E
2008'den beri12 bin mesaj
acilan hangi 2 konudan bahsediyorsun arkadasim? tecavuz baslikli konu acip birkac mesaj sonra biz boyle bir konu acilmasini istedik ama yapmadiniz diyorsun...
sen once benim ne yazdigimi iyice oku, anla sonra bana gel bidi bidi yap...
insanlar sana o konular kaynak gosterilerek acilmis diyor sen hala bu konuda yorumlar yazip bu konuyu aktif tutuyorsun...
yorumumu sacma sapan bulup, nutkun tutuluyorsa yazma arkadasim... yazsanda bu sacma sapan konuna daha fazla birsey yazipta aktif olmasina neden olmayacagim...
Duvara laf anlatsam anlardı derdimi...
yuhhh diyorum...
Ben bu konuyu forumdaki tecavüz haberleri üzerine açtım...
2 dakika sonra çıktı "yetkili" nin birisi bu KOMİK RESİM değil dedi...
Ondan sonra o komik resim olayı tekrar gündeme geldi benim ondan önceki komik resim olayını gündeme getirdiğimde daha sen forumda üye bile değildin!
İşin önünü bilmezsiniz sonunu bilmezsiniz NİYET OKURSUNUZ... Bari okuma yazma bilseniz!
--- Mesaj Güncellendi ---
elbruz 2009 dan beri üyesiyim bu forumun senin bu forumu elestirilerin hic bitmedi bence bir öz eleştiri yap; su forumda yazdigin mesajlarin ne kadari teknoloji ile alakalı çok merak ettim bir ara bakmak lazım
bu mesajida bosa yazdım nasilsa senin icin bir anlami yok.
banla o zaman kardeşim...
Yalakalik mi yapmamiz gerek...
Siz her zaman pohpohlanmak istiyorsaniz ben onu yapamam kardeşim...
Bak tüm mesaji büyük harfle yazmak yasak banla...
Bu ne be!
Biz tanriyiz
biz eleştirilmeyiz
bu arada merak ettim...
Hangi eleştirim sebepsizmiş?
Unutmayin eleştirenlerden daha çok pohpohlayan dalkavuklar gelişime engeldir!
Eleştiriyorsak bir şeyler düzelsin diye eleştiriyoruz!
Yalakalik yapanlar pohpohlayanlar niye yapiyor onu bilemem
belki yarin bir gün yeşil mavi oluruz umutlari vardir onlarin da...
Sistem izin vermedi tümünü büyük yazmaya bari tümü renkli olsun
Değerli forumdaşlar
bu konuya birkaç gün önce bende bir "haber" üzerine deyinmek istemiş fakat forumun özgürlük savaşçılarıının gazabından korktuğumdan yorumumu kendime saklamıştım,
Biri size "boynunda akrep var" dese söyleyenin kim olduğuna mı bakarsınız yoksa akrepten kurtulmaya mı?,
Bu konuyu kimin niye açtığı değil ne söylediği önmeli,
Birşeyin Sıradanlaşması-alenileşmesi-normalleşmesinden bahseiliyor,
İki de birde forumun üye sayısını vererek ne kadar büyük bir topluluk olduğundan dem vuran forumdaşlar,
yaş ortalaması hakkında;
- 18 yaş altı saysı 18 yaş üstü ile aynıdır desem, % 90 tutturmuş olurmuyum,
tek kanallı televizyon zamanı gençleriyle , 100 lerce tv kanalı, 1000 lerce haber sitesinin olduğu günümüz gençlerinin
zihin duruluğu aynımıdır,
Eski zaman gençleri bir haberi duymak için eğer evinde varsa tek kanallı televizyondan haber saatinde dinlediği kadar
yada ertesi gün okuyorsa gazeteden iligili haberi duyardı-görürdü,
Günümüzde tam bir haber bombardımanı yaşıyoruz. AYNI haberi o kadar farklı yerden okadar çok dinliyor-görüyoruz ki
o haber ve habere konu olan şey ile ilgili DUYARSIZLAŞIYORUZ
ve o haber ve iligili şey NORMALLEŞİYOR,
Forumun yeni ergenlerine açık çağrı,
Özgürlük adı altında beyniniz - zihniniz iğdiş ediliyor,
Bu tarz haberleri "paylaşmanın" size, ailenize, arkadaşlarınıza nasıl bir faydası - katkısı var lütfen bir düşünün
bu tarz haberler bu forumda olmasa ne KAYBEDERİZ- Neyimiz eksik olur,
Bu tarz haberlerden dolayı zihninizde engel olamadığınız kötü hayaller oluşuyorsa
Bu tarz haberlerden dolayı kendinizi işinize-derslerinize tam veremiyorsanız
vicdan ve mantık süzgecinden geçirerek size yapılan uyarıyı dikkate alın
Kimin söylediği değil ne söylediği niye söylediği önemli
* Eşşeğin aklına karpuz kabuğu getirme!
