMEI bilgisini görebilirsiniz. Android cihazlarda ise genellikle Ayarlar > Telefon Hakkında veya Ayarlar > Sistem bölümünde bu bilgi yer alır. Buradaki numarayı kopyalayarak sorgulama işlemlerinde kullanabilirsiniz.

IMEI sorgulama, IMEI öğrenme, IMEI numarası nerede yazar, telefonda IMEI bakma, *#06#, e-Devlet IMEI kontrol

Telefonunuz açılmıyorsa veya ekranı kırıksa fiziksel kontroller devreye girer. Cihazın orijinal kutusunun üzerinde yer alan barkodlu etikette IMEI numarası mutlaka yazar. Ayrıca bazı yeni nesil telefonların SIM kart tepsisi üzerinde de bu numara lazerle işlenmiş olabilir.

Android RAM Temizliği Nasıl Yapılır?

Android RAM Temizliği Nasıl Yapılır?

Telefonunuz yavaşladı mı? Yerleşik araçlar ve uygulamalarla Android RAM temizliği nasıl yapılır öğrenin, cihazınızı hemen hızlandırın.

Son olarak, öğrendiğiniz bu numarayı mutlaka e-Devlet üzerindeki “IMEI Sorgulama” hizmeti ile kontrol etmelisiniz. Bu sayede cihazın yasal olarak kayıtlı olup olmadığını veya çalıntı kaydı bulunup bulunmadığını teyit edebilirsiniz. İkinci el telefon alırken kutu üzerindeki numara ile cihazın içindeki numaranın eşleşmesi güvenlik açısından şarttır.

Siz ikinci el bir cihaz satın alırken IMEI kontrolü ve eşleşmesi yapıyor musunuz? Yorumlarda dikkat ettiğiniz hususları paylaşabilirsiniz.

Aselsan Piyasa Değeri 30 Milyar Doları Aşarak Rekor Kırdı

Türk savunma sanayisinin dev ismi Aselsan piyasa değeri bakımından tarihi bir eşiği daha geride bıraktı. Şirket, 30 milyar dolar sınırını aşan ilk Türk firması olmayı başararak büyük bir rekora imza attı.

Rekor kıran Aselsan piyasa değeri ve borsa başarısı

Borsa İstanbul’da işlem gören şirketin hisseleri, yatırımcıların yoğun ilgisiyle son dönemde ciddi bir yükseliş ivmesi yakaladı. Hisseler 215,10 TL seviyesini test ederek tüm zamanların en yüksek rakamlarına ulaştı. Bu yükselişle birlikte şirketin toplam değeri 30,2 milyar dolara kadar tırmandı. Bu önemli gelişme, Türk teknoloji ve sanayi sektörü için kritik bir dönüm noktası anlamını taşıyor.

Küresel savunma devleri arasında yükseliş sürüyor

Şirket sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, dünya genelinde de dikkat çekici bir konuma sahip bulunuyor. “Defense News Top 100” listesinde 42. sırada yer alan kurum, küresel pazardaki payını her geçen gün artırıyor. Geliştirdiği ileri teknoloji sistemler sayesinde birçok farklı ülkeye yüksek katma değerli ihracat yapıyor. Bu uluslararası başarılar, şirketin finansal tablolarına da doğrudan olumlu yansıyor.

ASELSAN

Gelecek vizyonu ve yeni teknoloji hedefleri

Yerli ve milli üretim hamlesinin en önemli oyuncularından olan şirket, yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Yeni nesil haberleşme sistemlerinden radar teknolojilerine kadar geniş bir alanda faaliyetlerini genişletiyor. Ayrıca Ar-Ge çalışmalarına ayrılan dev bütçe, şirketin sürdürülebilir büyümesini garanti altına alıyor. Uzmanlar, bu güçlü büyüme ivmesinin önümüzdeki dönemlerde de sürmesini bekliyor.

Peki, Aselsan’ın bu tarihi başarısı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Galaxy S26 Ultra Tasarımı Kılıf Sızıntısıyla Ortaya Çıktı

Merakla beklenen Samsung Galaxy S26 Ultra tasarımı, piyasaya sürülen yeni bir kılıf sayesinde bir kez daha netlik kazandı. Teknoloji dünyasının gündemine oturan bu yeni sızıntı, telefonun kamera modülü ve genel hatları hakkında daha önceki söylentileri doğrulayarak, cihazın son halini büyük ölçüde gözler önüne seriyor.

Samsung Galaxy S26 Ultra Tasarımı Nasıl Olacak?

