İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. SDN Konu Dışı
  4. Konu Dışı
Konu Dışı

Engellediklerimiz....

yrg2625.07.20117 cevap1.491 görüntüleme
2011'den beri46 mesaj
#1



‘Engelli’ diyoruz onlara.

Kimisi Görme Engelli, kimisi Yürüme, kimisi İşitme..

Kimisi doğuştan, kimisi sonradan…

Diğer insanlardan biraz daha farklı olmalarından dolayı ‘normal’ dediğimiz insanların dışında kalıveriyorlar.
Şehir düzeni, yaşama düzeni tamamiyle sağlıklı insanlara göre düzenlenmiş.

Genç ve sağlıklı insanların sokağa çıkmaya hakkı var sadece. Merdivenler, kaldırımlar, mağazalar, evler hep onlar için.

Sanki diğerleri bizden değil. Onlar başka bir dünyanın çocukları sanki. O başka dünyadan buraya yollanmışlar.
Bu dünyada da evlerine tıkılmış halde kalsınlar, mümkünse ortalara çıkıp kimselerin gözüne görünmesinler, canımızı sıkmasınlar, bizi rahatsız etmesinler istercesine onlara herşeyi yasak etmişiz sessizce. Engellerle doldurmuşuz hayatlarını.

Oysa ki onlar da hepimiz gibi geldiler bu dünyaya. Gözlerinin görmüyor olması, bedenlerinde bir farklılık olması ne onların tercihi, ne de ailelerinin. Herkes öncelikle sağlıklı olmak ister. İster de bu her zaman mümkün olamaz.

Bu engellilik kendi başımıza geldiği andan itibaren hiç farkında olmadığımız o dünyanın içinde ne kadar kısıtlayıcı şartlar olduğunu görüveririz.

Daha önceleri hiç farkında olmadan koşa koşa inip çıktığımız o merdivenlerin bir basamağını çıkmanın dahi ızdırap haline geldiğini; bir meyveyi soyarken, bir bardak çay koyarken, giyinirken soyunurken tek bir parmağa bile ne kadar ihtiyacımız olduğunu anlarız o zaman.

Çevredeki sesleri duyup görememeyi, ya da görüp duyamamayı, konuşamamayı, anlatamamayı hayal edin bir an.

Bacaklarınızdan birini kullanılmayacak şekilde bağlayın bir gün, bir gün bir kolunuzu kullanmayın. Gözünüz bağlı olsun bir gün gün boyu. Ya da hiçbir şey duymayacak kadar tıkayın kulaklarınızı. O gün içinde yaşanacak sıkıntılar belki biraz anlatır bunun ne demek olduğunu.

Engellediklerimize katıldığımız o gün, engellerle dolu bu dünyaya isyan bayrağını açacağızdır eminim.

Bu insanlar ve aileleri bunca sıkıntıyla boğuşurken bizlerden istedikleri nelerdir?

Devletin zirvesinden tek tek her bireye kadar hepimizin bu durumdan kendisine bir pay çıkartması gerekmez mi?

Onlara acımayalım, arada sırada yaptığımız yardımlarla kendi kendimize yardımsever yaftası yapıştırmayalım.
O insanları sürekli yardım bekleme ezikliğinden kurtaralım. Biz onların da bizimle aynı ortamlarda bulunmalarını sağlayalım, onlara farklı insan muamelesi yapmayalım. Günlük hayatın içinde olabilsinler. Gitmek istedikleri yerler onlar için birer kâbusa dönüşmesin.

Kendilerine uygun herhangi bir işte çalışıp kendilerine yetmeyi öğrenebilsinler. Çalışamayacak durumda olanlar için güvenli yerler olsun. Aileleri sonsuza kadar yanlarında olamayacak olan bu insanlar, aileleri kendilerine bakamayacak hale geldiklerinde hep birlikte evlerinde çürümeye mi mahkûm olsunlar?

Onlara tekerlekli sandalyeler hediye ediyoruz da o sandalyelerin geçebileceği yollar var mı diye hiç düşünmüyoruz. Bebek arabasıyla bile zorlandığımız caddelerde, kaldırımlarda tekerlekli sandalye ne kadar çözüm olabiliyor.