M
2008'den beri14 bin mesaj
Arkadaşlar sizlerle mail kutuma gelen bi yazıyı paylaşmak istiyorum.. Bence herşeyden önce tartışılması gereken konular bu yazıda gayet net bi şekilde açıklanmış yazıyı çok beğendim sizinde beğeneceğinizi umuyorum..
Bursa Emniyet Müdürü Feryat Ediyor
Mehmed Şevket Eygi
Haber yenidir... Bursa Emniyet Müdürü Ali Osman Kaya bey, Muhtarlar Toplantısında feryat etmiş. Neler demiş neler... Dediklerinden birkaç cümle:
"Dolaşmak için evimden dışarı çıkınca, Kültürpark'ta her ağacın altında bir çift görülüyor... Her çalının dibi yatak odası gibi...
Her şey meydanda...
Bunlar benim de kanıma dokunuyor...
İki taraf gönüllü olarak razı olunca yapacağımız bir şey yok...
Yasalar buna izin vermiyor... Biz kolluk kuvveti olarak sadece uyarabiliyoruz..."
Bu sözleri söyleyen herhangi bir vatandaş değildir. Osmanlı'nın birinci başkenti, büyük kültür ve medeniyet şehri, evliyalar yurdu, yakın zamana kadar imanın, İslam'ın, tasavvufun belli başlı merkezlerinden olan anlı şanlı Bursa şehrinin Emniyet müdürüdür.
Bakınız Bursa ne hale gelmiş, ne hallere düşmüş. Acaba bu talihsiz durum sadece Bursa'ya mı mahsustur? Maalesef ülkemizin büyük bir kısmı açık ve serbet fuhuşhaneye dönüşmüştür. Avrupa Birliğine uyum sağlamak için çıkartılan yeni liberal kanunlar, -polisin ve yargının elini bağlamaktadır. Yapılanlar, sadece zinayı Ceza kanunundan çıkartmakla sınırlı kalmamıştır. İslam dininin, millî kültür ve ahlakın kabul etmediği ve fuhşiyat (azgınlık) olarak gördüğü nice kötülük serbest bırakılmıştır. Havalar iyileşti, sıcaklar geldi ya, bir gün öğle namazı sıralarında Sultanahmet Camii'nin bahçesini, çevresini, avlusunu, merdivenlerini geziniz. O mukaddes İslam mabedini çıplak kadınların istila etmiş olduğunu göreceksiniz. Mini etekli, şortlu, memelerinin büyük kısmı görünen, laubali kadınlar... Merdivenlere oturan bazı kadınların en mahrem yerleri görünüyor. Yılışıklık son haddinde. Kahkahalar, haykırışlar, hellolar mellolar... Cami mi, kadınlar hamamı mı?
Bundan on sene kadar önce yaz ayında bir pazar günü Bursa Ulu Cami'ye gitmiştim. O mukaddes mekanın içi çıplak, dekolte kadınlarla doluydu.
İstanbul'da birtakım çağdaşlar otobüslerde, tramvaylarda, sokakta, parkta herkesin arasında öpüşüyor, cilveleşiyor. Böyle şeyler bizim dinî ve millî terbiyemizle uyuşmaz. Fuhuş, modern ve kalkınan Türkiye'nin büyük sektörlerinden biri haline gelmiştir.
Acaba uyuşturucu mu önde, fuhuş mu?..
.
Devletin koruması ve güvencesi altında yapılan TC vesikalı yasal ve resmî fuhuş, yarı gizli öteki fuhşun yanında devede kulak kalır. Hatırlarsınız, yakın tarihte Genelevler imparatoriçesi Madam Matild Manukyan'a devlet törenleriyle vergi rekortmeni ödülleri verilmişti.
Sabah gazetesinin 5 Şubat 2006 tarihli nüshasında "Bir polisin genelev anıları" başlığıyla korkunç, dehşetli, atom bombası gibi bir röportaj yayınlanmış, bunda polis müdürlerinin Manukyan'a hanımefendi, memurların ana diye hitap ettikleri yazılmıştı. O röportajdan enteresan bir bilgi: Bir banka memuresi gündüzleri bankada çalıyor, akşam olunca Madamın genelevinde sermayelik yapıyormuş... Bir kadın öğretmen de öyle... Madam'ın birkaç özelliğini sayayım: Dünyanın en lüks Rolls Royce otomobiline sahipti. Şiirler yazardı. Atatürk akrostişli manzumesi pek meşhurdur. Madam M. Kemal Paşa'ya hayrandı.