Sızdırılan kılıf görselleri, Galaxy S26 Ultra’nın en dikkat çekici tasarım değişikliklerinden birinin kamera bölümünde olacağını gösteriyor. Önceki modellerin aksine, bu yeni modelde üç kamerayı dikey olarak bir araya toplayan tek ve oval bir kamera adası bulunuyor. Bu değişiklik, cihazın arka yüzüne daha modern ve bütüncül bir görünüm kazandırıyor.

Samsung Galaxy S26 Ultra yeni kılıf tasarımı
Samsung Galaxy S26 Ultra kamera detayı
Samsung Galaxy S26 Ultra kılıf sızıntısı

Samsung Galaxy S26 Ultra kılıf görüntüleri

Tasarımda öne çıkan bir diğer önemli detay ise cihazın köşeleri. Gelen bilgilere göre S26 Ultra, bugüne kadarki en yuvarlak köşeli Ultra modeli olacak. Bu durum, telefonun daha ergonomik bir tutuş hissi sunmasını sağlayabilir. Ayrıca, bu yuvarlak köşe yapısının sadece Ultra modeline özgü olmayacağı, tüm S26 serisinde standart bir tasarım dili olarak benimseneceği de belirtiliyor.

Manyetik Şarj Desteği ve Diğer Detaylar

Sızdırılan kılıfın özellikleri arasında manyetik kablosuz şarj desteği de yer alıyor. Ancak bu noktada bir belirsizlik mevcut. Manyetik şarj özelliğinin doğrudan telefonun kendisinde mi bulunacağı, yoksa bu işlevin sadece kılıf aracılığıyla mı sağlanacağı henüz net değil. Samsung’un bu konuda Apple’ın MagSafe teknolojisine benzer bir adım atıp atmayacağı merak konusu.

Galaxy S26 Ultra kılıfının diğer görüntüleri
Galaxy S26 Ultra yan profilden görünüm
Galaxy S26 Ultra kılıf detayları

Samsung Galaxy S26 Ultra’nın kılıf içindeki diğer görüntüleri

Peki, yeni Samsung Galaxy S26 Ultra tasarımı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Apple Uygulamaları Tek Pakette!

Apple, içerik üreticileri ve profesyoneller için heyecan verici bir adım atarak Apple Creator Studio adını verdiği yeni abonelik paketini resmen duyurdu. Bu yeni paket, şirketin en güçlü yaratıcı yazılımlarını uygun bir aylık ücret karşılığında tek bir çatı altında topluyor.

Aylık abonelik ücreti ve içerik detayları

28 Ocak’ta kullanıma sunulacak olan paketin aylık ücreti 12.99 dolar, yıllık ücreti ise 129 dolar olarak belirlendi. Öğrenciler ve eğitimciler ise bu pakete aylık sadece 2.99 dolar ödeyerek sahip olabilecek. Yeni aboneler için bir aylık ücretsiz deneme süresi de bulunuyor.

Paket kapsamında kullanıcılar; Mac ve iPad üzerinde Final Cut Pro, Logic Pro ve Pixelmator Pro’ya erişim sağlayabilecek. Ayrıca Mac için Motion, Compressor ve MainStage uygulamaları da pakete dahil. Bunlara ek olarak Keynote, Pages ve Numbers uygulamaları için premium içerikler sunulurken, ilerleyen dönemde Freeform uygulamasının da pakete ekleneceği belirtildi.

Uygulamalara gelen yeni özellikler

Apple bu duyuruyla birlikte popüler uygulamalarına gelen yenilikleri de tanıttı. Final Cut Pro, sesleri bulmak için Transcript Search ve anları tarif ederek bulmayı sağlayan Visual Search özelliklerine kavuşuyor. iPad sürümüne ise hızlı kurgu için Montage Maker özelliği ekleniyor.

2024 yılında Apple tarafından satın alınan Pixelmator Pro ise ilk kez iPad’e gelerek tam Apple Pencil desteği sunacak. Logic Pro tarafında ise Synth Player ve doğal dil ile arama yapma gibi yetenekler kullanıcıları bekliyor.

