Teknoloji Haberleri - ShiftDelete.Net
Reklam
Reklam

Resident Evil 6 İnceleme

Ana sayfa /

Resident Evil serisinin köklerine döndürüleceğini açıklayan Capcom, bu sayede serinin hayranlarını büyük beklenti içerisine sokmayı başarmıştı hatırlarsanız.

Uzun süren bekleyiş sona erdi ve Capcom, Resident Evil 6‘yı oyunseverlerin beğenisine sundu. Bakalım gerçekten de istedikleri etkiyi yaratabilmişler mi?

Reklam
Reklam

Senaryo

İsterseniz oyunun hikayesiyle başlayalım. Resident Evil 6’ya kronolojik olarak baktığımızda 2012  yılının Aralık ayında, Edonia adlı eyaletin Güney Slav bölgesinde geçtiğini görüyoruz.

Edonia’nın Özgürlük Ordusu adı altındaki ordusunun paralı askerlerinden olan Jake Muller, ki kendisi Albert Wesker’ın oğlu oluyor, ordudan bir bioterörist saldırı sırasında kaçmayı başarıyor. Jake yolculuğu boyunca Sherry Birkin ile partner olarak yoluna devam ediyor.

{pagebreak::2}

Aynı zamanda Chris Redfield ve Piers Nivans’tan oluşan bir ekip de, Ada Wong tarafından saldırıya uğramalarının acısını çıkarmaya çalışıyor. Ada Wong, Chris Redfield’ın başında bulunduğu BSAA(Bioterrorism Security Assessment Alliance)’nın neredeyse her görevlisini C-Virus enjekte ederek öldürmüş durumda. Öldürmek demek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama en azından yaratıklara dönüştürdüğünü söyleyebilirim.

Bu olayların ardından altı ay geçmiştir ki, Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı Adam Benford, 1998 yılında (ilk Resident Evil’da gerçekleşen olaylar) meydana gelen facianın arkasındaki gerçekleri tüm dünyaya açıklamaya karar verir.

Bu sırada başkanın sağ kolu olarak Leon S. Kennedy görev yapmaktadır ve yardımına A.B.D. Gizli Servisi’nden Helena Harper’da katılır. Başkan açıklamasını yapamadan önce evine bir bioterörizmsaldırısı gerçekleşir ve Leon S. Kennedy’de bu olayların arkasında yer alanları çözmek için harekete geçer, tabii önce başkanı öldürmesi gerekmektedir.

Resident Evil 6 işte böyle karmaşık olaylar zinciri ile başlasa da, oyunda yer alan 6 oynanabilir karakterin de iç içe geçen senaryoları sayesinde rahatlıkla kontrolünüz altına giriyor diyebilirim. Senaryo açısından gerçekten iyi bir iş çıkarıldığını da söylemem gerekiyor çünkü çapraz kurgu ile gerçekleşen olaylar sinema filmi tadını oyunsevere hemen hissettiriyor.

{pagebreak::3}

Oyun tasarımı

Oyuna ilk başladığınızda karşınıza oynanabilir olarak üç farklı senaryo modu çıkıyor. Bu da altı farklı karakterle oyunu oynama şansı tanıyor. Oyunu ister tek kişi olarak yanınıza yapay zekayı alarak oynayabilir, isterseniz iki kişi aynı konsolda, isterseniz de internet üzerinden birileriyle oynayabilirsiniz.

Bunun haricinde Resident Evil 6‘ya başladığınızda, oynanışın tamamen çizgisel bir hat üzerinde ilerlediğini hemen farkedebiliyorsunuz. Oynanışta yenilik adına Resident Evil 5’ten bu yana gelen tek şey oldukça can sıkıcı olan Quick Time Event yani bir tuşa bir anda basmanızı gerektiren olaylar.

Oyunda fazlasıyla başarısız QTE yer alıyor ve bu da oyuncuyu resmen oyun atmosferinden koparıveriyor. İki kişilik oynanış konusunda da hiçbir yenilik yok. Partnerler birbirlerini korumak dışında kapıları açmak ya da haritanın iki farklı yerinde bulunan düğmelere aynı anda basmak suretiyle oyunu oynuyorlar. Resident Evil 5‘ten bir arpa boyu yol alamamış olmaları gerçekten üzücü.

Her karakterin dört farklı bölümü ve bunların da kendi içlerinde altı ya da yedi farklı ufak parçası olduğunu hatırlatalım. Her bölümün oynanışı neredeyse bir saatten uzun bir süreye tekabül ediyor.

Oyuna eklenen yeni bir sistem, silahlarınızı güçlendirebildiğiniz ve yetenek kazanabildiğimiz sistem. Bu sistemde yetenek elde edebilmek için ise oyunda zombileri ve düşmanları öldürmeli, kutuları parçalamalı ve üstlerinden düşen deneyim heykelciklerini toplamalısınız.

Son olarak Mercenaries sisteminin de geri geldiğini hatırlatalım.

{pagebreak::4}

Oynanış

Resdient Evil 4 ile birlikte gelen omuz üstü açıdan TPS oynanışı Resident Evil serisi için bir devrim olarak nitelendirilse de, pek de başarılı olmadığını söyleyebiliriz.

Çoğu durumda sağınızı solunuzu göremeyecek ve deliler gibi kamerayı çevirirken bulacaksınız. Tabii zombilerin bazı durumlarda dibinizde bile olsalar saldırmamak gibi huyları olduğundan bu konuda pek sıkıntı yaşamayabilirsiniz.

Oyuna yeni eklenen oynanış unsurlarından biri de kombo sistemi ve ‘finishing moves’ yani bitiriş hareketleri. Yakın dövüşü çok daha anlamlı hale getiren bu sistem sayesinde ilginçtir ki 4-5 kurşunu kafasına yemesine rağmen ölmeyen bir zombiyi tek bir uçan tekmeyle kafasını patlatmak suretiyle öldürebiliyoruz.