Her neyse...
Geçen sene bir otobüs şoförünün, vasıtada herkesin içinde öpüşüp sevişen bir çifti uyardığı için başına gelenleri biliyorsunuz. İlerici ve çağdaş medya adamcağızı linç etmişti.
Böyle giderse AB normları ve standartları Türkiye'yi ahlaken çökertip yıkacak.
(NOT: Yazımda bahs ettiğim Sabah gazetesinde yayınlanan röportaj son on sene içinde yapılan on başarılı ve önemli röportaj listesi içindedir. Son derece yakıcıdır, gözleri açıcı, vicdanları sızlatıcıdır. Müslüman Türkiye ne hallere düşmüş!.. Mutlaka okumanızı, bir kere değil birkaç kere okumanızı, en az yüz kişiye okutmanızı ve sonra tenha bir yere çekilerek acı acı ağlamanızı temenni ediyorum. Sakın ihmal etmeyiniz...)
* (İkinci yazı)
On İki Temel Prensip
Devletin, idarenin, sistemin temel prensipleri şunlar olmalıdır:
1. Mutlak dürüstlük ve doğruluk. Yüzde 90 doğruymuş da, yüzde 10 eğrilik, yamukluk yapabilirmiş. Böylesi olmaz olsun! Yüzde yüz olacak. En ufak bir eğrilikte yasal yollardan tepetaklak edilecek. Bir eğrilik örneği: Makam arabasını özel işleri için kullanmış. Bu onun siyasî veya idarî kariyerinin sonu olacaktır.
2. Ehliyet ve liyakat. En küçüğünden, en büyüğüne kadar devlet, belediye, yargı, eğitim vs hizmetlerde birinci şartı ehliyet ve liyakat olmalıdır.
3. Hizmete bir ceket ile başladıysa, hizmetten bir ceketle ayrılmak. Hizmet esnasında zenginleşmemek.
4. Yüksek seviyede millî kültür ve genel kültür sahibi olmak.
5. Mantık bilmeyen, mantık sertifikasına sahip olmayan kimseler hizmet edemez. Onların hizmete ehliyeti yoktur.
6. En geniş mânasıyla âdil olacak.
7. Kesinlikle yalan söylemeyecek ve aldatmayacak. Küçük çocuğuna "Yemeğini yersen seni gezmeye götüreceğim" dedi ve sonra götürmedi. Bu adam (veya kadın) yalancıdır, ona güvenilmez, o hizmet edemez.
8. Hangi dine bağlı ise o din ile mütedeyyin olacak.
9. Hiçbir şeyin fanatiği, militanı, holiganı olmayacak.
10. Nepotizme (yakınlarını, akrabasını, dostlarını, arkadaşlarını, hemşehrilerini kayırmak...) kesinlikle imkan ve fırsat verilmeyecek.
11. Hizmet erbabı şeffaf olacak. Müslüman ise Kur'an üzerine, Yahudi ise Tevrat üzerine, Hıristiyan ise İncil üzerine el basıp yemin ederek mal ve zenginlik beyanında bulunacak.
12. Yukarıda yazılı prensipleri çiğneyenlere çok ağır cezalar verilecek, hayatları karartılacak. İhlas yüzde yüz olur, yüzde doksan dokuz olmaz.
Doğruluk ve dürüstlük de öyledir.
Namus ve iffet de...
Bir kadın yüzde doksan dokuz namuslu ve sadıkmış ama bazen, yüzde bir zina yapabilirmiş. Bu kadına iffetli, namuslu demek mümkün müdür?
Devlet adamlarının, belediyecilerin, büyük ve küçük bütün bürokratların, yargı mensuplarının, ordu mensuplarının, eğitimcilerin doğrulukları dürüstlükleri hep yüzde yüz olmalıdır.
En ufak tökezlemede ağır şekilde cezalandırılmalı, kariyerleri bitirilmeli, pişman edilmelidir. Devletin ayakta durması, ülkenin selamette olması, halkın iyi ve âdil idare edilmesi için bu dediklerimin hayata geçirilmesi şarttır.
Bu yapılmazsa şu veya bu şekilde gemi su alır, yana yatar ve Allah korusun batar.
Hizmete bir ceketle başlamış, beş on sene sonra Karun gibi zengin olmuş. Böyle hizmet olmaz!..
Müslümanlıkta, bir ceketle başladığı hizmetten, yine bir ceketle ayrılmak vardır. Hattâ bazen o bir ceketi bile kaybetmiş olarak... 01.05.2012