Adobe Firefly GPT-Image 1.5 Desteğine Kavuştu

Adobe Firefly GPT-Image 1.5 Desteğine Kavuştu

Adobe Firefly GPT-Image 1.5 güncellemesi yayınlandı. Pro ve Premium üyelere özel sınırsız üretim fırsatı başladı.

iWork ailesi ve yapay zeka desteği

Creator Studio aboneliği, Pages, Numbers ve Keynote uygulamalarında İçerik Merkezi’ni açarak yüksek kaliteli stok fotoğraflara ve grafiklere erişim sağlıyor. Ayrıca Keynote için metin taslaklarından sunum oluşturma gibi beta yapay zeka özellikleri de kullanıma sunulacak. Apple, bu uygulamaların tek seferlik satın alma seçeneklerinin Mac App Store’da devam edeceğini, iWork uygulamalarının ücretsiz sürümlerinin de kalacağını not düştü.

Peki, Apple Creator Studio paketi ve fiyatlandırması hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Xiaomi 17 Max Özellikleri ile Şov Yapacak

Xiaomi, amiral gemisi serisine bomba gibi bir model eklemeye hazırlanıyor. Mevcut Xiaomi 17, 17 Pro ve Ultra modellerinin yanına katılması beklenen yeni cihazla ilgili ilk sızıntılar, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Sızdırılan bilgilere göre, yakında tanıtılması beklenen Xiaomi 17 Max özellikleri, özellikle batarya ve performans konusunda rakiplerini geride bırakacak iddialı donanımlar içeriyor. Bu yeni model, akıllı telefon kullanım alışkanlıklarını kökten değiştirebilecek potansiyele sahip.

Sızdırılan Xiaomi 17 Max Özellikleri Neler?

Güvenilir kaynaklardan gelen ilk bilgilere göre Xiaomi 17 Max, standartların çok ötesinde bir donanım paketiyle geliyor. Cihazın en dikkat çeken yanı, şüphesiz batarya kapasitesi ve şarj teknolojileri. Xiaomi, bu modelle birlikte akıllı telefonlarda sıkça karşılaşılan şarj sorununu tarihe gömmeyi hedefliyor gibi görünüyor. İşte sızdırılan ve heyecan yaratan o özellikler:

  • Devasa Batarya: Tam 8.000 mAh kapasiteli bir batarya.
  • Hızlı Şarj: 100W kablolu ve 50W kablosuz şarj desteği.
  • Yeni Nesil İşlemci: Gücünü henüz duyurulmamış Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga setinden alması bekleniyor.
  • Gelişmiş Kamera: Optik yakınlaştırma için bir periskop telefoto kamera.
  • Tasarım Farkı: Diğer Pro modellerinin aksine arka ekrana sahip olmaması.

Bu özellikler, Xiaomi 17 Max’in sadece bir amiral gemisi değil, aynı zamanda belirli kullanım senaryolarına odaklanan niş bir güç merkezi olacağını gösteriyor. Özellikle mobil oyuncular, içerik üreticileri ve yoğun telefon kullanan profesyoneller için bu telefon ezber bozan bir seçenek olabilir.

Batarya Teknolojisinde Yeni Bir Çağ: 8.000 mAh Ne Anlama Geliyor?

Günümüz amiral gemisi telefonlarında ortalama batarya kapasitesi 5.000 mAh civarında seyrederken, Xiaomi 17 Max’in 8.000 mAh gibi devasa bir batarya ile geleceği iddiası, sektördeki tüm dengeleri değiştirebilir. Bu kapasite, teorik olarak standart bir kullanıcı için iki, hatta üç günlük bir kullanım süresi anlamına gelebilir. Yoğun kullanımda bile, kullanıcıların gün sonunda şarj endişesi yaşamadan telefonlarını kullanabilmesi mümkün olacaktır. Bu durum, özellikle uzun seyahatler yapan, sürekli dışarıda olan ve priz bulma imkanı kısıtlı olan kişiler için büyük bir avantaj sunar.

Ayrıca, bu denli büyük bir bataryanın varlığı, telefonun yüksek performans gerektiren görevlerde (örneğin 4K video kaydı veya yüksek grafikli oyunlar) bile uzun süreler boyunca kesintisiz çalışmasını sağlar. Xiaomi’nin bu hamlesi, diğer üreticileri de batarya kapasitelerini artırma yönünde teşvik edebilir ve akıllı telefonlarda yeni bir standart belirleyebilir. Bununla birlikte, 100W kablolu ve 50W kablosuz şarj desteği sayesinde bu devasa bataryanın çok kısa sürelerde doldurulabilmesi, kullanılabilirlik açısından kritik bir öneme sahiptir. Kullanıcılar, saatlerce şarj başında beklemek yerine, dakikalar içinde günlerce yetecek güce kavuşabilir.

Performans ve Kamera: Gücünü Nereden Alacak?

