Çok sevdiğim ve hiç unutmadığım bir fıkradır. Dilim döndüğünce aktarmaya çalışayım.
Zaman Haçlı Savaşları zamanı. Yıllar süren savaştan bıkan bir asker yaralandım numarasına yatıp, savaş alanından kaçmış. Kaçmış ama başka bir ülkede yol bilmez, iz bilmez.
Günler geceler aç bilaç yürümüş durmuş. Derken gecenin birinde bakmış ilerde ışık var. Artık son bir gayret ışığa yürümüş. Koskoca bir derebeyi şatosu.
Son dermaniyle bağırmış, aman dilemiş.
Nöbetçiler almış bizim zavallıyı götürmüşler derebeyinin huzuruna.
Derebeyi "Nedir?" diye sormuş.
Bizim gariban da ne desin?
"Aziz Efendimiz, savaştan geliyorum, savaşı kazandık ama yolumu kaybettim." demiş.
Derebeyi pek sevinmiş, hemen yanına almış.
Zaten şatoda asilzadelerle ziyafet sofrasındalar bizimkine de sunmuş sofrasını.
Bizimki yumulmuş, az ondan,az bundan derken tıkabasa yemiş.
Derebeyi :
"Doydun mu?" diye sorunca, eğilip, etek öpmüş,
"Sağolasınız Asaletmaap." demiş.
Derebeyi :
"Ne demek?" demiş. "Bizim için canı bahasına savaşan bir askerimizi aç mı bırakacaktık?"
Sonra bizimkinin kulağına eğilmiş.
"Kaç yıldır savaşıyorsun asil savaşçı?" diye sormuş.
Bizimki:
"Beş yılı aşkındır Soylu Efendimiz." diye sallamış.
Derebeyi :
"Sen bunca yıldır kadınsız da kalmışsındır." demiş.
"Eh! Evet, Efendimiz." demiş bizimkisi.
Derebeyi hemen el çırpmış.
Gelen odalıklardan birini gösterip,
"Al." demiş. "Gönül eğlendirmek hakkın."
Bizimki kırılıp, büzülmüş.
"Aman Efendimiz, ne demek? Haddim olmaz." filan diye gevelemiş.
Derebeyi :
"Önemli değil." demiş. "Ülkesi için bunca yıl kendisini feda eden senin gibi değerli bir askere az bile."
Uzatmayalım. Bizimki almış odalıklardan birini,çıkmışlar odanın birine.
Aşağıya döndüklerinde Derebeyi :
"Nasıl?" demiş. "Kesti mi?"
Bizimkisi utanıp, sıkılmış.
"Anladım." demiş derebeyi. "Al bir tane daha, bak rahatına."
Böylece bizimkisi almış başka bir odalığı çıkmış yukarı.
İndiğinde,
"Nasıldı? Rahatladın mı?" diye sormuş yine derebeyi.
"Sağolasınız Aziz Efendimiz. Çok iyiydi." demiş.
Derebeyi yine elini çırpmış. Yarı beline kadar çıplak yarma gibi bir adam gelmiş huzura.
"Bu da bizim Hans." demiş derebeyi. "O da mutlu edilmeyi bekliyor."
Bizimkisi durumu kavrayınca koşmuş, mazgaldan şatonun çevresindeki su kanalına atlamış. Başlamış kaçmaya.
O kaçmış, Hans kovalamış. O kaçmış, Hans kovalamış.
Derken bakmış ilerde bir ışık.
Hemen ışığa doğru koşmuş. Bakmış bir kilise. Papaz diz çökmüş dua ediyor.
Bizimkisi nefes nefese :
"Aman." demiş. "Rahip Efendi, ne olursun yardım et. Hans peşimde."
Rahip dönmüş, cübbesini sıyırmış.
"Eh!" demiş. "Hep Hans kovalar, ben yakalarım.
Zaman Haçlı Savaşları zamanı. Yıllar süren savaştan bıkan bir asker yaralandım numarasına yatıp, savaş alanından kaçmış. Kaçmış ama başka bir ülkede yol bilmez, iz bilmez.
Günler geceler aç bilaç yürümüş durmuş. Derken gecenin birinde bakmış ilerde ışık var. Artık son bir gayret ışığa yürümüş. Koskoca bir derebeyi şatosu.
Son dermaniyle bağırmış, aman dilemiş.
Nöbetçiler almış bizim zavallıyı götürmüşler derebeyinin huzuruna.
Derebeyi "Nedir?" diye sormuş.
Bizim gariban da ne desin?
"Aziz Efendimiz, savaştan geliyorum, savaşı kazandık ama yolumu kaybettim." demiş.
Derebeyi pek sevinmiş, hemen yanına almış.
Zaten şatoda asilzadelerle ziyafet sofrasındalar bizimkine de sunmuş sofrasını.
Bizimki yumulmuş, az ondan,az bundan derken tıkabasa yemiş.
Derebeyi :
"Doydun mu?" diye sorunca, eğilip, etek öpmüş,
"Sağolasınız Asaletmaap." demiş.
Derebeyi :
"Ne demek?" demiş. "Bizim için canı bahasına savaşan bir askerimizi aç mı bırakacaktık?"
Sonra bizimkinin kulağına eğilmiş.
"Kaç yıldır savaşıyorsun asil savaşçı?" diye sormuş.
Bizimki:
"Beş yılı aşkındır Soylu Efendimiz." diye sallamış.
Derebeyi :
"Sen bunca yıldır kadınsız da kalmışsındır." demiş.
"Eh! Evet, Efendimiz." demiş bizimkisi.
Derebeyi hemen el çırpmış.
Gelen odalıklardan birini gösterip,
"Al." demiş. "Gönül eğlendirmek hakkın."
Bizimki kırılıp, büzülmüş.
"Aman Efendimiz, ne demek? Haddim olmaz." filan diye gevelemiş.
Derebeyi :
"Önemli değil." demiş. "Ülkesi için bunca yıl kendisini feda eden senin gibi değerli bir askere az bile."
Uzatmayalım. Bizimki almış odalıklardan birini,çıkmışlar odanın birine.
Aşağıya döndüklerinde Derebeyi :
"Nasıl?" demiş. "Kesti mi?"
Bizimkisi utanıp, sıkılmış.
"Anladım." demiş derebeyi. "Al bir tane daha, bak rahatına."
Böylece bizimkisi almış başka bir odalığı çıkmış yukarı.
İndiğinde,
"Nasıldı? Rahatladın mı?" diye sormuş yine derebeyi.
"Sağolasınız Aziz Efendimiz. Çok iyiydi." demiş.
Derebeyi yine elini çırpmış. Yarı beline kadar çıplak yarma gibi bir adam gelmiş huzura.
"Bu da bizim Hans." demiş derebeyi. "O da mutlu edilmeyi bekliyor."
Bizimkisi durumu kavrayınca koşmuş, mazgaldan şatonun çevresindeki su kanalına atlamış. Başlamış kaçmaya.
O kaçmış, Hans kovalamış. O kaçmış, Hans kovalamış.
Derken bakmış ilerde bir ışık.
Hemen ışığa doğru koşmuş. Bakmış bir kilise. Papaz diz çökmüş dua ediyor.
Bizimkisi nefes nefese :
"Aman." demiş. "Rahip Efendi, ne olursun yardım et. Hans peşimde."
Rahip dönmüş, cübbesini sıyırmış.
"Eh!" demiş. "Hep Hans kovalar, ben yakalarım.