Sağlığımız için ilkyardım spreyleri ve bitkiler dururken, biraz daha değiştirilmiş bir sistemle karşımıza çıkıyor. Oyunda sahip olduğumuz envantere yerleşen bitkileri birbirleriyle eskiden olduğu gibi kombine edebiliyoruz fakat bu güçlerini artırmak yerine yalnızca miktarlarını artırmış oluyor. Tabii yerden tasarruf ettiğinizi ve çantanızda sahip olduğunuz yerlerin çok önemli olduğunu da hatırlatalım.

{pagebreak::5}

Gelelim yapay zekaya. Zombilerin zeka sahibi olmalarını beklemiyorum tabii ama nedense üç adım mesafede yanyana durup halay çekebilecek kadar samimi olabiliyoruz kendileriyle ve bu da oldukça rahatsız edici bir durum.

Tabii bazen 10 metreden üzerinize uçan zombileri de göreceğiniz için aslında iyi ve kötü burada birbirini dengelemiş oluyor diyebilirim.

Özellikle dar alanlarda zombilerin camlardan pencerelerden dahi içeri giriyor olmaları insan üzerinde ciddi bir stres yaratıyor çünkü arkanızı kapalı bir duvara vermediğiniz sürece her an arkanızdan bir saldırıya maruz kalabiliyorsunuz. Aslında bu stres seviyesinin yüksekliği, serinin ilk oyunlarında da mevcuttu ve Capcom bu konuda iyi bir iş çıkarmış diyebilirim.

Tabii oynanışın biraz daha zorlaşmış olduğu da bir gerçek. Fakat oyunda bulmaca benzeri olaylar pek yer almadığından, saf aksiyon dolu bir oynanışa hazır olmanızı tavsiye ediyorum.

Son olarak oyuna eklenen ve nedenini hiç anlayamadığım ‘yön bulma’ tuşunu da kırasım geldiğini belirteyim. Sanki zekasız bir bireymişiz muamelesi yapıldığını düşündüren bu tuşu neden oyuna eklediklerini gidip tek tek sormak istiyorum cidden.

{pagebreak::6}

Grafik – Ses – Atmosfer

Resident Evil 6‘nın en güçlü yanlarından biri de grafikleri. Dışarıdan bakıldığında oldukça şahane görünen grafikler, hangi platforma oynarsanız oynayın oldukça tatmin edici sonuçlar veriyor.

Özellikle sinematiklerin gerçekten bir Hollywood filmi tadında hazırlanması da etkileyici olmuş diyebilirim. Türkiye’de hala bu tarz animasyonların yapılamıyor olması gerçekten bizim adımıza oldukça üzücü diye de ekleyeyim.

Ses ve atmosfer konusunda da Capcom‘un iyi bir iş çıkardığı ortada. Özellikle karakter seslendirmeleri üzerinde fazlasıyla emek harcanmış. Saçma sapan hiçbir diyalog ile karşılaşmadığım için Capcom’a sesler ve seslendirme konusunda tam puan vermek durumundayım.

Atmosfer yaratımını da zaten Hollywoodvari bir şekilde çözen Capcom, oyunun görsel ve işitsel bölümünde eksiksiz bir iş çıkarmış diyebilirim.

{pagebreak::7}

Köprüden önce son çıkış


Capcom, Resident Evil 6’nın senaryo ve görselliği açısından oldukça iyi bir iş çıkarmış. Zaten Resident Evil 4’ten Resident Evil 5’e geçişte inanılmaz bir grafiksel sıçrama yaşanmıştı. Bu kez öyle devasa bir zıplama beklemeyin ama oldukça geliştirildiğini söyleyebilirim.

Oynanış konusuna geldiğimizde aksiyon oyunlarını sevenler, TPS sevenler için bulunmaz bir nimet olduğunu söyleyebilirim. Bol bol aksiyon, bol bol QTE, bol da dramaya sahip bir senaryonuz olunca sizden mutlusu olmayacaktır.

TPS sevmeyen Resident Evil hayranları içinse bu oyun bir hayal kırıklığı olmaktan öteye gidemeyecektir. Nerede bizim bulmacalarımız? Nerede sabit kameramız? Nerede arkamızdan beklemediğimiz anda fırlayan zombilerimiz, yaratıklarımız?

Nerede bu oyunun o karanlık havası? Nerede o ilk zombiyle karşılaştığımızda yaşadığımız hisler? Örümceklerin yuvasına girdiğimizde tüylerimizin diken diken oluşunu ne çabuk unuttunuz? Dev arılar, dev timsahlardan bahsetmeme gerek var mı sizce?

İşte Resident Evil’ı Resident Evil yapan hiçbir unsurun yer almadığı bir Resident Evil oyunu ile daha karşı karşıyayız diyebilirim. Yanlış anlaşılma olmasın, oyun kötü değil ama benim derdim oyunun iyi olup olmadığı değil. Resident Evil olup olmadığı..

7.5/10

Artılar: Seslendirmeler, atmosfer ve grafikler oldukça iyi. Altı farklı karakterin yer alması uzun süreli oynanış sağlıyor. Resident Evil’ın eski oyunlarına göndermeler içeriyor.

Eksiler: Oldukça fazla Quick Time Event var ve hepsi de birbirinden başarısız. Oynanış konusunda aşırı çizgisellik var. Eski Resident Evil’lardan eser yok denebilir.

:: Resident Evil 6’yı oynamayı düşünüyor musunuz?

Reklam
Reklam

Yorum Ekleyin


Reklam
Reklam