Xiaomi 17 Max’in kalbinde, Qualcomm’un bir sonraki nesil amiral gemisi işlemcisi olması beklenen Snapdragon 8 Elite Gen 5‘in yer alacağı söyleniyor. Henüz resmi olarak duyurulmamış bu işlemcinin, yapay zeka işlemleri, enerji verimliliği ve ham işlem gücü konularında önemli iyileştirmeler sunması bekleniyor. 8.000 mAh’lik batarya ile birleştiğinde, bu verimli işlemci sayesinde telefonun performans ve pil ömrü dengesi mükemmel bir seviyeye ulaşabilir. Bu güç, en zorlu oyunları en yüksek ayarlarda akıcı bir şekilde oynamayı ve çoklu görevleri sorunsuzca yönetmeyi mümkün kılacaktır.

Kamera tarafında ise periskop telefoto lens iddiası dikkat çekiyor. Periskop kamera teknolojisi, akıllı telefonların ince gövdesinde yüksek seviyede optik yakınlaştırma (zoom) yapılmasına olanak tanır. Bu sayede kullanıcılar, dijital zoom’un neden olduğu kalite kaybı olmadan, çok uzaktaki nesneleri bile net bir şekilde fotoğraflayabilir. Xiaomi’nin bu teknolojiyi 17 Max modeline entegre etmesi, cihazın fotoğrafçılık yeteneklerini de üst seviyeye taşıyacağını gösteriyor.

Tasarım konusunda ise ilginç bir detay var. Serinin diğer üst düzey modelleri olan 17 Pro ve 17 Pro Max’te bulunması beklenen arka mini ekranın, 17 Max modelinde yer almayacağı belirtiliyor. Bu strateji, Xiaomi’nin 17 Max’i daha çok ham güç, performans ve batarya ömrüne odaklanan, daha işlevsel bir cihaz olarak konumlandırmak istediğini düşündürüyor. Ayrıca bu kararın, cihazın maliyetini daha makul bir seviyede tutma amacı taşıması da muhtemel. Son olarak, telefonun ilk etapta yalnızca Çin pazarında satışa sunulabileceği yönündeki iddialar, global pazardaki teknoloji meraklılarını biraz üzebilir, ancak ilerleyen zamanlarda global versiyonun da çıkma ihtimali her zaman var.

Honor Magic 8 Pro’nun DxOMark Puanı Açıklandı

Honor Magic 8 Pro’nun DxOMark Puanı Açıklandı

Honor Magic 8 Pro, DxOMark testlerinde aldığı yüksek puanla en iyi kameralı telefonlar arasına girdi. Fotoğraf ve video performansı haberimizde.

Peki, Xiaomi 17 Max hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Ay’da Otel Projesi için Rezervasyonlar Başladı

İnsanlığın uzay macerasında yeni bir perde aralanıyor. GRU Space adında iddialı bir girişim, bilim kurgu filmlerini aratmayan vizyonuyla dikkatleri üzerine çekiyor ve şimdiden tarihe geçecek bir adım atıyor. Şirket, geliştirmekte olduğu Ay’da otel projesi için ilk rezervasyonları almaya başladığını duyurdu. 250.000 dolardan başlayan depozito bedelleriyle, Ay yüzeyinde konaklama hayali kuranlar için ilk somut fırsat sunulmuş oldu. Bu cesur girişim, uzay turizminin geleceğini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor ve Ay’ı sadece bilimsel bir üs değil, aynı zamanda bir turizm destinasyonu haline getirmeyi hedefliyor.

Ay’da Otel Projesi Nedir ve Arkasında Kim Var?

Peki, bu akıllara durgunluk veren projenin arkasındaki güç kim? GRU Space, henüz yolun çok başında olan ancak vizyonuyla şimdiden büyük ses getiren bir şirket. Şirketin kurucusu ise Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’den yeni mezun olmuş genç bir mühendis olan Skyler Chan. Chan’in özgeçmişi, genç yaşına rağmen oldukça etkileyici. Tesla’da araç yazılımı üzerine staj yapmış ve NASA tarafından finanse edilen bir 3D yazıcının uzaya fırlatılması projesinde yer almış. Bu deneyimler, ona uzay endüstrisinin dinamiklerini yakından tanıma fırsatı sunmuş.