Belediyeler, şehir planlamacıları, mimarlar, mühendisler, toplum içinde söz sahibi ve yönlendirici her kim varsa bu engelleri kaldırmak için projeler geliştirip, bunları uygulamakla mükellef değiller midir?

Görme yetisini doğduktan sonra zaman içinde kaybetmiş dağcı ve atlet Bursalı Necdet Turhan ENGELLENMEYENLER’e en büyük örnektir. Bir insanı engellemediğimiz ve desteklediğimiz zaman neler başarabileceğinin en net göstergesidir kendisi.Bir yandan da Nilüfer Belediyesi’nde görev yapmaktadır.

Bunları da gördükten sonra bizim bütün yapacağımız Engelliler Günü’nde bir kaç süslü laf edip sonra da herşeyi unuttuğumuz gibi onları da unutmak mıdır diye sorgulamadan geçemiyor insan.

Ya bir gün herhangi bir sebeple ‘unutanlar’ da ‘unutulanlar’ dünyasına geçiverirlerse! Taşların ne zaman yer değiştireceğini hangimiz bilebiliriz. Bir bakarız ki hiç de olmak istemediğimiz bir yerdeyiz.

Trafik kazalarının bu kadar çok olduğu, terörün kimi nerede bulacağının belli olmadığı, dikkatsizlik, tedbirsizlik ve sorumsuzluğun kol gezdiği bir ülkede yaşıyorsak eğer, sağlıklı doğmuş olmamız ölene kadar sağlıklı yaşayacağımızın bir garantisi olmayacaktır.
Bunu kim inkâr edebilir..!

http://bence.biz/2011/07/06/engellediklerimiz/

Konuyla ilgili nacizane yorumum..
Bu konuda bende gerçekten çok hassas biriyim. Hiçbirimizin garantisi yok, Engellediklerimize katılmayacağımızın.
Bu yüzden bu konuda daha hassas olmalıyız. O insanların bizlerden hiçbir farkı yok. Hatta bence bizden fazlaları bile var. Yaşama sevinçleri, mutlulukları, daha birçok şey. Ben imreniyorum o insanlara...
Cevaplar
2010'den beri5.807 mesaj
#2
Kesinlikle. Güzel bir yazı.
Fiziksel bir eksiliği var diye farklı bir gözle bakmak çok yanlıştır. Hiçbir zaman farklı katagorilerde düşünmemek gerekir. Bence mesele fiziksel olarak görmemek, duymamak, hissetmemek değil asıl mesele görmemeyi, duymamayı, hissetmemeyi istememektir. İşte istemedikten sonra o zaman engelli olursun.
yrg26 Konuyu açan
2011'den beri46 mesaj
#3
Video da çok anlamlı. Teşekkürler.
2009'den beri7.788 mesaj
#4
çok güzel yazmışsı Vallahi yüreğine sağlık
yrg26 Konuyu açan
2011'den beri46 mesaj
#5
Silence dedi: ↑
çok güzel yazmışsı Vallahi yüreğine sağlık
Yazan çok güzel yazmış, yazının altındaki link kaynağıdır yazının. Teşekkür ederim.
2009'den beri7.788 mesaj
#6
linki görmedimm :( ama bu bişey değiştirmezki üzülmekle bişey yapamayız keşke elimizden gelen bişey olsa :(
2009'den beri3.167 mesaj
#7
Ne kadar uğraşsanızda anlayamazsınız hallerinden, ancak çeken bilir...
yrg26 Konuyu açan
2011'den beri46 mesaj
#8
Bizlerin başındaki insanların, biraz daha düşünceli olmaları gerekiyor bu konuda. Şöyle bir düşünüyorum da yazıda da geçtiği gibi bir gün gözlerimizi kapatıp, kulaklarımızı kapatıp, dışarı çıksak ne kadar zorlukla karşılacağız kimbilir. Hele birde tekerlekli sandalyeye bağlı olan insanlar, onların yerine koyuyorum kendimi bir gün boyunca öyle dışarıda gezsem anlarım ne kadar zorluk çektiklerini, eminim isyan eder kalkar yürürüm. Ama onların isyan etme ve kalkıp yürümek gibi bir şansları olmayınca, mecburen onlara yaşama alanı sunmaktan başka yapacağımız birşey yok. Herşey bizler için yapılmış koprüler merdivenler hayat bizler için zorken birde o insanları düşünelim?

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.