Chan, uzay endüstrisinin büyük ölçüde iki ana sütun üzerinde yükseldiğini fark etti: ABD hükümeti gibi devlet kurumları ve milyarderler tarafından finanse edilen özel şirketler. Ancak bu hizmetlerin nihai müşterisinin kim olacağı sorusu zihnini meşgul ediyordu. Bu noktada, uzay turizmini Ay’a taşıyarak üçüncü ve sürdürülebilir bir ticari sütun yaratma fikri doğdu. Chan’a göre, “Kanıtlanmış bir pazar olan turizmi Ay’a genişletebilir ve oradaki ilk oteli inşa edebiliriz. Ay’da oteli inşa ettikten sonra yollar, depolar ve üsler gibi diğer yapıları da kurabiliriz. Sonra bunu Mars’ta tekrarlayabiliriz.”

Ay'da otel projesinin konsept tasarımı

Bu vizyon, sadece bir konaklama tesisi inşa etmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. GRU Space (Galactic Resource Utilization – Galaktik Kaynak Kullanımı), adından da anlaşılacağı gibi, uzun vadede Ay, Mars ve asteroitlerden kaynak çıkararak insanlığın uzaydaki genişlemesini beslemeyi hedefliyor. Şirket, bu büyük hedefe ulaşmak için ilk ve en mantıklı adımın, ticari bir cazibe merkezi yaratmak olduğuna inanıyor. Bu nedenle, Ay’da otel projesi, sadece bir başlangıç noktası olarak görülüyor.

Projenin Aşamaları ve Zaman Çizelgesi

Bu planların sadece bir hayal olmadığını gösteren en önemli kanıtlardan biri, GRU Space’in şimdiden Silikon Vadisi’nin en prestijli girişim hızlandırıcılarından biri olan Y Combinator‘dan tohum yatırımı almış olması. Bu destek, projenin hem finansal hem de stratejik olarak sağlam bir temele oturtulmasına yardımcı olacak. Şirketin yol haritası oldukça net ve aşamalı bir ilerleme öngörüyor:

  • 2029 – İlk Görev: Ticari bir Ay iniş aracıyla 10 kg’lık bir yük gönderilecek. Bu görevde, şişirilebilir bir yapı teknolojisi test edilecek ve jeopolimerler kullanılarak Ay toprağından (regolit) “Ay tuğlaları” üretme kabiliyeti sergilenecek.
  • İkinci Görev: Ay yüzeyindeki bir çukura daha büyük bir şişirilebilir yapı indirilecek. Bu aşamada, kaynak geliştirme yeteneklerinin daha büyük ölçekli bir testi yapılacak.
  • 2032 – İlk Otel: Aynı anda dört misafire kadar konaklama imkanı sunacak olan ilk şişirilebilir otel modülünün fırlatılması hedefleniyor.
  • Gelecek Vizyonu: Bu ilk yapıların ardından, Ay tuğlaları kullanılarak inşa edilecek ve San Francisco’daki Güzel Sanatlar Sarayı’ndan ilham alan çok daha büyük ve lüks bir otelin yapımına geçilecek.

Peki, SpaceX’in Starship gibi devasa iç hacme sahip ve kanıtlanmış yaşam destek sistemleri sunan bir araç varken, Ay’da ayrı bir otele neden ihtiyaç duyulsun? Skyler Chan bu soruyu net bir analojiyle yanıtlıyor: “SpaceX, bizi oraya götürecek olan FedEx’i inşa ediyor. Ama orada kalmaya değer bir varış noktası olmalı.” Chan’a göre, insanlığın gezegenler arası bir tür haline gelmesi için çözülmesi gereken temel sorun, dünya dışı yerleşimdir. “Kuzey Amerika’ya yelken açan o ilk gemide yaşayan herkesi tutamayız, değil mi? Bugün içinde yaşadığımız yolları, yapıları ve ofisleri inşa etmeliyiz.”

Uzay Turizminin Geleceği ve Zorluklar

GRU Space’in projesi, uzay turizminin geleceği hakkında heyecan verici bir tablo çizse de, önünde aşılması gereken devasa zorluklar bulunuyor. Radyasyondan korunma, güvenilir yaşam destek sistemlerinin sürdürülebilirliği, Ay’ın aşırı sıcaklık farklarına dayanıklı yapılar inşa etme ve en önemlisi, tüm bu operasyonların astronomik maliyeti gibi konular, projenin en büyük sınavları olacak. Bununla birlikte, teknolojinin hızla ilerlemesi ve Starship gibi yeniden kullanılabilir fırlatma sistemlerinin maliyetleri düşürme potansiyeli, bu tür iddialı projeleri on yıl öncesine göre çok daha ulaşılabilir kılıyor.

Sonuç olarak, GRU Space’in Ay’da otel projesi, cesur bir vizyonun ve somut bir iş planının birleşimi olarak öne çıkıyor. Rezervasyonların açılması, bu projenin sadece kağıt üzerinde kalmayacağının, ticari bir gerçekliğe dönüştürülmek istendiğinin en net göstergesi. Belki de birkaç on yıl içinde, Dünya’ya Ay’daki bir otelin penceresinden bakmak, sadece seçkin astronotların değil, maceraperest gezginlerin de yaşayabileceği bir deneyim haline gelecektir.

Peki, bu iddialı Ay’da otel projesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Makyajlı Yeni Peugeot 408’e Yakından Bakıyoruz

Peugeot, 408 modelini ilk kez görücüye çıkardığında ona tek bir kelimeyle hitap etmişti: “Unexpected” yani Beklenmedik. Gerçekten de otomobil dünyasında segmentleri birbirine karıştıran, ezber bozan bir silüetle karşımıza çıkmıştı. Şimdi ise bu iddialı tasarım, çok daha modern dokunuşlar ve geleceğin motor teknolojileriyle tazelendi. Bugün; hem elimizdeki bu performans canavarının, yani 240 beygirlik Plug-in Hybrid versiyonun detaylarına ineceğiz, hem de Türkiye yollarında fırtına gibi esmeye hazırlanan yeni Hibrit üniteyi konuşacağız.

Tasarımda Işık Oyunları: Aslanın Yeni İmzası

Gelin, söze yenilenen ön panjurdan başlayalım. Peugeot artık sadece bir logo değil, ışıklı bir mücevher taşıyor. Izgaranın üstünde, farlara kadar uzanan boydan boya ışıklı hat, araca çok daha geniş ve vakur bir duruş katmış. Gövde rengiyle kusursuzca bütünleşen üç boyutlu yapı ve o meşhur “aslan dişleri” artık daha ince, daha keskin ve çok daha teknolojik duruyor.

Asıl sürpriz ise arka tarafta. Peugeot tarihinde bir milat yaşanıyor: Bagaj kapağındaki ‘PEUGEOT’ yazısı artık ışıklandırılmış bir formda karşımızda. Gece sürüşlerinde bu detayın yarattığı aura, 408’i yoldaki tüm araçlardan ayıracak cinsten.

Bir Renkten Daha Fazlası: Flare Green

Şu an ekranda gördüğünüz bu özel renk: Flare Green. Güneşte parıldayan bir sarıya, gölgede ise derin bir orman yeşiline bürünen adeta bukalemun karakterli bir boya. 408’in o keskin ve kaslı hatlarını vurgulamak için daha iyi bir seçenek olamazdı. Bu fütüristik görselliği, hibrit modellere özel 19 inçlik Adakite jantlar harika bir şekilde tamamlıyor.

Aracın her iki yanındaki depo kapakları dikkatinizi çekmiştir. Bu bir Plug-in Hybrid olduğu için; bir taraftan yakıtınızı doldururken, diğer taraftan bataryanızı şarj ederek elektrikli sürüşün sessizliğine adım atıyorsunuz.

Kabinde Dijital Devrim: i-Cockpit Evrimi

İç mekana geçtiğimizde o ikonik i-Cockpit bizi yine heyecanla karşılıyor. Kompakt ve sportif direksiyon yerini koruyor ancak dijital dünyada işler değişmiş. Gösterge panelinin grafikleri tamamen modernize edilmiş. GT versiyonlarından hatırladığımız o meşhur 3D derinlik algısı, artık çok daha akıcı ve tepkisel çalışıyor.

Orta konsoldaki özelleştirilebilir i-Toggles tuşları, dijital birer kısa yol gibi elinizin altında. Malzeme kalitesindeki artış ise hissedilir seviyede; yeni döşemeler ve kişiselleştirilebilir ambiyans aydınlatmasıyla içerideki “premium” algısı bir üst lige taşınmış.

Arka koltuklar ise 408’in gizli silahı. 2.79 metrelik aks mesafesi, bir SUV’un ferahlığıyla bir fastback’in şıklığını aynı potada eritiyor. Sunulan diz mesafesi ise sınıf standartlarını yeniden tanımlıyor.

Performans ve Verimlilik: Güç Sende Artık!

Gelelim bu özel versiyonun kalbine: Peugeot 408 Plug-in Hybrid 240. 180 beygirlik benzinli motora eşlik eden 92 kW’lık elektrik motoru, toplamda 240 beygir güç ve muazzam bir tork üretiyor. e-DCS7 şanzıman ise bu gücü tekerleklere ipek yumuşaklığında aktarıyor. Şehir içinde yaklaşık 85 kilometre boyunca sadece elektrikle, hiç benzin yakmadan süzülebilirsiniz. Eğer ev-iş rotanız bu sınırlar içindeyse, akaryakıt istasyonlarına veda etmeye hazırlanın!

Peugeot sadece bununla da kalmadı; tamamen elektrikli E-408 de aileye katıldı. 213 beygir güç ve 456 kilometrelik menziliyle, uzun yolculuklara da göz kırpan çevreci bir alternatif olmuş.

Türkiye’nin Yeni Favorisi: 145 HP Hibrit

Peki, Türkiye yollarında en çok hangisini göreceğiz? İşte burası çok kritik. Ülkemize ilk etapta giriş yapacak olan versiyon; 145 beygirlik Mild Hybrid (MHEV) seçenek olacak.

1.2 litrelik PureTech ünitenin 48V hibrit teknolojisiyle harmanlandığı bu motor, dışarıdan şarja ihtiyaç duymadan kendi kendini şarj ediyor. Şehir içi trafiğinde sürüş sürenizin %50’sini tamamen elektrik modunda geçirebilirsiniz. Bu da yakıt tüketimini 5 litre seviyelerine indirerek hem cebinizi hem de doğayı koruyor. Performanstan ödün vermeden ekonomik kalabilmek, 408’in Türkiye’deki en büyük satış başarısı olacak gibi görünüyor.

2026 Tesla Model Y: 7 Koltuk ve Yeni Özellikler Geldi!

Uzun bir bekleyişin ardından Tesla, en çok satan elektrikli SUV modeli için merakla beklenen güncellemeyi nihayet duyurdu. 2026 Tesla Model Y, özellikle geniş ailelerin ve daha fazla yolcu kapasitesine ihtiyaç duyan kullanıcıların yüzünü güldürecek yedi koltuklu oturma düzeni seçeneğinin geri dönüşüyle sahneye çıktı. Yaklaşık bir yıldır süren söylentiler ve beklentiler, ABD pazarında sunulan bu yenilikle son buldu. Ancak güncellemeler sadece ekstra koltuklarla sınırlı değil; Tesla, premium donanım seviyelerine yönelik bir dizi kozmetik ve teknolojik iyileştirme de ekleyerek Model Y’nin cazibesini artırmayı hedefliyor.

2026 Tesla Model Y ile Gelen En Büyük Yenilik: 7 Koltuk

Yenilenen Model Y’nin en dikkat çekici ve en çok konuşulan özelliği, şüphesiz üçüncü sıra koltuk seçeneğinin yeniden sunulmasıdır. 2025’in başlarında yapılan tasarım yenilemesi sırasında ABD’deki konfigüratörden kaldırılan bu opsiyon, artan talep üzerine yeniden listelere eklendi. Geniş aileler veya sık sık ek yolcu taşıma ihtiyacı duyanlar için bu gelişme büyük bir önem taşıyor. Tesla, bu opsiyon için 2.500 dolarlık bir ek ücret talep ediyor. Bu fiyat, bir SUV’u yedi kişilik bir aile aracına dönüştürmek için makul bir yatırım olarak görülebilir.

Ancak bu özelliğe sahip olmak isteyen alıcıların dikkat etmesi gereken önemli bir kısıtlama bulunuyor. Tesla, yedi koltuklu konfigürasyonu yalnızca Premium Dört Çeker Uzun Menzil (Premium All-Wheel-Drive Long Range) modelinde sunuyor. Bu durum, daha uygun fiyatlı Standart versiyonu tercih eden kullanıcıların bu opsiyondan yararlanamayacağı anlamına geliyor. Dolayısıyla, ekstra yolcu kapasitesi isteyenlerin aynı zamanda premium güç aktarma organları ve daha uzun menzil için de bütçe ayırması gerekiyor. Bu strateji, Tesla’nın daha yüksek kar marjına sahip üst donanım paketlerinin satışını teşvik etme amacını taşıyor olabilir.

Üçüncü Sıra Koltukların Pratikliği ve Boyutları

Yedi kişilik oturma kapasitesi kulağa harika gelse de, aracın iç mekanında fiziksel bir büyüme yaşanmadığını belirtmek gerekir. 2026 Model Y, standart boyutlarını koruyor: 4.750 mm uzunluk ve 2.890 mm aks mesafesi. Aracın gövdesi uzatılmadığı için, en arkadaki diz ve baş mesafesi önceki versiyonlarda olduğu gibi oldukça kısıtlı kalmaya devam ediyor. Bu nedenle üçüncü sıra, yetişkinlerden çok çocuklar için uygun bir alan sunuyor. Yetişkinler, bu koltuklarda ancak çok kısa mesafeli yolculuklarda rahat edebilirler. Bu durum, Model Y’nin üçüncü sırasını acil durumlar veya kısa şehir içi gezileri için pratik bir çözüm haline getiriyor, ancak uzun aile tatilleri için ideal bir seçenek olmayabilir.

Bu noktada önemli bir karışıklığı gidermek gerekiyor. ABD pazarındaki bu güncelleme, Ağustos 2025’te Çin’de piyasaya sürülen ve “Model YL” olarak bilinen versiyon ile aynı değil. Çin pazarına özel olarak geliştirilen bu model, “2+2+2” düzeninde altı kişilik bir oturma kapasitesine sahip. Daha da önemlisi, Çin versiyonunda ikinci sırada kaptan koltukları bulunuyor ve gerçek bir diz mesafesi sunabilmek için aracın aks mesafesi 152 mm uzatılmış durumda. CEO Elon Musk, uzatılmış Model YL’nin ABD pazarına gelip gelmeyeceğinin belirsiz olduğunu, gelse bile bunun 2026’nın sonlarını bulabileceğini belirtmişti. Şimdilik, Amerikalı alıcılar standart uzunluktaki gövdeye sıkıştırılmış üçüncü sıra koltuklarla yetinmek durumunda kalacak.

2026 Tesla Model Y iç mekan ve yeni ekran

Premium Donanımda Kozmetik ve Teknolojik İyileştirmeler

Tesla, yedi koltuk seçeneğinin yanı sıra “Premium” donanım seviyesini daha çekici hale getiren çeşitli dokunuşlar da ekledi. İç mekandaki en belirgin değişikliklerden biri, tavanı kaplayan kumaşta yapıldı. Daha önce tüm Model Y ve Model 3 araçlarında açık gri bir malzeme kullanılırken, artık Premium donanımlı 2026 Model Y’ler siyah tavan döşemesi ile geliyor. Bu koyu renkli malzeme, kabine daha bütüncül, lüks ve sportif bir hava katıyor. Eski açık renge göre iç mekanın geri kalanıyla çok daha iyi bir uyum sağlıyor.

Teknolojik güncellemeler arasında ise yeni bir merkezi ekran yer alıyor. Aracın kontrol merkezi olmaya devam eden bu ekran, artık daha yüksek çözünürlüklü 16 inçlik bir ünite olarak karşımıza çıkıyor. Daha önce sadece Performance modelinde ve Çin’deki Model YL’de bulunan bu büyük ekran, artık ABD’deki tüm Premium donanımlarda standart olarak sunuluyor. Bu, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve araca daha modern bir his katan önemli bir yükseltmedir.

2026 Tesla Model Y üçüncü sıra koltuklar

Dış tasarımda ise Tesla, araca daha “gizli” ve agresif bir görünüm kazandıran küçük ama etkili değişiklikler yapmış. Eski krom gümüş rengindeki marka ve model amblemleri, artık siyah renkte geliyor. Buna ek olarak, opsiyonel olarak sunulan 20 inçlik “Helix” jantlar da güncellendi. Önceki yıllarda kullanılan daha açık gümüş rengi yerine artık koyu gri bir kaplamaya sahipler. Bu küçük dokunuşlar, aracın genel estetiğini olumlu yönde etkiliyor.

2026 Tesla Model Y yeni 20 inç jantlar

Sonuç olarak, 2026 Model Y güncellemesi, devrimsel bir yenilikten ziyade mevcut formülü iyileştiren bir makyaj niteliği taşıyor. Ancak bu değişiklikler, kullanıcıların bazı şikayetlerini ve taleplerini doğrudan karşılıyor. Siyah tavan döşemesi ve daha büyük ekran, Premium donanım seviyesine görsel bir değer katarken, yedi koltuk seçeneğinin geri gelmesi, geniş aileler için önemli bir işlevsellik sunuyor. Bu güncelleme, Tesla’nın rekabetin yoğun olduğu elektrikli SUV pazarındaki liderliğini sürdürmesine yardımcı olacak stratejik bir hamle olarak değerlendirilebilir.

Peki, 2026 Tesla Model Y hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!